Etiket: covid

  • Sağlık, emek ve meslek örgütleri: Vakalar hızla yükseliyor, Bakanlık seyrediyor-VİDEO

    Sağlık, emek ve meslek örgütleri: Vakalar hızla yükseliyor, Bakanlık seyrediyor-VİDEO

    PİRHA- Ankara’daki sağlık emek ve meslek örgütleri yaptıkları açıklamada, pandeminin hala devam ettiğini ve vakaların hızla yükseldiğini vurgulayarak, “Halk sağlığına önem verilmeli. Artan vakalar nedeniyle kamu hastanelerinden randevu alınamıyor. Bakanlık bir an önce gerekli tedbirleri almalı” dedi.

    Ankara’da bulunan emek ve sağlık meslek örgütleri pandeminin sürdüğüne ve Sağlık Bakanlığı’nın gerekli önlemleri almadığına dikkat çekmek için basın toplantısı yaptı.
    Ankara Aile Hekimleri Derneği, Ankara Diş Hekimleri Odası, Ankara Tabip Odası, Birlik ve Dayanışma Sendikası, Devrimci Sağlık-İş Sendikası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi ile Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği tarafından yapılan açıklamada salona ‘Pandemi sürüyor, Bakanlık seyrediyor’ pankartı asıldı.
    Emek ve sağlık meslek örgütleri adına açıklamayı ATO Genel Sekreteri Mine Coşkun okudu.

    “COVİD-19 VAKALARI ARTIŞA GEÇMİŞTİR”

    Türkiye’de Covid-19 vakalarının hızla arttığını belirten Çoşkun, “Bahar aylarıyla birlikte pandemi tedbirlerinin gevşetilmesi, yaz aylarındaki turizm hareketliliği ve 9 günlük bayram tatilinin de etkisiyle özellikle son bir aydır Türkiye’de COVID-19 vakaları hızla artışa geçmiştir. Sağlık Bakanlığı, kendi verilerine göre günlük vaka sayısının 1000’in altına düştüğünü söyleyerek, sağlık kuruluşları hariç tüm ortamlarda maske zorunluluğundan vazgeçildiğini duyurdu. Maske ve mesafe uyarılarının yeterince yapılmaması, aşılama çalışmalarında gerileme, HES kodu uygulamasının sonlandırılması ve salgının bittiği anlamına gelebilecek mesajlar verilmesi toplumda salgın ile ilgili rehavet oluşturmuştur” ifadelerine yer verdi.

    “SALGIN KONUSUNDA YURTTAŞLAR GERÇEĞİ ÖĞRENMELİ”

    Son birkaç haftadır yapılan testlerde COVID-19 pozitifliği yüzde 50’ye kadar çıktığına değinen Çoşkun, resmi verilere göre vakalar 10 kat artmış durumdadır dedi. Çoşkun, “Günlük vaka sayısı 1000’in altına düşünce maske zorunluluğunu kaldıran Bakanlık, vaka sayısı 60.000’e dayanmışken herhangi bir ek önlem almamış, adeta salgınla mücadele etmeyi bırakmıştır. Toplumun tümünü ilgilendiren salgın konusunda yurttaşlarımızın gerçekleri öğrenme hakkı vardır. Vaka ve ölümlerin yaş, cinsiyet, meslek, il vb. düzeyinde şeffaf ve doğru bir şekilde açıklaması yapılmalıdır. Salgının ilk döneminde kronik hastalara ilaçlarını eczanelerden reçetesiz almaları için verilen raporların da Haziran ayı itibarıyla bitmesiyle pek çok hastanın reçete yazdırmak için Aile Sağlığı Merkezlerine gitmesi, vaka sayısının arttığı bu dönemde, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların bulaş riskini artırmaktadır” diye konuştu.

    “VAKALAR NEDENİYLE HASTANELERDEN POLİKLİNİK RANDEVUSU ALINAMAMAKTADIR”

    Ankara özelinde konuşan Çoşkun, devamında şu ifadelere yer verdi:

    Ankara’daki 2021 yılı, 06-13 Ağustos arası günlük vaka sayısı 1600 civarındayken bugün Ankara’da günlük vaka sayısı 3750-4250 aralığında seyretmektedir. Sağlığa erişim sorunu ve yoksulluk gün geçtikçe artmaktadır. Yine artan COVID-19 vakaları nedeniyle hastanelerden poliklinik randevusu alınamamaktadır. Ankara’da kamu hastanelerinde 1550-1600 aralığında erişkin yoğun bakım yatağı bulunmakta olup son aylarda yoğun bakım doluluk oranı yüzde 87’nin üstündedir.”

    TALEPLER

    Açıklamada, artan COVİD-19 vakalarına karşı önlemlerin alınması gerektiği vurgulanarak şu talepler sıralandı:

    *Sağlık merkezlerine yönelik yoğunluğu azaltıcı tedbirler alınmalı,
    *Hastanelerde covid servisleri ve poliklinikleri tekrar açılmalı,
    *Birinci basamak sağlık hizmetlerinde yoğunluğu ve riski azaltmak için raporlu ilaçlar doğrudan eczanelerden alınmalı, raporlar pandemi bitimine kadar uzatılmalı,
    *İzolasyona alınan hastaların karantina raporları Müdürlüklerce düzenlenmeli, toplum için Kovid bulaşı riski oluşturan hastaların sağlık kuruluşlarına rapor talebiyle başvuruları engellenmeli,
    *Kapalı ortamlarda ve kalabalık olan açık ortamlarda maske kullanımına devam edilmeli,
    *Toplu taşıma, AVM, hastane gibi kapalı ortamlarda ücretsiz maske dağıtımı sağlanmalı,
    *HES kodu uygulaması tekrar başlatılmalı,
    *Etkin filyasyon ve izolasyon uygulanmalı,
    *Aşı kampanyalarıyla aşılamaya hız verilmeli, hatırlatma dozları etkili aşılarla yapılmalı,
    *Eylül ayında açılacak olan okullara yönelik tedbirler gecikmeden uygulanmalı, 5-11 yaş grubu aşılama programına dahil edilmelidir,
    *COVID-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir,
    *Ankara’da açılacak Etlik Şehir Hastanesi için 5 kamu hastanesinin kapatılması planlanmaktadır. Bu durum, sağlığa erişimi daha da zorlaştıracağından, kamu hastanelerinin kapatılmasından vazgeçilmelidir.

    PİRHA/ ANKARA 

  • Cavit Murtezaoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti

    Cavit Murtezaoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti

    PİRHA-Sanatçı-Yazar Cavit Murtezaoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti. Murtezaoğlu, yakalandığı Covid-19 hastalığı nedeniyle 6 Ağustos 2020’de Hakk’a yürümüştü.

    Siyasi yasaklı olmasından dolayı sürgünde yaşadığı İstanbul’da 2020 yılında koronavirüse yakalanan Ehl-i hak (Yaresan) Sanatçı -Yazar Cavit Murtezaoğlu’nun aramızdan ayrılmasının üzerinden 2 yıl geçti.

    Günlerce Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde yatan Murtezaoğlu kurtarılamayarak 6 Ağustos 2020 tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    İran’da siyasi yasaklı olmasından dolayı İstanbul’da sürgünde yaşayan Murtezaoğlu, Can TV‘de de ‘Cavidan Name’  programını yapıyordu.

    CAVİT MURTEZAOĞLU KİMDİR?

    Asıl adı Javid Fakhim Ghanbarzadeh olan sanatçı 1962’de Tebriz’de doğdu. Azerbaycan Bakü Konservatuarı’ndan mezun olan Cavit Murtezaoğlu, caz formatıyla buluşan ve makamsal yapıya dayanan müziğini “Caz-makam’ olarak tanımlıyor. 100’ün üzerinde bestenin yanında “O 3 (Leyla-Mecnun)” ve “Pir Sultan” adlı iki operete imza atan Murtezaoğlu, müzik yazımı, çalışmaları içinde, birçok yeni makam çeşnileri, ses dizimleri ve armoniler yarattı.

    Murtezoğlu bir röportajında kendisiyle ilgili şu bilgileri vermişti;

    “1962 Tebriz’in Serandib adlı mahallesinde Ehl-i Hak bir ailede doğdum. Müzik ve felsefeyle haşır neşir olduğum için tutucu insanlarla karşı- karşıya kalmam kaçınılmazdı. Bakü’de konservatuar okumaya karar verdim. Orada hocam İslam Rızayev’in desteğiyle Azerbaycan müziğinde ilk defa Neva Makamını trio şeklinde Azerbaycan’da milli radyonun altın arşivine kaydettik. Birçok çalışmadan ve yaratıcılıktan sonra İran’a dönmek zorunda kaldım. Ve İran’ın sanat ve siyasi ambiyansının daha baskıcı bir hale dönüştüğünü gördüm. Bıkmadan usanmadan çalışmalarıma devam edip ‘Senli Günler’ adlı albüm, ‘101 Nefes’ adlı kitap ve yine ‘Susmam’ adında bir albüm ve video kliplerini yayınladım. Tebriz’de müzisyenlerin sendika derneğinin kuruculuğunu ve başkanlığını yaptım. Fakat baskılar yüzünden bu derneğin işleri askıya alındı. Konser taleplerim peş peşe geri çevrildi, sanatıma değil sürgünüme destek verdiler. Hayatım maceralı olduğu için özgeçmişimi kısaltmam gerek. İlhamımın okları İstanbul’u gösteriyordu. Ve çok isabetli bir yönmüş. Türkiye’de “Virtüözler ve Cavit Murtezaoğlu”, “Tebriz’den Toros’a” adlı albüm, “Yarizm”, “Bayrek Kuşçuoğlu”, “Nefes Alma Teknikleri” adlı kitapları yayınladım. Konser ve seminerlere katıldım. Her şey güllük gülistanken birden bire yine sürgün olmak zorunda kaldık. Suçlu arasan bulamazsın ama sonuç olarak ben yine sürgünüm. Çok yakında yine maceralı bir seferim başlayacaktır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili ‘Covid’ paylaşımlarına soruşturma başlatıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili ‘Covid’ paylaşımlarına soruşturma başlatıldı

    PİRHA-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Erdoğan ve eşinin Covid testinin pozitif çıkmasıyla ilgili paylaşım yapan bazı sosyal medya kullanıcılarına “Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerleri aşağılama” soruşturması başlattı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın Covid-19 testlerinin pozitif çıkmasına ilişkin paylaşım yapan bazı sosyal medya kullanıcıları hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “5 Şubat 2022 tarihinde Sn. Cumhurbaşkanı tarafından kendisi ve eşinin Covid-19 test sonucunun pozitif çıktığı ve sağlık durumunun iyi olduğu yönünde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımını ilgi tutarak yapılan bir kısım paylaşımlarda; Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerleri aşağılama vs suç teşkil eden ifadelerle ilgili olarak, Cumhuriyet Başsavcılığımız yetkisinde tespit edilen şüpheliler hakkında re’sen soruşturma başlatılmış olup konuyla ilgili gerekli adli işlemler kolluk birimleriyle birlikte yürütülmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yoğun bakımda yatanların yüzde 51’inden fazlası aşısız

    Yoğun bakımda yatanların yüzde 51’inden fazlası aşısız

    PİRHA-Türk Yoğun Bakım Derneği, Türkiye’deki 60 yoğun bakım ünitesinde 952 koronavirüs hastası ile ilgili aşı araştırması yaptı. Buna göre, yoğun bakımda yatan hastaların yüzde 51,4’ünün hiç aşı yaptırmadığı tespit edildi.

    Türk Yoğun Bakım Derneği’nin Türkiye genelinde 60 merkezden elde edilen verileri Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu önderliğinde, Sağlık Bakanlığı’nın onayıyla değerlendirdiği çalışmanın sonuçları, aşılanmanın ağır hastalık, hastaneye yatış ve ölümleri ne ölçüde azalttığını bir kez daha gösterdi.

    “AŞILARI TAM OLANLAR YOĞUN BAKIMA DÜŞMÜYOR”

    Prof. Dr. Fuat Demirkıran, çalışmanın 11 Ağustos 2021 tarihine ait bir günlük süreçte Türkiye’nin her yerinden 60 merkezde yatan yoğun bakım koronavirüs hastalarının verilerinin değerlendirilerek gerçekleştirildiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

    “952 hastaya ulaştık, 921’inin sonuçları analiz edilerek değerlendirmeye alındı. Türk Yoğun Bakım Derneği’nin Türkiye çapındaki üyelerinin çalıştıkları yoğun bakımlardan gönderdikleri veriler bunlar. Buna göre, yoğun bakımlardaki aşısız hasta oranı yüzde 51,4, iki doz Sinovac aşısı yaptıranların oranı ise yüzde 39,4 olarak belirlendi. Üç doz Sinovac ile aşılananların oranı yüzde 1,9, iki doz Sinovac ve bir doz BioNTech ile aşılananlar yüzde 1.1, tek doz Sinovac yüzde 3,4, tek doz BioNTech ise yüzde 2,3 olarak belirlendi. İki doz BioNTech ile aşılananların oranı yüzde 0,5 olarak belirlendi. Aşısız hastalar ve eksik aşılı olanları topladığımızda yüzde 80’i geçtiğini görüyoruz.”

    Aşıların etkinliği konusunda bir spekülasyon yaratmanın doğru olmadığını da vurgulayan Prof. Dr. Demirkıran, şöyle konuştu:

    “Hangi aşıyı yaptırırsanız yaptırın, aşılar koruyor. Tabii ki, her ülkenin aşı programları revize edilebiliyor duruma göre. İki doz Sinovac aşısıyla yeterince korunduk ama farklı varyantların ortaya çıkması ve aşılamadaki koruyuculuk süresinin yani immünitenin yavaş yavaş düşmesi nedeniyle yeni bir aşılanmaya gereksinimimiz oldu. Bunu Sinovac’la da yapabilirdiniz, BioNTech’le de. Nitekim bizim sonuçlarımızda da üç doz aşılı olanların üçüncü dozu Sinovac ile olsa bile yoğun bakım yatışlarının çok düşük olduğunu görüyoruz. İki doz Sinovac üzerine bir doz BioNTech’de de böyle.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İş cinayetlerinde yükseliş: Ağustos ayında en az 174 işçi yaşamını yitirdi

    İş cinayetlerinde yükseliş: Ağustos ayında en az 174 işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2021 Ağustos ayına dair iş cinayetleri raporunu açıkladı. Paylaşılan veriler doğrultusunda ağustosta en az 174, yılın ilk sekiz ayında ise en az 1494 işçinin hayatını kaybettiği bilgisi aktarıldı.

    İSİG Meclisi, 2021 Ağustos ayına ait iş cinayetleri raporunu paylaştı. Yapılan açıklamada Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, ölümlerin yoğun olduğu tarım, inşaat başta olmak üzere kayıt dışı istihdamı görmediği ifade edildi.

    Yıllık iş cinayetleri sayısının 2000 civarında olduğuna işaret eden İSİG Meclisi, son sekiz yılda büyüme hedefli üretim zorlamaları nedeniyle binlerce işçinin ölümüne neden olunduğunu ifade etti.

    AĞUSTOS AYINDA 174 İŞ CİNAYETİ!

    İSİG Meclisi, paylaştığı raporda Ağustos ayında en az 174 işçinin, iş cinayetleri sebebiyle hayatını kaybettiği bilgisini aktardı. İSİG Meclisi iş cinayetlerinin aylara göre dağılımını da şu şekilde sıraladı:

    Ocak ayında en az 203 işçi,

    Şubat ayında en az 142 işçi,

    Mart ayında en az 144 işçi,

    Nisan ayında en az 258 işçi,

    Mayıs ayında en az 239 işçi,

    Haziran ayında en az 179 işçi,

    Temmuz ayında en az 155 işçi,

    Ağustos ayında en az 174 işçi hayatını kaybetti.

    16 YABANCI UYRUKLU İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ!

    İSİG Meclisi, 2021 yılının ilk sekiz ayında iş cinayetlerinde en az 1494 işçinin yaşamını yitirdiğine vurgu yaparak 174 emekçinin 150’sinin ücretli (işçi ve memur), 24’ünün ise kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğuna işaret etti.

    Açıklanan raporda, ölenlerin 7’sinin kadın işçi, 167’sinin de erkek işçi olduğu belirtildi. Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise 16 göçmen/mülteci işçinin de hayatını kaybetmesi oldu. Ölenlerden 6’sının Suriyeli, 4’ünün Rusyalı, 3’ünün Afganistanlı, 1 Gürcistanlı ve 1 de İranlı olduğu açıklandı.

    Ölümlerin en çok tarım, inşaat, taşımacılık, sağlık, metal, güvenlik, ticaret/büro, konaklama, enerji, belediye/genel işler, madencilik, tekstil, gemi/tersane, kimya ve ağaç işkollarında meydana geldiğine dikkat çekildi. Bu doğrultuda; en fazla ölüm nedenlerinin trafik kazası, covid-19, ezilme/göçük, kalp krizi, yüksekten düşme, elektrik çarpması, zehirlenme/boğulma, şiddet ve intihar olduğuna işaret edildi.

    11 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ!

    İSİG Meclisi raporunda dikkat çeken bir diğer veri de çocuk işçilerin dahil olduğu ölümlü kazalar oldu. Verilen bilgilere göre 11 çocuk, ağustos ayında çalışırken hayatını kaybetti. Aktarılanlara göre 14 yaş ve altı yaş grubunda 1 işçi, 15-17 yaş grubunda ise 10 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    Raporda 18 ölüm ile İstanbul’un en çok iş cinayeti yaşanan il olduğuna da işaret edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Mu varyantına karşı uyardı!

    Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Mu varyantına karşı uyardı!

    PİRHA-Koronavirüs beşinci varyantı ile insan sağlığını tehlikeye atmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) Kolombiya kökenli Mu varyantının aşıya karşı daha dirençli olduğunu da belirtti.

    Mu varyantının, dünya çapındaki toplam vakaların yüzde 0,1’inden daha az bir orana denk geldiği biliniyor. Ayrıca Delta varyantı gibi aşıya karşı direnç gösterebildiği saptandı.

    DSÖ’nün yaptığı açıklamada bazı ülkelerde hastaneler üzerinde artan bir yük ve daha fazla ölüm gözlemlemeye başlandığı belirtildi. Bu artıştan üç faktör sorumludur. İlki, şu anda Bölgedeki 50 ülkede rapor edilen daha bulaşıcı Delta çeşididir. İkinci faktör, halk sağlığı önlemlerinin hafifletilmesi ve üçüncüsü, çoğu ülkede vaka sayılarında önemli bir artışa neden olan seyahatlerdeki mevsimsel artıştır. Özellikle Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya cumhuriyetlerinde vakalarda keskin bir artış görünüyor.

    Açıklamada aşı karşıtlığına da değinildi. DSÖ açıklamada; “Aşı bir haktır ama aynı zamanda bir sorumluluktur. Bölgemizde aşı alımındaki durgunluk endişe vericidir. Artık birçok ülkede halk sağlığı ve sosyal önlemler gevşetildiğine göre, daha fazla bulaşma, daha ciddi hastalıklar, ölümlerdeki artış ve yeni endişe türlerinin ortaya çıkması riskinin artmasını önlemek istiyorsak, halkın aşıyı kabul etmesi çok önemlidir” dedi.

    DSÖ OKULLARIN AÇILMASINI DESTEKLİYOR

    Yaklaşık bir buçuk yıldır okullar uzaktan eğitim ile devam ediyor. Türkiye’nin birçok ilçesinde çocuklar köylerinde internetin çekmemesinden kaynaklı ya da teknolojik ekipmanlarının eksikliğinden bu eğitimden faydalanamadı. Ekonomik farklılıklar, fırsat eşitsizliğini gözler önüne serdi. DSÖ ise okulların açılmasını akademik performans üzerinden düşünüyor. DSÖ sebebini “Çocukların eğitimi bırakma olasılığını artırır ve çocukların ruh sağlığını etkiler. Çocuklarımız, özellikle zaten savunmasız olan ve dijital öğretim yöntemlerinden yararlanamayanlar olmak üzere, geçtiğimiz 20 ay içinde çok acı çekti. Bir yıl öncesinin aksine, şimdi onları güvende tutabilecek durumdayız.” şeklinde açıkladı.

    Milyonlarca çocuk okula dönerken, DSÖ/Avrupa ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), okulların açık olması ve açık kalması için gerekli tüm önlemlerin alınması çağrısında bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Son 24 saatte 7 bin 656 vaka tespit edildi

    Son 24 saatte 7 bin 656 vaka tespit edildi

    PİRHA- Koronavirüs nedeniyle, 24 saatte 137 kişi daha yaşamını yitirdi, 7 bin 656 yeni vaka tespit edildi.

    Koronadan kaynaklı 137 kişi yaşamını yitirdi, 7 bin 839 yeni vaka tespit edildi.

    Son 24 saatte 222 bin 639 Covid-19 testi yapıldı, 7 bin 656 kişinin testi pozitif çıktı, 137 kişi hayatını kaybetti.

    Ağır hasta sayısı bin 391 oldu. 11 bin 180 kişinin Covid-19 tedavisinin sona ermesiyle iyileşen sayısı 5 milyon 94 bin 279’a yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık Bakanlığı: Koronavirüs nedeniyle 231 kişi daha hayatını kaybetti

    Sağlık Bakanlığı: Koronavirüs nedeniyle 231 kişi daha hayatını kaybetti

    PİRHA-Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 231 kişi daha hayatını kaybetti, 8 bin 697 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı, koronavirüs (Covid-19) günlük hasta tablosunu paylaştı. Verilere göre, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 231 kişi daha hayatını kaybetti, 835 yeni hasta dahil olmak üzere 8 bin 697 yeni vaka tespit edildi.

    Koronavirüs nedeniyle toplam ölüm sayısı 46 bin 071’e, toplam vaka sayısı ise 5 milyon 178 bin 648’e yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Covid-19 son 24 saat: 356 can kaybı, 26 bin 476 yeni vaka

    Covid-19 son 24 saat: 356 can kaybı, 26 bin 476 yeni vaka

    Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 356 kişi daha hayatını kaybetti, 26 bin 476 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı, Koronavirüs (Covid-19) günlük hasta tablosunu paylaştı. Verilere göre, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 356 kişi daha hayatını kaybetti, 2 bin 414 yeni hasta dahil olmak üzere 26 bin 476 yeni vaka tespit edildi.

    Koronavirüs nedeniyle toplam ölüm sayısı 41 bin 883’e, toplam vaka sayısı ise 4 milyon 955 bin 594’e yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Covid-19 son 24 saat: 341 can kaybı, 40 bin 444 yeni vaka

    Covid-19 son 24 saat: 341 can kaybı, 40 bin 444 yeni vaka

    Koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 341 kişi daha hayatını kaybetti, 40 bin 444 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı, Koronavirüs (Covid-19) günlük hasta tablosunu paylaştı. Verilere göre, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 341 kişi daha hayatını kaybetti, 2 bin 728 yeni hasta dahil olmak üzere 40 bin 444 yeni vaka tespit edildi.

    Koronavirüs nedeniyle toplam ölüm sayısı 39 bin 398’e, toplam vaka sayısı ise 4 milyon 751 bin 26’ya yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de Haceri köyü karantinaya alındı

    Dersim’de Haceri köyü karantinaya alındı

    PİRHA-Dersim Merkeze bağlı Haceri(Güdeç) Köyü’nde Covid-19 virüsünün mutant versiyonu çıktığı için köy karantinaya alındı.

    Dersim Merkeze bağlı Haceri(Güdeç) Köyü’nde hayır yemeği verildi. Yemeği dağıtan aşçıda Covid-19 virüsünün mutant versiyonu çıktığı için köy karantinaya alındı.

    Tunceli Valiliğinden yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Tunceli Merkeze bağlı bir köyümüzde, almış olduğumuz hıfzıssıhha kararına rağmen hayır yemeği verilmiş, yemek dağıtımı yapan aşçıda mutant virüs görülmesi sebebiyle maalesef köy karantinaya alınmıştır. Hayır yemeğini düzenleyen ve yemeğe katılan kişiler hakkında 1593 Sayılı Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282. Maddesi kapsamında para cezası uygulanacak olup ayrıca hayır yemeğini düzenleyen kişiler ve köy muhtarı hakkında TCK’nın 195. Maddesi gereğince adli işlem başlatılacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Pülümür’de bir köy karantinaya alındı

    Dersim Pülümür’de bir köy karantinaya alındı

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Asgirek(Kocatepe) köyü, koronavirüs tedbirleri kapsamında karantinaya alındı.

    Dersim’de Asgirek(Kocatepe) köyü Covid-19 vaka temaslılarında görülen artış nedeniyle salgının yayılım hızının kontrolü ve yakın köylerde olası bulaşın engellenmesi adına karantinaya alındı.

    Karantinaya ilişkin Pülümür Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:

    İlçemiz Toplum Sağlığı Merkezi, filyasyon ekiplerince yapılan değerlendirmelerde, Kocatepe köyünde Covid-19 vaka temaslılarında görülen artış nedeniyle salgının yayılım hızının kontrolü ve yakın köylerde olası bulaşın engellenmesi adına karar alındı. Kocatepe köyünde vaka ve vaka temaslıların haricinde yaşayan diğer hane halkları ile olası temas riskinin yüksek olması, köyde genel sağlığın korunması amacıyla 26 Mart tarihinden itibaren 10 gün süreyle karantina tedbiri uygulanmasına, zorunlu haller olmadıkça köye giriş ve çıkışlara izin verilmemesine, oy birliğiyle karar verildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Covid-19: 73 kişi yaşamını yitirdi, 18 bin 912 kişinin testi pozitif çıktı

    Covid-19: 73 kişi yaşamını yitirdi, 18 bin 912 kişinin testi pozitif çıktı

    PİRHA- Türkiye’de koronavirüsten son 24 saatte 73 kişi yaşamını yitirdi, 18 bin 912 kişinin testi pozitif çıktı.

    Sağlık Bakanlığı, koronavirüs (Covid-19) pandemisinin Türkiye’ye ilişkin güncel verilerini paylaştı.

    Koronavirüs nedeniyle 73 kişi daha hayatını kaybetti, 18 bin 912 yeni vaka tespit edildi. Böylece pandemiden dolayı yaşamını yitiren toplam kişi sayısı 29 bin 696’ya, vaka sayısı ise  2 milyon 930 bin 554’e yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Türkiye, cinsiyet eşitliği sıralamasında 130. sırada’-VİDEO

    ‘Türkiye, cinsiyet eşitliği sıralamasında 130. sırada’-VİDEO

    PİRHA-İHD’li kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü ile ilgili basın açıklaması yaptı. 2020 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye’nin 153 ülke arasından 130. sırada olduğu açıklanırken, “Kadınların şiddete uğradığı alanların başında ev içi şiddet gelmektedir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü ile ilgili açıklama yaparak kadın-erkek eşitsizliğine işaret etti.

    Genel merkez binasında yapılan açıklamayı İHD Kadın Komisyonu üyesi Nilay Nayman okudu. Nayman, 2020 yılı içerisinde İHD’ye 1120 kişinin hak ihlali başvurusunda bulunduğunu aktardı. Nayman, Dünya Ekonomik Formu (WEF) 2020 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye’nin 153 ülke arasında 130. sırada olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “EŞİTSİZLİĞİ GÖRMEK İÇİN SİYASETTEKİ KATILIMA BAKIN”

    “Mirabel kardeşlerin katledilmesinin üzerinden 60 yıl geçmesine rağmen kadınlar halen katledilmekte, şiddet görmekte, yok sayılmakta ve hakları gasp edilmektedir. Buna karşın kadınlar bu şiddete her zaman ve her yerde karşı çıkmış, bu şiddetle mücadele etmiş ve mücadelelerine de devam etmektedir. Dolayısıyla, şiddetin tarihi aynı zamanda kadın mücadelesinin ve kadınların şiddete karşı duruşunun da tarihidir.

    Kadına yönelik şiddet artık pek çok alana yayılmış ve kadınlar fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyolojik ve daha farklı alanlarda etkilenmeye devam etmektedirler. Covid-19 Pandemisi döneminde kadınlar ekonomik ve sosyal alanlarda da mağdur edilmektedirler. Tüketici Hakları Derneği’nin 9 Mayıs 2020’de verdiği bilgiye göre; ‘Türkiye’de 24 milyon anne var ve bunların 4,8 milyonu açlık, 14,5 milyonu da yoksulluk sınırının altında yaşıyor’. Ekonomik ve sosyal haklar anlamında mağdur hale gelen kadınlar, belirli kurumlara başvuru yaparak çözüm aramak zorunda kalmışlardır.

    Dünyada, Türkiye’nin de yer aldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi %60,5 ile cinsiyet eşitliği konusunda en geride yer almaktadır. Rapora göre kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 100 yıl, erkeklerle eşit ücrete sahip olması için 257 yıl geçmesi gerekir. Türkiye’nin de mevcut ekonomik ve politik yapısı toplumsal cinsiyet eşitliği normlarını yok saymakta ve bu anlayış, şiddetin daha da artmasına zemin hazırlamaktadır. Kadını ev içinde tutmaya dönük anlayış kadınların toplumsal yaşamda ve iş alanındaki varlığına engel olmaktadır. Kadının, her alanda temsiliyetindeki eşitsizliği görmek için siyasete katlımına bakmak dahi yetmektedir. Parlamentoda 600 milletvekilin yalnızca 102’si kadındır. Siyaseten yönetim alanlarında eşbaşkanlık sisteminin resmiyette kabul edilmeyişi bu anlayışın sonucudur.

    Kadınların şiddete uğradığı alanların başında ev içi şiddet gelmektedir. Kadınlar çoğunlukla en yakınları tarafından katledilmekte, şiddet görmekte, tacize ve tecavüze maruz bırakılmaktadırlar. Neredeyse her gün birden fazla kadın katlediliyor. Yüzlerce kadın şiddete uğruyor ve bunun büyük bir kısmı kayıt altına alınamıyor. Kadınlar; şikayet ettiklerinde bunun bir çözüm olacağına, örneklerden yola çıkarak artık inanmaz hale gelmiş durumdalar. Kolluk, çoğu vakada ev içi şiddete karşı eğitilmediği için mağduru tekrar şiddet gördüğü alana geri gönderiyor.

    “KADINLARIN EMEK VE BEDENLERİ SÖMÜRÜLÜYOR”

    2011 Suriye iç savaşı ile başlayan mülteci göçü ile kadınların emek ve bedenlerinin sömürüldüğü bir alan yaratılmıştır. Suriyeli sığınmacı kadınlar ve farklı ülkelerden çalışmak amacıyla gelen mülteci kadınlar fuhuşa sürükleniyor, şiddete maruz kalıyor, kız çocukları istismar ediliyor, kadınlar ve çocuklar ucuz iş gücü olarak sömürüye maruz kalıyorlar. Mülteci kadınların maruz kaldıkları şiddet ne yazık ki dil problemi, işini kaybetme riski, sınır dışı edilme olasılığı, şiddet görme korkusu ve başka pek çok nedenlerden dolayı yargıya taşınamıyor. Yargıya taşınabilen durumlarda ise cezasızlık politikası devreye giriyor. Nadira Kadirova cinayeti örneğinde olduğu gibi.

    Cezaevlerinde de kadınlar şiddete maruz kalmakta ve hak ihlallerine uğramaktadır. Ancak bu şiddet vakalarında da yapılan başvurular ‘kovuşturma ve soruşturmaya gerek yoktur’ denilerek işlem yapılmamaktadır.

    Ne yazık ki LGBTİ+’lar nefret suçlarına maruz kalmaya devam etmektedirler. Türkiye’de yasal anlamda cinsel yönetim ve cinsiyet kimliğine dayalı bir ayrımcılık olmamasına rağmen yasalar bu yönde uygulanmıyor. LGBT+’ların yaşadıkları ayrımcılık ne nefret suçlarında failin cezasız bırakıldığı örnekler oldukça fazladır.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ YERİNE GETİRİLSİN”

    Devlet tarafından kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek için tüm tedbirler alınmalıdır. Türkiye, 2011 yılında ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesine ve Bunlarla Mücadeleye dair sözleşme’ olan İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamıştır. İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan devletler, Grevio isimli bir mekanizma tarafından denetleniyorlar. Grevio, 15 Ekim 2018 tarihinde açıklanan Türkiye Raporu’nda; kadın-erkek eşitliği ve kadına yönelik şiddet konusunda bütüncül ve sistematik bir değerlendirme yapılmadığını’ dile getiriyor. Ve yine, kadın-erkek arasında, ‘ayrımcı kalıp, yargılar’ konusunda da eleştirilerini dile getiriyor. Grevio ‘toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı şiddete ilişkin bildirim oranlarının değişikliğini de eleştiri konusu yapıyor. Raporun devamında ‘sivil toplum kuruluşlarına yönelik özellikle de İstanbul Sözleşmesi ve onun ilkelerini destekleyen bağımsız kadın örgütlerine yönelik giderek artan, kısıtlayıcı koşullar nedeniyle, endişe duyduğunu da belirtiyor. Bu çerçevede İstanbul Sözleşmesi’ne dair karalama kampanyalarına son verilmeli, Türkiye Anayasasındaki hükümlerle eş değer ve Anayasa’nın 90 maddesine göre değiştirilemez olan sözleşmenin yükümlülükleri eksiksiz yerine getirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA