PİRHA-Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Covid-19 nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Covid-19 nedeniyle yoğun bakım ünitesine alındı. Konuya ilişkin Twitter hesabından bilgi veren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu “Hızır elinden tutsun Zeynep Can.
İstanbul Armutlu Cemevi Başkanımız Sevgili Zeynep Yıldırım Covid nedeniyle yoğun bakımda. Biraz önce hastane müdüründen durumu hakkında bilgi aldım. Yoğun bakımda tedavisi sürüyor ve entübe değil. Tüm dualarımız Zeynep Can için olsun” mesajını paylaştı. (PİRHA/İSTANBUL)
PİRHA-Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) çağrısıyla, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden 16 eğitimci anısına, bir çok okulda 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Eğitim-Sen üyeleri, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden 16 eğitimci için birçok okulda 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.
Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, sendika olarak yaptıkları anmaya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Aylardır ‘önlemleri alın, okulları açın’ dedik. Türkiye’de vaka sayıları çok hızlı bir biçimde artıyor. Ölümler de giderek artıyor. 15 Şubat-4 Nisan arasında ne yazık ki hayatını kaybeden öğretmenlerimizin sayısı 16’ya ulaştı. Üzüntümüz çok büyük. Okullarımızda siyah giysiler giyerek kaybettiğimiz öğretmenlerimizi anacağız.”
PİRHA-Sağlık meslek örgütleri, Covid-19’a karşı mücadelede hayatını kaybeden sağlık emekçilerini andı.
Sağlık Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Tabip Odası ve sağlık iş kolunda örgütlü olan emek ve meslek örgütleri, Gazi Üniversitesi Hastanesi önünde covid-19’a karşı mücadelede hayatını kaybeden sağlık emekçileri için anma gerçekleştirdi.
Kurumlar adına Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Karakoç yaptığı açıklamada, “Yaşanan can kayıplarının büyük bölümü zamanında alınan doğru kararlar ile önlenebilirdi. En temel hakkımız olan yaşama hakkımızı bilimsellikten ve şeffaflıktan uzak ekonomik ve siyasi kaygıların yön verdiği kararlarla hiçe sayılması hepimizi dehşete düşürdü” dedi.
“YAŞAMA HAKKIMIZ HİÇE SAYILDI”
Ali Karakoç konuşmasının devamında şunları ifade etti:
“11 Mart 2020 itibariyle uygulanan sağlık politikaları sonucu sağlık çalışanları ve vatandaşlarımızı kaybettiğimiz, ölüm ve tükenmişlikle geçen pandeminin birinci yılını geride bıraktık. 10 Mart 2021 tarihi itibariyle ülkemizde resmi verilere göre 1 yıllık süreç içinde 372 sağlık emekçisi hayatını kaybetti. 200 bine yakın sağlık emekçisi enfekte oldu. 29 bin 207 can hayatını kaybetti. Yaşanan can kayıplarının büyük bölümü zamanında alınan doğru kararlar ile önlenebilirdi. En temel hakkımız olan yaşama hakkımızı bilimsellikten ve şeffaflıktan uzak ekonomik ve siyasi kaygıların yön verdiği kararlarla hiçe sayılması hepimizi dehşete düşürdü.”
Ali Karakoç, “Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilsin. Sağlıkta şiddete ve baskılara son verilsin. Performans ve ek ödeme yerine, insanca yaşayabileceğimiz yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan ücret verilsin” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“3600’den başlamak üzere ek göstergelerin kademeli olarak arttırılmasını istiyoruz. Fiili hizmet zammının derhal uygulanmasını istiyoruz. Kadrolu ve güvenceli çalışmak istiyoruz. Ek ücret talebi ve katkı katılım payları ile her ne kadar tam tersi iddia edilse de sağlık hizmetlerini kamu hizmeti olmaktan çıkaran sağlık sisteminin, pandemi ile mücadele de nasıl sınıfta kaldığına üzülerek tanık olduk. Özellikle pandeminin yarattığı sosyal koşullardan ve tetiklediği ekonomik sorunlardan dramatik bir şekilde etkilenen halk, sağlık hizmetine ulaşmakta büyük zorluklar yaşadı, yaşamaya devam ediyor.
Yorulduk, tükendik ve öldük. Yaşanan can kayıplarının önemli bir bölümü, zamanında alınan doğru kararlarla önlenebilirdi. En temel hakkımız olan “yaşam hakkımızın, bilimsellikten uzak, şeffaflıktan uzak, ekonomik ve siyasi kaygıların yön verdiği kararlarla hiçe sayılması bizi dehşete düşürdü. Yorulduk, tükendik, öldük. Çok can kaybettik, canlarımızı kaybettik!
Pandeminin 1. Yılında, Sağlık emek ve meslek örgütleri olarak;
Pandeminin başından bu yana yaşamını kaybeden yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Yitirdiğimiz tüm sağlık çalışanlarını bir kez daha saygıyla anıyoruz. Tükenmememiz için, ölmememiz için yılın değil iktidarın zihniyetinin değişmesi gerektiğini biliyoruz. Tüm halkımıza ve meslektaşlarımıza, haklarımızı alıncaya kadar mücadeleye devam edeceğimize söz veriyoruz.
Sağlık haftasında yitirdiğimiz mesai arkadaşlarımız ve yurttaşlarımızı, yüreğimizde hissederek taleplerimizi haykırmaya devam ediyoruz.
Sağlık ve sosyal hizmetlerin planlanmasından sunumuna kadar alanda çalışan emekçiler ile hizmet alan halkımız karar alma süreçlerine dahil edilmelidir. Bu dahiliyet; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin örgütleri aracılığıyla, halkında merkezde siyasi partiler, yerellerde ise yerel yönetimler, muhtarlıklar, örgütlü yapılar ve siyasi partiler aracılığıyla gerçekleştirilebilir.”
PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, iki üyelerinin koronaya yakalandığını ve Ardahan Göle’de Koyunlu (Gundik) köyünde 7 kişiyle birlikte bekletildiğini duyurdu.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Covid-19 test sonucu pozitif çıkan ve Ardahan Göle Koyunlu köyünde bekletilen 2 üyesi ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Açıklamada şunlar belirtildi:
“8 Ekim 2020 tarihinde Hakk’a yürüyen Emirhan Akın’ı sırlamak için köylerine (Ardahan/Göle, Koyunlu-Gundik) giden çocukları ve yakınlarının, cenazeden sonra Covid-19 testleri pozitif çıkmıştır. O günden beri Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü dâhil devletin hiçbir kurumu tarafından sağlık desteğinde bulunulmamıştır, hastaların takibi yapılmamıştır. Valiliğin sadece iki kutu çamaşır suyu göndermesi sorunu çözmemiştir. Sağlık Bakanı’nın açıklamasında olduğu gibi o kişiler hasta, vaka olarak ayırt edilmeli. Gereken hijyenik ve karantina koşulları yaratılmamıştır. Hepsinin de durumları ağır. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan canlar bir köy damında 7 kişi kalmaktadır. Canların bir arada olmaları riski artırmıştır.”
Gundik köyünün bir Alevi köyü olduğunu belirten DAD Ankara Şubesi, “Devletin bu ötekileştirme politikasını kınıyoruz” dedi.
PİRHA- ATO Yürütme Kurulu üyesi Dr. Gülgün Kıran, iktidarın pandemi sürecinde tercihini sermayeden yana kullandığını belirterek, “Normalleşme” sürecinde alınması gereken tedbirleri paylaştı.
Ankara Tabip Odası, merkez binasında “Yeniden açılma döneminde sağlık hizmetlerine yönelik önerilerimiz” başlıklı basın toplantısı yaptı.
Oda adına basın açıklamasını okuyan Dr. Gülgün Kıran, COVID-19 pandemisi halen sürmekteyken siyasi iktidar tercihini yine ekonomiden yana kullandığını ifade ederek, “Açık havada yer alan park ve yeşillik alanlara gitmenin yasak, kapalı ortam olan AVM’lere ise girmenin serbest olduğu bir süreçten geçmekteyiz. Kamu tarafından alınan önlemler hızlıca gevşetilerek “normalleşme” algısı yaratılmıştır” dedi.
Kıran, açıklamanın devamında şunları ifade etti:
“Pandemi döneminde COVID-19 hastası dışındaki hastaların da sağlık hizmetine ulaşabilmesi ve nitelikli, risksiz bir sağlık hizmeti alması gerektiği bir gerçektir. Bunun için ise öncelikle olası bir bulaşa karşı her tür tedbir ve koruyucu önlemin alınması gerekmektedir. Ancak hiçbir önlem alınmaksızın poliklinik ve yatan hasta servislerinin yeniden açılmasının salgın için büyük bir risk oluşturacağı bir gerçektir. Daha pandemi süreci tüm sıcaklığı ile devam ederken COVID dışı polikliniklerde günde 80-100 hastanın tek bir poliklinik odasından hizmet aldığı ve fiziksel mesafe kurallarının hiçe sayıldığı pek çok hekim arkadaşımız tarafından dile getirilmektedir.”
“Bu süreçte halkın sağlığının korunması için alınması gereken önlemler konusunda yetkilileri uyarıyor ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” diyen Kıran, önerilerini şöyle sıraladı:
“1-Poliklinik hizmetleri doğru havalandırma sistemleri olan odalarda sürdürülmelidir. Pencere bulunmayan ve dış ortamla bağlantısı olmayan odalarda hizmet verilmemelidir.
2-Merkezi Hasta Randevu Sistemi ile her hastanın poliklinik hizmeti alacağı saat belirlenmeli, poliklinik girişlerinde ve bekleme salonlarındaki temas sayısı minimumda tutulmaya çalışılmalıdır.
3-Her muayene sonrasında mutlaka poliklinik odalarının havalanmasına izin verecek şekilde hasta kabulü yapılmalıdır.
4-Bekleme salonlarında ve poliklinik önlerinde 2 metrelik fiziksel mesafe kuralı gözetilmelidir.
5-Her hastaya, varsa refakatçisine de maske temin edilmeli, poliklinik girişlerinde ve hastane girişlerinde dezenfektan bulundurulmalıdır.
6-Her poliklinik odasında kapı kolu, muayene masası, steteskop, tansiyon aleti ve ultrasonografi probu gibi sık ve doğrudan temasın olduğu yüzeyler aralıklı olarak dezenfekte edilmelidir.
7-Tüm polikliniklere hastalar randevu ile başvurmalı kabul edilmelidir. Detaylı anamnez ve fizik muayeneye olanak sağlayacak, fiziksel teması en aza indirgeyecek ve uygun dezenfeksiyon işleminin gerçekleştirmesine imkan sağlayacak şekilde günlük hasta sayıları azaltılarak, randevular 30 dakika arayla verilmelidir.
8-Polikliniklere başvuran hastalara girişte ateş ölçümü yapılmalı; temas öyküsü, ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi şikayetler olan hastalar mutlaka triajdan geçirilmelidir.
9-Poliklinikte çalışan sağlık çalışanına günlük mesai saati için en az 2 cerrahi maske, yeterli sayıda eldiven, siperlik ve dezenfektan temin edilmelidir.
10-Kronik hastalıkları bulunan hastalar önceden belirlenerek; kendileri randevu alamadıkları durumda, merkezi bir sistemle bu hastalara belli aralıklarla randevu oluşturulmalıdır. Böylece basamaklandırılmış şekilde hizmet veremeyen sağlık kuruluşlarına gereksiz başvuruların da önüne geçilmiş olunur. Söz gelimi diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı bulunan hastalara 3 ayda bir randevu oluşturularak, asıl sağlık hizmetine ulaşma ihtiyacı olan ve takibi gereken hastalara ulaşmak hedeflenmelidir.
11-Onkolojik bir tanısı olan, kemoterapi alan ve bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler alan romatolojik ya da organ nakilli hastalar için personellerin 2 haftada bir tarandığı; hiç bir kısmında COVID hastası bakılmayan hastaneler (temiz hastane) ayrılmalı ve bu grup hastalar bu sağlık kuruluşlarından sağlık hizmeti almalıdırlar. Yine bu hastanelerde de teması en aza indirecek şekilde randevu sistemi ile çalışılmalı ve yukarıda bahsedilen bulaş önleyici önlemlerin hepsine uyulmalıdır.
12- Bu hastaların hastanelere ulaşımı ücretsiz şekilde kamusal bir hizmet olarak sağlanmalı, tetkik ve tedavi süreci sonrasında eve ulaşımı için de bu hizmet verilmelidir.
13-Pandemi boyunca tüm hastanelerde yataklı servis hizmetleri tek kişilik odalarda verilmelidir. Refakatçi gerekmedikçe hastalar izole şekilde yatırılmalı ve ziyaretçi girişleri kısıtlanmalıdır.
Covid-19 pandemisi sürerken yeniden açılma döneminde ameliyathanelerde alınması gereken önlemler
Covid-19 un doğası gereği asemptomatik bireylerden de bulaş riski göz önüne alınarak yapılacak ameliyatın aciliyetine göre farklı önlemler alınmasını gerektiriyor.
Eğer operasyon acil değilse öncelikle tüm hastaların asemptomatik dahi olsa pcr test yapılıp sonucu çıktıktan sonra operasyona alınmalıdır. Böylece hem hastaneye başvurusu sırasında hasta taranmış hem de operasyondan sonraki süreçte hastanın yatırılacağı oda ve servis gibi konularda karar vermeyi ve cerrahi müdahale sonrasında oluşabilecek ateş, öksürük gibi semptomların etyolojisine yönelik araştırmalar için yol gösterici olur.
Elektif operasyonlarda hastanın test sonucu negatif ise alınması gereken önlemler ise şöyle belirtildi:
Testlerin güvenilirliği %100 olmadığı için test sonucu negatif dahi olsa hasta servisten ameliyathaneye transferi sırasında mutlaka cerrahi maske takmalı. Aynı şekilde transportunu sağlayan personel de cerrahi maske takmalı.
Hastalar ameliyathane kapısında bekletilmeden hızlıca negatif basınçlı operasyon odasına alınmalı. Bunun organizasyonu için tüm sağlık çalışanları aktif iletişimde olmalı.
Yapılacak işleme uygun anestezi yöntemi seçmek bu dönemde bulaşı engellemek açısından oldukça önem arz etmektedir.
Spinal anestezi ile alınabilecek vakalar eğer hastanın buna engel bir durumu yoksa mutlaka önerilmeli ve uygulanmalıdır. Bu sayede yüksek riskli işlemler arasında olan entübasyon, maskeleme,aspire etme işlemlerinden kaçınılmış olur.
Eğer hastaya sedasyon altında işlem yapılacaksa hastanın oksijen ihtiyacını, hastanın cerrahi maskesi takılıyken de karşılanmasına imkan sağlayan nazal kanülle sağlanmalı ve anestezik ajan olarak en az solunum depresyonu yapacak ajanlar tercih edilerek hastanın spontan solunumun korunmasına dikkat edilmelidir.
Eğer hasta genel anestezi alacaksa entübasyon işlemi sırasında odada sadece entübasyonu yapacak kişi ve bir yardımcı personel olacak şekilde en aza indirilip işleme öyle başlanması, işleme başlamadan önce hastanın üstünü şeffaf bir poşetle kaplanarak aerosol yayılımının en aza indirgenmesi ve entübasyon aracı olarak video laringoskop, glideoskop gibi doktorla hasta arasında bir metre mesafenin korunmasını sağlayacak yöntemlerin tercih edilmesi önerilir. Hasta entübe edildikten sonra aerosol yükünün en fazla olduğu dönem ilk 10 dakika olduğu için cerrahlar, hemşireler ve diğer yardımcı personelin 10 dakika sonra operasyon odasına girmesi önerilir. Hasta entübe edildikten sonra mutlaka sonra tüpün ucuna bir filtre takılması ve eğer tüple anestezi makinesinin bağlantısını kesilmesini gerektiren bir durum oluşursa anestezi makinesinin gaz akışı kesildikten sonra bağlantıların ayrılması önerilir.Hasta ekstübe edilirken de yine entübasyon sırasındaki gibi gerekli iki personel odadayken yapılması hastanın üstünün şeffaf örtüyle örtülmesi ve ekstübasyondan sonra 10 dakika boyunca diğer sağlık çalışanlarının odaya girmemesi gereklidir. Hasta ekstübe edildikten 10 dakika sonra odanın bir sonraki hasta için hazırlanmaya başlanması gerekir. Odanın temizliği bittikten sonra bir sonraki hasta alınmadan önce mutlaka 15-20 dakika havalandırılması önerilir.
Ekstübe edilip ayılma odasına alınacak hastanın yine operasyon odasından cerrahi maske takılarak çıkarılması önerilir.
Elektif operasyonlarda hastanın test sonucu pozitif ise alınacak önlemler ise şöyle:
Hasta servisten operasyon odasına indirilirken ffp2/ffp3 maske takmalı.
Hastanede pozitif hastalar için ayrılmış özel asansörler kullanılarak operasyon odasına ulaştırılmalı.
Hasta ameliyathanenin herhangi bir yerinde bekletilmeden pozitif hastalar için daha önceden belirlenmiş negatif basınçlı odalara alınmalı.
Operasyon süresince odada bulunması gereken tüm sağlık çalışanları tüm kişisel koruyucu kıyafetlerini (tulum, ffp2/3 maske, gözlük, yüz koruyucu siper) giymiş bir şekilde odadan operasyon süresince çıkmayacak şekilde hazır olmalı.
Operasyon odasında gerekebilecek tüm malzemeler hazır bulundurulmalı ancak eksik malzeme olma ihtimaline karşın ameliyat odasının kapısının dışında malzemeleri hazırlayacak ekstra bir personel olmalı. Bu sayede operasyon süresince kapı sık açılıp kapanmayacağı için aerosol yayılımı engellenmiş olacaktır.
Operasyon bittikten sonra hasta ekstübe edildikten sonra üstünü tamamen kaplayacak bir şeffaf koruyucu örtüyle servise transfer edilecektir.
Tüm personel hasta çıktıktan sonra operasyon odasının hemen dışında koruyucu kıyafetleri uygun bir şekilde çıkarıp, ellerini yıkamalıdır.
Aynı operasyon odasına yeni hasta alınmadan önce odanın en az 45 dakika havalandırılması önerilir.
Acil operasyona alınacak hastalarda alınması gereken önlemler
Hastanın durumunun test sonucunu beklemeyecek kadar acil olması durumunda hasta operasyon odasına indirilmeden önce semptomlar ve bulaş riski açısından hızlıca değerlendirilmeli ve operasyon ekibi bu konuda bilgilendirilmelidir.
Hastanın semptomu ve olası temas öyküsü yoksa hasta test sonucu negatif hasta gibi değerlendirilmelidir. Ancak entübasyonu ve ekstübasyonu yapacak personelin tam kişisel koruyucu kıyafetle yapması önerilir. Diğer tüm yolak elektif negatif hastayla aynı şekilde izlenebilir.
Hastanın semptomları ya da olası bir temas öyküsü varsa hasta şüpheli kabul edilip test sonucu pozitif hasta gibi kabul edilmelidir.
Hasta şüpheli ise ve eğer acil tanısı sırasında BT çekilecekse süreci uzatmayacağı için mutlaka toraks BT de çekilip yorumlanmalıdır.
Tüm önlemler alınmalıdır. Hastanın durumu stabillendikten sonra mutlaka pcr testi yapılmalıdır.
PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası yayınladığı raporda, Covid-19 tanılı sağlık emekçisi sayısı en az 5788 olduğunun tespit edildiğini belirterek, “Sağlık emekçisi sayısını artırmamaktaki ısrarınız nedendir?” diye sordu. Raporda, hastalığı ağır seyreden sağlık çalışanı oranının da azımsanmayacak düzeyde olduğu kaydedildi.
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (SES) sağlık emekçilerinin durumuna dönük ikinci bir rapor yayınladı.
“COVID 19 salgınında hem hastalanma hem de ölüm açısından en riskli grubun sağlık emekçileri olduğu salgını tecrübe eden birçok ülkede gösterilmiştir” denilen açıklamada şunlar belirtildi:
“Sağlık alanındaki önlemlerin ve Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) durumunu tespit etmek amacıyla DSÖ, OSHA, ILO ve Çin Deneyimi göz önünde bulundurularak SES üyesi akademisyenler ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının yardımıyla hazırlanan anket çalışması 24-27 Mart tarihleri arasında yapılmış ve sonuçları 31.03.2020 tarihinde paylaşılmıştı. Mevcut durumu güncel olarak takip etmek ve güncelleşen sorunları tespit edebilmek amacıyla 15- 18 Nisan 2020 tarihleri arasında anket çalışması tekrarlanmıştır. Çalışmaya Türkiye genelinde 52 ilden 294 sağlık kurumu katılmıştır. Kurumların %66,3’ü devlet, %18,7’si eğitim ve araştırma %7,5’i üniversite, %3,1’i şehir, %4,4’ü diş hastanesidir.”
İşyeri temsilcilerimizin anketi doldurduğu hastanelerin %59’unda COVID-19 tanısı alan sağlık emekçisi olduğunun tespit edildiği ve kamu hastaneleri ve üniversite hastaneleri üzerinden bir ortalama alındığında da Covid-19 tanılı sağlık emekçisi sayısı en az 5788 olduğunu tespit edildiğinin belirtildiği açıklamada, şunlara yer verildi:
“Özel hastaneler ve birinci basamak sağlık kurumları da bu tabloya eklendiğinde ve özel sağlık kuruluşlarında güvencesizliği daha ağır yaşandığı, maliyetler nedeniyle de koruyucu önlemlerin daha sınırlı olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, ülke genelindeki pozitif tanılı sağlık emekçisinin 8 binden fazla olduğunu öngörmekteyiz. Ankette edinilen bilgilere göre tanılı sağlık emekçilerinin 388’i doktor, 659’u ede/hemşire, 211’i sağlık memuru/teknisyen, 279’u temizlik işçisidir. Salgınla mücadelede doğru veri toplamak ve veriyi paylaşmak son derece önemlidir. Hastalanan sağlık emekçilerinden tedavi bilgisi bilinen 1188 sağlık çalışanının %59’u hastalığı evde ilaç alarak geçirmiş, %38’i serviste yatarak tedavi görmüş, %3’ü yoğun bakımda tedavi görmüş, %1’i entübe edilmiştir. Görüldüğü gibi hastalığı ağır seyreden sağlık çalışanı oranı azımsanmayacak düzeydedir. Sağlık emekçilerinin durumuna ilişkin bilgi saklanmasından bir an önce vazgeçilmeli; sağlık emekçilerinin durumu Sağlık Bakanı tarafından sendikalar ve meslek örgütleriyle paylaşılmalıdır.
Türkiye’de de sağlık emekçilerinin çok yüksek oranda Covid-19 pozitif çıkmasında başta koruyucu ekipman sağlanmaması olmak üzere alınmayan önlemler; sağlık emekçisi sayısının ısrarla ihtiyacı karşılayacak şekilde artırılmaması, sağlık emekçi sayısı azlığı nedeniyle idari izinli olması gereken sağlıkçılara izin verilmemesi, iş yükünün fazla olması, mesailerin halen salgına uygun şekilde kısaltılmaması, temaslı sağlık emekçilerinin dahi çalışmaya mecbur edilmesi; hatta Covid-19 tanılı ve temaslı sağlık emekçilerini bir şekilde çalıştırmaya devam ettirmek için sürekli algoritmaların değiştirilmesi gibi uygulamalar bu tablonun sorumlusudur.”
Açıklamada “Sağlık emekçisi sayısını artırmamaktaki ısrarınız nedendir?” diye sorularak şunlar ifade edildi:
“Başka ülkeler tüm sağlık emekçilerini göreve dahil ettikten sonra diğer ülkelerden bile sağlık emekçisi çağırırken, siz Türkiye’de var olan yetişmiş deneyimli sağlık emekçilerini alana dahil etmek için daha neyi bekliyorsunuz? Bu başka ülkelerden sağlıkçı çağıran ülkelerdeki sağlık emekçisi sayısı OECD ortalamalarında Türkiye’nin neredeyse 3 katı. KHK’lar ile hukuksuz şekilde ihraç ettiğiniz sağlık emekçilerini neden göreve başlatmıyorsunuz? Güvenlik soruşturmalarını bahane ederek, üstelik mahkeme kararlarına rağmen göreve başlatmadığınız sağlık emekçilerini neden hala göreve başlatmıyorsunuz? Yeni atamalarda fiili güvenlik soruşturması oluşturarak kimi sağlık emekçilerinin göreve başlamasını neden engelliyorsunuz? Ataması yapılmayan yüz binlerce sağlık emekçisini neden hala bekliyorsunuz? Bunları yapmak için çalışacak sağlık emekçisi kalmamasını mı bekliyorsunuz? Kaç sağlık emekçisinin hastalanmasını bekliyorsunuz?”
PİRHA- DİSK/ Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz Korona (Covid-19) salgını ile ilgili basın metni yayınlayarak “Hayati önem taşıyan sektörler dışında çalışmaya ara verilip, çalışanların ücretli izinli sayılmaları gerekir”dedi.
DİSK/Emekli-Sen Genel başkanı Cengiz Yavuz “Artık yeter, bu soyguna hayır diyoruz itiraz ediyoruz” başlığıyla basın açıklaması yayımladı. Yavuz, yaptığı açıklamada şunları belirtti:
“HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN SEKTÖRLERİN DIŞINDA ÇALIŞMAYA ARA VERİLMELİDİR”
“Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak yaşamakta olduğumuz olağanüstü dönemde temel tüketim mallarının halkımıza ücretsiz ulaştırılmasını, hayati önem taşıyan sektörler dışında çalışmaya ara verilip çalışanların ücretli izinli sayılmalarını beklerken iktidar üretim ve istihdam adı altında sermayeye kaynak aktarmaya devam ediyor.
“İKTİDAR HAZİRAN AYI SONUNA KADAR DOĞAL GAZ VE ELEKTRİK HİZMETLERİNİ ÜCRETSİZ VERMELİDİR”
Son olarak doğal gaz ve elektrik sayaçlarının okunmadan geçmiş yıllardaki aynı dönem faturaları göz önüne alınarak tahsil yoluna gidileceği bildirilmektedir. Biz DİSK/Emekli-Sen olarak bu soyguna hayır diyoruz. İtiraz ediyoruz. İktidar Haziran ayı sonuna kadar bu hizmetleri ücretsiz olarak halka arz etmelidir. Aksi takdirde tüm meşru mücadeleyi hayata geçireceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.”
PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi, “Hastaneler COVİD-19 salgın yönetimine hala hazır değil” açıklaması yaptı. SES, Bakanlığa acil önlem alınması için çağrı yaptı.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi, “Hastaneler COVİD-19 salgın yönetimine hala hazır değil” başlığıyla bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Ses Eş Genel Başkanı Gönül Erdem okudu.
COVID-19 virüsü sürecinde sağlık çalışanlarının en büyük risk gruplarından olduğu belitilen açıklamada, “Bu nedenle sağlık emekçilerinin Covid-19 virüsüne maruz kalma riskini önlemek için hastanelerin alacağı önlemler çok kıymetli ve belirleyicidir” denildi.
Gönül Erdem’in okuduğu açıklama da şunlar belirtildi:
“Önlemlerin yaşama geçirilmesi hem sürecin doğru yönetimini sağlayacak hem de sağlık çalışanlarının risklerini en aza indirerek virüsle mücadelede öncü rol alan kadrolarımızı koruyacak, bununla bağlantılı olarak toplumun riski de en aza indirilecektir.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olarak önlemlerin ve Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) durumunu tespit etmek ve mevcut sorunlarla ilgili hem tek tek hastanelerde, hem de il ve ülke genelinde doğru ve rasyonel politikalar oluşturmak istiyoruz.
“ÇALIŞMAYA 9 ÖZEL HASTANE KATILDI”
Bu amaçla DSÖ, OSHA, ILO ve Çin deneyimi göz önünde bulundurularak SES üyesi akademisyenler ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının yardımıyla bir anket hazırlanmış ve 24-27 Mart tarihleri arasında web ortamında doldurulması sağlanmıştır. Anketler işyeri temsilcilerimiz tarafından tüm hastanenin bilgisi toplanarak yanıtlanmıştır. Toplamda yanıtlanan anket sayısı 343’dür. Anket ile Türkiye genelinde 60 ilden 304 hastanenin (ağız ve diş sağlığı hastaneleri dahil) bilgisi elde edilmiştir. Birden fazla ayrı yerleşke olan hastanelerin tüm yerleşkelerinden anket yanıtlanmıştır. Çalışmaya 9 özel hastanede katılmıştır.
KİŞİSEL KORUYUCU DONANIMLARLA VE DEZENFEKTANLARLA İLGİLİ CİDDİ SIKINTILAR MEVCUTTUR
Sürecin başından beri hem sağlık emekçileri, hem de bu alanda örgütlü emek meslek örgütleri olarak sağlık emekçilerinin kişisel koruyucu ekipman konusunda yaşadığı sorunları ve bunun sonuçlarının yaratacağı sıkıntıları dile getiriyoruz. Ancak sürecin koordinasyonundan sorumlu Sağlık Bakanlığı tarafından sürekli “ekipmanda eksik yok- hiçbir sorun yok” mesajı verilmektedir. Sağlık emekçilerinin korunması toplumun korunmasıdır, sağlık emekçilerinin korunmasının başı ise yeterli ekipman sağlanmasından geçer diyoruz. Salgının kontrolünde bu kritik bir konudur ve mutlaka çözülmelidir.
“İTALYA’DA 41 SAĞLIK ÇALIŞANI HAYATINI KAYBETTİ”
İtalya’da 5000 sağlık çalışanı Covid-19’a yakalanmış, 41 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir. Sayının bu kadar yüksek olmasının sebebi ise salgının ilk döneminde yetersiz ekipman desteğinin olduğu bilimsel yayınlarda ifade edilmektedir.
Gerçekleştirdiğimiz anketin sonuçları bu konuda çok ciddi sorunlar olduğunu göstermektedir. Anketin sonuçlarına göre:
N95 maske hastanelerin %17’sinde hiç yoktur, %71’inde var ama yeterli sayıda değildir.
Cerrahi maske sayısı %68’inde yeterli değildir.
Eldiven sayısı her üç kurumdan birinde yeterli değildir.
Yüz koruyucu siperlik kurumların %40’ında hiç yoktur, %45’inde var ama yeterli sayıda değildir.
Gözlük kurumların %20’sinde hiç yok, %68’inde var ama yeterli sayıda değildir
Önlük sayısı %68’inde yeterli sayıda değil
Sıvı geçirimsiz tek kullanımlık önlük hastanelerin %34’ünde hiç yok, %57’sinde var ama yeterli değil
Tek kullanımlık tulum hastanelerin %39’unda hiç yok, %48’inde var ama yeterli değil.
“KORUYUCU EKİPMANLAR YETERLİ DEĞİL”
Çok yüksek oranlarda “Koruyucu ekipmanlar vardır, ama yeterli değildir” sonucu çıkmıştır. “Var ama yeterli değil”in anlamını biraz açmak isteriz. Bir örnekle açıklayalım: 8 saatte bir değişmesi gereken N95 maskesinin 24 saat boyunca sadece bir tane verilmesi, 24 saat boyunca değiştirmeden aynı ekipmanın kullanılmasının istenmesi “var ama yeterli değil” kapsamındadır Ama bilinmelidir ki bu var olma hali, sağlık açısından aslında “yok” anlamına gelmektedir. Çünkü koruyuculuk sağlamaktan uzaktır. Bu nedenle, ekipmanın yeterli sayıda ihtiyacı tam karşılayacak şekilde sağlanması kritik önemdedir.
“BAZI EKİPMANLAR ÇEŞİTLİ KURUMLARDA HİÇ YOKTUR”
Bunun dışında bazı ekipmanlar çeşitli kurumlarda hiç yoktur.
Koruyucu ekipmanların başka bir boyutu da, kriterlere uygun olarak kullanılabilip kullanılamadığıdır. Kişisel koruyucu donanım tek çeşit olmayıp olgunun olası veya kesin tanılı olmasına göre, hasta üzerinde gerçekleştirilecek işleme göre, çalışılan birime göre değişmektedir. Hangi durumda hangi ekipmanın nasıl kullanılacağı algoritmalarla belirli olup buna uygun nitelikli kullanım denilmektedir. Yüksek riskli bir girişimde tulum, gözlük, siperlik, N95 maske ve çift kat eldiven kullanarak gerçekleştirmek uygun nitelikli kullanıma örnek verilebilir.
Bu açıdan da anketten elde ettiğimiz sonuçlar hiç de iç açıcı değildir. KKD kriterlere uygun kullanımı oldukça düşüktür; N95 maskede %5, cerrahi maskede %25, eldivende %36 yüz koruyucu siperlikte %7, gözlükte %19, sıvı geçirimsiz tek kullanımlık önlükte %9, sıvı geçirimsiz APRON önlükte %4 ve tek kullanımlık tulumda %6’dır.
KKD kriterlere uygun kullanımı çoğunlukla riskli birimler için geçerli olup N95 maske için %60, yüz koruyucu siperlik için %38, eldiven için %31, cerrahi maske için %27, sıvı geçirimsiz tek kullanımlık önlükte %41, sıvı geçirimsiz APRON önlükte %22 ve tek kullanımlık tulumda %40’dır.
“HASTANELERİN YÜZDE 58’İNDE HALA EL DEZENFEKTANI YOKTUR”
KKD varlığı ve kullanımı ile ilgili sorunlar dezenfektanlar için de geçerlidir. Hastanelerin %58’inde hala el dezenfektanın yeterli olmadığı, %44’ünde yer yüzeyi dezenfektanının yeterli olmadığı ve %77’sinde alkolllü mendilin hiç bulunmadığı bildirilmiştir ki bunlar en kolay ulaşılabilecek ve tedarik edilebilecek malzemelerdir.
Hastanelerin %29’unda tüm hastanede triaj uygulamasına geçilmiştir. Bununla birlikte hastanelerin %43’ünde Covid-19 için özel başvuru yerleri ayrılmıştır, yine hastanelerin %58’inde sadece acillerde triaj söz konusudur. Hastanenin rutin olarak çalışmaya devam etmesi ise %8’dir.
Polikliniklerde Covid-19 kapsamında yapılan düzenlemeler değerlendirilmiştir.
POLİKLİNİKLERDE DÜZENLEME YAPILDI MI?
Sayı
Oran
Zorunlu olmayan kontroller ertelendi.
213
62%
Bazı polikliniklerde randevular iptal edildi.
191
56%
Poliklinikler kapatıldı
53
15%
Hayır, aynen devam ediyor.
45
13%
Soruya yanıt vermeyenler
7
2%
Toplam*
343
100%
TRİAJ UYGULAMASI VAR MI?
Oran
Sadece Acillerde
58%
Covid-19 başvuruları için özel başvuru yerleri ayrıldı.
43%
Tüm hastane için triaj uygulamasına geçildi.
29%
Hayır, hastane rutin çalışmaya devam ediyor.
8%
Diğer
4%
Soruya yanıt vermeyenler
2%
Bilindiği üzere polikliniklerde acil olmayan randevuların iptal edilmesi bu sürecin yönetilebilmesi için önemli bir gereklilik idi. Bu düzenlemenin bakanlık düzeyinde başlatılmasında gecikmeler olmuş ve uygulamanın hayata geçirilmesinde de çeşitli sorunlarla karşılaşılmıştır. Özellikle şehir hastanelerinde acil olmayan hasta muayenelerinin devam etmesinde uzun süre ısrar edilmiştir.
Çalışmamızdan elde edilen bilgilerin polikliniklerlele ilgili çok değişik yaklaşımların olduğu gözlenmiştir. Hastanelerde pandemiye yönelik poliklinik hizmetlerinde değişiklikler söz konudur. Çalışmamızda hastanelerin %62’sinde zorunlu olmayan kontrollerin ertelendiği, %56’sında bazı polikliniklerde randevuların iptal edildiği ve %15’inde ise polikliniklerin kapatıldığı belirtilmiştir. Hastanelerin %13’ünde ise polikliniklerin aynen devam ettiği belirtilmiştir.
Hastanelerin %61’inde halen hasta/hasta yakını ile sağlık çalışanlarının girişleri ayrı değildir. Hastanelerin sadece %6’sı girişleri tamamen ayırmıştır.
Acil servislerde Covid-19 kuşkulu olguların ayrı bir girişten kabul edilmesi hastanelerin sadece yarısında (%54) sağlanabilmiştir.
ACİL SERVİSTE COVİD-19 KUŞKULU OLGULAR AYRI BİR GİRİŞTEN KABUL EDİLİYOR MU?
Sayı
Oran
Belirlenmiş bir alandan girişler sağlandı.
185
54%
Hayır.
128
37%
Diğer
30
9%
Toplam
343
100%
Hastanelerin ancak %59’unda Covid-19 nedeniyle hasta ziyaretlerinde ciddi kısıtlamaya gidilmiştir.
HASTA ZİYARETLERİNDE KISITLAMA YAPILDI MI?
Sayı
Oran
Evet, COVİD 19 nedeniyle daha ciddi kısıtlamalar yapılıyor.
198
58%
Evet, Belirli Saatlerde, sınırlı sayıda kişi alınıyor.
113
33%
Diğer
16
5%
Hayır, kısıtlama yok.
11
3%
Yatan hasta yok
5
1%
Toplam
343
100%
Görüldüğü gibi Covid-19 kuşkulu olgularla teması en aza indiren uygulamalar henüz yeterli düzeyde sağlanabilmiş değildir. Hastanelerin yaklaşık yarısında kuşkulu olguların transferine yönelik özel bir düzenleme (%47) ve radyoloji üniterlerinde düzenleme (%51) sağlanmıştır.
İzolasyon odalarının sayıca ve nitelikçe yeterli olması hastenelerin sadece %7’sinde sağlanabilmiştir. Hastanelerin %44’ünde sayıca yeterli olsa da nitelik açısından yetersizdir. Hastanelerin bazı bölümlerinde izolasyon odalarının kısmen yeterli olması ise %28’dir.
SAĞLIK EMEKÇİLERİ COVİD-19 OLGU YÖNETİMİNE HAZIRLANABİLMİŞ DEĞİL
Sağlık emekçileri gerek Covid-19 ile ilgili eğitim gerekse çalışma düzeninde uygun düzenleme açısından Covid-19 olgu yönetimine hazırlanabilmiş değildir. Hastanelerin %26’sında Covid-19 ile ilgili eğitimler, %20’sinde el hijyeni ile ilgili eğitimler, %48’inde solunumsal hijyene yönelik eğitimler, %27’sinde KKD kullanımı ile ilgili eğitimler, %44’ünde salgının aşamalarına göre sağlık kurumlarında yapılacak düzenemelere ilişkin eğitimler, %32’inde triaj prosedürleri ile ilgili eğitimler, %39’unda karantinadaki hastalarla nasıl çalışılacağına ilişkin eğitimler, %35’inde izolasyondaki hastaların yerleştirilmesi ve taşınması ile ilgili eğitimler ve %40’ında salgına ilişkin birimlerde göreve yeni başlayacaklarla ilgili eğitimler yapılmamıştır.
Hastanelerin %32’sinde Covid-19 tanılı hasta bakımına yönelik yeni bir çalışma düzenine geçilmemiştir. Bununla birlikte hastanelerin %25’inde günlük vardiya sistemi, %19’unda haftalık vardiya sisteminde değişiklikler ve %8.7’sinde gün içi (belirli saatlerde rotasyonlar) vardiya sistemi oluşturulabilmiştir.
Riskli birimlerde çalışan sağlık emekçilerine yönelik düzenlemler oldukça yetersizdir. Hastanelerin %84’ünde ulaşıma ilişkin düzenleme, %42’sinde yemek-beslenmeye yönelik düzenleme, ve %57’sinde giysilerin hastane çamaşırhanesinde yıkmaya yönelik düzenleme yapılmamıştır.
Genel çalışma düzeni programları açısından Hhastanelerin %37’sinde çalışma sürelerine yönelik düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte hastanelerin %47’sinde dönüşümlü vardiyaya geçilmiş ve %12.5’inde fazla mesailer kaldırılmıştır.
Hastanelerin üçte biri Covid-19 ile ilgili ortam hijyenine yönelik ciddi dezenfeksiyon önlemleri alınabilmiştir. Hastanelerin %43’ünde ise rutin uygulamaya devam edilmiştir. Havalandırma kontrolü için de aynı durum geçerlidir. Hastanelerin %42’sinde havalandırma kontrolü yapılmamakta, %39’unda rutin controller yapılmakta ve sadece %11’inde Covid-19 nedeniyle daha ciddi kontroller sağlanmıştır.
YAKIN TEMASLI SAĞLIK ÇALIŞILARININ İ ZLEMİ
Covid-19 hastaları ile yakın temas öyküsü olan sağlık emekçilerine yönelik bir belirsizlik söz konusudur. Hastanelerin sadece %14’ünde test sonucundan bağımsız izlem yapılırken %14’ünde hiçbir şey yapılmadığı belirtilmiştir. Hastanelerin %27’sinde test sonucu negatif gelinceye kadar evdekilerin izlem yapıldığı ve %18’inde tanı için örnek alındığı belirtilmiştir.
Test sonucu negatif gelinceye kadar evde klinik izlem yapılıyor.
91
27%
Tanı için örnek alınıyor.
62
18%
Hiçbir şey yapılmıyor/yapılmadı
49
14%
Bu soruya Yanıt Vermeyenler
47
14%
Test sonucundan bağımsız 14 gün evde izlem yapılıyor, 14 gün sonunda bir gün arayla yapılan iki test sonucu negatifse işe dönüyor
46
13%
Hiç vaka yaşanmadı ve bu konuda bilgi verilmedi henüz
37
11%
Konu hakkında bir fikrim yok
23
7%
Diğer
23
7%
Toplam
343
100%
Ortak çalışma ve şeffaflık
Hastanelerin %39’unda sağlık emekçileri ile hastane yönetimi arasında şeffaf iletişim sağlanamamıştır. Hastanelerin %18’inde şüpheli hasta başvuruları hakkında bilgi verilmemekte, %9’unda sorunların dahi iletilemediği belirtilmiştir.
HASTANE YÖNETİMİ İLE İLETİŞİM ŞEFFAF MI?
Sayı
Oran
Evet, İletişimde sorun yok.
60
17%
Sadece sosyal medya veya elektronik ortamla iletişim kurulabiliyor
27
8%
Hayır şeffaf değil.
135
39%
Şüpheli hasta başvuruları hakkında bilgi verilmiyor.
61
18%
Sorunlar iletilemiyor.
31
9%
Diğer
29
8%
Toplam
343
100%
İletişim sorunu kriz masası/hastane enfeksiyon kontrol komitesi ile de yaşanmaktadır. Hastanelerin %51’inde iletişim yok iken, %23’ünde şüpheli olgular hakkında bilgi verilmemekte, %18’inde sadece sosyal medya/elektronik ortamda iletişim kurulabilmektedir.
KRİZ MASASI YA DA HASTANE ENFEKSİYON KONTROL KOMİTESİ İLE İLETİŞİM KURULABİLİYOR MU?
Sayı
Oran
Hayır
113
33%
Şüpheli hasta başvuruları hakkında bilgi verilmiyor.
80
23%
Sadece sosyal medya veya elektronik ortamla iletişim kurulabiliyor
61
18%
Evet, İletişimde Sorun Yok
56
16%
Bu Soruya Yanıt Vermeyen
39
11%
Sorunlar iletilmiyor
34
10%
Diğer
16
5%
Toplam
343
100%
“SAĞLIK ÇALAIŞANLARININ SAĞLIĞI BİRİMLERİNİN SADECE YÜZDE 10’NU ÇALIŞMA YAPTI”
Çok gündeme getirilse de bir türlü oturtulamayan işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri Covid-19 salgınında tamamen çuvallamıştır. Sağlık Çalışanlarının Sağlığı birimlerinin sadece %10’unun Covid-19 salgınına yönelik çalışma yaptığı belirtilmiştir. SÇS birimlerin %26’sı hala rutin işlerine devam etmektedir. SÇS birimi salgına yönelik bir çalışma yapıyormu sorusuna % 50 hayır cevabı vermiştir.
SÇS BİRİMİ SALGINA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA YAPIYOR MU?
Sayı
Oran
Hayır
173
50%
Evet, rutin bir çalışma yürütülüyor
90
26%
Diğer
47
14%
Evet, rutine gore daha motivasyonlu bir çalışma yapılıyor
33
10%
Toplam
343
100%
İşyeri temsilcilerinin yanıtlarından Covid-19 ile ilgili sağlık emekçilerinin periyodik muayenesi (gözetimi) yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hastanelerin sadece %12’sinde tüm riskli birimlerde, %17’sinde ise az sayıda birimde Covid-19 ile ilgili periyodik muayene (gözetimi) yapıldığı belirtilmiştir. Sağlık çalışanlarına periyodik olarak Covid-19 gözetimi yapılıyor mu sorusunun cevabı malesef hastanelerin % 66’sında yapılmadığıdır.
SAĞLIK ÇALIŞANLARINA PERİYODİK OLARAK COVİD-19 GÖZETİMİ YAPILIYOR MU?
(ATEŞ ÖLÇÜMÜ VE ANAMNEZ İLE)
Sayı
Oran
Hayır
226
66%
Az sayıda birimde yapılıyor.
58
17%
Tüm riskli birimler için sağlanmış
41
12%
Diğer
18
5%
Toplam
343
100%
Covid-19 döneminde İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kurullarını hastanelerin üçte birinde (%37) toplanmıştır. Yine salgın öncesi pandemik hazırlığı hastanelerin üçte birinde (%38) gerçekleştirilmiştir.
Covid-19’a özgün Sağlık Çalışanlarının Sağlığı’na yönelik eğitimler salgın öncesi hastanelerin %7’sinde, ilk olgu sonrası ise %4’ünde gerçekleştirilmiştir.
Önlemler ve KKD kullanımı ile ilgili sağlık çalışanları arasında değişik sorunlarda gündemdedir. Hastanelerin %48’I sadece riskli birimlerde önlem alırken, %24’ünde temizlik işçileri, çamaşırhane vb. çalışanlar yok sayıldığı, %21’inde teknik çalışanın yok sayıldığı, %17’sinde idari çalışanın yok sayıldığı, %15’inde diğer alt işverene bağlı çalışanlar yok sayıldığı ve %6’sında da öğrencilerin yok sayıldığı belirtilmiştir.
Evet, temizlik işçileri, çamaşırhane vb. çalışanlar yok sayılıyor.
83
24%
Hayır, sorun yok.
72
21%
Evet, teknik personel yok sayılıyor.
71
21%
Evet, idari personel yok sayılıyor.
60
17%
Evet, diğer alt işverene bağlı çalışanlar yok sayılıyor.
53
15%
Bu soruya yanıt vermeyenler
53
15%
Evet, sadece hekimlere uygulanıyor.
33
10%
Evet, öğrenciler yok sayılıyor.
20
6%
Sonuç olarak Covid-19 salgının hastanelerde yönetimi oldukça yetersizdir. Rehberlerde alınan önlemler ve KKD kullanımında oldukça ciddi sorunlar vardır. Sağlık Bakanlığı sağlık emekçilerinin korunmasını önceliklemelidir, sağlık emekçilerinin risk altına sokulması toplum sağlığı için en büyük tehdittir.
Sağlık Bakanlığı bir an önce sağlık emek ve meslek örgütleri ile iletişme geçmeli, önlemler ve KKD kullanımı ile ilgili adımlarını hızlandırmalıdır.