Etiket: çözüm

  • Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO

    Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Son zamanlarda artan uyuşturucu ve çeteleşmenin altında sistemin olduğunu vurgulayan yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, “Dersimlilerin değerlerine hep birlikte sahip çıkması lazım. Bizim de sisteme karşı demokratik alanlarda mücadele etmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda her mahallede demokratik alanda bir meclisleri oluşturmamız gerekiyor” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ile kentte son zamanlarda artan uyuşturucu, çeteleşmeye ilişkin çözüm noktasında neleri yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    “DERSİM, ZULÜMLER YAŞAMIŞ BİR COĞRAFYA”

    Atalarının kendilerine yüklediği sorumluluk gereği Dersim coğrafyasını ekonomik, sosyal, kültürel, inançsal ve politik alanda kuşatmış olmaları gerektiğini vurgulayan Cevdet Konak, “Dersim zulümler yaşamış bir coğrafya. 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde katliamlar, soykırımlar, baskılar, olağanüstü haller, köy boşaltmalar gibi birçok olayla sistem özel savaş araçlarını devreye koyarak Dersim’de her türlü asimilasyonu yaratmış. 1937’de Dersim eyaletinin nüfusu 110 bin bugün ise Dersim’in nüfusu 93 bin. Sistem tarafından uygulanan politikalardan dolayı sürekli göç veren bir coğrafyayız” diye belirtti.

    “EN ZOR DÖNEMLERDE BİLE DERSİMLİLER ASİMİLASYONA VE YOZLAŞMAYA İZİN VERMEDİ”

    En zor dönemlerde dahi değerlerine ve coğrafyanın kutsallığına inanan her Dersimli ve Dersim dostunun asimilasyona ve yozlaşmaya izin vermediğini belirten Cevdet Konak, “Çünkü toprağının kutsallığına inanan bir halk olarak kimseye haksızlık yapmamış ama kendisine yapılan haksızlara karşı da direnip boyun eğmemiş. 1970’li yıllara kadar süreç farklı ama 1970’li yıllarda devrimci mücadelenin gelişmesi ve büyümesi, 1980’lere doğru da yurtsever yapının güçlenmesi Dersim’de yeni bir dönemin başlangıcı olmuş. Biz de bu geleneği devam ettirenlerin kuşağıyız” diye ifade etti.

    “SON 5-6 YILDA İÇİMİZİ SIZLATAN BİR ÇOK OLAY YAŞANDI”

    2016-2017 yıllarına kadar Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin sadece binde birinin yaşandığını söyleyen Cevdet Konak, “Eskiden bir çözüm gücü vardı. Özel mülkiyette yaşanan sorunlara, köyler arasındaki çelişkilere müdahale edilirdi ve birlik ile beraberlik içerisinde sorunlar çözülürdü. Eskiden gençlerin kendisine bir güveni vardı. Gençlerin elinde Lenin’in ilkeleri, bir Marksist-Leninist’in toplu yazıları, diyalektik ve materyalizm kitapları vardı. Bu anlamda hem siyasal anlamda kendisini geliştirirdi hem de kendisi değiştiği gibi toplumu da değişme ve dönüşüme zorlardı. Ama son 5-6 yıldır içimizi sızlatan birçok olay yaşandı. Baskılarla, olağanüstü hallerle, göç ettirmeyle bölgeyi asimile edemeyen sistem bu süreçte de Dersim’i pazar olarak seçmiş” dedi.

    “ZAMANINDA DOĞRU MÜDAHALELERDE BULUNMADIK”

    Dersim’de bağımlılık oranının %35-40 olduğunu ifade eden Cevdet Konak, “Ama biz buna karşı demokratik alanda ne yapıyoruz? Bizim de ciddi bir eksikliğimiz var. Biz zamanında doğru müdahalelerde bulunmadık. Aileler huzursuz, tedirgin, panik içerisinde. Onlarca aileyle karşılaştığımızda gözyaşı dökerek çocuğunu kurtarmak istediğini ifade ediyor. Ama bazı kesimler tarafından da gençlerimiz kutuplaştırılıp, gruplar haline getirilmiş. Bütün gençler açısından söylemiyorum ama bazıları da kendisini bazı bağımlılık araçları üzerinde var etmeye çalışıyor. Ama oturup konuştuğumuzda eksik ve hatalarını kabul eden ve bu yönde yanlış hareket ettiğini söyleyen gençlerimiz de var. Yani Dersim gençliği konuşulup, anlatıldığı zaman ikna edilebilecek yapıdadır. Ama bazı gençlerimiz metropol kentlere gidip Dersim’e döndüğünde kendisinde olumlu ve olumsuz yönde değişiklikler oluyor. Metropol kentlerde edindiği kötü alışkanlıkları kendisiyle beraber Dersim’e getiriyor. Uyuşturucu sadece Dersim’in değil ülkenin genel sorunu. Ancak Dersim’de bu sorunlara bir an önce müdahale edilmesi noktasında halkımızın da çağrısı var” diye belirtti.

    “HER MAHALLEDE DEMOKRATİK ALANDA SAVUNMA GÜCÜ OLUŞTURMAMIZ GEREKİYOR”

    Yakın zamanda gecikmiş olsa da uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı bir eylem yapıldığını söyleyen Konak, şunları dile getirdi:

    “Yapılan açıklamada gençlere çağrılar yapıldı. Dersim’de yaşayan veya Dersimli olup diasporada yaşayan Dersimlilerin değerlerine hep birlikte sahip çıkması lazım. Yoksa sistem her dönem buranın kültürüne, diline, kimliğine yönelik yönelimlerde bulunmuş. Dolayısıyla bizim de sisteme karşı demokratik alanlarda mücadele etmemiz gerekiyor. Bağımlılığa karşı hep birlikte nasıl mücadele ederiz? Bunun da yöntemleri ve araçları var. Birebir bizim aileleri tespit edip ailelerle görüşme yapmamız gerekiyor. Her mahallede, her caddede, her sokakta oturan halkımızla bir araya gelmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda her mahallede demokratik alanda bir savunma gücü oluşturmamız gerekiyor. Bunun yolu yöntemi de meclislerin bir an önce oluşmasıdır. Meclislerin içerisinde sadece belirli siyasi çevrelerin olması yeterli değil. Meclislerin içerisinde kanaat önderlerimiz, pirlerimiz, mahalle muhtarları ve ailelerin de olması gerekiyor. Çünkü arka sokakta olup biteni bilemiyorsun, göremiyorsun.

    Evet bir karşı çıkış var ama şu anda bu yeterli değil. Bizim bunu hızlı bir şekilde kısa, orta, uzun vadede planlamalar yaparak gerçekleştirmemiz gerekiyor. Uyuşturucuyla ve bağımlılıkla mücadele edecek alanlar yaratmamız gerekiyor. Sistemin saldırılarına karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor. Yoksa ani yürüyüşler ile çıkışlar, arada bir bunları tartışmak bu soruna çözüm getirmeyecektir. Bizim her gün bu mevcut süreci takip ederek bağımlılığın her çeşidine, her türüne karşı mücadeleyi daha da büyütmemiz gerekiyor. Hatta değerlerimizi yıpratan ama çağrılara uyum sağlamayan, halen bu bağımlılık noktasında gençlerimizi kendisine pazar olarak kullanan bireylerin de teşhir edilmesi gerekiyor.”

    “DERSİM’E UYUŞTURUCU VE SİLAHLAR UZAYDAN GİRİŞ YAPMIYOR”

    Dersim’in her tarafında kontrol noktaları ve mobese kameralarının olduğuna dikkat çeken Konak, “Dolayısıyla basın açıklamalarına gelen kolluk güçleri bu noktalarda da gerekli denetimi sağlamalılar. Dersim’de kişi başına bir asker, polis düşüyor. Nereden geliyor o zaman uyuşturucu ve silahlar herhalde uzaydan buraya giriş yapmıyor. Dolayısıyla bu coğrafyada kamu adına görev yapan herkesin kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor” dedi.

    “BU COĞRAFYAYA TÜM DERSİMLİLERİN BİRLİKTE SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Dersim’in her tarafında kefensiz toprağa düşenlerin izleri olduğunun altını çizen Konak, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “1937-1938 yıllarında katledilen atalarımızın bize miras olarak bıraktığı bu coğrafyaya tüm Dersimlerin birlikte sahip çıkması gerekiyor. Gençlerimize de çağrımız sorunlarını kurumlarıyla paylaşabilirler. Tüm demokratik kurumlarımızın ve siyasi partilerimizin kapıları gençlerimize açık. Gençlerimiz buralara gelip kendi sorunlarını tartışsınlar, birlikte ortak çözümler bulalım.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, halkı çeteleşmeye karşı yürüyüşe davet etti-VİDEO
    -Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO
    -Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO
    -Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO

  • Kılıç: Samimi bir çözüm için adım atılmalı, söylem ve pratik yaşam bulmalı-VİDEO

    Kılıç: Samimi bir çözüm için adım atılmalı, söylem ve pratik yaşam bulmalı-VİDEO

    PİRHA- İktidar ertelenen adımları atması gerektiğini söyleyen İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, yasama-yürütme ve yargı erkinin sözünü eyleme dönüştürmesi gerektiğine vurgu yaptı. Kılıç, “Devlet bir yandan demokratik çözümün adımlarını atarken diğer taraftan da bu soruna dair yaptığı yanlışlardan kaynaklı bir yüzleşme de yapmalı” dedi.

    27 Şubat’taki “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrası kongresini toplayan PKK, kendisini feshettiğini ve “çalışmalarını sonlandırdığını” kamuoyuna duyurdu. Bu karar sonrası gözler, devlet/iktidarın demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüne dair hangi adımları atacağına çevrilmiş durumda

    Yaşanan gelişmeleri sorduğumuz İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, muhalefet partileri ve meclisin inisyatif alması ve samimi bir çözüm için somut adımlar beklediklerini kaydetti.

    “BU TARİHİ FIRSAT CİDDİ DEĞERLENDİRİLMELİ”

    PKK’nin almış olduğu kararın tüm çevrelerce umutla karşılandığını ve ‘tarihi fırsat’ olan bu adımın ciddi değerlendirlmesi gerektiğini ifade eden Hasan Ali Kılıç, “Kuşkusuz yani yüzyılları aşan bir Kürt sorunu yaşanıyordu. Son 50 yıla varan bir çatışmalı süreci bu ülke toprakları yaşadı. İşte bir şairimizin deyimiyle işte dağlar, taşlar, hatta ölüm bile yoruldu. Bugün işte en güzel şiir barıştır sözüyle dile getirilen barış talebi idi. O nedenle, taraflardan biri PKK silahları bıraktı ve örgüt silahlı alandaki yapılanmasını feshetti. Bu kararı Türkiye’de halkları, çeşitli azınlıklar, inançlar, etnik yapılar çok saygıyla karşıladılar. Toplumun bütün kesimleri bunu bir umut olarak gördü. Giderek Ortadoğu’ya ve dünyaya yayılan bu umut ciddi anlamda tarihi bir fırsatı doğurduğu anlamında değerlendirildi. Şimdi işte bu tarihi fırsat, iktidar ve devlet tarafından ciddi anlamda değerlendirilmeli” dedi.

    “SAVAŞA AKTARILAN BÜTÇE ÜLKE İNSANININ REFAHINA KULLANILMALI”

    50 yıla yakındır süren çatışmalı sürece aktarılan bütçeye işaret eden Hasan Ali Kılıç, sorunun çözümünün ekonomik yasımalarına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Kuşkusuz her şeyden önce bu ülkede hukukun, adaletin ve hakikatin yaşam bulması gerekiyor. İşte demokratik bir anayasanın çerçevesini çizerek hızlı bir şekilde yaşama geçirilmesi gerekiyor. Bugün cezaevlerinde ağır hasta tutsaklar var. Bu tutsakların bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Öte taraftan savaşa neden olan bütün sorunlar ortadan kaldırılması gerekiyor. Nedir? İşte dünya halkları gibi Kürtler de kendi ana dilleriyle eğitim öğretim görmek istiyorlar. Ya da işte Aleviler kendi inançlarını yaşamak istiyorlar. Eşit yurttaşlık talepleri var. Doğasının talan edilmesinin ve kadın katliamlarının durdurulmasını istiyorlar. Kürt sorununun demokratik çözümünün sağlanması, çeşitli adımların atılması bu ülkedeki işçinin de asgari ücretinin insanca yaşanır bir düzeye çıkarılmasıyla eş anlamlıdır. Çünkü bugün ülke bütçesinin önemli bir bölümü, yarısından fazlası belki savaşa aktarılıyor. Savaşın araçlarına ve kadrolarına aktarılıyor. Savaş yaşanmadığında bütün bu giderler ülke insanının refahına aktarılacaktır. İşsizlik ortadan kalkacaktır büyük bir ölçüde yani zamanla işsizlik ortadan kalkacaktır.”

    “SÖYLEM VE PRATİK YAŞAM BULMALI; ADIM ATILMALI”

    Toplumunda devletin adım atmayacağı yönünde bir eğilimin geliştiğini söyleyen Kılıç, “Kürt sorununun demokratik çözümü söylemini savunduğunu söyleyen insanlar öte taraftan halkta çok umut yaratamıyor. Söylemi ile pratiği özdeşleşmiyor. Yani Kürt sorunu demokratik çözümünü söyleyen insanların pratiğine baktığında çok işte yaşam bulmadığını görmekteyiz. Halkta da bu anlamda çok umut da yaratmıyor. İşte geçmişte barış süreçlerinin sektere uğratılması noktasında da halkta bir güven kırılması var. O nedenle yani her şeyden önce demokratik adımların ciddi bir şekilde zaman geçmeksizin atmak gerekiyor. Partilerin Kürt sorununun demokratik çözümüne dair söylemini kendi siyasal hanesine kazanım olarak görmek yerine, temel bir demokrasi sorunu olarak görerek herkes üstüne düşeni yapmalı” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞME OLMALI”

    Çözüme gidecek yolda bir yüzleşmenin de gerçekleşmesi gerektiğini dile getiren Kılıç, “Yani barışın toplumsallaşması demek toplumun bütün kesimlerine yayılması demektir. Ya da barışın toplumsallaşması için bir yanıyla da tarihsel bir yüzleşme de yaşamak gerekiyor. Yani bütün işte bu Kürt sorunun demokratik çözümünün olmamasından kaynaklı insanlar ciddi anlamda bedel ödedi. Binlerce hatta on binlerce insan katledildi. Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, arkasından işte Roboski, Gezi, Suruç, Ankara Garı gibi katliamlar aslında bir yanıyla Kürt sorunun çözülmemesinden kaynaklı da yaşanan acılardı. Devlet bir yandan demokratik çözümün adımlarını bu soruna dair yaptığı yanlışlar, eksikliklerden kaynaklı bir yüzleşme de yapmalı ve bütün bu yaşanan travmalarla ilgili bir halkından özür dilemeli” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • DEM Parti Sözcüsü Doğan’dan hükümete: Bu yoldan dönün-VİDEO

    DEM Parti Sözcüsü Doğan’dan hükümete: Bu yoldan dönün-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, kayyım protestoları sırasında yaşanan polis şiddetine tepki gösterdi. Doğan, “Bu anayasal hakka nasıl müdahaleler görüyoruz günlerdir? İnsanlar vazgeçmeyecekler. Boşuna bu çabalar! Yıllardır bu yolu deniyorsunuz, yıllardır bu yöntemden medet umuyorsunuz. Yıllardır bu yöntemle insanların vazgeçeceklerini zannediyorsunuz. Vazgeçmiyorlar, vazgeçmeyecekler, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere dair partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Doğan, halkın kayyımları istemediğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyerek, ülkenin mevcut anayasa ile bile yönetilmediğini belirtti.

    İktidarın, mevcuttaki darbe anayasası dahi hayata geçirmediğine işaret eden Doğan, “Bu anayasal hakka nasıl müdahaleler görüyoruz günlerdir? İnsanlar vazgeçmeyecekler. Boşuna bu çabalar. Yıllardır bu yolu deniyorsunuz, yıllardır bu yöntemden medet umuyorsunuz. Yıllardır bu yöntemle insanların vazgeçeceklerini zannediyorsunuz. Vazgeçmiyorlar. Vazgeçmeyecekler. Bedeli ne olursa olsun vazgeçmeyeceklerini söylüyorlar. Kayyım değil, yerel demokrasi diyorlar. Darbe değil, özgürlükler için demokratik protesto hakkını kullanıyorlar. Peki siz ne yapıyorsunuz? Ters kelepçe, çocuklara gözaltı, sokaklarda olmaması gereken görüntülere neden oluyorsunuz. Hem insanların iradelerine kayyım atayacaksınız, hem de seçme ve seçilme hakkınız yok diyeceksiniz” dedi.

    “SOKAKLARDAKİ BU ŞİDDETİN NEDENİ NE?

    Esenyurt’tan Halfeti’ye kadar, ‘Seçemezsiniz, nerede olursanız olun siz seçemezsiniz, seçilemezsiniz, demokratik siyaset yapamazsınız dediğini aktaran Doğan, şunları ifade etti:

    “Milletvekili seçilirsiniz tutuklarız, hapsederiz, vekilliğinizi düşürürüz, belediye başkanı seçilirsiniz, seçtiğiniz belediye başkanının yerine memur atarız, atanmış biriyle yönetiriz, belediye meclis üyelerinizi tanımayız, belediye meclisini fesh ederiz, orada hangi siyasi partiden temsiliyet olursa olsun biz oraları yalnızca siz kazandığınız için size yönettirmeyiz’ deniliyor. Hem gasp edeceksiniz hem de bu gaspa karşı demokratik direniş hakkını kullanan insanlara anti demokratik muamele ile işkence uygulamaya kalkışacaksınız. Kim olduğu belli olmayan, bereli ve maskeli, pervasızca insanlara işkence uygulayan, kim oldukları belirsiz insanları sokağa indireceksiniz, sonra da hiçbir şey olmadığı gibi susacaksınız. Günlerdir soruyoruz, sokaklardaki bu şiddetin nedeni ne?

    “KÜRT SEÇEMEZ, YÖNETEMEZ, SEÇİLMEZ DENMEK İSTENİYOR”

    Esenyurt’taki belediye başkanı Kürt kimliğinde suçlanırsa, Kürtlerin seçme ve seçilme hakkına karşı bir gasp yaşanırsa, Kürt seçemez, yönetemez, seçilmez denmek isteniyor. Dilsiz kardeşlik olur mu? Eşit yurttaşlık hakkını kullanamayan bir kardeşlik olur mu? Bu yaşananlardan kardeşlik çıkmaz. Karar vermesi gereken sizlersiniz. Biz olduğumuz yerde duruyoruz. Tutarsız bir tavır içine girmeden yerimizde duruyoruz. Kürdün hakkının elinden alınmasına karşı demokratik tepkimizi göstereceğiz ve belediyelerimizi koruyacağız. Bu yol Türkiye’yi daha demokratik yapmaz. Bu yoldan dönün diyoruz.

    “MİLYONLARCA İNSAN ACILARIN SON BULMASINI İSTİYOR”

    Bahçeli’nin çağrılarının elbette önemli yanları var. Öcalan’a çağrısını önemsiyoruz. Fakat haftalardır tartışmalar sürüyor. DEM Parti olarak tutumumuzu açık bir şekilde ifade ediyoruz. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırmıyorsunuz, çözüme dair önerilerini kamuoyu duyurmuyorsunuz. Üstelik iktidarın heybesinden kayyım çıkıyor. Biz buradayız çözüme, diyaloğa varız. Peki devlet hazır mı? O halde sözün gereği yapılmalı. Toplumsal uzlaşı sağlayacaksak kapsayıcı yeni bir dile ihtiyacımız var. Milyonlarca insan acıların son bulmasını istiyor. İktidardan somut adımlar bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    PİRHA-  Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Kürt sorununun ülkenin en köklü sorunlarından biri olduğunu belirterek, çözümün tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün olduğunu ifade etti. ADFE, “Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır” diye belirtti.

    Kürt sorununun çözümüne dair yapılan “yeni süreç” tartışmalarına ilişkin açıklama yapan Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) yazılı açıklama yaptı. “Barış, tüm Türkiye’nin rızasıyla inşa edilecektir!” başlığıyla yapılan açıklamada, her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılması çağrısında bulunarak, Kürt sorununun hak ve eşit yurttaşlık temelinde çözümüne işaret edildi.

    “BARIŞ VE ADALET ARAYIŞININ EN ÖN SAFINDA YER ALIYORUZ”

    Türkiye’nin tarihsel sürecinde, toplumsal barış ve kardeşlik arayışının köklü bir mesele olduğuna değinilen açıklamada, “Yüzyıllardır farklı kültürlerin, etnik grupların ve inançların bir arada yaşadığı bu topraklarda, eşitlik ve adaletin tesis edilmesi, barışın kalıcı hale gelmesi için öncelikli koşuldur. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, inancımızın temellerinde yer alan “rızalık” ve “birlikte yaşama” felsefesi doğrultusunda, ülkenin derin sorunlarının çözümüne dair bakışımızı paylaşmak, toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin bugünkü sorunları, sadece güncel siyasi tartışmaların ürünü değil, aynı zamanda tarihsel süreçlerin ve sistematik eşitsizliklerin bir sonucudur. Ülkemizde etnik, mezhepsel, sosyal ve ekonomik farklılıklar üzerinden derin yaralar açılmıştır. Aleviler olarak, bu sorunların en fazla mağdur edilen kesimlerinden biri olmamız nedeniyle, barış ve adalet arayışının en ön saflarında yer alıyoruz” denildi.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ KAÇINILMAZDIR”

    Kürt sorununun çözümünün kaçınılmaz olduğu vurgusu yapılan ADFE açıklamasında, “Kürt meselesi ise, ülkenin en köklü sorunlarından biridir ve bu meselenin çözülmemesi tüm Türkiye’yi etkileyen bir huzursuzluk ve adaletsizlik yaratmaktadır. Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Aleviler olarak bu coğrafyada ayrımcılığa uğrayan tüm kesimlerin yanında duruyoruz. Alevi bakış açısında, adalet sadece bir devlet politikası değil, bir yaşam biçimidir. Aleviler, tarih boyunca haksızlığa karşı durmuş, zulme karşı mücadele etmiş bir inanç topluluğudur. Bugün de, Türkiye’nin her kesimi için adaletin sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin demokratikleşmesi, tüm inanç gruplarının, etnik toplulukların ve sosyal sınıfların eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. Devletin, vatandaşlarına eşit mesafede durması, kimsenin inancı, dili, etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiği düşüncesini savunuyoruz” diye belirtildi.

    “ŞEFFAF VE SAMİMİ BİR TOPLUMSAL DİYALOG SÜRECİ BAŞLATILMALI”

    ADFE, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Tüm farklı grupların kimliklerinin anayasal güvence altına alınması elzemdir. Ayrımcılığa karşı güçlü yasalar çıkarılmalı, bu yasalar etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır. Bu süreçte, geçmişte yaşanan mağduriyetler ve haksızlıklar kabul edilmeli, ortak bir gelecek inşa edilmelidir. Türkiye’nin barışa ulaşması, tüm kesimlerin haklarının tanınması ve toplumsal uzlaşının sağlanmasıyla mümkündür. Alevi inancının köklü rızalık anlayışı ve adalet arayışı, bu barış sürecinde yol gösterici olabilir. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, her türlü ayrımcılığın son bulduğu, her bireyin kimliğiyle eşit ve özgür olduğu bir Türkiye için mücadele edeceğimizi, bu topraklarda barışın rıza temelinde inşa edileceğine olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz. Çünkü bizler, barışın sadece bir sonuç değil, bir yaşam biçimi olduğunu biliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demirtaş’tan, Özgür Özel ile görüşmesi hakkında açıklama: Siyaset kanalları açılmalı

    Demirtaş’tan, Özgür Özel ile görüşmesi hakkında açıklama: Siyaset kanalları açılmalı

    PİRHA- Özgür Özel ile görüşmesine dair açıklama yapan Selahattin Demirtaş, Türkiye’de siyaset kanalları uzun yıllardır tıkalı durumda olduğunu, Anayasa’ya aykırı uygulamaların keyfi şekilde sürdürüldüğüne dikkat çekerek, “Seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim” dedi.

    Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesine dair sanal medya hesabından açıklama yaptı.

    Demirtaş’ın açıklaması şöyle:

    “Bugün, CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile görüştük. Sayın Özel’e, ziyareti nedeniyle teşekkürlerimi sunuyorum. Toplumsal birliğe, güçlü beraberliğe, adalete ve barışa susamış, ekonomik krizin yol açtığı yoksullukla boğuşan halkımızın yararına olduğuna inandığımız tüm konuları samimiyetle tartışma fırsatımız oldu.

    Türkiye’de siyaset kanalları uzun yıllardır tıkalı durumdadır. Devlet işleyişi oldu bittilerle, Anayasa’ya aykırı uygulamalarla keyfi şekilde sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘normalleşme, yumuşama’ diye ifade ettiği sürecin ayaklarının yere basması, ete kemiğe bürünmesi isteniyorsa yapılması gereken ilk şey, hukukun üstünlüğüne her alanda saygı duymaktır. Bu olmadan siyaset kanalları da açılmaz, normalleşme zemini de oluşmaz.

    Türkiye’deki sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu da TBMM’dir. Sayın Özel’in ziyareti vesilesiyle bu konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakalamış olduk. Gelir adaletsizliğinden demokrasiye, dış politikadan Kürt sorununa, doğa haklarından emeklilerin, gençlerin, çocukların ve özellikle kadınların sorunlarına kadar birçok konuda verimli bir tartışma yürüttük, son günlerde açığa çıkan bebek katliamını ve sağlık sistemini ele aldık.

    Ayrıca Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde siyasetin rol üstlenmesinin, diyaloğun ve iş birliğinin öneminin altını çizerek el sıkışma seremonisinin devamının gelmesi için siyasete şans tanınması gerektiğini ifade ettim. Bu aşamada, seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim.

    Sayın Özgür Özel ile yaptığımız bu anlamlı ve değerli görüşmenin absürt bir yönü vardı, o da görüşmeyi cezaevinde yapmış olmamızdı. Umarım Kobani ve Gezi kumpas davaları rehineleri başta olmak üzere, Sayın Selçuk Mızraklı ve Sayın Bekir Kaya dahil tüm siyasi tutsakların hakları bir an önce iade edilir ve özgürlüklerine kavuşurlar, bu zalimce adaletsizlik son bulur. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak girişimleri gibi yargısal operasyonlardan da artık vazgeçilir.

    Bizler her şart ve koşulda demokratik siyasette ısrarcı olacağız ve demokrasinin, toplumsal barışımızın sağlanması için üzerimize düşen sorumluluğun gereklerini yerine getireceğiz.

    Ayrıca, kurumsal işleyişimize uygun bir şekilde, görüşmenin içeriğini avukatlarım aracılığıyla DEM Parti Genel Merkezi’ne aktaracağım.

    Sayın Özel’e bu anlamlı ziyareti nedeniyle bir kez daha teşekkürlerimi sunarken kendisine başarılar diliyor, şahsında tüm Cumhuriyet Halk Partililere içten selam, sevgilerimi gönderiyorum. Saygılarımla…”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD: Bir olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var

    PSAKD: Bir olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi, Hasret Gültekin heykeli üzerinden yaşanan tartışmalara ilişkin yeni bir açıklama yaptı. PSAKD açıklamasında, DAD ile yapılan görüşmede sorunun çözümü noktasında samimi bir iletişim içine girilerek sürece özeleştirel bakıldığı ve Alevilerin birliğinin öne çıkarıldığı belirtilerek, gelinen aşamada bu müşkülü ortadan kaldırmanın Alevi kurumlarının ortak görev sorumluğunda olduğu kaydedildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sanatçı Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan tartışma sonrasında bir açıklama yayınlayarak sorunun çözümü için birlik çağrısı yapan Demokratik Alevi Dernekleri’nin çağrısına olumlu yanıt verdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi‘nin, Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan tartışmalar sonrasında 16 Haziran tarihinde yaptığı açıklamada, “Bu süreçte musahip kurumlarla yaşanan tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme, bilerek bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine,  toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” ifadelerine yer verilmişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi tarafından yayınlanan açıklamada çözüm çağrıların değerli olduğu kaydedilerek, tüm bu yaşanılan süreçler içerisinde gelinen aşamada bu müşkülü ortadan kaldırmanın ortak görev sorumluğunda olduğu belirtildi.

    Açıklamanın devamında Alevi kurumlarının ortak iradesi ile birlikte bir araya gelerek ikrarlaşmak gerektiğinin ve hak mücadelesinde Alevilerin bir olmasına her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç olduğunun altı çizilerek, DAD ile ilişkileri askıya alan kararını kaldırılarak normalleşme sürecini başlatıldığı kamuoyuna deklere edildi.

    “HİÇ ARZU ETMEDİĞİMİZ MÜŞKÜLLERLE KARŞILABİLİYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin açıklama şöyle:

    Her geçen gün inancımıza, kutsallarımıza yönelik baskılar ve asimilasyon politikaları sistemli bir şekilde ve artarak devam etmektedir. Tüm Alevi ocakları ve süreklerine yönelik asimilasyon politikaları sürmekte, kutsal mekanlarımız, dergahlarımız, ziyaretlerimiz elimizden alınmış, kontrol ve denetim altında tutulmaktadır. Alevi toplumumuza ve Alevi değerlerine yönelik baskılar sürmekte, nefret suçları en üst seviyede yaşanmaktadır. Bütün bunlara bağlı olarak,  Alevilerin eşit haklar talebi ve mücadelesi daha bir önem kazanmaktadır. Tüm bu uygulamalara ve saldırılara karşı durabilmenin yolu öğretimizde bellidir. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

    Ne yazık ki bazen mücadelemizde hiçte arzu etmediğimiz “müşküllerle” karşılaşmak durumunda kalabiliyoruz. İki yıla yakın bir süredir hepimizi derinden yaralayan ve üzen bir durumla karşı karşıya kaldık. Bir canımız tarafından yapılıp Düzgün Baba Cemevi yakınlarına konulan Hasret Gültekin canımızın heykelinin sökülüp bir depoya konulması olayı. Bu durum başta Hasret canımızın ailesi olmak üzere her bir Alevinin canını yakmıştır. PSAKD olarak kendimizi, olayın kendisine ve sonuçlarına, hiçbir Alevi canın ve kurumunun rızalık vermediği bir sürecin içinde bulduk. Doğal olarak  taraf olduk. PSAKD’nin heykelin yapımı, yerine montajı ve sökülmesi süreçlerinden hiçbir şekilde bilgisi olmamış ve dolayısı ile dahil de değildir.

    Bütün tartışmalar dışında, Hasret Gültekin elinde bağlamasıyla çarkı pervaz olup evliyalar yurduna, Düzgün Baba’ya konmuştu. Sorun, “Harde Dewreş” denilen bu topraklara mihman olan Hasret canımızın suretini batini olarak yorumlamak yerine, zahirde heykel olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır.

    “SORUN ORTADA BIRAKILMIŞTIR”

    Konuyu kısa olarak detaylandırmak gerekirse;

    16 Temmuz 2020 günü açılışının yapılacağı duyurulan ”Sivas Katliamı Şehitleri Anı Ormanı-Anıt Projesi” kapsamında, 33 canımızın isimlerinin de yerleştirildiği Hasret Gültekin heykeli 15 Temmuz 2020 gecesi yerinden sökülmüştü. Sökülme gerekçesi olarak ise bölgenin kutsal olduğu dolayısı ile heykelin dikilemeyeceği yönünde açıklamalar yapılmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi Sivas’ta katledilen Hasret Gültekin‘in anıtının Düzgün Baba Cemevine dikilmesi ve ardından yerinden sökülmesi üzerine yaşanan tartışmalara çözüm bulmak amacıyla 25 Temmuz Cumartesi günü Düzgün Baba Cemevinde toplantı çağrısı yapmıştı.

    26 Temmuz 2020 tarihinde yapılan toplantıya, PSAKD Dersim Şubesi ve Genel Merkez yöneticileri, DAD Genel Merkez yöneticileri, DEDEF yöneticileri, Pirler ve halkın yoğun katılımı olmuştur. Bu toplantı sonucunda, PSAKD yöneticileri ve Hasret Gültekin Canımızın eşi Yeter Gültekin, Heykelin tekrar yerine konulması veya depoda bırakılmasını, başka bir yere götürülmesine rızalık vermediklerini beyan etmişlerdir.

    Bu kabul görmediğinden sorun ortada bırakılmıştır. Daha sonra Nazimiye Belediyesi tarafından heykelin Nazımiye meydanında bir parka dikilmesinden sonra, Genel Merkez yöneticilerimiz tarafından heykel yerinden sökülerek Hacıbektaş İlçesinde dikilmek üzere taşınmıştır.

    “SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE SAMİMİ İLETİŞİM İÇİNE GİRİLMİŞ, ÖZELEŞTİREL BAKILMIŞTIR”

    Sorunun uzunca bir süre çözümsüz kalması ve Alevi Kurumları arasında gerilime neden olmasından dolayı Alevi Kurumları tarafından görüşmelerin yapılması için bir çağrı yapıldı.

    6 Alevi çatı örgütünün, 3 Mart’ta “Gün ayrı düşme günü değildir” diyerek yaptığı çağrı, her iki örgütümüz tarafından da değerli görüldü.

    09 Mart 2022 tarihinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda yapılan toplantıya taraflardan Gani Kaplan, Özgür Kaplan, Onur Kaya, Müslüm Metin, Ercan geçmez, Musa Kulu, Murat Işık, Zeynel Kete, Mustafa Karabudak  katılım sağlamışlardır.

    Toplantı sonrasında, DAD, darda olduklarını beyan eden bir açıklama yapmış ve ardından da PSAKD önceki dönem Genel Sekreterimiz Özgür Kaplan;

    DAD yöneticileri ‘Hasret canımızın özelinde Madımak şehitlerinin darındayız’ demişler. Dardayız demek bizler için, Alevi dilinde çok önemli. Bir insan darda ise tamamdır, artık yola teslim olmuş olarak algılarız. Biz ‘dardayız’ diyen bir örgüte Alevice yaklaşırız. Alevilik öğretisinin gereğini yerine getiririz. Biz Aleviyiz sonuçta, yan yana gelip sorunlarımızı çözeriz.” Diyerek görüşmelerin devam edeceğini belirtmiştir.

    PSAKD Genel Kurul sonrası DAD tarafından Genel Merkezimize yapılan hayırlı olsun ziyaretinde konu tekrar gündeme gelmiştir. Bu ziyaret sonrası görüşmeler yapılmış ve belli ilerlemeler sağlanmıştır. Sorunun çözümü noktasında samimi bir iletişim içine girilmiştir. Sürece özeleştirel bakılmış ve Alevilerin birliği öne çıkarılmıştır.

    “NİYETLERİNİ SAMİMİ OLARAK ORTAYA KOYMUŞLARDIR”

    DAD, 2 Temmuz arifesinde 16 Haziran 2022 günü başına ve Alevi Kamuoyuna dönük bir  açıklama daha yapmış ve bu açıklamada: daha önce Hasret Gültekin canımızın anıt heykeli ile ilgili yaşanan sürecin gündeme geldiğini, yaşanan süreçle ilgili Alevi kurumlarının dar-didar olup ortak açıklama yapma konusunda ikrarlaştıklarını belirtmişlerdir. Açıklamanın bir bölümünde ise,

    “Bu süreçte musahip kurumlarla yaşanan tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme, bilerek bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret GÜLTEKİN canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine, toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” diyerek, niyetlerini samimi olarak ortaya koymuşlardır.

    “MÜŞKÜLÜ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN BİR ARAYA GELEREK İKRARLAŞMALIYIZ”

    PSAKD olarak; tüm bu yaşanılan süreç içerisinde gelinen aşama, Alevi öğretisi gereğince ortada bir müşkülümüzün varlığıdır. Bu müşkülü ortadan kaldırmak hepimizin ortak görev sorumluğundadır. DAD Genel Merkezinin yapmış olduğu; “ Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret GÜLTEKİN canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine,  toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” açıklamasının çok değerli olduğunu, müşkülü ortadan kaldırmak üzere tüm Alevi kurumlarının ortak iradesi ile birlikte bir araya gelip ikrarlaşmak gerektiğini ve eşit haklar mücadelesinde bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu belirtmek istiyoruz.

    “DAD İLE İLİŞKİLERİMİZİ ASKIYA ALAN KARARI KALDIYORUZ”

    Bu bağlamda, daha önceki GYK’mız tarafından DAD ile ilişkilerimizi askıya alan kararını kaldırıyor ve normalleşme sürecini başlatıyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak, Sorunun tümü ile çözümünü sürece yayarak ve her türlü oyunu ve hesabı bozarak yol alacağımızın bilinmesini istiyoruz. Alevileri kategorize ederek, bölerek ve birbirine düşürerek farklı niyet ve kişisel ikbal peşinde olanlara izin vermeyeceğiz. Hakkın ve hakikatin yolunda olanlara aşk olsun.

    Hak- Muhammed – Ali Yardımcımız, Hızır Yoldaşımız olsun!

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurum başkanlarından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ziyaret

    Alevi kurum başkanlarından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ziyaret

    PİRHA- Alevi federasyon ve dernek başkanları Alevi toplumunun sorunları ve bu sorunlara çözümlerle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü, bilgi alışverişinde bulundu.

    Alevi federasyon ve dernek başkanları Alevi toplumunun sorunları ve bu sorunlara çözümlerle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü.

    Görüşmeye, ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan İsmet Kurt, Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Ali Aktaş ve Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut katıldı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleşen görüşmede Aleviler lehine kazanılan AİHM kararlarının uygulanmasına dair görüş belirtilerek, bu konuda CHP Genel Merkezi’nin desteğinin beklendiği ifade edildi.

    Görüşmede ayrıca  Alevilerin toplumsal ve inançla ilgili sorunlarına dair çözüm önerileri konuşularak bilgi alışverişinde bulunuldu.

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Aleviler yıllardır çözüm bekliyor; bulduğunuz çözüm Alisiz Alevilik’-VİDEO

    ‘Aleviler yıllardır çözüm bekliyor; bulduğunuz çözüm Alisiz Alevilik’-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Alevilerin sorunları konusunda çözüm beklediğini belirterek, AKP hükümetini eleştirdi. 

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Alevilerin sorunlarına değindi. Buldan, “Maraş’ta katledilen, Sivas’ta yakılan Aleviler dışlanırsa, hakları teslim edilmezse ve hala evlerine çarpı işareti konuluyorsa, işte kırılma burada yaşanır. Aleviler yıllardır çözüm bekliyor. Bulduğunuz çözüm Alisiz Alevilik” dedi.

    Haberin videosu

     

     

     

  • ‘Leyla Güven çözüm için bedenini açlığa yatırmıştır’-VİDEO

    ‘Leyla Güven çözüm için bedenini açlığa yatırmıştır’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Yöneticisi Bülent Felekoğlu, cezaevinde 70 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e herkesin destek vermesi gerektiğini söyledi. Felekoğlu, “Çözüme dair bir vicdan yaratmak Leyla Güven’e nasip olmuştur. Biz Aleviler de bu süreçte onun hakikatini anlamlandırarak gerekli gücü ve gayreti vermekle sorumluyuz” dedi.

    DAD Yöneticisi Bülent Felekoğlu, Diyarbakır Cezaevi’nde 70 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Aleviler Ortadoğu ile dünyada barışın dilini kullanabilecek ve bu yönü ile toplumlara perspektif olabilecek bir duygu içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Felekoğlu, “Tarihe baktınız andan itibaren onlarca savaşta katliamlara uğradık. Bu katliamlar içerisindeki yaklaşımımız cenk meydanında hep kendimizi savunmaktı. Bunun dışında her savaşın mutlaka bir barışla sonuçlanacağını tarih bize gösterdi. Şimdi Leyla Güven de bu yönüyle kendi bedenini bu kadar ölümün ve katliamın olduğu bir yerde çözüm için açlığa yatırdı” diye konuştu.

    “LEYLA GÜVEN’E GEREKLİ GÜCÜ VERMELİYİZ”

    Bir canın açlıkla kendini sınaması en temel nefsi ikrarlaşma olduğunu, bu nefsi ikrarlaşmanın da bütün topluma güç ve gayret vereceğine dikkat çeken Felekoğlu, “Akdeniz bir ölüm denizi olmuşken Ortadoğu’da çözüme dair bir yaklaşım yok. Çözüme dair bir vicdan yaratmak Leyla Güven’e nasip olmuştur. Biz Aleviler de bu süreçte onun hakikatini anlamlandırarak gerekli gücü ve gayreti vermekle sorumluyuz” şeklinde konuştu.

    “BİR TOPLUM ANCAK BARIŞARAK YOL YÜRÜYEBİLİR”

    Türkiye’de iktidar dinamiklerine çağrıda bulanan DAD Yöneticisi Bülent Felekoğlu şunları ifade etti:

    “Bir toplum ancak barışarak ve birbiriyle ikrarlaşarak yol yürüyebilir. Yoksa savaş dili bize daha çok katliam getirecektir. Her ana evlat doğurur. Bugün Ortadoğu’da anaların çoğu evlatlarını sevemiyor. Bugün Kürt analar da evlatlarını sevemiyor Türk analar da evlatlarını sevemiyor. Haktan niyazım bu savaşı bitirebilecek gayreti bize versin. Ve bu gayreti gösterenlere gayret versin. Yaşam kolay yok edilmemeli. Çünkü Hakkın ilk kelamı ‘öldürmeyeceksin’dir.”

    PİRHA/İSTANBUL