Etiket: cpt

  • Barolar ve STÖ’ler CPT’nin Türkiye ziyaretine dikkat çekti: İmralı’ya gidilmedi!

    Barolar ve STÖ’ler CPT’nin Türkiye ziyaretine dikkat çekti: İmralı’ya gidilmedi!

    PİRHA – Çok sayıda ilin barosu ve sivil toplum örgütleri, İmralı adasına yönelik uygulanan tecride dair Ankara’da basın toplantısı yaptı. İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, İmralı adasına dönük sorunun ivedilikle çözülmesi gerektiğini ifade etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) 12 Ocak 2024’te çok sayıda kurumun ortak imzası ile Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’ne (CPT) mektup göndermiş, CPT ise sonrasında Türkiye’ye ziyaret düzenlemişti.

    İHD, yapılan ziyaret üzerine Genel Merkezde imzacı kurumlarla ortak basın açıklaması yaptı. “İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tecrit ve mutlak iletişimsizlik devam ediyor” denilen açıklamada, CPT’nin 13-22 Şubat tarihlerinde Türkiye’ye özel amaçlı bir ziyaret gerçekleştirdiğini ancak İmralı’nın ziyaret edilmediğini aktardı.

    “İMRALIYA DAİR CPT’YE MEKTUP İLETMİŞTİK”

    İHD Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, Abdullah Öcalan’dan halen haber alınamadığını vurgulayarak, sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi. Balaban açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “CPT, söz konusu açıklamasında ziyaretin temel amacının yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulan kişilere yönelik muameleyi incelemek olduğunu ifade ederek, ziyaret edilen hapishanelerin adlarına yer vermiştir. Ayrıca açıklamada, ziyaret edilen hapishaneler arasında her ne kadar İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi bulunmamakla birlikte, ziyaret vesilesiyle ilgili makamlarla yapılan görüşmeler sırasında İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde halen tutulmakta olan mahpusların durumuyla, bilhassa da onların dış dünya ile temaslarıyla ilgili konuların da gündeme getirildiği belirtilmiştir.

    Bu vesileyle İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi ile ilgili görüşlerimizi kamuoyu ile bir kez daha paylaşmak isteriz.

    Yukarıda sözü edilen ziyaretten kısa bir süre önce, 12 Ocak 2024 tarihinde, ÇHD, İHD, ÖHD, TİHV, TOHAV, CİSST, Batman Barosu, Diyarbakır Barosu, Hakkari Barosu, Mardin Barosu, Muş Barosu, Şanlıurfa Barosu, Şırnak Barosu ve Van Barosu olarak İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulmakta bulunan Abdullah Öcalan, Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın aileleri ve avukatları ile görüş yapma haklarının çok uzun yıllardır insan hakları hukukuna bütünüyle aykırı bir şekilde ihlal edilmesi konusunda CPT’ye bir mektup iletmiş idik.

    Mektubumuzda, hapishanelerdeki insanların fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin ciddi şekilde zarar görmesine neden olan tecrit/izolasyon uygulamasının özel ve ayrımcı bir biçiminin İmralı Hapishanesi’nde yaşandığı; avukatlarının müvekkilleri Abdullah Öcalan ile görüşme yapma taleplerine 7 Ağustos 2019 tarihinden bu yana hiçbir şekilde olumlu yanıt verilmediği; Veysi Aktaş, Hamili Yıldırım ve Ömer Hayri Konar’ın ise İmralı Hapishanesi’ne nakledildikleri 2015 yılından bu yana avukatları ile bir kez dahi görüşme imkânı bulamadıkları; aileler ile yüz yüze son görüşmenin 3 Mart 2020, son telefon görüşmesinin ise 25 Mart 2021 tarihinde gerçekleştiği bilgisine yer vermiştik.

    “SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN İVEDİLİKLE ADIM ATILMALI”

    CPT, İmralı Hapishanesi’ne, 1999 yılından bu yana; sonuncusu 21-29 Eylül 2022 tarihlerindeki yapılan ziyaret olmak üzere toplam 11 ayrı ziyaret gerçekleştirmiştir. CPT, kamuoyuna açıklanan çeşitli yıllardaki ziyaret raporlarında bu ağır izolasyon/tecrit hali ile ilgili kapsamlı tespitlerde bulunmuş, durumun iyileştirilmesi için tavsiye ve önerilerini defalarca yinelemiştir.

    Kısacası, imzası olan insan hakları ve hukuk kuruluşları olarak evrensel hukuk normları ve insan hakları değer ve ilkeleri açısından bu kabul edilemez sorunun bir an önce çözümüne yönelik adımların ivedilikle atılması gereğini ve bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyu ile paylaşmak isteriz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den Öcalan açıklaması: Avukatları tam 4 yıldır görüşemiyor; tecrit sonlanmalı

    HDP’den Öcalan açıklaması: Avukatları tam 4 yıldır görüşemiyor; tecrit sonlanmalı

    PİRHA – HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Abdullah Öcalan’ın aile ve avukat görüşmelerinin, yasal mevzuatlar yok sayılarak engellendiğini belirtti. Yapılan açıklamada, Öcalan ile tam 4 yıldır avukat ziyaretinin yapılamadığı ifade edildi.

    PKK lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999’dan beri tek kişilik hücrede İmralı ada hapishanesine tutuluyor. Aile ve avukat görüşmelerinden faydalanamayan Öcalan için HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan açıklama geldi.

    “Tecride son verin, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesini sağlayın!” başlığı ile yapılan yazılı açıklamada, İmralı’da tüm yasal mevzuatların yok sayıldığına işaret edildi.

    “25 MART 2021’DEN SONRA İLETİŞİM KURULAMADI”

    HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Öcalan ile tam 4 yıldır avukat ziyaretinin gerçekleşemediğini vurgulayarak şu açıklamayı paylaştı:

    “2011 yılına dek Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme hakkı kanunda böyle bir düzenleme olmadığı halde haftada bir gün bir saat ile sınırlı tutulmuş; bu sınırlandırmaya rağmen “hava muhalefeti”, “koster arızası” gibi gerekçelerle sürekli bir biçimde engellenmiştir. 27 Temmuz 2011 tarihinden bugüne kadar geçen sürede ise sadece 2 Mayıs – 7 Ağustos 2019 arasında 5 avukat görüşmesi yapılabilmiştir. Bu beş görüşmenin sonuncusu ise 7 Ağustos 2019’dur. Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş ise İmralı’ya getirildikleri 16-17 Mart 2015 tarihinden bu yana tek bir kez dahi avukatlarıyla görüşememiştir. Avukatların Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Cezaevi İdaresine yaptıkları yazılı başvurular yanıtsız bırakılmaktadır.

    Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) 5 Ağustos 2020’de kamuoyu ile paylaştığı raporunda; İmralı’dan hiçbir şekilde haber alamama halini “incommunicado” yani mutlak iletişimsizlik olarak tanımlamış, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirterek son verilmesini tavsiye etmiştir. CPT 20-29 Eylül 2022 arasında yaptığı Türkiye ziyaretinde İmralı’yı ziyaret ettiğini açıklamış, ancak hapishanedekilerin durumlarına ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştır.

    Öcalan ve diğer üç tutsağın avukatları, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesine mutlak iletişimsizlik halinin sona erdirilmesi amacıyla tedbir talepli başvuruda bulunulduğunu duyurmuştur. Bu tedbir talebi kabul edilmiş, 6 Eylül 2022 tarihli karar ile “Başvurucuların maruz kaldıkları incommunicado tutukluluk haline son verilmesi ve başvurucuların kendi seçecekleri bir avukatla derhal ve herhangi bir kısıtlama olmaksızın erişim sağlanması” kararı hükümete bildirilmiştir. Ancak ne CPT’nin raporlarının gereği yerine getirilmiş ne de BM’nin kararları tanınmış, mutlak iletişimsizlik halini ortadan kaldıracak herhangi bir adım atılmamıştır. Sayın Öcalan’dan, 25 Mart 2021’de yapılan ve aniden kesilen telefon görüşmesinden sonra hiçbir biçimde haber alınamamıştır.

    “HUKUKİ HAKLARININ TESİSİ SAĞLANMALIDIR”

    İmralı’da 24 yıldır devam eden tecrit sistemi; ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelere aykırı, keyfi ve ayrımcıdır. 24 yıldır sürdürülen bu sistemi yalnızca olağanlaşmış hapishane politikası olarak görmek, tecridi yalnızca hukuki açıdan ele almak eksik olacaktır. Tecrit sistemi, devletin Kürt sorununda çözümsüzlük, güvenlikçi bakış açısı ve Ortadoğu’da izlediği savaş politikalarıyla açıklanabilir. Kürt sorununun çözümünde Sayın Öcalan’ın tarihsel toplumsal rolü ve misyonu bu tecridin esas sebebidir. İmralı tecridiyle Kürt sorunundaki çözümsüzlük derinleştirilmekte, halklar için demokratik siyaset ve barış umudu ortadan kaldırılmaktadır.

    Bu sebeplerle; İmralı ada hapishanesinde ulusal ve uluslararası tüm hukuk ilkelerini, özellikle işkence ve kötü muamele yasağını ihlal eden ve uluslararası kurumlar tarafından tespit edilen bu tecrit derhal kaldırılmalı ve başta avukatlarının ziyaretleri olmak üzere temel hukuki haklarının tesisi sağlanmalıdır. CPT raporlarına uygun adımlar atılmalı, BM İnsan Hakları Komitesi’nin kararlarına uyulmalı ve tecrit sistemi sonlanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Birçok ameliyata rağmen yaraları kapanmayan hasta mahpus tahliye edilmiyor!

    Birçok ameliyata rağmen yaraları kapanmayan hasta mahpus tahliye edilmiyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin 408. hafta basın açıklamasında Bodrum S Tipi Hapishanesi’nde tutulan Adem Amaç ve Suphi İsmail’in durumuna dikkat çekilerek “Acil tahliye” çağrısı yapıldı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 408. hafta basın açıklaması için bir kez daha sokağa çıkarak durumu ağır olan hasta tutukluların durumuna dikkat çekti.

    Sakarya Caddesi’nde yapılan basın açıklamasını Nuray Çevirmen okudu. İnsan Hakları Derneği’nin tespit edebildiği 651’ü ağır, 1517 hasta mahpus olduğunu söyleyen Çevirmen, “İçerisinde kronik ve çoklu rahatsızlıkları olanlar, akciğer, kalp ve kanser hastaları, yaşlı ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek kadar hasta olanlar, ATK tarafından cezaevlerinde kalamayacağı rapor edilmelerine rağmen mahpuslar, cezaevlerinde ısrarla tutulmaya devam edilmekte” dedi.

    BİRÇOK AMELİYATA RAĞMEN KARNINDA 3 AÇIK YARA VAR!

    Nuray Çevirmen, Yeni İnfaz Yasası ile hasta mahpusların bir kısmının siyasi olmalarından kaynaklı kapsam dışı tutularak serbest bırakılmadıklarını da hatırlatarak “Anayasal olarak güvence altına alınmış olan eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir. Bu ayrımcılık ne hukuka, ne de vicdanlara sığmaktadır. BM ve CPT’nin ısrarla mahpusların yaşam hakkının korunması için tahliye edilmelerini istemesine rağmen devlet buna kulağını kapatmış durumdadır” şeklinde konuştu.

    Çevirmen, yüksek güvenlikli cezaevleri ve S Tipi cezaevlerindeki mahpusların koşullarına özellikle dikkat çekerek Bodrum S Tipi Cezaevi’nde tutulan Adem Amaç ve Suphi İsmail’in durumunu şu sözlerle aktardı:

    “Suphi İsmail Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nden, Bodrum S Tipine Mayıs 2022’de ayında sevk edildi. Suphi İsmail’in bir bacağı, kasık kısmından itibaren kesiktir ve koltuk değneği kullanmaktadır. Tek başına banyo yapamıyor, temizliğini yapamıyor, tek ayağının üzerinde yemeklerini almakta sorun yaşıyor. Tekirdağ’da ve daha önce kaldığı cezaevlerinde iken arkadaşlarının yanında kalmasına rağmen, Bodrum S Tipine geldiği günden bu yana tekli yerde tutulmaktadır. Tek başına kalamaz raporu olmasına rağmen tekli yerden alınmamış ve en son olarak da raporunun iptal edildiği ve tekrar hastaneye sevk edileceği söylenmiştir. Gittiği günden bu yana eşyaları verilmemiş, sıcak ve nemli bir yerde olmasına rağmen zor koşullarda tutulmaya devam edilmektedir.

    Adem Amaç, Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nden 26 Aralık 2019 tarihinde yeni açılan Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne 4 kişiyle birlikte ring aracı ile sevk edilmişti. Afyon’dan da Mayıs 2022’de Bodrum S Tipi Kapalı Hapishanesine sürgün edilmiştir. 2007 yılından bu yana cezaevinde bulunmaktadır. 15 yıl önce ciddi bir yaralanma sonucunda karın içi organlarda ve karın duvarında, kas yapısını tamamen ortadan kaldıran ciddi bir hasar meydana gelmiştir. Tedavi amacıyla ile kolostomi, daha sonra uç uça gnastamoz, karın duvarında kas yapısı yerine protestik yama konulması ameliyatları olmuştur. Ayrıca bu ağır ameliyatlardan sonra gelişen enfeksiyon ve apselerden dolayı belli tarihlerde toplam 12 kez ayrı ayrı ameliyatlar geçirmiştir. Ancak geçirmiş olduğu tüm ağır ameliyatlara rağmen tedavisi tamamlanamamıştır. Şu anda karın duvarında zayıflık, hassasiyet ve şişlik şikayetleri devam etmektedir. Oturma, kalkma ve diğer tüm hareketlerinde sorunlar ve kısıtlılıklar yaşamaktadır.

    Özellikle 2010-2011 yılları arasında Adana Numune Hastanesinde karın ön kısmına, kasların yerine koydukları protestik yama yapmak için ciddi bir ameliyat geçirmiştir. Bu ameliyat sonucunda oluşan enfeksiyon ile karnındaki ameliyat yerinde 2 tane delik açılmıştır. Belirtiği bu deliklerden uzun yıllardır sürekli iltihap aktığı için yaraları bir türlü kapanmamaktadır. Kalan ameliyatlarının dışarda ailesinin yanında yapılması için infaz ertelemesi taleplerinde bulunmasına rağmen bu haklı talebine karşılık olumlu bir sonuç alamamıştır. Karnında 3 açık yaranın olduğunu ve bunlardan sürekli olarak kan iltihap aktığını, ameliyat olması gerektiğini ancak defalarca hastanelere gitmesine rağmen ameliyatının yapılmadığını ifade etmiştir.

    Adem Amaç’ın karnındaki yaralar ve geçirmiş olduğu ameliyatlardan kaynaklı olarak yaşamı risk altındadır. Yapılması gereken ameliyatları geciktirilmeden yapılmalı, tüm tetkik ve tedavileri eksiksiz bir şekilde tamamlanmalı ve bu süre zarfında da yaşam hakkının korunması amacıyla ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılması amacıyla infazının ertelenmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.”

    PİRHA / ANKARA

  • HDP’den iktidara ve CPT’ye açlık grevi çağrısı

    HDP’den iktidara ve CPT’ye açlık grevi çağrısı

    HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, tecride karşı iktidarı ve CPT’yi sorumlu davranmaya çağırdı.

    HDP Hakkari milletvekili ve DTK Eş Genel Başkanı Leyla Güven’in başlatmış olduğu açlık grevi 149. günü geride bıraktı. 16 Aralık’ta açlık grevine başlayan tutuklular 111. günü geride bıraktı. Güven’in başlatmış olduğu ve cezaevindeki binlerce tutuklunun da katıldığı açlık grevlerine ilişkin HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran HDP Diyarbakır il binasında basın açıklaması yaptı.

    Başaran, her geçen gün açlık grevinde olanların kritik eşiği aştığını ve taleplerinin görmezden gelindiğini aktardı. Açlık grevinin olduğu bütün cezaevlerinde sorunlar yaşandığını ve özellikle Elazığ cezaevinin bir işkencehaneye döndüğünü söyleyen Başaran, “Buradan bir kez daha sesleniyoruz iktidara ve Türkiye kamuoyuna. İktidar açıkça suç işliyor. Buradan çıkacak bütün sorunların sorumlusu iktidardır” diyerek, iktidara bu hukuksuzluktan dönme çağrısında bulundu. Avrupa Konseyi İşkenceyi Önlemi Komitesi’ne (CPT) de çağrıda bulunan Başaran, “Tek görevi cezaevlerindeki hukuksuzlukların tespitini yapmak olan CPT heyet gönderip bu durumun sonlanması için uğraş vermelidir” dedi.

    HDP AÇLIK GREVLERİNİ MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI

    HDP Kocaeli Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kendisine iletilen 72 cezaevinde devam eden açlık grevini 72 soru önergesi ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    Gergerlioğlu, açlık grevindeki Leyla Güven’in ve diğer açlık grevindekilerin tek istediğinin barışın önündeki engellerin kaldırılması olduğunu belirtti. Gergerlioğlu’nun sorduğu bazı sorular şunlar:

    Mahpuslara gerekli vitaminler tedarik edilmekte midir?
    Mahpusların yaşayabilecekleri sağlık sorunlarıyla ilgili önlemler alınmış mıdır?
    Süreçle ilgili bakanlık acilen hangi adımları atacaktır?
    Açlık grevi sürecinde yaşamına son veren mahpus sayısı kaçtır?
    Ölümlerin yaşanmaması için Adalet Bakanlığının aldığı önlemler nelerdir?

    HDP’DEN AÇLIK GREVLERİNE DAİR RAPOR

    HDP genel merkezi açlık grevi komisyonunun hazırladığı rapor da açıklamadan sonra basınla paylaşıldı.

    Raporda İmralı’daki tecride dikkat çekilirken “27 Temmuz 2011 tarihinde son avukat görüşmesinden sonra tüm görüşme başvuruları ‘gemi arızası’ ve ‘hava muhalefeti’ gerekçeleri gösterilerek hukuksuz ve keyfi bir şekilde engellenmiştir” denildi.

    Raporda tüm açlık grevcilerinin temel talebi; İmralı Hapishanesi’nde uygulanan ağırlaştırılmış tecridin derhal kaldırılması olduğu ifade edildi.

    Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam, Medya Çınar, Yonca Akici ve Siraç Yüksek isimli mahpuslarla birlikte Almanya’da da Uğur Şakar’ın yaşamına son verdiği hatırlatılan raporda, cezaevlerindeki açlık grevcilerin sorunlarına da dikkat çekildi. Öcalan’a yönelik her olumsuz uygulamanın, Kürt sorununu daha da derinleştirdiği aktarılan raporda “Türkiye Cumhuriyeti, Öcalan’a yönelik olarak kendi anayasası dahi ayaklar altına almakta, en demokratik hakları dahi yok saymaktadır. Bu kabul edilecek bir durum değildir” denildi.

    “Yaşanan her ölümün sorumlusu kesinlikle kendi yasalarını dahi ayakları altına alan AKP iktidarıdır. Bu sorumluğun başka da bir adresi yoktur” denilen raporda “Başta Türkiye halkları olmak üzere tüm dünyada haktan, hukuktan ve insan yaşamından yana olanları da bu insanlık dışı uygulamalara karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz” çağrısında bulunuldu.