Etiket: cuma hutbesi

  • Öztürk: Türkiye’de dine dayalı ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütülüyor! -VİDEO

    Öztürk: Türkiye’de dine dayalı ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütülüyor! -VİDEO

    PİRHA- Eğitimin demokratik, laik bilimsel kamusal ve ana dilinde olması gerektiğini vurgulayan Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Tek din tek mezhep üzerinden ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütüldüğünü “ belirtti.

    Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Eğitim alanında yaşanan sorunlar ve  müfredatın içeriğinin dinselleştirilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    2025-2026 yeni eğitim öğretim yılına girdiklerini yeni dönemin diğer dönemlerden farklı olmadığını belirten Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Daha çok derslerin dinselleştirilmiş bir müfredatın dinselleştirilmiş bir gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

    “2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM DÖNEMİ DİĞER DÖNEMLERDEN FARKLI OLMAYACAK”

    Geçen eğitim öğretim döneminde olduğu gibi bu dönemde de iktidar tarafından dinsel eğitimin sürdürüleceğini aktaran Öztürk, “Millî Eğitim Bakanlığı sadece tek din, tek mezhep üzerinden bir politika sürdürmeye çalışıyor”dedi.

    Antalya’da 3 milyona yakın insanın yaşadığını hatırlatan Öztürk, “Türkiye kozmopolittik bir ülkedir.Her ülkeden, her ırktan insan var. Rus’undan tutun Alman’ına, Alman’ından tutun İngiliz’ine, Kürt’üne hepsi burada Antalya’da yaşıyor. Kendi dinleri, kendi anadilleri üzerinden eğitim yapılması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı objektif yaklaşması gerekiyor” diye konuştu.

    “TEK DİN TEK İNANÇ TEK MEZHEP ÜZERİNDEN DİNE DAYALI EĞİTİM YAPILYOR”

    Eğitimin tek din, tek mezhep üzerinden yapıldığını dile getiren Öztürk, şunları ifade etti:

    “Ülkemizde de 20 milyonun üzerinde bir Alevi kesimi var ve Alevilerin inancına göre birtakım talepleri var. Bunları hayata geçirmemek için elinden geleni yapıyor. Görmezden geliyor ve hiçbir adım atmış da değil. Ne ana dilinde eğitime dair adım atıyor ne de inanç üzerinden.

    Türkiye’yi demokratik bir yapıya dönüşmesi gerekirken tam tersinin yaşanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı ne sendikaların ne de velinin görüşünü alıyor.. Sadece görüşünü aldıkları kim? Tarikatlar, cemaatler ve kendine yandaş olan sendikaların görüşünü alarak bir eğitim sistemi oluşturmaya çalışıyor.”

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANI BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT VE OBJEKTİF YAKLAŞMALIDIR”

    Eğitimde zorunlu din derslerinin yanı sıra bir sürü seçmeli dini derslerin olduğunu vurgulayan Öztürk, “Hepsi Müslümanlıkla, İslamlıkla ilgili. Yani başka hiçbir şey ele alınmıyor. Yani ülkede sadece tek din, tek mezhep varmış gibi hareket ediyorlar” diye belirtti.

    Milli Eğitim Bakanlığının tarafsız ve objektif olmak zorunda olduğunu hatırlatan Öztürk, “Her dine, her inanca eşit yaklaşmalı. Her dinin her inancını görüşünü derslere objektif yansıtmalı ama böyle bir şey yok maalesef. Bunun da en büyük suçlusu bugün hem hükümet hem de Millî Eğitim Bakanlığı’nın kendisidir” dedi.

    “EĞİTİM POLİTİKALARININ KÖKLÜ OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR”

    Eğitim politikalarının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Eğitim politikasına baktığımızda dini bir eğitim politikası ve sınava endeksli bir eğitim politikası sürdürülüyor. Çocuklarımız yarış atı gibi koşturuluyor. Üniversite sınavları açıklanıyor. 4 milyon öğrenci açıkta kalıyor. Bunun sebebi nedir? Hükümetin uyguladığı eğitim politikalarıdır. Eğitimin demokratik, bilimsel, laik kamusal, ana dilinde olması gerekiyor” dedi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI LÜKS İÇİNDE YAŞARKEN ÇOCUKLAR OKULA HER GÜN AÇ GİDİYOR”

    Diyanet İşleri Başkanının lüks içinde yaşarken birçok öğrencinin çantasını dolduramadığına dikkat çeken Kadir Öztürk, şunları söyledi:

    “Bu yetmezmiş gibi birde bize ahlak dersi verilmeye çalışılıyor. İlk önce kendisi bu konuda daha mütevazi davransa. O kadar lüksün içinde yaşamasa ve diyanetin bütçesine aktarılan parayı bize vermeyin bu bütçeyi eğitime aktarın dese. Hiç olmazsa okula aç giden çocuklar aç gitmeyecekler.

    Kahvaltı yapamadan okula giden binlerce çocuk var. Onlara destek çıkalım diyeceklerine bize ahlaktan bahsediliyor. Bu toplum kendi ahlakını, etik kurallarını ve nasıl yaşayacağını bilir. Böyle hani yukarıdan üst perdeden konuşarak bu işler çözülmez. Oraya ayrılan bütçeyi, fakire, garibana neden aktarılmıyor?

    Yasalarsa ülkenin sosyal devlet olduğundan bahsediliyor olmasına rağmen sosyal devlet değil. Sosyal devlet dediğin öğrencinin bütün masraflarını karşılamalı. Okula aç gitmemeli. Okulda bir öğün ücretsiz, temiz bir yemek çıkmalı ve temiz bir suya erişim sağlanmalı. Ama baktığınızda hiçbir okulda ne bir öğün yemek veriliyor ne de temiz su var. Veliler okullar açılırken bir sürü masraf ediyor. Bu ülke sosyal devlet olsa aile bu kadar masrafa girmez. Yok kıyafetiydi, kitabıydı, defteriydi birçok ihtiyaç.”

    “ANTALYADA ŞİMDİYE KADAR MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜĞÜ BİR TANE OKUL YAPMIŞ DEĞİL”

    Antalya İl Milli Eğitim Müdürü’ne çağrıda bulunan Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Sormak istiyorum kendi paramızla yani Milli Eğitim’in bütçesiyle kaç tane Antalya’da okul yapılmıştır? Kaç yılından beri okul yapılmıyor. Yapılan okullar da hayırseverler vatandaşlar tarafından yaptırılıyor. Bu ne demektir? Bütçeyi başka yere aktarıyorsun. Nereye aktarıyorsun? Tarikatlara, cemaatlere yandaşlarına aktarıyorsun. Bunu öğrencilere aktarsan, öğrenciler üzerinden kullansan bambaşka bir şey olur. Hem eğitim gelişir hem bilimsel bir eğitim yapılır hem de çocuklar okula sağlıklı bir şekilde gider. Ama bunu yapmak gibi bir dert yok ki. Sadece biat eden ve cemaatçi bir kesim yaratılmak isteniyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Aksoy: Zorunlu din derslerine karşı topyekün örgütlü bir mücadele şart!-VİDEO

    Aksoy: Zorunlu din derslerine karşı topyekün örgütlü bir mücadele şart!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Hatice Demir Aksoy, yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte tekrar gündeme gelen zorunlu din derslerine ilişkin eğitim müfredatın içerisine dini referanslar konulduğunu vurgulayarak, “Dinsel ve din ağırlıklı eğitime karşı, bilimsel laik eğitimi savunan herkesin bu taşın altına elini koyması gerekiyor” dedi.

    2024-2025 eğitim öğretim yılı zorunlu din dersleri ve uygulanmayan AİHM kararları tartışmalarıyla başladı.

    PSAKD Antalya Şube Sekreteri Hatice Demir Aksoy, yeni eğitim döneminin açılmasıyla birlikte eğitim alanındaki dinselleşmeye ve zorunlu din derslerine dikkat çekti.

    Hatice Demir Aksoy, Diyanet’in eğitime dönük yapmış olduğu açıklamanın bir ilk açıklama olmadığını belirtti. Aksoy, “Toplumu şekillendirmek üzere sürekli yaptığı fetvalar açıklamalar bunlar. Çünkü Diyanet çok önemli bir kurum. Nedeni ise Türkiye’nin hemen hemen her noktasında toplumun her kesimine ulaşabilecek bir kurum. O nedenle geniş kitleleri hedef alıyorlar” dedi.

    ” ÜLKEDE YAPILMAK İSTEBNEN EĞİTİMİN TAMAMİYLE DİNSELLEŞTİRİLMESİ”

    Yapılmak istenenin tamamiyle eğitimin dinselleştirilmesi olduğunu belirten Aksoy, eğitim müfredatının içerisine çok fazlasıyla dini içerik yerleştirildiğini belirtti.

    “DİNSEL EĞİTİMİN İNŞASI İÇİN DİYANET İŞLERİ İKTİDAR TARAFINDAN DEVREYE SOKULMUŞ DURUMDA”

    Siyasal iktidarın ülkeyi dinle yönetmek, dini eğitim, dini aile yapısı, dini ahlak yapısı, din üzerinde toplumu şekillendirme istediğini ifade eden Aksoy, “Bunu eğitimde 4 + 4+4’le birlikte yapmaya başlamışken şimdi de yeni müfredat maarif modeliyle ikinci aşamasına geçtiler. Bunun birinci aşaması 4+4+4’le toplumu şekillendirme ikinci aşaması olan ise maarif modeli ile de yön vermek istiyorlar” dedi.

    Bu modelin desteklenmesi ve topluma yaygınlaştırılması için Diyanet’in devreye sokulduğunun altın çizen Aksoy, şunları aktardı:

    “Bunun da dışarıdan diğer kurumlarla desteklemek adına Diyanet’e böyle bir açıklama yaptırıldı. Bu ne demek? Bu aslında bizim bütün yaşam biçimimizi etkileyen ve bilimsel, laik parasız eğitimden uzaklaştırmanın bir parçası. Aslında eğitim sistemi sadece dinselleştirilmedi. Aynı zamanda paralı hale getirildi. Dini anlayışla kapitalist sistem el ele vererek toplumu şekillendirmeye çalışıyor. O nedenle dinsel ve dindar nesiller ama bunu yaparken de yine parasız eğitimden uzaklaştırılarak paralı eğitimler desteklenmektedir, önü açılmaktadır. Yani kapitalist sistemde geride durmuyor.”

    Alevi kurumları olarak laik, bilimsel ve parasız eğitim için yıllarca mücadele yürüttüklerini belirten Aksoy, “Bunun mücadelesini gerek hukuken gerekse alana dönük mücadelesini vermeye çalıştık. Ama ne yazık ki yeteri kadar başarılı olamadık, yeterince mücadelesini veremiyoruz” dedi.

    “ANTALYA’DA ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞI DAVALAR AÇTIK”

    Bireylere zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı davalar açtıklarını da hatırlatan Aksoy, “Açılan bu davalarda çocukların din derslerine zorunlu tutulmasını engellemeye çalıştık ama bu çok münferit ve çok yetersiz. Diğer Alevi kurumları ve hepimiz aslında yeteri kadar bu konuda mücadele veremediğimizi düşünüyorum ama verilmesi gerekiyor. Biz her koşulda parasız, laik bilimsel eğitimi savunmak zorundayız” diye belirtti.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ SADECE ALEVİ AİLELERİN SORUNU DEĞİL

    Zorunlu din dersleri sadece Alevilerin sorunu olmadığını vurgulayan Aksoy, şunları söyledi:

    “Alevi kurumları bu konuda birlikte mücadele etmek zorundalar. Yani sonuçta sadece Alevi kurumları değil. Dinsel ve din ağırlıklı eğitime karşı, bilimsel laik eğitimi savunan herkesin bu taşın altına elini koyması gerekiyor. Aleviler olarak Anayasanın ve uluslararası yasaların bizim için tanıdığı hakları kullanmak zorundayız. Haklarımızı savunmak zorundayız. Bunun için de olabildiğince buna karşı davalar açılmalıydı ve Alevi kurumları olarak öğrencilerin velilerin yanında olmalıydı. Bu konuda biraz yetersiz kalındığını düşünüyorum.”

    ZORUNLU DİN DERSİYLE İLGİLİ AİLELER ÇOCUKLARININ OKULLARDA DEŞİFRE OLMASINDAN KORKUYORLAR

    Laik ve seküler düşünen ailelerin Alevi kurumlarıyla ortak hareket etmekten çekindiklerini ifade eden Aksoy, “Bu anlayışta olan ve aynı zamanda kurumlarda görev yapan insanlar çocuklarıyla ilgili bu tür mücadelelere girmekten dava açmaktan çekiniyorlar. Nedeni ise çocuklarının okulda deşifre edilmesinden ve akran zorbalığına uğramasından korkuyorlar. Öğretmenlerin ya da belirli anlayıştaki insanların baskı yapabileceğini, zorbalıklara maruz kalacağını ya da ilerleyen zamanlarda çocuklarının iş bulma sorunu yaşayacağını düşünerek bu tür mücadeleye girmek istemiyorlar” diye belirtti.

    ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞI YÜRÜTÜLEN MÜCADELE ZORLU BİR MÜCADELE”

    Zorunlu din derslerine karşı yürütülen mücadelenin zorlu bir mücadele olduğuna dikkat çeken Aksoy, “Sonuçta çocukları da ilgilendiren bir durum. Haklarımız gasp edilirse kazanılmış var olan haklarımızın da gitmesine neden olacağından dolayı topyekûn örgütlü bir mücadele şart” dedi.

    “LAİK BİLİMSEL PARASIZ EĞİTİM MÜCADELEMİZDEN ASLA VAZ GEÇMEYECEĞİZ”

    Pir Sultan Abdal Derneği olarak zorunlu din dersleriyle ilgili diğer kurumlara destek çağrısında bulunduklarını belirten Pir Sultan Abdal Antalya Şube Eğitim sekreteri Hatice Aksoy, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    ” Öğrencilerimizin din dersinden muaf olması özellikle Alevi olduğunu ya da farklı inançlara sahip olan çocuklarımızın davalarını açalım istedik ama velilerden çok talep gelmedi, maalesef kurumlardan da çok destek alamadık. Ancak yürütülen mücadele çok başarı olmasa da asla laik, bilimsel, parasız eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Can: Zorunlu din dersleri ile çocuklarımız zihinsel olarak teslim alınmak isteniyor!-VİDEO

    Can: Zorunlu din dersleri ile çocuklarımız zihinsel olarak teslim alınmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA-Diyanet’in Cuma hutbesinde eğitimin “manevi değerlere göre şekillenmesi” gerektiğini savunmasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can “Ali Erbaş’ın eğitime yönelik hutbesinin çocuklara yol yordam ahlakı değerleri öğretme adı altında her şeyi yaradandan bekleyen onun için dua eden zihinsel olarak çocuklarımız teslim almaya yönelik yapılan girişimlerdir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Eylül 2025 tarihli Cuma hutbesini yeni eğitim öğretim yılına ayırdı. “İlim Hakkı Bilmektir” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin yalnızca bilgi edinme süreci olmadığı, aynı zamanda çocukların “ahlaki ve manevi değerlerle” yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Diyanet, okul ve ailenin bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğini savunurken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu “değer aktarımı” için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

    Diyanet’in eğitimi dinsel temellere dayandıran söylemlerine ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, PİRHA ’ya değerlendirmede bulundu.

    “ALİ ERBAŞ MEVCUT SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN ZİHNİYETİN ÖNEMLİ BİR YAPI TAŞIDIR”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın hutbelerini You Tube’den takip ettiğini ve dinlediğini belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Ali Erbaş son birkaç yıldır devam eden ve sistemi dönüştürmenin önemli bir aktörü haline gelmiş durumda. Bu bize göre bir skandal, olmaz böyle bir şey diyoruz ama aslolan mevcut siyasal iktidarın sistemi değiştirmek dönüştürmek istemesidir” dedi.

    Türkiye’de mevcut olan düzenin kapitalist neo-liberal piyasa ekonomisine dayalı bir sistem olduğunu aktaran Can, “Mevcut burjuva demokrasisini yürütmeye çalışılan bir Türkiye’den giderek radikal totaliter bir rejimle yönetilmesi daha vahşi bir kapitalizmin aslında önünü açan bir yol seçilmiş durumda” diye belirtti.

    “TÜRKİYEDE KURUMLAR YA DEĞİŞTRİLİYOR YA DA İĞDİŞ EDİYOR”

    Ülkede totaliter rejimin inşası için kurumların ortadan kaldırılması dönüştürülmesi ya da iğdiş edilmesi gibi bir sürecin yaşandığını söyleyen Can, “MHP ve AKP ittifakı ile beraber birkaç yıldır süren süreçte sistemi aslında belli konuda tamamen ele geçirmiş durumdalar. Ancak bugüne kadar toplumun gelmiş olduğu gelişmişlik düzeyi yaşam tarzı ve kazanımlar bakımından bakıldığında istedikleri gibi dönüştüremediklerinin de farkındalar. Dolayısıyla da Ali Erbaş burada çok önemli bir rol oynuyor” şeklinde ifade etti.

    Mevcut siyasal anlayışın iktidara geldiği günden beri Diyanet’in şeyhülislam fetvaları verdiğini vurgulayan Can, Türkiye’nin AKP’nin 23 yıllık iktidarı sürecinde halkların kazanımlarını bir bir hedef aldığını dile getirdi.

    “ALEVİLER VE BÜTÜN AZINLIKLAR İNKAR EDİLEREK YOK SAYILIYORLAR”

    Aleviler ve diğer azınlıkların bu ülkede yok sayıldığını belirten Can, “Bugün gelinen nokta Şiiliği Hanefiliği de aşan, onların kendi tabiriyle Ehli Sünnet Sünniliğin katı şeriatçı anlayışını bütün topluma dayatan, bütün toplumu o anlamda hizaya koymak gibi bir çizgi güdüyorlar ve Ali Erbaş da bunun dini anlamdaki önderliğini yapıyor” diye konuştu.

    Okullarda din derslerinin 9-10 yıl okutulduğunu söyleyen Can, şunları ifade etti:

    “Ali Erbaş çocukların aileleri tarafından yönlendirmesi gerektiğini anlatırken sanki bu dünyada bugüne kadar evrensel ve etik değerler hümanizma ve hak temelinde hiçbir hak elde edilmemiş ama Sünni İslam anlayışına gidilirse ahlak, toplumsal düzen, bir arada mutlu ve refah yaşama, sorunlarının hepsi tamamen çözülecekmiş gibi bir illüzyon yaratmaya çalışıyor. Çocuklara yol yordam ahlakı temelden öğretme girişimini sayın Ali Erbaş hutbesinde açıklıyor. Çocukken çabuk ve iyi öğreniyor diyor. Eğitimin tamamen dinselleştirilmesi demek toplumun üretimden kopuk, tamamen duaya, tamamen yaradan dan talep etmeye yönelik bir tevekkül, bir kabullenme dünyası yaratmadır. Bu da insanımızı bu anlamda zihinsel olarak teslim almaya yarar. Başka bir şeye yarayacağını düşünmüyorum.”

    “ÜLKEDE TOPLUMSAL HUZUR BİR ARADA YAŞAMA ARZUSU VE EĞİTİM DÜZEYİ GİTTİKÇE DÜŞÜYOR”

    Türkiye’de demokratikleşmenin toplumsal huzurun, eğitim kalitesinin sürekli düşüşü ve bir arada yaşama arzusunun gittikçe kaybedildiğini belirten Can, “Motivasyonu bakımından sürekli geriye giden bir ülke durumundayız. Yakın tarihlerde çok ilginç bir araştırmadır İslami kriterler ele alalım diye bir araştırma yapılıyor ve yapılan araştırmada ilk 30’a hiçbir İslami ülke girememiş” dedi.

    “HER ŞEYE ŞÜKREDEN TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

    Sadece Alevi çocuklarına zorunlu din dersleri dayatılmadığının altını çizen Can, “Bu noktada bütün toplumun bu dini cendereye tabi tutulması aslında herkes açısından bir sıkıntı. Çünkü Türkiye toplumu aslında genel gelişmişlik düzeyi itibarıyla Sünni’siyle, Alevi’siyle, diğer azınlıklarıyla, inanan, inanmayan kesimleriyle birlikte belediyelere el konulması, siyasal tutuklamalarla bir bütün olarak bu cendereye sığmayacak bir boyuta geldi” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, iktidarın tüm toplumsal kesimlerle cebelleşme meselesinin toplumsal taleplerin yükselmesi ile ilgili olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

    “Siyasal iktidar bir taraftan muhalefeti köreltmeye, parçalamaya, topalaştırmaya yönelik bir tavır içine girerken diğer taraftan AHİM kararlarını Anayasa Mahkeme kararlarını uygulamıyor. Aslında bizim yerden yere vurduğumuz o 12 Eylül faşist cunta döneminde yaşananla bile en azından bugüne kıyaslandığında iyi kötü işleyen bir kanun devleti bir düzen vardı. Hani sol sosyalistlerin deyimiyle en azından bir burjuva demokrasisi vardı.

    Gelinen noktada kadınların, gençlerin, ezilenlerin, Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, seküler Sünnilerin, demokratların, aydınların demokratik bir muhalefet blokunu oluşturmalıdır.

    Zorunlu din derslerini gündem yapılarak buradan bir sonuç elde edilemeyeceğini düşünmüyorum. Ancak bütün toplumsal muhalefetin yeniden bir demokrasiye geçiş mücadelesini hep birlikte yükseltmesi gerekiyor. Bu muhalefetin görevidir. Bunun için bir birliğin olması gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Akpınar: Diyanet’in fertvası doğru değil, kabul etmiyoruz!-VİDEO

    Akpınar: Diyanet’in fertvası doğru değil, kabul etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Diyanet’in Cuma hutbesinde eğitimin “manevi değerlere göre şekillenmesi” gerektiğini savunmasına tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Diyanet’in asıl amacı bu tür çalışmaları aileler üzerinden kurgulayarak kindar ve dindar bir nesil yetiştirme girişimleridir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Eylül 2025 tarihli Cuma hutbesini yeni eğitim öğretim yılına ayırdı. “İlim Hakkı Bilmektir” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin yalnızca bilgi edinme süreci olmadığı, aynı zamanda çocukların “ahlaki ve manevi değerlerle” yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Diyanet, okul ve ailenin bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğini savunurken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu “değer aktarımı” için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

    Diyanet’in eğitimi dinsel temellere dayandıran söylemlerine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya  değerlendirmede bulundu.

    “DİNDAR VE KİNDAR BİR NESİL YARATMAK!”

    AKP’nin iktidara geldiği günden beri siyasi ve ideoloji olarak kendini derinleştirmeye çalıştığını belirten Akpınar, “Çünkü sağ siyasetten gelen birçok siyasi parti liderleri iktidarı kaybettiğinde partisi de yok olup gidiyor. Bunu Menderes’ten Demirel’den, Özal’dan Erbakan’dan biliyoruz” dedi.

    Türkiye’de sağ liderlerin ve politikalarının Amerikan ve yerli işbirlikçiler tarafından belirlendiğini dile getiren Akpınar, “Amerika ve Türkiye’deki iş birlikleriyle beraber projelendirdiği için sağ partilerin ideoloji olarak derinliği olmadığı için yok oluyorlar. Onun için AKP bu derinliği oluşturmaya çalışıyor. Bu öz derinlik ne? Dindar ve kindar bir nesil yaratmak. AKP bunu yaratmaya çalışıyor” diye belirtti.

    “AKP 23 YILLlK İKTARININ SONUCU ORTADA”

    Siyasal iktidarın ‘İmam Hatip ’okullarında kindar ve dindar bir gençlik yetiştirmeyi amaçladığını vurgulayan Akpınar, “Bugün Diyanet eliyle daha ileriye bir adım atmaya çalışıyorlar. Hatta okullar yetmez gibi bir de aileleri görevlendiriyorlar” diyerek tepki gösterdi.

     Alevi toplumu olarak her zaman, çağdaş, demokrat bir toplum için mücadele yürüttüklerinin altını çizen Akpınar, “Eğer ahlaklı bir toplum yetiştiremiyorsan inançlı bir toplum da yetiştiremezsin. Önce ahlaklı, adaleti, sevgiyi, hoşgörü ve saygıyı bilen bir toplum yetiştirmen lazım. Oysa bunlar sevgiden, adaletten, vicdandan yoksunlar.  Bir ideoloji, bir din üzerinden kendi siyasi yaşamlarını uzatmak için devletin bütün kurumlarını kullanıyorlar” ifadelerine yer verdi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI  ADETA AKP’ NİN REKLAM TABELASI HALİNE DÖNÜŞTÜ”

    Diyanet’in 20 yıllık süreçte adeta AKP’nin reklam tabelası haline geldiğine dikkat çeken Akpınar, “Bunların İslam inancıyla da ilişkisi yoktur. Çünkü tarikatlar almış başını gitmiş bu kadar kirliliğin, bu kadar ahlaksızlığın, bu kadar olumsuzluğu görmedikleri gibi buna karşı direnen duyarlı bir kesimi de kirletmeye çalışıyorlar” dedi.

    “DİYANET İŞLERİ BAKANLIĞI’NIN FETVASI DOĞRU VE AHLAKİ DEĞİL”

    Diyanet’in yapmış olduğu fetvaya da tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Zorunlu din dersleri  birçok okulda neredeyse Matematik’i, Fizik’i, Türkçe’yi geçecek şekilde ağırlıklı olarak din eğitimi veriyorlar. Oysa evrensel ve gelişmiş ülkelerde din bireyin özgürlüğüne, isteğine bırakılmış çocuklara sadece dinler tarihi öğretiliyor.

    Alevi kurumları olarak biz bu tür girişimlere karşı mücadelemize devam edeceğiz. Diyanet’in fetvası doğru değil, kabul etmiyor, ahlaklı bulmuyoruz. Buna izin vermeyeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Avrupa Alevi Kadınlar Birliği: Diyanet’in hutbesi kadın kazanımlarına saldırıdır!

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği: Diyanet’in hutbesi kadın kazanımlarına saldırıdır!

    PİRHA- Diyanet’in son Cuma hutbesinde “kul hakkı” üzerinden kadınların kazanımlarını hedef almasına tepki gösteren Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, “Kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyu bu karanlık gidişe karşı birlikte ses yükseltmelidir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki Cuma hutbesi “kul hakkı” olurken, Medeni Kanun’u ise hedef aldı. “Kul hakkı ateşten gömlektir” başlıklı hutbede “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” denildi.

    Kadınların Medeni Kanun’a göre miras talep etmesi “kul hakkı” sayıldığı hutbeye tepki gösteren Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), kadınların eşit miras hakkının dini yorumlara veya geleneksel anlayışlara terk edilemeyecek temel bir insan hakkı olduğunu belirtti.

    “DOĞRUDAN SALDIRI”

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Leyla Solmaz imzasıyla yayımlanan açıklamada; laiklik, eşit yurttaşlık ve kadın-erkek eşitliğinin son yıllarda sistematik biçimde hedef alındığı ifade edilerek, “Türk Medeni Kanunu’nun kadınlara tanıdığı eşit miras hakkı dini referanslarla sorgulanmış, “kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması” ifadeleriyle kadınların eşit hak talebi “kul hakkı” olarak nitelendirilmiştir. Bu söylem, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine, Medeni Kanun’a ve laiklik ilkesine açıkça aykırıdır. Kadınların yasal ve kazanılmış haklarının hedef alınması, toplumsal eşitliğe ve demokrasiye doğrudan saldırıdır” denildi.

    “BU KARANLIK GİDİŞE KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyunu bu gidişata karşı birlikte ses yükseltmeye çağıran Avrupa Alevi Kadınlar Birliği açıklamasının devamında, “Bizler, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak; gericiliğe, laiklik karşıtı girişimlere, ülkemizin Afganistanlaşması tehlikesine karşı mücadelemizi daha da yükselteceğimizi ilan ediyoruz. Kadınların eşit miras hakkı, ne dini yoruma ne de geleneksel anlayışa terk edilemeyecek kadar temel ve evrensel bir insan hakkıdır. Bu hakkı hedef alan her türlü söylem ve uygulamayı reddediyoruz. Çağrımızdır; Diyanet İşleri Başkanlığı derhal Anayasa’ya ve Medeni Kanun’a aykırı hutbelerden vazgeçmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldırmaya yönelik her türlü tarikat-cemaat işbirliğini sonlandırmalıdır. Kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyu bu karanlık gidişe karşı birlikte ses yükseltmelidir” diye belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avustralya Alevi Federasyonu’ndan, Diyanet’in kadınları hedef alan hutbesine tepki!

    Avustralya Alevi Federasyonu’ndan, Diyanet’in kadınları hedef alan hutbesine tepki!

    PİRH- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Diyanet’in kadınları ve kazanımlarını hedef alan hutbelerine tepki göstererek, kadın düşmanlığına karşı mücadele vurgusu yaptı. 

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde okutulan hutbeler üzerinden kadınların kazanılmış haklarının hedef alınmasına bir tepki de Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan geldi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) yaptığı açıklamada, 1 Ağustos’ta kadınları giyimleri üzerinden hedef gösteren Diyanet’in bu haftaki  “Kul hakkı ateşten gömlektir” başlıklı hutbesine dikkat çekerek kadınların kazanılmış haklarına yönelik her saldırının aynı zamanda toplumsal eşitliğe ve demokrasiye yönelikte olduğunu ifade etti.

    “EŞİTLİKTEN, LAİK EĞİTİMDEN VE HALKIN İRADESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    “Laiklik, eşit yurttaşlık, kadın hakları ve halkın iradesi saldırı altında!” başlığıyla yayımlanan açıklamada ayrıca belediye başkanlarına yönelik operasyon da eleştirilerek, şu ifadelere yer verildi:

    “15 Ağustos 2025’te Diyanet hutbesinde, kadınların eşit miras hakkı dini söylemlerle sorgulandı; “kul hakkı” denilerek eşitlik talebi itibarsızlaştırıldı. Bu söylem, Anayasa’nın eşitlik ilkesi, Medeni Kanun ve laiklik ile açıkça çelişmektedir. Kadınların kazanılmış haklarına yönelik her saldırı, yalnızca kadınlara değil, toplumsal eşitliğe ve demokrasiye yöneliktir.

    Bu saldırılar yalnızca kadın haklarıyla sınırlı kalmadı. Hutbenin okunduğu aynı günün akşam saatlerinde Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve 44 kişinin hukuksuzca gözaltına alınması, demokrasiye vurulmuş bir darbedir. Belediyelere halkın oyuyla seçilen kişilerin yargı eliyle görevden alınması, seçmen iradesinin gaspıdır.

    Milli Eğitim Bakanlığı ile el ele, tarikat ve cemaatlerin etkisiyle okullarımız bilimden uzaklaştırılırken; hukuk yerine baskı ve keyfi yönetim anlayışıyla Türkiye karanlık günlere sürüklenmektedir.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak; eşitlikten, laik eğitimden ve halkın iradesinden vazgeçmeyeceğiz!”

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • DEM Parti Kadın Meclisi’nden Diyanet’in kadınları hedef alan Cuma hutbesine tepki!

    DEM Parti Kadın Meclisi’nden Diyanet’in kadınları hedef alan Cuma hutbesine tepki!

    PİRHA- Diyanet’in son Cuma hutbesinde “kul hakkı” üzerinden kadınların eşit miras hakkı hedef almasına tepki gösteren DEM Parti Kadın Meclisi, “Adalet Bakanlığı eliyle miras hukukunu tartışmaya açarak, Diyanet işbirliğiyle mirasta eşitlik hakkımıza göz dikenler iyi bilsin ki; erkek egemen bu zihniyeti mahkum edeceğiz!” diye belirtti.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki Cuma hutbesi “kul hakkı” olurken, Medeni Kanun’u ise hedef aldı. “Kul hakkı ateşten gömlektir” başlıklı hutbede “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” denildi.

    Kadınların Medeni Kanun’a göre miras talep etmesi “kul hakkı” sayıldığı hutbeye tepki gösteren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), “Diyanet, bir kez daha haddini aşmış ve kadınlara karşı suç işlemiştir” açıklamasında bulundu.

    “DİYANET HADDİNİ AŞMIŞ VE KADINLARA KARŞI SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    DEM Parti Kadın Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Cuma hutbeleriyle kadınları hedef alan Diyaneti uyarıyoruz!

    Camilerde okutulan hutbeler üzerinden algı yaratarak, kadınların kazanılmış haklarını gasp etmeye dönük siyaseti meşrulaştırmanıza izin vermeyeceğiz. “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” şeklindeki hutbeyle Diyanet, bir kez daha haddini aşmış ve kadınlara karşı suç işlemiştir.

    Adalet Bakanlığı eliyle miras hukukunu tartışmaya açarak, Diyanet işbirliğiyle mirasta eşitlik hakkımıza göz dikenler iyi bilsin ki; erkek egemen bu zihniyeti mahkûm edeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA