Etiket: cumhur ittifakı

  • Prof. Dr. Ahmet Özer: Yerel seçimler kazanılırsa mevcut iktidar 5 yıl sürmez- VİDEO

    Prof. Dr. Ahmet Özer: Yerel seçimler kazanılırsa mevcut iktidar 5 yıl sürmez- VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Ahmet Özer, Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin ardından hükümetin baskıcı politikalarının sürdürdüğünü, ekonomik durumun iyice kötüleştiğini ve halkın yoksullaştığını söyledi. Özer, “Türkiye, tarihinin en büyük enflasyonuyla, faiz ve döviz sarmalıyla, cari ve aynı zamanda bütçe açığıyla karşı karşıya kaldı. Ve ekonomik kriz giderek ekonomik bunalıma evrilmeye başladı” dedi.

    14 Nisan ve 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin ardından hükümetin baskıcı politikaları sürüyor.

    Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Özer, hükümetin izlediği politikaları ve Türkiye’deki ekonomik durumu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “TOPLUM, ANA MUHALEFET PARTİSİYLE DUYGUSAL KOPUŞ YAŞADI”

    Seçimlerden önce katı, merkeziyetçi bir bürokratik yapıyla karşı karşıya kalındığını söyleyen Özer, “Bu yapı Türkiye’yi ileriye taşıyamazdı. Zaten sorun da sıkıntı da değişme ihtiyacı ve aciliyeti de buradan kaynaklanıyordu” dedi.
    Seçimler sonrası toplumun, ana muhalefet partisiyle duygusal bir kopuş yaşadığını da belirten Özer, şunları dile getirdi:

    “Neden bu kadar uygun koşullar varken 20 yıldır iş başında olan bu kadar sorunlu, problemli işlere bulaşmış bir Cumhur İttifakı’nı değiştiremediniz?” diye toplum, özellikle muhalefete oy veren seçmen, bir isyan gösterdi. Bu tepkiler aynı zamanda bir öfkeye, öfke de giderekten bir duygusal kopuşa yol açtı. Özellikle ana muhalefet partisinin tabanıyla tavanı arasında bir duygusal kopuş yaşandı. Hatta önümüzdeki yerel seçimlerde bu tamir edilmediği takdirde özellikle gençler başta olmak üzere belli kitleleri sandığa götürmenin zor olduğu yolunda bir takım araştırmalar ortaya konmaktadır.”

    “YEREL SEÇİMLER KAZANILIRSA MEVCUT İKTİDAR 5 YIL SÜRMEZ”

    Özer, yerel seçimlerin muhalefet tarafından kazanıldığı takdirde mevcut iktidarın 5 yıl sürmesinin mümkün olmayacağını, kazanılmadığı takdirde ise cumhurbaşkanı ve cumhur ittifakının bundan sonra yapacakları her türlü iş ve işlemi, meşruiyet temelini kazanılmış iki seçimi göstererek yapacaklarını dile getirdi. Özer, bunun üzerine “Bu da onların öz güvenini yükseltecek, ellerini güçlendirecektir” dedi.

    “CHP TOPLUMSAL KESİMLERİN ÖNEMLİ KISMIYLA BARIŞIK DEĞİL”

    Prof. Dr. Ahmet Özer, CHP’nin genişleyememesinin sebebini ise şöyle açıkladı:

    “CHP, genişleyemiyor. Çünkü toplumsal kesimlerin önemli kısmıyla barışık değil. Kürtlerle barışık değil, muhafazakarlarla barışık değil, yoksullarla-varoşlarla barışık değil. CHP’nin oy aldığı kitleye baktığımız zaman gelir ve eğitim düzeyi bakımından Türkiye ortalamasının üstünde olan, şeriat ve bölünme endişesi yaşayan, kent soylu, kıyı şeridinde birikmiş, orta ve orta üstü bir sınıfı temsil ediyor. Bir sosyal demokrat partinin mağdurlardan oy alması lazım. Mağdur olan kesimler Aleviler, Kürtler, samimi dindarlar, yoksullar, işçiler, sendikasızlardır. Buralardan oy alamadığınız zaman iktidara yürüyemezsiniz.”

    “SEÇİMLERDEN SONRA ZAM VE ZULÜM POLİTİKASI GELDİ”

    Özer, seçimler sonrası Türkiye’nin ekonomik durumuna da değinerek şunları ifade etti:

    “Zam ve zulüm politikası geldi. Benzinin ve mazotun fiyatı 35 TL’ye kadar çıktı. Emekliye, çalışana, dul ve yetimlere verilen paralar, sağ el ile verilip sol ceplerinden bir gece vakti alındı. Körfez ülkelerine Cumhurbaşkanı bir gezi yaptı. Tekrar yoksul kesimlerden, mağdurlardan ve çalışanlardan maalesef yüksek vergilerle, zamlarla boşaltılan kasaların dolması yoluna gidildi. Bu da Türkiye’nin nüfusunun önemli bir kesiminin yoksulluk, onun da yarısının açlık sınırında olduğu bir yapıya sürükledi. Asgari ücret artık yoksulluk sınırının altında kaldı. Hele hele asgari ücretin altında aylık alan bazı emekliler de açlık sınırının altında kaldı. Dolayısıyla Türkiye, tarihinin en büyük enflasyonuyla, faiz ve döviz sarmalıyla, cari ve aynı zamanda bütçe açığıyla karşı karşıya kaldı. Ve ekonomik kriz giderek ekonomik bunalıma evrilmeye başladı. Bunların üzerini örtebilmek için olağanüstü bir meclis toplantısı yapıldı. Ama sadece toplanıp dağıldı. Herhangi bir şey ortaya konulamadı. Çünkü Cumhur İttifakı aynı zamanda mecliste de bir çoğunluğa sahip.”

    “CUMHUR İTTİFAKI ENGELLİYOR”

    Prof. Dr. Ahmet Özer, kazanılacak bir seçimin kazanılmadığını vurgulayarak, “Mesela Cumartesi Anneleri engelleniyor onu geçelim Akbelen’de bir yeşil alan katledilmeye çalışılıyor. Kazanılacak bir seçim vardı kazanılamadı. Kazanılamayınca da seçmende büyük bir hayal kırıklığı meydana geldi. Bu hayal kırıklıklarını gidermek için de ana muhalefet partisi başta olmak üzere HDP ve diğer partiler kendi içerisinde öz eleştiri süreci yaşadılar. HDP ise değişime giderek kendi genel başkanlarını değiştireceği yolunda bir deklarasyonda bulundu” dedi.

    AHMET ÖZER KİMDİR?

    Prof. Dr. Ahmet Özer, 1960’ta Van’da doğdu. İlk, orta öğrenimini Van’da, lise eğitimini Diyarbakır’da bitirdi. 1986’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi’nde sosyoloji alanında, ODTÜ’de ise “Bilim ve Siyaset Felsefesi” alanında olmak üzere 2 master yaptı. 1999’da doçent oldu, bu yıl ise profesör. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi. Kan davası, Güneydoğu’nun sosyo ekonomik yapısı, İsrail’deki Kibutz ve Moşhavlar ile GAP Bölgesi’nin karşılaştırılması, bölgenin geleneksel yapısı ve kalkınma süreci, bölgedeki yerel yönetimlerle ilgili çalışmalar yaptı.

    ESERLERİ

    “GAP ve Sosyal Değişme”, “Güneydoğu Anadolu ve GAP Gerçeği”, “Sosyal Bir Varlık Olarak İnsan”, “Modernleşme ve Güneydoğu”, “11 Eylül – ABD ve Küreselleşme”, “Tanzimat’tan Günümüze Batılılaşma ve AB”, “Doğu’da Aşiret Düzeni ve Brukanlar”, “Kentleşme ve Yerel Yönetimler” isimli bilimsel çalışmalarının yanı sıra Şehrivan isimli bir de romanı yayınlandı.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • LGBTİ+’lar, sağ ittifak çoğunluklu meclisi değerlendirdi: Tek yol mücadele etmek- VİDEO

    LGBTİ+’lar, sağ ittifak çoğunluklu meclisi değerlendirdi: Tek yol mücadele etmek- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de faaliyet gösteren 7 Renk Derneği’nden Yağmur Arıcan ve Muamma LGBTİ+ Derneği üyesi Utku Kutbay, LGBTİ+’lar olarak kendilerini ‘sapkın’ diye adlandıran ve nefret politikaları ortaya koyan Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu oluşturmasını endişe verici bulsalar da korkmadıklarını ve mücadeleyi büyüteceklerini ifade ettiler. 

    Yıllardır homofobik nefret siyasetini yürüten AKP iktidarı seçim sürecinde yanına diğer sağ-gerici partileri de alarak, LGBTİ+’lara karşı nefret söylemini seçim malzemesi olarak kullandı. HÜDA PAR ile Yeniden Refah Partisi, LGBTİ+’lara yönelik nefret barındıran politikalar belirledi ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LGBTİ+ları hedef göstermeyi seçimi kazanmasının ardından da sürdürdü.

    Nefret siyasetinden beslenen Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu oluşturmasını kaygı verici bulanların başında LGBTİ+’lar geliyor hiç şüphesiz. Konuyla ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan 7 Renk ve Muamma LGBTİ+ derneklerinden Yağmur Arıcan ile Utku Kutbay, hemen her gün kendilerini hedef gösteren ve nefret üreten devlet yapılarına karşı mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    “MECLİSİN ÇOĞUNLUĞUNUN HOMOFOBİK OLMASI KAYGI VERİCİ”

    Mersin’de faaliyet gösteren 7 Renk Derneği’nden Yağmur Arıcan, geçmişte Hizbullah’ın eşcinsellere karşı çok büyük cinayetler işlediğini hatırlatarak HÜDA PAR’ın mecliste olmasını endişe verici olarak değerlendirdi. Karacan, her ne kadar katmanlı bir şekilde homofobik söylemler üreten sağcı gerici partilerin mecliste bulunmalarını ürkütücü bulsa da korkmadıklarını ve geçmişte olduğu gibi bugün de mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    Erdoğan’ın milliyetçilik ve aile yapısı adı altında LGBTİ+’lara saldırarak seçimi kazandığını söyleyen Arıcan, “Seçim sürecinde Erdoğan, ülkenin dört bir yanı sorunken, ekonomi bu kadar kötüyken dikkatleri buradan çekmek için LGBTİ+’ları hedef gösterdi. Aslında Erdoğan’ın derdi LBGTİ+’lar değil. Bu söylem ve politikalar tuttuğu için buradan siyaset yapıyor. Ne zaman burası çöker Erdoğan LGBTİ+’ları diline dolamaktan vazgeçer” dedi.

    Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu sağlaması sebebiyle kadınlara, LGBTİ+’lara, demokrasiye yönelik şiddetin artacağını belirten Arıcan, “Şiddetin dozunu artıracaklar evet ama biz geçmişten bu yana çeşitli engellemelerle, baskılarla hep karşı karşıya kaldık zaten. Bu bizim için yeni bir durum olmayacak. Kadın ve LGBTİ+ hareketi hiçbir zaman bunların karşısında yılmamıştır, mücadeleye devam etmiştir ve edecektir de” diye konuştu.

    “ŞİMDİ HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Muamma LGBTİ+ Derneği üyesi Utku Kutbay da her ne kadar mecliste homofobik sağ partilerin çoğunlukta olmasını endişe verici bulsa da bununla savaşılması gerektiği konusunda Yağmur Arıcan’la hemfikir.

    Çözümün mücadele etmekten geçtiğini belirten Kutbay şunları kaydetti:

    “Özellikle HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin söylemleri, AKP’nin bugüne kadar inşa ettiği ötekileştirme politikasının ekmeğine adeta yağ sürdü. Yeniden Refah Partisi’nin ‘LGBTİ+ derneklerini kapatacağız’ sözleriyle gerici güruhu arkasına aldığını görmüş olduk. HÜDA PAR’ın ‘onursuz yürüyüş, bunlar sapkın’ gibi sözlerini işittik. Bunların üstüne bir de Erdoğan’ın seçim gecesi LGBTİ+’ları hedef alan sözler sarfetmesi bizleri endişelendiriyor elbette. Seçimden sonra bir dernek çalışanı olarak aldığım başvurularda çok fazla ‘şimdi ne olacak’ sorusu ile karşılaştım. Öte yandan Onur Yürüyüşleri’nde şiddetin dozu arttı. Tüm bunlar karşısında elbette ki durmayacağız. Mücadelemiz her zamankinden daha güçlü bir şekilde devam edecek. Onlar bizi yasakladıkça biz daha fazla ne yapabiliriz ile karşılarına çıkacağız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Hizbullah üyesi Yalçın’ın, TRT’de dini program yaptığı ortaya çıktı

    Hizbullah üyesi Yalçın’ın, TRT’de dini program yaptığı ortaya çıktı

    PİRHA-Hizbullah üyeliğinden ceza alan ve daha sonra tahliye edilen Abdulkuddüs Yalçın’ın, TRT Kürdi’de üç yıl önce dini program yaptığı ortaya çıktı. 

    Cumhur İttifakı içerisinde yer alan HÜDA-Par’ın Hizbullah ile ilişkisi son günlerde tekrar gündeme gelirken, kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılandıktan sonra Hizbullah üyesi olmaktan cezalandırılan Abdulkuddüs Yalçın’ın TRT Kürdi’de dini programlar yaptığı ortaya çıktı.

    Sözcü’den Özgür Cebe’nin haberine göre; Abdulkuddüs Yalçın’ın Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 1992’de İhsaniye Camisi’nde Diyanete bağlı resmi imamlık yaparken Eyüp-Kadir kod adlarını kullandığı tespit edildi. Yalçın’ın gizliliğini sağlayıp, örgüte taban kazandırmak için fıkıh dersleri verdiği bildirildi. Polis ve savcılık tarafından aranan Yalçın’ın Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ın öldürüldüğü suikastın faillerinden Recep Dünük ve Şener Dünük’e örgütsel siyasi eğitimler veren kişi de olduğu ortaya çıktı.

    Yalçın’ın Hizbullah’ın üst sorumlusu olan Mehmet Beşir Varol’a düzenli raporlar verdiği de ifadelerde anlaşıldı. 9 yıl hapisle cezalandırılan, seçme, seçilme ve siyasi haklardan men edilen Yalçın’ın TRT’de program yapması tepkilere neden oldu. Abdulkuddüs Yalçın’ın kardeşi Abdulsamet Yalçın da HÜDA PAR’ın Genel İdare Kurulu üyesi ve partinin Irak-Erbil temsilcisi… 24 Haziran 2018 seçimlerinde Ankara 1. Bölgeden milletvekili adayı olan Abdulsamet Yalçın’ın, örgüt lideri Hüseyin Velioğlu ile birlikte eğitimlere katıldığı ortaya çıktı.

    Abdulsamet Yalçın da ağabeyi Abdulkuddüs Yalçın’la birlikte Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı.

    Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan birlikteliğe dönüşmüştür

    Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan birlikteliğe dönüşmüştür

    PİRHA- Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan bir birlikteliğe dönüşmüştür” dedi.

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’na katılma görüşmeleri süren HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin ‘ön koşul’ olarak sunmasıyla başlayan “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması” tartışmasına tepki gösterdi.

    Kemal Kılıçdaroğlu, “Son gelişmeler şunu net göstermiştir ki, mütedeyyin gençlerin yeri de Millet İttifakıdır. Üzülerek görüyorum ki, Cumhur İttifakı kadına şiddeti savunan bir birlikteliğe dönüşmüştür” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan: Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı için Cumhur İttifakı adayının kendisi olduğunu resmen açıkladı. “Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan” ifadelerini kullanan Erdoğan, seçim tarihi için de Haziran 2023’ü işaret etti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir Gaziemir Fuar Alanı’ndaki AKP İl Danışma Toplantısı’nda konuştu.

    Erdoğan konuşmasında önümüzdeki seçimlerde Cumhur İttifakı’nın adayı olacağını resmen açıkladı.

    Erdoğan açıklamasında, “Bay Kemal’e diyorum ki artık kaçak dövüşmeyi bırak. Artık sürekli bahane üretmekten, lafla peynir gemisi yürütmekten vazgeç. Havaya bakıp ıslık çalarak bu iş olmaz. Adaylık meselesini daha fazla geçiştiremezsin. Seçim önümüzdeki yıl haziran ayının ortasında yapılacak. Kaçacak yerin yok Bay Kemal. İşte söylüyorum, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • CHP’li Torun: Hiçbir belediye başkanımız Türkiye Belediyeler Birliği’nin toplantılarına katılmayacak-VİDEO

    CHP’li Torun: Hiçbir belediye başkanımız Türkiye Belediyeler Birliği’nin toplantılarına katılmayacak-VİDEO

    PİRHA-Türkiye Belediyeler Birliği’nin (TBB) kaynaklarının neredeyse tümünün Cumhur İttifakı belediyelerine aktarıldığını savunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “CHP’nin hiçbir belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği toplantılarına katılmayacak, bu adaletsizliği protesto edecektir.
    Hiçbir belediyemizin hakkını hukukunu bu partizan yönetim anlayışına yedirmeyeceğiz” diye konuştu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, Türkiye Belediyeler Birliği’nin (TBB) kaynaklarının büyük çoğunluğunun Cumhur İttifakı belediyelerine aktarıldığını öne sürdü. CHP’li hiçbir belediye başkanının TBB toplantılarına katılmayacağını belirten Torun, “Bu tutumumuz, Türkiye Belediyeler Birliği’ndeki hukuksuzluk sona erene kadar devam edecektir” dedi.

    “CHP’Lİ HİÇBİR BELEDİYE BAŞKANI, TBB TOPLANTILARA KATILMAYACAK”

    CHP Genel Merkezi’nde konuya ilişkin basın açıklaması düzenleyen Torun, “Birlik yönetimindeki partizanlık artık ayyuka çıkmıştır. Türkiye Belediyeler Birliği artık “Cumhur İttifakı Birliği” haline gelmiştir. Encümen üyelerimiz, bugün Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin başta olmak üzere Birlik yöneticileri hakkında görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunacaktır. CHP’nin hiçbir belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği toplantılarına katılmayacak, bu adaletsizliği protesto edecektir. Bu tutumumuz, Türkiye Belediyeler Birliği’ndeki hukuksuzluk sona erene kadar devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    “MUHALEFET BELEDİYELERİNE KARŞI AÇIK BİR AYRIMCILIK YAPILMAKTADIR”

    “Ülkemiz, siyasi iktidarın yanlış politikalarının neden olduğu çok zor bir sürecin içinden geçiyor” diyen Torun, iktidar tarafından CHP’li belediyelerin önünün kesildiğini söyledi. Vatandaşa hizmet edecek projelerin engellendiğini kaydeden Torun, şöyle konuştu:

    “Belediyelerimizin yetki ve gelirleri ellerinden alınıyor, belediye başkanlarımız hakkında haksız soruşturmalar başlatılıyor, vatandaşa hizmet edecek projelere engeller çıkarılıyor. Bunlar da yetmiyor, belediyelerimizin hakkı olan kaynaklar dahi tamamen partizan politikalarla ellerinden alınıyor. Bu sorunlu anlayışın son örneğini Türkiye Belediyeler Birliği’nde yaşıyoruz.

    Türkiye Belediyeler Birliği, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelerin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kanunla kurulmuştur. Ülkemizdeki her belediye, birliğin doğal ve zorunlu üyesidir. Birliğin bütçesi, genel bütçeden belediyelere aktarılan paylardan kesilerek oluşturulmaktadır. 2019 yerel seçimlerinden bu yana, Birlik bütçesinin yüzde 50’den fazlası sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden kesilen paylarla sağlanmaktadır. Sadece 2020 yılında, belediyelerimizden 86 milyon liralık kaynak kesintisi yapılarak Birliğin bütçesine aktarılmıştır. Ancak üzülerek ifade ediyoruz ki Birlik yönetimi, bu bütçeyi adaletsiz ve partizanca kullanmaktadır. Birliğin kaynaklarının neredeyse tamamı Cumhur İttifakı belediyelerine aktarılmakta, muhalefet belediyelerine karşı açık bir ayrımcılık yapılmaktadır. Birlik yönetimi, kaynakları adil olmayan keyfi politikalarla harcarken hesap verme ilkesini de rafa kaldırmıştır.”

    “PARTİZAN POLİTİKALAR SADECE TBB İLE SINIRLI DEĞİLDİR”

    Torun, belediyelerin yasal olarak TBB’den ayrılmalarının mümkün olmadığını kaydetti. “İktidarın partizan politikaları sadece Türkiye Belediyeler Birliği ile sınırlı değildir” diye konuşan Torun, son olarak şunları söyledi:

    “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere pek çok kurumun belediyelerimizin hakkı olan kaynakları nasıl kendi çevresine aktardığını anlatmaya devam edeceğiz. Vatandaşlarımıza da sesleniyoruz: Bu iktidar, sizin vergilerinizden oluşan kaynakları sadece kendi çıkarları için kullanmakta ve size yapılacak hizmetleri açıkça engellemeye çalışmaktadır. Ancak gururla söylüyorum ki bizim belediyelerimiz, iktidarın veremediği hizmetleri vatandaşlarımıza ulaştırmakta ve iktidarın yapamadığını yapmaktadır.

    İşte iktidarın korkusunun nedeni budur. Bizim belediyelerimiz, tüm baskılara rağmen vatandaşlarımızın yanında olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Belediye başkanlarımız, seçim sonuçlarını içine sindiremeyen iktidarın çıkardığı tüm engelleri halkımızla aşmıştır ve aşmaya da devam edecektir. Bizim belediyelerimizin yeri, halkımızın yanıdır. Herkes bilmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hiçbir belediyemizin hakkını hukukunu bu partizan yönetim anlayışına yedirmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AKD Üst Kurul Delegesi Bülent Öztürk ihraç edildiğini açıkladı

    AKD Üst Kurul Delegesi Bülent Öztürk ihraç edildiğini açıkladı

    PİRHA – AKD Yönetim Kurulu üyesi iki ismin ardından  ihraçlar sürüyor. Son olarak AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Toroslar Cemevi üyesi Bülent Öztürk de  ihraç edildi. PİRHA’ya bilgi veren Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli, Öztürk’ün ihraç edilmesindeki nedenin Mehmet Şahin’le ilgili olmadığını söyledi. 

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Efe ile Kazım Açıktepe’nin AKD’den ihraç edilmesinin ardından  tartışmalar sürerken, yönetim kurulu üyelerinin ihraçlarına bir yenisi daha eklendi.

    AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Mersin Toroslar Cemevi üyesi olan Bülent Öztürk de ihraç edilenler listesine katıldı.

    Öztürk, yaptığı açıklamada, “Türkiye’de cemevleri ve yönetim sistemi” başlıklı yazısında, AKD yönetimini eleştirerek “Eğer önlem alma çabasında bir çalışma yapılmazsa ileriki zamanlarda bırakacağı tahribat Yavuz’un zulmünden daha feci olacaktır” iddiasında bulundu.

    “ZORLA CUMHUR İTTİFAKI ADAYINI DESTEKLEMEMİZ İSTENDİ”   

    Öztürk, ihraçlara dair kaleme aldığı yazıda şunları öne sürdü:

    “AKD Mersin Toroslar Cemevi’nde yönetim ve üst kurul delegesi görevindeyken kurum başkanı, AKD genel merkez seçimleri öncesi delegelerle toplantı talebiyle bizleri cemevine çağırdı. Kurum kararıyla mevcut başkanı destekleme kararı alındı. Ama maksat başkaymış, daha sonra anladım. Kurum başkanı, ‘önümüzde yerel seçimler var, Mehmet Şahin’i Cumhur İttifakı belediye meclis üyesi olarak vermiş bulunmaktayız’. Önceden karar alınmış, meclis üyesi verilmiş haberimiz yok. Bize ‘Mehmet Şahin’in meclis üyesi seçilmesi için Cumhur İttifakının kazanması lazım’ denildi. Bunun için Cumhur İttifakına oy vermemiz ve bunun da yeterli olmayacağını, mahalle çalışmalarında aktif rol almamız teklif edildi. Ben bunu kesin bir şekilde ret ettim. Ama onlar destekleme kararı aldı. Ben de bunu kabul etmediğimi ve bunun karşısında olacağımı oradaki insanlara söyledim. Bunun üzerine AKD’nin aldığı kararı Toroslar Şubesi sayfasından sosyal medya üzerinden üye ve kamuoyuna duyurdum. Ardından savunmam alınmadan ihraç kararım alındı. Alınan karar inançsal verilmiş bir karar değildir. Tümüyle siyasi bir karardır. Bu kararı tanımıyorum ret ediyorum.”

    “YÖNETİMLER HAKK MEYDANINDA BELİRLENMELİDİR”

    Alevi canları ve inanç önderlerinin bir karar vererek cemevlerinin ibadet yeri mi yoksa siyaset yapılacak bir alan mıdır karar vermeleri gerekir. Bu yönetim sistemi, yol erkanı denetiminde değildir. Yapılan faaliyetler bunu gösteriyor.”

    Bu arada, konuya ilişkin bir değerlendirme de Mersin Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli’den geldi.

    TOROSLAR CEMEVİ BAŞKANI: ÖZTÜRK DİSİPLİN SUÇU İŞLEDİ

    PİRHA’ya bilgi veren Değerli, Bülent Öztürk’ün ihraç edilmesindeki nedenin Mehmet Şahin’le ilgili olmadığını savundu.

    Değerli, “Bülent Öztürk’ün Toroslar Cemevi AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi olduğu halde bize hiç bir bilgi vermeden Mezitli Cemevi üyesiymiş gibi Mezitli Cemevi listesinden Genel Merkez Yönetim Kuruluna aday olmasıdır. Arkadaşımız, derneğimizin tüzüğüne aykırı hareket edip, disiplin suçu işlediği için ihraç edilmiştir” dedi.

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN

  • Alevi Aktivist Servet Demir: Bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç var-VİDEO

    Alevi Aktivist Servet Demir: Bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA- Yerel seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmeden bulunan Alevi Aktivist Servet Demir, “Otokratik sistemin oluşmasını durduran bir seçim sonucu ortaya çıktı. Bu Türkiye açısından olumludur. Fakat bu olumluluğu olumsuzluğa çevirme operasyonları yaşıyoruz” dedi. Demir, “Bu olumsuzluğu bertaraf edebilecek bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç vardır” dedi.

    Alevi Aktivist Servet Demir yerel seçimlerin sonuçlarına ve yaşanan tartışmalara ve itirazlara ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Seçim sonuçlarına birkaç noktadan bakmanın yararlı olacağına dikkat çeken Demir, “Var olan sistemde seçimlerin eşit koşullarda yapılmadığı gerçeği var. Muhalefet partileri ulusarası evrensel kurallara uygun olarak temsil ettikleri oranda kamusal alanda ve medya organlarında yeteri kadar yer bulamadı” dedi.

    Muhalefet açısından Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacının olduğunu dile getiren Demir, “Türkiye uluslarası planda saygınlığını yitiren bir ülke durumundan çıkmalı. Çünkü yeniden bir normalleşme sürecine girme fırsatını kaçırdığını düşünüyorum. Var olan otokratik sistem içerisinde var olan toplumsal dinamikler enerjilerini bir araya getirme kapasitesini gösteremediler. Elbette ki burada en büyük sorumluluk ana muhalefet partisinde diye düşünüyorum. HDP’nin batıda karşılıksız oluşturduğu muhalefet güçlerini destekleme kararı ile Cumhur ittifakını geriletme stratejisi olumlu bir sonuç getirdi” diye konuştu.

    “OTOKRATİK SİSTEMİN OLUŞUMUNU DURDURAN BİR SEÇİM OLDU”

    Var olan muhalif partilerin bağlı oldukları güçlere, temsil ettikleri dinamiklere seslenmede, bağ kurmada ortak görüşler ortaya koymada ve aday belirleme konularında ciddi zayıflıklar yaşadığını, bunun HDP için de geçerli olduğunu aktaran Demir, şunları belirtti:

    “Otokratik sistemin oluşmasını durduran bir seçim sonucu ortaya çıktı. Bu Türkiye açısından olumludur. Fakat bu olumluluğu olumsuzluğa çevirme operasyonları yaşıyoruz. Bu olumsuzluğu bertaraf edebilecek, seçim öncesi bir araya gelemeyen dinamikleri kenetleyebilecek bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç vardır.”

    “SEÇİM SONUCUNDAN DERS ÇIKARMALARI GEREKİYOR”

    Yasamayı, yürütmeyi, medyayı elinde bulunduran ve Türkiye’nin her tarafında belediye başkanı adayı gibi görünen Cumhurbaşkanın seçim sonucundan ders çıkarması gerektiğini belirten Demir şunları kaydetti:

    “Ders çıkarmak şudur: Türkiye’yi ekonomik çıkmazdan çıkaracak, uluslararası sivil toplum kuruluşlarından uzaklaşmasını engelleyebilecek ve üçüncü, dördüncü sınıf ülke kobnumundan kurtarabilecek sağduyulu bir yaklaşıma girmelidir. Muhalefeti ortak bir masada, ortak bir akıl çerçevesinde toplamalıdır. Ekonomik krizi aşmanın yollarını, açlık grevindeki 10 binlerce insanı yaşamlarına yeniden döndürmenin olanaklarını, çözümsüz bir şekilde bırakılan Kürt sorununa olumlu bir bakış açısı ve Türkiye’de yeniden bir demokratikleşme havası yaratabilecek sorumluluk sergilemesi bekleniyor. Ama yaklaşımlarına baktığımızda daha çok var olan çizginin devamlılığı konusunda ısrar ediyorlar.”

    “SEÇİM SONUCUNU KABULLENMEKTE ZORLUK YAŞIYORLAR”

    Seçimde çıkan sonuçları kabullenmek konusunda ciddi zorluklar yaşadıklarını ve baskı kurduklarını dile getiren Demir, şöyle devam etti:

    “YSK’nın sürekli karar değiştirmesi, Cumhur ittifakının muhalif güçlere gözdağı vermesi, tehdit etme süreçlerini başlatması var olan sonuçları kabullenememesidir. Oysa var olan sistemi bütünü ile savunan ve bu sistemin çok mükemmeliyetçi olduğunu ortaya koyan bu Cumhur ittifakıydı. Ancak bugün çıkan sonuçları kendileri kabullenmiyorlar. Bu ciddi bir politik zaaftır ve panik halidir. Türkiye’de var olan aşağı yukarı 40 milyona yakın yerel belediyecilik cumhur ittifakının potansiyelinde çıkmış durumdadır. Toplumdaki etkinlik alanlarını artıran sosyal yardımlar, lojistik desteklemeler, rant alanları daralma sürecini yaşıyor.”

    “TOPLUM ÇATIŞMAYI DEĞİL SAĞDUYUYU TERCİH EDİYOR”

    Toplumun çatışmayı değil sağduyuyu, diyaloğu, normalleşmeyi tercih ettiğini ve bu çizginin güçlenmesi gerektiğinin altını çizen Demir,  “Bu süreç içerisinde de var olan durumun iyileştirilerek yeni hizmet alanlarının önü açılarak muhalefet, iktidar diyalog sürecini başlatarak, normal halini sağlamaları gerektiğini düşünüyorum. Zorlamayı bu yönde yapmak gerekiyor. Yalnızlaşan ve tek taraflı bir bakış açısının olumlu bir sonuç vermeyeceği ortadır. Ekonomik, politik krizin yaşandığı, yönetemezlik sorunun olduğu bir ülkede devletin silahlı gücü olan ordusu, emminiyeti, polisi ve jandarması ile baskı kurarak toplumun yönetilmeyeceği görülmüştür. Yönetilse de buna demokrasi denilmez başka bir şey denilir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU İLE İLİŞKİLENMEDE ZAAFLIKLARI GÖRÜYORUM”

    Muhalefetin toplumsal alanlar üzerinde zaaflarının olduğunu belirten Demir, HDP’nin Dersim üzerindeki izlediği stratejiye ilişkin ise şunları ifade etti:

    “Dersim’de daha önceki dönemlerde HDP belediye başkan adayları çıkarıyordu. Üç yıldır da bir kayyum söz konusu. Ama daha öncesinde yerel yönetim sürekli HDP’nin elindeydi. Aday belirlemede, oradaki toplumsal dinamikleri harekete geçirmede, bütünleştirmede ve oradaki toplumun kimliksel sorunlarını ötekileştirmeden gerçek anlamda kazanılması konusunda ciddi zayıflıkların olduğunu görüyoruz. Oradaki sol sosyalist kurumlar güç birliği içindeydi. Ancak toplumsal dinamiklerin sadece bu dediğimiz kurumsal temsiliyetler üzerinden gitmediği gerçeğini görmesi lazım. Aynı şekilde Alevi toplumu ile ilişkilenmede de bu zaaflıklarını görüyorum.  Sadece kendilerine yakın Alevi kurum yöneticileri ile diyalog hali değil toplumun esas karar verici dinamiklerini hareket haline geçirebilecek unsurlarını ve ögelerini dikkat merkezine koyması gerekiyor. Bu konuda da zaafları var. Ama bütün bunlara rağmen HDP’nin politik stratejisi doğru bir stratejidir. Ve bugünkü cumhur ittifakının geriletilmesi sürecinde HDP belirleyici rol oynamıştır. Tutsak edilen Selahattin Demirtaş’ın bu konudaki çağrısını çok anlamlı ve yürekli bir çıkış olarak değerlendiriyorum. Ve bu çağrı bence yerini buldu.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Peker’den cumhur ittifakı için ‘silahlanın’ çağrısı-VİDEO

    Peker’den cumhur ittifakı için ‘silahlanın’ çağrısı-VİDEO

    “Organize suç örgütü lideri” sıfatıyla daha önce ceza alan Sedat Peker İstanbul Ataşehir’de katıldığı bir açılışa gelen destekçilerine Cumhur İttifakı’na destek ve silahlanma çağrısı yaptı.

    Ataşehir’de açılışını yaptığı mekanın önünde konuşan Sedat Peker, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘ya beka ya bela’ dediğini hatırlatarak, bu nedenle 31 Mart yerel seçimlerinde ölümüne Cumhur İttifakı’nın destekleneceğini söyledi.

    ​”Biz bu vatanın delileriyiz, fedaileriyiz” diyen Peker, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Seçimlerden sonra hem emperyalist güçlerin hem de onların ülkemizdeki uşaklarının bazıları şimdiden seçimlerle ilgili YSK’yı tanımadıklarını söylüyorlar. Seçim sonuçlarına göre insanları, partililerini sokaklara dökecekler. Bunun amacı terör örgütleri mensuplarının da o partililerin arasına katılıp ülkeyi yakmaları ve yıkmalarıdır. Polisimiz, askerimiz güçlüdür ancak bu ülkenin evlatları da bu ülkenin sokaklarını karış karış koruyacaklar.”

    Silahın iyi insanların elinde bir güvence olduğunu ileri süren Peker, “Bu sebeple imkanı olanlar mutlaka ruhsatlı silahlar, av tüfekleri alsınlar, mutlaka hazırlıklı olsunlar. Biz kötüye hazır olalım da iyi gelirse amenna” çağrısı yaptı.

    Konuşmasında kendilerine zaman zaman “Siz kimsiniz? Neden konuşuyorsunuz?” diye sorulduğunu aktaran Peker, “Kardeşlerim onlar bizim kim olduğumuzu bilmiyorlarsa ben söyleyeyim müsaadenizle. Biz bu vatanın delileriyiz kardeşlerim. Biz bu vatanın fedaileriyiz kardeşlerim. Bu vatanda herkes sussa da biz konuşacağız” ifadelerini kullandı.

  • HDP Vekil Adayı Korkutan: Muaviyelere karşı Hüseyin olup direnen HDP’dir-VİDEO

    HDP Vekil Adayı Korkutan: Muaviyelere karşı Hüseyin olup direnen HDP’dir-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı Tülay Korkutan, sosyalist mücadeleye başlamasında Alevi inancına mensup olmasının etkili olduğunu kaydetti. “Bu ülkede bir Alevi sorunu yok, bu ülkenin Alevilikle ilgili bir sorunu var. Alevilik anlayışıyla o inancın o felsefenin kendisiyle ilgili bu düzenin ve bu sistemin, bu devletin bir sorunu var” dedi. Korkutan, Alevileri ‘Bir oy HDP’ye bir oy Demirtaş’a’ vermeye çağırdı.

    Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Yukarı Gündeş Köyü’nde doğan Tülay Korkutan, Türkmen Alevilerinden. Küçük yaşlarda ailesiyle birlikte İstanbul’a göç eden Korkutan, sosyalist mücadeleyle lise yıllarında tanışmış. Korkutan o yılları şöyle anlatıyor:

    MÜCADELEYE GİRİŞ

    “Liseye başlarken İmece Kadın Dayanışma Derneği Esenyurt’ta bizim mahallede bir dernek açtı. O zaman kadınlar kahvesiydi ve mahalledeki birçok kadın da derneğe gelip gidiyorlardı. Orada çeşitli dayanışma etkinlikleri oluyordu. Hem kadınların kendilerinin üretebildikleri hem de tiyatro kursları gibi etkinlikler. Oraya gelen üniversiteli kadınlar çocukların derslerine yardımcı oluyorlardı. Benim de annem, halalarım ve mahalledeki birçok kadın İmece’ye gidiyorlardı. Kütüphanesi vardı ben de kitap almak için gittim. Orada hem kadın mücadelesine girmiş oldum lisedeyken hem de annem ve halalarım da İmeceli oldular. Aktif kadın çalışması yapıyorduk birlikte, 8 Mart’lara katılım, mahalledeki kadınlarla çeşitli etkinlikler.”

    10 yılı aşkın bir süredir sosyalist mücadelenin içinde olan Korkutan, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) üyesi ve aynı zamanda KHK ile kapatılan Dayanışma Evleri Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi. Alevi oldukları için sol düşüncenin daha bir hakim olduğunu ifade eden Korkutan, aileden ve ötekileştirilen Alevi inancından aldığı mücadeleyi HDP’de sürdürüyor. Korkutan neden HDP’de siyaset yaptığını ise şöyle anlatıyor:

    “BİR KADIN OLARAK KENDİMİ HDP’DE DAHA İYİ TEMSİL EDEBİLİYORUM”

    “Ben bir feministim, sosyalistim. Aynı zamanda ve şu anda gerçekten de Türkiye’deki o siyasi arenanın içerisinde gerçek bir barıştan bahseden, eşitlikten, demokrasiden, kadın özgürlüğünden ve bunu da kendi parti programına alan, bunun için mücadele eden HDP. En nihayetinde bugün eş başkanlık dediğimiz şey sadece HDP’de var. Eşit temsil HDP’de var, kadın kotası HDP’de var, ezilenlerin, emekçilerin, işçilerin sesinin duyulduğu ve duyurduğu, kendisinin de işçilerin de emekçilerin de kendisini var ettiği parti HDP. Bu anlamda da ben kendimi çok yakın hissediyorum HDP’ye. Hem ideolojik olarak yakın hem de gerçekten de bir kadın olarak kendimi daha iyi orada temsil edebiliyorum. Diğer partilerde ‘erkekleşmen’ gerekiyor siyaset yapabilmen için, kendi özlüğünden vazgeçmen gerekiyor. Ama HDP’de herkes kendi bulunduğu yerde siyasetini yapıyor. Kadınlar kendileri meclislerinde örgütleniyor, çevreciler ekoloji meclislerinde örgütleniyor, emek komisyonları var. O yüzden insanlar kendisini nasıl hissediyorsa gelip orada siyaset yapabiliyor. O yüzden elbette ki HDP dedim ve HDP’den aday oldum.”

    “HDP ÖTEKİLEŞTİRİLEN HER KESİMLE İTTİFAK İÇERİSİNDE”

    Konuşmasında seçimler için oluşturulan ittifaklara ve HDP’nin bu ittifakların dışında bırakılmış olmasına değinen Korkutan, Cumhur İttifakı ile yan yana gelmelerinin söz konusu bile olmadığını, Millet İttifakı’nda da HDP’nin bilerek dışarıda bırakıldığını ancak bunun iyi bir şeye neden olduğunu söyledi. HDP’nin kendi öz gücüyle ayakta durabildiğini gördüklerini ifade eden Korkutan, “HDP sadece seçimlerde sosyalistlerle, emekçilerle ya da kadınlarla ittifak içerisinde değil. HDP kurulduğundan bu zamana kadar bu ülkede ezilenler, ötekileştirilen her kesimle, her inançla ittifak içerisinde. Bunu da kendi kurduğu demokrasi, emek ve barış ittifakıyla ortaya koyacaktır 24 Haziran’da. O yüzden diğer ittifaklar hele ki Cumhur İttifakı kendisi de bir faşist bloğun ittifakı o anlamda biz kendi durduğumuz ittifakta 24 Haziran’da bu ülkenin ötekileştirilmişleri bir cevap verecektir faşist blokun kendisine.” İfadelerini kullandı.

    “BUGÜNÜN MUAVİYELERİNE KARŞI HÜSEYİN OLUP DİRENEN HDP’DİR”

    Tayyip Erdoğan’ın seçim vaadi olarak cemevlerine yasal statü vereceğini açıklamasını eleştiren Korkutan, şöyle konuştu:

    “Cemevlerine cümbüş evi diyen, cami-cemevi projelerine imza atan, bu zamana kadar Alevilerin bütün taleplerine karşı gelen bir iktidar bugün seçimlerde malzeme olarak kullandı. Aleviler mutlaka bunu göreceklerdir. Çünkü bu ülkede bir Alevi sorunu yok, bu ülkenin Alevilikle ilgili bir sorunu var. Bu zamana kadar Aleviliğin kendisi yok sayılmış, görmezden gelinmiş, ibadet yerlerine cümbüş evi denmiş durumda. O yüzden Alevi inancının felsefesiyle ilgili bu düzenin, sistemin, bu devletin bir sorunu var. Aleviler, bu zamana kadar birçok katliama maruz kalmış bir kesim. Dersim’den, Koçgiri’den en son Sivas’a, Çorum’a, Maraş’a kadar. O yüzden Aleviler 24 Haziran’da da kime oy vereceklerini mutlaka bilirler. Çünkü Alevilik inancında hep ezilenin yanında durmak vardır. Zalime karşı mazlumun yanında durmak vardır. Böyledir felsefesi. Kerbela’da nasıl ki Hüseyinler o Muaviye anlayışına karşı mücadele ettilerse bugün Aleviler de gerçekten de bugünün temsilcisi Muaviyelere, Yezitlere karşı mutlaka mücadele edeceklerdir, ediyorlar da. Bu anlamda bugünün Yavuz Selim zihniyetinin temsilcileri bugün AKP-MHP sağ faşist ittifakın içerisinde kendisini barındırıyor. O yüzden Alevilerin anlayışı olan ‘72 millete bir nazarda bakmayı’ temsil eden parti bugün HDP. Bugün 72 milletin neredeyse hepsi olamasa da birçoğunu içinde barındıran ve onların kendi talepleriyle mücadele etmesini sahiplenen ve bu anlamda mücadele eden tek parti HDP. Aleviler de HDP’nin etrafında birleşmeli. Çünkü bugünün Muaviyelerine karşı gerçekten Hüseyin olup, Pir Sultan olup direnen HDP’dir.”

    Alevileri HDP’nin etrafında birleşmeye çağıran Korkutan, Alevileri ‘Bir oy HDP’ye bir oy Demirtaş’a’ vermeye de çağırmış olalım” dedi.

    Suay ABAK/Oktay ASLAN
    İSTANBUL

  • Eski İHD Elazığ Şube Başkanı Demir: Seçim, eşitsizlikler arasında yapılıyor-VİDEO

    Eski İHD Elazığ Şube Başkanı Demir: Seçim, eşitsizlikler arasında yapılıyor-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Eski İnsan Hakları Derneği (İHD) Elazığ Şube Başkanı Cafer Demir, “Özgürlükleri kısıtlayan bir rejim altında seçime gidilmektedir. Bu durum insan hakları ve demokrasi açısından hem de siyaset kültürü açısından olumsuzdur” dedi. 

    İHD’nin eski Elazığ Şube Başkanı, Yazar Cafer Demir, 24 Haziran seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Demir, “OHAL rejimi ülkede öteden beri kullanılmakta olan demokratik hak ve özgürlüklere sınırlandırma getirilmesidir. Yani siz istediğiniz yerde miting yapamazsınız, siz istediğiniz şekilde konuşamazsınız, siz istediğiniz yerde afiş asamazsınız. Bu bakımdan özgürlükleri kısıtlayan bir rejim altında seçime gidilmektedir. Bu durum insan hakları ve demokrasi açısından hem de siyaset kültürü açısından olumsuzdur. Seçim eşitlik ile değil eşitsizlikler arasında yapılmaktadır” dedi.

    “EŞİTSİZLİKLER ARASINDA SEÇİME GİDİLİYOR”

    Demir, partilerin eşit siyaset hakkına ilişkin şunları belirtti:

    “Bir yanda devlet iktidarını kendi çıkarı açısından en iyi şekilde kullanan bir iktidar var. Bir de tüm baskılara karşı göğüs geren, başta eş başkanları olmak üzere birçok üyesi cezaevinde olan bir partiyle seçime gidiliyor. Bu seçime eşitsizlikler arasında gidiliyor. Dolayısıyla demokratik bir yönü yoktur.”

    “İKİ İTTİFAK DA İTTİHAT TERAKKİ KÜLTÜRÜNÜ BENİMSEMEKTEDİR”

    Cumhur ve Millet ittifakına ilişkin düşüncelerini dile getiren Demir, “HDP diyor ki; biz Türkiye’de çeşitli milliyetlerden, çeşitli inançlardan insanlarla ittifak yapıyoruz. Diğer bloklar da birbirlerine çokça yabancı değiller. Her iki ittifak, İttihat ve Terakki kültürünü benimsemekte ve o yönde gitmektedir. Türk-İslam sentezine uygun politikalar üretmektedirler” diye konuştu.

    Demir, “Hem Cumhur hem de Millet ittifakına baktığımızda, bu ülkenin temel sorunlardan biri Kürt sorunudur, Kürt sorununun çözümünde net, anlaşılır, açık bir taahhüt yoktur. Ayrıca inançsal olarak baktığımızda Alevi inancı üzerinde çok büyük bir baskı var ve hala 1925 tarihli 677 sayılı kanun yürürlükte ve bu kanun devrim kanunu sayılmasından dolayı kaldırılamıyor ve Alevi inancı bugün bir tahakküm altındadır. Gerek Cumhur ittifakının gerekse Millet ittifakının bu yönde açık bir söylemi yoktur” dedi.

    “EZİLEN KESİMİN GELECEK KAYGISI VAR”

    Türkiye’de ezilen kesimin, çeşitli milliyet ve inançlardan olan insanların gelecek kaygısı olduğuna dikkat çeken Demir, “Ülke KHK’lerle yönetilecek. Bir sabah kalktığımızda işinize son verildiğini görürsünüz ve gidebilecek bir yeriniz de yoktur. Bugün OHAL rejiminde idarenin tasarrufu yargı denetimine tabi değildir” dedi.

    “Halbuki demokrasilerde üç kuvvetin ayrılığı söz konusudur” diyen Demir, “Yargı bağımsız değilse; idareyi denetleyecek bir kurum yok demektir. Bu da yönetenlere sınırsız yetki hakkı tanıyor ve bugün bu hakkı kullanıyorlar” diye konuştu.

    ELAZIĞ/PİRHA