Etiket: Cumhurbaşkanı seçimi

  • Şair Öztürk: İçeri atmakla, sürmekle bitiremedikleri Kürt’ün kimyasını bozmak istiyorlar

    Şair Öztürk: İçeri atmakla, sürmekle bitiremedikleri Kürt’ün kimyasını bozmak istiyorlar

    PİRHA-HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarmamasının bir hata olduğunu vurgulayan Şair- Yazar Fadıl Öztürk, HDP ile ittifak halinde olan partilerin toplamda başarısız performans sergilediklerini söyledi. HDP ve onunla beraber hareket eden tüm muhalif güçler kendini yenilemelidir” dedi. 

    Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nin ardından çıkan sonuçlara ilişkin tartışmalar sürüyor.

    Şair- Yazar Fadıl Öztürk, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve sonrasında yaşananlara ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Öztürk, HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarmamasının başlı başına bir hata olduğunu belirterek, “HDP ve onunla beraber hareket eden tüm muhalif güçler kendini yenilemelidir. HDP Kürt kentlerinde kendi adaylarını çıkarmalı ki, zaten öyle de yapacaktır; batıdaki büyük kentlerde de Kürt seçmene ‘bağrınıza taş basın’ benzeri çağrılardan uzak durulmalıdır. Kürt’ün oyunu almak isteyenler yerelde Kürt’ü birebir muhatap almalıdır” dedi.

    “HÜDA PAR, DEVLETİN BUGÜNE KADAR YAPMADIĞI HANGİ BOŞLUĞU DOLDURACAK?”

    PİRHA: Cumhur İttifakı, kadın kazanımlarını hedef aldığı politikalarında hemfikir olduğu Yeniden Refah Partisi’ni ve Hüda Par’ı Cumhur İttifakı’na alarak Meclis’e girmesini sağladı. AKP’nin seçim öncesi açıkladığı beyannamesinde aile 228, kadın 160, çocuk 209, boşanma üç, kadına yönelik şiddet 18, istismar 13, yoksulluk 5 kez geçiyor. Cumhuriyet tarihinin en sağcı ve milliyetçi olarak nitelendirilen böyle bir ittifakı nasıl yorumluyorsunuz?

    FADIL ÖZTÜRK: Hüda Par ve Yeniden Refah Partisi ile ilgili belirlediğiniz konuların hepsi doğrudur ama eksiktir. Özellikle Hüda Par’ın seçim süresince geçmişte kullanılmış bir devlet aparatının devamı olarak domuz bağı cinayetleriyle gündeme gelmesi, bir nevi meselenin özünü gizlemeye yaramıştır. Bu ‘suçlamalara’ Cumhur ittifakı ve onun içinde yer alanlar cevap verme gereği bile duymadıkları gibi, cezaevindeki eski örgüt üyelerini de dışarı salmışlardı. Amaç Kürt’ü daha çok öldürmekse bugüne kadar Kürt bölgelerinde zaten ölüm hiç eksik olmadı. Peki Hüda Par’ı tekrar devlet himayesine almanın sebepleri nedir? Mesele tam da bu noktada. Devlet Kürt bölgesinde ordu, vali, kaymakam gibi mülki idareciler ve devlet tarafından atanan kayyumlarla zaten var ve hayat onların iki dudağı arasından çıkacak sözle idare ediliyor. Hüda Par devletin bugüne kadar yapmadığı neyi, bundan sonra hangi boşluğu dolduracak?

    “KÜRT’ÜN KİMYASINI BOZMAK İSTİYORLAR”

    Devlet orada hiçbir zaman yerli, yaşlanarak dünyasını değiştiren olmadı. Çıkar ilişkileri üzerinden taraftar buldu ama tek kelimeyle halk olamadı, olamaz da. Devletin örgütlediği Kürt korucular bir toplumsal önerme olarak değil, bir savaş unsuru olarak örgütlendiler. Vurulmakla, içeri atılmakla, sürmekle bitiremediği Kürt’ün kimyasını bozmak istiyorlar.

    Kürt halkıyla aynı ulustan gelen, onunla birlikte yaşayan, ama Kürt’ün yıllardır mücadeleyle kazandığı demokratik hak ve kazanımlarını devletin desteğiyle yok etmeyi amaçlıyorlar. Özetle Hüda Par’ın ‘hoş gelişi’ Türk içinde bir türlü eritemedikleri Kürt’ü İslamiyet içine çekerek devletin ‘asıl unsuru’ haline getirmeye çalışacaklar.

    Bu anlamda Hüda Par bir seçimle gelen ve diğer seçimle gidecek olan bir parti değil. Devlet adına Kürtlerin karşısında devletin yeniden uzun erimli mevzilenmesi olarak görmek ve ona göre mücadele etmek gerekir. ‘Em ji Kurdın, birayı hewin’ demek, deyim yerindeyse tam bir saf dillik olur.

    “HDP’LİLER KILIÇDAROĞLU’NA OY İSTEYE İSTEYE HELAK OLDULAR”

    -Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 Mayıs seçimlerine yaklaşırken dili çözüm odaklı ve kutuplaştırmayı reddeden noktadaydı ve büyük ilgi görmüştü. 14 Mayıs seçimleri sonrası belirginleştirdiği milliyetçi söylemlerle (mültecilerin gönderilmesi, sınır namustur, terör) Erdoğan-Bahçeli ile yarışa girmesi durumunu ve kendisine oy veren muhalif kitleler üzerindeki etkisini nasıl yorumluyorsunuz? Kılıçdaroğlu’nun ilk ve ikinci turdaki söylemlerindeki bu değişkenliği nasıl açıklamalı?

    Bu konuda projeksiyonu sadece Kılıçdaroğlu’a çevirmek doğru olmaz. Kılıçdaroğlu’nun ikinci turda dilini tümüyle sağ, militarist, faşist bir dile dönüştürmesinde HDP’nin de payı var. HDP Kılıçdaroğlu ile mecliste yapılan görüşmeden sonra o görüşme ve talepleri adeta unutturmak, toplumun gündemine taşımamak, Kürtler ve Türkiye ilerici kamuoyu üzerinden tartışarak meşrulaştırmayı istemiyor gibi davrandı. Belki Altılı Masa’nın milliyetçi, ırkçı ‘hassasiyetlerine’ helal gelsin istemediler. HDP ve bileşenleri bundan özenle kaçındılar. Kapalı kapılar arkasında yapılmış görüşmelerle yetindikleri için olsa gerek kimi HDP’liler Kılıçdaroğlu’na oy isteye isteye helak oldular. Oysa Millet İttifakı’ndan taleplerini her yerde dillendirselerdi belki de Kürt seçmenin tamamının sandığa gitmesini sağlayabilirlerdi.

    Görünen o ki Emek ve Özgürlük İttifakı, cumhurbaşkanı seçimini yıllardır yaratılan Kürt düşmanlığına kurban etmek istemedi. Bu kaygı, miting alanında ve kapalı toplantılarda derdini seçmenine bangır bangır açıklamasının da önüne geçti. Böyle yapılınca pozitif bir sonuç mu alındı, hayır. Cumhur İttifakı’nın Kürtleri hedefine koymasının önüne de geçilemedi.

    “KILIÇDAROĞLU, KÜRTLERİ ÇANTADA KEKLİK SAYIP İKİNCİ TURDA FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNDÜ”

    Kürtler, onun adına bütün bileşenleriyle HDP’liler kendi taleplerinin arkasında bir ayıbı örter gibi geri durup dilsiz kalınca, Kılıçdaroğlu da Kürtleri çantada keklik sayıp ikinci turda fabrika ayarlarına geri döndü. CHP’nin sağcı, ırkçı olmasının üstünde fazla durmaya gerek yok. Biz onları ittifak yapılır olarak görünce onların karakterinde fazla bir değişiklik olmaz, bu seçim sonuçları gibi iyi niyetlimizden vurur bizi. Yok eğer bütün muhalifler adına HDP açık ve aleni bir kampanya yürütseydi Kürtlerin kararsız, sandığa gitmeyen kesimlerinden belki de hiç bahsedilmezdi.

    “ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE SÖMÜRÜ VE BASKI DAHA DA AZGINLAŞARAK SÜRECEK”

    -Göçmen düşmanlığının sıradan yoksul kitleler içinde yaygınlığı milliyetçiliğin kitlesel tabanını yükseltebilecek tehlikeli etkenlerden. Kürt düşmanlığından göçmen düşmanlığına; oradan eşit yurttaşlık talebine ve işçi sınıfı ve yoksul kitlelerin sınıfsal taleplerine karşı duran Cumhur ittifakı’nın seçim sürecindeki nefret dilinin ülke siyasetine yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Göçmenler sadece seçim sürecinde değil, her dönemde ucuz iş gücü olmaları dışında ırkçı kesimleri bir arada ve diri tutan unsur olarak görülür. İşgal/yayılmacılık adına tezkerelere her sefer ‘evet’ deyip mecliste el kaldıran muhalefet bu işin en büyük suçlularındandır.

    Tüm bunları bir kenara bırakın, göçük altında kalmış Suriyeli bir göçmenin, göçmen olduğu anlaşılmasın diye kendi dilinde imdat çağrısı yapmaması bize insanlığın öldüğü topraklarda yaşadığımızı hatırlatmıyor mu? İnsanım diyen birinin üstünde bundan daha büyük baskı olabilir mi?

    Sınıf talebini bütün bir sol geleneklerinden devraldıkları mücadelede meşruluğun yerine yasallığı, yasaların içinde kalmakla var olmayı kabul ederek bu duruma gelindi. Elbette önümüzdeki süreçte sömürü ve baskı daha da azgınlaşarak sürecek ve elbette her birimiz daha çok dibe itileceğiz. Her birimizin hayatında ölümler yaşamdan daha çok yer alacak ve herkes kendi derdine düşecek. İnsana musallat olmuş sermaye ve onların iktidarlarının istediği tam da bu örgütsüz insan halidir. Hiç kimse bir elemde, bir kederde, bir sevinçte bir araya gelmesin, her birimiz örgütsüz ve bir başına kalalım istiyorlar. Bunca yoksulluk ve adaletsizliği ancak böyle yönetebilirler.

    “MUHALEFET CEPHESİ, KENDİ İÇ ÇATIŞMA VE TARTIŞMALARININ İÇİNE DÜŞTÜ”

    -Türkiye siyasi tarihinin en kritik seçiminde ülkenin yaklaşık yarısı Cumhur İttifakı’nın politikalarını kabul etmediğini ve razı olmadığını gösterdi. Cumhur İttifakı, seçimi kazandığı ilk andan itibaren nefret dilini yeniden kullanarak muhalefeti tehdit etti. Yine Bahçeli ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek ağır bir sürecin gelişeceğinin mesajını verdi. Halkları politik, ekonomik olarak nasıl bir durum bekliyor olacak?

    Halkları ve onların ağır aksak yürüyen örgütlenmelerini iç çatışmalara sürükleyerek bütünlüklerini bozarak başlayacaklar elbet. Faşizm örgütlü gücü her zaman kendine tehlike sayar ve onun üstüne giderek işlevsiz kılmaya çalışır. Bu anlamda Kürtler, ezilenler, azınlıklar sadece dağda değil sokakta, kapısının önünde, tarlasında daha çok şiddete maruz kalacak. Yaşamak toplumun en dibinde kalsa da bir günü sevdikleriyle geçirmekten başka talebi olmayan, yaşadıkça adlarını bilmediğimiz nice insanımız öldürülecek.

    Sorgu ve cezaevi tatmayanımız kalmayacak. Daha çok ev yıkılacak, daha çok cezaevi yapılacak. Verilen cezayı çekmek yetmeyecek içeride yatan için. Daha çok infaz yakılacak. Devletler sınırlarına ‘güvene almak’ için durmadan takviye birlikler yollayacak. Kimse bizi almayacak hayattan içeriye.

    Seçimlerde toplumun neredeyse yarısı Cumhur İttifakı’na muhalefet etse de, Cumhur ittifakı iktidar olmanın avantajıyla yola çıktı. Muhalefet cephesi ise seçim yenilgisiyle beraber kendi iç çatışması ve tartışmasının içine düştü. Bu durumun çok kısa sürede aşılacağı da görünmüyor. Her cephede alt-üst yaşanacağı bir gerçek. Değişimin hakkını verenler yeni süreçlere kendilerini hazırlayacaklar. Kendilerinden başkasını haklı görmeyenler çürümenin sonuçlarını beraber taşıyacaklar.

    “HDP’NİN KENDİ CUMHURBAŞKANI ADAYINI ÇIKARMAMASI BAŞLI BAŞINA BİR HATAYDI”

    -Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimdeki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarmaması başlı başına bir hataydı. İttifak partilerinden HDP tabandan uzak, örgütsüz, çok başlı; TİP gerçeklikten uzak, popülist; diğer kimi partiler ise hiç varlık göstermeden ve toplamda hepsi başarısız birer performans sergiledi. Örgütlü ruha sahip Kürtlerin enerjisi popülist ruha sahip bileşen partilerinin ayrışması ile gereksiz yere harcandı. En doğrusu bu tarz oluşumların bileşen çatısından ayrılması/çıkarılmasıdır. Çoğumuz yıllar önce yani en başından karşı çıkmıştık ve süreç bizi haklı da çıkardı. Kürtler sürülerek, kovularak, kaçırılarak zaten fazlasıyla Türkiyelileşmediler mi? HDP öncelikle umudunu ona bağlamış Kürtlerin, kadınların ve Alevilerin haklı beklentisini yerine getirmeli artık.

    “KÜRT’ÜN OYUNU ALMAK İSTEYENLER YERELDE KÜRT’Ü BİRE BİR MUHATAP ALMALIDIR”

    -Yakın zamanda önümüzde yine bir seçim (yerel seçimler) var ve iktidar şimdiden bunun hazırlığına başlamış durumda. Böyle yakıcı bir politik ortamda tüm mücadele edenlerin ortak meşru bir mücadele zemininde buluşma durumu nedir? Bir çağrınız var mıdır bu konuda?

    HDP ve onunla beraber hareket eden tüm muhalif güçler kendini yenilemelidir. HDP Kürt kentlerinde kendi adaylarını çıkarmalı ki, zaten öyle de yapacaktır; batıdaki büyük kentlerde de Kürt seçmene ‘’bağrınıza taş basın’ benzeri çağrılardan uzak durulmalıdır. Kürt’ün oyunu almak isteyenler yerelde Kürt’ü birebir muhatap almalıdır.

    PİRHA/İZMİR

  • Küçükkeleş: Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değildir-VİDEO

    Küçükkeleş: Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değildir-VİDEO

    PİRHA – Can Tv Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, seçim sürecindeki birlikteliklerin değerli olduğunu belirterek, bir motivasyona ihtiyaç olduğuna işaret etti. Herkesin aynı AKP’yi görmediğini, partinin devletleşmesine, devletin de partileşmesini hatırlatan Küçükkeleş, “Sandığın aslında bir demokratik çözüme doğru bu ülkeyi götüremeyeceğini gözden kaçırdık” dedi.

    28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunda sonuçlar açıklandı. Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,16’sını; Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,84’ünü aldı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da kesin sonuçlar neticesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan etti.

    Can Tv Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, seçim sonuçlarına ilişkin ve bundan sonraki süreçte ne yapılması gerektiğine dair PİRHA‘ya bir değerlendirme yaptı.

    Bu ülkede son süreçte yaşananlar üzerinden bir seçim sonucu beklemenin büyük hatalardan biri olduğunu söyleyen Küçükkeleş, seçim sonuçlarının 4 yıldır siyaseti eyleyiş halinin bir sonucuyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

    Türkiye’nin çok önemli bir kesiminin bir araya geldiğini, bunun değerli olduğunu belirten Küçükkeleş, “Bu kesimi artık bundan sonra bir arada tutmaya, güçlü tutmaya ve yeni döneme ilişkin bir moral ve motivasyona ihtiyaç var” dedi.

    “Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değil. Başarmak, seçmek ve seçilmek meselesi de değil” diyen Küçükkeleş, Alevi kurumlarına bundan sonrası için büyük görev düştüğünü söyledi.

    “Aleviler olarak büyük bir deneyimimiz var” diye konuşan Küçükkeleş, “Biz gördük ki kaleler yıkıldı ama insanlık hep hayatta kaldı. Doğal olarak da kalmaya devam edecek” dedi.

    “HEPİMİZ AYNI AKP’yi GÖRMEDİK”

    Küçükkeleş, herkesin aynı AKP’yi görmediğini, partinin devletleşmesine, devletin de partileşmesine vurgu yaparak şunları dile getirdi:

    “Gördüğümüz şey, ortaya çıkan tablo, kuzeyi ve ortası sapsarı, doğusu ve kısmen güneyi kıpkırmızı bir Türkiye haritasına getirdi bizi. Belli ki hepimiz aynı şeyi hissetmedik, belli ki hepimiz aynı AKP’yi görmedik. Belli ki siyasete bakış ve eyleyiş tarzımızda büyük farklılıklar var ve gerçekten çok kutuplaşmış bir topluma doğru dönüşmüşüz. Şunu gözden kaçırdık. Aslında bu siyasi partiler arasında bir yarış değil, devletleşmiş AKP. Bunu tekrar söyleyeyim. Bu cümleyi çok kurduk ama anlamını yeterince ifade edemedik. Yani bir partinin devletleşmesi, devletin bir partileşme meselesinde sandığın aslında bir demokratik çözüme doğru bu ülkeyi götüremeyeceğini gözden kaçırdık. Ama ikinci tura giderken Türkiye toplumlarının temel ihtiyacının militarizm olduğu, en büyük rahatsızlığının göçmen politikaları olduğu üzerinden bir siyasetle ikinci tura gidildi ki belki buradan şaşmamak önemliydi. Ama sonuçta ne olursa olsun nasıl bir dil kurulursa kurulsun Türkiye’nin çok önemli bir kesimi bir araya geldi, bu değerli ve kıymetli. Bu kesimi artık bundan sonra bir arada tutmak, güçlü tutmak ve yeni döneme ilişkin bir moral ve motivasyon ihtiyacı var.”

    “ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

    Sandıkla bir şey başarılamayacağını belirterek, örgütlü gücün önemine dikkat çeken Çilem Küçükkeleş, Alevi kurumlarına bu konuda büyük görev düştüğünü de söyleyerek, “Başarmak, sandıkta yenmek yenilmek meselesi değil. Başarmak, seçmek ve seçilmek meselesi de değil. Ki bunu mesela en iyi biz Aleviler biliriz. Hiçbir şey komple simsiyah değildir. Hiçbir şey sadece şer değildir. Her şerrin hayrı, her siyahın beyazı beraberindedir. Doğal olarak da şimdi tam da beyaz olandan hayır olandan doğru siyaset eyleme zamanıdır. Belli ki birlikte hareket etme, daha demokratik bir halk hareketine bugünlerde çok ihtiyaç var. Burada Alevi kurumlarına da büyük görev düşüyor. Bizim Aleviler olarak bundan sonrasına ilişkin bu ülkede yaşama gerekçemizi, birlikte durma gerekçemizi en güçlendirecek kurumlar Alevi kurumlardır. Bunlar bizim örgütlü gücümüzdür ve örgütlü gücümüzün bu sürece öncülük etmesine ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

    “BU MOTİVASYONU, BU BİRLİKTELİĞİMİZİ HİÇ UNUTMAYALIM”

    “Sistemin bütün kirliliğine rağmen bu dünyada temiz kalmayı başarabildik” diyen Küçükkeleş, şöyle devam etti:

    “Bu sistemin 20 yılıyla önemli derecede mücadele ettik. Bu sistemin bütün kirliliğine rağmen bu dünyada temiz kalmayı başarabildik. Bütün bu kaos ortamında insanlığı savunmaya devam ettik. Bu toplumda bu hala var ve bize en çok kendini depremde gösterdi. Bu iyilerin birliği diyelim. Belki hiçbir gücü olmayan, cebindeki üç kuruşuyla bile toplum birbirine yetişti ve derman olmaya çalıştı. Bu motivasyonu, bu birlikteliğimizi hiç unutmayalım.”

    “KALELER YIKILDI AMA İNSANLIK HEP HAYATTA KALDI”

    Aleviler olarak büyük bir deneyim yaşadıklarını belirten Küçükkeleş, “Belli ki hepimizin yenilenmesi gereken yeni bir süreç var. Bu yenilenme her şeyi bir kenara atan, deneyimden faydalanmayan değil tam tersi bu deneyimi güçlendiren, değiştiren, dönüştüren ve dünya döndüğü için bunun da dönüp kendini yenilemesi gerektiğini unutmadan bir yol katetmeye ihtiyaç var, diye düşünüyorum. Biz Aleviler bu dünya üzerinde Hızır’a inandığımız sürece yaşam devam eder biliriz. Hızır’ın ayağının değdiği her yer yeşilse hep hayat vardır biliriz. Hayat var, yeşermeye devam ediyor. Biz de yaşamaya devam ediyoruz. Aleviler olarak büyük bir deneyimimiz var. Biz gördük ki kaleler yıkıldı ama insanlık hep hayatta kaldı. Doğal olarak da kalmaya devam edecek. Bunun pozitifini tutmak, yakalamak, dil olarak çoğaltmak, bu yenilmişlik duygusundan toplumu çıkarmak gibi Aleviler olarak bir görevimiz olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Karakaya: Tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmalıyız

    Karakaya: Tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmalıyız

    PİRHA- Cumhurbaşkanı ikinci tur seçim sonucunu değerlendiren PSAKD ve ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya “Milliyetçiliğe karşı birilikte yaşama kültürünü geliştirmemiz, tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmamız lazım” dedi. 

    28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunda sonuçlar açıklandı. Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,16’sını; Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,84’ünü aldı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da kesin sonuçlar neticesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Birlikleri Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karaya, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunu değerlendirdi.

    Karakaya, “Bu ülkede Türklük ideolojisi İslam ideolojisinin hakimiyeti altındadır. Yaratılan ulus devleti besleyen iki unsur var; birisi etnik anlamda Türk olmak diğeri de İslam ideolojisi. Bu iki ideoloji her seyin önüne geçiyor” dedi.

    “Örneğin depremin, yoksulluğun, açlığın bu ideolojinin karşısında önem kazanamadığının göstergesidir” diyen Karakaya, “Bu Sünni İslam ideolojisine karşı Alevilik bir tehdit olarak görüldü. ‘Kürt bölücüdür, Alevi müslüman değildir’ diye insanları bölerek bu iki kimlik üzerinden bir milliyetçileşme söz konusu. Çok büyük bir imparatorluktan küçük bir Anadolu coğrafyasında sıkışan Türklerin hepsinin kaybetme korkusu vardır. Geldikleri bu coğrafyada ise kendi tarihsel gelenekleri olan halklar var. Bu halklar Kürtler, Ermeniler, Alevi Bektaşiler ve Kızılbaşlardır. Bu kimilikler kaybetmekten korkan Türkler için bir tehdit gibi görülmeye başlandı” dedi.

    “MİLLİYETÇİLİĞE KARŞI BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜNÜ SAVUNMAMIZ GEREK”

    İkinci tur seçimlerine gidilen süreçte yaşananları da değerlendiren Karakaya, şöyle devam etti:

    “Bugün seçim sonuçlarına bakıldığında Erdoğan’ın milliyetçi söylemi üzerinden eleştiriyoruz ama ona karşı muhalefet edenlerin tarzı nasıldı? Millet ittifakının politikası da milliyetçilikti. Muhafazakarlığı çok daha Müslüman olmakla milliyetçiliği çok daha Türk olmakla yenemezsiniz. Böyle bir politik argümanla Türkiye ne demokratikleşir ne de birilikte yaşama kültürünü öğrenir. Aşırı milliyetçilikle karşı karşıyayız. Türkiye’nin bugün geldiği noktada politik olarak milliyetçi ve muhafazakar bir noktaya doğru gittiğini görmek lazım. Millet İttifakı’nın buna karşı daha demokratik bir ittifak yaratması, sol-sosyalist kesimle gerçek bir blok oluşturması gerekirdi. Bizim esas argümanımız milliyetçiliğe karşı milliyetçilik olmamalıydı. Bizlerin milliyetçiliğe karşı birilikte yaşama kültürünü geliştirmemiz lazım. Tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmamız lazım.”

    “RADİKAL BİR MÜCADELE YÜRÜTMEMİZ LAZIM”

    PSAKD ve ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Kılıçdaroğlu bu süreçte Alevi kimliğini açıklamak zorunda bırakıldı. Bu bir insan hakları ihlali olmasının yanı sıra aynı zamanda bu tekçi milliyetçi ideolojinin neleri yapabileceğinin bir göstergesiydi. Bu seçimin sonucu Aleviler açısından çok tehlikeli bir yere gidiyor. Farklı toplumsal kesimler bu seçimin sonuçlarından etkilenebilir ama Aleviler daha farklı etkilenecek. Aleviler açısından da geçen yasama döneminde çıkardıkları torba yasa ile çıkardıkları daire başkanlığı ile Aleviler üstünde asimilasyon yapmaya çalışacaklar. Bütün cemevlerini devlete bağlamaya çalışacaklar. Buna karşı Alevi örgütlerinin birlikte radikal bir mücadeleye ihtiyacının olduğu çok nettir. Bizim meşru zeminde daha radikal bir mücadele yürütmemiz lazım” diye konuştu.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

  • 2023 seçim sonuçları: İlk veriler geldi!

    2023 seçim sonuçları: İlk veriler geldi!

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim yasağını kaldırdı. Türkiye’nin kritik seçimlerinde ilk veriler gelmeye başladı. İşte ilk seçim sonuçları…

    2 adayın pusulada olduğu Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anadolu Ajansı (AA) ve ANKA’nın sonuçlarına göre son durum şöyle:

    ANKA’ya göre;

    Açılan Sandık: Yüzde 79.33

    Katılım Oranı: Yüzde 84.68

    Kılıçdaroğlu: Yüzde 50.13

    Erdoğan: Yüzde 49.87

    AA’ya göre;

    Açılan Sandık: Yüzde 79.01

    Katılım Oranı: Yüzde 84.9

    Erdoğan: Yüzde 53.70

    Kılıçdaroğlu: Yüzde 46.30

    AYRINTILAR GELİYOR…

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için oy verme işlemi başladı

    Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için oy verme işlemi başladı

    PİRHA- Türkiye’nin 5 yıl boyunca görev yapacak cumhurbaşkanının belirleneceği seçim için ülke genelinde 973 ilçe, 1094 ilçe seçim kurulunda 191 binden fazla sandık kuruldu. Bugün yurt içinde 60 milyondan fazla seçmen oy kullanacak.

    Cumhurbaşkanı seçimi ikinci tur oylaması için oy verme işlemi, Türkiye genelinde saat 08.00 itibarıyla başladı. Yurttaşlar 17.00’ye kadar oy kullanabilecek.

    Ancak saat 17.00’ye geldiği halde, sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler, başkan tarafından sayıldıktan sonra sırayla oylarını kullanacak.

    60 MİLYONDAN FAZLA SEÇMEN OY KULLANACAK

    Türkiye’nin, 5 yıl boyunca görev yapacak cumhurbaşkanının belirleneceği seçim için ülke genelinde 973 ilçe, 1094 ilçe seçim kurulunda 191 binden fazla sandık kuruldu. Bugün yurt içinde 60 milyondan fazla seçmen oy kullanacak.

    Seçimde Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan ile Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yarışacak.

    Seçmenler, üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunan, kimliği tereddütsüz ortaya koyan, resimli, resmi nitelikteki belgelerden biriyle oy kullanabilecek.

    SEÇMEN BİLGİ KAĞIDININ GÖTÜRÜLMESİ ZORUNLU DEĞİL

    Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak. Seçmen bilgi kağıdı kendisine ulaşmayanlar, nerede, hangi sandıkta oy kullanacağını Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) internet sitesinden öğrenebilecek.

    Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak olacak. Bu tür cihazlar, oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere sandık kuruluna bırakılacak.

    Seçmen, oy pusulasındaki cumhurbaşkanı adaylarından Recep Tayyip Erdoğan veya Kemal Kılıçdaroğlu’nu tercih ettikten sonra oy pusulasını zarfa koyarak sandığa atacak.

    Oy verme işlemlerinin bitmesinin ardından kullanılan oyların sayım ve dökümü yapılacak.

    Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için bu seçimde de seyyar sandıklar oluşturulacak. Bu seçmenler, seyyar sandıklarda oylarını kullanabilecek. Görme engelliler bu seçimde de ilk kez 14 Mayıs seçimlerinde uygulandığı gibi kendileri için hazırlanan şablonla oy kullanabilecek.

    GÜMRÜKLERDE OY KULLANMA İŞLEMLERİ DEVAM EDİYOR

    Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı yaklaşık 3,5 milyon seçmen için, 73 ülke 151 temsilcilikte 167 noktada sandık kurulları oluşturuldu. Yurt dışı temsilciliklerindeki oy verme işlemi 24 Mayıs’ta sona erdi.

    Bulunduğu ülkede belirlenen sürede oy kullanamayanların gümrük kapılarında oy verme işlemleri bugün saat 17.00’ye kadar sürecek.

    Yurt dışında kullanılan oy pusulaları, uçaklar ve diplomatik kuryelerle Türkiye’ye getirildi. Ankara ATO Congresium’daki Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu’nda saklanan oylar, yarın tüm yurtta oy verme işleminin tamamlanmasının ardından diğer oylarla eş zamanlı açılarak sayılmaya başlanacak.

    OY VERME YERLERİ

    Kapalı oy verme yerleri, oyların gizliliğini ve seçmenlerin oylarını tam bir serbestlik içinde vermelerini sağlayacak, dışarıdan içerisinin gözetlenmesine imkan bırakmayacak şekilde olacak.

    Sandık başında görevli partili kurul üyeleri, adaylar ve gözlemciler (müşahitler), rozet, amblem veya partisini belirtir herhangi bir işaret taşımayacak.

    Sandık kurulu başkan ve üyeleri, göreve başlamadan önce ilk önce sandık başında bulunanlar önünde ant içecek ve sandığın boş olduğunu kontrol edecek.

    Sandık alanında düzeni, sandık kurulu başkanı sağlayacak. Başkan, düzeni bozmaya yeltenenleri uyaracak, uyarıyı dinlemeyenleri sandık alanı dışına çıkarabilecek.

    Sandık alanında alınacak tedbirler, seçmenlerin sandık başı işlemlerini izlemelerini engelleyecek nitelikte olamayacak. Oy verme işlemi sırasında gebeler, hastalar, engelliler ve yaşlılara öncelik tanınacak.

    Sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiç kimse müdahale, telkin ve tavsiyede bulunamayacak. Seçmenler, oylarını kullandıktan sonra sandık başından ayrılacaklar.

    SEÇİM GÜNÜ YASAKLARI

    Seçim yasakları kapsamında bugün saat 06.00’dan 24.00’e kadar alkollü içki satılamayacak, içkili ve umumi yerlerde alkollü içki verilmesi ve içilmesi yasak olacak. Eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalacak, eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda da yalnızca yemek verilebilecek.

    Seçim yasaklarına ve belirtilen kurallara uyulmak şartıyla bugün saat 18.00’den sonra düğün yapılabilecek.

    Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka kimse silah taşıyamayacak. Radyolar ve her türlü yayın organlarınca seçim günü saat 18.00’e kadar seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. Radyolarda ve her türlü yayın organlarında 18.00-21.00 saatleri arasında ancak YSK tarafından seçim ile ilgili verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.

    Seçim günü bütün yayınlar saat 21.00’den sonra serbest olacak, ancak YSK tarafından gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.

    OYLAR HANGİ HALLERDE GEÇERSİZ SAYILIR?

    “Evet” ya da “Tercih” mührü basılmayan, birden fazla adaya mühür basılan oylar geçersiz olacak.

    Oy pusulasının bütünlüğünün bozulacak şekilde yırtılması veya koparılması, pusula üzerine mühür dışında veya mühür yerine herhangi bir özel işaretin, isim, imza kaşesi veya parmak izinin basılması da kullanılan oyu geçersiz kılacak.

    Ayrıca, oy pusulasının belirgin bir şekilde karalanması, çizilmesi veya işaretlenmesi, zarftan işaret amacı taşıyan herhangi bir madde çıkması hallerinde de oylar geçersiz sayılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD, 28 Mayıs sandıklara sahip çıkmaya, Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırdı

    PSAKD, 28 Mayıs sandıklara sahip çıkmaya, Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırdı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)Genel Merkezi, herkesi 28 Mayıs Pazar günü oy kullanmaya ve sandıklara sahip çıkmaya, Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırdı. 

    Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi 28 Mayıs Pazar günü yapılacak. 2. tur seçimde Millet İttifakı’nın Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhur İttifakı’nın Adayı Recep Tayyip Erdoğan yarışacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)Genel Merkezi, herkesi 28 Mayıs Pazar günü oy kullanmaya ve sandıklara sahip çıkmaya davet etti.

    Demokratik ve laik bir Türkiye için Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verilmesini isteyen PSAKD, şu mesajı kaydetti:

    “Ülkemizi kuşatan karanlığa karşı aydınlıktan, savaşa karşı barıştan, dinciliğe karşı laiklikten, gerici ve asimilasyoncu eğitime karşı bilimsel, demokratik, laik eğitimden, faşizme karşı özgürlükten, ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinden, sosyal adaletsizliğe karşı eşitlikten, linç kültürüne karşı bir arada yaşamdan, rant ve sömürüye karşı emekten, yağma düzenine karşı kamusallıktan, emperyalizme karşı bağımsızlıktan yana bir ülke için tüm canlarımızı 28 Mayıs 2023 Pazar günü oy kullanmaya ve sandıklara sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 6 Alevi kurumundan Cumhurbaşkanı seçimi çağrısı: Hızır aşkına ayağa kalkın!

    6 Alevi kurumundan Cumhurbaşkanı seçimi çağrısı: Hızır aşkına ayağa kalkın!

    PİRHA-6 Alevi kurumu yazılı bir açıklama yaparak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini belirterek, “Hızır aşkına ayağa kalkın” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 28 Mayıs günü yapılacak olan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteklendiği kaydedildi.

    “KILIÇDAROĞLU’NU DESTEKLİYORUZ”

    Açıklama şu şekilde:

    “Ülkemize, çocuklarımıza ve geleceğimize Hızır olacağız. Hırsızlığa, yalana, talana, katilleri affedenlere, dini inançları sömürenlere, Alevi-Kürt-Ermeni düşmanlığı yapanlara, yoksul halk çocuklarının ölümünden rant devşirenlere, kadın düşmanlarına, eğitimi ve çocuklarımızın geleceğini tarikatlara teslim edenlere, doğayı yağmalayanlara, siyasi, dini ve etnik linç kültürünü savunup, kendisi gibi olmayanları dışlayanlara, çocuk tecavüzcülerini savunanlara, kardeşi kardeşe kırdırıp oy peşinde koşan siyasetçilere karşı; Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz.

    Çünkü biz; barış içinde, sevgiyle yaşayacağımız vatanımıza yani geleceğimize sahip çıkıyoruz. Türkiye “Direnen Bir Demokrasi’ye” sahip çıkan, Otokrasiye teslim olmayı reddeden halkların ülkesidir. Yaygınlaşan ultra milliyetçiliğe, Siyasal İslamcılığa, Kürt, Alevi, mülteci düşmanlığına karşı toplumun direnen yarısına ve demokrasi kavgasına omuz vereceğiz. Unutma 28 Mayıs’ta Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin yani bu topraklarda varolmuş tüm halkların ve inançların, düşmanca değil dostça, nefret içinde değil sevgiyle bir arada yaşadığı bir ülke için oy kullanacağız.

    Hızır aşkına ayağa kalkın. Haydi canlar kazanacağız, haydi.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • EMEP: Seçimde Demirtaş’ı ve HDP’yi destekleyeceğiz

    EMEP: Seçimde Demirtaş’ı ve HDP’yi destekleyeceğiz

    Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan erken seçimde cumhurbaşkanlığı için Selahattin Demirtaş’ın, parlamento için HDP’nin destekleneceğini duyurdu.

    Emek Partisi (EMEP), Genel Yönetim Kurulu toplantısında seçimler konusundaki tavrını netleştirdi.

    Toplantı sonrası Evrensel’e konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, AKP-MHP ittifakının seçimi kazanmak üzere her yola başvurduğunun altını çizdi. Başkanlık ve parlamento seçimi için “Cumhur ittifakı”nı ve parlamento seçimi için CHP, SP, İyi Parti ve DP tarafından kurulan ittifakı değerlendiren Gürkan, seçim barajının salt HDP’ye baraj noktasına geldiğini söyledi. EMEP’in cumhurbaşkanı adaylığında Selahattin Demirtaş’ı, parlamentoda HDP’yi destekleyeceğini belirten Gürkan, demokrasi mücadelesinin büyütülmesi ve ortaklaşması için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

    MEŞRU OLMAYAN DÜZENLEMELER PEŞİ SIRA GELİYOR

    Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine 52 gün kaldı. Bir taraftan adaylar bir taraftan da ittifaklar netleşiyor. AKP-MHP ve BBP ittifakından sonra CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti de ittifak kararı aldı, ittifak protokolünün de cumartesi günü açıklanması bekleniyor.

    Tüm bu ittifak arayışlarının dışında kalan HDP’ye ilişkin baraj tartışması yapılıyor. Seçimlerde demokratik ittifak ve ortak aday çağrısı yapan Emek Partisi ise kararını açıkladı. EMEP GYK toplantısı sonrası Evrensel’e konuşan Genel Başkan Selma Gürkan, hükümetin içine girdiği sıkışmışlıktan kurtulmak için baskın seçime başvurduğunu belirtti. Cumhurbaşkanın YSK yasaklarının dışında tutulduğunu hatırlatan Gürkan, şunları söyledi:

    “Hükümet ekonomi ile iç ve dış politikada içine girdiği sıkışmışlığın etkisiyle baskın seçim kararı aldı ve bu kararıyla bağlantılı olarak seçim süreçlerini işletiyor. Bir taraftan Erdoğan’ı seçim yasaklarının dışında tutmak, diplomasi ile ilgili iddiaları ve tartışmaları sonlandırmak üzere karar almak dahil pek çok meşru olmayan düzenlemeler hızla gündeme getiriliyor.”

    BAHÇELİ’NİN TEHDİDİ NASIL BİR SEÇİME GİTTİĞİMİZİ GÖSTERİYOR

    Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı adayı için imza verecek seçmenleri tehdit ettiğini belirten Gürkan, “Erdoğan bizzat 7 Haziran’da tek başına hükümet kuramadığı pozisyonu hatırlatarak, kendisi ve ittifakının dışındaki seçeneklere oy verecekleri tehdit etmeye başladı. 7 Haziran’dan sonra ne yaşadığımızı hatırlayalım. Ülke içinde çatışmalar, terörle mücadele adı altında yürütülen operasyonlar, yıkılan kentler, patlayan bombalar, kan, gözyaşı. İşte bu kaos ile halkı tehdit ediyor. Yine Erdoğan ve ortağı Bahçeli, adaylar için 100 bin imza verecekleri fişleme ve çeşitli suçlamalara maruz bırakma riski ile açıkça tehdit etti. Bu örnekler artırılabilir. Ama bunlar, seçime hangi koşullarda gidildiğinin, seçim sürecinin nasıl işletileceğinin göstergesi olması bakımından çarpıcı örneklerdir. AKP hükümeti, OHAL yönetimi ve KHK düzenlemeleriyle, adil olmayan, antidemokratik koşullarda, baskı, tehdit, şantaj gibi yöntemleri de kullanarak her koşulda sandıktan kendini çıkarmak ve Erdoğan’ı ne olursa olsun  başkan yapmak üzere her yolu deneyeceğini gösteriyor” diye konuştu.

    BARAJ ‘SALT HDP’YE BARAJ’ NOKTASINA GELDİ

    Adayların bu koşullar altında belirlendiğini belirten Gürkan, “HDP Selahattin Demirtaş dedi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere bakılırsa CHP’nin Muharrem İnce ile yürüyeceği görünüyor. Diğerleri zaten belli olmuştu. İçinde bulunduğumuz siyasal koşulları dikkate aldığımızda ‘tek adam tek parti yönetimi’ne gidişin engellenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Başkanlık ve parlamento seçimi için “Cumhur ittifakı”nı ve parlamento seçimi için CHP, SP, İyi Parti ve DP tarafından kurulan ittifakı dikkate aldığımızda seçim barajı salt HDP’ye baraj noktasına geldi” dedi.

    DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ BÜYÜTECEĞİZ

    Bu nedenle parti olarak cumhurbaşkanı adaylığı için Selahattin Demirtaş’ı, parlamentoda da HDP’yi destekleyeceklerini söyleyen Gükan, “Seçim sürecinde, seçim çalışmasının bir parçası olarak seçim güvenliği dahil demokrasi mücadelesini büyütme, ortaklaştırma yönünde elbette görüşmeler, tatışmalar devam etmeli. EMEP olarak bu tartışmaların, bu mücadelenin içinde olduk, olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)