Etiket: cumhuriyet davası

  • Cumhuriyet davasında savcı tutukluluğun devamını istedi

    Cumhuriyet davasında savcı tutukluluğun devamını istedi

    Cumhuriyet davasında mahkeme heyeti, kararını açıklamak için savunma makamının tanık dinlenme talebini reddetti. Dosyanın tevdiini isteyen savcı, Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Kemal Aydoğdu’nun tutukluluğunun devamını istedi. 

    3’ü tutuklu 18’i Cumhuriyet gazetesi çalışanı 20 kişinin yargılandığı davanın 6’ncı duruşması verilen öğle arasının ardından devam etti. Duruşmada CHP eski Genel Başkanı ve gazeteci Altan Öymen savunma tarafının talebi üzerine tanık olarak dinlendi. Öymen, 13 yaşından beri Cumhuriyet gazetesinin okuru olduğunu, 70’li yıllardan itibaren de gazetede yazarlık yapmaya başladığını söyledi. Öymen, 80 darbesi sonrasında da 2 yıl gazetede çalıştığını ifade etti. Gazetede yazarlık yaptığı zaman vakıf kurma tartışmalarının başladığını dile getiren Öymen, CUMOK’un gazetenin yayın politikası ile çalışma biçimi üzerinde bir etkisinin olmadığını söyledi. Öymen, “Cemaate yakın bir yayın yapıldığını görmedim” diye konuştu.

    Öymen’in ardından DİSK Genel Başkanı Kani Beko tanık olarak dinlendi. Beko, “Bu utanç verici bir dava. Cumhuriyet bu ülkenin bağımsız demokratik hukuk devleti ilkesini savunan bir gazetedir. FETÖ suçlamalarını kesinlikle kabul edemem” dedi.

    Avukat Bahri Belen, “Bir gazetenin yayın politikasına ne savcı, ne polis karışamaz. Ancak suç içeriyorsa yargılama yapar” dedi. Belen, tanık olarak dinlenmesi için anayasa hukukçusu Rıza Türmen’in ismini mahkeme heyetine bildirdiklerini, ancak yurt dışında oldukları için duruşmaya katılamadığını söyledi. Belen, Türmen’in sonraki duruşmada tanık olarak dinlenmesini istedi.

    ‘FAZLA YAPACAK BİR ŞEY KALMADI’

    Mahkeme Başkanı, yargılamanın geldiği aşama itibari ile toplanacak pek bir delilin olmadığını kaydederek, “Gelinen aşamada fazla da yapılabilecek bir şey kalmadı. Rıza Bey’den vazgeçilmesi bizim için rahatlatıcı olur. Böylece biz de Adli Tıp’taki bilgileri davayı uzatıcı bir aşama olarak görmeyiz. Artık bir sonraki aşamaya ilerlememiz gerekiyor” dedi.

    Mahkeme heyeti, avukatların tanık dinletilmesi yönündeki talebinden vazgeçmesi durumunda esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyayı duruşma savcısına tevdi edeceğini dile getirdi.

    Bunun üzerine değerlendirme yapılması için mahkeme heyeti duruşmaya 15 dakika ara verdi. Ara ardından söz alan Avukat Tora Pekin, AİHM kararlarının bağlamından koparılarak iddianameye konulduğunu dile getirerek, Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini tekrarladı. Pekin, ayrıca İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın akıbetine ilişkin mahkeme heyetinin karar oluşturmasını da talep etti.

    RIZA TÜRMEN’İN DİNLENMESİ TALEBİ REDDEDİLDİ

    Mahkeme iddia makamından Pekin’in taleplerine dair mütalaa istedi. İddia makamı, Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesinin reddini istedi. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davanın sonucunun beklenmesinin ise yargılamanın uzamasına neden olacağını ifade ederek, reddini istedi.

    Mahkeme heyeti daha önce “sonucunun beklenilmesi” yönünde verdiği kararın aksine İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki vakıf davasının sonucunun beklenilmesinin davayı uzatacağını ifade ederek, talebi reddetti. Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesinin tek başına davayı bir celse daha uzatacağını kaydederek, bu talebin de reddine karar verdi. Mahkeme heyeti, teknik inceleme yönündeki kararından da vazgeçtiğini belirtti.

    SAVCI TUTUKLULUĞUN DEVAMINI İSTEDİ

    Mahkeme başkanı, Ahmet Kemal Aydoğdu yönünde 5 dakikada geleceğini söylediği incelemeler için “Ne yazık ki biz heyet olarak 5 dakika da ulaşamadık” diye konuştu.
    İddia makamı, tevsihi tahkikat talebinin olmadığını, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyanın kendilerine tevdiini istedi. Esas hakkındaki mütalaa için kısa bir süre talep etti. İddia makamı Akın Atalay, Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Ahmet Kemal Aydoğdu’un üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini göz önünde bulundurarak tutukluluk halinin devamını istedi.
    Avukatların mütalaaya karşı savunması ile duruşma devam ediyor. Avukat Fikret ilkiz konuşuyor. (MEZAPOTAMYA AJANSI)

  • Cumhuriyet davası: Tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi

    Cumhuriyet davası: Tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi

    Cumhuriyet gazetesinin dört çalışanının tutuklu yargılandığı davanın beşinci duruşması görüldü. Mahkeme tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.Bir sonraki duruşma Silivri Adliyesi’nde görülmek üzere 9 Mart’a ertelendi.

    Yayın çizgisinin değiştirilmesinin dahi suça konu edildiği davada Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, muhabir Ahmet Şık, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve muhasebeci Emre İper tutuklu yargılanıyor.

    Duruşmada ilk olarak gazetede 2014 ile 2016 arasında yayın danışmanlığı ve köşe yazarlığı yapan Doğan Satmış dinlendi.

    “ENGİN BAŞA GETİRİLMEK İSTENİYORDU”

    Cumhuriyet’in aktardığına göre, Satmış sözlerine şöyle başladı: “Ben bu arkadaşların FETÖ bağlantılı olduğunu söylemedim, buna inanmıyorum da. Bu arkadaşlar yıllarca FETÖ’ye karşı mücadele etmiştir. O sözler bana ait değil. Gazeteciliğin bu şekilde ağır cezalarda yargılanması dışarıya yansıması açısından da olumsuzdur. Bunu 35 yıllık gazeteci ve gazeteci meslek örgütlerinde yer aldığım için size aktarmak görevi bilinciyle geldim.”

    Hükümete yakınlığıyla bilinen ‘gazeteciler.com’a verdiği söyleşi için : “O yayının yapıldığı gün Twitter’den o sözlerin bana ait olmadığını yazmıştım. Ama tekzip yoluna gitmedim, çünkü gazeteci olarak bir gazeteyi tekzip etmek bana uygun olmazdı”diyen Satmış, Akın Atalay’ın Aydın Engin’in yayın yönetmen yardımcısı üstünde etkili olmasını istediğini ve Engin’in gazetenin başına getirilmek istendiğini öne sürdü.

    ŞIK SÖZ ALDI

    Mahkeme başkanı ara verilmesini istedi ancak Ahmet Şık “Ben beyanda bulunmak istiyorum, ondan duruşmanın devam etmesini istiyorum” dedi. Talep kabul edildi.

    Avukat Fikret İlkiz, heyete “Burada söylenecek bazı sözlerin sizle alakalı olmadığını önceden belirtmek istiyoruz” dedi.

    “İKTİDAR GÜDÜMÜNDE BİR YARGI VAR”

    Şık şöyle konuştu: “Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in yeni adli yılın açılışı vesilesiyle yaptığı konuşmadaki verilere göre ülke nüfusunun yüzde 8’i şüpheli durumda. Bu çok yüksek bir oran. Ama Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor. 0-15 yaş grubunda yer alanlarla akıl hastaları vb. isnat yeteneği bulunmayan insanların oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumdaki insanlar var. Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her yedi kişiden biri şüpheli. Karşımıza çıkan tablo şöyle: Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var. Terörist muamelesini akıl almaz suçlamalara dönüştüren iktidar güdümünde bir yargı var.”

    “BÖYLE SAVUNMAYA İZİN VERMEM”

    Mahkeme başkanının “Sözünü kesiyorum Ahmet Şık” demesi üzerine bir izleyici “Sen değil siz demeniz gerekir o sizin oğlunuz değil” diyerek müdahale etti. Başkan izleyiciyi salondan attırdı.

    Şık sözlerine devam ederken, mahkeme başkanı bunun savunma olmadığını, ‘siyasi’ olduğunu, davanın ‘siyasi dava’ olmadığını söyledi.

    Mahkeme başkanı: “Böyle savunmaya izin vermem.”

    Şık: “Neden?”

    Başkan: “Sanığı dışarı alıyorsunuz. Savunmasını kesiyorum.”

    Şık: “Bu siyasi bir dava. Umarım siz kendiniz gibi bir mahkemede yargılanmazsınız. Gün gelecek siz yargılanacaksınız, burada siz olacaksınız, unutmayın bunu.”

    Şık’ın mahkeme salonundan çıkarılması izleyicilerin tepkisine neden oldu. ‘Hepsi yargılanacak Ahmet çıkacak yine yazacak’sloganı atıldı.

    Öğle arasından sonra başlayan duruşmada Mahkeme Başkanı Orkun Dağ: “Ahmet Şık bundan sonra bu yargılama salonunda olmayacak. CMK 203-204 uyarınca bariz bir şekilde yargılamanın düzenini bozdu. Buna devam edeceğine şüphemiz yok. Ahmet Şık’ın protest bir adam olduğunu herkes biliyor, biz de biliyoruz. Burayı forumcu arkadaşlarıyla slogan atılan bir yer haline getirilmesi doğru değildir. Doğruları mümkün olduğu kadar yakalayıp bu yargılamayı sonuçlandırmayı tecelli ediyoruz.”

    Dağ, daha sonra kendisini düzelterek “Ahmet Şık bu celsede olmayacak dedim” dedi.

    Savcı, firari sanıklar Can Dündar ve İlhan Tanır’ın yakalamasının infazının beklenmesi, adli kontrol talebi olanların adli kontrollerin devamı ile tutuklu sanıkların bir önceki ara karardaki koşullar ortadan kalkmadığı için tutukluluk haline devam edilmesi talebinde bulundu.

    Mahkeme heyeti, reddi hakim talebinin usule uygun olduğunu ve acil işler dışında işlem yapmayacağını beyan etti. Mahkeme Başkanı ‘reddi hakim’ kararının daha sonra değerlendirileceğini söyledi.

    Murat Sabuncu: “Dün tutuklulukta 15. aya girdim. Bir savunma hazırlamıştım, okumak istiyordum ama Ahmet Şık savunmasını yapamadığı için doğal olarak ben de yapmayacağım. İkimiz de çıkacağız ve savunma yapacağız diye bekliyoruz. Sizin gözlerinize hep dik baktık. Ahme Şık bu ülkedeki en dürüst gazetecilerdendir ve bu savunmayı yapabilseydi yine doğruları söyleyecekti. Sizden tek bir talebim var. Ahmet aşağıda tek başına. Ben de onun yanına inmek istiyorum. Bugün oğlumun doğum günüydü. Oğlum 21 yaşında. Yurt dışında hukuk okudu. Ve bugün salona alınmadı Sayın Başkan.”

    Akın Atalay da savunma yapmadı: “Ben de gelişen yargı sürecine ve tanıklık beyanına ilişkin görüşlerimi erteliyorum. Bir an önce aşağıda yalnız bekleyen arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. Ama siz tutukluluk konusunda karar vereceksiniz bir şey söylemek istiyorum.Sizin heyetiniz, bundan 10 gün önce Silivri Cezaevi Duruşma Salonunda 5 gün üst üste bir yargılama yaptı. Reina katliamı sanığının davası. Siz de sanığın ilk hedefinin Cumhuriyet gazetesi olduğunu iddianameden okumuşsunuzdur. Bizleri bombayı Cumhuriyet gazetesine atmaktan son anda vazgeçenlerle 30 metre ötede yatırıyorsunuz.” dedi.

    Duruşmaya yarım saat ara verildi. Aradan sonra mahkeme tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma Silivri Adliyesi’nde görülmek üzere 9 Mart’a ertelendi.

  • Cumhuriyet davasında Ahmet Şık salondan çıkarıldı

    Cumhuriyet davasında Ahmet Şık salondan çıkarıldı

    Gazeteciler Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper’in tutuklu yargılandığı Cumhuriyet davasının beşinci duruşması görülüyor. Duruşmada söz alan Şık, savunması yarıda kesilerek mahkeme başkanı tarafından dışarı çıkartıldı.

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper’in tutuklu yargılandığı davanın 5’inci duruşması bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

    Duruşmayı gazeteciler, CHP ve HDP milletvekilleri, avukatlar, sivil toplum kuruluşları takip ediyor.

    Duruşmada Doğan Satmış tanık olarak ifade verdi. Satmış, tutuklu gazetecilerin yıllarca “FETÖ”ye karşı mücadele ettiğini vurguladı.

    AHMET ŞIK DURUŞMA SALONUNDAN ÇIKARILDI 

    Daha sonra söz alan tutuklu gazeteci Ahmet Şık, “Ben beyanda bulunmak istiyorum, ondan duruşmanın devam etmesini istiyorum” dedi. Talebin kabul edilmesinin ardından savunmasına başlayan Şık, şunları söyledi:

    “Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in yeni adli yılın açılışı vesilesiyle yaptığı konuşmadaki verilere göre ülke nüfusunun yüzde 8’i şüpheli durumda. Bu çok yüksek bir oran. Ama Yargıtay Başkanı Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor. 0-15 yaş grubunda yer alanlarla akıl hastaları vb isnat yeteneği bulunmayan insanların oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumdaki insanlar var. Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her 7 kişiden biri şüpheli. Karşımıza çıkan tablo şöyle: Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var. Terörist muamelesini akıl almaz suçlamalara dönüştüren iktidar güdümünde bir yargı var.”

    Ahmet Şık sözlerine devam ederken mahkeme başkanı, bunun savunma olmadığını siyasi olduğunu davanın siyasi dava olmadığını söyledi. Şık ise “Bu siyasi bir dava” diye konuştu.

    Bu sırada mahkeme başkanı, Şık’ı savunmasını yarıda keserek dışarı çıkarttı.

    Bunun üzerine duruşmayı izleyenler mahkeme başkanını protesto ederek, “Ahmet Çıkacak yine yazacak” sloganları attı.

    Duruşmaya saat 14.00’a kadar ara verildi.

    “GİZLİ SAKLI BİR ŞEY KALMADI”

    Duruşma öncesi yapılan basın açıklamasında konuşan DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren, Akın Atalay ile Murat Sabuncu’nun 421 gündür, Ahmet Şık’ın 360 gün, Emre İper’in ise 263 gündür tutuklu olduklarına dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “Herkes biliyor ki Cumhuriyet Gazetesi’ne başlatılan operasyon, tutuklamalar ve sonrasındaki yargılama süreci daha ilk günden itibaren kocaman bir yalandı. Gizli saklı bir şey de kalmadı artık. O yüzden tavsiyemiz; ülkenin daha fazla ne kadar rezil olabileceği hesabını yapmayı bırakıp arkadaşlarımıza özgürlüklerini iade etmenizdir.

    Yarın akşam buradan dört arkadaşımızla ayrılmak istiyoruz. Ama asla bununla yetinmeyeceğiz. Tutuklu bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını, ifade özgürlüğü kapsamındaki tüm davaların da düşürülmesini istiyoruz.”

    ÖNCEKİ 4 DURUŞMADA NE OLMUŞTU

    Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları “PKK ve FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla suçlanıyor.

    Davada tutuklu olarak yargılanan karikatürist Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Utku ve Önder Çelik, vakfın Danışma Kurulu Üyesi Avukat Mustafa Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara ve Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay 29 Temmuz’da sona eren ilk duruşmada tahliye edilmişti.

    İkinci duruşmada ise dosyaya bir diğer tutuklu Cumhuriyet Çalışanı Emre İper de dahil edilmişti.

    Duruşmada mahkeme heyeti, açıkladığı ara kararında tahliye taleplerini reddederek 5 tutuklu gazetecinin tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti.

    Tutukluluğa devam kararını okuyan Mahkeme Başkanı, “Diğer üç tanık dinlendikten sonra tutuklulukla ilgili daha sağlıklı karar vereceğiz” açıklaması yapmıştı.

    Davanın 25 Eylül’de görülen üçüncü duruşmasında ise gazetenin yayın danışmanı ve yazar Kadri Gürsel’in tahliyesine karar verilmişti.

  • Dışarıdaki gazeteciler yarın Kadıköy’den adalet çağrısını yükseltecek

    Dışarıdaki gazeteciler yarın Kadıköy’den adalet çağrısını yükseltecek

    PİRHA- Dışarıdaki Gazeteciler, Cumhuriyet davasından önce buluşma çağrısında bulundu.

    Tutuklu Cumhuriyet gazetesi çalışanları Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper 31 Ekim Salı günü yeniden hakim karşısına çıkacak.

    Dışarıdaki Gazeteciler ise Cumhuriyet davasından önce, 28 Ekim Cumartesi günü saat 12:00’de Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’nda buluşma çağrısında bulundu. Çağrıda “Adalet için gel, Özgürlüğün için gel, el ele gel” ifadeleri kullandı.

    Bununla birlikte, Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık bugün cezaevindeki 300. gününü doldurdu.

  • AİHM’den Türkiye’ye Cumhuriyet Davası’nda yine ek savunma süresi

    AİHM’den Türkiye’ye Cumhuriyet Davası’nda yine ek savunma süresi

    Türkiye, Cumhuriyet Gazetesi davası için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yine savunma göndermedi.

    AİHM’in savunma için Türkiye’ye verdiği ek süre dün dolarken, Adalet Bakanlığı, Strasbourg’taki Yüksek Mahkeme’den iki haftalık daha ek süre talebinde bulundu.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, talebi kabul eden AİHM, Adalet Bakanlığı’na 7 Kasım’a kadar ek süre verirken, “Bir daha süre uzatım talebine izin verilmeyecek” uyarısında bulundu.

    AİHM, haziran başında Türkiye’den savunma istemiş, savunma için de 2 Ekim’e kadar süre vermişti. Adalet Bakanlığı, bu sürenin dolmasının ardından savunma göndermeyerek ek süre istemiş, Yüksek Mahkeme süreyi 24 Ekim’e kadar uzatmıştı.

    31 Ocak 2016’da yapılan operasyonla gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Cumhuriyet çalışanları Murat Sabuncu, Akın Atalay, Önder Çelik, Turhan Günay, Mustafa Kemal Güngör, Kadri Gürsel, Hakan Kara, Musa Kart, Güray Öz ve Bülent Utku, 2 Mart 2017’de AİHM’e başvuruda bulunmuştu.

    AİHM’in başvuruyu öncelikle incelenmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “özgürlük ve güvenlik” hakkı başlıklı 5. maddesi ile “ifade özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi talep edilmişti.

    AHMET ŞIK İÇİN SAVUNMANIN SON GÜNÜ

    Cumhuriyet gazetesi davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteci Ahmet Şık ise diğerlerinden daha sonra davaya dahil edildiği için, Şık 9 Mayıs 2017’de AİHM’e başvurmuştu.

    Adalet Bakanlığı’na Ahmet Şık dosyası için tanınan savunma süresi bugün doluyor.

    Ancak Türkiye’nin ek süre talep edip etmeyeceği henüz belli değil.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet Davası’nda Kadri Gürsel hakkında tahliye kararı

    Cumhuriyet Davası’nda Kadri Gürsel hakkında tahliye kararı

    PİRHA-Cumhuriyet gazetesinin beş çalışanının ‘terör örgütü’ bağlantılı suçlamlarla tutuklu yargılandığı davanın bugünkü duruşmasında altı sanıktan yalnızca yazar Kadri Gürsel tahliye edildi.

     İkinci duruşmada genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu, yayın danışmanı Kadri Gürsel, muhabir Ahmet Şık, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve Emre İper’in tutukluluğunun devamına karar verilmişti.

    GELECEK DURUŞMA 31 EKİM’DE

    Davanın üçüncü duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme yazar Kadri Gürsel’in tahliye edilmesine karar verdi. Ahmet Şık, Akın Atalay, Emre İper, Murat Sabuncu ve Kemal Aydoğdu’nun tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

    Gelecek duruşma 31 Ekim’de saat 09.30’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

  • Cumhuriyet Davasının 3. duruşması görülüyor; gazeteciler ve hukukçulardan açıklama-VİDEO

    Cumhuriyet Davasının 3. duruşması görülüyor; gazeteciler ve hukukçulardan açıklama-VİDEO

    PİRHA – Cumhuriyet gazetesi davasının 3. Duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başladı. Adliye önünde basın açıklaması yapan gazeteciler ve hukukçular gazetecilerin serbest bırakılmalarını talep ettiler.

    Haberin Videosu

    Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı davaya birçok CHP ve HDP milletvekillerinin yanı sıra gazeteciler, hukukçular ve Cumhuriyet Gazetesi okurları destek verdi.

    “Herkes için adalet”, “Savunmaya özgürlük herkes için adalet” ve üzerinde tutuklu gazeteciler Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Emre İper, Akın Atalay, Murat Sabuncu’nun fotoğraflarının bulunduğu “Gazetecilere özgürlük” yazılı pankartların açıldığı basın açıklamasında “Cumhuriyet susmaz”, “Gazetecilik suç değildir”, “Özgür basın susturulamaz”, “İfade özgürlüğü engellenemez” dövizleri taşındı.

    “ARKADAŞLARIMIZIN GAZETECİLİĞİNE TANIĞIZ”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonu adına basın açıklamasını yapan gazeteci Faruk Eren, daha ilk duruşmadan iddianamenin çökmesine rağmen gazetecilerin cezaevinde tutulmalarında ısrar edildiğini vurguladı. 160’tan fazla gazeteciyi tutuklayan Türkiye’nin dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi durumuna geldiğini kaydeden Eren, “Bizler arkadaşlarımızın gazeteciliğinin tanığıyız. Onların yaptıkları haberler, yazdıkları yazılar nedeniyle tutuklandıklarını biliyoruz” dedi.

    “HABER VERMEK, ALMAK VE HABER OLMAK HAKTIR”

    Basına yapılan baskılara dikkat çeken Eren, gazetecilerin hapishanede tutulması için her duruşmada yeni bahaneler uydurulduğunu, dışarıda kalan gazetecilerin her şeye rağmen halkın haber alma hakkı için, basın özgürlüğü ve demokrasi için hakikati dillendirmeye devam ettiğini belirtti. Türkiye’yi karanlıktan kurtaracak olanın hakikatin ışığı olduğunu söyleyen Eren, “Bu ışık da özgür gazetecilerin ve haber alma hakkına sahip çıkanların ellerindedir. Haber vermek, haber almak ve haber olmak haktır. Basın özgürlüğü önündeki engellere son verilsin” ifadelerini kullandı.

    “NURİYE VE SEMİH’İN AVUKATLIĞINI YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLANDILAR

    Eren’in ardından hukuk kurumları adına basın metnini okuyan avukat Yaprak Türkmen, 1 yılı aşkın bir süredir devam eden OHAL’in muhaliflere yönelik bir cadı avına dönüştüğünü belirtti. Açlık grevinin 201. Gününde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya değinen Türkmen, eğitimcilerin siyasi bir kararla tutuklandıklarını ve taleplerini karşılanması yerine ölümle karşı karşıya getirildiklerini kaydetti. Halkın Hukuk Bürosu’na yapılan baskınla 14 avukatın gözaltına alınarak 9 gün boyunca bu avukatlara sistematik işkence uygulayanların hala görev başında olduklarını söyleyen Türkmen, avukatların ise sadece mesleklerini icra edip Nuriye ve Semih’in avukatlığını yaptıkları için tutuklandıklarını belirtti.

    “NURİYE VE SEMİH’İ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Savunma mesleğinin en ileri aşamasında olunduğunu vurgulayan Türkmen, avukatların avukatlık yapma tarzlarına ve müvekkillerini seçme haklarına hiçbir muktedirin karışamayacağını kaydetti. Er ya da geç bugünün iktidarı ve güç sahiplerinin de savunma makamına ve avukatlara ihtiyaç duyacaklarını ifade eden Türkmen, Nuriye ve Semih’i savunmaya devam edeceklerini vurguladı.

    “EN ÇOK TUTUKLU GAZETECİ TÜRKİYE’DE”

    Bir konuşma yapan Ercan Karakaş, haksız ve hukuksuz bir şekilde devam eden tutuklamaların son bulmasını ve buradan tutuklu olan gazetecilerle birlikte ayrılmayı talep ettiklerini belirtti.

    Dünyanın hiçbir yerinde gazetecilerin gazetecilik yaptıkları için yargılanmadıklarını söyleyen Karakaş, Türkiye’nin Çin’den sonra  en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülke olduğunu kaydetti. Hak, hukuk ve adalet diyenlerin tutuklanmalarına evet demeyeceklerini ifade eden Karakaş, açlık grevinde olan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın haksız bir şekilde işlerinden edildiklerini ve bu haksızlığa karşı tepkilerini dile getirmek için açlık grevine başladıklarını bunun için de gözaltına alındıklarını kaydetti.

    Eğitimcilerin tutuklanan avukatlarına “Neden bunların avukatlığını yapıyorsunuz?” diye sorulduğunu söyleyen Karakaş, yasalara göre avukat tutamayanlara baronun avukat atadığını ve bu avukatlara “Niye bunların avukatlığını yapıyorsunuz?” diye bir şeyin sorulamayacağını vurguladı. Türkye’nin hukuk devleti rotasından çıkarılmasını kabul etmediklerini belirten Karakaş, gazeteciler için oluşturulan bu dayanışmanın devam etmesini istediklerini de ekledi.

    “BALONLAR GÖZALTINDA”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonu’ndan edebiyatçı Ayşegül Tözeren, tutuklu gazetecilere özgürlük taleplerini sanatsal bir eylemle dile getirmek için iki tane devasa balon getirerek adliye avlusunda uçurmayı planladıklarını ancak balonların akrep tarafından gözaltına alındığını ve balonların şu anda gözaltında kayıp olduğunu söyledi.

    İsmet SEFER/Suay ABAK

  • Cumhuriyet çalışanlarının davası bugün: #ÖzgürlükHemenŞimdi

    Cumhuriyet çalışanlarının davası bugün: #ÖzgürlükHemenŞimdi

    Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının duruşması bugün. Dışarıdaki Gazeteciler, Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı dava öncesi İstanbul Adliyesi önünde bir arada olma çağrısında bulundu.

    Cumhuriyet gazetesi çalışanları Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Ahmet Şık ve Emre İper’in tutuklu yargılandığı davanın 3’üncü duruşması bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde saat 14.30’da görülecek.

    Dava öncesinde adliye önünde buluşma çağrısı yapan gazeteciler ise “#TahliyeHemenŞimdi ve #ÖzgürlükHemenŞimdi” etiketlerini kullanarak, “Bu davada bi’ siz eksiksiniz. 25 Eylül Pazartesi 13.30’da Çağlayan Adliyesi”nde diye yazarak duruşmaya çağrı yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet Davası’nda karar açıklandı!

    Cumhuriyet Davası’nda karar açıklandı!

    Cumhuriyet davasında duruşma sonunda, 316 gündür tutuklu bulunan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Kadri Gürsel ile 255 gündür tutuklu bulunan Ahmet Şık’ın tahliye talepleri bir kez daha değerlendirilecek. Emre İper ise 158 gün sonra savunma yaptı. Duruşma 25 Eylül’e ertelendi. 

    Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde bulunan “büyük salon”da görülen duruşmaya çok sayıda meslek örgütü katılım çağrısı yaptı. Sosyal medyada paylaşılan çağrı metinlerinde “Hepsini alıp dönelim”, “Özgürlükte buluşalım”, “Gazetecilere özgürlük” ifadeleri yer aldı.

    DAVA 25 EYLÜL’E ERTELENDİ   

    23:33 – Mahkeme Başkanı: Ara kararların bir kısmı bir önceki ara kararlarımızla aynı. Emre İper ile ilgili kısıtlılık kaldırıldı.İncelenmemiş dijital bilgiler için bilirkişi incelemesine karar verildi. Can Dündar ve İlhan Tanır’ın yakalamalarının infazı bekleniyor. Bir kişiye yönelik bir arkadaşımızın muhalefet şerhi var Kadri Gürsel için. Sanıkların tutuklulukların devamına karar verildi. Diğer üç tanık dinlendikten sonra tutuklulukla ilgili daha sağlıklı karar vereceğiz.

     

  • Cumhuriyet davası sürüyor; gazetecilerin tahliye talepleri değerlendirilecek

    Cumhuriyet davası sürüyor; gazetecilerin tahliye talepleri değerlendirilecek

    PİRHA –Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerinin yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün yapılıyor. Duruşma sonunda, 316 gündür tutuklu bulunan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Kadri Gürsel ile 255 gündür tutuklu bulunan Ahmet Şık’ın tahliye talepleri bir kez daha değerlendirilecek. Emre İper ise 158 gün sonra savunma yapacak. Bugünkü duruşmada ayrıca tanıklar dinlenecek.

    Bugünkü duruşmada gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Yayın Danışmanı ve yazarı Kadri Gürsel ile gazetenin muhabiri Ahmet Şık’ın tahliye talepleri bir kez daha değerlendirilecek.

    Duruşmada 158 gündür tutuklu bulunan gazetenin muhasebe çalışanı Emre İper de savunma yapacak.

    DURUŞMADA TANIKLAR DİNLENECEK

    Duruşmada, ayrıca Cumhuriyet Vakfı eski Yönetim Kurulu üyeleri İnan Kıraç, Mustafa Pamukoğlu, Nevzat Tüfekçioğlu, Alev Coşkun, Nail İnal, gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız, eski yazarıLeyla Tavşanoğlu, yazarları Şükran Soner ve Miyase İlknur, gazetenin Haber Koordinatörü Aykut Küçükkaya, Aydınlık gazetesi yazarları Mehmet Faraç ve Rıza Zelyüt tanık olarak dinlenecek.

    Tanıklardan Alev Coşkun, Cumhuriyet Vakfı seçimlerinde seçilemediği için bu konuda yazılar yazmış, ‘yayın politikasında değişiklik olduğu, bu nedenle tirajların düştüğü’ iddiasında bulunmuştu.

    DAYANIŞMA VE DESTEK

    Bugünkü duruşma öncesi çeşitli uluslararası kurum, kuruluş ve kişiler Cumhuriyet’e destek ve dayanışma mesajları gönderdi.

    Almanya’nın Avrupa Parlamentosu’ndaki üyelerinden Rebecca Harms mektubunda, “Gazetecilik değil asıl gazetecileri parmaklıklar altına atmak suçtur, çünkü gazeteci işini yapmak dışında bir şey yapmamıştır” dedi.

    Belçika PEN ve Norveç Yazarlar Birliği PEN’den Türkiye’nin Oslo’daki Büyükelçisi Göktürk de gazeteyle dayanışmak adına birer mektup gönderdi.

    Öte yandan duruşmayı takip etmek ve yargılanan gazetecilerle dayanışmak için birçok gazeteci Silivri’ye gitti:

    GAZETECİLERİN BASIN AÇIKLAMASINA İZİN VERİLMEDİ

    Davayı takip etmek için Dışarıdaki Gazeteciler ve Cumhuriyet Davası Koordinasyonu’nun çağrısıyla Silivri’ye gelen gazetecilerin duruşa salonu önünde yapmak istedikleri basın açıklamasına ise izin verilmedi.

    Engelleme nedeniyle gazeteciler adına basın açıklamasını HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu okudu.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Gazetecilere yönelik baskıların simgelerinden Cumhuriyet davası için buradayız. Sadece onların değil bütün gazetecilerin özgür olmasını istiyoruz. Binlerce gazeteci işsiz kaldı. Sayısız dava ve ev hapsi cezası var. Muhalif gazeteciler ve gazeteler her haber nedeniyle soruşturma ve davalara maruz kalıyor. Gazetecilerin tutuklanmaları arasında yayın politikaları dahi var. Yüzlerce internet sitesi anayasaya aykırı erişim kararıyla engelleniyor. Onlarca gazeteci işsizlik nedeniyle ülkeyi terk etti. Basın özgürlüğü için hakikati dillendirmeye devam ediyorlar. Türkiye’yi aydınlığa çıkartacak olan da hakikatin ışığıdır.”

    İLK DURUŞMADA NE OLMUŞTU?

    Ulusal ve uluslararası basın meslek örgütlerinin “ifade ve basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbe” olarak nitelediği Cumhuriyet Davası kapsamında gazetenin yazar ve yöneticileri tutukluluklarının 9. ayında, 24 Temmuz’da ilk kez hâkim karşısına çıkmıştı.

    5 gün süren duruşmalarda yazar ve yöneticiler savunma yapmıştı.

    Yargılamayı yürüten İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi davanın ilk ara kararında gazetenin okur temsilcisi Güray Öz, yazarı Hakan Kara, çizeri Musa Kart, Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, avukatları Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör ve yöneticisi Önder Çelik’i tahliye etmişti.

    Mahkeme heyeti,  Sabuncu, Atalay, Gürsel ve Şık’ın ise tutukluluğunun devamına karar vermişti. Mahkeme tutukluluğa devam kararı verirken “sanıkların taşıdıkları sıfat, üstlendikleri görev, görev yaptıkları zaman dilimi dikkate alındığında ‘eylemsel bütünsellik’ değerlendirmesi” yapılması gerektiğini öne sürmüştü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın Deniz: Tv10 Alevileri tüm dünya ile buluşturuyordu-VİDEO

    Aydın Deniz: Tv10 Alevileri tüm dünya ile buluşturuyordu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan Tv10’un yeniden açılması için kanal emekçilerinin başlattığı eylem 43. haftasında da devam etti. Galatasaray Meydanı’ndaki Tv10 eylemini destekleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Ülkede yaşanan haksızlıkların, hukuksuzlukların dışarıya yansımaması, dünyayla ve Alevilerle buluşmaması adına operasyon yapılan Tv10’u biz derhal geri istiyoruz” dedi.

    Haberin Videosu

    43. haftasında İstanbul Galatasaray Meydanı’nda kapatılan Tv10 eylemine Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Yıldız, Devrimci Halkın Birliği temsilcileri, Anadolu Erenler Cemevi Başkanı Ali Çiftçi, yazar Mukaddes Çelik, yazar Mehmet Akar, İnsan Hakları Aktivisti Hasan Hayri Alkan, cumartesi insanları ve insan hakları savunucuları katıldı. “Alevilerin sesi Tv10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Nuriye ve Semih yalnız değildir” sloganları atıldı.

    “ÜLKE TEK SESLİ BİR KOROYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Tv10 emekçileri adına konuşan Tv10 Programcısı Veli Haydar Güleç, 43 haftadır bu toplumun kesilen nefes damarlarının açılması için çaba gösterdiklerini kaydetti. Halkın haber alma hakkının ve ifade özgürlüğünün engellendiğini vurgulayan Güleç, ülkenin tek sesli bir koroya dönüştürüldüğünü belirtti.

    NURİYE VE SEMİH’TEN HABERDAR MISINIZ?

    Cezaevi koşullarında işlerine geri dönmek için açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı unutmayan Güleç, “Bu ülkede insanlar açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. 150 güne yakındır Nuriye ve Semih açlık grevinde. Bu toplumun kaçta kaçı bundan haberdar” şeklinde konuştu.

    “HUKUK AYAKLAR ALTINDA ÇİĞNENDİ”

    HDP’nin Diyarbakır’da başlattığı ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’nin beşinci gününde olduğunu hatırlatan Güleç, bu tür eylemlerin bu ülkenin geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı. Çağlayan Adliyesi’nde beş gün boyunca görülen Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarının davasına da dikkat çeken Güleç “Hukuk bugün yok denecek noktaya getirilmiş durumda. Bu ülkede adalet ve hukuk diyenler aslında bu ülkede hukukun ve adaletin nasıl ayaklar altında çiğnendiğini son davalarda hep birlikte tanık olduk” dedi.

    “TV10 ALEVİLERİN MEDYASIYDI”

    Güleç’in ardından konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Alevilerin sesi olan Tv10’un 43 haftadır sessiz sakin, Alevilerden bihaber kendi mücadelesini sürdürmeye çalıştığını belirterek, Tv10’un Alevi kurumları için çok önemli bir yayın aracı olduğunu vurguladı.

    Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevilerin medyasıydı. Eksikliğini özellikle Alevi takvimlerinde görmüş olduk. 2 Temmuz’da Sivas’ta, 3 Temmuz’da Çorum’da şehitlerimizi anarken, 4 Temmuz’da Hacıbektaş’ta dergahımıza sahip çıkarken canlı yayınlarıyla bizim anmalarımızı, eylemlerimizi bırakın Türkiye’yi tüm dünyayla buluşturuyordu. Bu sene bunun yokluğunu ciddi bir şekilde hissettik.”

    “EKSİKLİĞİNİ HİSSEDİYORUZ”

    5 Ağustos’ta Hacıbektaş Dergahı’nda cem yapacaklarını söyleyen Deniz, Tv10’un geçen yıl Hacıbektaş’tan yaptığı canlı yayınlarla Alevileri dünya ile buluşturduğunu, bu sene de bunun eksikliğini hissedeceklerini belirtti. “Ülkede yaşanan haksızlıkların, hukuksuzlukların dışarıya yansımaması, dünyayla ve Alevilerle buluşmaması adına operasyon yapılan Tv10’u biz derhal geri istiyoruz” diyen Deniz, “Özellikle 143 gündür açlık grevinde olan Nuriye ve Semih arkadaşın seslerinin kısılması Tv10’un sesinin kısılmasının ve dünyaya duyurulmasının bir etkenidir. Bizim sesimiz kulağımız olan Tv10’u derhal geri istiyoruz ve Alevilerin sesinin susturulmasını kınıyoruz” şeklinde ifade etti.

    Karanlık süreçlerden geçildiğini ve herkesin tedirgin olduğunu söyleyen Veli Haydar Güleç “Karanlığın en koyu olduğu an aydınlığın da en yakın olduğu andır” dedi. (HABER MERKEZİ)