Etiket: cumhuriyet gazetesi

  • AKD’li Uçarcan: Nefret diline karşı birleşeceğiz!-VİDEO

    AKD’li Uçarcan: Nefret diline karşı birleşeceğiz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “kripto kılıç artığı” ifadesine tepki göstererek, “Tarih boyunca bizler ayrımcılığa ve nefret diline maruz kaldık. Ancak biz yeniden bu ülkenin tüm emekçileriyle, tüm inananlarıyla, tüm ezilenleriyle yeniden bir hat oluşturup bu oyunları boşa çıkaracağız” dedi.

    Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Andımız”ın kaldırılmasını istediği iddia edilen bir paylaşımı, “kripto kılıç artığı” ifadeleriyle alıntılamıştı.

    Bu ifadeye tepkiler gelmeye devam ediyor. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın sarf ettiği sözlerin bir toplumsal kesimin bilinçaltındaki gerçekliğin dışa vurumu olarak yorumlayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Orada bizi yaralayan şey Cumhuriyet gazetesinin tutumudur. Cumhuriyet gazetesi de geçmişi itibariyle dönem, dönem bu zihniyet noktasına düştüğü olmuştur ama iyi yöneticilerin, iyi aydınların tarafından yönetildiği dönemler de olmuştur” diye ifade etti.

    Biz her şeye rağmen Cumhuriyet gazetesini bu ülkenin aydınlıkçı damarının yayın organı olarak görmeyi arzuladıklarını belirten Uçarcan, “Ama şu son tabloda o misyonuna denk hareket etmediklerine inanıyorum” dedi.

     “ALEVİLERE, KÜRTLERE KARDEŞİMİZ DERLER AMA BİLİNÇ ALTINDA O ESKİ HİKAYELER HEP VARDIR

    Toplumsal hassasiyetin yükseldiği dönemlerde her zaman bir şekilde bir yerlerden nefret dilinin kullanıldığını vurgulayan Uçarcan, “Gerçeklerin devrimci olmak gibi bir özelliği var. O rahatsızlık bir yerde kendisini dışa vuruyor ve hakikat ortaya çıkıyor” diye belirtti.

    “ALEVİLER AÇISINDAN MİNE KÜÇÜKKANAT’IN HİÇBİR HÜKMÜ YOKTUR”

    Kendileri açısından Mine Kırıkanat’ın bir hükmü, bir bağlayıcılığı olmadığını dile getiren Uçarcan, “Cumhuriyet Gazetesi Birgün Gazetesi, Evrensel Gazetesi, Gündem Gazetesi gibi halktan yana yayın yapan gazetelerin bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerektiğine inandığımız için zorumuza gidiyor” dedi.

    Mine Kırıkkanat gibilerin halklara verebileceği hiçbir şeyin olmadığının altını çizen Uçarcan, yakın tarihlerde ayrımcılık ve nefret suçunun varolduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

    Doğuda yaşanan çatışmalardan kaynaklı dönemsel hassasiyetler oluşuyordu. Bir asker cenazesi geldiğinde HDP binaları yakılırdı. Kundaklayanlar kimlerdi? Hırsızlardı. Kendisine Türk bayrağı bağlayarak kundaklama yaparak meşruluk kazanırlardı. Devletin gözünde itibarlı sayılırlardı.

    Bunlarla arasına bir mesafe koymayı bugüne kadar başaramadı. Devletin aktör olarak kullandığı Çakıcılardan tutun böyle bir sürü insan var. Tabii ki bunlar yaşamı kirleten insanlar. Yani devlet bunlarla arasına bağ koymak yerine bunları kendi takibatı için kullanan bir pozisyonda.”

    “ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRME VE AŞAĞILAMA YAKLAŞIMLARINI ALT EDEBİLECEK GÜÇTE”

    Tarih boyunca ötekileştirilmek istenen kesimlere karşı ayrımcılığın ve nefret dilinin uygulandığını dile getiren Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu saatten sonra böylesi suni gündemler tutmayacak. Çünkü bu toplumsal örgütlülük bunu alt edebilecek kapasitede. Biz yeniden bu ülkenin tüm emekçileriyle, tüm inananlarıyla, tüm ezilenleriyle yeniden bir hat oluşturup bu oyunları boşa çıkarmak durumundayız. Ben buna muvaffak olacağımıza inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Mine Kırıkkanat’a tepki!

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Mine Kırıkkanat’a tepki!

    PİRHA- Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesine tepki gösteren Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, “İnanç, kimlik ve köken üzerinden hedef gösterme hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu tür söylemler toplumsal barışı zedeler ve kutuplaşmayı derinleştirir” dedi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesine dair açıklama yaptı.

    “AYRIMCI VE TEHDİTKÂR DİLİ YENİDEN ÜRETTİ”

    Mine Kırıkkanat’ın sözlerinin, Aleviler, Kürtler ve Ermeniler gibi tarihsel olarak etnik ve inançsal temelde ağır acılar yaşamış, katliamlara uğramış halklara yönelik ayrımcı ve tehditkâr bir dili yeniden ürettiğine dikkat çekilen açıklamada, şunları ifade edildi:

    “İnanç, kimlik ve köken üzerinden hedef gösterme hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu tür söylemler toplumsal barışı zedeler ve kutuplaşmayı derinleştirir. Basın özgürlüğü; hakaret ve ayrımcılık hakkı vermez. Herkesi sorumlu ve etik bir dil kullanmaya davet ediyoruz. Eşit yurttaşlık, laiklik ve toplumsal barıştan yana duruşumuzu sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hüseyin Mat: Kırıkkanat’ın sözleri ayrımcılığın ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumudur!

    Hüseyin Mat: Kırıkkanat’ın sözleri ayrımcılığın ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumudur!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın “kripto kılıç artığı” ifadelerinin ayrımcılığın ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olduğunu belirterek, “Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir” dedi.

    Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, sosyal medya hesabından CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “kripto kılıç artığı” ifadelerini kullandı.

    Mine Kırıkkanat’ın “Kripto kılıç artığı” ifadeleri tepkilere yol açtı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın ifadelerinin ayrımcılık ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olarak değerlendirdi.

    “NE ZAMAN BİR SİYASİ HESAP YAPILSA, İLK HEDEF YİNE ALEVİLER OLUYOR”

    Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi ve karanlığa teslim olmaması için en fazla bedel ödeyen toplumlardan birinin Aleviler olduğunu belirten Mat, “Dersim’de soykırımı yaşadı, Maraş’ta katledildi, Çorum’da hedef alındı, Gazi’de kurşunlandı, Madımak’ta diri diri yakıldı. En ağır hakaretlere maruz kaldı. Ama ne zaman bir kriz çıksa, ne zaman bir günah keçisi aransa, ne zaman bir siyasi hesap yapılsa, ilk hedef yine Aleviler oluyor” dedi.

    Faşistlerin, gericilerin, mezhepçilerin karanlığı bildiklerini hatırlatan Mat, “Peki ya yıllardır “laik”, “cumhuriyetçi”, “Kemalist”, “ulusalcı”, “sosyal demokrat” maskesiyle dolaşıp fırsat buldukça aynı dili kullananlara ne demeli? Sıkıştığınız her yerde ilk suçlu neden Aleviler oluyor? Beceriksizliğinizi, siyasal iflasınızı, korkularınızı ve yanlışlarınızı neden Aleviler üzerinden aklamaya çalışıyorsunuz?” diye sordu.

    “SİSTEMATİK BİR ÖTEKİLEŞTİRMEDİR”

    Aleviler olarak kimsenin mezhebini sormadıklarını ifade eden Mat, şunları dile getirdi:

    “Bu ülkeyi siyasal İslam’a teslim eden sözde demokratlar; biz sizin mezhebinizi hiç sormadık. 12 Eylül’ün karanlığını bu ülkenin üzerine çöken Kenan Evren’in mezhebini sormadık. Denizleri, Mahirleri, İbrahimleri, Erdal Erenleri, Berkinleri katledenlerin mezhebini sormadık. Alevilere, Kürtlere ve bu ülkenin tüm ötekilerine zulmedenlerin mezhebini sormadık. Bu ülkeyi yöneten başbakanlar, cumhurbaşkanları memleketi parsel parsel satarken; emperyalizme teslim ederken; doğayı talan ederken; yoksulluğu, adaletsizliği ve sefaleti büyütürken mezheplerini sorgulamadık. Çocuklara tecavüz edenlerin, dini istismar edenlerin, halkı soyanların, kul hakkı yiyenlerin mezhebini sorgulamadık.

    Çünkü mesele hiçbir zaman mezhep olmadı. Mesele; adaletsizlikti, sömürüydü, zulümdü, ikiyüzlülüktü. Ama konu Aleviler olunca herkes bir anda mezhep uzmanı kesiliyor. İşte bu açık bir çifte standarttır. Bu düpedüz ayrımcılıktır. Bu sistematik bir ötekileştirmedir. Bu, toplumsal barışı dinamitleyen tehlikeli bir siyasal dildir.”

    “KİRLİ HEDEFLERİ ALEVİLER ÜZERİNDEN YÜRÜTEMEZ”

    Aleviler bu ülkenin yükü değil, vicdanı, hafızası, direnci ve eşit yurttaşları olduğunu vurgulayan Mat, “Lütuf değil, hak isterler. Hoşgörü değil, adalet isterler. Görünmek değil, eşit ve onurlu yaşamak isterler. Kimse Alevileri hedef göstererek kendi karanlığını meşrulaştıramaz. Hiç kimse kendi siyasi hesaplarını, çıkarlarını ve kirli hedeflerini Aleviler üzerinden yürütemez” diye belirtti.

    “ALEVİ İNANCININ TARİHSEL VARLIĞINA YÖNELTİLMİŞ AÇIK BİR NEFRET SÖYLEMİDİR”

    Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kılıç artığı” ifadesi; yalnızca bir kişiye yöneltilmiş sıradan bir hakaret olmadığına dikkat çeken Mat, “Bu ifade; bu toprakların çok katmanlı hafızasına, halkların ortak acılarına ve Alevi inancının tarihsel varlığına yöneltilmiş açık bir nefret söylemidir. “Kılıç artığı” ifadesi, katliamların, sürgünlerin, zorunlu göçlerin ve inkâr siyasetinin dilidir. Bu söz; geçmişin yaralarını yeniden kanatmak, toplumsal fay hatlarını yeniden derinleştirmek anlamına gelir. Burada artık “ama”, “fakat”, “lakin” yok. Hiç lamı cimi yok: Derhal gereken yapılmalı, açık ve net bir tutum alınmalıdır” şeklinde ifade etti.

    “HAKİKATİN YANINDA DURALIM”

    “Sessizlik, tarafsızlık değildir; suç ortaklığıdır” diyen Mat, şunları ifade etti:

    “Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Aksi halde yalnızca siyasi güven değil, toplumun vicdanındaki yeriniz de sonsuza kadar kaybolacaktır. Bir gazete, halkların hafızasına hakaret ederek değil; hakikatin yanında durarak var olabilir. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 22. Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü sahiplerine verildi!-VİDEO

    22. Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü sahiplerine verildi!-VİDEO

    PİRHA – İnsan hakları savunucusu ve yayıncı Ayşenur Zarakolu anısına verilen ‘Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü bu yıl gazeteciler Çiğdem Toker, Metin Cihan ve Şano Ar Tiyatroda Sanat Topluluğu’na verildi.

    İnsan hakları savunucusu ve yayıncı Ayşenur Zarakolu’nun yaşamını yitirmesi sonrasında, 2003 yılından bu yana verilen ‘Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nün 22.si sahiplerini buldu.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi tarafından oluşturulan seçici kurul, “İnsan hakları ve barış için mücadelede ısrar” teması ile bu yıl gazeteciler Çiğdem Toker, Metin Cihan ve Şano Ar Tiyatroda Sanat Topluluğu’na ödüllerini verdi.

    İnsan Hakları Derneği’nde yapılan törene katılım bir hayli yoğun oldu.

    Törenin yapıldığı salona Zarakolu’nun fotoğrafları asıldı. Programın sunuculuğunu ise Kerem Fırtına ile Jiyan Tosun yaptı.

    Hakkında yürütülen soruşturmalar nedeniyle ülkeyi terk eden Gazeteci Metin Cihan adına ödülü avukatı Özgür Urfa aldı.

    AYŞENUR ZARAKOLU HAKKINDA!

    Türkiye’de düşünce, ifade ve yayınlama özgürlüğünün genişlemesine yayıncılık yoluyla katkı vermek için mücadele etmiş; çalışmalarıyla uluslararası ödüllere değer görülmüştür. Ragıp Zarakolu ile birlikte Belge Yayınları’nın kurucu ortağıydı.

    1986 yılında kuruluşundan itibaren İnsan Hakları Derneği’nde aktif rol aldı. Zarakolu ayrıca İstanbul Hukuk Fakültesi’nde başladığı hukuk öğrenimini, anayasa hukukçusu Orhan Aldıkaçtı ile giriştiği, Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerine ilişkin bir tartışma nedeniyle bıraktı. Öğrenimini Edebiyat Fakültesi’nin Sosyoloji bölümünde tamamladı.

    Öğrencilik yıllarından itibaren siyasetin içinde aktif olarak yer aldı. Türkiye İşçi Partisi gençlik kollarında ve Yol-İş sendikasında çalıştı. Dev-Genç örgütlenmesinin öncülü olan Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun kurulmasında rol aldı.

    1990-1997 yılları arasında hakkında açılan dava sayısı otuzu geçti. Fransız bir yazarın Ermeni Kırımı üzerine olan yazılarını yayımladığı için 1993 yılında iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1994 ve 1996 yıllarında iki kez beşer ay hapis yattı ve siyasi hakları kaldırıldı. Siyasi hakları kaldırılmadan önce Demokrasi Partisi (DEP) ve Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Parti meclislerinde görev yaptı.

    1995 yılında Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’ne değer görüldü. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden 1996 yılında “Hellman/Hammett”; Amerikan Pen’den 1997’de; Dünya Yayıncılar Birliği’nden “Düşünce, Yazma, Yayınlama Özgürlüğü” ödülünü 1998 yılında aldı. 1997’de The New York Times, Zarakolu’yu “Türkiye’nin sansür yasalarına meydan okuyanlardan biri” olarak tanımladı.

    “Mare Nostrum” adı altında Anadolu ve Akdeniz edebiyatına ait eserler yayınladı, Yunan edebiyatına geniş yer verişi nedeniyle, Yunanistan’daki Abdi İpekçi Komitesi tarafından 1999’da Türk-Yunan Barış ve Dostluk Ödülü’ne layık görüldü.

    Zarakolu, 28 Ocak 2002’de kanser nedeniyle İstanbul’da yaşamını yitirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumhuriyet gazetesinde işten çıkarılan 8 gazeteci işe geri alındı

    Cumhuriyet gazetesinde işten çıkarılan 8 gazeteci işe geri alındı

    PİRHA-Cumhuriyet gazetesinde Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile yapılan toplu iş sözleşmesi sonrası ekonomik nedenler iddiasıyla işten çıkarılan 8 gazetecinin işe geri alındığı duyuruldu.   

    Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet gazetesi tarafından işten çıkarılan 8 gazeteci işlerine geri döndü.

    Gazete yaptığı açıklamada, “Arkadaşlarımız gazetemizde çalışmalarına devam edebileceklerdir. İş barışının sağlanması en önemli konudur. Bu karardan sonra, gereksiz söylemler, konu üzerine yazılar, mesaj göndermeler, dedikodular ve iş barışını bozacak toplantılara son verilmesi gerekmektedir. Çalışanlarımızın kendi işlerine odaklanmaları kesin bir ön koşuldur. Cumhuriyet gazetesinde iç barışı bozacak hareketlere kesin olarak ödün verilmeyeceğinin bilinmesi gereklidir” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet Gazetesi 8 kişiyi işten çıkardı; çalışanlar tepkili

    Cumhuriyet Gazetesi 8 kişiyi işten çıkardı; çalışanlar tepkili

    PİRHA-Cumhuriyet Gazetesi tarafından işten çıkarılan 8 gazeteci, basın açıklaması yaparak kararı protesto etti. Cumhuriyet çalışanları açıklamada “Arkadaşlarımızın aramızdan koparılmasına gerekçe olarak gösterilen “ekonomik nedenler” savını kabul etmiyoruz. Bu, Cumhuriyet’in gazetecilik anlayışına vurulmuş bir darbe, yayın çizgisine yönelik bir operasyondur. Bu operasyonun kimler tarafından yapıldığını biliyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışan 8 gazetecinin işten çıkarılması gazete binası önünde yapılan basın açıklaması ile protesto edildi. Yazı İşleri Müdürü Olcay Büyüktaş Akça, Spor Müdürü Sami Gürel, Düzeltme Servisi Şefi Rüya Özkalkan, Cumhuriyet Pazar Sorumlusu Hilal Köse, Muhabirler Tuğba Özer, Ece Piroğlu, Foto Muhabiri Vedat Arık ile arşiv çalışanı Mahmut Gündüz ekonomik sebepler öne sürülerek işten çıkarılmıştı.

    GAZETE ÖNÜNDE AÇIKLAMA YAPILDI

    Cumhuriyet Gazetesi’nin İstanbul Şişli’deki binası önünde bir araya gelen gazeteciler ve sendika üyeleri alınan kararı protesto etti. Cumhuriyet Gazetesi yayın koordinatörü Serkan Ozan tarafından yapılan açıklamada, “29 Kasım 2021 günü Cumhuriyet Gazetesi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Bu lekenin mimarları, Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun, Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu ve atanmış şirket yönetim kurulu üyeleri Osman Özer ve Adnan Arslan’dır.

    16 Kasım 2021 tarihinde yapılan Cumhuriyet Vakfı toplantısında, en az 15 kişinin işten çıkarılması, bununla ilgili Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya’nın öneri sunması kararlaştırılmıştır. Bu karar sonrası gerek Genel Yayın Yönetmeni Küçükkaya, gerek yazıişleri ekibi ve gerekse servis şefleri, çekincelerini dile getirmiş, hiç kimsenin işinden olmaması için yapıcı öneriler ve özverilerde bulunma kararı almıştır.

    Ancak, çalışanın sesine kulak tıkayan, kendilerine sunulacak önerileri bile beklemeyen Alev Coşkun, Adnan Arslan ve Osman Özer’den oluşan şirket yönetim kurulu, Cumhuriyet ilkeleriyle uyuşmayan bir kararla sekiz çalışma arkadaşımızı Cumhuriyet’ten koparmıştır. Bu kararla, Cumhuriyet Vakfı tarafından gazeteyle ilgili kararlarda tek yetkili kılınan Yürütme Kurulu ve Genel Yayın Yönetmenliği makamının iradesi çiğnenmiştir.

    “EKONOMİK NEDENLER SAVINI KABUL ETMİYORUZ”

    Arkadaşlarımızın aramızdan koparılmasına gerekçe olarak gösterilen “ekonomik nedenler” savını kabul etmiyoruz. Bu, Cumhuriyet’in gazetecilik anlayışına vurulmuş bir darbe, yayın çizgisine yönelik bir operasyondur. Bu operasyonun kimler tarafından yapıldığını biliyoruz.

    Seçim sürecine giren Türkiye’nin en önemli gazetesinin yayın politikasına müdahale girişiminin de tehlikenin de farkındayız. Türkiye’nin en köklü, en etkili gazetesi olan Cumhuriyet’i yönetme yetisine ve ilkelerine sahip olmayan Alev Coşkun, Işık Kansu, Adnan Arslan ve Osman Özer’i derhal istifaya davet ediyoruz. Cumhuriyet’in gerçek sahipleri okurlarımıza, hiçbir koşulda desteklerini esirgemeyen Cumhuriyet dostlarına dayanışma ruhuyla sesleniyor, saygılarımızı sunuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen gözaltına alındı

    Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen gözaltına alındı

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Zülal Kalkandelen Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı.

    Polisler tarafından kendisine hakkında yakalama kararı olduğu söylenen Kalkandelen’in, Kartal Adliyesi’ne götürüleceği öğrenildi.

    Kalkandelen, gözaltına alındığını Twitter hesabından duyuran Kalakandere, “Şu anda Sabiha Gökçen Havaalanı’ndayım. Hakkımda yakalama kararı varmış! Uçamayacaksınız diyorlar. Mahkeme çıkacakmışım!” ifadelerini kullandı.

    Zülal Kalkandelen, Adalar’da atlı fayton uygulamasına son verilmesi amacıyla başlatılan mücadelenin önde gelen isimleri arasında yer alıyor. Kalkandelen, Adalar’daki atlı fayton uygulamasının sürdürülmesi ve atların yaşamını yitirmesi nedeniyle görevlerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle çok sayıda devlet görevlisi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet’ten Akit Tv tepkisi: Savcılar katliam çağrılarını seyrediyor

    Cumhuriyet’ten Akit Tv tepkisi: Savcılar katliam çağrılarını seyrediyor

    Akit TV sunucusunun canlı yayında Cumhuriyet gazetesini hedef göstermesini protesto eden gazete çalışanları, “Bunlar hakkında derhal soruşturma başlatılması gerekir. Savcılar yapılan katliam çağrısını seyretmekle yetinmiştir” dedi. 

    Cumhuriyet gazetesi çalışanları ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Akit TV sunucusunun canlı yayında “Toplanalım Cumhuriyet Gazetesi binasına el bombası atalım” sözlerine ilişkin Şişli’de bulunan gazete binası önünde açıklama yaptı. “Cumhuriyet susmaz” ve “Tehditlere boyun eğmiyoruz” dövizlerinin açıldığı eylemde, TGS İşyeri Temsilcisi ve Cumhuriyet Gazetesi Muhabiri Hazal Ocak konuştu.

    “SAVCILAR SEYREDİYOR”

    Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının tehditlere boyun eğmeyeceğini dile getiren Ocak, “20 Aralık’ta gazetemizde Işık Kansu imzasıyla yayımlanan ‘Şeriat Çalıştayı’ başlıklı manşet haberi hedef alarak, ‘Hep birlikte toplanıp Cumhuriyet’in önüne bir el bombası atalım’ demiştir. Bunun hakkında derhal soruşturma başlatması gerekir. Savcılar yapılan katliam çağrısını seyretmekle yetinmiştir” dedi.

    Akit TV sunucusunun yaptığı tehdide karşı suç duyurusunda bulunacaklarını ifade eden Ocak, yayın hayatları boyunca birçok kez saldırıya uğradıklarını ama gerçekleri yazmaktan vazgeçmediklerini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Cumhuriyet Gazetesi çalışanları tahliye edildi

    Cumhuriyet Gazetesi çalışanları tahliye edildi

    Yargıtay eski Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının cezalarının infazının durdurulmasına ve salıverilmelerinin istenmesine karar verdi. Kararın ardından 5 Cumhuriyet çalışanı tahliye edildi.

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Cumhuriyet davasında verilen mahkumiyet kararlarının bozulmasına ve beraat etmeleri gerektiğine karar verdi.

    Bozma kararının 5 yıl altında ceza alan ve hükmü kesinleşenlere de sirayet ettirilmesine hükmeden Yargıtay, halen cezaevinde olan 6 Cumhuriyetçinin cezalarının infazının durdurulmasına ve salıverilmelerinin istenmesine karar verdi.

    TAHLİYELER BAŞLADI

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Cumhuriyet davasının temyiz incelemesini bugün yaptı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğnamesine uyan Daire, terör örgütüne yardım suçundan verilen mahkumiyet kararının bozulmasına karar verdi.

    Cumhuriyet’in aktardığına göre kararın ardından tahliyeler başladı.

    Sadece Ahmet Şık’ın örgüte yardımdan değil, propaganda suçundan cezalandırılması istendi.

    5 yılın altında ceza alan ve temyiz yolu kapalı olan Musa Kart, BirGün yazarı Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara ve Önder Çelik, halen cezaevindeydi. Yargıtay, bozma kararının CMK uyarınca cezası istinafta kesinleşenlere de sirayet ettirilmesine hükmetti. Kararda, icerdekilerin cezalarının infazının durdurulmasına ve salıverilmelerinin istenmesine karar verildi.

    Karar sonrası dosya yeninden İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gidecek.

    Öte yandan dava kapsamında tutuklu bulunan Emre İper’in cezasının da onandığı belirtildi. (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet’te 15 gazeteci işten çıkarıldı

    Cumhuriyet’te 15 gazeteci işten çıkarıldı

    Cumhuriyet gazetesinde aralarında Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral, doğum izni devam eden muhabir Ceren Çıplak Drillat ve Ankara bürosundan Şeyma Paşayiğit’in de olduğu 15 kişinin gazetedeki görevlerine son verildiği öğrenildi.

    Cumhuriyet.com.tr. Genel Yayın Yönetmeni Cüneyt Muharremoğlu’nun ise işten çıkarmalara tepki amacıyla istifa ettiği belirtiliyor.

    Cumhuriyet Gazetesi Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral, işten çıkarıldığını açıkladı. Aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Sendikası Diyarbakır Temsilcisi olan Oral, gelişmeyi Twitter’dan şöyle duyurdu:

    “Sevgili arkadaşlar, biraz önce Cumhuriyet Gazetesi Personel Servisi’nden aldığım bir telefona göre, bugün itibarıyla işten çıkarılmış bulunmaktayım. Bildiğiniz münhal kadrolar varsa iş arıyorum…”

     

     

    Oral’ın paylaştığı belgeye göre işten çıkarmanın gerekçesi “İşin ve işletmenin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle …” diye açıklandı.

    Cumhuriyet’ten çıkarılan bir diğer isim de Ceren Çıplak Drillat oldu. Drillat, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Doğumdan 5 gün önceye kadar çalışan, hamileyken kaos içindeki ‘Sarı Yelekliler’ eylemlerini takip edip, gazetesini de ödülle onurlandıran kadın gazeteciye doğumdan 4 ay sonra ‘bebekle evde kal!’ deniliyor! Gerekçesiz kovuluyorum” dedi.

     

  • Cumhuriyet Muhabiri Seyhan Avşar’ın 3 yıl hapsi isteniyor

    Cumhuriyet Muhabiri Seyhan Avşar’ın 3 yıl hapsi isteniyor

    Cumhuriyet Gazetesi Yargı Muhabiri Seyhan Avşar’ın, “Sözcü Savcısı Sabıkalı Çıktı” haberi nedeniyle 3 yıla kadar hapsi isteniyor.

    Sözcü davasının ilk iddianamesini hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren’in 2002 yılında görev yaptığı Osmaniye’de soruşturmasını yürüttüğü “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” dosyasında şüphelilerden haksız menfaat temin etmeye çalıştığı (İrtikap suçu) gerekçesiyle hakkında açılan dava sonunda 10 ay hapis cezasına ve para cezasına çarptırıldığını haberleştiren Cumhuriyet gazetesi yargı muhabiri Seyhan Avşar hakkında dava açıldı.

    “AVŞAR HAKKINDA İKİ AYRI İDDİANAME”

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada Avşar hakkında iki ayrı iddianame düzenlendi. İlk iddianamede Savcı, Avşar’ın “hakaret” suçundan yargılanması istendi. Ancak Başsavcı vekili iddianameye müdahale ederek, Avşar’ın, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçundan yargılanması gerektiğini belirtti. Hazırlanan yeni iddianame İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Avşar’ın 3 yıla kadar hapsi isteniyor.

    Cumhuriyet gazetesinde 6 Mart tarihinde manşetten duyurulan, “Sözcü Savcısı  Sabıkalı Çıktı” haberi nedenli muhabirimiz Seyhan Avşar hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı. Ancak Avşar’ın avukatı Nesrullah Oğuz UYAP sisteminde baktığında ise iki farklı iddianame ile karşılaştı. İddianamenin biri Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Hakaret” suçundan hazırlandığı, diğer iddianamenin ise Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçlamasıyla hazırlandığını gördü. Aynı soruşturmada iki farklı mahkeme ve iki farklı iddianameyle karşılaşan Oğuz konuyu araştırdığında ise Savcı’nın ilk olarak, “Hakaret” suçlamasıyla bir iddianame hazırladığını ancak başsavcı vekilinin iddianameyi incelediği davanın, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçundan açılması gerektiğini söylemesinin ardından ikinci bir iddianamenin hazırlandığını öğrendi.

    Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren’in “mağdur” olarak tanımlandığı iddianamede, “Mağdur Cumhuriyet Savcısının kamuoyunda, ‘Sözcü gazetesi iddianamesi’ olarak bilinen ve şüpheliler hakkında ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Bilerek ve İsteyerek Yardım’ suçundan kamu davası açmış olması, kamu davasını açan Cumhuriyet Savcısının fotoğrafı ile birlikte ‘Sözcü Savcısı’ şeklinde nitelendirilmeye yer verilmesi dikkate alınarak şüphelilerin sorumlu oldukları haberin Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçunu oluşturduğu aktarıldı. Ayrıca Avşar’ın haberinin Sözcü.com.tr haber sitesinde yer alması nedeniyle Sözcü.com.tr Sorumlu Müdürü Necdet Önemli de iddianamede şüpheli sıfatıyla yer aldı.

    “SORUŞTURMAYA MÜDAHALE EDİLDİ”

    Avşar’ın avukatı Nesrullah Oğuz konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Müvekkilim hakkında yaptığı haber nedeniyle henüz bir soruşturma başlatılmadan Sabah gazetesinin 06 Mart 2019 tarihli haberinde müvekkilimin yaptığı haberin, ‘ terörle mücadele de görev yapmış kişileri hedef gösterme suçunu oluşturduğu öğrenildi” şeklinde bir haber yapıldı. Müvekkilim hakkında bu haberden sonra başlatılan soruşturmada, esasında hakaret suçundan iddianame düzenlenmesine karşın birileri bu iddianameyi beğenmeyerek ve soruşturmaya açıkça müdahale ederek, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçu iddiasıyla ikinci bir iddianame düzenlenmesine istedi. Baştan adı konulmuş suç vasfı belirlenmiş bir soruşturma müdahalelerle davaya dönüştürülüp devam edecek. Ancak savunma makamı olarak baştan hukuka aykırı başlayan bu soruşturmanın hukuksuzluklarla devam etmesine müsade etmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet’ten ayrılanların sayısı 20’yi geçti

    Cumhuriyet’ten ayrılanların sayısı 20’yi geçti

    Cumhuriyet Vakfı’nda yönetimin değişmesi sonrası bugün gelen istifalarla birlikte gazeteden ayrılanların sayısı 20’yi geçti. 

    Cumhuriyet gazetesinde müdürler görevden alınırken, istifalarda sürüyor. Bugün Dijital Medya Koordinatörü Bülent Mumay da görevi bıraktığını duyurdu. Son istifalarla birlikte gazeteden ayrılanların sayısı 22’yi buldu.

    Gazetedeki köklü değişim süreci Cumhuriyet Vakfı yönetiminin değişmesi ve Alev Coşkun’un vakıf başkanlığına seçilmesiyle başladı. Vakıftaki değişimle birlikte ulusalcı isimler yönetime geldi. Atılan ilk adım, Murat Sabuncu’nun genel yayın yönetmenliğinden alınarak yerine Aykut Küçükkaya’nın getirilmesi oldu. Hemen ardından Yazı İşleri Müdürleri Bülent Özdoğan ve Faruk Eren görevden alındı.

    Bu görevden almalar ve oluşturulan havayla birlikte istifalar arka arka geldi.  Cumartesi eki yayın yönetmeni Zeynep Miraç Özkartal’ın istifasını Twitter’dan duyurdu. Prof. Dr. Ahmet İnsel’in 8 Eylül tarihli yazısı gazetede yayınlanmazken, Murat Sabuncu’nun veda yazısı da internet sitesinden çıkartıldı.

    Yeni yönetimin bu tavrı, istifa süreçlerini de hızlandırdı. Aslı Aydıntaşbaş, Çiğdem Toker, Aydın Engin, Hakan Kara, okur temsilcisi Güray Öz istifa kararlarını açıkladı. Bu istifaları diğer yazarlar Ahmet Tulgar, Bağış Erten, Melis Alphan, Bülent Şık izledi. İsmi Cumhuriyet’le özdeşleşen karikatürist Musa Kart da Cumhuriyet’le yollarını ayırdı.

    Gazetenin hafta sonu ekleri için yazılar kaleme alan Mirgün Cabas, Barbaros Şansal, Mahir Ünsal Eriş, Binnaz Saktanber de bizden buraya kadar dedi.

    ATAY: TASFİYE

    İstifalar bugün de sürdü; Bülent Mumay, Tayfun Atay, Kemal Can veda mesajları yayınladı.

    Tayfun Atay ‘Kalacak bir türkü söyler gideriz’ başlıklı bugünkü son köşe yazısında, “Ben Cumhuriyet’te acısıyla tatlısıyla, bazen kol kırılıp yen içinde kalacak şekilde Can’la, sonrasında da Murat’la ve tabii Akın Atalay’la Orhan Erinç’le çalıştım. Şimdiki yönetim değişikliği de malûm, bu ekibin tasfiyesi olarak değerlendirilmekte.
    Ben onlarla birlikte ayrılmaktan yana kullanıyorum tercihimi ve adeta etin tırnaktan ayrılmasının karşılığı olabilecek bir duygusal acıyla okurlarımdan haklarını helâl etmelerini diliyorum!.” satırlarına yer verdi.

    Dijital Medya Koordinatörü Bülent Mumay, istifasını, Twitter’dan şu eleştiriyle duyurdu: “”Basının sarayı Cumhuriyet’e gelmişken, 6 ay sonra kendini Saray’ın Cumhuriyeti’nde bulmak fena şeymiş. Murat Sabuncu’nun davetiyle katıldığım serüven ‘vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.’ Az önce istifamı verdim ben de…”

    KEMAL CAN: EYVALLAH

    Kemal Can ise “Gazetecilik de, siyaseten doğruları savunmak da, kendini övecek tek insan ve yaptıklarından utanan biri haline gelmeden yaşamak da bir yolculuk. Her yolculuk karşılaşmaları mümkün kılar. Elbette ayrılıkları da…” sözleriyle duyurdu Cumhuriyet’e vedasını ve son yazısının başlığı ‘Eyvallah’ oldu.
    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Şık’tan Cumhuriyet açıklaması: Yalancı muhbirlik ve tanıklık yapan işbirlikçiler…

    Ahmet Şık’tan Cumhuriyet açıklaması: Yalancı muhbirlik ve tanıklık yapan işbirlikçiler…

    Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı davada tutuklu yargılanan Ahmet Şık, yönetim değişikliğine tepki gösterdi.

    Ahmet Şık, Cumhuriyet’teki yönetim değişikliğinin ardından gelen tasfiyelere tepki gösterdi. Şık, twitter hesabından paylaştığı gönderide “Bizleri tutuklatanlar, hapse atanların işbirlikçiliğini, yalancı muhbirliği ve tanıklığını yapanlar Cumhuriyet gazetesini işgalden kurtarmışlar. Devleti yağmalayıp, ülkeyi talan edenlerle birbirlerinden farkları yok. Çünkü haysiyet, alçakların erişemeyeceği yüksekliktedir” dedi.

    Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanvekilliğine getirilen Alev Coşkun gazetenin yöneticileri ve yazarlarının hapsedilerek ağır cezalara çarptırıldıkları davada iddia makamının tanıklarındandı. (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet’in yeni yönetimi tasfiyeleri DİSK’lilerle başladı: Bu kararın altına imza atanları tanıyoruz

    Cumhuriyet’in yeni yönetimi tasfiyeleri DİSK’lilerle başladı: Bu kararın altına imza atanları tanıyoruz

    PİRHA- Cumhuriyet Gazetesi’nde dün yinelenen vakıf seçimlerinin ardından göreve gelen yeni yönetim, ilk iş olarak gazetenin Sorumlu Müdürü Faruk Eren ve Yazı İşleri Müdürü Bülent Özdoğan’ın görevlerine son verdi. DİSK Basın İş yaptığı yazılı açıklamada, “Bu kararın altına imza atanları tanıyoruz, iktidar hırsının nasıl gözlerini kararttığını biliyoruz” dedi. 

    Cumhuriyet Gazetesi’nin bağlı bulunduğu Cumhuriyet Vakfı’nın dün yenilenen Yönetim Kurulu seçiminin ardından göreve gelen yeni yönetim, atılan haber başlıkları ile gazetenin bundan sonraki yayın çizgisinin nasıl olacağını gösterdi. Gazetenin yeni yanın çizgisinin ilk işareti HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile birlikte yargılandıkları davada HDP’nin önceki dönem eş genel başkanı olan Selahattin Demirtaş’a verilen cezayı “Demirtaş’a ilk terör cezası” başlığıyla servis etmesi oldu. Atılan bu başlık gazete okuyucuları ve kamuoyunun özellikle sosyal medyada büyük tepkisine neden oldu.

    Atılan bu başlık ile gazetenin bundan sonraki yayın çizgisinin nasıl olacağını gösteren yeni gazete yönetimi tasfiyelere de başladı. Yeni yönetim, dün akşam aynı zamanda DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı olan gazetenin Sorumlu Müdürü Faruk Eren ve yine sendika üyesi olan Yazı İşleri Müdürü Bülent Özdoğan’ın görevlerini sonlandırdı.

    DİSK BASIN İŞ: GAZETECİLİK MESLEĞİNE SAHİP ÇIKIN

    Yapılan bu tasfiyelere ilişkin Basın-İş Sendikası tarafından yazılı bir açıklama yapıldı.

    Cumhuriyet Vakfı’nda yeni yönetimin ilk icraat olarak gazetenin Sorumlu Müdürü ve DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ile Yazı İşleri Müdürü ve DİSK Basın İş üyesi Bülent Özdoğan’ı görevden alması sendika tarafından yazılı bir açıklama yayımlandı.

    Yeni yönetimin Cumhuriyet Davası’nda gazete yönetici ve çalışanları aleyhine tanıklık yapmaktan grev kırıcılığına sorunlu bir geçmişi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Arkadaşlarımızın koltukta oturmak adına onlara biat etmeyeceklerini biliyorlardı. Her koşulda gazeteciliği ve editoryal bağımsızlığı savunmaya devam edeceklerini biliyorlardı. Bu nedenle ilk hedefleri DİSK’liler oldu” denildi.

    “Daha iki gün önce söylemiştik, editoryal bağımsızlığı savunmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet emekçilerine yönelik her hareketinizde karşınızda DİSK’lileri bulacaksınız” diyen DİSK Basın İş, Cumhuriyet’te yaşanan bu tasfiye operasyonu karşısında başta gazetecilik meslek örgütleri olmak üzere tüm emek, meslek ve demokratik kitle örgütlerini haber alma hakkına ve gazetecilik mesleğine sahip çıkmaya çağırdı.

    “BU KARARIN ALTINA İMZA ATANLARI TANIYORUZ”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bu kararın altına imza atanları tanıyoruz, iktidar hırsının nasıl gözlerini kararttığını biliyoruz. Onları Cumhuriyet matbaası emekçilerinin grevi sırasında grev kırıcılığı yaptıkları zamandan da tanıyoruz. Bizim onları bildiğimiz gibi onlar da bizi biliyor. Arkadaşlarımızın koltukta oturmak adına onlara biat etmeyeceklerini biliyorlardı. Her koşulda gazeteciliği ve editoryal bağımsızlığı savunmaya devam edeceklerini biliyorlardı. Bu nedenle ilk hedefleri DİSK’liler oldu. Daha iki gün önce söylemiştik, editoryal bağımsızlığı savunmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet emekçilerine yönelik her hareketinizde karşınızda DİSK’lileri bulacaksınız.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Enis Berberoğlu Yargıtay kararına nasıl tepki göstereceğini açıkladı

    Enis Berberoğlu Yargıtay kararına nasıl tepki göstereceğini açıkladı

    Hakkındaki yargılamayı durdurma talebi Yargıtay tarafından reddedilen, Enis Berberoğlu, bu karara nasıl tepki göstereceğini açıkladı.

    Hakkındaki yargılamayı durdurma talebi Yargıtay tarafından reddedilen ve hâlâ tutuklu bulunan Enis Berberoğlu karara nasıl tepki göstereceğini açıkladı.

    Avukatları Murat Ergün ve Yiğit Acar aracılığıyla kararını açıklayan Berberoğlu, “Pazartesi sabahından itibaren ailemle, avukatlarımla ve milletvekilleriyle açık-kapalı görüşe çıkmama, mahkemelerde savunma hakkımı kullanmama ve dışarıyla haberleşmeyi kesme kararı aldım” dedi.

    “DIŞARIYLA HABERLEŞMEYİ KESECEĞİM”

    Berberoğlu’nun açıklaması şöyle:

    “İşte bağımsız kararım…

    Anayasal hakkımın Yargıtay 16. Daire tarafından ayaklar altına alınmasına ne tepki vereceğimi epeyce düşündüm.

    Sonuçta Pazartesi sabahından itibaren ailemle, avukatlarımla ve milletvekilleriyle açık-kapalı görüşe çıkmama, mahkemelerde savunma hakkımı kullanmama ve dışarıyla haberleşmeyi kesme kararı aldım.

    Bu zor karar doğaldır ki ailemi, avukatlarımı, partimi ve sevenlerimi mutlu etmeyecek, dolayısıyla onlardan bağımsız ve hatta onlara rağmen uygulamam zorunlu. Ama herkes bilsin ki niyetim onları üzmek değil tam aksine daha fazla üzülmelerini engellemek ve korumak.

    Çünkü görüyorum ki benim etrafımda dönen tartışmalarda aileme, partime ve hatta seçmenlerime bile çamur sıçrıyor, çektiğim eziyet yoldaşlarıma korku salma amacıyla malzeme ediliyor.

    Tabii ki görüşemediklerimi çok özleyeceğim ve fakat biliyorum ki her ne kadar ormanda yaşasa da her ağaç tek başına ve ayakta ölür.”

    Cumhuriyet gazetesi bugünkü manşetinde Berberoğlu’nun açlık grevine başlayacağını açıklamıştı.

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi, durdurulan MİT TIR’ları görüntülerini Cumhuriyet Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a ilettiği iddiasıyla yargılandığı davada 5 yıl 10 ay hapisle cezalandırılan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki davanın, “yeniden milletvekili seçilmesi nedeniyle durması” talebiyle yapılan başvuruyu reddetmişti.

  • Cumhuriyet Gazetesi Davası’nda 8’inci duruşma

    Cumhuriyet Gazetesi Davası’nda 8’inci duruşma

    Cumhuriyet gazetesi davasının karar duruşması bugün başlıyor. Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik açılan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 20 sanıklı davanın bugün 8. duruşması yapılacak. Davada sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaları alınacak.

    Cumhuriyet Gazetesi Davası’nın 16 Mart’ta görülen duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Başsavcı vekili Hacı Hasan Bölükbaşı gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Hikmet Çetinkaya, Orhan Erinç, Ahmet Şık, Önder Çelik, Musa Kart, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Karasinir, Güray Tekinöz, Bülent Utku, Aydın Engin ve Kadri Gürsel’in “Örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapislerini talep etmişti. Muhasebe çalışanı Yusuf Emre İper’in Twitter’daki paylaşımları nedeniyle “FETÖ/PDY propagandası yapmak” suçundan 2 yıldan 7,5 yıla kadar  hapsi istenen mütalaada, Cumhuriyet gazetesi kitap eki sorumlusu Turhan Günay ile yine  Cumhuriyet gazetesi çalışanları Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın ise beraatleri istenmişti.

    Twitter’da “Jeansbiri” isimli hesabın sahibi olan Ahmet Kemal Aydoğdu’nun  ise “FETÖ yöneticiliğinden” 10 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilen mütalaada, firari sanıklar Can Dündar ile ABD muhabiri İlhan Tanır’ın dosyalarının ayrılması talep edilmişti.

    DURUŞMA 4 GÜN SÜRECEK

    Akın Atalay ve Ahmet Kemal Aydoğdu’nun tutuklu bulunduğu dava bugün başlayacak ve 27 Nisan Cuma gününe kadar sürecek. 4 gün sürecek duruşmalarda sanıklar ve avukatları esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmalarını yapacak.

  • Cumhuriyet Davası | Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’ya tahliye

    Cumhuriyet Davası | Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’ya tahliye

    Gazeteciler Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın tutuklu yargılandığı Cumhuriyet davasının altıncı duruşması görülüyor. Tanıkların dinlendiği duruşmada savcı gazetecilerin tutukluluk halinin devamını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’nun tahliyesine karar verirken, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma 16 Mart’a ertelendi.

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve gazetenin muhabiri Ahmet Şık’ın tutuklu yargılandığı davanın altıncı duruşması Silivri Cezaevi’nin karşısında bulunan duruşma salonunda başladı.

    Duruşma öncesi basın açıklaması yapmak isteyen DİSK Genel Başkanı Kani Beko gözaltına alınmak istenirken, çevredeki gazeteciler ile milletvekilleri Beko’nun gözaltına alınmasına engel oldu.

    Gecikmeli başlayan duruşmayı çok sayıda gazeteci, milletvekili, avukatlar, sendika ve Avrupa Birliği (AB) delegasyon temsilcisi takip ediyor.

    Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Namık Kemal Boya tanık olarak dinlenmek üzere salonda hazır bulundu.

    TANIKLAR DİNLENDİ

    İlk olarak dinlenen Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Faraç, tanık olarak bir başvurusunun olmadığını, savcının talimatı ile tanık olduğunu söyledi.

    Mehmet Faraç avukatların sorduğu “’Fakirhanemi Malikane diye gösterdiler’ haberinde Fethullah Gülen’i ziyaret eden siyasetçi kimdi” sorusunu yanıtsız bıraktı.

    Faraç’ın ardından diğer iki tanık da dinlendi. Avukat Namık Kemal Boya da Fethullah Gülen’i ziyaret eden siyasetçi kimdi” sorusuna cevap vermedi.

    Avukat Tora Pekin ise sorduğu soruya kendisi yanıt vererek “Berat Albayrak” dedi.

    Duruşmada, savunma makamının tanıkları olarak eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen ve DİSK Genel Başkanı Kani Beko dinlendi.

    Altan Öymen, Bahri Belen’in “Cemaate yakın bir haber içerik olduğuna dair bir izleniminiz oldu mu? Bunu utanarak soruyorum ama” sorusunu “Öyle bir şey yok” diye yanıtladı.

    Kani Beko da, bir okuyucu olarak gazetenin yayın politikasında herhangi bir değişiklik, “sapma” sezmediğini belirterek “FETÖ’yü öven bir gazete DİSK’in kapısından bile giremez” ifadesini kullandı.

    Beko, şunları söyledi:

    “Biz Cumhuriyet ile ilgili böyle bir şey duymadık bilmiyoruz. Cumhuriyet bu ilkeleri savunduğu müddetçe biz de Cumhuriyet’i savunmaya devam edeceğiz.”

    Tanıkların dinlenmesinin ardından Mahkeme Başkanı yargılamanın geldiği aşamada “toplanacak daha fazla delil kalmadığını” söyledi ve “Heyetimizle adli tıbba giden Çetinkaya ve Engin’e ait SIM kartlara ait çözümleme gelmedi. Tanık dinleme olayı bitmiştir. Gelinen aşamada fazla da yapılabilecek bir şey kalmadı. Rıza Türmen’den vazgeçilmesi bizim için rahatlatıcı olur. Böylece biz de adli tıptaki bilgileri davayı uzatıcı aşama olarak görmeyiz. Artık bir sonraki aşamaya ilerlememiz gerekiyor” dedi.

    Ardından duruşmaya ara verildi.

    Duruşmaya verilen ardından mütalaasını açıklayan savcı tutuklu gazetecilerin tutukluluk hallerinin devamını istedi.

    Avukatların savunmalarının ardından mahkeme bir kez daha ara verdi.

    ŞIK VE SABUNCU HAKKINDA TAHLİYE KARARI

    Aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’nun tahliyesine karar verirken, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

     

  • Gazeteci Oğuz Güven’e tweet nedeniyle hapis cezası

    Gazeteci Oğuz Güven’e tweet nedeniyle hapis cezası

    PİRHA – Cumhuriyet gazetesi internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven’e trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper ile ilgili atılan ve 55 saniye sonra kaldırılan tweet nedeniyle 3 yıl 1 ay 2 gün hapis cezası verildi. Ceza onanırsa Güven tekrar hapse girecek.

    Güven, gazetenin internet sitesinde Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in trafik kazasında ölümünün duyurulduğu haberin “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” şeklinde tweet’i gerekçe gösterilerek, 12 Mayıs Cuma sabah saatlerinde evinden gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

    Güven, savcılıktaki ifadesinde “Kesinlikle ‘Başsavcıyı kamyon biçti’ şeklinde tweet girilmek istenmemiştir. Ayrıca söz konusu tweet girildikten 55 saniye sonra suça konu tweet kaldırılıp ‘İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper kamyon kazasında feci şekilde can verdi’ şeklinde düzeltilmiştir. Bu da ilk tweetin sehven girildiğinin göstergesidir” demişti.

    “ADALET 52 SANİYEDE YERLE BİR EDİLMİŞTİR”

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş dava sonrası açıklama yatı. Yarkadaş, “Çağlayan Adliyesi’nde adalet 52 saniyede yerle bir edilmiştir, hukuk biçilmiştir” dedi.

    “Sevgili arkadaşlar, olağan salı duruşmalarımızdan birini yapıyor. Her salı, bir meslektaşımızın yargılanmasına, mahkûm edilmesine tanık oluyoruz” diyen Yarkadaş konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bildiğiniz gibi, merhum başsavcının hayatını kaybettiği haberle ilgili tweet atıldı ve bu tweet, ekranda sadece 55 saniye kaldı. Daha sonra editörler tarafından silindi. Basın tarihine 55 saniye davası geçen bu dava, ne yazık ki bir trajediyle sonuçlandı. Karar açıklanırken kronometre açtım. Hakim tamı tamına 55 saniyede karar okundu. Bugün, Çağlayan Adliyesi’nde adalet 55 saniyede yerle bir edilmiştir, hukuk biçilmiştir. Bu kararın haklı olduğunu söyleyebilmek için insanın aklını kaybetmesi gerekir. Önceki gün Erdoğan, gazetecilerin susturulacağını söylemişti. Demek ki iktidarın sarf ettiği her söz, adliyelerde çok çabuk karşılık buluyor. Bugün bir kez daha söylüyorum, 55 saniyede adalet yerle bir edilmiştir, hukuk biçilmiştir. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilere düşman gibi yaklaşmayın.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Cumhuriyet ve Özgür Gündem davaları başladı: Demokrasi yoğun bakıma alınmış bir hasta-VİDEO

    Cumhuriyet ve Özgür Gündem davaları başladı: Demokrasi yoğun bakıma alınmış bir hasta-VİDEO

    PİRHA – Özgür Gündem gazetesinin beşinci, Cumhuriyet gazetesinin dördüncü duruşması Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başlandı. Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan gazeteciler “Hakikati boğmaya çalışmaktan vazgeçin. İnsanlarımızın ışığa ihtiyacı var, karanlığa değil” dediler.

    Haberin Videosu

    Tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarının ve Özgür Gündem Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve imtiyaz sabihi Kemal Sancılı’nın Çağlayan adliyesinde görülecek duruşmaları öncesinde meslektaşları basın açıklaması düzenledi. Dışarıdaki Gazeteciler’in düzenlediği açıklamaya Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Gökhan Durmuş, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri Hilmi Yarayıcı, Barış Yarkadaş, Sezgin Tanrıkulu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Ahmet Kaya, Yüksel Caddesi Direnişçisi Veli Saçılık, International Press Institute (IPI)(Uluslararası Basın Enstitüsü), PEN temsilcisi Sarah Clark, Alman yazar Günter Wallraf’ın yanı sıra çok sayuda gazeteci ve yurttaş katıldı. Tutuklu bulunan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada sık sık “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    “HAKİKATİ BOĞMAYA ÇALIŞMAKTAN VAZGEÇİN”

    Dışarıdaki Gazeteciler adına basın metnini Gazeteci Candan Yıldız okudu. Cumhuriyet ve Özgür Gündem gazetelerine açılan davalardan tutuklanan gazetecilerin sadece gazetecilik yaptıkları için yargılandıklarını söyleyen Yıldız, yargıyı insanları boyun eğdirmek için kullanmanın kimseye yarar sağlamadığını vurguladı. “İçerideki gazeteciler de dışarıdaki gazeteciler de ne susacak ne de boyun eğecek. Teslim olmayız” diyen Yıldız, memleketin hak, hukuk, adalet ve vicdanına dair değerlerin tümden kangren olmadan adım atmak gerektiğini kaydetti. Yıldız “Hakikati boğmaya çalışmaktan vazgeçin. İnsanlarımızın ışığa ihtiyacı var, karanlığa değil” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DEN HUKUK DEVLETİ DİYE BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Yıldız’ın ardından International Press Institute (IPI)(Uluslararası Basın Enstitüsü) Başkanı John Yearwood söz aldı. Gazetecilerin tutuklu değil şuan aralarında ve işleri yapmış olmalarını dilediklerini ifade eden Yearwood, “Biz bugün buradayız çünkü meslektaşlarının yanı başlarında olduğunu bilmeleri gerekiyor” dedi.

    Yearwood’un ardından ise Alman yazar Günter Wallraf söz alarak Türkiye’de gazeteciliğin geldiği noktayı tüm dünyanın gördüğünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek bir işareti ile baskıların artığına değinen Wallraf “Bu koşullarda gazetecilik yapan arkadaşlarımıza saygı duyuyoruz onlar zamanın kahramanlarıdır. Bugün büyük beklenti içinde değilim ama umarım bugün başlangıç olur ve 170 gazeteci serbest bırakılır. Türkiye’den bir hukuk devleti diye bahsetmek mümkün değil. Ama belki vicdanlı bir hakim kalmıştır ve onu bekleyeceğiz” şeklinde ifade etti.

    “DEMOKRASİ ŞUAN YOĞUN BAKIMA ALINMIŞ BİR HASTA”

    Wallraf’ın ardından söz alan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “Demokrasi şuan AKP yüzünden yoğun bakıma alınmış bir hasta gibi duruyor. Biz şuan yoğun bakıma alınmış bu hastayı özgürlük mücadelemizle, düşünceyi ifade etme özgürlüğü mücadelemizle yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yüksel Direnişçilerinden Veli Saçılık’ta Ankara’da eylemlerinde polisin öncelikle basına müdahale ettiğine dikkat çekerek bu durumu polislere sorduğunu anlatarak şunları söyledi: “Polise bu durumu sorduğumda ise şunu söylediler; ‘Onlar çekiyor ve buranın sesi duyuluyor’ diye yanıtladı. İşte gazetecilere bu yüzden ihtiyacımız var. Bizim sesimiz olan gazetecilere her zaman ihtiyacımız var. Biz Ankara’da direniyoruz onlar da mesleklerini icra ederek direniyor ve birlikte kazanacağız” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Vekil Mehmet Tüm’den Cumhuriyet davasına çağrı

    CHP’li Vekil Mehmet Tüm’den Cumhuriyet davasına çağrı

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticileri Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper’in yarın Çağlayan Adliyesi’nde görülecek davasına çağrıda bulundu.

    İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Temmuz’da başlayan Cumhuriyet davasının 4. Duruşması yarın Çağlayan Adliyesi’nde saat 9’da başlayacak. Yarın görülecek olan Cumhuriyet davasına ilişkin sosyal medya sitesi twitter’da da #Yarın9daÇağlayanda etiketiyle yüzlerce paylaşım yapılıyor.

    MAHKEMELER YASALARLA, VİCDANLA VE ADALETLE İŞLEMELİ

    CHP’li Mehmet Tüm, Cumhuriyet davasının fiilen çöktüğünü ve mahkeme başkanının bile bu davayı “sorunlu” bulduğunu ifade ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “Cumhuriyet Davası, ilk başladığı günden beri halk nezdinde çökmüş bir davaydı. Akla mantığa sığmayan iddialar ve olmayan delillerle gazetenin yazar ve yöneticileri nerdeyse bir yıldır cezaevinde tutuluyor. Zaten ilk üç duruşmada tutuklu gazetecilerin tarihe geçecek savunmalarıyla da iyice meşruiyetini kaybetmişti. Öte yandan Mahkeme başkanı Orkun Dağ’ın iddianame için ‘sorunlu’ ve tanıkların ifadeleri için ‘dedikodu’ gibi açıklamaları da davanın hangi kaygılarla sürdürüldüğünü bizlere gösteriyor. Bu mahkemede artık yargılanan taraf, gazetecileri tutuklayarak gerçekleri susturabileceğini düşünen zihniyetin kendisi olmuştur. Somut delillerin olmadığı, ceza kanunlarının hiçe sayıldığı, bilirkişinin ‘meçhul’ olduğu bir dava, ülkede adalete olan inancını da umudunu da dönüşsüz şekilde yok etmektedir. Mahkemeler habercilikten suç çıkarmaya çalışan siyasi akılla değil; yasalarla, vicdanla ve adaletle işlemelidir ve bu hukuksuzluğun bir an önce son bulması gerekmektedir.”

    “ÇAĞLAYAN’DA ZORBALIĞA KARŞI DAYANIŞMANIN GÜCÜNÜ GÖSTERELİM”

    Yarın görülecek olan Cumhuriyet davasına çağrı yapan CHP’li Tüm, “Bu karanlık günlerde en çok ihtiyacımız olan şey dayanışmadır. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper’le dayanışma, aynı zamanda halihazırda tutuklu bulunan 173 gazeteciyle de dayanışmak demektir. Bu tutukluluğun bedelini sadece gazeteciler değil, tüm toplum ödüyor, hepimiz ödüyoruz. Ahmet Şık, duruşmada zorbaları en çok korkutanın cesaret olduğunu söylemişti. Eğer bu zorbalığın bitmesini istiyorsak, zalimliğe karşı mücadele ediyorsak, Çağlayan’da, Silivri’de, Maltepe’de bedel ödeyen her kim olursa olsun, korkmadan onlarla birlikte olmak zorundayız. Yarın saat 9’da, Çağlayan’da, bu zorbalığa karşı dayanışmanın gücünü göstermeliyiz. Adaletsizliğin mağduru olan herkese, yanlarında olduğumuzu hissettirmeliyiz.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)