PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesi ardından başlatılan “Adalet Nöbeti” 5. gününde devam etti. Burada yapılan konuşmalarda verilen karar eleştirilerek, bir daha böyle acıların yaşanmaması için gerçek adaletin sağlanmasının önemine vurgu yapıldı.
1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının faillerinin tahliye edilmesine birçok Alevi kurumu, demokratik kitle örgütü, siyasi parti ve yurttaşlardan tepki geldi.
Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin tahliyesine ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 33 gün sürecek adalet nöbeti başlatma kararı aldı. PSAKD, Adalet Nöbeti’nde, her güne katledilen bir kişinin isminin verileceğini duyurmuştu. Adalet Nöbeti’nin 5. gününe Asuman Sivri‘nin adı verildi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Sosyal – İş Sendikası), Halk Cephesi, Anadolu Halk Ozanları Derneği, Tüm Emeklilerin Sendikası, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çankaya Belediyesi Meclis Üyeleri, CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’in yanı sıra Adalet Nöbeti’nin 5. gününde birçok sivil toplum örgütü, sendika ve yurttaş dayanışma amacıyla PSAKD Genel Merkezi’ne ziyarette bulundu.
Anadolu Halk Ozanları Derneği adalet nöbetine ezgileri ile katılırken Dernek Başkanı Ali Cavit Coşkun (Ozan Sinemi), “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yanındayız. Bizde her zaman sazımızla, sözümüzle, şiirlerimizle yanınızdayız” dedi.
Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Sekreteri Ali Rıfat Temel, sendika olarak nöbetin eylemini desteklediklerini dile getirdi.
Çankaya Belediye CHP Grup Başkanvekili Fırat Seyman,” İncinsen de incitme diyen bir toplumuz ama bu güçsüz olduğumuz anlamına gelmiyor. Cumhuriyeti ayakta tutan toplum yine biziz. Mücadelenizde, direnişinizde yanınızdayız” diye konuştu.
MİLLETVEKİLİ ERSEVER: BİR DAHA BÖYLE ACILAR YAŞANMASIN
Madımak Adalet Nöbeti’nin 5. gününde ziyarette bulunan CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, destek ve dayanışma içinde olacaklarını belirtti. Bununla ilgili gerekli yerlere sorunu taşıyacağını ifade eden Ersever, Adalet Nöbeti hakkında şunları söyledi:
“Sivas Madımak Oteli katliamında adı geçen kişilerin neden serbest bırakıldığı, şu anda yatmakta olan katillerin hangi gerekçeyle serbest bırakılacağına dair İçişleri Bakanlığı’na soru önergesi verdik. Türkiye’nin bu konularda çok derin acıları var. Madımak’ın dışında Maraş, Çorum ve Gazi gibi saldırılarda hayatını kaybeden insanları saygıyla anıyoruz. Böyle acıların bir daha yaşanmaması için hukukun, adaletin tecelli edeceği günleri bekliyoruz.”
“YARGI, ACILARI DEŞEN KARARLARDAN VAZGEÇMELİ”
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ise, yargının kararlarını eleştirerek, “Anayasa mahkemesi Can Atalay milletvekili demiş meclis bunu uygulanmamışken bugün Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının hemen mahkemeler tarafından uygulanması düşündürücüdür. Tekrar bütün acınızı paylaşıyorum. Ama artık yargının bu acıları deşen kararlarının da ortadan kalması gerek. Yargı asla katillerle aynı konumda yer almamalıdır” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Kartalkaya faciasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u görevden alma çağrısı yapan Özgür Özel, Meclis’te de gerekli yasal değişikliklerin yapılmasını istedi. Muhalefet partilerinin grup yönetimlerine ziyaretlerde bulunacaklarını belirten Özel “Bu bakan yargılansın’ önerisinde ortaklaşmak için çaba sarf edeceğiz” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özel, konuşmasına Bolu’da Grand Kartal Otel’de yaşanan yangın faciasına değinerek başladı.
Facianın ardından tartışmalara neden olan raporu anımsatan Özel, “Adalet Bakanı’nın önce resmi yazı ile görevlendirdiği, sonra kabul etmeyip, “Bu rapora Bolu Belediyesi’ni ilave etmezseniz almayız” dedikleri, “Bu rapordan Turizm Bakanlığı’nı çıkarmazsanız almayız” dedikleri rapora “korsan” dediler” dedi.
Özel‘in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
“İçişleri Bakanı olay günü tüm sorumluların 10 gün içinde belirleneceğini taahhüt etmişti. Bugün o sözün üzerinden tam 14 gün geçti. Sorumlular ortada yok. Sorumluluklar ortada yok.
Resmi görevlendirme yazısını açıkladık. O günkü 7 kişilik bilirkişi heyeti, mesleki namuslarına da kişisel onurlarına da sahip çıktılar ve suçlu görmediklerini o rapora ilave etmediler.
O günden bugüne yeni bilirkişiler geldiler, birkaç gün çalıştılar ama ne eski rapor ne ayrı bir rapor ortada hiçbir rapor yok.
Oysa gözaltındakiler hâkim karşısına çıkarken o rapora göre sorumlulukları belirlenecek, gözaltından tutukluğa sevki talep edilecek ya da edilmeyecek. Hâkim tarafından karar bilirkişinin bulduklarına göre verilecekti.
RAPOR AKP’LİLERDEN OLUŞUYOR
Raporun iki parçası birbirini suçlayan AKP’lilerden ve onların atadıklarından oluşuyor. Ne raporda ne bir başka yerde olmayan sorumluluğu sosyal medya faaliyetiyle CHP’ye yüklemeye çalışanların milletin gönlünde yeri olmadığı, herkesin bu meseleyi doğru yerden okuduğunu gördüler.
14 gündür kıpırdayamıyorlar. 14 gündür bilirkişi raporu olmaksızın tutuklamalar yapıldı ve 14 gündür hâlen daha Bolu Cumhuriyet Başsavcısı’nın Ankara’dan yediği tazyik üzerine hakikatten “AK Parti’yi nasıl sıyırırım, buraya Cumhuriyet Halk Partisi’ni nasıl bulaştırırım?” bunun çabası var.
İçişleri Bakanı hâlen daha verdiği söze rağmen sessiz bir şekilde duruyor. Bu utanç, maalesef. Bu mızrak daha fazla bu çuvala sığmaz. Bu utanç daha fazla gizlenemez ama bekleyecekler, bekliyorlar.
“BU BAKANI DERHÂL GÖREVDEN ALINIZ”
Erdoğan’a sesleniyorum. Ankara İl Kongresi ayıplı bir işti. Yanlış yaptınız. Şimdi büyük kongreyi beklemek daha büyük bir yanlıştır. Bu bakanı derhâl görevden alınız. Onu ne gün görevden alırsanız alın şu gerçeği değiştiremezsiniz: Bu bakanı da iktidarınız boyunca bu ülkeye felâketler yaşatan bütün bakanları da atayan kalem sizsiniz. Kalem sizin, mürekkep sizin, sorumlu sizsiniz. Bunu değiştiremezsiniz.”
Yangın faciasıyla ilgili TBMM’de kurulan Araştırma Komisyonu hakkında konuşan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meclis, facianın araştırılmasıyla ilgili bir araştırma komisyonu kurdu. Elbette oy da verdik, üye de veriyoruz, çalışmalarını da bekliyoruz. Ancak bu komisyonun otele gidip “Yangın nasıl çıkmış? Sorumlu kimmiş? Neymiş?” diyerek bir süreç içinde yer alması yerine bu komisyonun Kartalkaya yangınından hareketle Türkiye’de bir daha benzer facialar yaşanmasın diye, bir anneanne 6 torununu birden kaybetmesin diye, bir baba iki oğlunu, onun iki oğlunu elleriyle toprağa görmesin diye, okullar kapanıp da karne sevinciyle eve koşan 36 bebek, evlat dün okul başı yapamayıp sıralarında karanfiller olmasın diye bu Meclis’in oturup bütün kanunları, bütün mevzuatları, sorumluluk alanlarını, yetkileri, eksik yetkilendirmeleri mutlaka doğru tarif etmesi ve Türkiye’yi bir daha bu meclis üyelerinin yaşanmayacağı şekilde gerekli yasal düzenlemeleri yapması bu Meclis’in önemli görevidir.”
“SAVCI SORGULAMIYOR”
Yangından sorumlu olanların Ankara’da olduğunu vurgulayan Özel, “Bunları bir savcı tutup da sorgulayamıyor. Örneğin Turizm ve Kültür Bakanı’na sorulacak çok sorunun, arılanacak çok cevabın ve gerçekten sorulacak bir hesabın olduğuna bu milletin yüzde 99,9’u ikna olmuş durumda” diye konuştu.
Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ama bunu yapmak için bir soruşturma komisyonu kurmak gerekiyor Meclis’te. Bakanlar, Meclis’te kurulacak bir soruşturma komisyonu, bunun kurulma talebi suç duyurusudur. O dilekçenin Meclis’e gelmesi savcılık aşamasıdır. Meclis’teki komisyonun oluşturduğu raporun oylanması mahkemeye sevktir. Kabulü Yüksek Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nin yargılamayı yapmasıdır.
İşte bunun için bu Meclis’e görev düşüyor ama maalesef 16 Nisan 2017 referandumu bir tek adam rejimi yaratırken sahada işlenen suçların Ankara’da, tepedeki sorumlularını, bazen ve veya iş birlikçilerini sorgulayamama konusunda da kendisine önemli güvenceler aldı.”
BAKAN ERSOY İÇİN PARTİLER ZİYARET EDİLECEK
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yargılanmasıyla dikkat çeken bir çıkış yapan Özel, “Bütün muhalefet partilerinin grup yönetimlerine ziyaretlerde bulunacağız. “Bu bakan yargılansın” önerisinde ortaklaşmak için çaba sarf edeceğiz” ifadelerini kullandı.
İKTİDAR 21 YILDA 8 KEZ İMAR AFFI ÇIKARDI
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinin 2. yıldönümü olduğunu anımsatan Özel, iktidarın 21 yıldır 8 kez imar affı çıkardığını belirtti.
Özel, şunları söyledi:
“11 kentimizi yıkan 53.000’in üzerinde vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebebiyet veren ve ülkeyi o güne kadar 21 yıldır toplayan 3 trilyon dolardan fazla parayı 8 kez çıkardığı imar aflarıyla toplayıp dirençli kentler için bir kuruş harcamayan, o depremin olmaması için bir kuruş harcamayan, yalnızca imar affından 26 milyar lira toplayan, 21 yılda 3 trilyon dolar vergi toplayan ve bu faciaya engel olamayanların bu millete hem öncesindeki sorumlulukları hem deprem olduğu andan itibaren ki beceriksizlikleri, 3 gün boyunca harekete hazır Türk ordusunu korkuyla kışlada tutmaları, millet sefalet içinde, ayakları bileklerine kadar suda dururken, ilk önce hiç olmazsa bir çadır beklerken, kar altında, yağmur altında, çamur içinde duruyorken çadır sattıranları ve daha depremin 3. gününde seçim odaklı konuşmalara başlayanları, “1 yıl içinde herkes evine girecek” diyenleri unutmadık.
Depremin ardından yapılan yargılamalar tam bir fiyaskodur. 2.031 soruşturma var, 1.397’si hakkında iddianame düzenlenmiş. Yani her 3 sorumludan biri şu ana kadar savcı karşısına bile çıkmamıştır. Ayrıca 2.031 dosyadan karara bağlananlar 75’tir. Oran yüzde 2,7’dir. Yani her 100 sorumludan 97’si henüz haklarında bir karar verilmemiştir.
ENFLASYON VE ASGARİ ÜCRET TEPKİSİ
Erdoğan’a sokağa çıkma çağrısında bulunan Özel, “Buradan salon adamı Erdoğan’a, sıcak salon seven Erdoğan’a, atadıklarının alkışını milletin teveccühü sayan Erdoğan’a diyorum ki: Sokağa çık, oraya git, isyanı gör. Millet açtır, açıktadır, perişandır” diye konuştu.
Özel, konuşmasında Türkiye genelinde yaşanan konut krizine de değindi. Özel, OECD’nin yayımladığı raporu hatırlatarak “Türkiye enflasyonda dünyanın en kötü 6. ülkesi. Bizden iyi 5 ülke Zimbabve, Sudan, Güney Sudan, Arjantin ve Venezuela. Daha önce en kötü 5. ülkeydik. Bir ülkeyi geride bıraktık diye düşünürken öğrendik ki Sudan ve Güney Sudan ayrı ayrı enflasyonları olan iki ülke olarak ikisi de bizden kötüymüş. Açlık sınırı 22.131 lira olarak açıklanmıştır ve 22.104 lira olan asgari ücret cebe girmeden altında kalmıştır. Ocak enflasyonuna göre asgari ücretten 1.100 lira uçtu” şeklinde konuştu.
PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Beşiktaş Belediyesi’ne yapılan operasyonu “düşman hukuku” olarak değerlendirerek “Bükemedikleri bileği polisin balyozuyla kırmaya çalışıyorlar” dedi. Özel, operasyonlarla zamların üzerinin örtüldüğüne de dikkat çekti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Özel, Beşiktaş Belediyesine yapılan operasyonu “düşman hukuku” olarak değerlendirdi.
“Beşiktaş operasyonu ile acaba geçim sıkıntısının zamların üzerini örtebilir miyiz diye düşünenlere inat elbette yargının siyasallaşmasını, MHP’nin bu işteki yerini, Beşiktaş’ı da konuşacağız” diyen Özel, emeklilerin asgari ücretlilerin sefalet ücretine mahkum edilmesini eleştirdi. Özel, “kırmızı kart” çıkartarak iktidara erken seçim çağrısını yineledi.
“Arkadaşlarımız dün önerdiler, grup toplantısını Beşiktaş Belediyesi önünde mi yapsak diye. Fena öneri değil. Ama belediye başkanımıza karşı haksız, hukuksuz soruşturma başlatanlar zaten bunu istemiyor mu? Şimdi o konuşulmasını istemediklerini konuşmaya geldim. Beşiktaş operasyonu ile acaba geçim sıkıntısının zamların üzerini örtebilir miyiz diye düşünenlere inat elbette yargının siyasallaşmasını, MHP’nin bu işteki yerini, Beşiktaş’ı da konuşacağız. Ama köprü ücretlerine yapılan zammı da konuşacağız.
Tayyip Bey en son 21 yıl önce pazara çıkmış. O gün 29 lira 90 kuruş ödemiş. Bugün aynı pazara gittik aynı fileyi hesapladık: 1.044 lira. 21 yılda 40 kat zamlanmış. 20 yılda pazarın 40 kat zamlandığını bildikleri için ‘gelemezsin’ diyorlar. Var mısın, 21 yıl önceki fileyi ben tutayım sen doldur, hesabı birlikte yapalım. Pazara çıkacak yüzün mü kalmış görelim hep beraber. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Gel tartışalım diyeceğim yapacak hali yok rakamlar ortada.
Emekli, asgari ücretli, çiftçi, Erdoğan’ın tuttuğu küfeye ağır geliyor. Sırtında küfe dediği milletin verdiği yetki. Yük taşımada yaşından derdi yok. Yükün neye bağlı olduğuna bağlı olarak senden benden kuvvetli. Büyük şirketlerin, 43 büyük şirketin 37’si sıfır lira vergi verdi. 40 haramiler, 5’li çete sıfır lira vergi verdi. Onlar için 701 milyar TL koydu bütçeye. Vazgeçilecek vergiler için 701 milyar…
Asgari ücreti 22 bin lira yaptı. Üzerine her bir SGK’li için işverene 8 bin TL teşvik verse, asgari ücreti alana 30, verene 22 bin lira olsa
bunun maliyeti 300 milyar lira. Bütün emekliler ve asgari ücretlilerin yüzünün gülmesi için lazım olan parayı sadece zengin müteahhitler için harcıyor. O yüzden küfe sende değil, bende demeye gerek yok.
MEB’İN ÜLKÜ OCAKLARI İLE PROTOKOLÜNE TEPKİ
Okullara tarikatları sokuyorlar, yetmezmiş gibi Ülkü Ocakları ile sözleşme yapıyorlar. Ülkü Ocaklar’ına iyi niyetle gidenlere sözüm yok ama son zamanlarda bir siyasi partinin genel başkanına tehditler savuranlar gençlere ne öğretecek? Başkanımızla bir gün yollarınız ayrı düşer, yol ortasında torbacılara vurdurulur mu diyecekler, bunu mu öğretecekler?
BEŞİKTAŞ BELEDİYESİNE OPERASYON
Millet, 47 sene sonra bizi birinci parti yaptı. Erdoğan’ı devletin de partinin de başındayken milletten aldığımız oyla yüzde 38 oyla Erdoğan’ı yendik. Bu seçim başarısının üzerinden, bir yandan CHP’li belediyelere zorluklar çıkarıp kamu gücünü kullanarak sürekli işlerin kötüye gideceğini, bunun kendisine yarayacağını sanıyordu.
Belediye başkanlarımız yoksullukla mücadele ediyorlar, halka dokunuyorlar, boş tencereyi kaynatıyorlar. Erdoğan ne yapacağını bilemedi, biraz da belediyeleri silkeledi. Arkadan çelme takmaya, belediyenin döner tekerine çomak sokup hasetlik yapmaya devam ederken dün sabah Rıza Akpolat’ın evinin kapısı çalındı. Bu yapılan düşman hukukudur. Belediye başkanı kanun gereği ihale sorumlusu değildir. Öyle olsa her gün 300 belediye başkanı ifadeye gider.
Beşiktaş, 31’de 31 belediye meclis grubunu CHP’ye verdi. Hesap soracaksan ilçe örgütüne soracağına Rıza Akpolat’a rekortmen olmanın, başarılı olmanın hesabını soruyor.
“İHSAN AKTAŞ İÇİN KANUN ÇIKARILDI”
Bu firma dün sabaha kadar İhsan Aktaş adından devlet katında itibarlı TBMM’nin KİT’lerin, Yargıtay’ın dünya kadar AK Partili belediyenin işini yapan İhsan Aktaş, en son Bahçelievler Belediyesi’nin ihalesini 564 milyon TL’ye yeni almış. Esenyurt Belediyesi de soruşturmanın içinde, ama yeni gelen kayyım ihaleyi onaylamış hizmete başlatmış.
İhsan Aktaş’ın şirketi 1 ihaleye giriyor. Bu ihalede yapmak istedikleri iş ‘Ortadoğu ve balkanların en büyük benzin istasyonunu açmak.’ Şirketin adı Güven-Elif Otoyol İşletmeleri, Elif LPG. Bir benzin istasyonu açılıyor ama istediğini alamıyor. Çünkü ilçe belediyesinden, İBB’den, AVM’ler, araç yıkama istasyonları, eğlence alanları için izin alamıyor. İhsan Aktaş burayı açmak için belediyeleri ikna edemeyince AK Parti’den birilerini buluyor. 12 Aralık 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanmış. Köy Kanunu görüşülürken araya bir madde eklemişler. İhsan Aktaş istediği yerin etrafına İstanbul’da belediyelerden izin alamadığı için hangi kapıyı çaldıysa Köy Kanunu’na paraşütle bu maddeyi ilave ettirmiş. Bunu bu ülkede ancak en tepede oturan 1 kişi yapabilir. Tencere dibin kara seninki benden kara demiyoruz. Suçlu, yolsuz varsa bizden ayrı dursun. Ne Rıza Akpolat’ın ne Ahmet Özer’in siyasi kumpas dışında hiçbir suçu yok. Bükemedikleri bileği polisin balyozuyla kırmaya çalışıyorlar.
“MİLLETİN İSTEDİĞİ SANDIKTIR”
Adana Yüreğir Belediyesi’ni AK Parti’nin elinden almışız. Sen Ömer Bey’e o kavgalı olduğun kadın milletvekili çağırmış. Neden sivil araçla gidiliyor, senin korkundan öyle gidiliyormuş. ‘Sen bize gel’ ne demek, olacak şey mi? ‘Burada rahat edersin’ ne demek? AK Parti’nin Adana’daki şifresi Da Vinci’nin şifresinden karışık.
Kırmızı kart CHP’nin değil, bu ülkenin ezilenlerinin eylemidir. Tayyip Bey işte sana kırmızı kart. Bu milletin sesini duymazsan görüp göreceğin budur. Bu milletin senden son istediği sandıktır, getir sandığı göreceksin kırmızı kartı.”
PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında iktidarın Suriye politikasını eleştirerek “10 Ekim Katliamı’nı hatırlayın, bu maceradan vazgeçin” diye seslendi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İktidarın Suriye politikasını eleştiren Özel, Erdoğan’a seslenerek “Türkiye, dışarıda yazılmış senaryoların uygulayıcısı olamaz ya da birilerinin planlarının parçası olamaz. 2010’ların başındaki yanlış politikalara dönmeyin. İçişlerinde kendi kararlarını veren, toprak bütünlüğü korunan bir Suriye’den tarafız. Çökmüş Suriye politikanızın yıkıntıları üzerinde yeni bir siyaset kurmaya çalışmayın. 10 Ekim katliamını hatırlayın ve bu maceradan vazgeçin” dedi. Özel, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a da “Herkes gittiğinde biz burada olacağız. Türkiye ile iyi ilişkiler Suriye’nin menfaatinedir. Geçmişteki söylemleri bir kenara bırakmalı, Suriye topraklarının bütünlüğü ve halklarımızın kardeşliği için yeni bir sayfa açılmalı ve diyalog başlatılmalı” çağrısında bulundu.
Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“ENGELLİ BAKANLIĞI KURACAĞIZ”
“En düşük engelli aylığı söylemeye utanıyorum 280 lira en fazlası da 5 bin liraya ancak çıkıyor. Sefalet olduğunu anlatırken birileri engellilerin 280 lirayla dezavantajlarını ortadan kaldırdıklarını iddia ediyor. Dün tüm engellilerimizle konuşurken ifade ettim, güçlü bir bütçesi olan icracı bir Engelliler Bakanlığı iktidarımızın ilk gününde hayata geçecek.
Engelli maaşını net asgari ücret yapacağız. Engelli ve yaşlısına bakan vatandaşlarımıza ödenen evde bakım parasını net asgari ücret düzeyine çıkaracağız. Engelliler haftasında ödenmek üzere her yıl net asgari ücreti seyyanen yılda bir kez engellilere vermekten geri durmayacağız.
2500 engelli öğretmen atama bekliyor. Hem o öğretmenlerimiz hem aileleri için verilen bu sözlerin tutulması için takipçi olacağız.
“AKP DÖNEMİNDE 6 SOMA YAŞANDI”
Bu topraklarda Dünya Madenciler Günü coşkuyla değil, Almanya’daki gibi eğlencelerle değil, boynumuz bükük ve taziye tadında geçmektedir. Almanya’da 62’den beri ölümlü kazalar olmazken, bizim topraklarımızda ‘maalesef bu mesleğin fıtratında ölüm var’ lafı normalleştirilmeye çalışılıyor.
Hans’ın fıtratında olmayanın Hasan’ın fıtratında olmayacağını, bu kazaların önüne geçmenin mümkün olduğunu ama bunu bir sermaye mantığıyla değil anayasayla güvence altında olan, özelleştirilmesi yasak olan ama anayasanın arkasında, işletme hakkı diyerek özelleştirilen madenlerin kar hırsı yüzünden olduğunu söylemeye devam edeceğim.
2002’den bugüne kadar, AKP döneminde tam 2079 madenci hayatını kaybetti. Biz hep Soma’yı biliyoruz. AKP döneminde tam 6 tane daha Soma yaşadık biz. Bütün madencilere ve emekçilere diyorum ki; örgütlenin, sendikalı olun, haklarını arayın ve savunun diyorum.”
“DEMOKRASİ PROTESTO REJİMİDİR”
TRT World forumunda, Sayın Erdoğan konuşuyor. 9 genç diyorlar ki, İsrail’e ticaret devam ediyor diyorlar. Özgür Filistin bayrağı açıyorlar. Bu çocukları yaka paça dışarı attılar. Demokrasi protesto rejimidir. Ama yaka paça götürdüler. Bu 9 arkadaşımızı Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla tutukladılar.
İSTANBUL BAROSU’NA TEŞEKKÜR
Ahmet Özer Silivri Cezaevinde tutuluyor. Kendisini ziyaret ettim, selamlarını getirdim. Kayyım siyasetinin Akın Gürlek denilen adalet celladınca yürütüldüğünü biliyoruz. Ona ‘Bırak bu mesleği, git avukatlık yap’ dedim. Bundan bazı avukatlar alınmış. Eleştiriye açık olmak lazım. İyi niyetliydi yanlış yere çekildi. İstanbul Barosu’nun açıklamasını okurken çok önemli bir eksiklik yaptığımı fark ettim. İstanbul Barosu diyor ki avukatlık andına aykırı hareket eden savcı ve yargıçların avukatlığı kabulden yoksundur. Akın Gürlek bir gün avukatlık yapmaya kalkarsa bu kadar ayıp sırtındayken gelip baroya da kayıt olamaz. Bunu hatırlattıkları için teşekkür ediyorum.
ERDOĞAN’A SURİYE TEPKİSİ: MACERALARDAN UZAK DUR
Bu partinin kurucusu bize vasiyet niteliğinde dış politikaları öğütleri bıraktı. Bunlardan birincisi komşularınla iyi geçin, onların iç işlerine karışma, toprak bütünlüğüne saygılı ol. 2010’ların başlarından başlayıp bugüne kadar, Emevi camiinde namaz kılmaya gitmeler, Esad’ı katliamcı ilan edip Suriye’yi bölmek üzerinden söylemler… Atatürk ne dediyse tersini yapıyorlar.
Şeffaf samimi bir iletişimin partilerle kurulmasını TBMM’nin bilgilendirilmesini istiyoruz.
Türkiye sonu belli olmayan maceralardan uzak durulmalıdır. HTŞ terör örgütlerinin Suriye rejimini geriletme çabalarına temkinle yaklaşılmalıdır.
İçişlerinde kendi kararlarını veren bir Suriye’den tarafız. Türkiye sonu belli olmayan maceralardan uzak durmalıdır.
Türkiye dışarıda yazılmış bir senaryonun uygulayıcısı olamaz. Türkiye birilerinin planının parçası olamaz. 2010’ların başındaki politikalara dönmeyin.
İran’ın bölgede zayıflatılması mezhep savaşlarının körüklenmesi, İsrail’in hakimiyetinin artması ve güvenliğinin sağlanması Ankara’nın önceliği olmamalıdır. Öte yandan, Rusya’nın mevzi kaybetmemesi, İran’ın yeniden toparlanması da Ankara’nın oyun planı olamaz. Bizim safımız vatandaşımızın güvenliği neredeyse o taraftır. Bizim safımız yurttaşlarımızın güvenliği ve esenliğinin tarafıdır. Bu macerada feda edilecek 1 tane bile Mehmet’imiz yoktur. Bir elinde HTŞ’yi bir elinde YPG’yi tutanların planının parçası olamaz. Suriye’yi bölmeye yönelik planlardan uzak durun. Tüm komşularımızla iyi ilişkide olması zorunludur. ne BOP’un eş başkanı gibi hareket edebiliriz ne de batıdaki yurttaşlarımızın zor durumda kalacağı angajmanlara yedeklenebiliriz.
Sayın Esad’a çağrımızdır, herkes gittiğinde biz burada kalacağız. Türkiye ile iyi ilişkiler sizin menfaatinizedir. Geçmişte söylenen ne olursa olsun Suriye topraklarının bütünlüğü için Suriye ve Türkiye haklarının kardeşliği için yeni bir sayfa açılmalı, diyalog başaltılmalıdır. CHP üzerine ne düşüyorsa tam da oradadır.”
Erdoğan’ı da uyarıyorum, çökmüş Suriye politikanızın üzerinde yıkıntılarla yeni bir siyaset kurmaya çalışmayın. 10 Ekim katliamını hatırlayın. Bu maceradan vazgeçin, bu maceradan geri dönün.
BAHÇELİ’YE YANIT
Geldik konuşmanın en kritik kısmına. Sayın Bahçeli’nin bana söyledikleri… Hakaretler hakaretler hakaretler. Kendi düştüğü durma bakmaz neler söylüyor neler… Devlet Bey istiyor ki bunları konuşayım. Senin istediğin zaman senin istediğin şeylerin konuşulması çok gerilerde kaldı.
“ASGARİ ÜCRET 30 BİN OLMALI”
Bu milletin gündemi ekonomi. Önümüzdeki hafta bütçe görüşmeleri asgari ücret toplantıları başlıyor. Türkiye’de asgari ücret ücretlilerin yüzde 57’sine ulaşmış durumda. Seçim öncesi asgari ücrete 3-4 kez enflasyon iyileştirmesi yapacağız diyenler 1 yıl zam yapmadı. 17 bin lira, yıl sonunda 10 bin liraya düşmüş olacak. 11 aydır zam yapmıyorsun, enflasyon düşüyor mu? Asgari ücrete yapılacak zam enflasyonu binde 0.7 etkiliyor. ‘Enflasyonu artırır’ demek kandırmacadan ibaret. Emekçiye kazık atmaya çalışıyorlar. Asgari ücret talebimiz 30 bunun altında biz yokuz.
Ekonomide en kötü gündeler geride kaldı dediler. Yüzde 48 enflasyon hiçbir düşme eğilimi göstermiyor. Bu gördüğünüz 200 liralık banknot. Çıktığı 1 Ocak 2009 günü Erdoğan ‘Para tıpkı bayrak gibidir’ diyordu. Çıktığı gün 132 dolar ediyordu, bugün 6 dolar etmiyor. Parayı pul ettiler.”
PİRHA- 24’üncü Evvel Temmuz Festivali’nde yapılan “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Anayasa” konulu panelde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Alevilere dönük baskılar AKP döneminde daha da arttı. 21’nci yüzyıldayız halen Adana’da, Mersin’de, Alevi evlerinin işaretlendiğini, İstanbul’da, İzmir’de evlerinin işaretlendiğine tanıklık ettik” dedi.
Samandağ Kalkındırma Derneği ile Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği’nin her yıl düzenlediği “Evvel Temmuz Festivali’nde “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Anayasa” konulu panel yapıldı. Panele Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, konuşmacı olarak katıldı.
“AKP, KRİZİN FATURASINI HALKA ÖDETİYOR”
Panelde ilk olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Evvel Temmuz Festivali’nin önemine değinerek, bir kültürel değeri koruduklarını anlattı. Hatimoğulları, dünyada 2008’den beri çok derin bir ekonomik kriz yaşadığını belirterek, “Bu ekonomik krizler aslında ekonominin krizi değil. Sanki genelin kriziymiş gibi aktarılıyor ama bu sermayenin, zengin sınıfının burjuvazinin krizi. Ve bunun faturası işçiler, emekçilere yani dünyadaki en yoksullar, en geniş kitlelere kesiliyor. Bugün Türkiye’de de AKP bu yaşanan ekonomik krizin faturasını halka ödetiyor. Şu an gündemde olan vergi paketinde çoktan çok azdan az almayı asla akıllarına getirmiyorlar” dedi.
“AKP İSTEDİĞİ İDEOLOJİK HEGEMONYAYI KURAMIYOR”
AKP’nin toplumu istediği şekilde dizayn etmek adına baskı araçlarını devreye soktuğunu dile getiren Hatimoğulları, “Alevilere dönük baskılar AKP iktidarı döneminde daha da arttı. Aleviler bu topraklarda tarih boyunca katledildi, bu topraklarda Yavuz Sultan Selim döneminden bugüne kadar Aleviler katlediliyor. 21’nci yüzyıldayız halen Adana’da, Mersin’de, Alevi evlerinin işaretlendiğini, İstanbul’da, İzmir’de evlerinin işaretlendiğine tanıklık ettik. Erdoğan şunu söylemişti; ‘Biz evet siyaseten iktidar olduk ama kültürel, ideolojik hegomonyamızı kuramadık’ demişti. Aynen kültürel ve ideolojik hegemonyasını kuramadı. Yüzyıllık Türkiye’nin yüzyıllık tarihinde onun ideolojik olarak kendi ideolojisinin, kendi bakış açısının hükmetmesine toplum karşı çıktı. Bu toplum demokrasi mücadelesi ile yoğrularak bugüne gelmiştir. Belki devasa kazanımlar elde edemedik ama kazanımlarımızı da asla küçümsemiyoruz. 100 yıllık boyunca işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin, halkların, kazanımlarını asla küçümsemiyor ve önemli buluyoruz. Bu kazanımların neticesinde AKP istediği kültürel, ideolojik hegemonyayı kuramıyor” diye konuştu.
“ERKEN SEÇİME İHTİYAÇ VAR”
Erken seçim tartışmalarına işaret eden Hatimoğulları, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün demokratik mücadele dışında bir seçeneğimiz yok. Seçimler tek başına çözüm değildir. Elbette Türkiye’de bir erken seçim gündemdedir. Bizler de DEM Parti olarak bir erken seçime ihtiyaç olduğunu ifade ettik, bunun farkındayız. Ancak şunun altını çizmek isteriz. Sakın ola toplumdaki direniş hattını, muhalefetin alanlara çıkmasını engelleyecek seçim vaatleriyle insanları evlerinde oturmaya yöneltmeyelim.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, cumhuriyeti demokratikleştirmek için yüzyıllık geleneksel ezberlerimizi bozmanın tam zamanı. Biz gerçekten demokrasi istemeliyiz ve Türkiye’nin asli sorunlarını masaya yatırmalıyız. Türkiye’de yaşanan sorunların etrafında dolanarak demokrasicilik oynayarak değil, yüzyıldır ödenen bedeller ve şimdi AKP’nin ülkeyi getirdiği Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu getirdiği seviyeyi göz önünde bulundurarak acilen yapmamız gereken Demokratik Cumhuriyet programı etrafında muhalefetin birleşmesidir. Nedir Demokratik Cumhuriyetten kastımız? Güçlü, katılımcı bir demokrasi. Bundan kastımız nedir? Güçlendirilmiş yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler daha yetkili daha güçlü olmalıdır. Bugün merkezi hükümete bu kadar el avuç açmış yerel yönetimler ne yapabilir ki? Zaten birçok sınırları çizilmiş yerel yönetimlerin.”
Bununla da kalınmadığı gibi HDP belediyelerine, şimdi de DEM Parti’nin Hakkari’de kazandığı belediyeye kayyım atandı. Kayyım atamak demek Türkiye’de erken dönemde kazanılmış olan anayasal hakkımız olan Kürt Türk Arap Fars Çerkes Ermeni ayırmadan, her yurttaşımızın eşit yurttaş hakkı temelinde seçme ve seçilme hakkına sahip olduğunu anayasa yazar mı, yazar. Siz seçilmişin yerine kalkıp siyasi olarak elini bükemediğin bir partiye diz çöktürmek için bir kayyım atıyorsanız, bu yurttaşın seçme ve seçilme hakkını elinden almak demektir. Bizler atanmış vali ve kaymakamlarla değil seçilmişlerle yönetilmek istiyoruz. Anayasada ve yasalarda yazanlar yerine getirilmelidir ve yerel yönetimler güçlendirilmelidir. Demokratik cumhuriyetin yollarından biri buradan geçer.”
“DEMOKRATİK ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR”
“Artık bu kadar acı çekmemiz bu kadar anti demokratik uygulamalarla karşı karşıya kalmamız 21’inci yüzyılda hiçbir hakkımızın hukukumuzun yurttaş olarak sözümüzün olmadığı bir yerde artık bu ülkeyi bize dar etmiş olan bu anlayışlara karşı cumhuriyeti demokratikleştirmek dışında bir seçeneğimiz yok. Bütün farklı kesimlerle sadece siyasi partilerle değil toplumun bütün kesimler ile yerelden merkeze kadar bütün toplumun katılımcı olduğu bir demokratik anayasa yapım sürecine ihtiyacımız var bunu her fırsatta ve yerde söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Mutlaka güzel günler göreceğiz, mutlaka başaracağız, mutlaka başaracağız.”
“AKP’DE İKTİDARDAN GİTME KORKUSU VAR”
Panelde son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut konuştu. Yeni Anayasa tartışmasına değinen Bulut, Anayasa’nın bir siyasi tercih ile yapılamayacağını, Anayasa’nın toplumsal bir uzlaşı olduğunu vurguladı.
AKP’nin Anayasa’yı “bir sis” amaçlı olarak kullandığını belirten Bulut, iktidarın; bir kayyum ataması söz konusunda olduğunda ya da köşeye sıkıştığında; hem “Yeni Anayasa ve Demokratik Anayasa” deyip, yeni Anayasa’nın içeriğine ve toplumun ihtiyaçlarına ilişkin tek kelime etmediğine işaret etti.
Bulut, “Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile bu ülkenin tüm genleriyle oynandı. Valiler parti il başkanı haline geldi. Yargı, siyasi iktidarın etkisi altında. Yani Cumhurbaşkanı heyetiyle tümüyle kendisine paralel bir yapı oluşturmuş durumda” şeklinde konuştu.
Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile demokratik bir Anayasa yapma şanslarının olmadığını söyleyen Bulut, “Anayasa sadece hukuku, adaleti getirmiyor. Aynı zamanda toplumun gelir adaletini de sağlayacak” ifadelerini kullandı.
PİRHA- CHP lideri Özgür Özel, Erdoğan ve Bahçeli’ye tepki gösterdi. “3 harfleri var, DEM, DEM, DEM. Dem diyerek enflasyonu unutturmanın, zamları gizlemenin, seçimi kazanmanın hesabını yapıyorlar” dedi.
CHP GenelBaşkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli ve Erdoğan’ın kendisiyle ilgili açıklamalarına yanıt veren Özel, “Bu Meclis’te iki tane promter kullanılıyor. İkisinin kablosunu takip edin saraydaki bir odaya çıkıyor” diye belirtti. Erdoğan’ın 2002 seçimleri öncesinde yaptığı çay-simit hesabını da hatırlatan Özel, Erdoğan’a “Senin hiç utanman yok mu” dedi.
DEM Parti ile ilgili kendisine yöneltilen eleştiriler hakkında ise Özel “3 harfleri var, DEM, DEM, DEM. Dem diyerek enflasyonu unutturmanın, zamları gizlemenin, seçimi kazanmanın hesabını yapıyorlar” dedi.
6 Şubat depreminin yıl dönümünde grup olarak deprem bölgesinde olacaklarını açıklayan Özel, deprem bölgesinde verilen sözlerin sadece yüzde 7’sinin yerine getirildiğini dile getirdi.
Dün açıklanan İzmir listesi hakkında ise Özgür Özel “Değişim isteyenler İzmir listesine baksın” dedi.
‘BU MECLİS’TE 2 KİŞİ PROMTER KULLANIYOR’
Özgür Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:
“Birileri bir yandan siyaseti kutuplaştırmanın, bize hakaret ederek siyasetin gerginleşmesinin ve esas meselelerin konuşulmasını engellemeye çalışıyor.
Bunu Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından Devlet Bahçeli’nin bugünkü konuşmasından görüyorsunuz. Bu kadar hakaret olunca o hakaretlerin bir vazife olarak yerine getirildiği çok belli. Bu Meclis’te iki tane promter kullanılıyor. İkisinin kablosunu takip edin saraydaki bir odaya çıkıyor. Biz onların seviyesine inecek değiliz.
“SARAYDA 27 SANİYEDE BİR EMEKLİ MAAŞI HARCANIYOR”
Bizim derdimiz emeklinin aylığı, yoksulların mutfağındaki tencere, pazardaki marketteki mutfaktaki yangın, asgari ücretlinin geçim seviyesi. TÜİK’in rakamları doğru değil ama o rakamlarla bile durumun ne kadar içler acısı olduğunu görmek gerekiyor.
Bizim emekli maaşlarıyla ilgili teklifimiz en az asgari ücret olmasıydı. Onlar 10 bin lira yapmak istiyorlar. Biz 17 bin liraya el kaldırdık. Onlar red oyu verdiler. Milletimiz görüyor. Bu gayret sandığın başına gidince karşılığını bulacak.
Toplumun büyük çoğunluğu yoksullaşmaya devam ederken sarayda işler yolunda. Sarayın bir günlük maliyeti 33.6 milyon TL. Saray 1 dakikada 23 bin TL harcıyor. Sarayda 27 saniyede bir emekli maaşı harcanıyor.
“VERGİDE ADALET İSTİYORUZ”
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu burada. DİSK ‘vergide adalet’ diyerek yürüdü. Bugün asgari ücretten vergi alınmıyor ama asgari ücret vergi hesabına katılıyor. Emekçi ocak ayında aldığı maaşı kaybediyor. Bunu Meclis gündemine sunduk. DİSK’in bu talebini hep birlikte sahipleniyoruz; vergide adalet istiyoruz.
“SENDE HİÇ UTANMA YOK MU?”
Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken dedi ki benim hesabın simit çay hesabı. Yazıklar olsun dedi oy istedi. Bugün Ankara’da 1 simit 10 TL. 1 Nisan’da yine 15 TL olacak. Çay da 15 TL. Bir çay, 1 simit 25 TL. Aile 5 kişi, 30 günde 11 bin 250 TL, emekli maaşı 10 bin TL. Hani diyordun ya Ecevit’e, eyy Recep Tayyip Erdoğan sende hiç utanma yok mu?
Seçimden bu yana benzin 40 TL’ye çıktı, mazot 18’den 42 TL’ye çıktı. Yetkiyi verin kardeşinize diyen Recep Tayyip Erdoğan aldığı yetkiyle bunu yaptı. Bu sabah Devlet Bahçeli dün akşam Erdoğan… 3 harfleri var, DEM, DEM, DEM. Dem diyerek enflasyonu unutturmanın, zamları gizlemenin, seçimi kazanmanın hesabını yapıyorlar.
Her siyasi partiyle ne kadar ilişkimiz varda DEM Parti ile de o kadar ilişkimiz var. İçtiğimiz bir bardak demli çay. Mecliste oturup aynı masada yemek yerler, şakalaşırlar kamera önüne çıkınca sahtekarlığa başlarlar.
Bahçeli DEM diyor, Tayyip Bey zam yapıyor. Sayın Bahçeli milletin derdi DEM değil, zam.
“DEPREM BÖLGESİNDE OLACAĞIZ”
Haftaya bu salon boş olacak. Haftaya 6 Şubat. Biz 50 bin 783 vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremin yıl dönümünde bütün grup olarak deprem bölgesinde olacağız. Bir kez daha hayatını kaybeden bütün Allah’tan rahmet yaralılara şifa diliyoruz.
Bu deprem 3 trilyon dolar vergi toplayan bir iktidarın 21 yılında yaşandı. Ülkeyi tek başına yöneten yani mazereti olmayan imkanları tam olan bir iktidar döneminde yaşandı. Kendisinden önceki dönemi depreme hazırlık yapmadılar diye eleştiren 8 kere imar affı çıkarıp 26 milyar gelir elde eden ama depreme dayanıklı kentler yaratmak için değil kendi iktidarı için kullanan bir iktidar döneminde yaşandı.
Bunun bir daha yaşanacağını biliyoruz ama afete karşı dirençli kentler yaratmak iktidar partisinin görevidir. Biz o süreçte depreme hiç hazırlık olmadığını gördük. İlk 1 hafta içinde inanılmaz bir koordinasyonsuzluk gördük. İlk 1 saat içinde inanılmaz bir kibir ve korku gördük. Belediyelerden gelen yardımlarda muhalefet partilerinin engellendiğini, dışarıda bekletildiğini gördük. Darbe paranoyasıyla koca orduyu içeride tutup 10 binlerce canın enkaz altında öldürüldüğünü gördük. Bunları hatırlatmakta fayda var. Ecevit hükümetine 3 gün oldu çadır dağıtmıyorsun diyenlerin Hatay’da 35. gün çadır dağıtamadığını gördük. Kendi imtihanlarıyla sınandılar ama en ağır bedelini yoksullar ödedi.
“ERDOĞAN BELEDİYECİLİĞİ 2 KAT PARAYLA YARI YARIYA İŞ YAPIYOR”
Yerel seçimlere gidiyoruz. 25 yıl şehirlerimizi kötü yönettiler. Buna karşı 2019 yılında artık canına tak edenler İstanbullular dur dedi. Ankara’yı parsel parsel satan dinozor ticaretinden yolunu bulan anlayışa Ankara dur dedi. 11 şehirde israfa kent suçlarına dur dediler. O günden beri CHP ve Millet İttifakı hatta Türkiye ittifakı tarafından seçilmiş belediye başkanlarımız namusluca yönetiyorlar.
İstanbul’u Erdoğan belediyeciliği yönetirse 2 kat fazla parayla yarı yarıya iş yapıyor Arada 4 kat fark var. Meydan okuyoruz. Eskiden yağmur yağar Üsküdar göl olurdu. Pandemide İstanbul’da görülmemiş altyapı çalışması yapıyoruz dediler. Şimdi o kentlere geri dönmek istiyorlar. Haramilerin saltanatını yıktık ya şimdi haramiler geri dönelim mi diyorlar. Bütün elimizdeki büyük şehirlere söylüyoruz elinizdekine çalışkan belediye başkanlarına sahip çıkın.
Biz bütün vatandaşlarımızı Beşiktaş’ta, Karşıkaya’da, Nilüfer’de ağırlayamayız ama bütün vatandaşlarımız kendi şehirlerine çalışkan CHP belediyelerini getirebilirler.
“DEĞİŞİM İSTEYEN İZMİR’E BAKSIN”
Kadınların başının üzerinde camdan tavan var. Gençler ve kadınların iddialarının arkasında ben varım. Belediye Meclislerinde kota koyduk, ama pencere sistemini de hayata geçirdik. Kadınlara aday olun arkanızda biz varın dedik. Değişim nasıl olacak diyenlere dün açıklanan İzmir listesine baksın değişim orada. Yaş ortalaması 46, 12’si 40 yaş altında. 9’u kadın. İzmir’in en büyük ilçelerine kadın aday koyduk. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Karşıyaka’da 5 yıl görev yapan Cemil Tugay’ı görevlendirdik hayırlı uğurlu olsun.
“SİZ SARAY İTTİFAKISINIZ”
Siz saray, rant, çıkar ittifakısınız, biz Türkiye ittifakıyız. Türkiye ittifakı 31 Mart seçimlerini kazanacak.
PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin mafya merkezi olduğunu belirterek, “Türkiye kirlilikten, rüşvetten, uyuşturucudan kurtulmak zorunda. Balkan, Kafkas mafyası Türkiye’de at koşturuyor. Uyuşturucu yüzünden birbirleriyle rekabet ediyorlar. Daha çok kara para demek, daha çok uyuşturucu demektir. Daha çok uyuşturucu ise karnını doyurmaya tavuk döner alamayan gençlerimizin met denilen zehirlerin pençesine düşmesi demek” ifadelerini kullandı.
Partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uyuşturucu sorunu üzerinden bir kez daha İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya seslenirken; “Soylu’nun itirafına teşekkür ederim, “Haftada 5 bin uyuşturucu satıcısı yakalanıyor” diyor. Burası Kolombiya mı, Narcos’un dizisini mi, filmini mi izliyoruz? Ayda 20 bin, yılda 260 bin eder. Bir de yakalanmayanlar 1 milyon eder. Kendileri itiraf ediyorlar ama bana kızıyorlar” dedi.
“BU MALI GÖTÜRME SANATININ HİKAYESİDİR”
CHP lider Kılıçdaroğlu‘nun konuşmasından öne çıkan satırbaşları şöyle:
“Türkiye, bir yol ayrımına doğru gidiyor. İçinde bulunduğumuz olumsuz tabloyu düzeltmek için birlikte Türkiye’yi dönüştürmek için mücadele ediyoruz. o nedenle bütün arkadaşlarımın dikkatle dinlemesini isterim, size bugün hazin bir hikâye anlatacağım. Bu hikâye, kupon arazileri satarken bana soracaksınız diyen bir kişinin koskoca ülkeyi uçurumun kenarına sürüklediği hikayesidir, bu hikâye yolsuzluklar, kamu ihalelerinde çevrilen ayak oyunları, kentleri beton ormanına dönüştürülmesi, israf; elbette bu hikâyenin içinde çeteler var. Bu hikaye ‘kupon arazileri satarken bana soracaksınız’ diyen bir kişinin, koskoca ülkeyi uçurumun kenarına sürüklediğinin hikayesidir. Bu malı götürme sanatının hikayesidir.
Kamu ihalelerindeki ayak oyunları, kentlerin yağmalanması, israf ve çeteler var. Bir ülkede iktidar kendi çıkardığı kanunda 191 değişikliği niçin yapar? Kanunda yapılıyor, genelgelerde, tebliğlerde yapılıyor. Bu kanunla uğraşmanın temel sebebi ne? Temel sebebi servet transferini gerçekleştirmek. Milyonlardan alıp bir avuç kişiye vermek. Bu Türkiye’nin geldiği açmazın birinci aşamasıdır. Bunu Robin Hood taktiğiyle yapıyorlar. Yapılan alt gelir gruplarından üst gelir gruplarına servet transferidir. Açıkça söylüyorum hırsıza, yolsuza servet aktarılmıştır. Kupon arazilerle, imara açılan yeşil alanlarla… Bu beylere yetmiyor. Doymadıkları için yetmiyor. Değişiklikleri yaptılar, servet transferlerin yaptılar, kendi medyalarını oluşturdular. Yalan yere yemin ettiler. İnanç başta olmak üzere halkın duygularını istismar ettiler.
SOYLU’NUN İTİRAFINA TEŞEKKÜR EDERİM
Türkiye kirlilikten, rüşvetten, uyuşturucudan kurtulmak zorunda. Türkiye Cumhuriyeti gri listeye alındı. Kara paranın Türkiye’de aklandığını Mısır’daki sağır sultan bile duydu. Kirli paradan, uyuşturucu parasından medet umanlardan uzak durun. Evlatlarınızı, ülkenizi, komşunuzu, çevreyi seviyorsanız uzak durun. Bay Kemal 85 milyonun hakkını ve hukukunu koruyacaktır.
Soylu’nun itirafına teşekkür ederim. “Haftada 5 bin uyuşturucu satıcısı yakalanıyor” diyor. Burası Kolombiya mı, Narcos’un dizisini mi, filmini mi izliyoruz? Ayda 20 bin, yılda 260 bin eder. Bir de yakalanmayanlar 1 milyon eder. Kendileri itiraf ediyorlar ama bana kızıyorlar. Neden? Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar diyorlar. Dava açıyorlar, sanıyorlar ki Bay Kemal geri adım atacak. Hiç kimse endişe etmesin Bay Kemal 10’uncu köye gidecek, yine de halkın çıkarını sağlayacaktır. Şimdi soruyorum; bu uyuşturu baronlarının onların maşalarının ülkemizde işi ne? Sokaklarımız bu kadar mı güvensiz? Korkmuyorlar, çekinmiyorlar, hesaplaşıyor, birbirlerini öldürüyorlar. Gençlerimiz bu kadar mı tehlike altında? Sesiniz kesiliyor, itiraf ediyorsunuz.
Balkan, Kafkas mafyası Türkiye’de at koşturuyor. Uyuşturucu yüzünden birbirleriyle rekabet ediyorlar. Daha çok kara para demek daha çok uyuşturucu demektir. Daha çok uyuşturucu ise karnını doyurmaya tavuk döner alamayan gençlerimizin met denilen zehirlerin pençesine düşmesi demek. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2020 yılında uyuşturucu dosya sayısı 314 bin 466, 2021 yılında 422 bin 479’a çıkmış. Bunlar yakalananlar. Geçen hafta Emniyet Genel Müdürlüğü’nün raporunu açıklamıştım. Bu raporları bizim okumadığımızı sanıyorlar. Biz devleti sizden çok daha iyi biliriz. Devletin saygınlığını koruyoruz biz. Devletimizi yüceltiriz. Siz devleti çürüttünüz. Tuz koktu, su çürüdü. Geldiğimiz yer bu nokta.
İMAMOĞLU’NU KİMSEYE YEDİRTMEYİZ
Cumhuriyetten intikam almayı da söylemeyi ihmal etmiyorlar. Bir yüzey var yüzeyin altında sığ alanda biriken pislik var. Yozlaşmanın merkezi saraydır. Bu devletin namuslu polisleri, güvenlik güçleri var. Devleti sahipsiz kılmak istiyorlar. Benimle anlaşmayı denediler duvara tosladılar. Kılıçdaroğlu’nun önünde sizin geçemeyeceğiniz duvarlar var. Halkın duvarıdır onlar. İkinci adımı attılar baktılar. Bunlara sesleneyim, cumhurbaşkanı adayını taşeron sermayedarlar değil altı namuslu lider belirleyecek. İlk seçimlerde tabloyu ters yüz edeceğiz. Önemli soru, sistemdeki çürüklüğü nasıl temizleriz? Bana dava açıyorlar.
Polisler canım ciğerim. Onlar Bay Kemal’in ne olduğunu biliyorlar. Onlara robot muamelesi yapanın kim olduğunu biliyorlar. Kimse endişe etmesin. Polislerimizi intihara sürükleyen kirli yapı şimdi İBB Başkanımızı siyasi yasaklı yapmaya çalışıyor. Ekrem İmamoğlu büyük lokmadır. Boğazınıza takılır ve kalır. İmamoğlu’nu kimseye yedirtmeyiz.
Ayağa kalk CHP, ayağa kalk Türkiyem. Nefsine hâkim olanların iktidarı geliyor. Nefsine hâkim olmayan hiç kimseyi yanımda tutmayacağım. İsterse 40 yıllık arkadaşım olsun! Bay Kemal’in yanında kula kulluk edenler asla yer almayacak, dalkavuklar olmayacak, Bay Kemal’in yanında sizler olacaksınız, vatanseverler olacak, durma CHP, korkma ve kaygılanma, bedeli ne olursa olsun, ne pahasına olursa olsun mutlaka ama mutlaka kazanacağız.”
PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahı’nda yaptığı açıklamalar muhalefetin de gündeminde. CHP, DEVA ve Saadet Partisi cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesinin bir sorun olduğunu belirttiler. Her üç parti temsilcileri de cemevlerini Alevi toplumu nasıl tanımlıyorsa öyle tanımlanması gerektiğinin altını çizerek, AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini kaydettiler.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim Cuma günü İstanbul’da 700 yıllık Şahkulu Dergahı’na gitti. Alevilerin sorunlarına ilişkin çözümlerini açıklayacağını müjdeleyen Erdoğan cemevlerinin Kültür Bakanlığına bağlı “Alevi Bektaşi kültür ve cemevi başkanlığı” altında faaliyet yürüten “kültür evi”, “dayanışma merkezi” olacağını belirtti.
Başta Alevi kurumları olmak üzere pek çok kesimden de AKP’nin bu projesine tepki geldi. Henüz siyasi ittifaklar açıklama yapmasa da bileşenleri ayrı ayrı “cemevlerinin ibadethane statüsü teslim edilmelidir” vurgusunu yapıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, “20 yıldır Alevi toplumunun taleplerini görmeyen Erdoğan anketleri gördükçe bu defa Alevi açılımı yaparak oy alma ve toplumu kandırma peşindedir” dedi.
Cemevlerinin statüsünün ise tartışılamayacağını söyleyen Öztunç, partisinin meclisindeki kararın altını çizdi ve “Cemevi ibadethanedir. Nokta. Kültür merkezi deyip dedelere maaş bağlayıp dedeleri satın almak isteyecek. Hiçbir Alevi dedesi kendini satmaz, buradan belli ki o Alevileri de tanımıyor” şeklinde konuştu.
Öztunç, Erdoğan’ın, çevresindeki kendisine Alevi diyenlere bakarak bu kararı almasının karşılıksız kalacağını düşünüyor.
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin ise, Erdoğan ve ekibinin Alevilerin ibadethane sorununu bir biçimi ile tanımasını kıymetli buluyor ancak sorunun çözüm yolunu onaylamıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının esas alınması gerektiğini ve doğuştan gelen hakların lütuf şeklinde tanınmasını doğru bulmayan Şahin, “Alevilerin sorunları Alevilerle muhatap olunarak çözülebilir. Onların olmadığı bir masada bu sorun çözülemez. Alevilerin olmadığı bir masada karar alınmış. Atılan adım, sorunun tanınması kıymetli ancak cemevini kültür merkezi olarak tanımak hadiseyi hafife almaktır. Kesinlikle ibadethanedir. Bu bizim vereceğimiz lütuf değil. Doğuştan insan hakkıdır. AİHM kararlarında da görülmektedir” dedi. Altılı masanın da partisinin de fikirlerinin bu yönde olduğunu belirtti.
BİROL AYDIN: CEMEVLERİNİ ALEVİ TOPLUMU NASIL KABUL EDİYORSA ÖYLE TANIMLAMAK DURUMUNDAYIZ
Saadet Partisi Parti Sözcüsü Birol Aydın da cemevinin ibadethane olduğunu “Toplumsal çevrelerle ilgili bir tanımlama yapmasını doğru bulmayız. Aleviler kendilerini nasıl tanımlıyorsa öyle kabul etmemiz gerekir” dedi.
Hükümetin veya devletin cami ya da cemevi yapmış olmasını alkışlanacak bir durum olarak görmeyen Aydın, devletin yurttaşlarına kolaylık sağlamasının görevi olduğunu hatırlattı. Parti sözcüsü Aydın, son olarak “Cemevlerini Alevi toplumu nasıl kabul ediyorsa öyle tanımlamak durumundayız. Eşit yurttaşlık uygulamasında büyük aksaklıklar ve sorun var” dedi.
PİRHA-Partisinin meclis grup toplantısında AKP iktidarının ekonomi politikasını eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise Saray’ında keyif içinde yaşıyor. Saray’da herkesin karnı tok. Saray’dakilerin çocukları milyon dolarları transfer etmeyle uğraşıyorlar” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair konuştu. AKP iktidarının ekonomi politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise Saray’ında keyif içinde yaşıyor. Saray’da herkesin karnı tok. Saray’dakilerin çocukları milyon dolarları transfer etmeyle uğraşıyorlar. Türkiye’den ABD’ye nasıl milyon dolarları transfer ederiz, nasıl gökdelenleri yaparız, öğrenci yurdu adı altında. Zalim, fukaranın halinden anlamaz, zulmeder. Geldiğimiz nokta bu” diye konuştu.
“ERDOĞAN BİR KÜFÜRBAZDIR”
Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi direnişine katılanlar için kullandığı “sürtük” ifadesine de değinerek; şunları söyledi:
“Erdoğan bir küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya işi, milletimizin dilinden konuşuyorum diyor. Milletimize de iftira atıyor. Bu millet asil bir millettir, ferasetli bir millettir, zulmün karşısında duran millettir. Milli bağımsızlık mücadelesi veren bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. O küfrü burada tabii doğal olarak söyleyemeyeceğiz, buna terbiyem de izin vermez, sizler de zaten doğru bulmazsınız. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz.
Bugün bunu söyleyen emin olun yarın size dönecek, hayat tarzınız üzerinden size küfredecektir. Yarın bu hakaretler emin ol bir süre sonra sana dönecek. Çünkü radikaller Erdoğan’ı tehdit edip, kadın haklarını gasp etmenin zevkini bir kez aldılar. Erdoğan’a azıcık baskı kurdular ve hemen geri adım attı ve İstanbul Sözleşmesi’ni geri çekti. Yarın sana bambaşka yasaklar getirecekler. Onun için dur dememiz lazım, birlikte dur dememiz lazım. Yine söylüyorum, bize katılın, hakkınızı teslim alın. CHP eski CHP değildir, CHP özgürlükçüdür, siz de eski siz değilsiniz artık aynı değerleri savunuyoruz. Beraberiz birlikteyiz.”
“Adalet Yürüyüşü yaptık, adaletsizliğe artık tahammül edemiyorum. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmamız gerekiyor. Hiçbir suçu günahı olmadığı halde hapishanelerde sürünenlerin hakkını savunmamız gerekiyor. Adalet Yürüyüşü bizim tarihimizde değil, dünya siyaset tarihinde önemli bir yerde. Bu ülkenin adaletsizliğe tahammülü yok. İnsanların inançları farklı olabilir, kimlikleri farklı olabilir, ne istiyorsunuz? Saraylarınızda oturuyorsunuz, keyfiniz yerinde, ne yapıyorsunuz siz Allah aşkına.
Hakkı savunmak bile suç olmaya başladı. Anneler, babaları hapiste. O çocukların haklarını savunmak suç oldu. Şenyaşar ailesinin hakkını hukukunu savunmak suç oldu. Böyle bir Türkiye’ye layık mıyız biz. Memlekette adalet olsun istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz. O yürüyüş bir başlangıçtı, bitmiş değil sürdürüyoruz. Milletin desteğini ala ala sürdürüyoruz. O yürüyüş altılı masayı birleştirdi. O yürüyüş sonucunda büyük kentler CHP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. En son kişi adaletsizlikten şikayet edinceye kadar devam edecek.
“BU HAKSIZLIK YETER DİYORSANIZ BİZE KATILIN”
Adaletsizlikler büyük boyutlara ulaştı. Günlük sıradan sorunlarımızı göremez hale geldik. Bütün vatandaşlarıma seslenmek istiyorum, ben size bize katılın derken, bu iki kelimenin sıradan olmadığını, bu davetin de sıradan bir davet olmadığını bilmenizi isterim. Adalet istiyorsanız bize katılın. Beraber, huzur içinde yaşayalım diyorsanız bize katılın. Temiz siyaset istiyorsanız bize katılın. Siyasetin kimlikten arınmasını istiyorsanız bize katılın. Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün lütfen. Olay bir parti olayı olmayı çoktan aştı. Olay bir Türkiye geleceği olayıdır, evlatlarımızın geleceği olayıdır. TÜİK’e talimat veriyorsun enflasyonu düşük göster diye. Milyonlarca emekli, dul, yetim düşük maaş alıyor. Dul ve yetime ne veriyorsun zaten ya, ona bile göz dikiyorsun. Enflasyonda biraz daha ezilsin diye. Öbür tarafta, Avrupa’daki, ABD’deki enflasyonu gözlüyorsun. Bu haksızlık, yeter artık diyorsanız bize katılın. Adaleti sağlamak istiyoruz.”
“GAZETECİLERDEN NE İSTİYORSUNUZ?”
Kılıçdaroğlu medya üzerindeki baskılara ilişkin ise “Gazetecilerden ne istiyorsunuz. Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa o da medya özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteci içeride, neden? Evrensel gazetesine bin gündür ilan vermiyor Basın İlan Kurumu. Basın İlan Kurumu’nu basın infaz kurumuna çevirdiler. Niye vermiyorsun kardeşim? Birlikte hareket etmemiz lazım. Beraber mücadele etmemiz lazım. Sandığa gittiğimiz zaman ona göre oy kullanmalıyız” ifadelerini kullandı.
“BİZİ SAMİMİ OLARAK ELEŞTİRENLERE SAYGILIYIZ”
Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Son zamanlarda bazı kişiler türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı formatında önümüze çıkıyorlar. Kelle koltukta muhalefet yapan bana muhalefet nasıl yapılır öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi bize verenler şunu unutmasınlar. Biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Kalemini dahi oynatmayan, yazı dahi yazmayan adam bize kalkmış muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi halkımız için sonuna kadar yapacağız.
Beni gerçekten samimi olarak eleştirenler var. Onlara saygı duydum. Birilerinin gemilerine, yatlarına kendilerini atmadılar. İşlerini kaybedenler oldu, kalemlerini satmadılar. Biz, bizi samimi olarak eleştiren bütün yazarlara, çizerlere saygılıyız. Kalemini satıp bize ders verenlere ‘dur’ diyeceğiz.”
PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeniden Cumhurbaşkanı olmak üzere adaylığını açıkladı. CHP, HDP, DEVA, EMEP ve Sol Parti, “Son kez aday olacak” vurgusunda bulundular. Peki muhalefet cumhurbaşkanı adayını ne zaman açıklayacak?
Uzun zamandır 2023 Haziran Genel Seçimi’nde ittifakların kimi aday göstereceği tartışılıyordu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kızılcahamam’da partililerle yaptığı kampta cumhurbaşkanlığı seçimini hatırlatıp, “Bizim cumhurbaşkanı adayımız nettir, o da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” demişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İzmir’de gündeme dair konuşurken adaylığını ilan etti. Erdoğan, “Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan.” dedi.
Konuya ilişkin ayrı ayrı muhalefet partilerinin yönetimindeki isimler ile konuştuk.
Erdoğan’ın kendi adaylığını ilan etmesi muhalefeti şaşırtmadı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Erdoğan dışında birinin adaylığını öncesinden de beklemediklerini söyledi. Sebebinin ise; AKP’nin MYK’sından kabinesine kadar Erdoğan dışında kimsenin konuşamadığını ve herkesin işlevsiz kaldığını sonuç olarak orada da tek adam olduğunu belirtti.
“Baştan beri Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkmamızın sebebi buydu. O bir tek şahıs. Ülkeyi de partisini de böyle yönetmek istiyor” diyen Hatimoğulları, bu açıklamayı aynı zamanda muhalefetin bütününe bir meydan okuma olarak yorumladı.
“ERDOĞAN’IN MUHTEŞEM FİNALİ OLACAK”
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcı ve Parti Sözcüsü İdris Şahin, Erdoğan için, “Ömrünün sonuna kadar o koltukta kalmak için mücadele edeceğini gayet iyi biliyoruz. O yüzden normal sandık sonuçları aleyhinde olmadığı müddetçe kendi iradesiyle aday olmama gibi bir durum asla olmaz” dedi. Şahin, 2014 yılındaki ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminin “Erdoğan’ın muhteşem finali” olabileceğini ancak onun bu sonu seçtiğini belirtti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da, “İsmi Türkiye ekonomisini çökertmekle, yoksullukla anılan bir kişinin aday olması bizim işimize gelir.” dedi.
Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise, yüksek enflasyon ve durdurulamayan faizlere dikkat çekti. Başka bir ismin çıkabileceğini düşünmediğini belirten Akdeniz, “Bu çöküş tablosunda tek isim Erdoğan olabilirdi zaten. Yine de Erdoğan’ın adaylığı iktidar bloğuna kazanma garantisi vermeyecektir” dedi.
Cumhur İttifakı’nın kazanamayacağını ittifakın kendisinin de düşündüğünü belirten Akdeniz, bunun göstergesinin de ilk olarak seçim yasasını değiştirmeleri olduğunu hatırlattı. Akdeniz, “Erdoğan tek başına kazanabilecek olsaydı bunu yapmazlardı. İkincisi, sürekli muhalefeti hedef tahtasına koymazlardı. Üçüncüsü de OHAL koşulları yaratıp seçime gitmezlerdi.” dedi.
Sol Parti Parti Meclis üyesi Alper Taş da, Erdoğan’ın siyasi kariyerini böylelikle mağlubiyet ile kapatacağını söyledi.
ÜÇÜNCÜ DEFA CUMHURBAŞKANI OLABİLİR Mİ?
Erdoğan kanunda açıkça belirtildiği üzere üçüncü defa cumhurbaşkanı olamaz. Bundan ötürü, aday da olmaması gerekirdi. Kanunun içeriğinde buna istisna tanıyan noktalar var ki biri meclisin çoğunluğunda erken seçimin çıkmasıdır. Ankara kulisleri erken seçimi konuşuyor. Sorularımızı yanıtlayan siyasiler Erdoğan’ın bu seçeneği kullanacağını böylelikle Kasım’da erken seçime gidileceğini düşünüyorlar. Kaldı ki siyasilerin ortaklaştığı noktalardan biri de Erdoğan’ın kanunları tanımadığı oldu.
Alper Taş, erken seçim olmadığı durumda “yeni sistemde ikinci defa cumhurbaşkanı olabilir” şeklinde kanunu yorumlayacaklarını düşünüyor. Zaten adaylığına değil siyaseten kazanmamasına karşılık verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ercüment Akdeniz ise, iktidarı ‘yargı tanımaz tek adam rejimi’ olarak nitelendirerek, “Gezi Davası’nda beraat edenleri yeniden yargılatan ve ağır cezalar veren bir atmosferdeyiz. Bununla daha öncesinde 2 milyon oyu mühürsüz olmasına rağmen sayan, 7 Haziran’da kaybedip iktidarı bırakmamış, ülkeyi kanlı bir kaosa sürükleyen siyasal yapı var. Dolayısıyla yasanın tanınmasını beklememek gerekir” şeklinde konuştu. Akdeniz, erken seçimin garanti olmadığını söyledi.
“GÜNDEMİ ERDOĞAN DEĞİL BİZ BELİRLERİZ”
Akdeniz, esas olanın isimden önce nasıl bir program ile gidileceğini söyledi. Bu kapsamda partisi ve ilişkide oldukları hareketlerle bu konuda çalışıldığını aktardı. EMEP Genel Başkanı, “Tek adamın gitmesine ve rejiminin yıkılmasını hedef alan bir seçim platformu ile olmaz. Yerine ne geleceğini de konuşmak gerekir. Kürt sorununun çözümü ve inançların dışlanmadığı bir program üzerine çalışıyoruz.” dedi. Bu arada, HDP’nin ve oluşturulmaya çalışılan birliğin henüz kendi adayını açıklayıp açıklamayacağı belli değil. HDP Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, “Biz adayın şahsından ziyade hangi ilkeler etrafında cumhurbaşkanlığı düşünüldüğüne bakarız. Yeni cumhurbaşkanının ilkeleri ile ilgileniyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile mücadelede yetkilerini kullanacak mı? İsim üzerinden yapılacak tartışma asıl tartışılması gerekenleri gözden kaçırtabilir.” dedi.
Hatimoğulları da Cumhur ittifakı’nın “Biz açıkladık, Millet ittifakı da açıklasın” diyeceğini düşünüyor.
Bahçeli de geçtiğimiz aylarda TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşurken “Adayınızı açıklayın, boyunuzun ölçüsünü alalım” demişti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcı ve Parti Sözcüsü İdris Şahin, “6’lı masa, Erdoğan, adayınızı açıklayın, dedi diye hamle yapmaz. Biz kendi programımızı biliyoruz. Seçim günü açıklansın, 48 saat içerisinde adayımızı açıklarız.” dedi. Ancak tabandan ya da basınç yapmaya çalışabilecek kesimlerden eğer “Cumhur ittifakı açıkladı, siz de açıklayın” ısrarı gelirse cevaplarının net olduğunu söyledi ve “Biz Cumhur İttifakı’nın kuyruğuna takılmayacak kadar güçlüyüz.” şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da aynı vurgularla seçim günü açıklanana kadar buna ihtiyaç duymadıklarını belirtti.
Tülay Hatimoğulları da, Erdoğan’ın seçim öncesi 6’lı masanın adayını öğrenip o isme kaybettirmenin yol haritasını bulmak için de bunu yapabileceğini belirtiyor.
PİRHA-Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamu ihalelerini en çok alan ve muhalefetin ‘5’li çete’ olarak nitelendirdiği şirketler ile ilgili olarak mahkemenin “5’li çete” eleştirisine ihtiyati tedbir kararı almasına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu,”Bu 5 kişinin adı kamudan ihale alan en büyük 5 şirket diye dünya literatürüne girecek” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin meclis grup toplantısında gündeme ilişkin konuştu. Kamu ihalelerini en çok alan ve muhalefetin ‘5’li çete’ olarak nitelendirdiği şirketler ile ilgili olarak mahkemenin “5’li çete” eleştirisine ihtiyati tedbir kararı almasına dair Kılıçdaroğlu, “5’li çete diye eleştirdim. 5’li çetenin tahsildarlığını yapıyor diye eleştirdim. Bunun üzerine mahkemeden bir karar aldılar; ihtiyatlı konuşacakmışım, 5’li çete demeyecekmişim. Hangi mahkeme? Sarayın mahkemesi böyle bir karar vermiş. O hakime açık ve net söylüyorum; ben 5’li çete diyeceğim, bak bakalım sen ne yapacaksın! Ben hakkı hukuku savunacağım, sen 5’li çeteden yana tavır alacaksın. Ben sana hakim değil, sen de 5’li çetenin yandaşısın diyeceğim.
“BEN 5’Lİ ÇETE DİYECEĞİM, SEN NE YAPACAKSIN?”
Bal gibi 5’li çete. 18 yılda, 5 şirkete 203 milyar liralık iş verildi. Her şeylerini finanse ediyorlar. Savcılara da sesleneyim, rüşvet olaylarının üzerine neden gitmiyorsunuz? Bu 5 kişinin adı kamudan ihale alan en büyük 5 şirket diye dünya literatürüne girecek. Ben 5’li çete diyeceğim, bak bakalım sen ne yapacaksın! Ben hakkı hukuku savunacağım, sen 5’li çeteden yana tavır alacaksın. Ben sana hakim değil, sen de 5’li çetenin yandaşısın diyeceğim” dedi.
“HERKES BİLİYOR Kİ MUTFAKLARDA YANGIN VAR”
Ekonomiye de değinen Kılıçdaroğlu, “84 milyon insanın derdi var. Bir avuç kişi dertsiz ama 84 milyonun derdi var. Herkes perişan vaziyette. Ben onların sözcülüğünü yapıyorum. Çözümsüz eleştiri doğru değildir. Çözümü de söyleyeceksiniz. Çünkü sizin çözümlerinize halkta destek veriyor. Belediye başkanlarımız fedakârlıkla çalışıyorlar. Bütün engellemelere rağmen çalışıyorlar. Başarılı görevler yapıyorlar. Şikayet etmeyeceksiniz, engelleri aşacaksınız. Bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek. Herkesin güvencesi o kentin belediye başkanı olacak. Valisi, kaymakamı, cumhurbaşkanı, bakanları değil belediye başkanlarımız olacak. Çünkü az önce saydıklarımda adalet duygusu yok.
Zam haberleri tüm gazetelerde var, havuz medyasında hariç. Herkes biliyor ki mutfaklarda yangın var. İnsanlar bayrama gidip gitmemekte tereddütler. Uçağa, trene devlet desteği var, otobüse yok. Binlerce otobüs, on binlerce çalışan var. Zamlar yağmur gibi geliyor. TÜİK açıklama yaptı, ‘ÜFE yüzde 61 arttı’ diye. ENAG’a göre enflasyon yüzde 143. Enflasyon aldı gidiyor. Hükümet ‘fedakarlıkta bulunun’ diyor. Enflasyon en haksız, en acımasız vergidir. Zam artı zam artı zam eşittir Recep Tayyip Erdoğan. Ne yaptınız, Merkez Bankası’nı söğüşlediniz. 128 milyar doların nereye gittiği belli değil.
“BU İŞİN SORUMLUSU ERDOĞAN’DIR”
Bu yılın ilk 2 ayında bankaların kârı yüzde 322 artmış. Kamu bankalarının geliri yüzde 540’a ulaşmış. Demek ki faizcilere hizmet eden hükümetimiz var. Hani faize karşıydın, hani haramdı? Vatandaşın tasarruf mevduatının yüzde 64’ü dolar. İcradaki dosya sayısı 23 milyona ulaştı. Bir şeyi hiç kimse unutmasın. Zam+zam+zam=Recep Tayyip Erdoğan. Bu işin sorumlusu kim? Sarayda oturan” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu 5 Nisan Avukatlar Günü’yle ilgili olarak da “Hakim var, iddia makamı var ve savunma makamı var. Yargı bu üçlüden oluşuyor. Avukatların çok sorunları var. Yargı bağımsızlığı konusunda, çoklu baro konusunda endişe taşıyorlar. Serbest çalışan avukatlar ücretleri konusunda endişe taşıyorlar” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara geldikleri zaman yapacaklarını 7 maddede sıraladı. “İlk yapacağımız iş güveni tesis etmek. İlk bir hafta içinde, 13. Cumhurbaşkanımız makama oturduğu gün, israfla mücadele genelgesini yayınlayacaktır. Devletin bütün bilgileri vatandaş istediği zaman ulaşabilecek” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Hepimiz güzel bir Türkiye’de huzurla yaşamak isteriz” diyen Kılıçdaroğlu, “Her evde bereket olmasını isteriz. İnsanların gururla yürümesini isteriz. Türkiye’nin dünyaya örnek olan davranışlar sergilemesini isteriz. Ülkeyi yöneten siyasetçilerin eleştirilere sabırla bakmasını isteriz. Hepimizin ortak arzusu bu. Hangi inançtan, kimlikten olursa olsun herkes bunu ister.
Devleti yönetmek ayrıdır, devlet denen kuruma saygı gösterilerek yönetilir. İktidarın adalete, anayasaya, kanunlara, kuvvet ayrılığına uyması lazım. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğuna inanması lazım. Ancak böyle devlet adaletle yönetilir. Ama alana çıktığınızda karamsar bir tablo görüyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ BASKILARA RAĞMEN TARİH YAZIYORLAR”
CHP’li belediye başkanları ile geçtiğimiz hafta sonu Kayseri’de yaptıkları toplantıya da değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Hafta sonu belediye başkanlarımızla Kayseri’deydik. Orada belediye başkanımız yok diye orayı seçtik. Halk demokrasi kültürümüzü görsünler istedik. Belediye başkanlarının halkına nasıl hesap verdiklerini görsünler istedik. İhaleleri nasıl yapıyoruz görsünler istedik. Yaşanan ekonomik buhran nedeniyle kış aylarında vatandaşlar perişan. Önce hükümete çağrı yaptık, zammın altında insanlar ezilir, kara kış fonu kurun, destek verin fakire fukaraya, benim değil senin oyun artacak dedim; yapmadılar.
Ama biz belediye başkanlarımıza çağrı yaptık. Sağ olsunlar belediye başkanlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Belediye başkanlarıma teşekkür ederim, baskılara rağmen tarih yazıyorlar. 3 Kasım – 17 Aralık arasında 80 bin 450 aileye nakit yardımı yapılmış. 455 bin 630 aileye gıda yardımı yapılmış. Isınma yardımı yapılmış… 210 binden fazla öğrenciye eğitim ve kırtasiye yadımı yapılmış. Doğruyu biz yapıyoruz. Bizi gör o zaman kardeşim.
Yanlışın faturası doğrudan yönettiği vatandaşa çıkıyor. Ona bakmak lazım. Kayseri’de, ticaret odasını ve sanayi odasını ziyaret ettik. Sorunları dinledik, çözümlerimizi anlattık. Önünü göremiyorlar, biliyoruz.
Kayseri’de, ticaret odasını ve sanayi odasını ziyaret ettik. Sorunları dinledik, çözümlerimizi anlattık. Önünü göremiyorlar, biliyoruz. Dövizdeki oynaklıktan maliyetlerini oluşturamıyorlar, siparişler durdu. Bunlar bir şekliyle anlatıldı. Bırakın yarını, 1 saat sonra ne olacak kimse bilmiyor. Böylesine istikrarsız bir ortamda herkes durmuş vaziyette. Ciddi bir sorun var. Bu sorunun çözülmesi lazım.”
“ELEŞTİRİYE TAHAMMÜL EDEMEYEN MAKAMDAN AYRILMALI”
Kılıçdaroğlu, sokak röportajı yapan 3 kişiye verilen ev hapsiyle ilgili olarak da “3 çocuk sokakta röportaj yapıyorlar vatandaşa dertlerini soruyorlar, gözaltına alınıyorlar. Ne kusurları var? Ev hapsi veriyorsunuz… Niçin? Sokağa çıkmasın diye, halk gerçekleri öğrenmesin diye. Bir kişi devleti böyle yönetmeye kalkarsa o devletin yönetimi otoriter yönetim olur, demokrasi olmaz. Devleti yöneten kişi eleştiriye tahammül edemiyorsa yapacağı tek şey makamdan ayrılmaktır” dedi.
İKTİDARA GELDİKLERİNDE YAPACAKLARINI SIRALADI
Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde ise yapacaklarını 7 maddede şöyle özetledi:
1-İlk yapacağımız iş güveni tesis etmek. Nasıl tesis edeceğiz? Güveni tesis etmenin birinci yolu, sorunu yaşayanla sorunu çözecek olanın yan yana gelmesidir. Aynı masanın etrafında oturmalarıdır. Bizim 13. Cumhurbaşkanımız da hakem olacak. Bir taraftan yana değil, üretimden, alın terinden yana olacak ama iki tarafı bir araya getirip hakem olacak.
Ekonomik ve sosyal konsey diyoruz buna. İlk yapacağımız iş, siyasetle sorun yaşayanlar arasında güveni tesis etmenin yolu bunları bir araya getirmektir. İlk bir hafta içinde yapacağız. Derdini anlat kardeşim, çözeceğiz. Takvim yapılacak, hangi sorun nasıl çözülecekse bu açıklanacak. Siyaset kurumu söz verdiği şeyi bir bir yerine getirecek. O zaman ziraatçi, çiftçi, tüccar diyecek ki ‘bunlar samimiler’. 5 Şubat 2009’dan bu yana ekonomik sosyal konsey hiç toplanmadı. 2018’den bu yana sürekli söylüyorum, konseyi topla, sorunları dinle diye. Toplamadığı için bir taraftan ticaret odası, sanayi odası açıklamalar yapıyorlar. Kim duysun diye, iktidar duysun diye. Açıklama yapacağına çağırsana, gelsin bakanlarla karşı karşıya anlatsın sorunu… Çözülsün sorun. Oraya TCMB, BDDK Başkanı’nı da çağıracaksınız. Samimi olarak biz sorunları çözmeye hazırız algısını vereceksiniz kamuoyuna.
2-İkinci kural; düzenleyici ve denetleyici kurumlar… İlk bir hafta içinde düzenleyici ve denetleyici kurumlarının başkan ve yöneticilerinin tamamı liyakatli kişiler olacak. Yok güreşçi, yok bizim partiden, yok! Liyakatli kişileri atamak, devlet yönetiminde keyfiliği önler. Herkesin görevi bellidir, görevi belirleyen TBMM’dir, bu kişi sıcak siyasetin, torpilin aracı olamaz.
“İSRAFLA MÜCADELE GENELGESİ YAYINLANACAK”
3-Belki de 2 gün içinde, CB kararnamesi ile kurulmuş, Fiyat İstikrar Komitesi’ni lağvedeceksiniz. Bir gün bile toplanmış değiller, devletin malı talan malı mıdır? Hiçbir işlevi yok. Bu görev TCMB’ye verilmiş… Fiyat istikrarından, MB sorumlu… O zaman MB’ye gideceğiz ki fiyat istikrarını sağla kardeşim, liyakatli kardeşleri atadık göreviniz bu, engel çıkarsa gelip bana başvuracaksınız… MB’yi bağımsız kıldığınızda hem Türkiye’de hem dünyada MB’ye olan güven artmış olur, bu MB bağımsızdır, aldığı kararlar ekonominin gereğine uygundur, biz plan program yapabiliriz diyebilecekler. Şu an MB bağımsız değil, istediğiniz zaman istediğiniz kişiyi getirebiliyorsunuz. Biz MB’nin güven kurumu olmasını, TL’den sorumlu olmasını istiyoruz.
4-İlk bir hafta içinde, 13. Cumhurbaşkanımız makama oturduğu gün, israfla mücadele genelgesini yayınlayacaktır. İsraf haram mı, haram. Devleti yönetenler kimin parasını harcarlar? 84 milyonun parasını… ‘Beytülmal’e el uzatılmaz, bunu milletin hakkı hukuku için kullanacaksınız. Herkesin işi, aşı olsun… Bir genelge çıkaracaksınız, israfı tek tek önleyeceksiniz devlet katında. 13 uçak mı var, 12’sini satacaksınız, Hazine’ye gelir olacak. Bakanlıklar kendi bakanlıklarından çıktı, müteahhitlerin binalarında kiracı oldu. Niye kira ödüyorsun kardeşim? Yandaş kazansın diye dünyanın kirası ödeniyor. 84 milyonun cebinden ödeniyor bu. Hani israf haramdı, sen dindardın? Bu yolsuzluk ne? İsraf kesinlikle bitecek. İsrafı, yolsuzlukları en çok konuştuğumuz dönemde adamlar 474 bine 3 Mercedes aldılar Saray’a. Neyine yetmiyor ya?
“VATANDAŞ İSTEDİĞİ ZAMAN İSTEDİĞİ BİLGİLERE ULAŞABİLECEK”
5-Devletin bütün bilgileri vatandaş istediği zaman ulaşabilecek. Ne demekmiş ticari sır. Vekile cevap vermeyen vatandaşa hiç vermez. Bu ‘ben vatandaşı takmıyorum’ demektir. İstanbul Havalimanı yapmışsınız Ne kadara yapıldı kimse bilmiyor. Ben şirketten değil ben devletten istiyorum bu bilgiyi. Devlete saydamlığı getireceğiz. Millet İttifakı’nın Millet Meclisi Başkanı da olacak. Sayıştay’a bir yazı yazacak. Gelen raporlarda hiçbir şey gizlenmeyecek. Hani kul hakkını yemek günahtı? Kul hakkı yiye yiye şiştiler.
6-Döviz garantili ihaleler var. TL pul ettiler. Kendi yandaşlarına dolarla yaptılar. 84 milyonun üstüne yıktılar. İktidara oy verenlere soruyorum. Avrupa Birliği’ndeki enflasyonu neden 84 milyonun sırtına yüklüyorsun. İnsanların torunlarını bile borca sokan bu düzene son vereceğiz.
7-Stratejik planlama teşkilatı kurulacak. Bir devlet kendi planını yapmaz mı ya? O zaman vatandaşla iktidar arasında güven dolu bir ilişki olur. Bütün arkadaşlarım gittikleri, yerlerde anlatsınlar. İktidara oy verenlere sesleniyorum. Bunlar senin hakkını savunmadı beytulmala el uzattılar biz uzatmayacağız, hakkını savunacağız.
PİRHA-Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Sözleşmesi’ni tekrardan yürürlüğe koyacaklarını ifade ederken; “Kadınlara bir hak falan vermiyoruz. Kadınların hakkını, kadınlara teslim edeceğiz. Rahim kanserini önleyen HPV aşısı da dahil olmak üzere bu konudaki tüm önleyici sağlık harcamaları da devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanacak” diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidara geldikten itibaren ilk 6 ay içerisinde kadınlar ile ilgili yapılacak politikaları sıralayan Kılıçdaroğlu; İstanbul Sözleşmesi’ni tekrardan yürürlüğe koyacaklarını belirtti. Kılıçdaroğlu, “Kadınlara bir hak falan vermiyoruz. Kadınların hakkını, kadınlara teslim edeceğiz. Devlette üst yönetime bakıyorsun birkaç kadın yönetici var. İlk 6 ay içinde üst yönetimde en az yüzde 35 kadın kotası olacak” dedi.
“AMPULÜ BU MİLLET SÖNDÜRECEK”
Ekonomi politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Saray’ın bakış açısı; eğer vatandaş ekmek bulamadıysa pasta yiyebilir. Saray, porsiyonları küçültün diyor ama kendi porsiyonları büyük. Sonra biri daha; Peygamber efendimiz de mideyi boş bırakın der diyor. Sen kendini tıka basa dolduruyorsun ama. Yandaş gazeteler alışverişe tok karınla çıkın diyor. Raftaki ürünlere dokunmayın, sahiplik duygusu gelir diyor. Daha sonra bir bakan çıkıp, “Kış geliyor evi daha az ısıtın, faturaları düşürün, tasarruf edin” diyor. Bu millet tasarrufu yapacak ve ampulü söndürecek” diye konuştu.
“ZAMLAR ARKA ARKAYA YAĞMAYA BAŞLADI, İNSANLAR NASIL GEÇİNECEK?”
Kılıçdaroğlu, çiftçilere de seslenirken; iktidara geldiklerinde sorunları çözeceklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
“Çiftçi kardeşlerime sesleniyorum; Büyük sıkıntınız var biliyorum ama size sözüm var sorunlarınızı çözeceğiz. Bilgiyle, birikimle ve vatan sevgisiyle çözeceğiz. Bunlar daha henüz söz verdikleri 30 TL’yi ödeyemezlerken, iktidar olduğumuzda ilk bir hafta içerisinde aldığın kredilerin faizlerini sileceğiz dedik, sileceğiz. Tarım Kanunu 21. maddesi: Her yıl milli gelirin yüzde 1’i oranında pay verilir. Ziraat Odası Başkanı’nı çağıracağız, ‘gel kardeşim, bütçeyi yapıyoruz, milli gelir şu, yüzde 1 şu ve ben bunu bütçeye koyuyorum. Şimdi sen git, bütün Ziraat Odası Başkanları’na yüzde 1 oranında çiftçiye teşvik getiriliyor diye anlat’ diyeceğim.
Türkiye daha önce böyle bir tabloyla karşılaşmadı. Kara Kış Fonu kurun demiştim, arka arkaya zamlar yağmaya başladı. Son 6 ayda gübre fiyatlarına 31 kez zam yapıldı. KOBİ’lerin kullandığı doğal gaza yapılan zam yüzde 115, elektrik santrallerinde kullanılan doğal gaza yüzde 148, kömüre yüzde 72, oduna yüzde 33 zam geldi. Nasıl geçinecek bu insanlar? 10 milyon civarında asgari ücretli var.”
“KANAL İSTANBUL İHALESİNE GİRENLER AĞIR BEDELLER ÖDEYECEK”
Kanal İstanbul konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, kanal ihalesine girenlerin ağır bedeller ödeyeceğini bir kez daha dile getirdi. “Ülkemizi seviyoruz, İstanbul’un talan edilmesini istemiyoruz” diyen Kılıçdaroğlu, birçok ülkenin büyükelçilerine yazı yazdığını belirtirken; “Yabancıların da talana ortak olmasını istemiyoruz. Sadece bizim iş insanlarımıza değil, Büyükelçiliklere de yazı yazdım. “Eğer Kanal İstanbul’a sizin ülkelerinizden bir şirket, kişi ya da müteahhit girer, İstanbul’u talan ederse o da ağır bedeller ödeyecektir” dedim. Diyorlar ki, Bizi niye yabancılara şikayet ediyorsun? anlamıyorlar.
Ülkenin menfaatini korumak, gözbebeğimiz İstanbul’u korumak ne zamandan beri yabancılara ihbar oldu? Bunu söyleyenler bizim milliyetçiliğimizi asla sorgulayamazlar. Bu Cumhur İttifakı’nın en temel sorunu ne? En temel sorunu şu; birisi diyor ki ben milliyetçiyim, öteki diyor ki ben her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım. Bunlar koalisyon kurmuşlar. Hiç kimse merak etmesin bu ülkenin çıkarlarını, İstanbul’un talan edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Kanal İstanbul ihalesine kim girerse ağır bedeller ödeyecektir” ifadelerini kullandı.
“KADINLARA BİR HAK VERMİYORUZ, HAKLARINI KENDİLERİNE TESLİM EDECEĞİZ”
Geçen pazar akşamı kadınlar ile ilgili bir video paylaşan Kılıçdaroğlu, iktidara geldiği andan itibaren kadınlar için ilk 6 ayda ne yapacaklarını kaydetti. “Kadınlara bir hak falan vermiyoruz. Kadınların hakkını, kadınlara teslim edeceğiz” diyen Kılıçdaroğlu, İstanbul Sözleşmesi’ni tekrardan yürürlüğe koyacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:
“İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayacağız ve Resmi Gazete’de yayımlanacak. Ev içi şiddet olursa olay karakola intikal ederse özel birimler olacak o birimlerde en az bir kadın olacak. Hem kadına hem aileye sosyal güvenliğini sağlayacağız. Aile Destekleri Sigortası 1971’den beri uygulanmıyor. Kadının da çocuğun da sosyal güvenliğini sağlayacağız. Üniversitelerimizde çok sayıda kadın öğrenci. Hemen her alanda büyük başarılara imza atıyorlar. Devlette üst yönetime bakıyorsun birkaç kadın yönetici var. İlk 6 ay içinde üst yönetimde en az yüzde 35 kadın kotası olacak. Kadınlar yönetemez mi? Hakim, savcı, kaymakam, emniyet müdürü olamaz mı?
Boşanan kadınlar için ‘Yeni Başlangıçlar Fonu’ kurulacak. Nafaka gerginliğini de bitireceğiz. Doğum izni kanununu ilk altı ayda değiştireceğim. Kadın lehine pozitif ayrımcılık yapacağız. Özel sektörde doğum iznine ayrılmış ama bir süre gelmemiş kadının tekrar işe dönmesine imkan sağlayacak. Kadın sağlığı programı sayesinde kadınların sağlık, bakım ve hijyen konusundaki en büyük güvencesi devlet olacak. Ergenlik çağına giren kız çocuklarının sağlık harcamaları ücretsiz olacak. Rahim kanserini önleyen HPV aşısı da dahil olmak üzere bu konudaki tüm önleyici sağlık harcamaları da devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanacak.”
PİRHA-Partisinin meclis grup toplantısında gündeme ilişkin konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bürokrasiye bir çağrı daha yaparken; “Mahkeme kararlarını uygulamayan bürokratlar talimatı kimden aldılarsa, aynı şeyi yapmasınlar. Yaptıkları takdirde onları devletin bürokrasisi içinde tutmayacağım” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca Selahattin Demirtaş ile Osman Kavala’nın haksız yere tutuklu bulunduklarını belirtti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin meclis grup toplantısında konuştu. Bürokrasiye bir kez daha seslenen Kılıçdaroğlu, mahkeme kararlarına uymayan bürokratları iktidara geldikleri zaman devlet içerisinde tutmayacaklarını kaydetti.
“MAHKEME KARARLARINA UYMAYANLARI, DEVLET BÜROKRASİSİ İÇİNDE TUTMAYACAĞIM”
15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Ciddi sorunlarımız var ama bütün sorunların kaynağını adaletsizlik oluşturuyor. 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Hep beraber mücadele ettik ama birileri 15 Temmuz’u Allah’ın bir lütfu ilan edip, milletin boynunda boza pişirmeye başladı” dedi. Kılıçdaroğlu, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile görevden uzaklaştıran insanlara değinerek, şunları söyledi:
“125 bin 678 kişi kararnameyle görevden alındı. Haksızlığa uğradığını iddia edenler mahkemeye başvurdu. Hakkında takipsizlik kararı verenler, AYM tarafından ‘evet burada bir suç yoktur, göreve iadesi gerekir’ diye karar verilenlerin tamamını göreve iade edeceğiz. Biraz sabretsinler, geliyor gelmekte olan. Mahkeme kararlarını uygulamayan bürokratlar talimatı kimden aldılarsa, aynı şeyi yapmasınlar. Yaptıkları takdirde onları devletin bürokrasisi içinde tutmayacağım.”
“128 MİLYAR DOLARIN CEVABINI HİÇ ALAMADIK”
128 milyar dolar tartışmalarıyla ilgili olarak da konuşan Kılıçdaroğlu, “Adalet yok ama adaletle beraber ahlak kavramı da çok önemlidir. Yanına bir de liyakati ilave etmemiz lazım. Defalarca dile getirildi ve söylendi. Türkiye’nin bütün sıkıntıları dillendirildi. Bir baktık ki Merkez Bankası’nda 128 milyar dolar buharlarmış. Kime sattınız, hangi kurdan sattınız, hangi güç bunu bakanlık aracılığıyla sattı diye sorduk. Cevabı hiç alınmadı ama bulacağız.
AK Parti’nin grup başkanvekili bir açıklama yapıyor, “128 milyar dolar, pandemi krizi çerçevesinde, ülkemizde evlerine kapanan, işyerleri kapanan, faaliyetlerine devam etmeyen, işsiz kalan işçilere destek olmak üzere bu ülkenin insanlarının menfaatine harcanmıştır” diyor. Açık ve net yalan söylüyorsunuz. Keşke mahkemeye verse de bu dosyayı mahkemeye versek. Yalanın hangisini söylüyorum. Pandemi 2019’da başlamadı. Bu kadar atılmaz” ifadelerini kullandı.
KILIÇDAROĞLU’NDAN BAHÇELİ’YE: ANADOLU’YA GİDİN DE VATANDAŞLA MUHATAP OLUN
Kılıçdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de seslenerek, şöyle konuştu:
“Milleti perişan ettiler. Bugün sayın Bahçeli, ‘Anadolu’ya milletvekillerini göndereceğim CHP’nin ne yaptığını anlatsınlar’ diye demiş. Çok memnun oldum, hiç değilse vatandaşla muhatap olurlar. Ben söyleyeyim pazara, ayakkabı tamircisine, işsize sorsunlar ‘Bu CHP ne yapıyor?’ diye. CHP ile gurur duyuyorum. Demek ki Cumhur İttifakı’nın ortağına da yol açıyoruz.
Temmuz 2021 rakamları. 7 milyon 578 bin 123 kişi asgari ücretin 3’te 1’i kadar gelir elde ediyor. Geliri çok düşük olduğu için bunların sosyal güvenlik primini devlet ödüyor. Erdoğan’ın bu rakamlardan haberi var mı? Cumhur İttifakı’nın bu rakamlardan haberi var mı? Bu iktidar halkın, fakirin, çiftçinin, emeklinin yanında değil. Bu iktidarın yeri Türkiye’deki ve Londra’daki tefecilerdir.”
“BİR TON KÖMÜRÜN FİYATI ASGARİ ÜCRETİ GEÇTİ”
Kılıçdaroğlu, asgari ücretin, açlık sınırının altında olduğunu vurgularken; “Asgari ücret 2 bin 825 lira, açlık sınır 3 bin 93 lira. Bu da cumhuriyet tarihimizde ilk. Erdoğan’a yine tavsiyem, hemen asgari ücret tespit komisyonunu çağır. ‘Asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkarın’ demen lazım. Adı üstünde asgari ücret açlık sınırının altında. Bir ton kömürün fiyatı asgari ücreti geçti, nasıl ısınacak bu insanlar?” ifadelerini kullandı.
“DEMİRTAŞ VE KAVALA HAKSIZ YERE İÇERİDE TUTULUYOR”
Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ile iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğuna dair de konuşan Kılıçdaroğlu, “Haksız yere içeride tutulan Demirtaş ve Kavala var” dedi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Belki onlar hayatlarının hiçbir döneminde CHP’ye sempati de duymadılar, oy da vermediler. Ama bizim görevimiz adalettir. Haksızlığa karşı durmaktır. Haksızlığa karşı susmak dilsiz şeytansa o şeytanlar başka yerde oturuyor. Bunların tek suçu var; pasaportları Amerikan pasaportu değil. Amerikan pasaportu olsaydı bir telefonla çıkarlardı, uçaklar beklerdi ve giderlerdi. Böyle bir rezaletle Türkiye hiç karşı karşıya kaldı mı? Hiç kimse yanlış anlamasın. Onlar içeride diye bir özel bir beklentimiz yok.”
Kılıçdaroğlu son olarak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile görüşmesine de değindi.
“Öyle bir şahsım ve şürekası var ki gerçekten utanıyorum” diyen Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:
“Önümüze konulan tablo hiç kimsenin kabul etmeyeceği bir tablo. Dışarıda tam bir kuzu ‘şahsım’, gözleri gülüyor Biden’ı görünce. En büyük derdi ‘Acaba Biden’la bir saat oturabilir miyim?’; geldikleri hale bak. Bu devletin itibarı, saygınlığı yok mu? Yeter ki kendisini huzuruna kabul etsin, bir saat görüşebilsin.
Havuz medyasının gitmeden önceki manşetleri ile döndükten sonraki manşetlerini bir kıyaslayın. 180 derece nasıl dönebiliyorsunuz, nasıl bir bel var gerçekten hayret ediyorum.
Kağıt toplayıcısını dövdürüyorlar. Elindeki çek çeki alıyorlar. En fakire, garibana güç gösterisini yapıyor. Baskıcı yüzünü millete layık görüyor. Dışarıda kuzu, içeride ise kaplan kesiliyor.”
PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sınır ötesi tezkereye ilişkin partisinin grup toplantısında ‘hayır’ sinyali verdi. “Biz senin her dediğine mühür mü basacağız?” diyen Kılıçdaroğlu, “Neden garibanın evladı çocuğu orada hayatını kaybetsin. Komando marşı söyleyen TÜGVA’cılar var. Gönder kardeşim onları Suriye’ye, başkomutanı da Bilal Erdoğan olsun” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin meclis grup toplantısında konuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bugün görüşülecek olan ve iki yıl daha uzatılması teklif edilen sınır ötesi tezkere ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu, “Her şeyi koymuşlar bir tezkerenin içine, gelin buna evet deyin, diyorlar. Hangi gerekçeyle? Biz senin her dediğine mühür mü basacağız? Senin her dediğine ‘evet’ deseydik niye ayrı bir parti kuruyoruz? MHP senin her dediğine evet diyebilir ama biz milli kurtuluş savaşı döneminden gelen bir partiyiz. Neden garibanın evladı çocuğu orada hayatını kaybetsin. Komando marşı söyleyen TÜGVA’cılar var. Gönder kardeşim onları Suriye’ye, başkomutanı da Bilal Erdoğan olsun” ifadelerini kullandı.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARI 36 SAAT UYUMADAN ÇALIŞTILAR”
Kılıçdaroğlu, asistan doktor Rümeysa Berin Şen’in 36 saatlik nöbetin ardından evine dönerken trafik kazasında hayatını kaybetmesine değinirken; “Pandemi dönemi ciddi sorunlar yaşadık. Sağlık çalışanlarımız 36 saat uyumadan çalıştılar, uzun süre evlerine gidemediler. Ve bizler hep birlikte sağlık çalışanlarımızı alkışladık. Onların minnet borcumuzu bir şekilde ifade etmeye çalıştık ama aynı sorun artarak devam ediyor. 36 saat gözünü kırpmadan çalışmak ne demektir? Ve 36 saatin sonunda evine gideyim diye yola çıkıyorsunuz ve trafik kazasında hayatınızı kaybediyorsunuz. Bir sağlık çalışanının 36 saat çalışması demek kadro eksikliği var, dışarıda atama bekleyenler var demektir.
Neden atama yapmıyorsunuz? Var olan kadroları kimler boş tutuyor? Sağlık çalışanlarının bütün dalları bekliyor. Atama yapın. 740 bin sağlık çalışanı atama bekliyor. Personel eksikliği nedeniyle insanlar olağanüstü gayretler sarf ediyorlar. Nereden çıktı 24-36 saat. Bunlar insan değil mi? İnsanı robot olarak gören bir anlayış olabilir m,? Sağlık çalışanlarına sesleniyorum, yurt dışına gideceğim diye telaşa kapılmayın bu ülkede size her türlü olanağı sağlayacağız söz veriyorum bütün sağlık çalışanlarını başımızın üzerinde taşıyacağız” şeklinde konuştu.
“EL KAİDE VE IŞİD’İN BANKA HESAPLARINA SES ÇIKARMIYORLAR”
Mali Eylem Görev Gücü (FATF), kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanını engellemede eksikleri olduğu için Türkiye’nin daha sıkı izlenmesini gerektiren gri listeye almasını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını ayaklar altına almaya bu hükümetin ne hakkı ne yetkisi vardır? İtibar bu kadar rahat kaybedilecek bir olay mıdır? Geliyor terörle mücadele ediyorum vesaire falan filan diye bir sürü laflar ediyor iktidar kanadı, ama El-Kaide olunca, IŞİD olunca onların banka hesaplarına, para hareketlerine ses çıkarmıyorlar. Sanıyorlar ki dünya görmüyor. Dünya tamamını görüyor ya, sen hangi çağda yaşıyorsun?” ifadelerini kullandı.
KILIÇDAROĞLU’NDAN TEZKEREYE HAYIR SİNYALİ
Sınır ötesi tezkerenin iki yıl uzatılması teklifine ilişkin ise Kılıçdaroğlu, ‘hayır’ sinyali verdi. “Torba tezkere dönemi başladı” diyen Kılıçdaroğlu, “Her şeyi koymuşlar bir tezkerenin içine gelin buna evet deyin diyorlar. Niye kardeşim? Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız. Senin her dediğine ‘evet’ deseydik niye ayrı bir parti kuruyoruz? MHP senin her dediğine evet diyebilir ama biz milli kurtuluş savaşı döneminden gelen bir partiyiz. Suriye ile savaş değil, Suriye ile barışacağız. Büyükelçilikleri açacağız karşılıklı. Daha fazla sığınmacı mülteci istemiyoruz. Biz hiçbir askerimizin ve polisimizin Suriye’de ölmesini istemiyoruz. Ne mücadelesi? Barış varken neden kavga?” diye konuştu.
“Suriye’ye barış getireceğiz, bütün komşularımız barışacağız. Bizim askerlerimiz hayatını kaybetsin istiyor beyefendi. Komando marşı söyleyen TÜGVA’cılar var. En büyük komutanımız da Erdoğan diyorlar. Gönder kardeşim onları Suriye’ye. Oradaki komutanı da Bilal Erdoğan olsun.
“Yabanı askerlerin potinlerinin, TC devletinin topraklarını çiğnemesini istemiyoruz. Çıkarın bunu tezkereden, vatanseverseniz bu rezilliğe son verin. Böyle bir rezillik olur mu ya. Terör ayaklarına yatacaksın yabancı askerler buraya gelecek, kim? Erdoğan isteyecek. Taliban’ı mı getireceksin? Kim gelecek? Amerikalılar mı Almanlar mı Fransızlar mı? Kimi çağıracaksın sen?”
İl ve ilçe başkanlıklarını koronavirüs nedeniyle kapatan CHP, İstanbul için 4 haftalık tam kapanma çağrısı yaptı.
CHP İstanbul İl Başkanlığı Sağlık Komisyonu da iktidar tarafından alınan tedbirlerin yetersizliğin altını çizerek, bir kez daha 4 haftalık tam kapanma çağrısı yaptı.
VAKANIN YÜZDE 40’I İSTANBUL’DA
İstanbul’daki vaka sayılarının hızlı bir biçimde arttığının ve Türkiye genelindeki toplam vakanın yüzde 40’ının İstanbul’da olduğuna dikkat çekilen raporda, ölüm oranının geçmiş yıllara göre oldukça fazla olduğuna ifade edildi. Raporda, “İstanbul ilinde Şubat’ın ikinci haftasında başlayan olgu sayılarında korkutucu artış devam etmektedir. Şubat ortasında 100 bin kişiye düşen olgu sayısı 60 iken, geçen iki ayda hızla katlanarak 3-9 Nisan tarihleri arasında 805’e çıkmıştır. Bu sayılarla Şubat’ın ikinci haftasında iller sıralamasında 29’uncu sırada olan ilimiz, altı hafta içinde 2’nci sıraya fırlamıştır. Sağlık Bakanı tüm olguların yüzde 40’ının İstanbul’da olduğunu açıklamıştır. İBB Mezarlıklar Müdürlüğü’nün verilerinde ilimizde toplam vefat sayısını değerlendirdiğimizde 2 Mart’taki normalleşmenin bedelinin diğer yılların aynı tarihler arasındaki ortalamasına kıyasla, bin 774 fazla ölüm olduğunu saptamış bulunmaktayız. Bu yıl 1 Mart’tan sonra İstanbul’da önceki 5 yıl ile karşılaştırıldığında bin 774 fazla ölüm meydana gelmiştir” ifadeleri kullanıldı.
YATAKLAR DOLDU
Raporda, vaka sayılarındaki artışa rağmen ekonomik gerekçelerle açılmanın gerçekleştiği ve alınan tedbirlerin halk sağlığı adına yeterli olmadığı uyarısı yapılarak, şunlar kaydedildi: “Ülkemizde ve şehrimizde olgu sayıları ve test pozitiflik oranları artarken açılma kararları alınmıştır. Tamamen ekonomik gerekçelerle ve bilime kesinlikle aykırı olarak alınan bu kararlar vakalarda ve ölümlerde korkunç bir artışa yol açmıştır. Mekanlara girişte HES uygulaması koşulu getirilmiş olsa da bu salgını durdurma konusunda yetersizdir. İlimize ait hastane ve yoğun bakım yatak doluluk oranları maalesef açıklanmamaktadır. Ancak sahadan aldığımız bilgilere göre gerek kamu gerekse özel hastanelerde Koronavirüs için ayrılan yataklar dolmuştur.”
“AŞILAMA 2022’YE KADAR SÜREBİLİR”
İstanbul nüfusunun sadece yüzde 7,5’inin ikinci doz aşıya ulaşabildiği belirtilen raporda, “Vali Ali Yerlikaya, 11 Nisan 2021’de İstanbul’da birinci doz 1 milyon 661 bin 10, ikinci doz 1 milyon 153 bin 909 adet aşı yapıldığını açıklamıştır ki bu ilimiz için çok düşük bir sayıdır. Sağlık hizmetleri kapasitemiz yeterli olduğu halde yeterli aşı temin edilemediği için günlük sağlanan aşı miktarında büyük dalgalanmalar vardır. 13 Nisan verilerini değerlendiren Özkan Soytürk, ikinci doz aşı olanların oranının ilimizde yüzde 7,59 olduğunu, eğer aşılanmada hızlanma olmazsa ilimizde aşılanmanın tamamlanma tarihinin 2022 yılının eylül ayına kadar sürebileceğini hesaplamıştır” ifadeleri yer aldı.
KAPANMA ÇAĞRISI
4 haftalık tam kapanmanın gerekli olduğu vurgulanan raporun devamı şöyle: “CHP İstanbul İl Başkanlığı olarak, tam bir ay önce 12 Mart 2021‘de pandeminin 1. yılı dolayısıyla bir basın toplantısı yaparak olguların artışına dikkat çekmiş ve diğer önlemlerle birlikte ekonomik destek sağlamak şartıyla tam kapanma önermiştik. Ancak 13 Nisan 2021’de Cumhurbaşkanlığı hükümeti tüm uyarı ve önerileri göz ardı ederek iki hafta sürecek kısmi kapanma kararı almıştır. CHP İl Başkanlığı olarak göstermelik ve iki haftalık bir ‘kısmi kapanma’ değil, bilimin gereklerini yerine getirecek, çalışanlara, işsizlere ve işyeri sahiplerine ekonomik destek sağlamak suretiyle yapılacak ‘dört haftalık tam kapanma’ öneriyoruz. Kapanma sonrasında da yine bilimin gereklerine uygun kademeli açılma yapılmalıdır. Bunun yanında PCR test sayısı arttırılmalı, vatandaşların hastaneye gitmeden test yaptırabilecekleri güvenli alanlar ve gezici birimler oluşturulmalı, aşılanma süreci hızlanmalı, ilimize, ilçelere, yaş, cinsiyet, mesleklere göre vaka ve ölüm oranları, varyant suş oranları, bulaşma kaynakları şeffaf olarak açıklanmalı, pozitif olgulara izolasyon ve temaslılara karantina imkanları sağlanmalı, ilimize yurt içi ve yurtdışından tüm giriş çıkışlar kontrol altına alınmalıdır.”
İL VE İLÇE BAŞKANLIKLARI KAPATILDI
Öte ayndan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle İstanbul il ve ilçe başkanlıklarını kapattıklarını açıkladı. Kaftancıoğlu, yaptığı açıklamada, “Bilim insanlarını dinleyerek İstanbul’da il ve ilçe başkanlıklarımızı bir kez daha kapattık. Bu süreçte yüz yüze olamasak da il ve 39 ilçe başkanlığımız bir telefon mesafesinde pandemi gerçekliğine uygun bir şekilde İstanbul halkı için çalışmaya devam edecektir. Sağlıkla…” ifadelerini kullandı.