Etiket: DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu

  • DAD: Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı!- VİDEO

    DAD: Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı!- VİDEO

    PİRHA-DAD, yaptığı açıklamada, “Alevilere karşı gerçekleştirilen kırım katliamlar hukuk eliyle aklanmak isteniyor. O nedenledir ki otuz yıldır katiller hala adil olarak yargılanmadı. Başta Madımak Katliamı olmak üzere tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşme sağlanmadı” derken, Alevi örgütlerinin de bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırması ve kendisiyle yüzleşmesi gerektiğine dikkat çekti.

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti.

    Madımak Katliamının firari sanıkları Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması zamanaşımı gündemiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, kaçaklık durumunun zamanaşımı süresini etkilemeyeceğini ileri sürdü ve üç firari sanık hakkında zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Savcının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetmişti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasına ilişkin Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda bir açıklama yaptı. Açıklamayı DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu okudu.

    “KATLİAM SİYASETİ DEVAM EDİYOR

    Yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “1993,  2 Temmuz’unda da Pir Sultan Abdal’ın, Alişer’in, Ana Zarife’nin mekânında, dünyanın gözü önünde, canlı yayında bir katliam gerçekleştirildi; Kayıtlara Madımak katliamı olarak geçti. Doksanlı dönemlerden Kürt halkının demokratik mücadelesi gelişmeye başlayınca, Reya Heq Alevi sürekleri de bu hak arama mücadelesine ikrar vermişti.  Özellikle Alevi – Kürt topluluklarının yoğun olarak yaşadıkları yerlerde katliam planları olduğu bilinmektedir.

    Koçgiri ve Dersim katliamlarıyla beraber Fırat havzası katliama uğrarken, o günden bu güne kadar Alevi katliamlarının yayılım alanı Kızılbaş-Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları İç Toroslar bölgesi olması tesadüf değildir. Aryenik damarın kültürel direniş hattı bu mekânlarda canlı olduğu Nahak zihniyet tarafından bilinmektedir. Koçgiri katliamının, Dersim Soykırımının devamı niteliğinde olan Sivas Madımak Katliamı; kültürel direniş damarının tasfiye edilmesi amacıyla planlanmıştır.

    2 Temmuz’da, aydınların şahsında Alevi toplumuna karşı bir katliam gerçekleştirildi. Bu katliamı salt bir grubun kalkışması olarak ele almak işin özünü maskelemektir. Biz başta Alevi halkları olmak üzere bu topraklarda yaşayan tüm ötekileştirilmiş halkların devletin ve onun çeteleri tarafından nasıl bir soykırıma uğratıldığını yaşadığımız süreçte tanığı mağduruyuz.

    Sivas Katliamı da planlı, amaçlı, masa başı çalışması yapılmış “makbul olmayan” vatandaşlara yönelik bir katliam olduğunu biliyoruz. Öte yandan tekçi zihniyetin varoluşundan günümüze değin Alevi toplumu üzerinde uyguladığı soykırımların tarihini de hafızamız da her an taptaze yaşıyoruz. Cumhuriyetin birinci yüzyılının Alevi süreklerine, farklı kimliklere yönelik bir katliamlar tarihi olduğunu biliyoruz.

    Tekçi, ırkçı ve katliamcı ulus devlet siyaseti bu ülkenin kadim halklarına inançlarına karşı acımasızca yürütüldü. Halklar ve inançlar bahçesi olan coğrafyamız halklar, inançlar mezarlığına dönüştürüldü.

    Dün katlederek fiziki soykırım politikaları uygulayan devlet bugün tüm araçları devreye koyarak inceltilmiş politikalarıyla katliam siyasetine devam etmektedir.

    Günümüzde Alevilere karşı gerçekleştirilen kırım katliamlar hukuk eliyle aklanmak isteniyor. O nedenledir ki otuz yıldır katiller hala adil olarak yargılanmadı. Başta Madımak Katliamı olmak üzere tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşme sağlanmadı.

    Oysa katliamların üzerindeki örtü açılmadan hakikatler açığa çıkmadan, yüzleşme olmadan, sağaltıcı bir barış sağlanmadan yaralarımız hep kanayacak toplum bu travma ile yaşayacaktır. Travmayı aşmanın tek yolu, hakikatlerle yüzleşme adil, eşit, özgür bir barış ve demokratikleşmedir.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARIYLA TOPLUMUN TÜM ÖTEKİLERİNE GÖZDAĞI VERİLMEK İSTENDİ

    Günümüzde devlet bırakın yüzleşmeyi, Madımak Katliamı davasını otuz yıldır devletin tozlu raflarında sürüncemeye bıraktı. Katliamı planlayanları, uygulayanları bağımsız adil bir yargı önünde çıkarmadı ve otuz yıldır devlet halka hesap vermeden davayı zaman aşımına uğratarak kapattı.

    Alevilere karşı işlenen nefret suçları yine cezasızlık politikalarıyla olağanlaştırıldı. Madımak Katliamı, davanın ilk gününden beri zamana yayılarak cezasızlığın önü açıldı. Cezasızlık politikalarıyla toplumun tüm ötekilerine gözdağı verilmek istendi.

    Sivas Madımak Katliamının sanığının cezaevinde Cumhurbaşkanının affıyla salıverilmesi devletin Alevilere yönelik bakış açısını göstermektedir.

    Öte yandan otuz yıldır Alevi örgütlerinin dava süreciyle ilgili ailelere ve Alevi toplumuna karşı eksiklikleri için dara durmaları,  özeleştirilerini vermeleri gerekmektedir. 2012 yılında ana davanın kapatmasından sonra uluslararası mahkemeye neden taşınmadığı açıklamaya muhtaç bir konudur.

    Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı ve kendisiyle yüzleşmelidir. Alevi örgütleri devleti tanımamış kirli siyasetini göz ardı etmişlerdir. Madımak Katliamı anmaları yapılırken, Rea Hak Alevi coğrafyasında yaşanan diğer Alevi katliamları ile yüzleşme konusunda (Koçgiri, Dersim) vb örgütsel olarak uzak durmuş adeta diğer katliamlar göz ardı edilmiştir.

    Duruşmalar toplumun gündeminden uzak kaderine terkedilmiştir. Toplumda her yıl 2 Temmuz’da mitingler yapılarak sonuç alınacağı beklentisi yaratılmıştır.

    Alevi kurumları / federasyonları bu davada ve diğer Alevi katliamı davalarında yurt içi yurt dışında etkin bir diploması yürütememiş dönemsel olarak altı boş popülist söylemlerle siyasal iktidarın işini kolaylaştırmışlardır.”

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

     

  • Bingöl’ün Avtariç köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü-VİDEO

    Bingöl’ün Avtariç köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Avtariç (Güneşlik) köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü. Alevi inancında pir-rehber-mürşit-talip ilişkisi olması gerektiğini belirten Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, “Pir-talip ilişkisi ocak kültürü dışında ele alınamaz. Ocak kültürü pir-rehber-mürşit-talip topluluğundan oluşur, Alevi toplumun bütün ihtiyaçları bu oluşumun içerisinden karşılanır” dedi.

    Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Avtariç (Güneşlik) köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü. Muhabbet cemi erkanını Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete yürüttü.

    “PİR-TALİP İLİŞKİSİ OCAK KÜLTÜRÜ DIŞINDA ELE ALINAMAZ”

    Alevi inancında Pir-Rehber-Mürşit-Talip ilişkisi olması gerektiğini belirten Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, “Pir-talip ilişkisi ocak kültürü dışında ele alınamaz. Ocak kültürü pir-rehber-mürşit-talip topluluğundan oluşur, Alevi toplumun bütün ihtiyaçları bu oluşumun içerisinden karşılanır. Buradaki ilişkiler eşitlik temeline dayanır, biri bir başkasının üzerinde egemenlik kuramaz” dedi.

    “İNANCIMIZ, EVRENİN HEPİSİNİ HAK OLARAK GÖRÜR”

    Alevi inancında hak olanın yol olduğunu vurgulayana DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Pir de yola taliptir, talip de yola taliptir, mürşit de yola taliptir, hak da yola taliptir. Çünkü bizim inancımız bu evrenin hepsini hak olarak görür. Nenelerimiz sabah güneşe karşı, önce evren için, sonra ülke için, daha sonra komşusu için en son kendi ailesi için dua ederdi” diye konuştu.

    Muhabbet cemi lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Musa Kulu: Barış ve kardeşlik adına söz kuran herkesi 16 Eylül’de İzmir’e bekliyoruz-VİDEO

    Musa Kulu: Barış ve kardeşlik adına söz kuran herkesi 16 Eylül’de İzmir’e bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Okullara imam atanması projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yapan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkede yaşayan vicdan ve ahlak sahibi herkesin bu karanlığa dur demesi için bir karşı duruş sergilemesi gerekiyor. Türkiye’nin İran, Suudi Arabistan, Afganistan olmak istemiyorsa bu ülkede yaşayan herkesin bu gidişata bir dur demesi gerekiyor” dedi.

    16 Eylül’de İzmir’de okullara imam atanması(ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle Aleviler ve Eğitim-Sen’in ortaklığıyla miting gerçekleştirilecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Başkanı Musa Kulu, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitinge çağrı yaptı.

    “SADECE MİTİNGLE ÖNÜNE GEÇİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL”

    Ülkenin karanlığa gittiği bir süreci yaşadıklarını belirten Musa Kulu, “Bu karanlığın önüne geçmenin ışığı bütün toplumu kardeş bilen Alevilere düştü. Sadece Aleviler değil bu ülkede yaşayan vicdan ve ahlak sahibi herkesin bu karanlığa dur demesi için bir karşı duruş sergilemesi gerekiyor. Yapılanlara sadece yapılacak bir mitingle önüne geçilecek bir süreç değil. Türkiye’nin İran, Suudi Arabistan, Afganistan olmak istemiyorsa bu ülkede yaşayan herkesin bu gidişata bir dur demesi gerekiyor. Umarım İzmir’de yapılacak mitingde bu ses bu ülkenin insanları tarafından duyulur ve buna karşı yaşamın her alanında bir duruşun sahibi olunur yoksa bu karanlığın önüne geçmek mümkün değil. 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan mitinge Demokratik Alevi Dernekleri olarak orada olacağız. Bu ülkede demokrasi, barış ve kardeşlik adına söz kuran herkesin de orada olmasını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO

    ‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikasını hızlandırma projesi olduğunu vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir. İnanıyorum ki sistemin memurlarının gezdiği hiçbir cemevi ve ocak evladı bunu kabul etmez. Bugün Cemevi Başkanlığı’na hizmet edenler Pir Sultan’ı asan Hızır Paşa’nın rolünü oynuyor” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVŞİRME DEDELERİN ALEVİLERE VERECEĞİ HİÇBİR ŞEY YOKTUR”

    Devletin toplumların dilini, kültürünü ve inancını asimile etmek için sürekli proje ürettiğini söyleyen Musa Kulu, “Alevilerin eşit yurttaşlık talebi var, devşirme dedelerin Alevilere vereceği hiçbir şey yok. Tarih boyunca semavi dinlerin devleşen inancı, sürekli başka inançları asimile etmek ya da fiziksel olarak ortadan kaldırmak istemiştir. Bugün yaşanan beyaz ölümü farklı inançlara ve kimliklere yaşatma projesidir. Alevilerin talepleri bellidir, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı asimilasyon politikasını daha hızlandırma projesidir. Alevi olan herkesin devletin bu projesine karşı çıkması gerekiyor” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA HİZMET EDENLER HIZIR PAŞA’NIN ROLÜNÜ OYNUYOR”

    Bugüne kadar Alevi pirlerinin hiçbir yerden maaş almadan kendi hakikatiyle yaşadığını ifade eden Kulu, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir. İnanıyorum ki sistemin memurlarının gezdiği hiçbir cemevi ve ocak evladı bunu kabul etmez. Bugün Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na hizmet edenler Pir Sultan’ı asan Hızır Paşa’nın rolünü oynuyor. Kendi hakikatinin yok edilmesi için idam fermanının bir parçası oluyor. Bir ocak evladı kendi pirinden ve talibinden rızalık almadan hiçbir yerde sorumluluk alamaz, Alevilerin bunu bilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARI HENÜZ YÖNÜNÜ TAM OLARAK BELİRLEMEDİ”

    Alevi kurumlarının henüz yönünü tam olarak belirlemediğini vurgulayan Musa Kulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Acaba biz Müslümanlığın içinde miyiz, dışında mıyız? Biz Şia’ya mı yakınız Hanefi mezhebine mi? Bence Alevi kurumları artık bir karar vermeli. Alevi inancı kendine özgün, insanlık tarihi kadar eski bir inançtır. Her inanç Alevilikten mutlaka beslenmiştir. Alevi inancı ikrar ve rıza üzerine kurulmuştur. O yüzden ikrarsız ve rızasız bir Alevi yaşamı söz konusu olamaz. Bence Alevi kurumları, pirler ve mürşitler şu hakikati asla unutmamalı. Ya kimsenin sizi tanımlamasına izin vermeden kendi hakikatinizle yaşarsınız ya da birilerini kölesi olursunuz. Devlet seni yok etmek için tabi ki çalışacaktır ama her Alevi kendi hakikatini yaşamak ve yaşatmak zorundadır. Bunun dışında ki herhangi bir davranış yola ihanettir.”

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

     

  • AKP güdümündeki Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dede aramasına Dersim’de tepki -VİDEO

    AKP güdümündeki Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dede aramasına Dersim’de tepki -VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar aramasına Dersim’de tepki gösterildi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilikle ilgisi olmayan devşirme kişilerle oluşturulduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Türkiye’de AKP zihniyeti bu ülkedeki bütün farklılıkları ortadan kaldırarak, herkesi Türk-İslam yapmaya çalışıyor” dedi.

    AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na bağlı ekipler, Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Dersim’de devlete bağlı maaşlı dedeler aranmasına tepki gösterildi. Dersim’de Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) öncülüğünde Sanat Sokağı’nda yapılan basın açıklamasına Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile Dersim’de ki siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI ALEVİLİKLE İLGİSİ OLMAYAN KİŞİLERLE OLUŞTURULDU”

    AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilikle ilgisi olmayan devşirme kişilerle oluşturulduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “AKP zihniyeti bu ülkedeki bütün farklılıkları ortadan kaldırarak herkesi Türk-İslam yapmaya çalışıyor. Biz kendi dilimizle, kültürümüzle ve hakikatimizle yaşamak istiyoruz. Ne biz kimseye benzeyelim ne de bizi kendisine benzetsin, bunu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

    “DEVLETİN ASİMİLASYONCU YAKLAŞIMINI KABUL ETMİYORUZ”

    PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya ise şunları ifade etti:

    “Alevi kurumları olarak devletin asimilasyoncu yaklaşımını kabul etmiyoruz. Yapılanları Aleviliği yok etme ile eş değer tutuyoruz. Görüşmeye katılan cemevlerine çağrımız bu oyunlara gelmeyin, devletten para almak devlet kapısına kul olmak anlamına gelir bu da inancımızın tümüyle reddettiği bir şeydir.”

    “KİMSEYE BİAT ETMEYECEĞİZ”

    Alevi halkı olarak kimsenin kendilerini tanımlamasını istemediklerini belirten Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Bugün dedelere maaş bağlanarak Alevileri biat ettirmek istiyorlar. Yolumuz ve hakikatimiz bellidir, şimdiye kadar yolumuzu nasıl sürdürdüysek bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Şimdiye kadar kimseye biat etmedik bundan sonra da kimseye biat etmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı-VİDEO

    Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı. Cemevi açılışında konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Halen cemevleri ibadethane statüsünde değil. Bu durumu devleti yönetenlerin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Alevi yurttaşlar cemevleri bizim ibadethanemizdir, diyorsa devleti yönetenler de bunu kabul etmek zorundadır” dedi.

    Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı. Açılışa Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızçiçek, HDP il ve ilçe yöneticileri, pirler ve analar ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Konuşmalar öncesinde pişirilen aşureler pay edildi.

    “CEMEVLERİ HALEN İBADETHANE STATÜSÜNDE DEĞİL”

    Hala cemevlerinin ibadethane statüsünde olmamasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu durumu devleti yönetenlerin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Alevi yurttaşlar cemevleri bizim ibadethanemizdir diyorsa devleti yönetenler de bunu kabul etmek zorundadır. Bizler ülkenin her tarafını güzelliklerle donatacağız ama birileri de biz dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz, diyorlar” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Yıllardır bu topraklarda dilimiz, kimliğimiz, inancımız inkâr ediliyor. Bu ülkede eşit yurttaş sayılana kadar ve haklarımız anayasal güvence altına alınana kadar yolumuzu sürdüreceğiz” diye belirtti.

    “CAMİLER HANGİ HAKLARDAN YARARLANIYORSA CEMEVLERİ DE O HAKLARDAN YARARLANSIN”

    Bu topraklarda inançlara ve kimliklere saygılı bir şekilde yaşamak istediklerini söyleyen Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, “Karakoçan’daki bir cami hangi haklardan yararlanıyorsa biz Karakoçan’daki cemevi için onu istiyoruz. Devletten talebimiz budur. Çünkü birinci sınıf vatandaşların yaptıkları her şeyi Aleviler de yapıyor” diye ifade etti.

    “ALEVİLİK KÜLTÜR DEĞİL, BİR İNANÇTIR”

    Kendi dillerini, kültürlerini ve inançlarını yaşama imkânının verilmediği bir ülkede yaşadıklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkenin dörtte biri Alevi ama anayasada bir karşılığımız yok. Alevilere Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı buldu AKP iktidarı ama Alevi inancı bir kültür kısaltmasıyla hapsedilecek bir inanç değildir. Alevilik bir inançtır, bir yoldur, nasıl ki Hristiyanlık, Musevilik, Müslümanlık bir inançsa Alevilik de bir inançtır” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz tarafından Birlik Cemi yürütüldü. 12 hizmetin yapıldığı cem erkanında lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Şeyh Sait’in yakalandığı yerde açıklama: Bu mücadeleyi sonsuza kadar devam ettireceğiz-VİDEO

    Şeyh Sait’in yakalandığı yerde açıklama: Bu mücadeleyi sonsuza kadar devam ettireceğiz-VİDEO

    PİRHA-Şeyh Sait’in yakalandığı yerde açıklama yapıldı. İhanetin ve direnişin olduğu topraklarda olduklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Biz bu topraklarda kendi halkı için serini veren Şeyh Sait’i yakalandığı yerde saygıyla anıyoruz. Bizlerde onların düşüncelerini yaşatacağımıza söz veriyoruz” dedi.

    Şeyh Sait’in torunu Kasım Fırat ile Demokratik Alevi Dernekleri eş genel başkanları ve üyeleri Muş yolu üzerinde bulunan ve yıkılan Abdurrahman Paşa köprüsünde açıklama yaptı.

    “DEDEM KENDİSİNE İHANET EDENLER TARAFINDAN ELE VERİLDİ”

    Dedesinin bu köprüde kendisine ihanet edenler tarafından ele verildiğini söyleyen Şeyh Sait’in torunu Kasım Fırat, “Dedem Şeyh Sait Kürt halkı arasında asla ayrım yapmadı. Farklı inançlarda, mezheplerde olan Kürtler arasında ayrım yapmadı. Dedem ve sonrasında yakın akrabalarım bütün hayatını dört parça Kürtlerin özgürlüğü için harcadı. Dedem, Kürt halkının kendi hukuku, inancı ve kültürü içinde yaşamasını isterdi. İstedikleri  doğal bir talepti fakat Kemalist rejim bu talebi katliamla karşılık verdi. Bizler evlatları ve davasına inananlar olarak Kürtlerin dört parçada birlik olunması taraftarıyız” dedi.

    “BU MÜCADELEYİ SONSUZA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”

    İhanetin ve direnişin olduğu topraklarda olduklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkenin dilini, kültürünü, hakikatini parça parça ele geçirip en son Seyit Rıza ve arkadaşlarının Elazığ’da idam edilmesi tarihin son halkası olarak düşünülebilir. Biz bu topraklarda kendi halkı için serini veren Şeyh Sait’in yakalandığı yerde saygıyla anıyoruz. Bizlerde onların düşüncelerini yaşatacağımıza söz veriyoruz. Onlar baş eğmediler ama onların ardılları da kendi halkı, dili ve kültürü için bu mücadeleyi sonsuza kadar devam ettireceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/MUŞ

  • Kulu: Gelecekteki Kerbela’ların ortadan kalkması için bir gayretin sahibi olmalıyız-VİDEO

    Kulu: Gelecekteki Kerbela’ların ortadan kalkması için bir gayretin sahibi olmalıyız-VİDEO

    PİRHA-Hz. Hüseyin’in kendi hakikati için ölümü göze almasının Alevi inancında çok kıymetli olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu topraklarda yaşanan bütün acıların Kerbela olduğunu bilen bir noktadan hayata bakmamız daha doğru olur. Koçgiri, Dersim, Zilan, Maraş, Sivas ve Suruç bir Kerbela’dır. Çünkü zulüm üreten sistem suçsuz ve günahsız insanları katletmiştir” dedi.

    Muharrem ayı Aleviler için yas ayıdır. Muharrem ayı, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından katledilen İmam Hüseyin ile 71 kişi için tutulan oruç bir yas ayıdır ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.

    Aleviler, Kerbela Katliamı’nın yası nedeniyle 3 gün Masum-u pak, 12 gün ise Muharrem orucu tutuyor. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez, hiçbir canlıya eziyet edilmez. Eğlenceden uzak durulur.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Muharrem orucuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ZULÜM ÜRETEN SİSTEM SUÇSUZ VE GÜNAHSIZ İNSANLARI KATLETMİŞTİR”

    Hz. Hüseyin’in kendi hakikati için ölümü göze almasının Alevi inancında çok kıymetli olduğunu belirten Musa Kulu, “Zulmün verdiği nimet, makam, mal ve mülke rağmen ölümü göze almak çok kıymetli bir şeydir. Bu topraklarda yaşanan bütün acılarKerbeladır. Koçgiri, Dersim, Zilan, Maraş, Sivas ve Suruç bir Kerbela’dır. Çünkü zulüm üreten sistem suçsuz ve günahsız insanları katletmiştir. Bütün bu acıları bilerek barışı, kardeşliği, özgürlüğü beraber ortak vatanda rıza anayasasıyla birbirine ikrar vererek öldürmeden, asimile etmeden beraber yaşama imkânı ve olanağını yaratan bir duruşun sahibi olmadığımız sürece bu tür katliamlar ve zulümler devam eder” dedi.

    “ESAS KERBELA’YI GELECEKTE GÖRECEĞİZ”

    Başkasının acısını görmeyen ve hissetmeyenin insanlığının da tartışılmasını gerektiğini vurgulayan Kulu, “Bugün bu coğrafyada halen zulüm sürüyorsa, halen kapitalist modernitenin biraz daha büyümesi için insanların emeğini, kültürünü, inancını, toprağını ve suyunu koruyamıyorsa esas Kerbela’yı gelecekte göreceğiz. Çünkü bir bütün olarak coğrafyamız, inancımız ve kültürümüz yok ediliyor. Geçmişi tabi ki unutmayacağız ama gelecekteki Kerbela’ların ortadan kalkması için bir gayretin sahibi olmamız gerekiyor. Bunu fark ettiğimiz zaman geleceği Kerbela olmaktan kurtaracağız, yoksa önümüzde bizi bekleyen çok büyük Kerbelalar var. Biz doğayı, suyu, inancımızı, dilimizi bitirdiğimiz zaman Kerbela’ya bile gerek kalmaz, çünkü bunun ötesi yok olmadır” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/PİRHA

  • Kulu: Cemevlerine saldıranların tahliye ve beraat ettirilmelerini kabul etmiyoruz -VİDEO

    Kulu: Cemevlerine saldıranların tahliye ve beraat ettirilmelerini kabul etmiyoruz -VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine saldırı davasında saldırganların tahliye ve beraat ettirilmesine tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Saldırı planlı ve programlı bir saldırıydı. Saldırıyı bireysel bir refleks diye adlandırmak aslında işin ciddiyetini görmemektir. Bir sene önce yapılan bu saldırıda yeniden Muharrem ayına geldiğimizde şimdi de cezasızlık politikasının uygulanması aslında bu toplumun refleksini ölçmektir” dedi.

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna/Cemevlerine yönelik saldırı davasının karar duruşması 7 Temmuz’da görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi. Mahkemenin kararı tepki çekti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, mahkemenin kararına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “EN KUTSAL AYINIZDA BİLE HEDEFSİNİZ MESAJI VERİLDİ”

    Cemevlerine yapılan saldırının sistematik bir saldırı olduğunu vurgulayan Musa Kulu, “Saldırıyı bireysel bir refleks diye adlandırmak aslında işin ciddiyetini görmemektir. Bir sene önce yapılan bu saldırıda yeniden Muharrem ayına geldiğimizde şimdi de cezasızlık politikası uygulanması aslında bu toplumun refleksini ölçmektir. Yapılan saldırının Muharrem ayına denk getirilmesiyle bize siz en kutsal ayınızda bile hedefsiniz mesajı verildi. 7 Temmuz’da alınan kararla cezasızlık politikası uygulandı. Bu karar bu tür saldırıları yapanlara cesaret vermektir, siz ne yaparsanız yapın ceza almazsınız demektir. Cezasızlık politikasından dolayı önümüzdeki dönemlerde de bu saldırılar devam edecektir” dedi.

    “BU SUÇU ASLINDA DEVLET İŞLEMİŞTİR”

    ‘Alevilerin bu tür olaylara sessiz kalması gelecekteki zulmü de kabul etmesi anlamına gelir’ diyen Kulu, şöyle devam etti:

    “İstediğimiz tek şey inancımıza, itikatımıza, ibadetimize ve düşüncemize saygılı olmalarıdır. Devletin bir görevi de tek bir birey de olsa farklı olanın hakkını, hukukunu ve inancını korumaktır, çünkü bu anayasada var. Anayasasında var olan bu hakkı gerçekleştirmemek devletin suçlu olduğunu gösterir. Bu suçu aslında devlet işlemiştir, bireylere indirgenerek bu iş hafifletilemez. Bu kararı asla kabul etmediğimizi ve hukuki olarak da bu işin takipçisi olacağımızı bütün kamuoyuna duyurmak istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO
    -Alevi kurumlarına saldırı davasında tahliye kararına itiraz edilecek-VİDEO
    -Cemevlerine saldıran failin tahliyesine AVF Başkanı Doğan’dan tepki: Kabul edilemez! VİDEO

  • Bingöl’ün Seter köyünde kültür evi açılışı yapıldı-VİDEO

    Bingöl’ün Seter köyünde kültür evi açılışı yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter (Dalbasan) köyünde kültür evi açılışı yapıldı. Açılışta konuşan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bizim inancımız 72 millete aynı nazarla bakar, herkes bizim için haktır kimsenin dili, inancı, ırkı bizim için önemli değildir. Buranın yapılmasında emeği geçen, katkısı olan bütün canlara yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

    Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter (Dalbasan) köyünde kültür evi açılışı yapıldı.

    Açılışta Dalbasan Köyü Çevre Kültürel Sosyal ve Yardımlaşma Derneği (Dalçek) Başkanı Hasan Şahin ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu kısa bir konuşma yaptı.

    “EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNARIZ”

    Dalçek Başkanı Hasan Şahin, “Bugün burada dayanışmanın en güzel örneklerini yaşamaktayız. İçinde bulunduğumuz bu güzide mekanın inşası dayanışma ve yardımlaşmayla ortaya çıkmıştır. Emeği geçen kişi ve kurumlara teşekkürlerimizi sunarız” diye belirtti.

    “BİZİM İNANCIMIZ 72 MİLLETE AYNI NAZARLA BAKAR”

    İnancımızı, kültürümüzü ve tarihimizi Hardo Dewres’te büyüyerek geçirdiklerini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bizim inancımız 72 millete aynı nazarla bakar, herkes bizim için haktır kimsenin dili, inancı, ırkı bizim için önemli değildir. Buranın yapılmasında emeği geçen, katkısı olan bütün canlara yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından yapılan lokmalar pay edildi. Açılış davul zurna eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO

    PİRHA-Okullara imam atanmasının, Türk ve Müslüman olmayanların yaşam haklarını ortadan kaldırma projesi olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “İnsanlık dışı bu uygulamanın hayat bulması Türkiye’nin nasıl bir karanlığa götürüleceğinin işaretidir” dedi.

    Milli eğitim müdürlükleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı il müftülükleri arasında imzalanan projeye tepkiler yükseliyor.

    Öğrencilere ‘milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerin’ benimsetileceği söylemi ile okullara ‘manevi danışman’ adı altında okullara imam atanması birçok tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Pedagojik eğitimden yoksun imamların, okullarda ders veremeyeceğini belirten bilim insanları, eğitim alanının günden güne nitelik kaybettiğinin ise altını çiziyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, okullara imam atanması projesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “‘YA TÜRK VE MÜSLÜMAN OLACAKSINIZ YA DA YOK OLACAKSINIZ’ DENİLİYOR”

    Türk ve Müslüman olmayanların yaşam haklarını ortadan kaldırma projesi olduğunu belirten Musa Kulu, “Eskişehir ve İzmir’i pilot bölge seçerek okullara imam atanması diğer inançların ve halkları bir bütün olarak yok ederek herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir” dedi.

    İktidarın, demokrasi yerine tek tip insan yaratma projesini hayata geçirmeye çalıştığını ifade eden Kulu, “Eskişehir ve İzmir’in seçilmesi özel bir seçimdir. Çünkü biraz muhalif ve seküler bir topluluk olduğu için seçilmiştir. Bu proje ile toplumun gözünden kaçırılan bir nokta var. Türkiye’de tarikatlar hayatın her alanında toplumun bütün hücrelerine yerleşmek için muazzam bir devlet imkânı ve teşvikiyle bu işi yapıyor. Artık öyle bir noktaya geldik ki açık bir şekilde ya Türk-Müslüman olacaksınız ya da yok olacaksınız deniliyor” diye konuştu.

    “DİĞER İNANÇLARA SAYGININ OLMADIĞI BİR ÜLKEDE SADECE ZULÜM ÜRETİLİR”

    Bu ülkede yaşayan her bireyin zulüm sistemine karşı vicdani bir davranış göstermesi gerektiğini vurgulayan Kulu, şöyle devam etti:

    “İnsanlık dışı bu uygulamanın hayat bulması Türkiye’nin nasıl bir karanlığa götürüleceğinin işaretidir. Geçmişte şu anda iktidarı elinde tutanlar ‘Kindar ve dindar bir nesil yaratacağız’ diye bir sözü vardı. Dil, kültür ve inanç bakımından farklı olanlara tahammülleri olmayan bu sözün artık devlet gücüyle hayat bulma sürecinin başladığı anlamına gelir. Bu ülkede yaşayan diğer inançlara saygının olmadığı bir ülkede sadece zulüm üretilir, bunun dışında farklı bir beklentiye girmek çok akıllıca değil. Bu ülkede yaşayan vicdan sahibi devrimci, demokrat, yurtsever, dindar, Müslüman, Hristiyan kim varsa insanlık dışı ve evrimin döngüsüne aykırı bu yaklaşımı asla kabul etmemeli.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    -‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    -‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    -‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    -‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    -‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    -‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’-VİDEO

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Her ilde inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatacağız-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Her ilde inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatacağız-VİDEO

    PİRHA-Alevi inancının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasının Alevi inancını bitirme projesi olduğunu vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Önümüzdeki hafta sonundan başlayarak Türkiye’nin her il ve ilçesinde bütün Alevi kurumları genel başkanları, pirlerimiz ile birlikte kendi hakikatimizden ve inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi cemevlerinde, derneklerde halk toplantıları yaparak halkımıza, aydınlara ve sivil toplum örgütlerine anlatacağız” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 9 Kasım’da yayımlanan kararnameyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Yasaya göre başkanlığın 11 kişiden oluşacak Danışma Kurulu’nun üyelerini Cumhurbaşkanı seçecek. Cemevlerinin elektrik ve su giderlerini devlet, aydınlık giderlerini de Kültür ve Turizm Bakanlığı karşılayacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına ve meclisten geçen torba yasaya karşı 25 Aralık’ta İstanbul’da düzenleyecekleri çalıştaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BİZE BİÇİLEN ELBİSE ASLA BİZİ TANIMLAMAZ”

    Aleviliğin torba yasanın içerisine sokulacak bir inanç olmadığını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi inancının tarihsel hafızası, kendi dili ve kültürü var. Aleviliğin torba yasa içerisinde Kültür Bakanlığı’na bağlanması aslında Alevi inancına kefen biçmektir, tamamen bitirme projesidir. Türk-İslam sentezi üzerine inşa edilen bir ülkede Türk, Hanefi ve İslam olmayan halklara ve inançlara yaşama olanağını kaldıran bir projedir. 20 milyon Alevi’nin yaşadığı bir ülkede pirine, talibine, anasına sorulmadan devlet aklı ve devletin koyduğu kalıplarla Aleviliği tanımlamak ve bir torba yasayla biçimlendirilmesi bütün hakikatin ölmesi demektir. Bize biçilen elbise asla bizi tanımlamaz, kabul edeceğimiz bir şey değildir” dedi.

    “Alevilik haktır, inancımızı tarif ve tanımlamaktan vazgeçin” diyen Kulu, “Bu ülkede eğer barış, kardeşlik ve demokrasi isteniyorsa yeni bir anayasayla Alevi inancının anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Bütün toplulukların haklarını verildiği rıza anayasası gerekiyor yoksa var olan anlayışla bu ülkede barışı sağlamak mümkün değil” diye belirtti.

    “YAPILMAK İSTENEN ALEVİ İNANCINI YOK ETME PROJESİDİR”

    Alevi toplumsallığının olduğu her şehirde hakikatlerini anlatacaklarını dile getiren Kulu, şunları ifade etti:

    “AKP iktidarının yapmak istediğinin Alevilere kefen biçme ve yok etme projesi olduğunu anlatacağız. Kendi meşru ve haklı taleplerimizi dile getireceğiz. Devlet yasa çıkarabilir öyle bir imkânı var ama bu bizim kabulümüz olmayacak. Bir inancı kültür derecesine indirip Kültür Bakanlığı’na bağlamak Alevi inancını yok etme projesidir ancak yapılanları kabul etmeyeceğiz ve bu konudaki sözümüzü daha yüksek perdeden söyleyeceğiz. Önümüzdeki hafta sonundan başlayarak Türkiye’nin her il ve ilçesinde bütün Alevi kurumları genel başkanları ve pirlerimiz ile birlikte kendi hakikatimizden ve inancımızdan vazgeçmeyeceğimizi cemevlerinde, derneklerinde halk toplantıları yaparak halkımıza, aydınlara, sivil toplum örgütlerine anlatacağız. Bütün toplumsal vicdanlara sesleneceğiz, yapılmak istenen Alevi inancını yok etme projesidir insanlık, barış ve adalet adına toplumun yanımızda olmasını ve bize güç vermelerini talep edeceğiz. 25 Aralık’ta Türkiye’deki bütün Alevi kurumları, pirleri, talipleri, anaları ile birlikte iki günlük Alevi çalıştayı yaparak bütün dünyaya ve ülkedeki sisteme yapacağımız çağrıyla da mücadelemizi daha görünür hale getirme çalışmalarımız sürecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim mitinge hazır; ‘Barajlar ve maden projeleri Dersim’i talan etme projeleridir’-VİDEO

    Dersim mitinge hazır; ‘Barajlar ve maden projeleri Dersim’i talan etme projeleridir’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, kentte devam eden doğa talanına karşı 8 Ekim’de “Biz kazanacağız yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Çevre Mitingi yapacak. Dersim coğrafyasına sömürgeci mantığıyla bakıldığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Dersim’de yapılan barajlar da, maden projeleri de, dünyadaki en büyük maden kartelleri ve Türkiye’deki işbirlikçileriyle bu coğrafyayı talan etme projesidir” dedi.

    Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. 2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti.

    Son olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, aralarında Dersim’in Pülümür İlçesindeki üç bölgenin de yer aldığı 285 maden sahası için ihale açacağını duyurdu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, kentte devam eden doğa talanına karşı 8 Ekim’de “Biz kazanacağız yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Çevre Mitingi yapacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Uğur Beycan Dersim’de 8 Ekim’de yapılacak Çevre Mitingi hakkında PİRHA’ya konuştular.

    “HER İNSANIN BU DOĞA KATLİAMINA KARŞI ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Dersim coğrafyasına sömürgeci mantığıyla bakıldığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Dersim’de yapılan barajlar da, maden projeleri de dünyadaki en büyük maden kartelleri ve Türkiye’deki işbirlikçileriyle bu coğrafyayı talan etme projesidir. Bir maden cevherinin ayrıştırılması 30-40 yıllık süreçtir ama siyanür ve benzeri kimyasallar kullanarak en kısa zamanda elde edip madeni çıkartmak için gayret içerisindeler. Bu fütursuzluk o bölgedeki bütün canlıyı, yer altı sularını tehdit eder ve o bölgeyi insansızlaştırır. Bugüne kadar bakir kalan bu coğrafyada, siyanürle zehirlenen topraklarda insanların temiz suya ulaşma imkânları ortadan kalkacak. Bütün canlılar ve bitkiler bu zehirden payını alacak ve orada yaşam bitecek. Bu kadar insanlık dışı bir projeye kayıtsız kalmak insan olmaktan çıkmaktır. Bu ülkede yaşayan herkesin bu yok etme projesine karşı bir direncinin, sözünün olması gerekiyor. İnancı, mezhebi, dili, etnik kimliği ne olursa olsun her insanın bu doğa katliamına karşı çıkması gerekiyor” dedi.

    “BİZE SADECE ZEHİRLENMİŞ TOPRAK BIRAKIYORLAR”

    Dersim’deki doğa talanına karşı çevre mitingi yapacaklarını söyleyen HDP Dersim İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız, “Yer altı ve yer üstü kaynaklarımıza yönelik saldırılar var. Dersim’de maden projeleri ve Hozat’ta devam eden büyük bir orman katliamı var. Dışarıdan gelen uluslararası maden şirketleri topraklarımızı zehirleyerek çıkardıkları madenleri götürüyor ve bize sadece zehirlenmiş bir toprak bırakıyor. Dersim’de devletin bilinçli bir politikası da var, burayı insansızlaştırmak ve yaşanmaz hale getirmek istiyorlar” diye ifade etti.

    “YAŞAM ALANLARIMIZA YÖNELEN SÖMÜRGECİ ANLAYIŞIN ÖNÜNE SET ÇEKMEK İSTİYORUZ”

    Sömürge madenciliği ile Hozat’ta ve Cudi’de devam eden orman kıyımını esas alarak çevre mitingi planlandığını belirten TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan da, şunları kaydetti:

    “Dersim Emek ve Demokrasi bileşenleri olarak bu konunun ulusal ölçüde ele alınılırsa sömürgeci anlayışa karşı sonuç elde edebileceğimiz kanaati oluştu. Mitinge hazır durumdayız ve halkımızın mitinge katılımını en üst düzeyde nasıl sağlayabiliriz konusunda el broşürleri dağıtarak, sosyal medyada hashtag çalışması yaparak ve sanatçılarımıza çağrı yaptırarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak kapı kapı, ev ev gezmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Sömürgeci madenciliğe karşı çok geç kalmadan bilimsel, akademik, hukuki ve inançsal boyutuyla halkımıza dokunup buradan doğru bir refleks geliştirerek yaşam alanlarımıza yönelen sömürgeci anlayışın önüne bir set çekmek istiyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersim’de doğa talanına karşı 8 Ekim’de miting yapılacak
    >‘Dersim’in doğasına saygı duyan herkesi 8 Ekim’de yapacağımız mitinge çağırıyoruz’-VİDEO
    >Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı
    >Sanatçılar, Dersim Çevre Mitingi için katılım çağrısı yaptı-VİDEO

  • Kulu: Okullar açıldı, kendimize ait dilin ve inancın hakkının teslim edilmesini istemeliyiz-VİDEO

    Kulu: Okullar açıldı, kendimize ait dilin ve inancın hakkının teslim edilmesini istemeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Yüzyıllardır Türkiye’de Kürt ve Alevi sorununun tartışıldığını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkede yeni eğitim dönemi başladı ama hala kendi ana dili yasak olan 25 milyon Kürt toplumsallığı var. İnsanlığın ilk ayağa kalktığı günden bugüne kadar var olan Rea Heq inancının asimile edilmesi, ibadethanelerinin yasak olması bir zulümdür ve halen devam ediyor” dedi.

    2022-2023 eğitim-öğretim döneminin açılmasıyla birlikte çözülmeyen sorunlar ve yıllardır devam eden zorunlu din dersleri ve anadilinde eğitim gibi talepler bu yıl da karşılanmadı. Ekonomik kriz ile birlikte eğitim emekçileri de yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, özlük haklarını korumak, geliştirmek ve iktidarın ‘Öğretmenlik Yasası’na karşı sokaklarda mücadele yürütmeye devam ediyor.

    Eğitim-Sen ve Alevi örgütlerinin yanı sıra demokratik kitle örgütleri, eğitim alanındaki dinselleştirmeye dikkat çekerken, Alevi toplumunun ve kurumlarının, zorunlu din derslerinin kaldırılması için çabaları ise sürüyor.

    Okullar bugün (12 Eylül), yıllardır çözüme kavuşturulamayan zorunlu din dersleri tartışmaları, laik, bilimsel, ücretsiz ve ana dilde eğitim talebi ile açıldı. DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, eğitim-öğretime ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “İNKARCI BİR SİSTEMDEN TALEPTE BULUNMAK BEYHUDE BİR İSTEKTİR”

    Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan farklılıkların kendi ana diliyle ve inancıyla eğitim görme haklarını talep etme çabası olduğunu söyleyen Musa Kulu, “Sadece talep etmek sorunları çözmeyecek, bunun imkanlarını yaratarak kendi dilini, inancını ve kültürünü insan kendisi üretmeli. Sömürgeci, zalim, asimilasyoncu ve inkarcı dediğiniz bir sistemden talepte bulunursanız sadece beyhude bir istek olduğunu görürsünüz. Hak olana, sizin olana sahip çıkarak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak, dilimize, kültürümüze sahip çıkmadığımız zaman bu talep sadece bir istek olur. Siyasi partiler, inanç kurumları ve sivil toplum örgütleri, talep etmenin dışında yeni bir üretme alanı yaratmadığı sürece bizi bir yere götürmeyecek” dedi.

    “YÜZYILLARDIR KÜRT VE ALEVİ SORUNU TARTIŞILIYOR”

    Yüzyıllardır Türkiye’de Kürt ve Alevi sorununun tartışıldığını belirten Kulu, şunları kaydetti:

    “Bu ülkede yeni bir eğitim dönemi başladı ama hala bu ülkede kendi ana dili yasak olan 25 milyon Kürt toplumsallığı var. Her dil bir insandır ve farklılıktır. Hakkı ve hakikati anlatmak için kendi ana diliyle yaşaması en doğru olandır. İnsanlığın ilk ayağa kalktığı günden bugüne kadar var olan Rea Heq inancının asimile edilmesi, ibadethanelerinin yasak olması bir zulümdür ve halen devam ediyor. Eğer inancımız, itikatımız, yolumuz, dilimiz ve tarihsel hafızamız elimizden alınırsa gelecek kuşaklara aktaracağımız bir şey kalmaz. Türkiye’de yaşayan her halkın dili, kültürü ve inancıyla yaşaması konusunda söz söyleme gayreti içerisinde olunmalıdır. Demokrasi sadece kendi hakkını değil başkasının hakkını da savunmaktır. Çünkü kendi hakkınızı alabilmeniz için başkasının diline, kültürüne ve inancına da saygılı olmak zorundasınız.”

    “DİLİMİZİN VE İNANCIMIZIN HAKKININ TESLİM EDİLMESİNİ TALEP ETMELİYİZ”

    Türkiye’de asimilasyon ve inkâr politikasının doruk noktasına ulaştığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bizim inancımızı ve kimliğimizi kabul etmeyen sistem bütün baskı unsurlarını kullanarak bizi yok etmeye çalışıyor. Kendi hakkımız olanı talep etmek yerine hayata geçirmek için rıza anayasası ve eşit yurttaşlık anayasası gerekir. Herkesin kendi kimliğiyle, kendi inancıyla ve kendi diliyle yaşadığı bir ülke demokrasi ülkesidir. Mevcut yasalar ve yasaklarla geleceği kurmak mümkün değildir. Bugün ülkenin yaşadığı ekonomik ve siyasi kaosun nedeni inkar ve asimilasyonun sonucudur. Kendimize ait olan dilin ve inancın hakkının teslim edilmesini talep etmeliyiz yoksa hiç kimse bize lütuf olarak ne dilimizi, ne inancımızı ne de kültürümüzü teslim etmeyecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in Bargini köyünde Ağuçan Anma Etkinliği yapıldı-VİDEO

    Dersim’in Bargini köyünde Ağuçan Anma Etkinliği yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde Ağuçan Anma Etkinliği yapıldı. Mazlumun yanında durmadıkları zaman yolu kaybedeceklerini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Yol ulularımız inancımızı tanımlarken hak olan yoldur Yol her şeyin üstündedir pir, mürşit, talip Yol’a taliptir ve Hakk da Yol’a taliptir çünkü esas olan Hakk’a giden yoldur” dedi.

    Bargini Ağuçan Ocağı Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği tarafından Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde Ağuçan Anma Etkinliği yapıldı.

    Ağuçan Anma Etkinliği’ne DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, Pertek Belediye Başkanı Ruhan Alan, AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, HDP Dersim İl Eş Başkanları Nazlı Öz Çelik ve Ferhat Yıldız, HDP PM Üyesi İbrahim Kasun, ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, AKD Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Nedim Evli, PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “YOL HER ŞEYİN ÜSTÜNDEDİR”

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Eğer pir talibi, talip piri kaybetmişse, müsahibimizi kaybetmişsek ve mazlumun yanında durmuyorsak biz Yolumuzu kaybetmişiz demektir. Yol ulularımız inancımızı tanımlarken hak olan Yol’dur Yol her şeyin üstündedir pir, mürşit, talip yola taliptir ve hakta yola taliptir çünkü esas olan Hakk’a giden yoldur” dedi.

    “HÜSEYNİ DURUŞ SERGİLEMELİYİZ”

    Hz. Hüseyin’in şehadet şerbetini içtiği ayda olduklarını ifade eden AKD Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Nedim Evli, “O dönemin zalim iktidarı kendi iktidarını sürdürmek için Hz. Hüseyin’i katletti. Kerbela’da yapılan katliam günümüzde de devam ediyor. Aleviler olarak Hz. Hüseyin gibi duruş sergilemeliyiz” diye belirtti.

    “KATLİAMCI ZİHNİYETİ LANETLİYORUZ”

    Asırlardır devam eden sorunların Alevi örgütlenmelerine yüklememeleri gerektiğini vurgulayan AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, “Son gelinen noktada Alevi hareketinin yaptıklarına göz atmalıyız. Tarih tekerrür ediyor, yakanlar da, öldürenler de yananlar da, yok olmayla karşı karşıya kalanlar da bu ülkede geçmişte neler çektiysek bugünde aynı şeyleri yaşıyoruz geçmişte olduğu gibi katliamcı zihniyeti lanetliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “KERBELA’DAN BU YANA KATLEDİLİYORUZ”

    Çok zor bir süreçten geçtiklerini belirten PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Ne yazık ki Alevileri katlederek bitiremeyeceklerini anlayan devlet bu sefer Yol’u zarara uğratarak Yol’a ihanet etmeye hazır olan insanları kendi yanına çekerek Aleviliği yok etmeye çalışıyorlar. Biz ilk defa katledilmiyoruz, ilk defa zulme uğramıyoruz, biz Kerbela’dan bu yana katlediliyoruz” diye aktardı.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARINA KARŞI KENDİ DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Dergahları yıkanların bugün içlerine Alevi aşkı doğup cemevlerini ziyaret ettiğini söyleyen ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, “Alisiz Alevilik söylemleriyle Alevi toplumunu içine nifak tohumları ekenler şu anda Hacı Bektaş’ta tiyatro sergiliyorlar. İnancımıza yönelik yapılan asimilasyon politikalarına durdurmak için kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Ağuçan Anma Etkinliği Hüseyin Korkankormaz, Dertli Divani ve Ayfer Düzdaş’ın verdiği müzik dinletisinin ardından aşure lokmalarının pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • ‘İnancımızı yok sayanlar seçim yaklaştı diye birdenbire Alevileri seven olmaya başladılar’-VİDEO

    ‘İnancımızı yok sayanlar seçim yaklaştı diye birdenbire Alevileri seven olmaya başladılar’-VİDEO

    PİRHA-Muş’un Varto ilçesinde düzenlenen 1’inci Hızır Mekânı Doğa ve İnanç Festivali 2. gününde devam etti. Seçimler yaklaştığı için Alevileri hatırlayanların 21. yüzyılda inançlarını tanımadıklarını söyleyen HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Doğamızı, inancımız, kültürümüzü yok sayıyorlar ve utanmadan seçim yaklaştı diye birdenbire Alevileri seven olmaya başladılar. Biz hiç kimsenin arka bahçesi ve siyasi malzemesi değiliz, o yüzden elinizi doğamızdan, inancımızdan, kültürümüzden, cemevlerimizden çekin” dedi.

    Muş’un Varto ilçesinde düzenlenen 1’inci Hızır Mekânı Doğa ve İnanç Festivali 2. gününde devam etti. Sabah, Hamurpet Gölü’nde buluşma yapıldı, davul-zurna eşliğinde halaylar çekildi, müzik dinletisi yapıldı. Akşam ise ilçe merkezinde yapılan konuşmalar, konser ve çekilen halayların ardından festival sona erdi.

    Muş’un Varto ilçesinde düzenlenen 1’inci Hızır Mekânı Doğa ve İnanç Festivali’nin 2. gününe HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, DAD Eş Genel Başkanları Musa Kulu ve Kadriye Doğan, ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “İKRAR VERDİĞİMİZ MAKAMLARI KİRLİ ELLERE TESLİM EDENLERE KARŞI DURACAĞIZ”

    1’inci Hızır Mekânı Doğa ve İnanç Festivali Tertip Komitesi adına açılış konuşmasını DAD Yöneticisi İmam Balsever okudu. Balsever, “İnancımız rehberliğinde toplumsal birliğimizin esaslarını koruyarak demokrasiden, eşitlikten ve adaletten yana atan her yürek ile birlikte duracağımız ikrarıdır. İkrar verdiğimiz makamları kirli ellere ve ayaklara teslim edenlere de karşı duracağız” diye ifade etti.

    “HERKESİN KENDİ DİLİ VE İNANCIYLA YAŞADIĞI DÜNYA GÜZELDİR”

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu ise şunları söyledi:

    “Eğer inançlar ve kimlikler kendi rengini, dilini ve tarihsel hafızasını kaybederse insanlık kaybeder. Bu topraklarda eğer insanlığın gelecek ve barış adına söyleyeceği bir sözü varsa o da herkesin kendi rengiyle, diliyle, inancıyla yaşadığı dünya güzeldir. Biz Aleviler inancımızı iki temel taş üstünde oturttuk biri ikrardır, biri de rızalıktır.”

    “BİZE GELECEKSENİZ BİZİ TANIYIP, İNANCIMIZI KABUL EDECESİNİZ”

    Seçimler yaklaştığı için Alevileri hatırlayanların 21. yüzyılda inançlarını tanımadıklarını söyleyen HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Cemevlerimizi tanımıyorlar, zorunlu din dersleriyle çocuklarımızı asimile ediyorlar. Doğamızı, inancımız, kültürümüzü yok sayıyorlar ve utanmadan seçim yaklaştı diye birdenbire Alevileri seven olmaya başladılar. Bize gelecekseniz bizi tanıyacaksınız, inancımızı kabul edeceksiniz, dergâhlarımızı Alevi kurumlarına vereceksiniz. Biz hiç kimsenin arka bahçesi ve siyasi malzemesi değiliz o yüzden elinizi doğamızdan, inancımızdan, kültürümüzden, cemevlerimizden çekin. Yezitler Kerbela’da kalmadı nasıl Hz. Hüseyin ve yoldaşlarını katlettilerse bugün de aynı yezit anlayış yeniden mazlumları katletmek istiyor” dedi.

    “BU DÜZENİ HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    İktidarın seçimleri kazanmak için Kürt açılımından sonra şimdi de Alevi açılımı başlattığını belirten EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Dara düştüler, altlarındaki halı kaydı, iktidarı kaybedecekler diye cemevi açılımı yapmaya başladılar. İktidarın bütün derdi böl, yönet, parçala politikalarını sürdürmektir. Devlet camilerden elini çekmelidir cemevlerine hiç girmemelidir. Bozuk düzende sağlam çark olmaz, bu düzen bütün çarklarıyla çürümüştür ve biz bu düzeni hep birlikte değiştireceğiz” diye konuştu.

    1’inci Hızır Mekânı Doğa ve İnanç Festivali, Seynesemi Türbe Makamı’na ziyaret gerçekleştirilip niyaz ve lokmaların pay edilmesinin ardından, Hızır Çeşmesi’nde yapılacak civat ve ikrarlaşmadan sonra deyişlerle son bulacak.

    PİRHA/MUŞ

  • DAD Eş Başkanı Kulu: Hüseyin Gazi Cemevi’ne ziyaret ikiyüzlülük dolu-VİDEO

    DAD Eş Başkanı Kulu: Hüseyin Gazi Cemevi’ne ziyaret ikiyüzlülük dolu-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ne yaptığı ziyarete tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Toplumsal muhalefetin yükseldiği ve seçimin yaklaştığı bir dönemde tamamen ikiyüzlülük dolu bir ziyaretten başka bir şey değildir” dedi. Kulu, “Şu anda tek adam rejiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın A4 kâğıdına atacağı bir imzayla mümkünken hiçbirini yapmıyor” eklenmesinde bulundu. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası tartışmalar devam ediyor. Ziyarete başta Hüseyin Gazi Derneği yönetimi ile Alevi örgütleri tepki göstermişti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ne yaptığı ziyareti PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “ERDOĞAN GERÇEKTEN SAMİMİ İSE İNANCIMIZI TANISIN”

    Türkiye’de 25 milyon Alevinin yaşadığını ancak inancının kabul edilmediğini söyleyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Şu anda tek adam rejiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın A4 kâğıdına atacağı bir imzayla mümkünken hiçbirini yapmıyor” dedi.

    Kulu şöyle devam etti:

    “Kendisine biat eden cemevi yönetenlerinin davetiyle gitti. Yol’dan çıkan ve devletin gücünden faydalanmak isteyenlerin dışında hiç kimse cumhurbaşkanının ziyaretini kabul etmemiştir. Alevi toplumsallığının bu ülkede devletten talepleri var, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmediği ve inancımızın hiçbir anayasal güvencesinin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Sistemin sıkışmışlığı, toplumsal muhalefetin yükseldiği ve seçimin yaklaştığı bir dönemde tamamen ikiyüzlülük dolu bir ziyaretten başka bir şey değildir. Bütün farklılıklar anayasal güvence altına alındığı zaman barış içinde bir arada yaşama imkânı bulabiliriz. Onun dışındaki her söz, her ziyaret günü kurtarmaktan öteye gitmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan veya sistem, Alevilere karşı gerçekten samimi ise bizim inancımızı, ibadethanemizi, ocaklarımızı, ziyaretgahlarımızı, kutsallarımızı Alevi toplumsallığına devrederek anayasal güvence altına alınması ile mümkündür.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kulu: Cemevlerine saldırı toplumun refleksini ölçme amacı taşıyor-VİDEO

    Kulu: Cemevlerine saldırı toplumun refleksini ölçme amacı taşıyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine yapılan saldırıya tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Ankara’da cemevlerine yapılan saldırı toplumun refleksini ölçme amacıyla yapıldı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınız zaman bu tür denemeler yapılmış ve arkasından katliamlar gelmiştir” dedi.

    Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi,  Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Cemevlerine düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “AKP-MHP İKTİDARININ ASIL PROJESİ İSLAM’IN VE TÜRK’ÜN DIŞINDA KİMSEYE YAŞAM HAKKI TANIMAMAKTIR”

    Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında farklı olan kimlik ve inançların ortadan kaldırılma projesinin bugüne kadar devam ettiğini vurgulayan Kulu, “Ankara’da cemevlerine yapılan saldırı toplumun refleksini ölçme amacıyla yapıldı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınız zaman bu tür denemeler yapılmış ve arkasından katliamlar gelmiştir. İktidarı elinde tutan AKP-MHP’nin asıl projesi İslam’ın ve Türk’ün dışında kimseye yaşam hakkı tanımamaktır. Eğer bu ülkede insanca, demokrasi içinde yaşanılacaksa her farklı inancın ve kimliğin mutlaka anayasal güvence altına alınması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu: 4 Mayıs, Dersim coğrafyasının yıkım kararıdır-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu: 4 Mayıs, Dersim coğrafyasının yıkım kararıdır-VİDEO

    PİRHA-4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. 4 Mayıs’ın Dersim coğrafyasının yıkım kararı olduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Katliamın sebebi olan sistem, devlet ve devleti yönetenlerin bu topluma karşı bir özür borcu var. O dönemde kaybettiklerimiz mezar yerleri belli olmayan canlarımızın mezar yerlerinin tespiti yapılarak ailelerine verilmeli, kayıp çocuklarımızın akıbeti için devlet arşivini açmalı” dedi.

    4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. Dersim Tertelesi sıradan bir katliam değildi. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledilmiş, binlerce insan sürgün edilmiş ve binlerce Dersimli çocuk, özellikle kız çocukları evlatlık verilerek ailelerinden koparılmıştır. Dersim’in kendine özgü yaşam tarzı, siyasi, sosyal ve kültürel kimliği ortadan kaldırılmak istenmiştir. Dersimlilerden ve Türkiye toplumundan resmi olarak özür dilenmesi talepler arasında bulunuyor.

    4 Mayıs 1937 Dersim Katliamı süreci 25 Aralık 1935 tarihli Tunceli vilayetinin hakkındaki raporla başlamış ve son olarak 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla tedip ve tenkil içeren askeri operasyona dönüşmüştü.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, üzerinden tam 85 yıl geçen 4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “YÜZLEŞME OLMADAN BU ACININ BİTMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    4 Mayıs’ın Dersim coğrafyasının yıkım kararı olduğunu söyleyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Dersim Katliamı’yla birlikte insanlar toprağından kopartılıp ülkenin en ücra köşelerine sürgüne gönderildi. Dilini bilmediği, inancını tanımadığı coğrafyada yaşam nasıl sürdürülür. Katliamın sebebi olan sistem, devlet ve devleti yönetenlerin bu topluma karşı bir özür borcu var. O dönemde kaybettiklerimiz ve mezar yerleri belli olmayan canlarımızın mezar yerlerinin tespiti yapılarak ailelerine verilmeli, kayıp çocuklarımızın akıbeti için devlet arşivini açmalı. Taleplerimizi haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz, bu topraklarda bir kişi bile kalsa asla bu katliamı unutmayacak ve onu gelecek kuşaklara aktaracak. Yüzleşme olmadan bu acının bitmesi mümkün değil” dedi.

    “GEÇMİŞTE KAYBETTİKLERİMİZİ YAD EDECEĞİZ”

    Toplumun inancını, dilini ve kültürünü gelecek nesillere bırakmak gibi bir sorumlulukları olduğunu söyleyen Kulu, “4 Mayıs’ı unutmamak ve unutturmamak bu coğrafyada yaşayan her insanın vicdani ve ahlaki sorumluluğudur. 4 Mayıs programımız şekillendi bütün sivil toplum örgütleri ve inanç kurumlarımızla 4 Mayıs’ta katliam yeri olan Gola Çeto’da çerağ uyandırıp lokma pay ettikten sonra Seyit Rıza Meydanı’nda yapılacak basın açıklamasının ardından Halvori Gözeleri’nde katliam yerinde anma gerçekleşecek. Akşam saat 18.00’de bu coğrafyaya vicdanıyla katkı sunmak isteyen şair, yazar, müzisyenler hem yaşanmış acıları hem de ağıtları dile getirecek saat 19.37’de çerağ uyandırarak geçmişte kaybettiklerimizi yad edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Kulu: Avusturya’da Aleviliğin tanınması sevindirici, Alevilik kendi coğrafyasında yasaklı-VİDEO

    Kulu: Avusturya’da Aleviliğin tanınması sevindirici, Alevilik kendi coğrafyasında yasaklı-VİDEO

    PİRHA- DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, 13 yıllık mücadelesi sonrasında Avusturya Devleti’nin, Aleviliği kendine özgü bağımsız bir inanç olarak tanımasının Aleviler için sevindirici olduğunu belirterek, Aleviliğin halen kendi coğrafyasında yasaklı bir inanç olduğunu kaydetti.

    Avusturya Devleti, Alevi inancını resmi olarak tanıyarak, Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etti.

     Kararı PİRHA’ya değerlendiren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Aleviliğin kendi coğrafyasında tanınmayan inanç olduğunu hatırlatırken, asıl olan Alevilik mücadelesinin hakikat olduğu ve bunun etrafında birleşip mücadele etmek olduğuna vurguda bulundu.

    “ALEVİLİK KENDİ ÜLKESİNDE TANINMAMASI BÜYÜK AYIP”

    Kulu, Avusturya Devleti’nin, Aleviliği kendine özgü bağımsız bir inanç olarak tanımasının Aleviler için sevindirici olduğunu belirtti. Aleviliğin halen kendi coğrafyasında tanınmadığını söyleyen Kulu, “Avrupa’da yaşayan Alevi toplumu  kimliğinin tanınmasının bir  ihtiyaç ve zorunluluk olduğunu belirtiyor. Avusturya devletinin Alevi inancının farklı, özgün olan durumunu yasal olarak kabul etmesi bizler için sevindirici ve ciddi bir örnek. Avusturya’da sayı olarak belki az bir Alevi vardır ama toplumsallığı kabul ediliyor. 25 milyon Alevi insanın yaşadığı belirtildiği bu ülkede Alevi inancının hiçbir yasal güvencede olmaması bu ülkeyi yönetenlerin, kanun belirleyicilerin ve siyasilerin ayıbıdır” diye konuştu.

    “ALEVİLER BU HAKİKATİN KABUL EDİLMESİ GAYRETİ İÇERİSİNDE OLMALI”

    Asıl olanın Alevilik mücadelesinin hakikat olduğu ve bunun etrafında birleşip mücadele etmek olduğuna vurguda bulunan Kulu, “Aleviler; sol, sosyalist, demokrat olduğunu söyleyen siyasi partilerin hiçbirinin programında yok. Demokrasi adına siyaset yaptığını söyleyenler kendi programlarına Alevilerin inançsal, kimliksel haklarının teslim edilmesini alması gerekiyor. Bunu yapmadıkları sürece Alevilere karşı olan görevini yapmamış olacaktır. Bu saatten sonra bütün Alevi sürekleri, kurumları Aleviliği kendi hakikatinin kabul edilmesi gayreti içerisinde olmalı. Yoksa bu kayıtsızlık, sessiz kalma kendi sonunu getirecektir” dedi.

    PİRHA/DERSİM