Etiket: Dakme-Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi

  • Dortmund’ta Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    Dortmund’ta Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Mustafa Mısır, Dortmund Alevi Dergahı’nda yaptığı konuşmada, Xızır inancının evrensel ve birleştirici anlamına dikkat çekerek, “Xızır’ın milliyeti yoktur, ırkı yoktur, dini yoktur. Xızır insandır, dara düşenin umududur” dedi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Xızır ayı vesilesiyle Xızır Cemi yürütüldü.

     “HIZIR’IN MİLLİYETİ YOKTUR, HIZIR İNSANDIR”

    Pir Mustafa Mısır, yaptığı konuşmada Xızır inancının evrensel ve birleştirici niteliğine dikkat çekti. Mısır, Xızır’ın herhangi bir milliyet, ırk ya da dinle sınırlandırılamayacağını vurgulayarak, “Hızır insandır, dara düşenin umududur” dedi.

    Konuşmasında geçmişten bugüne uzanan toplumsal hafızaya değinen Mısır, modern ulaşım araçlarının olmadığı dönemlerde insanların zorluklar karşısında Xızır’a sığındığını hatırlattı. Halk anlatılarındaki “boz atlı Xızır” betimlemesine gönderme yaparak, o çağlarda en hızlı ulaşımın at olduğunu ve Xızır’ın bu simgeyle anıldığını ifade etti.

    Pir Mustafa Mısır, 21 Aralık’tan başlayan kış döngüsünü, cemrelerin havaya, suya ve toprağa düşmesiyle birlikte doğanın yeniden uyanışı olarak yorumladı. 21 Mart’ta gece ile gündüzün eşitlenmesini ise “doğadaki dengenin ve yaşamın secdesi” şeklinde tanımladı.

    Dört ana unsur -ateş, hava, su ve toprak -üzerinden insanın varoluşuna işaret eden Mısır, güneşin hem var eden hem dönüştüren güç olduğunu belirtti.

    Cem erkanına ve eşitlik ilkesine de değinen Mısır, “Cemde herkes candır. Eşikten giren eşitliğe girer” dedi. Alevi öğretisinde ayrımcılığa yer olmadığını belirterek, kadın-erkek eşitliğinin inancın özü olduğunu ifade etti.

    Zakirler Mirkan Binboğa ve Eren Yılmaz ise deyişler seslendirdi.

    Ardından verilen lokma gulbangı ile Xızır lokmaları pay edildi.

    PİRHA-DORTMUND

  • DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin: Bu bina sadece bir yapı değil, halkın evi, inancın merkezidir-VİDEO

    DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin: Bu bina sadece bir yapı değil, halkın evi, inancın merkezidir-VİDEO

    PİRHA- Dortmund Alevi Kültür Merkezi (DAKME),  Almanya’da inanç, kültür ve anadil eksenli çalışmalar yürüten önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Eşbaşkan Alişan Tekin, “Bu bina sadece dört duvar değil, halkın evidir, geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir” diyerek DAKME’nin dayanışma ve ortaklaşma ruhunu anlattı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ağırlıklı olarak Almanya’da olmak üzere Avrupa’nın bir çok ülkesinde faaliyet yürütüyor. FEDA’ya bağlı 8 dernek/dergah bulunuyor. Bazı bölgelerde ise temsilcilikler düzeyinde faaliyet yürütülüyor. Dortmund ve Çevresi Alevi Derneği (DAKME) de bunlardan biri.

    1993 yılında Sivas Katliamı sonrası kürtçe bir isim olan Dakamin ismiyle kurulup, daha sonra DAKME ismini alan derneğin 400 kadar üyesi bulunuyor.

    DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin faaliyet yürüttükleri binayı PİRHA’ya tanıttı.

    Tekin, “Sivas’tan sonra gördük ki, gittiğimiz bazı kurumlarda gerçek bir sahiplenme yoktu. Biz Aleviler olarak, Kürt Alevileri olarak örgütlenmemiz ve birleşmemiz gerekiyordu” dedi.

    Tekin DAKME’nin kuruluş sürecini ise şöyle anlattı:

    “DAKME’nin temelleri üç kişiyle atıldı: Ali Dağdeviren, Kal Fırat ve Hevalcan. Bu üç isim, tüzük çalışmalarını yaparak altyapıyı oluşturdu. Kısa sürede büyüyen çalışma, 10-20 kişilik bir ekibe dönüştü.

    Merkezin ilk adı Kürtçede “annem” anlamına gelen Dakamin idi. Ancak Ali Dağdeviren’in önerisiyle isim, Almanya’daki toplumsal ve siyasal koşullara uyumlu olması için DAKME (Dortmund Alevi Kültür Merkezi) olarak değiştirildi. Kökümüz Dakamin’dir, yani anneden, yaşamdan, kaynaktan geliyoruz.”

    “YENİ BİNA BİR İHTİYAÇTI”

    Tekin, yıllar boyunca kullanılan eski dergâhın bir noktadan sonra yetersiz kaldığını belirterek, sekiz yıl önce mevcut binanın alındığını söyledi. Bu sürecin halkın katkılarıyla gerçekleştiğini vurgulayan Tekin, “Güzel bir kampanya yaptık. Canlarımızdan, yoldaşlarımızdan lokmalar topladık. Bu bina sadece satın alınmış bir yapı değildir; burası halkın evidir” dedi.

    Derneğin kapılarının herkese açık olduğunu ifade eden Tekin, yaşanan bir taziye olayını şöyle aktardı:

    “Burada bir taziye vardı. Hafta içi olduğundan dolayı gündüz kapı kapalıydı. Aile biraz paniklenmiş kapının önüne gelmişler. Biz dışarıya çelik kasa kurduk. Şifresi var. Şimdi sonuçta bu bina toplumun, halkın. Biz burayı mülkiyet olarak benimdir, şunundur  diye, görmüyoruz. Telefon üzerine şifreyi verdik. ‘Canlar hiç kendinizi yabancı hissetmeyin’ dedik. Öyle bir mutlu olmuşlar ki, öyle bir teşekkür etmişler. Neden? itikadımız budur. Birçok kurumda bu kalmamış. Mülkiyet kavgası başlamış. Bunlar doğru şeyler değil. Bu bizim inancımız, itikadımız değil. “

    İNANÇ, KÜLTÜR VE ANADİL EKSENLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLÜYOR

    DAKME’de cemler yürütülürken, diğer taraftan semah kursları, bağlama, şan ve gitar kursları düzenleniyor. Ayrıca anadil çalışmalarına büyük önem veriliyor. Tekin, “Anadilimiz kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Ben konuşabiliyorum ama benden sonraki kuşaklar konuşamıyor. Bu gerçeği görüyoruz” dedi.

    Bu noktada Rızaşehir Akademisi’nin yürüttüğü “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” projesine dikkat çeken Tekin, çalışmanın tarihsel ve kültürel hafıza açısından hayati olduğunu vurguladı.

    BAKANLIK ZİYARETİ VE AKADEMİK DESTEK

    Kuzey Ren-Vestfalya Kültür Bakanı Ina Brandes’in DAKME’yi ziyaret ettiğini aktaran Tekin, görüşmede kurumun çalışmaları ve ansiklopedi projesinin anlatıldığını söyledi. Tekin, “Bakan, bunun akademik bir çalışma olduğunu ifade etti ve üniversitelerle işbirliği için kapıları açabileceğini belirtti” dedi.

    DORTMUND’TA 55 BİN ALEVİ YAŞIYOR AMA 400 ÜYEMİZ VAR

    Dortmund’da yaklaşık 55 bin Alevinin yaşadığına dair veriler olduğunu hatırlatan Tekin, buna karşın DAKME’nin yaklaşık 400 üyesi bulunduğunu söyledi. Son yıllarda üye sayısının hızla arttığını belirten Tekin, mevcut yönetim modelinin yetersiz kalabileceğini ifade ederek meclis tipi bir örgütlenmenin tartışıldığını aktardı.

    “SAĞCI VE IRKÇI ANLAYIŞLARA KAPALIYIZ”

    DAKME’nin herkes için açık bir mekân olduğunu vurgulayan Tekin, tek istisnanın ırkçı ve sağcı anlayışlar olduğunu belirtti.  DAKME bugün, inancın, kültürün, anadilin ve toplumsal dayanışmanın yaşatıldığı bir merkez olarak çalışmalarını sürdürüyor. Tekin’in ifadesiyle:
    “Bu bina sadece dört duvar değil; geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir.”

    Elif SONZAMANCI PİRHA-DORTMUND

     

  • Hüseyin Narlı ölümünün 3’üncü yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    Hüseyin Narlı ölümünün 3’üncü yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden Hüseyin Narlı ölümünün 3’üncü yılında mezarı başında anıldı.

    Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden, TV10 ve CAN TV kurucusu ve programcısı Hüseyin Narlı (Ökkeş Ünlübayır), 9 Ocak 2022’de Almanya’nın Bochum kentinde Hakk’a yürümüştü.

    Narlı, ölümünün 3’üncü yıl dönümünde Bochum’da bulunan mezarı başında anıldı. Yol arkadaşları, sevenleri ve ailesi Narlı’nın mezarına çiçekler bıraktı. Mezar başında yapılan anmadının ardından Dortmund ve Çevresi Alevi Dergahı’nda  (DAKME) anma devam etti.

    Anma bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin Narlı’yı anarak kısa bir konuşma yaptı.

    Anmada konuşan Ayfer Küçükali Hüseyin Narlı’ya yazdığı mektubu okudu. Ardından Ferhat Ünlübayır  ise Narlı’nın hayatından kesitler anlattı.

    Anma etkiliği DAKME Müzik topluluğundan sanatçı Özgür İlaf’ın okuduğu deyişler ile sona erdi. Anma etkinliğinin ardından lokmalar pay edildi.

    HÜSEYİN NARLI KİMDİR?

    Hüseyin Narlı, 1955 yılında Maraş Pazarcık’a bağlı Çiğli köyünde dünyaya geldi. 1970’li yılların henüz başında Maraş’ta lise yıllarında devrimci mücadeleyle tanıştı. 1972 yılında Ankara ODTÜ Kimya bölümünde üniversite eğitimine başladı. 1975 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesinde Elektronik Mühendisliği bölümüne başladı. Narlı, 1977 yılında SGB’nin kurucu kadrosunda yer aldı ve genel başkanlık görevini üstlendi. Narlı, son 30 yılında Alevi toplununum örgütlenme, kurumlaşma ve medya alanına adayan bir Alevi aydını olarak öne çıktı. Narlı Alevi toplumuna önemli katkılar sağlayan TV10 ve CAN TV’nin kurucularındandı.

    PİRHA-Dortmund/ALMANYA

     

  • 2. Uluslararası Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu Dortmund’ta başladı

    2. Uluslararası Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu Dortmund’ta başladı

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu Almanya’nın Dortmund kentinde başladı.Bu yıl ikincisi düzenlenen sempozyum, Alevilik üzerine çalışan akademisyenleri, araştırmacıları ve öğrencileri bir araya getirdi.

    10 Ekim Cuma günü  yapılan sempozyumun açılışı Didar Ana ve Pir Cemal Cenan’ın okuduğu gulbeng ve çerağların uyandırılması ile başladı.

    Ardından programın ilk oturumu gerçekleşti.İlk günün oturumlarında “Alevi Ansiklopedisi: Kuruluşu ve Bir Yılı” başlıklı panel yapıldı.

    Bu oturumda Dr. Hayal Hanoğlu, Dr. Ahmet Kerim Gültekin, Zana Kibar, Demir Çelik ve Mehmet Taş birer sunum yaptı.İlk sunumu Dr. Ahmet Kerim Gültekin yaptı.

    “ALEVİLİK AVRUPA’DA KURUMSALLAŞMA SÜRECİNE GİRDİ”

    Dr. Ahmet Kerim Gültekin, son 40 yılda Aleviliğin geçirdiği toplumsal ve kurumsal dönüşümü değerlendirdi. Gültekin, 1990’lı yıllardan günümüze Aleviliğin hem Türkiye’de hem de Avrupa’da önemli bir değişim süreci yaşadığını vurguladı.

    Dr. Gültekin, “1990’lar Alevilik tartışmalarının yoğunlaştığı ve kimlik arayışlarının öne çıktığı bir dönem oldu. Bu yıllarda Alevi toplumu siyasal ve kültürel alanda görünürlük kazanırken, 2000’li yıllarda süreç yeni bir boyut kazandı. 2000’li yıllardan itibaren özellikle Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde Alevilik, resmi olarak inanç dersi statüsüne kavuştu. Bazı Avrupa ülkelerinde Alevilik, artık bağımsız bir inanç topluluğu olarak tanınıyor. Bu gelişme, Aleviliğin uluslararası düzeyde kurumsallaşmasının en somut örneğidir.” dedi.

    Son beş yıl içinde yaşanan bu gelişmelerin Aleviliğin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını gösterdiğini belirten Gültekin, “Alevilik bugün Balkanlar’dan İngiltere’ye, Rusya’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan toplulukları kapsayan bir kimlik haline geldi.” ifadelerini kullandı.

    ‘AKADEMİK İLGİ ARTIYOR’

    Dr. Gültekin, Alevilik üzerine akademik ilginin de hızla arttığını belirterek, Avrupa ve Türkiye’de birçok üniversitede Alevilik kürsülerinin kurulduğunu söyledi.

    Sunumunda, Alevi kurumlarının da bu akademik gelişmelere aktif şekilde destek verdiğini vurgulayan Gültekin, “Akademi ile Alevi kurumlarının iş birliği, inancın kamusal alanda daha güçlü temsil edilmesini sağlıyor” dedi.

    Gültekin, GADEV, Rıza Şehri Akademisi gibi kurumların da Alevilik üzerine araştırma, eğitim ve belgeleme çalışmaları yürüttüğünü belirterek, bu tür girişimlerin Aleviliğin kurumsallaşmasına katkı sunduğunu söyledi.

    “ALEVİLİK, HAKİKAT, DİL VE KÜLTÜRÜN ORTAK VİCDANIDIR”

    Rıza Şehri Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Demir Çelik, yaptığı sunumda Aleviliğin tarihsel, kültürel ve dilsel yönleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

    Demir Çelik konuşmasında Aleviliğin özünü oluşturan kavramlara vurgu yaparak, Aleviliğin sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda hakikati yaşatma biçimi olduğunu ifade etti. “Alevilik öldürülmek istenen bir kuşağın değil, direnişle yeniden doğan bir hakikatin adıdır. Dilimizi, kültürümüzü, inancımızı yaşatmak bu sempozyumun da, Rıza Şehri Akademisi’nin de temel amacıdır” diyen Çelik, Alevi inancının evrensel değerlere yaslandığını belirtti. “Bizim görevimiz A’dan Z’ye hak ve hakikati taşımaktır. Hakikatimizi sadece kutsallarda değil, yaşamın her alanında görünür kılmaktır” diye konuştu.

    Rıza Şehri Akademisi’nin çok dilli yapısına dikkat çeken Çelik, akademinin faaliyetlerinin şu anda Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Kurmançki ve Kürmanci dillerinde yürütüldüğünü belirtti. “Alevilik yalnızca bir topluluk diliyle sınırlanamaz. Biz hakikati altı dilde anlatıyoruz. Türkçe, İngilizce ve Fransızca’nın yanında Kürtçe lehçeleri de bizim kültürel köklerimizi yansıtır. Yakında Almanca ve Fransızca yayınlarımızı da genişleteceğiz.” dedi. Konuşmasının bir bölümünü ana dili Kırmançki ile sürdüren Çelik, “Ana dilimle konuşmak benim için hem bir borç hem bir onurdur. Bu topraklarda çok dil konuşmak ayrışmak değil, birleşmektir.” ifadelerini kullandı.

    Çelik, Aleviliğin tarih boyunca yaşadığı baskılara rağmen, evrensel bir dayanışma dili geliştirdiğini belirterek, “Soykırımlar, asimilasyonlar, inkar politikaları Aleviliği yok edemedi. Çünkü Alevilik bir direniş, bir vicdan, bir hakikat yoludur. Biz bu yolu sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

    Konuşmasının sonunda kültürel üretimin ve akademik çalışmanın önemine değinen Demir Çelik, Rıza Şehri Akademisi’nin yalnızca bir düşünce kurumu değil, aynı zamanda bir kültürel direniş mekânı olduğunu söyledi.

    Bu oturumda Dr. Hayal Hanoğlu İngilizce yaptığı sunumunda çalışmalarını aktardı. Zana Kibar ise yine çalışmalarına yer verdiği sunumunu Kürtçe yaptı.

    Mehmet Taş ise Alevi Ansiklopedisinin web sayfasını tanıttı.

    ‘DÜNDEN BUGÜNE ALEVİ ARAŞTIRMALARI VE GELECEĞE YÖNELİK DÜŞÜNCELER’

    İkinci oturumuna ise “Dünden Bugüne Alevi Araştırmaları ve Geleceğe Yönelik Düşünceler” başlığı altında, akademisyenler Prof. Martin van Bruinessen (Utrecht Üniversitesi), Prof. Markus Dressler (Leipzig Üniversitesi), Prof. Bedriye Poyraz (Ankara Üniversitesi) ve Prof. Cem Kara (Hamburg Üniversitesi) sunum yaptı. Bu bölümde sunumlar ağırlıklı olarak İngilizce yapıldı.

    Prof. Cem Kara, yaptığı giriş konuşmasında panelin amacının , Alevilik çalışmaları alanındaki gelişmeleri özdüşünümsel bir biçimde ele almak ve bu çalışmaların gelecekte hangi yönlerde ilerleyebileceği üzerine düşünmek olduğunu ifade etti.

    “ALEVİLİK ANSİKLOPEDİSİ ÇOK SESLİ BİR YAKLAŞIM ÜZERİNE KURULMALI”

    Prof. Dr. Martin van Bruinessen, Alevilik çalışmalarının tarihine ve gelecekte izlenebilecek yönlerine dair kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Bruinessen, ansiklopedi çalışmalarının güvenilirliğinin, çoğu zaman projeye adını veren akademisyenlerin otoritesine dayandığını belirterek, bu tür projelerin genellikle bir konuda oluşan akademik uzlaşının özeti olarak kabul edildiğini söyledi.

    Bruinessen, Alevilik Ansiklopedisi için en önemli meselenin “otoriteyi nasıl inşa edeceğimiz” olduğunu vurguladı. “Alevilik Ansiklopedisi’nin yalnızca dostlarımız tarafından değil, genel olarak Aleviler, Alevilik üzerine çalışan araştırmacılar ve Türkiye ile komşu ülkelerdeki akademik çevreler tarafından da tanınmasını nasıl sağlayacağız?” diye sordu.

    Bu tür bir tanınırlık için en temel gerekliliğin, Aleviliğin farklı kollarını ve geleneklerini temsil eden kişilerin katkısının sağlanması olduğunu belirten Bruinessen, “Ansiklopedi tek bir grubun egemenliğinde olmamalı” dedi.

    “Bir Alevilik Ansiklopedisi, farklı bakış açılarını, kimi zaman birbirine zıt fikirleri içermelidir. Bu durum ansiklopedinin içsel tutarlılığını zorlayabilir ama bana göre bu çok sesliliğe en doğru yaklaşımdır.” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI BUGÜN HEM AKADEMİK HEM DE POLİTİK AÇIDAN OLDUKÇA HETEROJEN” 

    Prof. Dr. Markus Dressler, Alevilik çalışmalarının son 15 yılda geçirdiği kurumsal dönüşümü ve bu alandaki farklı yönelimleri değerlendirdi. Dressler, sunumunda Alevilik araştırmalarının bugün hem akademik hem de politik açıdan oldukça heterojen bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

    Dressler, sunumunun başında konuşmasının Prof. Martin van Bruinessen’in değerlendirmeleriyle benzer sonuçlar içerdiğini ancak kendi odak noktasının daha çok akademik kurumlar ve yapısal gelişmeler üzerine olduğunu belirtti. “Alevilik çalışmaları üzerine yaklaşık 15 yıldır konuşuyoruz,” diyen Dressler, bu süre zarfında alanın farklı kurumsal biçimlerde geliştiğini ve değişik akademik-politik ajandalar tarafından şekillendirildiğini söyledi.

    Öncelikle Türkiye’deki akademik kurumlara odaklanan Prof. Dressler, Bu kapsamda, 1987 yılında Gazi Üniversitesi bünyesinde kurulan bir enstitünün önemine dikkat çekti.

    Dressler, sonraki yıllarda kurulan diğer Alevilik enstitülerinin tamamının AKP döneminde açıldığını belirtti. “2008’den itibaren neredeyse her iki yılda bir yeni bir Alevilik araştırma merkezi kuruldu. Çorum Hitit Üniversitesi (2008), Munzur Üniversitesi (2009), Süleyman Demirel Üniversitesi (2011), Dicle Üniversitesi (2012), Ahi Evran Üniversitesi (2014), Mersin Üniversitesi (2015) ve son olarak Malatya İnönü Üniversitesi (2018) bu alanda öne çıkan kurumlardır.” dedi.

    Dressler, “Alevilik araştırmaları artık geleneksel üniversite yapılarının ötesine geçiyor. Bağımsız akademiler, kültürel dernekler ve uluslararası ağlar bu alana yeni bir dinamizm kazandırıyor. Farklı ülkelerdeki akademik ve toplumsal aktörler, Alevilik çalışmalarını daha geniş bir perspektife taşıyor.” dedi.

    “ALEVİLİKTE KADIN ÇALIŞMALARI, EŞİTLİĞİ YENİDEN DÜŞÜNMEYE ZORLUYOR”

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Alevilikte kadın temsiline ilişkin akademik çalışmaların tarihini ve dönüşümünü ele aldı. Poyraz, Alevilik araştırmaları içinde kadın meselesinin hâlâ en tartışmalı alanlardan biri olduğunu belirtti.

    Poyraz, geçmişte Alevi kurumlarında yaptığı konuşmalarda “kadın-erkek eşitliği” kavramını dile getirdiğinde kimi zaman dirençle karşılaştığını, ancak bu kavramı savunmaktan hiçbir zaman vazgeçmediğini vurguladı. “Bir enstitü açılışında uzun süre düşündüm: ‘Kadın-erkek eşitliği’ demeli miyim, dememeli miyim?’ Sonra kendi kendime dedim ki, ben söylemezsem kim söyleyecek? Ve o gün ‘feminist ’ ifadesini kullandım. Beklemediğim kadar olumlu geri dönüşler aldım ama eleştiriler de geldi” dedi.

    Alevilikte kadın konusunu Türkiye akademisinde ilk kez sistematik biçimde ele alan etkinliğin, 11-12 Aralık 2014’te Ankara Üniversitesi çatısı altında düzenlenen “Alevilikte Kadın: İnançta ve Toplumsal Hayatta Kadın” konferansı olduğunu hatırlatan Poyraz, o dönemde bu alanda son derece sınırlı sayıda çalışma bulunduğunu ifade etti. “O yıllarda yalnızca iki doktora tezi ve birkaç makale vardı“ dedi.

    Bu etkinliğin Alevilik tartışmalarında bir kırılma noktası yarattığını belirten Poyraz, “O güne kadar Alevi önderleri gururla ‘bizde kadın erkek yoktur, bizde can vardır’ derlerdi. Ancak bu söylem, eşitliği tartışmayı engelleyen bir perdeye dönüşmüştü. Kadınların konumu görünürde eşitlik üzerinden tanımlanıyor ama derinlemesine sorgulanmıyordu.” ifadelerini kullandı.

    Bu nedenle Alevi toplumunun modernlik ve eşitlik söylemlerine rağmen feminizmle geç buluştuğunu ifade eden Poyraz, “Alevilik kendini modern bir inanç olarak tanımlar ama örgütler düzeyinde feminizm hâlâ dirençle karşılanıyor. Kadın çalışmaları alanındaki gelişmelere rağmen bu direncin devam ettiğini görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sunumların ardından soru cevap kısmına geçildi.

    Oturumların ardından Sempozyum Kokteyli düzenlendi.

    11 ve 12 Ekim tarihlerinde ise Alevi Ansiklopedisi Bilim Kurulu üyeleri, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Çalışmalar, Alevi teolojisi, ritüeller, toplumsal cinsiyet, diaspora, medya, sanat, tarih, kutsal mekânlar ve kadın çalışmaları gibi 11 tematik başlık altında yürütülecek.

    Sempozyumun son günü, çalışma gruplarının değerlendirme oturumları yapılacak, Alevi Ansiklopedisi’nin yeni yayın kurulu belirlenecek.

    Pirha/Dortmund- ALMANYA

     

     

     

     

  • NRW Kültür Bakanı Inna Brandes Dortmund Alevi Kültür Merkezi’ni ziyaret etti

    NRW Kültür Bakanı Inna Brandes Dortmund Alevi Kültür Merkezi’ni ziyaret etti

    PİRHA- Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Kültür Bakanı Inna Brandes, 17 Şubat’ta Dortmund Alevi Kültür Merkezi’ni (DAKME) ziyaret ederek bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantıda, DAKME’nin sosyal ve kültürel faaliyetleri, ana dili eğitimi ve entegrasyon çalışmaları ele alındı.

    Bakan Brandes, Dortmund Alevi Kültür Merkezi (DAKME) Eş Başkanları Nuray Bulut ve Alişan Tekin tarafından bina girişinde karşılandı. Heyet, bakanı bina içinde gezdirerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    Gezinin sonunda yönetim odasında bir araya gelindi. Burada, DAKME Eş Başkanı Alişan Tekin, kültürel ve sosyal projeler üzerine detaylı bir sunum yaparak Dortmund ve çevresindeki entegrasyon çalışmalarını aktardı. Aynı zamanda, bölgedeki sosyal sorumluluk projelerine dair değerlendirmelerde bulundu.

    Ardından DAKME üyesi ve iş insanı Yasemin Şahin, Alevi ansiklopedi Projesi üzerine bir sunum yaparak bir ansiklopedinin neden önemli olduğu ve bu tür bir çalışmaya neden ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

    Sunumların ardından DAKME yöneticisi Dr. Devrim Taş Genç ve DAKME Eş Başkanı Nuray Bulut da söz alarak görüşlerini paylaştı. Bakan Brandes ile gerçekleşen bu güçlü ve yapıcı diyalog, DAKME’nin gelecekteki iş birlikleri ve bürokratik bağlantılarını daha da güçlendirmesi açısından önemli bir adım olduğu belirtildi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Dortmund’da Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Dortmund’da Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Dortmund Alevi Kültür Merkezi, Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarının yıldönümü sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilenleri andı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalarını yürüten Dortmund Alevi Kültür Merkezi (DAKME), Maraş, 19 Aralık Cezaevi ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilenleri andı.

    Dortmund Alevi Kültür Merkezi binasında gerçekleşen anmada, katliamlarda yaşamını yitirenler için ağıtlar yakılarak şiirler okundu.

    Veysel Bulut’un yönettiği panelde konuşan 19 Aralık Cezaevi Katliamı tanığı Bediha Ergün ve Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, bu tür katliamların unutulmaması gerektiğini belirterek, adalet mücadelesinin sürdürülmesinin önemini vurguladılar.

    Ağıtları Hasan Gezer ve Murat Akbaba seslendirirken; şiirler, Dilan Temürlenk ve Zeynep Ovayolu tarafından okundu.

    Anmada birlik ve dayanışma mesajları verildi.

    PİRHA/ALMANYA

  • DAKME: Gasp edilen sadece halk iradesi değil, gasp edilen Reya Haq inancının tarihi hakikatidir-VİDEO

    DAKME: Gasp edilen sadece halk iradesi değil, gasp edilen Reya Haq inancının tarihi hakikatidir-VİDEO

    PİRHA-Dersim kayyumları protesto etmek amacıyla bir araya gelen Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (DAKME), yaptıkları basın açıklamasında halkın iradesine kayyım atanmasına tepki göstererek, “Gasp edilen sadece halk iradesi değil, gasp edilen Reya Haq inancının tarihi hakikatidir” dedi.

    İçişleri Bakanlığı talimatıyla Dersim Belediyesi’ne kayyım atamasını protesto etmek amacıyla Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (DAKME) basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı okuyan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Demir Çelik, Dersim’deki yapılan halk iradesine sahip çıkmak için bütün demokratik kitlelerin mücadeleye destek vermeye çağırdı.

    Çelik, bugün irademize sahip çıkmazsak geçmişte olduğu gibi yok edilmekle karşı karşıya kalınacağına işaret etti. Kendisine insanım diyen herkesi Dersim’deki direnişe davet eden Çelik, “Nasıl ki Hacı Bektaş Veli Dergahı’na Balım, Sultan’ı kayyım olarak atadılarsa, 1826 yılında 2’nci Mahmut döneminde Nakşibendi şeyhlerini kayyım atadılarsa aklımızı, hafızamızı başkalaştırmak istedilerse aynı kaynaktan beslenen Türk Devleti de 1925’te ocaklarımızı, dergahlarımızı kapattı” ifadesinde kullandı.

    “REYA HAQ İNANCININ SERÇEŞMESİNE KAYYIM ATANDI”

    Geçmişten bu yana Alevilerin baskılara maruz kaldığını, Osmanlı’dan Cumhuriyete kadar Alevilerin inancına müdahalede ettiklerini belirten Çelik, “Yine bir kez daha katliamcı, soykırımcı zihniyet Reya Haq inancının serçeşmesi Dersim ve Ovacık’a kayyım atadı. Biz biliyoruz ki yüzyıllardır serçeşmede oynamadıkları hile hurda kalmadı. İrademizi gasp etmek ölümlere bizi mahkum kılmak, soykırım ve katliamlarla terbiye etmeye devam ediyor. Bugün inkarcı rejimin bize reva gördüğü bu insanlık dışı muameleyi kabul etmiyorsak birlikte mücadeleye, dayanışmaya, desteğe ve birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz. Nasıl Dersim’deki halkımız gaza, suya, tomaya her türlü baskıya rağmen ellerindeki tek silah olan direnişle başkaldırdılarsa Avrupa’da yaşayan bizler de itiraz etmeli, sesimizi yükseltmeli, hayır demeliyiz. Demediğimiz zaman Hacı Bektaş Veli Dergahı’na, Balım Sultan’ı kayyım olarak atadırlarsa 1826 yılında 2’nci Mahmut döneminde Nakşibendi şeyhlerini kayyım atadılarsa aklımızı, hafızamızı başkalalıştırmak istedilerse aynı kaynaktan beslenen Türk Devleti de 1925’te ocaklarımızı dergahlarımızı kapattı” dedi.

    “KENDİNE İNSANIM DİYEN HERKESİ DERSİM’DEKİ DİRENİŞE DAVET EDİYORUZ”

    Bütün demokrat kesimleri Dersim’deki direnişe sahip çıkmaya davet eden Çelik, kendisine Aleviyim diyen, insanım diyen herkesi mücadeleye davet ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Pirlerimizin, taliplerine gelmesine izin vermemekle kalmadılar, Şark Islahat Planıyla sömürge valilerini atadılar. 12 yıl boyunca hazırlık yaparak 1937’nin 15 Kasım’ında Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını idam sehpasına gönderen devlet bir kez daha Dersim’i işgal etmeye çalışıyor. Bir kez daha Dersim’in hafızasını ve belleğini yok etmek istiyor. Gasp edilen sadece halk iradesi değil, gasp edilen Reya Haq inancının tarihi hakikatidir. O nedenle tüm Alevi canları ne olursa olsun; ister Kürt, ister Türk, Tahtacı, Arap, Çepni ve kendine insanım diyen herkesi bu mücadeleye davet ediyoruz.”

    PİRHA/DORTMUND-ALMANYA

     

  • Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu başladı-VİDEO

    Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu başladı-VİDEO

    PİRHA-Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu başladı.

    Sempozyumun açılışında Pir Rıza Yağmur gulbank okuyarak çerağı uyandırdı.Ardından DAKME Eşbaşkanı Nuray Bulut açılış konuşması yaptı.

    Bulut, “Bugüne kadar bize ve inancımıza gömlek biçen devletli sistemden bağımsız olmak üzere her sürekten Aleviler olarak tarihe not düşmek istiyoruz. Hangi sürekten olursak olalım tüm Alevi topluluklarının ortak emekleri ve katkılarıyla Alevi Ansiklopedisini canlarımıza ve insanlığa kazandırmak istiyoruz. Basta Raa/Reya Haq Alevi süreği olmak üzere bütün Alevi sürekleri kendi geçmişlerini herkesten çok daha biliyor ve geleceklerini başkalarının şekillendirmesine asla müsade etmeyeceklerdir“ ifadelerine yer verdi.

    Ardından Alevi Ansiklopedisi çalışma ekibi söz aldı.

    Dr. Çetin Gürer , Mart ayından bu yana bilimsel yöntemlerle çalışmaya başladıklarını söyledi.Dijital platformda çalıştıklarını ifade eden Gürer, ansiklopedinin hazırlanmasına yönelik teknik bilgiler verdi. Akademisyen Dilşa Deniz ise online olarak sempozyuma katılım gösterdi.

    Deniz, üniversitelerde akademik çalışmanın zorluklarında dikkat çekerek, „Akademik kolonyal güç ilişkileri bilgiye engelde kullanılan en büyük yöntemdir. Bu anlamda üniversitelere YÖK büyük bir engeldir. Dolayısıyla Alevilik araştırmaları bu kapsamda zorlaştırılmaktadır, bu resmi ideoloji alevi araştırmalarını engellemektedir.Alevilik ansiklopedisi bu çerçevede yakıcı ihtiyaçlarından biridir. Alevilikte turab olma geleneğini de hatırlatarak, Alevi kurumların bu projeyi ortaklaştırması önemlidir. Aleviler kendilerini ayrıştıranlara karşı kollektif bir projede buluşmak önemlidir“ dedi.

    Konuşmaların ardından oturumlara geçildi.

    İlk oturumda ‚’Bilginin politikası bağlamında Alevilik bilgisinin aktarımı sorunu ve alternatif deneyimler’ konuşuldu.

    Bu oturumda Dr. Ahmet Kerim Gültekin’in modaretörlüğünde , Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Prof. Dr. Cengiz Güleç, Prof. Dr. Şükrü Aslan konuşmacı olarak yer aldı.

    Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Aleviliğin akademiye uygun bir inan olduğunu düşünüyorum. Akademisyenler de bir şeyi yargılamaktan çok anlamaya çalışırlar, tıpkı Alevilik gibi” sözleri ile konuşmasına başladı.

    Akademi deneyimini paylaşan Aslan, “Türkiye’de üniversitelerinin bazılarında Alevilik işleniyor. Sistemin uygun gördüğü Alevilik ile uyumludurlar. Munzur Üniversitesi bunlardan biri.

    Türkiye’de önemli oranda Alevi Araştırmacı var. Örneğin GADEV bünyesinde çalışan çok sayıda akademisyen var. Dolayısıyla bir Alevi Akademisi inşa etmek ortaklaştırmak oldukça önemli. Biz ‘Üniversitelerde Akademik çalışmaları yapamıyoruz, Alevi Kurumlarında yapalım’ dedik. Bu arayışlar içerisinde Garip Dede Dergahı’nda bu gündeme geldi. Pir Celal Fırat’ın başında olduğu ortamda inanılmaz genç bir grup vardı. Bu çalışmalarda önemli bir motivasyon oldu. Benim tavsiyem akademik birikimin bir şekilde buluştuğu daha büyük bir kurum kurmak gerektiğini düşünüyorum. Alevilerin toplumsal ve siyasal alanda var olmalarını mümkün kılacak imkanı kıldığı için bu akademilere ihtiyaç var. Bir Alevi Enstitüsü kurmak mümkün olduğunda, akademilerin buluştuğu büyük kurum hemen oraya kanalize olsun istiyorum. Bu deneyimleri, kurumsallaşmaları birleştirelim” diye konuştu.

    Alevi Enstitüsü eski Başkanı Prof. Dr. Cengiz Güleç ise yine çalışma deneyimlerine değindi, “ 95’li yılları düşünürseniz , o dönemde Alevilerin güvenlik kaygılarından dolayı ihtiyaçlar çok daha farklıydı. 97-98 yılında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu bünyesinde kurulan çalışma da çok ilerlemedi. 2000’li yıllarda ABF bünyesinde Ankara’da Alevi Enstitüsü kuruldu, iyi bir bilim kurulumuz oldu. Daha çok arşiv işlevlerimiz vardı. 2010 gibi bu Enstitü sönümlendi” dedi.

    Güleç Kürt hareketi ile yakınlaşması ve Dersim coğrafyasında yaşanan inancı gördüğünde bakış açısının genişlediğine dikkat çekti.

    “Baskı, katliam, gözyaşı gibi negatif kimlik yerine pozitif kimlik değerlerinin de temellendirilmesi gerektiğini inanıyorum. Bu yönde çalışmalara yöneldim” ifadelerini kullandı.

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş de Alevi inancında kadın eşitlikçi bakışı anlattı.

    “Alevilik tek başına yaşanacak bir inanç olmadığı için böylesi bir buluşma önemli. Uzun süredir Alevi topluluklarının oldukları yerlere gittim ve gözlemlerim oldu. Aleviliğin sunduğu en büyük perspektif birliğe çağırmaktır. İnsanlar önce doğaya daha sonra birbirine hakim oldukları için birlik sorunu yaşamışlardır. Akademi çalışması çok önemlidir.Biz Aleviler 30 yıldır akademide varız. Daha öncesi yok, tamamen çarpıtılmış bir bilgi. Bu 30 yıl kıymetli bir süreç. Bu çalışmalar içeride kadın eşitlikçi bir yöntem işlenmedi maalesef. Örneğin GADEV’de bir sunumda bu konu dile getirildiğinde, ortamın nasıl kaosa döndüğünü gördüm” diye belirtti.

    Küçükkeleş, “Asimilasyonu bütünlüklü anlama açısında akademilerin önemli bir yeri var. Parçalı parçalı anlatmak yerine bir bütün olarak anlatmak gerek. Pirler anlattı ama o bilgiyi nasıl yaşayacağımız analarımız öğretti” dedi.

    PİRHA-Dortmund/ALMANYA

     

     

  • 3. Rıza Şehri İnanç ve Kültür festivali ikinci gününde devam etti-VİDEO

    3. Rıza Şehri İnanç ve Kültür festivali ikinci gününde devam etti-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Dortmund kentinde Dortmund Alevi Kültür Merkezi tarafından organize edilen 3. Rıza Şehri İnanç ve Kültür festivali ikinci gününde devam ediyor.

    Festivalin 1. gününde  ‘Alevilikte Müsahiplik ve Kirvelik Yeri’ konulu panel yapıldı.

    Hakikat Yolunda Kültürler Buluşması şiarıyla gerçekleşen festivalin ikinci günü Pir Celal Cenan’ın okuduğu gülbang ile başladı.

    Ardından DAKME Eş Başkanı Alişan Tekin Almanca yaptığı konuşmada katılımcılara ve destek olanlara teşekkür etti.

    Tekin’in ardından FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik söz aldı.Çelik Reya Haq Alevi inancının anavatanın Mezopotamya toprakları olduğuna dikkat çekti. İnanç üzerinden yürütülen asimilasyon politikalarına vurgu yapan Çelik Hızır Paşalara karşı mücadele edeceklerini söyledi.

    Açılış konuşmalarının ardından DAKME Folklor grubu sahne aldı. Ardından DAKME müzik grubu sahne alarak repertuvarlarındaki eserleri seslendirdi.

    Festival alanında yemek standlarının yanında, kültürel değerleri yansıtan kıl çadır da kuruldu.

    Sanatçı Deniz Deman ise sahne alarak klamlarını seslendirdi.

    Müzik programı Gülseven Medar ile devam etti. Ardından Kemal Dinç, Cemil Qoçkiri sahne aldı.

    Festival kapsamında Filistin folklor ekibi de sahne aldı.

    PİRHA-KÖLN

     

     

  • Avrupa’da FEDA’ya bağlı Alevi dergahlarında Hızır cemleri yürütüldü-VİDEO

    Avrupa’da FEDA’ya bağlı Alevi dergahlarında Hızır cemleri yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalar yürüten Leverkusen, Dortmund ve Paris Alevi Dergahı’nda Hızır cemleri yürütülerek lokmalar paylaşıldı.

    Aleviler için kutsal sayılan, bereketin ve barışın simgesi olan Hızır ayında cemler tutularak lokmalar paylaşılmaya devam ediyor.

    Hızır ayları dolayısıyla FEDA’ya bağlı Almanya’da bulunan Leverkusen, Dortmund ve Fransa’ya bağlı Paris Alevi Dergahı’nda Hızır cemleri yürütüldü.

    LEVERKUSEN VE DORTMUN’DA HIZIR CEMLERİ

    Almanya’da FEDA’ya bağlı Leverkusen Dergahın’da Hızır Cemi yürütüldü. Pir Mahmur Ütebay tarafından yürütülen cemde Mehmet Melek zakirlik, Hayri Güneş ise rayberlik hizmeti gerçekleştirdi.

    Yine FEDA’ya bağlı çalışmalarını yürüten Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde (DAKME) Narin Ana ve Didar Ana’nın katılımı, Zakir Fırat Erdinç’in deyişleriyle Hızır Cemi yürütüldü. Cem, Didar Ana’nın dar gülbengi sonrası rızalık alması ve delilin uyandırılması ile başladı.

    12 hizmetin yürütüldüğü cemde, Narin Ana özellikle de Alevilerin kendi öğretilerine sahip çıkmaları, özü temsil eden bir çalışma içinde olmalarını önemsediklerini belirtti. Kadınların artık cem yürütüyor olmasının yeni bir süreci başlattığını söyledi.

    Hızır’ın Alevi inancındaki önemine dikkat çeken Narin Ana, “Hızır, bizim için çok değerli olan bir kavramdır. Zor zamanlarda yardıma koşan, mazlumun yanında olan bir anlayışı ifade eder. Bu anlayış, bizim için son derece kutsal ve değerlidir” dedi.

    Cem, deyiş ve nefeslerini eşliğinde semahların yürümesi sonrasında lokmalarının dağıtılması ile son buldu.

    FRANSA

    Bu arada Fransa’da bulunan Paris Alevi Dergahı’nda pirlerin öncülüğünde ve gençlerin hizmetleriyle cem yürütüldü, Kadınların emekleriyle hazırlanan lokmalar pay edildi.

    Cemde Hızır’ın tarihsel, toplumsal yönüne ve güncele dair sohbet eden pirler, Alevi toplumunun toplumsal değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu. Çerağların sırlanması sonrasında lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/ALMANYA-FRANSA

  • Demokratik Alevi Kadınlar Birliği 4’üncü kongresini yaptı-VİDEO

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği 4’üncü kongresini yaptı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Kadınlar Birliği 4’üncü kongresini Almanya’da bulunan Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür merkezinde gerçekleştirdi. İki gün süren kongrede Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin sözcüsü ise yine Songül Morsümbül oldu.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği 4’üncü kongresini Almanya’da bulunan Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. İki gün süren kongreye Avrupa’nın değişik ülkelerinden delegeler katıldı.

    Kongrenin ilk günü Dildar Ana’nın çerağları uyandırmasıyla başladı. Ardından divan seçildi. Divana Fidan Demirbaş, Dildar Ana ve Gazeteci Elif Sonzamancı seçildi.

    Kongre’de FEDA Eşbaşkanı Huri Kabayel bir selamlama konuşması yaptı. Ardından Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül ise açılış konuşması yaptı.

    Kongreye ayrıca cezaevinde tutuklu bulunan siyasetçi Sabahat Tuncel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, DAD Eşbaşkanı Kadriye Doğan, DEM Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Akademisyen Dilşa Deniz, Mezopotamya İnançlar Birliği üyesi Ezidi, Ermeni ve Arap kadınlar mesaj yolladı.

    Kongrede HDP 26. Dönem milletvekili Besime Konca da söz alarak Alevi kadın örgütlenmesi adına bir konuşma yaptı.

    Ardından kongreye katılan kadın delegeler sırasıyla söz alarak Alevilere yönelik uygulanan asimilasyon politikaları ve Alevi kadınların örgütlenme sorunları hakkında konuştu. Alevi felsefesinde kadının yeri, Alevilikte kadın doğa ilişkisi de dile getirilen konular arasındaydı.

    Kongrenin ilk günü Leverkusen Alevi Dergahı Kadın korosunun eserlerini seslendirmesi ile son buldu.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin 4’üncü kongresinin, ikinci gününde ise divana Dildar Ana, Besime Konca ve Fidan Demirbaş seçildi.

    Faaliyet raporunun okunmasının ardından, rapor üzerine tartışmalar yürütüldü.

    Yürütülen tartışmaların ardından yönetim seçildi. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin sözcüsü ise yine Songül Morsümbül oldu.

    PİRHA/DORTMUND

     

  • Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi olağan kongresini gerçekleştirdi-VİDEO

    Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi olağan kongresini gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (DAKME) olağan kongresini gerçekleştirdi. Rızalık esaslı yürüyen kongrede yeni yönetime Alevi meclisi temelinde 1o kadın ve 8 erkek seçildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde hizmet yürüten Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (DAKME) olağan kongresini gerçekleştirdi. Alevi meclisi şeklinde oluşturulan yönetimde 10 kadın ve 8 erkek yer aldı.

    ‘Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir’ pankartının asıldığı ve ‘Yola talip, birliğe davet’ şiarıyla gerçekleşen kongrede Didar Ana çerağlar uyandırdı, gülbanglar verildi.

    Kongrede, faaliyet ve mali raporlarıyla birlikte, denetleme, disiplin kurulu raporlarının görüşülmesinden sonra genel bir değerlendirme yapıldı.

    Rızalık esaslı yürüyen kongrede yeni yönetime Alevi meclisi temelinde 1o kadın ve 8 erkek seçildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dortmund’ta Hızır cemi yapıldı-VİDEO

    Dortmund’ta Hızır cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Dortmund kentinde bulunan Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı’nda Hızır cemi yapıldı. 

    24 Ocak’tan bu yaba Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı’nda Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla başlatılan süresiz dönüşümlü açlık grevi devam ediyor.

    Dergah’ta bugün Hızır ayı vesilesiyle Hızır cemi gerçekleştirildi. Cemi Pir Rıza Yağmur yürüttü. Delil uyandırılması ile başlanan cemde Pir Yağmur birlik ve beraberlik çağrısı yaptı.

    Okunan deyişler eşliğinde Semaha duruldu. Cemin sonunda lokmalar pay edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sanatçı Mikail Arslan Dortmund’taki açlık grevini ziyaret etti

    Sanatçı Mikail Arslan Dortmund’taki açlık grevini ziyaret etti

    PİRHA-Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı’nın (DAGME) Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla başlattığı süresiz dönüşümlü açlık grevini bugün sanatçı Mikail Arslan da ziyaret etti. 

    Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı’nın (DAGME) Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla başlattığı süresiz dönüşümlü açlık grevi devam ediyor.

    Dergaha haftasonu ziyaretler oldukça yoğundu.

    Dergahta başlatılan süresiz dönüşümlü açlık grevini sanatçı Mikail Arslan da ziyaret etti.

    Arslan yaptığı konuşmada, “Böyle bir ortamda birbirimize kenetlenmemiz gerekiyor, birbirimize kenetlenmemiz gerekiyor. Bizler de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Arslan daha sonra deyişlerini seslendirdi.

    DESTEK GREVİ 24 OCAK’TA BAŞLAMIŞTI 

    Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı, 24 Ocak’ta Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla süresiz dönüşümlü açlık grevi başlamıştı.

    Destek grevine yönelik yapılan açıklamada, “Zulme karşı direniş haktır. Zulmün hiçbirimizden uzak olmadığı böylesi bir zamanda başta mazlumun yanında olmaya ikrar veren Alevi toplumu olmak üzere,  hak ve eşitlikten yana mücadele yürüten canları bugün itibariyle başlatmış olduğumuz açlık grevine güç katmaya, zindanlarda  uyandırılan direniş çerâğına birer ışık olmaya bekliyoruz” denilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dordmund Alevi Dergahı’nda süresiz dönüşümlü açlık grevi başlatıldı

    Dordmund Alevi Dergahı’nda süresiz dönüşümlü açlık grevi başlatıldı

    PİRHA-Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı, Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla süresiz dönüşümlü açlık grevi başlattı.

    Dordmund ve Çevresi Alevi Dergahı Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla süresiz dönüşümlü açlık grevi başlattı.

    Destek grevine yönelik yapılan açıklamada, “‘Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan‘ diyerek zulme biat etmeyenler hak ve eşitlikten yana verdikleri ikrara sahip çıkıyorlar” denildi.

    Açıklamada Tekçi na hak zihniyetin her geçen gün kendisine biat etmeyenlere karşı zulmünü artırdığı belirtildi.

    Açıklamada ayrıca Leyla Güven’in Tanrıçaların direniş ruhu ile başlattığı ve her gecen gün yayılarak büyüyen zindan direnişini her şart ve koşulda destekledikleri kaydedildi.

    Bugün itibariyle Dortmund ve Çevresi Alevi Dergahı‘nda süresiz dönüşümlü açlık grevi başlattıkları belirtildi.

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Zulme karşı direniş haktır. Zulmun hiçbirimizden uzak olmadığı böylesi bir zamanda başta mazlumun yanında olmaya ikrar veren Alevi toplumu olmak üzere,  hak ve eşitlikten yana mücadele yürüten canları bugün itibariyle başlatmış olduğumuz açlık grevine güç katmaya, zindanlarda  uyandırılan direniş çerâğına birer ışık olmaya bekliyoruz.“

  • Dortmund ve Berlin’de Maraş ve Roboski anması-VİDEO

    Dortmund ve Berlin’de Maraş ve Roboski anması-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Berlin ve Dortmund kentlerinde yapılan panellerle Maraş’tan Roboski’ye tüm katliamlar kınandı.   

    Haberin Videosu

    Dakme-Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde Maraş’tan Roboski’ye anma etkinliği gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Maraş Katliamı tanıklarından Niyazı Öztaş’ın yaptığı etkinlikte konuşmacılar araştırmacı yazar Firaz Baran ve Dakme Dergah yönetiminden Eş Başkanı Ayfer Kılınç yer aldı.

    Katliamlarda yaşamlarını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşu ile başlayan anma etkinliğinde açılış konuşmasını Dergah Eş Başkanı Ayfer Kılınç yaptı. Maraş’tan Roboski’ye kadar yaşanan katliamlara değinen Kılınç, böylesine zorlu bir süreçten geçen Alevilerin daha duyarlı olmaları gerektiğini ve dergahlarına sahip çıkmaları gerektiğini vurguladı.

    “ALEVİLERİ DAHA KÖTÜ ŞEYLER BEKLEYEBİLİR”

    Kısa bir konuşma yapan Maraş Katliamı tanıklarından Niyazi Öztaş da katliamda yaşananlardan bahsederek Alevilere bir Alman sözü ile seslendi: “Wir müssen so schnell wie möglich Handeln. (Bizim çok hızlı davranmamız gerekiyor). Alevileri daha kötü şeyler bekleyebilir. Alevilerin bu duruma karşı birlik olması gerekir.”

    “TOPLANTILAR MAHKEME BELGELERİNDE AÇIKLANMIŞ”

    Arkasından söz alan araştırmacı yazar Firaz Baran ise Maraş’ta yaşanan katliamın nasıl planlanıp gerçekleştirildiğini şöyle anlattı:

    “Katliam kararı Ankara’dan verildikten sonra, katliamcılar toplantı yapıyor (bu toplantılar mahkeme belgelerinde açıklanmış). Ardından Ankara’dan tetikçiler geliyor, sonra Alevileri tespit edip evlerini kırmızı boya ile işaretliyorlar. Neden işaretleniyor diye sorulduğunda, katliamcıların cevabı PTT ya da belediye görevlisiyiz oluyor. Katliamcılar organize şekilde gruplara ayrılıyor ve bu katliamı gerçekleştirmek için çeşitli caddelere gönderiliyorlar.”

    Baran, organize bir şekilde yapılan bu katliamın üç beş kişiye yıkılmasını kabul etmediğini de ekledi.

    Konuşmaların ardından etkinlik soru cevap halinde devam etti.

    Lokmalar pay edildi ve Tacim (Baba) Yıldız’ın deyişleri ile semahlar dönüldü.

    BERLİN CEMEVİ’NDE PANELE İLGİ YOĞUNDU

    Berlin Alevi Toplumu-Cemevi ise ’78 Maraş Kıyımı konulu bir panel düzenledi. Araştırmacı-Yazar Aziz Tunç ve Haydar Küpeli’nin konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü BAT-Cemevi Genel Sekreteri Devrim Deniz Taner yaptı. Pir Ali Çiçek’in delil uyandırması ile başlayan panelde, BAT-Cemevi Başkanı Numan Emre bir açılış konuşması yaptı. Ardından  Mehmet Şeker dedenin hazırladığı Maraş Katliamı konulu sinevizyon gösterildi.

    Panelin birinci bölümünde konuşan Tunç Maraş Katliamı’na gelinen süreci aktardı.

    Tunç’un konuşmasının ardından Ozan Şahturna Maraş Katliamı üzerine yaptığı eserini seslendirdi. Şahturna’nın kızı Şirin de bir deyiş okudu.

    Panelin’in ikinci bölümünde ise Haydar Küpeli, Berlin Yurtseverler Birliği örgütlenmesinden günümüze Alevi örgütlenmesini aktardı. Panele yoğun bir katılım oldu.

    (HABER MERKEZİ)