Etiket: danışma kurulu

  • ABF’nin Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi: Alevileri ayrıştırmaya çalışanlara karşı cevabımız nettir ‘Yol bir, sürek bin birdir’

    ABF’nin Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi: Alevileri ayrıştırmaya çalışanlara karşı cevabımız nettir ‘Yol bir, sürek bin birdir’

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu’nun, Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi açıklandı. Alevilerin, kadim tarihleri boyunca baskıya, inkara ve asimilasyona karşı direndiği vurgulanan bildirgede, “Bizler Anadolu’da yaşayan Aleviler olarak, yıllardır ülkede verdiğimiz eşit yurttaşlık hakkı mücadelemizi tüm Ortadoğu halklarının mücadele hattına dönüştüreceğiz. Artık Alevilere yönelik küresel saldırıya karşı aynı ölçekte mücadeleyi yükselteceğiz” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Danışma Kurulu, 15 Mart tarihinde Ankara Keçiören Cemevinde gerçekleşti. Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE)  temsilcileri katıldı.

    Alevilere yöneltilen stratejik yok etme politikalarının yarattığı tehdidin daha hissedilmesi ve fark edilmesinin sağlanması yönünde faaliyetlerin başlatılacağını vurgu yapılan sonuç bildirgesinde, “Kürt siyasi hareketinin Türkiye’de ki barışa yönelik süreci biz Alevi toplumunu da etkileyecektir. Biz Aleviler her daim barıştan yana olduk ama bu barış Türkiye’nin demokratikleşmesine hizmet edip diğer toplum dinamiklerini de içine alarak eşit yurttaşlık ekseninde olmasını önemsiyoruz yani barışın toplumsallaşması değerli olacaktır” denildi.

    Toplantıda  ayrıca Alevilere yönelik stratejik yok etme politikalarına karşı cemevleri ile birlikte yapılacak eylemsellikler, Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılarını durdurmaya yönelik mücadele araçları, eğitimde laiklik ilkesine karşın imzalanan tüm protokollerin iptali için hukuki mücadelenin verilmesi, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinin organizesi, akademisyenler ve demokratik kitle örgütlerinden oluşan bir çalışma grubu ile bir anayasa taslağı hazırlamak ve Kürt sorununun çözümünde barışın toplumsallaşması eşit yurttaşlık üzerinden katkı sunulması konuları tartışıldı.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI MÜCADELEMİZİ TÜM ORTADOĞU HALKLARININ MÜCADELE HATTINA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”

    Ortadoğu’da emperyalist güçlerin çıkar hesapları ve bölge devletlerinin mezhepçi politikaları nedeniyle Alevilere yönelik saldırıların soykırım boyutuna taşındığı vurgulanan açıklamada, “Türkiye’de ise tarikat ve cemaat yapılanmaları siyasal İslamcı projeler doğrultusunda selefi- cihatçı örgütlenmelere evrilerek bu sürecin parçası haline gelmiştir. Tekçi rejim, nefret söylemini ve şeriatçı propagandayı cezasız bırakarak adaleti işlevsiz hale getirmiştir, demokrasiyi tamamen ortadan kaldırmıştır. Aleviler, kadim tarihleri boyunca baskıya inkara ve asimilasyona karşı direnmiş, adalet, eşit yurttaşlık ve laiklik mücadelesinden taviz vermemiştir. Bugün de bu mücadeleyi evrensel insan hakları ekseninde ve uluslararası diplomatik formatlarda sürdürmeye devam edeceğiz. Bizler Anadolu’da yaşayan Aleviler olarak, yıllardır ülkede verdiğimiz eşit yurttaşlık hakkı mücadelemizi tüm Ortadoğu halklarının mücadele hattına dönüştüreceğiz. Artık Alevilere yönelik küresel saldırıya karşı aynı ölçekte mücadeleyi yükselteceğiz. Yeni süreçte örgütsel duruşumuzu da bu gerçekliğe göre düzenleyeceğiz. Alevilere yöneltilen stratejik yok etme politikalarının yarattığı tehdidin daha hissedilmesi ve fark edilmesinin sağlanması yönünde faaliyetler başlatacağız. Cemevlerimizi ve tüm kurumlarımızı bu yönde seferber edeceğiz” denildi.

    “İNSANLIK SUÇUNU ORTAK MÜCADELE İLE DAHA HIZLI DURDURABİLİRİZ”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Suriye’de tüm işgalci çevrelerin derhal geri çekilmeli, cihatçı selefi gruplar dağıtılarak sorumluların yargılanması ve ülkede bulunan tüm inançsal ve ulusal kimliklerin eşit olarak temsil edildiği bir hükümet kurulmalıdır. Bu yönde özellikle SDG-HTŞ arasında yapılan protokol anlaşmasının bazı maddeleri bizleri tedirgin etmiştir. Baas rejimini tanımayan ve dolayısıyla meseleye siyasi olarak bakmadan Beşar Esad’ın inanç kimliği üzerinden Alevi düşmanlığı yapanlar tüm coğrafya da gerçekleştirdiği soykırıma gerekçe olarak gösterirken, SDG-HTŞ protokolünün 6. Maddesi Esad artıkları bahanesiyle bölgedeki tüm azınlık kimliklerinin katliamı için gerekçe olarak gösterilmiştir. Buna karşın Alevi Bektaşi Federasyonu olarak özellikle SDG’nin Suriye sahasında ki aktörler arasında demokratik Suriye için önemli bir rol üstlenebilecek yapısını görüyor ve yeni yapılanmada tüm unsurların eşit yurttaş kimliği ile temsiliyetinin sağlanmasını umuyoruz.
    Alevi diasporası ve dost-musahip kurumlarımız ile Avrupa başta olmak üzere, Avusturalya’dan ABD’ye uzanan örgütlerimiz Alevi soykırımına karşı eylemliliklerini sürdürmektedir. Ülkemizde ki devrimci – demokrat ve aydın çevrelerinin de soykırıma karşı sesini ve tepkisini daha güçlü hale getirmesini önemsiyor bu insanlık suçunu ortak mücadele ile daha hızlı durduracağımızı biliyoruz.”

    “ASİMİLASYON FAALİYETLERİNİ DURDURACAĞIZ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve ırkçı-milliyetçi çevrelerle imzaladığı protokoller eğitimi ırkçı ve şeriatçı ideolojiye tamamen teslim etme hedefini sürdürdüğü belirtilen açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

    “Eğitimde Laiklik ilkesine sahip çıkarak, imzalanan tüm protokollerin iptali için her türlü hukuki mücadeleyi verirken bir yandan da sokağa çıkarak meşru ve demokratik zeminlerdeki mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. Bu alanda Eğitim-Sen, Veli-Der gibi demokratik kitle örgütleri ile birlikte ulusal ve uluslararası platformlarda mücadelemizi sürdüreceğiz. Federasyonumuz olarak altını çizeriz k; Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının valilikler ve kaymakamlıklar aracılığı ile sürdürdüğü asimilasyon faaliyetlerini durduracağız. Cemevleri ibadethanemizdir ve tüm halkımıza aittir. Tartışmasız kırmızı çizgimiz olan Cemevlerinin özerkliğini savunuruz. Bizim ibadethanelerimiz memuriyet makamları değildir. Anaları ve Dedeleri memurlaştırmaya çalışan bu faaliyetleri kesinlikle durduracağız. Hacıbektaş dergahı milyonlarca Alevi’nin ser çeşmesidir. AKP-MHP iktidarının bize özel asimile politikalarının belki de en can alıcı bölümü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığı ile dergahı 1826’dan sonra ikinci kez işgal hamleleridir. Geçtiğimiz ağustos anmalarında dergaha devlet erkânı ile adeta zafer kazanmış komutan edası ile girdiklerini bir kez de buradan hatırlatırız. Bu yıl ki anma etkinliklerini her yıl olduğu gibi musahip kurumlarımız ve Hacıbektaş Belediyesi ile ortak yapmaya devam edeceğiz. Kitlesel katılımın sağlanması yönünde bölgelerde çalışmalar yürüteceğiz. Anmalara gençliğin daha geniş katılımını sağlamak için onlarla görüşerek projeler üreteceğiz. Anmalara gelen halkımızın yaşadığı en önemli sorunların başında konaklama gelmektedir. Bu sorunun çözümü için adımlar atacağız. Anayasalar yazıldığı ülkelerde yaşayan tüm kimlikleri eşit güvence altına alan toplumsal mutabakatlardır.

    ALEVİLER OLARAK HER DAİM BARIŞTAN YANA OLDUK

    AKP’nin bir süredir gündeme getirdiği yeni anayasa hazırlama konusunu yakından takip ettiklerini ifade edilen açıklamada, “Ülkede demokratik bir anayasa olması gerekliliğini örgütümüz mücadele tarihinde defalarca belirtmiştir. İktidarda olduğu 22 yıldan bu yana sayısız antidemokratik uygulamalara imza atan iktidara asla güvenmiyoruz. Hükümetin Alevi yerleşim yerlerini, kutsal mekan çevrelerini ve ziyaret yerlerini maden ve taş ocakları firmalarına peşkeş çekerek değerlerimizi yok saymasını kabul etmiyor bununla ilgili kurumsal mücadele yürüteceğimizi beyan ediyoruz. Alevilere düşman olduğunu gizleme ihtiyacı dahi duymayan siyaset anlayışı ile yan yana gelip siyaset üretmemiz söz konusu değildir. AKP- MHP ittifakının anti demokratik bir anayasa taslağını da dayatmasını da kabul etmeyeceğizi şimdiden beyan ediyoruz. Anayasa profesörleri, akademisyenler, demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinden oluşan bir çalışma gurubu ile nasıl bir anayasa istediğimiz konusunda çalışma yapacağımızı belirtiriz.

    Ortadoğu’daki yeni şekillenmelerden dolayı bölgede etkili olan Kürt siyasi hareketinin Türkiye’de ki barışa yönelik süreci biz Alevi toplumunu da etkileyecektir. Biz Aleviler her daim barıştan yana olduk ama bu barış Türkiye’nin demokratikleşmesine hizmet edip diğer toplum dinamiklerini de içine alarak eşit yurttaşlık ekseninde olmasını önemsiyoruz yani barışın toplumsallaşması değerli olacaktır. Sonuç olarak;
    Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye’de ve Dünya’da Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesini büyütecek güce sahiptir. Suriye’den Afganistan’a, Avrupa’dan Amerika’ya hiçbir canımızı yalnız bırakmayacağız. Bizi Türkmen, Kürt veya Arap Aleviliği kimliği üzerinden ayrıştırmaya çalışanlara karşı cevabımız nettir. “Yol bir, sürek bin birdir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ABF Danışma Kurulu gerçekleşti: Cemevi Başkanlığı’na meydan vermeyeceğiz- VİDEO

    ABF Danışma Kurulu gerçekleşti: Cemevi Başkanlığı’na meydan vermeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Danışma Kurulu’nda konuşan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan” AKP’nin yirmi iki yıldır bu ülkede yaptığı tüm hukuksuzluk, zulüm, yoksulluk, yolsuzluk, her türlü sefalete ilk kez bu halk bir şekilde cevap verdi” dedi. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Kültür ve Turizm Bakanlığı. O turizmi özellikle söylüyorum. Turistik bir tesise yardım ediyorlar, folklorik faaliyetlerinizi daha güzel yapın diye” diyerek tepki gösterirken, AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise, “Cemevi Başkanlığı’na meydan vermeyeceğiz” diye belirtti.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)’nin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şubesi’nde yapılan kurulu, kaybedilen canlar için saygı duruşu ile başladı. Kurul, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu’nun gülbengi ve Türkan Akbıyık’ın deyişlerini ile devam etti.

    “BAZEN TOPLUMUN SİYASİ OKUMALARININ ÇOK GERİSİNDE KALIYORUZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan açılış konuşmasını yaparak, “Türkiye’de AKP’nin yirmi iki yıldır bu ülkede yaptığı tüm hukuksuzluk, tüm zulüm, tüm yoksulluk, yolsuzluk, her türlü sefalete ilk kez bu halk bir şekilde cevap verdi. Bu süreçte toplumunun siyaset gündemine dair elbette ki konuşmamız gereken çok şey var. Şunu gördük ki biz bazen toplumun siyasi okumalarının çok gerisinde kalıyoruz.

    İlk kez geçen yıl Antalya’da yapmış olduğumuz danışma kurulunda şöyle bir karar almıştık. Biz bundan sonra Çorum, Sivas, Maraş gibi Dersim soykırımının yıl dönümünde de birlikte orada olacağız demiştik. Geçen yıl başladık, bu yıl da Dersim Dernekler Federasyonu Genel Başkanı’yla görüşmeler yapıldı.

    Geçen hafta İstanbul’da bir görüşme yapıldı 8-9 Haziran’da akademisyen arkadaşlarla, Alevilikle ilgili uzun yıllardır Alevi kurumlarını tanıyan, çalışan, bizim bir çok çalışmamızda yer alan akademisyen arkadaşlardan oluşan bir hukukçu kadroyla devlet hukukunu, uluslararası hukuk, anayasayı bilen arkadaşlarla İstanbul’da iki günlük  bir çalışma yapacağız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun omurgasını oluşturan iki çok üyeli kurumumuz başta olmak üzere o ilk kurulduğunda yedi tane kurum bizim için değerlidir, kıymetlidir. Tüzük kurultayıyla ilgili bir komisyon oluşturacağız. Bu komisyonunda özellikle birleşenlerimizden arkadaş isteyeceğiz. Hukukçu arkadaşlardan rica edeceğiz. Bu komisyon zaman zaman yapmış olduğu taslağı sizlerle paylaşacak, önerilerinizi, görüşlerini alacak” dedi.

    “NE YAPACAĞIZ KISMINI DERLİ TOPLU HALE GETİRMELİYİZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de kurulda yaptığı konuşmada, “Dün tarihimizde, köyümüzden bir tane sağ partiye oy çıktığında o oyun kime ait olduğunu arayıp bulurduk, hatırlayınız. Ya yanlışlıkla verilen bir oy olurdu ya da sandık başkanının verdiği oy olurdu. Şimdi göğüsleri kabarta kabarta ben verdim diyenlerin olduğunu Sivas köylerinde, Divriği köylerinde, Tokat köylerinde bakarsanız sonuçlara görünürsünüz. Bunların olduğu hatta bu partilerden kolaylıkla aday olunabildiği günlere geldik.

    Erzurum Dernekler Federasyonu’nun bana bildirmesi üzerine tesadüfen çok atıl durumda olan bir şube başkanımızın AKP’den il genel meclisi üyesi adayı olduğunu öğrendik. Derhal görevine son verdik. Aynı gün şubesini kapattık çünkü şube yöneticilerinin de aynı oyunun içerisinde rol aldıklarını öğrendik.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak cemevlerinde su parası ödemiyoruz kampanyaları başlatmıştık. Davalar açtık, davalarda savunmalar yaptık. Kimi davaları kazandık. Peki kim ödesin sorusuna yanıt veremedik. Elektrik parasını kim ödesin? Yani Maliye Bakanlığı mı ödesin? Vesaire vesaire. Hatta bazılarımız ‘hiç istemiyoruz, hiçbiri ödemesin’ dedi. Bazılarımız ‘bu bizim eşit yurttaşlık hakkımızdır. ödensin dedi’ Burada da uzlaşmada zorluk çektik. Kültür Bakanlığı değil arkadaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı. O turizmi özellikle söylüyorum. Turistik bir tesise yardım ediyorlar, folklorik faaliyetlerinizi daha güzel yapın diye. Ne yapacağız? Ne diyeceğiz kısmını? Değerli toplu hale getirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “BAŞKANLIĞA MEYDAN VERMEDİK, VERMEYECEĞİZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Antep Şubesi ile ilgili bilgi vererek, şunları söyledi:

    Alevi Kültür Dernekleri olarak yaklaşık üç aydır Cemevi Başkanlığı’na karşı çok etkin bir mücadele yürütüyoruz. Alevi Kültür Derneklerinin karnı biraz yumuşak gibi bakılıyor, gayet kaslıyız o konuda. Hiç merak etmeyin. Kasları geliştirdik. Böyle bir şeye meydan da vermiyoruz, fırsat da vermiyoruz. Vermeyeceğiz. Elbette ki en katı dediğimiz örgütlerimizin de temasları oluyor. Ekonomik anlamda zordayız, dardayız. Toplum olarak öyleyiz. Ve bu arkadaşlar, bu ablukayı bize parayla yani bizi parayla terbiye etmeye çalıştıkları için bir anlamda topyekun saldırıyorlar.

    Antep şubemizle görüşme yaptım. Bizim de haberimiz yoktu. Biz de sosyal medyadan daha doğrusu Cemevi Başkanlığı’nın paylaşımından öğrendik. Sorduk arkadaşlara. Dediler ki depremde o bölgedeki köylerde bazı cemevlerinde ciddi hasar oldu bununla ilgili bir destek alacaktık dediler. Biz daha önce bir Toroslar vakası yaşamıştık. İdmanlıyız, tecrübeliyiz. Denetim mekanizmasını çalıştırdık. Denetimi gönderdiğinizde de daha vahim bir şeyle karşılaştık. Başkanlık ilk kurulduğu süreçten itibaren sinsi sinsi taşlarını öre öre geliyormuş zaten. 2017 yılında bir yasa çıktı. Bu cemevlerinin işte çok eski tahsislerin yirmi beş yılı doldurduktan sonra otomatikman yenilenmesi gerektiğiyle ilgiliydi. Tabii biz orayı, o detayı çok eski şubelerimizle ilgili kaçırmışız. Olabilir. Biz tahsis süresiz olduğunu bildiğiniz için ve diyoruz ki yani zaten bizim ne yapabilirler. Belli başlı çalışmalar yapıldıktan sonra bir takım usulsüzlükleri tespit ettik ve buna dayandırarak bir görev alma gerçekleştirdik. Ama biz kente gittiğimizde gördük ki bizim tahsisimiz bitmiş. İçeride bağımsız bir dernek kurulmuş. Bu dernek üzerinden dilekçeler verilip cemevlerinin tahsisi istenmiş. Tabii iktidar partisi yönetiyor bu kenti. İktidar partisiyle de gerekli iletişimler, diyaloglar kurulmuş. Bunun zemini hazırlanmış.”

    Danışma kurulu basına kapalı olarak devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den bloke tepkisi: Seçmen iradesi gasp edildi, kabul edilemez-VİDEO

    HDP’den bloke tepkisi: Seçmen iradesi gasp edildi, kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA- HDP Danışma Kurulu üyeleri, HDP’nin kapatma davası ve hazine yardımına bloke konulması kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu açıkladı. Danışma Kurulu adına açıklama yapan Prof. Dr. Ayşe Erzan ” Demokratik, adil, eşit, özgür bir ülkede, barış içinde yaşama umudu taşıyan herkesi, iktidarın, seçim  güvenliğiyle, geleceğimizle, hayatımızla bire bir ilgili olan bu hamlelerine karşı uyanık olmaya ve ortak  tutum almaya çağırıyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Danışma Kurulu üyeleri, HDP’nin kapatma davası ve hazine yardımına bloke konulmasına ilişkin Taksim Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya İstanbul’da bulunan çok sayıda danışma kurulu üyesi katıldı.

    Danışma Kurulu adına açıklamayı Prof. Dr. Ayşe Erzan okudu.

    Türkiye’nin geleceğini belirleyecek bir seçim sürecine girildiğinin altını çizen Erzan, “Hazine yardımının AYM kararıyla bloke edilmesi, yalnız milyonlarca seçmenin vergileriyle ve iradeleriyle HDP’nin demokratik siyaset yapması için verilen yardım engellememiş, adil, demokratik ve eşit koşullarda yapılması gereken seçim sürecine de adeta hançer sokulmuştur” dedi.

    “KARAR HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUN”

    AYM kararının hukuk ve adaletle ilgisinin olmadığını aktaran Erzan, “Karar, doğrudan doğruya HDP’nin seçim süreçlerindeki varlığını ve etkililiğini sınırlamayı amaçlayan bir siyasi girişim niteliğindedir. Anayasa’nın 69. maddesine göre, bir siyasi partinin “hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması” kararı, yargılamanın sonucunda verilebilecek bir karardır. Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 52. maddesine göre, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalar, “Ceza Muhakemesi Kanunu”nun “davanın mahiyetine uygun hükümleri uygulanmak suretiyle” sonuçlandırılır.  Oysa CMK’nda böyle bir “tedbir”den söz edilmemektedir” diye belirtti.

    “KARAR SEÇİMLERE DOĞRUDAN BİR  MÜDAHALEDİR

    Prof. Dr. Ayşe Erzan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “CMK’nun “arama ve el koyma” başlıklı dördüncü bölümünde, 128. Maddede düzenlenen “Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma” başlıklı hususun burada işletilebileceği, bu blokaj kararının verilmesinde göz önüne alınıp alınmadığını bilmiyoruz. Bununla birlikte, CMK’daki düzenleme, suç işlenmesi sonucunda elde edilmiş olan varlıklara el konulmasından söz etmektedir. HDP’nin “hazine yardımı” alması, yasal dayanağı olmanın ötesinde, HDP’yi Türkiye siyasetinin en güçlü üçüncü partisi yapacak ölçüde kararlı bir irade ortaya koyan milyonlarca seçmenin tercihine dayanmaktadır.

    Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 52. maddesine göre, kapatma veya “Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğu ile karar” verilebilir. AYM kararı, 15 kişilik heyet tarafından üçte ikiden az (eksik) oy çokluğu ile verilmiştir. Bu yönüyle hukuk dışıdır.

    “KARAR, HDP’NİN SEÇİM FAALİYETLERİNİ SINIRLANDIRMAYA YÖNELİK SİYASİ BİR TAVIRDIR”

    HDP’nin  yargılama süreci artık son evresine gelmektedir. Yılbaşından bu yana, 18 Haziran  gününe tarihlenmiş olan seçimlerin daha erken bir tarihe alınması, özellikle iktidar ortakları tarafından  konuşulur hale gelmiştir. HDP ile ilgili kararın seçimlerden hemen önce “kapatma  kararı” olarak verilmesi, seçimlere doğrudan doğruya etki yapacaktır. Bu çok  açık olan husus, hazine yardımının bloke edilmesi kararı ile ilk  işaretini vermiş  bulunmaktadır. Blokaj kararına evet oyu veren yargıçlar, HDP’nin yargılama süreciyle ilgili olarak aslında bir “İHSASI REY”de bulunmuş durumdadırlar. Ancak  sayı, kapatma kararı için yetmemektedir. Buna rağmen, böyle hukuksuz bir blokaj kararının verilebilmiş olması, HDP’nin seçim sürecindeki  etkililiğini sınırlandırmaya yönelik bir siyasi tavır niteliğine bürünmektedir. Nitekim, kapatma davasının açılması ve yürütülmesi sürecinde, AYM’ye iktidar tarafından gelen saldırgan tutum ve tehditler, kapatma davasının tümüyle siyasi saiklerle yürütülmekte olduğunun işaretleridir.

    “HDP’NİN ENGELLENDİĞİ BİR SEÇİM SÜRECİ AMAÇLANMAKTADIR”

    Hukuk devleti ve demokrasiyle bağdaşmayan bu kararı kabul etmediğimizi açıklıyoruz. HDP’ye yapılan hukuk dışı operasyonlar, kapatma davası ve hazine yardımının bloke edilmesiyle yalnız HDP’yi ve ona oy veren milyonları değil, bütün muhalif siyasi parti ve seçmenleri birinci derecede ilgilendirmektedir. Demokratik, adil, eşit, özgür bir ülkede, barış içinde yaşama umudu taşıyan herkesi, iktidarın, seçim  güvenliğiyle, geleceğimizle, hayatımızla birebir ilgili olan bu hamlelerine karşı uyanık olmaya ve ortak tutum almaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD temsilcileri: Zorunlu din dersi kampanyasının aktif yürütücüsü olacağız-VİDEO

    PSAKD temsilcileri: Zorunlu din dersi kampanyasının aktif yürütücüsü olacağız-VİDEO

    PİRHA-PSAKD’nin Antalya’da iki gün süren danışma kurulu toplantısının ardından PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan katılımcılar, okul öncesi çocuklar için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararına tepki gösterirken, Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyasına aktif destek vereceklerini ifade ettiler. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi tarafından 22-23 Ocak 2022 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen danışma kurulu toplantısının ardından katılımcılar PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    PSAKD İstanbul İçerenköy Cemevi Başkanı İbrahim Karakaya, PSAKD İstanbul Esenler Şubesi üst kurul delegesi Sezgin Kartal, PSAKD Ankara Mamak Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Ezgi Türkyılmaz ile PSAKD Muğla Fethiye Şube Başkanı Turgut Sevinç iki gün süren toplantıyı değerlendirdi.

    “TÜRKİYE’NİN VE ALEVİLERİN GÜNDEMİNİ TARTIŞTIK”

    Bu yıl 16’ıncısı düzenlenen danışma kurulu toplantısını önemli bulduklarını belirten İbrahim Karakaya, şöyle konuştu:

    “Pandemiden kaynaklı olarak uzun bir aradan sonra danışma kurulu yapıldı. Katılım yoğundu ve tartışılan konular açısından da baktığımızda çok değerliydi. Genel kurula giderken örgütün önümüzdeki süreçte yapması gerekenler ile geçmişteki birikimler noktasında bugüne kadar yaptıkları tartışıldı. Hem Türkiye’nin gündemini hem de Alevilerin gündemi özellikle siyasal iktidarın Alevi politikalarına karşı yapılması gerekenler noktasında önemli tartışmalar yaşandı.

    Örgütümüz, buradan biraz daha canlı ve diri olarak kendi bölgelerine gidip, çalışmalarını hem örgütleme noktasında hem de önümüzdeki süreçte genel kurulun daha sağlıklı yürümesi noktasında düşüncelerini şubeleri ile paylaşacaklar. Burada alınan kararlar noktasında önemli bir gündü diye düşünüyorum.”

    “ZORUNLU DİN DERSİNE KARŞI BAŞLATILAN İMZA KAMPANYASINA ETKİLİ DESTEK VERECEĞİZ”

    PSAKD İstanbul Esenler Şubesi üst kurul delegesi Sezgin Kartal ise toplantıda, okul öncesi eğitime indirgenmek istenen din derslerine ilişkin başlatılan imza kampanyasına PSAKD olarak destek kararı alındığına dikkat çekti. Kartal, şunları söyledi:

    “İki günlük toplantıda örgütümüzün mevcut durumunu aynı zamanda Alevi hareketinin, Alevi toplumunun geleceğini de tartıştık. Bu tartışmalar elbette ki bugün devletin Alevilere yönelik yürüttüğü politikaları da içeren onları da ele alan bir tartışmaydı. Enine boyuna bütün konuları masaya yatırdık ve Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri diğer Alevi örgütleri ile yan yana omuz omuza birlikte geleceği inşa etmede de rol oynayacağı bir toplantı olduğunu ifade etmek gerekiyor.

    Bugün sadece Alevileri değil, bu ülkede yaşayan bütün toplumsal kesimleri ilgilendiren, ana okuluna indirgenen din derslerine karşı başlatılan kampanyanın destekleyicisi, yürütücüsü olma kararı da alındı. 3 Mart’ta sonuçlanacak bu karara karşı PSAKD örgütlü olduğu bütün yerlerde etkin, etkili bir mücadele hattının da öncüsü olacaktır.

    PSAKD, bu karanlığın bütün toplumu tek bir dinin parçası haline getirme projesinin önündeki en büyük engellerden birisidir. Tıpkı Alevi hareketinin bugüne kadar politik öncü rolünü üstlendiği gibi bu çalışmanın da öncüsü olacaktır. PSAKD, önümüzdeki dönem Alevi hareketi açısından dönüm noktası olacak. Biz de bu sürecin önemli parçası ve öncüsü olması için detaylı bir şekilde tartıştık. Bütün şubelerimiz üyeleriyle birlikte tüm canlarımızla birlikte bu mücadeleyi yürütecek.”

    “KRİZDEN EN ÇOK ETKİLENENLER KADINLAR İLE ALEVİLERDİR”

    Gençler ile kadınların örgüt içerisindeki sayısı ve çalışmalarına değinen Mamak Şubesi Kadın Komisyonu üyesi  Ezgi Türkyılmaz, “Kendimizi eleştirerek, örgütümüzü bir adım öteye taşımak için neler yapabileceğimizi tartıştık. AKP sonrası cemevlerimizin yasal statüleri ile ilgili nasıl bir tavır sergileyeceğimizi, Hakk’a yürüme erkânlarımızı konuştuk. Gençlerin ve kadınların artması bizi mutlu etti. Elbette “kadın erkek sorulmaz muhabbetin dilinden” diyoruz ama karşı cinslerin de bulunması bizim açımızdan daha değerli.

    PSAKD’nin ve Alevilerin topluma kendini nasıl anlatacağı, nasıl ifade edeceği üzerine de tartışmalar yürüttük. Yaşanılan ekonomik kriz çok derindir ve bu ekonomik krizden en çok etkilenenler kadınlar ve Alevilerdir. En çabuk işten atılan, göz ardı edilen, makam, mevki verilmeyenler Alevilerdir. Bunun üzerine de tabi ki düşüncelerimiz oldu, tartışmalar yürüttük. “Aleviler vardır, Alevilik haktır” diyerek, mücadelemizi büyüteceğimiz kanısındayım. Gençler bu örgütün geleceğidir, umududur. Umut her zaman var” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET’İN KALDIRILMASINDAN YANAYIZ”

    PSAKD Fethiye Şube Başkanı Turgut Sevinç ise şöyle konuştu:

    “Danışma kurulu toplantısının sadece PSAKD için değil, bütün Alevi örgütleri için ön açıcı, ivme kazandırıcı olduğunu düşünüyorum. Gündem konularından bir tanesi de “Siyasi iktidar gittikten sonra Alevilerin pozisyonu ne olacak?” Bu konuda da tartışmalarımız oldu. Burada bizim duruşumuz, Pir Sultan’ın duruşu ve Alevilerin duruşu önemlidir. İkinci bir gündem konusu ise Diyanet İşleri Başkanlığı’ydı. Diyanet ile zaten bir ilişkimizin olmadığını bütün kamuoyu biliyor. Diyanet’in lağvedilmesinden yanayız. Din derslerinin kaldırılmasından yanayız. Sol, sosyalist örgütlerle ilişkide nerede ve nasıl olacağımızın fikir alışverişini de yaptık.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Sevinç Dalyan: AVM’lere 5 dakika bile olsa girmeyin

    Sevinç Dalyan: AVM’lere 5 dakika bile olsa girmeyin

    PİRHA – TMMOB Makine Mühendisleri Danışma kurulu Üyesi Sevinç Dalyan, normalleşme kapsamında açılacağı ifade edilen AVM’ler ile ilgili uyarı yaptı.

    Makine Mühendisleri Danışma kurulu Üyesi Y.Mak Müh. Sevinç Dalyan, AVM’lere giden kişilerden birinde bile korona varsa oraya giden herkese bulaşacağını ifade ederek çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalınacağını vurguladı.

    Dalyan’ın uyarısı şöyle:

    “AVM’lere giden kişiler arasında bir kişi bile korona virüsü taşıyorsa siz de oraya gitmişseniz kesinlikle kaparsınız. Çünkü AVM’lerin havalandırma sisteminde karışım havası kullanılır. İçerideki hava dışarıdan gelen taze hava ile karıştırılıp içeri verilir. Yani %100 taze hava ile çalışmaz. Bunun nedeni çok büyük bir enerji kaybının engellemektir.

    İçeriye verilen hava iklimin şartlarına göre ısıtılıp veya soğutulup verilir. %100 taze hava kullanılırsa çok büyük bir sarfiyat olacağından kullanılmaz.

    Zaten bu şekilde yapılması yasak. Enerji tasarrufu olmayacağından ve binaların enerji kimlik belgesi sınıfına uymayacağından yapılırsa bina kimlik belgesi geçersiz çıkar.

    Kesinlikle AVM’lere 5 dakika olsa da girmeyin. Giderseniz de bizlerle karantina  döneminiz geçmeden görüşmeyin.

    Ne garip bir ülke olduk sahil ve parklar yasak Avmler serbest.

    Ben bunları uzmanlık alanım olduğu için sizlere önemini anlatabilmek için yazıyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • ABF danışma kurulu sonuç bildirgesi açıklandı

    ABF danışma kurulu sonuç bildirgesi açıklandı

    PİRHA-ABF,  8 Eylül Cumartesi günü Ankara’da  GYK üyeleri ile  danışma kurulu toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda Alevilerin yaşadığı coğrafyalar üzerindeki baskı politikaları, dernek ve cemevi yöneticilerinin tutuklanması başta olmak üzere bir çok konuda kararlar alındı.

    ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu) 8 Eylül Cumartesi günü Ankara’da GYK üyeleri ile  danışma kurulu toplantısı gerçekleştirdi. ABF, yapılan  danışma kurulunun sonuç bildirgesi yazılı olarak açıkladı. ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül imzalı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    -Zorunlu din derslerine karşı okulların açılış tarihi olan 17 Eylül’de tüm Türkiye’deki bileşenlerimizle bulundukları bölgenin merkezi alanlarında eş zamanlı sessiz oturma eylemi yapılırken basın açıklaması yapılmaması ve ortak açıklamamızın broşür şeklinde dağıtılması.
    – Alevilik’te cemevi ve cemevlerinin hukuki statüsü konusunda akademisyenler de dahil edilerek, oluşturulan komisyonla birlikte bu konuda çalışmalarını yürütüp, bir raporun hazırlanması.
    – Bölge toplantılarının yapılarak sahaya inilmesi.
    – İnanç kurulunun ikinci büyük kurultayının yapılması için oluşturulan komisyonun gerekli hazırlıkları yapması ve çalışmaların başlatılması.
    – Önceki yönetimden devralınan borçların bileşenlerimize detaylı şekilde duyurulması ve kapatılması konusunda çalışma yürütülmesi.
    – Alevi bölgelerinde sistematikleşen baskı, inanç ve doğa katliamına karşı Alevi kurumları ile bir bütünlük içerisinde mücadele verilmesi.
    – Alevi Gençlik ve Alevi Kadın Meclislerinin kurulması konusunda görevlendirme yapılmıştır. Çalışmaların başlatılması.
    – Tutuklu bulunan kurum yöneticilerinin hukuki süreciyle ilgili çalışma yapılması ve takip edilmesi.
    – Cemevlerimizde var olan eğitim sistemine karşı, Ekim itibariyle 3 aylık tüm cemevlerinde görevli dedeler tarafından verilecek eğitimle, Alevi-Bektaşi temel eğitim seferberliği yapılması.
    – Yerel seçimlerde bileşenlerimizle bütünlüklü bir şekilde çalışma yapılması.
    Konularında kararlar alınmıştır. Alevi kamuoyuna, bileşenlerimize önemle duyurulur.

    HABER MERKEZİ