Etiket: danışman

  • Aleviler, İzmir’de cemevlerini gezen Soylu’nun danışmanına Meclis’i işaret etti

    Aleviler, İzmir’de cemevlerini gezen Soylu’nun danışmanına Meclis’i işaret etti

    PİRHA- Alevilerin tepkisine rağmen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Dr. Ali Arif Özzeybek Alevi kurumlarına ‘ihtiyaç’ ziyaretlerini devam ettiriyor. Bakanın danışmanının, 10 günlük süre içerisinde İzmir’de bulunan  cemevlerini ziyaret ettiği ve tavır konulması ile birlikte cemevlerini terk ettiği öğrenildi. 

    İçişleri Bakan Süleyman Soylu’nun danışmanı olduğu belirtilen Dr. Ali Arif Özzeybek, son 10 günlük süreçte Yamanlar Cemevi, Karşıyaka Cemevi, Bornova Cemevi, Limontepe Cemevini ziyaret ederek yöneticiler ile görüştü.

    Alevi toplumunun taleplerini mahkeme kararlarına rağmen yerine getirmeyen AKP hükümeti, İçişleri Bakanı’nın danışmanı aracılığıyla Alevi kurumlarına “Bir ihtiyacınız var mı? diye soruyor, ziyaret ediyor.

    YAMANLAR CEMEVİNDEN ÇAY İÇMEDEN KALKTILAR

    İçişleri Bakanlığı danışmanları, vali yardımcısı, kaymakam vb. yetkililerden oluşan kalabalık bir heyet Yamanlar Cemevini ziyaret etti. Yüksek güvenlik önlemleri, sinyal kesici jammerler ile birlikte Yamanlar Cemevine gelen heyetin Yamanlar Cemevi yöneticilerine, ‘Maddi ihtiyacınız var mı?’ sorusunu yönelttiği öğrenildi.

    Konuya ilişkin görüştüğümüz Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, “İçişleri Bakanlığı’ndan oluşan bir heyet bizleri arayıp gün içerisinde cemevimizi ziyaret edeceklerini söyledi. Cemevine geldiğimde ise yoğun bir güvenlik önlemi olduğunu gördüm. Yukarı çıktığımda ise heyet gelmişti. Kendilerinin İçişleri Bakanlığı’ndan geldiklerini söylediler ve ‘Maddi olarak bir ihtiyacınız var mı?’ sorusunu yönelttiler. Biz de kendilerine Alevilerin sorunlarının danışmanlar ile değil merkezi hükümetin Alevilerin hak ve taleplerini anayasal güvenceye alması ile çözülebileceğini söyledik. Zaten bunu söyleyince önlerindeki çayı dahi içmeden kalkıp gittiler. Alevilerin sorunları, merkezi hükümet ile belli ölçü ve duruş dahilinde görüşülebilir. Bu ziyaretleri samimi bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

    BORNOVA, KARŞIYAKA CEMEVİ İLE GÖRÜŞMELER

    İçişleri Bakanlığını heyetinin sonrasında Karşıyaka, Bornova ve Limontepe cemevlerini ziyaret ettiği öğrenildi. Karşıyaka ve Bornova cemevlerinde de aynı tutum ile karşılaşan heyetin notlarını alarak cemevlerinden ayrıldığı bildirildi.

    HBVAKV LİMONTEPE YÖNETİMİ, HEYETİ KABUL ETMEDİ

    HBVAKV Karabağlar Uzundere Şubesi’ne ‘ihtiyaç’ ziyaretinde bulunmak isteyen İçişleri Bakanlığı heyetinin olumsuz cevap alması sonrasında Karabağlar ilçesinde bulunan Limontepe Ehlibeyt İnanç, Kültür ve Eğitim Vakfı Cemevinde bir dizi görüşmeler gerçekleştireceği ifade edildi.

    Limontepe Ehlibeyt İnanç, Kültür ve Eğitim Vakfı Cemevinde gerçekleşen görüşmeye giden Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Limontepe Cemevi yöneticileri, Yargıtay, Danıştay’ın ve hem de Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi’nin cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve elektrik parasının devletin bütçesinden karşılanması ve zorunlu din dersinden Alevi çocukların muaf tutulması yönünde kararları olmasına rağmen AKP hükümetinin bu kararları uygulamadığını, bu ziyaretlerin Aleviler açısından bir anlamı olmadığını kaydederek, sorunun anayasal güvence ile çözüleceğine işaret ettiler.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

     

     

  • Kenanoğlu, Meclis’te Alevi kurumlarının ortak taleplerini açıkladı-VİDEO

    Kenanoğlu, Meclis’te Alevi kurumlarının ortak taleplerini açıkladı-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te Alevi kurumlarının ortak taleplerini dile getirdi. İçişleri Bakanlığı danışmanlarının Alevi kurumlarını ziyaret ederek taleplerini dinlemesinin oyalama taktiği olduğuna dikkat çeken Kenanoğlu, “Karşımızda 7 kez Alevi çalıştayları yapmış, elinde çok sayıda doküman ve rapor olan bir iktidar var. Tüm bunlara rağmen hükümetin İçişleri Bakanı’nın danışmanları aracılığıyla Alevi kurumlarını dolaşması oyalamacadır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Meclis’te yaptığı basın toplantısında İçişleri Bakanlığı danışmanlarının Alevi kurumlarını dolaşması, Isparta Cemevi açılışında Isparta Belediye Başkanı’nın Diyanet’i eleştiren PSAKD Gani Kaplan’a yönelik hadsiz müdahalesi ve İstanbul’da bulunun 41 Alevi kurumu, cemevi ve vakfın ortak talepleri hakkında konuştu.

    İçişleri Bakanlığının yetkilendirdiği kimi isimlerin Alevi kurumlarına yönelik ziyaretlerinin Alevi toplumunu oyalama taktiği olduğunu ifade eden Kenenaoğlu, Alevilerin taleplerinin ancak anayasal değişiklerle çözüleceğini söyledi.

    Kenanoğlu, ayrıca Isparta Cemevinin açılışında PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a belediye başkanının müdahalesine sert tepki göstererek, “Isparta Belediye Başkanı bu hadsizliğe nasıl cesaret edebiliyor?” diye sordu. Kenanoğlu, İstanbul’da bulunan 41 Alevi kurumu, cemevi ve vakfın bir araya gelerek oluşturduğu ve Alevilerin taleplerini içeren dilekçelerin mecliste savunucusu ve takipçisi olacaklarını dile getirdi.  

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN ALEVİ KURUMLARINA ZİYARETİ OYALAMACADIR”

    Alevilerin tepkisine rağmen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Dr. Ali Arif Özzeybek Alevi kurumlarına ‘ihtiyaç’ ziyaretlerinin oyalama olduğuna vurguda bulunan Kenanoğlu, şunları söyledi:

    “Birkaç aydır İçişleri Bakanlığı, danışmanları aracılığıyla Alevi kurumlarını gezerek Alevi toplumunun taleplerini aldıklarını ifade ediyorlar. Karşımızda 7 kez Alevi çalıştayları yapmış, elinde çok sayıda doküman ve rapor olan bir iktidar var. Bütün bu çalıştaylar sürecinde Alevi toplumu temsilcileri aracılığıyla o masaya oturarak taleplerini ve sorunlarının çözümüne dair önerilerini paylaştı. Tüm bunlara rağmen hükümetin İçişleri Bakanlığı’nın danışmanları aracılığıyla Alevi kurumlarını dolaşması oyalamacadır. Yapılan görüşmelerin tamamı beton, çimento, boya üzerine üzerine kurulu. Alevi kurumları bakanlık danışmanlarına bu taleplerin sadece çimento, beton, boya olmayacağını, Alevilerin taleplerinin anayasal değişiklerle çözülmesi gereken sorunlar olduğunu belirtmişler. Bunun başında cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması meselesidir. İbadethane statüsü verilsin veya verilmesin orası Alevilerin ibadethanesidir. İbadethane statüsü verilmediği için de diğer inançların faydalandığı imkanlardan yararlanamıyor.”

    “ISPARTA BELEDİYE BAŞKANI BABASININ PARASIYLA MI KATKI SUNDU?

    Kenanoğlu, Isparta Cemevinin açılışı sırasında PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan konuşurken provokasyon yapan Isparta Belediye Başkanı’nın saldırını kınayarak, Alevi toplumuna yönelik küstahlık yapıldığını dile getirdi.

    Kenanoğlu, “Alevi kurumları ısrarla taleplerinin bilincinde olarak cemevlerinin statüsü ile ilgili olarak taleplerini dile getiriyorlar. Geçtiğimiz hafta Isparta’da çok çirkin bir olay yaşandı. Isparta Cemevi açılışında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan kürsüden Diyanet İşleri Başkanlığı’nı eleştirdi. Diyanet İşleri Başkanı, ‘Cemevleri bizlerin kırmızı çizgisidir, asla ibadethane olarak kabul etmeyiz’ dedi. Buna karşı tepkisini dile getiren Gani Kaplan’a, Isparta Belediye Başkanı, ‘Burada siyaset yapma. Sen Diyanet’i, Cumhurbaşkanımızı eleştiremezsin’ diyerek saldırıda bulundu ve kürsüden inmesini istedi. Isparta Belediye Başkanı bu hadsizliğe nasıl cesaret edebiliyor? Isparta Cemevine belediyenin yaptığı harcamaları sanki babasının parası, annesinin bozdurduğu bilezikler ile yaptı. Alevi toplumuna ahkam kesip, küstahlık yapabiliyor. Bunlar Alevi toplumunun ödediği vergiler ile oluşan bütçelerdir. Bu bütçelerde de Alevi toplumunun ve cemevlerinin hakkı vardır, ana sütü gibi helaldir. Bunu sadece Isparta Belediye Başkanı şahsında değil birçok belediyede de görüyoruz. Alevi toplumunu bu belediyelere muhtaç edenler bu iktidardır. Cemevleri ile ilgili CHP’li belediyelerle de çok ciddi sıkıntılar var. Bazı yerlerde cemevlerinin anahtarı zabıtaların cebinde geziyor. Bunun önünü kesmek için cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması, ibadethane kapsamına alınması ve kimseye mecbur olmaması gerekiyor” dedi.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİNİN SAVUNUCUSU VE TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    İstanbul’da bulunan Alevi kurumları, cemevleri, vakıflar, dergahlar olmak üzere 41 kurumun bir araya gelerek açıkladıkları 12 maddelik talepleri mecliste savunacaklarının altını çizen Kenanoğlu, “Bu talepler Alevi kurumlarının ortak talebidir ve doğru buluyoruz. Bu taleplerin mecliste savunucusu ve takipçisi olacağız. Bizim de talebimiz Alevi toplumun talebidir. Bu talepler,  sadece bunu açıklayan 41 Alevi kurumunun talebi değil, tüm Alevi kurumlarının, demokratik ve laik bir ülke arzu eden tüm toplumun talepleridir. Biz, bu taleplerin yerine getirilmesi için Pazartesi günü Cemevlerinin statüsü ile ilgili Meclis Başkanlığı’na bir kanun teklifi vereceğiz ve tüm bu taleplerin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ ANKARA

     

  • ‘İktidarın Aleviler ile ilişkilenmesi samimi değil’-VİDEO

    ‘İktidarın Aleviler ile ilişkilenmesi samimi değil’-VİDEO

    PİRHA- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanının cemevlerine dönük ziyaretlerini değerlendiren PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Hüsnü Korkmaz, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ve Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı İnanç Kurulu’ndan İsmail Soyupak Alevilerin hak ve taleplerini görmek istemeyen iktidarın bu hamlesinin girdiği siyasi çıkmazın aşılmasına yönelik argümanı olduğuna işaret ettiler. 

    Alevi toplumu haklarının, somut taleplerinin hükümet tarafından kabul edilmesini beklerken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Zeybek, Türkiye’nin bir çok kentinde Alevi kurumlarına ziyaret gerçekleştiriyor. Kurumlara ve inanç önderlerine ‘bir ihtiyacınız var mı?’ diye sorulan ziyaretlerde kurum başkanları ve inanç önderleri çoğu yerde muhataplarının devlet olduğunun altını çizerken, Alevilerin haklarının iadesi istediler.

    Konuya ilişkin İstanbul’da hizmet yürüten Alevi kurum başkanları ve temsilcileri PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulunarak Aleviliğe yasal statü verilmemiş iken yapılan bu ziyaretlerin samimi olmayacağının altını çizdiler.

    “İKTİDARIN ALEVİLER İLE İŞKİLENMESİ SAMİMİ DEĞİL”

    Siyasal iktidarın Alevilerin sorunlarına çözüm olmadığını ifade eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Hüsnü Korkmaz, siyasi iktidarın son dönemde yaşadığı çıkmazın sonucu Aleviler ile ilişkilenmesinin samimi olmadığına işaret ederek, Son 20 yıldır bu dil bir şekilde Alevi toplumunun sorunlarına çözüm olmamıştır. Dolayısıyla doğru bir dil olmadığı aşikardır. Biz konuşma, söylem, vaat yerine müspet hareket, müspet çalışma sonuç noktasında bir şeyler görmek istiyoruz. Dolayısıyla dil, söylem bugüne kadar toplumsal taleplerimize, derdimize deva olmamıştır. Bu anlamda bu pencereden baktığımızda iktidarların dili Alevi istek ve taleplerini karşılayan bir dil olmamıştır.  Siyasal iktidar muhtemelen bir siyasi çıkmaz, bir dar boğaza girmişti. Ve bu darboğazın da aşılmasına yönelik en önemli argümanlardan bir tanesi Alevi toplumunun olduğu gerçeği zaten hep ortadadır. Dönemsel olarak, tarihsel olarak katliamlar tarihine baktığımızda çok farklı yöntemlerle de o argümanlar kullanılmıştır. Yine bugün de aynı toplum üzerinde farklı bir yöntem sergileniyor. Alevi toplumu, Alevi önderleri, Alevi kurumsallığı açısından bakıldığında hiç samimi bulunan bir durum değil” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN GÜNDEMİNİN OLMASI ZORUNLUDUR”

    Korkmaz, Alevilerin metropoller ve kentlere göç ile birlikte önemli bir aşama kaydederek kendi gündemleri oluşturabildiğini dile getirdi. Korkmaz,  “Aleviler kendi gündemleri olmak zorunda olan bir toplum. Çünkü bugün baktığımızda siyasal iktidarların, iktidarlarını koruyabilmeleri için Alevileri muhakkak gündemde tutması gerekiyor. Evet kendimiz de gündem oluşturuyoruz. Bazen kendiliğinden doğal olarak oluşan, bazen de toplumsal reflekslerle oluşturduğumuz gündemlerimiz de bugüne kadar varlığımızı koruduk” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİNİN ZİYARETİ POLİTİK PROPAGANDADAN İBARET”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanının cemevlerine dönük ziyaretlerini politik bir propagandadan ibaret olduğu belirterek, “Her dönem Aleviler aslında muhatap alınmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal de Alevileri muhatap almıştır. Dersim’e Alevi dergahlarına gitmiştir. Daha sonra gelen iktidarların hepsi ama hepsi bir şekilde Alevilerle irtibat kurmuştur. Şimdi yüzlerce cemevlerimiz var Alevileri muhatap almak isteyenler cemevlerine gidiyorlar. Bu birazda Aleviler oy potansiyeli olarak kendilerine eklemlendirmek istiyorlar. Birazda ‘benim Alevim’ ifadesini oluşturmak istiyorlar. Oysa Aleviler kimsenin Alevi’si değil, Aleviler kendi başlarına artık kendini ifade edebilen bir toplum. Cemevlerinin ziyaret edilmesi sadece politik bir propagandadan ibarettir” dedi.

    “ALEVİLER ARTIK KENDİNİ İFADE EDEBİLİYOR”

    Alevi hak mücadelesinin meşruluk kazanarak artık her alanda kendini var ettiğini belirten Karataş şöyle konuştu:

    “Alevilik bu topraklarda var olduğu kabul edilen meşruluğunu kabul ettirmiş bir toplumdur. Geçmişte çok eski yıllarda saklanan, kırsallarda, gözden ırak yerlerde yaşamayı tercih eden, korkuyla ve baskıyla kendini ifade edemeyen, ‘inkâr’ eden bir toplumdan bugünkü geldiği aşama önemlidir. Görüyoruz ki bugün Aleviler kendilerini ifade edebiliyor, artık her alanda ben Aleviyim diyebiliyor, ben varım diyebiliyor. Demek ki Aleviler artık gündem belirleyebiliyorlar.”

    “ÖNCE CEMEVİNİ İBADETHANE OLARAK TANIMALARI GEREKİYOR, ŞEKİLCİLER”

    “Devlet adına gelen şahıslar kurumları ziyaret edecekse önce çıkıp buraların ibadethanedir demesi gerekiyor” diyen Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı İnanç Kurulu’ndan İsmail Soyupak da cemevlerinin ziyaret edilmesini, “Devletin içerisinde iktidarlaşmış olan o gücü elinde tutanların cemevlerini ziyaret edip gönül alma derdini biz çoktan geçtik. Eğer devlet bir kuruma gelecekse veya devlet adına gelen şahıslar kurumları ziyaret edecekse önce çıkıp buraların ibadethanedir demesi gerekiyor. Dolayısıyla biz bu sorunsallarımızı ortadan kaldırmadan ziyaretlerle bu işlerin olacağı kanaatini taşımıyorum. Şekilden öteye de gitmez biz Aleviler şekilci değil, özüz” diyerek yorumladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

    İ

  • Diyanet’in 711 imamı KYK yurtlarında görev yapacak

    Diyanet’in 711 imamı KYK yurtlarında görev yapacak

    Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında, ‘manevi danışmanlık ve din hizmeti’ protokolü imzalandı. Protokole göre KYK yurtlarında psikolog yerine 711 imam danışmanlık yapacak.

    Diyanet şimdi de KYK yurtlarına girdi. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kurumlarda, yurtlarda, spor tesislerinde, kamplarda ve gençlik merkezlerinde çocuk ve gençler ile çalışanlara, Diyanet İşleri Başkanlığı personeli tarafından “manevi danışmanlık ve din hizmeti” sunulacak. Protokol Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş arasında imzalandı.

    BAĞIMLILIĞA KARŞI DİN İLE MÜCADELE EDECEKLER

    Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “700 bini aşkın öğrenciyi misafir ettiğimiz yurtlarımızla, gençlik merkezlerimizle, ülkemizin dört bir yanında var olan gençlik kamplarımızla ve elbette spor tesislerimizle milletimizin hizmetindeyiz. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi bize bu tür iş birliklerini, ortak çalışmaları daha pratik, hızlı ve verimli hale getirdi. Bu kapsamda yaptığımız iş birliklerinden güzel geri dönüşler aldık. Önümüzde aşılması gereken bir mesele olarak bağımlılık konusu var. Pek çok bağımlılık türü var. Bağımlılıklarla mücadele konusunda Diyanet İşleri Başkanlığıyla gerçekleştirilecek koordineli çalışmaların önemli olduğunu düşünüyorum. Bu iş birlikleriyle gençlerimizi hiçbir kötü alışkanlığın esiri yapmama noktasında kararlı olduğumuzu ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    711 DİYANET HOCASI GÖREV YAPACAK

    Milletlerin geleceğinin gençlere bağlı olduğunu söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 1 aylık hizmet içi eğitimlerle 711 hocanın göreve başlayacağını söyledi.

  • BES: Danışmanların her yıl sözleşmelerinin yenilenmesi çalışma hakkını ihlal ediyor

    BES: Danışmanların her yıl sözleşmelerinin yenilenmesi çalışma hakkını ihlal ediyor

    PİRHA – Büro Emekçiler Sendikası(BES), yaptığı açıklamada milletvekillerine, en yüksek memur maaşını alırken danışmanın maaşına el konmasının insani bir izahatı var mıdır? diye sordu. Açıklamada, danışmanlara kıdem tazminatının ödenmemesi için sözleşmelerin her yıl yenilendiğinin bununda çalışma hakkını ihlal ettiğini vurgulandı. 

    Büro Emekçiler Sendikası(BES), TBMM’de milletvekilleri danışmanlarının iş yaşamında sözleşmeli personel olarak çalışmaları ve buna bağlı olarak yaşadıkları sorunlara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, her bir milletvekilline üç danışmanın tayin edildiğini ancak bazı milletvekillerinin yasama faaliyetlerinde yardımcı olmak üzere danışmanlık yapanlara iş tanımı dışında dayatmalarda bulunduğu belirtildi.

    Açıklamada, Bazı milletvekillerinin danışmanın maaşına kendi belirlediği oranda el koyma, çocuklarının özel bakımı ya da okul taksitini ödetme gibi kaba ve yaralayıcı, aşağılayıcı davranışlarda bulunma gibi çalışma ahlakına ve etiğine uygun olmayan pratiklerin sergilendiği kamuoyuna yansıdığı belirtildi.

    “İŞ SONU TAZMİNATLARI YOK”

    Milletvekillerine, en yüksek memur maaşını alırken danışmanın maaşına el konmasının insani bir izahatı var mıdır? diye sorulan açıklamada,  çalışma ahlakı ve etiği ile uyuşmayan bu tür keyfi uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu.

    Danışmanların iş yükünün ve mesai süresinin belirsiz olduğu vurgulanan açıklamada,  TBMM Devlet Memurları Kanunu hükümlerine aykırı bir düzenleme ile aylık ödenen maaş dışında başka haklardan yoksun bırakılan danışmanların, iş sonu tazminatından dahi mahrum edildiği bununda Anayasa’ya, ILO sözleşmesine, yasal mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunun altı çizildi.

    “TAZMİNAT VERMEMEK İÇİN HER YIL SÖZLEŞME YENİLENİYOR”

    BES’in yapmış olduğu açıklamada şu şekilde:

    İş yasalarının yapıldığı bir kurum olan TBMM’de danışmanlara sırf kıdem tazminatı ödememek için sözleşmelerinin her yıl 31 Aralık’ta sonlandırılıp, 2 Ocak’ta yeniden başlatılması çalışma hakkının açıkça ihlalidir. Bir yasama dönemi 5 yılı kapsıyorken bu sözleşmelerin yıllık yapılması alenen hak gasbıdır. Yıllarca bu alanda çalışmış olan bir danışmanın iş akdinin siyasi parti grubunun yahut milletvekilinin parlamentodaki varlığına bağlı biçimde sonlandırılma riskine karşın çalışmasının karşılığı olan iş sonu tazminatı alamamasının hiçbir izahı bulunmamaktadır.

    Diğer yandan, sözleşmeli statüde çalıştırılan personelin iş güvencesinin sağlanması ve haksız fesih riskine karşı korunmasının sağlanması da önem arz etmektedir. Bu konuda TBMM’nin bünyesinde çalıştırılan sözleşmeli personelin iş akdinin haksız olarak feshedildiği durumlar için bir güvence mekanizması oluşturulması da gerekmektedir. Ayrıca bu konuda TBMM Başkanlığı da sözleşmelerin haksız feshine olanak tanınmaması için kıstaslar belirlemelidir.
    Tüm bu gereklilikleri yapmak üzere TBMM idari teşkilat yapısını ve emeğin haklarını savunan siyasi partileri ve milletvekillerini göreve çağırıyoruz.

    BES, son olarak TBMM’ne bağlı diğer kuruluşlara birlikte mücadele çağrısında bulundu.

    Cebrail ASLAN/ANKARA