Etiket: dara durmak

  • Alevi çatı örgütlerinin çağrısına DAD’ın ardından PSAKD yönetimi de cevap verdi!-VİDEO

    Alevi çatı örgütlerinin çağrısına DAD’ın ardından PSAKD yönetimi de cevap verdi!-VİDEO

    PİRHA- PSAKD ile DAD arasındaki sorunların giderilmesi için 6 Alevi çatı örgütünün çağrısına taraflardan olumlu yanıt geldi. PSAKD Genel Sekreteri Özgür Kaplan, yapılan çağrıların değerli olduğunu belirterek, “Genişlemenin, güçlenmenin kanallarını açmalıyız. Çünkü 20 yıldan beri mevcut bir siyasal İslamcı iktidar var. Özellikle Kürtlerin ve Alevilerin işsizliğe mahkum edildiği bir gerçeklik var” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) arasındaki sorunların çözümü için taraflardan olumlu yanıtlar geldi.

    6 Alevi çatı örgütünün, 3 Mart’ta “Gün ayrı düşme günü değildir” diyerek yaptığı çağrı, her iki dernek tarafından da değerli görüldü.

    BİR ARAYA GELMEK ÖNEMLİDİR, DEĞERLİDİR”

    PSAKD Genel Sekreteri Özgür Kaplan, sorunların çözümü ve bir araya gelme vurgusu yapılan mesajlara yanıt vererek “Yapılan çağrılar bizler için değerlidir” dedi. Kaplan, görüşmeler konusunda PSAKD Yönetim Kurulu’nun ortak karar aldığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

    “Yaklaşık 2 yıl geçti. Bizim de bağlı olduğumuz çatı örgütleri bir çağrı yaptı. Tabiri yerindeyse ‘Bu husumet bitsin, görüşmekte fayda vardır’ diye bir çağrıydı bu. Pir Sultan örgütlülüğü olarak biz bu açıklamayı değerli görüyoruz. Hem Demokratik Alevi Derneklerinin kadroları hem de bizim örgütlülüğümüzün bir masa etrafında toplanıp konuşabilecek olgunluğa sahip olduğunu düşünüyoruz. Tabiri yerindeyse biz kimseyle kan davalı, husumet içinde ya da düşmanca bir tavır içerisinde değiliz. Ortada bir problem vardı ve o probleme karşı tavır alındı, karşılıklı bir süreç gelişti. Bu noktada bizlerin örgüt olarak Madımak Katliamı’na bir hassasiyetimiz var. Ailelerin de rızalığını alarak tabii ki arkadaşlarla oturur görüşürüz. Hasret Gültekin heykeli ve bu problemle ilgili danışma kurulumuz olarak genel başkanımıza tam yetki verdik. Bizler husumeti devam ettirmek istemeyiz. Bir araya geliriz. Zaten duruşumuz, taleplerimiz belli. Örgütlerimizi mevcut kapasitelerine hapsetmeden, genişlemenin, güçlenmenin kanallarını açarak bu konuları da konuşarak gelişip güçlenmeliyiz. Çünkü 20 yıldan beri bizim dışımızda bir siyasal İslam partisi iktidarı var. İnsanlar ekmek kuyruklarında açlıkla mücadele ediyorlar. Özellikle gençlerin, muhalif olan insanların; Kürtlerin, Alevilerin işsizliğe mahkum edildiği de bir gerçek. Bu tür sınıfsal tespitlerin de ışığında oturup görüşmek, bu problemleri çözme noktasında yol almak önemlidir, değerlidir.”

    “ORTAKLAŞMA NOKTALARINI BULMAK GEREKİYOR”

    Özgür Kaplan, bir araya gelme konusunda yapılan çağrılara “Alevice yaklaşırız” diyerek şu detayları paylaştı:

    “Her şeyden önce bir araya gelmek daha anlamlı olur. Siyasal İslam’a karşı, ırkçı ve şeriatçılara karşı bir güç olmak çok değerli. Tabiri yerindeyse çeşitli inatlaşmaları bırakarak ortaklaşma noktalarını bulmak gerekiyor. Bu noktaları güçlendirmek ve üzerinde yürümek gerek. Alevice bir söylemle devam etmek lazım. Arkadaşlarımızın açıklamasını okudum, ‘Hasret canımızın özelinde Madımak şehitlerinin darındayız’ demişler. Dardayız demek bizler için, Alevi dilinde çok önemli. Bir insan darda ise tamamdır, artık yola teslim olmuş olarak algılarız. Biz ‘dardayız’ diyen bir örgüte Alevice yaklaşırız. Alevilik öğretisinin gereğini yerine getiririz. Biz Aleviyiz sonuçta, yan yana gelip sorunlarımızı çözeriz.”

    “KISA SÜREDE OTURUR KONUŞURUZ”

    Kaplan, görüşmeler konusunda henüz bir tarihin belli olmadığını da söyleyerek “Biz bu konuyu kendi içerimizde görüşüyoruz. Çatı örgütleri hemen açıklama yaptıktan sonra biz genel yönetim kurulumuzda bu konuyu konuştuk. DAD’ın açıklamasından sonra da kendi aramızda görüştük ama tarih konusunda henüz bir şey söyleyemeyeceğim. Ama kısa sürede oturur konuşuruz” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • DAD’dan çağrı: Gelin Düzgün Baba mekanında kutsallarımızın darına duralım, biz hazırız

    DAD’dan çağrı: Gelin Düzgün Baba mekanında kutsallarımızın darına duralım, biz hazırız

    PİRHA- Dersim’de Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan Hasret Gültekin heykeline ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı. Heykelin Dersim’de dikilebileceğini vurgulayan DAD, kendilerine yönelik sarfedilen sözleri eleştirdi. DAD, “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız” çağrısında bulundu. 

    Dersim’de Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan ve geçtiğimiz hafta Pir Kureyş Baba Cemevine dikilen Hasret Gültekin’in heykeli son olarak geçen hafta sonu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın da aralarında bulunduğu bir heyet tarafından teslim alınarak Dersim merkezdeki bir mekana kaldırıldı.

    Gerekli görüşmeler sonrasında Hasret Gültekin’in ailesinin de rızalığı alınarak heykel belirlenen bir noktaya dikilecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi bugün heykele ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “Yol Kardeşlerimize Ve Demokratik Kamuoyuna” başlığıyla yapılan açıklamada “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız” denildi.

    DAD Genel Merkezi’nin tam metni şöyle:

    “Bilindiği üzere yaklaşık bir yıldır Düzgün Baba Cemevi ve Hasret Gültekin heykeli üzerinden tartışmalar yürütülmektedir. Bu tartışmalar Alevi edep-erkânı dışına taşırılmış olup merkeze Demokratik Alevi Dernekleri ve Düzgün Baba Cemevi yönetimi konularak adeta bir linç kampanyasına dönüştürülmüştür. Yola bağlı canların sorun ve meseleleri ele alış ve çözümleyiş yöntemi belliyken ciddi bir bilgi kirliliği yaratılmış, adeta bir algı operasyonuna dönüştürülmüştür. Birçok açıklama yapılmasına rağmen bu linç ve algı operasyonu derinleştirilerek sürdürülmüş, kurumumuzun halkımızdan ve diğer musahip kurumlardan tecrit edilme, yalnızlaştırma politikasına dönüştürülmüştür.

    Yaşanan süreç ve gelişmeler nedeniyle Yol Kardeşlerimiz ve demokratik kamuoyuna süreci bir kez daha izah zorunluluğu doğmuştur.

    Süreç Nasıl Başladı?

    Öncelikle belirtmek isteriz ki, heykelin yapılışı, Düzgün Baba Cemevinin bahçesine dikiliş ve kaldırılışı süreçlerine dair Demokratik Alevi Dernekleri’nin bilgisi ve dahili olmamış, gelişmeler üzerine bir Alevi kurumu olarak müdahil olma zorunluluğu doğmuştur.

    Nasıl müdahil olduk?

    Düzgün Baba Cemevi yönetimi tarafından heykelin açılışı için kurumumuza bilgi  verilmesiyle bu durumdan haberdar olduk. Bu gelişme üzerine Düzgün Baba veya bir başka ziyaretgâhımıza heykel dikilmesine kutsal mekânla ilgili ileride olabilecek tartışmaları görerekten ve toplumsal geleneğimiz, inancımız gereği rızamız olmadığını belirttik. Kendileri tarafından da bu mekâna heykel konulmasını doğru bulmadıklarını, heykeli yaptıran ve mekâna getirten iş insanının ısrarlı tutumu nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşadıklarını ve o bölgedeki Ocak evlatlarının, halkın da rıza göstermediğini söylediler.

    Sonraki birkaç gün içerisinde heykelin önce dikildiğini, sonrasında halkın rıza göstermemesi nedeniyle kaldırıldığını öğrendik. Bu birkaç günlük gelişmelere fiili ya da telkin biçiminde bir dahiliyetimiz olmamıştır.

    Bu gelişmelerin ardından tartışmalar gelişmiş, Yol aklı ve dili dışında bir mecraya düşülmüştür.

    Çözüm Girişimleri

    Bu meselenin çözüme kavuşturulması amacıyla PSAKD Genel Merkezi adına bir heyet gelerek Dersim ve Nazımiye ilçesinde birkaç günlük temas ve girişimlerde bulunmuştur. Bu heyette, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Erzincan Şube Başkanı Erol Yeter, PSAKD İnanç Kurulu üyeleri Efe Engin, Hasan Doğan, Dersim PSAKD Şube Başkanı Ali Ekber Kaya, PSAKD Sivas, Malatya, Varto şube başkanları bulunmaktaydı. Heyetin yürüttüğü çalışmalar neticesinde, Düzgün Baba Cemevinde bir Muhabbet Cemiyle bu meselenin görüşülerek çözüme kavuşturulacağı duyuruldu.

    PSAKD heyetinin organize ve çağrısıyla Düzgün Baba Cemevinde gerçekleştirilen bu Muhabbet Cemine; Ocak evlatları pirlerimiz, halk müziği sanatçımız Süleyman Yıldız, Akademisyen-Yazar Daimi Cengiz, Yaşar Kaya, Ali Tamaç (Kureyşan evladı) ve bölge halkının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

    Bu muhabbet sırasında, PSAKD heyeti tarafından oluşturulan divanda heyetten Efe Engin ve Hasan Doğan görev aldılar. Erkânımız üzeri, Dar Gülbangı verilerek meydan açıldı. Divandaki canlar “Bu meydandan çıkacak karara herkes razı mıdır” söylemiyle çıkacak karara rızalık istediler. Tüm canlar çıkacak karara razı olacaklarını beyan ettiler.

    Demokratik Alevi Dernekleri adına Eş Genel Başkanımız Musa Kulu, ziyaretgâhlarımıza heykel dikmeyi doğru bulmadığımızı fakat bu meydandan çıkacak karara razı olacağımızı belirtti. PSAKD heyeti, Ocak evlatları, kurum yöneticileri ve halktan katılımcılar neredeyse her can söz alarak görüş bildirdi.

    Saatlerce süren bu muhabbetin sonunda heykelin Düzgün Baba Cemevi veya çevresine değil de Nazımiye ya da Dersim merkezinde belirlenecek uygun bir mekâna dikilmesi, bunun için çalışmaların başlatılması kararı alındı.

    Bu kararlaşmanın oluşturulan komisyon tarafından ve katılımcıların da imzasıyla yazılı hale getirilerek basın metni biçiminde kamuoyuna deklare edilmesi kararlaştırıldı. Bu sırada PSAKD heyetinden Efe Engin ve Hasan Doğan canlarımız “genel merkezle telefon görüşmesi yapmamız gerekiyor” diyerek telefon görüşmesi için meydandan ayrıldılar.

    Kısa bir süre sonra geri gelerek bu karara uymayacaklarını ve imzacı olmayacaklarını belirterek meydanı terk ettiler. Kendileri tarafından kurulan Haq Meydanını terk etmek, alınan karara itiraza etmek Alevi Erkânında görülmüş müdür? Ertesi gün meydanda hazır bulunan ve komisyon olarak görevlendirilen canlar bu Muhabbet Ceminden çıkan kararı yazılı hale getirerek pirlerimiz ve halkın da katılımıyla halk müziği sanatçımız Süleyman Yıldız tarafından okunarak kamuoyuyla paylaşıldı.

    Buraya kadar süreç bu şekilde cereyan etmiştir.

    DAD Olarak Çözüm Girişimlerimiz 

    Meselenin Yol ve Erkâna uygun biçimde çözümü için DAD olarak; öncelikle Dersim’deki Ocak evlatlarını ve STK’ları ziyaret ederek, görüşmeler yaparak çözüm önerilerini ve katkılarını istedik. Özellikle Alevi Federasyonları ve bağlı kurumlarda hizmet yürütmekte olan Ocak evlatlarını da tek tek ziyaret ederek meselenin çözümü için tekrar cem olmayı önerdik. Bu canlarımızdan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül (Kureyşan Ocağı evladı), Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat (İmam Rıza Ocağı evladı), Alevi-Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz (Sey Sabun Ocağı evladı), HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde başta PSAKD genel merkezi olmak üzere, heykeli yaptıran iş insanı Sinan Samat, Hüseyin Mat ve Celal Fırat heykel ile ilgili Alevi camiasından ve Hasret Gültekin canımızın değerli eşi Yeter Gültekin canımızdan yetki aldıklarını beyan ettiler. Hatta PSAKD Genel Merkezi ve Sinan Samat Sivas Şehit ailelerini hepsiyle tek tek görüşüp rızalık aldıklarını beyan ettiler. Bize ulaşan bilgilere göre bir çok ailenin bilgisi yoktur.

    Fakat PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan görüşme talebimize olumlu yanıt vermesine karşın HBVAKV Genel Merkezinde yapacağımız bu görüşmeye gelmemiştir.

    Ayrıca, Aşure Ayında Munzur Ovacık gözelerinde Alevi Kurumlarının katıldığı Aşure lokmasında, ADFE Başkanı Celal Fırat, Eş Genel Başkanımız Musa Kulu’yu arayarak heykel meselesiyle ilgili Alevi federasyonlarının rızalığını alarak konuyla ilgili DAD’dan görüşme talebinde bulunmuştur. Bu talebe istedikleri yer ve zamanda olmak üzere olumlu cevap verilmesine rağmen bu görüşme hala gerçekleşememiştir. Nedenini de bilmiyoruz.

    Son Olarak 

    Bu meselenin Alevi ve Demokratik kamuoyuna “Sivas Şehitleri ve Hasret Gültekin canımız” karşıtlığı biçiminde yansıtılması vicdani ve ahlaki değildir. Hasret ve Sivas şehitleri Yolumuzun, tüm süreklerimizin ve demokratik mücadele hattının değerleridir. Tartışmaz ve tartıştırmayız.

    Sivas’ta gerçekleştirilen saldırı sadece bir Alevi örgütlülüğüne değil, Aleviliğe, tüm Alevilere ve demokratik mücadeleyedir.

    Heykelin Dersim’e değil, Düzgün Baba Ziyaretine dikilmesi doğru bulunmamıştır. Buradan yola çıkarak adeta bir DAD ve Dersim düşmanlığı geliştirmeye çalışmak hangi aklın ürünüdür? PSAKD Genel Merkez düzeyinde aldıkları karar gereği üyeleri ve yöneticilerinin DAD üye ve yöneticileriyle görüşmemesi, etkinliklerine katılmamaları, beraber etkinlik yapmamaları bu kuralı ihlal edenlerin cezalandırılacağı kamuoyunca duyuldu.

    Demokratik Alevi Derneklerini İŞİD zihniyetli, feodal, bölgesel milliyetçi, Yezit, bir siyasetin arka bahçesi olarak nitelemek, meseleyi Yol dili ve kemaleti üzerinden ifade etme biçimimizi “ne olduğu belli olmayan bir dil” olarak itham etmek Alevice bir akıl, yaklaşım ve söylem midir? Bu yaklaşım İttihatçı zihniyetin Alevilere yönelik raporlarındaki ötekileştiren, ayrıştıran, yok sayan, hedef gösteren, inkâr eden, kriminalize eden zihniyet ve dilin devamı değil midir?

    Bir algı yaratmayı amaçlayan “heykel yıkıldı, heykel devrildi, bir depoya atıldı, Hasret’e Dersim’de de yer yok, Dersim’e de sığmıyor” gibi ifadeler ne kadar vicdanidir?

    Alevi ve demokratik kamuoyunda heykel meselesi üzerinden Harde Dewreş Dersim topraklarına, Ocaklarına ve kurumumuza dair kullanılan dil bir üst akıl ürünü müdür ya da bir manipülasyon mudur? Yoksa bir görevlendirme midir?  Ayrıca bu söylemlerle Koçgiri / Dersim hattının karşı karşıya getirilmesi tarihsel ve kültürel direniş hattına aykırıdır. Kurum olarak bu ayrıştırma müsaade etmeyeceğimiz bilinmelidir.

    Kurum ve yöneticilerimizin, musahip kurumumuz Düzgün baba Cem evi yönetiminin sürekli gündeme getirilmesi ötekileştirici hedef gösterici bir dil kullanılması inancımızın neresine sığmaktadır? Yolumuzun kemaletine uyuyor mu?

    Bu kurumda emek veren canlarımız bulundukları her alanda emek ve duruşlarıyla bilinen, tanınan canlardır. Atılan çamurlar bilindikleri alanda zerrece bulaşamaz fakat kurumumuzu ve canlarımızı tanımayan geniş kesimlere hedef kitle olarak belirlenmiştir. DAD olarak doğrudan-dolaylı pek çok yönelimle karşı karşıyayız bu durum tesadüfî değildir.

    Perspektifimizin kaynağı Yol’dur, öğretimizdir, herhangi bir yerel için değil tüm Alevi sürekleri içindir. Yol cümleden uludur…

    Hasret canımızın heykelinin Dersim’den götürülmesi kabul edeceğimiz bir yaklaşım değildir, Kureyş Baba Cemevinin bahçesinde kalması doğru olurdu. İddianın aksine bu tutum ve yaratılan tartışmalar sadece Dersim’in değil tüm Alevi halkımızın vicdanını yaralamıştır

    Düzgün Baba mekânında sayısız Pir ve Ana’mız hizmet etmiş, bazılarının vasiyetine rağmen bu mekânda toprağa sırlanmaları Ocak sahipleri ve bölge halkınca uygun görülmemiştir. Dahası, hemen Cemevinin yakınında yüzlerce çocuk, kadın, yaşlı, genç insanımız topluca katledilmiş, bu canlarımızın anısına dahi kimse “buraya bir heykel veya anıt dikelim” önerisinde bulunmamıştır. Saygı bekliyoruz canlar!

    Tüm şehitlerimiz yüreğimizi mekân tutmuştur, anılarına ve Yolumuza bağlıyız. Sadece Yolumuzun şehitlerinin değil, cümle mazlum ve hakikat ehlinin Dersim’de yeri vardır, tamamı bu topraklara ve yüreğimize sığar.

    “GELİN DÜZGÜN BABA MEKANINDA KUTSALLARIMIZIN DARINA DURALIM”

    Söz konusu bu yaşanmışlıkların bütün seyri boyunca kurum olarak yaptığımız bütün açıklamalar Alevi Hakikati, Yol Edep- Erkan dışında bir kelamımız asla olmamıştır ve olmayacaktır. Ancak bütün süreç boyunca başta PSAKD genel merkezi olmak üzere bir çok alevi kurumu, yöneticileri, Alevilikle ilgili söz kuranlar hakkımızda kullandıkları sözler, iddialar, ithamlar, yakıştırmalar inancımızın kemaletine uymadığını belirtiriz. Çünkü yolumuz der ki “ YOL TAŞINI YOL KUŞUNA ATMA” bizler bu yolun talibi olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz…

    Bütün bu yaşananlardan sonra sürece dahil olan, söz söyleyen bütün canlara çağrımızdır; “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız.”

    Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve yar olalım, yar kalalım… Yolumuzun kemali bunu söyler.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dara durmak, kişiyi yargılamak değildir, canı hatasının bilincine vardırmaktır’

    ‘Dara durmak, kişiyi yargılamak değildir, canı hatasının bilincine vardırmaktır’

    PİRHA-Ağuçan Ocağı evlatlarından Ercan Kazım Dede, Alevi toplumunda ‘Halk mahkemesi’ olarak bilinen ‘Dara durmak’ ritüeli hakkında konuştu. “Yol’un sürdürülebilmesi için, önce Yol sürenlerin Yol’a uygun davranması gerekir” diyen Ercan Kazım Dede, günümüzde Alevi kurumlarının içerisindeki birçok Dede ve Ana’nın Yol’a ikrarı olmadığını söyledi.

    Ağuçan Ocağı evlatlarından Ercan Kazım Dede, ‘Dara durmak, kendi özünü dara çekmek’ ya da ‘Dara çekilmek’ hizmetlerinin Alevilikte nasıl tanımlandığını anlattı. Ercan Kazım Dede, ‘Dâr’ kelimesinin Farsça ve Arapça kökenli olduğuna işaret ederek ‘Yer, mekân, konak, ev, yurt’ ve ‘Dünya’ anlamlarını taşıdığını söyleyerek “Bu anlamı ile cem meydanının tamamı, Dâr meydanıdır. Bu meydan, Hakk huzuru, Pir divanı ve erenler nazarıdır” dedi.

    Ercan Kazım Dede, ‘Dâr’a durma’ ritüelini “Meydanda durmak, ortaya çıkmak, huzurda durmaktır. Özünü dâra çekmek; gönlünde olanı, meydana dökmektir” sözleriyle açıklarken ‘Dâra çekilmek’ hizmetini ise “Meydana çağrılmak, meydana getirilmek” sözleriyle açıkladı.

    Ercan Kazım Dede, “Cem erkânı 4 Dârdan oluşur” diyerek bunları; ‘Mansur dârı, Fazlı dârı, Nesimi dârı, Fatîma Ana dârı’ olarak sıraladı. “Dar, sadece sorgu ve görgü için yapılmaz” diyen Kazım Dede, “Hizmet darları da cemin bir parçasıdır. Mersiye’de durulan Nesimi Darı’nda da sorgu yapılmaz, hançerlenen Fazlı için yapılan dârda da sorgu olmaz. Fatıma Ana darında da sorgu olmaz” ifadelerini kullandı.

    “İKRAR BAĞI KURULMADAN GÖRGÜ CEMİ YAPILAMAZ”

    Ercan Kazım Dede, geçmişte ‘Alevi toplumunun mahkemesi’ olarak da işletilen ‘Dar’ hizmetinin günümüzde ne derece yaşam bulduğunu da anlattı. Kentlere göçün Aleviler üzerinde ciddi bir dağılmaya sebep olduğuna işaret eden Kazım Dede şunları söyledi:

    “Ancak göçün olmadığı yerlerde de, günümüzde Pir-Talip bağı temelinde, yolun sürdüğü yerler çok azdır. Örneğin, Erzincan, Elazığ, Maraş, Malatya, Adıyaman vb. yerlerde yüzlerce yıldır Alevilerin yoğun yaşadığı coğrafyalarda bile Görgü Cemi ve Müsahip erkânları neredeyse hiç yapılmamaktadır. Yani Pir–Talip bağı kopmuştur. Yolun süreği gereğince, ikrar bağı kurulmadan görgü cemi yapılamaz.

    İkrar: Geri dönüşü olmayan söz demektir. Talip ile Pir arasında oluşan bu ikrar bağı nedeni ile Pir ve Talip birbirine karşı sorumludur. Bu ikrar gereği yılda bir defa, ikrarlı canlar bir araya gelerek kusur ve noksanlarını cem meydanına döker, Pir divanında rızalıktan geçer ve Hakk huzurunda aklanırlar. Cemevlerinde yapılan cemler ise ikrar ve görgüden uzak, ‘eğitim cemleri’ diye adlandırılan cemlerdir. Bu nedenle buralarda müşkül çözme, görgü-sorgu erkânı yürütme imkânı yoktur. Görgü cemine girebilecek olanlar, sadece ikrarlı canlardır. Pir’e verdiği ikrar gereği, kusur ve noksanını dile getirmek zorundadır. Bu meydanda bulunan diğer canlar da ikrarlı olduğu için bu meydanda görülen müşküller, orada çözülüp sır edilir ve dışarıda dillendirilemez.

    Günümüzde Pir-Talip bağı zayıfladığı için, yani ikrarlı talip çok az olduğu için görgü erkânları çok sınırlı bölgelerde yürütülmektedir. Yol’a ikrar verip, Yol’un kurallarından mesul olmayan kişi üzerinde, Yol’un kuralları uygulanamaz. Bu nedenle dar erkânları, yani görgü cemleri çok az yapılmaktadır.

    Göçler sonucu kentlere yerleşenler ise Pirleri ile olan bağlarını koparıp, geçim ve var olma kavgası içerisinde, erkânlar bir yana, çocuklarına Alevi olduğu bilincini bile aktaramamıştır. Birçok Pir evladı da zorunlu olarak kentlere göçüp, zorlu çalışma koşulları altında yaşam mücadelesi vererek, varlığını sürdürebilmiştir. Hal böyle olunca; küçük ve tamamının Alevilerden oluştuğu yerleşim yerlerinde uygulanan erkânlar, kozmopolit kent koşullarında talipler üzerindeki yaptırımlarının çoğunu kaybetmiştir. Yeni kent koşullarında yetişen Aleviler, Müsahiplik, Kirvelik, Rehber, Pir, İkrar gibi Aleviliğin omurgasını oluşturan kavramları, köy koşullarında yaşanmış masalsı söylence olarak kabul etmekte, yaşamının içerisinde anlamlandıramamaktadır. Oysa mahkeme kapısı tanımamak, ticarette çek veya senedin ne olduğunu bilmemek, her canlının hakkını kendi hakkından evvel bilmek gibi olgular, Aleviliği oluşturan bu omurga üzerinden biçimlenebilir.”

    “HAK HUZURUNDA, PİR DİVANINDA, ERENLER NAZARINDA…”

    ‘Dara durma’ ritüelinin nasıl gerçekleştiği hakkında bilgi veren Ercan Kazım Dede, “Dar hizmetini başka inançlarda da görmek mümkün mü?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Hıristiyanlık inancındaki ‘Günah çıkarma’nın, Dar erkânına benzediği söylense de, gerçekte aralarında herhangi bir benzerlik söz konusu değildir. Günah çıkarma; tanrıdan af dileme biçimindedir. Oysa Dar erkânında kusuru olan kişi, kime karşı kusur işlemişse ondan af diler ve rızalık alır. Pir huzuruna varıp dara durduğunda; ‘Elim Er’de, Yüzüm yerde, Özüm dar’da. Hak huzurunda, Pir divanında, Erenler nazarında, benden ağrınan, incinen, hakkı olan huzura gelsin, hakkını talep etsin’ diyerek birlikte yaşadığı, ikrarlı canlardan rızalık ister.

    Canların hepsi razı olsa bile, Pir:

    ‘Durduğun Mansur darı, gördüğün Hakk didarı, ağız mürşit, dil tercüman. Söylediğin bize, gizlediğin Hakk’a ayan. Yıktığın varsa kaldır, döktüğün varsa doldur, ağlattığın varsa güldür. Sırtındaki yükü meydana indir. Yoksa yükünle gelir, yükünle gidersin ve bir yıl yükünü sırtında taşırsın’ diyerek kişiyi kendi kusurları ile yüzleşmeye çağırır. Eğer bir hatası var ise Talip de:

    ‘Size gizli, Hakk’a ayan; ……….. kusuru işledim. Kimse görmedi ve bilmiyor, ama bendeki Hak biliyor. Pirden gelene Eyvallah, cezama razıyım’ diyerek kimsenin bilmediği kusurlarını dahi meydana döker. Bu biçimi ile hiçbir inançta benzer bir uygulama yoktur ve sadece Aleviliğe ait bir erkândır.”

    “ALEVİ KURUMLARI İNANCA GÖRE YENİDEN ŞEKİLLENMELİ”

    Ercan Kazım Dede, Aleviliğin; Talip’in, Pir huzurunda Yol’a ikrar vermesi ile sürdürülebileceğini vurgulayarak kurumların da üstlenmesi gereken şu rollerin altını çizdi:

    “Günümüzde Pir ve Ana ünvanları (Hak edip etmemelerine bakılmaksızın) kurumlar tarafından verilip toplumun karşısına çıkarılmaktadır. Oysa Pir’i ‘Pir’ yapan taliptir. Nasıl ki; çocuğu olmayana ‘Anne veya Baba’ ünvanı verilmez ise, Talip’i olmayana da (Pir evladı bile olsa) ‘Pir’ denemez. Nasıl ki kadın ve erkek; potansiyel anne ve baba adayı olmalarına rağmen bu ünvanı çocuk sahibi olarak kazanırlarsa, Kızılbaş Ocak sisteminde; Pir’in evladı da potansiyel Pir adayıdır, fakat bu unvanı, liyakatini ispatlayıp, Talip ile ikrar bağı kurarak ve taliplerin ikrarını alarak kazanır. Yol’un sürülebilmesi için, önce Yol sürenlerin Yol’a uygun davranması gerekir. Günümüzde Alevi kurumlarının içerisinde ‘Dede, Ana’ veya ‘Pir’ diye adlandırılanların büyük bir kısmının Yol’a ikrarı yoktur. Talibi yoktur. Yolun erkânlarından haberi yoktur. Bu nedenle önce Yol’u yürütecek olanların ehil olması ve liyakati gözetilmelidir, sonra taliplerdeki noksan ve kusurların nasıl giderileceği konuşulmalıdır.

    Alevi kurumlarının içerisinde yol önderi (Dede, Pir, Baba, Ana) olarak öne çıkarılanları, yol önderi kabul edip, evindeki sorunu cemevinde meydana dökebilecek kaç kişi vardır? Yukarıda özet olarak sunduğum dardan geçme erkânını kaç kurum üyesi veya yöneticisi uygulayıp dara durabilir? Demek ki; ülkemizdeki Alevi kurumları, siyasi ve politik yapılar olmanın ötesine geçip, inanç kurumu olma vasfını yerine getirememiştir. Öyle ise kurumlar inanca göre yeniden şekillenmeli, seçim ve yönetim biçimleri tekrar masaya yatırılmalı, bünyesindeki inanç kurullarında görev alacak yol önderlerini, yönetimler değil, toplum seçmelidir. Aksi takdirde kurumsal olarak alınan kararlar ve Yola dair söylemler toplumda karşılık bulmaz. Seçim listeleri ile kutuplaşan toplum, kurum kararlarını tanımaz. Çok doğru şeyler yapılsa bile toplumda karşılığı olmaz.

    Alevilik; Talip’in Pir huzurunda yola ikrar vermesi ile sürülen bir yoldur. Bu ikrardan dolayı yola karşı sorumludur ve eksiğini tamamlayacağına inandığı kişi de ikrar verdiği Pir’idir. Bu bağ kurulmadığı sürece, anlatılan, yazılıp–çizilen ve söylenen sözlerin bir karşılığı olmaz. Bugün Aleviliğin tanımı ve Alevi kutsalları üzerinden yürütülen çalışmalar, elit, akademik çalışmalara dönüşmüş durumdadır. Alevi canlara katkı sağlamak şöyle dursun, Alevileri bölüp, kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Alevilik üzerine koca-koca kitaplar yazanların, panellerde Alevilik tarif edip, tarih dersi verenlerin, sosyal medya üzerinden Alevilik anlatanların büyük bir çoğunluğunun, (İstisnalar hariç) Müsahibi, Rehberi ve Pir’i yoktur. Yola ikrarı yoktur. Yıllık görgüden sorgudan geçmez, hatta bilgilendirme cemlerine bile girmez. Bu inancın gereğini yerine getirmeyip, inancın kurallarından mesul olmayanın, inanca dair söylediklerinin de bir hükmü olmaz.”

    “YASA VE KANUN MADDELERİ GEÇERSİZDİR”

    Ercan Kazım Dede, dara durmaktaki amacın; kişiyi yargılamak olmadığını söyleyerek canı, hatasının bilincine vardırmanın esas olduğunun altını çizdi. Ercan Dede, dar ritüeli ile sosyalist yönetimlerdeki ‘Halk mahkemelerini’ de karşılaştırarak şöyle devam etti:

    “Toplumsal değerler birden bire ortaya çıkmaz. Öncülleri ve dayandığı temeller vardır. Yaşam içerisindeki her şey birbiri ile bağlantılıdır. Ama bu birini, diğeri yapmaz. Şamanizm, Brahmanizm, Taoizm, Hinduizm ve Ezîdîlikteki Ateş, Su, Toprak, Güneş vb. kutsalların Alevilikte de olması, yaşam çarkının döngüsünün ve evrensel bağımlılık ilkesinin gereğidir. Halk mahkemeleri de birilerinin bir gecede icat ettiği bir olay değildir. Tarih içerisinde toplumlar benzer uygulamalar yapmış ve benzer olaylar gerçekleştirmişlerdir.

    Dar’a durmak, bir inanç gereği yapılan erkândır. Amaç kişiyi yargılamak değil, hatasının bilincine vardırmaktır. Yasa ve kanun maddeleri geçersizdir, yolun kuralları geçerlidir. Kişi; Kimsenin bilmediği bir kusur var ise onu bile dile getirmek zorundadır. Yani politik tanımlama yapılacaksa, bir çeşit ‘öz eleştiri’ olarak tanımlamak daha anlamlı olacaktır. Rastgele ulu-orta yerde değil, yola vakıf, yolun erkânından geçmiş canların arasında yapılır.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi yurttaşlara ‘dara durma’yı sorduk; işte verdikleri yanıtlar-VİDEO

    Alevi yurttaşlara ‘dara durma’yı sorduk; işte verdikleri yanıtlar-VİDEO

    PİRHA – Geçmişten günümüze Alevi toplumu kendi aralarında yaşadıkları küslükleri dargınlıkları devlet hukuk ve yasası ile değil de kendi cemlerinde erkanlarında ‘Dara’ durarak çözümlüyor, toplumsal huzur ve barışı sağlıyorlar. İstanbul’da PSAKD’ye bağlı Kadıköy Cemevi’nde Alevi yurttaşlara ‘Dar’ı sorduk. 

    Geçmişten günümüze Alevi toplumu kendi aralarında yaşadıkları küslükleri, dargınlıkları devlet hukuku ve yasası ile değil de kendi cemlerinde, erkanlarında ‘Dara’ durarak çözümlemiş toplumsal huzur ve barışı sağlamışlardır. Alevi inancının önemli bir rütüeli olan, aynı zamanda kendi iç mahkemeleri olan ‘Darı’ İstanbul Kadıköy Cemevi’nde Alevi yurttaşlara sorduk.

    “DARA DURMAK BİR NEVİ MAHKEMEDİR”

    Toplumda dara durduğunda yapılanların yalansız, hilesiz bir şekilde anlatılması gerektiğini belirten Alevi yurttaşlar, “Dara durmak bir nevi mahkemedir. Aleviler suç saydıkları, kendi içlerinde, kendi toplumlarındaki davranışlarını kontrol eden bir mekanizmadır. Aynı zamanda sorunların dinlendiği, çözümlerin bulunduğu bir Alevi inancı rütüelidir” ifadelerini kullandılar.

    “CEME GİRDİĞİMİZDE ÖZÜMÜZÜ DARA ÇEKMELİYİZ”

    Dara durmanın kendi özünü dara çekmek olduğunu dile getiren Alevi yurttaşlar, “Kişilerin yanlışlarını hatalarını görüp bildirmektir. İnsanın kendi içindeki iyilikleri, güzellikleri, açığa çıkarması ve kötü düşüncelerden insanın insana zarar vereceği duygulardan arınmasıdır. Bugün bir ceme girdiğimizde özümüzü dara çekip öyle girmeliyiz” diye konuştular.

    “TOPLUMU AYAKTA TUTAN DARDIR”

    Alevi yurttaşlar, “Evde, işte, hayatın her alanında hakkı vicdanında aramak ve hakkı vicdanında ararken de eline, beline, diline hakim olabilmektir. Şekli ibadetler vardır ama şeriat kapısında kalır. İnsani kamil olmak için her an her zaman vicdanında hakkı görüp özünü dara çekmek gerekiyor. Çünkü toplumu ayakta tutan dardır. Kendi mahkemelerini kendi sorgusunu, kendi sualini ve kendi öz gücünü oluşturan bir toplumun tam orta noktasıdır. Çünkü Alevi toplumu darla vardır. Alevi toplumu kendini var etmesi için önce darını var etmesi gerekiyor. Darını var edebilmesi için de toplumun yeniden o bilince ulaşması gerekiyor. Çünkü kendi mahkemelerinde sorgu sual dışında hiçbir yere gitmeyen bir toplum bugün mahkeme kapılarına götürülüyor. Aslında çözümü başka yerde arıyor. Bu nedenle biz Alevilerin artık kendi özümüze dönmemiz lazım. Kendi özümüze derken süsten, eşyadan, sayısal bir oruçtan, yapılan cemde eğilip kalkmadan ve dinlenen deyişlerden, nefeslerden bahsetmiyorum. Kendi özgürlüğü ile kendi varlığı ile olmasıdır. Eğer bir mahkemesi var ise kendi mahkemesini kendisi kursun kendi pirinin divanında bunu yapsın. Ancak biz bunlardan vazgeçmişiz. Bunları yeniden var etmeliyiz” şeklinde konuştular.

    PİRHA/İSTANBUL