Etiket: dargeçit

  • Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen Nezir Acar’ı sordu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen Nezir Acar’ı sordu-VİDEO

    PİRHA- Dargeçit’te 31 yıl önce gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Nezir Acar’ın akıbetini soran Cumartesi Anneleri, “Kaç yıl geçerse geçsin Nezir Acar ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 241 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle seslendi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemin 940’ıncısını Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklanmasından dolayı online gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 8 Nisan 1992 tarihinde evlere yapılan baskınla gözaltına alınan ve bir daha haber alınamayan Nezir Acar’ın akıbetini soruldu. Bu haftaki açıklamayı Nezir Acar’ın yeğeni Hatice Acar okudu.

    “DOSYALAR KOVUŞTURMA YAPILMADAN KAPATILIYOR”

    Uluslararası hukukun devletlere gözaltına alınan bir kişinin nerede olduğuna dair hesap verme yükümlülüğünü getirdiğini anımsatan Acar, “Türkiye’deki tüm yargı makamlarını bağlayıcı nitelikte olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına göre de, zorla kaybetme suçuna yönelik soruşturma ve yargılamaların sırf zamanaşımı gerekçesiyle sonlandırılması, yaşam hakkı ihlali sayılmıştır” sözlerini kullandı. Türkiye’de zorla kaybetmeler söz konusu olduğunda, zamanaşımının gizli affa dönüşen bir yargı stratejisi haline geldiğini belirten Hatice, “Zorla kaybetme dosyaları etkin soruşturma, kovuşturma yapılmadan kapatılıyor. Adaleti engelleyen bu tür uygulamaları aşmak ancak demokratik, adil ve eşitlikçi bir yapısal dönüşüm ile mümkün olabilir” dedi.

    1922’DEN BERİ HABER ALINAMIYOR

    940’ıncı hafta eylemlerinde “zaman” gerekçe gösterilerek kapatılan Nezir Acar dosyasını ele aldıklarını ifade eden Acar, Mardin Dargeçit’e bağlı Yanılmaz köyünde yaşayan 28 yaşındaki Nezir Acar’ın hayvan alım satımı işiyle uğraştığının bilgisini verdi. Üç çocuğu olan Nezir’in, evde olmadığı günlerde evine askerler ve korucular tarafından baskın yapıldığını ve ailesinin tehdit edildiğini söyleyen Acar, “Nezir Acar 8 Nisan 1992 tarihinde hayvan alımı için görüşme yapmak üzere Dargeçit’te bir eve gitti. O saatlerde Jandarma Astsubay Kemal Şen’in komutasındaki askerler bölgedeki evlere baskın yaptı, evler tek tek arandı. Acar’ın bulunduğu eve yapılan baskında Acar ve 2 kişi gözaltına alındı. Askerler onları gözleri bağlı olarak Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürdü. Gece geç saatlerde 2 kişi serbest bırakıldı, Nezir Acar’dan ise bir daha haber alınamadı” sözleriyle Nezir Acar’ın kaybedilmesini anlattı.

    FAİLLERE ‘KOVUŞTURMAYA YER YOK’ KARARI

    Nezir Acar’ın babası Halil Acar’ın Dargeçit Kaymakamı, Mardin Valisi ve Mardin Alay Komutanlığı’na başvurarak oğlunun bulunmasını istediğini aktaran Acar, başvuruların hiçbirinin kayda alınmadığını sözlerine ekledi. Nezir’in gözaltına alındığının reddedildiğini dile getiren Acar, “Nezir’i arayan eşi Celile Acar gözaltına alınarak Jandarma Karakolu’na götürüldü. Celile Acar aynı gün serbest bırakıldı. Halil Acar ise 5 gün gözaltında tutuldu, işkence gördü. ‘Oğlunu nasıl öldürdüysek seni de öyle öldürürüz’ denilerek tehdit edildi. Bu korku atmosferinde hukuki girişimde bulunamayan Halil Acar, ancak 28 Aralık 2005 tarihinde İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Savcılık, 16 Ocak 2009 tarihinde sanıklar hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ karar verdi. Ailenin etkin soruşturma yapılmadığı itirazı da Mardin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. 16 Kasım 2012 tarihinde Nezir Acar dosyası, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle işlemden kaldırıldı. Bunun üzerine aile 16 Ocak 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. AYM ise soruşturmanın zaman bakımından mahkemenin yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleştiği gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez buldu” şeklinde konuştu.

    31. YILINDA SESLENDİ: VAZGEÇMEYCEĞİZ!

    Nezir’in gözaltında kaybedilişinin 31’inci yılında bir kez daha devleti yönetenlere seslenen Acar, “Nezir Acar’ın akıbetini açıklama ve faillerini cezalandırma yükümlüğünüzü yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin Nezir Acar ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 241 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” vurgusunu yaptı.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Açıklamanın ardından konuşan Nezir Acar’ın kardeşi Salih Acar da, kayıpları ve yakınları için nöbet tutan tüm anneleri selamladı. Biz çocuklarımızın takipçisi olacağız. Çocuklarımız ve kardeşlerimiz bunları hak etmedi” ifadelerini kullandı. Kardeşinin hayvancılıkla uğraştığını söyleyen Salih, 31 yıldır Nezir’in davasının takipçisiyiz. Ne devletten ne de başka birilerinden hiçbir yanıt gelmedi, gelmiyor. Hukuk ve adalet istiyoruz. Faillerinin cezalandırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cumartesi Anneleri, Dargeçit’te kaybedilen 8 kişi için adalet istedi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, Dargeçit’te kaybedilen 8 kişi için adalet istedi-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri 918. hafta açıklamasında 1995 yılında Mardin’in Dargeçit ilçesinde kaybedilen 8 kişi için adalet talebini yineledi. Açıklamada “Unutmayın ki; bu suçu işleyenler kadar, suçun üstünü örtenler, cezasız bırakanlar da insanlığın vicdanında suçludur. Kaç yıl geçerse geçsin; Dargeçitli Kayıplar için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine verildi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması istemiyle sürdürdükleri eylemin 918. haftasında Cumartesi Anneleri, 1995 yılında Mardin’in Dargeçit ilçesinde kaybedilen 8 kişi için adalet talebini yineledi.

    “Dargeçit JİTEM Davası’nda Cezasızlığa Son, Adalet İstiyoruz” başlıklı açıklamada 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan için adalet istendi.

    “ŞEBNEM KORUR FİNCANCI İÇİN DE ADALET İSTİYORUZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şube yöneticisi Hicran Erdinç tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “918 haftadır söylüyoruz, hakikate ve adalete ulaşmak için başvurduğumuz yargı makamları; hukukun tarafsız, doğru, adil ve etkin bir şekilde uygulanmasını sağlama görevini yerine getirmiyor. Tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitiren yargının aldığı kararlar, hakikat arayışçıları üzerindeki baskıyı arttırmanın aracı haline dönüştürülüyor.

    1996’da Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi adına, Bosna’nın Kalesija bölgesinde toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin otopsi çalışmaları başta olmak üzere, pek çok ulusal ve uluslararası hak ihlalinin araştırılmasında, belgelenmesinde, protokollerin oluşturulmasında görev alan, eğitimler veren Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın mesnetsiz suçlamalarla tutuklanması, yargının hukuksuz kararlarının son örneği oldu.

    Bu hafta, 2003 yılında Türk Tabipler Birliği adına Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeliği de yapan, kayıplarımızı arama mücadelemizin destekçilerinden Şebnem Korur Fincancı için de adalet istiyoruz. Fincancı’nın dediği gibi: “İnsan hakları mücadelesi doğası gereği boyun eğmez bir duruştur. Saldırılarla susturulamaz!”

    SUÇ DUYURULARI TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDI

    918. haftamızda gözaltında kaybedilişlerinin 27. yılında Dargeçitli kayıplarımızı unutmadık diyerek kamuoyu karşısındayız. 29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin/Dargeçit’te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Dargeçit Jandarma Taburuna götürüldü. Gözaltında tutulanlardan bazıları bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan evlerine geri dönemedi. Onları soran ailelerine “Sorgu sonrası serbest bırakıldılar, dağa gitmişler” cevabı verildi.

    Olaydan 4 ay sonra 6 Mart 1996 tarihinde, Süleyman Seyhan’ın kafası olmayan yakılmış bedeni bir kuyuda bulundu. Seyhan’ın bulunmasından iki gün sonra da onun bulunduğu yer hakkında ailesine bilgi verdiği ve taburda yaşananları üst makamlara aktarma potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle, Dargeçit Jandarma Taburunda görevli uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedildi.

    Evlatlarını bulmak için ailelerin yaptıkları suç duyuruları etkin bir biçimde soruşturulmadan takipsizlikle sonuçlandı. Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin 29 Mayıs 2009 tarihli başvurusu ve İHD Mardin Şubesi’nin çabası sonucunda Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı ve soruşturma başlattı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü gerçeği ortaya çıktı. 2012–2013 ve 2015 tarihleri arasında tanık beyanlarına dayanarak yapılan kazılar sonucunda, gözaltına alınan kişilerin ağır işkence izleri taşıyan kemiklerine ulaşıldı.

    SUÇUN ÜSTÜNÜ ÖRTENLER DE İŞLEYENLER KADAR SUÇLUDUR

    Savcılığın hazırladığı iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin’in de aralarında bulunduğu 18 sanık hakkında “taammüden öldürmek” suçundan dava açıldı.

    Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada yedi Dargeçitli’nin ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın nasıl ve kimler tarafından kaybedildikleri tüm detaylarıyla mahkeme kayıtlarına geçti. Dava dosyasında sanıkların sorumluluğuna işaret eden birbiriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer almasına rağmen mahkeme; sanıklar hakkında “kesin delile ulaşılmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verdi. Bunun üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne itiraz başvurusu yapıldı.

    Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne sesleniyoruz: dosyayı değerlendirirken sanıklar aleyhine mahkeme tutanaklarına giren tanık beyanları ve delilleri dikkate alın. Failler hakkında işledikleri suçu karşılayan cezalara hükmedin. Unutmayın ki; bu suçu işleyenler kadar, suçun üstünü örtenler, cezasız bırakanlar da insanlığın vicdanında suçludur. Kaç yıl geçerse geçsin; Dargeçitli Kayıplar için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 219 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Jitem davasında beraat kararına tepki: Söyleyin, oyun çağındaki Davut’u kim ölüm kuyusuna attı?

    Jitem davasında beraat kararına tepki: Söyleyin, oyun çağındaki Davut’u kim ölüm kuyusuna attı?

    PİRHA-Cumartesi Anneleri ile İHD İstanbul Şubesi Dargeçit Jitem davasında tüm sanıkların beraat etmesi üzerine yaptığı açıklamada mahkemenin kararını tanımadıklarını belirtirken; “Tanıklara, delillere rağmen yine sanıklar cezasızlıkla korundu. Bu suçu işleyenler kadar, suçun üstünü örtenler, cezasız bırakanlar da insanlığın vicdanında suçludur” ifadelerini kullandı.

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında 3’ü çocuk 7 sivil ile Uzman Çavuş Bilal Batır’ın kaybedilmesine ilişkin 18 sanık hakkında açılan davanın 26. duruşması Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin’in de aralarında bulunduğu 18 sanığın “taammüden öldürmek”le yargılandığı davada, sanıklar beraat etti. Mahkeme heyeti, sanıkların meydana gelen olaylarla bağlantısını kuracak kesin delile ulaşılamadığı gerekçesiyle beraatlarına kadar verdi.

    Cumartesi Anneleri ile İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Kayıplara Karşı Komisyon kararın ardından yazılı bir açıklama yaparken, sanıkların cezasızlık ile korunduğunu kaydetti.

    “DELİLLERE RAĞMEN SANIKLAR CEZASIZLIK İLE KORUNDU”

    Yapılan açıklama şu şekilde:

    “Askerler tarafından evlerinden gözaltına alınıp Dargeçit Jandarma Taburu’na götürülen ve uzun yıllar sonra kemiklerine ölüm kuyularında ulaşılan dördü çocuk 7 Dargeçitli ve bir Uzman Çavuş’un kaybedilmesi ile ilgili yürütülen Dargeçit JİTEM davası beraatle sonuçlandı. Tanıklara, delillere rağmen yine sanıklar cezasızlıkla korundu.

    O zaman söyleyin bize! Ailelerinin kendi elleriyle ölüm kuyularından işkence izleriyle dolu kemiklerini çıkardığı bu insanlara ne oldu? O zaman söyleyin bize: yargılanan sanıklar suçsuzsa, 12 yaşındaki Davut Altunkaynak’a askeri taburda kendisi de gözaltında tutulan annesinin gözleri önünde kim işkence yaptı? Oyun çağındaki Davut’u kim infaz edip ölüm kuyusuna attı? Bu talimatları kim verdi?

    “MAHKEMENİN HUKUK DIŞI KARARINI TANIMIYORUZ”

    O zaman söyleyin bize: yargılanan sanıklar suçsuzsa, 13 yaşındaki Seyhan Doğan’a askeri taburda kendisi de gözaltında tutulan 11 yaşındaki kardeşinin gözleri önünde kim işkence yaptı? Oyun çağındaki Seyhan’ı kim infaz edip ölüm kuyusuna attı? Bu talimatları kim verdi?

    Mahkemenin bu hukuk dışı kararını tanımıyoruz. Yargı sisteminin evlatlarımızı kaybedenleri aklama aracına dönüştürülmesine karşı haykırmaya devam edeceğiz: gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suçu işleyenler kadar, suçun üstünü örtenler, cezasız bırakanlar da insanlığın vicdanında suçludur. Hukuku ve temel insan haklarını tanımayan, adaleti imkansızlaştıran yargı sistemini yaratanlar da suçludur.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Elektrik faturalarında kullanımdan fazla vergi alınıyor

    Elektrik faturalarında kullanımdan fazla vergi alınıyor

    PİRHA – Mardin Dargeçit’te yüksek gelen elektrik faturaları nedeniyle bir araya gelen yurttaşlar DEDAŞ İlçe Müdürlüğü önünde eylem yaptı. İddiaya göre, 30 bin nüfuslu Dargeçit ilçesinde DEDAŞ keyfi fatura çıkarıyor. İlçede sık sık da elektrik kesiliyor.

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde vatandaşlar yüksek elektrik faturalarına tepki gösterdi. Ellerinde yüksek meblağlı faturaları ile Dicle Elektrik Dağıtım AŞ. Dargeçit İlçe Müdürlüğü önünde bir araya gelen vatandaşlar, kesilen faturaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    Faturaları ödeyecek güçleri olmadığını belirten vatandaşlar, DEDAŞ’ın dolandırıcılık yaptığını ifade etti. Sayaçlarının direklerin üzerine çıkarıldığını ve kendilerinin kontrol edemez duruma getirildiğini söyleyerek tepki gösteren vatandaşlar, hukuksuz uygulamalara son verilmesini istedi.

    Faturalar, Enerji Piyasası Denetleme Kurulundaki fatura hesaplama sisteminin çok üstünde ücretlendirme yapıldığı vatandaşların tespiti ile ortaya çıktı. Bunlarla birlikte Dargeçit ve Çevre Köyleri Derneği imza  kampanyası başlattı. İmza kampanyasının açıklamasında “Güneydoğu Anadolu Bölgesinde elektrik dağıtımı yapan DEPSAŞ Enerji son dönemlerde elektrik faturalamada olağan dışı ücretlendirme yaptığı ve vatandaşları mağdur edildiği görülmektedir.” dendi. Devlet kurumlarını ve yerel yöneticilerin vatandaşın bu mağduriyetini giderici adımlar atması istendi.

    CHP Antep Milletvekili Bayram Yılmazkaya da son dönemde yurttaşlardan yükselen kabarık elektrik faturası şikayetlerini gündeme taşıdı.

    “Elektriğe yapılan yüzde 15 zam vatandaşın faturasına yüzde 100 olarak yansıdı” diyen Yılmazkaya, hükümetin vatandaşın yanında değil, elektrik şirketlerinin yanında yer aldığını belirtti.

    Milletvekili Yılmazkaya, “Sanayi kenti olan Gaziantep başta olmak üzere ülke genelinde işsizliğin artığı, vatandaşın evine ekmek götüremediği şu zor günlerde, yüksek gelen elektrik faturasını vatandaş nasıl ödesin? AKP’nin vatandaşı soymak için kurduğu düzende, sadece bir konutta 60 lira kullanım bedeli olan elektrik faturası vatandaştan 200 lira olarak tahsil ediliyor” ifadelerini kullandı.

    CHP Aydın Milletvekili Aydın Özer de konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özer, “Faturalar halkımızı cayır cayır yakıyor. Aşırı sıcaklar nedeniyle klima kullanımının artması veya tarifelerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirlendiği yönündeki açıklamalar ikna edici değil. Yani bütün suç klimanın mı? 57 kuruş olan birim fiyatın 74 kuruşa çıkarılması, kayıp/kaçak bedeli, KDV, TRT payı ya da fonların hiç mi suçu yok?” şeklinde konuştu.

    FATURALARA NASIL İTİRAZ EDİLİR?

    Faturalara itiraz süresi teslim edildikten 8 gün sonunda dolmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de 21 özel elektrik dağıtım şirketleri tarafından yapılır. Eğer yurttaşlar faturalarının normalden yüksek geldiğinden şikayetçiyse ilk olarak hizmet alınan elektrik dağıtım şirketine itiraz dilekçesi yazmaları gerekmektedir. Dilekçeyi işletmenin ya da hizmet birimlerine elden teslim edebilirler. Bunun dışında posta ve e-posta da tercih edilebilir. Dilekçenin ulaşması ile şikayet kaydı oluşmuş olur. Bununla beraber elektrik dağıtım şirketlerinin web sitelerinde yer alan “fatura itiraz bölümü” üzerinden de dilekçelerini verebilir ya da şablon formu doldurabilirler.

    Helin YILMAZ/ PİRHA

     

  • Dargeçit’de toplu mezar bulundu – VİDEO

    Dargeçit’de toplu mezar bulundu – VİDEO

    Dargeçit’te bulunan toplu mezarda 40 kişiye ait kafatası ve kemiklere ulaşıldı. Toplanan kemikler inceleme için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilecek.

    Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı kırsal Akyol (Derêca) Mahallesi’ne bağlı Libka Kanîya mezrasındaki bir mağarada bulunan toplu mezara dair savcılık başvurusunun ardından olay yerinde inceleme yapıldı. Bölgeye girişler jandarma kontrolüne alınırken, kimsenin geçişine izin verilmedi. Kemiklere dair savcılık başvurusu yapan İrfan Yakut, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şube avukatları ile olay yerine geldi. Ancak savcılık sadece Yakut’un inceleme sırasında bölgeye girişine izin verdi.

    ATK’YE GÖNDERİLECEK 

    Mağarada yapılan incelemenin ardından kemikler torbalara konularak Dargeçit Adliyesi’ne götürüldü. Kemikler buradan İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderilecek. Bölgede toplamda 40 kişiye ait kafatası ve kemikler toplandığı bilgisine ulaşıldı.

    Konuya dair henüz resmi bir açıklama yapılmazken, soruşturmaya “gizlilik” kararı konulduğu öğrenildi.

    YAKUT: BABAMA AİT OLABİLİR

    İncelemeyi takip eden Yakut, babası Yahya Yakut’un 1993 yılında kaybedildiğini dile getirdi. Daha önce de bölgede gezdiklerini ancak kemikleri görmediklerini anlatan Yakut, 28 Mayıs günü bölgede yine gezerken, mağaranın önünde kemikleri fark ettiğini belirtti.

    Mağaradaki kemikler arasında babasına ait kemikler olabileceğini düşünerek hareket ettiğini söyleyen Yakut, “Savcılığa başvurdum. Şimdi kemikleri aldılar, DNA için gönderecekler. İnceleme sırasında 40 kafatası bulundu. Kazarak çıkardılar. Umut ediyoruz ki bizim olmasa da başkalarının kemikleri olması. Her ne olursa olsun böyle bir şeyin gün yüzüne çıkması herkes için iyi olacak” diye konuştu.

    İHD: 90’LI YILLARA AİT OLABİLİR

    Alana girmesi engellenen İHD Mardin Şube Başkanı Fevzi Adsız ise, kemiklerin 90’lı yıllarda faili meçhul cinayete kurban giden ve kaybedilenlere ait olduğu düşüncesinde olduklarını ifade etti. Toplanan kemiklerin Adıyaman’da devam eden Dargeçit JİTEM Davası kapsamında kaybedilen kişilere ait kemikler olabileceğini söyleyen Adsız, “Daha önce 7 kişinin cenazesine ulaşılmıştı, 3 kişinin cenazesine ulaşılamamıştı. Kaybedilenlere ait olabileceğini düşünüyoruz” dedi. Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Adsız, DNA işlemleri sonucunda eşleşme olması durumunda dosyaların birleştirilmesini isteyeceklerini söyledi.

  • Süryani ve Ermenilere ait mezarların üstüne “Millet Bahçesi” yapıldı

    Süryani ve Ermenilere ait mezarların üstüne “Millet Bahçesi” yapıldı

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde, Süryani ve Ermenilere ait mezarların üstüne AKP’nin seçim vaadi olan “Millet Bahçesi” adı altında park ve düğün salonu yapıldı.

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde Süryani ve Ermenilere ait mezarlığın üstüne 1 milyon 270 bin TL’lik ihale bedeli ile AKP’nin seçim vaadi olan “Millet Bahçesi” adı altında park ve düğün salonu yapıldı. Dargeçit Belediyesi ile Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) ortaklığında, “Saray Mahallesi Rekreasyon Projesi” olarak yapılan park ve düğün salonu Mart 2016’da belediyeye atanan kayyum tarafından başlatılmıştı.

    İlçeye bağlı Bahçebaşı (Tirbik) ve Saray mahalleleri arasındaki alanda yapımına başlanan ve içerisinde oyun salonu, spor tesisi ve düğün salonu bulunan projenin ihale bedeli 1 milyon 270 bin TL olarak belirlendi.

    31 Mart yerel seçimlerinde belediyenin AKP’de kalmasının ardından proje sürdürüldü. Mezarlar üzerine kurulu “park” ve düğün salonunun önümüzdeki günlerde açılışı yapılacak.

    MEZARLAR MOLOZLARA KARIŞTI

    Mahalle halkı, projenin yapıldığı alanın Süryani ve Ermenilere ait mezarlar olduğunu dile getirdi. Mezarlardan kaynaklı bölgenin adı “Tirbik” olduğunu ifade eden mahalleli, proje başlandığında defalarca yetkilileri uyardıklarını ve bunun görmezden gelindiğini vurguladı. Yıkılan mezarların molozlarla birlikte taşındığını belirten mahalleli, park ve düğün salonun yapılmasını kınadı.

    “KAYA MEZARLARI VARDI”

    Mahallilerden Süryani yurttaş Abdülmesih Ergün, bugün “Millet Bahçesi” inşa edilen alanda mezarları olduğunu kaydetti. Kazılar sırasında bir çocuğa ait mezar kapağını kendi elleriyle temizlediğini anlatan Ergün, taşta haç işareti olduğunu söyledi.

    “AHLAKİ VE VİCDANİ DEĞİL”

    Buna rağmen projeyi durduramadıklarını ifade eden Ergün, mezarlık üzerine yapılan park ve düğün salonun üzücü olduğunu dile getirdi.

    Ergün, “Dargeçit’te Süryaniler ve Ermeniler de vardı. Burası Hıristiyan mezarlığıydı. Mezarların dini, dili ve ırkı yok. Çeşitli inançlar gelip gitti buradan. Bir mezarlık üzerinde eğlence merkezi ve park yapılması hem ahlaki hem de vicdani olarak uygun değildir. İnsanlık değerleridir. Toplum olarak bunları göz önünde bulundurmamız gerekir” diye konuştu. (MA)