Etiket: datça şubesi

  • HBVAKV Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45. Yıldönümünde anma düzenledi

    HBVAKV Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45. Yıldönümünde anma düzenledi

    PİRHA -Maraş Katliamı nedeniyle HBVAKV Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45. Yıldönümünde Datça Demokrasi Evinde anma gerçekleştirildi. Yapılan anmada katliamı yapan sanıkların bilerek ve isteyerek ortaya çıkarılmadığı belirtilerek, katliamı planlayanların Özel Harp Dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin olduğu belirtildi.

    19 Aralık 1978 tarihinde gerçekleşen Maraş katliamı nedeniyle Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamının 45. yıldönümünde Datça Demokrasi Evi’nde anma gerçekleştirildi. HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat Yıldırım’ın açılış konuşmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklaması metnini HBVAKV Yönetim Kurulu adına Üyesi Aygül Yıldırım okudu.

    19 Aralık 1978 tarihinde gerçekleşen ve 1 hafta süren katliamın insanlık tarihinin en kara günlerinden biri olduğunu belirtilen açıklamada,” Maraş Katliamının 45.yılında katledilen canlarımızı bir kez daha anıyor ve anıları önünde saygı ile eğiliyoruz” denildi.

    “MARAŞ KATLİAMINI PLANLAYANLAR ÖZEL HARP DAİRESİ VE DERİN GÜÇLERDİR”

    Açıklamada, resmi rakamlara göre 120 kişinin katledildiği katliamda, gerçek sayının çok daha fazla olduğu vurgulanarak” Yaşanan bu katliam, basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar ciddi nedenleri ve derin sonuçları olan bir katliamdır. Maraş Katliamı noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı. Katliamın her bir evresi ve olası sonuçları en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmış ve özel harp dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin bizzat rol oynadığı bir katliamdı.

    45 yıl boyunca katliamın arkasındaki güçlerin açığa çıkartılmadığı katliamda bizzat rol oynayan kurum ve tetikçiler açığa çıkarılmamış ve katliam tüm yönleri ile aydınlatılmamıştır. Tersine birçok sorumlu ve tetikçiye devlet kademelerinde çeşitli görevler verilmiş veya siyasette yükselip, milletvekili yapılarak ödüllendirilmişlerdir” ifadelerine yer verildi.

    “MARAŞ KATLİAMININ SANIKLARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    Yıldırım’ın okuduğu metinde, Maraş Katliamının sorumlularının bilerek ve isteyerek ortaya çıkartılmadığı belirtilirken, “Çorum, Sivas, Madımak, Gazi, Gezi, Suruç, Roboski, Cezaevleri, Soma, Amasra ve adını sayamadığımız binlerce katliam ve cinayetin işlenmesine de cesaret vermiştir. Nihayetinde de bu saydığımız hiçbir katliamla, faili meçhul cinayetlerle, siyasi suikastlarla hesaplaşılmamıştır. Gelinen aşamada da siyasal iktidarın böyle bir niyeti de yoktur.  Gelinen aşamada hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz.

    “ALEVİLER; LAİK, DEMOKRATİK, ÖZGÜR BİR ÜLKEDE EŞİT BİR ŞEKİLDE YAŞAMAK İSTİYOR”

    Biz Aleviler olarak, Laik, demokratik, özgür bir ülkede herkesin eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama iradesinden ve inadından vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyeti Devleti geçmişiyle, tarihiyle, katliamlarla yüzleşmek zorundadır. Bu yüzleşme gerçekleşmeden bu ülkeye demokrasi asla gelmeyecektir. Demokrasinin olmadığı bir yerde, barıştan, özgürlüklerden ve en önemlisi yaşam hakkından ve hatta ekmek ve aştan bahsetmek te mümkün olmayacaktır” diye eklendi.

    Cemevinde, Zakir İnci Kement tarafından okunan lokma duasının ardından gelen misafirlerle lokmalar paylaşıldı. Siyasi partilerin başkanları, temsilcileri, kadın kolları, STK temsilcileri ve vatandaşların katıldığı etkinlik barış dilekleriyle sona erdi.

    PİRHA/DATÇA

  • HBVAKV Datça Cemevi, Pir Sultan Abdal anma etkinliği gerçekleştirdi

    HBVAKV Datça Cemevi, Pir Sultan Abdal anma etkinliği gerçekleştirdi

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi/Cemevi, Hızırşah Kültür Evi’nde Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliği gerçekleştirdi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi, Pir Sultan Abdal’ı andı.

    Hızırşah Kültür Evi’nde yapılan etkinliğe, Datça Kaymakamı Murat Atıcı, Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Datça CHP İlçe Başkanı Aytaç Kurt ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Hızırşah Kültür Evi’nin bahçesinde verilen kokteylin ardından Ankara Devlet Konservatuarı sanatçısı Şefik Taşpınar, Pir Sultan Abdal ile ilgili sunum yaptı. Ardından Cihan Yıldız, Özcan Parlaktaş, Mahir Mak ve Zeki Şimşek’in çalıp söylediği günün anlamıyla ilgili ezgi ve türkülerle etkinlik sona erdi.

    PİRHA/DATÇA

     

     

  • Ermeni Sanatçı Bostancı: Biz birbirimizi sevmezsek asla barış olmaz-VİDEO (1)

    Ermeni Sanatçı Bostancı: Biz birbirimizi sevmezsek asla barış olmaz-VİDEO (1)

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça şubesi öncülüğünde, 13’üncü Hızırşah etkinliği kapsamında “Birlikte nasıl yaşarız” paneli yapıldı. Panelin konuşmacılarından Ermeni sanatçı Udi Yarvant Bostancı, “Birlikte yaşamak güzel, kardeşe yaşamak güzel ama bunu nasıl yaşayacağız. Sen Kürtçenin K’sine, Ermenicenin E’ sine tahammül edemezsen biz birbirimizi sevemezsek nasıl yaşarız” dedi.

     

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Hızırşah Festivali’nde ‘Birlikte Nasıl Yaşarız?’ paneline konuşmacı olarak katılan Ermeni Halk Müziği Sanatçısı Udi Yarvant Bostancı, önemli mesajlar verdi.

    Bostancı, “Benim Alevilik sevdam aşağı yukarı 9-10 yaşlarındayken başladı. Nasıl?  Diyarbakır’da kuyumcuda çalışırdım 5 lira haftalık alırdım. Tam yolumun üstünde bir plakçı dükkânı vardı o dönem 45’lik plaklar satılırdı. Yolumun üstündeki plakçıdan geçerken Mahsuni Şerif’in “Oy göresim geldi Peçenek seni” parçasını çağırıyor 5 liralık yevmiyemin 2,5 plağa veriyorum 2.5 lira ile eve gidiyorum 2,5 lirayı anneme verdiğim zaman yine mi Mahsuni’nin plağını mı aldın derdi. İşte sevgi. Birini seversin, birine aşık olursun birlikte yaşamanın güzelliği sevgiden geçer” dedi.

    “ERMENİCE PARÇA OKUDUM DİYE HER TÜRLÜ HAKARETE UĞRADIM”

    Uzun bir dönem sonra bir gazinoda Ermenice okumak için işe başladığını belirten Bostancı yaşadıkları sıkıntıları da aktararak, birlikte yaşamanın, kardeşe yaşamanın çok güzel bir duygu olduğuna vurgu yaptı.

    Bostancı, “Bunu nasıl yaşayacağız, bunu nasıl becereceğiz. Sen Kürtçenin K’sine, Ermenicenin E’ sine tahammül edemezsen biz birbirimizi sevemezsek Âşık Mahsuni’n dediği gibi; Hümanist, komünist, sosyalist falan, insandan gayrısı yalandır yalan, doğarken var mıydı gâvur Müslüman… Gayri Müslim, Ermeni Kürt var değil mi? Yani biz bizi nasıl seveceğiz biz sevmeyi bilmezsek, kucaklaşmayı bilmezsek asla, asla bir yere varamayız. İnsanların etnik kökenine bakmaksızın, insanların okuyacağı türkülerden şarkılardan korkmaksızın, insanları bağrına basmayı bilmezsek asla barış olmaz ve beraber yaşayamayız.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • PSAKD Şube Başkanı Altun: Datça’ya gelen 2 bin depremzede aileye el uzattık-VİDEO

    PSAKD Şube Başkanı Altun: Datça’ya gelen 2 bin depremzede aileye el uzattık-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Datça Şube Başkanı Bilge Altun, Maraş  merkezli gerçekleşen depremler sonrası depremzedelerle olan dayanışmalarını anlattı. Altun, “İlk günden itibaren bütün arkadaşlarımızla ve üyelerimizle her türlü yardım için seferber olduk” dedi. Deprem sonrası Datça’ya gelen 2 bin aileye ulaştıklarını belirten Altun, hala 3 çocuklu bir aileye destek olduklarını söyledi. 

     6 Şubat depremlerinde afetzede yurttaşlara yönelik  giyimden gıdaya iş sağlamaktan ev bulmaya kadar hemen her konuda destekte bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Datça Şubesi, Alevi yurttaşların da katkısıyla depremden etkilenen vatandaşların yanında oldu.

    PSAKD Datça Şube Başkanı Bilge Altun, depremzedelere yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Depremin olduğunu ilk gün depremzedeler için seferber olduklarını ifade eden Altun, “Bu insanlara ne yapabiliriz, nasıl yardım edebiliriz, diye bütün arkadaşlarla iletişime geçtik, üyelerimize çağrıda bulunduk” dedi.

    “DEPREMZEDELER İÇİN ELİMİZDEN NE GELDİYSE YAPTIK, YAPMAYA DEVAM EDİYORUZ”

    Altun, “Kim ne tür yardım yapabilirse, elinden ne geliyorsa, bu işin azı çoğu yok, mutlaka bir şeyler yapmamız lazım, dedik. Hemen ilk gün biz bir kamyonu deprem bölgesine gönderdik. 2. gün yine belediye ile iletişime geçerek belediyenin kamyonlarını yükledik deprem bölgesine gönderdik” şeklinde ifade etti.

    Datça’ya gelen depremzede aileler ile dayanışmayı sürdürdüklerini ifade eden Bilge Altun, şunları kaydetti:

    “Bu aile çocuklu ve kalabalık bir aileydi. Bütün ihtiyaçlarını karşıladık. Derneğimiz hiç kapanmadı, gece gündüz açıktı. Çünkü gelen ailelere kafalarını sokabilecekler bir yer lazımdı. Acımızı her şeyimizi birlikte paylaştık, elimizden gelen tüm yardımları yaptık. Alan eli veren elle buluşturduk. Bugün de aynı şeyi yaptık. 3 çocuklu bir ailemiz var hala onlara yardıma devam ediyoruz.”

    “DEPREM SONRASI DATÇA’YA 2 BİN AİLE GELDİ HEPSİNE EL UZATILDI”

    Datça’ya deprem sonrası 2 bin aile geldiğini dile getiren Altun, “Elimizden ne gelirse onlara yardımcı olduk. 3 çocuklu bir ailemiz burada hala. Biz ona destek veriyoruz. Elimizden geldiğince onlar yardımcı olmaya çalışıyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Yıldırım: Datça’da Hızır Şah Köyü’ndeki dergah onarılarak imam atandı-VİDEO

    Yıldırım: Datça’da Hızır Şah Köyü’ndeki dergah onarılarak imam atandı-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım, vakıf çalışmalarını anlattı. Vakıflarında 70 aktif üye olduğunu belirten Yıldırım, pandemi nedeniyle kurslara ara verdiklerini söyledi. Yıldırım, Hızır Şah Köyü’ndeki dergahın 2. Mahmut zamanında kapatıldığını şimdi ise dergahın onarılarak zorla imam atandığını kaydetti. Yıldırım vakfın kütüphanesinde önemli kaynak kitaplar bulunduğunu da sözlerine ekledi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım, vakfın faaliyetlerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    2010 yılından bugüne eski Alevi Bektaşi dergâhı olan Hızır Şah adına her yıl etkinlik yaptıklarını belirten Yıldırım, Bu yıl da bilim insanları, yazarlar, Alevi kurularının katılımıyla  temmuz ayının son haftasında 3 gün süren etkinliğin 12’ncisini yaptıklarını hatırlattı.

    “VAKIFA PASİF ÜYE DÜŞÜNMÜYORUZ”

    HBVAKV Datça Şubesi’nin 70 üyesi olduğunu söyleyen Yıldırım, “Vakıf üyeleri birikimli olmalı, çevresi, ekonomisi olmalı, gönülden hizmet etmeli. Yani pasif üye vakıfta sıkıntı olur. Vakıf dernek gibi değildir hizmet vereceksin ki vakıf olsun, yani sende olursa vakıfta olur, yoksa vakıf, dernek gibi olur. Üye sayımızı istesek çoğaltabiliriz ama bir anlamı yok. Çok olan üye pasif üyedir biz bu şekilde üyelik düşünmüyoruz. Dernekler gibi 500-1000 tane üye olsa ne olur. Olduktan sonra bir anlamı yok o zaman, vakıf yaşayamaz” dedi.

    “CEMEVİMİZİN DEDESİ YOK, CEMDE SEMAH DOĞAÇLAMA DÖNÜLÜYOR, KURS YOK”

    HBVAKV Datça Şubesi/Cemevinin bir dedesi olmadığını  ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Cemevimizin şu anda bir dedesi yok ama cemevinde de sıkıntı değil, çözüyoruz. Zakirimiz var, saz kursu veriyoruz. Gençlerimize ve yaşlılara da İngilizce kursu veriyorduk, fakat ara verdik. Semah kursumuz yok. Cemde semah ı2 hizmetten sadece biri olduğu için bizde cemde hizmet yürüten canlarımız genellikle doğaçlama döndüğü için kendi içimizde çözüyoruz.”

    Ozanları anma günlerinde, Sivas, Maraş ve diğer katliamların yıldönümünde etkinlikler düzenlediklerini belirten Murat Yıldırım, “Her zaman değil ama cem erkanı yapıyoruz. Muharrem ayında pandemi nedeniyle cem yapmadıklarını ama daha öncesinde yaptıklarını, hem oruç açma lokması verdiklerini, aşure paylaştıklarını kaydetti.

    “HIZIR ŞAH KÖYÜNDE BULUNAN DERGAHA ZORLA İMAM ATADILAR”

    Yönetim kurulunda 2 kadın olduğunu ifade eden Yıldırım, “Datça’da gençlik yok. Burada bulunan Alevi yurttaşlarımız emekli olmuş, buralara yerleşmişler. Geçmiş dönemlerde 1826 yılından önce Hızır Şah Köyü ve Mesudiye bölgesi Aleviymiş. 2. Mahmut, dergâhları kapatınca Hızır Şah bölgesinde bulunan Aleviler sürgüne gönderilmiş. Kapatılan dergâh daha sonraları ziyaret olarak kalmış, sonrasında tadilat yapılıp, onarılmış ve dergâha zorla bir imam atadılar. Şimdi oraya cami yaptılar. Camiye Cumadan Cuma’ya gidiyorlar.” diye konuştu.

    “KURSLARA ARA VERDİK”

    “Vakfımızda kalıcı olması için bütün yapmış olduğumuz etkinliklerin panel, söyleşi ve sempozyumların el kitapçığını yapıyoruz” diyen Murat Yıldırım, müzik çalışması yapan, gençlere ve yaşlılara gönüllü olarak İngilizce dil kursu veren hocalarımız vardı ancak pandemi nedeniyle bir süre için ara verdik” dedi.

    “VAKFIMIZ KÜTÜPHANESİNDE ÇOK ÖNEMLİ KAYNAKLAR VAR”

    Cemevinde dede olmadığı için Hakk’a uğurlama erkanları için Marmaris’ten ya da Muğla’dan dede geldiğini söyleyen Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Kendi Alevi inanç ritüellerimize göre Türkçe olarak Hakk’a yürüme erkanlarımızı yapıyoruz. Hakk’a yürüme erkanını Türkiye’de ilk defa 1993 yıllarında İstanbul’da bulunan Binali Doğan dede Türkçe olarak yapmıştı. Kütüphanemize bazen Muğla Üniversitesi’nden gelip çalışmalar yapıyorlar. Alevilikle ilgili Hacı Bektaş’la ilgili kaynaklar var burada. Ayrıca eski Âşık Veysel Dernek Başkanı Hüseyin Özer’in tarafımıza gönderdiği ihsan Öztürk hocanın Âşık Veysel’in türkülerini notaya aldığı kitabın fotokopisini çekip insanlara dağıtacağız. Ayrıca Vakfımız kütüphanesinde çok önemi kaynaklar da var.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • HBVAKV Datça Şubesi’nin düzenlediği şiir ve öykü yarışmasında kazananlara ödülleri verildi-VİDEO

    HBVAKV Datça Şubesi’nin düzenlediği şiir ve öykü yarışmasında kazananlara ödülleri verildi-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Datça Şubesi’nin düzenlediği, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştirdiği 11. Hızır Şah etkinliğinin ‘Hacı Bektaş Veli’ konulu öykü ve şiir yarışmasının kazananları belli oldu. Kazananlara ödülleri törenle verildi.

     

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi’nin düzenlediği, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştirdiği 11. Hızır Şah etkinliğinin ‘Hacı Bektaş Veli’ konulu öykü ve şiir yarışmasının kazananları belli oldu. Kazananlara ödülleri törenle verildi.

    HBVAKV Datça Şubesi tarafından düzenlenen törene Prof.Dr. Bedriye Boyraz, Doç. Dr. Ali Abbas Çınar, şiir dalı seçici üyesi Özgür Mutlu ve Datça halkı katılım gösterdi.

    “SEVGİ, İYİLİK, KARDEŞLİK İÇEREN BİR YARIŞMA”

    Ödül töreninde katılımcılara hitap eden HBVAKV Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım şunları dile getirdi:

    “Bugün Türkiye genelinde ormanlarımız yanıyor, içimiz gidiyor. Bu etkinliği iptal etmek istedik fakat geçen sene de bir şiir ve öykü yarışmasını yapamadığımızdan dolayı bunu burada yapacağız. Etkinliğimiz bu ayın 28’inde başladı. Dün lokma ve Dilek tepesine çıkılması ile açılışı yaptık. Dün akşamda cemevimizde cem ve dua yaptık. Bu pandemi, yangınlar, bu zulümler bir daha başımıza gelmesin. Bu anlamda gerçekten içimiz gidiyor, gerçekten canımız yanıyor. Geçen sene yapamadığımız öykü yarışmasını burada yapacağız. UNESCO 2021 yılını Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı ilan etti. Buda yarışmamıza ayrıca bir anlam katmış oldu diye düşünüyorum. Zira sevgi, iyilik, kardeşlik güzellik gibi temaları işleyen özellikle edebiyat gibi bir dalda yapılmış olan bu yarışmanın ödülüne denk gelmesi de ayrıca sevindirici.”

    “GELECEK KOLAY OLMAYACAK”

    konuşmanın ardından öykü ve şiir yarışmasının seçici kurulu tanıtıldıktan sonra ilk konuşmayı şiir dalı seçici üyesi Yazar Özgür Mutlu yaptı. Mutlu konuşmasında; “Tüm dünyadaki pandemi nedeniyle bir yıl gecikmeli olarak toplantıyı gerçekleştiriyoruz. içinde bulunduğumuz ve yaşadığımız felaketler açık ya da örtülü baskıcı yönetimler teknolojinin de hızlı muazzam artışı ve tüm bunların toplumsal yaşamı değiştirip dönüştürmesine bizzat tanıklık ediyoruz. Pandemi nedeniyle evlerine kapanmış insanlar, boşalan sokaklar, dünyanın her yerinde süren savaşlar, çatışmalar, plastik botlarda can veren insanlar ve son olarak küresel ısınmanın etkileri, orman yangınları ve kuraklık bize geleceğin kolay olmayacağını hissettiriyor.

    Şimdiden tüm bu olumsuz şartlar altında 2020-2021 yılı UNESCO tarafından Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı olarak ilan edildi. Yarattıkları Anadolu hümanizmasıyla duygu ve düşünce dünyamıza sirayet eden bu şahsiyetler insanı, evrenin ve doğanın bütünlüğünü sevgiyi her daim ön planda tutmuşlardır, en önemlisi varlık üzerine düşünmüşlerdi. Kendini ve evreni anlama çabasını insanın en önemli sorunsalı olduğunu ortaya koydu.  Belki şu anda bizim de yapmamız gereken bu doğayla, dünyayla, doğayla dünyayla birbirimizle olan ilişkimizi gözden geçirmeli, varlığımızla neyi temsil ettiğimizi bu teknoloji çağında nerede hata yaptığımızı düşünmeli, hatta hakça kardeşçe, doğayla uyumlu bir yaşam inşa etmek içinde nasıl hareket etmemiz gerektiğini düşünmeliyiz” dedi.

    “700 YIL BOYUNCA BU ANLAMDA FİKİR ÜRETEN BAŞKA İNSANLAR OLMADI”

    Doç.Dr. Ali Abbas Çınar ise şunları ifade etti:

    “2021 yılı Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı ilan edildi. Bunların önemi çok büyük Anadolu Rönesans’ının en büyük etkisini 13. yüzyıl da bu coğrafyada yaşattılar. Mevlâna ile birlikte bu dört şahıs başlı başına birer ekoldür, birer okuldur. Ve okulun devamı 700 yüzyıl boyunca bugüne kadar gelmiştir, dayanmıştır. 700 yıl boyunca başka bu anlamda fikir üreten, aydınlatan başka insanlar olmadı, bu anlamda geniş çerçevede etki bırakan insanlar olmadı. Bunlar kimlerdir Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Mevlâna. Tabii ki bir şair yazar düşünür olmasa da yapıp ettikleriyle, örgütlenme biçimi ile Ahi Evran bu Anadolu aydınlanmasının en büyük öncüleri olarak her zaman yer aldılar. Bundan dolayı onların açtığı bu yolda az bir insanla da olsa bu aydınlanma yolunda görmekteyiz. Ben tanrıyım ya da tanrı bende diyor.

    Burada hani belli bir mezhebin tarikatın vs. propagandasını yapmak veya savunuculuğu yapmak gibi derdim de yok, ama Yunus’un Allah’ı farklı Yunus’un Allah’ı cezalandırıcı değil, cehenneme gönderici de hiç değil. Böyle bir şey yok sadece seven, sadece adalete, merhamete, güzelliğe, huzura varmak olan barışa erdiren bir Allah. Ben tanrıyım ya da tanrı ben de. Çünkü ister Kuranı Kerim de olsun, ister İncil’de olsun, hemen hepsinde de tanrının insan suretinde kendini var etti ve ona can verdiği söylenir değil mi? Canı nefes verdiği, insana nefes sevdiği, nefesinden verdiği söylenir. Dolayısıyla Yunus’un başka bir mırrasında da geçer ete kemiğe büründüm Yunus gibi göründüm yani ben Allah’ın Yunus’un suretinde ortaya çıktım diyor.”

    “HACI BEKTAŞ VELİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR SAĞ CENAH TARAFINDAN YAPILMIŞ”

    Törende son olarak Prof.Dr. Bedriye Poyraz söz alarak şunları aktardı:

    “Hacı Bektaş Veli tabii ki çok önemli bir figür, önemli bir düşünür, her anlamıyla çok önemli. Buraya gelirken bir tarama yaptım, bir çalışma yaptım. Fakat şöyle ilginç ilginç bir şey gördüm. İlginç değil aslında şaşırmadım Hacı Bektaş Veli ile ilgili yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu tırnak içinde daha böyle nasıl ifade edeyim sağ cenah tarafından yapıldığını, akademik çalışmaları demek istiyorum tabii ki akademik çalışmalar daha böyle sağcı olarak bilinen üniversitelerde yayın evlerinde dergilerde, daha çok yapılan çalışmalar.

    Buda aslında ne anlama geliyor şöyle düşündüm tabii ki bunu tartışabiliriz konuşabiliriz, yanılıyor da olabilirim. Bu ayrıntılı bir çalışma, araştırma değil ama aslında biz Alevilerin böyle dilimizden düşmüyor. Asıl olarak o kadar da demek ki önem vermiyormuşuz, biraz böyle bir şeyde düşünmedim değil. Çünkü Alevi kurumları gerçekten çok önemli şeyler yaptılar. Genel olarak hem Türkiye’de hem Avrupa’da çok önemli roller üstlendiler, herkes çok büyük fedakarlıklar yaptı, çocuklarını boğazından keserek birtakım şeyler yapıldı. Binalar yapıldı falan ilk ben cemevine gittiğimde Ankara Dikmen ‘deki Hacı Bektaş Veli Vakfına gitmiştim ilk doktoramı orada bitirmiştim. Bir araştırma için gitmiştim vakfa girerken ağlamıştım. Yani bizim böyle bir mekânımız olacak mıydı diye.

    “ALEVİ ÇALIŞMLARI ALEVİLER TARAFINDAN YAPILMALI”

    Alevi çalışmalarının Aleviler tarafından, Alevi toplumunun içinden yapılması gerçekten çok kıymetli. Çünkü daha önceki yapılan çalışmalar teolojisinin inancını doğru okuyamadıklarını, doğru anlamadıklarını çok net bir şekilde gördük. Bu nedenle artık bu akademi çalışmaları mesela hani benim içimden şöyle bir şey geçiyor. Artık böyle şeyler yapılmaktansa hani böyle festivaller tamam yapılsın önemli, güzel ama onun yerine bir çocuğa burs verip Hacı Bektaş Veli ile ilgili bir doktora tezi yaptırmak çok kıymetli. Ya da bir film ya da bir belgesel uluslararası dünyada ancak böyle var olabiliriz. Bunlar çok önemli ve ben Murat Bey’in bunları dikkate alacağından eminim onun dışında Hacı Bektaş Veli sıkça Alevi toplumunda söylenen şu anda hemen aklıma gelen sözlerin var onlarla ilgili biraz konuşmak istiyorum.

    Bunlardan bir tanesi “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”. Biliyorsunuz mesela genel olarak Alevi örgütlerine baktığımızda akademik boyutuyla herhalde en mesafeli Alevi olan Alevi örgütleri olduğunu söylemek mümkün. Yani bunda şunu kastetmiyorum yani akademisyeni çağırıp konuşma yaptırtmak mesele değil, mesele şu Alevi örgütlerinin yönetiminin oluşumunu akademik uzmanlıklar doğrultusunda oluşturmak, politikayı uzmanlıklar doğrusunda oluşturmak, öncelikleri ona göre belirlemek. Çünkü çok sınırlı kaynaklar var. Bu kaynaklar çok yoksul Alevi  toplumun cebinden çıkan kaynaklar. Çünkü devlet bize bir yardımda bulunmuyor, biliyoruz, bunu en verimli şekilde kullanmak gerekiyor. Bununla ilgili akademiden ama bu söylediklerin tabii ki hakikaten buraya değil, yani genel olarak Alevi toplu örgütlerine söylüyorum. Başka yerlerde de söylediğim için rahatlıkla söyleyebilirim.”

    “ALEVİLİK BİTİMSİZ, SÜREKLİ BİR YOL”

    Alevilik inancında kadının yerine değinen Poyraz sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Alevi örgütlerinde genel olarak hani kadını biraz mikroskopla falan aramak gerekiyor. Kadın yönetici bulmak için bu anlamda da yani sadece Alevi örgütlerde değil, Alevi toplumunda da henüz toplumsal hayatında da henüz kadın erkek eşitliğinin olduğunu iddia edemeyiz. Elbette içinde yaşadığımız Sünni toplumdan daha iyi durumdalar ama mesela Aleviler kız çocuklarını maddi imkanları el veriyorsa okutuyorlar bunla ilgili bir sorun yok. Ama mal bölüşümü konusunda hala çok ciddi sorunlar var. Yani bu kadın erkek eşitliği meselesi de aslında birçok yerde çok anlattım ama geleneksel olarak Alevi toplumunda böyle bir iddia yoktu. Köylerde kimse biz de kadın erkek eşittir demiyordu ne zaman metropollere göç başladı, kente geldiler kenti ayrımcılıklarla karşılaştılar ve orada mum söndü hikayesine karşı kendilerini savunmak için biz de can var dediler. Kadın erkek yok, inanç bu zemini sağlıyor bu doğru ama bu gerçekten eşit olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu anlamda da kendimizi biraz sorgulamamız gerekiyor, bakmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Elbette biraz önce hocamın da sözünü ettiği hani Bâtınîlik meselesinin de çok önemsiyorum Alevi toplumunun daha doğrusu bu modern Alevi, bu kentleşen ve modernleşme modernleşen modern hayata uyum sağlamaya çalışan Alevi toplumu Aleviliği sonradan öğrendi.

    Çünkü kente göç ettikten sonra Alevilikle ilgili bütün bağlarını kopardı ve kentte tutunmaya çalıştı ve suni toplum tarafından kabul edileceğini zannetti ama baktılar ki ne yapsalar özellikle Sivas katliamıyla birlikte tekrar kendi inançlarına sarılmaya başladılar. Çünkü Alevilik bir yol ve bitimsiz bir yol. Hiçbir zaman Aleviliği öğrendiğimizi iddia edemeyiz, söyleyemeyiz. Alevilik öğrenerek, tüketilebilecek ya da sonuna girecek ya da Alevi uzmanı diye bir şey olamaz. Bazı konuları çalışabiliriz, tarih çalışabiliriz, öğrenebiliriz ama yol başka bir şey, inanç başka bir şey ve bitecek bir şey değil. Bir şey öğrendiğinizi zannedersiniz sonra ertesi gün bir bakarsınız ki aslında öyle değilmiş. Çünkü sürekli sonu olmayan bir yol ve sürekli öğreneceğinizi bire bir öğreniyorsunuz ama burada mesele bu yöntemi kavramak, bunun bir yol olduğunu onu kavradıktan sonra herkes kendi kabına göre alır. Ne kadar öğrendiğimiz ne kadar aldığımız, başka bir şey.”

    PİRHA/MUĞLA

     

  • Feyzullah Çınar 30 Kasım’da Datça Cemevi’nde anılacak

    Feyzullah Çınar 30 Kasım’da Datça Cemevi’nde anılacak

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Cemevi, hakk’a yürüyüşünün 35. Yılında, Ozan Feyzullah Çınar’ı anacak. 

    Muğla Datça’da bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Cemevi, hakk’a yürüyüşünün 35. Yılında, ulu çınar Feyzullah Çınar’ı düzenlediği programla anıyor.

    Kızı Hüsniye Çınar’ın konuşmacı olarak katılacağı programda Şef Suna Sönmez, Dursun Alabıyık ve Kemal Kara’nın da dinletisi olacak. 30 Kasım Cuma günü saat 20.00’de başlayacak anma programı Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde olacak.

    FEYZULLAH ÇINAR KİMDİR?  

    Halk ozanı Feyzullah Çınar, 15 Kasım 1937’de Sivasın Divriği ilçesinin Sincan’ın bucağına bağlı Gürpınar Köyü’nde doğdu. 1950 yılında türkü söylemeye başladı. 1966 yılında ilk plağını çıkardı. Yaşamı sürecince; Alevi deyişleri ve toplumcu türkü sözleri nedeniyle hapse de girdi. 1983 yılında Hakka yürüdü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aşık Veysel Datça’da anıldı: Dostlar seni unutur mu?

    Aşık Veysel Datça’da anıldı: Dostlar seni unutur mu?

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği Aşık Veysel’i Anma Programı Datça Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    Halk ozanı Aşık Veysel ölümünün 45. yılında Muğla Datça’da anıldı. Sunumunu Şule Bayar’ın gerçekleştirdiği programın açılışı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi Mustafa Katıkçı tarafından. Ardından konuşan Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım etkinlikte Aşık Veysel’in hayatına  ve eserlerine geniş bir şekilde yer verdi.

    Konuşmasına Aşık Veysel’in şiiri ile Yıldırım, “Aşık Veysel bu coğrafyanın yetiştirdiği en değerli ozanlarındandır. Ve pek çok sanatçıdan farklı olarak henüz hayatayken yarım yüzyıldır sanatına gönül vermişliği karşılıksız bırakılmamış 1965 yılında TBMM de çıkarılan özel bir kanunla Aşık Veysel’e “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden” ötürü 500 lira aylık bağlanmıştır. Sivas’ın bir köyünde yoksulluk ve hastalıklarla başlayan hayatı yine doğduğu köyde Sivrialan da bu gün de Müze olan evinde; 73 yılının 21 Mart gecesi 3.30 da ardında nice eser bırakarak sona ermiştir. Ve böylece kavuşmuştur sadık yârine” ifadelerini kullandı.

    Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar’ın ve Datça halkının da ilgiyle izlediği etkinlik Ali Ekber Bayar ve arkadaşlarının seslendirdiği Aşık Veysel türküleri dinletisiyle sona erdi. (HABER MERKEZİ)