Etiket: davutoğlu

  • ‘Gar Katliamı IŞİD’e ihale edildi; Davutoğlu’nun da katliamda sorumluluğu var’-VİDEO

    ‘Gar Katliamı IŞİD’e ihale edildi; Davutoğlu’nun da katliamda sorumluluğu var’-VİDEO

    PİRHA- 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın toplumun barış talebine yönelik İŞİD’e ihale edilen bir katliam olduğu vurgusu yaparak, “IŞİD taşeron olarak kullanıldı. O günden bugüne barış taleplerine saldırılar devam ediyor. Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nda ne kadar sorumluluğu varsa, Ahmet Davutoğlu’nun da bu katliamda sorumluluğu vardır. Kendisi o dönem başbakandı” dedi.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik İŞİD’ın gerçekleştirdiği bombalı saldırının üzerinden 8 yıl geçti.

    CAN TV’de Veli Haydar Güleç’in hazırlayıp sunduğu ‘Candan Bakış’ programında konuşan 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bitirilmesi kapsamında toplumun barış talebinin katliamlar ile cezalandırıldığını söyledi. Kenanoğlu, katliamın IŞİD’e ihale edilerek barış talebinin yerini savaş çığırtkanlığının almasına zemin hazırlandığını ifade etti.

    “BARIŞ TALEBİNE KARŞI SAVAŞ KONSEPTİ KURULDU”

    Kenanoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bitirilmek istenmesine dair yükselen itirazların, savaş konsepti ile susturulmak istendiğine değinerek şunları belirti:

    “Veli Saçılık, ’10 Ekim Ankara Gar Katliamı IŞİD’in saldırı değil üzerimize salınmasıydı’ demişti. Önemli bir tespitti. 2015 yılı çözüm sürecinin bitirilerek çatışmalı sürecin başlatıldığı, insanların evine ateş düşerek tekrar cenazelerin geldiği bir süreçti. Çatışmalı sürecin başlamasına yönelik ciddi itirazlar var. Bir asker cenazesinde rütbeli bir subay haykırarak, ‘Neden bu ölümler var. Yoktu da niye oldu’ diyerek bir itirazda bulunuyordu. Toplumun genelinden de böyle itirazlar vardı ve itirazları durdurmaları gerekiyordu. Bir savaş konsepti başlamıştı ve bu savaşın desteklenmesini bekliyorlardı. Çözüm sürecine ciddi bir destek ardır ve bu desteğin sürdürülmesi, toplumun savaş çığırtkanlığı yapması gerekiyordu. Barış taleplerine karşı cezalandırmanın bir süreci olarak başladı ve yüzlerce insanın katledilmesiyle başladı.”

    “KATLİAM IŞİD’E ‘İHALE’ EDİLMİŞTİ”

    Katliamın IŞİD’e ‘ihale’ edilerek barış isteyenlerin cezalandırılmak istendiğini ifade eden Kenanoğlu, “Toplumun önemli kesimlerinden yükselen barış talebinin, çatışmalı sürece olan itirazın sonlandırılması ve toplumun baskılanması için ihale edilen bir katliamdı. Bunları biliyoruz ve mahkeme belgelerine yansıdı. Ankara Valiliği yeterli önlem almadığı için suçlu bulundu ve tazminata mahkum edildi. IŞİD taşeron olarak kullanıldı. O günden bu güne barış taleplerine karşı saldırılar devam ediyor” dedi.

    “DAVUTOĞLU’NUN KATLİAMDA SORUMLULUĞU VARDIR”

    Ankara Katliamı’ndan sonra dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘oylarımız arttı’ açıklamasını hatırlatan Kenanoğlu, “O gün katliamın olduğu yerdeydim ve o gün adli tıpta görev yaptım. Ekim ayı ve insanlar battaniyeler ile dışarıda sabahladılar. Yakınlarını kaybedenler acı içerisinde beklerken, adli tıp binasının hemen yanı başında fişek gösterisi vardı. Bu çok zorumuza gitmişti. Valiyi aradım ve bunun durdurulmasını istedim, lakin müdahale edemediklerini söylediler. Hiç kimse aklayıp paklamasın; Ahmet Davutoğlu o katliamdan sonra ‘oylarımız arttı’ demişti. Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nda ne kadar sorumluluğu varsa Ahmet Davutoğlu’nun da bu katliamda sorumluluğu vardır. Kendisi o dönem başbakandı” şeklinde konuştu.

    Programın tamamına buradan ulaşabilirisiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Kılavuz: Devlet Alevileri asimile etmekten vazgeçsin-VİDEO

    Kılavuz: Devlet Alevileri asimile etmekten vazgeçsin-VİDEO

    PİRHA- Eski Başbakan ve Gelecek Partisi  Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Mersin temasları kapsamında Mersin Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette konuşan Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, devletin Alevileri Sünnileştirmek istediğine dikkat çekerek, Alevi toplumunun taleplerini sıraladı.

    Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Mersin temasları kapsamında Mersin Cemevi’ni ziyaret etti.

    Ziyarette ilk olarak konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Alevi toplumu ve inancının geçmişten günümüze sağdan sola bütün iktidarlar tarafından inkar edildiğini belirterek, “Aleviliğe ve Alevilere resmi üniforma giydirilerek Sünnileştirme projeleri hayata geçirildi. Aleviler ve kurumları olarak hem demokrasi, hem evrensel hukuk normları, hem de laiklik açısından bunu tehlikeli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Devlet ve iktidarlar bundan vazgeçmelidir” dedi.

    Kılavuz, Alevi inancının tanınması başta olmak üzere; cemevilerinin yasal statüye kavuşturulması, Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmesi, Alevi çocuklarının din derslerinden muaf tutulması, AİHM kararlarının uygulanması gibi taleplerin uygulanması ve kütüphanelerde Alevilere hakaret eden yazarların kitaplarının toplatılması, yazanlar hakkında yasal işlem başlatılması çağrısında bulunarak, Aleviler olarak taleplerin kabul edilinceye kadar mücadele edeceklerini ifade etti.

    Eski Başbakan ve Gelecek Partisi  Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da, iktidarları döneminde hiçbir yurttaşın ayrımcılığa maruz kalmayacağını iddia ederek, Alevilerin taleplerini 1 Kasım seçimlerinde programlarına koyduğunu ancak Cumhurbaşkanı tarafından reddedildiğini söyledi.

    PİRHA/MERSİN

  • Gelecek Partisi’nin Aydın’da verdiği yemeğe Alevi kurumları da katılmış

    Gelecek Partisi’nin Aydın’da verdiği yemeğe Alevi kurumları da katılmış

    PİRHA- Gelecek Partisi’nin Aydın’da düzenlediği akşam yemeğine kentte bulunan Alevi kurumlarının da katıldığı öğrenildi. 

    Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanlığını yaptığı Gelecek Partisi, Aydın’da sivil toplum kuruluşlarının katıldığı akşam yemeği verdi.

    Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Alevi Kültür Dernekleri’nin eski Başkanı Doğan Demir, yemeğe Aydın’daki Alevi kurumlarının başkanlarının da katıldığını duyurdu.

    Demir, Twitter hesabından “Genel Başkanımızın katılımı ile Aydın’da STK ve kanaat önderleri ile birlikte akşam yemeğinde bir araya geldik. Davetimize iştirak eden Aydın Alevi kurumlarının değerli başkanları, yol arkadaşlarıma, emektarlarıma çok teşekkür ederim, iyiki varsınız” dedi. 

    Alevilerin, AKP’den ayrılan İslamcı-sağ kimlikleriyle tanınan kişilerin kurduğu partilere sıcak bakmadığı biliniyor. Doğan Demir’in Gelecek Partisi’ne AKD Başkanlığından istifa edip katılması da büyük tepki çekmişti.

    PİRHA/ AYDIN 

  • HKP’den, Erdoğan ve Davutoğlu dahil 11 kişi hakkında suç duyurusu

    HKP’den, Erdoğan ve Davutoğlu dahil 11 kişi hakkında suç duyurusu

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Organize Suç Örgütü lideri Sedat Peker’in 30 Mayıs’ta yayınladığı 8’inci videoda anlattığı, Suriye’ye TIR’larla gönderilen askeri teçhizat ve silahlarla ilgili yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker geçen hafta 8. videosunda Suriye’deki Bayırbucak Türkmenlerine, TIR’larla gönderdiği askeri teçhizat ve silahlarla ilgili itiraflarda bulundu. Peker bu işlemin TSK’den “irticai faaliyetler” nedeniyle atılan askerlerin öncülüğüne kurulan SADAT tarafından organize edildiğini söyledi. Giden silahların El Nusra’ya gittiğini söyleyen Peker, “Benim üzerimden gidiyor ama ben yollamadım. SADAT’çılar yolladı” dedi.

    SUÇ DUYURUSU

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, MİT Başkanı Hakan Fidan, Eski SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Tanrıverdi, SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, SADAT Yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, İşadamları Murat Sancak ve Ramazan Öztürk, El Nusra Terör Örgütü İktisat Sorumlusu Ebu Abdurrahman ve organize suç örgütü başı Sedat Peker hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Suç duyurusunda, ”Meclis kararı olmadan ülkemizin komşu Suriye Devleti ile fiili savaş haline getirmesi”, “Devlete Karşı Savaşa Tahrik” ve “Komşu Devlete Karşı Hasmane Hareket” gibi ifadeler kullanıldı.

    ‘YÜCE DİVAN’ TALEBİ

    Dilekçede yer alan şüpheli isimler hakkında soruşturma başlatılarak ilgili maddelerden yargılanmaları ve cezalandırılmaları için kamu davası açılması talep edildi. Görev yönünden yargılama gereği görüldüğü takdirde yüce divanın yargılama alanına giren suçlar açısından dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi de talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • YSK seçime girebilecek 15 partiyi açıkladı

    YSK seçime girebilecek 15 partiyi açıkladı

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bir açıklama yaparak olası bir seçim durumunda seçime katılacak olan partilerin bir listesini açıkladı. Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin gerekli şartlara henüz sahip olmadığı öğrenildi.

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bir açıklama yaparak olası bir seçim durumunda seçime katılacak olan partilerin bir listesini açıkladı. Geçekleştirilen karar doğrultusunda hazırlanan listede seçime girebilecek partilerin isimlerine yer verilirken Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığını yaptığı Gelecek Partisi listede yer almadı.

    DAVUTOĞLU’NUN PARTİSİ YETERLİ İL VE İLÇE TEŞKİLATINA SAHİP DEĞİL

    Geçtiğimiz aylarda kurulan Yeniden Refah Partisi, yeterli sayıda il ve ilçe teşkilatlarına sahip olduğu için seçime girmeye hak kazanmış olarak görülürken Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi ise gerekli şartları henüz taşımadığı öğrenildi.

    İl ve İlçe seçim kurullarında birer adet temsilci bulunduran siyasi partiler 298 sayılı kanunun 17’inci maddesinde belirtilmişti. 14. maddenin 4. fıkrası gereğince YSK tarafından tespit ve ilan edilen siyasi partiler, söz konusu maddede öngörülen il ve ilçe seçim kurullarında birer temsilci bulundurma haklarına sahip olabiliyorlar.

    Yüksek Seçim Kurulu’nun olası bir seçimde, seçime girecek olan partiler ise şunlar:

    1- Adalet ve Kalkınma Partisi,

    2- Anavatan Partisi

    3- Bağımsız Türkiye Partisi

    4- Büyük Birlik Partisi

    5- Cumhuriyet Halk Partisi

    6- Demokrat Parti,

    7- Demokratik Sol Parti

    8- Halkların Demokratik Partisi

    9- Hür Dava Partisi

    10- İYİ Parti

    11- Milliyetçi Hareket Partisi

    12- Saadet Partisi

    13- Türkiye Komünist Partisi

    14- Vatan Partisi

    15- Yeniden Refah Partisi.

  • Sibel Yalçın: Doğan Demir liberal çizgisine göre davranmayı kendine hak bildi

    Sibel Yalçın: Doğan Demir liberal çizgisine göre davranmayı kendine hak bildi

    PİRHA- Serçeşme Dergisi Editörü ve Yazı İşleri Müdürü  Sibel Yalçın, eski AKD Başkanı Doğan Demir dahil üç Alevi şahsın, Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nde yer almasını değerlendirdi. Demir’in kendi liberal çizgisine göre davranmayı kendinde hak bildiğini belirten Yalçın, “Doğan Demir vak’ası Alevi hareketi içindeki herkesin kendini sorgulaması için bir fırsat olmalı” dedi. 

    Serçeşme Dergisi Editörü ve Yazı İşleri Müdürü  Sibel Yalçın, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nde  üç Alevi şahsın kurucu olmasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Yalçın, eski AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in bu partiye katılımına ilişkin “Alevi örgütlülüğünün zaten tükenmekte olan son evresinde, yalnızca ve muhtemelen Alevi yol ve erkânının, Alevi hak mücadelesinin, katliamların hesabını sorma ve dolayısıyla toplumun devlet içinde güvenliğini sağlama cevvalliğinin gerektirdiği dışında davranmayı tercih ederek, kendi liberal çizgisine göre davranmayı kendi kendisine hak bilmiştir” dedi.

    “‘ALEVİ HAREKETİNDE KIRILMA YAŞANDI’ DEMEK DOĞRU DEĞİL”

    AKD’den ayrılmadan önce Davutoğlu’nun partisine geçen ve sonrasında istifa eden Doğan Demir’e, AKD’nin tam destek çıkmasını ise Sibel Yalçın şöyle değerlendirdi:

    “Bu konuda Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi’nin gün itibariyle eski genel başkanları Doğan Demir’in istifasının hemen ardından oldukça uzun ve kesin bir metinle genel başkanlarının çizgisinin doğruluğuna ilişkin kaleme aldıkları basın açıklamasına bir göz atmakta fayda olacaktır. Doğan Demir, Alevi örgütlülüğü içinde kırılmaya neden olmuştur’ gibi bir çıkarımı şahsen doğru bulmuyorum.
    Alevi hareketi içerisinde bir kırılma yaşandıysa eğer; bu Alevilerin velhâsıl Alevi kökenlilerin nefes alıp yaşadıkları ülke içerisinde kendi geleceklerini çıkarsamak yoluyla tahayyül edememesinden ve net bir biçimde okuyamamasından kaynaklıdır. Mevcutta görünür olup bu vak’a sonrasında açığa çıkan kırılmayı yalnızca bir kişinin elleri arasına teslim etmek; hem basitçe kolaya kaçmaktır, hem kırılmaya sebep olarak işaretlenen kişinin kendisine esas değerinden daha fazla anlam yüklemesi yapmaktır, hem de bu harekete yıllarını vermiş ve toplum için ve koşullarını düzeltmek için var gücüyle çalışan gerçek hizmetkârları ayaklar altına atıp haksızlık etmek demektir. Bu ifadeler yanlıştır.”

    “DOĞAN DEMİR VAK’ASI ALEVİ HAREKETİNDEKİ HERKESİN KENDİNİ SORGULAMASI İÇİN FIRSAT 

    Yalçın, Doğan Demir’in kendi liberal çizgisine göre davranmayı kendi kendine hak bildiğini ve mevcut koşullar gereği de davrandığını vurgulayarak şunları kaydetti:

    Doğan Demir, Alevi örgütlülüğünün zaten tükenmekte olan son evresinde, yalnızca ve muhtemelen Alevi yol ve erkânının, Alevi hak mücadelesinin, katliamların hesabını sorma ve dolayısıyla toplumun devlet içinde güvenliğini sağlama cevvalliğinin gerektirdiği dışında davranmayı tercih ederek kendi liberal çizgisine göre davranmayı kendi kendisine hak bilmiştir ve mevcut koşullar gereği de bu davranış biçimi; az önce de belirttiğim gibi zaten tükenmekte olan mevcut örgütlülükler bünyesinde kendisine yer bularak, gün gün kendi tabanı tarafından geliştirilmiştir. Doğan Demir’i kendi davranış safını bir kenara iterek kolay yoldan günah keçisi ilan etmek; Alevilere ve Alevi hareketine yapılan en büyük haksızlık olacaktır. Zira her koyun kendi bacağından asılıyorsa bizim illerde; kendi bacağına sahip çıkması gereken her bir koyunun da “sisteme ve çaresizliklerine kaptırdığı” bacağının sorgusunu da mutlak sûrette kendi kendisinin yapması gerekliliktir. Alevi örgütlerine üyelik yoluyla mensup arkadaşlar arasında bugünlerde cuşa gelen Doğan Demir vak’ası ve tartışmaları, Alevi hareketine dâhil olan her bir bireyin kendisini sorgulaması için bir fırsat olmalıdır ki; aksi durumda zaten Alevi kimliğinin yapışık olduğu zeminden zımpara ile silinmesi konusunda Alevi örgütleri ve yöneticileri ve üyeleri, telafisi mümkün olmayan ağır bir boyunduruk altına gireceklerdir.
    Belirtmek gerekir ki; bizler yolumuzdan alacaklı değiliz yol da bizden istekli değildir. Yol kendi sahibini tayin eder.”

    “MUKTEDİRİN ÇIKARLARINI KORUYACAK ANLAŞMALAR KONUSUNDA OTOKONTROL SAĞLANMALI”

    Serçeşme Dergisi Editörü ve Yazı İşleri Müdürü  Sibel Yalçın, Yol’un taliplerince yürütülmesi aşamasında Alevi örgütlerine ihtiyaç olmadığını belirterek, şunlara dikkat çekti:

    “Çünkü yolumuz, ocaklarımız tarafından -ki mevzubahis olan partinin iç tüzüğünde de dile getirildiği gibi “Geleneksel Mürşid, Pir ve Dede ocakları” marifetiyle yürütülmektedir. Alevi STK’larında ise çarkın yürütülüşü üyelikleri üzerinden, STK’nın devlet siyaseti ve hükümleri karşısındaki iradesi; üyelerinin vasıtasıyla, ortak yürütülen çalışmalarla belirlenir ve tüzükleriyle de sabitlenir. Ancak kendi çığırından çıkarak STK’lar dahilinde yola şekil vermeye, yeni yeni yollar inşa etmeye meyleden şer’ilerin mevcuttaki kurumları ele geçirerek yolumuza mensup insanların güvenliğini tehlikeye düşürecek alanlarda “öngörülü olamadan söz sahibi olması” ve toplum adına muktedirin çıkarlarını ve kendi kişisel bekasını pohpohlayacak anlaşmaların altına keyfince imza atmaması konusunda, otokontrolün bir an evvel yine STK’lar ve üyeleri aracılığı ile sağlanması gerekmektedir.”

    “SÖYLEMLERİ ÇOK PIRILTILI DURUYOR AMA…”

    Sibel Yalçın, Davutoğlu’nun “Bütün din ve mezheplere aynı çerçevede yaklaşacağız” sözüne ilişkinse, “Öteki kimliğini taşıyan Aleviler olarak, elbette ki ilk bakışta/duyuşta çok pırıltılı, ışıltılı, coşkulu, güven veren ve gelecek vadeden bir söz dizimi olarak görünüyor. Zaten ilk söyleyen de Gelecek Partisi’nin sözcüsü olmamıştır bu sözleri. Bugüne kadar iktidara gelen, giden, gönderilen vb. pek çok siyasi oluşumun; velhâsıl Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde yer alan partilerin neredeyse tamamı, bu ulvi sözleri kendi bünyesine dâhil etmiştir. Adalet Partisi’nden, Anavatan Partisi’nden, Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den, Refah Partisi’nden, Cumhuriyet Halk Partisi’nden, Milliyetçi Hareket Partisi’nden tutun da Adalet ve Kalkınma Partisi’ne kadar” ifadelerini kullandı.

    Yalçın şöyle devam etti:

    “Konunun bütününe “Gelecek Partisi’nin inançlara yaklaşımı” açısından bakacaksak eğer; bu aşamada, bu sözü sarf edenlerin geçmiş yaşamlarına, bir diğer deyişle; söyledikleri söz ile pratikte uyguladıkları davranışlarının tutarlı olup olmadığına bakmak en mantıklı karşılaştırma olurdu eminim. Ancak zaten pek çoğumuzun bildiği çeşitli sebeplerle, Gelecek Partisi kurucularının yüksek çoğunluğunun Adalet ve Kalkınma Partisi bünyesinden koparak ayrılma nedeninin “zorunlu sebeplerle” olduğunu ve Davutoğlu’nun üzgün simâ ile kürsüden söylemiyle: “Biz partiden ayrılmadık, o bizi ayırdı” serzenişi ile ilgili siyasi oluşumun kendi yolunda ilk minik adımlarını attığını görebiliyoruz. Büyük bir çalışma hevesiyle içinde yer aldığı partisinden ihraç edilen “öfkeli insanların” bir araya gelerek Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye heves ettikleri son derece ciddi ve bir o kadar da kendiliğinden münferit siyasi bir oluşumla karşı karşıyayız.”

    “DAVUTOĞLU’NUN KONUŞMASI PARTİSİNİN GENEL YAPISINA UYGUN”

    Serçeşme Dergisi Editörü ve Yazı İşleri Müdürü  Sibel Yalçın, ilk Kurucular Kurulu toplantısının ardından basın açıklaması yapan Ahmet Davutoğlu’nun AKP’yi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirdiği konuşmasının bir bölümünde sarfettiği “Ama bir devlet adamı hata yapmışsa, O’nun karşısında sesimizi yükseltmek Hz. Ömer ahlâkıdır. Ömer’i arayanlar, Ömer’ler arayanlar, Ömer olmalıdır. Biz Ömer olmaya çalışıyoruz” sözlerini ise şöyle değerlendirdi:

    “Bu sözler; Ahmet Davutoğlu’nun ve yeni kurduğu partisinin diğer din ve mezheplere bakışını özetlemiş görünüyor. Şahsım adına, bu sözleri partisinin genel yapısına yönelik olarak son derece samimi buluyorum ve elbette bu konuya ilişkin başka bir samimiyet aramaksızın.”

    CEMEVLERİNE İBADETHANE STATÜSÜ VERİLMESİ

    “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın baskın olduğu bir devlet anlayışında cemevlerine statü verilmesi, tam da bugünlerde Diyanet’in bünyesi altına girmesine tepki gösterdiğimiz dedelerin ve dedelerin dedeliğini yaptığı cemevlerinin durumunu tüm yalınlığı ile ortaya koyuyor” diyen Sibel Yalçın, şunları ekledi:

    “Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi, Alevilerin istekleri doğrultusunda tam ve net olacaksa ne âlâ, ancak devlet geleneğinin en belirgin özelliğidir: Kaşıkla verdiğini kepçeyle geri almak. Alevi kurumlarının -mevcut durumuna, savunular arasındaki uçuruma, çapraşık çelişkilerine ve ilişkilerdeki tuhaflığa bakacak olursak çok sanmıyorum ancak- bu süreci iyi takip etmesi ve bu süreci iyi takip ederken; bünyesindeki “aldım verdim ben seni yendim” oyunundan sıyrılarak hedeflerine ve esastaki varoluş nedenlerine yönelik hareketini hızlı, atik, öze saygılı ve samimi adımlar şeklinde atması gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)  

     

     

     

  • Yazar Tan: Bu örgütlenme modeli artık Alevileri temsil etmez noktada-VİDEO

    Yazar Tan: Bu örgütlenme modeli artık Alevileri temsil etmez noktada-VİDEO

    PİRHA-Yazar Abbas Tan, Aleviliğin temelinde rızalık anlayışının olduğuna dikkat çekerek, “Kurumlarımızda bu aşınmış durumda. Özellikle topluma ve bağlı bulunduğu örgüte de zarar veriyorlar. Bu yüzden Alevi kurumlarının mutlaka eğitimden geçmiş olanlar tarafından yönetilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

    AKD Genel Başkanı iken Gelecek Partisi kurucu üyesi olan Doğan Demir’e tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Yazar Abbas Tan, “Her Alevinin rızalık anlayışını, kamil insan olmayı ve rıza şehrini çok iyi bilmesi gerekir. Bunları bilmeyenlerin de Alevi kurumlarında görev almasının hiçbir esprisinin olmadığına dikkat çekti.

    Alevi kurumlarının mutlaka kurum içinde eğitim alanlar tarafından yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Abbas Tan, şunları dile getirdi:

    “AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in bir siyasi partide yer alması kararı kendisini bağlar. Ama büyük bir kurumun başkanının ya da yöneticilerinin mutlaka kurumun görüş ve düşüncelerini almadan rızalık bile talep etmemeli. Ama ne yazık ki bu son yaşanan gelişmelerde ortaya çıktı ki Aleviliği bilmeyen biri biliyormuş gibi geldi ve bizim birçoklarımızın da desteğiyle bir yerlere geldi. Eğer birazcık Alevi anlayışını, inancını, yaşam biçimini biliyor olsaydı böyle hareket etmezdi. Alevi kurumları bu işi bilmeyenler tarafından yönetiliyor. Alevi inanç önderleri de bu işi bilmiyorlar. Son gelişmede o dedelerin bu aralar ağzını bıçak açmıyor, yaptıklarının ne kadar yanlış, ne kadar  doğru olduğunu kendileri bile analiz edemeyecek duruma geldiler. Bu yanlışlar sadece kendisine değil özellikle topluma ve örgüte de zarar veriyor. Bu yüzden Alevi kurumlarının mutlaka kurum içinde eğitim alanlar tarafından yönetilmesi gerektiğine inanıyorum ki bu eğitimi alırken de rızalık anlayışı, sevgi, hoşgörü anlayışı mutlaka olması gerekiyor.”

    “DAVUTOĞLU’NUN PARTİSİNDE YER ALANLAR BİR SÜRE SONRA PİŞMAN OLACAKLAR”

    Aleviler de bu ülkenin vatandaşıdır ve mevcut siyasi partiler içerisinde bireysel olarak yer almaları kadar doğal bir şey olmadığını söyleyen Yazar Tan, ancak şunlara dikkat çekti:

    “Aleviliğin temel kurallarına baktığımızda sevgi, hoşgörü, dayanışma ve esas alınır. Aleviliğin olmazsa olmazları vardır ki bunlardan biri cana kıymaktır. Bunu yapanlarla yan yana olması mümkün değil. O yüzden Aleviler siyasi partilerde yer alırken o siyasi partinin geçmişi bugünkü yaşantısı, partiyi yönetenlerin bakışı ve geçmişteki yaşantıları da göz önünde bulundurulmalı. Ne yazık ki Alevi kurumları veyahutta Aleviler yetersiz kaldılar. Alevi kurumları içerisinden çıkan hemen en kısa sürede kendi hedefine ulaşabileceği bir siyasi partiyi tercih ediyor ve orada yer alıyor, o zaman da sonuca gidilemiyor.  Alevilerin yeni bir parti kurmalarına ya da hepsinin bir partide toplanmasına gerek yok, öyle bir anlayış yok. Çünkü Aleviler geçmişte yaşadıklarını göz önünde bulundurarak hangi partide yer alacaklarına karar verirler ve verebilecek yetenektedirler. Aleviler bir partide yer alması gerekiyorsa ağırlıklı hoşgörüyü esas alan, paylaşımcı bir anlayışın olduğu eşit yurttaşlık hakkını temel hedef alan, ülkede yaşayanları birbirinden farksız gören bir anlayıştaki bir siyasi partide olması gerekir. Davutoğlu’nun partisinde yer alanlar bir süre sonra pişman olacaklar.”

    Yazar Tan, son olarak son iki üç yıl içerisinde tabanda ciddi bir hareketlenme başladığına işaret ederek, “Bu örgütlenme modeli artık Alevileri temsil etmez bir noktaya geldi ve mutlaka Alevi örgütü yeniden yapılanmalı. Alevilerin mutlaka birbirlerinden rızalık alması gerekir. Cemlerde olduğu gibi muhabbetlerde olduğu gibi örgütlerde de birbirlerinden rızalık almalılar” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Hukukçu Mehmet Tural: Alevi örgütlenmesi tepeden tırnağa yenilenmeli-VİDEO

    Hukukçu Mehmet Tural: Alevi örgütlenmesi tepeden tırnağa yenilenmeli-VİDEO

    PİRHA- Emekli Hakim  Mehmet Tural, Doğan Demir’in AKD Genel Başkanlığı görevini yürüttüğü dönemde Gelecek Partisi’nin kurucuları arasında yer almasını eleştirdi. Tural, “Alevi kurumlarında yer alanların büyük çoğunluğu kendi kariyer ve emelleri için yer alıyor. Bunun önüne geçecek bir örgütlenmeye ihtiyaç var. Bunun içinde Alevi örgütlenmesinin baştan sona yenilenmesi gerekiyor” dedi.

    Haberin videosu

    Eski AKD Genel Başkanı ve şimdi ise Gelecek Partisi kurucu üyesi olan Doğan Demir’e dönük tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    “TEPEDEN TIRNAĞA YENİ BİR OLUŞUMA GİDİLMELİ”

    Emekli  Hakim Mehmet Tural, örgütler içerisinde yer alan kişilerin Yol’a hizmetten ziyade Yol’dan kendilerine çıkar sağlanmasına yönelik bir çalışma içerisinde olduğuna dikkat çekerek şunları belirtti:

    “Doğan Demir de diğer tüm insanlar gibi bir siyasi partinin kurucusu veya üyesi olabilir. Ama yıllardır Alevi örgütlerinin başında bulunan birisinin geçmişten beri içinde yer aldığı siyasi parti liderleriyle temasları, ilişkileri ya da bağlantılarını düşündüğümüzde Doğan Demir bu örgütü kendi siyasi çıkarları için kullanmıştır, diye düşünüyorum. Bu sorunu Doğan Demir meselesi olarak ele almaktan ziyade prensipler ve ilkeler meselesi olarak ele almak lazım. Ancak Doğan Demir bu adımları atarken bulunduğu görevlerden önceden istifa etmemesi, genel idari kurulun kendi içinde seçime gidip başkan seçmeleri yanlıştır. Dolayısıyla bence Alevi kurumları bundan çok ciddi bir zarar görmüştür. Bu zararın telafisi için artık Yol’da düzeltmekten öte yeni baştan, tepeden tırnağa yeni bir oluşuma gitmek gerektiğini düşünüyorum. Eğer birileri gelip de Alevi örgütlerini ekonomik çıkar ve kariyer için kullanıyorsa bunlara yer vermemiz gerekiyor. Yoksa gelip yol’a hizmet ediyorsa onu da başımıza tac etmemiz lazım. Alevi örgütlenmelerindeki en büyük sorun budur. Bugüne kadar Alevi örgütlerinin kadrolarında yer alanların büyük bir çoğunluğu kendi kişisel çıkarları için kullanmıştır. Bu yaklaşımların nedeni örgütlenmenin temelinde yapılan yanlışlardan kaynaklıdır. Bir tepki olarak, ya da kendini ifade etme aracı olarak kurulan kurumlar daha sonra o amaçlarından sapmıştır. Çünkü Yol’u ve süreği kavrayan kadrolar da mevcut değildir. Pirlik kurumunun zayıflaması da bu sorunları etkileyen nedenlerdendir.”

    “YOL VE SÜREKLERE HAKİM İNSANLARDAN OLUŞAN BİR ÜST MECLİS OLUŞMALI”

    Tural, Alevi kurumlarının geldiği nokta cemevlerinde yürütülen cenaze erkanı ve verilen yemeklerle sınırlı kaldığını, bunun da çok yanlış bir yaklaşım olduğunu ifade ederek şunları ekledi:

    “Çünkü Aleviliğe zarar veriyor ve kurumlar Alevilikten yararlanılan yerler haline dönüşüyor. Oysa biz orada çocuklarımızın bu kültürün içine girmesini sağlayamazsak, yaşlılarımıza orada rahat edebilecekleri yerler haline getiremezsek, gençlerin ve kadınların eğitim almalarını sağlamaz, dışlarsak geleceğimiz yer bu olur.”

    “ALEVİLİĞE BAKIŞLARI YETERLİ DEĞİL”

    ABF İnanç Kurulu’nu hatırlatan Mehmet Tural, kurulun işlevini yerine getirmediğini belirterek nedenlerini şöyle sıraladı:

    “Birincisi gerek yapısı gerek de kurum içinde yer alanların Aleviliğe bakışının yeterli olduğunu düşünmüyorum. İkincisi bu kurum içinde insanların dede sıfatını ve niteliğini taşımayan yüzlerce dedemiz vardır. Dedelik kurumunun Aleviliğin bugüne gelmesinde en önemli görevi üstlenmiştir. Çoğu, bırakın dedelik kurumunu, Aleviliğin temel düsturlarını bilmiyor ama dernek veya vakıf yönetim tarafından falan cemevine dede olarak atanıyor. öncelikle bu sorunu gidermemiz gerekiyor. Aleviliği bilecek, yol ve erkanını topluma aşılayacak dedelerin yetiştirilmesi lazım. Bunun için eğitim kurumumuzun olması lazım. Aynı zamanda sadece dedelerin yer almadığı, bu Yol’a katkı sunan, Aleviliğin yol ve süreklerine hakim insanlardan oluşan bir üst meclis oluşmalıdır. Bu üst kurulun da bütün Alevi kurumları tarafından tanınması ve kurumların bu meclisten çıkacak kararlara uyacaklarına dair taahhütte bulunmaları ve tüzüklerinde yer vermeleri gerekiyor.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

     

  • AKD’nin yeni Genel Başkanı’ndan Doğan Demir’e tam destek

    AKD’nin yeni Genel Başkanı’ndan Doğan Demir’e tam destek

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri’nin yeni Genel Başkanı İsmet Kurt, Doğan Demir’in Davutoğlu’nun kurduğu partiye kurucu olarak katılmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Kurt, “Alevi bir kişinin siyasal İslamcı bir partide ne işi var yorumunu yapmak yerine, siyasal islamcı bir partinin Alevi inancına sahip bir kişiyi neden kurucu olarak görevlendirir” anlayışının değerlendirilmesi gerekmektedir” önerisinde bulundu. 

    Doğan Demir’in Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu partiye katılmasının ardından Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) yeni Genel Başkanı  İsmet Kurt oldu.

    Doğan Demir, 11 Aralık günü genel başkanlık görevinden istifa etmişti. 15 Aralık’ta toplanan Genel Yönetim Kurulu Doğan Demir’in istifasını kabul edip yeniden görev paylaşımı yaptı.

    Buna göre;

    İsmet Kurt Genel Başkan,
    Ali Özveren Genel Sekreter,
    Hasan Çözükçe Genel Sayman,
    Aysun Gökçe, Adil Ateş, Hasan Engin, Seher Şengüllü Yılmaz, Mehmet Şahin, Feryat Bakan Genel Başkan Yardımcıları,
    Rıza Tanrıverdi, Ali Bedir, Kemal Soysüren, Hüseyin Çam, Kazım Kılıç, Ali Aktaş, Hasan Mansuroğlu, Serap Alev Selçuk, Hüseyin Görer, Yaşar Aydın, Yasin Koçak ve Hüseyin Gökçe Bölge sorumluları.

    Yazılı bir açıklama yapan AKD’nin yeni Genel Başkanı İsmet Kurt, Doğan Demir’in Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’ne katılmasıyla birlikte AKD’nin Demir üzerinden yıpratılmaya çalışıldığını iddia etti.

    “DOĞAN DEMİR’İN FARKLI SİYASİ OLUŞUMLARDA GÖREV ALMASI OLAĞAN”

    İsmet Kurt, “Alevi Kültür Derneklerini kendi ideolojik yapılarına payanda edemeyen, derneğimizin yaptığı birleştirici çalışmalarını hazmedemeyen bazı çevrelerin eleştiri sınırlarını aşan yazılı ve görsel basında, sosyal medyada mesnetsiz haberler ve yorumlar yaptıklarını görüyoruz” dedi.

    Doğan Demir’in herkes gibi siyasi alanda faaliyet yapma hakkına sahip olduğunu belirten Kurt, Alevilerin farklı siyasi oluşumlarda görev almasının olağan olduğunu savundu.

    “SİYASAL İSLAMCI PARTİ BİR ALEVİYİ NEDEN KURUCU OLARAK GÖREVLENDİRİR?” 

    İsmet Kurt yazılı açıklamasına şöyle devam etti:

    “Yapılan yorum ve haberlerde Ahmet Davutoğlu başkanlığında kurulan bir partinin siyasal islamcı olarak adlandırılarak, “Alevi bir kişinin siyasal İslamcı bir partide ne işi var yorumunu yapmak yerine, siyasal islamcı bir partinin Alevi inancına sahip bir kişiyi neden kurucu olarak görevlendirir” anlayışının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Yetmiş iki millete aynı nazarda bakmayı düstur kabul eden Alevi inancını savunduğunu söyleyip, kendisi için sınırsız özgürlük isteyenlerin durup aynaya bakması ve başkalarının iradesine saygı duyması Alevi edep ve erkanının gereğidir.”

    “DOĞAN DEMİR SİYASİ TERCİHİNİ YAPARAK GÖREV ÜSTLENDİ”

    Alevi Dernekleri üyeleri ve yöneticilerinin hak bildiği yolda tek başına kalsa da yürümeye devam edeceğini belirten Kurt, “Doğan Demir kendi siyasi tercihini yaparak bir görev üstlenmiştir. Kendi siyasi anlayışına uymadığı için Doğan Demir’i siyasi linç etmeye veya derneğimizi yıpratmak amacıyla seviyesizce yorum yapan, çalışmalarımızı provake eden çevrelere izin vermeyeceğimizi birlik ve bütünlüğümüzü koruyacağımızı, sorunlarımızı karşılıklı konuşarak çözmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Davutoğlu’nun partisine katılan Doğan Demir, PİRHA’nın sorularını yanıtladı

    Davutoğlu’nun partisine katılan Doğan Demir, PİRHA’nın sorularını yanıtladı

    PİRHA- AKP’den yakın bir zamanda istifa eden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu yeni partiye üye olan ve kuruculuğunda yer alan Doğan Demir, Alevi toplumunun eleştirilerini ve tepkilerini göze alarak gitmiş. Tepkileri normal karşıladığını söyleyen Demir, siyasal islamcı olarak bilinen Davutoğlu’nun demokrat ve laik olduğuna epey inanmış. Davutoğlu’nun, başbakanlığı döneminde yaşananlardan dolayı da özeleştiri yapacağını iddia ediyor. 

    AKP’den istifa eden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yeni partisinin kurucularından bir olan Doğan Demir, bu akşam saatlerinde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu’ndaki (ABF) görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.

    İstifa açıklamasının hemen öncesinde sorularımızı yönelttiğimiz Doğan Demir, Davutoğlu’nun partisine geçmesinden dolayı Alevi toplumunun tepkisinin normal olduğunu çünkü alışık olunan bir durum olmadığını söyledi.

    “Toplum bizi eleştirecek, bu doğaldır. İnsanların kendisine göre bir yapısı var. Doğaldır. Normal karşılıyorum” diyen Demir, Alevi toplumunun tüm tepkisine rağmen Davutoğlu’nun partisinde yer almaktan son derece memnun ve yeni partisine şimdiden sımsıkı bağlanmış.

    Doğan Demir’e Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nde neden kurucu olduğunu, bu partiden beklentilerini sorduk. İşte Demir’in sorularımıza verdiği yanıtlar:

    PİRHA- Daha önce görüştüğümüzde “Şu an Davutoğlu’nun partisine katılmayı düşünmüyorum. Henüz karar vermedim” demiştiniz. Sonra nasıl karar verdiniz? Üçüncü bir görüşme mi oldu?

    DOĞAN DEMİR- Evet bir daha görüştük. O görüşmeden sonra ben geniş kapsamlı bir üye görüşmesi yaptım. Görüşmem gereken birçok insanla bunları paylaştım. Tabii çok bir şey söylemeye gerek yok. Sıcağı sıcağına insanlar elbette tepki gösterecektir. Elbette haklı eleştiri yapacaklar ama yakın zamanda benim buraya neden gittiğimi, neler yapabileceğimi, dönüşüm olarak nasıl bir çalışma yapabileceğimi  gördükten sonra herkes benim haklı olduğumu görecektir.

    Bu partiye neden girdiniz ve nasıl karar aldınız? GYK (Genel Yönetim Kurulu) kararı var mı, tek başınıza mı karar verdiniz? Size karşı çıkanlar olmadı mı?

    Bu basına yansıdığı zaman şube başkanları, bütün Alevi örgüt başkanları, yöneticilerle konuştum. Böyle bir davetin olduğunu, bu davetin neden yapıldığını, İyi Parti Türkiye’de kurulduğu zaman insanların nasıl karşı çıktığını, sonrasında ittifaklarla nereye geldiğini, nasıl bir noktaya geldiğini detaylı bir şekilde analiz yaparak bütün örgütlerimize gönderdik.

    “Bütün örgütlerimiz” derken hangileri?

    Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan tutun da -orada da yöneticiyim biliyorsunuz – Pazartesi istifa edeceğim hepsinden. Siyaset yapan ağabeylerimiz, yoldaşlarımız, yol arkadaşlarımız GYK arkadaşlarımızın hepsiyle şube arkadaşlarımın büyük bir kısmıyla bu konuyu konuştum. “Böyle bir davet var, böyle bir çalışma var, karar aşamasındayım, daha karar vermedim ama son bir kez daha görüşeceğiz karar verebilirim. Bu konuyla ilgili bilginiz olsun” diye hemen hemen herkesle paylaştım. Son 2 gün kala da topladım Ankara’ya. Sayın Davutoğlu aradı. Doğan bey, “Biz perşembe günü partiyi kuruyoruz, Cuma günü lansmanını yapacağız, ona göre kararınız nedir? Ne yapalım? Senden haber bekliyoruz” dediğinde ben hemen bir gün sonra GYK’deki bütün arkadaşlarımı Ankara’ya çağırdım. Haklı olarak GYK’daki birçok arkadaşım da bu süreçte kurumu bırakmamam gerektiğini, burada kalmamın daha doğru olacağını söyledi. Ben de arkadaşlarla bu konuda uzun süren dört beş saatlik bir toplantıdan sonra “Arkadaşlar ben tekrardan bir görüşeceğim, nasıl bir karar vereceğimle ilgili size de bilgi vereceğim” dedim. Daha sonra bir görüşme yaptık. bütün GYK üyesi arkadaşlarıma, “Ben partinin kurucuları arasında yer alacağım, bilginiz olsun” dedim.  Birkaç gün içerisinde de zaten o gün öyle bir karar çıkabilir diye ben yetkileri mi genel sekreterimize vermiştim GYK kararıyla.

     Genel sekreter kim?

    Genel sekreterimiz Aysun Gökçe. Yönetim kurulu arkadaşlarıma ben böyle bir şeyde bulundum. Çünkü bu süreçte yarın olası bir parti kurulum aşamasında ikinci kez bir araya gelemeyebiliriz. Dolayısıyla acil bir şekilde bu görevi, vekaleti Aysun Gökçe’ye verelim. O devam etsin. Parti kuruluş aşamasına girdikten sonra, Parti kurulduktan sonra 1-2 gün sonra bir araya geliriz. Ben istifa ederim. Kendi içinizde bir arkadaşımızı seçersiniz, yolunuza devam edersiniz, diye bir karar almıştık zaten.

    Peki GYK’nın hepsi size onay verdi mi?

     Hepsi onay verdi dersem yanlış olur. GYK’den 21 arkadaşımızın 19’u katılmıştı. 18 ya da 19’du.

    Kaçı onay verdi size?

    Büyük bir çoğunluğu gitmemem konusunda birleşti. Ben daha detaylı anlattıktan sonra, arkadaşlarım bana “Sayın başkanım bu kararı tamamen sana bırakıyoruz. Alacağın her karara saygı duyarız” demişlerdi ve ben onlardan bu şeyi aldıktan sonra böyle bir şeye karar verdim. GYK üyesi arkadaşlarım topu bana attılar. “Sen kendin karar ver, alacağın karara saygı duyarız” demişlerdi. Biz öyle bir karar aldık zaten.

    “ALEVİ TOPLUMUNA VERDİĞİM HİZMETİN DEVAMI OLARAK BURADAYIM” 

    Böyle bir kararı çabucak mı aldınız yoksa düşündünüz mü? Kararsız kaldığınız noktalar oldu mu?

    Ben uzun zamandan beridir yaklaşık 1-1,5 aydır bu görüşmelerin yapıldığı günden beri bir şekilde -Gidersem ne olur gitmezsem ne olur- diye kendim bu konuda çok düşündüm. En azından ne yapabileceğim konusunda müzakere ettim. Dolayısıyla burada yeni bir soluk, yeni bir parti kuruluyor, kurucu üye olacağız. Orada geçmişte herkesin hatası, eksiği olabilir ama çok iyi bir kadro var, ben o kadroyu da gördükten sonra karar verdim. Bu kadro çok özel bir kadro, her kesimden bir kadro var, Parti programı çok iyi, tüzük çok iyi ve gelecek süreçte illa bir partide olacağız. Kendi toplumumuza hizmet edeceğiz, diye bir partide olmanın da anlamı olmadığı kanısına vardığım için burada siyaset yapma gereği duydum. Benim buradaki amacım tek başıma ya da bireysel bir çıkar sağlamak asla değil, tamamen yıllardan beridir 10-11 yıldır Alevi kurumlarına verdiğim hizmetin devamı olarak kendi toplumuma burada ne verebilirim, nasıl katkı sunabilirim noktasında karar aldım. Bu nedenle Sayın Davutoğlu’nun kurduğu partiye “Evet” dedim ve birlikte dün Partiyi kurduk. Bugün de hayırlısıyla yolumuza devam ediyoruz.

    Peki sizden başka Alevi var mı bu partide? Varsa kim bunlar?

    İki arkadaşımız daha var. Dinçer Türkmen diye bir arkadaşımız var İstanbul’dan. Zeynep hanım diye bir arkadaşımız var ama soyadını şu an anımsayamıyorum, sağlık sektöründen emekli bir ablamız.

    Herhangi bir kurumla ilişkileri var mı?

    Dinçer beyin var. Eskiden Bağcılar Cemevi başkanlığını yapmış. Ben de yeni tanıyorum.

    Davutoğlu’nun partisi için yeni bir soluk dediniz ama Davutoğlu 17 yıllık AKP iktidarında Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yaptı. Sonra görevden alındı Cumhurbaşkanı tarafından. 17 yıl içindeki olan bitenden elbetteki Davutoğlu da sorumlu. Alevi kamuoyunun büyük tepki göstermesinin nedenlerinden bir tanesi de Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde büyük katliamlar yapıldı IŞİD tarafından. O bu katliamların ardından “Oyumuz arttı” demişti. Ayrıca Suriye’deki savaşta sorumluluğu var. IŞİD’i destekleyen açıklamaları var. IŞİD barbarlarına “Öfkeli çocuklar” dediği vakit Suriye’de Aleviler katlediliyordu. Şimdi Davutoğlu’nun geçmişine baktığımızda, bu partiye katılırken bütün bunları düşündünüz mü, göz önüne aldınız mı? 

    Alevi Kültür Dernekleri gibi bir örgütün genel başkanlığını yapıp yıllarca Alevi örgütüne hizmet etmiş ve bu konuda çok bedel ödemiş bir adamın bunları düşünmemek gibi bir şansı var mı? Elbette ki düşündüm. 1-1,5 ay boyunca bunların tamamını düşündüm, müzakere ettim. Kurum başkanlarımızla konuştum. Elbette ki herkesin bir eksiği aksaklığı var. Ben bunları çok samimi bir şekilde sayın Davutoğlu’na da söyledim. “Sayın Başkanım böyle bir parti kurma çalışmamız var ama geldiniz, birlikte yol alalım dediniz eyvallah, ama geçmişteki yapılan çalışmalar, eksiklikler, hatalar, söylemleriniz… Bunlar bizim toplum tarafından çok sert karşılanan şeyler… Bunlarla ilgili bir özeleştiriniz olacak mı? Bunlarla ilgili kamuoyuna bir açıklama yapacak mısınız? Biz gelirken nasıl gelelim” diye sordum.

    Davutoğlu ne dedi peki?

    Sayın Davutoğlu’nun söylediği şey şu: Sayın başkanım elbette eksiklerimiz vardır, yanlış konuşuyor olabiliriz. Ben bununla ilgili çok sıkıntı çekilecekse mutlaka çıkar kamuoyunda, basında eksik bir şey yaptıysam, yanlış bir şey söylediysem hem özeleştirimi yaparım hem gereken ne varsa kamuoyu ile paylaşırım” diye bir söylemi oldu.

    “DAVUTOĞLU’NUN ÖZELEŞTİRİ VERECEĞİNİ TAHMİN EDİYORUM”

    Davutoğlu, 17 yıllık bir AKP iktidarının içinde yer aldı ve o politikalardan elbette ki sorumlu. Türkiye’deki olup bitenlerden “Ben sorumsuzum” deyip sadece bir özür dileme ile bunun ortadan kalkacağını mı düşünüyor?

    Ben eminim yakın zamanda -önümüzdeki hafta perşembe günü görev dağılımı yapılacak mevcut kurucular kurulu kendi arasında seçim yapacak. Genel Başkan daha seçilmedi. Genel Başkan ve İcra Kurulu MYK’si seçildikten sonra, daha doğrusu Davutoğlu ve kurmay heyeti biraz yol aldıktan sonra mutlaka bu özeleştiri, geçmişle ilgili kamuoyu ile paylaşacak bir çok şeyinin ne olduğunu tahmin ediyorum. Sadece bu yaşananlar değil, AK Parti içerisinde de verdiği mücadelede neler yaşadığını, ne yapmaya çalıştığını ya da nasıl engellendiğini, nereden geldiğini mutlaka kamuoyuyla paylaşacaktır. Tabii onun ne paylaşacağını, ben onun adına buradan konuşmam çok doğru da olmaz. Ama orada bir açıklama yapacağını tahmin ediyorum.

    SİYASAL İSLAMCI PARTİDE NE YAPACAKSINIZ?

    Bu yeni kurulan parti bir sağ parti. Dolayısıyla Davutoğlu da siyasal islamcı bir şahsiyet. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok farklı düşüncelere sahip olduğunu düşünmüyor Alevi toplumu. Siyasal İslamcı bir partide ne yapacaksınız? Yani rahat edebilecek misiniz?

    Şöyle bir şey söyleyeyim siyasal islamcı diyorsunuz ya. Türkiye’de artık bana göre bu son Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi ile alakalı baktığınız, geldiğimiz noktada, artık bu işin sağı solu kalmadığını, biraz daha düzgün insanların vatansever insanların, toplumsal uzlaşı isteyen insanların, birlikte mücadele etmesi gereken insanların, daha çok mücadele edebileceklerine inanıyorum. Ben Davutoğlu’nun kurduğu partinin içerisinde sağcıların çok olduğunu biliyorum ama bu partiyi sağcı bir parti veya solcu bir parti diye tanımlanmaktan ziyade partinin ne yapabileceği, programında, tüzüğünde ne var. Mesela bugün yaptığı konuşma çok özel bir konuşmaydı, çok önemli bir konuşmaydı, sosyal-demokrat partilerde olması gereken bir parti programı hazırlandı. Sayın Davutoğlu bugün çok net bir şekilde hep eşit yurttaşlıkla ilgili, ayrımcılıkla ilgili, inanç özgürlüğü ile ilgili, laiklik ile ilgili Atatürk ve cumhuriyetle ilgili bütün söylemlerine çok net tavır koyup herkesin istediği, içinde Ermeni’nin Süryani’nin, Yahudi’nin, bizlerin, bütün toplum katmanlarının içinde olduğu bir oluşum var, bir parti kurulumu var. Ben, burayı götürüp bir yere bağlamanın çok doğru olduğuna inanmıyorum. En azından ben Doğan Demir olarak inandığım ilkelerden asla taviz vermeyeceğim.  Yaşamım, inancım gereği inandığım ilkelerden asla taviz vermeyeceğim. Yaşamım, inancım gereği ne gerekiyorsa kendi toplumum adına, kendi adıma ya da mazlum halklar adına ne gerekiyorsa onun mücadelesini vereceğimi sonuna kadar kendimden çok emin olduğum için biliyorum

    “DAVUTOĞLU’NUN DEMOKRAT VE LAİK OLDUĞUNA İNANIYORUM”

    Davutoğlu Başbakanlık görevinden alınmasaydı devam edecekti AKP içinde. Şu anki politikaların birebir sorumlusu olacaktı. Bunu nasıl değerlendireceksiniz? Yani değişmiş olabilir mi Başbakanlık görevinden alınınca, AKP den istifa edince? Bu kadar kısa sürede değişmiş olabilir mi sizce?

    Davutoğlu Başbakan iken birkaç sefer yaptığımız görüşmelerde Alevilerle ilgili samimiyetini gördüğüm -7 Kasım seçimlerinde ilk kez AK Parti hükümetinin seçim bildirgesinde, Alevilerin talepleri ile ilgili çalışma yapan ve samimiyetini oradan gösteren bir başbakan gördüm. Mutlaka eksiklikleri olabilir, mutlaka bizim sevmediğimiz toplumun karşı durduğu şeyler olabilir ama onun adına burada açıklama yapmayı çok doğru bulmuyorum.

    Siz Davutoğlu’nun demokrat ve laik olduğuna mı inanıyorsunuz?

    Evet, ben inanıyorum. Ben inanmasam bu kadroda yer almazdım.

    AKP’nin programına baktığınız zaman belki de “En demokrat parti” dersiniz ama uygulamada AKP’yi hiç böyle görmedik. Çalıştaylar yapıldı, Davutoğlu da vardı çalıştaylar döneminde ama bir adım ileri gidilmedi. Davutoğlu’nun şu ana kadar Alevilerin taleplerine, sorunlarına hakim olması gerekiyor aslında. Ancak hala sıfırdan başlıyormuş gibi hareket edince Alevi toplumunun tepkisini çekiyor. Bu konuda ne dersiniz?

    Bizim arkadaşlarımızın, tepki gösteren canlarımızın çok bilgi sahibi olmamasından kaynaklı. Ben Sayın Davutoğlu ile son 1,5 aydır yaptığımız 3 ya da 4 sefer yaptığım görüşmelerde, bu konuda çok samimi davrandığını ve Alevilerin talepleri ile Kürtlerin talepleri, azınlıklarla ilgili neler yapılabileceği konusunda çok perspektifli çok sade düşünen ve bu konuda kesin kararlı bir görüntü gördüm. Ben Davutoğlu’nun bu süreçte asla yanlış bir şey yapacağına inanmıyorum. Tam tersi bugün o parti programında da açıkladığı nedenlerden dolayı mutlaka sahip çıkacağını düşünüyorum ki AK Parti içerisinde siyaset yapan hiç kimsenin buna Sayın Davutoğlu başta olmak üzere Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde hiçbir şey yapamayacağını, yapmadığını en azından kamuoyundan hepimiz çok net biliyoruz. Dolayısıyla şimdi AK Parti’de Tayyip Erdoğan gibi bir liderin yanında neler yapabilirliğini tartışmak yerine, -onun eksiklerini zaten hepimiz görüyoruz- bugün yeni bir parti kuruluyor ve bu partiyi kendisi kuruyor, kendi kadrosu ile geliyor, kafasındaki yeni programla, yeni projelerle, yeni insanlarla kadrolarla yol alıyor. Ben bu konuda çok umutluyum. Eminim ki biz bu kadroyu bildiğimden dolayı söylüyorum, çok şey yapacağız ve Türkiye’nin önünü açacağız. Toplumsal uzlaşı noktasında, Türkiye’de tek adam rejimi noktasında, demokrasi adına, insan hakları ve özgürlükler adına, ayrımcılık adına bu ülkede diğer siyasi partilerle de en kısa sürede seçim döneminde ittifaklar yapılarak en azından Türkiye’yi yeniden inşa edebilecek bir alana getireceğimize emin olmasaydım ben bu partide yer almazdım.

    DAVUTOĞLU GEÇMİŞİNDEN BAĞIMSIZ DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?

    Davutoğlu iktidardayken, başbakanken, dışişleri bakanıyken neden bunları uygulamaya geçirmedi? Davutoğlu devam etseydi farklı bir şey mi olacaktı?

    Akp’nin politikaları noktasında benim bir şey söylemeye hakkım yok. Zaten biz bu politikaları eleştiriyoruz. Geçmişe dönük Davutoğlu adına bir şey söyleyemem. Bir gün bir araya gelirsiniz ve sorularınızı sorarsınız.

    Davutoğlu geçmişinden bağımsız düşünülebilinir mi, değerlendirilebilir mi?   

    Ben uzun yıllar CHP’de siyaset yaptım. CHP’deki siyasi bakışım başka, Alevi kurumlarına girdiğim zaman farklıdır. İnanç ağırlıklı bir örgüttesin. Bugün geldik Davutoğlu’nun kurduğu bir partide mücadele ediyoruz. Mutlaka insanların duruşuyla ve gittiği yerle ilgili bir alacağı vardır.

    Peki diğer kurucu olan Aleviler de sizin gibi mi düşünüyor?

    Evet. Arkadaşlarımla bu süreçte tanıştık. Daha önce tanımıyordum. Onlar da bu konuda benim gibi düşünüyorlar. Çok fazla da sohbet etme şansım olmadı ama bir iki sefer bir araya geldik.

    Siz ve diğer iki kişiden başka teklif götürülen Alevi oldu mu? 

    Çok bilmiyorum. Ancak birkaç kişiye gittiğini söylemişti sayın Davutoğlu. Fakat kime gittiğini sormadım.

    Şu anki kurum genel başkanlarından mı söz ediyorsunuz?

    Kurum genel başkanlarına mı, kime gittiğini çok bilmiyorum. Bunu söylememde çok doğru olmaz. İsim olarak bilmediğim için. Sayın Davutoğlu ile yaptığımız ilk görüşmede benim mutlaka bu kadroda olmam gerektiğini, benim dışımda da “8-10 arkadaşımızın bu kadroda olmasını çok istiyorum” dedi.

    “DAVUTOĞLU’NUN SİYASAL İSLAM ANLAYIŞINA SAHİP ÇIKMAYACAĞINA İNANIYORUM”

    Siz gerçekten Davutoğlu’nun değiştiğine inanıyor musunuz?

    Benim şüphem yok. AKP döneminde siyasi konjonktürden kaynaklı nasıl davrandığını, az çok gözlemliyoruz. Eksiklikleri hataları mutlaka vardır. Sayın Davutoğlu’nun da devletin sadece bir anlayışa, bir inanca yani siyasal islam anlayışına sahip çıkamayacağını, orayı beslemeyip, oradan nemalanmayacağını taahhüt ediyorum ve bundan sonra da bütün inançlara eşit mesafede bakacak, herkesi kucaklayan, herkesin inancını özgürce yaşayacağı alan yaratmamız gerektiği konusunda çok net tavır koydu.

    Aleviler çok hoşnutsuz, toplumun büyük bir kesimi mutsuz. İşte KHK’lerle binlerce insan işinden atılmış, Diyanet eğitimin içine iyice girmiş vaziyette, her gün protokoller imzalanıyor, her yere imamlar atanıyor. Yani bu konularda Davutoğlu ne düşünüyor? Davutoğlu hangi garantileri veriyor? AKP’den farklı bir politika izleyecek mi? Bunu görüyor musunuz?  

    Bu konuda eminim. Görmeseydim bu harekette yer almazdım.

    Alevilere hangi vaatleri veriyor?

    Alevilerle ilgili bütün hak ihlallerinin ortadan kaldırılacağına ilişkin taahhüdü var ve ben bunu birlikte gerçekleştireceğimize sonuna kadar inanıyorum.

    Mesela zorunlu din dersinden Alevi çocukları muaf olacak mı? Mahkeme kararlarını uygulayacak mı? Cemevlerine ibadethane statüsünü tanıyacak mı?

    Mutlaka veriyor. Bunların hepsini konuştuk. Kesinlikle cemevlerinin statü sorununun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Alevi çocuklarının eğitim-öğretimde ayrımcılığa maruz tutulması konusunda neyse yapılması gerekiyor. Okullardaki eğitim sisteminden tutun da cemevlerinin statüsüne kadar önümüzdeki günlerde bizim vereceğimiz mücadele. Partiye biz boşuna mı girdik? Bu partide mücadele ederken mutlaka Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması belki çok zordur ama Alevilerin hakkı ve hukuku olan, Alevilerin vergilerinden alınıp Diyanet’e verilen kısmıyla ilgili biz mutlaka mücadele ederiz.

    Peki siz bu partiye Doğan Demir olarak mı, Alevi kimliğinizle mi, genel başkan olarak mı katıldınız?

    Sonuçta ben Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanıyım. Parti açıklanmadan önce görevimi genel sekretere bırakmış bir insanım. Dolayısıyla hem Doğan Demir’im hem Alevi kurumlarında yıllarca emek vermiş birisiyim. Bunların hepsi mutlaka orada öngörecektir. Ben Alevi kurum başkanıyken bile her platformda söylediğim çok özel bir şey var; biz hiçbir zaman Alevi toplumunu temsil etmiyoruz, bulunduğumuz Alevi kurumlarını temsil ediyoruz. Kendi toplumuna yıllardır verdiğim o hizmetle birlikte toplumsal mücadeleyi nasıl verebilirim, toplum için neler yapabilirim, ülkem için neler yapabilirimin mücadelesini vereceğim. Çok netim o konuda.

    “GYK’DEKİ ARKADAŞLARIMIN HEPSİ BİLİYOR”

    AKD ve ABF’deki görevinizden partiye katılmadan önce istifa etseydiniz daha iyi olmaz mıydı? 

    Bir gün önce ya da bir gün sonra istifa etmenin çok iyi ya da kötü tarafının olduğunu düşünmüyorum.

    Etik olarak…

    Çok etik davrandığımı düşünüyorum. GYK’de alınmış bir karar yoktu. GYK’deki arkadaşlarımın hepsi biliyor. Sadece böyle bir düşüncemin olduğunu GYK’deki arkadaşlarla paylaştıktan sonra karar vereceğimi, son bir kez sayın Davutoğlu ile görüşüp karar vereceğimi arkadaşlarımla paylaştım. GYK’den sonra karar verdiğim itibariyle de arkadaşlar bir iki gün içerisinde mutlaka tekrar GYK toplantısı yapıp görevi devredeceğimi söyledim. Bundan daha etik bir şey yoktur. Görevi devrettikten sonra ne zaman isterlerse onların emrinde olurum. AKD’ye 11 yılını vermiş birisiyim. 7 yıldır genel başkanlık yapıyorum. Kurumumu evimden, çoluk çocuğumdan çok zaman ayırdım. Emek verip katkı sundum. Eksik aksak tarafları olabilir. Örgütümün hakkını hiçbir zaman ödeyemem. İleriki süreçte mücadele edeceğiz.

    Bazen girdiğiniz partiye ve oradaki insanlara benzeyebilirsiniz. Siyasal İslamcı bir partide Alevilikten sıyrılabileceğinizi, dönüşebileceğinizi düşünüyor musunuz? Ve bundan korkuyor musunuz?

    Benim hayatımda korku diye bir şey yoktur. Aldığım kararların arkasında duran ve sonuna kadar mücadele eden ve bedel ödeyen biriyim. Hiçbir kaygım, korkum yoktur. Tam tersine eski Doğan Demir olarak yoluma devam edeceğim.

    Alevi toplumu tarafından eleştiriliyorsunuz. İktidarın bazı şahsiyetlerine yakınlığınızla biliniyorsunuz. Şimdi de Davutoğlu meselesi çıktı.

    Benim, iktidarın hiçbir kesimiyle, bir bakanla bir Ak parti yöneticisiyle ne kadar yakınlığım varsa bir CHP’liyle o kadardır. 30 yıllık CHP üyesiydim. Bir hafta öncesinde istifa ettim. Dolaysıyla hiç kimseye ne yakın ne de uzak oldum. Herkese eşit mesafede durdum. Devasa bir kurumun genel başkanlığını yaptım. Bir bakanı aramak hükümete yakın olmak değildir. Ya da birisiyle istişare yapmak, Türkiye’deki sorunları masaya yatırmak, oluşabilecek sıkıntıları çözmek adına, benimkisi tamamen kurumsal görüşmelerdir. Bunu dışarıda zaman zaman bu örgütlerde bizi sevmeyen arkadaşlarımız var. Onlar bunu çok dile getirdiler. Ama öyle olmadığını en azından AKD örgütü ve beni bilen, tanıyan herkes bunu net bir şekilde gördü.

    Alevi toplumu çok acı çekmiş. Özellikle bu sağ ve siyasal islamcı zihniyetten çok çekti. Alevi nefretinin yoğun olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Alevi toplumunun bunu kabullenmesi kolay değil. Bunları göz önüne alıyor ve değerlendiriyor musunuz?

    Mutlaka değerlendiriyorum. Dönüşmeye değil dönüştürmeye gidiyorum.

    Başarabilir misiniz?

    Başaracağım. En azından Türkiye’nin talepleri, toplumsal beklentileri karşılayacağımıza, birlikte yol alacağımıza ve başaracağımıza eminim.

    “BEN RAHAT BİR ADAMIM”

    Kurucular kurulunda yer almanızın ardından “Alevi kurumları adına gidilmemeli, kendisine Alevi diyorsa bu yapıda yer almamalı” gibi çeşitli tepkiler geldi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bunlar kendi eleştirileri. Ben rahat bir adamım. Bir partinin arka bahçesi değiliz. Bir partiye mahkumda değiliz. Tek bir partide siyaset yapacak diye bir kural yok. Bunlar sığ, marjinal ve ideolojik  düşünen arkadaşlarımızın dile getirdiği şeyler. Saygı duyarım, onların görüşüdür ama ben öyle bir görüşte değilim.

    İŞİD gibi bir barbar örgüte “ öfkeli çocuklar” diyen bir Davutoğlu var.

    Sayın Davutoğlu bununla ilgili bir özeleştiri yapacaktır. Yapacağına eminim.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Doğan Demir, AKD ve ABF’deki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı

    Doğan Demir, AKD ve ABF’deki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı

    PİRHA- Doğan Demir, Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer alması dolayısıyla AKD ve ABF’deki görevlerinden istifa ettiğini duyurdu. 

    Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’e bu akşam PİRHA’ya verdiği uzun röportajın ardından sosyal medya hesabından AKD ve ABF’deki görevlerinden istifa ettiğini duyurdu.

    Demir şu mesajı paylaştı:

    “Sevgili dostlar yeni kurulan partide görev almamdan dolayı, parti kurulmadan üç gün önce yaptığımız GYK toplantısında aldığım karar gereği bugün itibarıyla hem ABF’deki gorevimden hem de Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanlığı’ndan istifa ettim.
    Pazartesi günü yapılacak GYK toplantısında yönetim kurulundaki yol arkadaşlarım kendi aralarında yeniden görev dağılımı yaparak yola devam edecekler. Bugüne kadar birlikte yol aldığım bütün canlara, emek veren, katkı sunan, bana yoldaşlık yapan herkese sonsuz teşekkür ederim. Süreçle ilgili gerekli detaylı açıklamayı kamuoyuyla paylaşacağım.”

    Doğan Demir’in Davutoğlu’nun kurduğu partide görev almasının ardından Alevi kamuoyu büyük tepki gösterdi. Demir’in mutlaka hem AKD’deki hem de ABF’deki görevlerini derhal bırakması istendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AKD Ankara Şubesi: Doğan Demir tüm görevlerinden istifa etmeli

    AKD Ankara Şubesi: Doğan Demir tüm görevlerinden istifa etmeli

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri Ankara Şubesi, Genel Başkan Doğan Demir’in Ahmet Davutoğlu’nun partisinde yer almasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, Alevilerin hiçbir şekilde kurulan bu yeni partiye güvenmesinin beklenemeyeceği belirtilerek, Doğan Demir’in dernekteki görevlerinden istifa etmesi gerektiği kaydedildi. 

    Eski AKP’li ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yeni kurduğu partide kurucu olarak yer alan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’e derneğin Ankara Şubesi’nden tepki geldi.

    “DEMİR’İN TÜM GÖREVLERİNDEN İSTİFA ETMESİ GEREKİYOR”

    Açıklamada, “Doğan Demir’in partiye katıldığı gün itibarıyla Alevi Kültür Dernekleri Ankara Şubesi olarak Genel Baskanımızın AKD ismini kullanarak siyaset yapmaması gerektiğini ve partiye katıldığı bugün itibari ile tüm görevlerinden istifa etmesi gerektiğini beyan eder, destek veren şubelerin de kararlarını tekrar gözden geçirmeleri gerektiğini belirtiriz” denildi.

    “ALEVİLERİN BU PARTİYE GÜVENMESİ BEKLENEMEZ”

    Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu partiye ilişkin aktarımlarda bulunulan açıklamada şunlar belirtildi:

    “Adı geçen partinin kurucusunun AKP’de siyaset yaparken Fettullah Gülen ile araları bozulana kadar ki yakınlığı, ve biz Aleviler için hiçbir şey yapmadığı, bugünkü ve önceki 17 yıllık hükümetin tüm suçlarına ortak olduğu ortada ve bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla Alevilerin hiçbir şekilde kurulan bu yeni partiye güvenmesi beklenemez.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP MYK, Davutoğlu ve üç isim için ihraç kararı verdi

    AKP MYK, Davutoğlu ve üç isim için ihraç kararı verdi

    AKP Merkez Karar ve Yürütme Kurulu’nda, Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başçı ve Selçuk Özdağ’ın partiden kesin ihracı istendi. İhraç istemi kararı, oybirliğiyle alındı.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başcı ve Selçuk Özdağ’ın, ‘AK Parti İçtüzüğü’ne aykırı eylem söz ve davranışlarında bulundukları’ gerekçesiyle oy birliği ile partiden kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edildiği bildirildi.

    MYK’dan çıkan ihraç talebi AKP Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilecek. Ardından Disiplin Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, kurulu toplayarak ihracı istenen kişilerden sözlü ve yazılı savunma isteyecek. Disiplin Kurulu’nun sözlü ve yazılı talebine belli bir süre içerisinde cevap gelmezse, ihracı istenen Davutoğlu, Özdağ, Başçı ve Üstün’ün, parti üyelikleri otomatik olarak düşecek.

    AKP’den ihracı istenen eski milletvekili Selçuk Özdağ, karara tepki göstererek “Halbuki ortada bir dava varsa; davaya ihanet edenler doğru bildiklerini söyleyenler ve bunu haykıranlar değil, yapılan her yanlışa alkış tutanlardır” dedi.

    DAVUTOĞLU ‘İHRAÇ BEKLEMİYORUM’ DEMİŞTİ

    Davutoğlu geçen günlerde televizyonda yaptığı açıklamalarda, “Beni ihraç etmelerini beklemiyorum, beni zaten tarihten ihraç ettiler. Bakın beni nasıl ihraç ettiler. Tebessüm ederek burayı açacağım çünkü ancak tebessüm edilebilecek bir şey. Kongre’de ben AK Parti delegesi yapılmadım” ifadelerini kullanmıştı.

    “SEN BAŞBAKANMIŞ GİBİ YAP AMA YETKİ KULLANMA”

    Davutoğlu, 18 Temmuz günü RS FM yayınında Türkiye’nin kritik dönemi olduğu varsayılan 2015’deki siyasi gelişmeler hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında “Bana, ‘Sen başbakan gibi görün ama başbakan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma’ dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı istiyordu. Ben kendimi bilirim; benden her şey olur da düşük profilli olmaz”demişti. RS FM, daha sonra Davutoğlu’nun konuk olduğu programı tümden yayından kaldırmıştı.

  • İki partiden Davutoğlu’nun sözlerinin araştırılması için önerge

    İki partiden Davutoğlu’nun sözlerinin araştırılması için önerge

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, 7 Haziran ile seçimin tekrar edildiği 1 Kasım 2015 sürecine ilişkin, “Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” sözlerini TBMM gündemine taşıyarak, araştırma önergesi verdi. 

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergeyle, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Sakarya’daki sözlerinin araştırılmasını istedi. Konu hakkında Mecliste Araştırma Komisyonu kurulmasını isteyen Ağbaba, Davutoğlu’nun görevde bulunduğu süre zarfında yaşanan olayların araştırılmasını talep etti.

    HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan da TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergede, Davutoğlu’nun aynı yöndeki sözlerinin araştırılması için Meclis’te bir komisyon kurulmasını talep etti.

    Her iki partinin önergeleri, 1 Ekim’de yeni yasama yılının başlaması ile birlikte işleme alınacak.

    (HABER MERKEZİ)