Etiket: dede kenan akbaba

  • Dede Akbaba: Alevi köylerine zorla cami yapılması kabul edilemez-VİDEO

    Dede Akbaba: Alevi köylerine zorla cami yapılması kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler büyüyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi’nde dedelik hizmeti yürüten ve Üryan Hızır Ocağı yol evlatlarından olan Kenan Akbaba, Alevi köylerine dönük cami dayatmalarının asimilasyon politikası olduğunu belirterek sert tepki gösterdi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Akbaba, son dönemlerde Alevi köylerine yönelik benzer girişimlerin arttığını vurguladı.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİ SON YILLARDA HIZ KAZANDI”

    Akbaba, Alevi nüfusunun yoğun olduğu köylere cami yapılması ya da boş evlerde merkezi sistemle ezan okutulması gibi uygulamaların giderek yaygınlaştığını belirterek bunun ciddi rahatsızlık yarattığını söyledi.

    “Anadolu, geçmişten bugüne tüm inançların kendisini yaşattığı bir yer. 72 milleti bağrına basmış bir coğrafya. Bu çeşitlilik bizi zenginleştirirdi, güzelleştirirdi. Ancak bugün geldiğimiz noktada Alevi köylerine zorla cami yapılarak inançlarımız yok sayılmak isteniyor” dedi.

    “MUHTARLARA BASKI YAPILIYOR”

    Cami yapım taleplerinin bazı köylere hizmet götürme şartına bağlandığını belirten Akbaba, mevcut siyasi iktidarın muhtarları baskı altına aldığını ifade etti:

    “‘Köyünüze hizmet istiyorsanız cami yapılacak, yapılmazsa hiçbir hizmet gelmez’ denilerek muhtarlar tehdit ediliyor. Bu kabul edilemez. Bu baskılarla köylerde cami yapılmasına mecbur bırakılıyorlar.”

    Dersim’in yanı sıra Sivas, Erzurum, Çorum ve Aşkale gibi birçok bölgede de benzer uygulamaların yaşandığını söyleyen Akbaba, “Bu köylerde Sünni vatandaş yaşamamasına rağmen cami yapıldı, ezan okutuluyor” dedi.

    Her inancın kendi ibadet alanını yaşatmasının doğal ve değerli olduğunu vurgulayan Akbaba, ancak hiçbir cemaatin bulunmadığı köylere cami yapılmasının açık bir dayatma olduğunu ifade etti:

    “İnançlarımızı yaşatmak elbette güzel ama o inanca mensup kimsenin olmadığı bir köye zorla cami yapılmasını istemiyoruz. Bu doğru değil, kabul etmiyoruz.”

    Alevilerin asimile edilmesine kimsenin hakkı olmadığını vurgulayan Akbaba, eşit yurttaşlık çağrısı yaptı:

    “Biz bu ülkede kardeşçe yaşamak istiyoruz. Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Abaza, Ermeni, Süryani, Ezidi… Hiçbirini ayrıştırmaya gerek yok. Her toplumun inancına saygı duyulmalı. Mevcut hükümet farklılıklara saygı duymadığı sürece bu ülkede huzur olmaz, kendisi de kaybeder.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dede Akbaba: Suriyede Alevilere yönelik yapılanları tüm topluma ulaştırmamız lazım-VİDEO

    Dede Akbaba: Suriyede Alevilere yönelik yapılanları tüm topluma ulaştırmamız lazım-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de Alevilere yönelik şiddet eylemlerine ilişkin tepki gösteren Üryan Hızır Ocağı yol yürütücüsü Kenan Akbaba, Suriye’de yaşanan katliama daha fazla sessiz kalınmaması gerektiğini ifade ederek, “Avrupa’daki Alevilerin de buna karşı mücadele yürütmesi gerekiyor” diye belirtti.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesi ardından HTŞ’ liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’deki Alevilere ait inanç merkezlerine yönelik saldırılar da tepkilere neden oluyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş sivilin öldürülmesi sonrasında bölgedeki korku daha da arttı. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto düzenledi ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    Üryan Hızır Ocağı yol yürütücüsü Kenan Akbaba, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “SURİYEDEKİ KARLİAMLARIN GÖRÜNTÜLERİ TAM BİR TRAJEDİ”

    Suriye’de Aleviler üzerinde bir katliam yaşandığını ve yaşananların kabul edilebilecek bir durum olmadığını vurgulayan  Akbaba, “Basında ve sosyal medyada çıkan görüntüler adeta bir trajedi. Bu görüntüler bizi yürekten yaralayan görüntüler. Suriye’de sosyal medya üzerinden izlediğimiz bu olaylarda tamamen oradaki Alevilere karşı ırkçı ve şöven bir saldırı var. Suriye’de insanları kadınları gençleri yerlere yatırarak kafalarına ayakları ile basarak adeta çocukların yanında işkence yapıyorlar” diye belirtti.

    “HTŞ YÖNETİMİ SURİYEYE BARIŞ GETİRECEKTİ BARIŞTAN ANLADIKLARI BU MU”

    Suriye’deki mevcut HTŞ ülke yönetimini devraldığında barış getireceğiz diyerek işe başladığını aktaran Akbaba, “Suriye’de yaşayan bütün kimliklere inanç ve kültürlere eşit yaklaşacak ona göre davranacağız diyerek açıklama yapmışlardı. Ama sözlerinde durmadılar” dedi.

    “ESAT’TA KATLİAMCIYDI HTJ DE KATLİAMCI”

    HTŞ’nin Esad’tan farkı olmadığını belirten Akbaba, “Esad Alevi olsa da Esad’ta işkenceci bir insandı, Aleviler olarak Esad’ı da kınıyoruz. Ama bunlar Esad yönetiminden daha beter çıktılar. Katliamcı zihniyetin hepsini kınıyoruz ve lanetliyoruz. Umarım Suriye’de bir an önce sağduyulu bir hükümet kurulur” diye konuştu.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN SESİNİN DAHA GÜR ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Suriye’de Aleviler üzerinde yapılan katliama karşı ivedi olarak kamuoyu oluşturmak gerektiğini belirten Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Derneklerimizin sivil toplum örgütlerimizle birlikte büyük bir kamuoyu oluşturarak yaşananları tüm topluma ulaştırmamız lazım. Avrupa’daki Alevi hareketine de büyük görevler düşüyor. Avrupa’daki Alevi örgütleri de bir an evvel sesini çıkarması lazım” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Abdal Musa Ceminde önemli mesajlar: Aleviler katledildiler ama hiç katletmediler -VİDEO

    Abdal Musa Ceminde önemli mesajlar: Aleviler katledildiler ama hiç katletmediler -VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde, Abdal Musa Cemi yürütüldü. Cemde Alevi katliamlarına dikkat çeken Dede Kenan Akbaba, “Hepsinde acılar gördük ama hiçbir zaman Aleviler bu katliamların karşısında hiç bir katliam yapmadı. Bizler hiçbir zaman kötülüklerden yana olmadık” dedi.

    Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde yapılan Abdal Musa Cemini Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Korkuteli Büyük Köy Babası Süleyman Kutlu, Zakir Hasan Akbaba, Doğukan Korcu ve Efe Güldaş yürüttü.

    Cemde, Araştırmacı Yazar Ali Aksüt bir konuşma yaptı. “19 Aralık ile 29 Aralık arasında 1978 yılında Maraş’ta bir insanlık ayıbı yaşandı. Yüzlerce, belki binlerce konut bir o kadar iş yeri tahrip edildi ve çoğu ideolojik, ırkçı, gerici ve bağnaz saplantıları olan şartlandırılmış insanlar tarafından, tıpkı Osmanlı’nın yaptığı gibi Kızılbaş Alevileri bertaraf edilmek için katliam yapıldı? Resmi kayıtlara göre 117 -120 ancak açıklanmayan insan hakları ile ilgili kurumların verdiği bilgilere göre de 500’e yakın insan orada kesilerek, yakılarak, vahşice katledildiler” dedi.

    Özellikle yurt dışında yaşayan Alevi toplulukların asimile olmadıklarına dikkat çeken araştırmacı Yazar Aksüt, “Avrupa’da Aleviler çocuğun yaşı ve çağı geldiği zaman çocuğuna ikrar verdiriyor, Bektaşi ise nasip alma töreni yaptırıyor musahiplik kardeşliği tutturuyor” diye belirtti.

    İnsanın sadece küçük bir bedenden oluşmadığını belirten Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba ise, “Hazreti Ali şöyle diyor: İnsan, sen kendini küçük bir beden sanıyorsun oysa ki koskoca bir evren sende. Asıl sen okunacak bir kitap gibisin, sırlar senin içinde, derman sende. Ama senin haberi yok” dedi.

    “ALEVİLER KATLİAMLAR KARŞISINDA HİÇ KATLİAM YAPMADI”

    Alevilerin çağdaş, laik, demokrat ve evrensel düşüncelerinden dolayı sürekli arayışlar içerisinde olduğunu vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti:

    “Aleviler cumhuriyetin yanında yer aldılar, cumhuriyetin kurulmasında da çok büyük emekler verdiler. Ama ne yazık ki tarih boyunca Aleviler katliamlarda zulümlerden bir türlü kurtulamadılar. Selçuklu’da, Osmanlı’da, Cumhuriyet döneminde Aleviler katledildiler, öldürüldüler, asıldılar, kesildiler. Maraş, Sivas, Çorum, Malatya, Gezi ve Ankara katliamları. Hepsinde acılar gördük ama hiçbir zaman Aleviler bu katliamların karşısında hiç bir katliam yapmadı. Çünkü biz kalemimizle, bilgimizle, sevgimizle, hoşgörümüzle insanları kucaklıyoruz. Bizler bu acılara karşı hiçbir zaman kötülüklerden yana olmadık olmayacağız da.”

    BAZI CEMLERDE HAREM SELAMLIK OTURMAYA TEPKİ

    Bazı cemlerde oturma düzeninde harem- selamlık yapılmaya başladığına dikkat çeken Akbaba, “Bu yolu asimile etmeye çalışıyorlar. Alevileri asimile edebilmek için Ankara’da Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı yarattılar. Kültür Bakanlığı şeriatçı bir kişiyi getirip cemlerin başına dede diye atamayacağını nereden bileceğiz. Alevi dedeleri olarak böyle bir kurumun içinde var olmak istemiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Taliplerin verdiği rıza lokmaların kendilerine çok bile geldiğini belirten Akbaba, “Bu Yol yüzyıllardır sizin Rıza lokmalarınızla bugünlere gelindi” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasın ardından söylenen nefes, deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dede Kenan Akbaba: Kerbela Yası tutarken hiç bir canlıyı incitmeyiz!-VİDEO

    Dede Kenan Akbaba: Kerbela Yası tutarken hiç bir canlıyı incitmeyiz!-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Antalya Şubesi Cemevi dedesi Üryan Hızır ocağı mensubu Kenan Akbaba, Hızır ve Muharrem oruçlarının Aleviler için önemini anlattı. Akbaba, “Bizler sürekli özgürlük arayışından dolayı da dışlanıp yok edilmek istendik. Zaman bizi acılarla yoldaş etti ama kötülüklerle asla yoldaş olmadık ve olmayacağız da. Hz. Hüseyin de işte o gün o kötülükler karşısında, zalimin karşısında dik durdu ve 72 yol arkadaşıyla Kerbela’da günlerce susuz bırakılarak hunharca katledildi” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Cemevi dedesi Üryan Hızır ocağı mensubu Kenan Akbaba Hızır ve Muharrem oruçlarının Aleviler için önemini anlatarak oruç ve yasın neden ve nasıl tutulduğu hakkında bilgi verdi.

    Akababa, Hz. Hüseyin’in şehitlik mertebesine erişmesinden sonraki 12 gün boyunca oruç ve yas tuttuklarını belirterek, tuttukları yasın Hz. Hüseyin’in katledilmesinden geldiğini söyledi. Hz. Hüseyin’in ölümünden sonra İmam Zeynel Abidin’in sağ olduğunu duyan Ehlibeyti sevenlerin oruç tuttuğunu, lokmalar ve aşureler pişirdiğini de söyleyerek tutulan orucun ise buradan geldiği bilgisini aktardı.

    “ALEVİLER HIZIR ADINA 3 GÜN ORUÇ TUTAR”

    ‘Hızır’ın kim olduğunu anlatan Akbaba, ‘Hızır bilginin ve gücün bittiği yerde çağırdığımız gizemli, kutsallaşmış güç sahibidir’ diyerek şunları dile getirdi:

    “Hızır kimdir? Hızır efsane olarak Adem’den beri var olduğuna inanılan, birlik suyunu içmiş, ölümsüz biridir. Hızır, tek tanrılı dinlerde olduğu gibi toplumun her alanında var olan, gizemli yol göstericisidir. Gerçekler ise aklımızdır. Hızır din, dil, ırk, mezhep cinsiyet ayrımı yapmadan bütün insanlığın yardımcısı ve yoldaşı olsun. Hızır için sunulan lokmalarımız hak katında kabul olsun. Öncelikle Hızır adına üç gün oruç tutarız. Özellikle bu orucumuzun ayı eski hesaba göre zemheriyle gücük dediğimiz günler arasında olur. Yani yeni hesaba göre Şubat‘ın 12-13 ve 14’ünde Hızır oruçları tutulur. Genellikle üç gündür ama iki günde karşılama yaparak beş gün oruç tutulur.  Anadolu’nun birçok bölgesinde Hızır inancı büyük bir coşkuyla kutlanılır. Genellikle oruç bittikten sonra orucun üçüncü günü niyazlar yapılır. Akşam cem başlar, dördüncü günü de lokmalar yapılarak köylerde herkese, şehirde ise mahallede bulunan herkese dağıtılır. Hızır inancımızı bu şekilde yerine getirilmiş oluyoruz.”

    “ÖZGÜRLÜK ARAYIŞIMIZDAN DOLAYI DIŞLANIP, YOK EDİLMEK İSTENDİK”

    Kerbela’da yaşanan katliama da değinen Akbaba sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Kerbela denince akla Hz. Hüseyin ve Yezit geliyor. 680 yıllarında Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu, Fatıma-yı Zühre anamızın ciğerparesi Hz. Hüseyin ve 72 Yol Erenleri Kerbela’da günlerce susuz bırakılarak, hunharca katledilmişlerdir. Bu olay dünya tarihine utanç pençesi ve bir ağlama duvarı olarak geçmiştir. Böyle bir günü anmamızdaki asıl amaç, Hz. Hüseyin’in simgelediği o örnek kişiliği, yiğitliği, dürüstlüğü takdir etmektir, Yezit ’in simgelediği zalimliği haksızlığı yenmek ve lanetlemektir. Bizler ağırlıklı olarak konar göçer, özgür yaşam tarzından gelen, özgürlüğe bağlı yaşamı seçmişiz. Sürekli özgürlük arayışından dolayı da dışlanıp yok edilmek istendik. Ve öyle de oldu. Zaman bizi acılarla yoldaş etti ama kötülüklerle asla yoldaş olmadık ve olmayacağız da. Hz. Hüseyin de işte o gün o kötülükler karşısında, zalimin karşısında dik durdu ve 72 iki yol arkadaşıyla Kerbela’da günlerce susuz bırakılarak hunharca katledildi.”

    “YAS ÇEKERKEN HER TÜRLÜ KÖTÜLÜKTEN UZAK DURURUZ”

    Orucun ve yasın neden tutulduğunu anlatan Akbaba oruç tutarken uyulması gereken kurallara da değinerek, “Bizler Hz. Hüseyin’in şehitlik mertebesine eriştikten sonra ki 12 gün boyunca oruç ve yas tutuyoruz. Tabii ki yasımız Hz. Hüseyin’dir. Ama orucumuz şuradan gelir: Hz. Hüseyin’in ölümünden sonra İmam Zeynel Abidin’in sağ olduğunu duyan Ehlibeyti sevenler oruçlar tuttu, lokmalar ve aşureler pişirdi. ‘Yarabbi çok şükür ki Ehlibeyt ’in nesli kesilmemiştir’ dedi. İşte o günden bugüne yasımızı çeker, orucumuzu tutarız. Ve yas çekerken de et yemeyiz, hiçbir canlıyı kesmeyiz, hiçbir canlıyı incitmeyiz, kötü söz söylemeyiz, yalan söylemeyiz, haram yemeyiz her türlü kötülükten uzak durmayı kendimize görev sayarız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA