Etiket: dede talebi

  • Muhabirimiz Diren Keser’in ‘Dede’ talebi kabul edildi

    Muhabirimiz Diren Keser’in ‘Dede’ talebi kabul edildi

    PİRHA- Mersin Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gazeteci Diren Keser’in, dede ile görüşme talebi kabul edildi. Konuya dair cezaevinden mesaj gönderen Keser, bu talebin kabul edilmesinin emsal olduğunu belirtti. Keser, “Bunun genel demokratik Alevi hareketi içerisinde bir kapı olduğunu düşünüyorum” dedi. 

    27 Şubat’ta hapis cezası onanarak cezaevine gönderilen Pir Haber Ajansı (PİRHA) ve Can TV Mersin Muhabiri Diren Keser’in cezaevinde inancını sürdürebilmek için Pir/Dede ile görüşme talebi kabul edildi.

    Keser’le Tarsus Cemevi’nden Cumali Can Dede görüştü. Konuya ilişkin cezaevinden mesaj gönderen Keser, bu talebin kabul edilmesini Türkiye’deki Alevi mücadelesi açısından önemli bir durum olarak değerlendirdi.

    “BU GÖRÜŞME ALEVİ HAREKETİNDE ÖNEMLİ BİR KAPI”

    Bunun birçok yer açısından emsal bir noktada durduğunu belirten Diren Keser, mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Tarsus Cemevi’nden gelen dede ile Alevi inancının dili, ritüelleri ve mücadelesi hakkında konuştuk. Ayrıca dedenin Tahtacı Alevi olmasından kaynaklı Tahtacı Alevilerin inanç ve geleneklerine dair sohbet ettik. Alevi hak mücadelesinde Aleviliğin tanınması bağlamında ortaya çıkan bu görüşmenin genel demokratik Alevi hareketi içerisinde bir kapı olduğunu düşünüyorum. ‘Alevilik vardır ve haktır’ diyen milyonlara selam olsun.”

    KESER’DEN 1 MAYIS MESAJI

    Gönderdiği mesajda 1 Mayıs’ı da kutlayan Diren Keser, “1 Mayıs İşçi ve Emekçi Mücadele Günü’nü kutluyor; alanlarda, sokakta, fabrikalarda, tarlada olan tüm emekçileri selamlıyorum. Biji Yek Gülan, Yaşasın 1 Mayıs” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • ‘İmam koğuşları gezerken, ben pir ile camın arkasından konuştum’

    ‘İmam koğuşları gezerken, ben pir ile camın arkasından konuştum’

    PİRHA- Geçtiğimiz Ekim ayında cezaevinden tahliye edilen KHK ile kapatılan Tv10’nun  programcısı Diren Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için verdiği mücadeleyi anlattı. Keser, “Ayrımcılık ve tanınmama her yerde olduğu gibi cezaevlerinde de kendisini gösteriyor. İslam inancının temsilcisi olan imam koğuşları gezebiliyorken ben dedeyle camların arkasından ve telefonla konuştum” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Alevilerin kanalı Tv10’un programcısı Diren Keser, 2 Temmuz 2019’da tutuklanarak Mersin Cezaevi’ne gönderilmişti. Bir süre sonra Tarsus T Tipi Cezaevi’ne sevk edilen Keser, 26 Ekim’de serbest bırakıldı.

    Alevi inancına mensup olan Keser, cezaevinde inancını yaşayabilmek için Alevi dedesiyle görüşme talep etmişti. İlk olarak taleplerine karşılık alamayan Keser, cezaevinde Hızır ve Muharrem orucu tutmuştu.

    Keser ile tutukluluğu boyunca inancını sürdürme çabalarını ve uğradığı hak ihlallerini konuştuk.

    BİR BÜTÜN OLARAK GAZETECİLİK FAALİYETİM YARGILANDI

    Gözaltı sürecinde ve sonrasında bir bütün olarak gazetecilik faaliyetinin yargılandığını ifade eden Keser’e yaptığı haberler, çalıştığı televizyon ve radyolarda hazırladığı programlar suçlama olarak yöneltilmiş.

    Cezaevinin kendisinin başlı başına bir hak ihlali olduğunu kaydeden Keser, “Toplumu bilgilendirmek için haber yapıyorsunuz, program sunuyorsunuz karşılığı cezaevi oluyor. Kabul edilir bir durum değil. Bundan dolayı orası saray da olsa bir cezalandırma aygıtına dönüşen her yer hak ihlaline açık alandır. Bazı yerlerde az, bazı yerlerde fazla ama hepsi cezalandırma mantığına göre kurgulanan yerler olduğundan temel mantık aynı” diye konuştu.

    Keser, cezaevinden çıktığı ilk anları şöyle anlattı:

    “Dönüp geriye baktım ve ‘bu mekanlar en yakın zamanda akademilere dönüştürülmeli’ dedim. Tabi demir kapıları, parmaklıkları ve tel örgüleri kaldırarak. İlk gökyüzüne baktım, sonsuzluğunu içime çektim, toprak kokusuyla beraber.”

    “RÖPORTAJIMIZ TEL ÖRGÜLERE TAKILDI”

    Cezaevindeyken gazeteciliği özlediğini belirten Keser, gazeteci Hüseyin Akyol’a bir röportaj göndermiş. Keser, “Dışarından içeriye röportajlar yapılıyor. Ben de ‘Acaba biz içeriden içeriye bir röportaj yapabilir miyiz?’ diye düşündüm. Ama ulaşmamış olmalı ki cevap gelmedi. Yani anlayacağın röportajımız tel örgülere takıldı” dedi.

    CEZAEVİNDE BİR HIZIR BİR DE MUHARREM GEÇİRDİ

    Hızır orucunu ve Muharrem orucunu cezaevinde tutmak zorunda kalan Keser, Muharrem orucu tuttuğu süre boyunca gerekli koşulların sağlandığını söyledi. Cezaevine ilk girdiği günden itibaren Alevi inancına mensup olduğunu belirten ve taleplerini sözlü ve yazılı olarak ileten Keser, inancını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talep etmişti. İlk olarak bu talebine karşılık bulamayan Keser, sürdürdüğü dede talebi mücadelesini şöyle anlattı:

    “MERSİN CEMEVİ DİYE BİR İNANÇ MERKEZİ YOKMUŞ!”

    “Cezaevlerinde Sünni yurttaşlar için imam belli aralıklarla odaları ziyaret ediyordu. Ben de ‘Neden bir Alevi piri beni ziyaret etmiyor. Buna kim ve ne engel olabilir?’ sorularını sorarak başladım. Öncesinde Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir, Eren Erdem gibi Alevi canların pir talepleri (özellikle pir diyorum) kamuoyuna yansımıştı. Ancak olumlu cevaplar alınmamıştı. Kendim de benzer bir durumu yaşayınca ben de bu sürece başladım. Yazdığım dilekçede Alevi inancına mensup olduğumu ve Mersin Cemevi’nden Pir (Ana-Dede) talep ettiğimi belirttim. Belli bir zaman geçmesine rağmen herhangi bir cevap verilmedi. Dilekçeyi tekrarladım ve olumlu veya olumsuz mutlaka cevap verilmesini istedim. Sözlü olarak gelen cevapta ‘Müftülük ile görüştüklerini ve Mersin Cemevi diye bir inanç merkezi olmadığını bildirdiklerini’ söylediler. Ben de zaten sorunun bu olduğunu, cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduğunu ve buna müftünün ya da başka bir merciinin karar veremeyeceğini belirttim. Avukatım Mert Bilge Demir ile yaptığım görüşmenin ardından dilekçeyi tekrar yazdık ve hukuksal olarak süreci başlattık. Yapılan görüşmeler ve yazışmalar sonucunda talebimiz kabul edildi.”

    “İMAM KOĞUŞLARI GEZEBİLİYORKEN BEN DEDEYLE CAMLARIN ARKASINDAN GÖRÜŞTÜM”

    Türkiye’deki Aleviler açısından tarihte bir ilk olan bu görüşmenin diğer inançlarla eşit şekilde gerçekleşmediğini dile getiren Keser, “Ayrımcılık ve tanınmama her yerde olduğu gibi cezaevlerinde de kendisini gösteriyor. Sünni inancın temsilcisi olan imam, koğuşları gezebiliyorken ben dedeyle camların arkasından ve telefonla konuştum. Cezaevlerinde Alevi diye bir gündem yok bile. Taleplerimin şaşkınlıkla karşıladığını gelen yetkililerden görebiliyordum. Önceliğimiz görünür olmak ve kabul ettirmekti. Bu başarıldı. İmam, müslüman için cezaevinde görevlendiriliyorsa Alevi için de pekala cemevinden dede gelebilirdi. Resmi evraka Alevi dedesi yazdırmak şimdilik ama şimdilik başarıydı. Camın iki yanında görüşmek yeterli değildir. Ancak muhataplık anlamında önemliydi” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI SÜRECE MÜDAHİL OLMALI”

    Görüşmenin ilk olması açısından önemli olduğuna dikkat çeken Keser, “Ben şu an dışarıdayım fakat yüzlerce belki binlerce Alevi inancına mensup insan cezaevlerinde. Alevi kurumları bu sürece müdahil olmalı ve Adalet Bakanlığı nezdinde yönetmeliklerde değişikliği hedefleyen bir süreci yürütmeli. Bir Alevi nerede yaşıyorsa ve inancını yerine getirmede sıkıntı çekiyorsa Alevi kurumları bunu kendine dert etmelidir. Kaldı ki cezaevleri daha hassas olunması gereken yerler. Bundan dolayı tek başına bir örnek veya bir cezaeviyle sınırlı kalmamalı, bütün cezaevlerinde benzer uygulamaların can cana niyaz olunarak hayata geçirilmesi sağlanmalıdır” dedi.

    “GAZETECİLER BASKILARA RAĞMEN GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEK”

    Gazetecilerin ve gazeteciliğin tüm iktidarlar tarafından baskı altına alınmak istendiğini bunların bazılarının ölüm ve kayıplarla sonuçlanırken bazılarının da özellikle yakın tarihimizde olduğu gibi cezaevi ile sonuçlandığını kaydeden Keser, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Her ne kadar gazetecilik ve gazeteciler istatistiklere sığdırılamayacak noktadaysa da dünyada en çok gazetecinin cezaevine konulduğu ülke Türkiye. Türkiye’de genel olarak gazeteciliğe bakış değişmediği ve gazeteciler de gazeteciliğin gereği olan hakikati toplumla buluşturduğu müddetçe bu süreçler ne yazık ki yaşanacak. Bazı yıllar azalacak bazı yıllar artacak ama her zaman var olacak. Ancak gazeteciler tüm bu baskılara rağmen gazetecilik yapmaya devam edecek.”

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Tutuklu gazeteci Diren Keser ‘Dede’ talebini yineledi

    Tutuklu gazeteci Diren Keser ‘Dede’ talebini yineledi

    PİRHA- Mersin Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gazeteci Diren Keser, Muharrem ayında Alevi dedesiyle görüşme talebini yineledi.

    KHK ile kapatılan TV10 Mersin Temsilcisi Gazeteci Diren Keser, evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Şu an Mersin Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşmeyi talep etmişti. Başvurusuna herhangi bir cevap alamayan Keser, Aleviler için kutsal kabul edilen ve Kerbela şehitleri adına yas orucu tutulan Muharrem ayında Alevi dedesiyle görüşme talebini yineledi.

    CEZAEVİ YÖNETİMİ KESER’İN DİLEKÇESİNİ İŞLEME KOYMADI

    Keser’in dilekçesinin akibetini cezaevi yönetimine soran Avukat Mert Bilge Demir, cezaevi yönetiminin kendisine “bize böyle bir dilekçe verilmedi” dediğini kaydetti. Cezaevi yönetiminin Keser’in dilekçesini yok saydığını belirten Demir, şimdi yeniden bir dilekçe verdiklerini ve dilekçelerine 30 gün içerisinde olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmesi gerektiğini ifade etti. Demir, dilekçelerine olumsuz bir cevap gelmesi halinde işi üst mahkemelere götüreceklerini ekledi.

    Mersin Cezaevi’nde bulunan iki vaizin de Hanefi mezhebine mensup olduğunu söyleyen Demir, Şafi mezhebine mensup tutukluların da kendi inanç önderleriyle görüşemediklerini kaydetti.

    NE OLMUŞTU?

    Gazeteci Diren Keser, 2017 yılının Şubat ayında Mersin’de evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınmış ve 14 gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak 26 Aralık 2017 yılında görülen duruşma sonucunda 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Keser’e sosyal medya paylaşımlarında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması yöneltilmişti.

    Keser, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV 10’da “Hak Yolu” ve “Akdeniz’in Güncesi” programlarını hazırlayıp sunuyordu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Tutuklu gazeteci Diren Keser, Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulundu

    Tutuklu gazeteci Diren Keser, Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulundu

    PİRHA- Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Diren Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulundu. 

    KHK ile kapatılan TV10 Mersin Temsilcisi Gazeteci Diren Keser, evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Şu an Mersin Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Keser, cezaevinde inancını sürdürebilmek için Alevi dedesiyle görüşme talep etti.

    Gazeteci Diren Keser, 2017 yılının Şubat ayında Mersin’de evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınmış ve 14 gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak 26 Aralık 2017 yılında görülen duruşma sonucunda 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Keser’e sosyal medya paylaşımlarında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması yöneltilmişti.

    Keser, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV 10’da “Hak Yolu” ve “Akdeniz’in Güncesi” programlarını hazırlayıp sunuyordu. (HABER MERKEZİ)

  • Adalet Bakanlığı Alevi tutukluların dede talebini inceleyecek

    Adalet Bakanlığı Alevi tutukluların dede talebini inceleyecek

    PİRHA- Cezaevinde Alevi dedesi ile görüşme talebiyle ilgili Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe gönderen Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin’e cevap geldi. Meclis İnsan Hakları Komisyonu, durumun incelemesi için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

    CHP’nin eski milletvekili Eren Erdem ve Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ile geçtiğimiz ay tahliye edilen kameraman Kemal Demir cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için bir Alevi dedesi ile görüşme talebinde bulunmuşlardı. Ancak Alevi tutukluların bu talepleri kabul edilmemişti.

    Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Anayasa’nın 2. ve 24. maddeleri ve Türk Ceza Kanunu’nun 115. maddesi ile koruma altına alınan inanç özgürlüğünün kısıtlandığını her fırsatta dile getiriyor. Büyükşahin bu kapsamda Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na bir dilekçe göndererek cezaevinde maruz kaldıkları bu ayrımcılığın giderilmesini talep etti. Meclis İnsan Hakları Komisyonu Büyükşahin’in dilekçesine cevap gönderdi.

    Meclis İnsan Hakları Komisyonu Büyükşahin’in bu talebini incelediğini ve bu durumun incelenmesi için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Cezaevinde Alevi dedesi talep eden tutuklulara cevap: İmam verebiliriz

    Cezaevinde Alevi dedesi talep eden tutuklulara cevap: İmam verebiliriz

    PİRHA- Bir yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç bu Hızır orucunu cezaevinde tutmak zorunda kaldılar ve Alevi dedesiyle görüşme taleplerini yinelediler. Büyükşahin ve Güleç’in avukatı Seyit Demir, sürecin Aleviler için farklı işlediğini kaydetti. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de Tv10 çalışanlarının bu talebinin Alevi kurumlarının ana talepleri içerisinde yer alması gerektiğini belirtti. 

    Bir yılı aşkın süredir Silivri Cezaevi’nde olan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç, cezaevinde Aleviler için kutsal olan iki Hızır ve bir Muharrem ayı geçirdi. Büyükşahin ve Güleç, Hızır ve Muharrem aylarında inançları gereği yapacakları ibadetleri yapamadılar. Cezaevinde kaldıkları süre içerisinde tuttukları oruçlarda gerekli koşulların sağlanmadığı Tv10 çalışanlarının Alevi dedesiyle görüşme talepleri de reddedilmişti. Büyükşahin, bu konuda Alevi kamuoyunda farkındalık yaratmak için Alevi kurum başkanlarına mektup göndermiş ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na da dilekçe göndermişti.

    Öte yandan yine 14 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve 8 Şubat 2019’da tahliye edilen Kemal Demir de tutuklu bulunduğu süre içerisinde inancı gereği yapması gereken ibadetleri cezaevinde eksik yapmak zorunda kalmış ve Alevi dedesi talebi de karşılanmamıştı.
    Yine CHP’nin eski milletvekili Eren Erdem de bir Alevi dedesiyle görüşme talebi olmuş fakat reddedilmişti.

    Alevi tutukluların bu talepleri CHP ve HDP’li vekiller aracılığıyla meclis kürsüsünden dile getirilmişti.

    Şimdi de Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayında oruçlarını cezaevinde tutmak zorunda kalan Büyükşahin ve Güleç, inançları gereği oruçlarının ardından tutmaları gereken Hızır cemini de Alevi dedesiyle görüşme talepleri kabul edilmediği için tutamadılar.

    Bu Hızır orucunu da cezaevinde tutmak zorunda kalan Büyükşahin ve Güleç, cezaevinde lokma dağıttı ve inançları gereği kutsal olan bu ayda bir Alevi dedesiyle görüşmek için Adalet Bakanlığı’na dilekçe gönderdiler.

    SÜREÇ ALEVİLER İÇİN FARKLI İŞLİYOR

    Büyükşahin ve Güleç’in avukatı Seyit Demir, tutuklu ve hükümlülerin din adamıyla görüşme hakları olduğunu belirterek, “Yani bir yakını vefat eden bir kimse Sünni inancındaysa imam çağırıp onunla beraber duasını, ibadetini yapabiliyor. Ama Aleviler açısından bu şekilde çalıştırılmıyor. Bunun çalışmadığını pratik olarak gerek Veli Büyükşahin’in gerek Kemal Demir’in taleplerine verilen cevaplarda gördük.” dedi. Cezaevi yönetiminin Tv10 çalışanlarının Alevi dedesi taleplerine ‘İmam verebiliriz ancak Alevi dedesi çağıramazsınız’ şeklinde cevap verdiklerini hatırlatan Demir, bunun hem din ve vicdan hürriyetini hem de ibadet hakkının engellenmesi anlamına geldiğini kaydetti. Demir, bu anlayışın eski Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in Alevilerin cemevi yapma taleplerine verdiği ‘İnanan orada cami var gitsin camide ibadetini yapsın’ cevabının güncel versiyonu olduğunu dile getirdi.

    AİHM’E BAŞVURACAĞIZ

    Bir Alevi dedesiyle görüşme taleplerinin reddedilmesinin müvekkillerini inançsal açıdan zor durumda bıraktığının altını çizen Demir, bu konuda haklarını sonuna kadar arayacaklarını iç hukuk yollarının tükenmesi halinde AİHM’e başvuracaklarını belirtti.

    KURUMLAR ANA TALEPLERİ ARASINA ALMALI

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de cezaevindeki Tv10 çalışanlarının başlatmış olduğu cezaevinde Alevi dedesiyle görüşme talebinin, Alevi hak talep mücadelesi veren Alevi kurumlarının talepleri arasına alınması gerektiğini vurguladı. Baskı ve sindirme politikalarının arttığını ve bunun sonucunda tutuklamaların çok olduğunu belirten Deniz, cezaevlerinde insanları dizayn etme çabası olduğunu kaydetti. Bu sıkıntılı süreçte Alevilerin muhalif oldukları, bu sistemde inancını bulamadığı ve sistemi eleştirdiği için daha çok hedefte olduklarını ifade eden Deniz, cezaevinde bulunan ve bulunacak olan Alevilerin inançsal boyutta taleplerinin karşılanması için Alevi kurumlarının bu konuda bir yol haritası çizmek zorunda olduğunu kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ADFE Genel Başkanı: Alevi tutukluların dede talebiyle ilgili kamuoyu yaratacağız-VİDEO

    ADFE Genel Başkanı: Alevi tutukluların dede talebiyle ilgili kamuoyu yaratacağız-VİDEO

    PİRHA- Tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir’in Alevi dedesiyle görüşme taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, ADFE olarak önümüzdeki günlerde yapacakları toplantıda bunu dile getireceklerini ve konuyla ilgili kamuoyu yaratmaya çalışacaklarını kaydetti.

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Tv10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcısı Veli Haydar Güleç ile kameramanı Kemal Demir, 1 yıldan fazladır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Kameraman Kemal Demir’in ilk duruşması görülüp yetkisizlik kararı ile dosyası Mersin’e gönderilmiş, ardından Mersin’deki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesinin ardından dosya uyuşmazlık mahkemesine gönderilmiştir. Demir’in dosyası hala Ankara 5. Yargıtay dairesinde bekletilirken Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç’in ise hala iddianameleri bile hazır değil.

    Son 1 yıllarını cezaevinde geçirmek zorunda kalan Tv10 çalışanları Hızır ve Muharrem oruçlarını da cezaevinde tutmuş ve bu yönde çeşitli taleplerde bulunmuşlardı. Talepleri içerisinde yer alan Alevi dedesi ile görüşme isteklerine resmi bir cevap verilmemiştir. Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, konuyla ilgili Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe ve Alevi kurum temsilcilerine ise mektup göndererek yaşanan hak ihlaline dikkat çekmek istemişti.

    “BU ADALETİ VİCDANIMIZDA MAHKUM KILDIK”

    Alevi tutukluların karşılanmayan Alevi dedesiyle görüşme taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, diğer inançlara mensup insanların inanç önderleriyle görüşme haklarının olduğunu ancak Alevilere bu hakkın verilmediğini söyledi. Bu yapılanın zulüm olduğunu dile getiren Fırat, dışarıdaki yurttaşların inançlarını nasıl yaşıyorlarsa aynı şekilde tutuklu bulunan yurttaşların da inançlarını yaşayabilmeleri gerektiğini belirtti. 1 yıldır cezaevinde olan Tv10 çalışanlarının neyle suçlandıklarını bile bilmediklerini hatırlatan Fırat, “Hukuk adına tam bir garabet. İnsanları 1 yıl boyunca özgürlüklerinden alıkoymak ve bunu da demokrasi adına yapmak gerçekten Türkiye adına utanç verici. Kimsenin artık Türkiye’deki adalet, demokrasi ve hukuka güvenmesini beklemiyoruz. Biz bu adaleti, hukuku, yargıçları, mahkemeleri vicdanımızda mahkum kıldık” dedi.

    KAMUOYU YARATACAKLAR

    Alevi tutukluların dede talebiyle ilgili yetkili kişilerin yetkin bir çalışma yürütmeleri gerektiğini söyleyen Fırat, ayrıca Alevi örgütlerinin konuyu gündemlerine almaları gerektiğini kaydetti. Fırat, ADFE olarak önümüzdeki günlerde yapacakları toplantıda bu konuyu gündeme getirip kamuoyu yaratacaklarını da ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AVF Başkanı Akbulut: Din ve vicdan özgürlüğü herkes için var ama Aleviler için yok – VİDEO

    AVF Başkanı Akbulut: Din ve vicdan özgürlüğü herkes için var ama Aleviler için yok – VİDEO

    PİRHA- Cezaevinde bulunan Alevilerin dede taleplerinin karşılanması için gerekli girişimleri sağlayacaklarını belirten Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, Anayasanın 2. ve 24. maddelerinin hatırlatarak bu maddelerin uygulanmadığını kaydetti. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı ve Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Alevi kurum başkanlarına mektup gönderdi. Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevi’nde bulunan TV10 çalışanları gibi birçok Alevi yurttaşın dede talebi karşılanmıyor.

    Konuyu TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na bildiren tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Alevi kurum başkanlarına gönderdiği mektupla bu sorunlara ilişkin dışarıdaki sesler olmalarını istemişti.

    PİRHA’ya konuşan Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remi Akbulut, uzun süredir kurum olarak bu konu üzerinde çalıştıklarını belirtti.

    Bu konuya ilişkin TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını ancak cevap alamadıklarını kaydeden Akbulut, “Veli Büyükşahin, Eren Erdem, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in cezaevlerinde Hızır ve Muharrem oruçlarında dede taleplerinin olduğunu ancak bu zamana kadar bu talebin karşılanmadığını kaydetti.

    “Ülkede din ve vicdan özgürlüğü var diyorlar” diyen Akbulut, o din ve vicdan özgürlüğünün herkes için var olduğunu ama Aleviler için olmadığını kaydetti.

    Cezaevinde olanların özel günlerinde, oruçlarda dedelerin yanlarında olması gerektiğinin altını çizen Remzi Akbulut, dede taleplerinin karşılanmamasının üzücü olduğunu söyledi.

    “ALEVİ KURUMLARIYLA BİRLİKTE ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURU YAPACAĞIZ”

    Dede talebi konusunda CHP, HDP’den vekillerle görüştüğünü ve gerekli girişimlerin de yapıldığını ancak herhangi bir cevap alamadıklarını belirten Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut şöyle devam etti:

    “Bu ülkede yaşayan Alevisi, Sünnisi, Süryanisi, Ermenisi, Rum’u kim nasıl düşünüyorsa öyle yaşasın.Bu çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’deki diğer iki federasyonla görüşme içindeyiz. Bu konuyla ilgili  Alevi kurumları bir araya gelip toptan Adalet Bakanlığı’na müracaatlarımızı yapacağız. Konuyu ilişkin ortak basın açıklaması yapacağız”

    “ANAYASANIN 2. VE 24. MADDELERİ UYGULAMADA YOK”

    Veli Büyükşahin’in talebinin haklı olduğunu ve mektubunda kendi için değil cezaevinde bulunan Alevilerin inancını yaşamak için bu ritüellerden faydalanmak istediğini belirten Akbulut, yaklaşık bir yıldır cezaevinde olan Büyükşahin’in hala mahkemeye çıkarılmadıklarını ve dosyalarının elden ele gezdirildiğini belirtti.

    Veli Büyükşahin’in talebinin hayata geçirilmesi için en kısa sürede Adalet Bakanlığı’na girişimlerde bulunacaklarını  söyleyen Remzi Akbulut, Anayasanın 2. ve 24. maddelerini hatırlatarak, “Bu maddeler uygulamada yok. Bunları bir kez daha hatırlatacağız. Umarım Veli Büyükşahin dedemizin talebi onun nezdinde cezaevinde bulunan tüm Alevilerin taleplerini sağlamış oluruz.” dedi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Gani Kaplan: TV10 çalışanlarının davalarını yakından takip edeceğiz – VİDEO

    Gani Kaplan: TV10 çalışanlarının davalarını yakından takip edeceğiz – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, TV10 çalışanlarının başvurdukları davaları PSAKD olarak gelecek hafta TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na, siyasi partilerin Alevi vekilleriyle bir toplantı talep edip gerekli yol haritasını çizeceklerini ve bunu kamuoyuna deklere edeceklerini söyledi.

    KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı ve Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Alevi kurum başkanlarına mektup gönderdi. Büyükşahin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan da Büyükşahin’in gönderdiği mektubu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “TUTUKLULUK BİR CEZAYA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile ciddi projelerinin olduğunu ancak TV10’nun kapatıldığını kaydeden Kaplan, televizyonun kapatılmasından sonra çalışanlarına yönelik operasyonun gerçekleştiğini hatırlattı.

    Bir yıldır cezaevinde olan TV10 çalışanlarının hala neden tutuklandıklarına dair bir bilginin olmadığını belirten Kaplan, “İddianame hazırlanmış değil, hazırlanan iddianameyi mahkeme geri savcılığa gönderiyor.  Savcılık ise aynı iddianamede ısrar ediyor. Sanki tutukluluk bir cezaya dönüştürülmüş durumda” dedi.

    Kaplan, yapılan haksızlığa karşı TV10 çalışanları ve tutuklu PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdiklerini kaydetti.

    “DEDE TALEBİ ‘ALEVİLİĞİN RESMİ BİR DİN’ OLMADIĞI GEREKÇESİYLE REDDEDİLMİŞ”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin’in tüm Alevi kurumlarına ortak mektup gönderdiğini ve cezaevinde maruz kaldıkları haksızlıkları dile getirdiğini vurgulayan Gani Kaplan, mektubun içeriği hakkında şunları paylaştı:

    “Kendisinin iyi bir Alevi olduğunu, içeride orucunu tuttuğunu, 12 imamlar, Hızır orucunu tuttuğunu ve ibadetinden geri kalmadığını bildirmiş ve kendisi mektubunda cezaevinde kadrolu imamların olduğunu diğer dinlere mensup din görevlilerinde olduğunu ve Alevi dedesinin burada görevli olmadığından bahsediyor. Yine kendisi cezaevi yönetiminden ibadetlerini gerçekleştirebilmesi için dedeyle görüşme talebinde bulunmuş cezaevi yönetimi önce tamam demiş cezaevi yönetimi tamam derken yasalardan Alevlerin önündeki engellerden haberdar olmayarak tamam demiş. Sonra iş resmiyete dönünce Veli Büyükşahin’e resmi olarak bildirmişler. Resmiyette ‘Aleviliğin bir din olarak yeri olmadığından sizlere din görevlisi veremiyoruz’ mektupta yazan bu. Veli Büyükşahin bununla yetinmemiş ve cezaevi yönetimine başvurduktan sonra çeşitli insan hakları kurumlarına ve TBMM İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuş ve şu anda komisyonda başvurusu bekliyor. ”

    “GEREKLİ ÇALIŞMAYI PSAKD OLARAK YAPACAĞIZ”

    PSAKD Genel Başkanı Kaplan, Büyükşahin’in kendilerine başvuru yaptıkları davaları dışarıda takip etmelerini ve destek vermelerini istediğini belirtti. Kaplan, bu konu hakkında diğer Alevi kurumlarıyla hala görüşmediğini ancak PSAKD olarak gelecek hafta TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na, siyasi partilerin Alevi vekilleriyle bir toplantı talep edip gerekli yol haritasını çizeceklerini ve bunu kamuoyuna deklere edeceklerini söyledi.

    “ALEVİLİK TANINIRSA BU SORUNLARDA ÇÖZÜLÜR”

    “Biz her zaman ‘Alevi’ kelimesini kullanırken yasalara karşı geliyoruz, yani suç işliyoruz” diyen Kaplan, devletin her ‘Alevi’ kelimesini kullanan hakkında dava açması gerektiğini çünkü ‘Alevi’ kelimesini kullanmanın yasak olduğunu kaydetti.

    Büyükşahin dışında daha önce de Sincan Cezaevi’nden dede talebinin de reddedildiğini hatırlatan Kaplan, “Dolayısıyla biz önce hak mücadelesi verirken Aleviliğin Türkiye gündeminde misyonu nedir? İnanç mıdır? Mezhep midir? Önce bunun yerine oturduğu takdirde Veli Büyükşahin’in de talepleri yerine gelir diğer mahkum arkadaşlarımızın da talepleri yerine gelir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN-Derya DÖNMEZ/ANKARA

  • Veli Büyükşahin Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe gönderdi

    Veli Büyükşahin Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe gönderdi

    PİRHA- Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Alevi tutukluların dede taleplerinin karşılanması istemiyle Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na bir dilekçe gönderdi. 

    CHP’nin eski milletvekili Eren Erdem ve tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için bir Alevi dedesi ile görüşme talebinde bulunmuşlardı. Ancak Alevi tutukluların bu talepleri reddedildi.

    Geçtiğimiz Muharrem ayında oruçlarını cezaevinde tutmak zorunda kalan Alevi tutukluların dede talepleri HDP’li ve CHP’li milletvekilleri aracılığıyla meclis kürsüsünden dile getirilmişti. Taleplerine hala bir cevap alamayan Alevi tutuklular bu yönde mücadele etmeye devam ediyor.

    Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Anayasa’nın 2. ve 24. maddeleri ve Türk Ceza Kanunu’nun 115. maddesi ile koruma altına alınan inanç özgürlüğünün kısıtlandığını her fırsatta dile getiriyor. Büyükşahin bu kapsamda Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na bir dilekçe göndererek cezaevinde maruz kaldıkları bu ayrımcılığın giderilmesini talep etti.

    Anayasanın ilgili maddeleri şöyle:

    Anayasanın 2. maddesi: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

    Anayasanın 24. maddesi: Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
    14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.
    Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
    Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.
    Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

    Türk Ceza Kanunu’nun 115. maddesi: Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi halinde, fail hakkında birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.