Etiket: dedeler zirvesi

  • Hüseyin Eriş: 4 Mayıs’ta Dersim’de “Dedeler Zirvesi” yapılması toplumun sinir uçlarıyla oynamaktır-VİDEO

    Hüseyin Eriş: 4 Mayıs’ta Dersim’de “Dedeler Zirvesi” yapılması toplumun sinir uçlarıyla oynamaktır-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, 4 Mayıs’ta Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne tepki göstererek, bunun Dersim Katliamı’nın yıldönümünde toplumun hassasiyetlerini yok sayan bir adım olduğunu söyledi. Eriş, “Hiçbir zaman devletin istediği gibi bir Alevi-Bektaşi olmadık, bundan sonra da olmayacağız” dedi.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, 4 Mayıs’ta Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin tarihine tepki gösteren Eriş, bunun Alevi toplumunun hafızasını ve hassasiyetlerini görmezden gelen bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

    “TOPLUMUN SİNİR UÇLARIYLA OYNANIYOR”

    4 Mayıs’ın Dersim açısından taşıdığı tarihsel öneme dikkat çeken Hüseyin Eriş, bu tarihte “Dedeler Zirvesi” düzenlenmesini doğru bulmadıklarını belirterek şunları söyledi:

    “4 Mayıs’ta Dersim’de Dedeler Zirvesi yapılması toplumun sinir uçlarıyla oynamaktır. En hassas olduğumuz konular üzerinden bizi asimile etmeye, Dersim Katliamı’nı unutturmaya çalışıyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Hiçbir zaman devletin istediği gibi bir Alevi-Bektaşi olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim yolumuz da duruşumuz da bellidir.”

    “ALEVİLER BİAT ETMEDİ, ETMEYECEK”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerde bulunan Eriş, Alevilerin tarih boyunca baskılara rağmen inançlarından ve duruşlarından vazgeçmediğini söyledi.

    Eriş, “Hiçbir zaman Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na biat etmeyeceğiz. Eğer biat etmiş olsaydık, Kuyucu Murat Paşa’dan Maraş’a, Çorum’dan Sivas Katliamı’na kadar yaşanan acıları yaşamazdık. Alevi-Bektaşi yolunun bir duruşu vardır. Bu yol zalimin değil, her zaman mazlumun yanında olmuştur” diye konuştu.

    “DEVLETTEN BEKLENTİMİZ YOK, İNANCIMIZA DOKUNULMASIN YETER”

    İnançlarını kendi erkânları doğrultusunda yaşamaya devam edeceklerini vurgulayan Eriş, devletten herhangi bir ayrıcalık talep etmediklerini ifade etti.

    “Biz her zaman İmam Hüseyin gibi başı dik durduk. Bundan sonra da Pir Sultan Abdal’ın, Abdal Musa Sultan’ın ve Hacı Bektaş Veli’nin öğretisi doğrultusunda yolumuzu sürdüreceğiz. Devletten çok bir beklentimiz yok. İnancımıza ve yolumuza dokunulmasın yeter.”

    Yol erkânının bedeller ödenerek bugüne taşındığını belirten Hüseyin Eriş, mücadele kararlılıklarını şu sözlerle dile getirdi:

    “Biz bu yola ‘ateşten gömlek, demirden leblebi’ deriz. Bu yolun dönüşü yoktur. Bir kez ikrar verdin mi eğilmezsin. Pirlerimizden ve mürşitlerimizden zalimler karşısında eğilmemeyi öğrendik. Başımızı da veririz, canımızı da veririz ama yolumuzdan dönmeyiz. Aynı inanç ve kararlılıkla bu yolu gelecek kuşaklara taşımaya devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Tahsin Akpınar: Dedeler Zirvesi Alevi toplumunda karşılık bulmuyor-VİDEO

    Tahsin Akpınar: Dedeler Zirvesi Alevi toplumunda karşılık bulmuyor-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Dersim Tertelesi’nin yıl dönümünde düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne katılan dedeleri eleştirerek, “4 Mayıs’ta Dersim’de devletle birlikte gerçekleştirilen bu toplantıya katılmak kabul edilemez” dedi.

    Tunceli Valiliği ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği ve 130 dedenin katıldığı “Dedeler Zirvesi”, Alevi kurumlarının tepkisini çekti. Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Dersim Tertelesi’nin yıl dönümüne denk gelen toplantının zamanlamasını eleştirerek, zirveye katılan dedelerin Alevi toplumu nezdinde karşılıklarının olmadığını savundu.

    Alevi toplumunun “Alevi Diyaneti” olarak nitelendirdiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Tunceli Valiliği ile birlikte düzenlediği “Dedeler Zirvesi”ne ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Tahsin Akpınar, toplantıya katılan isimlerin Alevi inancının değerlerini kişisel çıkarları doğrultusunda kullandığını ileri sürdü.

    Akpınar, Dersim halkının büyük acılar yaşadığı 4 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen toplantının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Dersim’in en ağır bedeller ödediği bir tarihte devletle iş birliği içerisinde hareket edilmesi esef vericidir” dedi.

    “TOPLUM NEZDİNDE KARŞILIKLARI YOK”

    Zirveye katılan dedelerin inançsal birikimden yoksun olduğunu öne süren Akpınar, “4 Mayıs’ın anlamını bilmelerine rağmen oraya giden kişilerin ne ocak bilgileri ne de inançsal anlamda yeterli birikimleri vardır. Bunlar Alevi değerlerini kendi çıkarları için kullanan kişilerdir” ifadelerini kullandı.

    Katılımcıların Alevi toplumu ve cemevlerinde karşılık bulamadıklarını savunan Akpınar, bu nedenle devletin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına destek verdiklerini belirtti.

    “EN BÜYÜK ZARARI DEDELİK KURUMUNA VERİYORLAR”

    Devletle iş birliği yapan dedelerin Alevi inancının özünden uzaklaştığını söyleyen Akpınar, “Eğer bilinçli olsalardı bireysel çıkarları için hareket etmezlerdi. Aslında en büyük zararı topluma değil, dedelik kurumuna ve ocaklara veriyorlar” diye konuştu.

    Ocakların Alevi toplumu açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Akpınar, yalnızca ocak isimlerini kullanarak çıkar sağlamaya çalışan kişilerin toplum nezdinde kabul görmeyeceğini belirtti.

    “ALEVİLER EN DİNAMİK TOPLUMSAL GÜÇLERDEN BİRİ”

    Alevi toplumunun Türkiye’nin en önemli toplumsal dinamiklerinden biri olduğunu ifade eden Akpınar, bu gücün nüfustan değil, bilinçten kaynaklandığını söyledi.

    “Hükümet yıllardır Aleviler üzerinde çeşitli politikalar uyguluyor ancak istediği dönüşümü sağlayamadı” diyen Akpınar, “Bu anlamda karşılarında duran en dinamik güç Alevi halkıdır” değerlendirmesinde bulundu.

    “ALEVİ TOPLUMU BU OYUNA GELMEYECEK”

    İktidarın Aleviliğin özünü değiştirmeden hedeflediği toplumsal dönüşümü gerçekleştiremeyeceğini savunan Akpınar, “Bu nedenle önce Aleviliğin özünü bozmaya çalışıyorlar. Bunun için de bazı dedeleri çıkarlar üzerinden etkilemeye çalışıyorlar” dedi.

    Alevi toplumunun bu girişimlere prim vermeyeceğini belirten Akpınar, “Toplumun bu kişileri dikkate alacağını düşünmüyorum. Alevi halkı bu oyuna gelmeyecek ve inancının değerlerine sahip çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • PSAKD’li Eren: Örgütlerimiz gerici zihniyete karşı köylerde ilişki ağını geliştirmeli!-VİDEO

    PSAKD’li Eren: Örgütlerimiz gerici zihniyete karşı köylerde ilişki ağını geliştirmeli!-VİDEO

    PİRHA- Alevi toplumunda büyük tartışmalara neden olan ‘Dedeler Zirvesi’ne sert tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Bu noktaya nasıl gelindi? Bu insanlar neden buraya gitti?” sorusunun çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Örgütlerimizin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki köylerde mümkün olduğunca ilişki ağını geliştirmeleri, toplantılar yapmaları, insanları bu gerici zihniyetin baskısından kurtarmaları ve örgütlemeleri gerekiyor” dedi.

    Tunceli Valiliği ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının ortaklaşa düzenlediği ‘Dedeler Zirvesi’, Alevi kurumları ve ocak mensupları tarafından tepkiyle karşılandı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, 4 Mayıs’ta simgesel bir günde özellikle Dersim’de iktidarın kurduğu bir alternatif Alevi örgütünün etkinliğine katılmasının nedenlerini ortaya çıkarmak gerektiğini ifade etti.

    “MUHASEBESİNİ YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Dersim’de ‘Dedeler Zirvesi’ni yapılmasını Alevi hareketinin ilk önce kendi içinde bir muhasebe yapması gerektiğini vurgulayan Atakan Eren, “Çünkü bu konuda insanları birey olarak yargılamaktan çok bir mantığın yargılanması gerekiyor” dedi.

    “Bu noktaya nasıl gelindi? Bu insanlar neden buraya gitti?” sorusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Eren, “Yani tabii ki bu insanları düşkün ilan etmek benim ya da bir başkasının görevi değil. Bu Alevi örgütlerinin, Alevi geleneğinin, Alevi Yol’unun görevidir. Bu noktada karar verebilecek insanlar da bellidir. Ama örgütlerimizin ilk önce kendi içinde bunun bir muhasebesini yapmalı. Biz bu noktaya nasıl geldik? Bu insanlar neden 4 Mayıs’ta simgesel bir günde, özellikle Dersim’de iktidarın etkinliğine katıldılar?” diye belirtti.

    ALEVİ KURUMLARI BİR AN ÖNCE DEDELERE YÖNELİK EĞİTİM ÇALIŞMASI BAŞLATMALI”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevileri asimile etmenin bir parçası olarak kurulduğunu belirten Eren, Alevi örgütlerinin bu konu ile ilgili bir çalışma yapması gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle inanç kurullarının bu konuyla ilgili ilgili bir çalışma yapması gerekiyor. Cemevlerinde görev yapan dedelerin ya da diğer arkadaşlarımızın sıkı bir eğitimden geçilmesi gerekiyor” dedi.

    “DEDELER ZİRVESİNE KATILANLARIN TESPİT EDİLMESİ GEREKİYOR”

    4 Mayıs’ta Dersimde yapılan Dedeler Zirvesine katılan dedelerin kimler olduğunun tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Eren, “Evet bu insanlar oraya gitmişler, bir toplantıya katılmışlar. Bu insanlar kim? Bu insanlar neden o toplantıya gitti? Bu insanların tarihsel süreci neydi? Bu insanlar ne istiyor? Bunun araştırılması, bunun kamuoyuna açıklanması gerekiyor. Sadece eleştirmek yetmiyor. Sadece bu insanlara Yol düşkünü demek yeterli bir çözüm değil” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİ KURUMLARI ZAMAN KAYBETMEDEN ALANA DÖNÜK ÇALIŞMALAR YÜRÜTMELİ”

    Alevi kurumlarının alana inmek zorunda olduğunu vurgulayan Eren, “Kendi örgütlerinin içine dönmek zorundalar. Kendi iç eğitimlerini tamamlamak zorundalar. Biz maalesef bunları yapamıyoruz. Şu anda örgütlerimiz sosyal medyadan bildiri yayınlamakta, basın açıklaması yayınlamakta. Onun dışında bir şey yapamıyoruz. Yani bu doğru bir yöntem ve doğru bir metot değil” diye belirtti.

    “HALKI BİLİNÇLENDİRMEK İÇİN ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Örgütlerimizin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki köylerde mümkün olduğunca ilişki ağını geliştirmeleri, buralara insanları göndermeleri, toplantılar yapmaları, insanları bu gerici zihniyetin baskısından kurtarmaları ve örgütlemeleri gerekiyor.

    Bu noktada direnç göstermek zorundayız ve herkese görev düşüyor. Federasyondaki tüm örgütlere, tüm Alevilere, tüm devrimci, demokratlara görev düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Pir Keykubat’tan Dedeler Zirvesi’ne tepki: Ben değil, biz olursak var oluruz-VİDEO

    Pir Keykubat’tan Dedeler Zirvesi’ne tepki: Ben değil, biz olursak var oluruz-VİDEO

    PİRHA- AABF önceki dönem İnanç Kurulu Başkanı Celal Keykubat, Alevi toplumunun tarihsel sorunlarına dikkat çekerek, iç bölünmelerin aşılması ve anayasal haklar temelinde ortak mücadele verilmesi gerektiğini vurguladı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenen “Alevi-Bektaşi Yol Erkanında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” (Dedeler Zirvesi), hem içeriği hem de zamanlamasıyla tartışma yarattı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin ve 81 ilden 100’ün üzerinde ocak ve dergah temsilcisinin katıldığı toplantının, Dersim Tertelesi’nin yıldönümüne denk getirilmesi Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı. Alevi kurumları ve yurttaşlar, tarihsel bir acının yıldönümünde devlet organizasyonuyla böyle bir toplantı yapılmasını inanç alanına yönelik müdahale olarak değerlendirirken, tepkiler sürüyor.

    Bu tartışmalar sürerken önceki dönem AABF İnanç Kurulu Başkanı, Seyid Cemal Abdal Ocağı pirlerinden Celal Keykubat, yaptığı değerlendirmede Alevi toplumunun tarihsel süreçten bugüne taşıdığı sorunlara ve güncel kırılmalara dikkat çekti. Konuşmasına bir Çin atasözüyle başlayan Keykubat, “Düne bakmak istiyorsanız bugünkü yaşantınıza, yarını görmek istiyorsanız bugün ne yaptığınıza bakın” sözleriyle mevcut tablonun geçmişle bağını kurdu.

    Türkiye’de Alevi toplumunun yüzyıllardır yok sayılma, kabul görmeme ve anayasal haklardan mahrum bırakılma sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Keykubat, bu durumun süreklilik arz eden yapısal bir sorun olduğunu vurgulayarak, “Bu mesele bugün ortaya çıkmış bir sorun değil, tarihsel bir birikimin sonucudur. Ancak buna rağmen bir türlü bu döngüyü kıramıyoruz” dedi.

    Keykubat, özellikle Dersim bağlamında yapılan toplantılara da gönderme yaparak, bu tür organizasyonların arka planının sorgulanması gerektiğini ifade etti. “Belirli bir olguyu kırmak ve yerine yeni bir yapı kurmak isteyen bir akıl var. Bu durumun içinde ne yazık ki bizim içimizden bazı unsurlar da yer alabiliyor” diyerek eleştirilerini dile getirdi.

    BİZ EĞER ‘BEN’ ANLAYIŞINI AŞAMAZSAK GELECEKTE SADECE ADI ANILAN BİR TOPLUM OLURUZ”

    Alevi toplumunun en temel sorunlarından birinin birlik eksikliği olduğunu vurgulayan Keykubat, “El ele, el Hakk’a” anlayışının sadece söylemde kaldığını, pratikte ise parçalanmış bir yapı ortaya çıktığını belirtti. “Biz eylemle söylemi buluşturabilen bir toplum olamadık. Bu şekilde devam edersek, gelecekte sadece adı anılan bir topluma dönüşme riskiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Geçmişte ocak-talip ilişkilerinin güçlü olduğunu, toplumsal bağların daha sağlam kurulduğunu hatırlatan Keykubat, göç, kentleşme ve Avrupa süreciyle birlikte bu bağların zayıfladığını söyledi. Bu kopuşun Alevileri birbirinden uzaklaştırdığını kaydetti.

    “ İÇ ÇEKİŞMELER MÜCADELEYİ ZAYIFLATIYOR”

    İç bölünmelerin Alevi toplumunu zayıflattığını belirten Keykubat, farklı yapılar ve gruplar üzerinden yürütülen ayrıştırma politikalarına dikkat çekti. “Bizi parçalara bölüyorlar. İçimizden ve dışımızdan müdahalelerle küçültülüyoruz. Oysa birlikte olursak güçlü oluruz” dedi.

    Keykubat, çözüm olarak ise Alevi toplumunun kendi iç dinamikleriyle güçlü bir yapı kurması gerektiğini vurguladı. Ocak evlatları, akademisyenler ve taliplerin yer alacağı bir meclisin oluşturulması gerektiğini belirterek, bu yapının ortak aklı temsil etmesi gerektiğini söyledi.

    Alevi inancının özünde insan, doğa ve tüm varlığa saygı olduğunu vurgulayan Keykubat, “Biz Hakk’ı insanda ve evrende görmüşüz. Bu yüzden hiçbir canlıya zarar vermemişiz” diyerek inancın barışçıl karakterine dikkat çekti.

    Keykubat, ocak evlatlığının bir üstünlük değil, bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Pirlik, mürşidlik, rehberlik liyakat ister. Sadece isimle, unvanla bu görevler yürütülemez” dedi.

    Alevi toplumunun esas gündeminin anayasal ve demokratik hakların tanınması olması gerektiğini ifade eden Keykubat, iç çekişmelerin bu mücadeleyi zayıflattığını söyledi. “Bizim kavgamız birbirimizle değil, kendi nefsimizledir. Ben-sen anlayışını aşarak ‘biz’ olabilirsek, ancak o zaman gelecek kuşaklara bir şey bırakabiliriz” diyerek çağrısını yineledi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Firaz Yalvaç Ana’dan Dedeler Zirvesi’ne tepki: Bu bir tesadüf değil, toplumsal hafızaya müdahaledir-VİDEO

    Firaz Yalvaç Ana’dan Dedeler Zirvesi’ne tepki: Bu bir tesadüf değil, toplumsal hafızaya müdahaledir-VİDEO

    PİRHA- Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç Ana, 4 Mayıs’ta Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne tepki gösterdi.  “O gün Kara Gün’dür” diyen Firaz Ana, ” Katledilen canlarımızı andığımız bir günde yapılan bu buluşma iyi niyetli değildir. Dersim’in inancı, dili ve toplumsal hafızası yok sayılıyor” ifadelerini kullandı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenen “Alevi-Bektaşi Yol Erkanında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” (Dedeler Zirvesi) , hem içeriği hem de zamanlamasıyla tartışma yarattı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin ve 81 ilden 100’ün üzerinde ocak ve dergah temsilcisinin katıldığı toplantı ve toplantının Dersim Tertelesi’nin yıldönümüne denk getirilmesi Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı. Alevi kurumları ve yurttaşlar, tarihsel bir acının yıldönümünde devlet organizasyonuyla böyle bir toplantı yapılmasını  inanç alanına yönelik müdahale olarak görüken, tepkiler de devam ediyor.

    Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç Ana, söz konusu buluşmanın tarihsel ve inançsal açıdan son derece sorunlu olduğu vurguladı.

    Dersim’de yaşananların tesadüf olmadığını vurgulayan Yalvaç Ana, “Bizler de tüm pirlerimiz ve analarımız gibi o coğrafyaya çok büyük bir yanlış yapıldığının farkındayız. Bu bir tesadüf değil, manidardır” dedi.

    “KARA GÜNDE ZİRVE OLMAZ: 4 MAYIS DERSİM’İN YASIDIR”

    4 Mayıs’ın Dersim için taşıdığı anlamı hatırlatan Yalvaç Ana, bu tarihin toplum tarafından “Kara Gün” olarak adlandırıldığını belirterek şunları söyledi:
    “4 Mayıs, o kara günün kararının verildiği gündür. O gün Dersim’de her can kendi hanesinde çerağ uyandırır, lokmasını paylaşır ve yitirdiğimiz masum canları anar. Böyle bir günde gidip ‘zirve’ adı altında toplanmak kesinlikle iyi niyetli değildir.”

    Firaz Yalvaç Ana, bu tür girişimlerin inanç yapısına aykırı olduğunu vurgulayarak,
    “ Dersim’de pirler vardır, analar vardır, ocaklar vardır. O günde böyle bir toplantı yapmak Dersim’e ağırdır”ifadelerini kullandı.

    “TUNCELİ CEMEVİ TOPLUMSAL HAFIZAYA, İNANCA HİZMET ETMİYOR”

    Tunceli cemevine yönelik eleştirilerini de dile getiren Firaz Yalvaç Ana, cemevinin toplumun inanç ve dil gerçekliğine hitap etmediğini ifade etti:
    “Maalesef oradaki cemevi toplumsal hafızaya, inanca, dile hitap etmiyor. Tamamen devletin istediği şekilde erkanlar yürütülüyor. Bu bizlere ağır geliyor. O cemevi artık halka açılmalı, insanlar kendi diliyle, kendi inancıyla erkanını özgürce yapabilmelidir.”

    Dersim’deki inanç sisteminin doğayla ve yaşamla iç içe olduğuna dikkat çeken Firaz Yalvaç Ana, “Dersim’de yer de gök de kutsaldır. Bu inanç dışarıdan belirlenen kalıplarla şekillendirilemez” dedi.

    Firaz Yalvaç Ana, geçmişte yaşananların yalnızca fiziksel bir katliam olmadığını, bugün de kültürel olarak sürdüğünü belirterek, “89 yıl önce fiziki olarak katlettiler, bugün de kültürel olarak yok etmeye çalışıyorlar. Bu yapılanlar bunun bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

    Birlik çağrısı yapan Yalvaç Ana, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bizler Re Haq inancının anaları, pirleri, talipleri olarak bir olmalıyız. Dilimizle, inancımızla, doğayla yeniden ikrarlaşmalıyız. O coğrafyada kendi özümüzle var olmalıyız. Boşluk bırakmamalıyız ki başkaları doldurmasın.”

    Dersim’de katıldığı analar çalıştayına da değinen Yalvaç Ana, bu buluşmaların önemine dikkat çekti:
    “Orada herkes kendi özüyle, diliyle konuştu. O coğrafyanın inancı yaşandı. İnsanlar gözyaşı döktü. Bu özle buluşmaktır. Toplumumuz kendi diline, inancına hasret kalmış.”

    Konuşmasının sonunda 4 Mayıs 1937 kararının ardından yaşamını yitirenleri anan Yalvaç Ana, “O soykırımda Hakka yürüyen tüm canlarımızın devri daim olsun. Böyle acıların bir daha yaşanmaması için birlik olmalıyız” dedi.

    PİRHA/FRANSA

  • Cevahir Altunok Ana’dan Dedeler Zirvesi’ne tepki: Kutsal mekanlarımızda bunu kabul etmiyoruz-VİDEO

    Cevahir Altunok Ana’dan Dedeler Zirvesi’ne tepki: Kutsal mekanlarımızda bunu kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok Ana, Dersim’de düzenlenen Dedeler Zirvesi’de sert tepki gösterdi. Altunok Ana, organizasyonun bilinçli bir tercih olduğunu belirterek, Alevi inancına ve kutsal mekanlara yönelik müdahalelere karşı birlik çağrısı yaptı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenen “Alevi-Bektaşi Yol Erkanında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” (Dedeler Zirvesi) , hem içeriği hem de zamanlamasıyla tartışma yarattı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin ve 81 ilden 100’ün üzerinde ocak ve dergah temsilcisinin katıldığı toplantı ve toplantının Dersim Tertelesi’nin yıldönümüne denk getirilmesi Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı. Alevi kurumları ve yurttaşlar, tarihsel bir acının yıldönümünde devlet organizasyonuyla böyle bir toplantı yapılmasını  inanç alanına yönelik müdahale olarak görüken, tepkiler de devam ediyor.

    “4 MAYIS’A DENK GETİRİLMESİ TESADÜF DEĞİL, DEVLET POLİTİKASIDIR”

    Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok Ana, Dersim’de gerçekleştirilen “Alevi-Bektaşi Yol Erkanında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı”na sert sözlerle tepki gösterdi. Toplantının Dersim Tertelesi’nin yıldönümüne denk getirilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayan Altunok Ana, “Bu bizim için bir katliamın yeniden hatırlatılması, yaralarımızın yeniden kanatılmasıdır. 4 Mayıs’a denk getirilmesi asla tesadüf değildir, bu bir devlet politikasıdır” dedi.

    Yaşananların en çok içerden gelen tutumlar nedeniyle acı verdiğini belirten Altunok Ana, Pir Sultan Abdal’ın sözlerine atıf yaparak, “Elin taşı değmez ama dostun gülü yaralar. Bizi en çok inciten, kendi içimizden çıkanların bu yola zarar vermesidir” ifadelerini kullandı. İnanç değerlerinin çıkar uğruna parçalandığını dile getiren Altunok Ana, bu tutumların kabul edilemez olduğunu söyledi.

    Kutsal mekanlarda gerçekleştirilen organizasyona da tepki gösteren Altunok Ana, “Bizim niyaz ettiğimiz, kutsadığımız mekanlarda bu tür uygulamaların yapılması bizi derinden yaraladı. İki gündür büyük bir üzüntü içindeyim, o görüntüleri görmek bile istemiyorum” diye konuştu.

    “BU YOL İNCE BİR YOLDUR, KIRILIR AMA KOPMAZ”

    Alevi toplumunun uzun yıllardır asimilasyon, baskı ve yok sayma politikalarıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Altunok Ana, buna rağmen inançlarını yaşatmaya devam ettiklerini vurguladı. Dersim’de ana dilde cem yürüttüklerini ve halkla buluştuklarını belirten Altunok Ana, insanların derin bir ihtiyaç ve özlem içinde olduğunu ifade etti.

    Konuşmasında birlik çağrısı yapan Altunok Ana, “Bu yol ince bir yoldur; içinde hainler de olur, hakikat sahipleri de. Ama bu yol bugüne kadar olduğu gibi devam edecek. Artık birlik olma zamanı. Kurumlarımızı yeniden bir araya getirmeli, dilimize, inancımıza, kültürümüze sahip çıkmalıyız” dedi.

    Alevi kimliğinin korunmasının hayati olduğunu vurgulayan Altunok Ana, “Bir insan kendi diline, inancına, kimliğine sahip çıkmıyorsa yoktur. Biz özümüze sahip çıkacağız. Bu yol bizimdir, bu mekanlar bizimdir. Bizi buradan koparamazlar” ifadelerini kullandı.

    Altunok Ana sözlerini, “Gelin canlar bir olalım. Birlikte olursak güç doğar. Ayrılıkla bizi parçalarlar ama birlikle bu yolu yaşatırız” çağrısı ile tamamladı.

    PİRHA/ALMANYA

  • FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK’ten ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Asimilasyon politikaları güncelleniyor

    FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK’ten ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Asimilasyon politikaları güncelleniyor

    PİRHA- FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK, Dersim soykırımının 89. yılında yapılan “Dedeler Zirvesi”ne tepki göstererek “asimilasyon ve soykırım politikaları sürdürülüyor” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de iki gün süren “Dedeler Zirvesi” gerçekleştirildi. Etkinlik öncesinde açıklamalarda bulunan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Dersim’in, ocakların çoğuna ev sahipliği yapması nedeniyle merkez nokta olarak seçildiğini belirtmişti.Yaklaşık 130 dedenin katıldığı belirtilen toplantı, Alevi toplumunda tartışma yarattı. Söz konusu buluşmaya yönelik tepkiler artarak sürerken, birçok Alevi kurumu toplantıyı eleştiren açıklamalar yaptı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) ve Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından yapılan açıklamada, Dersim’de yaşananların Kürt ve Alevi kimliğine yönelik sistematik bir yok etme politikası olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Canlarımız yediden yetmişe, bütün kirli ve kanlı yöntemler kullanılarak katledildiler” denilerek katledilenler saygıyla anıldı, soykırımcı politikalara karşı mücadele kararlılığı ifade edildi.

    “SOYKIRIMCI POLİTİKALAR GÜNCELLENMİŞTİR”

    Açıklamada, Dersim soykırımının yıldönümünde gerçekleştirilen toplantıya dikkat çekilerek, “Devletin yeni soykırım mekanizması olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, çeşitli dergâh ve ocak temsilcisi olduğu ve 81 ilden geldiği söylenen bir kısım “düşkün” ile bir araya gelmiştir. Böylece soykırım politikalarını güncellemişler, yeni soykırımların yolunu döşemeye çalışmışlardır” ifadelerine yer verildi. Toplantının özellikle 4 Mayıs’ta ve Dersim’de yapılmasının Alevi toplumunun hassasiyetlerine yönelik olduğu kaydedildi.

    “BU TOPLANTI MASUM, İYİ NİYETLİ VE TOPLUMSAL KATKISI OLAN BİR TOPLANTI DEĞİLDİR”

    Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi:

    “Çok net ve açıkça ifade edilmelidir ki, “Alevi-Bektaşi Yol Erkânında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” adıyla gerçekleştirilen bu toplantı, masum, iyi niyetli ve toplumsal katkısı olan bir toplantı değildir. Bu toplantının soykırımın gerçekleştirildiği Dersim’de ve soykırımın başladığı gün olan 4 Mayıs’ta yapılması, Alevileri tahrik ve tehdit etmek, Alevilerin hassasiyetleriyle oynamaktır.Söz konusu kirli faaliyetin bir diğer temel amacı ise asimilasyonu derinleştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Bu nedenle 81 ilde katılımın olması istenmiştir. Dersim’in merkez olarak seçilmiş olmasının nedeni ise asimilasyonun ve soykırımın temel hedefi olarak Reya Hak süreğinin belirlenmiş olmasıdır.”

    Açıklamada, geçmişte fiziki katliamlarla yürütülen politikaların bugün asimilasyon, manipülasyon ve ideolojik müdahale araçlarıyla sürdürüldüğü belirtilerek, “Dedeler Zirvesi bu amaçla yapılmış bir saldırıdır” denildi. Yapılanın bir yok etme faaliyeti olduğu vurgulandı.

    “ALEVİLERİN İNANCINI, KİMLİĞİNİ VE GELECEĞİNİ ÇALMAYI AMAÇLAYAN BİR KURUMDUR”

    Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumunun inanç ve kimliğini dönüştürmeyi amaçladığı kaydedilen açıklamada, bu girişimlerin aynı zamanda barış ve demokratik sürece yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, gerçek bir barışın ancak Dersim soykırımıyla yüzleşmekten geçtiği belirtilerek, başta Seyit Rıza ve arkadaşları olmak üzere katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanması ve mağduriyetlerin giderilmesi çağrısı yapıldı.

    FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK imzasıyla yapılan açıklamada, söz konusu faaliyet sert sözlerle protesto edilirken, Alevi-Bektaşi toplumunun bu tür girişimlere karşı duyarlı olması çağrısı yapıldı. Açıklama, Alevi toplumunun geçmişte olduğu gibi bugün de hiçbir saldırıya teslim olmayacağı vurgusuyla son buldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • Seher Şengünlü Yılmaz’dan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz!

    Seher Şengünlü Yılmaz’dan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz!

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim’de yapılan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki göstererek, “Alevi toplumunun asıl talebi; inancının devlet denetimine alınması, maaş karşılığı şekillendirilmesi ya da kurumsal müdahalelerle yeniden dizayn edilmesi değildir. Talebimiz açıktır: eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin anayasal güvenceye kavuşması ve geçmişle samimi bir yüzleşmedir” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de 2 gün süren ‘Dedeler Zirvesi’ yapıldı.  Yapılan toplantıya 130’a yakın dedenin katıldığı belirtilirken, Alevi toplumu ve kurumlarından toplantıya tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    “KATLİAMA DAİR TEK BİR SÖZ EDİLMEDİ!”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde ‘Dedeler Zirvesi’nin yapılmasının bir mesaj içerdiğini belirterek, ” 4 Mayıs; canlarımızın katledildiği, ocaklarımızın söndürüldüğü, inancımızın ve kimliğimizin hedef alındığı bu kara tarihtir. Bu topraklarda hâlâ dinmeyen acının, yüzleşilmeyi bekleyen tarihsel bir yaranın yıldönümünde; Dersim’de yaşanan katliama, sürgünlere, kayıplara ve devlet eliyle yürütülen asimilasyon politikalarına dair tek bir söz dahi edilmemesi kabul edilemez” dedi.

    “ALEVİLİKTE İNANÇ ÖNDERLİĞİ DEVLET MEMURLUĞUNA İNDİRGENEMEZ”

    Vahim olanın, toplantının ana gündeminin dedelere maaş bağlanması olduğunu dile getiren Seher Şengünlü Yılmaz, “Alevi inancının özüne ve tarihsel bağımsızlığına gölge düşürecek bir çerçevede ele alınmış olmasıdır. Alevilik’te inanç önderliği devlet memurluğuna indirgenemez. Pirlik, dedelik ve analık makamı hakikat yolunun rızalıkla taşınan emaneti; toplumsal ikrarla yürütülen bir hizmettir. Bu değerler ne makamla ne maaşla tarif edilebilir” diyerek tepkisini ifade etti.

    “DERSİM’İN ACISINI GÖRMEZDEN GELEREK, HAKİKATİN ÜZERİNİ PROTOKOL TOPLANTILARIYLA ÖRTEMEZSİNİZ”

    “Dersim, hafızadır. Dersim, hakikatle yüzleşme çağrısıdır” diyerek sözlerini sürdüren Seher Şengünlü Yılmaz, şunları belirtti:

    “Dersim’de, Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde susmak; sadece tarihe değil, o tarihte yitirdiğimiz canlara ve bugün hâlâ adalet bekleyen toplumsal hafızaya da sırt dönmektir.

    Alevi toplumunun asıl talebi; inancının devlet denetimine alınması, maaş karşılığı şekillendirilmesi ya da kurumsal müdahalelerle yeniden dizayn edilmesi değildir. Talebimiz açıktır: eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin anayasal güvenceye kavuşması ve geçmişle samimi bir yüzleşmedir.

    Dersim’in acısını görmezden gelerek, hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz. Hafızayı susturamaz, rızalık üretmeden meşruiyet sağlayamazsınız. Dersim’i anmadan Dersim’de konuşmak, hakikati eksik bırakmaktır. Hakikat er ya da geç sözünü söyler.”

    PİRHA/ANKARA

  • ABF: Dedeler zirvesi meşru değildir!

    ABF: Dedeler zirvesi meşru değildir!

    PİRHA-  Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenmesi planlanan “Dedeler Zirvesi” toplantısına yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Toplantıyı “açık bir asimilasyon girişimi” olarak nitelendiren ABF, “Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan” mesajını verdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde gerçekleştirilecek olan “Dedeler Zirvesi”ne ilişkin  bir açıklama yayımladı. Açıklamada, toplantının zamanlamasına ve amacına dikkat çekilerek, Aleviliğin devlet eliyle dönüştürülmek istendiği vurgulandı.

    “4 MAYIS TARİHİ BİR RASTLANTI DEĞİLDİR”

    Toplantı için seçilen tarihin Dersim halkı ve Aleviler için “kara bir gün” olduğunu belirten Federasyon, şu ifadeleri kullandı:

    “4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenecek olan ‘Dedeler Zirvesi’ toplantısı açık bir asimilasyon toplantısıdır. Bu tarihin seçilmesi bir rastlantı değildir. Dersim coğrafyası özel olarak hedef alınmıştır.”

    “ALEVİLİK BÜROKRATİK KURUMLARLA ŞEKİLLENDİRİLEMEZ”

    Aleviliğin kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yolu olduğuna değinilen açıklamada, devlet kurumları üzerinden yapılan müdahaleler reddedildi:

    “Alevilik; Ocaklarıyla, Mürşitleriyle, Pirleriyle, Talipleriyle ve kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur. Bu yol, hiçbir bürokratik kurumun müdahalesiyle şekillendirilemez. Alevi toplumunun iradesi yok sayılarak planlanan bu tür toplantılar, meşru değildir ve kesinlikle kabul edilemez.”

    Alevi Bektaşi Federasyonu tüm Alevi toplumunu bu sürece karşı durmaya davet ederek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

    “Aleviliği, devlet kurumları üzerinden yeniden tanımlama girişimlerini reddediyoruz. Alevi toplumunun rızası dışında atılan adımları tanımıyoruz. Tüm canlarımızı bu sürece karşı ortak bir duruş sergilemeye çağırıyoruz. İnanıyoruz ve biliyoruz ki Dersim halkı ve yolumuzu yürüten canlar gereğini yapacak, inancımızın özünü koruyacak ve asimilasyon girişimlerine karşı gerekli tutumu alacaktır. Bizler; inancımıza yönelik her türlü asimilasyona karşı durmaya ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan!”

    HABER MERKEZİ

  • DAD’dan “Dedeler Zirvesi”ne sert tepki: Bu bir inanç-kırım projesidir!

    DAD’dan “Dedeler Zirvesi”ne sert tepki: Bu bir inanç-kırım projesidir!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Cemevi Başkanlığı tarafından düzenlenecek olan “Dedeler Zirvesi”ne sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada bu girişimin bir “inanç-kırım” projesi olduğu vurgulandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri, kamuoyuna yönelik yayımladığı bildiride, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 4 Mayıs tarihinde Dersim’de gerçekleştirmeyi planladığı “Dedeler Zirvesi”ni bir “kayyum müdahalesi” olarak nitelendirdi. 4 Mayıs tarihinin Dersim halkı için Roza Şaye (Kara Gün) olduğunu hatırlatan dernek, bu tarihte yapılacak toplantının toplumsal bir rızalığının bulunmadığını belirtti.

    “ASİMİLASYON VE MÜHENDİSLİK GİRİŞİMİ”

    Açıklamada, Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu günden bu yana Alevi toplumu tarafından “Alevi Diyaneti” olarak görüldüğü ve reddedildiği ifade edildi. Başkanlığın yürüttüğü faaliyetlerin bir “Türk-İslam sentezi mühendisliği” olduğu savunularak şu ifadelere yer verildi:

    “Aleviliğin temel kavramlarını aşındırmaktan, ibadet alanlarının tanımlanmasına kadar birçok alana el atmaya yeltenen bu girişim, bizzat Aleviliği varoluşsal bir krizin içine çekmek istemektedir.”

    “DERSİM ÖZEL OLARAK HEDEF ALINIYOR”

    Dersim’in, Raa/Rêya Heq (Hak Yolu) itikadının merkezi ve ocakların serçeşmesi olması nedeniyle özel bir hedef haline getirildiği belirtilen açıklamada, zirvenin zamanlamasına dikkat çekildi. 37-38 katliam döneminde birçok ocak evladının katledildiği hatırlatılarak, bu yıl dönümünde “maaş ve memurluk” eksenli bir toplantı yapılmasının Alevi vicdanında yeri olmadığı vurgulandı.

    “ZİRVEYE KATILANLAR DÜŞKÜN İLAN EDİLİR”

    Ocak geleneğini temsil eden isimlere çağrıda bulunan DAD, talip topluluğundan rızalık almadan bu tür organizasyonlara katılmanın ağır bir vebali olduğunu ifade etti. Yol ikrarına bağlı kalınması gerektiğini belirten dernek, “Yolumuzun hakikati bu zirvede yer alanları ‘düşkün’ olarak nitelendirir,” uyarısında bulundu.

    Metnin sonuç bölümünde devletin Aleviliği tanımlama çabalarından vazgeçmesi gerektiği belirtilerek şu talepler sıralandı:

    Cemevi Başkanlığı derhal lağvedilmelidir.

    Dersim’in inançsal ve toplumsal gerçekliğine yönelik saldırılara son verilmelidir.

    Dersim üzerindeki “koloni politikaları” ve asimilasyon stratejileri durdurulmalıdır.

    Açıklama, “Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!” şiarıyla son buldu.

    HABER MERKEZİ