Etiket: delil hıdır

  • Delil Hıdır: Dersim’in kanaat önderlerinin uyuşturucu ve çeteleşme sorununu çözmesi gerekiyor-VİDEO

    Delil Hıdır: Dersim’in kanaat önderlerinin uyuşturucu ve çeteleşme sorununu çözmesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin artması üzüntü verici olduğunu ifade eden Sanatçı Delil Hıdır, “Çetecilik ve uyuşturucu bir toplumu yok eder ve o toplumun bütün dinamiklerini ortadan kaldırır. Bir araya gelip bu soruna ilişkin çözüm geliştirmeliyiz” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Sanatçı Delil Hıdır ile kentte son zamanlarda artan uyuşturucu, çeteleşmeye ilişkin çözüm noktasında neleri yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    “ÇETECİLİK VE UYUŞTURUCU BİR TOPLUMU YOK EDER”

    Bu topraklarda geçmişten bugüne kadar zulme ve katliamlara uğradıklarını belirten Delil Hıdır, “1938 Katliamı ile birlikte inançsal, kültürel ve dil konusunda yok olmanın eşiğine geldik ancak daha sonra geride kalanlar yeniden Dersim’i inşa ettiler. Bugün ise Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin artması üzüntü verici. Çetecilik ve uyuşturucu bir toplumu yok eder ve o toplumun bütün dinamiklerini ortadan kaldırır. Çünkü eğer bir toplumu yok etmek istersen önce gençliğini yok edersin. Gençlere çağrım Hızır’ı, Düzgün Baba’yı, Munzur Baba’yı severseniz kendi inancınıza ve kendi kültürünüze dönün. Eğer biz kültürümüzü kaybedersek elimizde hiçbir şeyimiz kalmaz. Bir devlette sorunlar mahkemelerde çözülürdü ama bizim coğrafyamızda bir haksızlık olduğu zaman pirler çözerdi. O yüzden uyuşturucu ve çeteleşme sorununu da Dersim’in kanaat önderlerinin çözmesi gerekiyor” dedi.

    “BİR ARAYA GELİP SORUNLARIMIZA İLİŞKİN ÇÖZÜM GELİŞTİRMEMİZ LAZIM”

    Dersim’deki uyuşturucu ve çeteleşme sorununun çözümü için sanatçılara ve çağrı yapan Hıdır, “Hem Avrupa’daki hem de Türkiye’deki aydınlar, sanatçılar ve kanaat önderleri bir araya gelip eğitimler başlatmalı. Avrupa’da da Afganistan ve Suriye’den gelen insanların çeteleşmesinin önüne geçmek için sendikalar, aydınlar, sanatçılar, psikologlar, doktorlar bir araya gelip sorunun çözümü için tartışma başlatıyorlar. Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı yürüyüş yapılması iyi bir şey ama daha sonra hiçbir şey yapmamak olmaz. Bir araya gelip bu soruna ilişkin çözüm geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, halkı çeteleşmeye karşı yürüyüşe davet etti-VİDEO
    -Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO
    -Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO
    -Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO
    -Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO
    -Doğan Çelik: Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir-VİDEO

  • Dersimli Ozan Delil Hıdır: İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerekiyor (2)-VİDEO

    Dersimli Ozan Delil Hıdır: İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerekiyor (2)-VİDEO

    PİRHA-İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerektiğini vurgulayan Delil Hıdır, “Dilimizin geleceği konusunda endişeliyim. Şimdi Dersim’de bakıyorum, kimse dilimizi konuşmuyor. Ana dilimizde merhaba diyorum bana Türkçe cevap veriyorlar. Halkımız kendi dilini kendisine yasaklamış” dedi.

    Delil Hıdır, 1955 yılında Dersim’in Hozat ilçesinin Mezra Sure (Kızıl Mezra) köyünde doğdu. 1980 yılındaki askeri darbeden sonra 1982 yılında Türkiye’deki siyasi baskı ortamından dolayı Dersim’den Avusturya’ya göç etti.

    Delil Hıdır, Avusturya’ya gittikten sonra da ana dil ve kültür çalışmalarında çalışmalarına devam etti. Avusturya’da ‘Kengere Werê Wayê, Çemo Gaxand’, ‘Mekan Û Tılsım’ müzik albümleri ve ‘Kendi Diline Sığmayan Tarih’ adlı bir otobiyografik kitabı yayımlandı.

    Sohbetimizin ikinci bölümünde Dersimli ozan Delil Hıdır ile uzun yıllar sonra Dersim’e geldiğinde gördüklerini ve ana dilin önemine dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “AVRUPA’DA DÜŞÜNDÜĞÜM TEK ŞEY ANA DİLİMDİ”

    24 yaşında Avusturya’ya gittiğini ve ara ara Türkiye’ye geldiğini belirten Delil Hıdır, “Avrupa’da kalsam da sabahtan akşama kadar tek düşüncem vardı o da ana dilimdi. Çalışmalarımın hepsi kendi ana dilimdedir. Bazen Tokat veya diğer yöre Alevileri diyor ki “Birkaç ezgi de Türkçe söyle, albümlerini alalım” Ben de diyorum ki; “Zaten Dersim’de herkes sevdasını Türkçe dile getiriyor bırakın ben de kendi ana dilimde söyleyeyim.” Bizden sonra gelenler acaba ana dilimize sahip çıkacak mı diye çok düşünüyorum. Dilimizin geleceğini düşündüğümde beni çok üzüyor. Dersim’de çok şey değişti eski dostluklar, sıcak ilişkiler kalmadı, insanlar çok yalnızlaştı. Eskiden ikrarlık, musahiplik, kirvelik vardı şimdi hiçbirinden eser yok. Mesela ben 5 aydır buralardayım. Aynı binada şu ana kadar kimse bana “sen nereden geliyorsun, kimsin?” diye sormadı bu durum beni çok olumsuz etkiliyor. Ben inançtan bahsettiğim zaman bazı dostlarım bana “sen nasıl devrimcisin” diye kızıyorlar. İnanç bizim kültürümüzdür, tarihimizdir ondan kopuk olamayız” dedi.

    “BU TOPRAKLARIN TARİHİ ZENGİNDİR”

    Eskiden sanatçıların ilham kaynaklarının günümüze göre farklı olduğunu ifade eden Delil Hıdır, “Bir şiir veya türkü yazdığında etrafındaki olaylar belirgin olurdu. Mesela bir çeşmeye gidiyordun, orada bir kadın su içtiğinde bu bir ilham olurdu.  Örneğin bir ağaç görürdün ilgi çekici ağaç ise ondan esinlenip bir ezgi yazabilirdin. Bu toprakların tarihi zengindir, kökeni kuvvetli ve derindir. Bizde ateş, su, güneş, toprak kutsaldır. Munzur kültürümüz ve edebi birikimiz için çok önemlidir. Büyüklerimiz bu suyun üzerinde çok sayıda şiir yazmış ve ağıt yakmışlardır” diye belirtti.

    “KİMSE DİLİMİZİ KONUŞMUYOR”

    İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerektiğini vurgulayan Delil Hıdır, “Şimdi Dersim’de bakıyorum, kimse dilimizi konuşmuyor. Elazığ’da bizim mahallelere gidiyorum dilimizde merhaba diyorum ama bana Türkçe cevap veriyorlar. Bir kadın ekmek pişiriyordu yanına gidip Kırmancki konuştum ama kadın dilimizi bilmesine rağmen Türkçe cevap veriyordu. Halkımız kendi dilini kendisine yasaklamış. Şimdi Dersim’de bir minibüse binin daha çok Türkçe şarkılar çalıyor. Eskiden büyüklerimiz, sanatçılarımız ve ozanlarımız dilimizi iyi kullanırdı. Ancak bir süre sonra Türkçe, popüler hala getirildi. Türkçeyi iyi bilen, devrimcidir anlayışı ortaya çıktı ondan sonra bizim temelimiz bozuldu. Artık söylediğimiz klamları kimse anlamamaya başladı” diye konuştu.

    Delil Hıdır sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Munzur suyu kenarında geldim size misafir oldum. Size çok teşekkür ediyorum. Xızır bu toprakları korusun sağlık ve huzur versin. Kötülük bizden uzak dursun. Hanemiz Hızır’a hane olsun.”

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersimli Ozan Delil Hıdır: Katliamdan önce köyde mutluluk vardı, şimdi ise sadece keder (1)-VİDEO

  • Dersimli Ozan Delil Hıdır: Katliamdan önce köyde mutluluk vardı, şimdi ise sadece keder (1)-VİDEO

    Dersimli Ozan Delil Hıdır: Katliamdan önce köyde mutluluk vardı, şimdi ise sadece keder (1)-VİDEO

    PİRHA-Küçükken Hızır orucunda evlerine gelen ozanın tenbur çalmasından çok etkilendiğini ve ondan sonra tenburu gizli gizli çaldığını söyleyen Dersimli ozan Delil Hıdır, “Tenbur cemlerimizde, cemaatlerimizde, zikirlerimizde çok önemli bir yer tutar. Gözümüzde kadir ve kıymeti çok yüksektir” dedi. Munzur suyunun kutsal olduğunu vurgulayan Hıdır, Dersim Katliamı’nın büyük acılar bıraktığını dile getirdi. 

    Delil Hıdır, 1955 yılında Dersim’in Hozat ilçesinin Mezra Sure (Kızıl Mezra) köyünde doğdu. 1980 yılındaki askeri darbeden sonra 1982 yılında Türkiye’deki siyasi baskı ortamından dolayı Dersim’den Avusturya’ya göç etti.

    Delil Hıdır, Avusturya’ya gittikten sonra da ana dil ve kültür çalışmalarında çalışmalarına devam etti. Avusturya’da ‘Kengere Werê Wayê, Çemo Gaxand’, ‘Mekan Û Tılsım’ müzik albümleri ve ‘Kendi Diline Sığmayan Tarih’ adlı bir otobiyografik kitabı yayımlandı.

    Dersimli ozan Delil Hıdır ile Munzur’un kendisi için anlamı, 1938 Dersim Katliamı’nda yaşadıklarını ve tenburun önemine dair sohbet ettik.

    “SUYUN BEREKETİNE DUA EDERİZ”

    Munzur Nehri’nde geçmişte büyüklerinin ikrarlaştığını belirten Delil Hıdır, “Ancak günümüzde ne ikrar kaldı ne de yemin kaldı. Bizim meselemiz oldukça büyük bir mesele. Ya Xızır, kötülüğü çocuklarımızdan, yurdumuzdan uzak tut. Denizin üzerindeki Xızır, bize sağlık getir diye dua ederiz. Ben Munzur’da elimi ve yüzümü yıkadım ama suyun içine tükürmedim. Bizim itikatimizde suya tükürmek caiz değildir. Munzur suyu üzerinde dua edip çıra yakıyoruz. İnsanlarımız da kutsal gördüğümüz suya tükürmemelidir. Hangi nehir olursa olsun tükürmemeliyiz. Zira bize can veren ve bizi sağlıklı kılan sudur. Buğday tohumu su sayesinde filizlenir sonra yeşillenir ve büyür. Buğdaydan un yapılır, undan hamur yoğrulur ve ekmek yapılır. Ekmek gelir bizim soframıza ve bizi doyurur. Ekmeği yediğimizde dua ederiz ama aslında suyun bereketine dua ederiz” diye belirtti.

    “TENBUR BİZDE ÇOK ÖNEMLİDİR”

    Tenbur ile tanışma hikâyesini anlatan Delil Hıdır şunları dile getirdi:

    “Bazıları ben tenburu 10 yaşındayken tanıdım diye söylerler, benim de buna benzer bir hikayem var. Benim babam da ozandı, adı Mursayê Milî’ydi. Biz Bahtiyaran aşiretindeniz. Hem Kurmanci hem Kırmancki lehçelerinde konuşurduk. Babam şair ve ozan olduğu için üzerimde etkisi büyüktür. Ben 10-11 yaşlarındayken evimize başka bir ozan gelirdi. Tabi evimizi çok sayıda ozan ziyaret ederdi ama içlerinden birinin yeri ayrıydı. Ovacık’tan gelirdi adı Hesê Qajî’ydi. Xızır orucunda bizim eve gelmişti babamla birlikte bir divan kurmuşlardı tenbur çalıyorlardı. Bu olay beni çok etkilemişti. Orada tenburu daha iyi tanımıştım. Eskiden biz büyüklerimizin yanında tenbur çalamazdık. Temburu gizli gizli çalardım. Bir gün babam beni gördü ve neyse ki bana destur verdi. Destur almadan bir büyüğün yanında tenbur çalmak mümkün değildi. Tenbur cemlerimizde, cemaatlerimizde, zikirlerimizde çok önemli bir yer tutar. Gözümüzde kadir ve kıymeti çok yüksektir. Kürt destanları da bizde önemliydi. Mesela Memê Alan veya Mem û Zîn gibi. Babam Mem û Zîn’i tenbur eşliğinde Kurmanci söylerdi. Yine Siyabend û Xecê de büyük önem taşırdı, babam onu da söylerdi. Bir de Cembeli Bey vardı, işte biz böyle büyüdük.”

    “1938 YILINDA DERSİM’İN HER YERİNDE KATLİAM YAŞANDI”

    1938 yılında Dersim’in her yerinde olduğu gibi kendi köylerinde de katliamın yaşandığını ifade eden Delil Hıdır, “Çocuklarımıza yaşanan acıları pek anlatmazdık. Eskiden dedelerim köyde bizim evimizin alt katında kalıyorlarmış, o evin tavanındaki direkler siyahtı. Babam ara ara eve gider, ağıtlar yakardı. Bizi gördüğünde hemen kendini toplar, “ne oldu, niye geldiniz” derdi. Duygularını saklardı. Biz sonradan anladık, 1938’de bizim köyden 165 kişiyi toplayıp Sırtikan diyarına götürmüş ve orada katletmişlerdir. Tabi içinde çocuk ve kadınlar da var. Babam o katliamdan yaralı olarak kurtuluyor. Akrabalarımdan çok kişi katledildi. İşte biz bu süreçten geliyoruz. Kökenimizde böyle acılar var. Bu yüzden güldüğümüzde hem tebessüm hem de keder birlikte yansıyor. Dersim Katliamı’ndan önce köyde aşk, keyif, sağlık, mutluluk, hikâyeler ve masallar vardı. Katliamdan sonra artık o coğrafyaya keder işledi. Bu acılı dünyaya nasıl gelmişiz bilmiyorum. Hala da böyle bir dünya söz konusu” diye konuştu.

    Haberin 2. bölümü yarın…

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/DERSİM