Etiket: dem-i muhabbet

  • Pir Hüseyin Doğan: Hızır; barışı, paylaşmayı, adaleti savunanların yanındadır-VİDEO

    Pir Hüseyin Doğan: Hızır; barışı, paylaşmayı, adaleti savunanların yanındadır-VİDEO

    PİRHA- CAN TV’de Haşim Kızılveren’in sunduğu Dem-i Muhabbet programına konuk olan İmam Rıza Ocağı pirlerinden Hüseyin Doğan, Alevilikte önemli bir yere sahip olan Hızır inancının toplumdaki önemine değindi. Doğan, “Biz bu kültürü, örfü adeti yaşatırsak, geleneğini, töresini sürdürürsek bunu gelecek nesillere miras bırakmış oluruz” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Hızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder.

    Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur. Hızır orucu tarihleri çeşitli bölgelerde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlayarak Şubat ayı ortalarına hatta Mart ayına kadar devam eder.

    CAN TV’de Haşim Kızılveren’in sunduğu Dem-i Muhabbet programına konuk olan İmam Rıza Ocağı pirlerinden Hüseyin Doğan, Hızır ayının Alevi inancındaki önemini anlattı.

    “ZOR ŞARTLARDA HIZIR BİZİ BİRLEŞTİRİRDİ”

    Alevilik inancının dayanışmacı önemine vurgu yapan Hüseyin Doğan, Hızır inancının toplumu birleştirdiğini, toplumu bir arada tuttuğunu dile getirerek, “Üç gün oruç tutardık, kış çok çetin geçerdi. O geçen zor şartlarda Hızır bizi birleştirirdi, kaynaştırırdı lokmalarımızı ikram ederdik. Kimin evde hayvan yemi varsa başkasının hayvanlarına verilirdi. Orada tek yürek oluyorduk” dedi.

    Oruç tutulduğu zamanlarda Alevilerin yaptıkları rızıkları birbiriyle paylaştıklarını dile getiren Doğan, “Üçüncü günü taliplerimiz niyazlarını yapıp bize gelirlerdi. Tepsilerle evin tavanına kadar börekler yapılırdı. Muhabbet cemi yapılır, duası edilir, oruçlarını açarlardı. Kimse kendisine değil başkasına dua ederdi. Kalkarken Hızır otururken Hızır derdik. Nereye gidersek gidelim dilimizden Hızır’ı düşürmezdik. Bir yük taşırken ya Hızır dediğimizde sanki o yük bize hafif gelirdi” diye konuştu.

    “HIZIR ADALETİ SAVUNANALRIN, YOL ERKAN YÜRÜTENELRİN YANINDADIR”

    Doğan, şöyle devam etti:

    “Hızır mazlumların, adaleti savunanların, barışı, paylaşmayı ve Yol, erkan yürüteni sever ve onun yanındadır. Birliği yürüteni sever. Toplum olarak inancımıza sahip çıkacağız. Biz orucumuzu tutarsak çocuklarımız da tutar. Hızır niyazımızı yaparsak onlar da ileride yapacaktır. Biz bunları çocuklarımıza yansıtmasak onlar da geleceğe yansıtamazlar.

    “DEDELER ÇIKAR BEKLEMEZDİ”

    Eskiden bir tarlayla koca bir aileye bakılırdı. Biz inancımızı yaşarsak evimize bereket gelir, mutfağımıza da bereket gelir. Eğer pirini, mürşidini, rehberini, lokmasını yapıp evine davet etmeyip, bir duasını almıyorsa, yanındaki çocuklarla bir dua okumuyorsa o evde bereket kalmaz. Hiç kimsede maneviyat yok, huzur yok. Eskiden kar yağışı çok yağmasına rağmen insanlar dedelerine, pirlerine bir dua almak için giderlerdi. Çoğu dedelerimiz karın altında mahsur kalıyordu. Ceddinin ona verdiği bir hizmeti yerine getirmek için. Dedelerimiz hiçbir çıkar beklemeden bir köyün en fakir evlerine giderlerdi. Bizim bu güzellikleri yaşatmamız lazım. Çocuklarımıza bunu aşılamamız lazım. Çocuklarımızın o sanal alemden çıkıp gerçekleri görmesi lazım. Biz bu kültürü, örfü, adeti yaşatırsak, geleneği töreyi sürdürürsek gelecek nesillere en büyük mirası bırakmış oluruz.”

    PİR SULTAN HINZIR PAŞAYA BOYUN EĞMEDİĞİ İÇİN BİNLERCE PİR ORTAYA ÇIKTI

    Müsayip tutmanın, senelik görgü cemlerinin yapılmasının önemine dikkat çeken Doğan, “Hızır, halkla birleşmiş, halkla özleşmiş Hak Muhammed Ali yoludur. Pir Sultan Abdal’ın Hınzır Paşa’ya boyun eğmemesi bugün binlerce piri ortaya çıkardı. Gençlerimiz oruçlarını tutsunlar, evde tuttukları niyazla cemevlerine gitsinler. Çok güzel bir Yolumuz var. Yolunuza sahip çıkın, Yolunuzla mutlu olun. Bu Yolda hiçbir baskı yok, bu Yolda her şey rızalıkla yapılıyor. Emek verirseniz ne kadar çok mutlu olacağınızı göreceksiniz. Eskiden dedelerimiz uzun süre evden çıkıp taliplerinin ihtiyaçlarını görüp eve gelirlerdi. Dedeler en fakir eve gidip taliplerini mutlu ederlerdi.”

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Fırat: Karakolun görevi ezan okutmak değil vatandaşın güvenliğini sağlamaktır-VİDEO

    Fırat: Karakolun görevi ezan okutmak değil vatandaşın güvenliğini sağlamaktır-VİDEO

    PİRHA- Can TV’de Veli Büyükşahin’in sunduğu ‘Dem-i Muhabbet’te programında ‘Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulması’ konuşuldu. Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, “Dersim Katliamı’ndan bugüne kadar Alevileri ötekileştiremedikleri, o kadar katliam politikalarına rağmen kimliklerinden, ırklarından, dillerinden, renklerinden, dillerinden uzaklaştıramadıkları için başka bir baskı, başka bir asimilasyon politikasıyla taciz ediyorlar” dedi.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından köyde ezan okutulmaya başlanmasına köylüler ve Aleviler dışında farklı inanç temsilcileri de tepki gösterdi.

    Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de ezan okutulmaya devam ediyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Veli Büyükşahin‘in sunduğu Can TV’de yayınlanan Dem-i Muhabbet programına katıldı. Programda ‘Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulması’ konuşuldu. Celal Fırat, ”Ben 46 yaşındayım şimdiye kadar böyle bir zihniyet görmedim. Ama bunu bilinçli bir şekilde yapıyorlar özellikle Dersim coğrafyasında” dedi.

    “ASİMİLLASYON POLİTİKASI OLARAK GÖRÜYORUM”

    Karakollardan ezan okutulmasını değerlendiren Celal Fırat, “Yıllarca Dersim Katliamı’ndan bugüne kadar kimliklerinden, ırklarından, dillerinden, renklerinden, dillerinden uzaklaştıramadıkları için başka bir baskı, başka bir asimilasyon politikasıyla karakollardan ezan okutularak oradaki canlarımızı taciz ediyorlar. Çok doğru bir şey değil, gerçekten acı bir şey. Türkiye’nin gidişatıyla ilgili hepimizin kaygı duyması lazım. O karakollarda hizmet veren sadece Sünni mezhebine dayalı insanlar yok Aleviler var, Ermeniler var, bu ülkedeki farklı inançtaki insanlar da var. Kaldı ki bir karakolda ezan okutulması doğru bir yaklaşım değil. Günün koşullarında bu boyuta getirtmeleri tamamen o bölgeye karşı ne kadar kindar olduklarını, yetiştirdikleri komutanların laiklik ile değil de militarist bir mantık içerisinde olduklarını gösteriyor. Bir asimilasyon politikası olarak görüyorum ama o coğrafyada böyle bir olgunun yaşayacağına inanmıyorum” dedi.

    “KARAKOLUN GÖREVİ EZAN OKUTMAK DEĞİL VATANDAŞLARIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAKTIR”

    Alevilerin pirleri, ziyaretgahları, yolu, itikatı ve inancı olduğunu vurgulayan Fırat, şunları kaydetti:

    “Eğer bu zulüm, yaptıkları bu faşizan yönetim başarılı olsaydı biz bugünü görmezdik. Evet şu anki iktidar çok acı şeyler yapıyor herkesi ötekileştiriyor, sınıflandırıyor. Bir karakolun yapması gereken görevleri var. Vatandaşlarının güvenliğini sağlamak. Ama vatandaşların güvenliğini sağlamaktan çok maalesef şu an baskısı yapıyorlar. Dinler arası diyalogdan, herkesin gelenek ve göreneklerini özgür bir şekilde yaşattığından ve yeni anayasadan bahsedeceksin ama gideceksiniz bir Alevi yerleşkesinde karakollardan ezan okutacaksınız aslında demokrasiden ne anladıklarının da bir ölçüsü aslında baktığımızda bu kesinlikle doğru bir yaklaşım değil.”

    PİRHA/ DERSİM

  • Erenler Cemevi Başkanı’ndan Şialaştırmaya tepki: Asimilasyona izin vermeyelim!

    Erenler Cemevi Başkanı’ndan Şialaştırmaya tepki: Asimilasyona izin vermeyelim!

    PİRHA – Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından olan Şialaştırma hakkında açıklamalarda bulundu. Selçuk, Ehlibeyt kullanılarak Alevi inancı kullanılarak, Alevi ritüelinde olmayan, inancında olmayan şeylerin Aleviliğin içerisindeymiş gibi gösterilerek asimilasyona gidildiğini söyledi.

    CanTV de yayınlanan Veli Büyükşahin ve Celal Fırat’ın sunduğu Dem-i Muhabbet programına konuk olan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Alevileri asimile etmeye çalışan Şia kurumları hakkında konuştu.

    “ÖTEKİ DİYE BİR KAVRAMI KABUL ETMİYORUZ”

    Alevilikte Kabe’nin insan olduğunu belirten Selçuk, insanlığı dinine, diline, milletine, cinsiyetine, ırkına göre ayırmadan, Alevi inancında ve ibadetlerinde diğer insanlarla ilişkilerinde karşımızdaki insan gözüyle baktıklarını söyledi.

    Selçuk, “Öteki diye bir kavramı kabul etmiyoruz. Alevilikte öteki diye bir kavram yok. Böyle olunca da Sünnilerde, Şialarda ülkemizdeki diğer inanç grupları hepsi bizim için bir arada yaşayacağımız insan topluluklarıdır. Ama şöyle bir durum var biz ne kendimizi birisinin terazisine koyarız. Ne de başkasını kendi terazimize koyarız. Eğer kendimizi başka bir şeyle tartarsak ortaya bir çelişki ortaya çıkar. O açıdan kendimizi birileriyle tartmak yerine kendimizi kendimizle tartarız. Böyle olması lazım” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ ŞİALAŞTIRMA YENİ BİR OLAY DEĞİL”

    Alevileri asimilasyon politikalarından olan Şialaştırma yeni bir olay olamadığını altını çizen Selçuk, “Geçmişte Aleviler 1990 yılına kadar ibadetleri yasak olduğu için yeraltındaydı. İbadetleri yasak olduğu için gizli olarak ibadetlerini yapıyordu. Geleneğini, göreneğin her şeyini kapalı bir şekilde yapıyordu. Dolayısıyla Şialarında Alevilere ulaşması biraz daha güçtü. 90 yılından sonra ibadethanelerimiz açılmaya başladı. Görünür olduk, dolayısıyla kolay ulaşılırda olduk. Fiziki baskılarla yasaklanan Alevilik onun yanı sıra inanç yönüyle asimilasyon yönüne gidilmeye başlandı” dedi.

    Selçuk, devlet okullarındaki zorunlu din derslerinin asimilasyon politikalarında etkili olduğunu söyleyerek Ehlibeyt kullanılarak Alevi inancı kullanılarak, Alevi ritüelinde olmayan, inancında olmayan şeylerin Aleviliğin içerisindeymiş gibi gösterilerek asimilasyona gidildiğini belirtti.

    Alevilerin Ehlibeytten bahsedebildiğinde yüreklerini açtıklarını söyleyen Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, “Ama karşı tarafın yüreği bilinmiyorsa başka şeylerde olabilir” diyerek yaşadıkları tehditleri anlattı:

    “ESENYURT, ŞİA DERGAHLARIN ÇOK OLDUĞU BİR YER”

    “Aleviliği Sünnileştirme yönünde değil de Şialaştırma yönündeki asimilasyon olayı biz bunu Erenler Eğitim Vakfı, Erenler Cemevi olarak bizzat yaşadık. Esenyurt, Şia dergahların çok olduğu bir yer Cemevi demiyorlar, genelde dergah diyorlar. Ben 3 tanesini biliyorum. Bunlar gelip, gidiyorlar. Cemlere de katılıyorlar. Ama müdahale etmiyorlardı. 2014 yılında Esenyurt’ta bulunan bir dergahın taraftarları gelip Cemde sancak açmak istediler. Cem herkese açık yapılıyor. Gelip katılabilirler. Ama oradaki işleyişe müdahale etmesi olamaz. Cemler geleneğe ve inanca göre yürütülür. Sancak açacaklarını söylediler. Hz. Ali ve İmam Hüseyin’in sancağını açacaklarını söylediler. Ben hiç öyle bir şey görmedim. Dedelerimiz orada zaten o sancağı temsil ediyorlar. Biz izin vermedik. Sert çıkışlar ve üstü kapalı tehditler yaparak çıkıp gittiler.

    2017 yılında Erzincanlı bir canımızın cenazesi var. Gelip bize cenaze erkanını hocamız, dedemiz yapacak. Bazen köylerde yakın ilişkilerde olabiliyor. Cenaze erkanı ben yapayım diyen oluyor. Gönül borcu olduğundan olabilir. Aileden biri geldi ve onların sıkıntılı olduğunu söyledi. Bunlar Şia böyle yapmak istiyorlar. Biz bunu kabul edemeyiz. Alevi inancına göre kaldırılırsa olabilir. Ama diğer türlü bizim dedemiz hocamız var, hizmeti de onlar yapacak. Alevi kurallarına göre cenaze sırlanacaktır. Hizmet ona göre yapılacaktır. Defnedilecek kişinin bağlı bulunduğu dergahın sorumlusu beni aradı. Bana bir sürü hakaret etti. ‘Siz burayı cami yaptınız Yezidsiniz. Biz bunların bir kısmını elde ettik, buraları da elde edeceğiz. Sonunuz yakındır’ benzerinde ifadeler kullandı.”

    Böyle benzer tehditlerin diğer kurumlara ve insanlara yapıldıkları ama belki de bunu dillendirmediklerini söyleyen Yavuz Selçuk, Bir taraftan asimilasyon yapıp canlarımızı Alevilikte olmayan 3 vakit namaz, Ramazan orucu ya da benzeri şeyleri Aleviliğin içine küçük küçük koyup anlatarak hayata geçiren, bir taraftan da bu şekilde Cemevleri yönetenleri tehdit ediyorlar” diyerek tüm Alevilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.

    Şialaştırma politikalarında öncelikli olarak gençlerin hedef alındığını belirten Selçuk, kültürel etkinliklerle yakınlık kurduklarını ifade etti.

    “BİZİ KENDİLERİNE BENZETMELERİNE İZİN VERMEYELİM”

    Şialaştırma politikasında tüm Alevi kurumlarının yönetimine aynı zamanda tüm Alevilere görev düştüğünü belirten Selçuk, aynı zamanda Alevilerin niye benzeme endişesi yaşadığını ve benzeme endişenin aşılması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bizi kendilerine benzetmelerine izin vermeyelim. Buna yol açtığımız sürece kolaylaştırdığımız sürece gerçekten ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı düşünüyorum. Elleri güçlendikçe onları kabul etmeyen insanlara karşı baskıları artıyor. Bu sefer şöyle bir ortaya çıkıyor. Bizi inkar eden anlayışla varlığımızı yok eden, Cemlerimizi yok sayan anlayışla bir adım bir kazanım kavgası verirken yeni bir ortam açılıyor. İnsanlar daha ciddi sıkıntılara sürükleniyor. Bütün canlarımız uyanık olmalı bu tarz şeylere fırsat vermemeli.

    Alevileri, Şialaştırmaya çalışanlara karşı Cemevi kurum yöneticilerine ciddi görevler düşüyor. Fark ettiklerinde bu tür şeylere fırsat vermeyecekler. Bizler bu inancı taşıyacak insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Dedelerimiz o hizmeti yapacak kişiyi yetiştirmesi gerekiyor. Cemde 12 hizmeti yapacak görevlileri yetiştirmemiz gerekiyor. Yolun sürülmesi için o yolun gerekliliklerini yapmamız, taşımamız gerekiyor. Bunları zaten layıkıyla yerine getirdiğimizde başkaları asimile etme cesareti gösteremez. O cesareti kendilerinde bulamayacaklar. Bu şeyi denemeyecekler. Bu konuda alevi dedelerine, alevi kurumlarına cem evleri yöneticilerine ciddi görevler düşüyor. Bunun içinde ortak akıl yürüterek gerekirse bir araya gelinerek çalışarak bu çalışmaları güçlendirmek gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL