PİRHA- Sultangazi Alevi Kültür Derneği Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılan Sivas Madımak Katliamı anmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevisiz barışın olmayacağını vurgulayarak, “Alevilerin mücadelesini sahipleniyor, taleplerini her zaman dile getiriyoruz. DEM Parti Alevilerin partisidir” dedi.
Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde, katledilen 33 sanatçı, aydın, yazar, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anıldı.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi ve Habibler Cemevi’nin düzenlediği anmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu.
Bakırhan, Alevisiz barışın olmayacağını vurgulayarak, “Alevilerin mücadelesini sahipleniyor, taleplerini her zaman dile getiriyoruz. DEM Parti Alevilerin partisidir” dedi.
MÜCADELE VURGUSU!
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emin olun bugün burada olduğu gibi yaşamın her alanında haksızlıklara karşı, zulme karşı, Yezitlere karşı bir arada olabilirsek yeni Sivas’lar yaşamayız. Yeni Gazi’ler, Dersimler, Koçgiriler yaşamayız.
Sistem açık ve net bir şekilde tek bir millete ve inanca indirgemiş bir Türkiye toplumu yaratmaya çalışıyor. Bizler de bunun karşısında inancımızı, renklerimizi ve kimliklerimizi yaşatmaya çalışıyoruz. Ama bir eksiğimiz var. Sistemin bu tekçi anlayışına karşı bir biçimiyle bir arada birlikte omuz omuza güçlü bir şekilde mücadelemizi ortaya koyamadık.
Bu katliamlarda kaybettiğimiz canlara bir öz eleştirimiz oldu. olsun. Bu Sivas’ta yitirdiğimiz yazarlara, sanatçılara, kadınlara, gençlere ve çocuklara öz eleştirimiz olsun. Sivas’ın, Gazi’nin, Dersim’in ve benzer diğer katliamların olmasında güçlü bir irade ortaya konulabilseydi bugün başka bir Türkiye’de yaşıyor olabilirdik.
Daha dün 33 yıl önce Sivas Madımak’ta büyük bir katliam Türkiye tarihine kara bir leke düştü. Güpegündüz devlet kontrolünde ve denetiminde insanlar Madımak’ta diri diri yakıldı. Bu kara lekeyi kabul etmiyoruz.
Bu katliamları unutmuyoruz, unutmayacağız. Ama bu bu ve benzer katliamların yaşanmaması için de birlikte ve bir arada olmalıyız. Kürt’ün barış arayışıyla Alevi’nin eşit yurttaşlık arayışı, kadının haklarının arayışıyla, gençlerin geleceğinin arayışıyla, emekçilerin alın terinin karşılığını arayışı aynı mücadelenin bir ürünüdür. Dolayısıyla bu sistemden memnun olmayan, bu sistemin katliamlarından, ötekileştirici politikalarından bıkan bizlerin önümüzdeki günlerde daha fazla dayanışma içerisinde olması ve mücadele etmesi gerekiyor.”
“ALEVİSİZ BİR BARIŞ OLMAZ”
Türkiye’de bir barış süreci yaşandığına dikkat çeken Bakırhan, “Bu süreç AKP ile işbirliği yaptığımız anlamına gelmesin. O masada Kürtlerin demokratik haklarının olduğu kadar Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık hakkı da var. O masada dilini ve kimliğini konuşamayan inancını özgürce yaşayamayan Türkiye’de bütün hakların ve inançların hakkı var. Bizim olduğumuz yerde Alevisiz bir barış olmaz. Alevilerin olmadığı bir toplumsal barış toplumsal barış değildir” diye belirtti.
“33 canımız kaybedildi, 33 yıl geçti ama hala aydınlatılmadı” diyen Bakırhan, bu katliamları yapanları ve bu katliamların arkasında duran kim olursa olsun hepsinin demokratik bir yargı karşısında yargılanmasını hep birlikte sağlayacaklarını söyledi.
“DEM PARTİ ALEVİLERİN PARTİSİDİR”
DEM Parti’nin sadece Kürtlerin değil, Alevilerin de partisi olduğunun altını çizen Bakırhan, “Alevilerin derdini kendisine dert edinen bir duruş içerisinde olmaya çalışıyoruz. Emin olun bu ülkenin en güçlü dinamiği Aleviler, Kürtler, devrimciler ve sosyalistlerdir, kadınlardır. Bir arada birlikte omuz omuza demokratik hak ve özgürlüklerimizi sahiplenir. Kürt’ü kardeş görür. Ezilen emekçiyi, ezileni kardeş görebilirsek kadını genç yol arkadaşı olarak görebilirsek bizim başaramayacağımız hiçbir şey yoktur” ifadelerine yer verdi.
Anma sanatçılar Gülcihan Koç, Gani Pekşen ve Aşık Alican’ın seslendirdiği deyiş ve nefeslerle sona erdi.
PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kürde demokrasi ama Aleviyi görmezden gelen bir süreci asla kabul etmeyiz. Bir masa kurulmuşsa onun diğer ayağı da Alevilerdir, ezilenlerdir. Bizler sadece Kürde olan bir süreci kabul etmeyeceğimizi açıkça belirtiyoruz.
62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri devam ediyor. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan akşam programına yurdun dört bir yanından binlerce kişi katıldı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde konuşma yaptı.
“ALEVİLER, HER ZAMAN DEMOKRASİYE GÜÇ VERDİLER”
Hünkarın huzurunda, insanlığı aydınlatan kutsal çınarın altında olduklarını ifade ederek sözlerine başlayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hakikati hünkarın topraklarında arıyoruz. Kerbela’dan bugüne demokrasi mücadelesinin her döneminde barışın kurulmasında, kardeşliğin büyümesinde ve adaletin egemen kılınmasında Aleviler lokomotif güç oldular. Aleviler direndiler, demokrasiye de büyük bir güç verdiler. Kimliği inkar edilen bir kardeşiniz olarak inancın inkar edilmesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Ama o korku zincirini hep birlikte mücadele ederek kırdık ve bugünlere geldik. Bütün hakların ve inançların özgür ve eşit olabilmesi için yola revan olduk. Bugün Alevi canların üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Asimilasyon tuzakları kuruluyor bu sistem sizin iradenizi yok saymaya çalışıyor. Bu faaliyetlere son verilmelidir. Zulüm, ayrımcılık devam ediyor. Bu sorunların çözümü artık ertelenemez” dedi.
“BARIŞ. GERÇEK YÜZLEŞME OLMADAN KURULAMAZ”
Ayrımcı politikaların son bulması için yaşamın her alanında omuz omuza olacaklarını belirten Tuncer Bakırhan, “Suriye’de Alevi kardeşlerimiz kıyıma maruz kaldı. Dönemin yezitleri IŞİD kalıntıları, Alevileri katletti. Bu kıyıma sessiz kalmayacağımızı Suriye’de yaşayan Kürtlerin de bu kıyıma sessiz kalmayacağını bir kez daha seslendirmek istiyorum. Alevilere yeni Kerbela’lar yaşatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Yezitlere karşı dün olduğu gibi bugün de mücadele edeceğiz.
Gerçek barış yüzleşme olmadan kurulamaz. Katliamların hesabı sorulmalı, failler yargılanmalı. Bakın Hünkar’ın kucağında aslan ile ceylan birlikte duruyor. Bu resim bir mucizeyi anlatmaz, bir terbiyeyi, hakikati anlatır. Açık söylüyorum, bu resim sadece bir tasvir değil hünkarın bize sunduğu büyük bir barış manifestosudur. Meclis’te kurulan komisyonun her bir bireyi, Hünkara bakarak konuşmalı” diye belirtti.
“CEMEVLERİ YASAL STATÜ KAZANMALI, AYRIMCILIĞA SON VERİLMELİ”
Aleviyi görmezden gelen bir süreci asla kabul etmeyeceklerini vurgulayan Bakırhan, “Masa kurulmuşsa onun diğer ayağı da Alevilerdir, ezilenlerdir. Bizler sadece Kürde olan bir süreci kabul etmeyeceğimizi açıkça belirtiyoruz. Diyarbakır’da, Hacıbektaş’ta özgür ve eşit olacak. Cemevleri yasal statü kazanmalı, ayrımcılığa son verilmeli. Gece gündüz hep birlikte kararlılıkla çalışacağız. Hünkar’ın huzurunda söylüyorum; barışı kılacağız. 72 millete aynı nazardan bakılan bir ülke kuracağız” diye konuştu.
PİRHA- Aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de olduğu 44 kişi hakkında gözaltına alınmasına tepki gösreren DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan, “Halkların iradesine yönelik devam eden operasyonlar derhal son bulmalıdır” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belesiyesi’ne (İBB) 9’uncu dalga operasyon başlatıldı. CHP’li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, ve Medya A.Ş’deki bazı kişilerin evlerinde arama yapılıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 44 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.
İBB merkezli yapılan operasyona DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan tepki gösterdi.
Tülay Hatimoğulları, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin şafak operasyonu ile gözaltına alınmasını kınıyoruz. Demokrasiye, halkın seçme-seçilme hakkına yönelen her türlü müdahalenin karşısındayız. Toplumsal barışın tesisi ve demokratik bir toplum için halkların iradesine saygı gösterilmeli, siyasi saiklerle yürütülen operasyonlardan vazgeçilmelidir. Halkların iradesine yönelik devam eden operasyonlar derhal son bulmalıdır” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’i ve çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını kabul etmediklerini belirterek, Türkiye’de barış, demokrasi ve çözümün tartışıldığı bu kritik süreçte, yerel yönetimlere yönelik bu tür operasyonlardan derhal vazgeçilmelidir. Bu operasyonlarla her ne murat ediliyorsa; ülkeye büyük zararlar verdiği, ortak geleceğimizi heba ettiği artık görülmelidir. Halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının hedef alınması, demokratik iradenin hiçe sayılması anlamına gelir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin demokratikleşme arayışına zarar vermektedir. Hukuksuz uygulamaların son bulması, adaletin tecelli etmesi ve demokrasinin güçlenmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” diye belirtti.
PİRHA – Alevi kurumları, DEM Parti Eş Genel Başkanlarının katılımıyla ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ başlıklı bir toplantı düzenledi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Suriye’de Kürtler’in oluşturduğu model, oradaki katliamları bitirecek anlayışın ta kendisidir” dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, Kürtler gibi Alevilerin de yüz yıldır inkar ve asimilasyonla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek “Bizim zeminimizin kendisi Alevi zeminidir. Alevileri öteleyen, eşit yurttaşlık hakkını tanımayan bir DEM Parti, bir çözüm süreci, bir tartışma ortamı olamaz” ifadelerini kullandı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve çok sayıda yöre derneğinin temsilcileri ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan İstanbul’da ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ başlıklı toplantıda bir araya geldi.
Programın moderatörlüğünü ADFE Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş ile ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz yaptı.
“SURİYE’DEKİ ALEVİLERİN SESİ SOLUĞU OLMAK ÖNEMLİDİR”
Toplantının açılış konuşmasını DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Hatimoğulları, sözlerine Ortadoğu ve Türkiye’deki çatışma ortamına değinerek başladı. “Suriye’de önemli değişimler var” diyen Hatimoğulları, HTŞ’nin, Alevi toplumuna yönelik yaptığı katliamları vurguladı. Hatimoğulları, konuşmasına şöyle devam etti:
“Suriye’de çok sayıda insan öldürüldü, Alevilere ait mekanlar yakıldı ve en son olarak bir akademisyenin katledildiğini biliyoruz. Suriye’de yaşanan bu katliamlara karşı yürüttüğümüz çalışmaları daha fazla ileri taşımak ve Suriye’deki Alevi canlarımızın sesi, soluğu olmak elbette hepimiz açısından oldukça önemlidir.
Bugün de Türkiye’de özellikle Bahçeli’nin girişimi ile Kürt sorununu çözümüne dair bir süreç, bir umut konuşulmakta. Kürt halkının Türkiye, Suriye, Irak ve İran’da verdiği mücadele bütün dünyanın gündeminde. Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtler’in oluşturduğu, özünü biraz önce bahsettiğim katliamları bitirecek anlayışın ta kendisidir. Farklı halkların bir arada yaşaması güvencesini sağlayan bir model sağlamaları sebebiyle bu model çok değerli. DEM Parti olarak barışa dair en ufak bir kapı aralanırsa biz o kapıyı ardına kadar zorlarız, Türkiye’deki bütün demokrasi güçleri ile buna örgütleyelim istiyoruz.
Bugün mevcut iktidarı her şeyi kendine yontmaya çalışıyor. Kendini tahakküm etmek için her yol ve yöntemi deniyorlar. Kürt halkı, bunları kabul etmeyen bir halktır. Bugün İmralı görüşmelerinin devam ettiği bu süreçte, özellikle de ikinci görüşmede Sayın Öcalan’ın mesajları, nasıl bir barış, kafanızdaki soru işaretleri ile birlikte bunları birazdan konuşacağız. Barışa her şeyden fazla ihtiyacımız var. Barışı her zamankinden fazla konuşmaya ihtiyacımız var.
Siyasal İslam, bölgede kökleşmeye çalışıyor. Başta Alevi canlar olmak üzere bu coğrafyada yaşayan bütün farklı halkların, inançların daha fazla barışa ihtiyacı var.”
“KÜRT VE ALEVİLERİN ORTAK ZEMİNİYİZ”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise konuşmasında “Alevileri öteleyen bir DEM Parti olamaz” diyerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Hızır günlerindeyiz. Tutulan oruçları Hakk kabul etsin, Hızır hepimizin yoldaşı olsun. Örgütlü olmayanın canına, malına el konulduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bunun en son örneklerinden birisi de Suriye’de yaşanıyor. Kimsenin hakkına, hukukuna karışmayan Alevi halkı, Suriye’de maalesef yeterince örgütlü olmadığı için çok zor günler yaşıyor. Bir gün yok ki Alevi yurttaşlarımızın malına, canına el konulmasın.
‘Aleviler kaybeden mi kazanan mı olacak, sadece Kürtlerle mi bir diyalog kuruluyor?’ Bu soruların tamamına cevap vereceğiz.
Biz 100 yıldır inkar edilen Kürtlerin, Alevilerin ortak mücadele zeminiyiz. Biz sadece Kürt değiliz, biz sadece Kürt coğrafyasına sıkışmış ve coğrafyaya gözünü kapatan, müdahale etmeyen, hissetmeyen bir zemin değiliz. Nasıl ki Kürtler yüz yıldır inkar ediliyorsa Aleviler de aynısını yaşıyor. Dolayısıyla mücadele zemininin değerini anlatmaya gerek yok. Sayın Öcalan ‘Kürde eşit yurttaşlık ama Aleviler reddedilsin’ demiyor.
Kürtler, Türkiye demokratikleşmesi için bir müzakere zemini aramaya çalışıyor. Bizi yalnız Kürtlerle sınırlayan akıl, sanırım bizleri tanımıyor. Bizler Hacıbektaş’ta yaşayan Alevilerin ta kendisiyiz. Dolayısıyla eşit yurttaşlık hakkını doğru anlayalım. Bizim zeminimizin kendisi Alevi zeminidir. Alevileri öteleyen, eşit yurttaşlık hakkını tanımayan bir DEM Parti, bir çözüm süreci, bir tartışma ortamı olamaz. Ama bir realite var aslında inkar edilemez, inkar edilenlerin hiçbir dönem almadığı kadar bu dönem birlikte mücadele etmesi gerekiyor. Demokratik Türkiye hepimizin olacaktır. Demokratik ülke olacaksa Kars’tan Edirne’ye kadar olacaktır. Olmayacaksa da bu inkarcı düzen karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz. Suriye’deki saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bunun mücadelesini vermeye, birlikte mücadele etmeye de devam etmeliyiz. Bugün bölgenin en dinamik gücü Kürtler ve Alevilerdir.”
Konuşmalar ardından panelin sonraki bölümleri basına kapalı sürdü. Toplantının saat 17:00’de son bulması planlanıyor.
PİRHA- Antakya’da halk buluşmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Suriye’de rejim değişti ama o rejim Kürtleri kapsamadan demokratik bir rejim olmaz, Alevileri tehdit ederek, katlederek orada demokratik rejim oluşturamazsınız. Bütün kimliklerin ve inançların beraber, eşit ve demokratik ortamda yaşamaları Suriye’yi huzurlu bir zemine kavuşturabilir. Aksi halde 100 yıllık çatışmalar devam edecektir” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Hatay İl binası önünde düzenlenen halk buluşmasa katıldı. Buluşmaya sivil toplum örgütü temsilcileri de dahil oldu.
HALKLARIN KİMLİK MÜCADELESİ
MA‘da yer alan habere göre; buluşmada ilk olarak söz alan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da yaşanan sorunların tekçi anlayışlardan kaynaklandığını belirterek, ikinci Kerbela’nın Suriye’de yaşandığını belirtti. Kete, “Tekçi zihniyetin dışında kalan kimlikler kendi kimlikleri ile yaşama mücadelesi veriyor. Uluslararası güçler tarafından Suriye halkına uluslararası kayyımlar atanıyor. Tekçi zihniyet, hangi kimliğimize vuruyorsa o kimliği büyüterek mücadele etmek zorundayız. Eğer bugün Suriye’de Alevi kimliğimize vuruluyorsa bu kimliği savunmak zorundayız. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Eğer bugün bu süreç Suriye’de katliama, soykırıma uğratılırsa bölgedeki selefi anlayışlar buraya da gelecek. Bu ülkeye gelip nasıl katliam yaptıklarını biz gördük. Bu çerçevede Suriye yıllardır, binlerce yılıdır rıza ülkesi olarak yaşıyor. Tüm halklar ve etnik kimlikler beraber komünal, demokratik bir modelle bugüne kadar yaşadılar. Yaşadığımız bu sorun bir sonuçtur. Kendisinden önce yaşanan iki dünya savaşının sonucudur bu üçüncü dünya savaşı. DAD adına Dersim’den Seyid Rıza’nın Düzgün Baba’nın selamlarını getirdim size. Bu zulme karşı, bu kerbelalara, bu Emevi zihniyetine karşı direnmenin tek yolu bedensel olarak, toplumsal olarak ikrarlaşmaktır” dedi.
‘DEMOKRATİK MÜCADELENİN YANINDAYIZ’
Emek Partisi MYK üyesi Halil İmrek, 10 yıl önce DAİŞ’in saldırılarını hatırlatarak, bu saldırılara karşı Kuzey ve Doğu Suriye’de demokratik, komünal bir sistemin kurulduğunu belirtti. Erdoğan’ın ‘Kobanê düştü düşecek” sözlerine atıfta bulunarak, “Kobanê’nin düşmemesinin öcünü siyasetçileri tutuklayarak, kayyımlar atayarak almaya çalıştı” dedi. İmrek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye’de yeni bir durum ortaya çıktı. Esad yıkıldı, yerine gelen Colani yönetiminin halklara umut olmadığını biliyoruz. Kürtlerin varlıklarına saldırıyorlar, aynı zamanda Arap Alevilerinin olduğu bölgeye saldırıyorlar, katliamlar yapılıyor. Bu bakımda biz EMEP olarak başından beri, Suriye’deki yapı ancak Suriye’deki halklar tarafından belirlenmeli. Herhangi bir ayrım yapmadan demokratik bir yönetimin inşa edilmesi lazım. Kürtler ve azınlıklar hesaba alınmadan demokratik yönetim oluşamaz. Suriye’de bütün halklar demokratik bir yönetimi kendilerine inşa edebilirler, bunu Rojava’da gördük. Suriye’deki halklara selam gönderiyoruz, demokratik mücadelelerinin yanında olduğumuzu belirtiyoruz.”
‘ÖZERK YÖNETİM BİZE YOL GÖSTERİYOR’
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş ise emperyalist güçler ve bölge sömürgecileri eliyle Ortadoğu’da halkların zulme uğradığını vurguladı. Deniz Aktaş, “Oradaki katillerin hamileri AKP-MHP iktidarıdır. Biz bunları çok iyi tanıyoruz. Maraş, Çorum, Sivas’tan, Gazi katliamlarından tanıyoruz. Bugün aynı faşist politikaları devreye sokmaya devam ediyorlar. Aleviler, Hristiyanlar ve kadim halklar, bu saldırganlık karşısında çaresiz değildir. Bugün yanı başımızda tüm halkların birlikte özgür ve eşit yaşadığı Kuzey ve Doğu Suriye Özek Yönetim’i bize yol gösteriyor. Aleviler, Keldaniler, Hristiyanlar bu politikalar karşısında öz savunmalarını örgütlemek zorundadır. Aleviler bir olarak, birlikte olarak, mücadele ederek kurtulabilirler. Bu sesi yükseltmek bir gereklilik değil hayati önemdedir.
‘DÜŞEN ESAD’DIR SURİYE HALKI DEĞİLDİR’
Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK üyesi Oya Nur, Suriye’de yaşanan çatışmaların hegemonik savaşların göstergesi olduğunu ifade etti. Oya Nur, “Bir yanda cihatçılar Alevileri katlederken diğer yandan emperyalistler Suriye’de hegemonya kurmaya devam ediyorlar. Bu savaştan nemalanmaya çalışan AKP bilsin ki, düşen Esad rejimidir, Suriye halkı değildir. Sanmasınlar ki bizim mücadelemiz buradan ibarettir. Bizim mücadelemiz Türkiye halklarının, Suriye halklarının, Ortadoğu halklarının mücadelesidir, bizim mücadelemiz dünya halklarının ortak mücadelesidir. Bütün Suriye halklarının mücadelesini haykırıyor ve sesleniyoruz, savaşları engelleyecek olan halkların devrimci iradesidir” diye belirtti.
‘İKTİDARI, YARALARI SARMAYA DAVET EDİYORUZ’
Sözlerine Gezi direnişinde yaşamlarını yitiren Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan’ı anarak başlayan DEM Parti Eş Genel Başkanı TuncerBakırhan, “Hatay halkının iradesi olan Can Atalay şahında da cezaevindeki bütün tutsakları selamlıyorum. Hatay’ı hep beraber gördük, Hatay ciddi bir deprem felaketi yaşadı ama hala inşa edilmemiş. Büyük ekonomik rakamlar ortaya koyarak Türkiye’nin geliştiğini söyleyenler buradaki yaraları sarmakla meşgul olsalar daha iyi olacak. İnsanlar hala konteynır kentlerde yaşıyorlar. İktidarı, buradaki yaraları sarmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
HALKLARIN FARKLILIKLARI TANINMALI
“100 yıl önce halkları suni sınırlarla ayıran ulus devletler, halkları, inançları bir arada tutamadı” açıklamasında bulunarak, Ortadoğu’daki halklara ulus devletler tarafından tekçi anlayışın dayatıldığını vurgulayan Bakırhan, tüm bu dayatmalara karşı mücadele edeceklerini belirtti. Bakırhan, “100 yıl önce Suriye’de kurmuş olduğunuz rejim tutmadı, yerine gelen yönetimin de bir önceki yönetim gibi tekçi olmaması gerekiyor. Alevilerin canına, malına kastetmemesi gerekiyor. 100 yıl önce de Kürtler Rojava’da kimliksizdi, bugün de onlara kimliksizliği dayatırsanız buna ‘hayır’ deriz. Suriye’de rejim değişti ama o rejim Kürtleri kapsamadan demokratik bir rejim olmaz, Alevileri tehdit ederek, katlederek orada demokratik rejim oluşturamazsınız. Bütün kimliklerin ve inançların beraber, eşit ve demokratik ortamda yaşamaları Suriye’yi huzurlu bir zemine kavuşturabilir. Kürtler Rojava’da DAİŞ barbarlığına karşı direnerek o topraklarda özgürce yaşıyor. Şimdi eğer yeni bir rejim gelecekse Rojava’nın, Kürtlerin statüsünü tanımak zorundandır. Halkların farklılıklarını tanımak zorundandır. Aksi halde 100 yıllık çatışmalar devam edecektir” şeklinde konuştu.
GELİŞEN SÜREÇ ŞEFFAF OLACAK
Savaşlara ve çatışmalara ihtiyaç olmadığını ifade eden Bakırhan, barışın bir ihtiyaç olduğunu, savaş politikalarına ve tekçi zihniyete geçit vermeyerek mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleşen görüşmeye değinen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Heyetimiz Sayın Öcalan’la görüştü. Hemen peşinden heyetimiz siyasi partilerle kurumlarla görüşme yaptılar. Sayın Öcalan’ın söylemiş olduklarını partilerle paylaşmaya başladılar. Türkiye’de barış sağlarsak Suriye’de de sağlayabiliriz. Barışı önemsiyoruz, kent kent dolaşıyoruz. Türkiye’nin ekonomisi Kürdün hakkını almaması için harcandı. Emekçinin yoksul kalmasının sebebi bu savaşa harcanan trilyonlarca dolarlardır. Eğer Türkiye barışı sağlayabilirse savaş giden dolarlar emekliye, emekçiye, öğrenciye, yıllardır inşa edilmeyen bu deprem bölgesine harcanabilir. Güçlü bir mücadele, irade ortaya koyarak bu iktidarı barışa çekebiliriz. Bu barış tartışmalarının yürütüldüğü süreçte sessiz kalırsak devlet, istemiş olduğu politikaları bize dayatacaktır. Bizlere büyük görevler düşüyor, bu süreçte kamuoyunu bilgilendirmeye çalışacağız, şeffaf olacağız. Sizin bildiğiniz, katıldığınız bir süreç işletilecek.”
‘KÜRTLER, ALEVİLER OLARAK HAMİ İSTEMİYORUZ’
Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı iktidara seslenen Bakırhan, “Madem yeni Suriye yönetimi ile ilişkiniz var o zaman Alevilerin katledilmesini durdurun, Kürtlerin eşit yurttaş olmasını destekleyin. Aksi halde KürT’ü, Alevi’yi yok sayan bir iktidara ‘samimi değilsiniz’ deriz. Eğer samimi iseniz o yönetimle bir an önce görüşün ve halkların bir arada yaşaması için yönetime çağrıda bulunun. Madem azınlık halkların hamisisiniz, Suriye’deki yönetime bu politikaları bir kenara bırakmasını söyleyin. Kürtler, Aleviler olarak artık hami istemiyoruz, özgür yaşamak istiyoruz. Aleviler, Kürtler kendilerini güvende hissederse biz o zaman size inanırız. Suriye, Antakya gibi çok kimlikli bir ülke. Herhangi bir halkı yok sayarsanız o güzelliği yok edersiniz. 100 yıl önce suni bir şekilde oluşturulan bu anlayışa yok diyorsak bu sorumluluk hepimizin boyunun borcudur. Beraber olursak Rojava da statüye kavuşur, Aleviler de özgür yaşar, İmralı’nın kilidi açılır ve Sayın Öcalan Türkiye halkları ile bir araya gelir. Sayın Öcalan’la yapılan görüşmelerin bir çözüm sürecine evrilmesini istiyorsanız, Kürt gençleri yaşamını yitirmesin, trilyonlarca doların halka harcanmasını istiyorsanız biraz daha güçlü bir şekilde sesimizi haykırmak zorundayız. Bu mücadeleyi buraya getiren onurlu Kürt halkına, Türkiye halkına güveniyorum. Sizler bu süreci barışa evrilterek Kürtlerin, Alevilerin eşit yurttaş olduğu bir ülkeyi yaratacaksınız” diye belirtti.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Alevi kurumlarının genel başkanları Ankara’da düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi. Yapılan konuşmalarda asimilasyona ve inkara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.
DEM Parti, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE), Alevi Kültür Derneği(AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) genel başkanlarıyla ve kurum yöneticileriyle Ankara’da düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.
Kahvaltıya; DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez’in yanı sıra kurum yöneticileri de katıldı.
HATİMOĞULLARI: ASİMİLASYONA KARŞI ORTAK MÜCADELE YÜRÜTMEK GEREKİYOR
İktidarın Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarına değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yan yana duran bir ilişki biçimini yakaladık. Savaşın etrafı sardığı bir dönemdeyiz. Tarih boyunca Aleviler üzerindeki asimilasyon mevcut iktidar ile başka bir aşamaya geçmiştir. Asimilasyona karşı ortak mücadele yürütmek gerekiyor” dedi.
BAKIRHAN: ALEVİLER VE KÜRTLER BU TOPLUMUN EN ÖRGÜTLÜ KESİMİDİR
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise “Ciddi bir kırılma yaşanıyor Ortadoğu’da. İnkarcı rejimlerin yaşama şansı yok. Dünya başka bir yere gidiyor. Örgütlü olan, güçlü olan kazanıyor. Diyanet tekçiliği dayatan bir kurum değil mi? Aleviler de bu ülkede çok şey yaşadı. Aleviler ve Kürtler bu toplumun en örgütlü kesimidir” diye konuştu.
MUSTAFA ASLAN: TÜRKİYE BİR DEĞİŞİM SÜRECİNE GİRECEK
DEM Parti Eş Genel Başkanlarının ardından söz alan ABF Başkanı Mustafa Aslan, “Bir olmaya ihtiyaç var. Türkiye bir değişim sürecine girecek. Daha çok bu süreçte, siyasi arenada gelişecek gelişmeleri bir araya gelerek konuşmaya ihtiyaç var.Bir anayasa tartışması yapılacaksa Alevi toplumunun taleplerinin de dile getirilmesini bekliyoruz. Diyalog ve müzakereden kaçmamak lazım, kendi taleplerimizi dile getirmeliyiz” dedi.
ERCAN GEÇMEZ: ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ ÇOĞULCU BİR ÖRGÜTLENMEDİR
HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi örgütlerinin sadece bir inanç örgütü olmadığının altını çizerek, şunları söyledi:
“Türkiye’nin sorunları karşısında kafamızı kuma görmemizi istiyorlar. Alevilerin ürettikleri politikaların Türkiye için değerli olduğunu düşünüyorum. Ürettiğimiz politikaların da siyasette yansıması olması gerekiyor. Sistemin yaptığı en büyük şey düşmanlaştırmaktı. İki toplum için bunu yaptılar. Alevi örgütlenmesi çoğulcu bir örgütlenmedir. Biz demokratik mücadelemize devam edeceğiz.”
AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da, Alevilerin siyaset oluşturması gerektiğini dile getirdi. Yılmaz, “CHP dışında muhalefeti ören partilere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ortadoğu kan gölü. Alevi toplumunun siyaset oluşturması gerekiyor. Aleviler olarak demokratik zeminde siyaset üretmemiz gerekiyor. Z kuşağını çok ciddiye almamız gerekiyor. Çocuklarımız bu yozlaşmış sistem içerisinde kendi değerlerinden uzaklaşıyor. Bunu çok tehlikeli görüyorum” dedi.
CUMA ERÇE: 10 EKİM KANLARIN BİRBİRİNE KARISTIĞI BIR GÜNDÜ
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlar karşısında ortak mücadelenin önemine dikkat çekerek, “Biz bir korku duvarının içerisinde kalan toplumlarız. Bir çok meseleye doğru noktadan bakılsa bile doğru siyaseti üretilemiyor. Mücadelemizde eşit yurttaşlık talebimizin sadece Aleviler için olmadığının bilinmesini isteriz. 10 Ekim kanların birbirine karıştığı bir gündür. Anadolu’da var olan kan kardeşliği aslında o meydanda gerçekti. Katliama maruz kalan tüm kesimlerin bir arada olacağı ortamlar oluşturmamız gerekiyor” diye konuştu.
ZEYNEL ABİDİN KOÇ: İKTİDAR KENDİNE DÜŞMAN YARATTIKÇA OYLARINI ARTTIRIYOR
ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise “Yüzyıllardır Aleviliğin yaşadığı soykırımı başka bir toplum yaşasaydı iktidar olurdu. Ancak şu an Alevilerin durumu yüzyıl öncesinden daha kötü durumda. Aleviler son 30 yıldır çok önemli bir örgütlenme faaliyetine girişti. Mevcut iktidar, kendine düşman yarattıkça oylarını arttırıyor. Hedefleri ortak olanları bu masaya davet etmek lazım” ifadelerine yer verdi.
DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, ülkede Aleviler ve Kürtler’in en mağdur toplumlar olduğunun altını çizerek, “Bizlerin geçmişe dönüp hesaplaşmamız gerekiyor. Biz Alevilerin bir gücü var. Taleplerimizden bir tanesi demokrasi, barış, özgürlük. Daha sık bir araya gelip içinde bulunduğumuz durumu değerlendirip yol alacağımıza inanıyorum. Mevcut eğitim modeli ile, zorunlu din dersleri ile, ÇEDES ile mevcut iktidar tercihini yapmıştır” ifadelerini kullandı.
ZEYNEL KETE: BİZİ EN ÇOK ZORLAYAN MİLLİ MUHALEFETİN ALEVİLİĞİ DİZAYN ÇABASIDIR
10 Ekim Katliamı’nın, barış için birlik olarak söz söylediği zaman iktidarı ne kadar rahatsız ettiğini gösteren bir katliam olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, şunları kaydetti:
“Tarihsel hafıza, köklerimiz bize yol gösteriyor. Aleviler kabul ve ret ölçülerini sistemlerin dışında aramalıdır. Bizi en çok zorlayan milli muhalefetin Aleviliği dizayn etme çabasıdır. Kriz derin olabilir, bu bir sonuçtur. Kriz dönemlerinde Demokratik Alevi siyasetini ortaklaştırmazsak boşlukları doldururlar. Eşit ve özgür yurttaş kavramını kullanmak istiyorum. Eğer siyaset demokratikleşirse sorunlardan kurtulunabilir. Bu buluşmalar devam etmelidir. Demokrasi birliği oluştuğunda Alevilerin sorunları giderilebilir.”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise “Dedelere bile dede demiyorlar, cemevi uzmanı diyorlar. Diyanetin lağvedilip yerine başka bir kurum gerekiyor, bu büyük bir ihtiyaç. Hepimiz aynı söylemleri geliştiriyoruz. Birimizin Hızır’ı olmamız gerekiyor” dedi.
“BİZİM DE HAYATLARIMIZA KAYYIM ATANIYOR”
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esat Ünsal, Alevilerin herhangi bir partinin arka bahçesi olmadığını dile getirerek, Alevilerin nasıl bir anayasa istediğinin önemli olduğunu söyledi.
ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan ise gelişmeler üzerinden muhalefetin rehavete kapılmaması gerektiğini söyledi. Kaplan, “Sizin belediyelerinize kayyım atanıyor ama bizim de hayatlarımıza kayyım atanıyor. Bu bir ortaklaşmayı sağlayabilir” dedi.