Etiket: DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu

  • Kadınlar Halep’teki katliama karşı sesini yükseltiyor- VİDEO

    Kadınlar Halep’teki katliama karşı sesini yükseltiyor- VİDEO

    PİRHA- Kadınlar, Halep kentinde bulunan ve yoğunlukta Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şex Maksud mahallelerine yönelik katliama ses yükseltti.

    Birçok kurum ve kuruluşta yer alan kadın aktivistler, yayınladıkları görüntülü mesajla Halep’te yaşanan katliama sessiz kalmayacaklarını belirttiler. Demokratik Alevi Dernekleri, Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, Partiya İnsan û Azadi gibi kurumlarda çalışma yürüten kadın aktivistler, yürütülen saldırıların soykırım niteliğinde olduğunu ve Kürt halkının kazanımlarını yok etmeye yönelik gerçekleştirildiğini savundu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Yüksel Mutlu’dan Hakis’te cami ısrarına tepki: Halkın iradesini yok saymak asimilasyonun devamıdır

    Yüksel Mutlu’dan Hakis’te cami ısrarına tepki: Halkın iradesini yok saymak asimilasyonun devamıdır

    PİRHA – DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösterdi.

    Mutlu, “Köy halkının ‘ihtiyacımız su, yol, sağlık ocağı’ sözlerine ‘cami yapılacak’ yanıtı verilmesi halkın taleplerine kulak vermemek, halkın iradesini yok saymak anlamına gelmektedir” dedi.

    Mutlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Köy halkının açık iradesine rağmen bu girişimin sürdürülmesi, onlarca yıldır süren asimilasyoncu anlayışın farklı biçimlerde devam ettirilmesi demektir.

    Bu köyde halkın ortak kullanımında bulunan 130 yıllık değirmen, 1994 yılında köyün boşaltıldığı dönemde camiye çevrilmiştir ve bugün aynı yerde yeniden cami yapılmak istenmektedir. Bu girişim halkın belleğine, inancına ve yaşam alanına yönelmiş bir müdahaledir.”

    Her inanç topluluğunun kendi değerleri ve diliyle ibadet mekânlarını oluşturma hakkına sahip olduğunu hatırlatan Mutlu, bu hakkın demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan inanç ve vicdan özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

    Alevi köylerine yönelik bu tür uygulamaların geçmişte de yaşandığını belirten Mutlu, “Bu yaklaşım, inanç farklılıklarını zenginlik değil tehdit olarak gören bir anlayışın ürünüdür” ifadelerini kullandı.

    Mutlu açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:

    “İnanç özgürlüğü ancak eşitlik ve rıza temelinde anlam kazanır. Aksi tutumlar, tekçi ve dayatmacı uygulamalar toplumsal barışı zedeler, güven duygusunu yok eder.

    O nedenle bir kez daha vurguluyoruz; bu çalışmayı durdurun, halkın rızasının ve önerilerinin alınmasına özen gösterin.”

    HABER MERKEZİ

  • DEM Parti’den Gadir Hum Bayramı mesajı: Halklar ve inançlar arasında barış köprüsüne dönüşsün

    DEM Parti’den Gadir Hum Bayramı mesajı: Halklar ve inançlar arasında barış köprüsüne dönüşsün

    PİRHA-DEM Parti, Arap Alevilerinin Gadir Hum Bayramı’nı kutladı. Yapılan açıklamada, “İnançların, kimliklerin, dillerin ve kültürlerin eşit ve özgürce yaşaması için omuz omuza yürüyen bizler; Gadir Hum Bayramı’nın kardeşliği, barışı ve toplumsal eşitliği büyüten bir vesile olmasını diliyoruz” denildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, Gadir Hum Bayramı’na ilişkin açıklama yaptı.

    “GADİR HUM BAYRAMI’NIN BARIŞI BÜYÜTMESİNİ DİLİYORUZ”

    “Arap Alevi canlarımızın bayramını gönülden kutluyor; bayramın, halklarımız ve inançlarımız arasında dayanışmayı güçlendiren bir köprü işlevi görmesini temenni ediyoruz” diyen Yüksel Mutlu şunları kaydetti:

    “Hz. Muhammed, vefatından önce Gadir Hum’da verdiği mesajda, kendisinden sonra davasını ve hak yolunu sürdürecek olanın Ehlibeyti olduğunu, velayet makamında oturacak olanın ise Ali olduğunu şu sözlerle müjdeler: ‘Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.’
    Bu söz, Ehlibeytin izinden yürüyen Arap Alevileri için Gadir Hum’u bir inanç ve hakikat bayramına dönüştürür. İnançların, kimliklerin, dillerin ve kültürlerin eşit ve özgürce yaşaması için omuz omuza yürüyen bizler; Gadir Hum Bayramı’nın kardeşliği, barışı ve toplumsal eşitliği büyüten bir vesile olmasını diliyoruz.”

    “GADİR HUM BAYRAMI’NIN RESMÎ TATİL İLAN EDİLSİN”

    Gadir Hum Bayramı’nın resmî tatil ilan edilmesini talep eden Yüksel Mutlu, şunları ifade etti:

    “Gadir Hum, Arap Alevi toplumunda fiilen bayram olarak kutlanmakta; o gün okullar boş kalmakta, işyerleri açılmamakta, esnaf kepenk indirmektedir. Bu güçlü toplumsal gerçekliğin, yasal düzlemde de tanınması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, Gadir Hum Bayramı’nın resmî tatil ilan edilmesini talep ediyoruz.
    Hep birlikte, inanç özgürlüğünün solunduğu ve eşit yurttaşlık anlayışının hayat bulduğu o aydınlık geleceği inşa etme umudumuzu bir kez daha yineliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti: Romanların tarihsel ve güncel hak mücadelesinin yanındayız

    DEM Parti: Romanların tarihsel ve güncel hak mücadelesinin yanındayız

    PİRHA-DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, 8 Nisan Romanlar Günü’ne dair açıklama yaptı. Açıklamada, “Roman halkının adalet, eşitlik ve onurlu bir yaşam talebini kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz” denildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

    “ROMAN HALKI, HEM BASKIYA HEM DE ASİMİLASYONA DİRENDİ”

    Romanların yüzyıllar boyunca ayrımcılığa, yok sayılmaya, yoksulluğa ve dışlanmaya maruz kaldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Buna rağmen; yaşama sevincinden, müzikten, direnişten ve kolektif hafızadan hiç vazgeçmeyen Roman halkının günüdür bugün. Roman halkı, Avrupa’dan Mezopotamya’ya, Trakya’dan Akdeniz’e kadar birçok coğrafyada hem baskıya hem de asimilasyona direndi. Ne var ki bugün hâlâ Roman çocukları eğitim hakkına erişemiyor, Roman kadınları işsizliğin ve güvencesizliğin en ağır yükünü taşıyor. Roman yurttaşlar sağlık hizmetlerinden eşit biçimde yararlanamıyor ve ayrımcı devlet politikaları nedeniyle barınma hakkı dahi ihlal ediliyor. Romanlara yönelik nefret söylemi ve ırkçılık, sadece geçmişin değil, bugünün de utancıdır. Türkiye’de Roman yurttaşlar çoğu zaman ‘makbul vatandaş’ kalıbına sığdırılmak isteniyor, kimlikleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle var olma mücadeleleri kriminalize ediliyor. Bu halkın dili, müziği, toplumsal hafızası inkâr ediliyor; yaşadıkları mahalleler ‘kentsel dönüşüm’ adı altında dağıtılıyor.

    “BİRLİKTE YÜRÜMEYE, BİRLİKTE DİRENMEYE KARARLIYIZ”

    “Roman halkının adalet, eşitlik ve onurlu bir yaşam talebini kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Halkların eşitliği ve özgürlüğü için yürüttüğümüz siyasal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak Romanların tarihsel ve güncel hak mücadelesinin yanındayız. Roman halkının kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve inancıyla özgürce yaşayabileceği bir gelecek için birlikte yürümeye, birlikte direnmeye kararlıyız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yüksel Mutlu: Sürecin toplumsallaştırılması gerekiyor!-VİDEO

    Yüksel Mutlu: Sürecin toplumsallaştırılması gerekiyor!-VİDEO

    PİRHA- PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıya ilişkin konuşan Yüksel Mutlu, “Öcalan mesajında ülkede eşit yurttaşlığın nasıl olması gerektiğinin şifresini veriyor. Kadınların, sol, sosyalist güçlerin, demokrasi çevrelerinin, çatışmadan yana olmayan, Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesini isteyen herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor” diyerek bu süreci barış sürecine dönüşmek için en önemli görevin kadınlara düştüğüne vurgu yaptı.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı tartışılmaya devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ULUS DEVLET İDEOLOJİSİNİN PANZEHİRİ DEMOKRATİK ULUS”

    27 Şubat’ta ‘Asrın Çağrısı’ olarak da ifade edilebilecek bir çağrı ile Abdullah Öcalan’ın yeni bir süreç başlattığını belirten Yüksel Mutlu, “Sayın Öcalan’ın gönderdiği mesajda aslında içeride okunduğunda çok önemli belirlemeler de bulunuyor. Bunlardan en temel olanı aslında mektupta da ifade edildiği gibi ulus devlet çizgisinin, ulus devleti ideolojisinin ülkeyi ne hale getirdiğini ve bugüne kadar yaşadığımız bu trajedilerin, acıların, zorlukların, savaşın çatışma halinin, birbirini kabul etmeme durumunun tekçiliğe dayandığını ifade ediyor. Bunun panzehrinin de demokratik ulus olduğunu ifade ediyor. Öcalan, ülkede herkes birbirini inançlar olarak, kültürler olarak, dinler olarak kabul etmelidir diyor ve bunun şifresini veriyor mesajda. Sadece Kürtlere değil hepimize bir mesaj veriyor o da şu; bundan sonraki sürecin zorlu geçeceğine ama aynı zamanda bu süreci bizlerin çok güçlü bir şekilde emekle büyüterek topluma yaymak, barışı toplumsallaştırma gibi bir ödevimiz olduğunu önümüze koyuyor” diye konuştu.

    “SÜRECİN İYİ ANLAŞILMASI VE ÜZERİNE ÇOK DÜŞÜRÜLMESİ GEREKİYOR”

    Yapılan çağrının tüm toplumsal kesimlere anlatılması gerektiğini belirten Mutlu, “Bir mesaj geldi ona iktidar ya da devlet cevap versin, taraflar kendi aralarında görüşsün ve sorunlar çözülsün, hiçbir dünya çözümünde bu olamaz. Siz süreci toplumsallaştırıp, tüm kesimlere, inanç kesimlerine, Alevilere, Kürtlere, Süryanilere, din alimlerine, toplumun farklı etnik kökenlerine bunu anlatmazsanız, süreç sahiplenilmez. Çünkü muktedirlerin bir algı operasyonu söz konusu. Bu sürecin lehimize dönmesi için sürecin iyi anlaşılması ve üzerine çok düşünülmesi gerekiyor” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİSİNİN GELİŞMESİNİ İSTEYEN HERKESİN BU SÜRECE DESTEK VERMESİ GEREKİYOR”

    Bu süreci, barış sürecine dönüştürmek için özellikle kadınlara önemli görev düştüğünü belirten Yüksel Mutlu, şunları söyledi:

    ” DEM Parti halklar ve İnançlar Komisyon olarak Aleviler’le buluşmalar gerçekleştiriyoruz ve bu buluşmalarda Aleviler bize soruyorlar ‘barış meselesinde Aleviler ne yapacak?’ diye. ‘Barış meselesinde Süryanilere düşen ne? Kadınlar ne yapmalı?’ diye soruluyor. Bütün bunları toplumla paylaşıyoruz, anlatıyoruz ve barış sürecine her birimizin içtenlikle inanması gerekiyor.

    Bu ülkedeki yoksulluk, kadına yönelik şiddet, mutsuzluk hali, geleceksiz bir gençlik, doğanın tahribatı gibi yaşadığımız sorunlar barışı olmadığı takdirde daha da derinleşerek devam edecek. Sayın Öcalan’ın gönderdiği mesaj Türkiye toplumu için hayati önemde. Kadınlar için çok önemli. Kadınların, sol, sosyalist güçlerin, demokrasi çevrelerinin, çatışmadan yana olmayan, Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesini isteyen herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor. Biz olumlu bir süreç olarak görüyoruz, böyle değerlendiriyoruz. Bu kapsamda DEM Parti olarak 101 merkezde bu süreci topluma, halka anlatmak için toplantılar gerçekleştiriyoruz. Ama her şeyden önce yapmamız gereken kadınlar olarak yeni süreci daha çok emek vermek, daha çok çalışmak, daha çok mücadele etmek.”

    “İKTİDARIN SAVAŞ DİLİ KURMASI BU SÜRECİ ZORA SOKABİLİR”

    Kürtler, Aleviler ve tüm farklılıkların eşit yurttaş olabilmeleri gerektiğine vurgu yapan Yüksel Mutlu, şu ifadeleri kaydetti:

    “Tabii bu sürecin neye evrileceği bir yandan da soru işareti. Sürecin tek tarafı yok, diğer tarafı da iktidar ve devlet. Çağrıdan sonra iktidar ve devletin ne yapacağını görmek lazım, onların atacağı adıma bakmak lazım, ona göre karar vermek lazım. Biz zaten DEM Parti olarak, kadınlar olarak çalışmalarımızı, mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu sürecin barış sürecine doğru evrilmesini, diyalog sürecine doğru evrilmesini temenni ediyoruz, bunun için çalışıyoruz, toplumun her kesimine anlatıyoruz.”

    “BU ÜLKEDE KAN AKMASINI İSTEMİYORUZ”

    Barış sürecinin kolay bir süreç olmadığını belirten Mutlu, “Bir açıklamayla olmuyor. İktidarın savaş dili kurması bu süreci zora sokabilir. O nedenle herkesin diline dikkat etmesi gerekiyor. Bu çalışmayı yürütecek olan tarafların eşit koşullarda olması lazım, şu an eşit koşullar görünmüyor. Öncelikle Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması ve koşullarının yerine getirilmesi gerekiyor. Biz gençlerin bu ülkede yaşamlarını yitirmesini istemiyoruz, bu ülkede kan akmasını istemiyoruz ve onun içinde barış demeye ediyoruz” diye konuştu.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • DEM Parti:12 Mart Darbesi, Gazi ve Qamişlo Katliamı tarihin karanlık yüzüdür!

    DEM Parti:12 Mart Darbesi, Gazi ve Qamişlo Katliamı tarihin karanlık yüzüdür!

    PİRHA-DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, 12 Mart günü vesilesiyle 1971 Askeri Darbesi’nin 54’üncü, Gazi Katliamı’nın 30’uncu, Qamişlo Katliamı’nın 21’inci yıldönümleri hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Komisyon yaptığı açıklamada, “Bu katliamların tekrarlanmaması için yalnızca geçmişle değil günümüzle de yüzleşmek zorundayız” ifadesinde bulunuldu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 12 Mart tarihinde gerçekleşen 1971 Askeri Darbesi,  Gazi Katliamı ve Qamişla Katliamlarının yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Aradan geçen bunca yıla rağmen katliamların sorumluları yargılanmadı, adalet sağlanmadı. Bu katliamların tekrarlanmaması için yalnızca geçmişle değil günümüzle de yüzleşmek zorundayız” diye belirtti.

    “1971 DARBESİ DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK İSTEYENLERE YÖNELİK BİR KIYIM BAŞLATTI”

    1971 Askeri Darbesi’nde demokrasi, özgürlük isteyen devrimcilerin vurularak katledildiğini söyleyen DEM Parti Halklar ve İnanç Komisyonu, “12 Mart tarihi; 1971 Askeri Darbesinin 54’üncü, Gazi Katliamının 30’uncu ve Qamişlo Katliamının 21’inci yıldönümüdür. 1971’deki askeri darbe; demokrasi ve özgürlük isteyenlere, işçilere, emekçilere, aydınlara ve gençlere yönelik bir kıyım başlattı. İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Sinan Cemgil ve arkadaşları katledildi; binlerce aydın, akademisyen ve genç tutuklandı” diye belirtti.

    “KANLI PROVAKASYONA KARŞI YAPILAN PROTESTOLAR ŞİDDETLE BASTIRILDI”

    Halklar ve İnanç Komisyonu, 12 Mart’ın en kanlı olaylarından biri olan Gazi Katliamı’na ilişkin de şu açıklamayı yaptı:

    Darbelerle yetinmeyen zihniyetin sonraki yıllarda gerçekleştirdiği katliamlardan biri de İstanbul Gazi Mahallesinde yaşandı. 12 Mart 1995’te Gazi’de üç kahvehane ve bir pastane, kimliği belirsiz kişilerce tarandı. Saldırılarda Dede Halil Kaya yaşamını yitirirken, 5’i ağır olmak üzere 25 kişi yaralandı. Bu kanlı provokasyona karşı başlayan demokratik tepki ve protestolar şiddetle bastırıldı. Otopsi raporları, 7 yurttaşımızın doğrudan polis kurşunuyla öldürüldüğünü ortaya koydu.”

    “BAAS REJİMİ, QAMİŞLO’DA KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜK ARAYIŞINI BASTIRMAK İSTEDİ”

    İnanç Komisyonu, Kürt halkının özgürlük arayışına karşı Baas Rejimi tarafından silahlarla saldırı yapılması sonucunda 12 Mart 2004’te 52 kişinin katledilmesine yönelik de şu açıklamayı yaptı:

    “12 Mart 2004’te ise Suriye’nin Baas rejimi, Kürt halkına karşı Qamişlo’da bir katliam gerçekleştirdi. Bir futbol maçı sırasında çıkan olaylarda yaşamını yitiren 8 kişi için düzenlenen cenaze törenine Baas güçleri saldırdı ve şehir kana bulandı. 52 kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı ve iki bin kişi tutuklandı. Bu katliamla önceden hazırlanmış bir senaryo hayata geçirildi. Kimliği, onuru ve hakları için mücadele eden Kürt halkının özgürlük arayışı bastırılmak istendi.”

    “SURİYE’DE BİNLERCE İNSAN İNANÇ VE KİMLİKLERİ NEDENİYLE ÖLDÜRÜLÜYOR”

    Türkiye’den Suriye’ye farklı inanç ve kimlikten dolayı insanların katledildiğini belirten açıklama, “Aradan geçen bunca yıla rağmen katliamların sorumluları yargılanmadı, adalet sağlanmadı. Bu katliamların tekrarlanmaması için yalnızca geçmişle değil günümüzle de yüzleşmek zorundayız. Ortadoğu’da halkları mezhepler üzerinden ayrıştıran ve kimlikleri hedef göstererek katliamlara yol açan politikalar dün olduğu gibi bugün de sürdürülmeye çalışılıyor. Suriye’de bugün benzer bir zihniyet, Alevileri katliamlarla karşı karşıya bırakıyor; binlerce insan yalnızca inançları ve kimlikleri nedeniyle öldürülüyor. Halkları birbirine düşman etmeye çalışan bu anlayış, Türkiye’den Suriye’ye, Gazi’den Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarına kadar birçok yerde sadece acıya, kana ve gözyaşına sebep oluyor” denildi.

    “ADALET, BARIŞIN VE DEMOKRATİK TOPLUMUN TEMELİDİR”

    Açıklamanın devamında şu ifadeler kaydedildi:

    “Bu katliamları ve yitirdiğimiz canları asla unutmayacak, adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Adalet, barışın ve demokratik toplumun temelidir. Türkiye’nin ve bölgenin ezilen halkları, emekçileri ve inanç grupları için adalet sağlanmadan ne demokrasi ne de barış mümkün olabilir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • PSAKD, ‘Adalet Nöbeti’ni ikinci gününde devam ettirdi-VİDEO

    PSAKD, ‘Adalet Nöbeti’ni ikinci gününde devam ettirdi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD, Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 sanatçı, aydın ve yazarın faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla, 33 gün boyunca sürecek olan adalet nöbeti ikinci gününde devam etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 sanatçı, aydın ve yazarın faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla, 33 gün boyunca sürecek olan “Adalet Nöbeti” tutma kararı aldı.

    Adalet Nöbeti 33 gün boyunca Madımak’ta katledilen kişilerin isimleri verilerek sürdürülecek. PSAKD Genel Merkezi’nde tutulan nöbetin ikinci gününe Ahmet Özyurt’un ismi verildi.

    Adalet nöbetine destek olmak amacıyla birçok sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcisi de nöbete ziyaret ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti ikinci gününde adalet nöbetine ziyaret gerçekleştirdi.

    “SİVAS’LA YÜZLEŞMEKTEN KAÇINAN BİR DEVLET HİÇBİR SORUNLA YÜZLEŞEMEZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, adliye koridorlarında katilleri savunan anlayış ile bugün gelinen noktada katilleri serbest bırakan anlayışın aynı olduğuna vurgu yaparak, “’Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar’ sloganı çok açıkça kendini ortaya koymuş durumda. Sivas’taki katilleri başından sonuna kadar savunan avukatların tamamı her türlü makamda yer aldılar. Sivas’la yüzleşmekten kaçınan bir devlet hiçbir sorunla yüzleşemez. Onlar zaman aşımına uğrattılar bu davayı biz insanlık davası olarak devam edeceğini söyledik. Dün itibariyle dinya kamuoyunda da yer etmesi için, yaşanan adaletsizliği teşhir etmek için, katliamın arka planında olanları daha iyi duyurabilmek için yeni bir hareket başlatıyoruz” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM MESELESİNİN NE KADAR ACİL OLDUĞUNA VURGU YAPMAK İSTERİZ”

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Alevilerin tarihine bakıldığında, kanlı bir tarih silsilesi görüyoruz. Alevilerin böyle bir tarihten sonra insanların acılarının dinmediğini gördük. Bu devlet bir özür dileseydi Alevi toplumundan ya da bir yüzleşme sağlansaydı, bir demokratikleşme sağlansaydı bugün biz bunu konuşmuyor olacaktık. Barış ve demokratik toplum meselesinin ne kadar acil ve önemli olduğuna vurgu yapmak isteriz” diye konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA ALEVİLER OLARAK ÇOK ACILAR YAŞADIK”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “Bu topraklarda Aleviler olarak çok acılar yaşadık, halen de yaşıyoruz. İktidarların Alevi toplumlarıyla yüzleşmeleri gerekiyor. Toplumsal bir yüzleşme olması gerekiyor. Kürt sorununa dair konuşulan meseleler umut ediyoruz ki bu topraklarda herkesin kendi sorunlarını dillendirdiği bir masa oluşturması. Bu topraklarda şu an adalet yok” şeklinde ifade etti.

    “KATLİAMDA YER ALANLARI YARIN BAŞKA YERLERDE DE GÖRECEĞİZ”

    DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan da konuşmasında şunları ifade etti:

    “Katliamın içerinde yer terfiler aldı. Katliamda yer alanları biz yarın başka yerlerde de göreceğiz. Bunu siyasi bir ayağı var ve bir nedeni var geleceğe dair”

    “ADALET OLSAYDI KATİLLER CEZASINI ALIRDI”

    Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden 12 yaşındaki Koray ve 14 yaşındaki Menekşe Kaya’nın annesi Hüsne Kaya ise “Katillerin böyle olacağı belliydi. Adaletin sadece adı var. Adalet bize hiçbir zaman bakmadı. Bize göre bir adalet yok. Adalet olsaydı katiller cezasını alırdı” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Cuma Erçe hakkında başlatılan soruşturma hukuksuzdur, Erçe’nin yanındayız’

    ‘Cuma Erçe hakkında başlatılan soruşturma hukuksuzdur, Erçe’nin yanındayız’

    PİRHA- DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe hakkında başlatılan soruşturmanın iktidarın baskı politikalarının bir parçası olduğunu ifade ederek, Erçe’nin yanında olduklarını belirtti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in şikâyeti üzerine Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe hakkında soruşturma başlatıldı. Erçe, Pazartesi günü Ankara’da ifade verecek.

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, Erçe hakkında başlatılan soruşturmaya dair açıklama yaparak, hukuksuz soruşturmanın takipçisi olacaklarını kaydetti.

    Açıklamada, “İktidarını zulüm ile abad etmeye çalışan saray rejimi, muhalifleri ve kendisi gibi düşünmeyen herkesi yargı sopasıyla susturmaya çalışıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başındaki Ali Rıza Özdemir’in şikayetiyle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe hakkında başlatılan soruşturma, hukuksuzdur! Bu hukuksuz soruşturmanın karşısındayız. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe hakkında başlatılan soruşturma, iktidarın baskı ve sindirme politikalarının bir parçasıdır. Alevi kurumlarını kontrol altına alma çabalarına ve inanç özgürlüğüne yönelik bu saldırılara karşı Cuma Erçe’nin yanındayız, sürecin takipçisiyiz. Zulme karşı direnenlerin mücadelesi sürüyor!” denildi.

    PİRHA/ANKARA