PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan’la yaptıkları görüşmenin olumlu geçtiğini belirterek, Öcalan’ın “Kürt olgusunun tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmesi ve bunun için güçlü bir geçiş süreci temel alınmalıdır. Bütünsel bir olgu olarak yasallığa geçiş, Demokratik Cumhuriyetin hukuksal temellerini sağlamlaştıracaktır” dediğini aktardı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, dün (3 Kasım) yaptıkları Öcalan görüşmesine dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şunlar ifade edildi:
“3 Kasım 2025 tarihinde İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile yaklaşık üç saat süren son derece olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Sağlığı ve morali oldukça güçlüydü.
Görüşmemizde özetle şu değerlendirmeleri yaptı:
İçinde bulunduğumuz süreci ilerletebilmek, tarihi ve sosyolojiyi daha fazla ciddiye almayı gerektiriyor. Türk-Kürt ilişkisinin bin yıllık iki sütun olarak bugüne geldiğinin tespit edilmesi önemlidir. Bu sütunların görülmesi, anlaşılması ve onarılması suretiyle birlikteliğin güçlendirilmesi gerekir.
Çizgiler çekerek değil, güncel sorunlarımızı da kapsayacak bir ufuk oluşturarak hareket etmeliyiz.
Sınırlı şartlarda tarihi bir mesele için ciddi bir çaba sarf ediyoruz. Yıkıcı ve negatif değil, pozitif bir aşamayı geliştirmeye çalışıyoruz. Kürt olgusunun tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmesi ve bunun için güçlü bir geçiş süreci temel alınmalıdır. Bütünsel bir olgu olarak yasallığa geçiş, Demokratik Cumhuriyetin hukuksal temellerini sağlamlaştıracaktır.
Bugün dönemsel olarak eşiğinde olduğumuz demokratik entegrasyon imkanı hem yerellik hem evrenselliktir. Pozitif aşamaya geçebilmek için bu süreçte herkesin hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi hayati önemdedir.”
PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan’ın “Cumhuriyetin yeni yüzyılı barış ve demokrasi hukuku üzerine kurulmalı” dediğini paylaştı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar, Özgür Faik Erol, dün İmralı Adası’nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmeye dair yazılı bir açıklama yayınladı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“3 Ekim 2025 tarihinde İmralı Cezaevi’nde Sayın Abdullah Öcalan ile üç buçuk saate yakın süren bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Öcalan her zamanki gibi son derece moralli, sağlıklı ve özgüvenliydi.
Bir yıl önce başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile ülkemizde çatışmasızlığın hüküm sürdüğünü ve büyük tehlikelerin önüne geçildiğini, bunda rol oynayan herkesin büyük ve onurlu bir emeğin sahibi olduğunu belirtmiştir.
Sayın Öcalan, ‘Uygarlığın üç yüzyıl yıkıcı çatışmalardan ve dünya savaşlarındaki korkunç kayıplardan sonra geliştirdiği önemli çözüm modellerinden biri müzakereci demokrasidir. Bunun özünü oluşturan yöntem ve mekanizmalar, Türkiye’nin içeride ve dışarıda yaşadığı pek çok sorunun çözümü için esas alınmalıdır’ diyerek, demokratik müzakerenin siyasi ve toplumsal tüm ilişkilere hakim kılınmasını önermiştir.
‘27 Şubat açıklamasında belirttiğimiz, sürecin gelişmesinin siyasi ve hukuki gerekliliklere bağlı olduğu cümlemizin arkasındayız’ diyen Sayın Öcalan, gelinen aşamada hukuksal gerekliliklerin doğru ve bütüncül bir bakış açısıyla tespit edilerek hayata geçirilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulamıştır.
Sayın Öcalan, son olarak Cumhuriyetin yeni yüzyılının barış ve demokrasi hukuku üzerine kurulması gerektiğini ifade etmiştir.”
PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmenin ardından açıklama yaptı. 11 Temmuz’da gerçekleşen silahların imha edilme töreniyle ilgili izlenimlerin Abdullah Öcalan’a aktarıldığını belirten heyet açıklamada, “Sayın Öcalan da törenin gerçekleştirilme biçimini, sergilenen irade, inanç ve barış kararlılığını çok değerli bulduğunu belirtti” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, 25 Temmuz 2025 tarihinde İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ile üç buçuk saat süren bir görüşme gerçekleştirdi.
“ÖCALAN, TÖRENİN GERÇEKLEŞTİRİLME BİÇİMİNİ, SERGİLENEN İRADE, İNANÇ VE BARIŞ KARARLILIĞINI ÇOK DEĞERLİ BULDUĞUNU BELİRTTİ”
Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol’dan oluşan heyet, Abdullah Öcalan’a 11 Temmuz’da gerçekleşen silahların imha edilme töreniyle ilgili izlenimler ve törenin yansımaları hakkında bilgi aktardıklarını belirterek şunları ifade etti:
“Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Adalet Bakanı ve siyasi parti liderleriyle heyet olarak gerçekleştirdiğimiz görüşmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. 11 Temmuz’da gerçekleşen silahların imha edilme töreniyle ilgili izlenimler ve törenin yansımaları hakkında bilgi aktarıldı. Sayın Öcalan da törenin gerçekleştirilme biçimini, sergilenen irade, inanç ve barış kararlılığını çok değerli bulduğunu belirtti.
TBMM gündemindeki komisyon çalışmasının kapsamlı ve kapsayıcı bir yöntemle barış ve demokrasi adına önemli katkılar sunmasını beklediğini vurguladı. Halka ve tüm toplumsal kesimlere en içten selam ve iyi dileklerini iletti.”
PİRHA-DEM Parti İmralı Heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrasında yapılan açıklamada, “Sürecin sağlam ve sağlıklı ilerlemesi barışa hukuk devletine demokrasiye ilerlemesi için Adalet Bakanlığı özel bir konumda bulunuyor” denildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrasında DEM Parti İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ve Mithat Sancar açıklama yaptı.
“ADALET BAKANI YILMAZ TUNÇ’UN DA BU SÜREÇTE ÖENMLİ BİR ROLÜ OLACAĞININ KANAATİNİ TAŞIYORUZ”
Önemli bir ziyaret olduğunu belirten Pervin Buldan, “Sürecin geldiği aşamaları hem siyasi hem hukuki anlamda hem de bundan sonra süreç açısından bundan sonra gidilmesi gereken yol hakkında genel bir değerlendirme yaptık. Komisyona aşamasına girdiğimiz bu süreçte Sayın Adalet Bakanı’nın da önemli bir rolü ve görevi olacağını kanaatini taşıyoruz. Dolayısıyla kendisine bu sürecin hukuki bir zeminde yürütülmesinin önemli olduğunu ifade ettik. Kendisi de her türlü desteği şimdiye kadar sunduğunu bundan sonra da bu süreç içinde sürecin ilerlemesi açısından hukuki ve yasal zeminde yürümesi görev üstleneceğini ifade etti. Bu anlamıyla önemli ve olumlu bir görüşme oldu. Biz kendisine tekrardan teşekkür ediyoruz” dedi.
“HUKUKİ ZEMİN ÇOK ÖNEM TAŞIYOR”
Görüşmeye bakan yardımcılarının da katıldığını ve görüşmenin verimli geçtiğini vurgulayan Mithat Sancar ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Sürecin geldiği bu aşamada hukuki zemin çok önem taşıyor. Sürecin sağlam ve sağlıklı ilerlemesi barışa hukuk devletine demokrasiye ilerlemesi için Adalet Bakanlığı özel bir konumda bulunuyor. Çok fazla çalışıma yapılacak bundan sonra elbette, kendimiz bu çalışmalara elimizden gelen her türlü katkıyı yapıyoruz ama bakanlıkla istişare diğer makamlarla istişare gibi çok önemli. Adalet Bakanlığı’nın da bu süreçte şu aşamada rolü çok kritik. Sayın Bakan da ellerinden gelen her türlü çabayı açık bir şekilde sarf edeceklerini söyledi. Sürecin hukuki zemini sağlamlaştıkça ilerlemesi de sonuca doğru yürümesi de o kadar kolaylaşır. Buna inancımız var. Bu konuda yapılacak çalışmalara Adalet Bakanlığı’nın katkısının da bundan sonra en üst düzeyde olacağı yönünde kendilerinin de beyanı var. Kendisine teşekkür ediyoruz. Hepinize kolaylıklar diliyoruz” diye konuştu.
PİRHA-DEM Parti İmralı Heyeti, Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile bir araya geldi. Heyet, görüşmenin ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmek için Külliye’ye geçecek.
İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile dün bir görüşme gerçekleştiren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri, partinin Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi.
Heyette yer alan DEM Parti Meclis Başkanvekili Pervin Buldan ve Urfa Milletvekili Mithat Sancar, partinin genel merkezinde eş genel başkanlarla bir araya geldi. Toplantı basına kapalı bir şekilde başladı.
Heyet, görüşmenin ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmek için Külliye’ye geçecek. Erdoğan ile yapılacak görüşmeye, AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da katılacak.
PİRHA- DEM Parti Genel Merkezi, Sırrı Süreyya Önder’in aracında suikast düzeneğinin tespit edildiğini açıkladı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e suikast girişimine dair yazılı açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bazı basın-yayın organlarında İmralı Heyeti Üyesi ve Meclis Başkanvekilimiz merhum Sırrı Süreyya Önder’e suikast düzenlendiğine dair haberlere ilişkin açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur.
2 Nisan’da, otopark görevlisi Sırrı Süreyya Önder’in aracını kullanırken lastiklerden gelen sesten şüphelenmiş ve aracı servise götürmüştür. Yapılan incelemede, aracın sol arka lastiğini patlatabilecek, demirden yapılmış keskin bir düzeneğin yerleştirildiği tespit edilmiştir.
Önder bu olayı parti kurullarına taşımış ve gerekli inceleme ve değerlendirmeler yapılmıştır. Olay ve ilgili kanıtlar resmi mercilere iletilmiştir. Hem partimiz hem de Sayın Önder konunun yakın takipçisi olmuştur. İncelemenin hassasiyeti nedeniyle konu kamuoyuna yansıtılmamıştır. Yürütülen araştırma ve incelemeye ilişkin tarafımıza henüz net bir sonuç iletilmemiştir.”
PİRHA-DEM Parti İmralı Heyeti ile KDP Başkanı Mesut Barzani arasındaki görüşme 1 saat 45 dakika sürdü. Görüşme sonrasında herhangi bir açıklama yapılmadı.
Mezopotamya Ajansı’ndan Azad Altay’ın haberine göre; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmeler sonrası başlattığı ziyaretler kapsamında bugün Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde KDP Başkanı Mesut Barzani ile görüştü. Pirman (Selahaddin) ilçesinde bulunan ofiste gerçekleşen görüşme 1 saat 45 dakika sürdü. Görüşme sonrası herhangi bir açıklama yapılmadı.
HEYETTE YER ALAN İSİMLER
Heyette İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Asrın Hukuk Bürosu’ndan Özgür Erol ve İbrahim Bilmez, DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüsü Berdan Öztürk, milletvekilleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve Mehmet Kamaç yer alıyor.
PİRHA- Barış sürecine ilişkin gelişmeler tartışılmaya devam ederken, İstanbul’da bulunan Alevi kurum yöneticileri ve pirler, “Kendi kimliğimizle ifade edilmek istiyoruz, yasal bir güvence altına alınmasını istiyoruz. Bununla birlikte toplumun diğer dinamiklerinin de bu sürece dahil edilmesi gerektiğini, onların da rızalıklarının alınması gerektiğini düşünüyoruz. Herkesin rızalığının olması gerekiyor ki bu süreç kalıcı olsun” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk ve Pervin Buldan’ın İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesinin ardından barış sürecine ilişkin gelişmeler yaşanmaya ve tartışılmaya devam ediyor.
Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, Gazi Cemevi Genel Sekreteri Arzu Erdoğan, AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ve Baba Mansur Ocağı evladı Mehmet Karabulut konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundular.
“TOPLUMUN İÇİNDEKİ KİNİ SÖKÜP ALMALARI GEREKİYOR”
Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, Alevilerin kadimden bugüne kadar hep barıştan yana olduğunu belirterek, “Hep kardeşlikten yana olduk, hep katledenin karşısında durduk. Her kim olursa olsun, Alevi’si olsun, Kürdü olsun, Laz’ı olsun, Çerkez olsun biz 72 milleti bir nazardan görürüz. 72 milliyeti bir nazardan gördüğümüz bu yaşamın içerisinde bütün haklar kardeş olmalıdır. Düşmanlığa gerek yoktur, dostluğa gerek vardır. Biz bu Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde yaşıyorsak Alevisinden Kürdü’ne, Laz’ından Çerkez’ine herkesin yaşama hakkı vardır. Sen ben değil, barış olmalıdır, kardeşlik olmalıdır, dostluk olmalıdır. Hiç kimseyi ırksal olarak itham etmememiz gerekiyor. İşte bugünün koşullarında siyasetçiler belki çok bunları kullanıyorlar. Aynı çatı içerisindesiniz birbirimize terörist diyorsunuz. O çatıda birbirinizle barış içerisinde yaşayabiliyorsunuz, konuşabiliyorsunuz bunu sokağa da indirmeleri gerekiyor. Toplumun içerisindeki bu kini söküp almaları gerekiyor” dedi.
“HERKESİN BU SÜRECE DAHİL EDİLMESİ GEREKİYOR”
Gazi Cemevi Genel Sekreteri Arzu Erdoğan ise, bütün toplumsal iç dinamiklerle bir barış sağlanması gerektiğini belirterek, “Barış akademisyenleri ve içeride olan bir sürü insan var onlar bu sürece dahil değil. Hepsinin bu sürece dahil edilmesi gerekiyor. Hem Türkiye’de hem de Ortadoğu’da yani dünyanın her yerinde barışın olması gerekiyor. İnsanların birbirleriyle normal bir ilişki çerçevesinde inançlarına, kimliklerine saygı duydukları toplumsal bir yaşam ortamının oluşması önemli” diye konuştu.
“HERKESİN RIZALIĞININ ALINMASI GEREKİYOR”
Erdoğan, “biz Aleviler olarak barış sürecinde tüm halklar gibi Türkiye’deki yaşamın normalleşmesini istiyoruz” diyerek şunları ekledi:
“Kendi kimliğimizle ifade edilmek istiyoruz, yasal bir güvence altına alınmasını istiyoruz. Bununla birlikte toplumun diğer dinamiklerinin de bu sürece dahil edilmesi gerektiğini, onların da rızalıklarının alınması gerektiğini düşünüyoruz. Herkesin rızalığının olması gerekiyor ki bu süreç kalıcı olsun. En büyük kaygımız kalıcı olamaması. Barışa dair söz söyleyenler şu anda cezaevindeyken bir barış süreci çok inandırıcı gelmiyor.”
“HERKES TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYARSA BU KARDEŞ KAVGASI BİTER”
AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş; Alevilerin barış, hoşgörü ve kardeşlik felsefesinden geldiğinin altını çizdi. Odabaş şunları söyledi:
“Biz tarihler boyu hep bütün renklerin, kültürlerin, dillerin kardeşçe bir arada yaşamını savunduk, bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Bir el uzatma ile birlikte yol alınsa da barış sürecini biz çok önemsiyoruz, benimsiyoruz. Burada tarihi bir süreç yaşanıyor. Herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor. Türkiye halklarının hem ekonomik özgürlüğünü, hem fikirlerini, hem düşüncelerini, hem inançlarını, hem dillerini özgürce yaşayabilecekleri bir ortamın oluşması gerçekten özlediğimiz bir durum. Sorun sadece Kürt ve Türk halkının kardeşliği değil aynı zamanda tarihler boyunca katliamlarla, zulümlerle, sürgünlerle katledilen Alevilerin de anayasal güvence altına alınması, anayasada yerini alması gerekiyor. Söyleyecek sözlerini de her alanda, her meydanda söylemeleri gerekiyor. Barış sürecini örmeye çalışan siyasi parti temsilcilerinin, başta muhalefet olmak üzere bunu sivil toplum örgütleriyle, akademisyenler, yazarlar, sendikalar, kurum başkanlarının da içinde olabileceği bir komiteyi, bir komisyonu ya da kamil insanlardan oluşacak bir topluluğu oluşturması gerekiyor. Herkes taşın altına elini koyarsa bu kardeş kavgası bitmiş olur.”
Barış sürecine ilişkin Alevilerin de beklentileri olduğunu söyleyen Baba Mansur Ocağı evladı Mehmet Karabulut şunları ekledi:
“Eğer bir barış süreci olacaksa, bu ülkede farklı inançlara mensup sayısız insan var bu insanlar kendini Anadolu topraklarında özgürce ifade edebilecek mi? Eğer barış süreci olacaksa demokraside gerekli olanın yapılması lazım.”
PİRHA- İmralı Heyeti’nden Sırrı Süreyya Önder, Figen Yüksekdağ’ın ziyaret sırasında “Sürecin tam olarak yanı başında, omuzumuza ne düşerse seve seve yerine getirmeye hazır bir şekilde bekliyoruz” dediğini paylaştı. Önder, “Halkın vicdanı her zaman olduğu gibi doğruyu işaret ediyor. Ama güvercin kasaplarına, cevaz vermemek lazım” ifadesini kullandı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İmralı Heyeti’nde yer alan Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve Ahmet Türk, bugün Kocaeli Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile görüştü. Heyet, ayrıca HDP eski Milletvekili Semra Güzel ile görüştü.
YÜKSEKDAĞ: OMUZUMUZA NE DÜŞERSE YERİNE GETİRİRİZ
Görüşme sonrası konuşan Önder, “Figen Başkanımızla görüştük. Sağlıkları ve moralleri iyiydi. Semra vekilimizle de görüştük. Bütün kamuoyuna selamları var. Sürece dair yarın kendi hesabından bir açıklama da yapacak. Ama size iletmemizi istedi ki ‘sürecin tam olarak yanı başında, onlara ne düşerse, omuzumuza ne düşerse seve seve yerine getirmeye hazır bir şekilde bekliyoruz’ dedi. Onun dışında 5 sene önce tahliye olmuştum. Yine burada konuşmuştuk. 10 yıl bu ülke ağır bir zaman kaybetti. Yerine konulması imkansız olan 2 şey yitip giden canlar ve zamandır. Bu çatışmalı süreçte hayatını kaybeden, sağlığını kaybeden bütün şehitler ve gaziler bütün ülkemizin onurudur. Onlara verebileceğimiz en büyük armağan bu çatışmalı süreci sonlandırmak, bunu bir barışla taçlandırmak olacaktır. Ondan sonra hayatta olan herkese destek, hayatını kaybedenin geride bıraktığı bir yoldaş olmak hepimizin toplum olarak boynumuzun borcudur. Bu ciddiyette ve samimiyetteyiz. Bu konuda yüreği yanan, bedel ödeyenler de bizleriz. Hepsinin acısının yüreğimizde hissediyoruz” ifadelerini kullandı.
Önder, “Barışa gelince; barış çocuklarımızın gözüne bakarak kurmak olduğumuz bir şeydir. Çocuklar hiçbir dahillerinin olmadığı bir çatışmalı mirası hak etmiyor. Sorumluluğumuz, onlara barış içinde bir ülke bırakmak. Çok spekülatif tartışmalar oluyor. Silah kadar zarar veren bir dil bu. Ülke bölünecek, çift dil, çif bayrak falan… Gündemimizde ne böyle bir şey var, ne tartıştık, ne de iması yapıldı böyle bir şeyin. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Kuşkusunu gidermek isteyen herkesle görüşmeye, derdimizi anlatmaya, önerilerini ve uyarılarını dinlemeye de hazırız. Tek ricam bu toksit dilin bir kenara bırakılması” diye konuştu.
“GÜVERCİN KASAPLARINA CEVAZ VERMEYELİM”
Önder, “Söyleyeceksen hayır söyle’ Bu kadar şeffaf ve açık süreç yürütüyoruz. Ama iki anahtarı var bunun. Bir ciddiyet, diğeri samimiyet. Herkesten bunu asgari olarak beklemek hakkımız. Bu mesele ne Ahmet beyin, ne Pervin hanımın ne de benim derdim. Bu hepimizin derdi. Hepimizden olumlu katkı bekliyoruz. Biz dilimizi değiştirmeyeceğiz. Bu şekilde saldırgan dil kullanarak karşı gelebileceğimiz maksimum nokta bu. Samimiyeti halk takdir edecek. 1 haftadır yollardayız. Yolda barışı talep eden, boynumuza sarılan, elinizi çabuk tutun diyen, zaman zaman uyaran… Bu konuda halkın vicdanı doğruyu işaret ediyor. Güvercin kasaplarına, bir gözle iki ölüm bakanlara cevaz vermemek lazım. Bu da hepimizin sorumluluğu” diye kaydetti.