Etiket: dem parti kadın meclisi

  • DEM Parti Kadın Meclisi’nden Diyanet’in kadınları hedef alan Cuma hutbesine tepki!

    DEM Parti Kadın Meclisi’nden Diyanet’in kadınları hedef alan Cuma hutbesine tepki!

    PİRHA- Diyanet’in son Cuma hutbesinde “kul hakkı” üzerinden kadınların eşit miras hakkı hedef almasına tepki gösteren DEM Parti Kadın Meclisi, “Adalet Bakanlığı eliyle miras hukukunu tartışmaya açarak, Diyanet işbirliğiyle mirasta eşitlik hakkımıza göz dikenler iyi bilsin ki; erkek egemen bu zihniyeti mahkum edeceğiz!” diye belirtti.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki Cuma hutbesi “kul hakkı” olurken, Medeni Kanun’u ise hedef aldı. “Kul hakkı ateşten gömlektir” başlıklı hutbede “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” denildi.

    Kadınların Medeni Kanun’a göre miras talep etmesi “kul hakkı” sayıldığı hutbeye tepki gösteren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), “Diyanet, bir kez daha haddini aşmış ve kadınlara karşı suç işlemiştir” açıklamasında bulundu.

    “DİYANET HADDİNİ AŞMIŞ VE KADINLARA KARŞI SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    DEM Parti Kadın Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Cuma hutbeleriyle kadınları hedef alan Diyaneti uyarıyoruz!

    Camilerde okutulan hutbeler üzerinden algı yaratarak, kadınların kazanılmış haklarını gasp etmeye dönük siyaseti meşrulaştırmanıza izin vermeyeceğiz. “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” şeklindeki hutbeyle Diyanet, bir kez daha haddini aşmış ve kadınlara karşı suç işlemiştir.

    Adalet Bakanlığı eliyle miras hukukunu tartışmaya açarak, Diyanet işbirliğiyle mirasta eşitlik hakkımıza göz dikenler iyi bilsin ki; erkek egemen bu zihniyeti mahkûm edeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Kadın Meclisi, İzmir’de Alevi kadınlarla buluştu-VİDEO

    DEM Parti Kadın Meclisi, İzmir’de Alevi kadınlarla buluştu-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisinin Alevi kadınlarla bir araya geldiği buluşmada konuşan Halide Türkoğlu “Barış politikası ve demokratik toplum dediğimizde kadın konuşulmuyorsa çok da sonuca gidilemez. Bugün Alevi kadınlarla olan ortak buluşmamız bu sistemden yana ortak dertlerimiz var. Aslında emeğimiz görünmüyor ve hakkımızı alamıyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, “Barış ve demokratik toplumun inşasında Alevi kadınlarla buluşma” şiarıyla kadınlarla Tepekule Kongre Merkezinde bir araya geldi. Buluşma DEM Parti Diyarbakır Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu katılımıyla gerçekleşti. Buluşmaya çeşitli Alevi kurumu temsilcisi ve bireysel katılım sağlandı.

    “DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA KADIN KONUŞULMUYORSA SONUCA VARILAMAZ”

    DEM Parti Kadın Meclisinin iç işleyişi, eşbaşkanlık, fermuar sistemi gibi uygulamalardan örnekler veren Halide Türkoğlu Kürt kadınlarının bu kazanımları elde etmek için 1990’lı yıllardan bu yana mücadele verdiğini ifade etti. Barış ve çözüm demokratik toplum aşamasında genel siyasetin içinde kadın özgürlük mücadelesinin yok olmasını istemediklerini dile getiren Halide Türkoğlu “barışı konuşurken kadınların daha fazla söz alması gerekir. Çünkü savaşların ilk hedef alınanı, ilk şiddete uğrayanı bizsek o militarizmin ürettiği politikalarda beden politikalarını üzerinden bizim bedenimize saldırıyorsa ilk önce biz konuşmalıyız. Barış politikası ve demokratik toplum dediğimizde kadın konuşulmuyorsa çok da sonuca gidilemez” diye belirtti.

    “ALEVİ KADINLARLA SİSTEMNDEN YANA ORTAK DERTLERİMİZ VAR”

    Kadın özgürlük mücadelesinin de tekli bir mücadele olmadığını, kimliği ile mücadele ettiğinin ifade eden Halide Türkoğlu iktidarın sermayenin ve devletin beden politikasına karşı mücadele ettiklerini ifade etti. Halide Türkoğlu “İnanç dediğimiz, yani bir egemen inancın başka bir inancı sömürmesine, onu inkar etmesine karşı mücadele ediyoruz.  Diyoruz ki, bugün Alevi kadınlarla olan ortak buluşmamız bu sistemden yana ortak dertlerimiz var. Emek alanında mücadele veriyoruz. Aslında emeğimiz görünmüyor ve hakkımızı alamıyoruz. Kamusal alanda emek harcasak bile kadın kimliğimiz üzerinden ikincil görünen ya da ilk işten çıkartılan kesimlerin başında geliyoruz. Şimdi bu sistem uzun yıllardan beri var dedik. Ama aynı zamanda bu sistem kadınlar üzerinde bir politika haline geliyorsa öyle durduk yere olmuyor” diye konuştu.

    SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMINA DEĞİNİLDİ

    Kadının devlet mekanizmalarına karşı da mücadele verdiğini dile getiren Halide Türkoğlu bu mekanizmanın kadınlara ve erkeklere nasıl yurttaş olacaklarının sınırını çizdiğini ifade etti. Halide Türkoğlu, “Yüz yıldır ulus devlet dediğimiz mekanizmanın kendisi kadınlar ve erkekler şahsında ama aynı zamanda bu iki cinsin kendi kimlikleri, dilleri, kültürleri üzerinden makul vatandaş ya da makul olmayan vatandaş tasarrufunu  geliştirdi. Orta Doğu coğrafyası  savaş coğrafyasıdır. Çünkü ulus devlet dediğimiz mekanizmanın kendisi intihara dayalı olduğu için bazı coğrafyada mezhepçilik üzerinden bu çatışmalar var. Bazı coğrafyalarda insanları kültürleri, dilleri üzerinden bu çatışmalar var. Bu sistemin kendisinde bir sıkıntı var, tam da bu sistemin değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Toplum çok çeşitlidir. Tek başına ulusu Türk Kürt olarak tanımlayamazsınız.  Ulusun kendisi aslında çok çeşitlidir. Bugüne  kadar Ortadoğu coğrafyasında dayatılan tek ulus devlet meselesi Suriye’de başka bir soykırıma sebep oldu. Irak’ta başka bir soykırıma sebep oldu. İnsanlar bir arada yaşamak istiyorsa, eşitlik ve özgürlük üzerinden mücadele yürütmek istiyorsa tam da işte birbirini tanıma, birbirini anlama ve ortak yaşam fikriyatını hayata geçirmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu: Suriye’de Alevi kadınların sesi olmalıyız-VİDEO

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu: Suriye’de Alevi kadınların sesi olmalıyız-VİDEO

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ ve SMO güçlerinin Alevi kadınlara yönelik soykırım saldırılarını kınayan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Bu insanlık suçuna karşı biz kadınlar hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da hem de tüm dünyada Alevi kadınların sesi olmalıyız, bu sesi herkese ulaştırmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili ve aynı zamanda DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Suriye’de yaşanan gelişmelere ve Alevi Katliamı’na dair PİRHA’ya konuştu.

    Suriye’de oluşacak rejimin demokratik bir rejim olması gerektiğini ifade eden Türkoğlu, demokratik Suriye’nin inşasında kadınların irade olarak bu süreçlere dahil olabilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı.

    “ALEVİ KADINLARA YÖNELİK SOYKIRIM POLİTİKASI DEVREYE KONULDU”

    HTŞ’nin tekçi zihniyet kodlarıyla yeni bir rejim inşa etmek isteğini söyleyen Halide Türkoğlu, akabinde Aleviler ve diğer farklı kimliklere yönelik saldırıların geliştirildiğini belirtti. Türkoğlu, “DEM Parti Kadın Meclisi olarak bizlerde Suriye’de yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. HTŞ’nin yönetime gelmesiyle birlikte yönetim tartışmaları başladı ve tekçi bir zihniyet inşa edilmeye çalışılıyor. Bunu inşa ederken ne yazık ki Alevilere, farklı kimlik ve inançlara yönelik saldırılar da aynı koldan ilerliyor. HTŞ’ye bağlı güçlerin sivillere yönelik katliamları, Alevi kadınlara yönelik soykırım politikaları devreye koyduğunu görmek gerekiyor” dedi.

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Suriye’de oluşacak rejimin ilk günden itibaren demokratik bir rejim olması gerektiğini, Suriye’deki kadim halkların her birinin temsiliyetinin, irade olmasının ve bu süreçlere kadınların dahil olabilmesinin önemine dikkat çekerek, Suriye’deki kadın örgütlerinin çağrısı da bu yönde olduğunu vurguladı.

    HTŞ yönetiminin tam tersini kendinden önceki yönetim gibi yani ulus-devlet aklının tekçi kodlarıyla saldırılarını soykırım politikasına götüren bir süreci de başlattığının altını çizen Türkoğlu, “Suriye’de yaşayan her bir kadınla dayanışma içerisinde olduğumuzu, kadınlara yönelik şiddeti kabul etmediğimizi, soykırım politikalarını reddettiğimizi ve mücadele edeceğimizi belirtiyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLARIN SESİ OLMALIYIZ”

    Demokratikleşmeyen bir Suriye’de herkesin soykırım tehdidiyle karşı karşıya kalması anlamına geldiğine dikkat çeken Halide Türkoğlu, ülkede ve dünyadaki kadın örgütlerinin Alevi kadınların sesi olması çağrısında bulunarak şunları ifade etti:

    “Orada yaşanan her gelişme bugün Türkiye’deki Kürt kadınları da etkiyen gelişmeler. halkların, inançların, kimliklerin irade olabildiği bir Rojava modeli de var. Ancak karşısındaki rejim tamda bu modelin karşısına duran ama aslında pratiğiyle birlikte halkları, kadınları tehdit olarak gören bir rejim anlayışı var. O anlamıyla da Suriye’de halklar da, kadınlar da bu rejime karşı kimliğini, temel haklarını savunduğu haklı bir mücadele yürütüyor. Bunun üzerinde HTŞ’nin bir şiddet rejimi olarak örgütlenmesinden ziyade bu şiddet rejimine karşı birlikte mücadele etmek lazım. Türkiye’de demokratik mücadeleyi nasıl ki hep birlikte yürütmeye, Alevi kadınlarla birlikte bu mücadele hattını büyütmeye çalışıyorsak Suriye’de Kürtler, Aleviler, Dürziler, Süryaniler, Çerkesler her biri kimlikleri, inançlarıyla özne olduğunu bir demokratik Suriye için herkesin mücadele etmesi lazım. Demokratikleşmeyen bir Suriye aslında herkesin soykırım ile karşı karşıya kalması demektir. Şiddet sarmalının artması demektir. HTŞ’ye bağlı güçlerin uyguladığı şiddet politikalarını kabul etmiyoruz, kınıyoruz, İnsanlık suçu işleniyor. Bu insanlık suçuna karşı biz kadınlar hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da hem de tüm dünyada Alevi kadınların sesi olmalıyız, bu sesi herkese ulaştırmamız gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Kadın Meclisi’nden İran Büyükelçiliği’ne siyah çelenk

    DEM Parti Kadın Meclisi’nden İran Büyükelçiliği’ne siyah çelenk

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisi, İran’daki idamlara karşı büyükelçiliğin önüne “İdamları durdurun” yazılı siyah çelenk bıraktı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, İran’daki idamlara tepki göstermek amacıyla İran Büyükelçiliği önünde bir araya geldi. Polis engeli sonucu, elçilik binasının önüne gitmelerine izin verilmeyen kadınlar, İran tarafından idam edilen kadınların fotoğraflarıyla polis kalkanlarının önünde açıklama yaptı.

    DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Tatlıgül Gül, “23 Temmuz’da İran rejimi tarafından idam cezası verilen gazeteci Pexşan Azizi ve aktivist Şerife Muhammed için sesimizi yükseltmek, onların yalnız olmadığını ve mücadelenin her yerde sürdüğünü göstermek amacıyla toplandık. Pexşan Azizi tüm dünya kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptığı mektubunda bizlere şöyle sesleniyor; ‘Şerife Muhammed ve ben ile idam sırasında bekleyen diğer kadınlar sadece özgür ve onurlu yaşam arayışı nedeniyle mahkum edilen ilk ve son kadınlar değiliz, olmayacağız. Ancak can verilmeden özgürlük de gerçekleşmez. Özgürlüğün bedeli ağırdır. Suçumuz Jin, jiyan, azadî’yi birleştirmektir’ demişti. Bu siyah çelenkle iki kadın yoldaşımızın cesaret, direniş ve haklı mücadelelerine karşı yürütülen, erkek egemen rejimi protesto ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MÜCADELE ETMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Gül, bu cezalara karşı durmaktan ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceklerini belirterek şunları söyledi:

    “Bu tür cezaların insanlık onurunu zedelediğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Peşxan ve Şerife’nin sesi, buradan tüm dünyaya Jîna Emînî’nin direnişinde olduğu gibi ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganıyla yayılacak. İran’da yaşanan bu zulme karşı sessiz kalmayın. Kadınların, Kürt halkının ve tüm mazlumların yanında durarak bu insanlık dışı uygulamalara karşı birlikte mücadele edelim. İran hükümetine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu bir cinayettir ve cinayetlere son verin. Uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı göstererek, Pexşan Azizi ve Şerife Muhammed hakkında verilmiş idam cezalarını kaldırın. Bu cezalara karşı durmaktan ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da kadınlar ‘Kobane’den Gezi’ye adalet ve özgürlük’ için buluştu-VİDEO

    İstanbul’da kadınlar ‘Kobane’den Gezi’ye adalet ve özgürlük’ için buluştu-VİDEO

    PİRHA – “Kobane’den Gezi’ye adalet ve özgürlük için buluşuyoruz” forumunda konuşan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, “Özgürlük ve eşitliğe inan herkes öne çıkar, sözünü söylerse karanlığı dağıtabiliriz. Kadınlar özgürse toplum da özgür olacak” dedi. Siyasetçi Sebahat Tuncel ise “Bizim barışa ihtiyacımız var, barış yaşamın kendisidir. Son sözümüzü daha söylemedik. Söyleyecek sözümüz var. Biz umudu dirilteceğiz” dedi. 

    DEM Parti Kadın Meclisi, Okmeydanı’nda bulunan La Bella Organizasyon Salonu’nda “Kobane’den Gezi’ye Adalet ve Özgürlük İçin Kadın Buluşması” gerçekleştirdi.

    ‘Kobane’den Gezi’ye Adelet ve Özgürlük için Kadın Buluşması’ şiarıyla yapılan buluşmaya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, HDP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, DEM Parti Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü İlknur Birol, DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu, Çiçek Otlu, Özgül Saki, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzelgündüz, Kırkyama Kadın Derneği’nden Tülay Korkutan, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP) Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve çok sayıda kadın katıldı.

    “BU İKTİDARI DURDURACAK OLAN BİZ KADINLARIZ”

    Buluşmada ilk olarak konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Bugüne kadar sokakları terk etmeyen kadınlar olarak bu buluşmada gereken cevabı veriyoruz” diyerek konuşmasına başladı.

    Türkoğlu, iktidarın biat eden kadınlar yaratmaya çalıştığını ama kadınların biat etmediğini ifade ederek, “Cezaevlerinde esaret altında tutulmaya çalışılan arkadaşlarımız var onlara söz verdik. Figen Yüksekdağ şahsında bir söz var ‘son sözü direnenler söyler’ iktidar sona doğru gidiyor onunda son sözü var bizimde son sözümüz var. Bu tarihsel iki davanın son sözünü bizler kuracağız. Bu mücadeleyi bitirmek istiyorlar ama bizler mücadelemizle, eylemlerimizle sözümüzü özgürlük olarak kuracağız. 100 yıllık inkar politikası ile makul Kürt, kadın yaratma konusunda birçok kodları yerle bir ettik. İktidar intikam alır gibi hukuku araç olarak kullanarak düşman hukuku inşa etmeye çalıştı. Ne Kobane kumpas davası, ne Gezi Direnişi davası ne de Hakkari’ye atanan kayyım bir birbirinden bağımsız değil. Hem Kobane hem Gezi hem kayyım bu ülkenin barışını tehdit eden bir şey. İktidar halklar, kadınlar, emekçiler konusunda güvenlik problemi haline gelmiştir. Bu iktidarı durduracak olan biz kadınlarız. Daha çok mücadele ederek özgürlüğü, eşitliği, adaleti hayata geçirebiliriz. Bütün arkadaşlarımızın özgürlüğü için mücadelemizi yükseltmemiz gerekiyor. Özgürlük, eşitlik, barış için daha çok bir araya gelmek zorundayız. Son sözü biz kadınlar söyleyeceğiz, son sözü direnenler söyleyecek” dedi.

    “ÖNE ÇIKIP SÖZÜMÜZÜ SÖYLERSEK KARANLIĞI DAĞITABİLİRİZ”

    Ardından söz alan Gültan Kışanak, Hakkari’de kayyım atanmasının demokrasi krizinin olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Kışanak, “Bu ülkede adım adım krizlerle demokrasinin ortadan kaldırıldığını gördük ama olması gereken daha güzel bir yaşamı kurmaktı. Krizi adım adım büyütüyorlar. Türkiye krizler ülkesi haline geldi. Sürekli krizleri konuşuyoruz. Oysa bu topraklar fırsatlar coğrafyası. Ancak fırsatlar içerisinde eşitlik, özgürlük yokluğu yaşıyoruz. Bu ülkede biz kadınlar ve özgürlük eşitliğe inanan herkes öne çıkar sözümüzü söylersek karanlığı dağıtabiliriz. Mesele Sebahat’ın, Figen’in, Selahattin’in cezaevinde tutulması değildi aslında dışarıyı teslim almak istiyorlardı. Başta kadınlar olmak üzere kısmi eksikler yaşansa da toplum teslim olmadı ve direndi bu bize moral verdi. Kadın mücadelesini güçlendiren kadın yoldaşlarımıza teşekkür etmek istiyoruz. Görevimiz bitmedi. Bu bizim için başlangıç diğer arkadaşlarımızı aramıza alana kadar yürüyeceğimiz yolumuzun başlangıcı. Bu davalar üzerinden meydan meydan gezilerek kötü politikalarına meşruiyet  kazandırmaya çalıştılar ama başarmadıklarını söylemek isterim” diye konuştu.

    “KADINLAR ÖZGÜRSE BÜTÜN TOPLUM ÖZGÜR OLACAK”

    Kışanak, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

    “Adalet, özgürlük mücadelemizi birlikte sürdüreceğimize inanıyorum. Kayyım meselesi, seçme seçilme hakkının ötesinde bir durum. Yerel demokratik belediyecilik gelişince kadınlar nefes alıyor. Kayyım kadınları nefessiz bırakıyor. Demokrasi bir bütündür ya vardır ya yoktur. Batıya demokrasi var, Doğu’ya yok olmuyor. Erkeğe demokrasi var kadına yok olmuyor ya hepimiz için vardır ya da yoktur. Haksızlığa karşı ortak refleksle adaleti ve özgürlüğü savunmalıyız. Kadınlar özgürse bütün toplum özgür olacak. Hayat bütün. Bölmeye, parçalamaya gerek yok. Kadınlara güveniyorum.”

    “DERDİMİZ VAR DERDİMİZİ ANLATIYORUZ”

    Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel de cezaevindeki kadın tutukluların selamlarını getirdiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Tuncel, “Gülsüm anne 10 yıldır adalet arıyor. Halise anne oğlunun cenazesini aldı ama hapse attılar. Bu hak mı? çocuklarımız genç yaşta toprağa düşmesin özgür gelecek kuralım diye mücadele ediyoruz. Batı’da Gezi, Kürdistan’da Kobane direnişi vardı. Devlet Kürtlerin ve Türklerin birlikte mücadele etmesini engellemek istiyor. Kobane’de Gezi’de bir cezalandırma davası. Hala bu ülkede çözülmemiş sorun var adı Kürt sorunu. Kürt sorunu var olduğu sürece bunları konuşmaya devam edeceğiz. Kayyım bir soykırım politikasıdır. Kürt olup da hakkında dava açılmamış kimse var mıdır? Konuşacağız efendim. Biz konuşarak bu sorunu çözeceğiz. Bağımsız yargı olmadığı sürece verilen karar taraflıdır bu kararları tanımıyoruz. Yargılamada mahkeme başkanına da dedim Kürtleri yurttaşlıktan çıkartmışsınız anayasa Kürtlere uygulanmıyor. Kayyım meselesi siyasi mesele hukuki mesele değil. Kürt halkına karşı yapılan zulümdür. Bu ülkede milyonlarca terörist varsa bu iş bitmiş demektir. Kayyım zihniyetine karşı hepimizin durması gerekiyor. Biz Kürtler mücadele ediyoruz bedel ödüyoruz derdimiz var derdimizi anlatıyoruz ama anlatmayalım diye dört duvarın arasına koyuyorlar. Biz hakikati birlikte örmek zorundayız.”

    “BİZ KADINLAR MASAYI KURACAĞIZ”

    Tuncel’in konuşmasına şöyle devam etti:

    “Baskı, faşizm var. Bundan korkup kenara mı oturacağız? O zaman devlet başarılı olur. Oturmayacağız, çıktığımızdan beri sözümüzü kuruyoruz. Mücadele devam ediyor. Kadın katliamının, kadına yönelik şiddetin doğrudan Kürt sorunu ile bağlantısı var. Bizim dönemimizde kadın katliamları azalmıştı çünkü erkeği de kadını da değiştiriyorduk. Her gün kadınlar çocuklar katlediyorlar, çürüme var. İktidar yaşamı çürütüyor, sorun bu. Birlikte mücadele etmek zorundayız. Derdimiz çok ama oturup ağlayacak değiliz. Cezaevinde eylem var, tutsaklar görüşe çıkmıyor, telefon görüşüne çıkmıyor. Kürt sorunu çözülsün ve Sayın Abdullah Öcalan’a özgürlük sağlansın diye. İmralı tecridi barışın tecrididir. Tecridi sadece Kürtlerin meselesi olarak gördüğümüz sürece çözülmeyecek. Diyalog yoksa savaş olur. Biz konuşmayı savunduğumuz için yargılanıyoruz. Masayı kurun masayı niye devirdiniz. Gelin masayı yine kuralım. Biz kadınlar diyalog masasasını kuracağız. Bizim barışa ihtiyacımız var, barış yaşamın kendisidir. Son sözümüzü daha söylemedik. Söyleyecek sözümüz var. Biz umudu dirilteceğiz.”

    “ASLA BOYUN EĞENLERDEN OLMADIK”

    Ardından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın gönderdiği mesaj okundu.

    Mesaj şu şekilde:

    “Sevgili Kadınlar, Değerli Yoldaşlar, Dostlar. Öncelikle kadınların mücadele birliğini, bilincini ve dayanışmasını geliştirme yolundaki çabalarınızı, kararlılığınızı selamlıyorum. Kadının yaşam ve özgürlüğünün katledildiği, eril faşist düzende ya boyun eğecek ya da direnişle, örgütlenmeyle yeni yollar açılacak. Günümüz ve tarihimiz şahittir ki asla boyun eğenlerden olmadık. Gittikçe zifiri karanlığa dönüşen ve bütün gerici, faşist karakteri kadına karşı yaklaşımda sivrilen mevcut rejim, şüphesiz ki; yine en çok düşmanlık güttüklerinin, binlerin iradesi karşısında yenilecektir. Sokaklarda, yakalı meydanlarda, direniş halaylarında büyütülmüş değerlerin ve haklı bir kavganın paydaşlarıyız. Bazılarımızın payına bu değerleri ve mücadeleyi zindanlarda savunmak, büyütmek düşüyor. Jin Jiyan Azadi haykırışları hiç susmadığı ve zılgıtlar eşliğinde kadınların kurtuluş yolunu çınlattığı sürece bu pay başımız gözümüz üstüne. Biz tutsak kadın siyasetçiler; içeride de dışarda olduğu gibi görevimizi yaptık, yapıyoruz. Bizlerin özgürlük davasını sahiplenen, dayanışma gösteren tüm yoldaşlara, dostlara, demokratik kamuoyuna, esas olarak da kadın hareketinin bütün bileşenlerine sevgilerimizi, selamlarımızı gönderiyoruz. Daima umutla, dirençle kalın.”

    “GEZİ VE KOBANE DAVALARI İKTİDAR HUKUKUN VE ADALETSİZLİĞİ İLE MALULDÜR”

    Ardından Gezi Davası’ndan tahliye edilen Mimar Mücella Yapıcı’nın gönderdiği mesaj okundu.

    Yapıcı, “Hepimiz biliyoruz Gezi ve Kobane davaları iktidar hukukun ve adaletsizliği ile maluldür. Dünyanın belki de en haklı direnişleri olan gezi ve Kobane’de onlarca canımızı kaybettik ve onlarca arkadaşımız hala haksız ve hukuksuz olarak tutsak. O nedenle hiçbirimiz özgür değiliz. Bugün Gezi’den, Kobane’den, Galatasaray Meydanı’ndan, Plaza de Mayo’dan, İran’dan, Filistin’den velhasıl dünyanın her yerinden yükselen barış ve adalet isteyen çığlıklarımız bir gün barışa, adalete ve daha güzel bir dünyaya ulaşmak için en büyük gücümüz olacaktır.”

    Program, yapılan forum ile sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Kadın Meclisi, yarın Okmeydanı’nda Kadın Buluşması gerçekleştirecek

    DEM Parti Kadın Meclisi, yarın Okmeydanı’nda Kadın Buluşması gerçekleştirecek

    PİRHA – DEM Parti Kadın Meclisi, ‘Kobane’den Gezi’ye Adelet ve Özgürlük için Kadın Buluşması’ şiarıyla yarın (4 Haziran) saat 13.00’te La Bella Organizasyon Salonu’nda buluşma gerçekleştirecek.

    DEM Parti Kadın Meclisi, Kobane Davası’nda verilen hapis cezalarını protesto etmek için 4 Haziran saat 13.00’te Okmeydanı’nda bulunan La Bella Organizasyon Salonu’nda kadın buluşması gerçekleştirecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 8 Mart için çağrı yapan kadınlardan ‘Gültan Kışanak gibi karşınızdayız’ mesajı-VİDEO

    8 Mart için çağrı yapan kadınlardan ‘Gültan Kışanak gibi karşınızdayız’ mesajı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Kadın Meclisi, İlmek Kadın Dayanışması ve Sosyalist Kadın Hareketi “8 Mart’tan aldığımız güçle, isyanımız taşsın sokaklara” diyerek bir araya geldi. Kadınlar, 8 Mart saat 18:00’de Kolej meydanında yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Kadın Meclisi, İlmek Kadın Dayanışması ve Sosyalist Kadın Hareketi’nden kadınlar, 8 Mart’ta giderken bir araya gelerek, basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamadan önce yapılan yürüyüşte “Kadın cinayetleri politiktir. Jin, jîyan, azadî” sloganları attı.

    Kurumlar adına basın metnini İlmek Kadın Dayanışma üyesi Zarife Çamalan okudu.

    “ERKEK EGEMEN DEVLET HAKLARIMIZI GASP ETMEKTE”

    “Özgürlüğün tutkusuyla, direnişin ateşiyle ve mücadeleyi beraber büyütmek için birlikteyiz” diyen Zarife Çamalan, “Sesimiz çınlasın, yankılansın tüm şehirde! Kapitalist sistem her zaman olduğu gibi yine emekçilere ve ezilen halklara baskıyı ve yoksulluğu dayatmakta. Erkek egemen devlet haklarımızı gasp etmekte ve kadın katliamını teşvik etmekte. Kadın yoksulluğu her geçen gün artmakta ve kadınlar artan yoksulluk sebebiyle yok sayıldıkları, şiddet gördüğü ve adına ‘aile- ev’ diyerek meşrulaştırdıkları dört duvar arasında mecbur bırakılıyor” dedi.

    “8 MART’I YARATAN, 40 BİN TEKSTİL İŞÇİSİ KADININ GREVE ÇIKMASIDIR”

    Kadınların mücadelelerini hatırlatan Çamalan, şu açıklamayı yaptı:

    “Bizleri tarihsel olarak yıllardır bir araya getiren, 8 Mart’ı yaratan; ABD’nin New York kentindeki 40 bin tekstil işçisi kadının daha iyi koşullarda çalışmak için greve çıkmasıdır. Polis saldırısından kurtulmak için çalıştıkları fabrikaya kendilerini kapatan ve çıkan yangında yanarak hayatını kaybeden 120 kadın arkadaşımız… Onların nezdinde yıllar sonra 26-27 Ağustos 1910’da Danimarka’nın Kopenhang kentinde, 2’nci Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg’un önerisi ile ilan edildi.

    25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo Hükümet’ine karşı ezilenlerin verdiği bu büyük mücadelede yer alan; trujillo tarafından ‘ülkenin en büyük iki sorunu kilise ve mirabel kardeşler’ görülmüş ve Mirabel kardeşler işkence edilerek, tecavüz edilerek öldürülmüştür. Bir yıl sonra hükümet devrildi ve Trujillo öldürüldü. 1981 yılında Kolombiya’nın Bogoto şehrinde bir araya gelen Latin Amerikalı ve Karaipli Kadınlar Kongresinde, Mirabal Kardeşlerin anısına 25 Kasım tarihi ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ olarak ilan edildi.

    “KADINLAR BİZE EN BÜYÜK MİRAS OLAN DİRENMEYİ BIRAKTI”

    Rojava’da ISİD’e karşı en önde savaşan kadınlar devrim sonrası kendi anayasalarını hayata geçirip tüm yönetim alanlarında söz sahibi oldular. Kadınlar tarihler boyunca hakları, özgürlükleri için bedeller ödese de mücadeleden vaz geçmemiş ve bugün bizlere en büyük mirası olan direnmeyi bırakmıştır. Bugün hala devam eden direnişlere bu mirası taşıyoruz.

    İş yerlerinde çalışma koşulları, sendikal örgütlenme hakları gibi talepler ile direnişe geçen ve kazanımla sonuçlanan direnişlerde ön saflarda direngen kadınlar var. Agrobay ve Patiswis işçileri gibi…

    Depremde, yangında selde en öde koşan, dayanışmayı örenler arasında yine direngen kadınlar var. Tüm saldırılara, yok sayılmaya, aşağılanmaya karşı var olduklarını tüm direngenlikleri ile haykıran lgbti+ var. Her alanda ötekileştirilen, yok sayılan eşit, erişilebilir, engelsiz bir hayat isteyen yeti farklılığı olan kadınlar var. Hapishanelerde tecride, hak ihlallerine ve infaz yakmalara karşı; sözümüz, eylemimiz, irademiz tecrit edilemez diyen siyasi kadın tutsaklar var.”

    “GÜLTAN KIŞANAK GİBİ KARŞINIZDAYIZ”

    Kadınların, erkek egemen sistemini yıkıp yeni yaşamı kurmayı hedeflediğini söyleyen Zarife Çamalan, 8 Mart için katılım çağrısı da yaptı. Çamalan, açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Bugün yerel yönetimler de dahil olmak üzere her alanda karşınızda bulacaksınız bizi. Göçük altında bıraktığınız kentleri yeniden kurarken yönetmeye gözünü diken kadınlar olarak karşınızdayız. Halkın iradesini yok sayıp tutukladığınız tüm kadın siyasiler adına belediye eş başkanlığına aday olan Gültan Kışanak gibi karşınızdayız. Ve tekrar etmek itiyoruz bizler bir arada olduğumuzda, seslerimizi birleştirip daha gür çıkardığımızda kazanımlarımız artacak ve insanca bir yaşamı kurmanın temelleri atılırken bizim kazanımlarımızla atılacak. Ve bugün bu irade ile burada bulunan tüm kadınları ve lgbti+ arkadaşlarımızı 8 Mart saat 18:00’de Kolej meydanına davet ediyoruz”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Mersin’de yerel yönetimlerde kadın kentlerinin inşası konuşuldu- VİDEO

    Mersin’de yerel yönetimlerde kadın kentlerinin inşası konuşuldu- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisi, yerel yönetimlerde kadın iradesini güçlü kılmak adına Mersin’deki kadın örgütleri temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda kadın kentleri inşasında gözetilecek yol ve yöntemler konuşuldu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, yerel seçimlere doğru giderken kadın örgütleriyle bir araya geldi. Yerel yönetimlerde kadın bakış açısını güçlendirmek, kadınların görüş ve önerilerini almak adına düzenlenen toplantıya DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkan adayı Nuriye Arslan, Barış Anneleri ve çok sayıda kadın örgütü temsilcisi katıldı.

    “SEÇİM BEYANNAMEMİZ VAATTEN ÇOK ÖTE”

    Kadınlara yönelik sorunların ve çözümlerin kadınlarla birlikte konuşulmasını parti olarak bir gelenek haline getirdiklerini belirten Halide Türkoğlu, seçim beyannamesini kadınlarla görüşerek oluşturduklarını söyledi. Bu beyannameye vaat olarak bakmadıklarını vurgulayan Türkoğlu, “Bizler seçim beyannamemizi kadınlar ile birlikte hazırlıyoruz. Buradaki arkadaşlarımız kadınların yaşamına dokunan yerlerde çalışma yapıyorlar. Biz beyannamemizi bir vaat olarak görmüyoruz. Biz kadınlar nasıl bir kentte yaşamak istiyoruz, kentteki sorunlar neler, belediyeler bunları nasıl çözebiliriz perspektifle yaklaşıyoruz.  Partiler sorunlara çözüm politikaları üretirken yerelden başlamalı. Seçim beyannameleri sorunlara dair bir belgeyse, o belgenin de sorunun muhataplarına dokunarak hazırlanması lazım” dedi.

    “KADIN KENTLERİ YARATMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Kürt kadın hareketinin erkek iradesine ve ataerkil sisteme karşı uzun yıllardır müdahalelerde bulunduğunu vurgulayan Türkoğlu, iktidarın buna karşı kayyum sistemini geliştirdiğine dikkat çekti. Kadınların sorunlarının mahallelerde, iş yerlerinde, evlerde kadınlara temas ederek çözülebileceğini dile getiren Türkoğlu, şunları kaydetti:

    “Yerel demokrasiyi kadın iradesi olmadan ele alamıyoruz. Bizim nihai hedefimiz sadece Kürdistan’a kadın belediyecilik sistemini getirmek değil aynı zamanda batı illerinde de kentlerin kadın kenti olma ihtimalini değerlendirerek politikalar üretmektir. Bu nedenle seçim beyannamemizi de Türkiye’deki bütün kadın hareketinin bileşenlerinin içerisinde olduğu önerilerle hazırlamak istiyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN