Etiket: demirtaş

  • ‘Arkadaşlarımızın serbest kalması demokratik siyasetin önünün açılmasına vesile olacaktır’-VİDEO

    ‘Arkadaşlarımızın serbest kalması demokratik siyasetin önünün açılmasına vesile olacaktır’-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Edirne Cezaevi önünde konuştu. Hatimoğulları, “Bugün arkadaşlarımızın serbest kalmasıyla birlikte bu darbeden ve kumpastan vazgeçilmesiyle beraber atılacak mühim adımlar vardır ve bu Türkiye’de hem  barış sürecinin önünü hem de demokratik siyasetin önünü ardına kadar açmasına vesile olacaktır” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, 4 Kasım’da aralarında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) Eş Başkanlarının da olduğu 9 HDP’li milletvekilinin tutuklanmasının yıldönümünde Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan Selahattin Demirtaş ve önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret eti.

    “ARKADAŞLARIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Ziyaretin ardından cezaevi önünde açıklama yapan Tülay Hadimoğluları, şunları söyledi:

    “Arkadaşlarımız haksız ve hukuksuz bir şekilde çoğu 10 yıla yakındır hapishanede. Ve bununla ilgili bütün Türkiye kamuoyu ve dünya kamuoyunun bildiği üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çok önemli bir kararı var. Hatta bir değil, üç tane kararı var. Birinci karar 20 Kasım 2018. 2. karar 22 Aralık 2020 ve 3. karar 8 Temmuz 2025. Bu en son yani 8 Temmuz’daki kararın itiraz süresinin son gününde Türkiye’nin bir itirazı gerçekleşti. Ama bu itiraz AİHM tarafından reddedildi. Böylece 8 Temmuz’da alınmış olan AİHM kararı artık kesinleşmiştir. Ve bununla ilgili parti avukatlarımız, sevgili Selahattin Demirtaş’ın ve diğer arkadaşlarımızın avukatları gerekli girişimlerde bulunmuşlardır ve şimdi bizler bir sonuç beklemekteyiz. Beklediğimiz sonuç Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin tarafı olan bir ülke olarak kesinleşmiş olan AİHM kararının hayata geçirilmesi ve bir saat dahi beklemeden, bir dakika dahi beklemeden sevgili Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobanê Davasından tutuklu bulunan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.

    YARGI SİYASETİN SOPASI OLAMAZ

    Bu sürecin gelişebilmesi, barışın toplumsallaşması için son derece önemli bir güven sağlayacaktır. Demokratik siyaset susturulmamalıdır. 4 Kasım darbesini demokratik siyasetin susturulma aracı olarak görüyoruz. Bugün arkadaşlarımızın serbest kalmasıyla birlikte bu darbeden ve kumpastan vazgeçilmesiyle beraber atılacak mühim adımlar vardır ve bu Türkiye’de hem  barış sürecinin önünü hem de demokratik siyasetin önünü ardına kadar açmasına vesile olacaktır. Yargıyı siyasetin sopası yapmaktan vazgeçin. Yargı siyasetin sopası olamaz. Edirne Hapishanesi’nin önünden bir kez daha sesleniyoruz; Siyasete kelepçe vurulamaz. Demokratik siyaset özgür ve demokratik bir zeminde büyür, gelişir ve bütün toplumsal sorunların çözümüne katkılar sağlar. Siyasetçiler özgür olursa hapishanede değil dışarıda halkının, seçmeninin, yurttaşının yanında olursa işte o zaman biz gerçek bir demokratik siyaset zemininin oluşmaya başladığına inancımız artar. Sevgili Figen Yüksekdağ, Sevgili Selahattin Demirtaş ve şimdi ismini burada sayamadığım bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.”

    DEMİRTAŞ: MİLLETVEKİLLERİ İMRALI’YA GİTMELİDİR

    Ardından Tülay Hatimoğulları tarafından Selahattin Demirtaş’ın mesajı okundu. Demirtaş gönderdiği mesajında “Öncelikle bütün değerli halklarımıza ve basın emekçilerine selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum. Meclis çözüm komisyonunun cesur bir karar alarak en kısa zamanda Sayın Abdullah Öcalan’la görüşmeye gitmesini umuyor, bekliyor ve diliyoruz. Çünkü 50 yıllık çatışma köklü ve kalıcı olarak bitiyor. 50 yıldır bu meselede güvenlik politikaları öncelendi. Ve bunun sonucunda ne yazık ki bu ülke on binlerce gencini canını kaybetti. Şimdi de bugüne kadar denenmeyen denenmelidir.  Milletvekilleri gerekirse siyasi riskler göze alarak barış için yeni bir sayfayı açmak için İmralı’ya gitmelidir” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/EDİRNE

     

  • Erdoğan, Demirtaş kararına ilişkin konuştu: Yargı kararına uyarız!

    Erdoğan, Demirtaş kararına ilişkin konuştu: Yargı kararına uyarız!

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AİHM’in Demirtaş kararına ilişkin, “Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı bu konuda ne derse ona uyarız” dedi. Adalet Bakanı Tunç’ta kararın kesinleştiğine işaret ederek, mahkemenin değerlendirme sürecinin beklenmesi gerektiğini ifade etti.

    AİHM Paneli, Türkiye’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkında AİHM Büyük Daire’de yeniden ele alınması talebiyle geçen ay yaptığı itirazını reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.

    Kararın kesinleşmesi sonrası bir çok siyasi parti, yazar ve sanatçıdan açıklamalar bir biri ardına gelirken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AİHM kararına dair ilk kez konuştu.

    “YARGI KARARINA UYARIZ”

    Grup toplantısı sonrasında gazetecilerin soruları yanıtlayan Erdoğan, “Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı bu konuda ne derse ona uyarız” dedi.

    “KARAR BU YÖNÜYLE KESİNLEŞMİŞ OLDU”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Demirtaş kararına ilişkin konuşarak şunları söyledi:

    “Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen bir karar söz konusuydu, 2019’dan bu yana tutukluluğun devam ettiği Kobani Davası’yla ilgili olarak… İstinaf süreci devam ediyor. Tutuklulukla ilgili AİHM’nin ‘güvenlik’ haklarıyla, tutuklama şartlarıyla ilgili olarak AİHM’e yapılan başvuruda ihlal kararı verildi. Büyük Daire’de görüşülme talebi kabul edilmedi. Karar bu yönüyle kesinleşmiş oldu. Şu an görünmekte olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’ne gelmesi veya ilgililerin müracaatı durumunda mahkeme değerlendirecektir. Mahkemenin değerlendirme sürecini beklemek gerekecektir.”

    PİRHA/ANKARA  

     

  • DEM Parti, Sincan Cezaevi önünde açıklama yaptı: Arkadaşlarımızı bırakın!-VİDEO

    DEM Parti, Sincan Cezaevi önünde açıklama yaptı: Arkadaşlarımızı bırakın!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti, Sincan Cezaevi önünde açıklama yaparak, AİHM kararının bir an önce uygulanması çağrısında bulundu.   

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, milletvekilleri ve Merkez Yürütme Kurulu Üyelerinin yanı sıra Ankara il ve ilçe örgütlerinin katılımıyla 4 Kasım 2016’da Kürt siyasetine dönük gerçekleştirilen operasyonların yıl dönümü dolayısıyla Sincan Kapalı Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı.

    “DERİN BİR TAHRİBATA YOL AÇTI”

    Açıklamada konuşan DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, 4 Kasım 2016 tarihinde eşzamanlı operasyonlarla, 6 milyondan fazla kişinin oyunu alarak Türkiye’nin ve Meclis’in üçüncü büyük partisi konumunda olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eş Genel Başkanları, Grup Başkanvekilleri, milletvekilleri ve Belediye Eş Başkanlarının tutuklanması, toplumda ve ülke demokrasisinde derin bir tahribata yol açtığını belirtti.

    Yargılama süreçlerinde adaletsizliğin hakim olduğunu vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, AİHM kararıyla bunun bir kez daha teyit edildiğini söyledi.

    “EŞİKLERİ AŞMAK SÜRECİ RAHATLATACAKTIR”

    Barışın koşulları ve gerekleri olduğunu dile getiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları ifade etti:

    “Bunlardan birincisi de haksız ve hukuksuz bir şekilde yapılan tutuklanan arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması gerekiyor. Barışın ihtiyacı, çözümün gereği budur. Hükümet çözüme uygun adımlar atmak zorundadır. Bu ülkede yeni bir hukuk kurulacaksa, yen bir sürecin kapısı aralanacaksa başlangıç noktası Kobane Kumpas Davası’dır. Bunlar önemli eşiklerdir. Bu eşikleri aşmak süreci rahatlatacaktır. Barış ve demokratik bir Türkiye mücadelesini büyütmeliyiz. Bizler arkadaşlarımız özgürleşinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Demirtaş’tan AİHM kararı sonrası ilk açıklama: “Kardeşlik hukuku” her şeyden kıymetlidir!

    Demirtaş’tan AİHM kararı sonrası ilk açıklama: “Kardeşlik hukuku” her şeyden kıymetlidir!

    PİRHA- AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleştirmesinin ardından açıklama yapan Demirtaş, “AİHM kararı elbette önemlidir ve hukuken bağlayıcıdır. Ancak sadece bizim açımızdan değil, 86 milyon yurttaşımız açısından kendi aramızdaki “kardeşlik hukuku” her şeyden kıymetlidir” dedi. Çok sayıda siyasi parti, siyasetçi, hukukçu, sanatçı ve insan hakları aktivisti açıklamalarda bulunarak, AİHM kararının bir an önce uygulanmasını istedi. Kararın kesinleşmesi üzerine Demirtaş’ın avukatları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvuru yaparak tahliye taleplerini iletti.

    AİHM Paneli, Türkiye’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkında AİHM Büyük Daire’de yeniden ele alınması talebiyle geçen ay yaptığı itirazını reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.

    “ÖZGÜR GÜNLERDE GÖRÜŞEBİLMEK UMUDUYLA”

    Karar üzerine sanal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Selahattin Demirtaş, “Merhabalar, AİHM kararı elbette önemlidir ve hukuken bağlayıcıdır. Ancak sadece bizim açımızdan değil, 86 milyon yurttaşımız açısından kendi aramızdaki “kardeşlik hukuku” her şeyden kıymetlidir. Kardeşlik hukuku da eşitçe, özgürce, adaletle ve barış içerisinde bir arada yaşamamızı perçinleyecek sosyal, ekonomik, hukuki çalışmaları yapıp adımlar atmamızla güçlenir. Meseleleri yenmek, yenilmek, kin, intikam kavramları üzerinden değil, ortak gelecek ve ortak akıl kavramları üzerinden ele almak gerekir. Atılacak her adımın barışa, huzura ve refaha hizmet etmesi dileğiyle, özgür günlerde görüşebilmek umuduyla, selam ve sevgilerimi gönderiyorum” dedi.

    “MİLYONLARIN TALEBİ VE HUKUKUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLSİN!”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da, AİHM’in Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki kararının kesinleşmesi üzerine açıklama yaptı. Tuncer Bakırhan paylaşımında, “AİHM Büyük Dairesi, Selahattin Demirtaş hakkındaki 8 Temmuz tarihli ihlal kararına iktidarın yaptığı itirazı reddetti. Karar böylece kesinleşmiş oldu. Türkiye’nin normalleşmesi ve toplumsal barışın tesisi, hukuka uymaktan geçer. Bu hukuksuzluğu sürdürmenin vicdani ve siyasi bir karşılığı kalmamıştır” derken, Tülay Hatimoğulları da  “AİHM bugün vermiş olduğu kararla, sevgili yol arkadaşımız Selahattin Demirtaş hakkındaki kararını kesinleştirdi. Milyonların talebi ve hukukun gereği yerine getirilsin! Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere bugüne kadar verilmiş olan AİHM kararları da dikkate alınarak bütün arkadaşlarımız serbest bırakılsın” diye belirtti.

    “TOPLUMSAL BARIŞA GİDEN KAPIYI YENİDEN ARALAMA ZAMANIDIR”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), kararın kesinleşmesinin Türkiye’de hukuk ve demokrasi adına önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizerek, “AİHM’in kararına göre, Demirtaş’ın tutukluluğu hukuki değil, siyasi saiklerle sürdürülmektedir. Bu tespit yalnızca bir yargı hatasına değil, demokratik siyasetin alanının sistematik biçimde daraltılmasına işaret etmektedir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven ve tüm siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Yargı eliyle sürdürülen siyasal baskı politikaları, Türkiye’nin demokratik geleceğini karartmakta; halkın iradesini temsil eden siyasetçilerin özgürce siyaset yapma hakkını gasp etmektedir.  Artık, siyasi rehine politikasına son verme ve toplumsal barışa giden kapıyı yeniden aralama zamanıdır” dedi.

    “KOBANE DOSYASINDAKİ ARKADAŞLARIMIZ ZAMAN GEÇİRMEKSİZİN SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise “AİHM Adalet Bakanlığının itirazını red etti. Böylece AİHM’in Kobane davasına ilişkin 3.ihlal kararı da kesinleşti. 9 yıldan bu yana tutuklu olan başta Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş olmak üzere Kobane dosyasındaki arkadaşlarımız zaman geçirmeksizin serbest bırakılmalıdır. Aksi her tür tutum suç işlemekte ısrar olacaktır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • AİHM’in Demirtaş hakkında verdiği ‘ihlal’ kararı kesinleşti!

    AİHM’in Demirtaş hakkında verdiği ‘ihlal’ kararı kesinleşti!

    PİRHA- AİHM Paneli, Türkiye’nin HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki ihlal kararına yaptığı itirazı reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.

    AİHM Paneli, Türkiye’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkında AİHM Büyük Daire’de yeniden ele alınması talebiyle geçen ay yaptığı itirazını reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.

    DEM PARTİ’DEN AÇIKLAMA: ARKADAŞLARIMIZ VAKİT GEÇİRİLMEDEN SERBEST BIRAKILMALIDIR

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), sanal medya hesabından konuya ilişkin olarak açıklama yaptı. Açıklama şu ifadelere yer verildi: “AİHM, Selahattin Demirtaş hakkında bir karar daha verdi. Bilindiği üzere AİHM, Demirtaş’ın Kobanî Davasındaki haksız tutukluluğuyla ilgili 8 Temmuz 2025 tarihli kararında, yargılamadaki tüm haksızlıkları açıkça ortaya koymuş ve Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi saiklerle devam ettirildiğini belirterek tahliye edilmesi gerektiğini yazmıştı. Ancak iktidar, AİHM’in bu kararına 8 Ekim’de itiraz etmişti. AİHM’in bugün yapılan görüşmesinde ise iktidarın bu itirazı ret edildi. Böylece Demirtaş hakkındaki karar kesinleşmiş oldu.

    Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere arkadaşlarımızla ilgili bugüne kadar verilmiş çok sayıda AİHM kararı da dikkate alınarak ve en son AİHM’in 8 Temmuz 2025 tarihli kesinleşen kararı gözetilerek arkadaşlarımız vakit geçirilmeden serbest bırakılmalıdır.”

     

  • Beştepe’de üçüncü buluşma: Erdoğan, Buldan ve Sancar’ı kabul edecek

    Beştepe’de üçüncü buluşma: Erdoğan, Buldan ve Sancar’ı kabul edecek

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’yle 28 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde üçüncü kez bir araya gelecek. Görüşmede, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar yer alacak.

    Heyet, görüşme öncesinde eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte Semra Güzel ve Selçuk Mızraklı’yı cezaevlerinde ziyaret etti. Ziyaretlere ilişkin yapılan açıklamada, siyasetçilerin “barış sürecine her türlü katkıya hazır oldukları” vurgulandı.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
    “Selahattin Demirtaş, sürecin başarıya ulaşması, barışın ve demokrasinin tesisi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Figen Yüksekdağ ise barışın ve demokratik toplumun inşası konusunda umudunu koruduğunu, bu yolda desteğini sürdüreceğini ifade etti. Suçsuzlukları hukuken sabit olan arkadaşlarımızın hâlâ cezaevinde tutulması hiçbir gerekçeyle açıklanamaz. Bu açık adaletsizliğin bir an önce giderilmesi, arkadaşlarımızın barış ve demokrasi yürüyüşüne özgür koşullarda katılması acil talebimizdir.”

    “13 YIL ARADAN SONRA BAŞLAYAN TEMASLAR SÜRÜYOR”

    Erdoğan ile DEM Parti İmralı Heyeti arasındaki ilk görüşme, 13 yıl aradan sonra 10 Nisan’da Beştepe’de gerçekleşmişti. O görüşmede heyette, Pervin Buldan ve yaşamını yitiren İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder yer almıştı.

    İkinci görüşme ise 7 Temmuz’da yapıldı. Bu buluşmada Buldan ve Sancar’ın yanı sıra AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala ile MİT Başkanı İbrahim Kalın da bulundu. Görüşme yaklaşık bir saat sürmüştü.

    Üçüncüsü 28 Ekim’de gerçekleşecek görüşmenin devam eden barış süreci tartışmaları açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

    DEM PARTİ MYK TOPLANDI

    DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) da, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı.

    İki gün sürecek MYK toplantısında pek çok konu tartışılacak. Toplantının ardından 26 Ekim tarihinde DEM Parti Kadın Meclisi, 27 Ekim’de ise DEM Parti Meclisi (PM) toplanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Adalet Bakanlığı önünde seslendi: Hukuksuzluktan geri dönün!-VİDEO

    DEM Parti Adalet Bakanlığı önünde seslendi: Hukuksuzluktan geri dönün!-VİDEO

    PİRHA- AİHM’in Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin verdiği ihlal kararına itiraz eden Adalet Bakanlığı’na tepki gösteren DEM Parti yaptığı açıklamada, “Hukuksuzluktan geri dönün, evrensel ilkelere dönün, AİHM kararlarını uygulayın. Daha fazla toplumun güvensizliğini pekiştirmeyin. Toplum bu yaptıklarınızı görüyor, bunun sürece etkileri var. Bunu görmezden gelen bir anlayışla bu ülkenin ne barışında ne de demokrasisinde ilerleme kaydetmemiz mümkün değildir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli ile partinin milletvekilleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin verdiği ihlal kararına Adalet Bakanlığı’nın yaptığı itiraza tepki gösterdi.

    Adalet Bakanlığı önünde yapılan protestoda konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, ülkenin açık bir cezaevi hâline getirildiğini belirterek, “Hukuk adına ne varsa katledilen, yerle bir edilen bir uygulama ile karşı karşıyayız. Bu uygulamanın odağında kim var diye baktığımızda, Adalet Bakanı ve AKP hükümetini görüyoruz bizzat bu uygulamanın yürütücüsü olduğunu görüyoruz” dedi.

    “AİHM KARARLARINI UYGULAYIN”

    Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları söyledi:

    “Kobanê kumpas davasında yıllardır haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulan arkadaşlarımız var. Sayın Demirtaş ve Sayın Yüksekdağ ve diğer tüm arkadaşlarımız, yıllardır bir siyasi davanın sonucu olarak cezaevinde tutsak tutuluyorlar. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bütün temel ilkelerini ihlal eden bir dava olduğunu bizzat AİHM üç defa üst üste söyledi. Ama bakanlık ve hükümet, AİHM kararlarını uygulamak yerine, uluslararası evrensel haktan, hukuktan doğan arkadaşlarımızın özgürlüklerini sağlamak yerine yasayı dolaşmak, zaman kazanmak, hukuksal ayak oyunları ile sanki ortada bir hukuk varmış gibi bir manipülasyon yapmaya çalışıyor.

    Dün Adalet Bakanlığı, Strazburg’da AİHM’in üçüncü defa Demirtaş hakkında aldığı karara itiraz etti. Şimdi ne diyorlar? Yani üçüncü karar mahkemeye sunulduğunda karar kesinleşmedi diye tahliyesini engellediler. Oysa eğer gerçekten kesinleşmiş bir karar bekleniyorsa, AİHM’in Büyük Daire tarafından kesinleşmiş iki kararı var.

    Halkımız bize, ‘Hem barış diyorlar, hem demokrasi diyorlar hem de Demirtaş ile Yüksekdağ’ı ve Kobani Kumpas Davası’ndaki arkadaşlarımızı cezaevinde tutuyorlar. Bu barış nasıl olacak? Toplumun sürece güveni böyle mi tesis edilebilir? Bu ülke, bu hukuksuzluklarla yargıyı dolanarak çıkabilir mi? Bu ülke kendi barışını ararken Sayın Demirtaş’ı, Sayın Yüksekdağ’ı cezaevinde tutmanın nasıl bir toplumsal faydası var?’ diyor. Biz de bu soruyu bizzat hükümete sormak istiyoruz. Yapılan, hukuksuzlukta ısrardır. Artık ortada açık bir hakikat var; o da, IŞİD’in yapamadığını AKP’nin Kobanê Kumpas Davası ile yapmasıdır.

    Biz de bu ısrar karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu anlamıyla bir kez daha çağrı yapıyoruz: Hukuksuzluktan geri dönün, evrensel ilkelere dönün, AİHM kararlarını uygulayın. Daha fazla toplumun güvensizliğini pekiştirmeyin. Toplum bu yaptıklarınızı görüyor, bunun sürece etkileri var. Bunu görmezden gelen bir anlayışla bu ülkenin ne barışında ne de demokrasisinde ilerleme kaydetmemiz mümkün değildir.”

    Sezai Temelli de, yaptığı kısa konuşmada, “Bu hukuk değildir, kumpastır. Adalet Bakanlığı’nın itirazını geri çekmesini bekliyoruz. Bir barış sürecinin, bunca fedakârlıkla ve sorumlulukla yürüttüğümüz müzakere sürecinin bizzat Adalet Bakanlığı eliyle zehirlenmesini kabul etmiyoruz. Adalet Bakanı, bu başvuruyu hemen geri çekmelidir” ifadelerine yer verdi.

    GENEL KURULDA PROTESTO

    Adalet Bakanlığı önündeki eylemin ardından Meclis Genel Kurulu’na geçen DEM Parti grubu, burada da protesto etti. Bakanlığın ititrazını alkışlarla protesto eden vekiller, Kobanê Davası’ndan tutuklu siyasetçilerin fotoğraflarının yer aldığı dövizler de taşındı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Demirtaş’tan, Özgür Özel ile görüşmesi hakkında açıklama: Siyaset kanalları açılmalı

    Demirtaş’tan, Özgür Özel ile görüşmesi hakkında açıklama: Siyaset kanalları açılmalı

    PİRHA- Özgür Özel ile görüşmesine dair açıklama yapan Selahattin Demirtaş, Türkiye’de siyaset kanalları uzun yıllardır tıkalı durumda olduğunu, Anayasa’ya aykırı uygulamaların keyfi şekilde sürdürüldüğüne dikkat çekerek, “Seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim” dedi.

    Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesine dair sanal medya hesabından açıklama yaptı.

    Demirtaş’ın açıklaması şöyle:

    “Bugün, CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile görüştük. Sayın Özel’e, ziyareti nedeniyle teşekkürlerimi sunuyorum. Toplumsal birliğe, güçlü beraberliğe, adalete ve barışa susamış, ekonomik krizin yol açtığı yoksullukla boğuşan halkımızın yararına olduğuna inandığımız tüm konuları samimiyetle tartışma fırsatımız oldu.

    Türkiye’de siyaset kanalları uzun yıllardır tıkalı durumdadır. Devlet işleyişi oldu bittilerle, Anayasa’ya aykırı uygulamalarla keyfi şekilde sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘normalleşme, yumuşama’ diye ifade ettiği sürecin ayaklarının yere basması, ete kemiğe bürünmesi isteniyorsa yapılması gereken ilk şey, hukukun üstünlüğüne her alanda saygı duymaktır. Bu olmadan siyaset kanalları da açılmaz, normalleşme zemini de oluşmaz.

    Türkiye’deki sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu da TBMM’dir. Sayın Özel’in ziyareti vesilesiyle bu konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakalamış olduk. Gelir adaletsizliğinden demokrasiye, dış politikadan Kürt sorununa, doğa haklarından emeklilerin, gençlerin, çocukların ve özellikle kadınların sorunlarına kadar birçok konuda verimli bir tartışma yürüttük, son günlerde açığa çıkan bebek katliamını ve sağlık sistemini ele aldık.

    Ayrıca Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde siyasetin rol üstlenmesinin, diyaloğun ve iş birliğinin öneminin altını çizerek el sıkışma seremonisinin devamının gelmesi için siyasete şans tanınması gerektiğini ifade ettim. Bu aşamada, seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim.

    Sayın Özgür Özel ile yaptığımız bu anlamlı ve değerli görüşmenin absürt bir yönü vardı, o da görüşmeyi cezaevinde yapmış olmamızdı. Umarım Kobani ve Gezi kumpas davaları rehineleri başta olmak üzere, Sayın Selçuk Mızraklı ve Sayın Bekir Kaya dahil tüm siyasi tutsakların hakları bir an önce iade edilir ve özgürlüklerine kavuşurlar, bu zalimce adaletsizlik son bulur. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak girişimleri gibi yargısal operasyonlardan da artık vazgeçilir.

    Bizler her şart ve koşulda demokratik siyasette ısrarcı olacağız ve demokrasinin, toplumsal barışımızın sağlanması için üzerimize düşen sorumluluğun gereklerini yerine getireceğiz.

    Ayrıca, kurumsal işleyişimize uygun bir şekilde, görüşmenin içeriğini avukatlarım aracılığıyla DEM Parti Genel Merkezi’ne aktaracağım.

    Sayın Özel’e bu anlamlı ziyareti nedeniyle bir kez daha teşekkürlerimi sunarken kendisine başarılar diliyor, şahsında tüm Cumhuriyet Halk Partililere içten selam, sevgilerimi gönderiyorum. Saygılarımla…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Özel: Türkiye bir sorunu çözeceksek tüm aktörler kıymetlidir

    Özel: Türkiye bir sorunu çözeceksek tüm aktörler kıymetlidir

    PİRHA- Cezaevinde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyareti sonrası konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye bir sorunu çözecekse, tüm aktörler kıymetlidir. Siyasal çıkarlar üzerinden hesap yapılmamalı” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı Edirne Cezaevi’nde ziyaret etti. Özel, ziyaret sonrası açıklamalarda bulundu.

    “SONU MUHTEŞEM OLACAK”

    Demirtaş’ın avukatları tarafından görüşme öncesi kendisine verilen çağrı metnine değinen Özel, “Çağrı metnini okudum aslında bu çağrı metni çok şey söylüyor. Eğer toplumsal barıştan bahsedeceksek diyor Selahattin Bey bunu ilk önce bu işin esas sorumlusu bütün erkekler olarak kendimizden başlamalıyız ve hep birlikte ilk adımı atmalıyız. Kadınların bu kadar güvende olmadığı bir ülkede toplumsal barış nasıl sağlanabilir? Kendisi yaptığı bu çağın içerisinde ‘içimizdeki erkeğe sesleniyorum’ diyor. Ben Demirtaş’ın kitaplarımın hemen hepsini okudum. Seher’deki ilk hikayede içimizdeki erkeğe vurgu yapıyor. Ben bunu söylediğimde gülümsedi, daha da gülümseten başka bir şey söyledim; Seher kitabında ilk hikaye ‘içimdeki erkek’tir son hikaye de ‘sonu muhteşem olacaktır’ ile bitiyor dedim. Türkiye’de insanlar birbirini sevdikten toplumsal barışı hep beraber içselleştirdikten sonra nasıl 100 yıl önce sonu çok güzel olmuştu; Türkler ve Kürtler Türkiye’de yaşayan herkes dedelerimiz hep beraber büyük bir işgali sona erdirmiş genç bir Cumhuriyet kurmuşlardı, yine sonu muhteşem olacak. Bu sefer ilk yüzyılda yapamadıklarımız varsa hatalarımız eksiklerimiz varsa hepsini de hep birlikte onu arayacağız. Ve toplumsal barışı hep birlikte sağlayacağız” diye konuştu.

    “TÜRKİYE BİR SORUNU ÇÖZECEKSE TÜM AKTÖRLER KIYMETLİ”

    Özel, ziyaretin daha önce planlandığını ancak bazı nedenlerle geciktiğine işaret ederek, “Bu ziyaret siyasi anlamı olan bir ziyarettir. Çünkü bölgeye yapılacak 6 gündeki 6 ziyaretin ilk günü bugündür. Bugün Selahattin Demirtaş ile görüşmeden, konuşmadan 6 günde 6 ilde olmanın bir anlamı olmazdı. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum; Türkiye bir sorunu çözecekse, aşacaksa, geride bırakacaksa, silahlar bırakılacaksa, analar ağlamayacaksa, demokratikleşmeye önem verecekse, bunun adımı atılacaksa, tüm aktörler kıymetlidir. Ancak Selahattin Demirtaş gibi bir aktörün önemi de kalın kalın çizilmelidir. Gelecekte iyi şeyler olacaksa Türkiye için kimse kimseyi engellemeli. Kişisel çıkarlar üzerinden ya da siyasal çıkarlar üzerinden hesap yapılmamalı. Ulusal çıkarlar, 86 milyonun çıkarları birlikte gözetilmelidir” dedi.

    “SAMİMİYET ÇAĞRISI YAPIYORUZ; KİMSE KİMSENİN AKLINI HAFİFE ALMASIN”

    Özel, şunları söyledi:

    “O yüzden çok kolay bir muhalefet imkanı varken Sayın Bahçeli’nin bugüne kadar bize ve DEM’e söyledikleri, Erdoğan’ın dedikleri, bunları yapmak yerine uzatılan el doğrudur demeye devam ediyoruz. Bu süreci çok yakından temkinle dikkatle takip ediyoruz ve özellikle mutlaka ve mutlaka samimiyet çağrısı yapıyoruz. Bir samimiyet var mı yok mu bunun görülmesi lazım herkes kendine göre bir tarif yapıyor ben bir tarif yapacak değilim. Meselenin özü şudur; kimse ittifakının ya da partisinin çıkarını düşünerek bir şeyler yapmaya kalkmasın. Bu, bu milletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti yapan tüm insanların vicdanlarından döner. Kimse kimseyle alay etmesin. Kimse kimsenin aklını hafife almasın.”

    Ziyaretin siyasi bir anlamının da olduğunu kaydeden Özel, “İlk yüzyılda yapamadıklarımızı hep birlikte onaracağız. Demirtaş’la memleketin tüm sorunlarını konuştuk; adalet sorununu, ekonomik krizi, bunların nasıl aşılacağını konuştuk. Hukukun üstünlüğü ve iyi bir yönetimin gerekliliğini konuştuk. En mutabık olduğumuz konulardan biri de TBMM’nin önemiydi. TBMM’nin odak olmadığı hiçbir karar şimdiye kadar sonuç vermedi, bundan sonra da vermeyecek. Demirtaş ve Selçuk Mızraklı ile iletişim halinde olmaya, birbirimizin görüşlerine ihtiyacımız olduğu her an görüşmeye devam etme konusunda da mutabık kaldık” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş’tan kadın katliamlarına dikkat çeken çağrı metni: Kadınların çığlığını duyuyoruz

    Demirtaş’tan kadın katliamlarına dikkat çeken çağrı metni: Kadınların çığlığını duyuyoruz

    PİRHA- Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendisini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e “Kadınların Çığlığını Duyuyoruz” başlıklı bir çağrı metni verdi. “Kadınların talep ve beklentilerini, sadece aracılık ederek bir kez daha duyurmak istiyorum” diyen Demirtaş metinde “Acil önlemler”i ve “Orta vadeli önlemler”i sıraladı. 

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendisini cezaevinde ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e “Kadınların Çığlığını Duyuyoruz” başlığı ile bir çağrı metni verdi. Demirtaş’ın avukatları, cezaevi girişinde Özel’e çağrı metnini verdi. Çağrı metninde, kadın katliamlarına dikkat çekilip, öneriler sıralandı.

    Demirtaş’ın avukatı tarafından Özel’e verilen çağrı metni şu şekilde:

    “Bu çağrı ben dahil tüm erkeklere, zihniyetimizle yüzleşme çağrısıdır.

    Kadınlara yönelik cinayet, şiddet, tecavüz, taciz, tehdit vakaları kan donduran vahşet boyutlarına ulaştı. Kadınlar için sokaklar, iş yerleri, okullar, hastaneler hatta yaşadıkları ev bile cehennem azabına dönüştü, toplumsal kaygı içindeyiz.

    Bir erkek olarak bu konuda çağrı yapmak bile zor çünkü cinsiyet olarak fail olan tarafta yer aldığımı biliyorum. Kadınların maruz kaldığı şiddet, bireysel değil toplumsal bir sorunun yansımasıdır ve bu soruna karşı mücadeleyi salt kadınların omzuna yüklemek yerine biz erkeklerin de elimizi taşın altına koymamız gerektiği açıktır.

    Buradan tüm erkeklere sesleniyorum, sadece bir dakika duralım ve düşünelim; suçu, suçluyu başka yerde aramayalım. Bu düzenin yaratılmasından, şiddeti besleyen zihniyetin oluşmasından söylemlerimizle, eylemlerimizle hepimiz sorumluyuz. Sorgulamaya, değişime kendimizden başlayalım. Biz erkekler doğuştan bu kadar vahşi, barbar, acımasız değiliz. Erkek egemen zihniyeti adım adım biz yarattık ve bu şiddet döngüsünün kurulmasına biz sebep olduk. O halde eşit, adil, güvenli bir yaşam inşa edilmesine fırsat sunma sorumluluğu da bizdedir.

    Kalıcı bir çözüm bulmak için, erkeklerin bu konudaki sorumluluğu sessiz kalmaktan öte hem özeleştiri yapmak hem de sistemi dönüştürmeye yönelik taleplere destek olmaktır. Ancak bu destek, kadınlara ne yapmaları gerektiğini söyleyen bir dil yerine, onların yanında yer alarak ve dinleyerek verilmelidir. Bu yazı da toplum olarak sorumluluklarımızı yeniden hatırlamak için kaleme alındı.

    Unutmayın; kadınlar biz erkeklere sesleniyor, isyan ediyor, feryat ediyor, mücadele ediyorlar. Biz de kendimizle samimiyetle yüzleşerek kadınların mücadelesine omuz verelim.

    Bu utanca, bu vahşete ve barbarlığa ortak olmak istemeyen tüm erkeklere çağrımdır, gelin her yerde yüksek sesle biz de haykıralım ve “Kadınların çığlığını duyuyoruz.” diyelim.

    Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, bugün ziyaretimize gelen Sayın Özgür Özel’e, tüm siyasi parti liderlerine, milletvekillerine, yargı mensuplarına, barolara, belediyelere, sivil toplum örgütlerine, güvenlik bürokrasisine çağrı yapıyorum: Acil ve etkili tedbirler için lütfen iş birliği yapın, kadınların isyanını ve haklı taleplerini duyun. Siyasetteki erkek egemen dili, modeli, politikaları ve uygulamaları değiştirerek işe başlayalım.
    Toplumsal barışı inşa etmek istiyorsak gelin önce buradan başlayalım. Çünkü özgürlük ve demokrasi herkes için hayata geçmeden barış da sağlanamaz.

    Bu çerçevede kadınların talep ve beklentilerini, sadece aracılık ederek bir kez daha duyurmak istiyorum.

    ACİL ÖNLEMLER

    1. İstanbul Sözleşmesi yeniden imzalanmalı ya da iptalinden vazgeçilmeli. Sözleşmede yer alan tüm maddelerin uygulanması için ivedilikle harekete geçilmeli.

    2. Kadınlara yönelik suçlarda cezasızlığa son verilmeli. Tehdit, hakaret, şantaj, ısrarlı takip gibi suçlarda da tutuklama dahil cezai ve kontrol tedbirleri uygulanmalı.

    3. Devlet kurumları ve yöneticileri, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı net bir tutum içinde olmalı ve kadın aleyhine açıklamalardan kaçınmalı.

    4. Kadına yönelik tehdit, şiddet suçu şikayete bağlı olmamalı, şikayet olursa da şikayetçinin ismi ve adresi gizlenmeli, soruşturma kamu adına yürütülmeli ve Bakanlık soruşturmanın bizzat tarafı olmalı.

    5. Kadına yönelik şiddet ve cinayet soruşturmalarını kadına yönelik şiddete karşı düzenli eğitim ve destek alan polisler, savcılar ve hakimler yürütmeli.

    6. Kadına yönelik tehdit ve şiddet, katalog suçlara dahil edilmeli ve tutuklama sebebi sayılmalıdır.

    7. Bakanlıkça geliştirilecek bir uygulamayla kadınlar, telefonlarından tek tuşla o anki baz istasyonundan sinyal alan tüm telefonlara yardım sinyali gönderebilmelidir.

    8. Sokak aydınlatması olmayan tek bir park ve sokak kalmamalı.

    9. Gece ve gündüz; park, sokak, meydan ve caddelerde güvenlik tedbirleri arttırılmalı.

    10. 6284 sayılı yasada yer alan elektronik kelepçe, tüm riskli vakalarda uygulanmalı.

    ORTA VADELİ ÖNLEMLER

    1. Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet konuları ilkokuldan itibaren zorunlu ders olarak müfredata dahil edilmeli.

    2. Kadınlara yönelik istihdam olanakları arttırılmalı, tüm iş yaşamında kadınlara iş güvencesi ile eşit işe eşit ücret politikası uygulanmalı.

    3. Sığınak sayıları arttırılmalı, sığınaklardaki kadınları güçlendirme politikalarına önem ve öncelik verilmeli.

    4. Ücretsiz olarak 7/24 herkesin ulaşabileceği, her dilde hizmet veren Alo Şiddet hattı kurulmalı.

    5. Tüm il ve ilçelerde yaygın halk eğitimleri, paneller, açık oturumlar, konferanslar düzenlenerek erkeklerin bilinci arttırılmalı. Tüm billboardlarda her ay, bir hafta boyunca sadece bu konuda duyarlılık çağrısı yapan afişlere ücretsiz yer ayrılmalı.

    6. Özel televizyon kanalları ve TRT’nin tüm kanallarından, her gün kamu spotu niteliğinde yayınlarla bu konu işlenmeli. Hazırlanacak video hakkında kadın örgütlerinden görüş alınmalı.

    7. Televizyon dizilerindeki kadına yönelik şiddet içeren sahnelere son verilmeli.

    8. Kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda ve İstanbul Sözleşmesi’nde de yer alan Cinsel Saldırı Kriz Merkezleri kurulmalı.

    9. Tüm illerde tüm kadın örgütlerinin de yer aldığı kadına dönük şiddet ve ayrımcılığa son koordinasyonları kurulmalı.

    10. 6284 sayılı yasadaki koruyucu ve önleyici tedbirler kadınların talebi halinde hızlıca alınmalı, yasanın tartışılmasına son verilmeli.

    11. Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz kapsamında hüküm giymiş kişilerin cezaevinde kadınlara dönük ayrımcılık ve şiddete karşı zorunlu eğitim almaları sağlanmalı.

    12. Bu çalışmaların tümü, kadın örgütleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla ortak irade ve birlikte çalışmayla hayata geçirilmeli, şiddete karşı mücadelede yan yana ve kararlı bir duruş sergilenmeli.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanlarından, Demirtaş’a ve Yüksekdağ’a ziyaret

    DEM Parti Eş Genel Başkanlarından, Demirtaş’a ve Yüksekdağ’a ziyaret

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, HDP’nin Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevinde ziyaret etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’de tutulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile görüştü.

    Eş Genel Başkanlar, dün de Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ı ve eski HDP Amed Milletvekili Semra Güzel’i ziyaret etti.

    DEM Parti, ziyarete ilişkin sanal medyadan şu paylaşımda bulundu:

    “Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, rehin tutulan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevinde ziyaret etti.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş’a milletvekiliyken yaptığı konuşmalardan 2 yıl 6 ay hapis cezası

    Demirtaş’a milletvekiliyken yaptığı konuşmalardan 2 yıl 6 ay hapis cezası

    PİRHA- Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın mitinglerdeki konuşmalarının suçlama konusu yapıldığı davanın karar duruşması bugün Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Demirtaş savunmasında davanın siyasi bir dava olduğunu, faşist bir siyasetçi olsaydı yargının kendisini koruyacağını vurguladı. Mahkeme heyeti Demirtaş hakkında, “Hükümet ve devlet organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. 

    Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında Ankara, Diyarbakır, Mardin ve Mersin’deki çeşitli konuşmaları nedeniyle ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasıyla açılan davanın duruşması Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Demirtaş, Edirne Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. Duruşma, Demirtaş’ın kimlik tespiti ile başladı. Demirtaş’ın avukatları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan ve çok sayıda avukat da duruşmada hazır bulundu.

    “7 YILDIR SÜRÜYOR, BU DAVA SİYASİ AMAÇLIDIR”

    Demirtaş mütalaaya karşı savunma yaptı. Selahattin Demirtaş, suçlamalara karşılık şunları söyledi:

    “Son savunma kopyala yapıştır bir mütalaa, noktalama işaretleri bile aynı. Herhangi bir ülkede bir hukukçunun önüne koysak mütalaadan hiçbir şey anlamaz. Mütaalada hukuk adına tek bir satır mütalaa yok. Konuşma hangi bağlamda yapılmış, Selahattin Demirtaş kimdir? Buna dair hiçbir şey yok. İddia makamına göre Sarı Çizmeli Mehmet Ağa… Selahattin Demirtaş bu sözleri konuşmuş. Bir tarafta Kürt terörist Selahattin Demirtaş bir tarafta devlet. Burada devlet Selahattin Demirtaş’a karşı karşıyayken tabi ki devletten yana bir karar çıkacak. Bu nedenle siyasi amaçlıdır bu dava. AİHM 14. Madde ihlali çıkacak.

    “FAŞİST BİR SİYASETÇİ OLSAYDIM YARGI BENİ KORURDU”

    7 yıldır bu dava sürüyor. Devlet işkence de yapmış olsa iddia makamına göre Selahattin Demirtaş bu bedeli ödemelidir. Bu nedenle siyasi amaçlıdır bu dava. AİHM 14. Madde ihlali çıkacak. 7 yıldır bu dava sürüyor. Devlet işkence de yapmış olsa iddia makamına göre Selahattin Demirtaş bu bedeli ödemelidir.Kürt dememin nedeni şudur. Irkçı bir siyasetçi olsam Ankara’nın göbeğinde birini öldürtsem yetmez, bunun üzerine tehdit etsem bana dava bile açmazdınız, tam tersi hepiniz beni korurdunuz. Faşist bir siyasetçi olsaydım yargı beni korurdu. Ama Kürt siyasetçi olduğum için, eleştiri hakkını kullandığım için yargılanıyorum. 55 yıl ceza verildi sadece konuşmalarımdan dolayı.

    “TERÖRİST SİZİN BABANIZDIR”

    Tahir Elçi’yi, Hrant Dink’i öldüren katiller serbest bırakıldı. Selahattin Demirtaş 55 yıl ceza aldı. Bir kadını katletmiş bir erkek olarak çıksaydım en fazla 25 yıl ceza alırdım. Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş değil de Pınar Gültekin’i öldürmüş bir erkek olarak çıksaydım 25 yıl ceza alırdım. Musa Orhan bir kadına tecavüz etti. Bir gün bile ceza almadı. Bana verilen 55 yıl cezalarında tek bir iyi hal bile uygulanmadı. Türk yargısı bariz bir şekilde bize ayrımcılık yapıyor. Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu olsaydım bir kuryeyi öldürseydim para cezası alacaktım. Bana hakaret edenlere yargı aynı muameleyi yapmış mı? 143 kez Cumhurbaşkanı Erdoğan bana ‘katil terörist’ demiş. Soylu 50’den fazla ‘katil’ demiş bana. Bunlar suç değil diyorsanız ben de seri katil demişim neden yargılanıyorum? Bana hakaret edenlere yargı aynı muameleyi yapmış mı? 143 kez Cumhurbaşkanı Erdoğan bana katil terörist demiş. Soylu 50’den fazla katil demiş bana. Bunlar suç değil diyorsanız ben de ‘TC seri katil’ demişim, neden yargılanıyorum? Olcay Kılavuz bana defalarca ‘katil terörist’ dedi. Tek birine dava açtıramadık. Olcay Kılavuz’u yargıçlar, savcılar özellikle korudular. Ülkü ocakları denen yapı terörist Selahattin Demirtaş pankartı açtı, avukatlarımız o pankart hakkında işlem yaptıramadı. Haftalarca asılı kaldı. Beştaş gibi ‘terörist sizin babanızdır’ diyorum.

    “BÜTÜN DEVLETLER KATİLDİR”

    Bütün devletler katildir. Devlet dediğimiz tüzel kişidir, ona hakaretin cezası nasıl olabilir. İpin ucu kaçar, biz cezalandırmazsak en ufak eleştiriyi yaptığımız tüm suçlar ortaya çıkar diye söylediklerimiz rahatsız ediyor. Gidin Alevilere, Alevi derneklerine bir sorun! TC size haksızlık zulüm yaptı mı diye sorun! Yavuz Selim’den başlayan katliamlardan Çorum, Sivas, Dersim… Kim yaptı bu katliamları? Devlet bu katliamları yapmadı mı? Hukukun işi devleti korumak değil, insanları toplumu korumaktır. E bu devlet işkence yapmış, köy yakmış, infaz yapmış.

    Hükümetin yargı organlarını eleştiririm. … Daha ağır cümle kurma hakkı vardır. O dönem ne yaşanmış, bu adam durduk yere mi bağırmış, katil demiş, sivillere işkence demiş. Var mı? böyle bir iddia diye baksaymış. Tekrar göstereceğim önceki celse gösterdiklerimi. Durduk yere iftiramı atmışım. Durup dururken celallenmiş miyim yoksa o konuda bir şeyler oluyor ve ben o acıları anlatmaya mı çalışıyorum? Bize oy veren insanlar başta olmak üzere insanları baskı altından kurtarmaya çalışıyorum. Bu anlamaya çalışılsaydı bu iddianame hazırlanmazdı.

    “MAFYA BOZUNTUSU ALAATTİN ÇAKICI OLSAYDIM HAKKIMDA NE KARAR VERİLİRDİ?”

    Mesela mafya bozuntusu Alaattin Çakıcı olsaydım, Kılıçdaroğlu’nu ölümle tehdit etseydim, hakkımda ne kadar verilirdi. İnternette duruyor. Ana muhalefet liderini ölümle tehdit etti. Bir soruşturma dahi açılmadı. Sedat Peker denilen zat olsaydım, şunu demiş olsaydım; ‘Dünyanın şah damarını keserek oluk oluk kan akıtacağız’ deseydim Rize’de faşist bir Türk ırkçısı olsaydım, Kürt siyasetçi olmasaydım bana takipsizlik kararı verirdiniz. Daha sonra ne dedi Peker? Biz bunları devletin koordinesinde yaptık, bunları bizden istediler. Bir kişi soruşturma açmaya cesaret edemedi.

    “BEN KÜRT SİYASETÇİYİM, SEDAT PEKER VE ALAATTİN ÇAKICI MAFYA VE IRKÇI”

    Farkımız nedir Sedat Peker ve Alaattin Çakıcı ile? Ben Kürt siyasetçiyim, onlar mafya ve ırkçı. Her halde Türk devleti onları koruyacak beni değil. Ama problem şurada; ben de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ben vergi veriyorum onlar vergi de vermiyor. Vergi kaçırıyor, adam vuruyor, uyuşturucu kaçırıyorlar. Bunları yaparken de devleti arkasına alıyorlar. Ben bugüne kadar trafik cezası dahi aldığımı hatırlamıyorum. Hukukçuyum, yasaları eleştirsem de saygılıyım. Yasaları değiştirmek için mücadele etsem de saygılıyım. Türkiye Cumhuriyetinin her hangi bir devlet organına, işleyişine zarar verecek bir şey yapmadım. 12 yıl yasama Meclisinde çalıştım. Hem yargı ayağında adliyelerde mahkeme salonlarında bulundum hem de yasama ayağında yasa koyucu görevinde Meclis’te bulundum. Mesela ‘ırmağının akışına ölürüm Türkiyem’ diyerek, ırmaklarını yabancılara satmadım. Ben böyle bir Türk ırkçısı, milliyetçisi değilim. ‘Irmağının akışına ölürüm Türkiyem’ diyerek, Karadeniz’in bütün ırmaklarına HES yapıp, milliyetçi müteahhitlere peşkeş çekmedim. ‘Irmağının akışına ölürüm’ diyerek zenginlikleri Kanadalılara satmadım. Bunlar ne iş? Bunları yapanları devlet koruyor, biz devleti bölüyoruz, zarar veriyoruz öyle mi?

    “SEDAT PEKER’E CEZA VERMİYORSUNUZ BANA 55 YIL CEZA VERİYORSUNUZ”

    Sedat Peker attığı twitte; “Oluk oluk kan akıtacağız söyleminden habersizdik diyemezsiniz. O dönemden birkaç gün önce yaptığım telefon görüşmelerinde çıkacaktır HTS kayıtları. Kanla ilgili söylemiş olduğum olayların hepsi söylendiği dönemde hükümetin lehinedir. Çünkü o zaman korku iklimi oluşturmak lazımdı” diyor. Bunu söylediği zaman benim bu konuşmaları yaptığım zamandı. Hendek-barikat dönemi, Ankara Gar, ve Suruç Katliamı yaşandığı zaman bu adam bu görevi almış. Kirli olan bu adam baskı iklimi yarat denilerek hükümetten talimat almış. Ben bunu durdurmak isteyen bir siyasetçi olarak, siyaset yapmaya çalışıyorum. Sedat Peker’e ceza vermiyorsunuz bana konuşmalarımdan dolayı 55 yıl ceza veriyorsunuz öyle mi?

    “BARIŞ AKADEMİSYENLERİNİN ÇOĞU İŞSİZ, HALA ÜNİVERSİTEYE DÖNEMİYORLAR”

    Barış Akademisyenleri kan dursun diye ortak bildiriye imza attılar, hala çoğu işsiz, üniversiteye dönemiyorlar. Neden? O akademisyenlerden Barış Ünlü, ‘Türklük Sözleşmesi’ diye bir kitap yazdı, tavsiye ederim. Herkesin okumasında fayda var. Yazan Kürt değil. Barış Ünlü, ‘Türklük Sözleşmesi’nde neyi inceliyor. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana adı konulmamış, zimmi bir sözleşme var. Bu sözleşmenin görünmeyen maddeleri var. Örneği TCK’nın birinci maddesi görünmez. Denir ki burada; devlet kendini korumak için her türlü suçu işler ve cezalandıramazsın devleti. Bu görünmeyen bir maddedir. Türklük Sözleşmesi’de görünmeyen maddelerden oluşuyor. ‘Devletin resmi ideolojisi herkes Türktür, herkesin ana dili Tükçedir, biz Orta Asya’dan at sırtında geldik, atalarımız dedelerimiz birdir, Türkiye Cumhuriyetin’de yaşayan herkes Türktür, devlet yek vücuttur, biz ordu milletiz, bir Türk dünyaya bedeldir, Türk isen övün değilsen biat et’ sözleşmesini imzalayan herkes etnik farkındalıklarına bakılmaksızın devlet nazarında her şey olabilir. Kritik noktalar hariç her yere gelebilirsiniz.

    2016 yılında sokağa çıkma yasaklarında yaşanan ölümlere dair fotoğraf gösterip, “Devlet işkence yapıyor, bunun hesabını yargı önünde soracağım demek neye göre hakaret oluyor?” diye sordu. Nusaybin ve Cizre’ye ait fotoğrafları gösteren Demirtaş, İsrail-Filistin benzetmesi yapıp, “Devlet yaptı bunu” diye konuştu.

    “KÜRT ÇOCUKLARINI OYUNA KURBAN EDEN HERKESİN HESAP VERMESİ GEREKİYOR”

    Demirtaş, devamında şöyle konuştu:

    “Bu işkenceyi yapan, duvar yazılarında ‘devlet geldi’ yazıyor. Ben devlet deyince neden suç oluyor? Hukuk askıya girdi. Devletin suçlarını ifşa eden suçlandırılır. Bunlar yaşanırken kimler görevdeydi: Cizre’de bu işkenceleri yapan JÖH, PÖH komutanları FETÖ’den dolayı tutuklu. Bu kadar işkenceyi darbe yapmış olmak için yapmış olamazlar mı? Buz gibi bir gerçek bu. Bunun için yaptılar. Bu FETÖ’cüler devlet adına bunları yaparken Bahçeli, Erdoğan taş üstünde taş bırakmıyordu. Hendek zamanı orada çok büyük bir oyun oynandı. PKK’lisi de askeri de bu oyunun kurbanı oldu. Darbe yapabilmek için Kürt’ün evini yıktı. Eline silah alıp ‘özerk devlet kuruyorum’ diyenler de bu oyuna kurban edildi. Bu Kürt çocuklarını oyuna kurban eden herkesin hesap vermesi gerekiyor.”

    Demirtaş savunmalardan oluşan kitaptan özel harekat röportajını okuduğu sırada hakim tarafından, “Kitabın ismini verin burada okumanıza gerek yok” deyip engellenmeye çalışırken, Demirtaş, “Ne kitabı? Bunlar savunma, burada yazılanlar size ağır mı geldi?” diye sordu.

    Salondakiler bu durumu alkışlayınca hâkim “burası miting alanı değil” dedi. Bunun üzerine Demirtaş hakime; “Konforlu bir alanınız var, sözümü keserek siz benim savunmama müdahale ediyorsunuz. Savunma kitaptan okunmaz diye bir kural mı var? diye sordu.

    “YARGI ELİYLE TÜRKİYE’Yİ ÇÖKERTTİLER; MİLLİYETÇİ, DEVLET YANLISI KİŞİLER DEVLETİ ÇÖKERTTİLER”

    Demirtaş son olarak şunları ifade etti:

    “144 fezleke, 140’tan fazla iddianame ile yargılandım yıllardır hapis yatıyorum, 55 yıl ceza aldım. Adaleti sağlaması gereken yargı devletin adaletsizlik aparatına dönüşmüş durumda. Bizim içeride yıllarca tutulmamız hukukun katletilmesinin faturası topluma da kesiliyor. Sırf Demirtaş, Kavala içeride kalsın diye yurttaşın cebinden 2 maaş çıkıyor. Tabiri caizse bedelli hapis yatıyoruz. Bedelini de sizler ödüyorsunuz neden? Tarikatlar parayla devleti soysun, mafya düzen devam etsin diye. Yargı eliyle Türkiyeyi çökerttiler. Milliyetçi, devlet yanlısı kişiler devleti çökerttiler. Yargı adaletin çökertilmesiyle toplumsal bir yozlaşma da vuku buldu. Fuhuş, uyuşturucu… İktidar sandıkla nasıl geldiyse sandıkla da gidecek. Bugün cezaevinden sesleniyorum, yarın bakarsınız iktidar olarak sesleneceğim. Selahattin Demirtaş olarak bir gün Türkiye Cumhuriyeti devletini ben yöneteceğim, biz yöneteceğiz. Devran döndüğünde intikamcı davranmayacağız ama bütün bunların hesabını soracağız. Benim cezalandırmam ahlaken de size doğru gelebilir ama devleti seviyorsanız çetelerin siyasi beklentileri doğrultusunda hareket etmektense onları yargılarsınız.”

    Demirtaş’ın avukatlarından Özgür Özbek yargılamaya konu olan konuşmaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, konuşmaların yapıldığı dönemde mevcut koşulların da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Demirtaş’ın bu konuşmaları milletvekili olduğu dönemde yaptığına işaret eden Özbek, bu kapsamda yargılamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek ara karar kurulmasını talep etti.

    Mahkeme heyeti, tevsii tahkikat talebinin reddine karar verirken, Demirtaş hakkında, “Hükümet ve devlet organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla TCK 301 ve TCK 216 kapsamında 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • AKPM Türkiye Raportörü’nden Demirtaş ve Kavala için hükümete çağrı

    AKPM Türkiye Raportörü’nden Demirtaş ve Kavala için hükümete çağrı

    Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye Raportörü Stefan Schennach, 11-14 Haziran tarihlerinde Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulundu. Schennach, “Yetkililerle yaptığım görüşmelerde, AİHM kararlarının uygulanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan yasal bir yükümlülük olduğunu hatırlattım ve Türk yetkililere Sayın Kavala ve Sayın Demirtaş ile ilgili kararların uygulanması için gerekli tüm tedbirleri gecikmeksizin almaları çağrısında bulundum” dedi. 

    Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye Raportörü Stefan Schennach, 11-14 Haziran tarihlerinde Ankara ve İstanbul’daki temaslarına ilişkin açıklama yaptı.

    Schennach yaptığı açıklamada, “Yetkililerle yaptığım görüşmelerde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan yasal bir yükümlülük olduğunu hatırlattım ve Türk yetkililere Sayın Kavala ve Sayın Demirtaş ile ilgili kararların uygulanması için gerekli tüm tedbirleri gecikmeksizin almaları çağrısında bulundum” dedi.

    Avrupa Konseyi, Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılmasını içeren AİHM kararlarını uygulamaması nedeniyle 2022 yılı başında ihlal prosedürü başlatmış ve konunun takibatını yürütme organı olarak görev yapan Bakanlar Komitesi’ne iletmişti.

    AKPM Türkiye Raportörü Schennach, 11-14 Haziran tarihleri arasında AİHM kararlarının uygulanmaması nedeniyle Türkiye’ye yönelik 2022 yılı başında başlatılan ihlal prosedürü kapsamında Türkiye’yi ziyaret etti. Ankara ve İstanbul’da çeşitli temaslarda bulunan Schennach, Gezi Parkı davasında hüküm giyen ve 6,5 yıldır cezaevinde olan Osman Kavala ile Kasım 2016’dan bu yana cezaevinde olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı da ziyaret etti.

    “DEMİRTAŞ’A VERİLEN HAPİS CEZASINI GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE KINIYORUM”

    Schennach, Türkiye’deki ziyaretine ilişkin dün yaptığı yazılı açıklamada, Kavala ve Demirtaş ile görüşmelerini kolaylaştırdığı için Türkiye’nin AKPM heyeti başkanlığını yürüten AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’e teşekkür etti. AİHM’in derhal serbest bırakılmasını talep eden iki kararına rağmen Kavala’nın 2017’den bu yana cezaevinde tutulduğunu belirten Raportör Schennach, “Sayın Demirtaş, Strazburg Mahkemesi’nin derhal serbest bırakılmasını emrettiği kararına rağmen Kasım 2016’dan bu yana tutuklu bulunmaktadır. Geçtiğimiz Mayıs ayında, ‘Kobane davası’ kapsamında suçlu bulunmuş ve 42 yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir. Asılsız suçlamalara dayandığı gerekçesiyle bu cezayı güçlü bir şekilde kınıyorum” ifadelerini kullandı.

    Schennach, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Yetkililerle yaptığım görüşmelerde, AİHM kararlarının uygulanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan yasal bir yükümlülük olduğunu hatırlattım ve Türk yetkililere sayın Kavala ve sayın Demirtaş ile ilgili kararların uygulanması için gerekli tüm tedbirleri gecikmeksizin almaları çağrısında bulundum. Bu davaların çözüme kavuşturulması, kararların uygulanmasını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin gerekliliklerine uygun şekilde Türk yargısının elindedir.

    Ziyaretim sırasında sivil toplum temsilcileri de ceza infaz kurumlarının aşırı kalabalık olması, hapis cezalarının ve tutukluluk sürelerinin aşırı uzun olması gibi konulardaki endişelerini benimle paylaştılar. Tutuklular genellikle ailelerinden yüzlerce kilometre uzakta gözaltında tutulmakta, bu da onların tecrit edilmişlik duygularını arttırmakta ve aile hayatına saygı haklarını ihlal etmektedir.

    Ziyaretimin, Avrupa Konseyi ile örgütün en eski üyelerinden biri olan Türkiye’nin yetkilileri arasındaki diyalog açısından önemli bir adım olduğuna inanıyorum. Ayrıca ülkenin insan haklarını koruma sisteminin ve ortak Avrupa değerlerimizin güçlendirilmesini teşvik etmek üzere iyi işbirliğimizi sürdüreceğimizi umuyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları Demirtaş’ı ziyaret etti-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Demirtaş’ı ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Demirtaş’ı tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadelenin süreceğini belirttiler. Eş genel başkanlar, “Türkiye demokratikleşinceye kadar bu tür siyasi kumpas davaları olmayıncaya kadar kararlı bir şekilde mücadele etme sözü veriyoruz” dedi. 

    Kobanê Davası’nda kararların açıklanmasının ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, hakkında 42 yıl hapis cezası verilen Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret etti. Ziyaretin ardından cezaevi önünde çok sayıda kişinin katılımıyla açıklama yaptı.

    Kürt sorununun barışçıl ve birleşik mücadeleyle çözülmesi konusunda ısrarcı olanlara ağır cezalar verildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, Kobanê Davası’nın bir kumpas ve siyasi intikam davası olduğunu söyledi.

    Hatimoğulları, “Burada aynı zamanda Kürt halkıyla dayanışan Türkiye’de sol, sosyalist devrimciler Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi konusunda ısrarcı birleşik demokratik mücadeleyi savunan devrimcilere ağır cezalar verildi. Biz her iki eş başkanımızı ziyaretimizde onların moralinin çok yüksek olduğunu gördüğümüzü bir kez daha belirtmek isterim” dedi.

    “MORALLERİ İYİ, MÜCADELELERİ DAHA DA BİLENDİ”

    Hatimoğulları, şöyle ifade etti:

    “Bugün sevgili Selahattin Demirtaş ile yaptığımız görüşmede her zamankinden daha bu süreci en geniş şekilde göğüsleyen vakur ve bilinçli duruşuyla ve bu davayı çok geniş bir biçimde analiz eden bir duruşla karşıladığını bütün Türkiye kamuoyunun bilmesini isteriz. Sevgili Selahattin Demirtaş dün olduğu gibi parti eş genel başkanlığını yürüttüğü dönemdeki gibi aynı yerde, aynı moral ve motivasyonla durmaktadır. Bu karar arkadaşlarımıza geçmiş dönem eş genel başkanlığımızı yapmış sevgili Figen’e ve Selahattin’e zerre geri adım attırmamış mücadelelerini daha da bilemiştir.

    Onlar onurlu bir şekilde bütün ceza alan arkadaşlarımız ve savunma yapan bütün arkadaşlarımız onurlu bir şekilde ‘Kobanê yargılaması Kumpas Davası’dır’ dediler. Kobanê Davası’nda de bu kararı alanlar bilsinler IŞİD’in ve zihniyetinin ekmeğine yağ sürmüşlerdir. Arkadaşlarımız bu bilinçle bütün Türkiye’deki demokrasi güçlerine sesleniyorlar. Bugün buradan şu mesajı vermek istiyoruz; Demirtaş ve Yüksekdağ eş başkanlarımız şu mesajı bütün Türkiye’ye veriyorlar; bizler içerde çok moraliyiz, herkese selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. Dışardakiler de demokrasi mücadelesinden zerre geri adım atmasınlar, dayanışma içinde olsunlar mesajını yüksek bir biçimde verdiler. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın bugün bütün selam ve sevgilerini en içten duygularıyla siz basın emekçilerine ve Türkiye’deki bütün halklara ilettiğini bir kez daha altını çizmek isterim. Gayet iyilerdi, gayet morallilerdi. Bizler de dışarda onlar içerde o demir parmaklıkları parçalayana, o soğuk duvarları o siyasi amaçla örülmüş duvarları parçalayana dek ortak mücadelemiz devam edecektir.”

    “CEZAYI TANIMIYORUZ”

    Ardından konuşan Tuncer Bakırhan da “Tabii Kobanê derken direniş mücadele akla gelir. Kime karşı direniş ve mücadele? Ortadoğu’da gerici kadın düşmanı halklar ve inançlar düşmanı IŞİD’e karşı verilmiş örnek olmuş bir mücadeleden bahsediyoruz. IŞİD’e karşı verilen mücadelede Kürtler, Türkler, Araplar ve Türkiye halkları ortak mücadele ettiler, ortak bir zafer elde ettiler. Maalesef bu zafer Türkiye’de kutlanması gerekirken, bir yargılanma aracı haline getirildi. IŞİD’in yenilgisi belli ki birilerini üzdü. Ortadoğu’da halkların kadınların özgürlüğüne kavuşması birilerini rahatsız etti. Bir kumpas davasıyla o dönem Kobanê halkıyla dayanışan ve mücadelelerini benimseyen mücadelelerine destek verenler yargılandı. Cezalandırıldı. Öncelikle biz bu cezayı tanımıyoruz. Kürtler, emekçiler, kadınlar Türkiye’de halklar bu verilmiş cezayı tanımayacaklardır”diye konuştu.

    Tutuklu siyasetçilerin Türkiye halklarının gönlünde “özgür” olduklarını dile getiren Bakırhan, şöyle devam etti:

    “Asla cezaevinde olarak görmüyoruz. Onlar cezaevinde mücadelelerine devam edecekler. Bizler de bugün burada olduğumuz gibi haklarımız ile birlikte cezaevindeki bütün siyasi tutsak yoldaşlarımızı özgürleştirinceye kadar Türkiye’yi demokratikleştirinceye kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Selahattin Demirtaş başkan da aynısını söyledi. Birlikte dayanışma içerisinde daha güçlü bir şekilde onlar cezaevinde biz dışarıda emekçilerle halklarla birlikte bu mücadeleyi yükselteceğiz. Bu haksız hukuksuz davanın önümüzdeki dönem aşamalarında bozulmasını arkadaşlarımızın beraat etmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi kararlılıkla ortaya koyacağınızı belirtmek istiyorum. Demirtaş başta partimiz halklarımız Türkiye’deki diğer siyasi parti ve kurumlara da teşekkürlerini iletti. Kobanê kumpas davasındaki dayanışmayla ortak mücadeleyle sahiplenmeden dolayı selam ve sevgilerini yollamıştı. Biz de bir kez daha şu sözü veriyoruz. İçerideki arkadaşlarımızla birlikte dışarıda mücadele eden halklarımızla birlikte siyasi tutsaklar özgürleşinceye kadar Türkiye demokratikleşinceye kadar bu tür siyasi kumpas davaları olmayıncaya kadar kararlı bir şekilde mücadele etme sözü veriyoruz” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş: Kürt olduğum için yargılanıyorum, kimse bize boyun eğdiremez

    Demirtaş: Kürt olduğum için yargılanıyorum, kimse bize boyun eğdiremez

    PİRHA- HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 10 ayrı dosyanın birleştirilmesiyle yargılandığı davanın duruşması Mersin’de 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Demirtaş, Kürt olduğu için yargılandığına vurgu yaparak, “Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirdiğim için yargılanıyorum ancak az bile söylemişim. Haklıyız, bu yüzden de kimse bize boyun eğdiremez” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015-2017 tarihleri arasında sarf ettiği sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açılan ve 10 farklı dosyanın birleştirildiği davanın 9’uncu duruşması Mersin’de 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Demirtaş, duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, avukatları da hem duruşmada hem de İstanbul, Antalya ve Diyarbakır adliyelerinden SEGBİS ile hazır bulundu.

    Çok sayıda yurttaş ise duruşmanın görüldüğü salonun koridorunda bekleyerek destek verdi.

    AVUKATLAR DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA’NIN DİNLENMESİNİ TALEP ETTİ

    Demirtaş’ın TBMM grup toplantılarında ve o dönemde yaşanan çatışmalı süreçte sarf ettiği konuşmalar sebebiyle yargılandığına dikkat çeken avukatlar, dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala ve İçişleri Bakanı Yardımcısı Sebahattin Öztürk’ün de tanık olarak dinlenmesi talebinde bulundu.
    “Yasama sorumsuzluğu” konusuna d değinen avukatlar, “2017 yılında Anayasa’da yapılan değişiklikle birlikte Bakanlar Kurulu yürürlükten kaldırıldı. Tüm yetkiler tek kişide toplandığı için ortada bir hükümetin varlığından söz etmek imkansız. Bundan dolayı müvekkilimiz bahse konu olan ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılama’ suç kapsamında yargılanamaz. Tüm dosyaların Anayasa’nın 299’uncu maddesi kapsamında birleştirilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    DEMİRTAŞ: KÜRT OLUŞUM YARGILANIYOR

    Avukatların ardından söz alan Demirtaş, savcıların dosyalara yanlı yaklaştıklarını belirterek, “Bu yargılamada AHİM’in 14. ve 18. maddelerine göre Kürt siyasetçi kimliğime dönük bariz bir ayrımcılık yapıldığını görmekteyiz. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanına 30 yıllık hapis istenirken lehine tek bir delil toplanmadığı gibi aleyhindeki deliller bilerek çarpıtılmış. Savcı, konuşmalarımı AYM, AHİM ve Yargıtay çerçevesinde bakmadan, o dönemin siyasi atmosferini değerlendirmeden cımbızlamış” dedi.

    DEMİRTAŞ YAŞANANLARI FOTOĞRAFLARLA ANLATTI

    Demirtaş, yargılanmasına konu olan sözleri sarf ettiği yıllarda işkenceye uğrayanların fotoğraflarını mahkeme heyetine göstererek şunları söyledi:

    “Zırhlı araç arkasında iple cansız bedeni çekilen Hacı Lokman Birlik’in, cansız bedeni çürümeye terk edilen Taybet Ana’nın bedenini ve cansız bedeni günlerdir buzdolabında bekletilen Cemile Çağırga’nın fotoğraflarını göstermek zorundayım. Savcılar dosyada bunları da ele almış mı? Korumamız gereken şey bu alçaklar değil insanlık onurudur. Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım. Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek.”

    Demirtaş’ın savunmasının ardından mahkeme duruşmayı, 15 Mayıs’a erteledi.

    MERSİN/PİRHA

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yüksekdağ ve Demirtaş’ı haklı buldu

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yüksekdağ ve Demirtaş’ı haklı buldu

    AİHM, tutuklu Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıkları gerekçesiyle yaptığı başvuruda Türkiye’yi mahkum etti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıkları gerekçesiyle yaptığı başvuruyu karara bağladı.

    Euronews’in aktardığına göre; AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti.

    AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz süreçleriyle ilgili “hak ihlaline” uğradıkları kararı verdi. AİHM’den yapılan açıklamada, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıklarını gerekçesiyle başvuruda bulunduğu belirtildi.

    Demirtaş ve Yüksekdağ’ın “özellikle cezaevi yetkililerinin avukatlarıyla yaptıkları görüşmeleri izlemelerinden ve avukatlarıyla paylaştıkları belgelere el koymalarından şikâyet ettiği” bildirilmişti.

    Söz konusu bu tedbirlerin 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi ardından çıkarılan bir kararname kapsamında uygulandığının belirtildiği açıklamada, “Başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fırkasına (tutukluluğun hukuka uygunluğunun hızlı bir şekilde incelenmesi hakkı) dayanmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş, aktif politikayı bıraktığını açıkladı

    Demirtaş, aktif politikayı bıraktığını açıkladı

    PİRHA- Yaklaşık 7 yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçi Selahattin Demirtaş, aktif politikayı bıraktığını açıkladı.

    Edirne F Tipi Cezaevi’nde 4 Kasım 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aktif politikayı bıraktığını açıkladı.

    Demirtaş, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Merhabalar. Yarın Artı Gerçek’te yayımlanacak röportajımdan iki paragrafı sizlerle paylaşıyorum.  Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum. Hepinize yoldaşça selam, sevgilerimi gönderiyor, hepinizi hasretle kucaklıyorum. Özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle.” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’den Yeşil Sol rüzgarı: Bahar Erdoğan’ın gidişiyle gelecek-VİDEO

    Mersin’den Yeşil Sol rüzgarı: Bahar Erdoğan’ın gidişiyle gelecek-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de gerçekleştirilen Yeşil Sol Parti mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “AKP-MHP ittifakı bu ülkeye yıllarca kara kışı yaşattılar. Asıl bahar Erdoğan’ın gidişiyle gelecek” dedi.

    Yeşil Sol Parti Mersin mitingine Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Sözcüsü Berdan Öztürk, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi ve Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Başak Demirtaş ve Mersin milletvekili adayları katıldı.

    Eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu meydanında yapılan miting alanına “Mayıs ayı kahramanları ölümsüzdür”, “Özgür basın susturulamaz”, Nükleerde ölüm Yeşil Sol’da yaşam var”, “Jin, jiyan, azadi” pankartları açıldı.

    “ERDOĞAN İKTİDARINI GÖNDERECEĞİZ”

    Sahneye ilk olarak çıkan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, baskıların kendilerini yıldıramadığını söyleyerek, “Onlar ağacımızı kökünden söküp atabileceklerini sandılar. Onlar da çok iyi biliyorlar ki köklerimiz çok derinde. Biz direnişin çocuklarıyız. O yüzden 14 Mayıs’ta Erdoğan iktidarını göndereceğiz” dedi.

    SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, demokratik bir Türkiye için oyların Yeşil Sol Parti’ye verilmesi gerektiğine değinerek, “Emeğimize, bedenimize kimliğimize sahip çıkarak karanlık iktidarı göndereceğiz” diye konuştu.

    Başak Demirtaş ise, hep birlikte zindandaki bütün arkadaşları özgürleştireceklerini belirterek, “14 Mayıs’ da bunun bir başlangıcı olacak. Bu seçimde tek bir oyumuz bile ziyan olmamalı. Bu oylarımızla ağacımızı bol bol sulayacağız ki meyvesi bol olsun” sözlerini kullandı.

    “BYE BYE TEK ADAM”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, AKP-MHP’nin başta deprem olmak üzere halka yaşattığı tüm acıların hesabını soracaklarını ifade etti. “Bye bye Erdoğan” diyen Akdeniz, çürümüş düzeni 14 Mayıs’ta göndereceklerini belirtti. İşçi sınıfına konan grev yasakları neyse Kürtlerin belediyelerine atanan kayyımların aynı olduğunun altını çizerek, “Denizlerin idam sephasında dediği gibi ‘Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşiliği” diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Ardından sahneye çıkan DTK Eş Sözcüsü Berdan Öztürk, “Seçimde iki taraf var. Biri ülkeye faşizmi, baskıyı; diğer taraf ise demokrasiyi getirmek istiyor. Biz 14 Mayıs’ta demokrasiyi, barışı, eşitliği, aydınlığı getireceğiz” dedi.

    BULDAN: BÜTÜN HALKLAR DEĞİŞİM İSTİYOR

    14 Mayıs seçimlerinde AKP-MHP iktidarını göndererek tarih yazılacağı vurgusunu yapan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan şunları söyledi:

    “Bu görüntü bu topraklarda yeni bir hikayenin yazılacağının görüntüsüdür. Bu hikaye Türk’ün, Kürt’ün hikayesi. Türkiye’de yaşayan Alevilerin, kadınların hikayesi. Bu hikaye aynı zamanda demokrasinin barışın demokrasinin kardeşliğin refahın huzurun hikayesi. İşte Yeşil Sol işte partimiz, işte halkımız ve işte hikayemiz Mersin’de yazılıyor”

    “YEŞİL SOL’U HER EVE SOKACAĞIZ”

    Seçime birkaç gün kalmasına rağmen pusula çalışmalarına devam edilmesi gerektiğine değinen Buldan konuşmasını şöyle sürdürdü:

    Bu ülke için en büyük tehdit AKP’dir, MHP’dir. İşte bunun için bu 3 günde bile çok çalışacağız. Yeşil Sol’u her eve sokacağız. Yeşil Sol bayrağını her yerde dalgalandıracağız. Seçim günü sandık başına gittiğimizde, oy pusulasını elimize aldığımızda bir oy Yeşil Sol’a, bir oy Kılıçdaroğlu’na diyeceğiz. Diğer hiçbir partiyi görmeyin. Gözünüz sadece ve sadece Yeşil Sol’da olsun.”

    Konuşmaların ardından İlkay Akkaya sahneye çıkarak sevilen şarkı ve türküleri seslendirdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Demirtaş’tan Yeşil Sol Parti Adayı Celal Fırat’a destek çağrısı

    Demirtaş’tan Yeşil Sol Parti Adayı Celal Fırat’a destek çağrısı

    PİRHA- Tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs seçiminde Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat için, “Oylar Yeşil Sol Parti’ye” diyerek Alevilerden destek istedi. 

    Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medyadan “Yeşil Sol Parti Alevilerin partisidir” başlığıyla bir mesaj paylaştı.

    Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat’ı işaret eden Demirtaş sanal medya hesabından şu mesajı paylaştı:

    “Yeşil Sol Parti, Alevi hareketinin ve Alevilerin temsilcisidir. Bu temsiliyetin adaylarından biri de Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat Dede’dir.
    Alevi canlarımızı, bu temsiliyete ve iradeye sahip çıkmaya çağırıyorum. Oylar Yeşil Sol Parti’ye!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demirtaş: Bundan sonrası ortak karara saygı duymaktır

    Demirtaş: Bundan sonrası ortak karara saygı duymaktır

    Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Yeşil Sol Parti ile TİP’in ittifak çatısı altında kendi amblemleri ile seçime gireceklerine dair kararı hatırlatarak, “Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir” dedi. 

    Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, seçime ilişkin bir mesaj yayınladı.

    “100 VEKİL İÇİN CANLA BAŞLA ÇALIŞIYORUZ”

    “Herkes, hepimiz görüşlerimizi paylaştık. Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir” diyen Demirtaş, “Bizler hep birlikte, Yeşil Sol Parti’yi en az 100 milletvekiliyle Meclis’e göndermek için canla başla çalışıyoruz” dedi.

    Demirtaş’ın Twitter üzerinden paylaştığı mesajları şöyle:

    “Uzun tartışmalar ve değerlendirmeler sonucunda, Emek ve Özgürlük İttifakının seçime nasıl gireceği artık netleşti. Herkes, hepimiz görüşlerimizi paylaştık. Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir. Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımıza, İttifak çatısı altında kendi amblemleriyle girecekleri seçimde başarılar diliyoruz. Bizler de hep birlikte, Yeşil Sol Parti’yi en az 100 milletvekiliyle Meclis’e göndermek için canla başla çalışıyoruz. Şimdi Yeşil Sol zamanı. İş zamanı, çalışma zamanı, başarma zamanı. Hepimize kolay gelsin.”

    NE OLMUŞTU?

    Kapatma davası nedeniyle Yeşil Sol Parti olarak seçimlere girmesi beklenen HDP, emek ve özgürlük ittifakına da parlamento seçimlerinde bu parti çatısı altında ortak liste önermişti. İttifakta bulunan Türkiye İşçi Partisi’yse (TİP) belli şehirlerde kendi logo ve adaylarıyla, bazı şehirlerde Yeşil Sol Parti listelerinden gireceğini açıklamıştı.

    7 yıldır tutuklu bulunan eski Diyarbakır belediye başkanı HDP’li Gültan Kışanak, önceki gün TİP’e ortak liste çağrısında bulunarak “Bir tek oyu bile heba etmeye kimsenin hakkı yok. Ortak cumhurbaşkanı adayı yok. Ortak seçim listesi de olmayacaksa, bu ittifak artık bir seçim ittifakı niteliğinde değildir” demişti.

    Selahattin Demirtaş da, Kışanak’ın TİP’e çağrısına destek vererek, Türkiye’nin tüm sosyalistlerini ve demokratlarını Yeşil Sol Parti’de birleşmeye çağırmıştı.

    Demirtaş da, şunları ifade etmişti:

    Meclis’te, alanlarda ve cezaevlerinde yıllardır direnen sosyalistler olarak, Türkiyeli tüm yoldaşlarımızı parlamentoda en güçlü şekilde görmek istiyoruz. Her bir arkadaşımız birbirinden değerlidir, yıpratılmaları asla doğru olmaz. Tek bir milletvekilliğinin bile geleceğimizi belirleyeceği bu seçimde Türkiye’nin tüm sosyalistlerini, tüm demokratlarını Yeşil Sol Parti listelerine güç vermeye, güç almaya çağırıyoruz. Gültan başkanımızın çağrısını yerde bırakmayalım. Aynı şekilde, tüm Kürt partilerini de demokrasi ruhuyla Yeşil Sol Parti’de buluşmaya çağırıyoruz. Değerli yol arkadaşlarımızın, çağrılarımızı karşılıksız bırakmayacaklarını umuyor, herkese dostça selam, sevgilerimizi gönderiyoruz.

    Devrim FINDIK/ İSTANBUL