Etiket: demokrasi çağrı grubu

  • Ankara Demokrasi Grubu’ndan ‘Yerel demokrasi buluşması’-VİDEO

    Ankara Demokrasi Grubu’ndan ‘Yerel demokrasi buluşması’-VİDEO

    PİRHABirlikte umudu yerellerden kurmak için Ankara Demokrasi Çağrı Gurubu Tüm Bel Sen Genel merkezinde ‘Yerel demokrasi buluşması’ adı altında bir toplantı gerçekleştirdi.

    Ankara Demokrasi Çağrı Grubu’nun Tüm Bel Sen Genel Merkezi’nde Yerel Demokrasi buluşmasına çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

    Moderatör  Sinema yönetmeni, sanatçı Fatin Kanat, “Umudu çok zor bir dönemdeyiz, hepimiz bunun farkındayız. Hemen her şey çok sıradan. Gündelik yaşamın bir parçası olan en basit bir hak talebinin bile beka sorununa bağlandığı ve hemen her şeyin beka sorunu üzerinden formüle edildiği bir dönemde yaşıyoruz” dedi.

    Kanat, “Yeni ve güzel, insanlık adına olumlu bir şey vaat edilmiyor sadece ‘şöyle olursa çok daha kötü olur bak’ şeklinde uyarılar, ürkütmeler biçiminde bir siyaset almış başını gidiyor. Havaalanı işçilerinin gündelik, en sıradan taleplerini bile bir beka sorunu özeti ile yansıyor. İşte ‘sarı yelek alan biri de teröristtir’ yorumlarına kadar vardırıyor” diye konuştu.

    Kanat, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bunun için yeni bir yolculuk değil bu eskiden beri yürüyen bir yolculuk ama yeni biçimi ile biçimleri ile yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyan bir yolculuk. Bu yeni yaklaşımda yeni biçimlerde konuşmak üzere belki de çok peşinde durduğumuz muhalif elde etmeye çalıştığımız özgürlükler ve demokrasi, haklar, insan hakları bağlamında çok küçük noktalardan hemen yanı başımızdan bunların gereklerini başlatmak üzere bir adım atmak, yeni adımlar atmak gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

    “TÜM EZİLENLERLE DAYANIŞMA İÇİNDE OLANLARLA BİR ARADAYIZ”

    Daha sonra söz alan Ankara Demokrasi Çağrı grubu adına açılış konuşmasını yapan Betül Koca, şunları kaydetti:

    “Bu salonda ülkedeki kötü gidişatı birlikte değiştireceğimize inananlarla beraberiz. Adalet duygusu içinde politik çürümeye yozlaşmaya karşı dayanışmanın gücüne ve erdemine inananlarla beraberiz. Ekonomik kriz kıskaca alınmış tüm mağdurlarla ezilenlerle değerlerle dayanışma içinde olanlarla bir aradayız.”

    Artvin Çevre Platformu’ndan Sabriye Tuncay da, “Ben Artvin Çevre Platformu adına buradayım. Artvin Çevre Platformu, Artvin’in çevre sorunlarıyla ilgilenen bir kurum. Özellikle Ankara’da kurmuştuk biz bunu. Türkiye’nin neresinde olursa olsun Artvinliler varsa Artvin Çevre Platformu da orada. Ortak bir eylem içindeyiz, bizler aktivistiz. Çünkü çevre sorunları yerelde savunulmalı, Artvin’de de öyle. Artvin bu konuda artık sınavını verdi sanıyorum. Sesini dünyaya duyurdu, her yerde konuşuluyor ve Türkiye’nin her yerinden destek alıyoruz. Ama ben burada yerel yönetimlerin çevre üzerindeki etkilerini görüşmek istedim, anlatmak istiyorum. Bir yaşanmışı anlatmak istiyorum. Artvin’de Cerattepe meselesi 25 yıldır var. 25 yıldır haklı davamızda hep biz galip çıktık. Taa ki Artvin belediye başkanı değişinceye kadar” diye konuştu.

    “KRİZİN FATURASININ HALKA ÇIKARTILMASI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    DİSK Dev Maden- Sen İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, “Biz bu çalışmalar başlarken yaptığımız görüşmelerde ne için bir araya geleceğimiz konusunda konuşarak başlayarak bugünlere geldik, giderek şekilleniyor. Ama ilk başta konuşmalar içerisinde bizim bir araya gelişimiz ve mücadele hedefimiz aslında demokrasi ve özgürlükler en başta olmak üzere diğer sorunlar olarak ifade edilmişti. Seçimlerde direk taraf olma konusu gündemimizde yok gibi söylemler kullanılmıştı arkadaşlarımızın bir çoğu tarafından. Fakat açıkça hepimiz biliyoruz ki memleketin gündemi neyse kentin gündemi de aşağı yukarı öyle olur özel durumlar dışında. Dolayısıyla memleketin gündeminde yerel gündeminden bağımsız bir çalışması ya da bağımsız bir demokrasi çalışması mümkün değil” diye konuştu.

    Görgün konuşmasına şöyle devam etti:

    “Memleketin gündemi de malum. Demokrasinin giderek son kırıntılarını bile ayaklar altına alınması meselesi var. Özgürlüklerin hiçe sayılması meselesi var. Yargı, yürütme, yaşama erkinin tamamen kalktığı, tek adam yönetimine gitme durumu var. Tabi ekmeğimiz ve geleceğimiz de özellikle son yaşanan son krizin faturasının hepimizin geniş halk yığınlarına çıkartılması ile karşı karşıyız. Biz zaten DİSK olarak olsun, diğer kesimler olsun ekmek ve özgürlük arasındaki bağı biliyoruz.”

    İHD Ankara Şube Yöneticisi ve İHD MYK Üyesi Nuray Çevirmen, “Demokrasi için yapılan bu çalışmaların, ezilen yoksul hakların yararına başarıya ulaşmasını diliyorum. Bu yıl insan hakları evrensel beyannamesini kabul edilişinin 72. Yılı. Ne yazık ki biz insan hakları konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz, bu konuda çalışmalar yapmak gerekir” diye konuştu.

    Nuray Çevirmen, şunları belirtti:

    “Ne yazık ki çok zor zamanlardan geçiyoruz ve diyoruz ki zor zamanları birlikte yan yana durarak mücadele ederek atlatırız. Tüm demokratik hakların hepimize teslim edildiği zamanlara ulaşabilelim. Bizler bir insan hakları savunucuları olarak tüm insanların temel insan haklarına ulaşması konusunda çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarımız neredeyse engelleniyor. Yüzlerce insan hakları savunucusu üzerinden dava ve soruşturma dosyaları var. Yine Dersim Şube Başkanı cezaevinde, hüküm aldı 7 yıl kadar. Malatya Şube Başkanımız da cezaevinde. Buradan da onları selamlayalım. Kentlerde  bir çok hak ihlalleri yaşamıyor. 2017 yılında Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerinden değerlendirilen bilgilere göre, Türkiye nüfusu 2016 yılında bir önceki yıla kıyasla %1.3 artışla 79 milyon 814.000 buldu. Şu anda 80 milyon civarında.”

    Daha sonra söz alan konuşmacılar şunları kaydetti:

    Tüm Emekli Sen MYK Üyesi Hüseyin Demirton:

    “Emanet almış almış olduğunuz torunlarımıza karşı, çocuklarımıza karşı da sorumluluklarımız var. Bu anlamda mücadelemizin yükünün daha da olduğunun farkındayız. Biz emekliler olarak toplumun her kesimine hitap eden bir kitleye sahibiz. Şunu da belirteyim en kitlesel, en deneyimli ve kendini sürekli yenileyen bir kitleye sahibiz. Yani nedeni de şu: Aramıza yeni yeni arkadaşlarımız katılacak. Bu anlamda arkadaşlar mücadeleyi gerçekten hem demokratik, hem demokrasi anlamında, özgürlükler anlamında hem hak alma anlamında yükseltmenin yollarını diğer dostlarımızla ve emek güçleri dostlarıyla birlikte, nedenine niçinine bakmadan tabii ki ilkesel anlamda hukuki bir zeminde yükseltmek durumundayız.”

    LGBT Aktivisti Remzi Altunpolat:

    “LGBT’lilere yönelik hizmetlerin nasıl olabileceği, onların ihtiyaçlarına yönelik nasıl bulunabileceği üzerine konuşmak için geldik. Biz mesela bir belediyeyi kazandığımızda hangi tür sözleşmeler yapacağız iş yaptığımız firmalarla. Onlardan bir taahhütte bulunmasını istememiz lazım. Örnek olarak söylüyorum. LGBT’lilere yönelik ayrımcı olmayan firmalarla çalışacağız. Bir taahhüdümüzün olması lazım. Belediye çalışanlarının, yerel yönetim çalışanlarının zaman zaman çeşitli eğitimlerden geçmesi lazım ayrımcılık konusunda. Sadece LGBT’liler ile ilgili de değil. Ama LGBT lilerle alakalı olarak özellikle. Çünkü en dışarıya atılan LGBT’liler oluyor ve en başta da unutulanlar LGBT’liler oluyor. Bu nedenle de bir ayrımcılık eğitimini mesela bütün belediye çalışanlarına, yerel yönetim çalışanlarına verebiliyor muyuz meselesidir.”

    DEMOKRASİYİ BÜYÜTME YERELLERİ GÜÇLENDİRME ÇAĞRISI

    Demokratik Alevi Derneği Genel Sekreteri Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık:

    “Bugünkü baskı rejimine karşı bu bileşimin gerçekten çok zayıf olduğunu görebiliyoruz. O zaman yapmamız gereken şey Türkiye’nin demokratikleştirmesi, demokratik bir cumhuriyetin yaratılması, laik, demokratik, bir eşit yurttaşlığa dayanan bir anayasal düzenin yaratılması için Türkiye’de tüm demokrasi güçlerinin en geniş kesimlerini bir araya getirmesi sanki buraya sunulacak en iyi formül gibi duruyor. Bunların gerisinde tartışacağımız en dezavantajlı kesimlerden ötekinin de ötesi olan Alevilerin Türkiye’de çektikleri artık bir zulüm düzeyine varmış durumda. Bir kültürel soykırım merkezi olarak Diyanet İşleri Başkanı gibi bir mekanizma neredeyse demoklesin kılıcı gibi sallandırılıyor. Tüm inanç merkezlerimiz tüm inanç alanlarımız bu baskı ve şiddet kıskacında. Doğa odaklı inanç olan Aleviliğin ekolojik coğrafyası yakılıyor, inanç mekanlarına ulaşılması engelleniyor. İnanç mekanlarının yasaklanması sözk0nusu. Asıl yapılması gereken devleti küçültmek, demokrasiyi büyütmek, yerelleri güçlendirmek.”

    GÜÇ BİRLİĞİ ÇAĞRISI

    HDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yurdusev Özsekmenler:

    “İktidara karşı yerel direniş ortaklığı nasıl konuşabiliriz. Yerelde nasıl bir ittifaklar kurabiliriz ki yerelden yükselen bir direniş yükseltelim. İlk böyle başlamıştı ve ilk başladığında İstanbul’da 30- 40 tane kurum katılmıştı. Bunun aynı bu şekilde devam devam etmesi gerektiği düşünüyoruz. Çünkü çok eskiden beri söylediğimiz ama son zamanlarda biraz unuttuğumuz mahalleler ve işyerleri kalemiz olmasa biz bu iktidara darbeler vuramayız, sözünü bir kez daha hatırlayalım ve yerelde güç birliği yaparak, yerelde direnmenin giderek merkeze doğru yükselmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu açıdan mahallelerde örgütlemek, işyerlerinde örgütlenmek, halkı örgütlü hale getirmek en önemli meselelerden biri. Örgütleyemediğimiz halk eyleme sevk edemediğimiz halktır. En güzel plan projemiz olsun hayata geçiremeyeceğimiz plan projeler olarak kalmaya mahkumdur. Buradan hareketle bu demokrasiye çağrı grubunun ilk toplantıları başlamıştır. Bunun son derece önemli olduğunu, gelişmesi gerektiğini kentlerden sonra ilçelere, mahallelere doğru inmesi ve burada güç birliklerinin oluşması gerekliğini düşünüyorum, düşünüyoruz.”

    Daha sonra söz alan Ceyhun Akın HDK Merkezi Örgütlenme Komisyon Üyesi, Cevat Gülcemal Batıkent  Meclis üyesi, Kerem Özkaya TOKİ’de çalışan grev işçisi, KHK’li Akademisyen, Yazar Baskın Oran sorunları ve çözüm yollarını dile getirdiler.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Tek adam’ rejimine karşı ‘Demokrasi Buluşmaları’ düzenlenecek

    ‘Tek adam’ rejimine karşı ‘Demokrasi Buluşmaları’ düzenlenecek

    Demokratik yerel yönetimler oluşturma konusunda ortaklaşan siyasetçi, aydın ve yazarlar, Demokrasi Çağrı Grubu çatısı altında bir araya geldi. “Tek adam” rejimine karşı yerellerde “Demokrasi Buluşmaları” organize edecek olan grup, toplumsal ve demokratik muhalefet imkanlarını ve ortak mücadele biçimlerinin tartışılmasını sağlayacak.

    Demokrasiye Çağrı Grubu, yakın dönemde organize edilmesi planlanan “Yerel Demokrasi Buluşmaları” ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Taksim Hill Otel’de düzenlenen toplantıya, HDP milletvekilleri Saruhan Oluç ve Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eşsözcüsü Naci Sönmez, tarihçi ve yazar Erdoğan Aydın, Prof. Dr. Ayşe Erzan, Barış Anneleri, Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu, Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

    Toplantının olduğu salona ise, “Birlikte, umudu yerellerden kurmak için” pankartı asıldığı görüldü.  Açıklamayı ise Prof. Gencay Gürsoy yaptı.

    ‘HALK İNİSİYATİFLERİNİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ’

    Demokrasi Çağrı Grubu’nun imzacıları hakkında bilgi veren Gürsoy, yerel yönetimlere karar verecek olan yerel inisiyatifleri harekete geçirmek amacıyla bir araya geldiklerini ifade etti. Genel seçimlerden bu yana muhalefet açısından iş birliği yapmaya uygun zeminlerin tartışıldığını belirten Gürsoy, bunun bu zamana kadar çeşitli nedenlerle sağlanmadığını, ancak yerellerde zaman zaman iş birliğin yaşandığını söyledi.

    “Öyle bir siyesi ortamda yaşıyoruz ki, yarın bu toplantıları yapmaktan da mahrum kalabiliriz” diyen Gürsoy, yeni bir döneme girildiğini uyarısında bulunarak “Halk inisiyatiflerini harekete geçirmek zorundayız. Başka da çaremiz yok” dedi.

    Sağlık çalışanlarının karşı çıktığı Sağlık Yasası’nın görüşüldüğü Meclis komisyonundan geçmesi üzerinde duran Gürsoy, bu konuda şunları söyledi: “Güvenlik soruşturması 12 Eylül’de başlayan bir uygulamadır. Uydurma bir şeydir. Bir ihbarla bile mesleğinizi yapamaz duruma geliyorsunuz. Bu seferki uygulama geçmişe oranla daha beter bir uygulamadır. Özel hastanelerde çalışmalarının önü dahi engellenmektedir. Bu vahşi bir uygulamadır. Bu iktidar yüzlerce hekimi açlığa mahkum eden bir uygulamayı başlatmış oluyor.”

    Yine kamudaki ihraçların yanı sıra binin üzerinde akademisyenin adliye salonlarında yargılanmasına dikkat çeken Gürsoy, başlattıklarını çalışmanın önemini, “Böyle bir süreçte bu çalışmayı yapıyoruz. Onun için birlikte olmaya ihtiyaç var” sözleriyle vurguladı.

    “YEREL SEÇİMLER İLK DURAK”

    Ardından Demokrasiye Çağrı Grubu üyesi Çiğdem Kılıç Uçar, hazırlanan basın metnini paylaştı.

    “Şimdi yerelde buluşuyor, demokraside ortaklaşıyoruz” diyerek sözlerine başlayan Uçar, “Bu çağrı, ülkedeki kötü gidişatı birlikte değiştirebileceğimize inananlara! Adalet duygusu yitimine, politik çürümeye, yozlaşmaya karşı, dayanışmanın gücüne ve erdemine inananlara. Ekonomik kriz kıskacına alınmış tüm mağdurlara, ezilenlere. Uzun soluklu demokrasi ve özgürlük yürüyüşümüzde yerel seçim önümüzdeki ilk durak. Saray iktidarı yerel yönetimler üzerinde merkezi vesayeti pekiştirmek istiyor, bunun için her yolu deneyecek” dedi.

    “ŞİMDİ TAM ZAMANI!”

    Buna karşı ise, herkesin yüzünü yerellere dönmesinin zamanı olduğunu vurgulayan Uçar, “Yaşadığımız yerlerde hayatın akışını, gerçek ihtiyaçları en iyi o yerde yaşayanlar bilir. Yaşam standartlarımızı yükseltmek, özgür irademizi yansıtan yerel yönetim yapıları kurmak, katılımcı demokrasiye giden önemli bir adım. Ve şimdi tam zamanı. Halkın iradesinin çiğnenmediği, kayyumların atanmadığı, seçimlerin baskıyla istifa ettirilmediği demokratik yerel yönetimler için bir araya gelelim. Karşılarında demokrasiye ve özgürlüğe olan inancımızdan aldığımız enerji ve kararlılıkla duralım” diye konuştu.

    “YEREL YÖNETİM MODELLERİNİ HEP BİRLİKTE ELE ALALIM”

    Uçar, açıklamanın devamında “tek adam” rejimine karşı demokratik muhalefet hakkını kullanarak mücadeleyi yükseltmek gerektiğinin altını çizdi.

    Uçar, “Hayat bizim hayatımız, onu merkeze havale edemeyiz. Başına yerleşim birimimizin adını koyarak, ilgili yerelde var olan tüm demokratik güçlerle birlikte oluşturacağımız Demokrasiye Çağrı Grupları çatısında buluşalım. Buluşmamamız için neden var mı? Varsa aşalım, Türkiye’nin gerçek ihtiyacı budur. Tek adam rejime karşı, toplumsal ve demokratik muhalefet imkanlarını ve ortak mücadele biçimlerini hep birlikte tartışalım. Yerel mücadele dinamiklerini, yerel demokrasi anlayışını, yerel yönetim modellerini hep birlikte ele alalım, değerlendirelim. Yurttaşların yaşamlarını ilgilendiren kararlara nasıl aktif biçimde katılabileceğini konuşalım” dedi.

    “HER YÖNÜ İLE VAR OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Yerellerde oluşturulacak Demokrasiye Çağrı Gruplarının, yine yerel mücadele dinamiklerinden aldıkları güçle, kendi yerellerinde onları çözüme taşıyacak en dayanışmacı, en paylaşımcı adımları atacaklarına inandıklarını söyleyen Uçar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yerel Demokrasi Buluşmaları birbirimizden öğrenerek, en geniş toplumsal demokratik zeminlere birlikte ulaşmayı başarmamız için yan yana geleceğimiz toplantılara vereceğimiz isim. Çünkü önümüzde duran hiçbir çözüm, bizim güç birliğimizden daha yararlı ve sağlam değil. Çünkü şimdiye kadar yan yana durarak başardıklarımızdan ve kazandıklarımızdan daha ilerisine birlikte yürümek istiyoruz. Emeğin, adaletin, barışın safında demokrasi ve özgürlük mücadelesini büyütme isteği, ülkemizin, çocuklarımızın, sevdiklerimizin güvenli geleceği için. Bu arayış ve iddiamız, mücadelemizi Yerel Demokrasi Buluşmaları üzerinden sürdürme ve gerçeğe dönüştürme adımıdır. Bu yönelim, ortak akıl oluşturarak halkın demokratik iradesinin yerel seçimlere yansımasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Yerellerde Çağrı Grupları’nca düzenlenecek Demokrasi Buluşmaları’nda, halkın kendi geleceği üzerine söz, karar, yetki ve denetim hakkını özgürce kullanacağı oluşumlar yaratması hepimize yeni bir heyecan verecek. Umudu işte böyle büyütebiliriz.”

    Bu amaçla bu coğrafyada yaşayan vicdan sahibi insanları, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını duyarlı ve katılımcı olmaya, etiyle kemiğiyle, aklıyla, yüreğiyle süreçte var olmaya davet eden Uçar, “Birlikte umudu yerellerden kurmak istiyoruz” dedi.

    İSTANBUL VE ANKARA’DA KURULDU, 24 İL SIRADA 

    Bugün itibariyle İstanbul ve İzmir’de Demokrasi Çağrı Grupları kurulurken, 24 kentte daha bu yönde çalışma yürüttükleri bilgisini paylaşan Uçar, çalışmalarını 15 Aralık’a kadar tamamlamayı hedeflediklerini belirtti.

    AYDIN: KARANLIK DÖNEMİ TERSİNE ÇEVİRME SORUMLULUĞUMUZ VAR

    Tarihçi-yazar Erdoğan Aydın da yaptığı konuşmada, destek verdiği bu çalışma için “Kendi durduğumuz yerden bunu tamamlamaya ve varsa bu eksiklikleri gidermeye ihtiyaç vardır” diye belirtti.

    Dünyadaki krizin daha da derinleştiğini söyleyen Aydın, “Çok karanlık bir dönem yaşıyoruz. Bizim ülkemizde de bu karanlık dönemden geçmektedir. Bu karanlık gidişatı tersine çevirmek gibi bir sorumluluğumuz var. Tabi ki birçok eksikliklerden söz etmek mümkün ama hayat bizlere söz konusu bu eksiklikleri gidermede daha sıkı el ele tutmak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi.Ancak omuzlarındaki yükün bu sefer daha ağır olduğunu ifade eden Aydın, merkez ve yerellerde birlikte hareket etmek gerektiği yönündeki bu çağrıya kulak verilmesini istedi. Aydın, doğru yerde durulduğu takdirde gelecek için demokrasi kazancını elde etmenin yüksek olacağını belirterek, “Ortak demokratik kaygılar çerçevesinde bir arada durmanın cevabı, doğru cevap vermekten geçiyor. Bu çağrıyı daha önceki çağrılar gibi bertaraf etmemek için çalışmalıyız” dedi.

    DAŞ: BİRLİKTE HAREKET ETMEK BAŞARI GETİRİR

    Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhakim Daş ise, önlerine koydukları em önemli şeyin Kürt sorunu ve demokrasinin ilerletilmesi olduğunu kaydetti. Türkiye’nin karanlık bir dönemden geçtiğini söyleyen Daş, “Böyle bir süreçte birlikte hareket etmenin başarı getireceğine olan inançla bu grubun içinde aldık. Diğer illerde de Demokrasi Çağrı Grubu’nun içinde olacağımızı belirtiyoruz” dedi.

    ENGİN: 31 MART’TAN SONRA DA DEVAM ETMELİ

    Gazeteci Aydın Engin de, oluşumun ismine dair eleştiride bulundu. Engin, eleştirilerini “Bu grup, 31 Mart akşam bitecek bir çalışmaysa ismini değiştirelim. 31 Mart’tan sonrasını da hesaba katmakta fayda var. Demokrasiye Çağrı diyorsak seçimden sonrada devam etmesi gerekir diye düşünüyorum” sözleriyle dile getirdi.

    NAS: YAN YANA DURMAMIZ SON DERECE HAYATİ

    31 Mart yerel seçimlerinin önemi üzerinde duran Diyalog Grubu üyesi Nesrin Nas ise, şunları söyledi: “Bizim yapmamız gereken bu mücadeleyi vermek için kapıyı sonuna kadar açık tutmaktır. Kendi aramızdaki tartışmayı bir yana bırakıp, yan yana durmamız son derece hayatidir. İktidarları korkutan şey, yan yana durmayan kişilerin yan yana durmasıdır. 31 Mart’a yan yana durursak ve o kapıyı açık bırakırsak, bir adım atmış oluruz. Her şeyi bir tarafa bırakıp, 31 Mart’a yan yana duracak ve iktidarı gerilecek bir noktada durmak gerekir.”

    TANRIKULU: DUVARI YIKMAK İÇİN BİR ARADA OLMAYA İHTİYAÇ VAR

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, konuşmasında muhalefet açısından büyük bir zenginliğe sahip olunduğu üzerinde durdu. Tanrıkulu, “Bu zenginliği geliştirmesek önümüzde çok karanlık günler duruyor” dedi.

    Komisyonda kabul edilen Sağlık Yasası’na da değinen Tanrıkulu, “Yasa ile sivil ölümler ve yargısız infazlar yapılıyor. Bunu adım adım bütün meslek gruplarına ve insanlarımıza önümüzdeki günlerde yapacaklar. 3 gündür parlamentoda yaşananlar ortada. Önümüzde bir duvar var ve o duvarı yıkmak için bir arada olmaya ihtiyaç var. Ben bunu görüyorum. Öyle düşünüyorum ki CHP de bunu görüyordur” ifadelerini kullandı.

    HDP’Lİ OLUÇ: 31 MART’TA YOLSUZLUKLARIN HESABI SORULACAK

    Yerel demokrasinin, demokrasinin beşiği olduğunu ve doğrudan yurttaşların yönetime katılmasını sağladığını söyleyen HDP Sözcüsü Saruhan Oluç ise, bu nedenle parti yönetimi olarak yerelden yönetimi önemsediklerini ifade etti.

    Oluç, “Toplumsal muhalefet üzerine düşeni yaparsa, ki yapacağını düşünüyorum o zaman merkezi iktidarın karşısında birlik olabiliriz. Sayıştay raporları ortaya çıktı. Bu Sayıştay raporlarında kayyum atanan 97 belediyemizde büyük yolsuzlukların yaşandığı ortaya çıktı. Atanmış kayyumlar, yerellerde sadece halkın malları olan arazileri peşkeş çekmekle kalmamışlar daha büyük yolsuzluklara imza atmıştır. 31 Mart’ta bunun da hesabını sormak gerekir” dedi.

    Sadece Kürt illerinde değil, batıda da iktidarı geriletmek gerektiğini vurgulayan Oluç, bunun için ellerinden geleni yapmaya kararlı oldukları mesajı verdi.

    Toplandı, diğer katılımcıların düşünce ve mesajlarını paylaşması ile sona erdi. (HABER MERKEZİ)