Etiket: demokrasi konferansı

  • Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri’nden nefret diline tepki

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri’nden nefret diline tepki

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’a yönelik nefret söylemlerine ve Gezi davasında çıkan karara dair açıklama yapan Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, “İleri Demokrasi’’ söylemleri ardına sığınıp her fırsatta kin ve nefret tohumları ekerek mazlum halkları hedef haline getiren, halkları birbirine düşman etmek isteyen anlayışı bir kez daha kınıyoruz” denildi.

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’a yönelik nefret söylemlerine ve Gezi davasında çıkan karara dair açıklama yaptı.

    Orwel’in “Düşünce Dili Çürütürse; Dil de Düşünceyi Çürütür” sözüne atıf yapılan açıklamada, “Zira dil aracılığıyla zihinler kontrol altında tutulmak istenir. Nefret söylemleri ise egemenlerin kullandığı ve özünde ırkçılığı, cinsiyetçiliği, ayrımcılığı barındıran çürümüş düşüncelerin sonucudur. Muhalifleri kontrol altına almak ve yok etmek için kullanılan en etkili yöntem ise düşünceyi çürütmektir. Önyargılar üzerinden kurulan  nefret söylemlerinin, nefret suçlarına, linç girişimlerine ve  katliamlara evrildiğine tarih boyunca hep tanık olduk. Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Madımak, Gazi, Gezi, 6- 7 Eylül Olayları, Tahir Elçi ve Hrant Dink’in katledilmesi bunlardan sadece bazılarıdır” denildi.

    “KILIÇDAROĞLU NEZDİNDE ALEVİLER HEDEF GÖSTERİLMİŞTİR!”

    Her gün Alevilere, Kürtlere, Ermenilere, kadınlara, emekçilere ve hak mücadelesi veren tüm kesimlere yönelik nefret söylemlerinin olduğunun altı çizilen açıklamanın devamında, “Alevilere yönelik imha politikaları, Osmanlı döneminde fetvalarla başlatılmış ve mumsöndü gibi akla zarar iftiraların çoğu günümüze kadar sürdürülmüştür. Öyle ki bu iftira ve nefret söylemleri, Kılıçdaroğlu nezdinde tüm Aleviler hedef gösterilerek alenen yapılır hale getirilmiştir. Nefret suçlarının devam etmesinin tek nedeni vardır; o da geçmişte yapılan katliamların hesabının  verilmemesidir” ifadeleri yer aldı.

    “GARO PAYLAN YALNIZ DEĞİLDİR!” 

    HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın hedef gösterilmesine de tepki gösterilen açıklamada, şunlar vurgulandı:

    “24 Nisan Ermeni Soykırımı’nın yıldönümünde Garo Paylan’ı hedef alarak yapılan saldırılar da bu nefret söylemlerinin sonucudur. Yüzleşilmeyen her katliam, her nefret suçu, bir sonrakini meşru kılmak içindir. Biz bu zihniyetin Hrant Dink’i hedef gösteren zihniyetle aynı olduğunu biliyoruz. Hak savunucu Garo PAYLAN yalnız değildir.”

    GEZİ HAKİKATTİR, HEPİMİZ GEZİDEYDİK !

    Gezi davasına da yer verilen açıklamada, “Gezi Parkındaki direnişçileri ‘’çapulcular’’ diyerek hedef gösteren, bu haklı duruşu ‘’birkaç ağaca indirgeyen’’ zihniyete karşı, tüm farklılıklarımız ve renklerimizle ülkesine  sahip çıkan bireyler olarak, ağırlaştırılmış müebbet alan Osman Kavala ve tüm Gezi Direnişçileri’nin yanındayız. Hepimiz Gezi’deydik, Gezi bu ülkenin hakikatidir, Hakikat yargılanamaz” denildi.

    Açıklamada son olarak, “İleri Demokrasi’’ söylemleri ardına sığınıp her fırsatta kin ve nefret tohumları ekerek mazlum halkları hedef haline getiren, halkları birbirine düşman etmek isteyen anlayışı bir kez daha kınıyoruz. Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri  her zaman, her koşulda demokrasi, özgürlük, laiklik ve hakikat mücadelesinden asla vaz geçmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Aleviler, Demokrasi Konferansı Çukurova Birleşiminde buluştu!

    Aleviler, Demokrasi Konferansı Çukurova Birleşiminde buluştu!

    PİRHA – Demokrasi Konferansı bünyesindeki Aleviler, “Dert bizde derman ellerimizdedir. Güzel bir geleceğin inşası birlikte mümkündür” çağrısı ile Adana’da panel düzenledi.

     

    Demokrasi Konferansı çatısı altında çalışma yürüten Alevi yurttaşlar, “Demokrasi ve Aleviler, Sorunlarımız, çözüm yaklaşımımız” forumunda bir araya geldi.

    Salman-ı Pak Kültür Merkezi – Alevi Platformu Yerleşkesi’nde yapılan Çukurova Birleşimi, “Dert bizde derman ellerimizdedir. Güzel bir geleceğin inşası birlikte mümkündür” başlığı altında gerçekleşti.

    “ÖNCELİKLE YOL’DA BİRLİK SAĞLANMALI”

    Forumda söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, Alevilerin en büyük sorununun “iç asimilasyon” olduğuna vurgu yaptı. Alevi toplumunun öncelikle Yol’da birliği sağlayıp kendi hakikat, kültür ve geleneği ile birleşmesi gerektiğini söyleyen Erçe “Öncelikle Alevilik üzerinde ikbal devşirenler, Aleviliği kontrol ediyorlar. Devlet, laik ve demokratik teamülleri kabul etmesi için Alevilerin hakikatinden güç almalıdır. Konferansa güçlü tebliğlerle gidilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “RESTORASYON DEĞİL, İNŞA GEREKLİDİR”

    Konuşmacılardan Avukat Kemal Derin ise “Türkiye ciddi bir kavşaktan geçiyor” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bizim açımızdan restorasyon değil, inşa gereklidir. Aleviler, bu inşa sürecinin özneleri olmalılar. Kürt hareketinin ‘Demokratik Cumhuriyet’ söylemi ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandıracağız’ söylemleri ortak söylemlerdir. Demokrasiden yoksun cumhuriyet anlayışı sorunlarımızı çözemez. Konferansta bunun üzerinde durulmalıdır.”

    “İKRAR VERENLERLE YOL’A GİTMELİ”

    Alevi Aktivist Nuran Kılıçkaya da yaptığı konuşmada Alevilerin öncelikle kendi iç birliğini oluşturması gerektiğini belirtip “Kurumlar, iktidar merkezi olmamalı. Özellikle Alevi kurumlarında kadınların temsilinin yeteri kadar olmaması büyük bir sorundur. Alevi kurumlarının üzerinden ikbal devşirip bir yere gelenler büyük sorun yaratıyor. Aslolan yola ikrar verenlerle yola gitmektir” dedi.

    Aktivist Metin Çelik de Alevi kurumlarının birlik olması gerektiğini belirterek “Parçalı duran, kendi içinde birlik olamayanlar demokrasi kültürüne katkı sunamazlar. Ulus devletler hala kendi paradigmaları ile farklılıkları yönetiyorlar. Bu sorunların temel kaynağıdır. Konferansta bunun üzerinde yoğunluklu durulmalıdır” yorumunda bulundu.

    Sıtkı Keskin ise konuşmasında “Biz Aleviler, ‘Cumhuriyetin çimentosuyuz’ dedik ama bu çimentonun içine gömülmüş betonlaşmışız. Oy verdiğimiz partilerin, parlamentoda Diyanet Akademisinin kurulmasına ‘Hayır’ dememelerini de görmüş olduk. Demokrasi bize hiç uğramadı” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİKTE HAKİKAT YİTİMİNİN KAYNAĞI NEDİR?”

    Forum konuşmacılarından Pir Zeynel Kete ise “Alevi zihin dünyası, doğrudan demokrasi kültürünü içerir” diyerek şu görüşleri paylaştı.

    “İnancımızın kavramlarının, anlamının kaybedildiği, yeni anlamların yüklendiği, iktidarcı yapılara hapsedildiği bir dönemde konferansı Alevi hakikati ile buluşturmak Alevilerin görevidir.

    Demokrasi kavramı Alevi zihin dünyasının çokta uzak olduğu bir kavram değildir. Alevi zihin dünyası, cem erkanı, Rıza Şehri doğrudan demokrasi kültürünü içerir.

    İnsana kimliğini veren sahip olduğu kültürdür. Kültürden uzak kalındı mı kimlik yitimi oluşur. Böylelikle bellek kaybolur. Ulus devletler hala farklılıkları geliştiriyor. Konferansta özellikle ‘Cumhuriyet modernitesi, ulus devlet anlayışının Aleviler üzerindeki soykırımına’ değinilmelidir.

    Aleviler için kurumsallaşma ne anlama geliyor? Alevilikte hakikat yitiminin kaynağı nedir? Dernek hattının Alevi dünyasına etkileri nelerdir? Sistem karşıtı güçlerle Aleviler hangi yöntemle bir araya gelmelidir? Demokratik bir anayasada Alevilerin hakları neler olmalıdır. ‘Eşit ve özgür yurttaş’ tanımının hukuki boyutu nedir? Kürt sorunun demokratik çerçevede çözülmesi Alevilere neler kazandırır? Sorularının tartışılıp konferansa öyle girilmelidir” dedi.

    PİRHA/ADANA

  • Zorunlu din dersine karşı ‘okullara dilekçe verme kampanyası’ başlatıldı

    Zorunlu din dersine karşı ‘okullara dilekçe verme kampanyası’ başlatıldı

    PİRHA- Zorunlu din dersine karşı yeni bir kampanya başlatıldı. Aralarında Alevi kurumların, Eğitim-Sen’in, Veli-Der’in ve İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu çok sayıda kurum, zorunlu din dersine karşı okul yönetimlerine dilekçe vermek kampanyası başlattı. Ayrıca, AKP hükümetinin 15 yıldır mahkeme kararlarını uygulamaması nedeniyle isteyen aileler yeniden dava açabilecekler. 

    Alevilerin zorunlu din dersine karşı mücadelesi çeşitli biçimlerde sürüyor. 15 yıldır Avrupa İnsan Hakları, Danıştay ve Yargıtay’ın kararlarını uygulamayan AKP hükümetinin derhal din derslerini zorunlu olmaktan çıkarması için çağrılar yapılıyor.

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, çok sayıda Alevi kurumu, Eğitim-Sen ve demokratik kitle örgütlerinin de aralarında olduğu çok sayıda kurum yeni bir kampanya başlattı.

    “Zorunlu din dersi insan haklarına ve hukuka aykırıdır; Hukuki mücadelemizde gelin canlar bir olalım” başlığıyla paylaşılan kampanya metninde okullara dilekçe verilerek, çocukların zorunlu din dersinden muaf tutulmalarının isteneceği belirtildi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ TAMAMEN DİN EKSENLİ BİR YAPIYA BÜRÜNDÜRÜLDÜ”

    İşte kampanyanın tam metni:

    “Ülkemizde yaşayan Aleviler başta olmak üzere demokratik ve laik eğitimden yana olan yurttaşların, “din kültürü ve ahlak bilgisi” dersi adı altında dayatılan din dersinin kaldırılması taleplerini görmezden gelen siyasi iktidarlar, adım adım uyguladıkları politikalarla eğitim sistemini tamamen din eksenli bir yapıya büründürmüşlerdir.
    4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte 9-10 yaşlarındaki çocuklara din dersi dayatılmış, bu derse seçmeli adı altında yeni din dersleri eklenmiş, okulların tamamına yakını imam hatip okullarına dönüştürülmüştür. Dini konular neredeyse bütün derslerin müfredatlarına serpiştirilmiş ve ana sınıfında okuyan çocuklara dahi din dersi eğitimi gündeme getirilmiştir.
    Eğitim ve öğretimin tamamen gerici vakıf ve tarikatlara teslim edildiği bir dönemin içinden geçerken, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Diyanet Akademisi kurularak, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bazı faaliyetler bu akademinin ellerine bırakılmıştır.

    “TEK BİR DİN VE MEZHEP ÇOCUKLARIMIZA DAYATILIYOR”

    Zorunlu din dersi uygulamasına son vermek ve eğitim hizmetini demokratik, bilimsel ve laik ilkeler çerçevesinde örgütlemek, iktidarın sorumluğunda olmasına rağmen; AKP, zorunlu din dersinin kaldırılması ve laik bir eğitim talebinin karşılanması bir yana, tek bir din ve mezhebin eğitimini çocuklarımıza dayatmaktadır.
    Demokratik, laik eğitim ilkesi ile hiçbir şekilde bağdaşmayacak bu uygulama, okullara ve eğitim sistemimize bakışın da açık bir göstergesidir. Oysa ki evrensel, bilimsel ve demokratik ilkeler çerçevesinde örgütlenmiş bir eğitim sistemi çocuklarımızın kişisel gelişimlerinde olduğu kadar, içinde bulundukları toplumu ve dünyayı anlayabilmeleri açısından da hayati önem taşımaktadır. Bilimsellikten uzak eğitim sistemi, çocuklarımızın gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Eğitimin amacı bireyin kendini gerçekleştirmesini sağlamaktır. Oysa ülkemizdeki eğitim sistemiyle, düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden nesiller hedeflenmektedir.

    “ANAYASA MAHKEMESİ DE ‘İHLAL’ DEDİ”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), 9 Ekim 2010’da aldığı karar bunu teyit etmektedir. AİHM, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinde” öğrencilere Sünni İslam pratikleri öğretildiğini göz önünde tutarak derslerin çoğulcu, eleştirel, nesnel bir nitelik taşımadığı sonucuna varmıştır. Bu derste “Sünni İslam’dan başka bir dini veya felsefi inanca sahip olan ailelerin çocuklarına başka hiçbir seçim bırakılmadığına” hükmetmiştir.
    Son olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, zorunlu din dersinin din özgürlüğünün ihlali olduğu gerekçesiyle 2014 yılında yapılan bireysel başvuruyu değerlendirmek üzere 7 Nisan’da toplandı ve 8 yıldır devam eden dosyada, ebeveynlerin eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

    OKULLARA DİLEKÇE VERME KAMPANYASI

    Bizler, sosyal, siyasal, kültürel, inançsal yaşamda ‘eşit yurttaşlık hakkı’ istiyoruz. Biz antidemokratik ve tektipleştirici, bilimden, akıldan uzak eğitim sistemine hayır diyoruz ve laik, demokratik, bilimsel eğitim istiyoruz. Dini referanslı, gerici bir eğitim sistemi, kendini demokrat olarak tanımlayan, özgürlüklerden yana herkesin sorunu olmalıdır.
    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri’nin başlatmış olduğu laik bir eğitim amaçlı kampanyadan hareketle, çocuklarımızın zorunlu din derslerinden muafiyeti için okullara dilekçe verme kampanyası başlatmış bulunuyoruz. Bu konuda duyarlı davranan 5 ailenin çocukları için vermiş oldukları dilekçeler sonucunda başlayan mahkeme sürecini daha da büyüterek, toplumsal kazanımlara dönüştüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
    Demokratik kamuoyunu, laik, çağdaş yaşamdan yana olanları, çocuklarını başta dinsel baskı olmak üzere, her türlü baskıdan arınmış, özgür bir ortamda yetiştirmek isteyen herkesi, okullara dilekçe vermeye davet ediyoruz.

    Dava açmak veya kampanya ile ilgili bilgi almak için egitimdefirsatesitligi13@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.”

    İmzacı kurumlar şunlar:

    -PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
    -ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
    -AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
    -DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ (DAD)
    -HUBYAR SULTAN ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ
    -EĞİTİM VE BİLİM EMEKCİLERİ SENDİKASI (EĞİTİM SEN)
    -İNSAN HAKLARI DERNEĞİ (İHD)
    -DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK (DİB)
    -DEMOKRASİ KONFERANSI ALEVİ BİLEŞENLERİ
    -ÖĞRENCİ VELİ DERNEĞİ (VELİ-DER)
    -ALEVİ DÜŞÜNCE OCAĞI
    -HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ KÜLTÜR, EĞİTİM, YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
    -YOL ERENLERİ
    -HALKEVLERİ
    -BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ
    -TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ
    -SODAP (SOSYALİST DAYANIŞMA PLATFORMU)
    -YEŞİL SOL PARTİ
    -ADAM-DER
    -ANKARA 78’LİLER MECLİSİ
    -ANKARA DÜŞÜNYEYE ÖZGÜRLÜK GİRİŞİMİ
    -DÜŞÜNCE SUÇU(?!)NA KARŞI GİRİŞİM
    -2017 BODRUM YURTTAŞ İNİSİYATİFİ
    -GÜNGÖREN DEMOKRASİ PLATFORMU
    -YURTTAŞ GİRİŞİMİ

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri: Diyanet Akademisi demokrasi mücadelesi önünde bariyerdir

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri: Diyanet Akademisi demokrasi mücadelesi önünde bariyerdir

    PİRHA- Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, meclisten geçen ‘Diyanet Akademisi’ kanun tasarısına tepki göstererek, demokrasi mücadelesinin önünde en büyük bariyer olarak nitelendirdiği Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadro sayısının daha da artırılmasının hem demokrasiye hem de ülke ekonomisine vurulan bir darbe olduğunu kaydetti. 

    “Diyanet Akademisi” kurulmasına ilişkin kanun teklifi geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve bu karar kendisiyle birlikte çok bir eleştiriyi de getirmişti.

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri konuya ilişkin yazılı olarak yaptığı açıklamada, 2o yıllık AKP iktidarı döneminde eğitimin dinsel hale büründüğüne dikkat çekerek, ‘Diyanet Akademisi’ kanun teklifine karşı çekimser ve ret oyu kullanan muhalefet partilerine eleştiri yöneltti.

    ‘Diyanet Akademisi, demokrasi ve laiklik mücadelesi önüne kurulan bir bariyerdir’ başlığıyla yayınlanan açıklama şöyle:

    “KAPATILSIN DEDİĞİMİZ DİYANET DAHA DA GÜÇLENDİRİLMEK İSTENİYOR”

    Eğitim sistemi 20 yıllık AKP hükümetleri döneminde dinsel bir hale büründürüldü. 12 Eylül’den bu yana zorunlu olarak devam eden din dersinin anaokuluna kadar indirilmek istendiği dönemlerden geçiyoruz.

    Diyanet, tarikatlar, cemaatler Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte çalışıyorlar. Bu radikal dinci gruplarla imzalanan protokollerle okullarda din dersi sayısı arttırıldı. Okulların büyük çoğunluğu İmam Hatip okullarına dönüştürüldü ve neredeyse bütün derslerin müfredatı dinsel içeriğe büründürüldü. Bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllardır ana taleplerimizden biri olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması yerine daha da büyütüp güçlendirmek adına bu kurumun bünyesinde Diyanet Akademisi kurulması için verilen kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Diyanet Akademi Kanunu 278 kabul, 10 çekimser, 0 red oyla Meclis’te kabul edildi.

    “DEMOKRASİ VE EKONOMİYE VURULAN BÜYÜK BİR DARBE”

    Kanuna göre; Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bazı faaliyetler, bundan sonra Diyanet Akademisi bünyesinde yapılacak. Diyanet Akademisi, doğrudan Diyanet İşleri Bakanlığı’na bağlı olacak. Akademi, yüksek ihtisas, dini ihtisas ve eğitim merkezlerinden oluşacak.Ayrıca geniş yetkilerle donatılan akademide eğitim gören erkek adaylara askerlikten muafiyet de getirildi. Akademinin erkek öğrencileri, “alacakları eğitimin kesintiye uğramaması” gerekçesiyle askerlikten muaf sayılacak.Diyanet Akademisi Başkanı’na, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı’nın maaşı kadar ödeme yapılacak. Ülkemizdeki demokrasi mücadelesinin önünde en büyük bariyer olarak duran DİB’in kadro sayısının daha da  artırılması, hem  demokrasi mücadelesine hem de ülke ekonomisine vurulan büyük bir darbedir.

    “MECLİSTEKİ SİYASİ PARTİLERİ SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ”

    Türkiye her geçen gün şeriata doğru gidiyor, laiklik tamamen yok edilmek isteniyor. Bu işlenen anayasal suça karşın, Diyanet Akademisi kurulmasına Meclis evet dedi.

    Bizleri en çok şaşırtan durum ise bu oylamaya CHP, HDP, TİP’in ret oyu vermemesi oldu. Oylamaya katılmamak ve çekimser oy kullanmak da onaylamak anlamına gelir. CHP’li 22 vekilin evet oyu vermesi, katılan HDP’li 10 vekilin çekimser oy vermesi düşündürücü! Bu tutumlar, fırsatçı, manipülasyoncu AKP hükümetinin oyunlarına ortak olmak anlamı da taşır.

    Biz Aleviler ülkenin şeriatçi bir yönetime hızla  sürüklenmesinden ve bu olumsuzluğa demokrasi ve laikliği savunan partilerin ortak olmasından son derece rahatsızlık duyuyoruz.  Mecliste bulunan siyasi partileri daha sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Laiklik için ölümcül olacak adımlara dur demek gerektiğinin altını bir kez daha çiziyor ve tüm demokrasi güçlerini ortak mücadeleye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumları 27 Şubat için miting çağrısı yaptı!

    Alevi kurumları 27 Şubat için miting çağrısı yaptı!

    PİRHA-Alevi çatı örgütleri, zorunlu din derslerinin 4-6 yaşa indirgenmek istenmesine karşı miting çağrısı yapıp “Yaşanan tüm bu baskıların amacının şeriat rejimini geri getirmek olduğunu görüyoruz ve bu düzensiz düzene karşı çıkıyoruz. Demokratik, çağdaş ve özgür bir yaşam için 27 Şubat Pazar günü buluşuyoruz” duyurusunu paylaştı.

     

    Demokrasi Konferansı bileşenlerinin zorunlu din derslerine karşı yürüttüğü imza kampanyası ardından Alevi çatı örgütleri de harekete geçti.

    “BU DÜZENSİZ DÜZENE KARŞI ÇIKIYORUZ”

    Din derslerinin okul öncesi sınıflara dayatılmasını kabul etmeyen altı kurum, 27 Şubat saat 15:00’te İstanbul Kadıköy meydanında yapılacak miting için çağrı yaptı. “Tüm baskılara inat hep birlikte sesimizi yükseltelim” denilen yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Üstünde yaşadığımız bu topraklarda yaşayan tüm canlılar, açlıkla, şiddetle, katliamla mücadele ediyor. İnsanlar emekleri üzerinden sömürülüyor, çocuklar istismar ediliyor, kadınlar şiddete maruz kalıyor, doğa katlediliyor. Periyodik hale gelen zamlar, insanların rahat bir nefes almasına izin vermiyor.

    Tüm bu olumsuzluklar içinde ülke kaderine terk edilmiş gibi bilinmeze sürükleniyor. İktidarsa ülkede başka hiç bir sorun yokmuş gibi zorunlu din derslerini 4-6 yaşa çekmek için zemin oluşturmaya çalışıyor. Anaokulu açmak için gerekli öğrenci sayısı 10’dan 4’e indirilerek, henüz birey bilinci oluşmayan çocukların inancını seçme hakkı elinden alınmak isteniyor.

    Yaşanan tüm bu baskıların, yayınlanan fetvaların amacının şeriat rejimini geri getirmek olduğunu görüyoruz ve bu düzensiz düzene karşı çıkıyoruz.

    Emekçinin hakkını aldığı, çocukların istismar edilmediği, kadınların şiddete uğramadığı, doğanın katledilmediği özgür ve demokratik bir düzen için buluşuyoruz.

    Çocukların dayatmacı değil, bilimsel eğitim aldığı, gençlerin gelecek kaygısı duymadığı, inanan inanmayan herkesin laik, ayrımsız, eşit koşullarda olduğu bir yaşam istiyoruz. Demokratik, çağdaş ve özgür bir yaşam için 27 Şubat Pazar günü buluşuyoruz.

    Çağrımız bu ülkede hak mücadelesi veren, barıştan, kardeşlikten, özgürlükten yana bu ülkeden umudu olan tüm kurumlara ve canlara!

    Gelin 27 Şubat’ta tüm baskılara inat hep birlikte sesimizi yükseltelim. Adil ve eşit bir düzen için yan yana olalım.”

    Açıklamada imzası olan kurumlar:

    Alevi Bektaşi Federasyonu

    Alevi Dernekler Federasyonu

    Alevi Vakıflar Federasyonu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

    Alevi Kültür Dernekleri

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

    PİRHA/ANKARA

  • Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri: Demokratik, emekten yana bir bütçe istiyoruz!

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri: Demokratik, emekten yana bir bütçe istiyoruz!

    PİRHA- Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nun 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine ilişkin açıklama yaparak, geçmiş yıllarda olduğu gibi toplumsal çıkarları gözetmeyen bu bütçenin antidemokratik nitelikte olduğunu belirtti. Alevi Bileşenler, demokratik ve katılımcı bir bütçe oluşturulması çağrısında bulundu.

    Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, 15 Ekim 2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden Bütçe Teklifi, Aralık ayında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülerek karara bağlanacak.

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri devam eden bütçe görüşmelerine dair ‘Bütçe Hakkı Eşit Yurttaşlık Hakkıdır’ başlıklı bir açıklama yayınladı.

    Açıklamada, bu bütçeden militarizme ve sermayeye kaynak aktarılmasına, yalnızca bir dinin ve onun mezhebinin çıkarlarını kollayan siyasal iktidarın da payandası haline gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na 16 Milyar TL ayrılmasına ve siyasal islamcı-otoriter-emek düşmanı bütçeye karşı çıkıldığı belirtilerek, demokratik ve emekten yana katılımcı bir bütçe oluşturulması çağrısında bulunuldu.

    “EMEKTEN, KADINDAN VE İNANÇLARDAN YANA DEMOKRATİK BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kadim zamanlardan gelen ve kökleri bu coğrafyaya aşk ile bağlı olan biz Aleviler bu ülkenin eşit tutulması gereken yurttaşlarıyız. Biz fabrika da işçiyiz, tarla da emekçiyiz, okul da öğretmeniz, üniversitede akademisyeniz, mecliste vekiliz ve yaşama dair her yerde emek veren, değer üreten kadınlarız. Onurla bir kez daha haykırıyoruz: Evet, bizler bu ülkenin yönetimine aktif olarak katılmaya talip olan Alevileriz! Devlet bütçesinin görüşülmekte olduğu bugünlerde, “Bütçe Hakkı, Eşit Yurttaşlık Hakkıdır” diyerek, yüzde 40’ı aşan yüksek enflasyona ve hayat pahalılığına karşı asgari ücretin önümüzdeki yıl en az net 5.200 TL olmasını talep ediyoruz. Bu yönde bütçede emekçiler lehine düzenleme yapılmasını istiyoruz. Yüzlerce yıldır demokrasi ve barışın da en önemli unsuru olan Bütçe Hakkımızı kullanarak; bu bütçeden militarizme ve sermayeye kaynak aktarılmasına, yalnızca bir dinin ve onun mezhebinin çıkarlarını kollayan, siyasal iktidarın da payandası haline gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na 16 Milyar TL gibi çok sayıda bakanlık ve üniversiteye ayrılan ödenekten daha fazla kaynak ayıran siyasal islamcı-otoriter-emek düşmanı bu bütçeye karşı çıkıyoruz. Ayrıca bu bütçe için alınacak vergilerin ağırlıklı olarak halktan, emekçilerden alınmasına da karşı çıkıyor, ÖTV, KDV gibi vergilerin kaldırılmasını ve yerlerine servet vergisi ve rant vergisinin konulmasını talep ediyoruz. Bu bütçenin alternatifi, emekten, halktan, doğadan, kadından, başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm ezilen kimliklerden ve inançlardan, LGBT+’lardan ve engellilerden yana yerinden demokratik, katılımcı bir halk bütçesidir.”

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla düzenlenen Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi. PİRHA’ya konuşan Alevi katılımcılar bu konferansın demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğu vurgusu yaparak, Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına mücadeleye devam edeceklerini söylediler.

    İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla ‘Büyük Demokrasi Konferansı’ düzenlendi.

    Konferansın bileşenleri arasında Aleviler de yer aldı.

    İstanbul’da düzenlenen ‘Büyük Demokrasi Konferansı’na katılan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek, DAD Basın sekreteri Bülent Felekoğlu, Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, konferansı Aleviler cephesinden ele alarak PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundular.

    “BİZ ALEVİLER OLARAK DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ORTAKLAŞMAK İÇİN BURAYA GELDİK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eğer Türkiye’de demokrasi mücadelesi gelişecekse böyle yapılarla gelişecek ve büyüyecek. Ülkenin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Dolayısıyla bu çığlıkların güçlü bir sese dönüşmesinin yolu bu tür çalışmaları Türkiye’nin her tarafına yaymaktan geçiyor. Biz Aleviler de, demokrasi mücadelesi veren diğer yapılarla bir arada olmak ve demokrasi mücadelesinde ortaklaşmak için buraya geldik. Ben konuşmacıları ve katılımcıları dinlediğimde içimden ‘Evet bu sefer olacak gibi’ dedim.”

    “BÖYLE BİR DÖNEMDE ÇOBAN ATEŞLERİ YAKMAK ÇOK DEĞERLİ”

    Demokrasi Konferansı’nın çok önemli ve değerli bir konferans olduğuna dikkat çeken Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek de, Demokrasi Konferansı’nı, bir araya gelme ve birlikte mücadele etme sürecini 1980’den sonraki sürece benzettiğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Türkiye’deki ‘ötekiler’ dediğimiz Kürtler, Aleviler, son 10 yıl içerisinde toplum tarafından ötekileştirilenler ve demokrasi çıtasının her gün biraz daha yerlerde süründüğü, mafyokrasi dediğimiz yeni sistemin egemen olmaya çalıştığı bir dönemde çoban ateşleri yakmak çok değerli. Burada ifade edilen İkizdere’den çevrecilere kadar, gençlerden LGBT+ bireylere kadar herkesin ortak talebini bir çatı altında toplamak, hem ülkeye hem dünyaya tek ses olarak haykırmak çok değerli ve çok önemli. Buradaki çalışmaların her tarafa yayılmasını umuyorum.”

    Gülçiçek, Koçgiri bölgesi şahsında genel bir değerlendirme yaparak, “Asimilasyon sonucu geldiğimiz nokta, demokrasinin olmadığı, tek sesin, tek tipin olduğu her yerde diğerlerinin kendini ifade etmesi gerçekten çok zor” dedi.

    “DEMOKRASİYİ, REFAH İÇERİSİNDE YAŞAMANIN YEGANE KRİTERİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Bu toprakların bir çok inancın ve halkın bir arada yaşadığı topraklar olduğuna ve bunların ülkenin zenginlikleri olduğu değerlendirmesinde bulunan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, şunları söyledi:

    “Eğer bu ülkeyi yönetenler bu zenginliğin farkına varır ve bu yönde bakış açısı geliştirirlerse bu mozaik, bu farklılıklar bize gerçekten daha iyi şartlarda yaşamanın, daha özgür bir yaşamın ve kendimizi daha iyi ifade etmenin zeminini oluşturabilir. Ancak milliyetçi ve baskıcı bakış açıları ve yönetim biçimleri bu topraklardaki yaşamımızı gerçek anlamda zehir ediyor ya da bize zulmediliyor algısını oluşturuyor. O nedenle Demokrasi hepimiz için vazgeçilmez temel bir ihtiyaç.

    Biz Divriği Kültür Derneği olarak, iki yıl önce ‘Acil Demokrasi’ temasıyla bir genel kurul yaptık, sonuç bildirgesi yayınladık. Demokrasiyi, huzurlu refah içerisinde yaşamanın yegane kriteri olarak görüyoruz. Bu sebeple Demokrasi Konferansı’nın bir bileşeni olduk. Bu topraklarda demokrasiyi sonuna kadar yaşayacağımız günleri hep birlikte inşa etmeyi umut ediyorum.”

    “BİZ KADINLAR, HAKLARIMIZDAN, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kadınları temsilen de konferansta bulunduğunu söyleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Demokrasi Konferansı’nı hem Aleviler hem de kadınlar cephesinden şu ifadelerle değerlendirdi:

    “Bu coğrafyada kadınlar, hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar, katlediliyorlar, şiddete maruz kalıyorlar ve temel haklarından yoksun haldeler. Alevi kadınlarının bu yoksunluğunun üzerine biraz da inançsal anlamda ötekileştirilmeleri sorunu da ekleniyor. Dolayısıyla biz alevi kadınlar için, kadın olmak, bu ülkede yaşıyor olmak daha da zor bir hale geliyor, her geçen gün daha da zorlaşıyor. O yüzden biz haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “GERÇEK DEMOKRASİ OLUŞMADAN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI ALAMAYACAĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Konferansın oluşum sebebini “Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamaların insanlara fazlasıyla yansıması ve herkesin bundan rahatsız olması” ifadeleriyle tanımlayan  Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Alevilerin de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, kuruluşundan bugüne kadar yok sayılan, inkar edilen, asimilasyon politikalarına ve katliamlara maruz kalan yanlarıyla en çok anti demokratik uygulamalara uğrayan bir toplum olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Aleviler olarak derdimiz mücadelemizde karşılık bulmayan taleplerin demokrasi içerisinde diğer güçlerle ortaklaşa verilecek mücadele ile taleplerimize ulaşabilmek. Cumhuriyet tarihinde biz Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanımayanların ilerleyen süreçte de tanımayacağını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de gerçek demokrasi oluşmadan eşit yurttaşlık hakkımızı alamayacağımızı biliyoruz. Bundan sonraki sürecin yerellerde hayat bulup, tüm Türkiye’de bir demokrasi mücadelesinin sürdürülmesi konusunda çalışmalarımız olacak. Diğer güçlerle birlikte Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına yürüttüğümüz faaliyetlerimiz devam edecek.”

    “BİZ ALEVİLER DEMOKRATİK DİNAMİKLER İLE BİRLİKTE GÜÇLÜ BİR SÜREÇ YÜRÜTMEK İSTİYORUZ”

    DAD Basın Kekreteri Bülent Felekoğlu da bu sürecin Aleviler için önemli bir süreç olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Demokrasi dinamikleriyle güçlü ortaklaşmalar yaşamak açısından bizim için önemli. Biz Aleviler, yaptığımız forum içerisinde izlediğimiz süreç gibi Türkiye’nin tüm demokratik dinamikleriyle güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz. Demokrasi Konferansı bunun için bir fırsat. Birçok dinamikle bir araya gelme fırsatımız oldu ve bunu geliştirerek, güçlendirerek yerel ayaklarını da oluşturabilirsek, Türkiye’de gidecek olanlara kapıyı gösterecek ve gelecek olanlara da ışık olabilecek bir süreci birlikte başarabiliriz. Demokrasi Konferansı bu anlamda bir birlikte çalışma başarısı ve birlikte çalışmanın öğreticiliği ile devam ediyor. Başarılarımız ve başarısızlıklarımız bizim birlikte ders çıkardığımız süreçtir.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Şenyaşar ailesi, adalet mücadelesinde herkesten destek istiyor-VİDEO

    Şenyaşar ailesi, adalet mücadelesinde herkesten destek istiyor-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da, Dr. Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Demokrasi Konferansı’nın katılımcıları arasında Şenyaşar ailesi de yer aldı. Konferans’ta konuşan Emine Şenyaşar, “Ailemi yok ettiler. Dayanacak gücüm kalmadı” diyerek, verdikleri adalet mücadelesine destek istedi.

    İstanbul’da Dr. Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde yapılan Demokrasi Konferansı’nın katılımcıları arasında Şenyaşar ailesi de yer aldı.

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 24 Haziran 2018 Genel Seçimleri öncesi 14 Haziran’da AKP milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının saldırısında eşi ve iki oğlunu kaybeden Emine Şenyaşar ile saldırıdan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar konferansta PİRHA‘ya yaptıkları açıklamada mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini ifade ettiler.

    “EŞİM VE ÇOCUKLARIM VAHŞİCE KATLEDİLDİ”

    Konferansta Kürtçe seslenen anne Emine Şenyaşar, eşi ve çocuklarının vahşice katledildiğini söyledi. Şenyaşar, bir oğlunun dükkanında diğer oğlu ve eşinin ise hastanede kameralar önünde katledildiğini dile getirdi. Hastanedeki kamera kayıtlarının yetkililerce yok edildiğini belirten Şenyaşar, katiller dışarıda gezerken bir oğlunun ise cezaevinde tecrit altında tutulduğunu ifade etti.

    “SADECE ADALET İSTİYORUM”

    Verdikleri adalet mücadelesi sırasında sürekli göz altılara maruz kaldıklarını, yaşadıkları zulmün devam ettiğini dile getiren Şenyaşar, şu ifadelere yer verdi:

    “Biz ne yapmıştık. O kadar vahşiler ki. Erdoğan, Halil İbrahim Yıldız’ı milletvekili yapıyor. Onun faizcilik, hırsızlık, katliam yaptığını bilmiyor mu? Ailemi yok ettiler. Dayanacak gücüm kalmadı. Evimde duramıyorum. Sabah evden çıkıp adliye önüne gidiyor, akşam dönüyorum. Sadece adalet istiyorum. Cezaevindeki oğlumu artık serbest bıraksınlar. İstediğim şey yalnızca adalettir. Bu mücadelede yalnız kalıyoruz. Herkesten mücadelemize destek vermelerini istiyoruz.”

    “ADALET YERİNİ BULUNCAYA DEK MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ferit Şenyaşar ise yaptığı konuşmasında katliamın üzerinden 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen soruşturma dosyası üzerinde halen “gizlilik kararı” bulunmasına dikkat çekti. Etkin bir soruşturma yürütülmediğini söyleyen Şenyaşar, bu nedenle annesiyle beraber adalet mücadelesi yürüttüklerini, ama sadece adalet istedikleri için defalarca gözaltına alındıklarını vurguladı. “Adalet yerini buluncaya dek mücadelemize devam edeceğiz” diyen Şenyaşar, herkesten destek istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demokrasi Konferansı’nda hak arayışında ortak mücadele vurgusu-VİDEO

    Demokrasi Konferansı’nda hak arayışında ortak mücadele vurgusu-VİDEO

    PİRHA-Demokrasi Konferansı’nda söz alan çalışma grupları, demokrasi ve barış olmadan hiç bir şeyin çözülmeyeceğine dikkati çekerek, süren savaşta emekçiler başta olmak üzere tüm kesimlerin hak arayışının bastırıldığı belirtildi.

    Toplumun her kesimine ulaşarak talepleri ve mücadeleleri ortaklaştırmayı hedefleyen ve uzun zamandır hazırlıkları devam eden Demokrasi Konferansı yapıldı.

    Konferansın çağrıcıları arasında Ahmet Türk, Canan Arın, Celal Fırat, İhsan Eliaçık, Genco Erkal, Melda Onur, Murathan Mungan, Nejla Kurul, Öztürk Türkdoğan, Rıza Türmen, Şebnem Korur Fincancı, Tarık Ziya Ekinci ve Zülfü Livaneli gibi isimler yer aldı.

    Rıza Türmen’in konuşmasından sonra konferans Emek Çalışma Grubu’nu söz aldı. Emek Çalışma Grubu adına konuşan Özgür Karabulut, Neo-liberal programa uyarlanma adımlarının AKP ile büyük bir hız kazandığını ifade ederek, 2002’den bugüne çalışma yaşamına yönelik Cumhuriyet tarihinde görülmedik ölçüde bir dizi yasal değişiklik yapıldığını söyledi.

    İŞÇİLERİN TALEBİ: BARIŞ

    Karabulut, örgütlenme, TİS ve grev hakkı, güvencesizlik, işsizlik, mevsimlik tarım işçileri ve göçmen işçiler, KHK’liler, işçi cinayetleri, kayıt dışı çalışma, kadın emeği, emekliler ve emekli olamayan EYT’liler, emek ve ekoloji gibi pek çok konuya ilişkin yaşanan sorunları anlatarak, şöyle devam etti:

    “Savaşa ve şiddete ayrılan kaynakların bizlerin yoksullaşmasında önemli bir payının olduğunu biliyoruz. Çok çeşitli kaynaklardan savaş ve silahlanma için harcama yapılmaktadır. Silahlanmaya çok büyük kaynakların ayrılmakta ve bu nedenle de yaşama koşullarımız daha da zorlaşmaktadır. Öte yandan, savaş ve şiddet ortamı işçi sınıfı ve emekçilerin taleplerini görünmez kılmakta, yaşanan siyasal baskı ortamı hak aramayı zorlaştırmakta, her hak arayışımız zor ve şiddetle bastırılmaktadır. Bu nedenle, barış işçi sınıfının en temel talepleri arasındadır.”

    “DENİZ POYRAZ’IN MÜCADELESİ SONUNA KADAR SÜRECEK”

    Kod-29 ile işten atılan Mesut Toprak, hukuksuzlukları ve yaşadıkları zorlukları anlatarak, AKP’nin çıkardığı yasalarla işverenler korurken, işçileri açlık ve ölüme mahkum ettiğini kaydetti.

    İnşaat işçisi Öme Çelik de, konferansın halkların hak konferansı olduğunu dile getirerek, “Anadilde eğitim, demokratik bir ülke ve eşit yurttaşlık mücadelesi veren Deniz Poyraz yoldaşımız katledildi. Onu katleden sistem şunu iyi bilsin, masada kahvaltısı yarım kalmış olabilir ama demokratik bir ülke mücadelesi sonuna kadar devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    “AKADEMİ VE BİLİM ÖZGÜR DEĞİL”

    Bilim Akademi Çalışma Grubu’nun hazırladığı bildirgeyi okuyan Beyzade Sayın, akademi ve bilim dünyasında yaşanan sorunları anlatarak, üniversitenin kendi değişiminin öznesi olmak bir yana, dışarıdan dayatılan değişmelere (müdahalelere) bile direnme gücü bulunmadığını vurguladı.
    Bu durumun üniversitelerin tam bir kısır döngü içine saplanıp kaldığını gösterdiğini kaydeden Sayın, şöyle devam etti: “Bir üniversitenin olması gerektiği gibi özerk ve özgür değildir; bu yüzden üretken ve yaratıcı değildir. Üniversite, üretken ve yaratıcı olamadığı için de özgür düşüncenin ve özerk kurumsallaşmanın önündeki engelleri kaldırıp demokrasiyi ve toplumsal/kültürel ortamı yeşertecek gücü bulamamaktadır. Bu kısır döngü sonucu olarak herkesin herkese benzediği üniversitede, düşünce ve eylem tembelliği başat bir nitelik kazanmaktadır. Kuşku ve eleştiri üniversiteden kovulmuş; itaat ve biat asli norm haline gelmiş ve dolayısıyla suskunluk ve teslimiyet egemen olmuştur.”

    BİLDİRİ OKUNDU

    Ardından Ekonomide Demokrasi Çalışma Grubu adına hazırlanan bildiri okundu. Bildiriyi okuyan Mert Karabacak, demokrasi mücadelesini güçlü bir yeniden dağıtımcı-bölüştürücü ekonomik programla birlikte ele alabilmenin, demokrasinin ve kamusal olanın geleceğinin savunulması açısından hayati bir önem taşıdığını kaydetti.

    Türkiye’nin içinden geçtiği otoriterleşme sürecinin de benzer dinamiklerden beslendiğini dile getiren Karabacak, şunları kaydetti:

    “Siyasi gücünü; insanın, doğanın, kadının karşılığı ödenmeyen emeğinin, özcesi yaşamın talan edilmesi yoluyla sermaye birikimini her ne pahasına olursa olsun büyütmek için kullanan tek adam rejimi, meşruiyetini büyük oranda neoliberal projenin derinleştirilmesini, emekçi sınıfların rızasını devşirerek yürütme kapasitesinden alageldi” diye konuştu.

    Karabacak, iktidara sırtını dönen emekçi kesimlerin kararsızlık çemberinden çıkarılarak demokrasi mücadelesine kazanılabilmesinde ise yukarıda anılan çerçevede eşitlikçi, yeniden paylaşımcı ve güvencesizlikle mücadeleyi merkeze alan, şirketleri, finansal oyunları ve karlarını değil insanı ve doğayı önceleyen bir ekonomik demokrasi programının rolünün büyük olacağını vurguladı.

    KADINLARIN TALEPLERİ 

    Kadın Çalışma Grubu adına hazırlanan bildiriyi okuyan Cemile Baklacı, savaş politikalarının kadınların eşit yurttaşlık haklarını kullanılmaz hale getirdiğine dikkati çekerek, kadın işsizliği ve yoksulluğunun tavan yaptığını belirtti. Devlet ve erkek şiddetinin suç ortakları olduğunu vurgulayan Baklacı, kazanılmış kadın haklarına dönük saldırıların arttığını ifade etti. Kadınların taleplerinin demokrasinin olmazsa olmaz kriterleri arasında olduğuna işaret etti. Baklacı, “Yalnızca Türkiye’de değil bütün dünyada kadınlar mücadele için birlikte hareket etmenin, mücadelenin etki alanını genişletmenin yol ve yöntemlerini bulmaya çalışırken, aynı zamanda, büyük toplumsal hareketlerin ve geniş katılımlı, gündem değiştirici eylemlerin sürükleyicileri oluyorlar. Arjantin’den Sudan’a, Hindistan’dan İspanya’ya yoksulluğa, kötü yaşam koşulları dayatmasına, işsizliğe, şiddete, kadın cinayetlerine, eşitsizliğe, ayrımcı politikalara karşı sokakta büyüyen kadın mücadelesi dalgası daha iyi bir yaşam, eşit bir varoluş ve herkes için özgürlük talebi için deneyim biriktiriyor” diye konuştu. Baklacı son olarak, kadınların taleplerini sıraladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İstanbul’da Demokrasi Konferansı binlerce kişinin katılımıyla başladı

    İstanbul’da Demokrasi Konferansı binlerce kişinin katılımıyla başladı

    PİRHA- İstanbul’da Demokrasi Konferansı, 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla başladı.  
    Toplumun birçok kesimine ulaşarak talepleri ve mücadeleleri ortaklaştırmayı hedefleyen ve uzun zamandır hazırlıkları devam eden Demokrasi Konferansı, Dr. Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde başladı. “Ekmek, Özgürlük, Adalet” sloganıyla gerçekleşen konferansta 200’ü aşkın bileşen yer alıyor.
    Konferans, Ahmet Türk, Canan Arın, Celal Fırat, İhsan Eliaçık, Genco Erkal, Melda Onur, Murathan Mungan, Nejla Kurul, Öztürk Türkdoğan, Rıza Türmen, Şebnem Korur Fincancı, Tarık Ziya Ekinci ve Zülfü Livaneli’nin çağrıcılığıyla bir araya gelme kararı almıştı.
    Konferansın gerçekleştiği salona, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz”, “Halklar ve inançlar için eşit yurttaşlık, özgür bir gelecek” “KHK’ler iptal edilsin”, “Eşit, özgür, barış içinde bir ülkede yaşamak istiyoruz”, “Dayanışmayı ve direnişi büyütüyor, özgür ve bilimsel eğitim istiyoruz”, “Vardık, varız, var olacağız”, “Mültecilerin mücadelesi demokrasi mücadelesidir”, “Tek adam değil hukuk devleti” pankartları asıldı.
    Tilbe Saran’ın konferansın amaçlarına ve hedeflerine ilişkin sunumu ile başlayan konferans, Rıza Türmen’in açılış konuşmasıyla devam ediyor.


    (HABER MERKEZİ) 

  • ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etti-VİDEO

    ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Garip Dede Dergahında 12 Haziranda ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantıyı değerlendiren Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Alevilerin sesinin duyulması konusunda önemli bir çalışma olduğunu kaydettiler. 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantı ve forumu Aleviler cephesinden değerlendirildi.

    Toplantı ve forumunun ardından PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulunan Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, forumdan olumlu tepkiler alındığını ifade ettiler ancak bazı kurumların yeterli duyarlılığı göstermemesini eleştirdiler.

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN AYDINLIK YÜZÜ”

    Türkiye’nin ciddi bir demokrasi sorunu olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, “Türkiye yangın yerine dönmüş durumda Türkiye’nin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Ülkenin üzerine çöreklenen bu kara bulutları dağıtacak olan yapının en önemli ayaklarından bir tanesi Aleviler. Çünkü Aleviler bu ülkenin aydınlık yüzü” dedi.

    Can, şu anda ülkede bir korku ikliminin egemen olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

    “Korku bulaşıcıdır ama cesaret de bulaşıcıdır. Bizim biraz birbirimize dokunmaya, temas etmeye ihtiyacımız var. Çünkü korku iklimi herkesi bir biçimiyle bulundukları noktada mıhladı. Ama buna karşın ülkenin dört bir yanında haykırışlar, sesler var. Bunları merkezileştirmek, bunları ortaklaştırmak gerekiyor. Bu noktada Aleviler, bugüne kadar getirdikleri inançlarıyla, birikimleriyle, deneyimleriyle ve mücadele birikimleriyle bu sürecin motor gücü olabilirler.”

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, ALEVİLERİN SESİNİN DUYULMASINA HİZMET ETMİŞTİR”

    Demokrasi ve Aleviler forumunun Alevilerin birliği açısından önemli bir çalışma olduğuna dikkat çeken Can, “Demokrasi Konferansı Türkiye’deki bütün bu dağınıklığı ortadan kaldırmak için verilen bir işaret fişeğidir. Dolayısıyla bu işaret fişeğinin önemli dinamiklerinden bir tanesi Aleviler olacaktır. ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin birliğine hizmet etmiş midir diye bakıldığında ise en azından Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etmiştir, diyebiliriz. “Alevi örgütleri bütünlüklü olarak bu konferansta var mıydı?” diye bakacak olursak da, yanıtı bir soru işaretidir. Önümüzdeki süreçte insanların öne çıktıkları ve birbirlerine dokundukları müddetçe bir sürü insanın sürece dahil olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, ASIL AMACINA ULAŞTI”

    Forumun amacına ve sonuçlarına ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Demokrasi Konferansı Alevi bileşenleri olarak 12 Haziran’da Garip Dede Dergahında yapılan ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumunun asıl amacına ulaştığını söyledi.

    Mevcut olan anti demokratik uygulamaların arttığı bir dönemde Alevilerin de bu konuda rahatsızlığını dile getirmesi ve nasıl bir demokrasi istediğine yönelik olan tartışma amacımız aslında hedefine ulaştı” şeklinde konuşan Deniz, konuya ilişkin görüşlerini dile getirirken şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye’den ve Avrupa’dan bir çok Alevi kurum yöneticisi ve bireysel olarak katılan canlarımız bu tartışmayı yaptılar ve bir sonuç bildirgesi çıkardılar. Bizim bu forumu yapmadaki asıl nedenimiz, 24 Haziranda yapılacak olan Demokrasi Konferansı ve sonrasında yerellerde uygulanacak olan konferans çalışmalarına Alevi kurumlarını da dahil edebilmek, demokrasi güçleriyle ortak hareket edebilme, ortak mücadeleyi geliştirme ve yaşam kültürünün alt yapısını yapmaktı.”

    “BU KONUDA DUYARLI DAVRANMAYAN KURUMLARIMIZ OLDU”

    Deniz, foruma daha çok kurumun ve daha çok yerelin dahil olması beklentisinde olduklarını paylaşarak şunları kaydetti:

    “Şu anki çalışmalar fena değil. Dileğimiz daha çok kurumun ve daha çok yerelin buraya dahil olmasıydı. Ama maalesef ki bu konuda çok duyarlı davranmayan kurumlarımız oldu. Özellikle merkezi yapılanması ve çoklu şubesi olan kurumlarımız, sanki ülkede çok güzel bir demokrasi var ve Aleviler hiç anti demokratik uygulamalara maruz kalmıyormuş gibi bir tavırla uzaktan izlemeyi tercih ettiler.

    Sürecin şunu getireceğini düşünüyorum. Yaşanan baskılar ve sindirme politikaları devam ettiği sürece, ilerde bu kurumlarımız da konuya müdahil olmak zorunda kalacaklardır. Ama genel çerçeveden baktığımızda, Alevi hareketinde en azından bunu tartıştırmak bile değerliydi. Çünkü Alevi hareketi son süreçte, özellikle pandemi sürecinde durgunluk ve pasifize durumdaydı. Tümünü harekete geçirmek iyi olurdu ama kısmi olarak da bir karşılık bulur diye düşünüyorum.”

    “ALEVİLER OLARAK KENDİ İÇ SORUNLARIMIZA VURGU YAPTIK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki çok yönlü hak arama örgütlerini, Türkiye’nin farklı dinamiklerini bir araya getirme hedefinde, birlikte söz kurma ve demokratik ısrardaki çalışma kültürünü geliştirmek fikirlenmesiyle açığa çıktığını ifade eden  DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, “Rıza Türmen’in de bu yöndeki bir ön önerisiyle demokrasi birliği içerisinde bir manaya kavuştu” dedi.

    Felekoğlu, forumdan önemli tepkiler alındığını belirterek şunları söyledi:

    “Son iki yıldır Aleviler içerisinde bir durağanlık hakimdi. Bir çok Alevi düşünür, kanaat önderi söz kurma alanı ile alakalı bir eksiklik yaşıyordu. Bunun öncesinde bir birlik süreci vardı. Birlik süreci içerisinde bazı durumlar olgunlaştı. Fakat son iki yılda bu durumlar birbirinden uzaklaştı. ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumumuzda, Aleviler olarak aslında daha çok kendi iç sorunlarımıza vurgu yaptık. Katılımcıların çoğunda kendimize bakmamız gerektiği, kendimizdeki eksikliği görmemiz gerektiği ve bu yönüyle, forumun buradan da söz kurması gerektiği yaklaşımı vardı.”

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, DERLİ TOPLU BİR FORUM OLDU”

    “Biz genel boyutta Alevilerin işçilerle, ekolojistlerle ve diğer hak örgütleriyle ve yapılarla olan ilişkisi içerisinde kendi sözünü taşımak istedik. Sonrasında çok olumlu tepkiler aldık” ifadeleriyle konuşan Felekoğlu, şunları kaydetti:

    “Bu süreçte emeği geçen her arkadaş önemli roller üstlendiler ve gerçekten derli toplu bir forum oldu. Bütün katılımcıların ortak yorumu derli toplu olmasındaki uyumluluk ilişkisiydi. Katılan her konuşmacı ve fikir bildiren her can, bunu büyük bir olgunlukla ifade etti.

    Aleviler Türkiye’deki tüm demokratik arayışlar, tüm hak arayışlarıyla iş birliği yapmak, bunları güçlendirmek için ellerinden gelen dayanışmayı göstermek durumunda. Biz Demokrasi Konferansına fikirlerimizi taşırken, Alevilerin de yaklaşımının güçlü anlaşılması için elimizden geleni yapacağız. Biz Alevilerin süreç içerisinde demokrasiyi içselleştirmek ve kendi iç demokrasimizi, kadının, gençliğin temsiliyeti konusunda bir yoğunlaşmaya ihtiyacımız olduğu açıktır.”

    Diren SATI/İSTANBUL

     

  • Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi: Gücümüzü kadim inancımızdan alan Alevileriz

    Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi: Gücümüzü kadim inancımızdan alan Alevileriz

    PİRHA-Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, 12 Haziran’da gerçekleştirilen “Demokrasi ve Aleviler” Forumunun sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, “Sesimizi birlemek için gayret gösterdik. Biz gücümüzü kendi kadim inancımızdan alan Alevileriz” 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantı ve forumunda Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi.

    Toplantı ve forumunun ardından Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri tarafından, “Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi” açıklandı.

    “FORUMDA SESİMİZİ BİRLEMEK İÇİN GAYRET GÖSTERDİK”

    “Demokrasi ve Aleviler Forumu Sonuç Bildirgesi” şu şekilde:

    “Demokrasi konferansına giderken Aleviler, kurum yöneticileri, Alevi hak mücadelesinde emek veren canlar “Demokrasi ve Aleviler” başlıklı bir hibrit katılımlı Forumda sözümüzü birlemek için gayret gösterdik. Alevilerin katkıları ve diğer mücadele dinamikleri ile ortaklaşmak elzemdir. Güvercin tedirginliğinde olmadan, baskıya hakarete uğramadan, güzel bir gelecek umut eden; doğayla barışık, eşit yurttaş olacağımız bir ülke için 24 Haziran 2021 de gerçekleştirilecek olan ’Demokrasi Konferansı’na birlikte söz kurmak, acılarımızı ve umutlarımızı paylaşmak için Aleviler olarak bugün bir araya geldik.

    “BİZ GÜCÜMÜZÜ KENDİ KADİM İNANCIMIZDAN ALAN ALEVİLERİZ”

    Rıza Şehri hedefi olan; ikrarlı, rızalıklı ve toplumsal olan Yol’umuz kendine reva görmediğini başkalarına reva görmeyen, 72 millete varlığın birliğine bir nazarda bakar. Her kesilen ağaçta, her kuruyan derede, her katledilen kadında, her kaygılı gençte, her evladını arayan ananın yanında, işini kaybeden emekçide, yok sayılan engellide, yasaklanan dilde, kimlikte, Gazi’de, Gezi’de, ötekileştirilen her sorunda, nerede bir haksızlık varsa orada Pir Sultan olmayı bilmiştir. İnancımızı tarif edenlere, başka inançların kalıplarına hapsetmeye çalışanlara sözümüz; biz gücünü kendi kadim inancımızdan alan Alevileriz.’

    “KAĞIT ÜZERİNDE KALAN DEMOKRASİ VE LAİKLİKLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Katlimize ferman çıkararak; Selçuklu’dan, Osmanlıya yaşanan katliamlar, kıyımlar, yok sayma, asimilasyoncu ‘’devlet aklı’’ Cumhuriyet’le de devam etmiştir. Bugün de süren hak ihlalleri, düşünce suçlarıyla cezaevleri dolu, cinsiyetçi, tekçi, sömürücü baskı hali ile suç üreten bir sistemle, kağıt üzerinde kalan demokrasi ve laiklikle karşı karşıyayız.
    Alevi köylerine cami yapılarak, diğer yandan zorunlu din dersleriyle eğitimde asimilasyona gidilmiş; sağlığa, eğitime, sosyal yaşama ayrılan paylar neredeyse yok edilerek, vergilerimizden alınan büyük bir pay Diyanet’e aktarılmıştır.

    “ORTAK AKIL VE KOLEKTİF EMEKLE HAREKET ETMEK KIYMETLİDİR”

    Günümüz Türkiye’sinde cenazelerin bile gömülemediği, insanlığa karşı işlenmiş suç ve suçluların korunup kollanarak, dergahlar ve kutsal değerlerimiz gasp edilerek yaşam alanlarımız tahrip edilmiştir. Yaşananlardan ders çıkararak, Demokrasi Konferansıyla yeniden tüm dinamiklerle bir araya gelerek, tehlikelere karşı önlem almalıyız. Dert bizde, derman ellerimizdedir. Ortak akıl ve kolektif emekle hareket etmek kıymetlidir.

    “İYİLERİN KAZANDIĞI RIZA ŞEHRİNİ İNŞA EDEBİLİRİZ”

    Devleti değil yurttaşlarını koruyan bir Anayasa ile birlikte yaşama kültürünün tohumları atılarak, damlaların derya oluşturduğu, iyilerin kazandığı rıza şehrini inşa edebiliriz. Alevilerin yolu yaşamı doğayı ekolojiyle bütünlüklü gören, katılımcı, şeffaf, eşitlik, İnanç ve düşünce özgürlüğü, adalet isteyen, hesap veren, hesap soran, denetlenebilir, eşit temsiliyeti öngören bir ülkeyi birlikte kurmak isteyenlerle kesişecektir.

    “TÜM SORUNLARLA YÜZLEŞMEDEN DEMOKRASİ İNŞA EDİLEMEZ”

    Anayasal hakkın güvencede olmasının koşullarından biri de, bilimsel anadilde eğitimin, yaratılan fırsat eşitliğiyle, özgür düşünme ve örgütlenmenin önünü açarak; aklın ve bilimin süzgecinden geçmesidir. Demokrasinin olmazsa olmazı açlığın olmadığı, barınma hakkının ve adil paylaşımın olduğu üretim ekonomisinden geçer. Tüm sorunlarla yüzleşmeden demokrasi inşa edilemez. Demokrasi dinamikleriyle, aşure gibi farklılıkların bir arada, kendi renginde, kendi tadında ortak bir tat var ederek barışı, sevgiyi birlikte yeşertebiliriz.

    “DEMOKRASİ TOPLUMLARINDIR, DEVLETLERİN DEĞİL”

    Demokrasi toplumlarındır, Devletlerin değil. Toplumlar, deryayı oluşturan damlalardır. Demokrasi, damlaların birlikte yaşam çabasıdır. Toplumların dili adalettir. Yaklaşımımız büyük adalet ile devleti küçültmektir. Adalet duygusuyla güçlenip, cümle varlıkla birlikte yaşam düsturunu, paylaşarak geleceğe umutla bakabiliriz. Demokrasi bizler için sadece talep meselesi değil, rızalı yaşam biçimimizin bir gerçeği olarak yaşamsal ihtiyaçtır.

    “EŞİT YURTTAŞ OLACAĞIMIZ BİR ÜLKE İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ VE BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Karşı çıktığımız şeyleri yapmayarak; demokrasinin hayata geçirilmesinin ağır sorumluluklarının bilincindeyiz. İstediğimiz demokratik özgür yaşamı önce kendimiz ve temsil ettiğimiz kurumlarda içselleştirerek; kadınlarımız ve gençlerimizin geniş katılımını önemseyerek olacağını da biliyoruz. Samimiyetle inanıyoruz ki bugünden sonra bulunduğumuz alanlarda birbirimize dokunarak başka bir dünyayı mümkün kılabiliriz.

    İnsan değerleriyle, haklarıyla insandır. Bu güzel yürüyüş, farkındalıkla başlar. Farkında olan korur ve sorumluluk üstlenir. Eşit yurttaş olacağımız, Demokratik Laik bir ülke için mücadele edeceğiz ve birlikte kazanacağız. Gerçeğe Hü.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Demokrasi ve Aleviler’ konulu forum gerçekleştirildi-VİDEO

    ‘Demokrasi ve Aleviler’ konulu forum gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantı ve forumu gerçekleştirildi. Forumda, Demokrasi Konferansı Aleviler cephesinden değerlendirildi.

     

    Garip Dede Dergahı’nda ‘Demokrasi ve Aleviler’ konulu forum gerçekleştirildi.

    Foruma, Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, PSAKD Ataşehir Şube ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Yazar Ayhan Aydın, Veli Büyükşahin Dede, zoom üzerinden birçok Alevi kurum temsilcisi ve yurttaşlar katıldı.

    Forumda, salondaki katılımcılar ile birlikte zoom üzerinden dahil olan katılımcılara da söz hakkı verildi.

    “ALEVİLERİN SÖZÜNÜ, DEMOKRASİ İSTEĞİNİ, DEMOKRASİ KONFERANSINA TAŞIMAK İSTİYORUZ”

    Alevi Dernekleri Federasyonu ve Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, fikir tartışmalarından korkmamak, özgür bir şekilde konuşmak gerektiğini vurgulayarak, “Bizler yan yana durup, birbirimizin elini tutmalıyız. Demokrasi Konferansının güzelliklere yol açmasını diliyorum” dedi.

    DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Demokrasi Konferansı’nın yaklaşık üç aydır bir çok platformda süreç izlediğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Bu sürece Aleviler de katıldı. Biz Aleviler halklar ve inançlar üzerinden söz kurduk. Demokratik yaklaşımı güçlendirmeye çalıştık. Bugünkü forumumuzun yaklaşımı Demokrasi Konferansı’na giderken, Alevilerin sözünü, demokrasi isteğini Demokrasi Konferansı’na taşımak. Temel hedefimiz ülkenin her yerindeki mücadele dinamiklerinin birlikte söz kurabilmesini sağlayabilmek.”

    “ALEVİLER İÇİN ACİL DEMOKRASİ!”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, “Demokrasi, bizim gibi haksızlığa uğrayan toplulukların yaşadığı ülkelerde vazgeçilmez bir unsur. Çünkü bizim hakkımızı koruyacak tek öğe demokrasidir. Bizler, yani Aleviler açısından da acil demokrasi ve hemen demokrasi diyorum” şeklinde konuştu.

    Yazar Ayhan Aydın, “İnsanın insana düşman edildiği ve bu düşmanlık üzerinden siyaset yapılan bir ülkedeyiz. Birlikte yaşama kültürünü ortadan kaldırmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar” diyerek şöyle devam etti:

    “Biz Alevi Bektaşi toplumu doğuşumuzdan demokratız. Aleviler bu ülkeden ve dünyadan barışın, kardeşin, dostluğun, gerçek olduğu, hakça üretimin olduğu dünya ister. Okumak ve yolunu, erkanını yaşamak ister. Alevi Bektaşi toplumu bencil değildir, ezilen azınlıklarının sesini yükselttiği her yerdedir. Bu devlet yurttaşına, yurttaş gibi davranıncaya kadar bilinçli insanlar haklarını aramaya devam edecektir.”

    “ALEVİLER İYİLİKTEN, EŞİTLİKTEN YANA BAKMIŞ VE BU AÇIDAN BEDELLER ÖDEMİŞTİR”

    PSAKD Ataşehir Şube ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da, demokrasi kavramının tartışılması gereken bir kavram olduğuna değinerek, “İçinde yaşadığımız ülkede Aleviler, öğretisi, inancı, yolu gereği iyilikten, güzellikten, eşitlikten yana bakmış ve bu açıdan bedeller ödemiştir. Bugün nasıl bir demokrasi istiyoruz ve bu demokrasiyi nasıl kuracağız meselesini  konuşmalıyız. Birlik, söylem olarak bakınca güzeldir ama bunu hangi yol ve yöntemlerle yapacağımız da önemlidir. Alevi toplumunun ihtiyaçlarını iyi belirlemek gerekiyor” dedi.

    “BİZ ALEVİLER NASIL BİR DEMOKRASİ İSTEDİĞİMİZİ ÖNCELİKLE KENDİ İÇİMİZDE TARTIŞMALIYIZ”

    Forumda konuşan Veli Büyükşahin Dede,  Alevilerin önce kendi içlerinde nasıl bir demokrasi istediğini tartışmaları gerektiğini belirterek, “Kavramın içini tam doldurmadan, ne istediğimizi bilmeden demokrasi isteği çağrıları karşılık bulmaz. Biz Aleviler önce kendi içimizde ne istediğimizi, nasıl bir demokrasi istediğimizi tartışmamız, konuşmamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    Avrupa ve Türkiye’nin bir çok kentinden Alevi kurum temsilcisi, dede, ana, yazar, aydın ve aktivist konuşma yaparak demokrasinin Alevi inancının merkezinde yer aldığını belirterek, ortak mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu başlıyor

    Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu başlıyor

    PİRHA-Garip Dede Dergahı tarafından düzenlenen, “Dert bizde derman ellerimizdedir. Güzel bir geleceğin inşası birlikte mümkündür” şiarıyla düzenlenen Demokrasi Konferansı’na katılım çağrısı yapıldı.

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı, “Dert bizde derman ellerimizdedir. Güzel bir geleceğin inşası birlikte mümkündür” şiarıyla Demokrasi Konferansı düzenleniyor.

    Demokrasi Konferansı, bugün, saat 13.00’te Garip Dede Dergahında gerçekleştirilecek.

    Demokrasi Konferansı’na katılım için yapılan çağrı şu şekilde:

    “Doğasına, geleceğine sahip çıkan, 72 millete bir nazarda bakan, kendisine reva görmediğini başkasına görmeyen, eşit yurttaş olacağımız bir ülke isteyenler bir süre önce ‘Demokrasi Konferansı’ adıyla bir araya geldi ve çalışmaları devam etmektedir. Birçok kurumda örgütlü Aleviler olarak bizde bu konferansa sesimizi kattık. Ama siz yoksanız bir yanımız eksik kalacaktır. Garip Dede Dergahında gerçekleştireceğimiz cemal cemale ve gelemeyenlerin eş zamanlı zoom ile katılacağı “Demokrasi ve Aleviler” forumuna katılımınız önemlidir ve güç katacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demokrasi Konferansı: Ülkenin geleceğinde bizim de sözümüz var!-VİDEO

    Demokrasi Konferansı: Ülkenin geleceğinde bizim de sözümüz var!-VİDEO

    PİRHA-Haziran ayında düzenlenecek olan ‘Büyük Demokrasi Konferansı’ öncesinde, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi Abidin Dino salonunda Demokrasi Konferansı düzenlendi. Konferansta, kadın, emek, ekoloji, çocuk LGBT+ hakları, eşit yurttaşlık ve barış, anadilde yaşam gibi birçok konu tartışıldı.

    Demokrasi Konferansı’nda emekçiler, hukukçular, sanatçılar, çocuk hakları savunucuları, esnaf, KHK’lılar, ekoloji mücadelesi verenler, sağlık emekçileri, LGBTİ+ toplumu, gençler, akademi, ekonomistler, kadınlar, eğitim emekçileri, engelliler, halklar ve inançlar ile mülteciler seslendi.

    Konferansta yapılan açıklamada, ülkenin dört bir yanında hukuksuzluklara karşı mücadele edenlerin umutlarının ve dirençlerinin tükendiği vurgulanarak “Seslerimizi ve mücadelelerimizi ortaklaştırma amacıyla çıktığımız yolculuğun en heyecan verici noktasındayız. Ülkenin geleceğinde bizim de sözümüz var diyenler, karanlığa pabuç bırakmayanlar seslerini yükseltiyor” denildi.

    “DİĞER TOPLUMSAL KESİMLER GİBİ İŞÇİ SINIFI DA YOKSULLAŞIYOR”

    Demokrasi Konferansı’nda seslerini yükseltenler şöyle:

    Emekçiler: Çözülmesi için yıllardır mücadele ettiğimiz sorunlarımız, pandemi süreciyle birlikte çoğalıyor. İşsizlik kitlesel hale gelirken, diğer toplumsal kesimler gibi işçi sınıfı da yoksullaşıyor; öte yandan her hak arayışımız şiddetle bastırılmaya çalışılıyor; örgütlenme girişimlerimiz engelleniyor. Güvencesiz ve geleceksiz bir yaşam dayatılmak isteniyor. Üretici köylülere yoksulluk ve topraksızlık dayatılırken, tarım işçileri önemli sorunlarla karşı karşıya.

    Hukukçular: Yargı tarafsızlığının ve bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı, yargının siyasi muhalifleri ve toplumsal mücadeleleri sindirmek için siyasi iktidar tarafından bir sopa olarak kullanıldığı; savunma hakkının kullanılamaz hale getirildiği, avukatların soruşturma, gözaltı ve cezaevleri ile susturulmak istendiği, baroların bölünerek ve soruşturmalara uğratılarak hedef alındığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, bir gece ansızın uluslararası sözleşmelerin rafa kaldırıldığı bir tabloyu artık görmek istemiyoruz.

    “YÜKSEK PERDEDEN SESLER ÜRETMENİN ZAMANI GELMİŞTİR”

    Sanatçılar: Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi sanatçılar bu topraklarda da yüzyıllar boyu bin türlü baskıya, tehdide, haksızlığa uğradı, çoğu zaman alenen yok edilmek istendi ve buna rağmen çok renkli ve direngen bir geleneği her dönemin içinden çıkarmayı ve o dönemi tarif etmeyi başardı. Başka türlü bir dünyanın mümkün olduğuna inananlarımızın umudu taşırcasına fısıltı olarak söyledikleri, her yerden yükselen bir mırıltı halini almaya başladı. Diyoruz ki, belki de artık bu mırıltıları alıp yüksek perdeden sesler üretmenin zamanı gelmiştir.

    Çocuk Hakları Savunucuları: Giderek derinleşen eşitsizlik ve adaletsizlik; yoksulluk, ayrımcılık ve şiddet olarak çocuklara yansımaya devam ediyor. Çocuk işçiliği, çocuk cinayetleri, çocuk istismarı ve ihmali gibi pek çok hak ihlali giderek artıyor, ağırlaşıyor. Çocuk işçiler, mülteci çocuklar, özel gereksinimli çocuklar, LGBTİQ+ çocuklar, çocuk mahpuslar, anneleriyle birlikte hapishanede tutulan çocuklar… Haklarından yoksun bırakılan tüm çocuklar için ve çocuklarla birlikte eşit, adil bir yaşam mücadelemizi sürdürürken, Demokrasi Konferansı’nı taleplerimizi görünür kılma ve sesimizi çoğaltma ihtiyacımızın bir karşılığı olarak görüyoruz.

    “HELALLEŞMEYECEĞİZ”

    Esnaf: Helâlleşmeyeceğiz. Ülkemiz esnafı iktidarın kutuplaştırıcı, bölücü ve adaletli olmayan yaklaşımlarıyla iflas, intihar ve tasfiyeyle karşı karşıya. Diğer emekçi kesimlerle birlikte çok ağır bedeller ödeyen esnaf ufak birikimlerini de kaybederek yoksul emekçi sınıflara eklemlenmişlerdir. Biz de demokrasi konferansının bir parçasıyız.

    KHK’lılar: Demokrasi Konferansının bir parçasıyız. 20 Temmuz sivil darbesinin ardından kamu emekçilerine yönelik tarihin en büyük saldırılarından biri olan KHK’larla 140 bin kamu emekçisi ihraç edildi. KHK’larla başta çalışma olmak üzere en insani ve en temel haklarımız elimizden alındı. İş güvencemiz hiçe sayıldı ve bir gece yarısı kamusal ve kazanılmış tüm haklarımız gasp edildi. KHK’lar hukuksuzdur, adaletsizdir, keyfidir, belirsizdir, yargısız infazdır, sistematik ve ağır işkencedir, sivil ölüme mahkûm edilmektir.

    “EKOLOJİ MÜCADELESİ ARTIK VARLIK YOKLUK MÜCADELESİDİR”

    Ekoloji mücadelesi verenler: Ekoloji Mücadelesi artık varlık yokluk mücadelesidir. Kendi yasalarını bile hiçe sayan, mahkemeleri talandan sonra biten, lehte karar verse bile yürütmenin kararları uygulanmadığı bir sistemle karşı karşıyayız. Kanal İstanbul gibi mega projeler iklim kriziyle birlikte tüm canlı yaşamı yok oluşa sürüklerken, Tarım, orman, su ve tüm habitatlar kapitalist bir kuşatma altındayken Direniş ve mücadele sesleri de yükseliyor.

    Sağlık emekçileri: Pandemi süresince Sağlıktan tasarruf politikaları hastalıklar ve ölümler getirirken, aynı dönemde antidemokratik totaliter rejim uygulamaları, yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik, geleceksizlik ve esaretler yaratmıştır. Tek adam rejiminin Türkiye gerçeği budur. Tarih boyunca salgınlar nedeniyle büyük yıkımlar yaşayan insanlık, Covid 19 salgını süresince uygulanan acımasız neoliberal politikalar nedeniyle bir kez daha yıkıma uğramış ve yıkımlar devam etmektedir.

    “LGBTİ+ TOPLUMUNUN ÖZGÜRLÜKLERİ AĞIR SALDIRI ALTINDA”

    LGBTİ+ toplumu: LGBTİ+ toplumunun, hem toplumsal hem siyasal hakları, hem de bireysel hak ve özgürlükleri ağır saldırı altında. Özellikle Covid-19 salgınının LGBTİ+ toplumunu, diğer kesimlerden daha çok daha fazla etkilediği, ev içi şiddete daha çok maruz hale geldikleri malumun ilanı. Siyasilerden ve üst düzey bürokratlardan gelen ve nefret saldırılarını cesaretlendiren açıklamalar ise kamusal alandaki LGBTİ+ görünürlüğüne yönelik saldırıları artırdı ve LGBTİ+ varoluşu de facto kriminalize edildi.

    “GELECEĞİMİZE DAİR BİZİM DE SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR”

    Gençler: Bizler, her geçen gün daha da yoksullaşan, işsizliğe, geleceksizliğe mahkum edilen gençleriz. Eğitimin sermaye birikim alanına dönüştürülme süreci bir çoğumuzu okurken güvencesiz ve esnek çalışmaya zorladı. Pandemi gerekçe gösterilerek kamusal alanlar tasfiye edilirken gençliğin enerjisi de dört duvar arasına hapsedilmeye çalışılıyor. “Geleceğimize dair bizim de söyleyecek sözümüz var!’’ demeye, gençliğin taleplerini, enerjisini ve coşkusunu diğer toplumsal dinamiklerle birlikte Büyük Demokrasi Konferansı’na taşımaya davet ediyoruz.

    “BİR ÜNİVERSİTE ÖZERK VE ÖZGÜR DEĞİL”

    Akademi: Günümüz Türkiye’sinde üniversitenin kendi değişiminin öznesi olmak bir yana, dışardan dayatılan değişmelere (müdahalelere) bile direnme gücü bulunmamaktadır. Bu durum, üniversitenin tam bir kısır döngü içine saplanıp kaldığını göstermektedir: Bir üniversite olması gerektiği gibi özerk ve özgür değil, bu yüzden üretken ve yaratıcı değildir. Üniversite, üretken ve yaratıcı olamadığı için de özgür düşüncenin ve özerk kurumsallaşmanın önündeki engelleri kaldırıp demokrasiyi ve toplumsal/kültürel ortamı yeşertecek gücü bulamamaktadır.

    “EKONOMİK DEMOKRASİ PROGRAMININ ROLÜ BÜYÜK”

    Ekonomistler: Bugün ekonomide yaşanan yıkım, geniş emekçi kesimlerin iktidara açık bir biçimde sırtını dönmesine yol açıyor. İktidara sırtını dönen emekçi kesimlerin kararsızlık çemberinden çıkarılarak demokrasi mücadelesine kazanılabilmesinde ise eşitlikçi, yeniden paylaşımcı ve güvencesizlikle mücadeleyi merkeze alan; şirketleri, finansal oyunları ve kârlarını değil insanı ve doğayı önceleyen bir ekonomik demokrasi programının rolü büyük olacaktır.

    “ERKEK ŞİDDETİ, İKTİDARIN SÖYLEM VE POLİTİKALARIYLA BİRLİKTE MEŞRULAŞTIRILIYOR”

    Kadınlar: Erkek şiddeti, iktidarın söylem ve politikaları ile meşrulaştırılıyor. Muhafazakar aileyi kurumsallaşma hamleleri ile kadınlar şiddet döngüsü içine hapsedilmek isteniyor. İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun gibi kadınların yasal hakları saldırı altında. Pandemi süreciyle işsizlik, yoksulluk daha da ağırlaşırken esnek, güvencesiz çalışma koşulları kadınlara daha fazla dayatılıyor. Evin yükü kadınların omzuna bindirilirken, devletin sunması gereken hizmetlerin piyasalaştırılmasının ceremesini en çok kadınlar çekiyor. Kadınların sözünün, deneyimlerinin ve mücadele birikimlerinin toplumun farklı direniş odaklarını yan yana getirmeyi hedefleyen Demokrasi Konferansında hak ettiği yeri alması için biz de varız. Yalnızca taleplerimizle değil, kurucu bir güç olarak konferansın bütününde siyasi irade olmanın zeminini yaratmak istiyoruz.

    Eğitim emekçileri: COVID-19 salgını, eğitimin, doğanın sürdürülebilirliğini merkeze koyan ekolojik politik mücadelenin bir parçası olması gerektiğini ortaya koymuştur, ki bu mücadele anti-kapitalist nitelikler taşır. Eğitim bileşenlerinin onurlu, yaşamdan, doğadan ve emekten yana, kamusal, bilimsel, parasız, laik, cinsiyet eşitliğini sağlayan, demokratik ve anadilinde eğitimi yaşama geçiren varoluşlar olarak Demokrasi Kurultayı’na güç vermelerini bekliyoruz.

    Engelliler: Engelli nüfus ile engelli olmayan nüfus arasında keskin eşitsizlikler ve uçurumlar vardır. Engellilerin eğitime erişimi %8 oranındadır. İstihdamda bu oran %10 dolayındadır. Engelliler, genel nüfusun %12’sini oluşturmasına karşılık, ulusal gelirin sadece 10.000/28’İ engelliler için harcanmaktadır. Kamu kullanım alanları, toplu taşım araçları, hizmetler, ürünler, çevre ve web siteleri büyük oranda engellilerin erişimine uygun değildir. Engelliler, karar alma süreçlerinde ve organlarında hak ettikleri ölçüde temsil edilmemektedir.

    “FARKLILIKLARIMIZ ZENGİNLİĞİMİZDİR”

    Halklar ve İnançlar: Farklılıklarımız zenginliğimizdir. Biz tüm farklılıklarımızla, birlikte, kardeşçe yaşayabiliriz. Ayrımcılığa, asimilasyon politikalarına ve nefret söylemlerine karşı birlikte mücadele ettiğimiz gibi, anadillerimizde eğitim görerek, laik bir ülkede inançlarımızı kardeşçe yaşayabiliriz. Birbirimizi tanıyarak ve anlayarak; çok dilli, çok kültürlü, onurlu ve özgür bir toplumu var edebiliriz.

    Mülteciler:  Bugün var olan dünya düzeninin kaçınılmaz sonucu olarak milyonlarca insan, savaşların, ekonomik ve ekolojik krizin yarattığı yıkım sebebiyle ya kendi ülkesinde ya da sınırların ötesinde yerinden edilmekte, yine on binlercesi insanca bir yaşama kavuşma umuduyla çıktıkları göç yollarında hayatlarını kaybetmektedir. Menzile erişebilenler için ise sınırsız sömürü, baskı, şiddet ve ayrımcılık hayatlarının rutini haline gelmektedir.

    PİRHA/İSTANBUL