Etiket: demokratik alevi derneği izmir şubesi

  • Seyit Rıza ve yoldaşları İzmir’de anılacak

    Seyit Rıza ve yoldaşları İzmir’de anılacak

    PİRHA- İzmir Dersimliler Derneği ve Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi, idam edilişinin 82. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını anacak. 

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşları için İzmir Dersimliler Derneği ve Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi ortak anma gerçekleştirecek.

    Karşıyaka İskelesi önünde gerçekleşecek anma saat 18.30’da başlayacak.

     

  • İzmir’de anma: Seyid Rıza’ların mezar yerleri açıklanarak cenazeleri teslim edilmeli- VİDEO

    İzmir’de anma: Seyid Rıza’ların mezar yerleri açıklanarak cenazeleri teslim edilmeli- VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşları idam edilişlerinin 81.’nci yıl dönümlerinde İzmir’de kitlesel bir eylem ile anıldı. Yapılan açıklamada, “Dersim, İttihatçı-Kemalist politikalar bağlamında, tek tip iktidar alanı yaratmaya koşullu kıyımlar zincirinin halkalarından biridir. Dersim isyan etmemiş, üstüne gelen bir zulüm dalgası karşısında her canlının yaptığı gibi yaşam hakkını ve yaşam alanını savunmak için çok sınırlı olanaklarıyla direnmiştir” denildi.

    İdam edilişinin 81. yılında Seyit Rıza ve yoldaşları Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öncülüğünde Karşıyaka İskelesi’nde anıldı. Anmada mumlar yakılarak niyaz ve lokmalar dağıtıldı. HDP, SMF, Partizan ve Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı anmada kitle adına açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Eş başkanı Hüseyin Ozan okudu.

    Tüm kurumlar adına açıklamayı okuyan DAD İzmir Eş başkanı Hüseyin Ozan, katliam ile yüzleşilmesi, Seyit Rıza ve yoldaşlarının cenazelerinin teslim edilerek nakline engel olunmaması, kayıp çocukların akıbetinin açıklanması, toplumsal kimliklerinin tanınarak asimilasyona ve şiddete son verilmesi taleplerini yineledi.

    “KATLİAM SIRASI MÜSLÜMAN KÜRT KARDEŞE VE ALEVİ HALKLARA GELMİŞTİ”

    “Dersim’de gerçekleştirilen vahşet; isyan vardı, eşkiyalık vardı yalanlarıyla meşrulaştırılmak istenmiş, bu yalanlar günümüze kadar aralıksız biçimde tekrarlanmış, propaganda edilmiştir. Hakikat ise tamamen farklıdır” diyen Ozan, İttihatçı ideolojinin iktidarlaşması olan Cumhuriyet’in tek tipleştirme politikalarının toplum üzerinde kaldığı yerden devam ettiğini belirtti.

    Ozan, sözlerine şöyle sürdürdü;

    “Bilindiği gibi Avrupa merkezli olarak yaşanan gelişmeler bağlamında İmparatorluk tipi hegomonyalar dağılmakta, yerine kapitalist hegomonyanın tahakküm biçimi olan ulus devletler inşa edilmekteydi. Osmanlı imparatorluğu Avrupa karşısında gittikçe gerilemekte, milliyetçi akımlar Osmanlının tahakküm alanlarında da etkisini göstermekteydi. Osmanlının çözülüş ve çöküşünü önleme arayışlarının sonucu olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti kurulmuş, bu cemiyetin faaliyetleri sonucu 1908 de 2. Meşrutiyet ilan edilmiş ve iktidar esas olarak İttihatçıların eline geçmişti. 1. Paylaşım savaşıyla birlikte İttihatçılar Osmanlı imparatorluğunu Alman devletinin müttefiki olarak savaşa dahil etmiş; Almanların akıl hocalığı,  destek ve teşviği ile savaş yıllarında gayri müslimlerden başlayarak etnik ve dinsel tekleştirme politikaları uygulamışlardır. Bu sürecin ve tek tipçi politikaların sonucunda antik dönemlerden beri bu topraklarda yaşayan birçok halk adeta yok edildi. İttihatçılar 1. Paylaşım savaşından yenilgiyle çıkmalarına karşın kadro ve ideolojilerini Cumhuriyet olarak iktidarlaştırmış, tek tipleştirme politikalarına kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Artık sıra din kardeşliği söylemi ve özerklik vaadiyle ikna edilen Müslüman Kürt kardeşe ve Alevi halklara gelmişti”

    “DERSİM’E KATLİAM, GÖÇERTME VE ASİMİLASYON SACAYAĞI UYGULANDI”

    Dersimin ise kendi tarihsel-toplumsal gerçekliğinde fiili bir özerkliği yaşamakta olduğunu söyleyen Ozan, Dersimlilerin  Osmanlıyla ilk karşılaşmaların 16. Yüzyılda Osmanlı-Safevi savaşları döneminde gerçekleştiğini ve bu tarihten sonra ise Osmanlıyı karşılarında hep elde kılıç üstlerine gelen bir güç olarak gördüklerini hatırlattı. Cumhuriyetin kurulması ile verilen mesajlar ve vaatlerin aksine Dersim’in payına katliam düştüğünün altını çizen Ozan,“Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Dersimlilerle diyaloglar kurulmuş, birşeylerin değiştiği mesajları verilmiş, kimi Dersimli ileri gelenlerden destek sağlanmış, bu yeni süreçte hak ve özgürlüklerin herkesi kapsayacağı vaadedilmiştir. Dersim’de gelişen uzlaşma eğilimi ve silah tesliminin karşılığı ise hazırlıkları tamamlanan, katliam, göçertme ve asimilasyon sacayaklarından oluşan 1937-38 seferleri olmuştur” dedi.

    “OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE SALDIRILAR ALEVİ VE KÜRT KİMLİĞİMİZEDİR”

    “Osmanlı döneminde saldırılara Alevi kimliğimiz gerekçe gösterilirken, Cumhuriyet döneminde buna birde Kürt kimliğimiz eklenmiştir” diyen Ozan, asıl amacın ise toplumsal kimliklerinin hedef alınması olduğunu belirtti. Ozan, şunları kaydetti:

    “Uçak filoları ve büyük askeri güçler harekete geçirilmiş, neredeyse tamamen silahsızlandırılmış durumda olan insanlarımız kitleler halinde yok edilmiştir. Neredeyse tüm yerleşim birimlerimiz yakılmış, halkımızın varına yoğuna elkonulmuş, sağ kalanlar aileler parçalanarak Anadolu’nun dört bir yanına sürgün edilmiş, özellikle kız çocuklarımız gasp edilerek götürülmüş ve akıbetlerinden haber alınamamıştır. Dersim, İttihatçı-Kemalist politikalar bağlamında, tek tip iktidar alanı yaratmaya koşullu kıyımlar zincirinin halkalarından biridir. Dersim isyan etmemiş, üstüne gelen bir zulüm dalgası karşısında her canlının yaptığı gibi yaşam hakkını ve yaşam alanını savunmak için çok sınırlı olanaklarıyla direnmiştir. Dahası, Dersim tarihte yaşanmış ve dünde kalmış bir vaka değildir. Toplumsal varlığımız, kimliğimiz hala kabul görmemekte, tek tipleştirme politikalarıyla sistematik bir şiddet sarmalında tüketilmeye devam edilmektedir. Osmanlı döneminde saldırılara Alevi kimliğimiz gerekçe gösterilirken, Cumhuriyet döneminde buna birde Kürt kimliğimiz eklenmiştir.”

    “SEYİT RIZA’LARIN CENAZELERİ TESLİM EDİLMELİ, NAKLİNE ENGEL OLUNMAMALI” 

    Tek tipçi politikaların bu toprakları cehenneme çevirdiğini, nice acılara yol açtığını söyleyerek demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir Cumhuriyet’in ancak inançlar ve farklı kimlikleri tanıyarak yaralarına sarabileceği vurgulayan Ozan, Dersim halkının taleplerini şöyle sıraladı;

    -Dünyada ki benzer örneklerden yola çıkarak devlet Dersimle yüzleşmelidir.

    -Seyit Rıza ve diğer canlarımızın cenazeleri halkımıza teslim edilmeli, Dersim’e nakline engel olmamalıdır.

    -Ailelerinden koparılarak götürülen kayıp çocuklarımızın akıbeti açıklanmalıdır.

    -Toplumsal kimliğimiz tanınmalı, şiddet ve asimilasyon politikalarına son verilmelidir.

     Ersin ÖZGÜL- Semra ACAR / İZMİR

     

  • İzmir’de Dersim’deki orman yangınları için ortak inisiyatif

    İzmir’de Dersim’deki orman yangınları için ortak inisiyatif

    PİRHA- İzmir Munzur Ekoloji Meclisi çağrıcıları, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Dersim’deki orman yangınlarına müdahale için ortak inisiyatif oluşturdu.

    İzmir Munzur Ekoloji Meclisi çağrıcıları, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Dersim’deki orman yangınlarına müdahale için ortak inisiyatif oluşturdu. Toplantıda ortak açıklamayı okuyan Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Başkanı Hüseyin Ozan “İzmir Munzur Ekoloji Meclisi çatısı altında ilimizdeki yaşanacak orman yangını, çevre sorunu, vb. çevre felaketlerine acil ve organize müdahale etmek üzere gerekli hazırlıkların ardından yeterli eğitimi almış ekipler ve gerekli teçhizat ile harekete geçeceğimizi ilan ediyoruz’’ dedi.

    ÇÖZÜM İÇİN KOLEKTİF ARAYIŞ

    Dersim’de ve bölgede sistematik doğa tahribatı yaşandığını ve bunun korkunç boyutlara ulaştığına söyleyen Ozan, şöyle dedi. “Son dönemlerde gerek ülke genelinde gerekse ilimizde yaşanan orman yangınları ekosistemin bir bütün olduğuna, insanlığın ekosistemin bir parçası olduğu gibi ekosistemi korumakla mükellef olduğuna inanan biz Dersimlilerin endişelerini derinleştirmiştir. İster yeni rant alanları açma, isterse güvenlik gerekçesi ile başlatılan ve doğamızın büyük oranda tahribine neden olan orman yangınlarına yöneticilerin ve kamunun farklı yaklaşımlar sergilemesi Dersimliler arasında infiale yol açmış ve kendi içimizde çözüm gücü olmak adına kolektif bir arayışa itmiştir.”

    “YANGINLAR BİLİNÇLİ BİR YAKLAŞIMLA SÖNDÜRÜLMEDİ”

    Dersim’de operasyonlar sonrası orman yangınları yaşandığını ve yine yanan bölgelerin güvenlik gerekçesi ile yasaklı bölge ilan edildiğini belirten Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Son on yıllarda Dersimde yaşanan orman yangınlarının neredeyse tamamının gerekçesi güvenlik kaygısı olarak ifade edildi. Güvenlik gerekçesi ile aslında bu ülkenin hem maddi hem moral değerleri büyük bir yıkıma uğratıldı. Hektarlarca orman içindeki yüzlerce canlı ve endemik bitki örtüsü yok edildi. Resmi olarak görevli tüm kurumların anında müdahale etmesi ve organize bir çaba ile sonuca varması gereken yangınlar bize göre bilinçli bir yaklaşımla söndürülmedi. İlimizdeki bir avuç doğa aktivistinin çabası ve ısrarı ile günler sonra bazı alanlarda müdahale izni verildi. Yine resmi olarak görevli ekiplerin dahli olmadan, insanlarımızın çabası ile orman yangınlarına kısmi müdahale gerçekleşti. Bergama’dan, Fırtına Vadisi’ne, Loç Vadisi’nden, Hasankeyf’e, Akkuyu’ dan Sinop’a bir bütün olarak doğamızın tahribine göz yummadık ve Dersimliler olarak itirazların bir parçası olduk’’

    “ORMAN YANGINLARINA ACİL MÜDAHALE İÇİN ÖRGÜTLENMEYE GİDİYORUZ”

    “Aynı kolektif yaklaşımı ülkemizdeki tüm ekolojistlerden beklemekte hakkımız diye düşünüyoruz” ifadesini kullanan Ozan, şunları söyledi. “Ancak ne dayanışmasına ihtiyaç duyduğumuz kurumlar yeterli itirazı yükseltti ne de toplumumuz organize bir çalışma gerçekleştirdi. Bütün bu nedenlerden dolayı biz İzmir’de yaşayan Dersimliler gerçekleştirdiğimiz bir dizi görüşme sonrası özellikle ilimizde yaşanan orman yangınlarına doğrudan ve acil müdahale edebilmek adına bir örgütlenmeye gitmiş bulunmaktayız.’’

    Dersimlilere değil, ekosisteme dair duyarlılığı olan herkese çağrı yaptıklarını belirten Ozan, şu ifadeleri kullandı: “İzmir Munzur Ekoloji Meclisi olarak yarından itibaren öncelikle ilimizde yaşanacak ve acil müdahale gerektiren çevre olaylarına organize ve hızlı bir şekilde müdahil olacağımızı, yaşadığımız tüm yerlerde gerçekleşecek çevre sorunlarına da aynı duyarlılıkla yaklaşacağımızı gerekli ekipman ve ekip desteği ile hazır olacağımızı ilan ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • DAD İzmir Şubesi 22 Şubat’ta Hızır Cemi gerçekleştirecek

    DAD İzmir Şubesi 22 Şubat’ta Hızır Cemi gerçekleştirecek

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi Hızır Cemi gerçekleştirecek.

    DAD İzmir Şubesi Aleviler için kutsal sayılan, bereketin ve barışın simgesi olan Hızır ayında Hızır Cemi gerçekleştirecek. Yamanlar Cemevi’nde 22 Şubat Perşembe günü saat 19.00’da gerçekleşecek cemi Baba Mansur Ocağı’ndan Pir İsmail Doğan yürütecek.

    (HABER MERKEZİ)