Etiket: demokratik barış süreci

  • Gültan Kışanak: Bu çözüm imkanını bir kez daha heba etme lüksümüz yok- VİDEO

    Gültan Kışanak: Bu çözüm imkanını bir kez daha heba etme lüksümüz yok- VİDEO

    PİRHA- Siyasetçi Gültan Kışanak, sürecin mevcut durumuna ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, Kürt hareketinin şimdiye kadar önemli irade ortaya koyduğunu ancak artık devletin ve iktidarın da demokratikleşme yönünde somut adımlar atması gerektiğini söyledi. Kışanak, çözümün yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, demokratik zihniyet değişimiyle mümkün olabileceğini vurgulayarak, toplumsal muhalefetin ve demokrasi güçlerinin sürece daha güçlü sahip çıkması gerektiğini ifade etti.

    “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında kamuoyunun beklentiyle takip ettiği yasal düzenlemeler konusunda henüz somut bir adım atılmadı. İktidar kanadı süreçte herhangi bir tıkanma olmadığını ve görüşmelerin sürdüğünü savunsa da, aradan geçen zamana rağmen hukuki düzenlemelerin Meclis gündemine gelmemesi tartışmaları büyütüyor. Özellikle silahsızlanma, demokratik siyaset alanının genişletilmesi, siyasal ve hukuki statü tartışmaları ile Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına dönük adımların atılmaması, sürecin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor.

    23-24. Dönem HADEP Milletvekili ve DEM Parti Strateji Kurulu Üyesi Gültan Kışanak,Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Süreçte Kürt halkının, Kürt siyasal hareketinin ve demokratik kamuoyunun önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Kışanak, artık devletin ve iktidarın da somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

    Kışanak, “Zor bir konuyu çözmeye çalışıyoruz. Tarihsel derinliği olan, büyük travmaları olan, büyük acıların yaşandığı bir konuyu konuşuyoruz. Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümünün imkanlarını yaratmaya çalışıyoruz” dedi.

    “ÇÖZÜM ANCAK ZİHNİYET DEĞİŞİMİYLE MÜMKÜN”

    Kürt halkının, Kürt hareketinin ve demokratik kamuoyunun süreçteki en önemli aktörler olduğunu vurgulayan Kışanak, çözümün yalnızca Kürt tarafının çabasıyla ilerleyemeyeceğini ifade etti.

    “Bir de bunun devlet tarafında, iktidar tarafında, egemenler tarafında yeni bir zihniyet değişimiyle ilgili boyutu var. Çünkü çözüm ancak böyle bir zihniyet değişimiyle mümkün” diyen Kışanak, Kürt hareketinin ve Abdullah Öcalan’ın demokratik dönüşüm konusunda kararlı bir tutum sergilediğini söyledi.

    Kışanak, “Sayın Öcalan bu konuda kararlı bir şekilde demokratik dönüşüm için ellerinden gelen bütün çabayı gösteriyor. Bir imkan yaratmaya çalışıyorlar. Tek taraflı olarak atılabilecek adımlar şimdiye kadar atıldı” ifadelerini kullandı.

    “ÖN AÇICI BİR PRATİK GÖREMEDİK”

    Devletin ve iktidarın demokratikleşme konusunda somut adımlar atması gerektiğini belirten Kışanak, geçen süre içerisinde bazı sınırlı girişimler olsa da bunların yeterli olmadığını söyledi.

    “Parlamentoda bir komisyonun kurulması, bir komisyon raporunun çıkması, parlamento adına bir heyetin adaya gidip Sayın Öcalan’la görüşmesi önemliydi” diyen Kışanak, buna rağmen sürecin önünü açacak pratiklerin ortaya çıkmadığını ifade etti.

    “Yaklaşık 45 gündür adada bir temas yok. Yasa çıkması gerekir ama Meclis’e henüz bir yasa taslağı sunulmadı” diyen Kışanak, silahların devreden çıkarılması için demokratik siyasal yaşama katılımı sağlayacak hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini söyledi.

    “DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM İÇİN HUKUKİ ZEMİN GEREKİYOR”

    Kışanak, yıllardır süren çatışmalı süreç nedeniyle binlerce insanın soruşturmalardan geçtiğini, davalarla ve cezalarla karşı karşıya kaldığını belirterek şunları söyledi:

    “Bir silahlar devreden çıkartılacaksa demokratik siyasal hayata, toplumsal hayata katılmanın imkanlarını yaratacak bir düzenleme gerekiyor. En nihayetinde bu binlerce insan, on binlerce insan senelerce çeşitli soruşturmalara konu oldu, davalara konu oldu, ceza aldılar.”

    Bu nedenle demokratik dönüşümün hukuki ve siyasal düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini söyleyen Kışanak, Meclis’in halen bu konuda adım atmamasını eleştirdi.

    “ÖCALAN’IN KOŞULLARI DEĞİŞMELİ”

    Abdullah Öcalan’ın süreçte muhatap olarak kabul edildiğini belirten Kışanak, bu durumda çalışma koşullarının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

    “Devlet gidiyor görüşüyor. Parlamento heyeti de gitti görüştü. DEM Parti heyeti gidiyor görüşülüyor. Bu muhataba artık özgür bir şekilde çalışmalarını yürütebileceği imkan yaratmak lazım” diyen Kışanak, çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için bunun zorunlu olduğunu ifade etti.

    Kışanak, “Hukuksal statü meselesi, yasal düzenleme meselesi ve Sayın Öcalan’ın konumunun değişmesi konusu şu anda önümüzde en acil gündemler olarak duruyor” dedi.

    “TEK TARAFLI PEDAL ÇEVİRMEKLE BİSİKLET YÜRÜMEZ”

    Süreçte tam anlamıyla bir kopuş olmadığını ancak ciddi bir tıkanıklık yaşandığını belirten Kışanak, iktidarın “süreç devam ediyor” açıklamalarını değerlendirdi.

    “Bu süreç öyle kolay kolay koparılabilecek bir süreç değil. Tarihsel bir dönüşümün ilk adımları atıldı. Bunun imkanları yaratıldı” diyen Kışanak, artık yeni adımlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Kürt hareketinin ve Abdullah Öcalan’ın demokratik dönüşüm konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu vurgulayan Kışanak, şunları kaydetti:

    “Kürt hareketi şimdiye kadar tek taraflı da olsa bazı adımlar atarak bu yolun önünü açmaya çalıştı. Fakat gelinen aşamada artık  tek taraflı adımlarla gidilebilecek bir yer yok”

    Süreci “bisiklet pedalı” benzetmesiyle anlatan Kışanak, “Pedalın her iki tarafına da basılırsa ancak bisiklet yol alabilir. Tek taraflı bastığın zaman bisiklet durur. Şu andaki yaşadığımız durum bu” dedi.

    “DEVLETTE BİR TUTUKLUK VAR”

    Devletin ve iktidarın gerekli adımları atmamasının arkasında tarihsel ve siyasal nedenler bulunduğunu belirten Kışanak, “Bu senelerin inkarından, senelerin zihniyetinden, mevcut yönetimin otoriter anlayışından kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

    Kışanak, “Tarihsel olarak en az 200 yıllık geçmişi olan, Cumhuriyet tarihinin son 100 yılında büyük kırılmalar yaşayan, son 50 yılı ise ağır çatışmalarla geçen kocaman bir sorundan bahsediyoruz” dedi.

    Türkiye’nin demokratikleşme konusunda ciddi sorunlar yaşadığını belirten Kışanak, Avrupa Birliği sürecine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Daha 2 yıl önce, 5 yıl önce Avrupa Birliği’ne katılması mümkün görülmeyen bazı ülkeler bile Avrupa Birliği’ne girdiler. Ama şu anda Avrupa Birliği üyelik süreci askıya alınmış tek ülke Türkiye.”

    Bu nedenle toplumsal talebin yükseltilmesi gerektiğini vurgulayan Kışanak, “Bu tıkanıklığı bekleyerek aşamayız. Bizim demokrasi isteyenlerin, demokratik bir cumhuriyet isteyenlerin, ortak demokratik bir gelecek arzulayanların sesinin yükselmesi gerekir ki bu devlet ve iktidardaki değişimi de zorlayalım” dedi.

    “ALEVİLERİN SÜREÇTEKİ ROLÜ ÇOK ÖNEMLİ”

    Alevi toplumunun demokratikleşme sürecinde kritik bir toplumsal güç olduğunu belirten Kışanak, Alevilerin hem nüfus olarak büyük bir kesimi temsil ettiğini hem de Cumhuriyet’in demokratikleşmesi konusunda güçlü beklentilere sahip olduğunu söyledi.

    “Alevi kanaat önderleri, kurumları, yapıları, Alevi toplumu ve Alevilerle ilgili çalışma yapan basın kuruluşları bu konuda bir inisiyatif alırsa sürece çok önemli katkıları olacak” dedi.

    Kışanak, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin de demokrasi mücadelesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

    “Alevilerin de eşit yurttaşlık sorunları, inançlarının tanınmaması, hukuksal güvencede olmaması, ibadet yerlerinin kabul edilmemesi gibi demokrasi içerisinde çözülebilecek ama çözülmeyen sorunları var” ifadelerini kullandı.

    “BU ÜLKEDE DEMOKRATİKLEŞMEYE HERKESTEN ÇOK ALEVİLERİN İHTİYACI VAR”

    Bir Alevi olarak Alevi kurumlarıyla sürekli temas halinde olduğunu belirten Kışanak, Alevi toplumunda mevcut iktidara karşı ciddi bir umutsuzluk hali bulunduğunu söyledi.

    “Bu otoriter zihniyetle çözüm çok da kolay değil yaklaşımı, sürece dair biraz tutuk davranmalarına neden oluyor” diyen Kışanak, buna rağmen demokratikleşme mücadelesinin ertelenemeyeceğini vurguladı.

    “Bu çözüm imkanı demokratikleşme meselesi iktidarın insafına bırakılamayacak kadar bizim konumuz” diyen Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz iktidara bakarak umutlu olmak ya da umutsuz olmak üzerinden değil, kendi ihtiyaçlarımızdan doğru sürece yaklaşmalıyız. Bu ülkede demokratikleşmeye herkesten çok Alevilerin ihtiyacı var.”

    BU ÇÖZÜM İMKANINI BİR KEZ DAHA HEBA ETME LÜKSÜMÜZ YOK”

    Kadınların, Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, demokrasi güçlerinin ve sivil toplum örgütlerinin daha güçlü bir toplumsal irade ortaya koyması gerektiğini belirten Kışanak, çözüm sürecinin başarıya ulaşmasının tarihsel önemde olduğunu söyledi.

    “Barış ve demokrasi talebini yükselten daha güçlü bir toplumsal muhalefet gücünün açığa çıkması gerekiyor” diyen Kışanak, “Bu çözüm imkanını bir kez daha heba etme lüksümüz yok. Bunu mutlaka başarıya ulaştırmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Elif SONZAMANCI/KOBLENZ

  • ‘Memlekete barış, demokrasi gelecekse kadınların bunda rolü çok büyük olacak’- VİDEO

    ‘Memlekete barış, demokrasi gelecekse kadınların bunda rolü çok büyük olacak’- VİDEO

    PİRHA- Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin, değerlendirmede bulunan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, bu memlekete barış gelecekse bunun yolunun sadece Diyarbakır’dan, sadece Ankara’dan geçmeyeceğine dikkat çekerek, “Herkesin elini taşın altına koyması lazım. Çünkü barış sadece bu ülkenin doğusuna ya da batısına gelmeyecek barış bu ülkenin her yerine gelecek ve buradan dünyaya yayılacak” diye belirtti.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    PKK’nin 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını açıklaması ardından, demokratikleşme yolunda kamuoyunda bir beklenti oluşsa da hükümetten henüz bir adım gelmedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini dinlemeye devam etse de henüz demokratikleşme adına bir adım atılmadı.

    40 yıllık çatışmalı süreç ardından taraflar bir araya geldi ancak, sekiz aylık istişare döneminde ne Kürt sorunu ne de Alevi sorununa dair hükümetten bir yol haritası belirmedi

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin bakışını konuştuk.

    “BU BİR SOYKIRIMDIR”

    PİRHA – Savaşın etkisinin kadına yansıması nedir?

    Yaşanan her savaşta, her katliamda her soykırımda en çok canı yanan kesim kadınlar ve savunmasız çocuklardır. Tüm halklar için bunu söyleyebiliriz. Son günlerde, Suriye’de dünyanın gözünün önünde bir katliam yaşanıyor. Buna katliam demek çok hafif kalır; bu bir soykırımdır.

    Türkiye’de bunun örnekleri tabii ki yaşandı. Çorum, Maraş, Sivas ve çok yakın tarihte yaşanmış katliamlar var. Savaş dediğimizde hemen aklımıza ilk gelen katledilmekten öte duygularının bedenlerinin istismar edilmesi geliyor. Bugün Suriye’de maalesef bu yaşanıyor. Suriye’de gerçekten demokrasi inşa edilir gerçekten laik bir düzene geçilir ise buradaki masum halkların gördüğü zulüm son bulur.

    “KADIN HAREKETİ DAHA GÜÇLENDİ”

    -Yıllardır süren çatışmalı ortamın kadın mücadelesini nasıl etkiledi? Özelde Alevi kadınlar bu süreçte ne yaşadı?

    Hak ihlallerinin karşısında duruş sergileme noktasında baktığınızda kadınlar her zaman en öndedir ve en direnen yerdedir. En çok canı yanan, en çok istismara maruz kalan kadınlardır.

    Günümüzde kadınlar daha bilinçlendi ve kadın hareketi ciddi bir güç kazanmış durumda. Kadın hareketi dezavantajlı gruplarla genelde bir araya geliyor. Her STK’nin içerisinde mutlaka bir kadın yapılanması söz konusu. Daha büyük, daha devasa kurumlar kurmaya başlıyorlar.

    Kadın hareketinin son 5 yılda ben çok daha görünür, çok daha göze çarpan bir noktada olduğunu görebiliyorum. Özellikle ülkede yaşanan kadın cinayetleri, istismarlar, bunların hepsi aslında bizleri bir arada durmaya itiyor. Örneğin Suriye’de yaşanan katliamdaki kız kardeşlerimizin o insanlığa sığmayacak durumda kalmaları karşısında Samandağ’da binlerce kadın bir araya gelerek bir etkinlik ve yürüyüş yapması çok kıymetliydi, çok değerliydi. Bir bütün bakıldığında kadın hareketinin tüm STK’lere yön verecek kadının sesinin yükselişte olduğu bir süreçte olduğumuzu düşünüyorum.

    “KADINLAR YİNE BAYRAĞI EN ÖNDE TAŞIYACAK”

    -Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlara etkisi nasıl olacak?

    Kadınlar her zaman barışın tarafında ve barıştan yanadır. Annelerin gözyaşının akmadığı bir ülkede, ben inanıyorum ki, demokrasi ve özgürlük için kadınlar yine bayrağı en önde taşıyacak.

    Barışın taraflarına baktığınız zaman şunu çok net görebiliyorsunuz. Bütün kadınların tek istediği bir şey var; çocuklarımız ölmesin, kan dökülmesin, annelerin gözünden yaş akmasın. Yani bütün kadınların talebi bu. Dolayısıyla bu memlekete barış demokrasi gelecekse kesinlikle kadınların bunda emeği, rolü çok büyük olacak.

    “BARIŞ İÇİN YÜRÜMELİYİZ”

    -Alevi kadınlar bu süreci ne tür katkılar sağlayabilir? Buna ilişkin ne gibi önerileriniz olur?

    Demokratik kitle örgütlerine baktığınızda Alevi kadınları hep oradalar ve sürece sahip çıkmak adına zaten ellerinden geleni yapıyorlar.

    Kalbi soldan, sosyalizmden yana olan, atan, bu alanda emek eyleyen sadece Alevi kadınları değil, bu ülkenin barışı adına kim söz kuruyorsa başımızın tacıdır.

    Kadınlar barış adına gidip gerek Meclis önünde gerekse de külliyenin önünde bir oturma eylemi yapabilir. Çünkü göründüğü kadarıyla süreç biraz sanki gerilemeye başladı. Yani başladığı o ilk sürecin heyecanı kalmadı gibi. Sanki biraz komisyonlarla süreç uzatılıyor.

    BARIŞ SADECE BİR TARAFIN ÇOK İSTEKLİ OLMASI İLE SAĞLANAMAZ

    Bir tarafta süreci çok hevesli yapmaya çalışan ama bir tarafta ise süreci biraz ağırdan alıyor. Bunun önüne geçmek için kadınların, anaların bir el atması gerekiyor.

    Kadınların her alanda, her mecrada emek eyleyen kadınların bir araya gelmesi ve birlikte bir ses yükseltmesi, bir yürüyüş yapması, bir oturma eylemi yapması bir görüşme talep etmesi, bunlar çok önemli etkileşimler yaratır.

    DEM Parti’nin, Özgür Kadın Hareketi’nin çok başarılı işler yaptığını görmek mümkün. Özellikle Kürt hareketine, Kürt siyasetine, kadınların yön verdiği gibi bir gerçeklik var. Yani oradaki kadın meclislerinin çok iyi işler yaptığı, onların kurduğu sözün akabinde de parti politikalarının ilerlediğini görebiliyoruz.

    KÜRT HAREKETİNE KÜRT SİYASETİNE KADINLARIN YÖN VERİYORLAR

    Ben Kürt hareketini Kürt hareketi yapan kadınlardır diyorum. Bu konuda biraz iddialı bir cümle olabilir ama gerçekten dışarıdan gözlemlediğim bu. Dolayısıyla zaten bu işte de hani gözü yaşlı olan bir taraf o anneler. Bir çağrıyla bence tüm kadın yapıları bu sürece dahil edebilirler. Böyle bir barış yürüyüşünü metropollerden doğru yapmak bence ses getirir, güzel olur. Böyle bir çağrıda bulunulursa da seve seve bir kadın olarak, bir anne olarak en önde giderim.

    “BARIŞIN YOLU SADECE DİYARBAKIR’DAN ANKARA’DAN DEĞİL DERSİM’DEN HACI BEKTAŞ’TAN TOROSLARDAN KAZ DAĞLARINDAN GEÇER”

    Bu memlekete barış gelecekse, bu memlekete demokrasi gelecekse bunun yolu sadece Diyarbakır’dan, sadece Ankara’dan geçmez. Bunun yolu Dersim’den geçer, bunun yolu Hacıbektaş’tan geçer, bunun yolu Toroslardan geçer, bunun yolu Kaz Dağları’ndan geçer. Dolayısıyla bu ülkenin yedi bölgesinden herkesin bu işe emek vermesi lazım. Herkesin bu taşın altına elini koyması lazım. Çünkü bu barış sadece bu ülkenin doğusuna ya da batısına gelmeyecek barış bu ülkenin her yerine gelecek. Dilerim dünyaya da buradan yayılır.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    İLGİLİ DOSYA

    ‘Alevi kadınlar barışın kurucu öznesi olmalıdır’
    ‘Kadınlar savaş sürecinden en çok etkilenen kesim, o yüzden barış sürecini kadınlar sahiplenmeli’
    Gazeteci Esra Çiftçi: Alevi kadınların hafızası ve sözü bu sürecin asli unsuru olmalı
    ‘Alevi kadınlar, Barış Süreci’ne çok güçlü bir şekilde destek olmalı’
    Ana Narin Gülçiçeği: Neden barış olmasın?
    ‘Demokratik toplum inşa edilirse devletin küçüldüğü, toplumun büyüdüğü bir süreç olacak’
    Nilgün Mete: Hepimizin ihtiyacı barış; bu nedenle herkese görev düşüyor
    Ana Yalıncakoğlu: Bu ülkede insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var!
    Gülten Kaya: İyileşmenin yolunu açacak olan kadınlardır!
    Kara: Bu ülkede barış olmazsa ne huzur, ne güven, ne de adalet olur!