PİRHA- HTŞ’nin Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırılarına tepki gösteren Demokratik Bölgeler Partisi, bu saldırıların yalnızca Kürtlere değil, Aleviler başta olmak üzere tüm inanç topluluklarına gözdağı vermeyi amaçladığını belirtti.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük gerçekleştirdiği son saldırılarla ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, bu saldırıların Suriye’de demokratik çözüm umudunu hedef aldığı ve uluslararası kamuoyunun halen kapsamlı bir çözüm arayışından uzak olduğunu gözler önüne serdiği belirtildi.
“SURİYE’NİN GELECEĞİNE AĞIR BİR TEHDİT”
DBP yaptığı açıklamada, HTŞ’nin saldırılarının yalnızca Kürtlere değil; Alevi, Dürzi, Süryani ve Arap halklarına da yönelik bir tehdit olduğuna dikkat çekerek, “Demokratik çözüm adına yürütülen tüm girişim ve çabalara rağmen, Colani yönetimi, bu saldırılarla bölgeyi kaos ve karanlığa sürüklemenin planlarını yapmaktadır. HTŞ’nin saldırıları yalnızca Kürtlere değil; Alevi, Dürzi, Süryani, Arap halklarına ve inanç topluluklarına da gözdağı vermeyi amaçlayan, toplumsal bir yok etme planının parçasıdır. Çeteler ve arkasındaki güçlerin asıl amacı Suriye’de tekçi, gerici, mezhepçi, cinsiyetçi ve ırkçı bir anlayışı hâkim kılmaktır” dedi.
“HTŞ MEŞRULAŞTIRILAMAZ, DURUŞ NET OLMALI”
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Rojava’da inşa edilen demokratik sistem, etnik ve kültürel farklılıkları tehdit değil, zenginlik olarak gören; kadın özgürlüğü, yerel demokrasi ve eşit temsil esasına dayanan bir modeldir. Bugün bu sistem, yalnızca Suriye için değil, tüm Ortadoğu için gerçek bir umut kaynağıdır.Suriye’de demokratik birliği savunduğunu iddia eden ve bu gerekçeyle Colani yönetimini meşru kılma çabası içinde olan tüm kesimlerin HTŞ gerçekliğini açıkça görmesi ve bu tehdide karşı net bir duruş sergilemesi zorunludur. Aksi halde demokratikleşme ve çözüm çabaları sonuç vermeyecektir.
HTŞ, tıpkı DAİŞ ve ÖSO gibi paramiliter bir çete örgütü olmanın ötesinde, Suriye halklarının ortak geleceği önünde ciddi bir engeldir. Bu tehdide karşı halkların ortak iradesini, dayanışmasını ve barış arayışını savunmak herkesin görevidir. HTŞ’nin saldırıları, yalnızca bir savaş suçu değil; insanlığa karşı işlenen organize bir suç olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımlar atılmalı; bölge halklarının iradesine, demokratik siyasete ve birlikte yaşama umuduna sahip çıkılmalıdır.”
PİRHA- Çorum Katliamıyla yüzleşilmesi gerektiğine vurgu yapan DBP, “Alevi inancına dönük ötekileştirme, ayrımcılık ve nefret politikalarının bugün de devam etmesi eşit ve özgür toplum umutlarını baltalamaktadır. İktidarı nefret dilini kullanmamaya, halkları ve inançları ayrıştırmamaya davet ediyoruz” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Çorum Katliamı’nın 45. yılında yazılı açıklama yaptı.
“ALEVİ HALKININ ACISI HALA HAFIZALARDAKİ YERİNİ KORUMAKTADIR”
Çorum’da 45 yıl önce meydana gelen katliamın, kara bir sayfa olarak Türkiye tarihine geçtiğini belirten DBP, “Onlarcası katledilen, yüzlercesi yaralan, evleri ve işyerleri tahrip edilen Alevi halkının acısı hala hafızalardaki yerini korumaktadır.
29 Mayıs ve 3 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen sistematik katliam ve yağma tekçi, otoriter ve baskıcı devlet mekanizmasının başvurduğu kirli savaş yöntemlerden biriydi. Maraş, Sivas ve Gazi’de de benzer bir yöntem kullanılmış; Alevilerin varlığı, inancı ve kültürü hedef alınmıştır” diye ifade etti.
“ALEVİ İNANCINA DÖNÜK ÖTEKİLEŞTİRME, EŞİT VE ÖZGÜR TOPLUM UMUTLARINI BALTALAMAKTADIR”
Bir insanlık suçu olan Çorum Katliamıyla yüzleşilmesi, gerçeklerin açığa çıkarılması ve adaletin sağlanması gerektiğini belirten DBP, şunları kaydetti:
“Alevi inancına dönük ötekileştirme, ayrımcılık ve nefret politikalarının bugün de devam etmesi eşit ve özgür toplum umutlarını baltalamaktadır. İktidarı nefret dilini kullanmamaya, halkları ve inançları ayrıştırmamaya davet ediyoruz.
Onlarca yıldır adalet arayışında olan Alevilerin acısını yüreğimizde hissediyor, kaybettiğimiz canların anısı önünde bir kez daha eğiliyoruz.”
PİRHA- DBP İl Eş Başkanları ve PM toplantısının sonuç bildirgesinde, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısından sonra devletin ve iktidarın çözüme dair daha somut adımlar atması gerektiği vurgulandı. Başta muhalefet olmak üzere STK’lar ve toplumun tüm kesimlerine sorumluluk verilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Diyarbakır’da yaptıkları Parti Meclisi (PM) ve İl Eş Başkanları toplantısı sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve Kürt sorununun demokratik çözümü’ konularının ele alındığına ve geniş bir değerlendirme yapıldığına değinildi.
“ÖCALAN’IN ÇAĞRISI TÜM HALKLAR İÇİN”
Bildirgede, Abdullah Öcalan’ın çağrısının tüm halklar için alma taşıdığı ve Türkiye’nin demokratikleşme süreci için tarihi olduğu vurgulandı. Çağrının özgürlüğün ve eşitliğin yolunu açacak bir kilit olduğu belirtilen bildirgede şu ifadelere yer verildi:
“-Demokratik toplumun inşası, sadece bir hedef değil, bir yaşam biçimi haline gelmelidir. Bu, halkların birlikte var olabilmesinin, özgürlüklerinin güvence altına alınmasının, eşitliğin ve adaletin tesis edilmesinin temel şartıdır.
-Sayın Abdullah Öcalan’ın çözüm iradesine sahip çıkmak, sadece bir siyasi sorumluluk değil, aynı zamanda halkımızın geleceğine duyduğumuz derin sorumluluğun bir ifadesidir. Kendisinin çözüm iradesi, halkların özgürlüğü ve eşitliği için bir fırsattır ve bu fırsatın kaybedilmesine asla izin vermeyeceğiz. Kürt halkının kazanımları, yeni dönemle birlikte korunmalı ve daha da ileriye taşınmalıdır.
-Sayın Öcalan öncülüğünde başlayan sürecin toplumsallaşması kritik bir önem taşıyor. Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı aynı zamanda halkların ortak taleplerinin yansımasıdır. Halkımızın ve tüm toplumun bu sürece sahip çıkması, barışın tesisi ve kalıcı olmasında büyük bir rol oynayacaktır.
-Çözüm iradesinin toplumsal zeminde güçlenmesi amacıyla önümüzdeki süreçte 100’ü aşkın merkezde halk buluşmaları ve toplantıları gerçekleştireceğiz. Bu planlama kapsamında halkı bilgilendirip, sürecin bir parçası haline getireceğiz. Özellikle de kadınlar öncülüğünde tüm alanlarda gerçekleşecek olan 8 Mart ve Newroz kutlamaları ile çözüm iradesine sahip çıkma kararlılığımızı en coşkulu şekilde pratiğe taşıyacağız.
“İKTİDAR VE DEVLET SOMUT ADIMLAR ATMALI”
-Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, sürecin başarıya ulaşması için büyük bir öneme sahiptir. Düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi için kendisinin fiziki özgürlüğü ve koşullarının vakit gecikmeksizin iyileştirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.
-Bütün bunlardan hareketle, çözüme dair yol haritasının nasıl olacağı konusunda iktidar ya da devletin de artık belirsizlik halinden çıkıp daha net ve somut adımlar atması gerekmektedir. Ayrıca, Sayın Öcalan’ın ısrarla işaret ettiği parlamento zemini daha işler kılınmalı ve muhalefetten, STK’lara toplumun bütün kesimlerine sorumluluk verilmelidir.
-DBP olarak, 27 Şubat’ta yapılan Asrın Çağrısı’na sahip çıkmak ve bu süreci halkımızla birlikte büyütmek için kararlıyız. Çözüm iradesinin yaşatılması, halkımızın taleplerinin karşılanması ve barışın kalıcı hale gelmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu süreç, sadece bir siyaset önerisi değil, tüm halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin somut bir ifadesidir. Sayın Öcalan’ın çağrısının toplumsal bir hareket haline gelmesi için üzerimize düşeni yapacak, her adımda barış ve çözümün güçlenmesi için çalışacağız.”
PİRHA- Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), 7’nci Olağan Kongresi’nde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Gün örgütlenme, direniş ve eylemsellik günüdür” dedi. Eş Genel Başkan Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, “Çözümün bu kadar kendini dayattığı yerde herkesin sorumluluk alması gerekiyor” diye kaydetti.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde 7’nci Olağan Kongresi’ni gerçekleştiriyor. Kongrede konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, her kentte örgütlenmelerini büyütmeleri gerektiğine belirterek, “Uzun bir yolumuz var” dedi. Bayındır, “Başarıya ulaşana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bundan sonra ‘Kürt halk önderini nasıl özgürleştireceğiz’ diye tartışacağız. Sorumluluğumuz bu atmosferi direniş, mücadele ve özgürlük ile sonuçlandırmaktır. Gün örgütlenme, direniş ve eylemsellik günüdür” ifadelerini kullandı.
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, İmralı Heyeti’nin yaptığı görüşmelere işaret ederek, “İmralı’ya giden heyetten ve Sayın Öcalan’dan çok önemli çağrılar var. Bu çağrılara kimse gözünü kulağını kapatmasın. Ziyaret edilen partiler, kendi seçmenlerine dönerek söz kurması gerekiyor. Kürtlerin haklı taleplerinin kabulüne doğru gitmesi gerekir bu sürecin. Çözümün bu kadar kendini dayattığı yerde herkesin sorumluluk alması gerekiyor. İkinci yüzyılı neyin üzerine inşa edeceğimizi birlikte konuşalım. Halkları karşı karşıya getirme değil, buluşturma dönemindeyiz. Ama Rojava’yı tehdit unsuru yaparak olmaz. Bir yola ihtiyacımız var. O yolun ilk adımı da bir araya gelmektir. Kayyım rejimi devleti bir kayyım devleti haline getirdi. Emeğimizin üstüne dahi savaş politikalarıyla kayyım atandı. Cebimizden çıkan bu paralar nereye harcanacak? Rojava’ya mı, Ortadoğu’ya mı harcanacak? Bizim yüzümüz ise özgürlüklere, barışa dönük. Toplumu karşı karşıya getiren değil, Sayın Öcalan gibi bir araya getiren sözler kurun. Yeni dönemde halkların ortak yaşam iradesine ses olan herkes ile el ele, yürek yüreğe olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
DBP’nin 7’nci Olağan Kongresi’nde, mevcut Eş Genel Başkanlar Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır yeniden seçildi.
PİRHA-Kuzey ve Doğu Suriye kentlerine yönelik saldırılar Ankara’da protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında, “Suriye iç savaşının yeni bir sürece evrildiği böylesi bir dönemde, Rojava’nın hedef alınması kabul edilemez” denildi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Yeşil Sol Parti, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yaptıkları açıklamada; tüm kamuoyunu Rojava’yı hedef alan saldırılara karşı sessiz kalmamaya çağırdı.
“Savaşa karşı barışı savunuyoruz” şiarı ile DEM Parti Ankara İl Örgütü önünde yapılan basın açıklamasında “Savaşa karşı barışı savunuyoruz, sivil katliamlara dur de!” yazılı pankart açılırken “Bijî berxwedana Rojava”, “Rojava halkı yalnız değildir”, “Rojava’ya düşene dövüşene bin selam” sloganları atıldı.
Ortak açıklamayı kurumlar adına DEM Parti İl Eş Başkanı Tatlıgül Gül okudu.
“SUÇLARIN HESABI ELBET BİR GÜN SORULACAKTIR “
“2015 ve 2016 yıllarında sokağa çıkma yasağı adı altında uygulamaya konulan kent ablukaları dönemi bu topraklarda en büyük hukuksuzluklar, insan hakları ihlalleri ve vahşet tablolarından biri olarak tarihe geçmiştir” diyen Tatlıgül Gül, “Kent ablukalarının yıldönümü nedeniyle Taybet İnan, Seve Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar, Mehmet Tunç, Asya Yüksel, Cemile Çağırga ve Rozerin Çukur şahsında ablukalarda yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı buradan bir kez daha anıyoruz. Bu suçların hesabı elbet bir gün siyaset ve uluslararası hukuk nezdinde sorulacaktır” dedi.
“SURİYE VE ROJAVA’NIN DEMOKRATİK GELECEĞİ İÇİN TARİHİ BİR FIRSATIN KAPISI ARALANDI ”
Rojava ve Suriye için her zamankinden daha fazla demokratik bir zeminde diyaloğa ve çözüm getirecek politikalara ihtiyaç olduğunun altını çizen Gül, şunları söyledi:
“Arap Baharı’nın başladığı ilk günden bu yana önemli gelişmelere yaşandığı Ortadoğu coğrafyası, Suriye’de yaşanan son gelişmelerle beraber tarihi bir dönemecin eşiğine girdi. 60 yılı aşan bir süreçtir bölgenin otoriter güçlerinden biri olan Baas Rejimi’nin düşmesi, Ortadoğu halklarının tanıklık ettiği tarihi gelişmelerin sonucu olarak dikkat çekiyor. Esad iktidarının düşmesiyle birlikte 2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşı için yeni bir sürecin kapısı aralandı. 8 Aralık itibariyle birlikte Suriye ve Rojava halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerini yok sayan otoriter bir yönetimin varlığı son buldu. Böylelikle Suriye ve Rojava’nın demokratik geleceği için tarihi bir fırsatın kapısı aralandı. Yıllardır, savaşın etkilerini ve sonuçlarını tüm yönleriyle yaşayan Rojava ve Suriye halkları için artık çözümün inkar ve savaş siyasetiyle değil, dialogla sağlanabilmesi adına tarihi fırsat söz konusudur. Ancak, böylesi bir süreçte Rojava’ya yönelik saldırılar devam etmektedir. Özellikle de 27 Kasım tarihinden itibaren Rojava’nın hedef alınıyor olması çözüm tartışmalarını baltaladığı gibi, Suriye krizini daha da derinleştiriyor. Baas rejiminin düşmesinin ardından, Suriye iç savaşının yeni bir sürece evrildiği böylesi bir dönemde, Rojava’nın hedef alınması kabul edilemezdir.”
“SURİYE HALKLARININ GELECEĞİ TEHDİT EDİLİYOR”
Saldırılarla hedefe alınanın, Rojava’nın demokratik yaşam modeli olduğunu belirten Gül, “Ayrıca saldırıların hedefinde ulus-devlet kodlarına karşı enternasyonalist mücadele ruhu, demokratik yaşam modeli ve kadın devrimi yer almaktadır.
Rojava’nın hedef alınması sadece Kürt halkının değil Suriye halklarının da geleceğini tehdit ediyor. Özellikle IŞİD artığı çetelerin Alevilere, Ezidilere, Süryanilere ve diğer inançlara yönelik soykırım tehlikesi ortadayken, tüm halkların demokratik ve eşit bir şekilde birlikte yaşamının mümkün olabileceği modelin hedef alınması tüm halkları çözümsüzlüğe itmektedir.
Rojava’da inşa edilen yeni yaşam modeli bugün Ortadoğu’da yaşanan krizlere karşı çözümün yegane adresidir. Şunun vurgulamak isteriz ki; dün susmadık bugün de susmayacağız. En güçlü şekilde Rojava’yı savunmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi belirtmek isteriz” diye ekledi.
“SALDIRILARA KARŞI ÇIKIP, BU SUÇA ORTAK OLMAMAK GEREKİR”
Rojava’nın hedef alınmasının halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin hedef alınması olduğunun altını çizen Tatlıgül Gül, şu ifadelere yer verdi:
“Rojava’ya sahip çıkmak, savaş ve soykırım politikalarının karşısında durmak sadece Kürt halkının değil, Türkiye ve dünya halklarının da sorumluluğundadır.
Çünkü, Rojava’nın hedef alınması halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin hedef alınmasıdır. Rojava’nın hedef alınması aynı zamanda ortak ve özgür eş yaşama yönelik bir darbedir. Böylesi bir modeli hedef alan siyasi anlayışlara karşı durmak tarihi bir görev ve sorumluluktur.
Bu doğrultuda tüm demokrasi güçlerini ve uluslararası kamuoyunu Rojava’yı hedef alan saldırılar karşısında sessiz kalmamaya, savaş karşıtlığına ve özgürlük mücadelesine ses olmaya davet ediyoruz. Saldırılara karşı çıkıp, bu suça ortak olmamak gerekir. Bu temelde, İŞİD barbarlığına karşı başta kadın ve çocuklar olmak üzere Suriye halklarını koruyan Rojava’ya sahip çıkmak esas alınmalıdır ve bu doğrultuda somut adımlar atılmalıdır.”
“ÖZGÜR BİR YAŞAM MODELİNE SAHİP ÇIKALIM”
Katliamlara karşı sessiz kalmamak ve mücadele alanını büyütme çağrısı yapan Gül, “Rojava’ya dönük gerçekleşen her saldırıya, yaşanan her katliama karşı sessiz kalmak, yaşanan savaş suçlarına zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle, çağrımız herkesedir; mücadele ve direniş hattını yaşamın her alanında büyütelim ve geleceğimiz için demokratik ve özgür bir yaşam modeline sahip çıkalım!” ifadelerinde yer verdi.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kürtlere kaybettirmeye çalışanlar ülkeyi kaybetti” dedi. DBP Eş Genel Başkanı Çiğden Kılıçgün Uçar ise “AKP iktidarı Kürtleri yenmek isterken Kürtler karşısında ve demokratik mücadele karşısında çok büyük bir yenilgi almıştır” ifadesinde bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, resmi olmayan seçim sonuçlarına dair partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
İlk olarak konuşan Bakırhan, şunları söyledi:
“Değerli basın emekçileri, Türkiye halkları, Türkiye siyasi tarihinin en önemli yerel seçimlerinden biri geride bıraktık. Ön seçimlerle başladığımız seçim çalışmalarımızda doğrudan yerel demokrasinin en güçlü örneğini vererek bugüne geldik. Ön seçim sürecinden bu yana hiçbir çıkarı olmadan her türlü iktidar ve devlet baskısını göze alarak zorluklarla seçim çalışmalarında güçlü şekilde yer alan başta gençler ve kadınlar olmak üzere tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Her bir arkadaşımız bu ülkenin umudu, demokratik geleceğinin garantisidir. Seçim süreci boyunca gece gündüz demeden çalışan MYK üyelerimize, PM üyelerimize, milletvekillerimize adaylarımıza, parti çalışanlarımıza ve bugün uykusuz kalarak her türlü usulsüzlük ve ihlale karşı sandıkları koruyan sandık görevlilerimize en güçlü şekilde teşekkürlerimizi iletiyoruz.
‘KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEYEN ÇÖZÜLÜR’ DEDİK
Bu seçim sonuçları göstermiştir ki biz kazandık, iktidar kaybetti. Bu halk iradesini teslim etmedi. Kürt sorununu çözmeyen çözülür, çözüldü. Kürtlere kaybettirmeye çalışanlar ülkeyi kaybetti. Kayyım siyaseti iktidara kaybettirdi. Kürt halkı demokratik çözümden yana olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu irade, yerel demokrasi konusunda kararlıdır. Bunu bir kez daha seçimlerde vurguladı. Büyük Kürt düşmanlığı, Kürt nefreti batıda ve Kürdistan’da iktidara büyük kaybettirdi. Halkımız yenilmez olduğunu gösterdi. Bu iradeye herkes saygı duymak zorunda.
“KENT UZLAŞISI POLİTİKAMIZ SONUÇ VERDİ “
Kent uzlaşısı politikamız sonuç verdi. Kayyım, sahte seçmen, irade gaspı DEM Parti’nin iradesine yenildi. Kayyımlar atadılar, başaramadılar. Sahte seçmenler atadılar, yine başaramadılar. Şu anda süreç devam ediyor. Şırnak Merkez’de haram seçmenle halkın iradesine el konulmak isteniyor. Şırnak’ta 6541 kaçak seçmen taşınmış. Bu seçmenlerin sayısını düştüğümüzde Şırnak’ın büyük bir farkla kazanıyoruz. Ayrıca, Bitlis ve Kars’ta ıslak imzalı sonuçlara göre kazanmış durumdayız. Fakat hileyle bu kentlerde de halk iradesini gasp etmek istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz.
“HALKIMIZIN OYUNU ÇALANLARA İZİN VERMEYECEĞİZ “
Karslı, Bitlisli, Şırnaklı arkadaşlarımızı, partililerimizi sandık seçim sonuçlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Haram seçmen hilesi onlarca ilçede yaşanıyor bu illerin yanında. Tüm sandıklara itiraz edeceğiz. Asla halkımızın oyunu çalanlara izin vermeyeceğiz. Hile ile kazanmak istedikleri tek bir belediye bile meşru değildir. Aynı zamanda devlet gücünü arkasına alanlara sistematik saldırılarına karşı da mücadele ettik.
“DEVLETİN ORDUSU, MEDYASI DEM PARTİ’YE SALDIRDI “
Her zaman olduğu gibi DEM Parti’ye büyük bir baskı uygulandı. Kürt kentlerindeki seçimlerde devletin ordusu, medyası, yargısı topyekûn şekilde DEM Parti’ye karşı çalıştı. Çok net şekilde taşımalı sömürgecilik uygulaması devreye koyulmuştur. Seçim meydanlarında defalarca söyledik; bunların alınları seccadede akılları ve fikirleri hilededir. Bu iktidar gerçeğine rağmen muhalefet Kürdistan’daki seçim hilelerine karşı maalesef sessiz kalmıştır. Seçim süreci boyunca çalışmalarımızı engellediler, yargı, emniyet ortaklığıyla partimize baskı uyguladılar, seçim günü milletvekillerimiz adaylarımız sandık görevlilerimiz müşahitlerimiz darp edildi, katledildi. Otobüs otobüs kaçak seçmenle asker ve polisle halk iradesi gasp edilmeye çalışıldı. Tek bir oyu bile kaptırmayacağız. Haksızlık, hukuksuzluk, mazbata gaspı yapan bir yönetim meşru değildir.
SEÇİMİN KAZANANI KÜRT HALKIDIR
Değerli arkadaşlar; bu seçimin kazananı Kürt halkıdır, halklarımızdır, DEM Parti’dir. Türkiye’nin emekçileri, kadınları, halkları ve inançlarıdır. Şu ana kadar ortaya çıkan manzara her türlü zorluğa ve baskıya rağmen büyük bir başarıya işaret ediyor. Kazanan yerel demokrasi talebi olmuştur, merkeziyetçi, tekçi mantık halkımız tarafından bir kez daha sandıkta mağlup edilmiştir. DEM Parti’nin seçim stratejisi başarıya ulaşmıştır. Bölge kentlerindeki kentlerde belediyeler AKP’nin zulmü ve sömürüsünden kurtarılmıştır.
Batıda birçok merkezde ezilenler, emekçiler, kadınlar, gençler halklar ve inançlar kent yönetimlerinde söz ve irade sahibi olmuştur. DEM Parti’nin ve seçmenlerinin siyaseti etkileme ve belirleme bir kez daha kanıtlanmıştır. Mecalleri kalmadı diyenlerin iddiası halkımız tarafından boşa çıkarılmıştır. Halkımızın iradesi dimdik ayaktadır. Bu iradeye doğru yaklaşmayan kaybeder. DEM Parti’nin olmadığı bir denklem kurulamaz. 1 Nisan itibariyle Türkiye siyasetinde denklem kurmak isteyen herkes DEM Parti’yi hesaba katmadan bir yol bulamaz bir yol açamaz.
SANDIKTAN SORUNLARI ÇÖZME MESAJI VERİLMİŞTİR
Türkiye halkları bugün sandıkta ortak akıl ve uzlaşıyla demokrasiyi, barışı, özgürlükleri, eşitliği esas alarak sorunları çözme mesajı vermiştir. DEM Parti’nin ve Türkiye halklarının huzurunda bu ülkenin demokratik geleceği, barışın inşası ve refaha kavuşması için herkesi sorunları demokratik siyasetle çözmeye çağırıyoruz. Şu ana kadar yaşanan sonuçlar bizlere beş hakikati göstermiştir.
*Kürt halkının ve ezilenlerin temsilcisinin dem parti olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmıştır.
*Seçim sonuçlarıyla birlikte Türkiye halkları 3. yolu büyütme ödevini önümüze koymuştur. Yarın itibariyle örgütsüz özgürlük olmaz diyerek her yerde 3. yol çizgisini büyüteceğiz.
*Aynı zamanda devlet gücünü arkasına alanların sistematik saldırılarına karşı mücadele ettik, her zaman olduğu gibi DEM Parti büyük bir baskı uygulandı.
* Bizler açısından başta ekonomik kriz olmak üzere her türlü soruna karşı önümüzdeki dönemin parolası toplumu savunmaktır. Açlığa yoksulluğa yok saymaya karşı hem belediyelerimiz hem de partimiz olarak büyük bir mücadele vereceğiz. Ortak mücadele hatlarını arttıracak, mücadelemizi hep birlikte büyüteceğiz. Halklarla, inançlarla, kadınlarla, emekçilerle, omuz omuza vererek toplumu koruyacağız ve demokratik toplumu inşa edeceğiz.
*İktidar ve devlet aklı Kürtlere karşı hazırlandığı savaşı büyütme ve Türkiye toplumuna yayma politikasından
*İktidar ve muhalefet bilmelidir ki çözüm barıştadır, kurtuluş demokratik uzlaşı ve evrensel ilkelerdedir.
* Türkiye halkları iktidara halkları ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya son verme mesajını sandıkta net bir şekilde vermiştir. İktidar bu mesajı net bir şekilde almalıdır.
*Seçim sonuçları ülkenin en acil ihtiyacı olan barış yolunun açılmasını net bir şekilde ortaya koymuştur. İşimiz bitmedi 1 Nisan’dan itibaren yeni başlıyor. Bu ülkeye barışı getirmek ve yoksulluğa son vermek için özgürlük, barış, demokrasi ve eşitlik mücadelemizi sürdüreceğiz”
UÇAR: KÜRT HALKI TAVRINI GÖSTERDİ
Ardından konuşan DBP Eş Gene Başkanı Uçar ise şunları söyledi: Biz buna müteakip tüm arkadaşlarımızla aylardır bin bir emekle ve tüm eşitsizliklere rağmen güçlü bir seçim çalışması yürüttük. Bugün de karşımıza çıkan tablo bu seçim çalışması ve tablonun hak ettiği değerle buluştuğu göstergesi. Bu seçimlerin kendisi halk iradesini gasp ederek Kürdistan’da varlık göstermeye çalışan AKP iktidarına gaspçı kayyım rejimine en güçlü cevaplardan biri olmuştur. Kayyım yerine ikame etmek istedikleri taşımalı, gayri meşru anayasal hiçbir dayanağı olmayan seçmenler karşısında Kürt halkı en güçlü demokratik tavrını göstermiştir.
İKTİDARIN POLİTİKALARI HALKIN MÜCADELESİNE ÇARPTI
Yürüttüğü savaş politikaları, yürüttüğü cinsiyetçi politikalar, yürüttüğü yolsuzluk ve talan karşısında ortaya çıkan ekonomik krizin kendisi başta Kürt halkı olmak üzere bu iktidar karşısında yıllardır direnen halkın iradesine, halkın mücadelesine çarpmış ve paramparça olmuştur. Seçim sonuçlarında özellikle Kürdistan’da başarı elde etmek isteyen, kendisini yeniden var etmek isteyen AKP iktidarı Kürtleri yenmek isterken Kürtler karşısında ve demokratik mücadele karşısında çok büyük bir yenilgi almıştır. Bu kazanım elbette ki hepimizindir ve demokratik bir ülkenin şahsında çok güçlü bir motivasyon, güçlü bir dinamik olmaya da devam edecektir.
“KAYBETTİNİZ ÇEKİLİN”
Seçimler devam etmektedir. DEM Parti Sözcümüz sevgili Ayşegül Doğan açıklamalarda bulundu. Eş Genel Başkanımız da ifade etti. Özellikle Bitlis ve Şırnak’ta oy sayımlarının engellenmesi, Hilvan’da sandıkların yakılması, kutlamalara dönük arkadaşlarımızın, halkımızın bir araya gelme biçimlerinin devletin bir saldırısıyla karşı karşıyız. Gözaltına alınan arkadaşlarımız var. Açık ifade edelim kaybettiniz, çekilin. Halkımız dün olduğu gibi bugün de mücadelesine, iradesine sandıklarına sahip çıkmaya devam edecektir. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Büyük kazandık, büyük kazanmaya devam edeceğiz.”
Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın yeni eş genel başkanlar olarak belirlendiği DBP Kongresi’nde yapılan konuşmalarda Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki en büyük temel engel yönteminin tecrit olduğu vurgulandı.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 6’ncı Olağanüstü Kongresini, Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirdi. Kongre salonuna, “Kürt sonuna demokratik çözüm”, “3’ncü yolda demokratik Cumhuriyete”, “Jin Jiyan Azadi”, “Tecride hayır barış hemen şimdi” pankartları asıldı. Kongreye, çok sayıda kişi ve delegelerin yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) milletvekilleri, MYK üyeleri, Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ve Barış Anneleri katıldı.
Diyarbakır’da gerçekleşen kongrede, DBP’nin yeni eş genel başkanlığına önerilen Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın salona gelmesi alkışlarla karşılandı.
18 KASIM YÜRÜYÜŞÜ
DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “DBP’yi özgürlük yıldızı yapacağız. DBP’nin halklara özgürlük, eşitlik umudu olduğu için gururluyuz. DBP’nin kapısı tüm özgürlük sevdalılarına açıktır. DBP halkların umudu olacaktır. DBP de tecridin kırılması için ısrarlıdır. Bu anlamda 18 Kasım’da Gemlik’e bir yürüyüş gerçekleştireceğiz. DBP tecridi kırma konusunda kararlıdır. Ve bu konuda her türlü mücadeleyi yürüteceğiz” dedi.
“YÜZYILLIK YALNIZLIĞI YÜZ YILLIK MÜCADELE İLE ZAFERE ULAŞTIRACAĞIZ”
Ardından söz alan DBP’nin yeni Eşbaşkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise kitleyi Kırmancki/Zazaca selamlayarak kongreyi kutladı. Kürtler üzerindeki iktidar ve devlet baskısına dikkat çeken Çiğdem, Kürtlerin diline kültürüne, mirasına her zaman sahip çıkacağını söyledi. Kılıçgün, “Önemli bir bayrağı devraldık. Daha iyisini yapmak için mücadele edeceğiz. Kürt halkının yüzyıllık yalnızlık karşısında ördüğü yüz yıllık direniş var. Bu anlamda daha büyük bir merhaleye ulaşması gerekiyor. Kürt mücadelesine 90’lardan bu yana emek veren kadın arkadaşlarımız, annelerimize teşekkür ederim. Bu partide bugüne kadar çalışan tüm arkadaşlarımızı bugün de partimizi sahiplenmeye devam ediyorum. Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki en büyük engel ve bu engelin temel yöntemi tecrit. Tecridi sadece hukuksuzluk olarak değerlendirmek yetersizdir. Tecrit bir devlet politikasıdır. Bugün bu tarz bir rejime dönüşmüş durumda ve tecrit Kürt sorununun demokratik çözümü İmralı’da hapsediliyor” şeklinde konuştu
EŞ GENEL BAŞKANLAR UÇAR VE BAYINDIR OLDU
Konuşmaların ardından DBP’nin faaliyet ve mali raporları okundu. Raporlar, oylamaya sunulması sonucunda kabul edildi.
Ardından DBP’nin eş genel başkanlığına önerilen Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Keskin Bayındır DBP’nin yeni eş genel başkanları olarak seçildi. Kongrede DBP’nin PM, MYK üyeleri ile yeni yönetimi de belirlendi.
PİRHA- DBP’nin yeni Eş Genel Başkanlığı görevine Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Keskin Bayındır önerildi.
Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) 12 Kasım’da Ankara’da yapılacak olan 6’ncı Olağanüstü Kongre öncesi Diyarbakır’da “Örgülü toplumla özgür yaşamı kuralım” şiarıyla büyük bir konferans gerçekleştiriyor.
Konferansta, kongrede yapılacak seçimler için önerilen isimler açıklandı. Bir süre önce ismi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) olarak değiştirilen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile mevcut başkan Keskin Bayındır yeni Eş Genel Başkanlık görevine önerildi.
Divan tarafından sahneye çağrılan Bayındır ve Uçar, konferansa katılanları selamladı.
DBP Eş Genel Başkanı Bayındır; anadilde eğitim, cumhuriyet, Ortadoğu’daki savaşlar ve tecride ilişkin konuştu. Eş Genel Başkan adayı Uçar ise, “Kürt halkı demek özgürlük demek, mücadele demek, direniş demek. Şimdi de bunları büyütme zamanı. Yolumuz açık olsun. Başarı bizimdir” sözlerini kullandı.
PİRHA- Şanlıurfa’da, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını protesto etmek isteyen 40 kişi gözaltına alındı.
Şanlıurfa Valiliği, sabah saatlerinde kentte her türlü eylem, basın açıklaması ve yürüyüşe ilişkin bir günlük yasak kararı aldı. HDP, DBP ve Yeşil Sol Parti üyeleri öğle Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’de başlattığı operasyonları kınamak için basın açıklaması yapmak istedi.
Avrupa’nın farklı ülkelerinden Yeşil Sol Partinin 15 Ekim’de yapacağı kongreye katılmak için gelen 15 genç de açıklamaya katılmak istedi. Polisler, “Valilik yasağı” gerekçesiyle engel oldu. Partililer engellemeye tepki göstererek, yasağın hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Polisin müdahalesiyle 13’ü Avrupa’dan gelen gençler olmak üzere 40 kişi gözaltına alındı.
PİRHA-Diyarbakır başsavcılığının başlattığı soruşturmada 14 Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il eş genel başkanıyla birlikte gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır tutuklandı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) bileşenlerinden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) genel merkezinde ve birçok il binasında 23 Aralık’ta baskınlarla partinin yöneticileri gözaltına alındı.
Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre DBP Eş Genel Başkanı Bayındır, savcılık ifadesi ardından ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasından tutuklanma istemiyle Diyarbakır Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği, ifadesinin ardından Bayındır’ın ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasıyla tutuklanmasına karar verdi. DBP Diyarbakır Eş Genel Başkanı Hayrettin Altun ise ‘örgüt üyesi olmak’ suçlanmasıyla tutuklanmıştı.
PİRHA-Demokratik Bölgeler Partisi Dersim İl Örgütü coşkuyla açıldı. Dersim’in geleceği açısından çok önemli olacağına inandığını ifade eden Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Dersim’in tarihine, kültürüne ve inancına yönelik iktidar tarafından geliştirilen baskı politikalarına karşı partinin özgürlük ve eşitlik mücadelesi bir direnç odağı oluşturacaktır” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dersim İl Örgütü’nün açılışı yapıldı. Öncesinde Sanat Sokağı’nda halaylar çekilmesinin ardından yapılan açılışa, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ve çok sayıda partili katıldı.
“DBP’NİN, DERSİM’DE VE BÖLGEDE ÇOK GÜÇLÜ BİR AKTÖR OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
Demokratik Bölgeler Partisi olarak Dersim’in geleceği açısından çok önemli bir gün olacağına inandığını ifade eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Demokratik Bölgeler Partisi’nin açılışı tüm Dersim halkımıza kutlu olsun. Bizler 30 yılı aşkın bir süredir devam eden bir mücadelenin geleneği olarak hem bugüne kadar siyasal ve özgürlükler mücadelesinde hem de bundan sonra faşizme karşı halkların birlikte eşit ve özgür bir şekilde yaşamasının sağlanması adına Demokratik Bölgeler Partisi’nin Dersim’de ve bölgede çok güçlü bir aktör olduğuna inanıyoruz. Dersim’in tarihine, kültürüne ve inancına yönelik iktidar tarafından geliştirilen baskı politikalarına karşı Demokratik Bölgeler Partisi’nin özgürlük ve eşitlik mücadelesi bir direnç odağı oluşturacaktır” dedi.