Etiket: demokratik kurumlar platformu

  • DEM Parti Antalya’dan Rojava vurgusu: Dayanışma tarihsel sorumluluktur- VİDEO

    DEM Parti Antalya’dan Rojava vurgusu: Dayanışma tarihsel sorumluluktur- VİDEO

    PİRHA – Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında Türkiye genelinde alanlara çıktı. “Rojava Direniştir, Özgürlüktür” şiarıyla gerçekleştirilen buluşmalarda yürüyüşler ve basın açıklamaları yapılarak, Rojava’ya dönük saldırılar protesto edildi.

    Halep’in Şex Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan ve Kuzey Doğu Suriye geneline yayılan askeri tehditlere dikkat çekilen açıklamalarda, halkların büyük bedellerle kurduğu özgür yaşamın hedef alındığı vurgulandı. Geçici Suriye Hükümeti ile Özerk Kuzey Doğu Suriye yönetimi arasında ateşkes ve mutabakat sağlanmış olmasına rağmen, Rojava’ya yönelik tehditlerin sürdüğü ifade edildi. Bu nedenle Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde halklar, Rojava ile dayanışma iradesini alanlarda güçlü biçimde ortaya koydu.

    DERSİM: HALKLARIN BİRLİĞİNE VE ÖZGÜR YAŞAMINA KOMPLO DÜZENLENİYOR

    Dersim’de Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı, Demokratik Kurumlar Platformu adına DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tosun Yeğin okudu. Yeğin, 1 Şubat Dünya Rojava Günü’nün demokratik ulusal birlik ruhuyla selamlandığını belirterek, Rojava’nın Ortadoğu’nun karanlığında halkların demokratik öz yönetim iradesiyle filizlenen “Üçüncü Yol”un somut ifadesi olduğunu söyledi.

    Rojava’da Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus perspektifinin hayat bulduğunu vurgulayan Yeğin, “Tekçiliğe karşı çoğulculuğu, baskıya karşı özgür ve eş yaşamı esas alan yeni bir toplumsal sözleşme Rojava’da inşa edilmektedir” dedi.

    Açıklamaya katılan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise Rojava direnişinin Ortadoğu’daki karanlığa karşı bir aydınlık olduğunu belirterek, Rojava’ya dönük saldırıların 15 Şubat uluslararası komplosunun devamı niteliğinde olduğunu söyledi. Kordu, Kuzey Doğu Suriye’nin statüsü kabul edilinceye kadar alanlarda olacaklarını vurguladı.

    MERSİN’DE ROJAVA İÇİN İNSAN ZİNCİRİ EYLEMİ

    Mersin’de Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin DEM Parti, TÖP, TİP, EMEP, SOLDEP, ESP, DBP, YSP, SYKP ve Devrimci Parti Özgecan Aslan Barış Meydanında insan zinciri oluşturdu. “Rojava onurumuzdur” şiarıyla yapılan zincir eyleminde Rojava’ya yapılan saldırıların büyük insani krizlere yol açtığına vurgu yapıldı.

    İlk olarak konuşma yapan DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, “Rojava’da Kürtlerin ortaya koyduğu irade tanınmazsa Suriye’deki bütün halklar soykırım tehditi altında olmaya devam edecek” diye konuştu.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ise, Rojava’da yaşananları İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına benzetti. Yakın zamanda Lazkiye’de kadınların iş yerlerinde makyaj yapılmasına yönelik yasağa da dikkat çeken Başkavak, “Taliban rejiminin kadınlara dönük yaşam tarzı dayatmasının bir benzeri bugün Suriye’de yaşanıyor. Bu nedenle Kürt halkının orada verdiği mücadele sadece dili, kültürü değil; aynı zamanda insan olmanın, kadınların istedikleri gibi yaşamasının önündeki engellerin kaldırılması açısından önemlidir” dedi.

    TİP İl Başkanı Ahmet Paket, El Kaide örgütünde yer almış bir ismin Suriye’nin başına getirilmesiyle bugün yaşanan saldırıların, soykırımların önünün açıldığını ifade etti.

    SYKP İl Başkanı Vakkas Kılıç, “Dünya halkları artık eskisi gibi ensesine vurulup ekmeği alınan halklar değil. Rojava örneğinde olduğu gibi halklar emperyalist ülkelerin böl-parçala-yönet stratejisine karşı kendi iradelerini meşru hale getirmek için mücadele ediyorlar. Bizler de buradan o mücadeleye destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Devrimci Parti İl Başkano İsmet Kaplan, “Rojava’da kurulmuş olan yönetimi ortadan kaldırmaya yönelik uluslararası komplo sadece Kürtlere değil; tüm bölge halklarının özgür yaşam mücadelesine vurulmuş bir darbedir” şeklinde konuştu.

    Son olarak konuşan YSP İl Başkanı Metin Süt, “Rojava, yıllardır savaşın ortasında kadın özgürlüğünü, halkların eşitliğini, demokratik birlikte yaşam fikrini savunarak ayakta durdu. Bugün gelinen noktada Şam yönetimi ile SDG arasında yapılan anlaşma çatışmaların son bulması adına önemli bir gelişmedir. Bizler silahların son bulmasını elbette önemsiyoruz ancak gerçek barış halkların iradesi tanınmadan olmaz” dedi.

    Konuşmaların ardın kitle, Rojava için insan zinciri oluşturdu. Zincirin ardından sloganlar eşliğinde etkinlik sona erdi.

    MALATYA: ROJAVA HALKI GÜVENDE OLANA KADAR ALANLARDAYIZ

    Malatya’da DEM Parti İl Örgütü binası önünde yapılan açıklamada konuşan DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek, Rojava’da kadın öncülüğünde gerçekleşen devrimin, merkeziyetçi ve iktidarcı sistemlere karşı demokratik bir alternatif sunduğunu ifade etti. Şimşek, Rojava deneyiminin demokratik ulusal birliğin önemini açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Rojava halkıyla dayanışmanın süreceğini söyledi.

    ELAZIĞ: ROJAVA DEVRİMİ BİR ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSUDUR

    Hozat Garajı’nda “Rojava mücadeledir, özgürlüktür” pankartı açılarak yapılan açıklamayı DEM Parti Elazığ Gençlik Meclisi üyesi Baran Kabal okudu. Kabal, Rojava kazanımlarına yönelik yeni bir komplo sürecinin işletildiğini belirterek, Rojava ile dayanışmanın yalnızca bir görev değil, Ortadoğu ve dünya halkları açısından tarihsel bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

    ADIYAMAN: ROJAVA TÜM HALKLAR İÇİN UMUT KAYNAĞIDIR

    Adıyaman merkezde bulunan Mimar Sinan Parkı’nda yapılan açıklamayı, Platform adına Adıyaman DBP İl Eş Başkanı Hacı Kabak okudu. Rojava mücadelesinin sadece Ortadoğu’ya örnek olmadığını, dünya halkları açısından bir model teşkil ettiğini belirten Hacı Kabak, Rojava’daki kazanımları sonuna kadar koruyacaklarının mesajını verdi.

    Türkiye genelinde gerçekleştirilen açıklamalarda ortak vurgu, Rojava’da halkların birlikte ve özgür yaşam iradesinin savunulması ve saldırılar karşısında dayanışmanın büyütülmesi oldu.

    ANTEP:İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILMALI

    Antep Emek ve Demokrasi Platformu, Kuzey ve Doğu Suriye’nin HTŞ güçleri tarafından kuşatılması ve bölgede derinleşen insani krize karşı eylem düzenledi. Rojava’da sivillerin sistematik bir yok etme politikasıyla karşı karşıya olduğu vurgulanan eylemde, uluslararası emek ve demokrasi güçlerine “barıştan yana tutum alın” çağrısı yapıldı.

    “6 ÇOCUK DONARAK YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Platform adına açıklamayı okuyan KESK Dönem Sözcüsü Yılmaz Sucu, bölgede yüz binlerce sivilin açlık, susuzluk ve dondurucu soğuklarla mücadele ettiğini belirtti. HTŞ’nin saldırılarının ateşkes ilanlarına rağmen sürdüğünü ifade eden Sucu şu ifadelerde bulundu:

    “IŞİD türevi örgütlerin bileşiminden oluşan HTŞ güçlerinin kuşatması altında şimdiye kadar en az altı çocuk donarak yaşamını yitirdi. Çocukların yaşam hakkı ile eğitim hakkı birbirinden ayrı düşünülemez ancak bölgede eğitim fiilen durdurulmuş durumda.”

    “SU VE ELEKTRİĞİN KESİLMESİ SAVAŞ SUÇUDUR”

    Açıklamada, uluslararası hukuk metinlerine ve Cenevre Sözleşmesi’ne atıfta bulunularak, sivil altyapıya yönelik saldırıların suç olduğu hatırlatıldı. Sucu, “1949 Cenevre Sözleşmesi’nin 27. ve 55. maddeleri uyarınca sivillerin insanca muamele görmesi ve temel ihtiyaçlara erişimi zorunluluktur. Başta Kobanê olmak üzere Rojava’da suyun ve elektriğin kesilmesi, açık bir savaş suçudur.” dedi.

    “IŞİD TEHDİDİ YENİDEN CANLANDIRILIYOR”

    Sucu, 6 Ocak 2026’dan bu yana bölgedeki hapishanelerden binlerce eski IŞİD militanının serbest bırakılmasının dünyayı yeni bir tehditle karşı karşıya bıraktığını vurguladı. Bu durumun uluslararası güçlerin göz yummasıyla gerçekleştiğini belirten Sucu, kuşatmanın sadece sivilleri değil; laikliği, kadın özgürlük mücadelesini ve bir arada yaşam iradesini de hedef aldığını söyledi.

    “İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILMALI”

    Açıklamanın sonunda, Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) başta olmak üzere tüm kurumlara şu talepler sıralandı:

    “Rojava’ya yönelik kuşatma derhal sonlandırılsın; Su, elektrik ve sağlık altyapısına yönelik saldırılar durdurulsun; Kuşatma altındaki şehirler için acil ve kesintisiz insani yardım koridorları açılsın; Sorumlular hakkında bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmaları işletilsin.”

    Sucu, “Çocukların donarak öldüğü bir dünyada sessizlik tarafsızlık değildir. Susmak, bu suça ortak olmaktır. Bizler savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

    “SÜRECİN GEREKLERİ YERİNE GETİRİLSİN”

    Açıklama sonrasında DEM Parti Kars Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit söz aldı. Koçyiğit, Rojava’daki saldırılara ve insani krize dikkat çekti. Koçyiğit, hükümete şu çağrıda bulundu:

    “Barış ve Demokratik Toplum sürecinin gerekleri hızla yerine getirilmelidir. Komisyon bir an önce raporunu yazmalı ve süreç yasaları çıkarılmalıdır. Hükûmete sesleniyoruz; artık daha fazla beklemeyin. Hızlı bir şekilde raporun tamamlanıp süreç yasalarının çıkması için elinizden geleni ortaya koyun.”

    Basın açıklamasının ardından yürüyüş yapmak isteyen kitlenin önü polis tarafından kesilerek yürüyüş engellenmeye çalışıldı. Kitle, barikatları aşarak sloganlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş, Dem Parti Antep İl Örgütü’nün önünde son buldu.

    ANTALYA: DAYANIŞMA TARİHSEL SORUMLULUKTUR

    1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında DEM Parti Antalya İl Binası önünde de basın açıklaması yapıldı. Demokratik kurumlar adına açıklamayı DEM Parti Antalya İl Eş Başkanı Selami Özyaşar okudu.

    Açıklamada, Rojava’da halkların demokratik öz yönetim iradesiyle gelişen ve “Üçüncü Yol” olarak tanımlanan deneyimin, Ortadoğu’da halklara umut olduğu vurgulandı. Rojava’nın, ulus-devletçi ve tekçi anlayışa karşı demokratik bir alternatif sunduğu ifade edildi.

    Abdullah Öcalan’ın Demokratik Modernite kuramının Rojava’da somutlaştığı belirtilen açıklamada, bu modelin çoğulculuğu, eşitliği ve özgür yaşamı esas aldığı kaydedildi. Kadın öncülüğünde gelişen Rojava Devrimi’nin, halkların kendi öz gücüyle var oluşunun ifadesi olduğu vurgulandı.

    Açıklamada, İŞİD ve HTŞ eliyle Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğü belirtilerek, bu saldırıların halkların demokrasi ve özgürlük iradesini hedef aldığı ifade edildi. Rojava kazanımlarını savunmanın tarihsel ve toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

    Son olarak tüm demokrasi güçlerine çağrı yapılan açıklama, “1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü’nü selamlıyoruz” sözleriyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM-ELAZIĞ-MALATYA-ADIYAMAN-ANTEP/ANTALYA

  • Dersim’den Kobane açıklaması: Kobane’yi savunmak insanlığı savunmaktır-VİDEO

    Dersim’den Kobane açıklaması: Kobane’yi savunmak insanlığı savunmaktır-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’ne ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Suriye’de halen IŞİD zihniyetinin Aleviler ve Dürziler’i katlettiğini belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz Ortadoğu ve Türkiye’de demokratik toplum anlayışıyla mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’ne ilişkin Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dersim İl Eş Başkanı Murat Polat’ın okuduğu açıklamada, ‘1 Kasım Dünya Kobane Günü tüm dünya halklarına kutlu olsun’ pankartı açıldı. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Nusaybin Belediye Eş Başkanı Gülbin Şahin Dağhan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KOBANE DİRENİŞİ TÜM HALKLARIN UMUDU OLMAYA DEVAM EDİYOR”

    Rojava devriminin mayasını oluşturan Kobane direnişinin bugün de özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren tüm halkların umudu olmaya devam ettiğini vurgulayan DBP Dersim İl Eş Başkanı Murat Polat, “IŞİD çeteleri tarafından Kobane’ye yönelik saldırılara karşı tüm dünya halkları seslerini yükseltirken bugün yaşadığımız coğrafyada da bu direnişi sahiplenen demokratik siyasetin öncü iradeleri cezaevlerinde hala rehin tutulmaktadır. IŞİD çeteleri tarafından Kobane’ye yönelik saldırılara karşı tüm dünya halkları seslerini yükseltirken bugün yaşadığımız coğrafyada bu direnişi sahiplenen demokratik siyasetin öncü iradeleri, cezaevlerinde hala rehin tutulmaya devam ediyor. Kobane’yi savunmak insanlığa karşı işlenen suçlara karşı durmaktır. Kobane’yi savunmak tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi, militarist politikalara karşı farklılıkların bir arada yaşamını savunmaktır” dedi.

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Suriye’de halen IŞİD zihniyetinin Aleviler ve Dürziler’i katlettiğini belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz Ortadoğu ve Türkiye’de demokratik toplum anlayışıyla mücadelemize devam edeceğiz ve yolumuzu aydınlatan Kobane Günü tüm halklara kutlu olsun. O çirkin ve zihni karanlık erkekleri yenen Kürt kadınların öncülüğünde gelişen mücadeleye selam olsun” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de binler ‘umut hakkı’ talebiyle yürüdü- VİDEO

    Mersin’de binler ‘umut hakkı’ talebiyle yürüdü- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde Mersin’de yapılan “umut hakkı” yürüyüşünde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Bu sürecin taraflarından biri devlet diğeri de Abdullah Öcalan’dır. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmazsa, Kürtlerin statüsü tanınmazsa, yasalar değişmezse bir yüzyıl daha yürüyeceğiz” dedi.

    Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde, “Abdullah Öcalan’ın umut hakkı için özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla Mersin’in Akdeniz ilçesinde yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Kesin Bayındır, DEM Partili milletvekilleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Abdullah Öcalan’ın posterini gerekçe göstererek yürüyüşe engel olan polisler, kitleyi parkın önünde ablukaya aldı. 2 saat süren ablukanın ardından oturma eylemine geçen kitlenin kararlılığı üzerine polis, yürüyüşe izin verdi. Binler, polis ablukası altında DEM Parti Akdeniz İlçe Örgütüne doğru yürüyüşe geçti. “Abdullah Öcalan’a özgürlük” sloganı atan kitleye polis aralıklarla kalkanlarla müdahale etti ve arbede yaşandı.

    GAZETECİLER DARP EDİLDİ

    Yürüyüşü takip eden Jinnews muhabiri Azize Akoğlu, Mezopotamya Ajansı muhabirleri Kadir Ayten, Hamdullah Yağız Kesen ve Pirha Muhabiri Fatoş Sarıkaya’nın haber takibi engellenerek, darp edildiler. Darp nedeniyle Azize Akoğlu’nun tripodu ve fotoğraf makinesi, Kadir Ayten’in ise cep telefonu kırıldı. İlçe binası önüne gelen kitle burada da Abdullah Öcalan’ın posterini açtı. Ve polis yine müdahalesi etmeye çalıştı. Etkinlikte ilk olarak DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş söz alarak, polisin tutumunu eleştirerek, “Çözümün konuşulduğu bu süreçte bu engellemeyi kabul etmiyoruz. Direnen Van, Amed halkına selam olsun. Mersin buradan sesini Ankara’ya duyurdu. Selam olsun direnenlere” dedi.

    KESKİN BAYINDIR: PROVOKASYONU MERSİN’DE GÖRDÜK

    Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, eline Abdullah Öcalan’ın posterini alarak, “Erdoğan dün bu süreç provokasyonlara açık bir süreç dedi doğrudur. Bu süreç provokasyonlara açık, bugün bu provokasyonu Mersin’de gördük. Bizi iyi dinleyin bugün bu yürüyüşü Mersin emniyet müdürüne hayırlı olsun demek içim yapmadık. Biz bugün Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yürüdük. Kendimizi savcı ve hakim yerine koymayın. Burada binlerce polis kendini savcı, hakim yerine koyuyor, haddinizi bilin. Bu sürecin tarafları var. Biri devlet biride Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’dır. Bunu iyi bilin. Bilinsin ki biz sadece bugün değil 50 yıl öncede yürüyorduk. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmadan, Kürtlerin statüsü tanınmazsa, yasalar değişmezse yüzyıl daha yürüyeceğiz. Yüzyıl daha direneceğiz. Kürdistan’da Çukurova’da dünyanın her yerinde haklarınız için direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ARTIK BU SAVAŞ SON BULSUN”

    Bayındır, konuşmasının devamında barışın sağlanması adına Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Artık bu savaş son bulsun diyoruz. Ciğerleri yanan annelerimiz ‘Biz barış ve özgürlük istiyoruz’ diyor. Barış’ta özgürlüğümüzde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ile bağlantılıdır. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir an önce Sayın Öcalan ve 4 bin ağırlaştırılmış tutsağı bırakın diyor. Mevcut kanunlara göre bir an önce Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı. Bugün iktidar bir yandan Sayın Öcalan ve 4 bin tutsağın özgürlüğü önünde engel çıkarmak istiyor bir yandan da bu sürecin çözüm ve kardeşlik süreci olduğunu söylüyor. Kürt halkı her yerde ‘barışın tarafıysanız, barış istiyorsanız önce kanunlarınızı uygulayın’ diyor. Kanunlar artık ‘Önder Öcalan özgür’ olmalı diyor.

    Yüz yıldır bu sistem yasalarını ayaklar altına alıyor. Bu devlet kendi yasalarını ayaklar altına alırsa bu ülkeye barış gelmez. Şimdiye kadar Sayın Öcalan tek taraflı büyük bir emekle süreci bu aşamaya getirdi. Kürt halkı büyük bir fedakarlık ile süreci bu aşamaya getirdi. Önder Öcalan bugün gönderdiği mesajda ‘Kürt halkının hakları yasal olarak kabul edilmez ise çözüm olmaz’ diyor. Devlet Kürt halkının haklarını Anayasa’da kabul etmeli. Kanunlar, yasalar uygulanmalı. Bir an önce Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı. Bunun için yürüyoruz. Dün yürüdük, şimdi yürüyoruz ve yarın da yürüyeceğiz. Kürt halkının hakları sağlanana kadar, adalet gelene kadar yürüyeceğiz. Bu yürüyüş yüz yılda sürse yürüyeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Cezaevlerinde tecride karşı 13 Ekim’de Diyarbakır’da miting yapılacak-VİDEO

    Cezaevlerinde tecride karşı 13 Ekim’de Diyarbakır’da miting yapılacak-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Kurumlar Platformu, cezaevlerinde süren tecride karşı 13 Ekim’de Diyarbakır’da miting yapılacağını açıkladı. İstanbul’da yapılan açıklamada, Bir ay boyunca sürdüreceğimiz kampanyamızla komplocuların kölelik dayatmalarına karşı bir kez daha özgürlüğü haykıracağız” denildi.

    Demokratik Kurumlar Platformu, cezaevlerinde süren tecride dikkat çekti. Platform, Taksim Hill otelde yapılan basın toplantısında 13 Ekim’de Diyarbakır’da yapılacak olan mitingin detaylarını paylaştı.

    Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) Eş Başkanı Dilek Demir, “12 Eylül’ün siyasi tasarımı aradan geçen 44 yılda hala Türkiye ve Kürt halkı üzerinde bir karabasan gibi dolaşmaktadır” dedi.

    Dilek Demir, Demokratik Kurumlar Platformu olarak Kürt sorunun çözümü konusunda yeni bir çözüm hamlesi başlattıklarını belirtti. Demir, “Komploya karşı direniyoruz, özgürlük için Amed’de buluşuyoruz!” diyerek açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “12 Eylül Askeri Darbesinin yıl dönümünde tekçiliğe dayanan ulus ve inanç gömleği farklılıklara giydirilmek istenmekte, aşırı merkeziyetçi devlet formasyonuyla yerel demokrasi inkâr edilmekte, demokratik siyaset alanı faşist hezeyan ve öznelerle zehirlenmekte, erkek egemen ideolojiyle kadınlara dönük her türlü zorbalık devreye konmakta, kapitalizme ve sermayeye olan iman derecesindeki itaatle ekolojik yıkım her geçen gün derinleşmekte ve ülke genelinde açlık kol gezmektedir. Yani 12 Eylül’ün siyasal tasarımı aradan geçen kırk dört yılda hala Türkiye ve Kürdistan halklarının üzerinde bir karabasan gibi dolaşmaktadır.

    AKP-MHP faşizmi desteğini kaybetmiş, faşist rejim çürümüştür. Sayın Abdullah Öcalan üzerinde başlatılan mutlak tecrit ve iletişimsizlik haliyle startı verilen toplumu nefessiz bırakma ve muhalefet eden kesimleri çökertme stratejisi, 2015 yılından beri Türkiye halklarına şiddet, ölüm, açlık ve istikrarsızlıktan başka bir sonuç getirmemiştir. Mutlak tecritle çözümsüzlüğe sürüklenen Kürt sorunu, Türkiye’de çoklu krizlerin nedeni haline gelmiştir. Öte yandan mutlak tecrit ve iletişimsizlik politikasıyla demokrasinin kırıntıları bile süpürülmek istenmiş, derin yoksulluk geniş toplumsal kesimlere yayılmış, hak arayışlarına alan bırakılmamıştır.

    “ÖZGÜRLÜK İÇİN HAREKETE GEÇİYORUZ!”

    Bu çürümüş iktidar blokuna karşı halkların, ezilenlerin ortak mücadelesini büyütmek için en güçlü çıkışı “Sayın Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” hamlesini başarıya ulaştırarak gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Çünkü bilmekteyiz ki AKP-MHP faşist ittifakı, kendisini Kürt Halk gerçeğinin inkarından ve Sayın Öcalan başta olmak üzere politik Kürt hareketinin, itirazının kriminalize edilmesinden üretmektedir. O nedenle faşist iktidara karşı yürüttüğümüz mücadeleyi bir üst aşamaya taşımak, demokratik yaşam inşasının kapılarını sonuna dek aralayacaktır. Çünkü Sayın Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecrit ve iletişimsizlik hali, bugünkü rejimin bir yönetim stratejisi olarak Kürdistan’la sınırlı olmaktan çıkmış, tüm Türkiye sathına yayılmış, demokrasinin ve barışın turnusol kâğıdı olan Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştirerek bir siyasal düğüm oluşturmuştur. Bu siyasal düğüm çözülmeden çoklu krizlerden kurtulmak mümkün değildir. Türkiye’de demokrasi ve barışa atılan bu siyasal düğümü çözmek için mücadelemizi daha da büyütmeliyiz. “Savaşa karşı barış, tecride karşı özgürlük” diyerek Türkiye’yi içerisinde bulunduğu çoklu krizlerden kurtarmanın reçetesini hep birlikte yazabiliriz.

    O nedenle faşist darbenin yıl dönümünde bir kez daha belirtmek isteriz ki, AKP- MHP faşist ittifakının kaybetmesi demek, 12 Eylül rejiminin kaybetmesi demektir. Darbe mekaniğinden kurtularak demokratik bir düzenin kapılarının aralanması demektir.

    Demokratik yaşamın inşasının ezilen halkların ve inançların ellerinde yeniden yeşermesini sağlamaktır. İmralı mutlak iletişimsizlik rejimine karşı mücadelenin kader tayin edici karakterinden hareketle “Gelin hep birlikte tecridi kıralım, özgürlüğe yürüyelim” diyoruz.

    “KOMPLOYA KARŞI DİRENİYORUZ, ÖZGÜRLÜK İÇİN AMED’DE BULUŞUYORUZ!”

    Bugünden itibaren “Sayın Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” hamlesine yeni bir aşama kazandırıyoruz. Kürt halkı açısından “Varlığını Koruma, Özgürlüğünü Sağlama” mücadelesinde sonuç almaya odaklanan Özgürlük Yürüyüşümüz, 12 Eylül’den 13 Ekim’e kadar yürüteceğimiz “Komploya Karşı Direniyoruz, Özgürlük İçin Amed’de Buluşuyoruz!” kampanyasıyla daha da büyütülecektir. Bu minvalde 9 Ekim Uluslararası komplosunu ve komplocuları tümden yenilgiye uğratmak, İmralı İşkence sistemini paramparça etmek ve Kürt sorununa demokratik çözümü getirmek için başlattığımız Özgürlük Yürüyüşümüzün 13 Ekim’e kadar sürecek olan kampanyasına Kürdistan’daki ve Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerini davet ediyoruz.

    Bu inanç, kararlılık ve inatla “Komploya Karşı Direniyoruz, Özgürlük İçin Amed’de Buluşuyoruz!” şiarıyla başlattığımız ve finalini 13 Ekim’de Amed’de düzenleyeceğimiz Büyük Mitingle yapacağımız kampanyamıza coğrafyanın tüm demokratik, devrimci güçlerini, toplumsal muhalefeti çağırıyoruz. Uluslararası komplonun 26. yıldönümünde çözüm ve özgürlük mücadelesini, hayatın aktığı her zaman ve mekâna taşıracağız. Bir ay boyunca sürdüreceğimiz kampanyamızla komplocuların kölelik dayatmalarına karşı bir kez daha özgürlüğü haykıracağız ve “Özgürlük olmadan asla!” diyeceğiz. Zafer sözümüz olsun: Darbeciler, komplocular ve tecritte ısrar edenler kaybedecek, özgürlük kazanacak!”

    PİRHA/İSTANBUL