Etiket: demokratik toplum

  • Mersin’de Barış ve Demokratik Toplum Şöleni! – VİDEO

    Mersin’de Barış ve Demokratik Toplum Şöleni! – VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Şöleni”nde, toplumun tüm kesimlerinin, sürece katılması yönünde mesaj verildi. Milletvekili Ali Bozan, konuşmasında “Diyalog ve müzakereler devam ederken dilimize, kültürümüze, kimliğimize, varlığımıza yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmedik, bundan sonra da kabul etmeyeceğiz” diye belirtti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) öncülüğünde Mersin’in Toroslar İlçesinde “Barış ve Demokratik Toplum Şöleni” düzenlendi. Yapılan şölene il ve ilçe örgütü yöneticileri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Çukurova temsilciliği, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin’deki demokratik kitle örgütü yöneticileri ve yüzlerce yurttaş katıldı.

    “SÜRECE HERKES SAHİP ÇIKMALI”

    Şölende ilk olarak konuşan Mersin Barış Anneleri Meclisi üyesi Emine Eren, uzun yıllardır barış özlemi çektiklerini söyleyerek “Kayıplarımıza rağmen yıllardır barış mücadelesi yürütüyoruz. Artık ne asker anneleri ne de gerilla anneleri gözyaşı dökmesin. Bu önemli süreçte herkes üzerine düşeni yapmalı” dedi.

    Ardından söz alan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, tüm siyasi tutsaklar için özgürlük talep ederek, tüm kesimleri Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürece sahip çıkmaya çağırdı.

    DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Reşat Aşan da sürecin sahiplenilmesi gerektiğini vurgulayarak, barış talebinde bulundu.

    “BARIŞ İÇİN DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise konuşmasında, “40 yıl önce yakılan ateş, şu anda tüm dünyaya yayıldı” dedi. Kürt halkına yönelik saldırılara dikkat çeken Bozan, şunları söyledi:

    “Kürt sorunu, diyalog ve müzakereyle çözülür. Bizler, Kürt meselesinin çözümü için her zaman diyalog ve müzakereye hazırız dedik. Ama aynı zamanda diyalog ve müzakereyi yürütürken mücadeleye de hazırız dedik. Şu anda bir diyalog ve müzakere süreci yürütülüyor. Diyalog ve müzakere süreci yürütülürken bizler 90’lı yıllarda Kürt halkına yönelik en ağır baskının, işkencelerin yapıldığı dönemde dahi dilimizden, kimliğimizden, kültürümüzden, tarihimizden ve coğrafyamızdan vazgeçmedik. İşte bugün 2025 yılında çözüme dair diyalog ve müzakereler devam ederken de dilimize, kültürümüze, kimliğimize, varlığımıza yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmedik, bundan sonra da kabul etmeyeceğiz.”

    Şölenin sonunda Sanatçı Sipan Xelat, müzikleriyle halka coşkulu anlar yaşattı. 

    PİRHA/ MERSİN

  • GÜNCELLENDİ/Karakoçan’da ‘Demokratik Toplum Çağrısı, İnanç ve Ekoloji’ paneli düzenlendi-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Karakoçan’da ‘Demokratik Toplum Çağrısı, İnanç ve Ekoloji’ paneli düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-2’nci Karakoçan Doğa ve Kültür Festivali’nin ikinci gününde “Demokratik Toplum Çağrısı, İnanç ve Ekoloji” paneli gerçekleştirildi. Birey, toplum ve doğa arasındaki ikrarlı ilişkinin aynı zamanda ekolojik bir ilişki olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Kainat bizim için öteki değil, egemen zihniyetin denetimindeki bir mülk değil bizim bir parçamızdır. İnancımız, pirlerimiz, mürşitlerimiz, rayberlerimiz bireyi, toplumu ve doğayı kendi dışında saymamış ve cümle canla ikrarlı yaşamış” dedi.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde düzenlenen 2’nci Karakoçan Doğa ve Kültür Festivali; Karakoçan Belediyesi Belediyesi ve Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), Karakoçan Dernekler Federasyonu ( KAR-DEF) ve Avrupa Karakoçanlılar Derneği (AV KARDEP) öncülüğünde düzenleniyor.

    Festivalin ikinci gününde Karakoçan Belediyesi Konferans Salonu’nda “Demokratik Toplum Çağrısı, İnanç ve Ekoloji” paneli düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü Müjgan Halis yaparken panele Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete konuşmacı olarak katıldı.

    “PİRLERİMİZ, CÜMLE CANLA İKRARLI BİRE ŞEKİLDE YAŞAMIŞ”

    Birey, toplum ve doğa arasındaki ikrarlı ilişkinin aynı zamanda ekolojik bir ilişki olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Kainat bizim için öteki değil, egemen zihniyetin denetimindeki bir mülk değil bizim bir parçamızdır. Rea Haq Alevi inancında ekolojik model dişil evren modeli üzerine kuruludur. Bugün başta Kürdistan’da ve özelinde de yaşadığımız coğrafyada HES’ler ve maden çalışmalarıyla o bölgedeki cümle canın kendi varlığını devam ettirmesi yasası ihlal ediliyor. Ayrıca o coğrafyadaki yaşanan bütün mikroorganizma dahil endemik bitkiler dahil bütün varlığın varoluş yasası da yok ediliyor ve kendi hakikati içerisinde de Hakk’a yürümüyorlar. Dış müdahale ile canlılar yok ediliyor. İnancımız, pirlerimiz, mürşitlerimiz, rayberlerimiz bireyi, toplumu ve doğayı kendi dışında saymamış ve cümle canla ikrarlı yaşamış” dedi.

    “BARIŞI İNŞA SÜRECİ BİR MÜCADELEDİR”

    Barışı inşa sürecinin bir mücadele olduğunu dile getiren DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, “Demokratik toplum çağrısı sadece devlet ile Kürtler arasındaki ilişkinin tekrardan düzenlenmesi değil aynı zamanda insan insan ilişkilerinin, doğa insan ilişkilerinin ve devlet toplum ilişkilerinin tekrardan özüne uygun bir şekilde düzenlenmesi çabasıdır. Sistemi gerçekten köklü olarak dönüştürmek istiyorsak meseleyi sadece Kürt, Alevi ve kadın meselesine değil bu sorunları ortaya çıkaran sistemle çözümü aramak belki de en kalıcı ve en sağlıklı çözüm arayışlarından birisi olacaktır. Kürt ve Alevi meselesi gibi bütün sorunların inkârı üzerine dayalı sistem bir bütün olarak politika alanını ve siyasal alanı bir yabancılaşma zeminine çekiyor. Bizim çözüm arayışımız aynı zamanda kendi doğasına yabancılaşmaya karşı da bir mücadele olarak değerlendirilmeli” diye konuştu.

    Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.

    PİRHA/KARAKOÇAN

  • DEM Parti Kadın Meclisi, İzmir’de Alevi kadınlarla buluştu-VİDEO

    DEM Parti Kadın Meclisi, İzmir’de Alevi kadınlarla buluştu-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisinin Alevi kadınlarla bir araya geldiği buluşmada konuşan Halide Türkoğlu “Barış politikası ve demokratik toplum dediğimizde kadın konuşulmuyorsa çok da sonuca gidilemez. Bugün Alevi kadınlarla olan ortak buluşmamız bu sistemden yana ortak dertlerimiz var. Aslında emeğimiz görünmüyor ve hakkımızı alamıyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, “Barış ve demokratik toplumun inşasında Alevi kadınlarla buluşma” şiarıyla kadınlarla Tepekule Kongre Merkezinde bir araya geldi. Buluşma DEM Parti Diyarbakır Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu katılımıyla gerçekleşti. Buluşmaya çeşitli Alevi kurumu temsilcisi ve bireysel katılım sağlandı.

    “DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA KADIN KONUŞULMUYORSA SONUCA VARILAMAZ”

    DEM Parti Kadın Meclisinin iç işleyişi, eşbaşkanlık, fermuar sistemi gibi uygulamalardan örnekler veren Halide Türkoğlu Kürt kadınlarının bu kazanımları elde etmek için 1990’lı yıllardan bu yana mücadele verdiğini ifade etti. Barış ve çözüm demokratik toplum aşamasında genel siyasetin içinde kadın özgürlük mücadelesinin yok olmasını istemediklerini dile getiren Halide Türkoğlu “barışı konuşurken kadınların daha fazla söz alması gerekir. Çünkü savaşların ilk hedef alınanı, ilk şiddete uğrayanı bizsek o militarizmin ürettiği politikalarda beden politikalarını üzerinden bizim bedenimize saldırıyorsa ilk önce biz konuşmalıyız. Barış politikası ve demokratik toplum dediğimizde kadın konuşulmuyorsa çok da sonuca gidilemez” diye belirtti.

    “ALEVİ KADINLARLA SİSTEMNDEN YANA ORTAK DERTLERİMİZ VAR”

    Kadın özgürlük mücadelesinin de tekli bir mücadele olmadığını, kimliği ile mücadele ettiğinin ifade eden Halide Türkoğlu iktidarın sermayenin ve devletin beden politikasına karşı mücadele ettiklerini ifade etti. Halide Türkoğlu “İnanç dediğimiz, yani bir egemen inancın başka bir inancı sömürmesine, onu inkar etmesine karşı mücadele ediyoruz.  Diyoruz ki, bugün Alevi kadınlarla olan ortak buluşmamız bu sistemden yana ortak dertlerimiz var. Emek alanında mücadele veriyoruz. Aslında emeğimiz görünmüyor ve hakkımızı alamıyoruz. Kamusal alanda emek harcasak bile kadın kimliğimiz üzerinden ikincil görünen ya da ilk işten çıkartılan kesimlerin başında geliyoruz. Şimdi bu sistem uzun yıllardan beri var dedik. Ama aynı zamanda bu sistem kadınlar üzerinde bir politika haline geliyorsa öyle durduk yere olmuyor” diye konuştu.

    SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMINA DEĞİNİLDİ

    Kadının devlet mekanizmalarına karşı da mücadele verdiğini dile getiren Halide Türkoğlu bu mekanizmanın kadınlara ve erkeklere nasıl yurttaş olacaklarının sınırını çizdiğini ifade etti. Halide Türkoğlu, “Yüz yıldır ulus devlet dediğimiz mekanizmanın kendisi kadınlar ve erkekler şahsında ama aynı zamanda bu iki cinsin kendi kimlikleri, dilleri, kültürleri üzerinden makul vatandaş ya da makul olmayan vatandaş tasarrufunu  geliştirdi. Orta Doğu coğrafyası  savaş coğrafyasıdır. Çünkü ulus devlet dediğimiz mekanizmanın kendisi intihara dayalı olduğu için bazı coğrafyada mezhepçilik üzerinden bu çatışmalar var. Bazı coğrafyalarda insanları kültürleri, dilleri üzerinden bu çatışmalar var. Bu sistemin kendisinde bir sıkıntı var, tam da bu sistemin değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Toplum çok çeşitlidir. Tek başına ulusu Türk Kürt olarak tanımlayamazsınız.  Ulusun kendisi aslında çok çeşitlidir. Bugüne  kadar Ortadoğu coğrafyasında dayatılan tek ulus devlet meselesi Suriye’de başka bir soykırıma sebep oldu. Irak’ta başka bir soykırıma sebep oldu. İnsanlar bir arada yaşamak istiyorsa, eşitlik ve özgürlük üzerinden mücadele yürütmek istiyorsa tam da işte birbirini tanıma, birbirini anlama ve ortak yaşam fikriyatını hayata geçirmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim’de kadınlar, ‘Barış ve demokratik toplum inşası’ buluşmasında bir araya geldi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, ‘Barış ve demokratik toplum inşası’ buluşmasında bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar, ‘Alevi kadınlar, barış ve demokratik toplum inşasını konuşuyor’ şiarıyla bir araya geldi. Barış ile demokratik toplumun iç içe geçmesi gerektiğini belirten DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Yaşanan gelişmeleri bir de kadınlar cephesinden değerlendirmek gerekiyor, kadınlar bu değişim ve dönüşümün neresinde yer alacak, kadınlar bu süreç içerisinde nasıl rol alacak” dedi.

    DEM Parti Kadın Meclisi, Dersim’de ‘Alevi kadınlar, barış ve demokratik toplum inşasını konuşuyor’ şiarıyla kadınlarla bir araya geldi. Buluşmaya DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ile DEM Parti Halklar ve İnançlar Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu konuşmacı olarak katıldı.

    “BARIŞA EN ÇOK İHTİYAÇ DUYAN TOPLUMSAL KESİM ALEVİLERDİR”

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, barışın önemline vurgu yaparak “Uzun zamandır kendi halkıyla kavgalı olan devletin savaş halinin bitme olasılığının yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Geçmişte Dersim’in yaşadığını bugün Suriye yaşıyor. O yüzden barış çok önemlidir ve barışa en çok ihtiyaç duyan toplumların başında da Aleviler geliyor. Yalnızca barışla Rıza Şehri hayalimizi gerçekleştireceğimizin bilincindeyiz” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUMUN İÇ İÇE GEÇMESİ GEREKİYOR”

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    Barış derken demokratik toplum diyoruz. Barış ile demokratik toplumun iç içe geçmesi gerekiyor. Bir anda her şey değişecek diyemiyoruz ama bunun bir mücadele olduğunu biliyoruz. Yaşanan gelişmeleri bir de kadınlar cephesinden değerlendirmek gerekiyor, kadınlar bu değişim ve dönüşümün neresinde yer alacak, kadınlar bu süreç içerisinde nasıl rol alacak. Biz herkese demokrasi gerekiyor diyoruz” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından buluşma basına kapalı bir şekilde gerçekleştirildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Musa Kulu: Suriye’deki katliama Alevi kurumlarının cılız tepkiler vermesi kabul edilemez!-VİDEO

    Musa Kulu: Suriye’deki katliama Alevi kurumlarının cılız tepkiler vermesi kabul edilemez!-VİDEO

    PİRHA- DAD eski Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevilere yönelik soykırıma karşı hem dünyada hem de Türkiye’deki tepkilerin yetersiz olduğunu belirterek, “Daha ciddi, kararlı ve üst düzeyde eylem sahibi olarak katliamın önüne geçilmesi gerekiyordu” diye konuştu. Öcalan’ın ‘Barış ce Demokratik Çözüm Çağrısı’nın yansımalarına dair de konuşan Kulu, “Aleviler hiç tereddütsüz bu sürecin tarafı değil bizzat örgütleyicisi olmakla karşı karşıyadır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eski Eş Genel Başkanı Musa Kulu ile Abdullah Öcalan’ın demokratik toplum çağrısı, Suriye’deki Alevi katliamı ve Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin konuştuk.

    “ALEVİLER SÜRECİN BİZZAT ÖRGÜTLEYİCİSİ OLMALIDIR”

    PİRHA: Demokratik toplum çağrının toplumsal karşılığı nedir, Aleviler kendini bu çağrının neresinde görmeliler?

    Musa Kulu: 100 yıllık Kürt sorununun çözümü, Ortadoğu’daki halkların barış ve kardeşlik içerisinde yaşaması için yapılan en büyük demokratik ve toplumsal çözüm deklarasyonu olarak okunabilmeli. Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı çağrı Türkiye’nin içine girdiği girdabın ekonomik, siyasi, sosyal ve uluslararası çöküş noktasında hem toplumsal dinamiklerin bir çıkış yolu bulması hem de demokrasinin önünün açılması, demokratik bir cumhuriyet için bir girişi manifestosu olarak okunmalı. Çoğu çevrelerin yaptığı kuşkulu yaklaşım aslında doğru bir şey değil. ‘Ne verdiler ne aldılar’ ya da ‘Gizli pazarlık nedir’ demek bu kadar maddi ve manevi yıkıma yol açan bir sorun için rasyonel, insancıl ve demokratik vicdan sahibi insanların düşüncesinin bu tür kuşkulu sorular değil bu çıkışla yeniden bir şeyin inşa etmenin mümkün olabileceğini hem düşünmeleri hem de inanmaları gerekiyor.

    Herkes şunu bilmeli ki Türk-İslam sentezi üzerine inşa edilen halklar ve inançlar hapishanesine dönüşen bu ülkede tek çıkış İmralı’nın ortaya koyduğu demokratik çözüm fikriyatıdır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, radikal demokrasinin bütün halkların ve inançların yeni bir rıza anayasası etrafında birleşerek bu sorun çözülebilir. Burada Alevilerin, Kürtlerin ve diğer halklar ile inançların barış içerisinde yaşamasının anahtarı da budur.

    Yüzyıllık inkâr ve asimilasyona uğrayan Alevilerin bu radikal dönüşüm içerisinde sorumluluk ve Alevi hakikatiyle sahip çıkmaları ve kendini var etmeleri, yaşatma ve kültürlerini, tarihsel hafızasını, yaşamını idame ettirmek için bu yolda zorunlu olarak yer alması gerekiyor. Demokratik çözüm çabasının yanında durarak kendilerini var etme imkân, olanak ve örgütlenmesini sağlayacaklardır. O yüzden Aleviler hiç tereddütsüz bu sürecin tarafı değil bizzat örgütleyicisi olmakla karşı karşıyadır.

    “ALEVİ KURUMLARININ BU KADAR CILIZ TEPKİLER VERMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    -Suriye’de Alevi katliamı sürüyor. Bunu durdurmaya yönelik çabaları nasıl görüyorsunuz?

    Suriye maalesef çağ dışı HTŞ ve onun bileşenlerine teslim edildi. Suriye’de en örgütsüz ve güçsüz yapı Alevi toplumuydu. O yüzden HTŞ ilk olarak Alevileri bertaraf etmek için saldırı gerçekleştirdi. Ne yazık ki Alevilerin örgütsüzlüğü hem can, hem mal hem de gelecekte büyük kayıplar yaşayacakları gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu çağda insanlık dışı soykırımın yapılmasına da hem dünyada hem de Türkiye’deki Alevilerin çok cılız bir sahiplenmesi oldu. Suriye’deki Alevi katliamına Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumlarının bu kadar cılız tepkiler vermesi kabul edilemez. Daha ciddi, kararlı ve üst düzeyde eylem sahibi olarak katliamın önüne geçilmesi gerekiyordu.

    “DEVLETİN ADIMLAR ATMASI GEREKİYOR”

    -Türkiye’de barış meselesi konuşulurken İmamoğlu ve ekibi tutuklandı, Şişli’ye kayyım atandı. Bunu nasıl okumak gerekiyor? Bunu sürece dair bir mesaj olarak okuyabilir miyiz?

    İmralı’dan çıkan demokratik çözüm deklarasyonu insanlarda bir umut oldu ancak Türkiye henüz devlet olarak söz kurmuş değil. Türkiye demokratikleştiği, bütün halkların ve inançların yasal ve anayasal güvencesi sağlandıktan sonra ülkedeki bütün sorunlar çözülür. Devletin HDK, CHP ve diğer muhaliflere yaptığı operasyonlar sürece dair samimiyetsiz bir duruşunun olduğunu ortaya koyar. Devletin ülkenin demokratikleşmesi değil de tek adam rejiminin ceberrut bir diktatörlüğe dönüşme çabası olduğunu söylemek mümkün. Yapılan sürecin demokrasiye, barışa ve kardeşliğe evrilmesi için devletin adımlar atması gerekiyor.

    PİRHA/DERSİM