Etiket: demparti

  • DEM Parti Sözcüsü Doğan: “Tedbirli mutlak butlan” kararı hukuka aykırı!-VİDEO

    DEM Parti Sözcüsü Doğan: “Tedbirli mutlak butlan” kararı hukuka aykırı!-VİDEO

    PİRHA-  DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu ifade ederek, “Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu karar bir yetki aşımını da ortaya koyuyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    Ayşegül Doğan, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu ifade ederek, “Seçime ve siyasi partilere ilişkin, hepinizin artık malumu, Anayasa’da özel düzenlemeler var. Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu karar bir yetki aşımını da ortaya koyuyor’ dedi.

    Ayşegül Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “DEM Parti olarak ilkesel tutumumuz, dün olduğu gibi bugün de demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında yer almaktır. Mesele Türkiye’nin demokrasi meselesi. Eğer bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale edilebiliyorsa, yarın herhangi bir siyasi partinin akıbetine de yargı eliyle müdahale edilebilir demektir. Eğer bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale edilebiliyorsa, yarın herhangi bir siyasi partinin akıbetine de yargı eliyle müdahale edilebilir demektir. Yarın herhangi bir belediyenin de aynı şekilde geleceğine, yapacaklarına, kararlarına müdahale edilebilir demektir. Halk iradesi doğrudan müdahaleye açık hâle getiriliyor.

    Kararın Türkiye’nin demokratik geleceğine dönük doğrudan bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Meselenin sadece CHP’nin iç meselesi gibi görülmemesi gerekiyor. Kararın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni gölgelemeye dönük bir adım aynı zamanda. Bu kararın demokratik siyaset alanına dönük bir karar olduğunu söylemek istiyorum. Sürecin tam ortasında 19 Mart operasyonları gerçekleştirildi. Şimdi de yasal düzenlemeleri tartışmaya, hatta eşiğine geldiğini düşündüğümüz bir zamanda bu karar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni gölgelemeye dönük bir adım olarak görüyoruz. Yargı siyasi alanı düzenlemenin aracı olmamalı.

    İlk andan itibaren CHP ile dayanışmamızı ilettik. İzliyoruz, takipteyiz, değerlendiriyoruz. Tarafımız, hukuk, adalet ve demokrasiden yana.”

    Ayşegül Doğan, DEM Parti İmralı Heyeti’nin, pazar günü Abdullah Öcalan ile İmralı’da bir görüşme gerçekleştireceğini de paylaştı.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım’-VİDEO

    ‘Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım’-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de kurum temsilcileri ve kadınlar Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım. Gelin omuz omuza olalım, katliamı durduralım” dediler.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyük bir miting yapılacak.

    Mersin’de kurum temsilcileri ve kadınlar Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan, DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, SYKP Önceki Dönem Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve CHP Mezitli İlçe Önceki Dönem Kadın Kolları Başkanı Özlem Büngül, Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair konuştu.

    “YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK İÇİN SAMANDAĞ’DA BİR ARAYA GELELİM”

    DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş,savaşa ve katliamlara karşı tüm toplumun ses yükseltmesi gerektiğinin altını çizerken, Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan da, emperyalizme karşı duruşların dünyanınn her alanında olduğunu belirterek, yaşam hakkını savunmak için tüm toplumu soykırıma ve haksızlıklara karşı ses çıkarmaya çağırdı.

    “GELİN OMU OMUZA DURALIM”

    SYKP Önceki Dönem Eş Genel Başkanı Canan Yüce, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitingeAlevilerin, sosyalistlerin, demokratların çağrılar yaptığına dikkat çekererek, “Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım” dedi. CHP Mezitli İlçe Önceki Dönem Kadın Kolları Başkanı Özlem Büngül de, kadın ve çocukların katledilmemesi için herkesin sesini yükseltmesi gerektiğini vurgulayarak, “Gelin omuz omuza olalım, katliamı durduralım” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelerle, gerçek suçlular aklanıyor’-VİDEO

    ‘Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelerle, gerçek suçlular aklanıyor’-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim de dolaşıma sokulan listelere ilişkin Meclis’te konuştu. Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelere, gerçek suçlularla mücadele etkin mücadele edilmediğini ifade eden Kordu, “Geliştirilen bu kirli oyunlara karşı, öz örgütlenmemizi hep birlikte daha fazla geliştirerek, kadim değerlerimizi koruyacağımızı bir kere daha belirtiyor, ilgili kamu kurumlarını bu çetelere karşı gerçekçi, önleyici çalışmalar yürütmeye çağırıyoruz” dedi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de kamuoyunda dolaşıma sokulan bazı listelere ilişkin Meclis’te konuştu. Ayten Kordu, silahlanma, fuhuş, tefecilik ve yozlaşmanıın yaygınlaştığını belirterek, “Toplumsal ahlaki değerler çürütülmek istenmektedir. Demokratik tepkiye tahammülsüz ve olağanüstü güvenlikçi politikalarla yaklaşılan Dersim gibi kentler bu saldırıların yaygınlaşıyor olması, çetelerle yeterince mücadele edilmeyeceğini, hatta göz yumulduğunu göstermektedir” dedi.

    “ÖZ ÖRGÜTLENMEMİZİ BÜYÜTELİM”

    Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelere, gerçek suçlularla mücadele etkin mücadele edilmediğini ifade eden Kordu, şunları ifade etti:

    “Ortaya çıkan bu sonuçtan dolayı çetelerin kendini aklamaya çalıştığı, masumiyet karinesi olan insanlarında karıştırılarak bir itibar süikasti gerçekleştirildiği ortadadır. Adli işlem başlatılmış, bunları yayanlardan ziyade asıl kaynağının tespit edilip edilmediği açıklanmamıştır. Geliştirilen bu kirli oyunlara karşı, öz örgütlenmemizi hep birlikte daha fazla geliştirerek, kadim değerlerimizi koruyacağımızı bir kere daha belirtiyor, ilgili kamu kurumlarını bu çetelere karşı gerçekçi, önleyici çalışmalar yürütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçeve en geniş uzlaşıyla çıkmalı!’

    ‘Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçeve en geniş uzlaşıyla çıkmalı!’

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmelerine ilişkin açıklama yaparak, “Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi. Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin, Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyoruz” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ile yaptıkları görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Görüşmede Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve bölgedeki gelişmelerin değerlendirildiği aktarılan açıklamada şunlar dile getirildi:

    “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgemizde yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin Türkiye’ye ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne etkileri üzerine istişarede bulunduk.

    Görüşmede, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi. Yürütülen süreçle ilgili somut ve güven verici adımların atılması için TBMM’nin, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının çalışmalarını yoğunlaştırmalarına ihtiyaç duyulduğu dile getirildi. Bu çerçevede, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun kapsayıcı bir yaklaşımla hazırlanmasının, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda sağlam bir temel sunmasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak ve Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi.

    Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin, Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyor, Sayın Cumhurbaşkanı’na kabulü için teşekkür ediyoruz.

    Pervin Buldan ve Mithat Sancar

    DEM Parti İmralı Heyeti Üyeleri

    12 Şubat 2026”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakırhan: Gazze’ye ağlayıp Halep’e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır!-VİDEO

    Bakırhan: Gazze’ye ağlayıp Halep’e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Meclis Grup Toplantında konuştu. Halep’te yeni bir Halepçe denemesi yapıldığını vurgulayan Bakırhan, “Buradan o karanlık hesapları yapanlara sesleniyoruz: Kürtleri ‘soykırım kıskacında’ tutarak, çürümüş rejimlerinizi ayakta tutamayacaksınız. Gazze’ye ağlayıp Halep’e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır!” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.

    Tuncer Bakırhan, şunları ifade etti:

    “2026’ın ilk günleri yeni bir dönemin habercisi oluyor. Artık kimse yastığa başını huzurla koyamıyor. Dünya, temeli çatlamış bir bina gibi sallanıyor. Dünyada artık kural değil pazarlık işliyor. Egemenlik bir tapu senedi gibi değil, her an ihlal edilen bir olguya dönüştü. Hukuk, iktidarın elinde halkı hizaya sokan bir sopaya çevriliyor.

    Savaşlar da artık cepheden ibaret değil. Avrupa’da yıpratma, Ortadoğu’da sıcak çatışma, batı yarımkürede tahakküm var. Pasifikteki gerilimler ise tüm dünyayı ilgilendiriyor. Peki tüm bunlar bize ne anlatıyor? Bu yeni dönemi doğru okumayan, kendi siyasetini de doğru kuramaz. Bizim görevimiz, korku siyasetine karşı kurucu demokratik bir siyaset inşa etmektir. Üçüncü yolu çok daha fazla sahiplenmektir. İçeride toplumsal barışı büyütmek, dışarıda ise halkların eşitliği ve hukuk için yeni bir dayanışma hattı örmektir.

    İran’daki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Sokak, çarşı, esnaf, işçi, kadınlar ve gençler ‘yeter’ diyor. Kürt kentlerinde yoğunlaşan baskı, ayrımcılık ve şiddet ise rejimin tekçi, mezhepçi ve merkeziyetçi karakterini tüm dünyaya ilan ediyor. Yüksek enflasyonun, işsizliğin, ağır yaşam koşullarının altında ezilen halklar, barışçıl biçimde itiraz ediyor. Bu itiraz, en temel ve meşru haktır. Rejimin cevabı ise yine aynı: Cop, gözaltı, cezaevi, idam tehdidi.

    Hiçbir iktidar, kendi yurttaşlarının iradesine rağmen kalıcı olamaz. Ülkenin internetini, iletişimini komple keserek sessizlik karantinasına alarak çözüm getiremezsiniz. Şalterleri indirerek meşruiyet üretemezsiniz. Ülkeyi ‘açık hava hapishanesine’ çevirmekle sorunları çözemezsiniz. Demokrasi, İran için bir beka tehdidi değil, tek çıkış kapısıdır. İran’ın ve Ortadoğu’nun geleceği; copların ve darağaçlarının gölgesinde kurulamaz. Kürt’ün, Fars’ın, Azeri’nin, Beluç’un ve kadınlar ile gençlerin eşit yurttaş olduğu demokratik bir zeminde kurulabilir. 21. yüzyılın siyasi formülü şudur: Demokratik rejimler tüm tehditlere rağmen ayakta kalır. Demokratik olmayan ve iç barışını sağlamayan rejimler ise kuralsız dünyada darmadağın olma riskini hep yaşar.

    Safımız da çağrımız da nettir: Halkların haklı direnişinin yanındayız. Baskının değil demokrasinin, yasakların değil özgürlüklerin yanındayız.

    Bugün Halep gündemi üzerinde ayrıca durmak istiyorum. Son on gündür hepimizin gözü kulağı Şeh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeydi. Dünya Venezuela ve Karayipler’deki haydutlukları konuşurken, yanı başımızda, Halep’te sessiz bir soykırım provası yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Şam rejimi ve Türkiye’nin güdümündeki çeteler, IŞİD’in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere harekete geçtiler. Şeh Maksud ve Eşrefiye mahallesinde yaşayan yüz yıllık sakinlerine terörist diyenler gerçeği çarpıtıyor. Biz canlı yayınlarda IŞİD’in mahallelere akın ettiğini gördük. Öyle ki üniformaları bile değiştirme gereği duymamışlar. Biz bu zihniyeti iyi tanıyoruz. Enfal’den tanıyoruz, Şengal’de kadınları köle pazarlarında satan, Kobani’de vahşeti dayatan o zifiri karanlıktan tanıyoruz. Biz bunları daha geçen gün esir aldıkları bir Kürt kadın savaşçıyı binadan aşağı attıkları alçaklıklarından da tanıyoruz.

    Bakın, Halep’te bir binadan aşağı atılan kadın savaşçıya sessiz kalan da, bu vahşeti yapanları destekleyen de gün yüzü görmez. Hiç sözü eğip bükmeden net olarak ifade edeyim: Halep’te yeni bir Halepçe denemesi yapıldı. Buradan o karanlık hesapları yapanlara sesleniyoruz: Kürtleri ‘soykırım kıskacında’ tutarak, çürümüş rejimlerinizi ayakta tutamayacaksınız. Kürde soykırım salık vererek siyasi hesaplarınızı gerçekleştiremeyeceksiniz, çünkü biz biz izin vermeyeceğiz. Suriye’nin sorunu; topraklarını savunan Kürtler, inançlarını koruyan Aleviler ya da Dürziler değildir. Suriye’nin sorunu Selefi, tekçi, ırkçı yönetim anlayışıdır. Kürt anasını görmesin diye tüm imkanlarını seferber eden iflas etmiş akıldır.

    İnsanlıktan nasibini almamış çeteler, Halep’in Kürt ve Süryani mahallelerine saldırdığında BM Genel Sekreteri itidal çağrısı yaptı. ABD’den AB’ye, Kanada’dan Kürdistan Bölgesel Yönetimine kadar herkes sağduyu çağrısı yaptı.
    Peki kim rejime hemen destek vermeye hazırız dedi? Türkiye Milli Savunma Bakanlığı.

    Sadece birkaç dakika empati yapın. Kendinizi bu ülkenin vatandaşı bir Kürdün yerine koyun. Bu manzara size ne anlatır? Hangi duygular içerisinde olursunuz? Dönüp herkes kendisine bir sorsun. Hangi ülkenin televizyon kanallarında Kürt düşmanı ve ırkçılar buradaki kadar var? Kardeşlik edebiyatı yapanlara sesleniyorum: Kıbrıs Türkünün hakkını savunduğun kadar Halep’teki Kürdün de hakkını savunsaydın bu manzara, bu buz gibi gerçeklik ortaya çıkmazdı. Bu ülkede Kürt, Türk, Arap, Ermeni, muhafazakâr, laik, demokratlar olarak ölüm ve savaş isteyen azınlığa karşı cesur olmalıyız. Hep birlikte barış istemeli, ırkçıların maskelerini düşürmeliyiz.

    İnsanlıktan nasibini almamış çeteler, Halep’in Kürt ve Süryani mahallelerine saldırdığında BM Genel Sekreteri itidal çağrısı yaptı. ABD’den AB’ye, Kanada’dan Kürdistan Bölgesel Yönetimine kadar herkes sağduyu çağrısı yaptı.
    Peki kim rejime hemen destek vermeye hazırız dedi? Türkiye Milli Savunma Bakanlığı.

    Sadece birkaç dakika empati yapın. Kendinizi bu ülkenin vatandaşı bir Kürt’ün yerine koyun. Bu manzara size ne anlatır? Hangi duygular içerisinde olursunuz? Dönüp herkes kendisine bir sorsun. Hangi ülkenin televizyon kanallarında Kürt düşmanı ve ırkçılar buradaki kadar var? Kardeşlik edebiyatı yapanlara sesleniyorum: Kıbrıs Türkünün hakkını savunduğun kadar Halep’teki Kürt’ün de hakkını savunsaydın bu manzara, bu buz gibi gerçeklik ortaya çıkmazdı. Bu ülkede Kürt, Türk, Arap, Ermeni, muhafazakâr, laik, demokratlar olarak ölüm ve savaş isteyen azınlığa karşı cesur olmalıyız. Hep birlikte barış istemeli, ırkçıların maskelerini düşürmeliyiz.

    “Gazze’ye ağlayıp Halep’e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır”

    Tek derdi Kürtlere dönük saldırı gerçekleştirmek isteyenlere soruyoruz: Şam’ın 50 kilometre ötesinde, Golan’da başka bayraklar dalgalanırken, İsrail Şam’ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken ‘görünmez’ olan egemenliğiniz, neden söz konusu Kürtler olunca görünür oluyor? Halep’te hastaneler vuruldu, sivil yerleşimler ağır silahlarla dövüldü. Yüz binler aç susuz bırakıldı. İsrail’in Gazze’de uyguladıkları, dün Kürtlere karşı iki mahallede uygulandı. Gazze için gözyaşı döküp, ertesi gün Halep’i Gazzeleştirmeye çalışanların ikiyüzlülüğünü herkes görüyor. Gazze’ye ağlayıp Halep’e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır.

    “Paris’te İsrail ile istihbarat anlaşmaları yapıp, Halep’te Kürt’ün kafasına bomba yağdırıyorlar”

    Paris’te İsrail ile istihbarat anlaşmaları yapıp, Halep’te Kürt’ün kafasına bomba yağdırmak, ‘anti-Kürt’ mutabakatının en kirli halidir. Bunların derdi ne İsrail’in genişlemesi ne İran’ın güçlenmesi ne de IŞİD’in canlanmasıdır. Bunların tek derdi Kürt düşmanlığıdır. Allah başınıza Kürt kadar taş yağdırsın.

    “IŞİD armalı çetelerle sivillere saldırmak, hastaneleri vurmak düpedüz cinayet”

    Altını tekrar çizmek istiyorum; IŞİD armalı çetelerle sivillere saldırmak, hastaneleri vurmak düpedüz cinayettir. Çağrımız herkesedir: Halep’teki bu insanlık suçuna sessiz kalmak, IŞİD zihniyetine onay vermektir. Suriye halklarının ve Kürtlerin geleceği, bu kanlı pazarlık masalarında değil, halkların onurlu direnişinde ve demokratik birliğinde yazılacaktır. Saldırılar kalıcı şekilde durdurulmalı, ambargo kaldırılmalı, insani koridor açılmalıdır. Rehin alınanlar serbest bırakılmalı, sivillere ve sağlık merkezlerine yönelik saldırılar bağımsız biçimde soruşturulmalıdır. BM rolünü oynamalıdır. Günlerdir dünyanın dört bir yanında yükselen protestoları herkes görmeli ve gerekli adımları atmalıdır.

    Kürt düşmanlığından ülkenin ahvalini unutanlar ya da unutturmak isteyenler şöyle bir toplum içinde gezsinler; yoksulluğun, açlığın ve madde bağımlılığının diz boyu olduğunu görecekler. ‘Kürt anasını görmesin’ mantığı, dış politikada Türkiye’nin elini kolunu bağladı, toplumsal çürümeyi büyüttü, ekonomiyi çökertti, demokrasiyi felç etti, toplumu şiddet sarmalına soktu.

    “Halep’te savaş tamtamlarını çalan iktidar, aynı günlerde yoksulluğun zilini de çalıyor”

    ‘Program tuttu, başarılı’ deniyor. Kürt düşmanlığı oldukça, ülkede demokrasinin esamesi okunmadıkça ne programlar tutar ne yoksulluk sorunu çözülür ne de refah gelir. Bakın, Halep’te savaş tamtamlarını çalan iktidar, aynı günlerde yoksulluğun zilini de çalıyor. Ne diyor? En düşük emekli maaşı 20 bin TL olsun. Bunu reddediyoruz. Değerli emekli kardeşim, sana reva görülen bu sefalet bir zorunluluk değil, tercihtir. SMO çetelerine maaş ödenmese, senin maaşın artar. Kürt ölsün diye cenge gidilmese senin karnın doyar. Faize milyarlar verilmese sen mutlu yaşarsın. Savaşa hep birlikte hayır desek, Kürt düşmanlığına karşı dursak, demokrasi ve hukuk istesek emin olun en düşük emekli maaşı 20 bin değil, bizim dediğimiz miktara yani en az 49 bine kadar rahatlıkla çıkarırız.

    “PKK ve sonuçlarına ilişkin çerçeve yasayı bir an önce çıkarmalıyız”

    Bölgede fırtına büyürken en büyük güç, iç barıştır. Suriye’de çözümün yolu anti-Kürt siyasetin bitmesinden; Türkiye’de demokrasinin yolu da barışın ciddiyetle sahiplenilmesinden geçiyor. Bu bağlamda barışa giden yolda Meclis’in masasında duran ortak raporu çok önemsediğimizi tekrar belirtelim.

    Ortak rapor, bu ülkenin ortak geleceğinin pusulası olmalıdır. Gelin bu pusulaya çekinerek değil, hakiki ve cesur bir uzlaşıyla sarılalım; çünkü çözümde ortaklaşmak, herkese kazandıracaktır. Bütün partiler Kürt meselesini hukuki zemine taşıyacak adımlar konusunda cesur olmalı. PKK ve sonuçlarına ilişkin çerçeve yasayı bir an önce çıkarmalıyız.
    DEM Parti olarak biz, barışa ulaşmak için her türlü çabanın içinde olacağız.”

    “10 Mart mutabakatına uymayan SDG değil, Kürtler değil, rejimdir”

    Grup toplantısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da yanıt veren Bakırhan, “Siyasette olması gerekenlere değil olanlara bakalım. Halep’teki vahşete bakalım. 10 Mart mutabakatına uymayan SDG değil, Kürtler değil, rejimdir. 1 Nisan anlaşmasıyla SDG, Halep mahallerindeki ağır silahlarını çekmedi mi? Silahlı militanlarını çekmedi mi? Buna rağmen oraya saldırılıyorsa 10 Mart mutabakatına uymayan Şam yönetiminin kendisidir. Daha kısa süre önce Alevilere, Dürzilere açık katliam yapanlar bugün Kürtlere yerini çevirmiştir. Bu da somut bir gerçek değil mi? Biz buna sessiz kalmayacağız sayın Bahçeli. Size düşen oradaki Kürtlerin hakkını, hukukunu müdafaa etmektir. Türk-Kürt kardeşliği diyorsunuz, alın size fırsat” diye konuştu.

    “Halep’te IŞİD çeteleri ve rejim, sivil Kürtlere saldırdığında bu ülkenin Savunma Bakanı değil mi ‘Desteğe hazırız’ diyen?”

    “Sayın Bahçeli, ‘Türkler ve Kürtler kader ve kederde birliktedir’ diyor. Kürtler de soruyor, ‘Neden keder kısmı hep bize düşüyor’ diyor. Hani ikisinde de ortaktık?” diyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

    “Halep’tekinin kederi biraz da sizi ilgilendirsin. Halep’te IŞİD çeteleri ve rejim, sivil Kürtlere saldırdığında bu ülkenin Savunma Bakanı değil mi ‘Desteğe hazırız’ diyen? Hani kederde ortaktık? Kürtler Ankara’da, Şam’da çözümü ararken, Halep’te katliamla yüz yüze bırakılmasının bir izahı var mıdır?

    “27 Şubat çağrısının arkasındayız, Meclis de artık somut atsın”

    Sayın Bahçeli haklı bir şey söyledi. Sayın Öcalan’ın rolünü vurguladı. Biz de soruyoruz; 40 günü aşkındır sayın Öcalan ile bir görüşme yok. Bir yıldır rolünü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz ama ortada henüz bir şey yok ya da bizim bildiğimiz bir şey yok. Diyoruz ki; sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve iletişim koşullarının sağlanması gerekmiyor mu?

    DEM Parti elbette sürecin sağlığı ve selameti için, kalıcı bir barış için önerileri olur ve olacaktır. Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam televizyon kanallarını izlesin. Parmak sallayan iktidar yöneticileri ve medyadaki yüzleri bizzat kendisi görecektir. Bizim uyarılarımız parmak sallamak değil, barış için el uzatmaktır. DEM Parti olarak 27 Şubat çağrısının arkasındayız, çözümden yanayız, barıştan yanayız. Sorumluluk sahibi olan yürütme erki de Meclis de artık somut adımlar atarak bunun arkasında durduğunu pratik adımlarla kanıtlasın.

    Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu verilerine göre Türkiye’de madde bağımlısı sayısı 2025’te 15 milyona yaklaştı. Kullanım yaşı 12’lere, hatta bazı çalışmalara göre 9’a kadar düşmüş. Bu tablo dehşet verici. Çocuk ve gençler bağımlı hâle getiriliyor, suç ağlarında kullanılıyor.

    Sosyal medyada insan öldürmeye ilişkin olarak fiyat listeleri yayınlanıyor. Sokaklarda uyuşturucu çeteleri cirit atıyor. Türkiye’de uyuşturucu sorunu münferit bir sorun değildir. Toplumsal çürümenin sonucudur. Sistematik bir sorundur. Halkın içi yanıyor: Uyuşturucu, kumar, ekran bağımlılığı her yere yayıldı. Bu çürümeden çeteler para kazanıyor, sistem görmezden geliyor; sonuçta yaşamlar dağılıyor. Gelecek karartılıyor. Bu durum toplumda yaşanan çöküşün en sarsıcı göstergelerinden biridir.

    Bağımlılıkla mücadele yalnızca tedavi ya da rehabilitasyon politikalarıyla çözülemez. Bağımlılık, bireysel tercihlerden çok toplumsal koşulların, çevresel etkenlerin ve sistemin neden olduğu bir halk sağlığı sorunudur. Bağımlılıkla mücadele barınma, eğitim, istihdam, sosyal destek, çevre düzeni ve toplumsal adalet politikalarının da bir parçasıdır. Yani bir toplumda bu koşullar iyileşmeden bağımlılığın azalması mümkün değildir.

    Bileşeni olduğumuz HDK, uyuşturucuyla mücadele konusunda çok önemli bir çalışma yürütüyor. HDK Sağlık Meclisi’nin bu konuda yaptığı çalışma son derece değerli. Yerel yönetimlerimiz bu alanda yoğun çaba harcıyor. Belediyelerimiz bünyesinde Madde Bağımlılığı ile Mücadele Merkezleri kuruldu, önemli çalışmalar yürütülüyor. Durum vahimdir. Öyle medya önünde yapılan göstermelik birkaç operasyonla bu işi sonlandırmak mümkün değildir. Her bir yurttaşımızı ve kurumları uyuşturucu ve madde bağımlılığına karşı kolektif mücadeleye davet ediyoruz.

    Artık emeklinin sofrasının dolmasıyla Kürt’ün hukukunun tanınması, işçinin hakkını almasıyla Alevinin eşit yurttaş olması aynı başlığın konusu, aynı çözümün pencereleridir. Bir kere daha tekrar ediyoruz. Gelin Kürt’ün canıyla emeklinin aşını birlikte koruyalım. 86 milyonun hukukuyla işçinin hakkını birlikte büyütelim. Bu vesileyle 14 Ocak tarihinde KESK tarafından Türkiye genelinde iş bırakma eylemi kararı alındı. Yeni yıla girer girmez iğneden ipliğe yapılan zamlara karşı kamu emekçilerine verilecek maaş artışının hiçbir değeri kalmamıştır. KESK emekçilerinin zam ve gösterge başta olmak üzere haklı taleplerinin tümünü destekliyoruz. 14 Ocak eylemine de tüm gücümüzle destek vereceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ayten Kordu, Zini Gediği Katliamı’yla ilgili soru önergesi verdi

    Ayten Kordu, Zini Gediği Katliamı’yla ilgili soru önergesi verdi

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Zini Gediği Katliamı ile ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını isteyip, soru önergesi verdi. Kordu, “Tanık ifadeleri ve yerel halkın beyanlarına rağmen neden etkin bir soruşturma açılmamıştır?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Ağustos 1938’de Alevi toplumuna yönelik katliamlardan biri olan Zini Gediği Katliamı’yla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını isteyip, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “İNSANİ SUÇLAR, ZAMANAŞIMINA TABİ DEĞİLDİR”

    Zini Gediği Katliamı’nın insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilebilecek bir toplu infaz olduğunu belirten Ayten Kordu, “Bu suçlar, zamanaşımına tabi değildir. Ancak bu ağır insan hakları ihlali bugüne kadar etkin biçimde yargılanmamış, tanık ifadelerine rağmen herhangi bir soruşturma süreci yürütülmemiştir. 1950’lerden itibaren mağdur ailelerin yaptığı sayısız başvuru, bürokratik gerekçelerle reddedilmiştir. 2011’de yapılan son başvuru da sonuçsuz kalmış ve dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmıştır” dedi.

    “BU SUÇUN AYDINLATILMASI İÇİN ADIM ATILMASI TARİHİ SORUMLULUKTUR”

    Türkiye’deki yargı makamlarının pasif kalmasının cezasızlık kültürünün pekiştirdiğini vurgulayan Kordu, “Katliamın faillerinin ve emir verenlerin kim olduğu, cesetlerin nereye gömüldüğü, kaç kişinin öldürüldüğü gibi temel sorular hâlâ yanıtlanmamıştır. Bu durum yalnızca geçmişin değil, bugünün de adalet sorununu derinleştirmektedir. Adalet Bakanlığı’nın evrensel hukuk normlarına uygun biçimde bu suçun aydınlatılması için adım atması tarihsel bir sorumluluktur” diye konuştu.

    “NEDEN ZAMANAŞIMI GEREKÇESİYLE TÜM TALEPLER REDDEDİLMİŞTİR”

    Kordu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle şu soruları iletti:

    “-Zînî Gediği Katliamı ile ilgili olarak Bakanlığınıza bugüne kadar kaç bireysel veya kurumsal başvuru yapılmıştır? Bu başvuruların içeriği ve sonuçları nelerdir?

    -Tanık ifadeleri ve yerel halkın beyanlarına rağmen neden etkin bir soruşturma açılmamıştır? Açılmamışsa sorumluluk kimdedir?

    -Katliamda yaşamını yitirenlerin kimliklerinin adli tıp desteğiyle tespiti ve toplu mezarların yerinin belirlenmesi için Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?

    -Bu olayın “insanlığa karşı suç” kapsamına girmesi nedeniyle zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaması gerektiği açıkken, neden “zamanaşımı” gerekçesiyle tüm talepler reddedilmiştir?”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti İmralı Heyeti Erdoğan görüşmesi sona erdi!

    DEM Parti İmralı Heyeti Erdoğan görüşmesi sona erdi!

    PİRHA- DEM Parti İmralı heyeti ile AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme sona erdi. Görüşme 1 saat 25 dakika sürerken, görüşmeye dair konuşan Sırrı Süreyya Önder, “Çok pozitif bir görüşme oldu. Çok daha umutluyuz” ifadelerini kullandı.

    PKK Önderi Abdullah Öcalan’ın  ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ sonrası bir dizi temasta bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında Cumhurbaşkanı Külliye’sinde görüştü.

    Görüşme 1 saat 25 dakika sürerken, görüşmede AKP Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

    Yaklaşık 1 saat 25 dakika süren görüşmenin İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder kısa bir açıklama yaptı. Önder, “Çok pozitif bir görüşme oldu. Çok daha umutluyuz” ifadelerini kullandı. Pervin Buldan da “Çok çok verimli bir görüşme oldu. Süreç güzel sürüyor” diye konuştu.

    AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, görüşme sonrası katıldığı bir televizyonda “Biz ihtiyatlı bir dille meselelere vaziyet ediyoruz. Terörsüz Türkiye süreci, bizim öngördüğümüz biçimde devam ediyor. Bir aksama, duraksama yok. Öyle düşünüyorum ki sonuç almaya doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Kısa zamanda bir takvim ortaya çıkmalı. Uzadıkça provokasyon ihtimalleri artar. Nisan ayı sonu önemli bir adım görmeyi ümit ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    DEM PARTİ’DEN İLK AÇIKLAMA

    Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair şu açıklamayı yaptı:

    “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle yaptığımız görüşme, son derece olumlu, yapıcı, verimli ve geleceğe dair umut verici bir atmosferde gerçekleşti. Süreçte gelinen noktanın önemi teyit edildi ve karşılıklı olarak bundan sonraki aşamalar değerlendirildi. Şiddet ve çatışmanın olmadığı, demokratik ve siyasal alanın güçleneceği bir dönemin ülkemiz, yurttaşlarımız ve bölgemiz için hayati önemde olduğu ifade edildi.

    Heyetimiz ve partimiz önümüzdeki süreçte daha da güçlü bir irade ve özenle Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı hayata geçirmek için çalışmalarına devam edecektir. Bugün gelinen nokta itibarıyla, dünden daha umutlu olduğumuzu bütün ülkemizin bilgisine sunmakta onur duyuyoruz. Bugüne kadar sürece gerek önerileriyle gerek uyarılarıyla gerekse de eleştiriyle güç katan bütün siyasal partilere ve toplumsal kesimlere şükranlarımızı bildiriyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da Newroz coşkusu: Hep birlikte özgürlüğe yürüyoruz -VİDEO

    Ankara’da Newroz coşkusu: Hep birlikte özgürlüğe yürüyoruz -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da “Özgürlük için Demokratik Toplum” şiarıyla düzenlenen Newroz için Anıttepe Parkı’nda bir araya gelen yüzlerce kişi Newroz’u kutladı.

    Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla “Özgürlük için Demokratik Toplum” şiarıyla düzenlenen Newroz, coşkuyla kutlandı.

    Anıttepe Park’ta yapılan kutlama için yurttaşlar, iki ayrı polis arama noktasından geçtikten sonra alana ulaşabildi.

    Polisler tarafından alana alınmayan pankart ve dövizlerin alana alınmasının ardından kutlama saygı duruşu ile başladı. Edip Gözeger şarkıları ile ulusal kıyafetleriyle alanı dolduran yurttaşlar, halaylar ile Newroz coşkusuna ortak oldu.

    Ortak açıklamayı kurumlar adına Anka Dil Kültür Sanat Derneği (ANKA-DER)’den Lokman Doğan Kürtçesini okurken, İnsan Hakları Derneği İHD Ankara Şube Eş Başkanı Ömer Faruk Yazmacı ise metnin Türkçesini okudu.

    “İKTİDAR KÜRDE, ‘OYUNU BANA VERMİYORSA, BATIDAKİ SEÇİMLERİ DE BELİRLEYEMEZSİN’ DİYOR”

    Ömer Faruk Yazmacı, “İstanbul büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte ilçe belediye başkanları, belediye üst düzey bürokratlarının da aralarında olduğu yüzü aşkın kişinin ev baskınları, ev ve makam aramalarıyla gözaltına alınmalarının neden olduğu kaotik ortamla da karşı karşıyayız” diyerek şunları ekledi:

    “İmamoğlu’na yöneltilen esas suçlamanın kent uzlaşısı adı altında Kürtlerin yasal parti ve temsilcileriyle yapılan seçim işbirliği olduğunun da farkındayız.  Öte yandan kayyım politikalarıyla seçme ve seçilme hakkını askıya aldığı Kürde, ‘oyunu bana vermiyorsan, Batıdaki seçimleri de belirleyemezsin’ diyor. Bilinsin ki demokrasinin son kırıntılarını da ayak altına alan bu hamlelere karnımız tok. Yapılanları kabul etmiyor ve boyun eğmiyoruz.

    Özgürlük, barış, emek ve demokrasi mücadelemizin darbeci, kayyımcı hamlelerle geriletilmesine izin vermeyeceğimizi, barışın konuşulduğu bir ortamda yaratılan bu hukuk dışı kaotik ortamı aşmanın ve gelişmeleri kendi lehimize dönüştürmenin güçlü ve birleşik bir mücadele odağının yaratılmasıyla mümkün olacağının altını bir kez daha çiziyor, Newroz ateşi ve coşkusuyla hep birlikte özgürlüğe yürüyoruz.”

    “MUHALİFLERE YÖNELİK SUİKASTLAR HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR”

    Newroz’un bu topraklarda kitlesel bir mücadele günü olarak kabul edildiğini belirten Yazmancı, şunları söyledi:

    “Türkiye ve Kürdistan’daki durum, küresel ve bölgesel çapta yaşanan savaşlar, İsrail’in Gazze soykırımı, ateşkese rağmen Filistinli sivillere dönük katliamların devam etmesi, özellikle Suriye’deki rejim değişikliğinden sonra Alevilere, Nusayrilere, Ezidilere, farklı etnik ve inançlara dönük soykırıma dönüştüğüne tanık olduğumuz katliamlar; SDG yönetiminin bu katliamları durdurma şartlı ve öncelikli anlaşmanın ardından Kobani’de Türkiye’den kalkan sihalarla yapılan barış sürecini sabote etme amacı taşıyan katliam; çoklu krizler, din adına kafa kesen ve köle pazarı kurup kadın pazarlayan selefi cihadist barbarlara açılan alanlar, budanan haklar, basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne dönük kısıtlamalar, yaygın gözaltı ve tutuklamalar, yer yer gazeteci ve muhaliflere yönelik suikastler hız kesmeden devam ediyor.

    Bu konuda Türkiye’nin mevcut iktidarı çok daha ağır bir karneye sahip. Kürdistan halkının iradesine yönelik kayyum gasplarıyla, Kürtçeye ve Kürt kültürüne, farklı inanç ve mezheplere, farklı yaşam biçimlerine, farklı cinsel kimliklere, LGBTİ+ bireylere tahammülsüzlük ve nefretle bezenen, ve İstanbul Sözleşmesinin feshiyle daha da artan kadın cinayetleriyle, cezaevlerindeki sıradanlaşan hak ihlalleriyle, hayvan katliamının önünü açan torba yasalarla; denetimsizlik, cezasızlık, rant ve imar yasalarıyla birer katliama dönüşen doğal afetlerle, doğanın ölçüsüz talanıyla dolu bir icraat..

    İtiraza yeltenen hemen herkesin yargı sopasıyla susturulmaya kalkışıldığı, terörist ilan edildiği; dünyanın gözü önünde açıklanan seçim ittifaklarının terör suçu olarak lanse edilip dava ve tutuklama gerekçesi yapıldığına da tanıklık ediyoruz.”

    “BU MÜCADELEYİ OMUZ OMUZA VERECEĞİMİDEN KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN”

    Ortak mücadele vurgusu yapan Ömer Faruk Yazmacı, “Kürt meselesinin 27 Şubat İmralı çağrısıyla barışçıl demokratik çözüm ihtimalinin büyümüş olması, tüm emek ve demokrasi güçleri olarak barış, özgürlük, emek ve demokrasi mücadelesini daha da yükseltmemiz için hepimizin önüne büyük fırsatlar ve kesintisiz bir mücadele zemini sunmaktadır. Bu mücadeleyi omuz omuza vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

    “ÖCALAN’IN ÇAĞRI YAPTIĞI BİR NEWROZU KARŞILIYORUZ”

    DEM Parti Haklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Newroz direniştir, özgürlüktür. Bu yılın ayrı bir anlamı var. Sayın Öcalan’ın çağrı yaptığı bir Newrozu karşılıyoruz. Bu çağrının bize söyledikleri var. Tekciliğe karşı çoğulculuğu savunuyor. Bu çağrı tüm kesimlere yönelik bir çağrıdır. Alevi katliamını ile karşı karşıyayız. Alevi katliamını kınıyoruz. Bu bir insanlık suçudur. Hala Öcalan’ın çağrısına bir yanıt gelmedi. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını kınıyoruz. Kayyımcı zihniyet ile yol alamazsınız.”

    “GÜN BİRBİRİMİZİ GÜÇLENDİRME GÜNÜDÜR”

    Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren şunları söyledi:

    “Newroz özgürlüktür, direniştir. Demirci Kawa’nın yaktığı ateşi harlamak görevi bizdedir. Bir taraftan barış denilirken bütün kesimler için baskılar devam ediyor. Gün birbirimizi güçlendirme günüdür. Biz Taybed ananın direniş ruhuyla Mahirlerden aldığımız güçle mücadelemizi büyüteceğiz.”

    “BU NEWROZ’DA BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜM YAŞIYORUZ”

    DEM Parti Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklamasını kınıyarak şunları ekledi:

    “Newroz baharı müjdeleyen gün. Newroz direnişin tarihi oldu. 40 yıldır mücadele ettik. Bu Newroz’da aynı zamanda büyük Bir dönüşüm yaşıyoruz. 27 Şubat’ta asrın mesajı yayınladı. Kürt siyaseti silahların bırakılması ve lav edilmesi kararı alıyor, hükümet 3 maymunu oynuyor. Böyle Kürt sorununu çözmesiniz, Kürt sorunu ancak demokrasi ve barış ile çözülür. Hükümeti ve MHP’nin adım atmalarını bekliyoruz, kayyım zihniyetini bırakmalarını beliyoruz. Türkiye’nin en büyük şehrine kayyım atamak için hazırlık yapıyorlar. Türkiye bununla kazanmaz, Türkiye böyle kaybeder.”

    Konuşmaların ardından Newroz ateşi barış için yakıldı. Kutlama, sanatçı Şerzat’ın şarkılarını söylemesinin ardından büyük bir coşkuyla sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları: Kimsenin halk iradesine müdahale etmeye hakkı yoktur!

    DEM Parti Eş Genel Başkanları: Kimsenin halk iradesine müdahale etmeye hakkı yoktur!

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanları İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki göstererek, “Kimsenin kendi çıkarı uğruna yargıyı kullanarak 85 milyon insanın aleyhine halk iradesine müdahale etmeye hakkı yoktur!” dedi.

     

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki gösterdi.

    “KİMSENİN HALK İRADESİNE MÜDAHALE ETMEYE HAKKI YOKTUR!”

    Tülay Hatimoğulları, tutuklamaları adalete ve demokrasiye vurulmuş darbe olarak yorumlarayak, şunları ifade etti:

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının iktidar talimatlı yargı tarafından tutuklanması adalet ve demokrasiye dönük darbedir. Şimdiden kara bir leke olarak tarihe geçmiştir. Sayın İmamoğlu’nun tutuklanmasını en güçlü şekilde kınıyoruz. İstanbul, Türkiye’nin tamamı demektir. Bu kentin seçilmiş iradesine yönelik tamamen siyasi saiklerle verilen tutuklama kararı bu iktidarın utancı olacaktır. ‘Biz sivil darbelerden çok çektik, haksızlık ve hukuksuzluğa çok uğradık’ diyerek siyasi kariyer yapanların bugün vardıkları liman hukuksuzluklar silsilesi olmuştur. Tarihe en büyük kumpasçılar ve iktidarları uğruna 85 milyonun hayatıyla oynayanlar olarak geçecekler. Sayın İmamoğlu ile ilgili bu kararın gözden geçirilmesi ve kendisiyle birlikte tutuklanan herkesin bir an önce serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Kimsenin kendi çıkarı uğruna yargıyı kullanarak 85 milyon insanın aleyhine halk iradesine müdahale etmeye hakkı yoktur!”

    “HAKKÂRİ’DEN İSTANBUL’A UZANAN İRADE GASPLARINA KARŞI MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ!”

    Tuncer Bakırhan ise, sanal medya hesabından şu tepkide bulundu:

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uydurma gerekçeler ve siyasi saiklerle tutuklanmasını en güçlü şekilde reddediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla, milyonlarca yurttaşın iradesine siyasi müdahale yapılmıştır. Türkiye’de günlerdir gerilimi arttıran ve toplumu huzursuzluğa sürükleyen bu anlayış, Türkiye’nin iç barışına en büyük zararı vermeye devam ediyor. 16 milyonun iradesine darbe yapılması Türkiye’deki siyasi, ekonomik ve toplumsal gerilimleri daha fazla tetiklenmiştir. İstanbul halkının seçme-seçilme hakkını hiçe sayan, yargıyı siyasi bir müdahale aracına dönüştüren bu hukuksuzluğu en güçlü şekilde kınıyorum. Bu karardan hızlı şekilde dönülmesi çağrısı yapıyorum. Hakkâri’den İstanbul’a uzanan irade gasplarına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • DEM Parti Mersin’de Kadın Şöleni düzenledi: Barışı kadınlarla inşa edeceğiz-VİDEO

    DEM Parti Mersin’de Kadın Şöleni düzenledi: Barışı kadınlarla inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin 8 Mart Kadın Şöleninde konuşan Sebahat Tuncel, “Kürt sorununun demokratik siyaset alanında çözülmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bunun bir ayağı devlet, bir ayağı halk, bir ayağı kadınlardır” dedi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA- Özgür Kadın Hareketi) Akdeniz ilçesinde kadın şöleni gerçekleştirdi.

    Şölen alanına Türkçe ve Kürtçe “Kadın kırımına isyan ediyor. Özgürlüğe yürüyoruz” pankartı asıldı. Miting alanına ulusal kıyafetleri ile gelen kadınlar seslendirilen şarkılar eşliğinde halay çekerken, sık sık “Jin jiyan azadi” sloganları attı.

    TUTUKLU EŞ BAŞKAN NURİYE ARSLAN’IN 8 MART MESAJI OKUNDU

    Şölende ilk olarak konuşan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, kadınların 8 Mart’ını kutladıktan sonra yerine kayyım atanan ve tutuklanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Aslan‘ın kadınlara gönderdi 8 Mart mesajını okudu. Nuriye Aslan’ın mesajı şöyle:

    “Son dönemde barışın ve demokratik çözümün yeniden tartışıldığı bir süreçten geçiyoruz. Ancak barışı konuşmanın en büyük şartı, halkın iradesine saygı duymak, hukuksuz tutuklamalara ve kayyum rejimine son vermektir. Çünkü barış, ancak adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün olduğu yerde yeşerebilir. Ve biliyoruz ki, kadınlar bu sürecin en güçlü öncüleridir. Hayatın her alanında kadının özgürleşmesi ve eşit eş yaşam sağlanmadan ortaya koyulan demokratik toplum paradigmasının başarıya ulaşması mümkün değildir. Cinsiyet eşitliği temelinde bir demokrasi ve halk iradesi, bu paradigmanın en temel dayanaklarıdır. Ancak bugün, yerel yönetimlerde halkın seçtiği temsilciler yerine kayyumlar atanmakta, pek çok kişi fikirleri ve mücadelesi nedeniyle cezaevlerinde tutulmaktadır. Bugün halk iradesi ile seçilen belediye eş başkanları tutuklanırken, gerekçe olarak eş başkanlık uygulaması soruşturma dosyalarında suç dayanakları olarak öne sürülmektedir.

    Gerçek barış; baskıların sona erdiği, halk iradesine saygı duyulan, hukukun üstünlüğüne ve cinsiyet eşitliğine dayanan bir dünyada mümkündür. Ve biliyoruz ki, kadınlar bu sürecin en güçlü taşıyıcılarıdır. Bu yüzden, cezaevlerinde de dışarıda da mücadele eden tüm kadınları selamlıyorum. Eşit, özgür ve demokratik bir geleceği birlikte inşa edeceğimize olan inancımla, tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

    ‘HER GÜN KADINLAR KATLEDİLİYOR’

    Ardından konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, kadınların her gün erkek şiddeti ve cinayetlerle burun buruna yaşadığını belirtti. 2024’te 394 kadının erkekler tarafından katledildiğini hatırlatan Koca, “ Her gün onlarca kadın kardeşimizin ölümü şüpheli bir şekilde kadın cinayetleri rekorları olarak yazılıyor. Ancak kadın cinayetlerine karşı kadınlar ve hakları için mücadeleyi sokaklarda, meydanlarda büyütmeye ve yeni bir yaşamı müjdelemeye devam ediyorlar” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına da değinen Perihan Koca, “İmralı’da Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın çağrısıyla Kürt halkı bu memlekete bir kez daha barış elini uzatmıştır. O barış elini bu topraklarda, bu memlekette en önde, en büyük sorumlulukla, işte beyaz tülbentli, barış annelerimiz öncülüğünde biz kadınlar yeşerteceğiz. Kadınların hakları için mücadele edeceğiz. Ve ama bir yandan savaşın en büyük mağduru olan kadınlar olarak barışı biz inşa edeceğiz” sözlerini kullandı.

    SEBAHAT TUNCEL: BİZ KADINLAR KÖLE DEĞİLİZ

    Şölende son olarak konuşan siyasetçi Sebahat Tuncel konuştu. Tuncel, kadınların ülkenin dört bir yanında kendilerine dayatılan şiddete, sömürüye karşı direndiklerini vurguladı. “Biz kadınlar köle değiliz. Biz kadınlar nesne değiliz” diyen Tuncel, şunları söyledi:

    “Bizim bedenimiz, emeğimiz alınıp satılamaz. Biz kadınlar özgür bireyleriz. Beş bin yıldır erkek egemen sistem bize köleliği dayatıyor. Zulmü dayatıyor. Sessizliği dayatıyor. Bize tek vaat ettiği şey nedir? Erkeğin kölesi olmak, devletin kölesi olmak. İşte biz bunu kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Buna karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz.  İlk eşitsizlik kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikle başlamıştır. İlk emek sömürüsü kadının emeği sömürülmüştür. İlk kadının bedeni sömürülmüştür. İlk eşitsizliğin yaşadığı yerde adaletsizliğin, hiyerarşinin, tahakkümün, şiddetin zorun olduğu yer orasıdır. Bu şiddet politikasını, eşitsizlik politikasını gidermek kadın özgürlük mücadelesi yürüyenlerin en temel görevidir.”

    “BARIŞ İÇİN HERKES SORUMLULUK ALMALI”

    Sebahat Tuncel de Öcalan’ın çağrısına değinerek, “Bu önemli ve tarihi bir çağrıdır. Gerçekten Kürt sorununun savaş ve çatışma zemininden çıkması isteniyorsa yapılması gereken şey bunun olanaklarını yaratmasıdır. Yani Sayın Öcalan’ın özgür çalışır koşullarının yaratılması lazım. Özgürlük koşullarının yaratılması lazım. Biz Kürtler yıllardır barış olsun diye mücadele ediyoruz, direniyoruz. Bunun da bedelini ödüyoruz. Barış olsun dediğimiz için zindanlara atıldık. Şimdi çıktık yine barış olsun diyoruz. Cezaevine girmeden kayyum atıyorlardı. Çıktık, hala kayyum atıyorlar. Bunun değişmesi lazım. Bunun değişmesi için de Kürt sorununun demokratik siyaset alanında çözülmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bunun bir ayağı devlet, bir ayağı halk, bir ayağı kadınlar” diye kaydetti.

    Suriye’de Alevilerin katledildiğine de dikkat çeken Tuncel, ortak mücadelenin gerekliliğine vurgu yaptı. Tuncel son olarak şunları söyledi:

    “Yeni bir süreç başlıyor. İşimiz çok, zamanımız yok. O açıdan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi lazım. En nihayetinde her savaşın bir barışı vardır. Barışı güçlüler yapar. Ve barışın inşa edilmesi için hepimize görev düşüyor. Gerçekten barış istiyorsak hepimiz elimizi taşın altına koyacağız ve barış inşa edeceğiz.”

    Sebahat Tuncel’in konuşması ardından şölen, sanatçı Nuray Balık’ın seslendirdiği şarkılardan sonra sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile 3’üncü kez görüşmek için başvuru yaptı-VİDEO

    DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile 3’üncü kez görüşmek için başvuru yaptı-VİDEO

    PİRHA-  DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yapılacak 3’üncü görüşmeye dair başvuru yapıldığını söyledi. İmralı’dan gelecek mesajın görüntülü olup olmayacağı konusundaki tartışmalara da değinen Ayşegül Doğan, “Görünür ve duyulur bir açıklamanın yaratacağı etkinin daha güçlü bir etki olacağını belirtmiş olalım” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında, “En kısa sürede, bu haftayı tamamlamadan Sayın Öcalan ile görüşmelerini ve İmralıl Adası’na gitmelerini bekliyoruz. Bu görüşmenin en kısa sürede gerçekleşmesini bekliyoruz. Dönüşte kamuoyuna bu konuyla ilgili kapsamılı bir açıklama yapılacak. Oradan yapılacak değerlendirmelerin neticesinde kapsamlı açıklama yapılacak” dedi.

    İmralı’dan gelecek mesajın görüntülü olup olmayacağı konusundaki tartışmalara da değinen Ayşegül Doğan, “Bazı konular netlik kazanmamış olsa da açıklamanın görüntülü olması şeklinde temenni ettiğimizi daha önce de ifade ettik. Görüntülü olmasının pek çok açıdan daha iyi olacağını, zaten tecridin kaldırılması gerektiğini defaatle burada ifade ettik. Toplumsal talebin de bu yönde olduğunu ifade ettik. Görünür ve duyulur bir açıklamanın yaratacağı etkinin daha güçlü bir etki olacağını belirtmiş olalım” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Gülistan Kılıç Koçyiğit: Kürt sorununun çözümünde yeni bir dönemin başlangıcı olacak-VİDEO

    Gülistan Kılıç Koçyiğit: Kürt sorununun çözümünde yeni bir dönemin başlangıcı olacak-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te yaptığı basın toplantısında, kayyım atamalarına tepki gösterdi. Üçüncü İmralı görüşmesine dair de konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Kürt sorununun çözümünde yeni bir dönemin başlangıcı olacak” dedi.

    https://youtube.com/live/9TBwYFtNFcE

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündemdeki gelişmelere dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Kağızman Belediyesi’ne kayyım atamasını ‘Sivil Darbe’ olarak değerlendiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “AKP kazanamadığı sandıktan, halkın rızasını alamadığı her yerde zorla o belediyelere çökmeye çalışıyor. Bunun adı çökme operasyonudur. Halkın iradesine el koymadır. Zorbalıktır” dedi.

    “KARS, BUGÜN HALA KAYYIM PRATİKLERİYLE CEBELLEŞMEK ZORUNDA KALIYOR”

    Yargının araçsallaştırıldığının altını çizen , Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları ifade etti:

    “Ne yazık ki yargının içi boşaltılmış, bu ülkede adalet yerle yeksan edilmiş durumda. Buradan AKP’nin emrine giden bütün yargıçlara ve hukuk mensuplarına seslenmek istiyoruz; cüppelerinizi çıkarın. Bu kadar AKP’nin emirlerine biat ediyorsanız gelin AKP’de siyaset yapın. Cüretiniz varsa, cesaretiniz varsa çıkarın o hakim cüppelerinizi gelin karşımızda aday olun.

    Bugün Kağızman’a kayyım atanmasının orada yaşayan halkların iradesine bir darbe olduğunu söyleyelim. Kars kozmopolitik bir yer. Kürtlerin, Türkmenlerin, Terekemelerin, Azerilerin, Alevilerin, Sünnilerin, Caferilerin bir arada yaşadığı çok kadim bir kent. Ama gidin görün Kars ne halde? İçler acısı bir halde. Kars, bugün hala kayyım pratikleriyle cebelleşmek zorunda kalıyor.

    Bu, Kars’a da Kars halkına da yapılmış bir darbedir. Bunu da açık ve net bir şekilde ifade edelim. Tabi 2 Mart’a kadar kentte eylem ve etkinlik yasakları konuldu. Hemen ceza alındıktan sonra. Bununla da yetinmedi emniyet. Köylerden ilçe merkezlerine gelen yollara toprak dökmüşler. İl eş başkanlarımız ilçeye ulaşamadı. Bütün kentte eylem ve etkinlik yasağı var. Kanuna uygun mu? Hayır, değil.

    HDK DEMOKRATİK CUMHURİYET DEDİĞİ İÇİN HEDEF ALINMIŞTIR

    HDK’yi kriminalize etmek, HDK’yi ilegal bir yapı olarak göstermenin kendisi AKP’nin içerisine düştüğü acziyetin açık göstergesidir. HDK’yi niye hedef yaptılar. Çünkü HDK Kürt siyasi hareketinin Türkiye devrimci hareketi, sosyalist ve demokratlarla yaptığı stratejik ortaklığın adıdır. Ezilenler lehine tarihin akışına müdahalenin adıdır. Yeni bir yaşamın mümkün olduğunu göstermek için kurulmuş, örgütleyen, sözünü toplum, halklar, kadınlar ve inançlar için kuran fikriyatın bizzat kendisidir. HDK bir illegal örgüt olduğu için değil, yasadışı bir iş yaptığı için değil, tam da daha çok toplum ve demokratik cumhuriyet dediği için hedef alınmıştır.”

    “MECLİSİ SORUMLULUK ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Üçüncü İmralı görüşmesine dair de konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları dile getirdi:

    “Heyetimiz birkaç gün içerisinde İmralı’ya gidecek. Bununla ilgili gerekli başvuruları birkaç gün içerisinde, bugün ya da yarın yapmasını bekliyoruz. Hazırlıklar tamamlanıyor. İmralı’da yapılacak ziyarette, özellikle Güney Kürdistan’da yapılan ziyaretlerin bilgileri, yapılan tartışmalar Sayın Öcalan’a aktarılacak. Bu görüşmeden sonra Sayın Öcalan’la beraber yapılacak tarihi çağrının takvimi de netleşmiş olacak. Kürt sorununun çözümünde yeni bir dönemin başlangıcı olacak. O tarihi çağrının geleceğini de biliyoruz. Yeniden Türk ve Kürt ittifakının kurulacağı bu zemini baltalayan ve zehirleyen, bunun önüne set çeken pratiklerin, en başta siyaset ve toplum tarafından mahkum edilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz

    Bu tarihi çağrı yapıldıktan sonra Meclis’e sorumluluk almaya, elini taşın altına koymaya, bu çağrının gerekliliklerini yerine getirecek yasal düzenlemeler için bir an önce işe koyulma çağrısı yapmak istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kağızman Belediyesi’ne kayyım atandı

    Kağızman Belediyesi’ne kayyım atandı

    PİRHA- DEM Parti’li Kağızman Belediyesi’ne kayyım atandı. Belediye Eşbaşkanı Mehmet Alkan’a yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. Kağızman Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu haksızlığı, adaletsizliği ve onursuzluğu asla kabul etmeyeceğiz! Kayyumlar; hukuksuzluk, yolsuzluk ve talandır. Ama unutmasınlar, onlar gidecek, biz kalacağız! Halkın iradesi kazanacak!” dedi.

    İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Mehmet Alkan’ın yerine Kağızman Kaymakamı Okan Daştan’ın kayyım olarak atandığını belirtti.

    “ONLAR GİDECEK, BİZ KALACAĞIZ!”

    Kağızman Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, şunları ifade etti:

    “31 Mart’ta, tüm sandık hilelerine rağmen kazandığımız belediyeleri hazmedemeyen AKP iktidarı, üç dönemdir sürdürdüğü kayyum politikasından vazgeçmiyor. Halkın iradesini yok sayarak bir utanca imza atanlar, şimdi de Kağızman Belediyemize kayyum atadı. Kayyum düzeni adeta bir mizansen gibi işliyor. Yargı, İçişleri Bakanlığı ve kolluk güçleri, bir merkezden düğmeye basılmış gibi eş zamanlı harekete geçiyor. Daha duruşma bile başlamadan belediye binası abluka altına alınıyor, kayyum bina önünde hazır bekliyor. Vali ise Kars’ta 10 günlük eylem yasağı ilan ediyor. 12 Eylül’ü, OHAL süreçlerini ve darbe dönemlerini aratmayan bu uygulamalarla Kağızman halkının iradesine açıkça el konuluyor; ilçeye giriş çıkışlar dahi yasaklanıyor. Bu haksızlığı, adaletsizliği ve onursuzluğu asla kabul etmeyeceğiz! Kayyumlar; hukuksuzluk, yolsuzluk ve talandır. Ama unutmasınlar, onlar gidecek, biz kalacağız! Halkın iradesi kazanacak!”

    “KAYYUM DÜZENİ ÇÖKECEK, HALK KAZANACAK”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kars’ın Kağızman ilçesinde belediyenin gasp edilerek kayyum atanmasına ilişkin şunları belirtti:

    “Halkın iradesinden korkanlar yine devrede. Kars Kağızman Belediyesine atanan kayyum, AKP iktidarının halkın seçme ve seçilme hakkına karşı açtığı savaştır. Belediyelerimiz halka hizmet ettiği, yolsuzluk düzenini bozduğu için hedef alınıyor. Ancak kayyum gasplarını ne biz ne de halkımız kabul edecek. Demokrasiye, halkın iradesine, seçilmiş belediye eş başkanlarımıza yapılan bu darbeyi asla tanımıyoruz. Kayyum düzeni çökecek, halk kazanacak.”

    DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de sosyal medya hesabından tepki göstererek, “Seçimi yok sayan,halkın iradesini yok sayan bu rejim elbette yenilecektir. Kağızman belediyemizi de kayyım atanan diğer belediyelerimizi geri alacağız. Kayyımcı düzen yıkılacak halkın iradesi kazanacak” dedi.

    “KAYYUM ZORBALIĞINI REDDEDİYORUZ”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, kayyım kararına sanal medya hesabından tepki göstererek, şunları belirtti: “31 Mart seçimlerinin üzerinden 1 yıl bile geçmeden iktidar, seçimlerde kazanamadığı 12 belediyeye masa başı oyunlarıyla el koydu. Kağızman Belediyesi’ne kayyum atamak, Kağızmanlıların iradesine ve demokrasiye vurulan bir darbedir. Bu hukuksuzluğu, demokrasi düşmanlığını, kayyum zorbalığını reddediyoruz.”

    DEM PARTİ: KAYYUM DÜZENİ ÇÖKECEK

    Kağızman Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren DEM Parti, “Demokrasiye, halkın iradesine, seçilmiş belediye eş başkanlarımıza yapılan bu darbeyi asla tanımıyoruz. Kayyum düzeni çökecek, halk kazanacak” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Onbinler Mersin’de “Barış ve Özgürlük” mitinginde buluştu: Kürtler, Aleviler barış istiyor-VİDEO

    Onbinler Mersin’de “Barış ve Özgürlük” mitinginde buluştu: Kürtler, Aleviler barış istiyor-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de düzenlenen “Barış için Özgürlük” mitingine katılan onbinlerce yurttaşa seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, onurlu bir barış için herkesin daha fazla çaba içinde olması gerektiğini belirtti. Alevilerle barışı konuşmaya devam edeceklerini de sözlerine ekleyen Hatimoğulları, “Barıştan bahsederken, bütün halkların ve inançların ortak zeminde yaşamalarından bahsediyoruz. Eşit yurttaşlık hakkı için mücadele ediyoruz. Bu nedenle Alevi canlarımız barışa her zamankinden daha fazla sahip çıkmanın tam da zamanıdır” diye belirtti.

    Mersin’de Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) öncülüğünde, “Barış İçin Özgürlük” mitingi, düzenlendi.

    Kadınların ve gençlerin yoğunlukta olduğu mitinge onbinlerce yurttaşın yanı sıra siyasi parti, sivil toplum örgütleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivistleri, DEM Parti milletvekilleri ve CHP heyeti katıldı.

    “BARIŞIN SESİNİ ANKARA’YA DUYURACAĞIZ”

    Miting, saygı duruşunun ardından sanatçı Kadir Çat’ın sahne almasıyla başladı. Daha sonra Miting Tertip Komitesi adına konuşan Emrullah Şam, amaçlarının barış ve özgürlüğü dile getirmek olduğunu ifade ederken, DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş da, barışın sesini Ankara’ya duyuracaklarını söyledi.

    TJA adına konuşan DBP Kadın Meclisi Sözcüsü Berivan Bahçeci , barışın konuşulduğu bir dönemde , kadın, çocuk ve Kürtlerin haklarının tanınması gerektiğini ifade ederek, Kadın özgür olmadan, toplum özgür olamaz diyoruz. Jin, jiyan, azadi” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK VE BARIŞ TALEBİMİZİ HER YERE YAYACAĞIZ”

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Kürtçe yaptığı konuşmada, iktidarın Kürdün iradesini tanıımadığını dile getirerek, şunları ifade etti:

    “Özgürlük ve barış için bir araya geldik. Burada bulunan herkes özgürlüğe aşık, bu meydan özgürlük meydanı. Yaşasın özgürlük ve barış savunucuları. Direnişimiz 10 yıllardır büyük bir zorluklarla önemli bir eşiğe ulaştı. Bugün her zamankinden çözüme yakınız. Ortadoğu’da birçok diktatör gidiyor, devletler yıkılıyor. Bugün yıkılmayan sadece Kürt halkı ve onun mücadelesidir. İktidarlar, zalimler Kürtleri statüsüz, dilsiz bırakmak istediler. Ancak bu iktidar ve zalimler bir bir gitti ve yıkıldı. Bugün bütün dünya Kürt halkı ve dostlarının mücadelesini konuşuyor. Bu mücadele mazlumların mücadelesi, hakikat mücadelesidir. Önümüzde zafer dışında bir yol yok. İnanın zafer yakındır. Statü sahibi olacağız ve özgürlüğe erişeceğiz. Her zaman sokakta olacağız ve direneceğiz. Özgürlük ve barış talebimizi her yere yayacağız. Her yerde barış ve özgürlük iradesini örgütleyeceğiz. Gün özgürlük günüdür.”

    Mitingde son olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da, Akdeniz Belediyesi’ne atanan kayyıma tepki göstererek, “Halkların ve inançların iradesine kayyım atadılar. Bunu kabul etmiyoruz. Halkın iradesini çalanlara sesleniyoruz; Halk iradesine sahip çıktı ve kayyımı kabul etmedi” dedi.

    “BARIŞ İSTİYORUZ”

    Barış demekten asla vazgeçmediklerini vurgulayan Hatimoğulları, “Türkiye halkları ‘barış olursa nasıl olacak?’ diye soruyorlar. Biz kadınlar barış demekten vazgeçmeyeceğiz. Kazanımlarımızın yok edilemsini istemiyoruz. İşte bu nedenle biz kadınlar ‘Jin, Jiyan, Azadi’ diyerek barış istiyoruz. Barış istiyoruz, çünkü göç bitsin diye. Doğanun hakkı sağlansın diye barış istiyoruz. İşçiler haklarını alsın diye, savaşa ayrılan bütçe barışa, işçiye, kadına, çocuğa, gence ayrılsın diye barış istiyoruz. Gazeteciler, tutuklanmasın, katledilmesin diye barış istiyoruz. El ele verelim, barışı sağlayalım” diye konuştu.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Alevilerle barışı konuşmaya devam edeceklerini belirten Hatimoğulları, “Barıştan bahsederken, bütün halkların ve inançların ortak zeminde yaşamalarından bahsediyoruz. Eşit yurttaşlık hakkı için mücadele ediyoruz. Bu nedenle Alevi canlarımız barışa her zamankinden daha fazla sahip çıkmanın tam da zamanıdır” diye belirtti.

    “SÜRECİN BARIŞA EVRİLMESİ İÇİN DAHA FAZLA KATILIM SAĞLAYALIM”

    Tülay Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizler barışı evimizde oturarak beklemedik. Hep barış için mücadele ettik. Sayın Öcalan’ın yapacağı çağrıyla yol alacağımızı düşüyoruz. Ama bizler barışı inşa etmek için 10 gün boyunca seferberlik içinde hareket ediyoruz. Bu sürecin barışa evrilmesi için daha fazla katılım sağlayalım.

    Dünyanın içinden geçtiği karmaşa, Suriye’nin Ortadoğu’nun içinde bulunduğu karmaşada uzatılan barış eli tarihi bir öneme sahiptir. Bizler 21. yüzyılı barışla taçlandırabiliriz. Kürt sorununun çatışam zemininden barışçıl ve demokratik zemine çekilmesi için her yerde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu süreç bekleme süreci değil. Beklersek onurlu bir barışı elde edemeyiz.  Mücadele ettikçe, barışın sesi gür bir şekilde çıktıkça onurlu barışa ulaşırız. DEM Parti, Kürt halkı, Aleviler, muhalefet barışı istiyoru. Ey iktidar sen ne istiyorsun? Bu sorunun yanıtını çık ver.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • İmralı Heyeti’nden açıklama: Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır

    İmralı Heyeti’nden açıklama: Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, dün Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye dair, “Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır. Bunun gerçekleşmesi umuduyla tüm toplumsal kesimlerin kıymetli katkılarını bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan ile İmralı Adası’nda 4 saatlik bir görüşme gerçekleştiren DEM Parti İmralı Heyeti yazılı bir açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan ile ikinci bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme 4 saat sürdü.

    Heyetin paylaştığı mesaj şöyle:

    “DEM Parti İmralı Heyeti olarak 22 Ocak 2025 tarihinde İmralı Adası’nda Sayın Abdullah Öcalan‘la bir görüşme gerçekleştirdik.

    Görüşmede, Sayın Öcalan öncelikle Bolu’da yaşanan elim yangında hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilemiştir.

    Heyetimiz, yürüttüğümüz görüşmelerle ilgili olarak kendisine gerekli bilgilendirmelerde bulunmuştur.

    Sayın Öcalan’ın sürece ilişkin çalışmaları devam etmektedir. Bu konudaki hazırlıkları tamamlandıktan sonra kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır.

    Bizler de heyet olarak çalışmalarımızı ve temaslarımızı yürüteceğiz, gelişmeler oldukça kamuoyunu bilgilendireceğiz.

    Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır. Bunun gerçekleşmesi umuduyla tüm toplumsal kesimlerin kıymetli katkılarını bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan: İrade gaspını kabul etmiyoruz!

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan: İrade gaspını kabul etmiyoruz!

    PİRHA- Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları ve meclis üyelerinin tutuklanmasına ve belediyeye kayyım atanmasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “Biz barış umudunu büyütmeye çalışırken yapılan bu irade gaspını kabul etmiyoruz! Bu akıl tutulmasından bir an önce vazgeçilmesi çağrısı yapıyoruz. Kayyımlar gidecek ve mutlaka biz kazanacağız!” dediler.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Akdeniz Belediyesine kayyım atanması kararına tepki gösterdi.

    “ZALİMLER VE ZORBALAR KAYBEDECEK”

    Tuncer Bakırhan’ın sanal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız ve meclis üyelerimiz siyasi soykırım operasyonları kapsamında rehin alındı. Akdeniz halkının iradesiyle seçilen belediyemize kayyım atandı. Akdeniz belediyemize kayyım atanması demokrasi açık darbedir. Halkların bir arada yaşam umuduna yapılmış siyasi suikasttır. Reddediyoruz. Bir yandan iç barış konuşulurken diğer yandan halkların iradesinin gaspı akıl tutulmasıdır. Bu akıl tutulmasından bir an önce vazgeçilmesi çağrısı yapıyoruz. Kayyım zorbalığına, demokrasiye dönük darbelere ve Kürt düşmanlığına karşı demokratik mücadelemizi yükselteceğimizin sözünü yineliyoruz. Zalimler ve zorbalar kaybedecek, halk kazanacak!” dedi.

    “İÇ BARIŞ KAYYIMLA DEĞİL; DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLERLE SAĞLANIR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, şunları ifade etti:

    “İktidar emrindeki yargı eliyle bir kez daha halk iradesine dönük darbe gerçekleştirdi. Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız Nuriye Aslan, Hoşyar Sarıyıldız ve meclis üyelerimiz tutuklanarak yerlerine kayyım atandı. Türkiye tarihinin kara sayfalarına bir yenisi daha eklendi. Kayyım, halk iradesinin inkarıdır. Demokrasinin kalan kırıntılarını da süpürme zorbalığıdır. Kayyım zorbalığı kentlerin talanının şifresidir. İç barış kayyımla değil; demokrasi ve özgürlüklerle sağlanır. Biz barış umudunu büyütmeye çalışırken yapılan bu irade gaspını kabul etmiyoruz! İktidarın kayyım zorbalığına karşı demokrasiye ve birlikte yaşama inanan herkesi demokratik tavır göstermeye çağırıyoruz. Kayyımlar gidecek ve mutlaka biz kazanacağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti İmralı Heyeti, AKP ve Gelecek Partisi’yle görüştü-VİDEO

    DEM Parti İmralı Heyeti, AKP ve Gelecek Partisi’yle görüştü-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, AKP ve Gelecek Partisi’ni ziyaret etti.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşme sonrası siyasi parti liderlerini ziyaret etmeye başlayan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, bugün de ilk olarak Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu görüştü. Görüşme, Gelecek Partisi’nin genel merkezinde yapılırken, DEM Parti heyetini, Davutoğlu ve beraberindeki milletvekilleri kapıda karşıladı.

    Çıkışta açıklama yapan Davutoğlu, görüşmelerin barışla sonuçlanmasını istediklerini belirtirken, Sırrı Süreyya Önder,  DEM Parti Eş Genel Başkanı TÜlay Hatimoğulları’nın sözlerinin çarpıtıldığını ifade etti.
    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, daha sonra AKP grubuyla görüştü.

    AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala, Meclis Grup Başkanvekili Abdullah Güler, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, DEM Parti heyetini Meclis’te karşıladı. Yapılan görüşmenin ardından bir açıklama yapılmadı.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan Samandağ’dan seslendi: Katliamlara sessiz kalmayın-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan Samandağ’dan seslendi: Katliamlara sessiz kalmayın-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Alevi kanaat önderleriyle birlikte Hz. Hızır Türbesi önünden dünya kamuoyuna ve devletlere seslenerek, Alevilere yönelik katliamı sessiz kalmamalarını istedi.

    Suriye’de Alevi katliamına karşı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla, Samandağ ilçesinde bulunan Hızır Türbesi önünde açıklama yapıldı.

    Açıklamaya Alevi inanç önderlerininin yanı sıra DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi.

    “ALEVİ TOPLUMUNU YANLIZ BIRAKMAYIN”

    Açıklamada ilk olarak konuşan Arap Alevi İnanç Önderleri, rejim değişikliği sonrası Alevi toplumunun hedef haline getirildiğini vurgulayarak, “Bu katliamlara sessiz kalmayın. Uluslararası topluma ve devletlere sesleniyoruz; bu zulme karşı adım atın. Bizler hiçbir zaman zalim olmadık, hep mazlum olduk, mazlumdan yana tavır aldık. Alevi toplumunu yanlız bırakmayın. Suriye’deki kardeşlerimizin güvenliğini sağlayın” dediler.

    “DEMOKRATRİK BİR ZEMİNDE HEP BERABER YAŞAMANIN OLANAKLARINI SAĞLAYIN”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, Suriye’de geçmiş dönemin bütün hatalarını Alevi toplumuna bağlanmaya çalışıldığını belirterek, ” Ayıptır, günahtır. Aleviler 72 millete atnı nazarda bakar. Kürtler, Durziler, Hristiyanlar büyük bir tehdit altındalar. Alevilerin, Hristiyanların mallarına canlarına el koyuyorlar. Türkiye yöneticilerine sesleniyoruz; Alevilerin, Hristiyanların canlarına mallarına kas edenlere karşı ne yapacaksınız? Madem ilişkiniz var, bu katliamları durdurun, insansızlaştırma politikasından vazgeçirin. Demokratrik bir zeminde hep beraber yaşamanın olanaklarını sağlayın” dedi.

    “SURİYE’NİN ALEVİSİZ, KÜRTSÜZ OLMAZ”

    Suriye’nin Alevisiz, Kürtsüz olmayacağının altını çizen Bakırhan, “Aleviler Kerbela’da zulme boyun eğmedi, direndi. Bu yeni Muaviyelere asla baş eğmez. Böyle bir hesabınız varsa, bu hesaptan vazgeçin. Bizlerde dün olduğu gibi bugünde bu zulüm politikalarına karşı duracağız. Suriye’nin demokratik bir yapıya kavuşması için her türlü çabayı ortaya koyacağız” diye belirtti.

    “KATLİAMLARI HEP BERABER DURDURMALIYIZ”

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Arapça başladığı konuşmasında, Suriye’de Alevilere dönük zulme dikkat çekti.  Tülay Hatimoğulları, barış mesajı vermek üzere toplandıklarını ifade ederek, “Bu bölge kana doydu. Halkarın inançlarından, etnik kökenlerinden dolayı alet edilemesine doydu. Yerin altında petroldan, sudan daha fazla kan var. Artık yeter. Geçmişten günümüze Aleviler katledildi, katlediliyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Suriye’de demokratik bir nizamın tesis edilmesi için, demokratik bir Suriye için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Hz. Hızır Türbesi’nden bütün dünyaya sesleniyoruz; bu savaş ve katliamları hep beraber durdurmalıyız. Bütün uluslararası kuruluşları göreve davet ediyoruz. Bizlerin katledilmesine, yok sayılmasına tahammülümüz kalmamıştır” şeklinde konuştu.

    Alevi toplumuna da seslenen Tülay Hatimoğulları, bir arada olma çağrısında bulundu.

    PİRHA/SAMANDAĞ

     

     

  • İmralı Heyeti’nin görüşme takvimi belli oldu!

    İmralı Heyeti’nin görüşme takvimi belli oldu!

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti’nin Meclis’te bulunan siyasi partilerle görüşme takvimi netleşti. AKP ile pazartesi görüşecek olan heyet, Salı günü Deva ve Yeniden Refah Partisi’ni ziyaret edecek.

    İmralı’da görüştükleri PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önerileri doğrultusunda siyasi partiler ile görüşme kararı alan DEM Parti İmralı Heyeti’nin Meclis’te temsil edilen siyasi partiler ile ziyaret programları belli oldu.

    Aralarında DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan ile Ahmet Türk’ün yer aldığı DEM Parti İmralı Heyeti’nin, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dün yaptığı görüşmenin yankıları sürerken, Meclis’teki diğer partilerle de pazartesi gününden itibaren görüşmeler yapmaya devam edeceği öğrenildi.

    DEM Parti‘den konuya dair yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

    “Heyetin önümüzdeki hafta için netleşen ziyaret programı şöyledir:

    *6 Ocak Pazartesi

    11.00 – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Yer: Gelecek Partisi Genel Merkezi

    13.30 – Abdullah Güler Başkanlığındaki AKP Heyeti. Yer: TBMM

    15.30- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan. Yer: Saadet Partisi Genel Merkezi

    *7 Ocak Salı

    13.00 – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan. Yer: DEVA Partisi Genel Merkezi

    15.30 – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan. Yer: Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Roboski’de katledilenler Dersim’de anıldı-VİDEO

    Roboski’de katledilenler Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-Roboskî Katliamı’nın 14. yılında yaşamını yitirenler Dersim’de anıldı, faillerin açığa çıkarılması için adalet talebi yinelendi. Anmada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, adaletin, hukukun sağlanmadığı yerde toplumsal barıştan söz edilemeyeceğini belirterek, “Roboksi’ de 34 can ve onların şahsında katliamlarda yaşamını yitirenleri anıyoruz. Unutursak kalbimiz kurusun, unutmayacağız. Gerçeklerle yüzleşilinceye kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu Roboskî Katliamı’na ilişkin Seyid Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. “Adalet arayışının 13. Yılında Roboskî’yi unutmadık, unutmayacağız” pankartının açıldığı açıklamayı okuyan Ergin Tekin, katliamı kınayarak Roboskî katliamı ile yüzleşilmesi gerektiğini söyledi.

    Ergin Tekin, yürütülen soruşturmaların sonuçsuz kaldığını vurgulayarak, “Tüm bunların yanı sıra, yıllardır süregelen güvenlikçi politikalar nedeniyle Roboskî ve çevresindeki köylerin yaşamsal alanları büyük ölçüde kısıtlandı. Daha da ötesinde, katliama karşı sesini yükselten veya adalet talep eden Roboskîli Aileler ve aktivistler hakkında hukuksal takibatlar ve soruşturmalar, cezalar verilerek, katliamdan sorumlu olanların yargılanmasına dair hiçbir adım atılmadı. Hukuk ve adalet isteyen mağdurlar üzerinde ise baskı arttırıldı” dedi.

    Bu coğrafya, Dersim’den Zilan’a, 33 Kurşun’dan Maraş’a sayısız katliam ve faili meçhul cinayete tanıklık ettiğini aktaran Tekin, “Roboskî de aynı kara tarihin bir parçası haline gelmiş “ Kaçınılmaz Hata” sonucu yaşanan bir katliam değildir. Bizler, barıştan ve diyalog yoluna engel olan militarist politikaların, bu acıların temelinde yattığını ısrarla dile getiriyoruz. Kendi yurttaşlarını ileri teknoloji ürünü savaş uçaklarıyla bombalamak, insan hakları hukukunu açıkça ihlal etmektir” diye konuştu.

    Hakikatin açığa çıkmadığı bir ülkede, kalıcı bir demokrasiden söz etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Tekin, “Çünkü hakikatin onarıcı gücü, yalnızca mağdurları değil, tüm toplumu iyileştirme potansiyeline sahiptir. Gelecek nesillerin barış içinde yaşayabilmesi, geçmişle yüzleşerek adaleti sağlamakla mümkündür” ifadelerine yer verdi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Aralık ayının katliam ayı olduğunu belirterek, “Yüz yıllık inkar siyaseti katliamların nedenidir. Adaletin, hukukun sağlanmadığı yerde toplumsal barıştan söz edilemez. Roboksi’ de 34 can ve onların şahsında katliamlarda yaşamını yitirenleri anıyoruz. Unutursak kalbimiz kurusun, unutmayacağız. Gerçeklerle yüzleşilinceye kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM