Etiket: deniz

  • DAÇE: Polipropilen tesisisi inşaatı derhal durdurulmalı!

    DAÇE: Polipropilen tesisisi inşaatı derhal durdurulmalı!

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE ), Erzin’de polipropilen tesisisi inşaatının hukuksuz bir şekilde başlatıldığına dikkat çekerek, derhal durdurulması çağrısında bulundu.

    Hatay’ın Erzin ilçesinde kurulmak istenen ve inşaatına başlanan Polipropilen Tesisindeki çalışmaların durdurulması için Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) tesis önünde basın açıklaması yaptı.

    Mahkemede dava halen devam ederken ve mahkemenin bilirkişi heyeti çevreciler lehine karar vermişken Polipropilen Tesisi firması hukuku dinlemeden inşaata başlattığına vurgu yapılan açıklamada, yapılması planlanan tesisin canlıların yaşam alanlarını olumsuz etkilyeceğine işaret edildi.

    Hammaddesi ve teknolojisi ithal olacak olan Erzin Polipropilen Tesisinin ekonomiyi de kötü etkileyceğinin belirtildiği açıklamada, şunlar dile getirildi:

    Dünyayı iklim ve gıda krizi beklerken tarım alanlarının, su kaynaklarının yanıbaşına kimyasal tesis yapmak bilimsel ve hukuki değildir. Ekonomik,sosyal ve çevresel olarak bölgemize  zara verecek ,Erzin  polipropilen tesisi; “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir ve Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ödevi olan  Anayasanın 56 maddesine “ aykırıdır.Erzin ve Doğu Akdeniz  Halkı  olarak Polipropilen tesisinin  bölgemizde yapılmasına karşıyız. Yaşam alanlarımıza ve sağlığımıza zarar verecek olan bu projenin yapılmasını istemiyoruz.Erzin halkı zehir solumak istemiyor. Yetkililer Erzin ve Doğu Akdeniz halkınının taleplerini yerine getirerek ve hukuksuz olarak devam eden inşaatı ve projeyi derhal durdurmalıdır.

    Bizler tesisin yapılmaması için yasal ve demokratik hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Yaşam hakkımızı ve çocuklarımızın geleceğini korumak için herkesi mücadeleye davet ediyoruz.”

    PİRHA/HATAY

  • Bir maskenin doğada tamamen yok olması 450 yıl zaman alıyor

    Bir maskenin doğada tamamen yok olması 450 yıl zaman alıyor

    PİRHA- B2Press’in paylaştığı verilere göre; 2021 yılında 52 milyar tek kullanımlık maske üretildi. Okyanusların korunması adına araştırmalar yapan OceansAsia kuruluşu, okyanuslarda yaklaşık 1,6 milyar maskenin olduğu bilgisini paylaştı. Sadece bir maskenin tamamen yok olması için 450 yıl gerekiyor.

    Tek kullanımlık maskeler Covid-19 pandemisiyle birlikte hayatımızın bir parçası haline geldi. Okyanusların korunması için çalışmalar yürüten OceansAsia kuruluşu okyanuslarda 1,6 milyar maskenin yüzdüğünü söylüyor. Canlı ekosistemini tehdit eden maskelerin 4 bin 680 ila 6 bin 240 ton arasında ek bir deniz kirliliğine yol açtığı tahmin ediliyor. Tek bir maskenin doğada tamamen yok olması ise; 450 yıl zaman alıyor.

    SADECE 2021 YILINDA 52 MİLYAR MASKE ÜRETİLDİ

    Online PR Servisi’nin incelediği rapora göre; artan deniz kirliliğiyle beraber 2050 yılında denizlerde canlıdan daha çok plastik atık bulunacağı tahmin ediliyor. 2021 yılında toplam 52 milyar tek kullanımlık maske üretildiği ve bu maskelerin yok olma süresi 450 yıl alacağı sebebiyle deniz canlılarını ciddi anlamda kirlilikle baş başa bırakacağı söyleniyor.

    MASKE TELLERİNİ DENİZ CANLILARI YUTUYOR

    B2Press’in incelediği raporda; deniz canlıları tarafından yutulan plastik atıklar insan sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Maske tellerinin de balık ve kuşlar için boğulma tehdidi olduğu ve maskelerin kaplumbağalar tarafından yiyecek olarak algılanarak tüketilmesine sebep oluyor.

    ÇİN, 2020 YILININ NİSAN AYINDA GÜNLÜK 450 MİLYON MASKE ÜRETİMİ YAPTI

    Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemiyi resmi olarak ilan etmesiyle maske kullanımını dünyada zorunlu kılmış ve böylelikle tek kullanımlık maske üretimi başlamıştı. Veriler incelendiğinde en çok maske üretimi yapan ülkelerin başında Çin geliyor. Buna göre 2020 yılının Nisan ayında günlük maske üretimi 450 milyon olarak kayıtlara geçiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Deniz, Yusuf, Hüseyin Mersin’de anıldı-VİDEO

    Deniz, Yusuf, Hüseyin Mersin’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 48’inci yılında Mersin’de anıldı.

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 idam edilerek katledilişlerinin üzerinden 48 yıl geçti. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçse de devrimci duruşları, kavgaları ve devrettikleri mücadeleleri her geçen gün büyüyor.

    Denizler her yıl olduğu gibi bu yıl da Mersin 68’liler Ormanı’nda temsili katılımla anıldı. Siyasi parti, sivil toplum örgütü ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı etkinlik saygı duruşuyla başladı.

    Saygı duruşunun ardından Mersin 68’liler Derneği adına açıklama yapan Hüseyin Doğan, her yıl kitlesel olarak yapılan anmanın bu yıl salgın nedeniyle temsili anmalara dönüştüğünü ve Üç Fidan’ın unutmadıklarını belirterek, şunları ifade etti:

    “DENİZLER, YUSUFLAR, HÜSEYİNLER, 48 yıl önce, bağımsızlık, demokrasi, insan hakları ve halkların kardeşliği uğruna mücadele ettikleri için asıldılar. Üç fidanın özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesindeki boyun eğmez duruşları ve direnişleri sömürüsüz bir dünya için verdikleri mücadele, yaşasın halkların kardeşliği haykırışları hiç ama hiç unutulmadı. Üç fidanın yiğit ruhu ve devrimci dire iş mirası, halkların mücadelesinde her gün daha da büyüdü. 6 Mayıs bizler i n baskıya, sömürüye ve zulme karşı öfkenin tazelendiği bir gün oldu. Her yıl görkemli etkinliklerle anılan, ancak dünyayı saran, aynı zamanda ülkemizi de etkisi altına alan Covıd-19 salgını nedeniyle bu kez 6 Mayıs’ta milyonlarla kol-kola değiliz. Ama onlar her zaman olduğu gibi, milyonların yüreğindedir. 68 kuşağının yiğit önderleri, Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahim Kaypakkayaların şahsında, dünyada ve ülkemizde sömürüye ve baskıya boyun eğmeyerek’ yaşamını yitirmiş tüm devrimcileri saygıyla anıyoruz.”

    Doğan’ın konuşmasının ardından söz alan kurum temsilcileri de günün anlamına ilişkin değerlendirmeler yaptı. Konuşmaların ardından Denizlerin anısına güvercin uçuruldu.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Yurttaşlar denizde balık yerine odun tuttu-VİDEO

    Yurttaşlar denizde balık yerine odun tuttu-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de etkili olan fırtına, denizde dev dalgalar oluştururken, dalgaların karaya taşıdığı odunlar ise yurttaşlar tarafından toplandı.

    Haberin videosu;

    Mersin’de etkili olan yağış, fırtınaya dönüştü. Gün boyu etkisini devam ettiren fırtına denizde dev dalgaların oluşmasına yol açtı. Aynı zamanda derelerin yağışlar nedeniyle yükselmesi sonucu yer yer taşkınlara neden oldu.

    Derelerden denize ulaşan odunlar da dev dalgaların sürüklemesiyle karaya vurdu. Bunu fırsat bilen yurttaşlar ise denize balık avlamaya değil, odun toplamaya gitti. Zaman zaman tehlikeyle karşı karşıya kalan yurttaşlar, bir taraftan oluşan manzaranın şaşkınlığını yaşarken, diğer taraftan ise evlerine yakacak odun götürmenin telaşını yaşadı.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yurttaşları dikkatli olmaları konusunda uyarırken, fırtınalı havanın süreceğini bildirdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Antalya’da seçim çalışması yürüten HDP adaylarına MHP’liler saldırdı-VİDEO

    Antalya’da seçim çalışması yürüten HDP adaylarına MHP’liler saldırdı-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya il örgütü milletvekili adayları ile birlikte Elmalı’da yaptığı seçim çalışmaları sırasında MHP’li provokatörler saldırdı. Bununla ilgili açıklama yapan HDP Antalya Milletvekili Adayı Yıldırım, “Kimse bizim Türkiye’nin her yerinde çalışmamıza engel olamaz” dedi. HDP il eş başkanı Çağlar ise “Hiçbir saldırı bizi çalışmalarımızdan ve amacımızdan alıkoyamaz” ifadelerini kullandı.

    Antalya Elmalı’da seçim çalışması yapan HDP milletvekili adayları Kemal Bülbül, Deniz Yıldırım, Meral Geylani, HDP il yöneticileri ve HDK Antalya eş sözcüsünün bulunduğu seçim heyetine MHP’li bir grup saldırıda bulundu.

    MHP’li grup bildiri dağıtanlara hakaret ederek ellerinde bulunan bildirileri almak istediği sırada kargaşa çıktı. MHP’li bir grup genç tarafından yapılan saldırıya ilişkin HDP İl Eş Başkanı Cevdet Çağlar ve HDP Milletvekili Adayı Av. Deniz Yıldırım açıklamalarda bulunarak tepki gösterdi.

    “BÜTÜN HALKLARIN VE İNSANLARIN OYUNA TALİBİZ”

    “Antalya Elmalı’da seçim çalışmaları kapsamında esnaf ziyareti yaparken MHP milletvekili adayı Tümer Emeksiz adlı kişiyle karşılaştık” ifadelerini kullanan HDP Antalya Milletvekili Adayı Av. Deniz Yıldırım şunları anlattı:

    “Nezaket gereği karşılaştığımız bütün parti adaylarının elini sıkıp başarılar dileriz. Bu vesile ile onun da elini sıkmak istedik. Bu kişi bize sözlü tacizde bulundu. Biz de çalışmamıza devam ettik. O sırada MHP’li grup arasında bulunan bir kişi telefon etmeye başladı. Çalışmamız devam ederken toplanan bir grup provokatör önümüze çıkarak bizim seçim heyetine hakaret ve küfürler ederek, bildiri dağıtan arkadaşımızın elline vurarak bildiri dağıtmamızı engellemeye çalıştılar. Biz soğukkanlı ve sorumlu davranarak bu provokasyonu boşa çıkardık. Çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kimse bizim Türkiye’nin her yerinde çalışmamıza engel olamaz. Biz ortak yaşam ve demokratik ve cumhuriyet için bütün halkların ve insanların oyuna talibiz. Onlara kendimi anlatmaya ve tanıtmaya devam edeceğiz.”

    “HİÇ BİR SALDIRI BİZİ ÇALIŞMALARIMIZDAN VE AMACIMIZDAN ALIKOYAMAZ”

    HDP Antalya İl Eş Başkanı Cevdet Çağlar ise, “Bizler HDP olarak sorumluluk gereği bu provokasyonu boşa çıkardık. Hiçbir provokasyona meyil vermeden çalışmalarımızı sürdürdük. Bu tür provakatif saldırılar bizi amacımızda alıkoyamaz. Seçim çalışmamızı boşa çıkarmaya dönük bir provokasyon” dedi.

    Çağlar, şunları kaydetti:

    “Bu tür provokasyonlara yabancı değiliz. Bu tür provokasyonlar amaçlı ve bilinçli yapılıyor. Parti olarak bu tür provokasyonları boşa çıkarma noktasında Edirne’den Hakkari’ye güçlü bir çalışma yürüteceğiz ve güçlü bir çalışmada yürütüyoruz. 24 Haziran güçlü sonuç alacağız. Bu tek adamlık rejimine son vereceğiz. Biz Türkiye halkları ile birlikte bu ülkede demokrasiyi inşa edeceğiz. Hiçbir saldırı bizi çalışmalarımızdan ve amacımızdan alıkoyamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hükümetle görüşüyorsun da Alevilerin hangi sorununu çözüyorsun?’

    ‘Hükümetle görüşüyorsun da Alevilerin hangi sorununu çözüyorsun?’

    PİRHA – Üryan Hızır Ocağı’na bağlı Yazar Veli Büyükşahin Artı Gerçek’teki bu haftaki yazısında, bazı Alevi kurumlarını eleştirdi. Büyükşahin, “Bazı Alevi kurumları ve çevreleri bütün çabalarını devlete, sisteme eklemlenme üzerinden yürütüyorlar. Bütün ilişkilerini ve bakış açılarını devlet, iktidar üzerinden şekillendirme gayreti içindeler” dedi.

    Maraş ve benzeri katliamlarla Alevilere yapmak istedikleri de diğerlerine yapılanın aynısı diye belirten Büyükşahin, “Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler, Rumlar gibi kesimlere yapılanın aynısı yapılmak isteniyor. Tam bir kader ortaklığı aslında” ifadelerini kullandı.

    Koçgiriden başlayarak bugüne kadar yapılan saldırılar, katliamlar, sürgünler, göç ettirmeler ve asimilasyon politikaları birbirinden bağımsız değil, tersine birbirini tamamlayan komplike uygulamalardır diyen Büyükşahin şöyle devam etti:

    “Hedef aynıdır. Diğerlerine ne yapıldıysa Alevilere de aynısı yapılıyor. Bu uygulama çoktan beri yürürlüktedir ve geçmişten bugüne devam etmektedir. Her ne kadar ‘bazı Aleviler’ meseleye böyle bakmayıp, kendilerini asli unsur, devletin ve laikliğin esas sahibi gibi görüyor olsa da durum budur.”

    “BAZILARI BÜTÜN ÇABALARINI SİSTEME EKLENME ÜZERİNDE YÜRÜTÜYOR”

    Büyükşahin “Bazı Alevi kurumları ve çevreleri bütün çabalarını devlete, sisteme eklemlenme üzerinden yürütüyorlar. Bütün ilişkilerini ve bakış açılarını devlet, iktidar üzerinden şekillendirme gayreti içindeler. Onun dışında kendilerine bir yol açamayacaklarını düşünüyorlar. Alevilerin yaşadığı sorunları tek tek iktidarlar, partiler ve kişiler üzerinden okuyorlar. Her yaşadığımız saldırı karşısında derhal bir suçlu buluyor ve geri kalanın üzeri kapatılıyor. Böylece esas katiller, işin arka planı, yapılmak istenen kaybolup gidiyor” dedi.

    Koçgiri de Sakallı Nurettin Paşa ve Topal Osman, Dersim de General Alpdoğan, Ortanca da gerici softalar, Kırıkhan da ve Malatya da ırkçı sivil faşistler, Maraş’ta ülkücüler, Çorum da ülkücü ve gericiler, Sivas’ta şeriatçılar, Gazi de faşistlerin suçlu olduğunu söyleyen Büyükşahin şöyle devam etti:

    “Evet, tümü doğru ama sadece görünen maşalardır bunlar. Bu katillere arka çıkanlar, onları silahlandıranlar, onlara kahramanlık madalyaları takanlar, suçüstü olanları mahkemelerden serbest bırakanlar, sırtlarını sıvazlayanlar kim? Devletin burada ki rolünü görmemek, körlük değilse eğer bu senaryoları yapanlarla işbirliği ve ortaklıktan söz etmemiz gerekmez mi?”

    “HÜKÜMETE LAF ETTİRMEYENLER ALEVİLERİN SIRTINDAN GEÇİNENLERDİR”

    Devletin ve iktidarların bu katliamlardaki rolünü sorgulamaya başladığınızda ilk karşınıza dikilen, sizi suçlayan, siyaset yapmakla itham edenler kendisine Aleviyim diyenler  olduğuna dikkat çeken Büyükşahin, “Devlete, hükümete ve bilmem kime laf ettirmeyen bu kesimler Alevi toplumunun sırtından geçinenlerdir” dedi.

    “ALEVİLERİN SORUNLARIYLA UĞRAŞMAYAN, MARAŞ’A, SİVAS’A, DERSİM’E GİTMESİN”

    Veli Büyükşahin, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe’nin sözlerini hatırlatarak şöyle yazdı:

    “Eğer biz, Hızır paşaya boyun eğmeyen, zulme karşı boyun eğmeyen Pir Sultan Abdal olmayacaksak, eğer biz, haktan adaletten bir düzeni savunan Şeyh Bedrettin olmayacaksak, eğer biz, sevgiyi kardeşliği ören birer Yunus, birer Mevlana, birer gönüllerin Sultanı Hacı Bektaşi Veli olmayacaksak, ve bizler, evet bizler, üzerine çıktığı sehpayı kendi ayaklarıyla deviren ve ölürken de “kahrolsun amerikan emperyalizmi, yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” diyen birer Deniz olmayacaksak, zindanlarda ser verip sır vermeyen İbrahim olmayacaksak, Mahir olmayacaksak, o fidanlardan herhangi biri olmayacaksak, bırakın bu dernekler kapansın.”

    “Erçe’nin de dediği gibi, ben Alevi örgütüyüm iddiasında olanlar eğer toplumun sorunlarıyla uğraşmayacak, mücadele etmeyecekse niye var o zaman? Bırakın Maraş’a gitmesin, Sivas’a, Çorum’a, Dersim’e gitmesin. Hatta bırakın kapansın gitsin. Yapmış, ilgilenmiş, uğraşmış, çözüyormuş gibi görünmesin ve Alevilerin sırtından kendine paye biçmesin.”

    “HÜKÜMETLE GÖRÜŞÜYORSUN AMA NEYİ ÇÖZÜYORSUN”

    Artı Gerçek yazarı ve Üryan Hızır Ocağı Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, “Bu anlayışın hakim olduğu bir çok kurum bugün maalesef Alevi toplumuna yönelmiş tehditlerin üstünü kapatmakta, toplumun bu tehditleri görmesine engel olmakta” dedi. Büyükşahin, “Hükümetle görüşüyorsun, yetkililerle görüşüyorsun ama neyi çözüyorsun? Alevilerin hangi sorununu çözebiliyorsun? Alevilere koskoca bir çarpı atılmışken siz neyin peşindesiniz?” diye sordu.

  • KHK ile ihraç edilen akademisyenler dayanışmanın mekânı Kültürhane’yi kurdu-VİDEO

    KHK ile ihraç edilen akademisyenler dayanışmanın mekânı Kültürhane’yi kurdu-VİDEO

    PİRHA- Üniversiteden uzaklaştırılan barış akademisyenleri Mersin’de dayanışmanın mekânını kurdu. “Kültürhane” adıyla açılan mekânı PİRHA’ya anlatan Galip Deniz Altınay, “Kültürhane ‘sessiz ölüm’ projesine karşı, dayanışmanın ve paylaşmanın adı olacak” dedi.

    Haberin Videosu

    15 Temmuz darbe girişiminin hemen ertesinde çıkarılan OHAL ve KHK’ler, yaşamda neler değiştirdi? Cumhurbaşkanına göre sermayenin önünü açmak ve işlerini daha iyi yapmalarını sağlamak, Başbakana göre, vatandaşın etkilenmediği bir OHAL rejimi.

    Bu “yeni” süreçten ise erken etkilenen kesimlerden biri Akademiya. “Bu suça ortak olmayacağız” diyen ve bir bildiri yayınlayan Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler, kitlesel linçe maruz kaldı. Bazı yerlerde gözaltına alınıp davalar açılırken, büyük çoğunluğu da kürsülerinden oldu.

    Ya sonrası? “sessiz ölüm”e mahkûm edilmek istenen akademisyenlerin bir kısmı yurtdışına “sürgün” giderken, bazıları da yaşama tutunmanın yollarını aramaya başladı. Bu arayışın ortaya çıkardığı bir sonuç –ya da yeni bir başlangıç mı desek- olan “kültürhane.”

    “İKTİDAR ÖZELLİKLE İMZACI AKADEMİSYENLERİ TOPLUMDAN TECRİD ETMEK İSTEDİ, ANCAK BAŞARAMADI”

    “Kültürhane” serüvenini Galip Deniz Altınay’dan dinleyelim. Tamamlamak üzere oldukları “Kültürhane” projesini anlatırken çok heyecanlanıyor, tabi birazda tatlı bir yorgunluk göze çarpıyor. Kolay değil, hayatlarını akademide devam ettirirken birden “dışarıda” bırakılmak veya kalmak ve başka bir mecrada hayata deva etmek.

    Diren Keser: Kültürhane’ye gelmeden önce üniversiteden uzaklaştırılmanızdan bu yana olan süreci bizimle paylaşır mısınız?

    Galip Deniz Altınay: 11 Ocak’ta vicdanımızın sesini dinleyerek “bu suça ortak olmayacağız” deyip bir bildiriye imza attık. İnsan hakları ihlalleri ve çatışmalar şiddetlenmişti. Ben de buna bir itiraz olarak bildiriye imza attım. İmza sonrası bildiriye kendi üniversitemizden kaç kişinin imzaladığını daha sonra öğrendim. Mersin üniversitesinde bugün yaşanan anti-demokratik uygulamalar daha erken başladı. Atanan rektör, işe erken başladı. İlk olarak sözleşmesi yenilenmesi gereken akademisyenlerin sözleşmelerini yenilemeyip işlerine son verdi. Daha sonrasında OHAL’in ardından çıkartılan KHK’ler ile ikinci kez atılmış oldum. Şunu söylemek gerekiyor; iktidar özellikle imzacı akademisyenleri üniversitelerden uzaklaştırarak, ölüme mahkum etmek ve toplumdan tecrid etmek istedi. Ancak tam tersi oldu. Toplumla daha fazla iç içe olma şansı yakaladık. Daha önce tanımadığım birçok insanla arkadaşlık kurdum. Toplumun her kesiminden yoğun bir destek geldi. Bir an olsun yalnız kalamadık. İktidar böyle olacağını bilseydi, kesinlikle bizleri atmazdı.

    “DAYANIŞMAYI ÖRMENİN MEKÂNI OLAN “KÜLTÜRHANE”NİN BİR KAMUSAL ALAN OLMASINI İSTİYORUZ”

    Kültürhane fikri nasıl doğdu ve şu an ki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    “Kültürhane” bir hayaldi bizim için ve bu hayali başta 22 barış imzacısı arkadaşımız olmak üzere onlarca insanın katkısıyla gerçekleştirdik.  Yani “kültürhane” bizim hayalimiz değildi, pratiğe geçince olmadığını da gördük. Kitapların yeniden öğrencilerle ve Mersin ile buluşmasına vesile olacak bir yer “Kültürhane”. Dayanışmayı örmenin mekânı olan “kültürhane”nin bir kamusal alan olmasını istiyoruz.

    “KÜLTÜRHANE KOLEKTİF AKLIN MEKÂNI OLACAK”

    Peki “Kültürhane” topluma ne kazandıracak?

    İhraçlar sonrası ülkenin birkaç kentinde kurulmuş dayanışma akademileri vardı. Dayanışma akademilerinde önemli etkinlikler yapıldı. Kültürhane’de dayanışma akademilerinin bir devamı gibi bir çalışma yürütecek. Sadece çay içilen sohbet edilen yer olmaktan öte; atölyelerin yapıldığı, okumaların ve tartışmaların gerçekleştirildiği, imza günlerinin olduğu, film gösterimlerinin yapıldığı, dinletilerin olduğu, panellerin düzenlendiği bir mekân olmasını istedik ve öyle tasarladık. Ama sadece bizim tarafımızdan değil kolektif bir akılla bu süreci yürütmek istiyoruz. Yaşayan bir mekâna dönüşmesi için bu şart. Bunu da şimdiye kadar başardık. Ayrıca, Hopadaki çay kolektifinin ürününün, Zapatistadan gelen kahvesinin, Kazova’nın elbiselerinin de bulunacağı bir dayanışma ağının mekânı olacak “Kültürhane”. Ticarethane yerine “kültürhane” kurarak kârın minimize edildiği, yerine dayanışmanın sağlandığı bir alan açarak, bir değer kazandırmak temel hedefimiz.”

    Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Kültürhane bize bir yol açtı. Yol beraber yüründüğü zaman anlam kazanacak ve daha yürünecek çok yolumuz var. Kültürhane, bu yolcuğunun adımlarından biri.  Paylaştıkça, dayanıştıkça anlam kazanacak. Paylaşmayı çoğaltmaya ve dayanışmaya bekliyoruz.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Deniz Naki’ye saha içinde saldırı

    Deniz Naki’ye saha içinde saldırı

    PİRHA- Türkiye 2’nci Lig Kırmızı gruptaki rakibi Mersin İdmanyurdu’yla sezonun ilk maçında deplasmanda karşılaşan Amedspor oyuncusu Deniz Naki saha içinde saldırıya uğradı. Saldırı sonrası saldırgan gözaltına alınırken, maçı 7-0 Amedspor kazandı.

    Mersin İl Güvenlik Kurulunun maç öncesi, Amedspor taraftarının maça alınmaması yönünde karar almasının ardından maç öncesi gerginlik yaşandı. Maçın ilk yarısı oynanırken, serbest vuruş için topun başına geçen Deniz Naki’ye bir MİY taraftarınca saldırı gerçekleştirildi.

    Naki, aldığı darbenin etkisiyle yere düşerken, taraftar da güvenlik tarafından saha dışına çıkarıldı. Saldırıya sosyal medya hesabından tepki gösteren Amedspor Başkanı Nurullah Edemen, “Görevini layıkıyla yapamayan Mersin valisine. Statta yaşanan insanlık dışı vahşetten gurur duyun. Bu rezalet sayenizde yaşanıyor. Amedspor seyircisine yasak getireceğinize Mersin tribünlerine sahip çıkın. Üç taraftar elini kolunu sallayarak sahaya inip sporcuma saldırıyor” diyerek saldırıyı kınadı.

    90 dakikası tamamlanan maçı Amedspor 7-0 ile kazandı.

    Diren Keser/MERSİN

  • PSAKD Mali Sekreteri: İktidar muhalefetin sesini kısarak bir yere varamaz-VİDEO

    PSAKD Mali Sekreteri: İktidar muhalefetin sesini kısarak bir yere varamaz-VİDEO

    PİRHA – Meclis İçtüzüğü’nde yapılan değişikliklere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Mali Sekreteri Onur Kaya iç tüzükte yapılan değişikliklerin tarihsel olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Kaya, “Muhalefetin sesini kısarak herhangi bir yere varamazsınız. Bu topraklarda muhalefet bir şekliyle Seyit Rıza olur, bir şekliyle Deniz olur, bir şekliyle Mahir olur, bir şekliyle Cizre olur, bir şekliyle Sur olur. Ama mutlaka size sözünü söyler” dedi.

    Haberin Videosu

    PSAKD Genel Mali Sekreteri Onur Kaya Meclis , İçtüzüğü’nde yapılan değişikliklere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Kaya, İçtüzük değişikliğini tarihsel olarak ele almak gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “DÜNÜN ŞAH İSMAİL’İ BUGÜN MUHALEFETİ TEMSİL ETMEKTEDİR”

    “Tarihe baktığımızda beylikler döneminde Alevilerin ve Bektaşilerin hakim olduğu beylikler var ve bu beyliklerin Osmanlı ile çatışmaları var. Osmanlı bir şekilde bu beylikleri Sünnileştirerek, Hanifileştirerek elde etmeye çalışmış ve o dönem içerisinde Anadolu topraklarında yaşayan halkları birbirine kırdırmıştır. Dünün Şah İsmail’i bugün muhalefeti temsil etmektedir. Nasıl ki Anadolu halkları Şah İsmail’e dönmüş ise Osmanlı’nın baskı ve zulmünden kaçmaya çalışmışsa bugünün iktidarları da Yavuz Sultan Selim’i temsil etmektedir. O nedenle bugünki iktidarlar, köprüleri Yavuz Sultan Selim adına açmaktalar. Çeşitli eksiklikleri ve kuruluştaki sakatlığına rağmen Cumhuriyetle birlikte, şeriatçı anlayıştan demokrasi ve çağdaşlığı temsil eden, Anadolu topraklarını Araplaşmaktan ayrıştıran bir topluluk yaratılmaya çalışıldı.”

    Bugün gelinen noktada inancın ön plana çıkmasıyla birlikte Sünni islamın birinci plana alındığını ifade eden Kaya, Ortadoğu’nun yeniden şekillenmeye başladığı bir dönemde Türkiye’nin halkların birbirleriyle kardeşçe yaşamaları yerine yeniden soykırımlar, çatışmalar ve savaşların olabileceği bir sürece götürülmeye çalışıldığını vurguladı.

    “2019’DA YENİ BİR İÇTÜZÜK HAZIRLANACAK”

    Kaya, “Halkların doğru bilgilenmesini engellemek için muhalefetin sesini kısmak gerekiyor. Muhalefeti hiç konuşturmamak gerekiyor. Muhalefet doğruları halka götürdüğü zaman bunların gerçek yüzünün de ortaya çıkacağının bilincindeler. O nedenle iç tüzük değişikliği yaptılar” diyen Kaya, bu i tüzüğün 2019’a kadar devam edeceğini, 2019’dan sonra ise yeni bir içtüzüğün hazırlanacağını belirtti.

    Kaya “Yani 2019’a kadar mecliste 1-2 dakika da olsa muhalefet konuşabilecek ama 2019’dan sonra muhalefetin hiç biri mecliste temsil edilmeyecek demektir. Bundan dolayı sürecin önünü açmaya çalışıyorlar” dedi.

    “MUHALEFETİN SESİNİ KISARAK BİR YERE VARAMAZSINIZ”

    Bu topraklarda halkın söylemesi gerekenin her dönemde bir şekilde söylediğine vurgu yapan PSAKD Genel Mali Sekreteri Onur Kaya şunları dile getirdi:

    “Nasıl dün Adalet Yürüyüşü ile 2 milyonun üzerinde insanı sokaklara döküp muhalefetini yapabilmiş ise bundan sonraki süreçte de eğer mecliste muhalefetin sesini kısarsanız, halkın isteklerini bir tarafa bırakırsanız yine aynı şekilde bu sefer sokağın sesi olarak tekrar döneceğiz. Yani sizin kısıtladığınız haklarımızı kullanmayacağımız anlamına gelmez. Biz Yavuz’la da mücadele ettik, ondan sonraki süreçteki padişahlarınızla da mücadele ettik. Sizler kırdınız ama bizler yok olmadık. Hala Alevi toplumu olarak varız. Ve Alevi toplumu olarak bugün dimdik ayaktayız. Sizin içtüzük tartışmalarınız bizim muhalefetimizi engelleyemeyecektir. O nedenle sağduyulu olmak zorundasınız. Muhalefetin sesini kısarak herhangi bir yere varamazsınız. Bu topraklarda muhalefet bir şekliyle Seyit Rıza olur, bir şekliyle Deniz olur, bir şekliyle Mahir olur, bir şekliyle Cizre olur, bir şekliyle Sur olur. Ama mutlaka size sözünü söyler.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA