Etiket: deprem bölgesi

  • Büyükkeleş: Hatay halkını rant uğruna kültüründen, doğasından etmeye çalışıyorlar-VİDEO

    Büyükkeleş: Hatay halkını rant uğruna kültüründen, doğasından etmeye çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA- Antakya Mor Dayanışma üyesi Selver Büyükkeleş, depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Hatay’da hala barınma sorunlarıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Büyükkeleş, “Geçici istimlak adı altında, acele kamulaştırma adı altında köylerimize, zeytinliklerinize, doğamıza, kültürümüze saldırmaya çalıştılar” dedi. Konteyner kentlerin güvenli alanlar oluşturmadığı da belirten Büyükkeleş, “Burada özellikle kadınlar daha çok mağdur ediliyor” diye ekledi.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen depremin yaşandığı illerde sorunlar çözümsüz kalmaya devam ediyor. Depremde büyük hasar alan Hatay’da rant uğruna doğa talana uğratılırken, depremden etkilenen yurttaşlar da mağdur ediliyor.

    Antakya Mor Dayanışma üyesi, aktivist Selver Büyükkeleş, depremden sonra sorunların çözümsüz kaldığı Hatay’da, yaşanan doğa talanını PİRHA’ya anlattı.

    “GEÇİCİ İSTİMLAK ADI ALTINDA KÖYLERİMİZE, DOĞAMIZA SALDIRMAYA ÇALIŞTILAR”

    Rezerv alan adı altında insanların mağdur olabileceği uygulamalar yapıldığının altını çizen Selver Büyükkeleş, aynı zamanda Hatay halkının kültürüne karşı da bir saldırının söz konusu olduğunu söyledi.

    Büyükkeleş şöyle devam etti:

    “Depremin üzerinden yaklaşık iki yıl geçmek üzere fakat Hatay’da hala barınma sorunlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Şu an geçen yıldan bugüne hatta depremin öncesinde de şehrimize rant, talan uğruna saldırmaya çalışıyorlar. Depremin öncesinde de maden şirketi açmak için karşımızda duranlar, depremden sonra da ellerini sıvazlamak için karşımıza yine maden şirketi açmak için çıktılar. Geçici istimlak adı altında, acele kamulaştırma adı altında köylerimize, zeytinliklerinize, doğamıza, kültürümüze saldırmaya çalıştılar. Yine rezerv alan adı altında insanların mağdur olabileceği uygulamalarla karşımızdalar.

    “DOĞAMIZA SALDIRANLAR BİR YANDAN KİMLİĞİMİZE SALDIRIYORLAR”

    Bizler şunu çok iyi biliyoruz; karşımızdakiler rant ve talan uğruna doğamızı yok saymaya çalışıyorlar. Buradaki halkı kültüründen etmeye çalışıyorlar. Fakat şunu söylüyoruz: ÇED raporu adı altında şehrimize açmaya çalıştığınız maden şirketleri için geldiğinizde doğamızın yok olacağını çok iyi biliyoruz. İstimlakta zemin etüdü uygun değilken, yapılacak başka yerler varken TOKİ için yine orada zeytinimize, köyümüze, doğamıza saldırdığınızı çok iyi biliyoruz. Halkın yararından yana olan, yerinde dönüşüm varken, rezerv alan adı altında mart ayından bu yana, hatta mart ayından da önce başlayan bu süreçte şunu söylüyoruz; depremden sonra halkın yararına olacak politikalarla karşımızda olmalısınız. Burada ne doğamızdan vazgeçiyoruz, ne şehrimizden vazgeçiyoruz. Antakya halkı, Hatay halkı, Defne’den, Samandağ’a kadar burada. Şunun da çok önemli olduğunu düşünüyoruz, karşımızda rant adı altında bir yandan doğamıza saldıranlar bir yandan kimliğimize saldırıyorlar.”

    “ÖZELLİKLE KADINLAR KONTEYNER KENTLERDE GÜVENLİ ALANLARDA DEĞİL”

    Deprem bölgesinde kalıcı bir çözüm sunulmadığının vurgulayan Selver Büyükkeleş, “Hala çadırda kalan insanlar var. Konteyner kentler hala güvenli değil. Konteyner kentler insanlar için; yağmur yağdığında, rüzgar estiğinde güvenli alanlar değil” dedi.

    Büyükkeleş, “İnsanların yararını gözeten yerden kalıcı konutları, konteyner kentleri buraya göre dizayn etmek zorundasınız” diyerek şunları kaydetti:

    “Bizler de Hatay’dan bunun sesini yükseltmeye çalışıyoruz. Burada özellikle kadınlar daha çok mağdur ediliyor. Ve yalnız yaşayan kadınlar, eşi yurt dışında olan kadınlar, çocuklarıyla yaşayan kadınlar, boşanmış olan kadınlar konteyner kentlerde güvenli alanlarda değil. Güvenli alanlar için, çocuklar için, kadınlar için ve LGBTİ+’lar için güvenli alanlar olana kadar mücadele etmeye de devam ediyoruz. Ama buradan bir kez daha yineliyoruz; bizler maden şirketi adı altında istimlak, rezerv alan adı altında ne kentimizden, ne de doğamızdan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/HATAY

  • Depremde hayatını kaybedenler Ankara’da anıldı: Sorumlu sermaye düzenidir-VİDEO

    Depremde hayatını kaybedenler Ankara’da anıldı: Sorumlu sermaye düzenidir-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler, 1. Yılında Ankara’da anıldı. Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği anmada,“ 6 Şubat depremleri asrın felaketi değildir, asrın katliamıdır. Bugüne kadar yapılan bütün bilimsel uyarılara ve meslek örgütlerinin tüm çağrılarına rağmen hükümet ve devlet yöneticileri deprem tehlikesine karşı gerekli tedbirleri almamış, aksine rantı büyütmüştür“ denildi.

    Maraş’ta 6 Şubat 2023’te yaşanan 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler sebebiyle 11 şehir ağır yıkıma uğradı. Resmi rakamlara göre en az 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti ve toplam 122 binden fazla kişi ise yaralandı.

    Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen bölgede yaşanan sorunlar devam ederken, Ankara’da depremde hayatını kaybedenler anıldı. İnsanlık Anıt’ı önünde bir araya gelenler,” Deprem değil rant öldürür, yıkılmayan kentler yaratacağız” sloganlarını attı.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın metnini, Ankara Eğitim Sen 3 Nolu Şube Üyesi Nihat Karyelioğlu okudu.

    İnsanlık Anıtı önünden Kızılay binasına yürüyen grup mumlar yakıp, karanfillerini bıraktı.

    “ASRIN FELAKETİ DEĞİL, ASRIN KATLİAMIDIR”

    Nihat Karyelioğlu; sorumları affetmeyeceklerini, hesabını soracaklarını belirterek, “6 Şubat depremlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Depremlerde kaybettiğimiz canlarımızı saygıyla, sevgiyle anıyoruz. 6 Şubat depremlerinden sonra yaşama tutunanların acılarını hafifletmenin, yeni katliamlar yaşanmasını engellemenin yolu bu yıkıma neden olanların hesap vermesini sağlamak; kentsel yağmayı, ekolojik yıkımı, sömürü düzenini sürdürerek yeni katliamlara davetiye çıkaran rant ve yağma düzenine son vermektir.
    Bu nedene bugün burada bir kez daha canlarımızı kaybetmemize, kentlerimizin yok olmasına, bir doğa olayının katliama dönüşmesine neden olanları affetmediğimizi, hesap soracağımızı haykırmak için biraradayız. Rant ve yağma düzenine son vereceğimizin, yıkıntıların arasından kentlerimizi, ülkeyi ve yeni bir yaşamı inşa edeceğimizin sözünü vermek üzere biraradayız. Deprem değil rant ve yağma düzeni öldürdü.

    Acımız, öfkemiz çok büyük. Canlarımızı aramızdan alanın doğal bir afet olmadığını, sermayenin gözü dönmüş kar hırsıyla kentlerimizin birer mezarlığa dönüştürüldüğünü, kentin yaşam alanı olarak değil bir rant alanı olarak görülüp yağmalandığını, rant odaklı belediyecilik ve kentleşmeyle, imar aflarıyla, kamusal denetimin olmamasıyla katliamın hazırlandığını biliyoruz. Göz göre göre yaşadık. Bu nedenle 6 Şubat depremleri asrın felaketi değildir, asrın katliamıdır. Bugüne kadar yapılan bütün bilimsel uyarılara ve meslek örgütlerinin tüm çağrılarına rağmen hükümet ve devlet yöneticileri deprem tehlikesine karşı gerekli tedbirleri almamış, aksine rantı büyütmüştür. 6 Şubat depremlerinde sermayenin kar hırsının, rant düzeninin yarattığı ve yaratabileceği yıkımın boyutları kentlerimizin, ilçelerimizin yok olmasıyla, onbinlerce ölüm, yüzbinlerce yaralı ile göz önüne serilmiştir. Sorumlu ise sermaye düzenidir, tek adam diktatörlüğüdür.

    “DEPREM DEĞİL YAŞAMI YOK SAYAN SERMAYE DÜZENİ ÖLDÜRDÜ”

    Deprem değil yaşamı yok sayan sermaye düzeni öldürdü. Acımız, öfkemiz büyük; çünkü pek çok canımızın kurtulabilecekken ölüme terkedildiğini biliyoruz. Ölüm sessizliğini yırtan haykırışlar bugüne ulaşıyor. Oysa deprem kaçınılmazsa alınacak önlemler de kaçınılmaz olmalıydı. Deprem kaçınılmazsa depremin ilk saatlerinde, ilk günlerinde yapılacak ilk müdahaleler planlanmış olmalıydı. Devlet, bütün olanaklarıyla yaşam kurtarmak üzere seferber olacak şekilde yapılandırılmalıydı. Ama en yetkili kurumlardan AFAD deprem bölgesine ilk iki gün ulaşmadı bile. Kurtarılabilecek pek çok hayat geç kalındığı için kurtarılamadı. Ailelerinden, evlerinden, kentlerinden olanların acil ihtiyaçları günlerce karşılanmadı. Sermaye düzeninde Kızılay da kar kovalayan bir şirkete dönüşmüş, çadır dağıtması gerekirken çadır satmaktaydı.Devlet depremin ilk günlerinden bu yana tüm çıplaklığıyla karşımızda. Sermayenin devletinin insan yaşamını kurtarmak için yapabileceği birşey yok! Kamusal yaşam kurtarma, kamusal sağlık, kamusal barınma yok. Emek yağması, doğa yağması ve kitlesel ölümler var. Bir yıldır sorumlular hesap vermedi, halkın yaraları sarılmadı.

    Depremin ardından katliamın siyasi sorumluları ve kamu görevlileri hesap vermedi. 1 yıldır ne çürük binaları yapan müteahhitlerden ne de imar affı çıkaranlardan gerçek bir hesap sorulmadı. Adalet Bakanı binlerce soruşturma açıldığını söylüyor ama nafile. Geçmiş depremlerden bildiğimiz cezasızlık politikası işlemeye devam ediyor. Rant düzeni işbirlikçilerine en fazla göz boyamalık dokunuyor.
    Hayatta kalanlar 20 milyon tona yakın enkazın sonucu oluşan molozlar ve asbest içerisinde yaşamaya mahkum edildi. Halk sağlığı hiçe sayıldı.
    Sadece 6 Şubat depremleri için 115 milyar lira toplandı ama nerede ve ne için kullanıldı bilmiyoruz.

    Kayıp çocuklar tarikat yurtlarında bulundu ama hala kayıp çok fazla yetişkin insan ve çocuğun akıbetini bilmiyoruz. Depremin üzerinden bir yıl geçti ancak deprem bölgelerinde yeni bir yaşam kurulmuş değil. Barınma, beslenme, sağlık, ısınma ve eğitim gibi en temel insanı haklara ulaşım çok sınırlı. Bir yıldır deprem bölgesinin ihtiyaçları karşılanmıyor. 6 Şubat sonrası deprem tedbirleri alınmazken Kentsel yağma rezerv alan gibi yeni yasal düzenlemelerle devam ediyor. 6 Şubat depremlerinden sonra deprem bölgelerinde alınması gereken tedbirler gazla alınması gerekirken alınmamıştır” dedi.

    “KATLİAMA YENİLERİ EKLENMEK İSTENMEKTEDİR”

    Yapılan açıklamada, İstanbul depreminin yaklaştığı hatırlatılırken, “İstanbul depreme hazırlanması gerekirken rezerv alan yasasıyla yeni yapma alanları açılmak istenmektedir. Türkiye genelinde kent yağmasını yöneten Murat Kurum’un İstanbul Büyükşehir Bekediye Başkanlığına aday gösterilmesi ise yapmanın derinleştirilmesi isteğinin ifadesidir. Göz göre göre yaşanan Katliama yenileri eklenmek istenmektedir. Ama izin vermeyeceğiz
    Deprem bölgesinin bütün ihtiyaçları karşılansın, deprem tedbirleri derhal alınsın
    Depremin unutulmaması, yeni yıkımların yaşanmaması için 6 Şubat anma günü ilan edilmeli, afetlerle ilgili alınması gereken tedbirler, alınan tedbirler halka açıklanmalıdır.
    Depremin 1. Yılında hala barınma hakkına, eğitim, sağlık, ulaşım beslenme hakkına erişemeyen, işsizlik ve yoksulluğa terk edilen halkın bütün talepleri derhal karşılanmalıdır. Deprem suçlarını işleyenlerin tamamı hesap vermelidir” denildi.

    “SÖZÜMÜZ OLSUN YENİ BİR YAŞAM KURACAĞIZ”

    Türkiye halklarının büyük bir dayanışma gösterdiğinin altını çizen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Yaşamı üreten emekçiler, deprem bölgesinde öncelikle yaşam kurtarmak ardından yaşamda tutmak için seferber oldu. Dayanışma devam ederken sorumluların hesap vermesi için mücadeleyi büyüttü.
    Bugün depremin birinci yılında bir kez daha sözümüz olsun yıkıntıların arasından yeni bir yaşam kuracağız. Sözümüz olsun tüm sorunlular hesap verene, bu rant düzeni, yağma düzeni, katliam düzeni yıkılana kadar mücadele edeceğiz.
    Kentlerimizi, yaşamlarımızı yapmacılara teslim etmeyeceğiz. Kent halkının, kentin emekçilerinin, kentin emek ve meslek örgütlerinin, halk güçlerinin, bilim ve kültür insanlarının söz sahibi olduğu kent yönetimleri, kentler kuracağız.
    Mücadelemizi ve dayanışmamızı büyüteceğiz.”

    Hatay’lı depremzede ise, depremi unutmayacaklarını söyleyerek, “Acılarımızın ve evlerimizin üzerine, Hatay’da film plato kurdurmayacağımız gibi ranta da izin vermeyeceğiz. Hakkımızı helal etmiyoruz” dedi.

    Açıklamaya katılanlar, Kızılay binası önüne siyah çelenk bırakarak, “çadır satarken utanmadın mı?” diye sordu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK’ten iktidara: Nereye gitti bizlerden topladığınız vergiler?

    KESK’ten iktidara: Nereye gitti bizlerden topladığınız vergiler?

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nu (KESK), tüm illerde 6 şubat depremlerine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu ülkede onlarca deprem, yıkım, felaket yaşadık. Bu bozuk düzende sağlam çark olmaz. İnsana, emeğe, doğaya düşman bu bozuk düzene, köhne sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” denildi.

    6 Şubat depremlerinin 1. yılında birçok kurumdan açıklamalar gelmeye devam ediyor. KESK de tüm illerde, “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçti! Ne acımız dindi ne de öfkemiz!” başlıklı açıklama yaptı.

    “HEPİMİZİN YÜREĞİNE KORDAN BİR ATEŞ DÜŞTÜ”

    Yaşadığımız bu coğrafyanın tarihinin her zaman acıların, yıkımların, felaketlerin tarihi olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak çok acı gördük. Çokça çile çektik. Yeri geldi, felaketin adı Erzurum Horasan oldu. Yeri geldi Erzincan oldu. Yeri geldi, yıkımın adı Muş Varto oldu, Bingöl oldu. Yeri geldi acının adı Elâzığ, Lice, Gediz oldu. Yeri geldi gözyaşlarımız Dinar, İzmir, Kocaeli, Adapazarı, İstanbul, Ağrı, Denizli için aktı. Acının merkez üssü; 1999’da Gölcük ve Düzce, 2003’te Bingöl, 2011’de Van, 2020’de İzmir Seferihisar oldu. Bundan bir yıl önce, 6 Şubat 2023 ise hepimizin yüreğine kordan bir ateş düştü” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Sadece Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Elâzığ ve Diyarbakır değil, hepimiz derin bir acıyla sarsıldık, yıkıldık. Şaibeli resmi rakamlara göre 53 binin, gerçekçi rakamlara göre ise 100 binin üzerinde canımız 6 Şubat depremi ile aramızdan koparıldı. Başta yıkımın yaşandığı 11 kentimizde yaşayanalar olmak üzere kimimiz eşini, annesini, babasını, kimimiz çocuklarını, yakınlarını, dostlarını kaybetti.
    Yaşadığımız felaketi anlatmaya sözcüklerin yetmediği günler, aylar yaşadık. Haftalarca “Ben iyiyim ama” diye başlayıp gerisi boğazımızda düğümlenen cümleler kurduk. Hepimizin yüreği yandı. Bir yıldır adeta yüreğimize saplanan onlarca kara saplı bıçakla yaşıyoruz. Aradan bir yıl geçse de ne yasımız bitti. Ne acımız ne de öfkemiz dindi.

    “YAŞADIĞIMIZ HER FELAKETİN AĞIR SONUÇLARINA DAVETİYE ÇIKARDILAR”

    Bu ülkede onlarca deprem, yıkım, felaket yaşadık. Ama hepimiz biliyoruz ki bunlar yaşanmadan yıllar önce bilim insanları, meslek odaları defalarca kez uyarıda bulundu, raporalar hazırladı.
    Sadece bilim insanlarının, meslek odalarının değil, devletin hazırladığı resmi raporlarda da hep aynı şeylerin altı çizildi.
    Hatırlayalım, on binlerce sayfalık o raporlarda ne denildi?
    • “Deprem öngörülemez, bilinemez bir doğa olayı değil. Bu ülkenin bir gerçeği” denildi.
    • “Deprem kaçınılmaz. Ancak depremin ağır sonuçlarından kaçınmak mümkün” denildi.
    • “Depremin ağır sonuçlarından kaçınmak için gerekli bilgimiz, insan kaynağımız, hukukumuz, kurumsal yapılarımız var. Yeter ki bunları işlevli hale getirelim, gecikmeden derhal önlem alalım” denildi.

    6 Şubat depreminden bir buçuk yıl önce Temmuz 2021’de TBMM Araştırma Komisyonunca hazırlanan resmi raporda da tüm bunlar bir daha tekrar edildi.
    Tüm bunlara rağmen ülkeyi yönetenler ne yaptı? Her seferinde ‘duymadım, görmedim, bilmiyorum’ diyerek üç maymunu oynadılar. Dolayısıyla sadece 6 Şubat depreminin değil, yaşadığımız her felaketin ağır sonuçlarına adeta davetiye çıkardılar.”

    “ASIL SORUMLU KÂR HIRSINI BESLEYEN, BÜYÜTENLERDİR”

    Bu büyük yıkımın tek sorumluluğunun sadece kâr hırsıyla başı dönen, yaşadığı her karışı ranta çevirmeye çalışan müteahhitlere de yıkılamayacağının altını çizen KESK, şunları ekledi:

    “Çünkü asıl sorumlu bu hırsı besleyen, büyütenlerdir. Denetim yapmaktan, etkili yaptırımlar uygulamaktan, süreçleri kurallara uygun yürütmekten aciz bir hukuk sistemi inşa eden ve bu sistemi her gün yeniden yeniden üreten, hukuksuzluktan beslenen köhne düzenin sahipleridir. Doğru kuralı koysa dahi imar afları gibi garabetlerle bunu bile işlemez hale getirenlerdir.
    6 Şubat depremi ile yaşadığımız yıkımın sorumlusu bırakalım olası deprem riskine karşı önlem almayı, doğal afetin göz göre göre büyük bir felakete dönüşmesine neden olacak politika ve uygulamaları hayata geçirmekten dahi geri durmayanlardır.
    Kısacası 6 Şubat depremi ile yaşadığımız yıkımın asıl sorumlusu insanı ve emeği değersizleştirmeyi bir varoluş şekline dönüştüren, bunu da tüm topluma dayatmaya devam edenlerdir.

    “FATURA DEPREMZEDELERE YIKILMIŞTIR”

    Devletteki neo liberal dönüşüm politikalarının, kamu hizmetlerinin piyasaya açılmasının, özelleştirmelerin, devletin bir anonim şirket gibi yönetilmesinin, iktidarın devleti adeta inşaat şirketlerine teslim etmesinin, denetimsizliğin, kamuya ve yatırımlara yeterince bütçe ayrılmamasının faturası 6 Şubat depremi ile başta hayatını kaybeden vatandaşlarımız olmak üzere halka, depremzedelere yıkılmıştır.

    Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Depremin ilk iki günü boyunca ortalıkta görünmeyenleri de kendi sorumluluklarının üzerini örtmek için başlattıkları algı operasyonunu da unutmadık. Yakınlarımızdan haber almak için çırpınırken devreye konulan bant daraltmalarını, internet kesintilerini unutmadık. Depremin yaşandığı illerde daha 24 saat geçmeden OHAL ilan edenleri, çaresizlikle kıvranan, derdine derman arayan depremzedeleri ‘kimse kalkanları kaldırmayacağımızı zannetmesin’ tehdidiyle susturmak isteyenleri unutmadık. KESK olarak yüzlerce gönüllümüzle deprem bölgesine gitmeye çalışırken önümüze konulan engelleri, sadece bizim değil muhalefet partilerinin, STK’ların yardımlarının depremzedelere ulaştırılmasına engel olanları unutmadık.
    Kızılay’ın çadır satmasından, yardımları zimmetine geçiren yetkililere kadar uzanan rezaletler zincirini unutmadık. Aradan bir değil, yüz yıl da geçse yaşadığımız acıları, bu acıları bizlere reva görenleri unutmayacağız.”

    “NEREYE GİTTİ BİZLERDEN TOPLADIĞINIZ VERGİLER”

    İktidara seslenen KESK, “Nereye gitti bizlerden topladığınız vergiler?” diye sordu. KESK’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Depremden sonra Milli Dayanışma Paketi çıkardınız. Halktan alınan KDV, ÖTV. Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi vergiler fahiş oranda artırdınız.
    Yetmedi.. 2023 Temmuz’unda 762 milyar lirası depremle ilgili harcamalara ayrılmak üzere 1 Trilyon 120 Milyarlık Ek bütçe yaptınız.
    Bu da yetmedi… 2024 bütçesinde yine halktan, çalışanlardan alınan vergiler bir yıl öncesine göre ikiye katladınız.
    Ama aradan geçen bir yıla rağmen deprem bölgesinde hala tek bir çivinin çakılmadığı, molozların dahi kaldırılmadığı yerler var. İşsizlik, kayıt dışı çalışma, sömürü diz boyu.
    Milyonlarca insan adeta konteyner kente, çadır kente dönüşmüş şehirlerde kaderin terk edilmiş durumda.
    Barınma, sağlıklı beslenme ve eğitim sorunları başta olmak üzere, en temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan sorunlar sürüyor.

    “YURTTAŞLAR EN TEMEL HAKLARINI İSTİYOR”

    Soruyoruz: Nereye gitti bizlerden topladığınız vergiler? Topladığınız vergileri depremzedenin yaraları sarmak yerine kime, kimlere harcadınız?

    Milyonlarca insan sizden resmî törenler düzenleyip, nutuklar atmanızı değil, başını sokacak bir çatı istiyor.  Milyonlar sizden yaşadığı acıları istismar etmenizi, yerel seçim yatırımı olarak kullanılmanızı değil, temiz su, sağlıklı beslenme, nitelikli bir eğitim istiyor. Yoksulluk ve çaresizlik kıskacındaki milyonlar sizden “zorunlu kamulaştırma” adı altında topraklarına çökmenizi, yüzlerce yıllık zeytinlikler yerine binalar dikmenizi değil, en azından depremden etkilenen evlerinin yapı denetim masraflarını karşılamanızı istiyor.  Milyonlar, sizden 6 Şubat depremini ‘asrın felaketi’ olarak yutturmaya, ‘kader’ olarak göstermeye çalışmaktan artık vazgeçmenizi, olası depremlere karşı bir an önce önlem almanızı bekliyor. Kısacası ardan geçen bir yıla rağmen, milyonlar sizden anayasasında sosyal hukuk devleti yazan bir ülkenin yurttaşları olarak en temel haklarını istiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’nin raporu: Deprem bölgesinde çocuklarda bodurluk, yetersiz beslenme var

    TTB’nin raporu: Deprem bölgesinde çocuklarda bodurluk, yetersiz beslenme var

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği, depremin büyük yıkıma yol açtığı Hatay’da, 5 yaş altı çocukların beslenme durumlarını araştırdı. “Deprem Bölgesindeki Beş Yaş Altı Çocukların Beslenme Durumları – Hatay Örneği” isimli rapora göre, araştırmaya katılan ailelerin sadece üçte birinin gıdaya düzenli erişimi olduğu, yetersiz beslenen 5 yaş altı çocuklarda bodurluk ve zayıflık görülme oranının arttığı belirtildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB)-Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Hatay Deprem Koordinasyonu’nun Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinde yürüttüğü malnütrisyon çalışmaları kapsamında beş yaş altı çocuklarda tespit ettiği beslenme ve gıda güvencesi sorunlarına ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı çalışma yayımlandı.

    Hatay’ın Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinde sosyoekonomik koşulları farklı ailelerden 600’e yakın çocuğun gözlemlendiği araştırmadan elde edilen bulgulara göre, yetersiz beslenen 5 yaş altı çocuklarda bodurluk ve zayıflık görülme oranı arttı.

    Gözlemlenen ailelerin sadece üçte birinin gıdaya düzenli erişebildiğine dikkat çekilen raporda, ailelerin onda birinin bir mutfağı dahi olmadığı, çocuklarda önemli oranda bodurluk ve zayıflık saptandığı kaydedildi.

    “AFAD KART YETERSİZ KALIYOR VE HER HANEYE VERİLMİYOR”

    Depremzedelerin yaşamlarını sürdürdüğü konteyner kentlerde çoğunlukla 4-5 ailenin kullandığı ortak mutfaklar bulunduğunun altını çizen raporda, çadırların yakınlarında market, manav gibi yerler olmadığından ulaşım problemi yaşandığı bilgisi de yer aldı.

    Konteyner kentlerin bir kısmında hanelere 3000 TL bakiyeli AFAD kart verildiği ancak bu kartın da her haneye verilmediği, bu nedenle bölgede güvensizlik oluştuğu vurgulandı.

    TTB’nin yaptığı araştırma sonuçlarından öne çıkanlar şöyle:

    • Ailelerin dörtte üçünden (yüzde 76,3) fazlasının güvenceli bir işi yoktur, yarısından fazlası (yüzde 56,7) düzenli gelire sahip değildir.

    • Ailelerin yüzde 10,3’ünün kendine ait mutfağı yoktur.

    • Ailelerin sadece üçte birinin (yüzde 33,5) gıdaya düzenli erişimi vardır.

    • Ailelerin üçte biri uygun gıda saklama koşullarına sahip değildir. Saklama koşullarındaki yetersizliğin nedenleri arasında buzdolabının yokluğu, küçük olması ve elektrik kesintisidir.

    • Ailelerin neredeyse yarısının suya erişimi yok ya da yetersizdir. Bunun nedeni olarak dağıtım eksikliği, yetersizliği ve su kesintisi saptanmıştır.

    • Annelerin yüzde 90,6’sının anadili Arapça’dır.

    • Beş yaş altı çocuklarda bodurluk ve zayıflık gözlemlenmektedir.

    • Günlük öğüne sahip olmayan çocuklar yaşla birlikte artmaktadır ve dört yaşta yüzde 7,2’yi bulmaktadır.

    • Çocuklar yaşamın ilk altı ayında sadece anne sütü ile beslenmesi gerekirken depremzede çocukların yaklaşık yarısı anne sütü almamaktadır.

    • Beş yaş altı çocukların yüzde 6,2’sinde bodurluk (yüzde 3,7’si bodur, yüzde 2,5’i çok bodur); yüzde 8,9’unda zayıflık (yüzde 5,5’i zayıf, yüzde 3,4’ü çok zayıf) ve yüzde 4,4’ün aşırı kiloluluk belirlenmiştir.

    • Bodurluk sıklığı iki yaşın altında daha yüksektir (0-11 ay çocuklarda yüzde 11,3 ve 12-23 ay çocuklarda yüzde 10,5).

    • Yaşa göre zayıflık en fazla 0-11 aylık çocuklarda görülmektedir.

    • Aşırı kiloluluk belirgin şekilde en fazla 0-11 ay çocuklarda gözlenmiştir. Bu yaş grubunda toplamda aşırı kiloluluk sıklığı yüzde 14,5 iken, bu hız erkek çocuklarında yüzde 13,3, kız çocuklarında yüzde 15,4’tür.

    • Mülteci nüfusta toplamda bodurluk sıklığı yüzde 8,8 iken çok bodurluk yüzde 3,8, bodurluk yüzde 5’tir. Zayıflık toplamda yüzde 6,3 iken çok zayıf prevalansı yüzde 2,5 ve zayıf prevalansı yüzde 3,8’dir. Mülteci çocuklarda aşırı kiloluluk prevalansı ise yüzde 5,7’dir.

    • Boy açısından değerlendirildiğinde 45 çocukta (yüzde 21,7) persentilde değişiklik olmamasına karşın, 75 çocukta (yüzde 36,2) persentilde gerileme saptanmıştır.

    • Ağırlık açısından değerlendirildiğinde ise persentilde değişiklik olmayan çocuk sayısı sadece 24’tür (yüzde 11,5). Persentilde gerileme olan çocuk sayısı ise 107 (yüzde 51,4) ve persentilde ilerleme görülen çocuk sayısı 87’dir (yüzde 37).

    • Beden kitle indeksi açısından da benzer durum geçerlidir. Persentilde değişiklik olmayan çocuk sayısı 35 (yüzde 17) iken, 119 çocuğun (yüzde 57,8) persentilde gerileme ve 52 (yüzde 25,2) çocuğun persentilde ilerleme belirlenmiştir.

    TTB’NİN RAPORUNDA YER ALAN ACİL ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

    TTB raporunda, alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:

    • Acilen mutfak koşullarının iyileştirilmesi, mutfaksız hanenin kalmaması.

    • Çocuklara uygun, kültüre ve yerele özgü, yeterli gıda desteğinin sağlanması.

    • Tüm nüfusu hedefleyen ancak yüksek riskli grupları da gören gıda desteklerinin oluşturulması.

    • Birinci basamak sağlık hizmetlerinde çocukların afet gerçekliğinde beslenme açısından takibinin yapılması.

    • Kronik hastalığı olan, vitamin mineral yetersizliği olan çocuklar gibi yüksek riskli gruplarının sağlık takiplerinin yapılması.

    • Beslenme durumunun tüm nüfusta takibinin yapılması.

    • Beslenme kolileri oluşturulurken sadece kuru gıda konulmaması, çocuklara uygun protein kaynaklarının (yumurta, paketli süt, et ürünleri) kolilere eklenmesi.

    • Beslenme politikaları oluşturulurken toplum katılımının sağlanması.

    • Gıda ve su desteğinin adaletli dağıtımının sağlanması, dağıtımda toplum katılımının benimsenmesi, hane gereksinimlerine göre desteğin sağlanması.

    • Geçici yaşam alanlarından kalıcı yaşam alanlarına geçişin hızlandırılması.

    • Saklama koşullarının iyileştirilmesi, buzdolabı desteğinin artırılması.

    • Elektrik kesintisi, su kesintisi gibi kesintilerin en aza indirilmesi.

    • Emziren kadınların nitelikli gıda açısından desteklenmesi.

    • Vitamin mineral desteklerinin sağlanması.

    • Çocuklara beslenme eğitimlerinin verilmesi.

    • Dağıtımlarda yüksek enerjili paketli gıdalardan (abur cubur) uzak durulması.

    • Çevresel hijyenin sağlanması.

    • Su, sanitasyon, hijyen koşullarının sağlanması.

    • Hanelerin ekonomik anlamda güçlendirilmesi, iş olanaklarının artırılması.

    • Tarım toplumu olan Hatay halkının tarım arazilerinin üzerinde kentlerin yeniden inşa edilmesinin önüne geçilmesi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kara: Devlet, Alevi asimilasyonuyla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış-VİDEO

    Kara: Devlet, Alevi asimilasyonuyla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri, depremde neredeyse yerle bir olan Hatay’ı ziyaret etti. Deprem bölgesinde yaşanan zorlukları PİRHA’ya değerlendiren PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, “Devlet, Alevilere karşı asimilasyonla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış. Hala çok fazla ihtiyaç var” dedi. Kara, depremzedelerin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu belirterek, hekimlere çağrıda bulundu. 

    6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremlerin üzerinden bir sene geçmesine rağmen bölgede yaşanan sorunlar devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisleri üyeleri 26-27 Ocak’ta Hatay’a gitti.

    PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, deprem bölgesinde yaşanan zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “ORADA YAŞANANLAR DEVLETİN VİCDANINI SIZLATMAMIŞ”

    Deprem bölgesinde hiçbir şeyin değişmediğini gözlemlediklerini belirten Rukiye Ercan Kara, devletin/iktidarın hala orada olmadığını belirtti.

    Kara, şu ifadeleri kullandı:

    “1 yıl sonra tekrar gitmek bana aynı acıları hissettirdi. Hiçbir şey değişmemiş. Çaresizlik hala diz boyu orada. İnsanlar hala birçok şeye ihtiyaç duyuyorlar. Çocuklar sokakta oyun oynamıyordu bu beni çok üzmüştü, oyuncak götürdüğümüzde inanılmaz mutlu oldular.

    İç çamaşırı çok elzem, temizlik malzemesi çok elzem. Çünkü konteynerlerde su yok hala, çeşme suları hala içilemiyor, kanalizasyonlar karışıyor.
    Devlet hala yok ortada. Yani bir yıl geçti ama devlet asimilasyonla, Alevilere karşı asimilasyonla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış. Bunlar tabii ki bizim vicdanımızı sızlatıyor ama devletin vicdanını sızlatmamış hiçbir şekilde.

    “KADINLAR HALA ÇARESİZ”

    Orada kadınlar hala çaresiz. Çamaşır yıkamaya, ellerinde leğenlerle yıkamaya çalışıyorlar işte değişen hiçbir şey yok. Bu çok can yakıcı. Herkesin duyarlı olmasını istiyoruz, oradan elimizi çekmeyelim. İnsanların bizlere ihtiyacı var. En azından onları unutmadığımızı hissettirmek bile çok önemli ve değerli.”

    “BÖLGEDE PSİKOLOJİK DESTEĞE ÇOK İHTİYAÇ VAR”

    Depremzedelerin üstünü örtmek zorunda kaldığı travmalarının gün yüzüne çıkmaya başladığını, manevi desteğe ihtiyaç olduğunu belirten Rukiye Ercan Kara, bir sonraki ziyaretlerinde psikolojik destek için organize olup gideceklerinin altını çizdi.

    Kara, “Bir kaşık su eğer toparlayıp gönderebilirsek bile onlar için büyük bir mutluluk oluyor. Biz her gittiğimiz yerde insanların bizi nasıl kucakladığını, nasıl sarıldıklarını, nasıl heyecanlandıklarını gözlemledik. Bir şey getirdiniz mi diye değil, siz geldiyseniz yeterli dediler insanlar. Bu benim için çok önemli ve değerliydi. Çünkü orası herkesin sıcak evinde oturduğu gibi bir yer değil, her yer çamur, moloz yığınlarının olduğu, her köşesinde canını kaybetmiş, oğlunu, evladını, anasını, babasını, kardeşini… Kaybettiklerinin anılarıyla dolu artık orası. O yüzden başka insanları görünce bir umut oluyor en azından. Psikolojik desteğe çok ihtiyaç var orada. Biz tekrar gittiğimizde bunu organize ederek gideceğiz. Çünkü insanlar ağlarken gülmeye başlıyorlar. Ölüsünü anlatırken gülmeye başlıyor insanlar, bu psikolojik travmaların göstergesi. O süreç içerisinde insanlar acılarını yaşayamadılar. Hayat kaygısına düştüler, şimdi o travmaların gün yüzüne çıktığını daha net görüyoruz. Bu yüzden hani herkesin elinden ne geliyorsa, doktorlarımız bu tarz bir şey yapabilirler. Bunun çağrısını yapalım buradan” dedi.

    “BİR YIL GEÇMİŞ İNSANLAR HALA EVLADININ PARÇALARINI BULAMAMIŞ”

    Özellikle de Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde hiçbir şeyin yapılmadığını belirten Kara şunları ekledi:

    “Devlet tamamıyla kendini unutturmuş. Hiçbir şekilde yardım etmiyor. Devletin kendi yerleştirdiği yerlerdeki aileler de zor durumdalar yani o kadar vahim bir durumdayız. Bu yüzden herkesin duyarlılığına ihtiyacımız var. Evladımızın gözünün içine baktığımız zaman anamıza, babamıza, kardeşimize, baktığımız zaman onları hatırlayalım lütfen. Oradan elimizi, yüreğimizi çekmeyelim. Bir yıl geçmiş insanlar hala evladının parçalarını bulamamış, enkaz altından çıkaramamış, günler geçmiş ve çürümüş artık. Böyle anneler ile karşılaştık orada.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

     

     

  • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, 26-27 Ocak’ta Hatay’a gidiyor-VİDEO

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, 26-27 Ocak’ta Hatay’a gidiyor-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri, 26-27 Ocak’ta depremde neredeyse yerle bir olan Hatay’a gidecek. Devletin deprem bölgesinde olmadığını ve bölgede insanların zor şartlarda yaşadığını belirten PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, Hızır olabilmek için gideceklerini ifade etti.

    6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremlerin üzerinden neredeyse bir sene geçmesine rağmen bölgede yaşanan sorunlar devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisleri 26-27 Ocak’ta Hatay’a gideceklerini duyurdu.

    PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “KADINLAR BİRBİRLERİYLE DAHA ÇOK EMPATİ KURUYOR”

    Deprem bölgesinde yaşayan insanların zor şartlar altında yaşadığını belirten Rukiye Ercan Kara, kadınlar olarak bölgeye destek olmak istediklerini söyledi.

    Kara, “6 Şubat’ın yılı dolmak üzere. Devletin olmadığı yerde Hızır olabilmek için gideceğiz. Oradaki insanlar hala çok zor durumdalar. Kış şartları çok ağır geçiyor, çok soğuk. Oradaki çocuklarımızın, kadınlarımızın sırtlarında montları yok. Bu biraz daha insanların ilgisini oraya çekmek, oradaki insanların ihtiyacının bitmediğini, oradaki ihtiyaçların en az beş yıla kadar tamamlanabileceğini anlatmak istiyoruz. Onları unutursak eğer gerçekten de sıcak evimize oturmamamız gerekiyor. Birçok canımız, dostlarımız, arkadaşlarımız var, tanımasak bile bizim dostumuz onlar. Onlar soğukta, çadırlarda, prefabrik evlerdeler. O da derme çatma yağmur yağıyor, sel taşıyor. Buna karşı biz de oradaki canlarımızı unutmadığımızı göstermek için, oradaki insanlara değmek için böyle bir plan yaptık Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi olarak. Kadınlar daha çok birbiriyle empati kurabilme yeteneği olan canlılar, o yüzden onlarla beraber empati kuruyoruz” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK, DEPREMİN İKİNCİ GÜNÜNDEN İTİBAREN DEPREM BÖLGESİNDEYDİK”

    Deprem bölgesine yapılacak yardımların toplanması için PSAKD Şubelerinin etkinlikler düzenlediğini hatırlatan Kara, şöyle devam etti:

    “Bir prefabrik evde yangın çıkmıştı, iki tane evladımızı kaybettik. Hep kalbim orada, hep yüreğim orada. Depremin ikinci günü itibarıyla Alevi dernekleri olarak deprem bölgelerinde olduk hep, bu ülkenin gerçekten de sağduyulu bütün insanları oradaydı. Onları unutmadığımızı, onlarla beraber acılarını paylaşabilmek için 26-27 Ocak’ta tekrar gitme kararı aldık. Halktan da çok güzel şeyler geldi. Unutmadıklarını gördüm bir kez daha, ülkenin hiçbir kademesinde umutsuzluğa düşülmediğini gördüm. Çünkü seçimlerden sonra insanlar umutsuzdu. Deprem bölgelerinden çok fazlasıyla oy potansiyelinin hükümete karşı yükseldiği için bir tepki vardı insanlarda. Bunun böyle olmadığını gördüm. İnsanlar hala umutlular. Hala oradaki acıları paylaşmak için yarışılan bir süreç var, o da beni mutlu ediyor. Çünkü oradaki insanların gerçekten de bizlere ihtiyacı var, bu yüzden de bunu tekrar örgütlemeye çalışıyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri olarak yapıyoruz bunu, tüm şubelerimizden destek geliyor. Şube kadın meclislerimiz bununla alakalı etkinlikler yapıyor.”

    “PSAKD KADIN MECLİSLERİ OLARAK HATAY’A GİDECEĞİZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesi’nin ikinci defa kermes düzenlediğini belirten Rukiye Ercan Kara, “Birisinde buradaki bir okulun bahçesinde kermes düzenlemiştik, herkes imece usulü, ne getirdiyse onları satıp, parasını bağışlamıştı. Burada birçok depremzedeye derman oldu onlar. Tekrar bir gece yaptık. Bu gecede hem depremzede dostlarımız, canlarımız, Ankara’ya Mamak’a gelenler bir nebze olsun eğlendiler, acılarından biraz uzaklaşmış oldular. Birçok şubemizde bu etkinlikler yapıldı. Kadınlar gün yaptılar, toplandılar, gözleme yaptılar, sattılar bunlarla bir bütçe oluşturduk. Bununla beraber Hatay’a gideceğiz. Hatay Samandağ Şubemizin bize desteğiyle beraber, oradaki insanların neye ihtiyacı varsa, o ihtiyaçlar belirlenerek alışverişimizi yaptık. Yapmaya devam ediyoruz. Cuma akşamı (26 Ocak) yola çıkacağız” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

     

  • Deprem bölgesindeki öğrencilerden katkı payı ve öğrenim ücreti alınmayacak

    Deprem bölgesindeki öğrencilerden katkı payı ve öğrenim ücreti alınmayacak

    Kendisi veya ailesi Maraş merkezli depremlerin yıktığı kentlerde oturan üniversite öğrencilerinden öğrenim ücreti ve katkı payı alınmayacak. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle, kendisi veya ailesi OHAL ilan edilen illerde oturan üniversite öğrencileri ile örgün öğretimine devam eden öğrencilerden, öğrenim ücreti ve katkı payı alınmayacak.

    Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; 6 Şubat depremleri nedeniyle ailesi veya kendisi olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilen illerde ikamet eden üniversite öğrencileri ile OHAL bölgesinde örgün öğretimine devam eden öğrencilerden öğrenim ücreti ve katkı payı alınmayacak.

    2023-2024 Öğretim Yılı için ikinci öğretim ücretini ödemiş öğrencilerin ise ödediği miktar yükseköğretim kurumları tarafından iade edilecek.

    Söz konusu karara göre ayrıca 2023 -2024 Öğretim Yılı Bahar Dönemi’nde ailesi veya kendisi Filistin’in Gazze şehrinde ikamet eden ve Türkiye’deki herhangi bir yüksek öğretim kurumunda eğitimine devam eden önlisans ve lisan öğrencilerinin ödemesi gereken öğrenim ücreti de devlet tarafından karşılanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, depremzede 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemesi gönderiyor

    Aleviler, depremzede 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemesi gönderiyor

    PİRHA-AABK ve ADFE ortaklığında yapılan projede 5000 öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemeleri ambalajlanıp deprem bölgelerine gönderilecek. 

    6 Şubat’ta meydana gelen, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, milyonlarca insanı etkileyen depremin üzerinden aylar geçmesine karşın sorunlar devam ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortaklığında yapılan projede, 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemeleri ambalajlanıp deprem bölgelerine gönderilecek.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, sosyal medya hesabından projeye ilişkin şunları söyledi:

    “Deprem bölgelerine lokmalarımızla aralıksız destek olmaya devam ediyoruz. Aldığımız karar doğrultusunda 5000 öğrencimize (ilk, orta ve lise) sipariş verdiğimiz okul çantası ve bir öğrencinin A’dan Z’ye kadar ihtiyaç duyduğu kırtasiye malzemeleri elimize ulaştı. Okul çantası ve kırtasiye malzemelerinin ambalajlama işleri Bağcılar Alevi Toplumu Cemevimizde başladı. En kısa zaman içerisinde öğrencilerimize dağıtmaya başlayacağız. Emek ve desteklerinden dolayı Alevi Dernekleri Federasyonumuza ve Bağcılar Alevi Toplumu Cemevimize, sevgili başkanımız Zeynel Abidin Koç Dede nezdinde teşekkür ediyoruz. Lokmalarıyla desteklerini her daim sunan tüm Can’larımıza da çok teşekkür ediyoruz. Her zaman ve her yerde birbirimizin Hızır’ı olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • SES üyesi Korkmaz: Deprem bölgesinde kadın sağlığı ile ilgili ciddi problemler var-VİDEO

    SES üyesi Korkmaz: Deprem bölgesinde kadın sağlığı ile ilgili ciddi problemler var-VİDEO

    PİRHA-Deprem bölgesinde zorunlu ihtiyaçların eksikliğinden kaynaklı çok ciddi problemlerin yaşandığını belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Dersim Şube Üyesi Çilem Korkmaz, “Gittiğimiz bütün yerlerde kadın sağlığı açsından çok ciddi problemler yaşandığını gördük. Hem psikolojik destek sağladık, hem de eski koruyucu sağlık hizmetine yönelik bir çalışma yaptık” dedi. 

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şube Üyesi Çilem Korkmaz, deprem bölgesinde yaptıkları çalışmalar hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    “DEVLETİN NE KADAR EKSİK KALDIĞINI HEP BERABER GÖRDÜK”

    Depremin ilk gününden itibaren olduğunu söyleyen Çilem Korkmaz, “Deprem bölgesinde devletin ne kadar eksik kaldığını hep beraber gördük ve sağlık çalışanlarıyla beraber deprem bölgesinde ortak çalışma yürüttük. Kamu görevlisi olmamızdan kaynaklı yıllık izinlerimizi kullanarak deprem bölgesine gittik. Yaşanan çok büyük bir afetti ama zorunlu ihtiyaçların eksikliğinden kaynaklı deprem bölgesinde çok ciddi problemler yaşandı. Gittiğimiz bütün yerlerde kadın sağlığı açsından çok ciddi problemler yaşandığını gördük. Deprem bölgesinde gittiğimiz yerlerde mantar enfeksiyonunun çok ciddi boyutlarda olduğunu gördük” diye belirtti.

    “DEPREM BÖLGESİNDEKİ BÜTÜN KÖYLERİ GEZDİK”

    Deprem bölgesinde hem psikolojik destek sağlamak hem de eski koruyucu sağlık hizmetine yönelik bir çalışma yaptıklarını belirten Korkmaz, “Eski sağlık ocaklarının sağlık evlerinin yapmış olduğu çalışmaları yaptık. Hatay ve Adıyaman’da bir tane kadın sağlığı kabinimiz vardı burada özellikle kadın sağlığına yönelik hizmetler veriliyordu. Çadırlara gidildiğinde de sadece revir görevi yapılmıyor, bütün çadırların tek tek kapısı çalınıp hem orada yaşayanlarla iletişim kuruluyor, hem de var olan sağlık sorunları dinleniyordu. Herkese eşit hizmet vermek için istedik o yüzden köy köy gezdik hatta bazı köylere ikinci, üçüncü defa gidildi” dedi.

    “ÖFKE VE KORKU NÖBETLERİNİN ÜSTÜNÜN KAPATILMAMASI GEREKİYOR”

    Kadınlar ve çocuklara yönelik psikolojik desteğin arttırılması gerektiğini vurgulayan Çilem Korkmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Herkes şu anda çadırlarını evlerinin önüne kurmuş durumda. O yüzden insanların can sağlığı için güvenli bir durum değil. Çadır kentte kalanlar ne zamana kadar çadır kentlerde kalacaklarını bilmiyorlar ya da çadırların onların elinden alınıp alınmayacağını sorguluyorlar. Çocukların hiçbiri için sağlıklı bir yaşam alanı yok, evet belli bir yaş için okullar açıldığı için psikolojik destekler okullarla sağlanıyor. Oyun çağındaki çocukların da buna ihtiyacı var bununla ilgili bir çalışmanın da bir an önce yapılması gerekiyor. Öfke ve korku nöbetlerinin üstünün kapatılmaması gerekiyor. Gerçekten bir travmanın olduğunu kabullenip, tamamen tedaviye yönelik ya da paylaşıma yönelik bir çalışmanın yapılması gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ateş: Deprem bölgesine yardım edilmedi; demografik yapının değişmesi isteniyor -VİDEO

    Ateş: Deprem bölgesine yardım edilmedi; demografik yapının değişmesi isteniyor -VİDEO

    PİRHA-‘Deprem sahası çok büyüktü devlet gidemedi’ şeklindeki sözlere tepki gösteren PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Devlet deprem bölgesine yardım etmek istemedi. Adıyaman’ın Kürt-Alevi, Hatay’ın Arap-Alevi olması nedeniyle demografik yapının değiştirilmesini istediler” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralandı. Depremde binlerce insan da yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş ile deprem sürecindeki gözlemleri ve bundan sonra yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

    “DEPREM SÜRECİNDE CEMEVLERİMİZİ HİÇ KAPATMADIK”

    Devletin 17 Ağustos 1999 depreminden sonra topladığı bütün yardımları tarikatlara aktardığını söyleyen İsmail Ateş, “Depremden sonra AFAD’ın yapması gereken sadece çadır dağıtmak, gıda yardımı yapmak ve arama kurtarmaları hızlandırmak ama hiçbirini yapmadı. Çünkü bütün kaynaklarını şeriatçı yapılara vermişti. Sahada şeriatçı örgütler ve Alevi örgütleri vardı, biz kendi imkânlarımızla yaptık, onlar ise devletin kendilerine peşkeş çektikleriyle yaptı. Kâhta’da Menzil Tarikatı’nın merkezinde 4 tane ev yıkıldı ama orada bin tane çadır vardı. Biz deprem sürecinde cemevlerimizi hiç kapatmadık ama onların koca koca camileri ve külliyeleri kapalıydı ama donarak ölen insanlar vardı” dedi.

    “DEPREM BÖLGESİNDE DEVLET YOKTU AMA ALEVİ ÖRGÜTLERİ ORADAYDI”

    “Deprem sahası çok büyüktü devlet gidemedi” sözlerini eleştiren Ateş, “Deprem bölgesinde devlet yoktu ama Alevi örgütleri oradaydı, bütün kurumlar deprem bölgesine gidebiliyor da devlet mi gidemiyor? Bu devletin trenleri, uçakları, helikopterleri, gemileri var. İskenderun yanarken gemilerle müdahale edemez miydiniz? Demek ki yardım etmek istemediler. Adıyaman’ın Kürt-Alevi, Hatay’ın Arap-Alevi olması nedeniyle demografik yapının değiştirilmesini istediler ve bunu da halen yapıyorlar” diye belirtti.

    “BİR AN ÖNCE KONTEYNER KENTLERİN KURULMASI GEREKİYOR”

    Depremzedeler için bir an önce konteyner kent kurulması gerektiğini belirten Ateş, “Biz Alevi kurumları olarak herkesin yaşadığı bölgeye konteyner kurmaya çalışıyoruz. Bizim bütçelerimiz belli ama zor durumda olan her canımızla dayanışma üzerine bir çabamız var. AFAD kriterlerine göre bir konteynerin fiyatı 110-115 bin TL. Bu yüzden bizim 10 tane konteyner bulmamız durumunda 1 milyon TL paramızın olması gerekiyor, bizim böyle bütçelerimiz yok ama biz elimizden geldiğince çalışıyoruz.”

    “İNSANLAR KENDİ YURTLARINI TERK ETMESİNLER”

    Bundan sonraki süreçte de yardımlarının  devam edeceğini ifade eden İsmail Ateş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz bu yardımları tek başımıza yapmadık, diğer kurumlarla birlikte yaptık. Bizler sahadaydık ama hep beraber yaptık. Elimizden gelen bütün çabayla canlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. İnsanların kendi bölgelerinde yaşamaya davet etmesi için çabalayacağız. Asla yurtlarını bırakmasınlar, orada yaşamaya devam etsinler.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Milletvekili Özdemir’den, deprem bölgesindeki 226 bin hamile kadın için yetersiz beslenme uyarısı!

    Milletvekili Özdemir’den, deprem bölgesindeki 226 bin hamile kadın için yetersiz beslenme uyarısı!

    PİRHA – CHP Milletvekili Sibel Özdemir, deprem bölgesindeki dezavantajlı grupların yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, TBMM’ye araştırma önergesi verdi.

    CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, depremlerden doğrudan etkilenen 11 ildeki kadın ve çocuklar başta olmak üzere dezavantajlı grupların karşı karşıya oldukları tüm sorunların araştırılması amacıyla TBMM’ye araştırma önergesi verdi.

    11 ilde Suriyelilerle birlikte yaklaşık 15,5 milyon kişinin yaşadığını, bu nüfusun yaklaşık 7 milyon 900 binini kadınların oluşturduğu kaydedilen önergede, toplam nüfusun dörtte birinden fazlasının 18 yaşından küçük olduğu belirtildi.

    Sibel Özdemir, Maraş depremlerinin en çok kadın ve çocukların yaşamlarını etkilediğini belirterek “Depremden doğrudan etkilenen 11 il ile ilgili ortaya konulan demografik veriler özellikle kadın ve çocuklara yönelik detaylı ve sürdürülebilir çalışmaların yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir” dedi. Özdemir, depremler öncesinde bölgedeki kadın istihdamının zaten çok düşük olduğunun altını çizerek “Kadın yoksulluğunun daha da artacağı öngörülmektedir” diye belirtti.

    “SAĞLIKLI YAŞAM KOŞULLARI DİKKATE ALINMADI”

    Yaşanan sorunlar ve eksikliklerle ilgili hazırlanan raporlarda; sağlık, hijyen, sağlıklı koşullarda barınma, psikolojik ve ekonomik destekler konusunda çalışmaların yapılmasında sorunların yaşandığını belirten Özdemir, şunları aktardı:

    “Özellikle zorunlu temel ve günlük ihtiyaçların sağlanması konusunda kadınların erkeklere göre çok daha olumsuz etkilendiği belirtilmektedir. Birçok barınma alanının kalabalık olduğu, kapıların kilitlenemediği, aydınlatmanın olmaması nedeniyle mahremiyetin de yeteri kadar sağlanamadığı ifade edilmektedir. Bu durumun nedeni olarak çadırkentler, barınma alanları oluşturulurken, destek ve yardımlar planlanırken kadınların, çocukların temel öncelikli ihtiyaçları ve sağlıklı yaşam koşulları dikkate alınmadığı belirtilmektedir.

    “HAMİLE KADINLAR İÇİN YETERSİZ HİJYEN VE BESLENME”

    Özdemir, araştırma önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu durum raporuna göre depremlerden doğrudan etkilenen 11 şehirde yaklaşık 226 bin hamile kadın bulunmaktadır. Mart ayında gerçekleşmesi beklenen doğum sayısı 25 bindir. Ancak deprem bölgelerinde ve özellikle barınma alanlarında güvenli doğum, anne bebek sağlığının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığı ve düzenlenmelerin yapılmadığı aktarılmaktadır.

    Diğer yandan, depremden etkilenen bölgelerde çocuklar ve hamile kadınlar için yetersiz beslenme yaygınlığının yüksek olduğu aktarılmaktadır. Yiyecek yardımı yapılırken de hamile kadınların ve emziren annelerin özel durumlarının göz önünde bulundurulmadığı belirtilmektedir. Türk Tabipleri Birliği’nin raporu kalabalık ve bir arada yaşayan kadınların güvenlik sorunları yaşadığını ortaya koymaktadır. Deprem alanında bulunan çalışan, çalışmayan ve sağlık emekçisi neredeyse tüm kadınların ciddi sorunlar yaşadığı ifade edilmektedir.

    Depremlerden doğrudan etkilenen 11 ilde bulunan kadın ve çocuklar başta olmak üzere tüm dezavantajlı grupların karşı karşıya oldukları tüm sorunların araştırılması, eğitim, sağlık, sağlıklı ve güvenli koşullarda barınma, psikososyal destek hizmetleri ile ekonomik destekler konularındaki eksikliklerin belirlenmesi ve gerekli acil önlemlerin alınması amacıyla bir Meclis Araştırması açılması açılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • HBVAKV Çorum şubesi deprem bölgesine yardım gönderdi -VİDEO

    HBVAKV Çorum şubesi deprem bölgesine yardım gönderdi -VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Çorum şubesi, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu’nun katkılarıyla hazırladığı 8 tırlık yardımı deprem bölgesine gönderdi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu’nun katkılarıyla hazırladığı 8 tırlık yardımı deprem bölgesine gönderdi.

    HBVAKV Çorum Şubesi/Cemevi Başkanı Dede Nurettin Aksoy, gönderdikleri yardımlara ilişkin şunları dile getirdi:

    “Danimarka’daki federasyonumuzun katkılarıyla, onların lokmalarıyla bu tırları hazırladık. İki günlük yardım hazırlığımızı deprem bölgesine gönderiyoruz. Talepleri gözeterek hazırladık bu yardımları. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Hızır ayındayız, Hızır yoldaşınız olsun. Yurt dışındaki tüm Alevi örgütlerimize selamlarımızı gönderiyoruz. Lokmaları kabul olsun. Dayanışma ve birlik içinde bugünleri aşacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Depremin ardından ilk OHAL Kararnamesi yayınlandı

    Depremin ardından ilk OHAL Kararnamesi yayınlandı

    PİRHA- Deprem bölgesinde bulunan 10 ili kapsayan ilk OHAL Kararnamesi yayınlandı.

    10 ili kapsayan ilk OHAL Kararnamesi yayımlandı.

    Olağanüstü Hal Kapsamında yargı alanında alınan tedbirlere ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

    OHAL kapsamında çıkarılan kararname ile yargı alanındaki dava açma, icra takibi, başvuru, şikayet, itiraz gibi süreler 6 Şubat’tan itibaren 6 Nisan 2023’e kadar durduruldu.

    Deprem bölgesinde hırsızlık ve yağma suçunu işleyenlere yönelik gözaltı süresi de 4 günden 7 güne çıkarıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Adıyaman’da yurttaşlar cenazelerin morglara sığmadığını görüntüledi -VİDEO

    Adıyaman’da yurttaşlar cenazelerin morglara sığmadığını görüntüledi -VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da bulunan bir yurttaş deprem bölgesine yardım gitmediğini belirterek, cenazelerin ortalıkta olduğunu söyledi.

    10 ilde büyük yıkıma neden olan depremlerde can kaybı artıyor. Yıkılan bina sayısı ise 5 bin 775 olarak kayıtlara geçti. Deprem bölgesinde bulunan birçok yere yardım gitmediği ve orada bulunana yurttaşların kaderine terk edildiği haberleri geliyor.

    Adıyaman’da bir yurttaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda cenazelerin orta yerde durduğunu, kimsenin ilgilenmediğini belirterek yardım çağrısında bulundu.

    Yurttaş paylaşımlarını şu ifadelerle paylaştı:

    “Artık yazacak bir şey kalmadı medyanın söylemediği binlerce ölümüz var, günler sonra geldiler de ne oldu? İnsanları hiç bu halde gördünüz mü? Tam bir katliam. En küçük bir yardım yok. Bir şehir kayboldu. Harabeler de inilti sesleri var. Günler geçmesine rağmen halen kaderine terk edilmiş durumda.”

    (HABER MERKEZİ)

    https://twitter.com/ErkanBoyraz15/status/1623231850259832832?t=V9J3WGrPEGoKsop1v-I8xA&s=08

  • Mersin Pazarcıklılar Kültür Derneği’nden deprem bölgesine yardım -VİDEO

    Mersin Pazarcıklılar Kültür Derneği’nden deprem bölgesine yardım -VİDEO

    PİRHA-Merkez üssü Maraş olan iki depremin ardından bölgeye yardım gönderen Mersin Pazarcıklılar Kültür Derneği Başkanı Doğan Döldaş, “Acımız büyük. Bugünleri hep birlikte dayanışmayla aşacağız” dedi.

    10 ilde büyük yıkıma neden olan depremlerde şu ana kadar 7 bin 108 kişi hayatını kaybetti, 40 bin 910 kişi yaralandı. Yıkılan bina sayısı ise 5 bin 775 olarak kayıtlara geçti.

    Yaşanan depremlerin ardından bölgeye çok sayıda yardım gitmeye başladı.

    Mersin Pazarcıklılar Kültür Derneği üyeleri de topladıkları yardımları deprem bölgesine gönderdi.

    Dernek Başkanı Doğan Döldaş yaptığı açıklamada, “Acımız büyük. Bugünleri hep birlikte dayanışmayla aşacağız. Sözün bittiği noktadayız” dedi.

    PİRHA/MERSİN