Etiket: dersim 38 soykirimi karşıtı derneği

  • Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    PİRHA-1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri ikinci dereceye düşürülmüştü, TMMOB tarafından açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak. Avrupa’daki Alevi örgütleri ve Dersim dernekleri ortak açıklama yaparak, “Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz” dedi.

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden tepki geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği; Munzur Gözeleri’nde yapılacak keşif öncesinde Dersim halkına çağrı yaptı.

    “DERSİM’İN İNANCI, KİMLİĞİ, DİLİ, KÜLTÜRÜ VE DOĞASI SALDIRI ALTINDA”

    Munzur’un Dersim’deki Aleviler için kutsal olduğu belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:

    “Dersim, Raa Haqi (Alevi) inancı, kimliği, dili, kültürü ve doğası ile her gün yeni bir saldırıya hedef oluyor. Dersim’in hafızası yok edilmek isteniyor. Devlet, belleği ile bağı koparılan Dersim’in başkalaşıma uğrayacağını, kimliğini kaybedeceğini, geçmişi ile sıcak bağını sürdüremeyeceğini, kendisine yabancılaşıp, kolay bir şekilde asimile olacağının hesabını yapıyor. Bu nedenle hem içerden hem de dışardan yeni bir fetih harekatını yıllardan beri sürdürüyor.

    Cemevi adeta bir asimilasyon merkezine dönüştürüldü. Şehir merkezinde altıncı cami inşa ediliyor. Düzenlenen sempozyumlar ile Türklük ve Sünnilik dayatılıyor, her türlü bilimsel ve etik prensiplerden uzak Dersim’in Türk ve Sünni olduğu teorileri enjekte ediliyor. Dersim Raa Haqi-Alevi inancının merkezidir, Munzur Gözeleri de serçeşmesidir.

    Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. Kutsal Munzur Gözeleri’ne dokunulmasına karşı dur, Munzur Gözeleri’ne sahip çık, koru. Kutsal Munzur Gözeleri Raa Raq inancının can damarı, yaşam çeşmesidir. Kem ellerin uzanmasına Dersim halkı dün izin vermediği gibi bugün de vermeyecektir. Bu nedenle 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı
    -Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

  • Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı

    Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği, ‘Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu’ ile Türkleştirme ve Sünnileştirme politikasının güdüldüğünü ifade ederek, “Bu sempozyum nine, dedelerimizin uğruna hayatlarını adadıkları, kutsal Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma ve kültürel fethini daha ileri taşıma amaçlıdır. Buna karşı Alevi toplumunu ve demokratik çevreleri Dersim’e sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    AKP hükümetinin Dersim’deki asimilasyon faaliyetleri çeşitli yöntemlerle sürüyor. Tunceli Valiliği’nin koordinasyonuyla, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi işbirliğiyle, 16-17 Ekim 2024 tarihlerinde Munzur Üniversitesi’nde “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu” gerçekleşecek.

    Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tunceli Valiliği, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi tarafından 16-17 Ekim’de yapılacak sempozyuma ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada Diyanet, Munzur Üniversitesi, Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’e yönelik sistematik şekilde sürdürülen katliam ve asimilasyon politikalarına ve Alevilik inancına yönelik saldırılara vurgu yapılarak, 1937-38 fiziki soykırımından bu yana Dersim’i ısrarla kültürel soykırım kıskacında tutulduğunun altı çizildi.

    “SEYİT RIZA’NIN YARGILANDIĞI MAHKEME TARİHİ İLE AYNI ZAMANDA DENK GETİRİLDİ”

    Horasan ve Yesevilik üzerinden Türklük temelli soy miti ve köken söylenceleri oluşturmakla Dersim’in kültürü, kimliği ve inancının vurulmak istendiğine işaret edilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu,” yalanla örülen, ancak kadük kalmış bir hikayeyi güncelleyerek, yeniden dolaşıma sokma girişimidir. Munzur Üniversitesi, Tunceli Valiliği, Türk Tarih Kurumu ve Alevi toplumuna yönelik kayyum işlevi gören Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı el ele bu rolü üstlenmiş durumdalar.

    Bu sempozyumun, Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenlerinin cezalandırılmasına kılıf uydurma amaçlı, 13 Ekim 1937’de ilk celsesi açılan düzmece Elazığ Mahkemesi ile aynı zaman dilimine denk getirilmesinin tesadüfü olmadığını, belirtmek isteriz. Bu yanıyla özel bir misyon üstlendiğini düşünmekteyiz.

    Elazığ mahkemesinin savcısı Hatemi Şahanoğlu, “Bu dava suikaste uğrayan Tuncelinin Dersim aleyhine açtığı davadır,” diyordu.  Şahanoğlu’nun temsil ettiği rejimin kurucu zihniyetinin her yönüyle bu sempozyumda zuhur edeceğini, devletin Tunceli zihniyetiyle Dersim’e suikastte ısrar edileceğini görebilmekteyiz.

    HORASAN VE YESEVİLİK ÜZERİNDEN TÜRKLÜK TEMELLİ SOY MİTİ OLUŞTURULMAK İSTENİYOR

    Bundandır ki hakikat ters yüz edilmekte, tarihsel olarak bir bağı olmadığı halde, Dersim, (Tunceli)” Anadolu’nun Horasan’ı olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda ele alınacak konulara bakıldığında bilim ahlakına bağlı kalmaktan ziyade, üstlenilen misyona uygun bir söylem geliştirilmek istendiği açıktır. Böylece Dersim’in Türk olduğu, Aleviliğin bir Türk inancı olduğu yalanı, bir kez daha tekrar edilecektir.

    Horasan ve Yesevilik üzerinden Türklük temelli soy miti ve köken söylenceleri oluşturmak, böylece Kürt Alevileri Türk kimliği içinde eritmek, başından beri red ve inkar politikasının temel amacı oldu. Ancak fikir babası, İttihat Terakki’ye bağlı  Karakol Cemiyeti’nin kurucusu istihbaratçı Baha Said ve Ardılı Fuat Köprülü olan bu uyduruk ve resmi tarihin yalan tezleri günümüzde çökmüş, geçerliliğini yitirmiştir.

    Böyleyken bu yalanlardan medet ummak, bilimsel kisve altında hafıza kırım politikalarını sürdürerek red ve inkar politikalarında ısrar etmek, toplumsal sorunların çözümüne zerre katkı sunmayacaktır.

    ALEVİ TOPLUMUNU DERSİM’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Diğer yandan sistematik bir devamlılık içinde yürütülen hafıza kırım pratiklerini hafife almanın, bu politikaların hedefindekiler açısından  ciddi bir ihmal olacaktır. Biliyoruz ki taşı delen suyun kudreti değil, damlaların sürekliliğidir. Resmi tarih anlatısının ısrarlı sürekliliği ile, kollektif hafızada önemli gedikler açılması hedeflenmektedir.

    Bundandır ki inkar rejimi, 1937-38 fiziki soykırımından bu yana Dersim’i ısrarla kültürel soykırım kıskacında tutmaktadır. Yüz yıllık sistematik hafıza, dil, inanç, demografi, doğa ve ekonomik kırım politikaları sonucu olarak Dersim büyük oranda insansızlaştırılarak, anlam kaybına uğratılmıştır.

    En büyük sorun ise, ağacın kurdu misali kırım politikalarına içeriden dahil olanlardır. Bunları, özelde Dersim’i, genelde Alevi Toplumunu kimliksizleştirmeyi amaçlayan bu türden çalışmalardan uzak durmaya davet ediyoruz.

    Sonuç olarak diyoruz ki: “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu,” ninelerimizin, dedelerimizin uğruna hayatlarını adadıkları, kutsal Kırmanciye  topraklarımızı anlam kaybına uğratma ve kültürel fethini daha ileri taşıma amaçlıdır. Buna karşı Alevi toplumunu ve demokratik çevreleri Dersim’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL