Etiket: dersim cemevi

  • Dersim’de sivil toplum örgütlerinden Cemevi genel kuruluna tepki!

    Dersim’de sivil toplum örgütlerinden Cemevi genel kuruluna tepki!

    PİRHA – Dersim’de meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve spor kulüpleri, Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Tunceli Cemevi’nde yapılan seçimli genel kurulda yaşanan gerilimlere ilişkin ortak bir basın açıklaması yaptı. Tunceli Barosu, Tunceli Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, Tunceli Ziraat Odası, Tunceli TMMOB Temsilciliği, Tunceli Koyun Keçi Birliği, Tunceli Arıcılar Birliği, Dersim Spor Kulübü, Dersim Akademi Spor Kulübü ve Tunceli Bedensel Engelliler Derneği tarafından yapılan açıklamada, söz konusu genel kurulun Alevi toplumunun vicdanında meşru olmadığı vurgulandı.

    “DERSİM RIZALIĞIN VE YOL ERKANININ COĞRAFYASIDIR”

    Açıklamada Dersim’in, Alevi inancının yol, erkân ve ahlak anlayışının yüzyıllardır yaşatıldığı kadim bir coğrafya olduğu hatırlatıldı. Aleviliğin yalnızca bir inanç sistemi değil aynı zamanda toplumsal yaşamın vicdanı ve birlikte yaşama kültürünün temeli olduğu ifade edildi. Son dönemde Alevilik üzerinden yapılan daraltıcı ve kişisel tanımlamaların yolun özüne zarar verdiği belirtilerek, Alevi yoluna dair her söz ve uygulamanın rızalık ve kolektif hafızaya uygun olması gerektiği vurgulandı.

    GENEL KURULDA YAŞANAN GERİLİMLERE TEPKİ

    Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Tunceli Cemevi’nde yapılan seçimli genel kurulda yaşanan sert tartışmaların ve kamuoyuna yansıyan görüntülerin üzüntü yarattığı belirtilen açıklamada, bu olayların cem erkânı sırasında yaşanmadığının altı çizildi. Cem erkânının ve inanç hizmetlerinin yaşanan gerilimlerden ayrı tutulması gerektiği ifade edildi.

    Ancak genel kurulun Cemevi mekânında yapılmış olmasının, yaşananların inançsal ve toplumsal etkisini büyüttüğüne dikkat çekildi. Cemevlerinin Alevi yolunda edep, erkân ve rızalık kültürünün simgesi olduğu hatırlatılarak, bu mekânlarda yürütülen idari faaliyetlerin yol ahlakına uygun bir dil ve anlayışla yapılmasının zorunlu olduğu belirtildi.

    “DERNEK YÖNETİMİ İLE İNANÇ HİZMETLERİ AYRILMALIDIR”

    Açıklamada, dernek yönetimini belirlemek ile Cemevine dede seçmenin birbirinden tamamen farklı konular olduğu vurgulandı. Alevi inancında dedeliğin seçimle ya da oyla belirlenen bir makam olmadığı, ocak geleneği ve rızalık esasına göre şekillendiği ifade edildi. İdari yapıların inanç alanına müdahale edemeyeceği belirtilerek, yol erkânının yönetim anlayışının gölgesinde bırakılmaması gerektiği kaydedildi.

    Kent merkezinde yalnızca bir Cemevi bulunduğu hatırlatılan açıklamada, yaklaşık 141 kayıtlı üyenin olduğu bu yapıda sınırlı sayıda kişinin hem dernek yönetimini hem de fiilen inanç alanına dair tartışmaları belirler hale gelmesinin rızalık ilkesine aykırı olduğu belirtildi. Uzun süredir dernek üyeliklerinin dar bir çerçevede tutulduğu, Cemevine üye olmak isteyen birçok yurttaşın bu haktan mahrum bırakıldığı yönündeki eleştirilerin temsil krizine ve güvensizliğe yol açtığı ifade edildi.

    DÜZGÜN BABA VURGUSU: TOPLUMSAL HAFIZA ZARAR GÖRÜYOR

    Açıklamada, Düzgün Baba inanç merkezinde yakın dönemde yaşanan ve iki yurttaşın yaşamını yitirdiği olay da hatırlatıldı. Bu tür olayların Alevi inancına ve Dersim’in toplumsal hafızasına yakışmadığı belirtilerek, inanç merkezlerinin daraltıcı ve dışlayıcı yapılara dönüşmesinin toplumsal fay hatlarını derinleştirdiği vurgulandı.

    Cemevlerinin yalnızca cenaze erkânı ve hayır yemeği verilen mekânlar olmadığı ifade edilen açıklamada; inanç eğitiminin, yol bilgisinin, toplumsal dayanışmanın, gençlerin ve kadınların yol ile buluşmasının merkezleri olması gerektiği belirtildi. Hayır yemeği ve lokmanın ticari kaygılarla değil, paylaşma ve rızalık esasına göre yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

    ORTAK ÇAĞRI: ŞEFFAFLIK KATILIMCILIK VE RIZALIK

    Açıklamanın sonunda imzacı kurumlar; dernek yapısının katılımcı demokrasiye uygun biçimde yeniden düzenlenmesini, üyelik süreçlerinin şeffaf ve kapsayıcı hale getirilmesini, inanç hizmetleri ile idari yapıların net biçimde ayrılmasını talep etti. Cemevlerinin kişisel çıkarların ve dar örgütsel anlayışların dışında tutulması gerektiği belirtilerek, yaşanan sürecin Alevi toplumunun vicdanında meşru olmadığı ifade edildi.

    İmzacı kurumlar, Dersim’in tarihinde dışlama değil birlik, kavga değil rızalık olduğunu hatırlatarak, bu kadim mirasın tartışmalarla değil, kapsayıcı ve onarıcı bir anlayışla geleceğe taşınması çağrısında bulundu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersimli yurttaşlar: Tunceli Cemevi yönetiminin değişmesini istiyoruz -VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Tunceli Cemevi yönetiminin değişmesini istiyoruz -VİDEO

    PİRHA- Alevi inancına uymayan faaliyetleriyle uzun zamandır tepkilerin odağında yer alan Tunceli Cemevi’nde 28 Ocak’ta yönetim seçimleri var. PİRHA’ya konuşan yurttaşların çoğunluğu Ali Ekber Yurt yönetiminin değişmesini ve Dersim inancına uygun yeni bir yönetim seçilmesini istiyorlar.

    Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği’ne bağlı Tunceli Cemevi yönetiminin, Alevi inancına uymayan faaliyetleri uzun zamandır tepki çekiyordu. Dersim toplumunu dışlayan ve buradaki Alevi inancına uymayan keyfi tutumlarıyla tepkilerin odağında yer alan Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un AKP’den belediye başkanlığı için aday adayı olmasının ardından Cemevinde başlayan tartışmalar da sürüyor.

    Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği-Tunceli Cemevi yönetim kurulu üyesi ve Kureyşan Ocağı pirlerinden Ali Önal, 28 Ocak’ta yapılacak genel kurulda yönetime aday olacağını açıklamıştı.

    Cemevi yönetiminin halkın ihtiyaç ve taleplerine göre değil, kendilerine göre kural ve uygulamalar geliştirmesini Dersimli yurttaşlara sorduk. PİRHA’ya konuşan yurttaşların görüşleri şöyle:

    “CEMEVİNE MEVKİ-MAKAM İÇİN GİDİLMEZ”

    Avukat Kenan Çetin:

    Cemeviyle ilgili genel anlamda halkta bir şikayet var. Sebebi şu; orası neticede bir inanç merkezi ve daha çok ocakzadelerin temsilen bulunması gereken bir yer ama oranın şu anda daha çok bir cenaze evine döndüğü söyleniyor. Yani birincisi sosyal, kültürel anlamda saz kursu ve diğer anlamda faaliyetlerin olmadığını duyuyoruz. Pir dediğimizde Zazaca ‘pır’, yani ‘dolu’ anlamında, dolu olan insan anlamındadır. Ama bu noktada şunu görebiliyoruz. Gerçekten inanç noktasında çok dolu olmayan insanların orayı bir sıçrama tahtası olarak kullanması hele hele sonradan da siyasete atılması eleştirilen bir konu.

    Tunceli Cemevi o kadar eleştirildi ki insanlar kendi üç günlüklerini, kırk yemeklerini lokantalarda vermeye başladı. Neredeyse cenazesini götürmemeye başladı.

    Çözüm noktasının da şöyle olması gerekiyor. Dersim, ocakzadelerin coğrafyasıdır. Felsefesi eşitlik, cevheri mertlik üzerine kurulu, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi olan bir toplumdan bahsediyoruz. Bu saydığımız dört unsurun da orada yaşatılması gerekiyor. Burayı Alevi Kızılbaş inancının öğrenilmesi gereken bir merkez olarak da görmek gerekiyor. Eşitlik makamıdır orası. Oraya mevki makam için gidilmez. Mevki makamı olanlar da oraya üniformayla gidemez, mevkisiyle de gidemez.

    “DAHA DÜRÜST, DAHA ŞEFFAF BİR YÖNETİM LAZIM”

    Muzaffer Arslan:

    Bölgenin değerlerine, kültürüne uygun bir yönetimin gelmesi gerekiyordu. Şimdiye kadar böyle bir Cemevine yakışır bir yönetim olmadığını herkes söylüyor. Ben de aynı kanıdayım. Mutlaka yönetimin değişmesi lazım diye düşünüyorum. Daha dürüst, daha açık, daha şeffaf çalışacak bir yönetimin gelmesini öneriyorum. Halka güven verecek bir yönetimin olmasını istiyorum.

    Alişan Tütenk:

    Cemevine insanlar eskisi gibi gitmiyor pek. Cem tutmuyorlar. Şu anda bu cemevi var. Ayın 28’inde seçim olacak, yönetim değişecek. Değişmesi iyi olur. Herkes memnun değil. Gitmiyorlar. Orada yönetimde bir eksiklik var. Halkın seviyesine inmiyorlar. Yönetimde eksiklik olduğu için insanların çoğu gitmiyor.

    “DERSİM KÜLTÜRÜNE GÖRE YÖNETECEK BİR BAŞKAN İSTİYORUZ”

    Veli Akyol:

    Yıllardır Tunceli Cemevi’nden halkımız gerçekten şikayetçi, hepimiz şikayetçiyiz. Ali Ekber Yurt orada bizim kültürümüze yakışacak uygulamalar gerçekleştirmiyor. Buradaki halkın fikirlerini, sözlerini, düşüncelerini hiçbir şey yapmadan yani tamamen kendi düşüncelerini, tamamen devletçi bir politika sergiliyor. Bunu da halk olarak biz istemiyoruz. Gerçekten artık oranın başkanının değişmesini istiyoruz. Biz kaç sefer gittik, oraya başvurduk, üye olmak istedik. Kesinlikle bizim üyeliğimizi kabul etmiyorlar. Orada belli birkaç kişiyle beraber, mevcut üyelerle orayı yürütmeye çalışıyorlar. İnsanlar oraya gitmek istiyor ama maalesef ki oradaki yönetimden dolayı gitmek istemiyorlar. Biz artık oranın değişmesini istiyoruz. Dersim’in kültürüne uygun yönetecek, halkla iç içe olacak bir başkan istiyoruz. Bunun için oranın değişmesi gerekiyor.

    İlyas Tunç:

    İnsanları bu şekilde karalamak doğru değil. Biraz da çok abartıyorlar. El alemin de Cemevleri var. El alemin de camileri var ve kimsede bu tarz şeyler yok ama ne hikmetse bizim Tunceli’de ufak bir şeyler yapıldı mı dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Hoş şeyler değil bence. Halk niye gitmiyor? Halk eskiden de gitmiyordu. Çoğu zaman da gitmiyordu.

    “BU YÖNETİM DERSİM’İ TEMSİL ETMİYOR”

     Bülent Yüksel:

    Tunceli Cemevi uygulamalarını hiç beğenmiyorum. Dersim dediğin zaman dik onurlu, onurlu bir şekilde ayakta duran kişiler demektir. Bunlar Dersim’i temsil etmiyor ki. Ben 40 yaşındayım, engelliyim ve o kadar bilgili olmama rağmen hiç kimseden bir kuruş menfaat beklemiyorum, kimseye de eyvallah etmiyorum. Sokaklarda seyyar satıcılık yapıyorum. Onlar onurlu insanlar olmuş olsalardı beş kuruşa kendilerini satmazlardı. Bu kadar.

    Pir Sultan Abdal, Hınzır Paşa’yla demiş ki benim köpeklerim haram yemez. Hınzır paşanın valileri çalınmış tavukları yemişler. Pir Sultan Abdal’ın köpekleri ise çalınmış tavukları yememişler, kuru ekmek yemişler. Dersim halkı öyledir.

    İsmini açıklamayan bir yurttaş:

    Mazlum Arslan’ın belediye başkanlığı sırasında kendi aramızda para toplayıp Cemevini yaptırdık. Oraya gitmiyorlar bazıları. Cenazesini cemevine götürüyorlar ama yemeklerini gidip içkili yerde veriyorlar.

    “DERSİM’İN OCAK KÜLTÜRÜNE YAKIN DURMASINI İSTİYORUZ”

    Erdoğan Çakar:

    Cemevi bazı kurumlara peşkeş çekiliyor. Dolayısıyla Dersim halkının buna karşı çok yoğun bir tepkisi vardı. Yakın zamanda Cemevi içerisinde belli bir kesimin de bundan rahatsız olduğu görüldü ve kamuoyuna bununla ilgili bir açıklama yapıldı. Biz de bundan dolayı Dersim’de yaşayan Raya Haq Alevi inancına yakın duran insanlar olarak Cemevinin tekrar bu yola girmesini, Dersim halkına gerçek anlamda hizmet etmesini, Raya Haq Alevi inancına, Desim’in ocak kültürüne, ocak inancına yakın durmasını bekliyoruz. Umarım bu gelişmeler olumlu olur ve biz de bundan memnuniyet duyarız. Sahip çıkarız cemevine ve elimizden geldiğince destek oluruz.

    Gülseren Gündüz:

    Çok uzun süre olmuyor burada yaşayalı. Bildiğim tek şey var, burada yönetimsel çeşitli problemler olduğu. Bu toplumun kendi emekleriyle oluşturduğu bir kuruma müdahale etmek, kendi iradeleriyle müdahale etmek ne için bu kadar zorlayıcı bir noktada? Halkın iradesi dediğimiz bir durum var ve orası da ibadethane. Duruma müdahale edilebilecekken şu anda sadece dillendirmekle sınırlı kalan bir tepki var. Bu da ayrıca bir eleştiri noktası diye düşünüyorum.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    “Tunceli Cemevi, Hakk’a ve halka hizmet vasfını yitirmiştir”

    Pirlerden açıklama: Tunceli Cemevini özüne döndürmek zorundayız

    Tunceli Cemevi’nin, Alevi inancına aykırı davranması tepki çekiyor

  • Pirlerden açıklama: Tunceli Cemevini özüne döndürmek zorundayız -VİDEO

    Pirlerden açıklama: Tunceli Cemevini özüne döndürmek zorundayız -VİDEO

    PİRHA- Tunceli Cemevi’nin Alevi inancına uymayan uygulamalarından Dersim halkı hayli zamandır rahatsızdı. Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un AKP’den belediye başkanlığı için aday adayı olmasının ardından başlayan tartışmalar da sürüyor. Bu duruma tepki gösteren pirler, yönetimde değişimin şart olduğunu belirttiler.

    Tunceli Cemevi yönetiminin, Alevi inancına uymayan faaliyetleri uzun zamandır tepki çekiyordu. Dersim toplumunu dışlayan keyfi tutumlarıyla tepkilerin odağında yer alan Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un AKP’den belediye başkanlığı için aday adayı olmasının ardından Cemevinde başlayan tartışmalar da sürüyor.

    Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği-Tunceli Cemevi yönetim kurulu üyesi ve Kureyşan Ocağı pirlerinden Ali Önal, Cemevinde hizmet veren diğer pirlerle birlikte dün bir basın açıklaması yaparak, Cemevine dönük toplumdaki rahatsızlıkların farkında olduklarını ve bu sorunları çözmek için 28 Ocak’ta yapılacak genel kurulda yönetime aday olacağını açıklamıştı.

    Basın açıklamasından sonra Cemevi çalışanları ve Pirleri de mevcut yönetime tepkilerini ve değişim arzusunu dile getirdiler.

    “EĞER BAŞKANLIĞI YİNE KAZANIRSA CEMEVİNDEKİ BÜTÜN HİZMETLERİ DURDURACAĞIZ”

    Cemevi yönetiminin toplumu dışarıda bırakan uygulamalarından kaynaklı yaşanan sorunlara karşı ses olacaklarını belirten Cemevi yönetim kurulu üyesi Pir Ali Önal, “Bu ilk adımı büyüterek bir kar topuna, oradan da bir çığa dönüştürüp mutlaka ama mutlaka bu Cemevini halkın hizmetine sunacağız. Bundan emin olabilirsiniz. Sonuna kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

    Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un üyelik işlemlerinde hile yaptığını, seçimlere az gün kala bir anda 27 üye kaydetmesiyle, bu yarışı kazansa bile artık kaybettiğinin farkına varması gerektiğinin altını çizen Önal, “Kaybettiği bu yarışta eğer başkanlığı kazanırsa biz burada ikinci adımda tüm hizmetleri durduracağız. Hocalarımız cenaze hizmetlerini yapmayacaklar. Cemler tutulmayacak. Burası sadece yalnız onun mekanı olarak kalacak. Ta ki gelip yönetimi halka iade edene kadar” diyerek tepkisini dile getirdi ve önümüzdeki günlerde halkı da davet ederek daha kitlesel ve geniş çaplı bir açıklama yapacaklarını duyurdu.

    “BU YARIŞ CEMEVİNİ ÖZÜNE DÖNDÜRME YARIŞIDIR”

    Önal, Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un AKP’den belediye başkanlığı için aday adayı olmasına ilişkin ise şunları belirtti:

    “Bizler insanların siyasal görüşlerine saygı gösteriyoruz ama şunu söylemek istiyoruz ki inanç, ibadet bunların üzerindedir. Biz inancımızı siyasetle karıştırmak istemiyoruz. Siyasetin her türlüsüne karşıyız. İnanç yerlerimize siyasetle ilişiği olan insanların bulaşmasını istemiyoruz. Bu konuda da tüm halkımızın tepkisini, desteğini bekliyoruz. Bu yarış bir başkanlık yarışı değildir. Bu yarış sadece Cemevini özüne döndürme yarışıdır. Biz bu değişimin önünü açmaya kararlıyız.”

    “YOLUMUZUN, ERKANIMIZIN GEREĞİ NEYSE ONU YAPMALIYIZ”

    Dört yıldan beri Cemevinde olduğunu belirten Babamansur Ocağından Pir Baki Aydın, şunları dile getirdi:

    “İlk izlenimim Tunceli halkının ve buradaki diğer inanç temelindeki derneklerin cemeviyle ilişkilerinin soğuk olduğunu, bir bütünleşmenin olmadığını dile getirdim. Onlar da dediler ki keyfiyet bir zorunluluk şeklini almış. Kendi bildiğince bir yönetim var. Kendi bildiğince yönetiyor ve biz bu durumu bir türlü değiştiremedik. Bu sıkıntı geldiğim günden beri devam ediyor. Kimse toplumdan üstün değildir. Toplum üstündür. Biz yolumuzun, erkanımızın gereği neyse onu yapmalıyız. Birliğimizi devam ettirmek için mutlaka ve mutlaka değişim gereklidir. Değişime saygı duymalıyız.

    MUTLAKA HALKLA BÜTÜNLEŞMEK ZORUNDAYIZ

    İncitmeyiz yol adına kimseyi ama yol incinmesin. Bizim derdimiz budur. Herkes kendisini bilmeli, ona göre hareket etmeli. Alevilerin mekanı, yeri, ana yurdu olan Tunceli halkının bu mekana soğuk davranması, gelmemesi ve halkın şikayetçi olması yönetimden kaynaklanmaktadır. Bunun için bunun mutlaka ve mutlaka değişmesi gerekmektedir. Burada alınacak ya da kasıt aranacak bir durum yok. Bu bir kavga gerektirmiyor. Bu yönetim 20 yıldır burayı yönetiyor. Müsaade etsinler de bir de başka dostlarımız, başka canlarımız, başka pirlerimiz, dedelerimiz gelsinler, yolu yürütsünler. Bundan gocunmanın veyahut da şahsi bir mesele haline getirmenin bir anlamı yoktur. Mutlaka halkla bütünleşmek zorundayız ve bu sorun devamlı dile getirilmeli halkla birlikte. Bunun çaresi neyse yollar aranıp bulunmalıdır.”

    “TOPLUMUMUZUN İNANÇ VECİBELERİ YERİNE GELMİYOR”

    Mevcut yönetime muhalif olan dedelerle aynı görüşte olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağından Pir Abdullah Eroğlu şunları kayda geçirdi:

    “Burası yıllardan beri tek taraflı olarak yönlendiriliyor, yönetiliyor. Bu yönetimi sevmedim çünkü bizim halkımızın, toplumumuzun inanç vecibeleri yerine gelmiyor. Sanki ibadethane değil bir cenaze kaldırma yeri olmuş. Bundan dolayı hiç kimse buraya adım atmak istemiyor. Buraya gelmek istemiyor. İnsanlarımız derinden üzülerek şunları söylüyor; bizim bir cemevimiz vardı, giderdik ibadet ederdik, cem yapardık ama onu da kaldırdılar. Kaldık ortada. Onun için herkes bu konuda mağdur.”

    “CEMEVİNE GELEN HERKES RAHATSIZ”

    Daha önce yönetimde olduğunu ama sonra bu görevini bıraktığını belirten Kureyşan Ocağından Pir Mehmet Ocak şunları söyledi:

    “Bizim bu yönetim şeklimiz çok yanlıştır çünkü tek taraflı çalışıyor. Eğer benden değilse kesinlikle üye yapılmıyor. İllaki benden olacak. Üye yapılanların hepsi şahsın kendi akrabalarıdır. Onun için başkaları girse de girmese de o kazanıyor. 20 yıldan beri o yürütüyor bu durumları. Onun için Cemevine gelen canlarımız hepsi rahatsızdır. Bu yönetimin değişmesini istiyoruz.”

    “GÖNÜLLERİ ISITIP YARINA DAHA GÜZEL BAKMALIYIZ”

    Kureyşan Ocağından Pir Ali Polat ise şunları kaydetti:

    “Gönül ister ki biz Alevi olarak, Alevi toplumu olarak, bir pir olarak, pire niyaz olduğumuz zaman bir ışık gibi bakmalıyız ve gönlümüzü aydınlatmalıyız ki buna göre gönülleri ısıtıp yarına daha güzel bakmalıyız.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    “Tunceli Cemevi, Hakk’a ve halka hizmet vasfını yitirmiştir”

    Tunceli Cemevi’nin, Alevi inancına aykırı davranması tepki çekiyor

    Dersimli yurttaşlar: Tunceli Cemevi yönetiminin değişmesini istiyoruz

     

  • “Tunceli Cemevi, Hakk’a ve halka hizmet vasfını yitirmiştir” -VİDEO

    “Tunceli Cemevi, Hakk’a ve halka hizmet vasfını yitirmiştir” -VİDEO

    PİRHA- Tunceli Cemevi Yönetim Kurulu üyesi, Kureyşan Ocağı pirlerinden Ali Önal, Tunceli Cemevi’nde hizmet veren diğer pirlerle birlikte açıklama yaparak, “Tunceli Cemevi Hakk’a ve halka hizmet vasıflarını yitirmekle birlikte sadece ‘cenaze kaldırma evi’ konumuna gelmiştir. Cemevine tepki olarak halkımız artık ‘Hayır’ yemeklerini bile restoranlarda vermektedirler” dedi ve 28 Ocak’ta yapılacak genel kurulda aday olduğunu açıkladı.

    Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği-Tunceli Cem evi yönetim kurulu üyesi, Kureyşan Ocağı pirlerinden Ali Önal, Tunceli Cemevi’nde hizmet veren diğer pirlerle birlikte, cemevi önünde, cemevinde yaşanan sorunlar, halkın memnuniyetsizlikleri ve 28 Ocak’ta yapılacak yönetim kurulu seçimleriyle ilgili bir basın açıklaması yaptı.

    “CEMEVİNDE YAŞANAN SORUNLARIN FARKINDAYIM”

    “Ana toprağımız olan Dersim’de de inancımızın, kültürümüzün, dilimizin yaşatılması için çaba sarf etmekteyiz” diyen Ali Önal, açıklamasında şunları kayda geçirdi:

    “Sevgili canlar bizde sizler gibi Dersim’de yaşıyoruz ve kentteki diğer sorunlar ile birlikte ‘Tunceli Cemevi’ nezdindeki sorunların da farkındayız.

    Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği-Tunceli Cemevi yönetim kurulu üyeliğimiz ve hizmetlerimiz ile bu sorunların bir parçası olarak görünsek de şunu samimiyetimizle bilmenizi isteriz ki durduğumuz yerdeki varlığımız sorunların çözümü için yeterli olmasa da en azından bu sorunların büyük boyutlara ulaşmasına engel olmuştur.

    “TUNCELİ CEMEVİ, CENAZE KALDIRMA EVİ OLMUŞTUR”

    İnancımıza şehirleşme veya kentlere göç ile dahil olan Cemevleri, Alevilerin inançsal, sosyal ve kültürel yaşam alanları olmakla beraber toplumsal sorunların çözümü, yardımlaşma ve dayanışma merkezleri görevlerini de üstlenmiştir.

    Cem evleri barış, özgürlük, eşitlik, ibadet, sevgi, ikrar verme, yargılama ve karar verme, aynı zamanda Hakk’a ve halka hizmet evleridir. Bugün geldiğimiz noktada Tunceli Cemevi bu vasıflarını yitirmekle birlikte sadece ‘cenaze kaldırma evi’ konumuna gelmiştir. Cemevine tepki olarak halkımız artık ‘Hayır’ yemeklerini bile restoranlarda vermektedirler.

    “BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN TÜM CANLAR İNANCINA DUYARLIDIR”

    Kaldı ki bu topraklarda yaşayan tüm canlar inancına duyarlı ve itikatlı insanlardır. Ziyaretlerine, dergahlarına sahip çıktıkları gibi sonradan inanca dahil olsalar bile cemevlerine sahip çıkmışlardır.

    Sevgili canlar bizler Cemevimizin sorunlarının çözümünün sizlerin desteği ile olacağının bilincindeyiz.
    Cemevimizin sorunlarının çözümünün yanı sıra inancımızın, kültürümüzün, dilimizin yaşatılması için sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu ve 28 Ocak 2024 tarihinde yapılacak olan genel kurulda Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Tunceli Cemevi yönetimin de değişim istediğimizi ve bu göreve de talip olduğumu bildiririm. Bu süreçte siz değerli halkımızın ve Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği üyelerimizin desteğini beklerim”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Şeyh Ahmet Ocağı pirlerinden Seyid Mahmut Hakk’a yürüdü

    Şeyh Ahmet Ocağı pirlerinden Seyid Mahmut Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Uzun zamandır hastalığı nedeniyle Elazığ’da tedavi gören Şeyh Ahmet Ocağı pirlerinden, 1931 Hozat Bornek köyü doğumlu Seyid Mahmut Hakk’a yürüdü. Bir röportajda, “Nesîmî gibi derimiz yüzülüyor, Mansur gibi darağacına gidiyorduk, yine de ikrarımız ikrardı. Yol’a devam ederdik” diyor.

    Uzun zamandır hasta olan Şeyh Ahmet (Şıxhemet) Ocağı pirlerinden, 1931, Dersim-Hozat Bornek (Düzpelit) köyü doğumlu Seyid Mahmut (Mahmut Doğanoğlu) Hakk’a yürüdü.

    1956 yılında dedeliğe başlayan  Mahmut Dede , babasından aldığı desturla Erzincan, Tercan, Aşkale, Erzurum, Hınıs ve Türkiye’nin diğer illerinde bulunan taliplerini gezip hizmet etti.

    1969’dan itibaren Almanya’da işçi olarak çalışmaya başlayan Seyit Mahmut Dede, 1984’te Almanya’da yeni örgütlenmeye başlayan Alevi hareketine dahil oldu. 80’li yıllarda Avrupa’da cem erkanları yürüttü, 1993-98 yılları arasında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Dedeler Kurulu ikinci başkanlığı yaptı.

    2000 yılında Dersim’e dönüş yapan Mahmut Dede, bir dönem de Tunceli Cemevi dedeliğini yürüttü.

    “NESİMİ GİBİ DERİMİZ YÜZÜLÜYORDU, MANSUR GİBİ DARAĞACINA GİDİYORDUK”

    Ayhan Aydın’ın kendisiyle yaptığı bir söyleşide Mahmut Dede, Aleviliğin yasaklı yıllarında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

    “Zamanımızda, her şeyi kısıtlı yaşadık. Cenab-ı Hakk, sizin zamanınıza büyük bir varlık vermiş, şansınız kuvvetli. Fakat bizim zamanımız, Hallac-ı Mansur devri. Hallac-ı Mansur hakkında, 84 şeriatçı tarafından karar veriliyor. “Sözünden vazgeç, yoksa elini, kolunu keseriz.” Sözünden vazgeçmiyor. Bizim zamanımız öyleydi. Nesîmî gibi derimiz yüzülüyor, Mansur gibi darağacına gidiyorduk, yine de ikrarımız ikrardı. Yol’a devam ederdik. Allah’tan başka kimsenin görmediği derelerin içerisinde, köylerde ayin-i cemimizi yürütüyorduk. Fakat Dört Kapı-Kırk Makam üzerine 12 hizmet yürüttüğümüzde, “Sırrı sır edene, gidene, durana gayrı erenlerin vasıtasıyla” doğruluk üzerine bu söz söylenirdi. Çünkü 32 diş arasından çıkan bir kelime yayılırdı: “Aleviler, bugün filan yerde bir cem ayin töreni yürütmüşler. O zaman da Nesîmî gibi derimiz yüzülüyordu”

    “CEMLER BİR OKULDU, EĞİTİM YERİYDİ”

    Yaptıkları cemlerin, sevgi, saygı ve hürmet temelinde yürüdüğünü söyleyen Seyid Mahmut Dede, kendi penceresinden cem erkanını şöyle ifade ediyor:

    “Bizler cemlerde bir ibadetin içindeydik ama bir cemiyetin de içindeydik. Burası bir toplanma, birleşme, kaynaşma yeriydi. Helalleşme, dertlere derman bulunan, hastaların sağaldığı yerlerdi cemler.

    Cemler bir okuldu, eğitim yeriydi. Sazlar, sözler ilham vericiydi. Bizler Hallacların, Nesimilerin, Pir Sultanların yolunu cemlerde öğreniyor, öğretiyorduk. Bu halen de böyledir. Cem aydınlanma yeridir. Cemde şekil yoktur, ama güzel bir tavır getirmişler. Cem toplandığında, barış sağlanıyor. Cemimizde art niyetli, başkasının nikâhına, ırzına tecavüz eden, haksız bir davaya yeltenen, adam öldüren ve çeşitli nedenlerle yanlışlara yeltenen, bu işe gönülsüz biri varsa, cemden dışarı atılıyor ve almıyoruz. Amacımız, önce barışı sağlamak. Herkesin birlik ve beraberliğe varması gerekiyor.”

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

    Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’da Hakk’a yürüyen Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Tunceli Cemevinden uğurlandıktan sonra Babaocağı köyünde toprağa sırlandı.

    3 Nisan tarihinde Almanya’da Hakk’a yürüyen Hüseyin Yoslun’un cenazesi doğduğu topraklara getirildi. Tunceli Cemevinde çok sayıda kişinin katıldığı Hakk’a yürüme erkanı sonrasında Hüseyin Yoslun, Dersim merkeze bağlı Babaocağı köyünün Tülük mezrasında toprağa sırlandı.

    Hakkında açılan davalar nedeniyle babası Hüseyin Yoslun’un Hakk’a uğurlama erkanına katılamayan Sanatçı Ferhat Tunç, telefon yoluyla erkana bağlandı. Tunç, erkan için kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederek, “Bizi bugün yalnız bırakmadığınız için, kalbinizi kalbimize kattığınız için şahsım ve ailem adına hepinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda kucaklaşacağımız o büyük günün özlemiyle selamlıyorum hepinizi” diye konuştu.

    “DERSİM’İ BÜYÜK BİR AİLEM OLARAK GÖRDÜM”

    11 ili etkileyen depremde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Tunç, “Değerli Dersimliler, kıymetli büyüklerim, kardeşlerim, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Babamızı Hakk’a uğurlarken bizi yalnız bırakmadınız, bunun için sizlere minnettarım. Hoş geldiniz, ayaklarınıza, yüreklerinize sağlık. Yaşadığımız deprem felaketinin acısı çok tazedir. Hayatını kaybeden on binlerce insanımızı saygıyla anarak sözlerime başlamak istiyorum. Dersim’i hep büyük bir ailem olarak gördüm. Kadim kültümüz, dilimiz, tarihimiz, inancımız ve insani kamillerimiz ailemizin ortak değerleridir. Bu değerlerin bir insanı olarak yaşamaktan ve bu büyük ailenin bir ferdi olmaktan her zaman onur duymuşumdur” şeklinde konuştu.

    “HİÇBİR İNSANIMIZ BU ZÜLMÜ HAK ETMİYOR”

    Tunç, sürgünde olduğu 4. yılında babasını toprağa sırlayamadığı için büyük üzüntü duyduğunu belirterek, “Değerli canlar, bugün benim için çok zor ve tarifsiz acı dolu bir gün elbette. Sizlerden ayrıldıktan sonra 4 yıldır yaşadığım sürgünde, ya bir gün bunu yaşamak zorunda kalırsam, diye çok düşündüm. O gün bugünmüş! Babama bu son ebedi yolculuğunda eşlik edemediğim için, toprağa verilirken orada olamadığım için sonsuz bir üzüntü içinde olduğumu söylemeliyim. Hiç bir insanımız, böyle bir zulmü haketmiyor. Ama biliyorum ki bugün sizler varsınız. İyi ki varsınız ve babamı hak ettiği şekilde uğurlanıyor. Umuyorum ve diliyorum ki bu zulüm günleri son bulacak” dedi

    “HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

    Erkan için kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür eden Ferhat Tunç, şöyle devam etti:

    “Konuşmamı fazla uzatmak niyetinde değilim zira babamın acelesi var biliyorum. Kendisinden önce Hakk’a uğurladığımız Nadire’mizin acısını yüreğinde hep bir ateş gibi taşıdı. Daha bir kaç gün öncesine kadar Nadire beni çağırıyor, bırakın gideyim, diye sitem ediyordu bize. Nadire’miz köyümüzde yalnız değil artık, babasına kavuşmuş olacak. Bizi bugün yalnız bırakmadığınız için, kalbinizi kalbimize kattığınız için şahsım ve ailem adına hepinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda kucaklaşacağımız o büyük günün özlemiyle selamlıyorum hepinizi.”

    Hüseyin Yoslun, erkandan sonrada Dersim merkeze bağlı Babaocağı köyüne bağlı Tülük mezrasında toprağa sırlandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Kenanoğlu: Hükümet asimilasyon politikasını sergilemek için Dersim’i seçti

    Kenanoğlu: Hükümet asimilasyon politikasını sergilemek için Dersim’i seçti

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Can TV’de katıldığı Görüş Açısı programında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim merkezde bulunan Cemevi’ni ziyaret etmesini eleştirdi. Dersim’de yapılan Sarı Saltık Çalıştayı’na da değinen Kenanoğlu bu ziyaret ve çalıştayın devletin asimilasyon politikalarının devamı olduğunu söyledi.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Can TV’de katıldığı Görüş Açısı programında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim merkezde bulunan Cemevi’ni ziyaret etmesini eleştirdi. Kenanoğlu Dersim’de yapılan Sarı Saltık Çalıştayı’na da değindi.

    “Alevi inancının Sünnileştirilmesi, olmadı Şiileştirilmesi bütün bakanlar döneminde faaliyet yürütülen bir politikadır” diyen Kenanoğlu, “Öyle görünüyor ki diğer alanlarda boşluklar yakaladılar, tekrar Alevilere yönelmeye başladılar” şeklinde konuştu.

    “DERSİM BİLİNÇLİ OLARAK SEÇİLDİ”

    AKP döneminde yapılan Alevi çalıştaylarına da dikkat çeken Kenanoğlu, “Alevi Çalıştayları boyunca çok net bir şekilde bir arşiv oluşturulmuştu. “Bu topluma nereden sızalabilir, hangi argümanları kullanabiliriz, kimlerle hareket edebiliriz gibi. O süreçten sonra tespit ettikleri kişilerle bu projeleri alana sürdüler. Dersim’de cemevi bunun önemli aktörlerindendir. Hükümetin kendi asimilasyon politikasının sergileyeceği bir alan olarak Dersim seçildi” dedi.

    Kenanoğlu Diyanet’in ziyaret için neden Dersim’i seçtiğini ise şöyle aktardı:
    “ Alevi, Kürt kimliğinin belirgin olduğu ve bunları talebe dönüştüren bir Dersim halkı var. Dolayısıyla devletin muhalif kabul ettiği bütün kimlikleri kendi bünyesinde toplamıştır. Buranın üzerinden yürüyerek Alevi toplumunun içine sızmak, kendi değerlerine yabancılaştırmak adına buradan doğru hareket ettiler.”

    “COŞKUN ÖZEL ÖZEL ŞEÇİLMİŞ BİR KİŞİDİR”

    Kendisini Alevi olmadığı halde Alevi olarak tanıtan tartışmalı isim Coşkun Kökel öncülüğünde gerçekleştirilen Sarı Saltık Çalıştayı’na da değinen Kenanoğlu, “Coşkun Kökel, kendi ocağımızdan da biliyoruz. Kendisiyle bu konuyu bizzat konuştuk. Çalıştay süresinde tespit edilen kişilerden biridir” dedi.

    “HUBYAR OCAĞI’NDA DA BENZER ÇALIŞMALAR YAPTILAR”

    Kenanoğlu AKP’nin Alevileri asimile etme çabalarını ise şöyle değerlendirdi:

    “Şunu söylemişlerdi: Biz AKP hükümeti olarak, bizden faydalanmak isteyen kişileri tespit edeceğiz, bizim faydalanmak istediğimiz kişileri tespit edeceğiz. Birtakım insanlar devletin imkanlarından faydalanmak istiyorlar. Kendilerinin önemli gördüğü, toplumun nezdinde önemli olan kişi ve kurumlarla çalışmalar yürütüyorlar. Dersim Sarı Saltık Çalıştayı gibi. Bizim Hubyar Ocağı’nda da benzer gayretleri var.
    Kendi oluşturdukları kurumlar var. Bu kapsamlı bir projedir. Böyle tesadüf olarak Dersim’e gitmiş Sarı Saltık Çalıştayı yapmış değiller, ya da ‘Amasya’da gidip şu pirleri analım’ gibi planlar tesadüf değil, bunlar son derece planlıdır.”

    Dersim halkının, dersim kurum yöneticilerinin, sanatçıların buna karşı bir karşıt proje geliştirmeleri gerektiğini söyleyen Kenanoğlu, “Sorunun çözülmesi, Alevi toplumunun birlikte tartışma imkanlarının olması ile olacaktır” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Katliamı tanıklarından Emine Kıyançiçek Hozmerek’te sırlandı

    Dersim Katliamı tanıklarından Emine Kıyançiçek Hozmerek’te sırlandı

    PİRHA – Dersim Katliamı tanıklarından Emine Kıyançiçek 98 yaşında Hakka yürüdü.  Katliam sırasında genç yaşta olan Kıyançiçek Dersim Cemevi’nde cenaze erkanı yapıldıktan sonra Dersim Hozmerek’te sırlandı.

    Dersim Katliamı’na genç yaşında tanık olan Emine Kıyançiçek 98 yaşında Hakka yürüdü. Kıyançiçek, Dersim Cemevi’nde bugün düzenlenen cenaze erkanından sonra Dersim Hozmerek’te sırlandı. Cenaze erkanına parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    2001 yılında  hakkında örgüte yardım ve yataklık suçundan dava açılan Kıyançiçek, 3 yıl 9 ay cezaya çarptırılmıştı. İki yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmiş olan Kıyançiçek Dersim’de yaşıyordu.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM