Etiket: dersim-der

  • Hawar Kadın Müzik Topluluğu: Kadınlar müziğin gücüyle ayağa kalkıyor-VİDEO

    Hawar Kadın Müzik Topluluğu: Kadınlar müziğin gücüyle ayağa kalkıyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim Der Ankara Şubesi bünyesinde oluşturulan Hawar Kadın Müzik Topluluğu’nun şefi, müzik eğitmeni Özgür Tuğçe Ağ, topluluğu oluşturmadaki amaçlarının, kadınların içinde taşıdıkları her ne varsa onları müziğin etkisiyle açığa çıkarmak olduğunu belirtti.  Ağ, ülke içinde ve uluslararası alandaki festivallere katılmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

    Dersim Der Ankara Şubesi tarafından oluşturulan ve çalışmalarına başlayan Hawar Kadın Müzik Topluluğu‘nun şefi Özgür Tuçe Ağ, kadın müzik topluluğunun nasıl oluştuğuna dair hikâyeyi PİRHA’ya anlattı.

    “ÇOK SESLİ BİR TOPLULUK OLUŞTURMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Özgür Tuğçe Ağ, Dersimli Kızlbaş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiğini Müzik öğretmeni aynı zamanda şan ve piyano eğitmeni olduğunu belirtti.

    “HAWAR KADIN TOPLULUĞUNUN OLUŞMASINDA DERSİM DER’İN ÇOK BÜYÜK KATKISI OLDU

    Hawar Kadın Müzik Topluluğu projesinin nasıl oluştuğuna ilişkin bilgiler de paylaşan , Dersim Dernekleri’nin çok büyük katkısı olduğunu aktardı.

    Uzun zamandır kadınlarla özel çalışmalar yapma fikrinin olduğunu dile getiren Özgür Tuğçe Ağ, Hawar Kadın Müzik Topluluğunu oluşturmadaki amaçlarının kadınların sesi olmak ve kadınların içinde taşıdıkları her ne varsa onları müziğin sesiyle açığa çıkarmak olduğunun altını çizdi.

    “KADIN KOROSU OLUŞTURMAMIZIN TEMEL ESPİRİSİ KIZILBAŞ İNANCINA SAHİP OLMAMIZDIR”

    Özellikle kadın korosu kurmalarının temel sebebinin Kızılbaşlık inancıyla bire bir ilişkili olduğunu belirten , “Kadın doğanın, evrenin, her şeyin bir parçası. Kızılbaşlık inancı kadın merkezli inanç olduğu için böyle bir çalışma daha anlamlı oldu” diye konuştu.

    Farklı ülkelerden ve coğrafyadan kadınların topluluğun içinde yer aldığını vurgulayan Özgür Tuğçe Ağ, “Aramızda Irak’tan, İran’dan, kendi coğrafyamızdan kadınlar var” dedi.

    “ÇOK SESLİ KADIN TOPLULUĞU OLUŞTURMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Hawar Kadın Müzik Topluluğu’nu ileride kendisini çok güzel yerlere getireceğine inandığını ifade eden , “Öncelikle ileriye dönük düşüncelerimiz var. Çok sesli bir topluluk oluşturmayı düşünüyoruz. Sadece kadınlarla çalıştığımız için soprano ve alto olarak iki gruptan oluşan iki sesli bir koro oluşturacağız” şeklinde konuştu.

    “KADIN DOĞAYI VE İNSANI DEĞİŞTİRİP DÖNÜŞTÜREN CAN SUYUDUR”

    Kadınların kendilerini daha görünür kılmaları için, bu tür çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Özgür Tuğçe Ağ, şunları söyledi:

    “Kadın dünyanın her yerinde ve her şeyin hamurunda var ama görünürde kadın yok. Her ne kadar seküler olduğumuzu düşünsek de, her ne kadar dünyanın değiştiğini görsek de kadın maalesef her durumda daha geri planda kalıyor. Maalesef bunun içerisinde son kuşaklarda Aleviler de girmeye başladı.

    Kadının sesinin daha fazla duyulmasını istiyoruz. Nasıl olacak derseniz? Bu ufak adımlarla olacak. Nasıl ki bir bebek emeklemeden yürüyemez, ayağa kalkamaz ise kadınlar da kendileri için ayağa kalktıklarında zaten dünya değişecek.”

    “HAWAR KADIN TOPLULUĞU OLARAK KAPIMIZ BÜTÜN KADINLARA AÇIK”

    Özgür Tuğçe Ağ, Hawar Kadın Müzik Topluluğu olarak kurulduklarında sadece kendi kültürlerinden olan kadınlarla bir araya gelmediklerinin altını çizerek, “Bizim kapımız herkese açık dedik. Çünkü bütün kadınların bir araya gelmesini istiyoruz. Çoğu insan yetersiz olduğunu düşünüyor, bu yüzden de harekete geçemiyor. Başlamadan hangi konuda yetersiz olduğumuzu bilemeyiz. Bu yüzden de kervan yolda düzelir anlayışı ile harekete geçmek, bir araya gelerek muhabbet etmeliyiz. Sadece eğitim olarak değil, bir şeyler okumak, öğrenmek, paylaşmak, daha çok üretmek. Zaten bunlarla dünya değişebilir” ifadelerine yer verdi.

    “FESTİVALLERE KATILMAK İSTİYORUZ”

    Hawar Kadın Müzik Topluluğu’nun yapacağı çalışmalar sonucunda çok güzel bir yere geleceğine inandığını dile getiren Özgür Tuğçe Ağ, hedeflerini şöyle sıraladı:

    “Öncelikle ileriye dönük düşüncelerimiz var. Biz çok sesli bir topluluk oluşturmayı düşünüyoruz. Müzik topluluğunu belli aşamalardan sonra festivallere taşımayı hedefliyoruz. Gerek ülke içerisinde gerekse de ülke dışında yapılacak festivallere katılmak istiyoruz. Geleneğimizi, kültürümüzü, sesimizi, oralara taşımak, tanıtmak istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • Dersim-Der Ankara Şubesi, Babuko etkinliği düzenledi!-VİDEO

    Dersim-Der Ankara Şubesi, Babuko etkinliği düzenledi!-VİDEO

    PİRHA-Dersim-Der Ankara Şubesi, Babuko etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Çiğdem Çamkıran, “Tarihimizi, kültürümüzü, dilimizi unutmamalı, unutulmasına izin vermemeliyiz” diye belirtti.

    Dersim-Der Ankara Şubesi, düzenlediği Babuko etkinliğiyle bir araya geldi. Çankaya Belediyesi Kokteyl Salonu’nda yapılan etkinliğe çok sayıda yurttaş katıldı.

    “YÖNETİM OLARAK DERNEĞİMİZE ELİMİZDEN GELDİĞİ KADAR HİZMET ETMEYE ÇALIŞTIK”

    Yapılan etkinlikte konuşan Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Çiğdem Çamkıran, “Yaklaşık 2 yıldır görevdeyiz. Yönetim kurulu olarak bugün bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bize emanet edilen derneğe elimizden geldiği kadarıyla tuğla koymaya çalıştık” dedi.

    “15 KASIM DERSİM HALKI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

    15 Kasım’da yapacakları anmaya dikkat çeken Çamkıran, “Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilişlerinin yıl dönümü anmasını Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Vartolular Derneği (Varto Der)’le birlikte gerçekleştireceğiz. Bugün nasıl bir araya geliyorsak o günde sizleri de tekrar birlikte olmaya davet ediyorum. Çünkü bu bizim tarihimiz, bizim geçmişimiz. Tarihimizi, kültürümüzü, dilimizi unutmamalı, unutulmasına izin vermemeliyiz” diye belirtti.

    “BABUKO BİZİM GELENEKSEL YEMEĞİMİZ”

    Dersim Der Ankara Şube üyesi Aysel Ekmekçi ise, Dersim’e has yemeği olan Babuko yemeğinin nasıl yapıldığını anlattı.

    Konuşmaların ardından Zakir Hıdır Çelebi ve İsmail Kılavuz’un seslendirdiği Kürtçe Türkçe kılam, türkü ve deyişlerle etkinlik tamamlandı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Kal Gaxan Londra’da kutlanacak

    Kal Gaxan Londra’da kutlanacak

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Dersim coğrafyasında Aleviler tarafından kutlanan günümüze kadar gelebilmiş eski bir gelenek olan ‘Kal Gaxan’ kutlamaları gerçekleştirilecek.

    Londra’da faaliyet yürüten Dersim-Der’in desteği ile St Mary’s Church kilisesinde 10 Aralık Cumartesi akşamı saat 18:30’da gerçekleşecek Gaxan kutlamaları, Yadigar Ana’nın okuyacağı gülbeng ve çalınacak deyişler ile başlayacak ve gelenlere lokma dağıtılacak.

    Sanatçı Dursun Can Çakın’ın ders verdiği Enfield Alevi Kültür Merkezi öğrencilerinin çalacağı deyiş ve eserlerin yanı sıra, sanatçı Murat Sığırcı’nın derslerini verdiği kadınlardan oluşan London Bendir Group da deyişlerle sahne alacaklar.

    Gaxan kutlamaları devamında Britanya’da sevilen sanatçılar Suna Alan ve Reşo Zelal de sahne alacaklar. Dinleyiciler, sanatçıların seslendirdikleri eserler eşliğinde doyasıya halaylar çekebilecekler.

    Tarımın ilk başladığı Zagros dağlarında ortaya çıkan bir çok ritüel gibi binlerce yıldır Dersim, Erzincan, Sivas, Elazığ, Malatya, Maraş, Bingöl, Muş ve çevre yörelerde kutlanmakta olan ”Gaxan” (Gağan) Raa Haqi inanç sisteminde biten ve yeniden başlayan yılın kutsanmış tekrarıdır, dönüşümüdür. Eskiyen yılın uğurlanması ve yeni yılın birtakım bereket, bolluk, kolektif aidiyet temsilleri içeren kültlerle karşılanmasıdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakk’a yürüyen eski Dersim-Der Başkanı Yıldırım, Dersim’e uğurlandı-VİDEO

    Hakk’a yürüyen eski Dersim-Der Başkanı Yıldırım, Dersim’e uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Londra’da Hakk’a yürüyen Dersim-Der’in eski Başkanı Haydar Yıldırım, kitlesel bir törenle memleketi Dersim’e uğurlandı.

    İngiltere’nin Başkenti Londra’da 29 Nisan günü Hakk’a yürüyen eski Dersim-Der Başkanı Haydar Yıldırım’ın vasiyeti üzerine uğurlama Kürt Toplum Merkezi’nde gerçekleşti. Uzun yıllar Londra’da Demokratik Güç Birliği içerisinde mücadele yürüten aynı zamanda Dersim-Der Başkanlığı görevinde bulunan Yıldırım’ın Hakk’a uğurlama erkanına Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Gik-Der, Day-Mer, İAKM ve yöresel dernek temsilci ve üyelerinin yanı sıra yüzlerce kişi katıldı.

    Duygusal anların yaşandığı uğurlamada bir konuşma yapan Kürt Halk Meclisi’nden Ercan Akbal, Haydar Yıldırım’ın özgürlük ve demokrasi mücadelesine verdiği emekleri ile örnek bir kişilik olduğunu belirtti.

    Dersim-Der adına yapılan konuşmada ise Haydar Yıldırım’ın mücadele anılarını yaşatacaklarını kaydetti.

    BAF’ın eski Başkanı İsrafil Erbil de bir konuşma yaparak, Yıldırım’ın demokrasi mücadelesinde verdiği emeğin kendilerine büyük bir miras olarak kaldığını dile getirdi.

    Yapılan konuşmaların ardından Yıldırım için Alevi inancına göre helallik ve rızalık alındı. Yapılan anma ve uğurlamanın ardından Yıldırım’ın ailesi taziyeleri kabul etti.  71 yaşında hayatını kaybeden Yıldırım, toprağa sırlanmak üzere Dersim’e uğurlandı.

    PİRHA/LONDRA

  • ‘Bir kez daha haykırıyoruz, talanınıza geçit vermeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Bir kez daha haykırıyoruz, talanınıza geçit vermeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) ve Ankara Dersimliler Derneği tarafından yapılan açıklamada, “suyunu, yaşamını, yaşam alanlarını sermayeye teslim etmeyenler; vadisini, deresini, merasını, ormanını, toprağını, doğasını, emeğini koruyanlar, kapitalizme, emperyalizme karşı mücadele edenler olarak bir kez daha haykırıyoruz, talanınıza geçit vermeyeceğiz!” denildi.

    Ankara Dersimliler Derneği, “14 Mart Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü” vesilesiyle dernek binasında basın açıklaması düzenledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, ABF Genel Sekreteri Ali Aktaş, Divriği Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yöneticileri, Birleşik Mücadele Güçleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve Ankara İl örgütü yöneticileri, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Ankara İl Örgütü Temsilcileri’nin katıldığı açıklamada ilk olarak Ankara Dersim-Der başkanı Yaşar Kılavuz konuştu.

    “ÇEVRE KONUSUNDA HALKLAR KARAR ALMA SÜREÇLERİNDEN DIŞTALANIYORLAR”

    Kılavuz, pandemi dolayısıyla mücadele veren tıp çalışanlarına teşekkür edip başarılar dilerken, basın açıklamasını Dersim Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Ali Ekber Çelik okudu.

    Çelik, Dersimlilerin toprağına, suyuna, ormanına, kültürüne ve inancına sahip çıkma iradesi, bu türden gerekçelerle bastırılmak istendiğine dikkat çekerek, “ Mücadelemizi dün olduğu gibi bugün de, yarın da yılmadan büyüterek devam ettireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Dost düşman bilsin ki Dersim’de doğa kazanacak! Yargı kararlarının yanında bilimsel raporların, yöre halkının tepki ve mücadelesini hiçe sayarak, vadilerimiz, dağlarımız, yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar veren; şirketlerin kontrolüne verilmesini de kapsayan bütün Baraj, HES ve maden projeleri durdurulmalıdır. Bizler, suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihi- kültürel ve sosyal değerlerine sahip çıkan Dersim Halkı olarak; Akıl, bilim ve izandan yoksun projelerin uygulayıcıları ve sahiplerini bir kez daha uyarıyoruz. Sizlerin, yaşam alanlarımızı yok edecek projelerinize Dersimde yaşam hakkı tanımayacağız. Suyunu, yaşamını, yaşam alanlarını sermayeye teslim etmeyenler; vadisini, deresini, merasını, ormanını, toprağını, doğasını, emeğini koruyanlar, kapitalizme, emperyalizme karşı mücadele edenler olarak bir kez daha haykırıyoruz, talanınıza geçit vermeyeceğiz!” dedi.

    “BU COĞRAFYA İTAHAT VE TERAKKİDEN BU GÜNE HEP TEHDİT ALTNDA” 

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise, “Türkiye’de ve tüm dünyada yenilenebilir enerji, alternatif enerji kaynakları adı altında bilimsel bir çalışma var. Türkiye’nin belki 50’de biri kadar güneş görmeyen Almanya güneş enerjisine dönüş için büyük bir çalışma içerisinde. Türkiye’de hemen hemen her yeri güneş ışığı, ısısıyla mevcut. Maalesef yok denecek kadar az bir şey güneş enerjisi var” diyerek, “Dersim’de yapılacak barajlar kesinlikle elektrik üretmek, sulama yapmak ve benzeri amaçlı değil, Dersim’de bir insansızlaştırma, iki doğayı tahrip etme, insan- insan, insan-doğa ilişkisini kesme gibi açık ve gizli amaçlar söz konusu. Bu plan Islahat ve Terakki döneminden bu yana sistematik olarak uygulanan bir plandır” diye konuştu.

    “TOPYEKÜN SALDIRIYA KARŞI TOPYEKÜN MÜCADELE EDİLMELİ” 

    Malatya Çevre Platformu üyesi  Hüseyin Kök de, doğaya dönük tutumun sadece Dersim’le ilgili bir olay olmadığını vurgulayarak, “Türkiye’nin genelinde yaygın bir olay. Özellikle Malatya, Dersim, Erzincan, Malatya ve Hekimhan bölgesi demir ve demir madenleri aramak için Divriği Yama Dağları hemen, hemen bütün ilçeleri tehdit altında. Buna karşı taş ocağı olsun, madenler olsun, birlikte işbirliği yapmak gerekiyor. Çünkü topyekûn bir saldırıya karşı topyekûn bir duruş göstermek gerekir” ifadelerine yer verdi.

    “MUNZURUN SUYU TEMİZ AKMASI İÇİN ARITMA TESİSLERİ KURULMALI”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Dersim şansız olduğu kadar şanslı bir coğrafya, örgütlü bir coğrafya. Onun için en ufak bir şeyde sesini duyurabilen bir coğrafya. Bunun yanında diğer taraftan Anadolu’nun diğer yerlerine bakmak lazım Tokat’ın köylerinin çığlığını duyan yok. Sivas’ın köyleri, Yıldızeli köyleri kendi köyümde dahil maden arama, Kangal, Divriği Hekimhan o bölgeler ciddi anlamda tehdit altında. Dersimlilerden benim özel isteğim, ricam var. Ben Munzur suyu özgür aksın da eyvallah. Ama temiz aksın.  Özellikle Hozat’ın alt yapı sorunu, Hozat’ın kanalizasyon sorunu çözümü konusunda da Dersim Dernekleri Federasyonu ve Dersimler el ele verirse orada 50 tane arıtma tesisini yapacağına yürekten inanıyorum” diye aktardı.

     “CERAHTEPE’DE SİYANÜRLE ALTIN ARAMADA MÜCADELE DE DEVAM EDİYOR”

    Artvin Çevre Platformu sözcüsü Adem Çiftçi de, “siyasi iktidar son yıllarda siyasi geleceğini sağlam alabilmek için yaşam alanlarımıza amansızca saldırıyor. Yağma ve talan politikasıyla Munzur’dan Kaz dağlarına kadar bu ülkenin etkilenmeyen hiçbir bölgesi kalmamış durumda.  Artvin özeline gelecek olursak Artvin’in şu anda %71’i maden alanı olarak ilan edilmiş durumda ve Cerrahtepe’de siyanürle altın ayrıştırması işletmesi devam ediyor, ama direnişte devam ediyor” diye sözlerini tamamladı.

    Yapılan konuşmalarının ardından açıklama sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Kılavuz’dan Yıldız’ın tutuklanmasına tepki: Ayıptır, günahtır, cinayettir-VİDEO

    Kılavuz’dan Yıldız’ın tutuklanmasına tepki: Ayıptır, günahtır, cinayettir-VİDEO

    PİRHA-Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, Veli Yıldız’ın tutuklanmasına tepki göstererek, “Veli Yıldız Dersim toplumu için bir değerdir ve insanı kâmildir. Ayıptır, zulümdür, cinayettir” dedi.

    Dersim Pülümür’de 3 gün önce evine yapılan bir baskında gözaltına alınan Veli Yıldız daha sonra çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    Dersim’in renkli kişiliği olarak toplumsal ve inançsal tüm etkinliklerde gücü oranında yer alan Veli Yıldız’ın tutuklanmasına tepki gösteren Ankara Dersimliler Derneği Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, Yıldız’ın bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    “VELİ YILDIZ (KALO XIZIR) TÜM DERSİMLİLER İÇİN BİR DEĞERDİR”

    Kılavuz, Veli Yıldız’ın Dersim coğrafyası ve kültürüne dair bir çok eylemde ön saflarda olduğunu hatırlatarak, “Veli Yıldız diğer bir adıyla Kalo Xızır Veli Yıldız Dersim’in insani kamillerinden birisidir. Veli Yıldız yaşam tarzıyla Dersim’e örnek olmuş kişiliklerden birisidir. Veli Yıldız Dersim’de yapılan gerek çevre eylemleri, gerek doğa eylemleri,  gerekse de Dersim 38’le ilgili yapılan tüm anmalarda ve etkinliklerde Veli Yıldız’ı ön saflarda görebilirsiniz” diye konuştu.

    “YILDIZ YAŞAM TARZIYLA ÖRNEK BİR KİŞİLİKTİR”

    Veli Yıldız’ın Dersim için toplumsal bir değer olduğuna vurguda bulunan Kılavuz, Yıldız’ın bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundu. Kılavuz, “Veli Yıldız Dersim için bir değerdir. Buradan tüm yetkililere soruyorum 65 yaşındaki bir insan Dersimde yaşam tarzıyla örnek kişiliği ile bu devlete ne yapmıştır, ne suç işlemiştir de bu insani kâmili tutukladınız. Hırsızlık mı yaptı,  adam mı öldürdü, ne suçu vardı. Veli Yıldız’ın bir an önce serbest bırakılmasını ve özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz. Veli Yıldız Dersim toplumu için bir değerdir ve insanı kâmildir. Ayıptır, zulümdür, cinayettir. Veli Yıldız’ın bir an önce serbest bırakılmasını bir insan olarak talep etmekteyiz” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Dersim’in doğası ve kutsalları tehdit altında, Dersim’e sahip çıkalım’-VİDEO

    ‘Dersim’in doğası ve kutsalları tehdit altında, Dersim’e sahip çıkalım’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Der Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Tekin Araç, Dersim’in doğasının ve kutsallarının proje adı altında tehdit edildiğine dikkat çekerek, “Türkiye’nin çeşitli coğrafyasına, şehirlerine yayılmış Dersimlilerin de bu işte duyarlı olması lazım. Dersim sevenler, Dersim dostları,  Alevi inanç örgütleri de coğrafyamıza ve kutsallarımıza sahip çıkmalıyız” dedi.

    Haberin videosu;

    Son dönemde Dersim’deki insan yoğunluğunun kutsalların ve doğanın tahribatına yol açmasına ve Munzur Gözelerine yapılmak istenen peyzaj projesine ilişkin Dersim Der Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Tekin Araç, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “MUNZUR, DÜZGÜN BABA VE ANA FATMA BİZİM KUTSALLARIMIZDIR”

    Araç, gelen insanların Munzur Gözelerine gerekli saygıyı göstermediğini belirterek, şunları ifade etti:

    “Bu son salgından dolayı ülkemizde pandeminin en az yaşanan coğrafyalardan birisi Dersim. Dışardan gelen arkadaşlarımız doğal olarak hastalık taşıyan bir arkadaşımız geldiğinde doğal olarak oradaki insanlarımıza bulaştırıyor.  Bu konuda da bir takım çekincelerimiz var. Dersim dışından gelen arkadaşlarımızın bu tür konulara dikkat etmeleri gerekir. Hem coğrafyamızı temiz tutması lazım. Munzur Baba, Düzgün Baba, Ana Fatma bunlar başta Dersimliler olmak üzere tüm Aleviler için kutsal yerlerdir. Orada gerçekten edep, erkâna uyan bir şekilde oturup kalkmak, gelişi güzel oturmamak, kirletmemek, çöp bırakmamak ve dikkat etmeleri lazım.”

    “MUNZURA YAPILMAK İSTENEN DÜZENLEMEYE RIZALIK VERMİYOR, DOĞAL HALİYLE KALMASINI İSTİYORUZ”

    Munzur Gözeleriyle ilgili peyzaj projesinden halkın ve kurumlarının rızalığı alınmadan yapılmak istendiğini ifade eden Araç, şunları dile getirdi:

    “BİR ÇİVİ DAHİ ÇAKILSA ORADA YAŞAYAN HALKIMIZDAN RIZALIK VERMESİ LAZIM”

    “Şöyle bir şey yapalım mı? Yapmayalım mı? diye rızalarını almaları lazım. Artı oranın seçilmiş yerel yöneticileri var,  merkezi iktidarın işi değil. Merkezi iktidar daha çok güvenlik, dış siyaset yapması lazım. Yerellerle ilgili bir tasarrufta bulunacaksa muhakkak yerellerin rızasını alması lazım, STÖ’nün rızasını almamışlar. Halkımızın rızasını almadan bunu kesinlikle kabul etmiyoruz ve meşru görmüyoruz, bunu kabul etmiyor ve şiddetle de kınıyoruz. Üstelik burası milli park. Milli parka çivi çakmak dahi yasak deniliyor ama ne hikmetse Dersim’in o coğrafyasına öyle bir şey yapmaya çalışıyorlar.

    “38 KATLİAMININ DEVAMI YÜRÜTÜLÜYOR. TÜM DEVRİMCİ, DEMOKRAT, ALEVİLER OLARAK BU İŞE KARŞI ÇIKMAMIZ LAZIM”

    Araç, “Sürekli Dersim’de maden araması, barajlar, HES’ler gibi çalışmalar yaparak, coğrafyamızı hiçleştirmeye ve insansızlaştırmaya çalışıyorlar. Şimdi yapılmak istenende bunun devamdır. Onun için biz bu yapılan işlemi kesinlikle kabul etmiyoruz, şiddetle karşı çıkıyoruz” diyerek, şu çağrıda bulundu:

    “Bununla ilgili her türlü yol denenmeli,  demokratik tepkimizi göstermeliyiz. Bunun üzerine biz set çekmeliyiz. Dersim halkı barajlar konusunda iyi bir mücadele vermiştir, direniş göstermiştir, bunun içinde direnmeliyiz. Yani biz istemediğimiz bir işi coğrafyamıza yapılamaz. Bunun için gerçekten tüm halkımız birlikte olması lazım. Türkiye’nin çeşitli coğrafyasına, şehirlerine yayılmış Dersimlilerin de bu işte duyarlı olması lazım. Diğer dostlarımız, Dersim sevenler, Dersim dostları,  Alevi inanç örgütleri bunların hepsi buraya sahip çıkması lazım gerçekten bu işi yaptırmamamız lazım. Biz oraya çivi çakılmasını istemiyoruz. Doğal haliyle kalması lazım. Orası bizim inanç yerimiz, bizim için kutsal bir yer.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ankara Dersim-Der Eş Başkanı: Cumhurbaşkanı Dersim Katliamı belgelerini açıklasın-VİDEO

    Ankara Dersim-Der Eş Başkanı: Cumhurbaşkanı Dersim Katliamı belgelerini açıklasın-VİDEO

    PİRHA- Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, yıldönümü yaklaşan 4 Mayıs Dersim Tertelesi dolayısıyla başta Dersimliler olmak üzere herkesi 4 Mayıs günü evlerinde mum yakmaya davet etti.  Kılavuz, Cumhurbaşkanının katliamla ilgili belgeleri açıklamasını istedi. 

    Dersim Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, 4 Mayıs Dersim Tertelesi yaklaşırken, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Konuşmasına 1 Mayıs’ı kutlayarak ve yaşamını yitirenleri anarak başlayan Kılavuz, “4 Mayıs biz Dersimliler için kara bir gündür. 4 Mayıs 1937’de toplanan Bakanlar Kurulu Dersim’in tenkil edilmesine dair bir karara imza atar. Bu karar ile birlikte Dersim‘de katliamlar başlar, yapılan bu katliamla birlikte devletin resmi kayıtlarına göre 13 bin 160 insanımız katliama uğramıştır” dedi.

    “DEVLET ‘DERSİMDE 13 BİN KİŞİYİ ÖLDÜRDÜM’ DİYORSA GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN”

    Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri unutmayacaklarını belirten Kılavuz şöyle devam etti:

    “Eğer bir devlet ben resmi olarak 13 bin 160 kişiyi öldürdüm, diyorsa gerisini varın siz düşünün. Bizim yerel kaynaklarımız ve biz Dersimlilerin katliamda öldürülen insan sayısının daha fazla olduğunu 30 bin- 40 bin hatta 70 bine yakın olduğunu düşünüyoruz. Dersimliler olarak biz hiçbir zaman kin gütmedik, gütmeyeceğiz. Biz Dersimlilerin talepleri gayet insanidir, vicdanidir.
    4 Mayıs katliamında yitirdiğimiz tüm canlarımızı hiçbir zaman unutmayacağız ve unutturmayacağız.

    “CUMHURBAŞKANINDAN BELGELERİ AÇIKLAMASINI İSTİYORUZ

    Biz Ankara Dersimliler Derneği olarak 4 Mayıs Katliamı ve 17 Kasım anmaları için yaptığımız açıklamalarda ülkeyi yöneten Sayın Cumhurbaşkanının 2010 yılında başbakanken yaptığı açıklamalar vardı. Bu açıklamalarda ne diyordu? Dersim‘de yaşananlar için bir katliamdır, diyordu ve literatürde varsa ben özür diliyorum. Bugün Cumhurbaşkanı ülkeyi yönetiyor. Cumhurbaşkanına buradan çağrımızdır. Gerçekten Dersim’de bir katliam varsa, devlet sizin elinizde, belgeler her şey devletin elinde. Biz belgelerin açıklanmasını istiyoruz. Bizim Dersimliler olarak taleplerimiz var bu taleplerimiz gayet insani ve vicdanidir.”

    “‘DERSİM’ ADI İADE EDİLSİN”

    Dersim Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, taleplerini şöyle sıraladı:

    *Dersim adının iade edilmesi,

    *Evlatlık verilen kız çocuklarının akıbetlerinin açıklanması.

    *Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması.

    *Alevi Kızılbaş inancının üzerindeki baskı ve asimilasyonların kaldırılması.

    *Dersimin insansızlaştırma projelerinden vazgeçilmesi ve Dersim‘de yapılmak istenen baraj ve HES projelerinin bir daha yapılmamak üzere iptal edilmesi.

    Dersim Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, başta Dersimliler olmak üzere herkesi 1937’de-38’de katliama uğrayan tüm canlar için 4 Mayıs günü evlerinde mum yakmaya davet etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Batıkent Cemevinde Xızır Cemi tutuldu-VİDEO

    Batıkent Cemevinde Xızır Cemi tutuldu-VİDEO

    PİRHA – Dersim-Der Ankara Şubesi, PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevinde Xızır Cemi tuttu. 

    Batıkent Cemevinde, Celal Abbas Ocağı’ndan İbrahim Erzincan, Axuçan Ocağından Belgüzar Akbıyık ile zakir Türkan Akbıyık ve Hıdır Çelebi’nin katılımıyla Xızır Cemi tutuldu. Ceme katılan tüm canlardan rızalık alınmasının ardından gülbang okunarak çerağlar uyandırıldı.

    Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz yaptığı kısa konuşmasında,  “Xızır Dersim inancında kutsal bir aydır. Şubat ayı Dersim’de de Xızır ayıdır. O vesile ile buraya toplandık. Hepinizin ayaklarına sağlık. Lokmalarınız hakk katında kabul ola” dedi.

    “XIZIR YARDIMLAŞMAYI SEVENİN YANINDA OLUR” 

    Dede İbrahim Erzincan ise Xızır’a ilişkin yaptığı konuşmasında “Xızır herkesin evinde var olsun; aşına, işine, bereket getirsin. Xızır ayı tabii ki olmazsa olmazlarımızdır. Mazlumun yanında var olan Xızır’ı biz arıyoruz. O Xızır’ı da kendi içimizde aramamız lazım. Yardımlaşıp, dayanışırsak, örgütlü, akıllı, bilime dayalı, insanlığa hizmet eden, bir toplum yetiştirirsek o zaman Xızır’ı anlamış ve tanımış oluruz. Günümüzün Xızırları olmamız için, iyi bir toplum, iyi bir insan, iyi bir nesil ve çevresini aşılatacak bir toplum yaratmak için hepimizin hazır olması lazım. Bir öğrenci okutabiliyorsak, onun dört yıllık burs ücretini kendi aramızda paylaşıp ödeyebiliyorsak, o zaman biz Xızır’ın görevini yapmış oluyoruz. Xızır yardımlaşmayı seven, Xızır dayanışmayı seven, Xızır paylaşımı sevenin yanında olmuştur” dedi.

    Konuşmaların ardından Zakir Türkan Akbıyık ve Deniz Hıdır Çelebi’nin söylediği deyişlerle semaha duruldu. Cemin ardından lokmalar paylaştırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersim-Der Ankara Şubesi, Babuko etkinliği düzenledi – VİDEO

    Dersim-Der Ankara Şubesi, Babuko etkinliği düzenledi – VİDEO

    PİRHA-Dersim-Der Ankara şubesi yeni yönetim kurulu üyeleri ve dostlarıyla bir araya gelmek için Babuko etkinliği düzenledi.

    Haberin Videosu

    Dersim-Der Ankara Şubesi, düzenlediği Babuko etkinliğiyle bir araya geldi. Her seçim sürecinden sonra yapılan Babuko etkinliğine Demokratik Alevi Dernekleri(DAD)Eş Başkanları, Ankara Şube YK üyeleri, Tuncelililer Vakfı, Karakoçanlar Derneği, Sivas Madımak davası avukatlarından Hukukçu Kazım Genç ve Hukukçu Kamil Ateşoğulları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “20 ÖĞRENCİYE BURS VERİYORUZ”

    Yapılan etkinlikte Dersim -Der Ankara Şube Eş başkanı Yaşar Kılavuz yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

    “Dostlar biliyorsunuz Malatya’nındı içinde olduğu Elâzığ’ının da bir deprem yaşandı bu depremde hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, yaralılara da acil şifa diliyoruz. Tabii ki bu deprem karşısında belediyeler seferber oldu. Sivil toplum örgütleri olarak bundan sonraki süreçte elimizden ne geliyorsa, ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız. Gençlik Komisyonumuzun girişim ve çabalarıyla 10 öğrencimize burs veriyoruz, Ayrıca 10 öğrencimize de iş adamımızın vasıtasıyla toplamda 20 tane öğrencimize burs veriyoruz.”

    “Dersimli olup dışarıdan gelen öğrencilere burs veriyoruz. Ankara’da oturanlara değil burada oturanların evi vardır, sığınacak yerleri vardır. Ama dışarıdan gelen çocuklara sahip çıkmak zorundayız” diyen Kılavuz, İstanbul’da intihar eden kız öğrenciyi hatırlatarak,  “Gerçekten bizim çocuklarımız çok zor şartlarda okuyorlar. Onun için sizin de duyarlı olmanızı istiyorum. Burada burs sorunumuz var. Buna destek olabilirsiniz. Sizin desteğinizle bunu yapabiliriz. Biz tek başımıza bir şey yapamayız”dedi.

    Kılavuz, 29 Şubat’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şube Batıkent Cemevinde bir cem tutulacağını,  7 Mart’ta çocuklarımıza burs desteği için yemekli gece yapacaklarını belirterek dayanışma çağrısında bulundu.

    “BABUKO YÖRESEL YEMEĞİMİZ”

    Dersim Der Ankara Şube üyesi Aysel Ekmekçi, Dersim’e has yemeğimiz olan Babuko Qiir, zerfet yemeğini dostlarımızla birlikte yemek ve paylaşmak için buradayız diyerek şunları belirtti: “Bu yemeğimizin yapılışı un, tuz ve su hamur olarak yapıldıktan sonra tepsinin içinde yayılarak fırına koyularak pişiriliyor. Tabii ki biraz kalın olması gerekiyor. Piştikten sonra da ortadan ikiye bölerek ve içini kaşıkla oyarak çıkartıyoruz. Sonra tepsilere koyarak ondan sonra da üzerine sarmısaklı yoğurt koyuyoruz. Sonra üzerine tereyağı döküp misafirlerimize sunuyoruz. Bu bizim çok önemli yemeğimizdir, biz bununla birbirimizi tanırız. Ege ve Akdeniz bölgesi gibi sebzemiz, meyvemiz bol olmadığı için bulgurlu ürünler ile kendimizi geçmiş zamanda doyurmaya çalışmışız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Ankara’da Seyit Rıza anması: Devlet geçmişle yüzleşmeli-VİDEO

    Ankara’da Seyit Rıza anması: Devlet geçmişle yüzleşmeli-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Dersim Dernekler Federasyonu ve Demokratik Alevi Dernekleri, Tüm Bel-Sen Genel Merkezi’nde 81 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andılar. Yapılan konuşmalarda devletin geçmişle yüzleşmesi gerektiği vurgulandı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim 38-39 Bellek Platformu, Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD),  Seyit Rıza ve arkadaşlarını katledilişlerinin 81 yılında Tüm Bel-Sen Genel Merkezinde andılar.

    Anmaya Divriğililer Derneği ve çok sayıda kurum temsilcisi ve vatandaş katılım gösterdi. Anmada Çırağlar yakıldı ardından 81 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunulduktan sonra Zakir Hıdır Çelebi’nin deyişlerinin ardından Masumu Paklar için lokmalar pay edildi.

    Daha sonra kurumlar adına ortak basın açıklamasını Dersim Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz okudu. Açıklamada şunlar belirtildi:

    “81 yıl önce Elazığ Buğday Meydanı’nda, Dersim’in Piri Seyit Rıza ve arkadaşlarına yönelik bir devlet katliamı yaşandı. Seyid Rıza,Wuşené Seydi, Fındıq Ağa, Hesan ağa, Aliyé Mirzali, Hesene ivraime Resik Wuşen, Seyid Rıza’nın oğlu Seyid Wuşen, hukuksuz ve göstermelik bir yargılamanın ardından idam edildiler. 15-16 Kasım 37’de yaşanan bu katliam, 37-38 ve devamı yıllarda sürecek katliamın ve soykırımın habercisi ve hazırlığıydı.

    “DERSİM YALNIZLAŞTIRILDI”

    Devlet, büyük kıyım harekâtı öncesi Dersim’i yalnızlaştırarak ve halkı Seyitlerinden yoksun bırakarak, katliam ve soykırımı sürdürmeyi hedeflemiştir. Halk üzerinde baskı ve korkuyu büyütmek için, cansız bedenleri günlerce teşhir edilmiş, Seyitlerimize bir mezar yeri bile çok görülmüştür. Bir ilde Dersim’de katliam yapmak üzere çıkarılmış olan “Tunceli Kanunu”, Dünya’da bir ilktir. Dersim’in Piri Seyit Rıza ve Seyitlerimiz de bu kanuna dayanılarak tek günde yargılanıp, temyizsiz ve meclis kararı olmaksızın, komutan onayı ile idam edilmişlerdir. 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 1938 de Dersim’de katliamlara ve sürgünlere başlanmıştır. On binlerce canımızın katledildiği 81 yıl önce, insan çığlıklarının silah seslerini bastırdığı, ana karnındaki bebelerin süngülendiği, onurları için kadınların kendilerini uçurumlardan attığı ve hepimizin kutsalı Munzur’un kan kırmızı aktığı bir vahşeti, Dersim halkı hem yaşadı, hem de tanıklık etti. Buna tanıklığın izleri, yaşanan barbarlığın acıları ve etkileri aradan geçen bunca zamana rağmen hala Dersim’in ve Dersimlinin belleğinde tazeliğini korumaktadır.

    Hangi yana baksak “Dersim soykırımdır” diyenlerin çığlıklarını duymaya devam ediyoruz. Egemenlerin zulümleri; dağı, taşı, börtü böceği, Dersimde canlı olan ne varsa yakmakla yıkmakla yetinmedi. Bu öyle bir kin ve nefretti ki sanki Muaviye’den tohumlanmış, Yezit’le şekillenmişti. Genel Kurmay arşivlerine göre; 13.182 canımız; çoluk, çocuk, yaşlı, kadın ayrımı yapılmaksızın katledilmiş, bir o kadar canımız da, dilini-inancını bilmedikleri batı illerine sürülmüş ve asimile olmaları için, köylere sadece birer aile olarak dağıtılmışlardır. Resmi ideoloji “Ben bu kadar insanı katlettim.” diyorsa, gerçeği gayrı siz düşünün…

    “SÜRGÜNLERDE YAŞANAN ACILARI UNUTMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Katliam sonrası evlatlık verilen kız çocuklarının akıbetleri bilinmezken, sürgünlerde yaşanan acıları unutmak mümkün değilken, günümüzde; barajlar, siyanürlü maden işletmeciliği politikaları ile yok edilmek istenen coğrafyamız, tutuklanarak zindanlarda çürütülmek istenen gençlerimiz, kadınlarımız 38 zihniyetinin bugün daha da katmerli bir şekilde devam etmekte olduğunu göstermektedir.

    Dersim halkının yaşadığı zulüm, günümüzde daha da inceltilmiş 38 zihniyeti ile sürerken, Kerbela’dan Dersim 38 ve günümüze süren Muaviye zihniyeti varlığını sürdürüyor. Alevi inancı üzerinde sürdürülen zulüm politikaları, Dersim 38 zihniyetinin değişmediğinin en büyük göstergesidir.

    “DEVLET GEÇMİŞLE YÜZLEŞMELİ”

    Devlet; yarım ağız özürleri, günü kurtaran kardeşlik mesajlarını bir yana bırakıp, geçmişle yüzleşmelidir. Dersim’in bir Kerbela olduğunu söyleyenleri samimiyete davet ediyoruz.

    Ülkemizde başta Dersim soykırımı olmak üzere, mazlum ve mağdurlara yönelik tüm katliam ve kıyımların son bulması için;

    *Devlet kaynaklı tüm katliamlar aydınlatılmalıdır.

    *Seyitlerimizin mezar yerleri açıklanmalıdır.

    *Dersim 38’in devamı niteliğindeki, bütün ekolojik, ekonomik, kültürel soykırıma son verilmelidir.

    *Topraklarımızı insansızlaştırmayı amaçlayan Baraj ve HES projeleri, siyanürlü maden işletmeciliğine derhal son verilmelidir.

    *Dersim adı iade edilmelidir.

    *Toprağa kefensiz düşenlerimizin hesabı sorulmadan, bizler için bu hesap kapanmayacaktır. *Dersim’liler; acılarının pazarlanmasına ve acıları üzerinden siyaset yapılmasına asla izin vermeyeceklerdir.

    *Soykırım sanıkları yargılanıncaya kadar acılarımız dinmeyecektir.

    PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin de yaptığı  konuşmada, “Günümüz açısından en önemli husus Dersim Katliamı hala devam ediyor. Mağaralara tıkıp üzerimize gazlar atmıyorlar boğmuyorlar, dere kenarlarında kesmiyorlar, çoluk çocuk öldürmüyorlar belki ama bizim doğamızı katlediyorlar, inancımızı katlediyorlar, kültürümüzü katlediyorlar. Daha bu yaz yaşadık, sistematik olarak orada ormanlar yakıldı. Devlet günlerce seyirci kaldı, devlet bunu teşvik etti. Ve bu her sene yapılıyor. Yol yapım bahaneleriyle Dersim’in doğası katlediliyor, baraj yapım bahaneleriyle Dersim parçalara ayrılıyor, Dersim üzerinde bu katliam politikaları halen devam ediyor. O yüzden Dersim 38 anmaları sadece bizim için canlarımız için ağlamak değildir. Dersim 38 anmak aslında mücadele etmek demektir. Mücadele anlayışını geliştirmek demektir diyerek sözlerini tamamladı.

    Konuşmaların ardından  Dersim anması paneli gerçekleştirildi. Moderatör olarak DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık’ın yönettiği panele konuşmacı olarak Menşure Doğan, Araştırmacı Tarihçi Yazar Namık Kemal Dinç, Araştırmacı -Yazar Mesut Özcan katıldılar.

    Moderatör Murat Işık yaptığı açılış konuşmasında, “Ne yazık ki 15 Kasım anmasını Dersim açısından insanlığın en büyük yüz karası, soykırım olarak ifade ediyoruz. Soykırımda en fazla yitirdiğimiz dilimizdir. Katliamdan metropollere gelen kuşağın torunları olarak bizler dilsiz bırakıldık. Bir şekilde kendimizi ifade etmekten yoksun bırakıldık. Kültürel soykırım politikasının yarattığı bu dilsizleştirme, inansızlaştırma, kimliksizleştirme politikasına karşı Dersim’liler belli ki hala bir damar. Bu yüzleşmeyi ve bu hatırlatma sürecini hala istiyor ve yoğun bir şekilde ülkenin dört bir yanında bu katliam lanetleniyor. 15 Kasım’ı biz Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda andık.

    Namık Kemal Dinç ise şunları kaydetti:

    “Osmanlıdan bugüne uzanan devlet politikaları açısından özellikle zihinsel bir süreklilik söylem ve politikada dönemsel değişiklikler üzerinde duracağım. Bu konuşmayı 5 ayrı bölüme ayırdım.

    1.Dönem klasik Osmanlı dönemi. Biz genel de meseleye Dersim eksenli bakıyoruz ama bence burada sorunu biraz daraltıyoruz. Zamansal bütünlük açısından baktığımızda 1500 bugüne uzanan tarihsel bir süreci ele aldığımızda aslında sadece Dersim eksenli bakmak yerine dönemler itibariyle devletin aAvi politikası, Kızılbaşlara ilişkin yaklaşımları, Kürtlere yaklaşımları, devlet politikalarının Dersim’e sirayet ettiği ekseninde baktığımızda meseleyi daha doğru ve bütünlüklü kavrarız. Bizim genellikle biraz canımız çok yandığında 37-38 acısını hala içimizde çok sıcak hissettiğimizden, biraz böyle bakıyoruz. Tarihsel perspektif açısından bunların önemli olduğunu düşünüyorum.

    1.Dönem klasik Osmanlı dönemi. 1515 Çaldıran’la birlikte başlayan dönem. Çaldıran’a kadar Dersim Osmanlı hâkimiyetinde değildir. Osmanlı’nın hâkimiyeti 1515 Çaldıran’la birlikte başlar. Klasik Osmanlı’nın hâkim olduğu dönemde burada Osmanlı Çemişgezek beyliği Çemişgezek eyaleti sancağı benzeri farklı idari birimler altında olsa da sonuç itibariyle içişlerine karışmadığı bir sistem uyguluyor. Bu sadece Dersim’e özgü bir durum değil. Devlet olarak karışmadığı bir yer olmasına rağmen devlet olarak Dersim’le ilgili algısı Kızılbaş Kürt kimliği o dönemde vurgulanır ve iki yönlü tehlike odur.

    1. Sahavilerin hala etkisinin olduğu bir yerdir yani şah İsmail ve onun devamı olan Sahavilerin ki Osmanlı ile İran arasındaki çelişki hala bugün de devam ediyor. Onların bir uzantısıdırlar diğer inanç açısından da aslında burası sapkın onların tabiri ile zındık, sapkın ve dinsiz olarak ifade edilen ve o dönemlerde verilen fetvalara da bakılırsa, Ebu Suud efendinin fetvalarına bakılırsa bunların dinden çıktıkları öldürülmesinin vacip olduğu, bunlarla savaşa girilirse yaralının gazi olduğu, ölenin şehit olduğu, bunların mallarına karısına kızına el koymanın mubah olduğu, bunların din değiştirmesinin büyük sevap olduğu, -klasik literatür- burada Dersim’e ve Kızılbaşlara kullanılır. O dönemdeki farklı topluluklar, tahtacısı Ali İlahisi, Ezidi’si benzeri; bunların hepsini sapkın olarak değerlendirir. Klasik dönemde yaklaşım budur. Ahlaksızlık ve mum söndü gibi benzer şeyler hiç bitmez, bugüne kadar gelen şeylerdir.
    2. Dönem Tanzimat döneminden 2. Abdülhamit döneminin daha hâkim olduğu, siyasetini geliştirdiği 1839-dan 1890 yılına kadar olan bir zaman dilimi.

    Bu dönemde devlet modern bir devlet inşa etmek isterken, eskinin ayrıcalıklı dönemini ortadan kaldırmak temel hedefi. Buna merkezileşme politikası diyorlar. Eskiden oraya bir bey atardı onun üzerinden orayı yönetirdi. Bu son veriyor. Ben oraya merkezden bir vali atayacağım, eski ayrıcalıkları içişlerine müdahale etmeme durumu son bulacak. Ben orada her şeyiyle hâkim olacağım. Kaç kişi var nüfusu nedir, kaç çocuğu var, bunların hepsinin kaydı lazım bana diyor. İlk nüfus sayımı 1829’dur. Mesela eğitimin zorunlu olması bu dönemdedir. Okulların açılması adliye teşkilatının açılması 2. Mahmut döneminde başlar Tanzimat bunun uygulanması için devreye geçirilir. Çünkü bu dönemde Milliyetçilik hareketleri vardır. Osmanlının hâkim olduğu bu coğrafyada özellikle Hristiyan toplumlar haklar isyan etmekte ve bağımsızlık istemektedirler. Sırplar, Yunanlılar bağımsızlıklarını ilan ederler. Osmanlı bunları tutmak için derki hepimiz Osmanlıyız. Osmanlı vatandaşlığı temelinde hepimiz eşitiz. Aramızdaki ayrıcalıklar son bulacak bundan sonra hepimiz eşitiz. Bu dönemde diğer uluslardan hakların tanınması durumu var inançlarının tanınması durumu var. Kızılbaşlar yine yok. Eskiye dair sapkın zındık, mülhit o dönemde de devam eder. Klasik Osmanlıcık politikasından vazgeçecek, İslamcılık anlayışını benimseyecek meşhur Panislamizm, İslam Birliği olarak ifade edilen bir siyasete geçiş dönemidir. Bu dönemde Kızılbaşla birlikte Alevi kelimesinin kullanılmaya başladığını devlet raporlarında, değerlendirmelerinde görüyoruz.

    5 BİN KİŞİ KURAN KURSLARINA GÖTÜRÜLMÜŞ

    Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan da, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “12 Eylül darbesinden sonra dönemin Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Kemal Güren, MGK meclisteki odasına götürdüğü bir raporu söyle açıklar: Gençlerimiz dini bilgiler bakımdan boşlukta hissediyorlar kendilerini, dini bilgilerle yetiştirilemiyorlar. Bu boşluk başka sol kesimler tarafından şekillerde doldurtuluyor. Dini konulara karşı olan kişi ve gruplar gençlerimizin yanlış bir takım bilgilerle dolduruyorlar böylece bu zararlı hale getiriliyorlar

    Özellikle Dersim’de yoksul çocukları yatılı bölge okullarına ki bu sayı az bir sayı değil yaklaşık 5.000 kişi Dersim’in dışında Kuran Kurslarına gönderiliyor. Gönderilenlerin önemli bir bölümü geri dönüyor. Bunların içerisinde Mısıra El Elzer Üniversitesi’ne kadar gidenler oluyor. Müslümanlaştırma nedenlerinden birini görevli Kenan Güven şöyle açıklıyor: Sizleri Müslümanlaştırmak için geldim diyordu Kenan Güven’in kuran kurslarına gönderdiği çocuklar. Diyanet İşleri Vakfı’na, farklı illerde Diyanet İşlerine bağlı kuran kurslarına gönderilirler.

    Bu işin bizzat içinde yer alanlardan birisi de 1984-86 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı Din Eğitimi Genel Müdürü olan ve 3 Kasım 2002 yılında AKP Çankırı milletvekili seçilen Hikmet Özdemir’dir. Özdemir, Dersim’de inşaat çalışması yaparak 350 öğrenciyi İstanbul Çağlayan Kuran kurslarına götürür. Çağlayan kuran kursu da o dönemler kapalıdır. Dersim’ deki çocuklar gönderilince açılır.

    Günümüze geldiğimizde 2008 Munzur Üniversitesi açılır. Durmuş Öztuğ rektör olduğu dönemde şu ifadeleri kullanmıştı. Dersim’de ki üniversitede solcu olmayacak, alevi olmayacak Kürt olmayacak ama herkes olacak. Daha sonra bu rektör terör örgütü ilan edilen FETÖ’nün desteği ile Dersim’de bir Alevi sempozyumu gerçekleştirdi. Ve bu Dersim sempozyumuna aslında daha çok Dersim’li olmayan dersim Aleviliğini anlattığı bir sempozyumdu.

    Dersim’de yağma ve talandan bahsediyorsak, 3 kurum var. Munzur üniversitesi, Tunceli Cemevi, bir diğeri de kayyum olarak atanan belediyedir.

    Rektör Dersim’de insanların inanç olarak boşlukta olduğunu bu boşluğu doldurmak için Dersim’de Alevi Bektaşi enstitüsünün kurulması gerektiğini söylüyor. Bu enstitüyü kurarken yanında Alevilikle pek yakından ilgisi olmayan bir takım kişileri alıyor ve bunun içerisinde Tunceli Cemevi başkanı da var.

    Mensuere Doğan da, “Nenemin dili besmeledir, benim için neden nenemin dili? Çünkü artık anneler evlatlarına dilini aktarmasının riskini göze alamıyorlar. Ve bu anadili için ödenen bedelleri unutmak, artık modern olup köy dili konuşmuyorlar, artık asimile olup bilmiyorlar. Sebep ne olursa olsun sonuç acıdır” dedi.

    Doğan şöyle devam etti:

    “38’i unutmamak, dilini inancını unutmamaktır. Unutmamak Dersim’liler için bir ibadettir. Çünkü Kerbela unutulmadığı için yas sayılır, derdi nenem. Nenem dilimizi ve inancımızı bize yasaklayan, soyumuzu, sopumuzu kıran bir devletin resmi dilini kullanmak istemiyor. Kullanmazdı da. Şaşırırsam diye kendi diline lanet okuyor. Eğer diyor ki eğer bir tek kelime Türkçe bu dilimle telaffuz edersem lanet olsun bu dilime. Protestosu böyle. Kendince en onurlu bir duruş. Çünkü kurtulmasına sevinmemiştir.

    Ardından yakılan Çırağlar sırlanarak anma etkinliği sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ankara Dersim-Der Eş Başkanı: Karanlık tünelden 24 Haziran’da çıkacağız-VİDEO

    Ankara Dersim-Der Eş Başkanı: Karanlık tünelden 24 Haziran’da çıkacağız-VİDEO

    PİRHA- Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, 24 Haziran seçimlerini PİRHA’ya değerlendirdi. Kılavuz, “16 Nisan’da karanlık bir tünele girdik, 24 Haziran’da bu karanlık tünelden hep birlikte çıkmamız gerekiyor” dedi.   

    Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, 24 Haziran seçimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Kılavuz, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde Alevilerin tavrının çok önemli olduğunu belirterek,  “Aleviler kime oy verecek diye sorarsanız, Aleviler demokrasiden, özgürlükten, barıştan ve insan haklarından yana partilere oy vereceklerini düşünüyorum. Bu da Alevilerin net tavrıdır” dedi.

    “16 NİSAN’DA KARANLIK TÜNELE GİRDİK 24 HAZİRAN’DA ÇIKACAĞIZ” 

    “Aleviler bu ülkenin ezilmişleri, ötekileştirilmiş halkları olarak 24 Haziranı iyi değerlendireceklerdir” diyen Kılavuz, şöyle konuştu:

    “16 Nisan’da karanlık bir tünele girdik, karanlık bir tünel içerisindeyiz. 24 Haziran da bu tünelden çıkmamız gerekiyor. Onun için biz Aleviler, ötekileştirilenler, ezilenler 24 Haziranda bunu iyi değerlendirmesi gerekiyor. Demokrasiden, insan haklarından özgürlüklerden yana partilere oy kullanacaklardır diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersim’de yaşatılan travmanın izleri: 5 gün kendini mutfağa kilitledi-VİDEO

    Dersim’de yaşatılan travmanın izleri: 5 gün kendini mutfağa kilitledi-VİDEO

    PİRHA – Ankara Dersim- Der, Makina Mühendisleri Odası’nda Dersim 38 Terselesi’ne ilişkin panel düzenledi. Panele PSAKD Eski Başkanı Kazım Genç, Prof Dr. Gülnaz Karatay ve Doç Dr. Burhanettin Kaya katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise Av. Ali Sarıgül yaptı.

    Haberin videosu

    Ankara Dersim-Der Dersim 38 Tertelesi konulu panel düzenledi. Panele Prof Dr.Gülnaz Karatay, Doç Dr. Burhanettin Kaya konuşmacı olarak katıldı.

    Prof Dr. Gülnaz Karatay Dersim’de travma sonrası asimilasyonu şöyle değerlendirdi:

    “Ailelerin daha çok sorun yaşadığını, ailelerin çocuklarına daha mesafeli yaklaştığını, orta yaş insanlarda depresyonun daha çok yaşandığını gösteren, kanser oranlarının mağdur insanlarda daha çok olduğunu gösteren birçok çalışma örnekleri var. Örneğin bunlar nasıl ortaya çıkıyor? Travma sonrası asimilasyon. Peki sonuçları nelerdir:

    -İntihardır, alkolizmdir. Aile içi şiddettir. Çocuklarda ihmal ve istismar yaklaşımdır, diğer bir takım sosyal problemler olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Dersim’de intiharlara ilişkin yaptığımız çalışmada 10 yıllık bir analiz yaptık. Hangi ilçede, hangi mahallede baktık. Daha derin anlaşılması gerekiyor. TÜİK verilerine göre Dersim intihar sıralamasında ilk sırada. Sizce bu tesadüf olabilir mi? Bunun travmayla bir bağlantısı olabilir mi? Neden dersimde intiharlar daha yüksek. 2014, 2015, 2016 yılında ilk sıralarda. Alkol kullanımında yüksek. Alkol kullanma oranları. Sigara kullanım oranı %22, alkol % 47… Biz burada düzenli bir içiciden bahsetmiyoruz deneme ve ara sıra alkol kullanımından bahsediyoruz. Yasadışı madde kullanımı %4 esrar başta olmak üzere bunlar tesadüf olabilir mi? Travmayla bir ilişkisi olabilir mi?  Geçmişiyle ve günümüzle ilişkisi var mı? Bunlara bakmak gerekiyor.”

    ASİMİLASYON KİMLİK SORUNLARI

    Karatay, bir başka şey göçe zorlama, evlatlık verme. Bunların ne gibi sonuçlara yol açtığını, bir takım belgesellerde izledik” diyerek gözlemlerini şöyle aktardı:

    “Dersimliler, asimilasyon, kimlik sorunları, korku, güvensizlik, ayrımcılık, vs gündelik yaşam içerisinde ayrımcılığa sistematik bir şekilde maruz kalmış.
    Özetlersek depresyon, şüphecilik, paronayak. Buraya gelmeden iki gün önce bir arkadaşım anlattı. 3 yıl önce bir eve gidiyor kapıyı çalıyor. 80 yaşında bir kadın kapıyı açıyor. Kadın kapıyı açtıktan sonra kendisini mutfağa kilitliyor. 5 gün boyunca kilitliyor. Merak ediyor neden, neden gelmiyorsun diye. Yıllardır böyle yaşadım diyor. Komşulara yabancılara güvenmediğini söylüyor. Bu az rastlanan bir şey değil.”

    “KÜLTÜRÜ DİLİ GELENEĞİ KALDIRMAK TRAVMADIR”

    Doç. Dr. Burhanettin Kaya, yaşanan travmalarla ilgili şunları ifade etti:

    “Travmayı aşmak için travmanın tanımını gözden geçirmek gerekiyor. insanın fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü zedeleyen, tehdit eden, dehşete düşüren onu çaresiz bırakan olağan ve olağandışı bütün deneyimler bütün yaşantılar travma tanımı içerisinde giriyor. Tabii bu tanım birçok açıdan da yetersiz. Bu yetersizliği gösteren travmalarla deneyimlerle kavramlar arası uyumsuzluk. Düşünün ki insan hakları aktivistlerinin, derneklerin, örgütlerin, ulus ve uluslararası örgütlerin bu alanda çalışanların çabası ile bu kavramlarda güncelleniyor ve daha gerçekçi ve daha bugünü anlaşılır hale geliyor. Şiddet, travmayı üreten kavramdır. İnsanı kendisini üretememesi, çoğaltamaması ifade edememesi bile bir travmanın mağduru olduğunu gösterir.
    Sadece bedenine yönelik bir eylem değil onun kültürünü, dilini, geleneğini, yaşam tarzını, sunabilecek tüm olanakları ortadan kaldırmak aslında travmanın içine giriyor.”

    DERSİM’E YAŞATILMIŞ ZULMÜN ORTAYA ÇIKARILMASINI İSTİYORUZ

    Ankara Dersim -Der’in düzenlediği Dersim 38 Tertelesi panelinde PSAKD’in Eski Başkanı Hukukçu Kazım Genç de, Dersim 37/38 Ortak Bellek Platformu ‘nun 02 Haziran 2012 tarihinde yapılan ilk toplantısının sonuç bildirgesini aktardı:

    -Dersim’e yaşatılmış zulmün ve toplu kıyımın tüm açıklığı ile ortaya çıkarılmasını;

    Dersim’in canlı tanıklarının anlatımlarının bir tarih arşivi olarak toplanmasını;

    Seyit Rıza, idam edilen diğer yol arkadaşları, hapishanelerde ve sürgünde ölenlerin mezar yerlerinin açıklanmasını;

    Dersim’in  “kayıp ve zorla alınan çocuklarının” listesinin ve kimlere verildiklerinin açıklanmasını ve aileleri ile soy bağının kurulması ve sürdürülmesini;

    Dersim sürgünlerinin ve nereye sürüldüklerinin tam listesinin açıklanarak, akrabaları ile iletişimlerinin sağlanmasını;

    Dersim ’in inkar edilen, aşağılanan, horlanan Alevilik inancı ve kimliğine yönelik her türlü söz ve söylemin ayrımcılık ve nefret suçunu oluşturduğuna ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmasını

    -Dersim katliamı nedeni ile devletin resmi olarak özür dilemesini

    Ülkemizde hiçbir zaman hiç kimseye karşı; katliam ve kıyım yaşanmaması için “farkındalık” yaratılması için gerekli ve zorunlu olan hukuki düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersim-Der: Alevilerin kalesi Dersim yıkılmaya çalışılıyor

    Dersim-Der: Alevilerin kalesi Dersim yıkılmaya çalışılıyor

    PİRHA-Londra’da bulunan Dersim-Der’in Dersim’de yaşanan orman yangınlarına ilişkin basın açıklamasında Dersim’in kutsal sayılan doğasının ve inanç yerlerinin yıkılarak Dersim halkının inancından uzaklaştırılmaya çalışıldığı belirtildi. 

    Dersim’de yaşanan orman yangınlarına çeşitli çevrelerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Londra’da bulunan Dersim-Der orman yangınlarına ilişkin bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Londra’daki Demokratik Güç Birliği, Britanya Alevi Federasyonu, Göçmen İşçiler Derneği, Paz Der, Kırkısraklılar Derneği, Koçgirililer Derneği gibi dernekler destek verdi.

    “ANA AKIM MEDYA HER ZAMANKİ GİBİ SUSTU”

    Tüm kurumlar adına basın metnini okuyan sanatçı Sevim Aslan Dersimliler ve Dersim dostlarının yüreklerinin yandığını belirterek “Bu zulme karşı kör, sağır ve dilsiz olmak insan onurunu ayaklar altına almaktır” dedi. Dersim’de ormanların devlet tarafından yakıldığını kaydeden Aslan, bütün ana akım medyanın her zamanki gibi belgesel ve eğlence programları yayınlayarak sustuklarını da ekledi.

    “ORMAN YANGINLARI ASİMİLASYONUN BİR PARÇASIDIR”

    Orman yangınlarının asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu söyleyen Aslan, Dersim’in insansızlaştırılmasının planlandığını ifade etti. Aslan, Dersim’in kutsal sayılan doğasının ve inanç yerlerinin yıkılıp Dersim halkının inancından uzaklaştırılmaya ve Alevilerin kalesi olan Dersim’in yıkılmaya çalışıldığının altını çizdi.

    “DERSİM’İ TALAN ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Devletin ve sermaye güçlerinin rant politikalarıyla Dersim’i talan etmeye çalıştıklarını belirten Aslan şunları kaydetti: “Pülümür ilçesinde bulunan Meci kırsalı, Rabat Tepesi karşısından bulunan Mezra Köyü, Uzunevler Mahallesi, Kaymaz Tepe ve Dereboyu Köyü civarı; Hozat’ın Boydaş Mevkii ve Ali Boğazı bölgeleri; Nazımiye ilçesi ve merkeze bağlı Sarıtaş, Doğantaş mevkiileri ve Ovacık ilçesinde çıkarılan bu sistematik orman yangınlarıyla Dersim çok yönlü bir felakete sürüklenmektedir.”

    “YA TER ET YA İTAAT ET TEHDİDİ”

    Devletin Dersim’in etrafını barajlarla çevirip, orman yangınları ve siyanürlü altın ocaklarıyla bütün topraklarını zehirleyerek ıslah çalışması yaptığını ifade eden Aslan, bunun “Ya terk et, ya itaat et” tehdidi olduğuna dikkat çekti. Şartlar ne olursa olsun Dersim halkının doğasına da kimliğine de sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Aslan, öte yandan Hasankeyf’teki 12 bin yıllık kültüre dinamit koyanlara karşı mücadelenin de süreceğini kaydetti.

    Elif Tabak/LONDRA