Etiket: dersim dernekleri federasyonu

  • Dersim’de Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki: Derhal kaldırılmalı!-VİDEO

    Dersim’de Munzur Gözeleri’nde açılan mescite tepki: Derhal kaldırılmalı!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şubesi öncülüğünde Tunceli Valiliği’nin Munzur Gözeleri’nde açtığı mescite tepki göstererek basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Açık ve net talebimiz asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasıdır” denildi.

    Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılması, Alevi toplumunda tepkilere neden oldu. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyündeki Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahaleye tepkiler göstermek için Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi öncülüğünde mescit önünde açıklama yaptı.

    Açıklama öncesinde Munzur Gözeleri’nde çerağlar uyandırıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu’ndan Pir Ali Ekber Erden, Pir Hasan Doğan ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan okudu. Açıklamada, ‘Munzur kutsaldır dergâhımızdır, elinizi çekin pankartı açıldı.

    “RIZA KAPISI OLMADAN YAPILAN HER İŞ ZULÜMDÜR”

    Munzur’un Aleviler için yalnızca akan bir su olmadığını belirten Kadriye Doğan, “O, Hak ile canın buluştuğu kadim bir sırdır. Onun gözeleri nice dervişin gülbangı, nice pirin nefesi, nice anaların niyazı ile yoğrulmuş; halkımızın en kutsal mekânıdır. Her damlası lokmadır, her akışı semahtır, her taşı niyazdır. Ancak gönül gözü kör olanlar bu hakikati bilmez. Bugün ise bu kutsal kaynağın kapısına mescit kondurulmuştur. Bizim rızamız olmadan, inancımız gözetilmeden, yolumuza danışılmadan yapılan bu iş; Rêya Heq Alevi inancını yok sayan, bizleri resmi ideolojinin tekçi inanç anlayışına mahkûm etmek isteyen zihniyetin yeni perdesidir. Bu, Şark Islahat Planı’nın güncel bir versiyonudur. Biz biliriz ki, rıza kapısı olmadan yapılan her iş zulümdür” dedi.

    “KUTSALLARIMIZI RIZASIZ EL UZATMAK İNANCIMIZA SALDIRIDIR”

    Kutsallarına rızasız el uzatmanın inançlarına saldırı olduğunu vurgulayan Doğan, “Bu halkın derdi ibadete değil, dayatmayadır. Nüfusunun tamamı Rêya Heq süreğine ikrar vermiş bir yerleşkede, Alevi inancını hukuken tanımayan Türk-İslamcı zihniyetin mescit dayatması; ne kültürel İslamiyete bir hizmettir, ne de samimi bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bu, dinci, milliyetçi, cinsiyetçi bir ideolojik tasarımın sonucudur. Uygarlık tarihine baktığımızda akarsular birçok ırmak toplumlar için kutsallık ifade eder. Bu kutsallığın aynı zamanda toplumsal ekoloji ile de ilişkili olduğu biliniyor. Nil Nehri Afrika için ne ifade ediyorsa Ganj Nehri Hindistan için ne ifade ediyorsa Munzur’da Dersim için bu anlam bütünlüğünde eksik değildir” diye belirtti.

    “MUNZUR’A DOKUNMAYIN”

    Munzur’un kimlikleri ve bellekleri olduğunu söyleyen Doğan, “Munzur’u mescitlerle kuşatmak, dağın özünü duvarla kapatmak gibidir. Bilinmelidir ki Munzur Gözeleri, hakikat arayışının zirvesidir. Munzur’un suyu akar; ama biz biliriz ki onun akışı hakikat ve özgürlük yolundan asla sapmaz. Açık ve net talebimiz asimilasyona hizmet edecek bu mescidin derhal kaldırılmasıdır.

    12 Eylül’de köylerimize cami yapıp imam atayan, binlerce Dersimli genci yatılı Kuran kurslarına gönderen, “peyzaj çalışmaları” adı altında kutsal mekânlarımızın otantik yapısını bozan, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı müze yapan resmi akıl, bugün de Munzur’un gözüne mescit yapmaktadır. Bu, “Türk-İslam sentezi” adı altında Alevi inancını eritme, yok etme ve asimile etme çabasıdır. Biz bu oyunu tanırız ve asla kabul etmeyiz. Biliyoruz ki hakikati ve özgürlüğü esas alan Müslüman canlarımız da bu anlayışa rıza göstermeyecektir. Munzur Gözeleri, ezelden bu yana bu yolun niyazgâhıdır. Oraya mescit değil, ancak rızalıkla niyaz olunur.

    Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Munzur’a dokunmayın! Rızasız iş yapmayın! Asimilasyondan vazgeçin! İnancımızın kutsal mekânlarında elinizi, ayağınızı çekin!” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • DEDEF: Seyit Rıza rayberimizdir, onu anmak suç değildir; Aydınlar’ın yanındayız

    DEDEF: Seyit Rıza rayberimizdir, onu anmak suç değildir; Aydınlar’ın yanındayız

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Sanatçı Pınar Aydınlar’ın Seyit Rıza posteri taşıdığı gerekçesiyle gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Tekrar ediyoruz: Seyit Rıza rayberimizdir, onu anmak suç değildir. Pınar Aydınlar bir an önce serbest bırakılsın!” çağrısında bulundu.

    Halk Müziği Sanatçısı Pınar Aydınlar hakkında Yenikapı Etkinlik Alanı’nda düzenlenen “Tunceli Kültür Buluşmaları” programında Seyit Rıza’nın posterini taşıdığı gerekçesiyle “suçu ve suçluyu övme” iddiasıyla resen soruşturma başlatılmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Aydınlar havalimanında gözaltına alınmıştı.

    Aydınlar’ın gözaltına alınmasına tepki gösteren Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Seyit Rıza ve idam edilen yol arkadaşları şahsında Dersim Katliamıyla yüzleşilerek özür dilenmesi gerektiğini vurgu yaptı.

    “SEYİT RIZA RAYBERİMİZDİR, ONU ANMAK SUÇ DEĞİLDİR!”

    Aydınlar’ın serbest bırakılması çağrısında bulunan DEDEF’in açıklaması şöyle:

    “Bu sene dördüncüsünü düzenlediğimiz Dersim Tanıtım Günleri’nin ilk gününde sahneye çıkan dostumuz sevgili Pınar Aydınlar, sahneye Seyit Rıza’nın fotoğrafıyla çıktığı için hakkında soruşturma başlatılarak gözaltına alındı. Havalimanından gözaltına alınan Aydınlar’ın evine giden polis arama yaparak dijitallere el koydu. Vatan Siyasi Şubesi’ne götürülen Aydınlar hakkında 24 saatlik avukat görüş yasağı verildi. Seyit Rıza’nın fotoğrafını taşımak suç değildir!

    Seyit Rıza ve yoldaşları Dersim halkının rayberleridir. 1937-1938 Dersim Katliamı bu biçimiyle devam ettirilmektedir. Bizler kefensiz toprağa düşen atalarımız için özür dilenmesini, bununla yüzleşilmesini beklerken, onları anan torunları ve ardılları kriminalize edilerek, dava açılarak sindirilmeye çalışılıyor. Tekrar ediyoruz: Seyit Rıza rayberimizdir, onu anmak suç değildir. Onu anan Pınar Aydınlar bir an önce serbest bırakılsın! Aydınlar’ın yanındayız. Tüm halkımızı tanıtım günlerini sahiplenmeye Yenikapı’ya bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DEDEF’ten, Dervişoğlu’na tepki: Geldiği geleneğin ellerinde yurtseverlerin kanı hala kurumuş değil

    DEDEF’ten, Dervişoğlu’na tepki: Geldiği geleneğin ellerinde yurtseverlerin kanı hala kurumuş değil

    PİRHA-İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz” sözlerine tepki göstererek yazılı açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu, “Sizlerin önünde tarih boyunca hiç diz çökmedik bundan sonra da çökmeyeceğiz, size dert olan da budur” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden, senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan eş genel başkan, rolü gereği repliğinde şunları söylüyor; ‘Şeyh Saitler, Seyit Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarını yapacağız.’ Ben o çok duymak istediği cevabı vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” dedi.

    Dervişoğlu’nun bu tehditleri büyük tepki çekti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “SİZLERİN ÖNÜNDE TARİH BOYUNCA DİZ ÇÖKMEDİK, BUNDAN SONRA DA ÇÖKMEYECEĞİZ”

    DEDEF açıklamasında “Müsavat Dervişoğlu’nu “iyi” bilmezdik! Kendisinin geldiği geleneğin ellerinde devrimcilerin, yurtseverlerin kanı hala kurumuş değil” dedi.

    Açıklamada, “15 Kasım Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledildiği bu tarihin ön günlerinde faşist güruh cephesi toplu olarak ağızlarından kan saçmaya devam ediyorlar. ‘Gereğini yerine getireceğiz’ diyerek katliam çağrısı yapanlara cevabımız bizler buradayız, sizden korkmuyoruz. Sizlerin önünde tarih boyunca hiç diz çökmedik bundan sonra da çökmeyeceğiz, size dert olan da budur! Ağzınızdan hiçbir zaman kardeşlik, dostluk, eşitlik namına tek bir şey duymadığımız gibi her an her dakika ağzınızdan kan, katliam,  gözyaşını eksik etmiyorsunuz. Bizler Seyit Rıza’nın torunları ve yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz; tarih boyunca zulme, beylere, paşalara, ağalara boyun eğmeyen ilk direnişten bu yana direnmeye, mücadele etmeye ve başta yaşadığımız coğrafya dahil olmak üzere tüm dünyanın sınıfsız, sömürüsüz, eşit olacağı ana kadar elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Şunu bilin ki bugünden yarına kalan direnen Spartaküslerin, Kawaların, Alişerlerin, Seyit Rızaların yoldaşları sayılmaz parmak ile bitmez kırılmak ile” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri: Dersim kültürel soykırımla karşı karşıya!

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri: Dersim kültürel soykırımla karşı karşıya!

    PİRHA-Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri, Dersim’de Kürt Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarına dikkat çekmek amacıyla açıklama yaptı. İnisiyatif bileşenlerinin açıklamasında “Öteden beri ağır bir kuşatma altında tutulan Dersim coğrafyası ve toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar çok katmanlı kültürel kırım politikalarıyla karşı karşıyadır” vurgusu öne çıktı.

    Dersim merkezli sivil toplum örgütleri, devlet tarafından yürütülen asimilasyon politikalarının artış gösterdiğini belirterek dayanışma çağrısı yaptı.

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri, Dersim halkının hiç olmadığı kadar kültürel soykırımla karşı karşıya bırakıldığını vurguladı.

    “DERSİM, AĞIR BİR KUŞATMA ALTINDA!”

    Yazılı yapılan açıklamada, AKP-MHP hükümetinin asimilasyon politikalarına değinilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Kendine özgü sosyo-kültürel özelliklerinden ötürü, öteden beri ağır bir kuşatma altında tutulan Dersim coğrafyası ve toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar çok katmanlı kültürel kırım politikalarıyla karşı karşıyadır. Uzun erimli bu politikalar gerek zorla gerek yaşam alanlarının daraltılması sonucu yoğun göçe sebebiyet vermiştir. Böylece günümüzde Dersim toplumu dört bir yana dağılmış; insansızlaştırılan coğrafyada kültürel kimliğin can damarları kesilerek, kendisini farklılığıyla yaşatma ve geleceğe taşıma problemi ile karşı karşıya bırakılmıştır. Topraklarından kopma sonucu kuşaklar arası aktarım büyük oranda kesintiye uğramıştır. Alevi inancının omurgasını oluşturan ocak-talip-rayber-pir-mürşit ilişkisi, geri döndürülemeyecek şekilde tahrip olmuştur. Kutsal mekanlar mana kaybına uğramış, toplumsal hafızanın taşıyıcısı söylenceler başkalaştırılmıştır. Alevi inancında kutsal görülen doğa, maden ve baraj şirketlerinin yağma alanına dönüştürülmüştür.

    Yüz yılı aşkın süredir yapılmak istenenler, en açık biçimde 1933 tarihli Jandarma Umum Komutanlığı raporunda, “Yavuz’un gazabı olmasaydı bugün güzel Anadolu’muzda bir tek Sünni’ye tesadüf etmezdik. Eğer Yavuz’un gazabı Dersim’in yalçın dağları içine girebilmiş olsaydı, herhalde Dersim’i, bugün maddi ve manevi başka bir yol üzerinde görürdük,” şeklinde dile getirilmiştir. Yavuz’un gazabından arzu edilen, Sünni Hanefi ve Türkleşmiş Dersim’dir.

    İşte, cumhuriyetin toplumsal mühendislik politikalarıyla desteklenen bu stratejik plan, “Türkiye’nin yeni yüzyılı,” olarak nitelendirilen bu yüzyılda, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, AKP/MHP iktidarınca, nihayete ulaştırılmak istenmektedir.

    “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir,” diyerek “ötekini” kendince hizaya sokmayı buyuran Erbaş, Birleşmiş Milletler sözleşme ve bildirgelerini hiçe saymış, asimilasyonist politikaları derinleştireceklerini açıkça ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler (BM) Yerli Halklar Bildirgesi, “Halkların kendilerini farklı addedebileceklerini ve onlara bu özellikleriyle saygı gösterileceğini, teyid eder. İnsanlığın ortak mirasını teşkil eden medeniyet ve kültürel zenginliğe tüm halkların katkı yaptığını bildirir.

    BM’nin bu ilkesel yaklaşımına karşın, Erbaş, bir Alevi şehrinde salt camileri medenileşmenin merkezine koyarak, fetihçi bir tutum sergilemiştir. Bu kültür fetihçi akla göre “medenileştirilmesi” gereken, Dersim toplumu ve inancıdır. Konuşmanın bütününden çıkarılacak olan da budur.

    “12 EYLÜL CUNTASI GÜNCELLENEREK SÜRMEKTEDİR”

    Bu kolonyalist ve kültür fetihçi söylemin ne anlama geldiğini, Dersim toplumu, “medenileştirme harekatı” olarak lanse edilen 1938 soykırımıyla deneyimlemiştir. Çok açıktır ki, Erbaş’ın sözleri ile dile getirilen, inancın ve kültürün “medenileştirilmesidir.” Ayrıca şehrin genelinde cami sayısının 117 olduğunu ve ekseriyetinin, 12 Eylül cuntasınca özel görevlendirilen General Vali Kenan Güven zamanında yapıldığı bilinmektedir. Kenan Güven’in bir diğer icraatı da binlerce Dersim’li çocuğu ailelerinin rızası hilafına, yatılı imam hatip okullarına göndermek olmuştu. İşte, 12 Eylül cuntasının bu politikası ve ruhu güncellenerek sürdürülmektedir.

    Önemle belirtmek isteriz ki, bu aşamada kurucu devlet aklının icracılarına, mevcut politikalarından vazgeçme çağrısı yapmanın bir karşılığı olmayacaktır. Bu akıl, İttihat Terakki’den bu yana varlığını, ötekinin yokluğu üzerine kurmuş olup, bu politikayı sürdürmede ısrarlı ve kararlıdır. Yapılması gereken bu politikalardan mağdur olan tüm toplumsal kesimlerin ortak hareket tarzını yaratabilmek, böylece kuşatmayı kırabilmektir. Bu kapsamda en başta tüm Dersimlileri, farklılıklarını koruyarak, Dersim’i savunma ortak paydasında bir araya gelmeye çağırıyoruz. Gün kendi aramızdaki farklılıklara odaklanma ve ayrılıkları derinleştirme günü değil, birlikte hareket etme günüdür.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tarihçi Hür: Dersim Katliamı’nda bütün aktörler paydaştır- VİDEO

    Tarihçi Hür: Dersim Katliamı’nda bütün aktörler paydaştır- VİDEO

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın yıldönümünde İzmir’de yapılan panelde konuşan Tarihçi-Yazar Ayşe Hür, sistemin bütün aktörlerinin bu katliamda paydaş olduğunu söyledi.

    İzmir Dersim Dernekleri Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ve ABF İzmir Bileşenleri, Dersim Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin Çiğli Belediyesi Konferans Salonu’nda panel düzenledi.

    Tarihçi Yazar Ayşe Hür katıldığı panelin moderatörlüğünü ise İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Hasan Ali Kılıç yaptı.

    Panel öncesinde hak ve hakikat mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Panelin açılış konuşmasını yapan İzmir Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Hasan Ali Kılıç, Dersim özelinde tüm katliamların İttihat ve Terakki kadrolarının yüzyıllık soykırım planlarının bir parçası olduğunu söyleyerek, “1937’de Bakanlar Kurulu kararı ile alınan katliam kararını biz Dersimliler bugünü ‘kara gün’ olarak anıyoruz. Soykırıma dair politikalar ve uygulamalar yüzyıla yayılan bir politikanın devamı olarak sürdü. İttihat ve Terakki’nin kadroları bu planı adım adım yerine getirdi. 1921 Anayasası Kürtler için kısmi haklar varetse de sonrasında ise bir soykırım cenderesini beraberinde getirdi” dedi.

    ‘DERSİMLİ ŞAKİLER’ TANIMI

    Ardından konuşan Tarihçi Yazar Ayşe Hür ise Dersimlilere yönelik ‘eşkiya, şaki’ tanımına vurgu yaparak, “Dersim coğrafyası çok geniş bir alan. Yaşananların hepsi bu geniş coğrafyada yaşandı. ‘Dersimliler şakidir, eskiyadir’ tanımını o dönemin Cumhuriyet kadroları da almıştır. O dönemde eşkıyalığın olmadığı hiçbir yer yoktur. Buna hiçbir zaman Ordu, Samsun eşkiyası demiyoruz. Ama Dersimli için bir devlet tanımı olmuştur” diye belirtti.

    ULUS-DEVLET VE KÜRTLERİN STATÜSÜZLÜĞÜ

    Hür, ulus-devlet ideolojisi ile kurulan Cumhuriyet’in statüsüz olan Kürtleri hedef aldığıni ifade ederek “Yeni kurulan devletin tanımı ‘ulus olmalı’ diye belirtiyor Mustafa Kemal. Dini bir çimento olarak Diyanet tarifli bir inanç tanımı getiriyor. Mustafa Kemal milliyetçi ideolojisini güçlendirmek, dini ideolojiyi zayıflatmak istiyor. Kızılbaş inancını laikliğe payanda olacak şekilde muhafaza etmesi gerekirken, tehlike diye tanımlayıp ezmek istiyor. Cumhuriyet ideolojisi herkese ‘Ne mutlu Türküm’ demeyi nazikçe yapmamıştır. Buna en çok direnen Kürtler oldu. Belki ulus olamadılar ama milliyetleşmeye gerek duymayarak yaşamayı başarabilen bir ideolojik yerdeler. Kürtlerin statüsüzlüğü kendileri için çokça acıyı birlikte getirmiştir” dedi.

    “MUSTAFA KEMAL HAREKATI YÖNETTİ”

    Sabiha Gökçen’in de bu meselenin aktörü olduğunu söyleyen Hür, şöyle devam etti: “Ama ilk sorumlu aktörleri görmek istemeyiz. Gariban bir Ermeni yetimine kin kusuyorlar. Türklük sözleşmesi tarafları böyle bir birine düşürür ama kendisini geri çeker. Bu aktörlerin ismini farklı yerlerde görmekten rahatsız olmayız. Toplumda en masum görünen ise Mustafa Kemal’dir. Aksine öldüğüne güne kadar harekatı takip eden, kontrol eden ve kararların altında imzası olan kişidir. Sistemin bütün aktörleri bunun paydaşıdır.”

    Panel soru cevap ile son buldu

    Ersin Özgül/ İZMİR

  • DEDEF Kadın Meclisi yol haritasını belirledi; 4 Mayıs’ta Dersim’de anmaya çağrı

    DEDEF Kadın Meclisi yol haritasını belirledi; 4 Mayıs’ta Dersim’de anmaya çağrı

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Kadın Meclisi, İstanbul’da toplandı. Buluşmada önümüzdeki dönem çalışmalar ve planlamalara dair yol haritası belirlendi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi ilk buluşmasını farklı şehirlerden gelen kadınlarla İstanbul’da gerçekleştirdi. Buluşmada hak mücadelesinde Hakk’a yürüyenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu binasında gerçekleşen buluşmada, yaşamın her alanında hak ve eşitlik mücadelesini yürüten, alanlarda emeğinin hakkını isteyen, erkek egemen sisteme ve ekolojik yıkıma karşı kadın duruşundan ödün vermeyerek direnen, şarkısını söyleyen, sanatını icra eden; savaşa, yoksulluğa, erkek düzene ve karşı demokratik eylemleriyle meydan okuyan bütün kadınların mücadelesi selamlandı.

    Buluşmaya farklı illerden katılan kadınlar kadın meclisinin hedeflerine dair paylaşım ve öneride bulunarak, yol haritası belirlemesine katkı sundu. Her ay dönüşümlü olarak aylık toplantıların gerçekleştirilmesi kararı alınan buluşmada ayrıca 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın 87. yıl dönümünde Dersim’de yapılacak anmaya katılma çağrısı yapıldı.

    Ayrıca gelecek yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların Dersim’de bir araya geleceği kadın kurultayı örgütlenmesi kadın meclisinin planlamasına alındı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEDEF: Van halkının iradesini yok saymak açık faşizmdir, karar geri çekilmeli!

    DEDEF: Van halkının iradesini yok saymak açık faşizmdir, karar geri çekilmeli!

    PİRHA- Yerel seçim sonuçları ile Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının geri alınmasının ‘açık faşizm’ olduğunu belirten DEDEF, “Van Belediyesi Eş Başkanı Zeydan özgülündeki uygulamalar Van halkının iradesini yok saymaktır. Bu açık bir faşizmdir” dedi.

    Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının geri alınması ve mazbatanın AKP adayına verilmesine dair tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), tüm haksızlık ve antidemokratik uygulamalara karşı Van halkının iradesine sahip çıktığını ifade ederek, İl Seçim Kurulu ile Yüksek Seçim Kurulu’nu seçmen iradesini tanımaya ve hukuka uygun davranmaya çağırdı.

    “EŞ BAŞKANLIK GASP EDİLİYOR”

    ’31 Martta yapılan seçimde ortaya çıkan tablo Van halkının iradesidir’ başlığıyla yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “31 Mart Pazar Günü yapılan yerel seçimlerde yüzde 55 oy alan DEM Parti eş başkanlarından Abdullah Zeydan’ın belediye eş başkanlığı gasp ediliyor. Van İl Seçim Kurulu, Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olarak seçilen Abdullah Zeydan’ın yerine, büyük bir oy farkıyla ikinci sırada olan AKP adayını belediye başkanı olarak belirlemeye çalışıyor. Yüksek Seçim Kurulu tarafından adaylık şartlarını yerine getiren ve adaylığı kabul edilen Abdullah Zeydan hakkında, 2022 yılında mahkemece verilen memnu hakların iadesine ilişkin karara karşı iki yıl sonra, 29 Mart 2024 Cuma günü, mesai saatinin bitmesine beş dakika kala, Adalet Bakanlığı itiraz başvurusunda bulunmuş, önceki kararı veren mahkeme heyeti jet hızıyla itirazı kabul etmiştir.

    “BU AÇIK BİR FAŞİZMDİR”

    Mevcut burjuva siyasal düzen temsilcisi olan siyasal iktidar  kendisi  dışında olan her kesime büyük bir tahammülsüzlük göstermeye devam ediyor. Devamlı olarak Kürt halkının iradesiyle seçilen vekiller, belediye başkanları çeşitli bahanelerle bir biçimde görevden alınıyor tutuklanıyorlar. Oda yetiyormuş gibi belediyelere kayyumlar atanıyor ve bölge halkının iradesi yok sayılıyor. Van Belediyesi’ne direkt kayyum atanmasa da sistem kendi yasalarına dahi uymayarak Zeydan’ın belediye eş başkanlığını anti demokratik bir biçimde hiçe saymıştır. Bu açık bir faşizmdir.

    “VAN HALKININ İRADESİ KABUL EDİLMELİ”

    Zeydan özgülündeki  uygulamalar Van halkının iradesini yok saymaktır. Dışarıdan naylon ve taşıma seçmenlerin getirilip oy kullandırıldığı bu seçimde tüm haksızlıklara ve anti demokratik uygulamalara  rağmen kazanan bölge halkının iradesi olmuştur. Van halkının iradesi kabul edilmeli, haksız bir şekilde AKP adayına verilen mazbata kabul edilemezdir. Derhal geri çekilmelidir. Başta devlet yetkililerini ve İl Seçim Kurulu ile Yüksek Seçim Kurulu’nu seçmen iradesini tanımaya ve hukuka uygun davranmaya çağırıyoruz. Başta Dersimliler olmak üzere tüm  herkesi kayyumlara karşı birlik olmaya ve Van halkının haklı mücadelesinin yanında olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEDEF, 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını açıkladı- VİDEO

    DEDEF, 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını açıkladı- VİDEO

    PİRHA- DEDEF, 2-6 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin tanıtımını ve festival programını açıkladı. Dört gün sürecek festivalde, müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlik olduğu belirtildi. Tüm Dersimlileri ve Dersim dostları festivale davet edildi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) 3-6 Ağustos tarihleri arasında düzenleyecekleri Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını tanıttıkları bir basın açıklaması yaptı. Basın metnini DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Ulaş Yeğin okudu.

    Yeğin, “1999 yılında Dersim Dernekleri, siyasi partiler ve kurumlar, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri öncülüğünde Dersim Belediyesi’yle birlikte ‘’Bu Dünya Bize Atalarımızdan Miras Kalmadı; Biz Onu Çocuklarımızdan Ödünç Aldık” şiarıyla başlamış olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 21’ncisi bu yıl 2 Ağustos’ta Düzgün Baba İnanç ve Kültür etkinliği ile başlayıp, 3-6 Ağustos tarihleri arasında il merkezinde ve ilçelerde gerçekleştirilecektir. Uzun süreden beri yoğun emek harcayarak hazırlıklarını yapmış olduğumuz 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali programı tamamlanmış olup, oluşturulan program için ilgili makamlara gerekli bildirimlerde bulunulmuştur” dedi.

    “FESTİVAL KORKU ÇEMBERİNİ KIRDI”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 23 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını ise insansız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktığını belirten Yeğin, şunları kaydetti:

    “Festival; sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda ekmeği, tuzu ve birçok şeyi özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı ve bugünlere kadar taşındı. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; 23 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 23 yıldır; devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.”

    “MADENCİLİK YAĞMASINA KARŞI DOĞAYI VE YAŞAMI SAVUNUYORUZ”

    Açıklamada, ‘madencilik yağmasına karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz’ şiarı ile yola çıktıklarının altını çizen Yeğin, “Dört günlük süreye yayılan festival günleri programımız; müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle sizlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival programı hazırlık sürecinde bizim yanımızda olan, dilimize, kültürümüze, inancımıza katkı sunan sanatçı, aydın, yazar, akademisyen ve diğer sanat dallarından bize destek olan doğa ve sanatsever bütün dostlarımıza teşekkür ederiz. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Tüm Dersimlileri ve Dersim dostlarını 2-6 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne davet ediyoruz” dedi.

    “AKBELEN ONURUMUZDUR”

    DEDEF yönetim kurulu ve üyeleri, Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen ormanında iki gün önce başlatılmak istenen orman katliamına karşı direnen İkizköylü yurttaşlar ile dayanışma içinde olduklarını dile getirdi.

    DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen ise, Akbelen’deki doğa talanına karşı mücadele edeceklerini söyledi. Akbelen halkının yalnız olmadığını söyleyen Şen, “Kendi yaşam alanlarımızı koruma mücadelesi veriyoruz. Bugün Akbelen’de kendi koyduğu hukuk kurallarını tanımayan bir devlet organı ile karşı karşıyayız. Adeta halkın değil Limak ve benzeri şirketlerin koruma ordusu gibi davranıyorlar”dedi.

    Munzur Koruma Kurulu Yusuf Demirçivi ise emperyalist ve kapitalist sistemin Türkiye’de doğa ve canlılar için kıyım politikalarına karşı ekoloji mücadelesinin sahiplenmesi gerektiğini söyledi.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı-VİDEO

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi, yaptığı basın toplantısı ile 20-24 Temmuz’da gerçekleştirilecek  20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını kamuoyuna duyurdu. Festival boyunca müzik dinletileri, resim sergileri, paneller, konserler, basın açıklaması gerçekleştirilecek.

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 20-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi, Dersim Belediyesi’nde düzenlediği basın toplantısı ile festival programını açıkladı. Açıklamaya DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu da katıldı. Bu yılki ana temasının “Madencilik yağmasına karşı doğayı, talana karşı yaşamı, yasaklara karşı sanatı savunuyoruz” şiarıyla kamuoyuna duyurulan festival ilk gün Düzgün Baba anmasıyla başlayacak.

    HDP EŞ GENEL BAŞKANI PERVİN BULDAN DA KATILACAK

    21 Temmuz günü festival meşalesinin yakılmasıyla gerçekleşecek açılış programının ardından konuşmalar, halk oyunları, resim sergileri, müzik dinletisi ve panel düzenlenecek. “Geçmişten günümüze kadın mücadelesi; kazanımlar, perspektifler” başlığıyla yapılacak olan panele Havle Derneği’nden Rümeysa Çamdereli, Emek Partisi’nden Şükran Doğan, Yeni Demokrat Kadın’dan Elif Karakaya, Akademisyen Hülya Osmanağaoğlu ile aktivist Hacer Özdemir katılacak.

    21 Temmuz akşamı Şehir Stadyumundaki program ise Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın konuşmasıyla başlayacak. Ardından Dersim Belediyesi Çocuk Korosu, Ozan Serdar(Zülfü Engin), Revşan Çeliker Gürbüz, Grup Yorum, Grup İsyan Ateşi ile Grup Vardiya’nın konserleri ile sona erecek.

    22 TEMMUZ CUMA GÜNÜ PROGRAMI

    22 Temmuz Cuma günü ise Mesut Özcan’ın moderatörlüğünde “Ozanlarımızı Anıyoruz: Alaverdi, Gulızare, Sa Heyder, Sey Qaji, Sey Sılemanê Qurqurik, Sey Weliyê Kupıke, Sılo Qız, Wakıle, Wuşene Weliyê İmami, Zerifa” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Panelde Daimi Cengiz, Raber (İmam) Diler, Doğan Munzuroğlu, Seyfettin Elaldı, Zeynep Kılıç ve Sait Baksi konuşmacı olarak yer alacak. Aynı gün “Eşitlik, Özgürlük ve Demokrasi Ekseninde Siyasal Durum ve Görevlerimiz” başlığıyla yapılacak panelin katılımcıları ise SMF Temsilcisi Erdal Ataş, HDP Van Milletvekili Tayip Temel, Emek Partisi MYK Üyesi İskender Bayhan, Partizan Temsilcisi Ertan Çıta, Türkiye Komünist Hareketi Genel Başkanı Aysel Tekerek ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş olacak. Panelin moderatörlüğünü ise Dersim Baro Başkanı Avukat Kenan Çetin üstlenecek. Behzat Firik Kültür Merkezi Çocuk Korosu, Doğan Çelik, Hıdır Bakır, Şenol Akdağ, Musa Baki ve Ruken Yılmaz da aynı gün müzik dinletisi verecek.

    FESTİVALİN 3. GÜN PROGRAMI

    Festivalin 3. gününde de Ekber Kaya’nın moderatörlüğünde “Alevi İnancı Temelinde Eşit Yurttaşlık” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Panelde konuşmacı olarak Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ile araştırmacı-yazar Erdal Yıldırım yer alacak.

    Aynı gün Qemero Areyiz, Delil Xıdır, Helin Erenler, Hasan Doğan, Yeter Öztan, Aydın Yağan ve Sait Bakşi’nin katılımıyla “Ber be ber Kılamê Kırmanciye (Kuşaktan Kuşağa Kültürümüz)” başlıklı panel düzenlenecek. Panelin moderatörlüğün de Cemal Taş yürütecek. Ayrıca Emek ve Demokrasi Platformu Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek, burada yoksulluğa, yozlaşmaya, asimilasyona ve doğa katliamlarına karşı bir basın açıklaması yapacak.

    3. gün Maviş Güneşer,  Zeynep Kılıç, Ceren Aytaç, Sena Dersimi, Vardan Hovanissian ve Anadolu Quarted eşliğinde Mehtap Arslanargun’un müzik dinletisi, “Domane 38” isimli belgesel gösterimi ile sona erecek.

    FESTİVALİN SON GÜNÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK PROGRAMLAR

    Festivalin son gününde gerçekleştirilecek programlar ise şöyle:

    “İnsan Hakları, Demokrasi ve Hukuk” başlıklı panel. Moderatör: Av. Fatma Kalsen. Katılımcılar: Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren, Av. İlke Işık, Av. Gülizar Tuncer ve Av. Naim Eminoğlu.

    “Madencilik Yağmasına Karşı Dağları, Talana Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz” başlıklı panel. Moderatör Av. Özgür Ulaş Kaplan. Katılımcılar: Sedat Cezayirlioğlu, EMEP Çevre Büro Üyesi Özer Akdemir, Munzur Koruma Kurulu’ndan Hasan Şen, Polen Ekoloji’den Cemil Aksu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Agit Özdemir.

    Şehir Stadyumundaki son programda ise Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nu söz alacak. Ardından Dersim ve Fındıklı Belediyeleri Korolarının ortak dinletisi, Grup Gündoğarken, Haydar Bayar, Ayşe Tütüncü, Grup Munzur, Metin Kemal Kahraman ile Mikail Aslan konser verecek.

    PİRHA / DERSİM

  • DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    PİRHA-20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) konuya ilişkin bir açıklama yaparak, “Munzur Kültür ve Doğa Festivali devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul Taksim’deki bir otelde “Haydi Dersimliler, haydi Derdim dostları festivale” başlığıyla yaptığı açıklama ile 20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivaline çağrı yaptı. DEDEF’e bağlı Munzur Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen tarafından okunan açıklamada “Munzur Kültür ve Doğa Festivali bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır” denildi.

    “FESTİVAL, DEVLET BASKISINA KARŞI HALKIN ÇIĞLIĞI OLDU”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Munzur Kültür ve Doğa Festivali 22 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını insanız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktı. Festival; sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali; 22 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen Dayanışma Kurulu’nun devamı olan DEDEF’in, devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 22 yıldır; devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.

    “MÜCADELENİN KADİM TOPRAKLARINDA MUNZUR’UN COŞKUSUYLA BULUŞUYORUZ”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. 22 yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak sürdürdüğümüz festivalimiz dönem dönem çeşitli engellenmelerle karşılaşmasına rağmen Dersim halkının ve kurumlarının ortak iradesiyle halkımızın büyük buluşmasını sağlamış ve başarıyla günümüze taşımıştır. Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle bu yılda 20 temmuz 2022 tarihinde Düzgün baba anma etkinliği ile başlayıp, 21-22-23-24 Temmuz tarihlerinde Dersim Merkez ve ilçelerinde köylerinde gerçekleşecektir. Dünden bugüne festivallerimizde bizim yanımızda olan, dilimize, kültürümüze, inancımıza katkı sunan sanatçı, aydın, yazar, akademisyen ve diğer sanat dallarından bize destek olan doğa ve sanatsever bütün dostlarımıza da teşekkür ediyoruz.

    Haydi Dersimliler, Haydi Dersim Dostları, Festivale…. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce Dersimli ve Dersim dostunun büyük buluşması yaklaşıyor. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; insansızlaştırılmak, talan edilmek ve teslim alınmak istenen bir kentin varoluş mücadelesidir. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Halkının doğasız, Dersim doğasının insanız kaldığı, siyasi iktidarların ve sermayenin Dersim’e yönelik zalim uygulamalarına karşı çıkışıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasının adıdır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi ziyaretine tepki göstererek, “Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak, valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak, Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bir dizi ziyaret için 10 Haziran Cuma günü Dersim’e gitti. Munzur Üniversitesi yerleşkesinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Camii’nin açılışını gerçekleştiren Erbaş, daha sonra Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti.

    Erbaş’ın ziyaretine dönük tepkiler sürerken, Dersim Dernekleri Federasyonu’na bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen de konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “TUNCELİ CEMEVİ, DERSİM’İ KENDİ KÖKÜNDEN KOPARMAYA ÇALIŞIYOR”

    “Herkes Diyanet İşleri Başkanı’nın geçen hafta Dersim’e yaptığı ziyareti konuşuyor” diyen Şen, Ali Erbaş’ın Dersim’e dört yıl önce de gittiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Erbaş daha önce Dersim’e gelmişti ve Dersim Cemevi’nde yaptığı toplantıda söylediği bir söz vardır. Dersim Aleviliğinin dönüştürülmesi, farklılaştırılması gerektiğini söylemişti. Aslında o günden bugünlerin işaretini vermişlerdi. Asimilasyon politikalarına karşı o gün bir mücadele başlatılmıştı. Fakat çok fazla sesimizi duyuramamıştık. Erbaş’ın dört yıl önceki ziyaretinden sonra Munzur Üniversitesi adeta tarikatların ve cemaatlerin merkezi haline geldi. Rektör eliyle Dersim’de hiç tabanı, hiçbir örgütlenmesi olmayan sadece oradaki memurlar tarafından açılan vakıflar ve cemaatlerin evleri oluşmaya başladı. Bu da yapılmak istenen bu asimilasyon politikalarıydı.

    Esasında daha sonrasında Munzur Gözeleri’nin peyzaj düzenlemesi, Halvori Gözeleri’nin turizme açılma çabaları. Ayrıca Fırat Kalkınma Ajansı’yla birçok ziyaretlerde Düzgün Baba’da, Sarı Saltık’ta, birçok yerde yapılmak istenen dönüşüm, Dersim’in tarihsel köklerinden, inancından koparılma harekatıydı. Ali Erbaş’ın son ziyareti de bunu gün yüzüne çıkarttı. Aslında devletin resmi eliyle ve tek tipleşme sürecinin devamı olarak görüyoruz. Dersimlilerin büyük çoğunluğu bu asimilasyon politikalarına karşılar ve her gün seslerini yükseltmektedirler. Ancak Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor.”

    “DERSİM’İ HENÜZ TEK TİPLEŞTİREMEDİKLERİNİN FARKINDALAR”

    Dersimlilerin asimilasyon girişimlerine karşı direnç gösterdiğini kaydeden Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu konuda bütün Dersimlilere sorumluluklar düşüyor. Şöyle ki, bundan 25 yıl önce Fettullah Gülen cemaat örgütlenmesi yapmak istemişti. O dönem de benzer yöntemlerle gelmişlerdi. Yani 500 tane kurban göndererek kurban bayramında kesilmesini istemişlerdi. Dersimliler bunu reddettiler. Dersimliler bugün de aslında kendilerine dayatılan bu asimilasyon tektipleştirme, sünnileştirme, şiileştirme projelerine karşı bir direnç gösterecektir. Kendi köklerine sarılacaklardır. Kimsenin bundan bir kuşkusu olmasın. Burada bu asimilasyona karşı direnç gösterenleri terörist ilan edilmesi, başka yaftalamalara alınması Dersim halkının da yüreğinde derin yaralar bırakmıştır. Çıksınlar Dersim merkeze sorsunlar bakalım kaç tanesi bu politikalara “evet” diyecek. Kesinlikle hiçbir ilinde hiçbir ilçesinde, hiçbir köyünde bu asimilasyon politikalarına “evet” diyecek hiç kimse yok. Onun için eş zamanlı saldırıyorlar. Esasında bu köylerin bombalanması, yasaklanması, maden şirketlerinin önünün açılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın buraya gelmesi; kendi dillerinde ve inançlarında deyiş söyleyen birçok Dersimli sanatçının konserlerinin yasaklanması, Dersim Dernekleri Federasyonu’nun 32 yıldır İstanbul’da ve Anadolu’nun farklı illerinde yaptığı pikniklerin yasaklanması politikalarını bir bütün olarak görüyoruz. Yani henüz Dersim’i ehlîleştiremediklerini, tek tipleştiremediklerinin farkındalar. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar. Direnç merkezi olacaklardır. Bu direnç merkezi de buradan çıkıp ülkemizin diğer bölgelerine yayılacaktır diye düşünüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği: Pikniğin yasaklanması kabul edilemez

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği: Pikniğin yasaklanması kabul edilemez

    PİRHA-DEDEF’in İstanbul’da düzenleyeceği pikniğin valilikçe yasaklanmasının kabul edilemeyeceğini belirten İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, yasaklanmak istenilenin Dersim halkının kendisi olduğuna işaret etti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından gerçekleştirilmesi planlanan ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmış, DEDEF konuya ilişkin bir açıklama yayımlayarak piknik alanı önünde basın açıklaması ile yasağı protesto etmişti.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, yasaklama kararına tepki göstererek Dersim Dernekleri Federasyonu ile dayanışmaya çağırdı.

    Açıklamada, metropollere göç eden Dersimlilerin tıpkı Dersim’de yaşayanlar gibi güvenlik gerekçeleri ile şehir merkezlerine hapsedilmek istendiğinin altı çizilerek, yasakçı zihniyete karşı itirazların yükseltilmesi çağrısında bulunuldu.

    “YASAK KABUL EDİLEMEZ, DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin açıklaması şöyle:

    “Dersim Dernekleri Federasyonu’nun bu yıl 32’ncisini düzenleyeceği dostluk pikniğinin İstanbul Valiliği tarafından sudan sebeplerle yasaklanması kabul edilemezdir. Osmanlı’dan günümüze Dersim üzerinde asimilasyon ve yok etme politikası devem etmektedir. 1937-38 Dersin Soykırımı yetmezcesine, binlerce insanımız  ailelerinden parçalanarak dilini, kültürünü bilmediği yerlere sürgün edilmiştir. Çocuk yaşta kızlarımız ailelerinden koparılarak yabancılara evlatlık olarak verilmiştir. Halkımıza bunu reva görenler yok etme politikasını sürdürmekte ısrarcı olmuştur. 1980 yılında Dersim’e atanan Vali Kenan Güven köylerimize camiler yaptırarak, yurtta okuyan çocuklarımızın bir kısmını ailelerden alıp imam hatiplere göndererek asimilasyona devam etmiştir. 1994 yılında yeni bir 38 tekrar topraklarımızda başlatılmış, köylerimiz yakılmış, insanlarımız faili meçhullerle katledilmiş ve yeniden batı ilerine sürgün edilmiştir. Topraklarımız insansızlaştırılmıştır.

    Soykırım ve asimilasyon bununla da kalmamış cemaat örgütlenmeleri, orman yangınları, barajlar ve maden projeleriyle devam edilmiştir. Kalekollar ile adeta Dersim baskı altındadır. Her yıl güvenlik gerekçesi ile ilan edilen güvenlik yasaklarla Dersim halkı şehir merkezlerine hapsedilmek istenmektedir. Bu da yetmiyormuş gibi batıda yaşayan halkımızı da şehir merkezlerine hapsedilmek istenmektedir. İstanbul pikniğinin yasaklanması bunun açıkça görünen yüzüdür. Dersim Dernekleri Federasyonu’na yönelik piknik yasağının bizler tarafından kabul edilir bir yani yoktur.  Buradan bütün Dersim halkımıza, demokratik kamuoyuna ve Dersim dostlarına çağrınızdır; bu yasakçı zihniyete itiraz etmeye ve federasyonumuzun yanında durmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

  • DEDEF: Pikniğe 24 saat kala yasak ilan edildi

    DEDEF: Pikniğe 24 saat kala yasak ilan edildi

    PİRHA-İstanbul Valiliği tarafından ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’nin yasaklanmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan DEDEF, karara tepki gösterirken, piknik alanı önünde basın açıklaması yapacağını duyurdu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından yarın gerçekleştirilmesi planlanan ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. DEDEF konuya ilişkin bir açıklama yayımlarken, piknik alanı önünde basın açıklaması yapacağını duyurdu.

    “PİKNİĞE 24 SAAT KALA YASAK İLAN EDİLDİ”

    DEDEF tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “32 yıldır geleneksel olarak yapılan Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniğimiz , bu yıl 22 Mayıs 2022 Pazar günü İstanbul Aydos Ormanı’nda gerçekleşecekti. Son gün İstanbul Valiliği tarafından pikniğe 24 saat kala yasak ilan edildi. 32 yıldır bu ve benzeri etkinliklere böylesi bir gerekçe yaratılmamıştır. 32 yıldır yapılan hiç bir piknikte herhangi bir sorun yaşanmamıştır. AKP’nin son yıllarda bu yasaklamaları ileri demokrasilerinin safsatasının üründür.

    Her şeyden önce bu kararın son güne kadar bekletilerek, yapılan onca hazırlık yok sayılarak üyelerimizin pandemi nedeniyle bir araya gelme arzusu ve en önemlisi ekonomik olarak çok ağır bir yük altına girmemiz sağlandıktan sonra bildirilmesi, yapılan işlemin her türden iyi niyetten uzak olduğunu göstermektedir.

    “YASAKLAMA BARIŞÇIL TOPLANTI HAKKIMIZA SINIRLAMADIR”

    Öne sürülen gerekçe ise birlik ve dayanışma pikniğimizin güvenliğini alamamalarıdır. Yaşanabilecek olumsuzluklara karşı önlem almak, güvenlik içinde piknik yapmamızı sağlamakla yükümlü olanların, bu gerekçelendirmeyi demokratik hakkımızın yasaklanmasının gerekçesi yapmaları, temel hukuk normlarının ihlalidir.

    Kısacası tarafımıza iletilen yasaklama gerekçesi her açıdan hukuki meşruiyetten, demokratik bir toplum ölçüsünde başvurulabilecek gereklilik ve ölçülülük gerekçelerinden bütünüyle yoksundur.

    Kaldı ki toplanma hakkının, eğlenme hakkının, birlik ve dayanışma hakkının sınırlandırılması, Anayasa’nın 13. Maddesi gereğince “anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve ölçülülük ilkesine” aykırı olamaz. Oysa pikniğimizin yasaklanması, bu barışçıl toplantı hakkımıza, demokratik toplum düzeninin ölçüsüz bir sınırlamadır.

    “YASAKÇI DAVRANIŞLAR İÇİN ARTIK ‘YETER’ DİYORUZ!”

    Çünkü demokratik devlet olmanın birinci koşulu halkın beklenti ve temel haklarını güvence altına almak, ona yasakçı, boyun eğdirici bir zihniyetle yaklaşmamaktır. Oysa bu yasaklama kararıyla mülki amirlik, bir kez daha Dersim halkının inancına, anadiline, doğasına saygı talebini, bunu dillendirme hakkını yasaklamış olmaktadır.

    Kendimizi ifade etme hakkımızın 30’lu ve 94’lü yıllardan farksız bir şekilde yasaklanmaya devam edilmesinin bizlere karşı hukuksuz bir kötü niyet göstergesi olduğunu kamuoyuna ilan ediyor ve kınıyoruz. Bize reva görülen bu yasakçı, asimilatör, hak tanımaz davranışlar için artık yeter diyoruz!

    Not: Pikniğimizi en yakın zamanda gerçekleştireceğimizi. Elinde davetiye olan dostlarımızın bu davetiyeleri saklamalarını ve piknikte kullanmalarını istiyoruz. Yarın saat 09.00′ da piknik yerinde 6. kapı girişinde, basın açıklaması yapıp, yasakçı zihniyeti kınayacağız. Bize güç vermek isteyen tüm Dersimli ve Dersimli dostlarını bekleriz.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >DEDEF’in pikniği ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasaklandı

  • DEDEF ile Otlubahçe Köyü Derneği: Çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız!

    DEDEF ile Otlubahçe Köyü Derneği: Çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız!

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Otlubahçe Köyü’ne yönelik maden şirketlerinin talan girişimine karşı DEDEF ile Otlubahçe Köyü Derneği, 4 Mayıs Çarşamba günü saat 12.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelecek. İki kurum yaptığı açıklamada “Otlubahçe köylüleri ve Dersim halkı madenlere ‘hayır’ diyor. Bölgemizde tüm çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız” dedi.

    Maden şirketlerinin, 1994 yılında boşaltılan ve yasaklanan Dersim’in Ovacık ilçesinin Otlubahçe Köyü’ne yönelik talan girişimine karşı Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ile Otlubahçe Köyü Derneği alanlara çıkacak. İki kurum yaptığı açıklama ile “Otlubahçe köylüleri ve Dersim halkı madenlere ‘hayır’ diyor. Bölgemizde tüm çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız” diyerek 4 Mayıs Çarşamba günü saat 12.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geleceğini duyurdu.

    PİRHA / DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘Maden şirketi köyümüzde yasadışı çalışıyor’-VİDEO

  • DEDEF, ADEF ile DAM, Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri Kadıköy’de anacak

    DEDEF, ADEF ile DAM, Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri Kadıköy’de anacak

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim Katliamı’nın 85. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri İstanbul Kadıköy’de anacak. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), “Hiçbir şeyi unutmadık. Hiçbir şeyi affetmedik” başlığıyla yaptıkları duyuru ile Dersim Tertelesi’nin 85. yıl dönümünde İstanbul Kadıköy’de bir araya geleceklerini kaydetti.

    Üç kurum 4 Mayıs 2022 Çarşamba günü saat 19.37’de Kadıköy Rıhtım alanında buluşarak, katliamda hayatını kaybedenleri anacak.

    Çağrı metni şu şekilde:

    “DERSİMLİLER VE DOSTLARI OLARAK KADIKÖY’DE BULUŞUYORUZ”

    “4 Mayıs 1937 tarihinde toplanan T.C. Bakanlar Kurulu bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesine karar vermişti. Biz Dersimlilerin Roca Şaê – Kara Gün dediği o günden sonra halkımıza karşı kitlesel kırım yapıldı. 4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla, halkımıza karşı büyük bir insanlık suçu işlendi.

    Bizler 4 Mayıs Dersim 38 Tertelesi gününde; soykırımda yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir araya geliyoruz. Bu amaç ile coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını ve yaşatılmasını görünür kılmak istiyoruz.

    Ayrıca 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2022 Çarşamba günü, Saat 19.38’de, Dersimliler ve Dersim dostları olarak Kadıköy Rıhtım’da buluşuyoruz.

    Anmaya katılamayan dostlarımızı da aynı saatte, evlerinde mum / çıra yakmaya, sosyal medyada açacağımız #dersimrocasae hashtagına destek vermeye davet ediyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • DEDEF: Küllenmiş yaraları kaşıyıp kanatmanın kimseye yarar sağlamayacağını düşünüyoruz

    DEDEF: Küllenmiş yaraları kaşıyıp kanatmanın kimseye yarar sağlamayacağını düşünüyoruz

    PİRHA-Hozat Ağzunik Köyü kadınları tarafından 5 Mart günü DEDEF önünde yapılan basın açıklamasıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan DEDEF, küllenmiş ve kabuk bağlamış yaraları kaşıyıp kanatmanın kimseye bir yarar sağlamayacağını belirterek, tarafları sükunete davet etti.  

    Hozat’ın Ağzunik köyünde yaşayan insanların fotoğraflarının hakaret içerikli mesajlar ile sosyal medyada paylaşılmasına ilişkin 5 Mart’ta Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) önünde basın açıklaması gerçekleştirilmesi üzerine DEDEF ile Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği yazılı bir açıklama yayımladı.

    İstanbul Yenikapı’da düzenlenen ‘Dersim Tanıtım Günleri’ etkinliği ile birlikte başlayan tartışmaların devam ettiğini belirten DEDEF açıklamasında “Küllenmiş ve kabuk bağlamış yaraları ve tarihsel bir dizi çelişkileri kaşıyıp kanatmanın kimseye bir yarar sağlamayacağını, buradan tüm taraflara seslenerek bir araya gelmelerini, barış ve kardeşliği inşa ederek uzlaşıyı ilgililerle yürütmelerini önerir, tarafları sükûnete davet ederek bu meselenin daha fazla sürdürülmesini doğru bulmadığımızın bilinmesini isteriz” ifadelerine yer verdi.

    “TARTIŞMALARIN DEDEF ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLMESİNİ ANLAMIŞ DEĞİLİZ”

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “Yenikapı etkinliğimizden hemen sonra sosyal medya üzerinden başlayan tartışmalar bir türlü dur durak bilmeden devam etmektedir. Yenikapı etkinliğine karşı yapılan eleştirilere ve yürütülen tartışmalara dair polemiğe girmeden basına ve kamuoyuna bir açıklama yaparak tutumumuzu paylaşıp kendi cephemizden konuyu kapatmıştık.

    Ancak üzerinden üç ay geçmesine rağmen, ısrarla tartışmaların DEDEF üzerinden yürütülmesini anlamış değiliz. Son olarak 5 Mart 2022 tarihinde Genel Merkezimiz önünde “Hozat Ağzunik Köyü Kadınları” olarak yapılan açıklama ile süreç yeni bir boyuta taşınmak istenmiştir. Bu konuya ilişkin yaklaşımımızı ve düşüncelerimizi özet olarak kamuoyu ile paylaşıyoruz. Öncelikle bu tartışmanın başlatılması ve çıkış noktasının Ağzunik Köyü kadınlarının yaptıkları açıklamada da belirttikleri gibi Yenikapı etkinlilerinden sonra bir kadın yazarın, sosyal medya üzerinden “karalama, hakaret ve iftira attığı” iddia edilerek yapılan paylaşımlar ile ilgili olduğunu ve yine başka bir yazarın da “teyide muhtaçtır” dediği yazısından dolayı DEDEF’i sorumlu kılarak, bizleri suçlamalarıdır.

    “KADIN YAZARIN SÖYLEDİKLERİNİ ASLA ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Öncelikle ilgili kadın yazarın yazdığı ve söylediklerini asla doğru bulmadığımızı ve kabul etmediğimizi kamuoyunun kesin olarak bilmesini istiyoruz. Bu fikrimizi mağdur olan aile ile de paylaşmamıza rağmen, ısrarla DEDEF’te açıklama yapmak istemelerini doğru bulmadığımızı, ancak yapılacaksa da doğru adresin İHD olduğunu söyledik. Bizim bu açıklamalarımızdan sonra bileşenimiz olan Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği aranarak dernekte basın açıklaması talebi iletilmiştir. Hozat derneği de durumu değerlendirerek, daha sonra arayan ilgili arkadaşlara önce görüşüp konuşmak istediklerini, taleplerini ve iddialarını dinlemek istediklerini belirtmişlerdir.

    Bu talep arayan farklı üç kişi tarafından önce kabul edilmesine rağmen her seferinde yarım saat veya bir-iki saat arayla vazgeçilmiştir. Devam eden görüşmelerde platform adına arayan ilgili arkadaşlar dayatmacı bir yaklaşım sergilemiş, basın açıklamasına izin verilmediği taktirde dernek olarak teşhir edileceğini belirtmiş ve ancak basın açıklamasını yaptıktan sonra dernek yetkilileri ile oturup konuşacaklarını ifade etmişlerdir. Bu koşullarda kendilerine basın açıklamasını dernekte yapmalarının kabul edilmeyeceği belirtilerek görüşmeler sonlandırılmıştır.

    “SORUNLARI DERİNLEŞTİREN TARAFTA DEĞİLİZ”

    Bu gelişmelerden sonra bütün çabalarımıza ve açıklamalaramıza rağmen, Ağzunikli kadınlar bizleri hiçbir şekilde dikkate almayarak ve haber vermeden gelip açıklamalarını DEDEF Genel Merkezi önünde yapmışlardır. Yapılan açıklamadan sonra tüm taraflarla yapmış olduğumuz görüşmelerden sonra varmış olduğumuz sonuç şu şekildedir:

    Kendilerine “karalama ve hakaret” ettiği iddia edilen kadın yazar ile hakarete maruz kalan aile birbirleriyle akraba oldukları, kadın yazarın yaşlı annesi ve ailesi, diğer aileden, kızının söylediklerinden dolayı özür diledikleri ve hakarete maruz kalan aile de özürlerini kabul ettiğini söyleyerek iki taraf olarak bunu teyit ve kabul ettiler. Tartışmaların asıl hedefi olan diğer yazar da, yine mağdur aileyi arayarak “teyide muhtaçtır” denilen yazının bu bölümünü kaldırmış, hem de aileden özür dilemiştir. Kısaca durum böyleyken, ilgimizin ve alakamızın olmadığı halde, ısrarla DEDEF’in hedefe koyularak yürütülen tartışmaları ve DEDEF önünde yapılan açıklamayı anlamış değiliz.

    DEDEF’in programındaki amacı, coğrafyamızda yaşanan hak ihlalleri, tarihimiz, dilimiz, kültürümüz, inancımız, asimilasyon ve ekolojik olarak yapılmak istenen tahribatlara, yıkıma ve bir bütün saldırılara karşı ortak mücadele ve duruş göstermekle birlikte, Dersim halkı arasındaki sosyal, kültürel ve dayanışma bilinci ve bağlarını kuvvetlendirmektir. Bizim kişiler, aileler, gruplar, kitleler arasında yaşanan çelişkileri ve sorunları demokratik bir perspektif ve halkın birliğini merkeze koyan bir yaklaşımla çözmek için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bizler, hiçbir kişi, aile, grup ve çevre arasındaki çelişkileri ve sorunları derinleştiren tarafta olmadığımızı, bundan sonra da olmayacağımızı net olarak ifade etmek isteriz.

    “TARAFLARI SÜKÛNETE DAVET EDİYORUZ”

    Ülkemizde ve Dersim’de demokratik, adil ve özgür bir yaşam mücadelesi sürdürmek ve bunu ilerletmek içinde gücümüz oranında katkı sunacağımızın bilinmesini isteriz. Bizler, çelişkileri kışkırtan değil, çözen, çelişkileri derinleştiren değil, gideren, halk arasında kavgayı değil, barışı sağlayan tarafta olacağımızı kamuoyunun bilmesini isteriz. Bu anlayışımızdan kaynaklı bahsi geçen konuların, hiçbir şekilde kurumumuz ile alakasının olmadığı gibi, bizim çözeceğimiz bir mesele de olmadığını, konunun çözümünün yanlış yerde arandığını, kişilerin söylediklerinin kendilerini bağladığını, sırf bir etkinliğimize katılmış diye, söz konusu kişinin/kişilerin, söylediklerinden dolayı DEDEF ve bileşenlerimizin sorumlu olamayacağını ve bizi bağlamayacağını, asıl ilgili muhatap yerlerle görüşülmesinin daha doğru ve çözüm odaklı olacağını özellikle aileye ve taraflara bir kez daha belirtmek isteriz.

    Yine yaşanan sorunlar, çelişkiler ve tartışmalar bağlamında siyaseten temsiliyeti ve sorumluluğu bulunan kişilerin daha hassas ve halka karşı olan sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri gerektiği bizim de, Dersim halkının da beklentisidir.

    Sonuç olarak, küllenmiş ve kabuk bağlamış yaraları ve tarihsel bir dizi çelişkileri kaşıyıp kanatmanın kimseye bir yarar sağlamayacağını düşünerek, buradan tüm taraflara seslenerek bir araya gelmelerini, barış ve kardeşliği inşa ederek, uzlaşıyı ilgililerle yürütmelerini önerir, tarafları sükûnete davet ederek bu meselenin daha fazla sürdürülmesini doğru bulmadığımızın bilinmesini isteriz.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Dersim Hozatlı kadınlar sosyal medyadaki cinsiyetçi paylaşımları protesto etti

  • Dersim Hozatlı kadınlar sosyal medyadaki cinsiyetçi paylaşımları protesto etti

    Dersim Hozatlı kadınlar sosyal medyadaki cinsiyetçi paylaşımları protesto etti

    PİRHA-Geçtiğimiz Aralık ayının ortasında, Ağzunik köylülerinin fotoğraflarını sosyal medyada yayınlayarak küfür ve hakaret eden paylaşımlar yapılmıştı. Konuya ilişkin dernek ve yapılardan karşılık alamayan kadınlar Dersim Dernekler Federasyonu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.  Dersim’in Hozat ilçesi Ağzunik köylüsü kadınlar “Söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var. Dewr dewre azadia ceniano! Dem dema azadiya jinané” dedi. 

     

    Geçtiğimiz Aralık ayının ortasında, ‘Ağaç Dalı’ isimli troll hesap Ağzunik köylülerinin fotoğraflarını sosyal medyada yayınlayarak küfür ve hakaret içeren paylaşımlar yapmıştı. Konuya ilişkin dernek ve yapılardan karşılık alamayan kadınlar Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını, Serpil Muratkan okudu. Muratkan, “Bahar Nare Kızıl ve bu şahısla hareket eden troll hesaplar (Ağaç Dalı) köylülerimizin fotoğraflarını sosyal medyada yayınlayarak küfür ve hakaret ederek ahlaksızca çirkin saldırılarda, iftiralarda bulundular. Sosyal medya üzerinden köyümüzü, Avrupa’da yaşayan ailelerimizi ve biz kadınları hedef alarak iftira ve karalama kampanyası başlattılar. Siyasi hedef ve amaçlarını Dersim coğrafyasını, Dersim halkını, Dersim’in değerlerini korumak olarak ifade eden sözde yazarlar ve onların destekçileri, tıpkı sistemin yaptığı gibi bu karalama ve iftiralarına önce biz kadınların isimlerini kullanarak başladılar. Bu saldırılara sözde yazar Murat Kahraman (Savaş İnce) ve trolleri de kısa bir süre sonra ortak oldular” dedi.

    Muratkan, açıklamanın devamında, Murat Kahraman’ın, 29 Aralık 2021- 2 Ocak 2022 tarihleri arasında İstanbul Yenikapı’da Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından yapılan ‘’Tunceli Tanıtım Günleri’’ etkinliğinde açacağı stantta Bahar Nare Kızıl’ın da olacağını belirten bir paylaşım yaptığını söyleyerek, “Aynı Murat Kahraman ve trolleri DEDEF’in düzenlediği etkinlikte Tunceli Belediyesi logosunu taşıyan “Dersim’in Değerleri” afişine yönelik yapılan eleştiriler üzerine, etkinliğin bitmesinin hemen ardından sosyal medya hesaplarından çirkin saldırılarına devam etti” diyerek ismi geçen şahısların birbirlerinin paylaşımlarına kadınları hedef alan yorumlar yaptığını aktardı.

    “Saldırıların örgütlü ve tasarlanmış bir şekilde yapıldığını bir kez daha göstermiş oldular” diyen Muratkan, “Bu sözde aydınların Dersim sevgisinin temelinde; ezilen, kimliği, dili yok sayılan bu halka düşmanlık olduğunu biliyoruz. Gözlerini karartan bu düşmanlıktır ki bizi hedef alarak ailelerimizi, köyümüzü itibarsızlaştırmaya çalışmışlardır. Kendilerine Dersim’in değerlerini korumayı görev belirleyen bu sözde yazarlar ve trolleri 23 Kasım 1925’de Elazığ’da idam edilen büyük amcamız 1. Dönem Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey’e, 1997’de Cüneyt Kahraman ile birlikte toprağa düşen köylümüze, kızımıza alçakça dil uzattılar. 1990’lı yıllardan sonra sistemin baskıları sonucunda topraklarını terk etmek zorunda bırakılan, farklı kentlere ve Avrupa’ya yerleşen akrabalarımıza ve biz kadınlara en çirkin ifadelerle saldırılarını sürdürdüler” şeklinde konuştu.

    Muratkan, sosyal medyada kullanılan nefret, ayrımcı ve cinsiyetçi dile destek verenlerin ve paylaşımlarına kaynak yapanların, kendisine aydın, yazar, sanatçı dedikleri ve de aktif kadın haklarını savunucusu olduklarını iddia ettiklerini ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “Kadın hakları savunucusu bu sosyal medya kahramanlarının ilk yaptıkları şey; kadın bedenine, kadın onuruna, kadın kimliğine saldırmak olmuştur. Bu şahısları tanıyoruz! Her ne kadar isimlerinin önünde aydın sıfatı taşısalar da bu şahısların aydın değil karanlık olduklarını biliyoruz! Bu şahısların biz kadınlardan ve kamuoyundan derhal özür dilemesini bekliyoruz. Biz kadınlara, köylülerimize ve dostlarımıza bu saldırıları ve üzüntüleri yaşatanlara etkinliklerinde ev sahipliği yapan DEDEF ile birçok kez görüşme yapılmasına rağmen DEDEF’te yapmak istediğimiz basın açıklaması talebine olumsuz cevap vermişlerdir. DEDEF bileşeni olan derneklerimizi ve üyelerini, yönetimde irade kullanan bu anlayışı sorgulamaya davet ediyoruz ve DEDEF yönetimini istifaya çağırıyoruz! Kurulduğu günden itibaren üyesi bulunduğumuz, çalışmalarına ailelerimiz ile birlikte maddi ve manevi destek verdiğimiz Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği ile defalarca yapılan görüşmelerden de olumlu sonuç alamadık. DEDEF’le aynı tavrı sergilediler. Biz Hozat-Ağzunikli kadınların yapmak istediği açıklamaya yer vermeyen kurumlara rağmen sesimizi sokakta yükseltiyoruz! Bu tutumlarından kaynaklı da Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği Yönetimini esefle kınıyoruz! Kamuoyuna özeleştiri vermesini bekliyoruz.”

    Muratkan konuşmasını, “Biz kadınları, ailelerimizi ve değerlerimizi hedef alan bu saldırıların sonuna kadar karşısında olacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz. Onurumuza ve değerlerimize saldıranlardan da hesap soracağız ve teşhir edeceğiz.” diyerek bitirdi.

    İmzacılar: Türkan Doğan, Elif Konak, Rahime Konak, Nurhan Konak, Kısmet Konak, Leyla Coşkun, Suna Tokur, Didar Konak, Menşüre Doğan, Nurhan Konak, Türkan Konak, Hasret Konak, Dilan Konak Mol, Gülizar Konak, Birgül Konak, Derya Konak, Yeter Konak, Rabia Konak, Helin Konak, Asya Konak, İsyan Konak, Elif Konak, Zeynep Konak, Fetiye Konak, Kıymet Konak, Gülseven Yeşil, Yazgülü Bal, Esra Konak, Ebru Konak, Fatma Muratkan, Serpil Muratkan, Serap Muratkan, Tülay Muratkan, Zöhre Emre, Berna Muratkan, Zelal Muratkan, Yeter Muratkan, Olcay Muratkan, Hülya Muratkan, Yeşim Muratkan, Ayla Erol, Leyla Çakmak, Sevim Coşkun, Cemile Konak, Özlem Cengiz, Dilek Sarıtaş, Fatma Konak, Elif Konak, Eylem Konak, Gönül Konak, Arzu Konak, Zeynep Konak, Eda Konak, Seda Konak, Aynur Demir, Diren Coşkun Kılıç, Selda Konak, Selma Metiner, Betül Kango, Gönül Candan, Sultan Kango, Sera Konak Coşkun, Sultan Coşkun, Birsen Coşkun Karadeniz, Mayşeker Kangotan, Kumru Kango, Bahar Kılıç, Linda Ürün, Saray Coşkun, Sevda Coşkun, Sevgi Coşkun, İntizar Coşkun, Sakine Coşkun, Kibar Konak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • DEDEF’ten, Dersimli gencin SİHA’lardan atılan bombayla öldürülmesine tepki

    DEDEF’ten, Dersimli gencin SİHA’lardan atılan bombayla öldürülmesine tepki

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Murat Yıldız adlı gencin Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. Açıklamada, “Yıllardır bölgede ve Dersim’de yaşanan askeri operasyonlar ve çatışmalar sonrası yaşanan sivil ölümlerine bir yenisi daha eklendi” denildi.

    Dersim’in Ovacık ilçesinin Tilek köyünden Seyit Rıza’nın üçüncü kuşak torunu olan Murat Yıldız adlı genç, Ovacık ilçesi Ağdat- İşıkvuran kırsalında kendi aracıyla mantar toplamaya ve yayla yeri bakmaya giderken SİHA ve helikopterlerle yapılan operasyon sırasında bombalanarak öldürüldü.

    Murat Yıldız’ın, Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine ilişkin yazılı bir açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), “Sivillere yönelik ölümler biliyoruz ki ilk değil ama temennimiz son olmasıdır” dedi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu, farklı illerde de her yıl düzenlenen askeri operasyonlarda sivil vatandaşların öldürülmesine tepki göstererek, sivillerin ölümüne yol açan askeri operasyonlara derhal son verilmesini, sivillerin öldürülmesi ile ilgili olarak sorumlular hakkında etkin ve yeterli soruşturma yürütülmesini, adli-idari tüm süreçler hakkında Dersim halkının bilgilendirilmesini talep etti.

    “SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRILARDA PERVASIZCA DAVRANILMAYA DEVAM EDİLİYOR”

    DEDEF açıklamasında, “Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre askerler Murat Yıldız’ın babası ve abisine aracı göstererek bombaladıklarını itiraf etmiş ve ailenin de Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi vereceği bilgisi alınmıştır. Aileye bu şekilde bilgi veren askeri yetkililerin aksine valilik tarafından şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapılmış değil” bilgilerini kaydetti.

    Farklı illerde de her yıl düzenlenen askeri operasyonlarda sivil vatandaşların öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Geçmiş yıllarda sivillere yönelik çok sayıda katliamlara tanık olduk. Yaşam hakkını ortadan kaldıran bu operasyonları yürüten, talimat veren tek bir görevli yargılanmadığı için sivillere yönelik saldırılarda bu kadar rahat ve pervasızca davranılmaya devam ediyor. Mesut İlkbahar, Ersin Demir, Ercan Güneş, Nupelda ve Ayaz kardeşler… Dersim’de yakın geçmişte askeri operasyon/çatışmalarda katledilen sivillerin yalnızca bir kısmı. Bunların hiçbirinde herhangi bir soruşturma, cezalandırma süreci yürütülmedi.”

    PİRHA/DERSİM

  • DEDEF ve ADEF: 4 Mayıs Dersim 1937-38 Tertelesi Günü ilan edilsin

    DEDEF ve ADEF: 4 Mayıs Dersim 1937-38 Tertelesi Günü ilan edilsin

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) 1937-38 Dersim Soykırımı’na yönelik ortak açıklama yaptı. Yapılan açıklamada “4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu Kararı ile alınan karar çok açıktır. Bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilerek soykırım uygulanmasıdır” denildi. 

    Dersim Tertelesi’nin 84. yılı. 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda bir harekat düzenlemesi kararı alınmıştı. Bu karar ile Dersim Katliamı resmi olarak başlatılmıştı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim Tertelesi’nin 84. yıldönümünde yaptıkları açıklama ile tertelede hayatlarını kaybedenleri anarak katliamcıları kınadı.

    “TARİHİMİZİN, KÜLTÜRÜMÜZÜN, DİLİMİZİN VE İNANCIMIZIN YAŞATILMASINI İSTİYORUZ”

    4 Mayıs Dersim 37-38 Tertelesi gününde ölülerimiz ve kayıplarımız için dua etmek, onların anısına mum yakmak ve sosyal medya üzerinden çeşitli şekillerde anmalar ve buna bağlı olarak bulunduğumuz yerlerde yaratıcı bir dizi anma metotlarını gerçekleştirmek istiyoruz. Coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını veya yaşatılmasını istiyoruz. 4 Mayıs’ın Dersim 1937-38 Tertelesi Günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz.

    “DERSİM SOYKIRIMINI TEŞHİR ETMEYE VE SOYKIRIMDA YİTİRİLENLERİ ANMAYA ÇAĞRI”

    Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka Soykırımların yaşanmaması için, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) olarak, başta Dersim, İstanbul ve Türkiye’nin bir çok ilinde ve Avrupa’nın belli merkezlerinde pandemi şartlarına bağlı olarak basın açıklaması ve anma etkinlikleri düzenlemeye, tüm demokratik kurum , dernek üyelerimizi ve Dersim dostlarını 4 Mayıs tarihinde bulundukları yerlerde, evlerinde  19.37’de mum yakarak ağıtlar söyleyerek sosyal medya üzerinden yaygın paylaşım yaparak, Dersim Soykırımını teşhir etmeye ve soykırımda yitirdiklerimizi saygıyla anmaya çağırıyoruz.

    Talepler şöyle sıralandı:

    • Arşivler Açılsın.
    • Dersim ismi iade edilsin.
    • Dersim halkından özür dilensin.
    • Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
    • Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
    • Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
    • Dersimdeki doğayı talan projeleri iptal edilsin!

    (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF Başkanı Ben: Gözelerdeki insan baskısı azaltılmalı, mevcut betonlaşma kaldırılmalı -VİDEO

    DEDEF Başkanı Ben: Gözelerdeki insan baskısı azaltılmalı, mevcut betonlaşma kaldırılmalı -VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Munzur Gözeleri’ndeki yapılaşma durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu. Ben, projeye karşı olduklarını belirterek Munzur Gözeleri’nde mevcut betonlaşmanın da kaldırılması gerektiğini savundu. 

    Haberin Vidosu

    Munzur Gözeleri peyzaj projesine ilişkin PİRHA‘ya aktarımlarda bulunan Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) Genel Başkanı Ali Haydar Ben, “Bu ve buna benzer projelere karşıyız. Tüm kurumların birleşerek halkımızla birlikte örgütlü bir mücadele hattıyla geri püskürtebileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “İNSAN BASKISI AZALTILMALI”

    Peyzaj projesi 2 yıl önce gündeme geldiğini belirten Ben, “Halka, demokratik kitle örgütlerine sorulmadan merkezi bir şekilde bakılarak düzenleme durumunu doğru bulmuyoruz. Munzur Gözeleri’nin kendi doğal döngüsüne gelmesi için insan baskısının azaldığı bir sistem kurulması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

    Gözelerin birkaç yıldır turizm alanı olarak kullanıldığını ve doğal yapısına zarar verildiğinin altını çizen Ben, “Ekonomik meseleden bakanlar projeyi istiyor. ancak biz bunu doğru bulmuyoruz. 1. Derece sit alanına bir çivi dahi çakılamaz. Bu yıl virüsten kaynaklı yoğun değil ancak normalde yangın gibi bir hali var buraların. Buraya tek bir çivi dahi çakılmaması, buranın piknik alanı olmaktan çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz” diye belirtti.

    “YAPILACAK BİR ŞEY VARSA İNSAN GÜCÜYLE BETONLARIN KALDIRILMASIDIR”

    12 Eylül darbesi sonrası kaymakam tarafından bir betonlaşma gerçekleştirildiğini söyleyen Ben, “Kendi doğal döngüsü olması gereken yerde betonlaşma var. Mevcut yapılacak bir şey varsa iş makinalarıyla değil insan gücüyle betonlaşmanın kaldırılmasıdır. Kimsenin, bizim inanç yerlerimize kendisine göre şekillendirmesini doğru bulmuyoruz. 12 Eylül döneminde yapılan betonlaşma duruyor. Bizim bunları kaldırmamız gerekiyor. Aşağıda bulunan köprüden suyun çıkış bölgesine kadar insan baskısını azaltmamız gerekiyor. Suyun kaynağında bir taşa bastığımızda suyun akışı değişir” diye konuştu.

    SİT ALANI VE İNANÇ MERKEZİ

    Ben, şöyle devam etti:

    “Dersim’de birçok inanç yerimize  dair belirli şeyler yapmak istiyorlar. Bir insan kendi göz bebeğini nasıl koruyorsa Dersimlilerin ve Dersim dostlarının da Munzur Gözeleri’ni kendi göz bebeği gibi korumaları gerektiğini düşünüyorum. Buraya biz sahip çıkmazsak başkaları kirletecek, kirletmemiz için yolu açacaklar. İnsanlara buranın sit alanı ve inanç merkezi olduğunu, korunması gerektiğini anlatmamız gerekiyor.”

    “PROJEYE KARŞIYIZ, ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELE HATTIYLA GERİ PÜSKÜRTECEĞİZ”

    “Ana Fatma Ziyareti’ni de bir evin duvarı gibi yapmışlar. Onların yanında yapılar inşa edilmiş. Munzur Vadisi’nde işletme vs karşıyız. Bu doğanın korunması gerektiğini düşünüyoruz. Biz doğanın bir parçasıyız” diyen Ben, şunları kaydetti:

    “Halvori Gözeleri’nin de turizme açıldığı bir yer olmasını istemiyoruz. Bu ve buna benzer projelere karşıyız. Tüm kurumların birleşerek halkımızla birlikte örgütlü bir mücadele hattıyla geri püskürtebileceğimizi düşünüyorum.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM