Etiket: dersim emek ve demokrasi güçleri

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ülke karanlığa sürüklenmektedir-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ülke karanlığa sürüklenmektedir-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan açıklamada, AKP ve MHP yönetimi altında ülkenin, her geçen gün daha derin bir karanlığa sürüklenmekte olduğuna dikkat çekilerek, “Kayyum rejimine, KHK düzenine ve hukuksuz tutuklamalara son verilmesini ve Suriye’de Alevilere ve farklı inançlara karşı yürütülen mezhepçi saldırıların durmasını ısrarla talep ediyoruz” denildi.

    https://youtu.be/n_dK4rnxiH0

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, ‘ Kayyumlara, tutuklamalara, baskıya ve savaşa karşı; barış ve demokrasi mücadelesini büyütelim” diyerek basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı Emek ve Demokrasi Platformu adına Ergin Tekin okudu.

    “AKP VE MHP YÖNETİMİ ALTINDA ÜLKE, HER GEÇEN GÜN DAHA DERİN BİR KARANLIĞA SÜRÜKLENMEKTEDİR”

    İktidarın olağanüstü hâli olağanlaştırmaya çalıştığı bir süreç içerisinden geçiliğini belirten Ergin Tekin, “15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek yürürlüğe konulan ve ülkeyi bir açık hapishaneye çeviren KHK rejiminden sonra, bir kez daha Kayyum rejimi uygulanmaktadır. Kayyum uygulamaları, artık bir istisna olmaktan çıkmış; adeta bir yönetim modeline dönüşmüştür. KHK ve kayyum rejimleriyle AKP ve MHP yönetimi altında ülke, her geçen gün daha derin bir karanlığa sürüklenmektedir” dedi.

    “KAYYUM UYGULAMALARININ YIKICILIĞINI BİZZAT DERSİM’DE YAŞIYORUZ”

    “Hukuk devletinin yok edildiğini gösteren bir diğer örnek ise kayyum uygulamalarıdır” diyen Tekin şunları ekledi:

    “Halkın iradesinin yok sayılmasının en somut yansımalarından biri olan kayyum rejimiyle, seçilmiş belediye eş başkanları görevden alınarak yerlerine kayyumlar atanmış, böylelikle yerel yönetimler rant ve talan mekanizmalarına dönüştürülmüştür. Son olarak, AKP-MHP yönetimi, Siirt’e kayyum atayarak halk iradesine yönelik bu saldırılarını bir kez daha sürdürmüştür. Halkın seçtiği belediye başkanı Sofya Alağaş hukuksuz bir şekilde görevden alınarak yerine vali atanmış, böylece Siirt halkının iradesi yok sayılmıştır. Kayyum uygulaması, yalnızca yerel yönetimleri zorla ele geçirmekle kalmamakta; aynı zamanda halkın siyasal temsiliyet hakkını da gasp etmektedir.  Kayyum uygulamalarının yıkıcılığını bizzat Dersim’de yaşıyoruz. Kayyum yönetimindeki belediye, halka hizmet etmek yerine işçi kıyımları, işten çıkarmalar ve zorunlu emekliliğe ayırma gibi politikalarla yoksulluğu derinleştirmekte ve Dersim halkını adeta cezalandırmaktadır. Bu koşullarda halkın yönetime katılımı engellenmekte, yerel yönetim anlayışı iktidarın merkeziyetçi ve baskıcı tavrıyla şekillenmektedir.”

    “TUTUKLAMALAR, MUHALEFETİ BASTIRMAYA YÖNELİK SİYASİ BİR OPERASYONDUR”

    Son dönemde gazetecilere ve sosyalistlere yönelik tutuklamaların yaşandığının da altını çizen Tekin, “AKP ve MHP’nin basın özgürlüğüne ve siyasi örgütlenme hakkına yönelik saldırılarının devam ettiğini göstermektedir. Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) ve özgür basın emekçilerine yönelik operasyonlar, AKP ve MHP’nin kendilerine muhalif olan tüm kesimleri susturma çabasının bir parçasıdır. Hukuksuz yargılamalar ve keyfi tutuklamalar, muhalefeti bastırmaya yönelik siyasi bir operasyondur ve asla kabul edilemez” diye konuştu.

    “AKP-MHP SURİYE’DE MEZHEPÇİ VE ETNİK KATLİAM POLİTİKALARI YÜRÜTMEKTEDİR”

    AKP-MHP yönetiminin sınır ötesinde de suç işlemeye devam etmektiğini vurgulayan Ergin Tekin, “Rojava’ya yönelik saldırılar, sivillerin doğrudan hedef alınması, fabrikaların, tahıl ambarlarının, su depolarının bombalanması açık bir savaş suçudur. AKP ve MHP’nin desteklediği cihatçı gruplar, sadece Rojava’da değil, Suriye’nin diğer bölgelerinde de mezhepçi ve etnik katliam politikaları yürütmektedir. Son olarak, HTŞ çeteleri, Suriye’de Alevileri sokak ortasında katletmiş, mezhepçi nefret suçları işlemeye devam etmiştir. İktidarın himayesi altında faaliyet gösteren bu yapılar, AKP ve MHP’nin Ortadoğu’da gerici ve kanlı politikalarını sürdürmesinin bir aracıdır” dedi.

    “DERSİM EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU TALEPLERİNİ SIRALADI”

    “İçeride ve dışarıda yürütülen baskı, savaş ve sömürü politikaları, iktidarın kaybetme korkusunun bir sonucudur” diyen Tekin, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun taleplerini şöyle sıraladı:

    • Kayyum rejimine, KHK düzenine ve hukuksuz tutuklamalara son verilmesini,
    • Seçilmiş yerel yönetimlerin görevlerine iade edilmesini,
    • Muhalif partilere ve basın emekçilerine yönelik baskıların durdurulmasını,
    • Rojava başta olmak üzere komşu coğrafyalarda sürdürülen askeri operasyonların sonlandırılmasını,
    • Suriye’de Alevilere ve farklı inançlara karşı yürütülen mezhepçi saldırıların durmasını ısrarla talep ediyoruz.”

    Açıklama sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Kürt Dil Bayramı açıklaması: Çocuklarımız ana dilleriyle eğitim görsün-VİDEO

    Dersim’de Kürt Dil Bayramı açıklaması: Çocuklarımız ana dilleriyle eğitim görsün-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Çocuklarımızın okullarda anadilleriyle eğitim görmesini istiyoruz” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı.

    Açıklamaya Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Basın açıklamasını DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş okudu.

    “KÜRTLERİN DİLİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ ASİMİLE ETMEK İSTİYORLAR”

    15 Mayıs’ın Kürt Dil Bayramı olduğunu belirten Özcan Gürtaş, “Kürtçe yıllardır Kürdistan’ın dört bir parçasında asimilasyona uğramaktadır. Türk, Arap ve Fars devletleri Kürtlerin dilini ve kültürünü asimile etmek istiyorlar. Temel talebimiz çocuklarımızın okullarda anadilleriyle eğitim görmesidir” dedi.

    Basın açıklamasının ardından Hasan Ekici ve Hüsnü Güngör, Kürtçe kılam seslendirdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Adli ve idari soruşturma başlatılıp kaymakam görevden alınsın-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Adli ve idari soruşturma başlatılıp kaymakam görevden alınsın-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Nazımiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesine tepki göstermek için Düzgün Baba Cemevi’nde açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Tek başına özür değil, tam tersi eğer devlet gücünü gösterecekse adli ve idari soruşturma başlatıp kaymakamı görevden alınmasını bekliyoruz” denildi.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’in, Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından “Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” sözleriyle tehdit edilmesine Alevi kamuoyunun tepkisi devam ediyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Nazımiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesine tepki göstermek için Düzgün Baba Cemevi’nde açıklama yaptı.

    “DEVLET BÜTÜN İNANÇ GRUPLARINA EŞİT DAVRANMALIDIR”

    Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından Düzgün Baba Cemevinde silahlı fotoğraf çekildi ve cemevi yönetimine size devletin gücünü göstereceğim diyerek bu inanç yerine ve bu dergâhta hizmet veren bütün canlara tehdit durumu söz konusu oldu diyen Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, “Bununla ilgili hukuksal girişimlerde bulunduk ve ayrıca bütün Alevi toplumunu bu konuda bilgilendirdik. Birkaç gündür yaşanan bu duruma Alevi toplumu tepki gösterdi. Cemevlerimiz ibadethanemizdir, ticarethane değildir, inanç yerlerimize müdahale edilmemelidir. Hiç kimse inanç yerlerimizde nasıl ibadet edeceğimize karar veremez” dedi.

    Aslında uzun süreden beri bu zihniyetin eşitsizlik üzerinde kendisi dışındaki inanç gruplarını yok saydığını belirten Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Ama devlet veya devleti temsil eden yöneticilerin bütün inanç gruplarına eşit bir şekilde davranması gerekiyor. Yaşananlar bu zihniyetin Alevi-Kızılbaş kültürünü yok sayma ve inkâr etmenin dışavurumudur. Devletin insanların inancına müdahale etmemesi gerekiyor yoksa insanları ayrıştırırsınız ama bizim inancımız birlikte yaşamı savunan bir anlayıştır” diye belirtti.

    “HANGİ GÜCÜ GÖSTERMEK İSTİYORLAR”

    Biz inancımızı yerine getirirken acaba hangi gücü göstermek istiyorlar diye soran DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, “Bununla neyi kastediyorlar, korkalım mı, ürkelim mi, gelmeyelim mi? Burası bizim kutsal mekânımız biz buraya geleceğiz ama buraya gelip de nasıl bulunulması gerektiğini bilmiyorlarsa buraya gelen insanların ve buranın hassasiyetinden haberi yoksa arkasında birileri varsa onlar ve ya kendi başına yaptıysa kendisi otursun bir düşünsün ve hak etmediği yerde bulunmasın” dedi.

    Uzun yıllardır devlet kuruldu kurulalı laikliğin çözülmeyen problemlerden biri olduğunu söyleyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Gerçek laikliğin olmaması nedeniyle inançlar arasında ötekileştirme söz konusu oluyor. Tek başına özür değil, tam tersi eğer devlet gücünü gösterecekse adli ve idari soruşturma başlatıp kaymakamı görevden alınmasını bekliyoruz” dedi.

    Alevi toplumu uzun yılardan beri eşit yurttaşlık talebi için mücadele verdiğini vurgulayan, yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Bu mücadele sonrasında Aleviler çok büyük bedeller ödedi, bunu Çorum’da, Sivas’ta, Maraş’ta, Malatya’da ve Gazi’de yaşadık. Alevi toplumu Türkiye’nin birçok yerinde baskıya, katliama uğradı ama eşit yurttaşlık mücadelesinden vazgeçmedi. Hukuku yok sayarak devletin gücünü gösteren anlayış bugüne kadar hep yok oldu ve bu anlayış bundan sonrada yok olmaya devam edecektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de zamlar protesto edildi-VİDEO

    Dersim’de zamlar protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri ve yurttaşların yoğun katılımıyla zamlar protesto edildi. Yapılan açıklamada, “On milyonlarca insan bu sınırın çok çok altındaki ücret ve maaşla yaşam savaşı vermektedir bu ülkede. Alın terimizi ancak faturalara akıttığımız bu günlerde, yoksulluk git gide derinleşmektedir” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri ve yurttaşların yoğun katılımıyla zamlar protesto edildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. On milyonlarca insan düşük maaşla yaşam savaşı verdiğini vurgulayan Tekin, “Alın terimizi ancak faturalara akıttığımız bu günlerde, yoksulluk git gide derinleşmektedir. Yerli ve yabancı tekellerin rantını ve yüksek karını esas alan enerji politikalarının faturasını emekçi halk ve ülke ağır bir şekilde ödüyor” diye belirtti.

    “ZAMLARLA BİRLİKTE AÇLIK VE YOKSULLUK KATLANILAMAZ HALE GELDİ”

    Yeni yıla elektrik faturalarını katlayan zamlarla girdiklerini hatırlatan Tekin, “Aldığı kararları tartışılmaz görüp burnundan kıl aldırmayan iktidar, yılbaşı gecesi elektriğe, kullanım miktarına göre kademeli zam yaparak krizin yükünü yine halkın üzerine yıktı. AKP iktidarının bu sözde çözümleri, vatandaşları el yakan faturalardan kurtarmayacağı çok açık. Dersim’de de vatandaşlar tasarruf için lambalarını yakmadıklarını, çamaşırlarını elde yıkmaya başladıklarını ifade ediyorlar. Esnaf, 3-4 katına çıkan faturalarını, dükkânlarının camlarına asmaya başladı. Ekonomik krizin etkisiyle ilimizde son zamanlarda intihar vakaları görmeye başladık. İşsizliğin çok yoğun olduğu bir ilde yaşıyoruz ve her gün her şeye gelen zamlarla birlikte açlık ve yoksulluk katlanılamaz hale geliyor. Elektrik, doğalgaz ve diğer insani ihtiyaçların üretim ve dağıtımının tekellerin kâr ve rantı için piyasalaştırılıp sömürü alanı haline getirilmesiyle üretim, istihdam, insanca yaşam imkânları yok edilerek halk soğuk ve karanlık günlere mahkûm edilmektedir. Yoksuldan alıp zengine aktaran, ülkede yaşanan her bir sorunun faturasını işçi ve emekçiye kesen bu iktidar da bu düzen de çürümüştür, değişmelidir” dedi.

    Tekin, talepleri şöyle açıkladı:

    -İnsanca yaşayacak bir ücret için derhal tüm ücretlere ek zam yapılmalıdır.

    -Elektrik, doğalgaz, telefon, internet faturalarına yapılan zamlar geri alınmalı, yoksulluk sınırının altında geliri olan ya da hiç geliri olmayan her hane için doğalgaz, su, elektrik, telefon-internet hizmeti ücretsiz olmalıdır.

    -Başta KDV olmak üzere, konutlarda faturaları kabartan vergi ve kesintiler kaldırılmalıdır.

    -Faturaları ödeyecek geliri olamayan ailelerin elektriklerinin ve gazlarının kesilmesine son verilmeli bu faturalar hazine tarafından karşılanmalıdır.

    -Enerji tekelleri bütün bu soygunun faturasını, bedelini ödemelidir. Hem geçmişe dönük ödenen faturaların hem de şu anki zararların karşılığını bu enerji tekelleri ve onların hissedarları ödemelidir.

    Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan basın açıklamasının ardından kitlesel bir yürüyüşle Sanat Sokağı’na gidildi ve oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • HDP’ye yapılan saldırıya Dersim’de tepki: Saldırının zamanı tesadüf değil-VİDEO

    HDP’ye yapılan saldırıya Dersim’de tepki: Saldırının zamanı tesadüf değil-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Bahçelievler ilçe binasına yapılan saldırıya ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Bir merkezden planlanan saldırılar olduğunu vurgulayan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “AKP-MHP iktidarı partimiz üzerinden demokrasi güçlerini, kadın mücadelesini ve gençlik dinamiğini korkutmak istiyor. Onun için demokrasi mücadelesini geliştirmek bu saldırılara en büyük cevaptır” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Bahçelievler ilçe binasına yapılan saldırıya ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Irkçı, faşist saldırılara karşı HDP’nin yanındayız’ pankartı açıldı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına basına açıklamasını EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “SALDIRININ ZAMANI TESADÜF DEĞİLDİR”

    Saldırının Roboski Katliamı’nın yıldönümünde ve İzmir’de Deniz Poyraz’ın katledilmesi ilgili duruşmaya bir gün kala yapılmasının tesadüf olmadığını söyleyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Bu saldırıların amacını biliyoruz. HDP üzerinden bütün demokrasi güçlerini yıldırmak, HDP’yi siyasetin dışına itmek için yapılan saldırılardır. Kumpas davalarının, yargı oyunlarının kanlı yöntemlerle sürdürülme planıdır. Maalesef bu olaylar her defasında yetkililer tarafından münferit olay diye geçiştirilmeye çalışılıyor. Tüm HDP Binalarının önünde polis beklemekte, giren çıkanlar takip edilmekteyken saldırganların elini kolunu sallayarak içeri girip katliam yapması ve failler hakkında ciddi bir soruşturma  yapılmıyor olması bu olayların tek merkezden yönetildiğinin açık göstergesidir. Bizler ve tüm Türkiye kamuoyu bu olayların tek merkezden yönlendirildiğini çok iyi biliyoruz. Tükenmekte olan yarattığı ekonomik ve siyasal kriz ile  halkın nazarında itibarı kalmayan siyasal iktidarın toplumsal kaos yaratarak iktidarda kalma çabasıdır” dedi.

    “IRKÇI VE NEFRET SÖYLEMLERİNDEN GÜÇ ALIYORLAR”

    Tekin, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Katilleri ve saldırganları bu saldırıları yapma cesaretine iten asıl şey, psikolojilerinin bozuk olması değil, iktidarın her sıkıştığında kullandığı nefret ve ırkçı söylemleridir. Asıl olarak saldırı cesaretini buradan almaktadırlar. Amaçları bir arada yaşamı yok etmek, halkları birbirine kutuplaştırmak ve böyle bir kaos ortamında kaybetmeye başladıkları iktidarlarını korumaktan başka bir şey değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar Demokrasi ve özgürlüğün bu topraklarda yeşermesine mani olamayacaklar. Bizler bu ülkenin aydınlık yüzleri olarak bu topraklarda barışın egemen olması için mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.”

    “PARTİMİZ ÜZERİNDEN TOPLUMU KORKUTMAK İSTİYOR”

    Bir merkezden planlanan saldırılar olduğunu vurgulayan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü de, “AKP-MHP iktidarı bunun düşmanca politikasını üretirken çamur medyası da bunun propagandasını yapıyor. Kendisine yazar, akademisyen diyenlerde her gün katliamların toplumsallaşmasını oluşturuyor. Partimiz üzerinden demokrasi güçlerini, kadın mücadelesini ve gençlik dinamiğini korkutmak istiyor. Onun için demokrasi mücadelesini geliştirmek bu saldırılara en büyük cevaptır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • ‘Katliamların failleri cezalandırılmadan toplumsal huzur sağlanamayacaktır’-VİDEO

    ‘Katliamların failleri cezalandırılmadan toplumsal huzur sağlanamayacaktır’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri; Maraş, 19 Aralık Cezaevi ve Roboski Katliamları’na ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İnsanlık dışı uygulamaları yok saymak, unutturmak ya da üstünü kapatmak mümkün değildir. Sadece geçmişle değil, bugün yaşananlarla da yüzleşmek, hakikatleri ortaya çıkarmak vazgeçmeyeceğimiz bir amaçtır” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri; Maraş, 19 Aralık cezaevi ve Roboski katliamlarına ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “Devletin hâkimiyetini sağlama adına yakın tarihimizde onlarca insanımız devlet şiddeti sonucu yaşamını yitirdi” diyen Yeşil, “Sadece Aralık ayında yaşanan Maraş, 19 Aralık cezaevi ve Roboski katliamları aynı gerekçe ya da amaçla yapıldı. 43 yıl önce bugün, Maraş’ta başlayan saldırılarda 105 Alevi yurttaşımız katledildi, binden fazlası yaralandı, yüzlerce ev ve iş yeri tahrip edildi. Halklar ve inançlar bahçesi Maraş’ta Alevi, solcu, demokrat insanlar kıyıma uğratıldı, sağ kalanlar da baskı altına alınarak göçe zorlandı. Tarihimiz boyunca egemen güçler, ‘din ve mezhep’ öğesini kullanarak, halklarımızı düşmanlaştırdı. 43 yıl geçti, ancak bu devlet organizasyonunun arkasındaki güçler tam olarak açığa çıkarılmadı. Sorumluluğu bulunanlar ya hiç yargılanmadı ya da bir bölümü, göstermelik davalarla yargılanıp beraat ettirildi” dedi.

    “SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMADI”

    19 Aralık 2000 tarihinde “devletin hâkimiyetini sağlama” adına 28 tutuklu ve hükümlü katledildiğini belirten Yeşil, “Operasyonun adını utanmadan ‘Hayata Dönüş’ koydular. Oysa gizli belgelerde operasyon için en az bir yıllık hazırlık yapıldığı ve adının “Tufan” konduğu sonradan açığa çıktı. 20 hapishanede eş zamanlı olarak yaptıkları ‘operasyonla’ Cumhuriyet tarihinin en büyük cezaevi katliamını gerçekleştirenler bugün hasta tutsakları salıvermeyerek, tek tek ölümlerine sebebiyet vererek yeni katliamlara imza atmaya devam etmektedir. Katliamlarla, baskı ve tehditlerle halkları ve bireyleri terbiye etme, sistemin çizdiği sınırlarda yaşamaya zorlama ve resmi politikalara itaat etme dayatmasının kahredici sonuçlarından biri de 28 Aralık 2011 tarihinde Roboski’de yaşandı. On yıl önce, devletin savaş uçakları, çoğu çocuk ve genç 34 insanı bombalayarak katletti. Roboski Katliamı’nın üzerinden on yıl geçti, ancak sorumlular yargı önüne çıkarılmadı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada, şüphelilerin isimleri dahi tespit edilmeden görevsizlik kararı verildi.

    “İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARI UNUTTURMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Katliamın asker, sivil, bürokrat ve siyasetçi sorumluları korunduğunu vurgulayan Yeşil, “Dava dosyası döndü dolaştı, katliamın emrini veren karargaha teslim edildi. Genelkurmay Askeri Savcılığı da, kurum içi yazışma yoluyla katliamın gerçekleştiği emir komuta zincirini tek tek tespit etmesine rağmen, faillerin hiç birinin ifadesini dahi almadı ve takipsizlik kararı verdi. Buna itiraz başvurusu ise katliama imza atan Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nca reddedildi. Bizler biliyoruz ki, insanlık dışı uygulamaları yok saymak, unutturmak ya da üstünü kapatmak mümkün değildir. Sadece geçmişle değil, bugün yaşananlarla da yüzleşmek, hakikatleri ortaya çıkarmak vazgeçmeyeceğimiz bir amaçtır. 19 Aralık, Maraş ve Roboski katliamlarının üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin failleri yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadan kalıcı, adil ve onarıcı bir toplumsal huzur sağlanamayacaktır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: İnanç yerlerimiz peyzaj adı altında tahrip ediliyor-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: İnanç yerlerimiz peyzaj adı altında tahrip ediliyor-VİDEO

    PİRHA-CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından Ana Fatma Ziyaretinde yapılan yeleli aslan heykeli ve restorasyon çalışması ile reklam tabelası konulmasına tepki gösteren Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Ana Fatma Ziyaretinde açıklama yaptı. Açıklamada, Dersim başta olmak üzere Alevi halkı açısından kutsal sayılan inanç alanlarına geçmişten beri onarım-peyzaj adı altında yapılan tahribatlara izin verilmeyeceği vurgulandı. 

    Dersim’de Munzur Gözeleri’ndeki peyzaj projesinde olduğu gibi Ana Fatma Ziyaretinin de doğal dokusuna yenileme adı altında zarar veriliyor.

    Dersim’de bulunan ve Aleviler için kutsal sayılan Ana Fatma Ziyareti’nin bulunduğu bölgeye, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Erol tarafından “peyzaj” adı altında restorasyon çalışması yapıldı. 28 Ekim’de biten restorasyon çalışmasının ardından Erol, ziyarete “Onarımı ve çevre düzenlemesi 2021 yılında 26’ncı dönem Tunceli ve 27’nci dönem Elazığ milletvekili Sn. Gürsel Erol tarafından yapılmıştır” yazılı mermer tableti ve yeleli aslan heykelleri yapmıştı. Ancak gelen yoğun tepkiler nedeniyle Erol, isminin yazılı bulunduğu mermer tableti ve yeleli aslan heykelleri kaldırmak zorunda kaldı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Ana Fatma Ziyaretinde yapılan yeleli aslan heykeli ve restorasyon çalışması ile reklam tabelası konulmasına ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamayı Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Reyhan Kumru okudu.

    “GÜRSEL EROL’UN DOKUNDUĞU HER YERE İMZASINI BIRAKTIĞINI BİLİYORUZ”

    Bir süre önce Ana Fatma Ziyaretine, Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından peyzaj çalışması adı altında bölgenin doğal yapısını bozan yapılaşmalar yapıldığını belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Reyhan Kumru, “Yapılaşma içinde görüldüğü üzere, Ana Fatma inanç merkezinin tarihsel birikimine ve halkımızın Ana Fatma’ya atfettiği tarihsel misyonla hiçbir alakası olmayan aslan heykeli konulmuş, yetmez kendi adının yazılı olduğu tabelayı da koymayı ihmal etmemiş. Halkımızın inanç alanına reklam amaçlı yapılan bu uygulamaya karşı, yurt içinde ve yurt dışında Dersimliler ve Alevi toplumundan gelen tepkiler sonucu isimlerin bulunduğu tabelalar kaldırıldı. Gürsel Erol, her ne kadar ‘Haberim yoktu, taş ustasının ismimi yazdığı tabela bilgim dışında’ demiş olsa da biz Gürsel Erol’un dokunduğu her yere imzasını bıraktığını biliyoruz” dedi.

    “İNANÇ YERLERİNİN SİYASİ ÇIKARLAR İÇİN KULLANILMASINA KARŞI DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Dersim başta olmak üzere Alevi halkı açısından kutsal sayılan inanç alanlarına geçmişten beri onarım-peyzaj adı altında tahribatların devam ettiğini vurgulayan Kumru, şöyle devam etti:

    “Daha yakın zamanda Munzur Gözeleri’nde yaşananlar, ilimizdeki diğer ziyaret ve inanç alanlarındaki tahribatlar bugün Ana Fatma Ziyaretine taşınmıştır. Gürsel Erol, böyle bir düzenleme yapmak için ne Dersim halkından onay almıştır ne de Dersim de ki kurumlardan. Kendi siyasi çıkarı üzerinden planlanmış halkın inancını dikkate almaktan çok kendi isminin ön plana çıkmasını önemseyen bir zihniyetin ürünü olarak ortaya çıkmış bir tahribat söz konusudur. Halk için değer verilen inanç alanlarının reklama ve betona gömülmesini doğru bulmuyoruz. İnanç alanlarına dair bir hizmet, yardım, düzenleme vs. yapılacaksa herhangi bir isim öne çıkarılmamalıdır ve o alandaki halktan onay alınmalıdır. Bu nedenle Ana Fatma Ziyaretine yapılanları samimi bulmadığımızı belirtmek isteriz. Emek ve demokrasi güçleri olarak bir kez daha söylüyoruz, inanç alanlarının kişisel ve siyasi çıkarlara ‘malzeme’ olarak kullanılmasına karşı durmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de 1 Eylül: Barış karşıtı politikalara karşı barış sesimizi daha da yükseltmeliyiz-VİDEO

    Dersim’de 1 Eylül: Barış karşıtı politikalara karşı barış sesimizi daha da yükseltmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Seyit Rıza Meydanı’nda 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, emperyalist ülkelerin hiç bitmeyen yeniden paylaşım kavgaları nedeniyle halklar kırılmaya, birbirine kırdırılmaya devam ettirildiği belirtildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Seyit Rıza Meydanı’nda 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada ‘Savaşa, şovenizme ve sömürüye karşı barışı inşa edelim’ pankartı açıldı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını HDP Dersim İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil okudu. Dünya Barış Günü’nde hala savaşı, çatışmayı, bunun yarattığı yoksulluğu ve zorunlu göçü konuştuklarını dile getiren Yeşil, “Emek ve demokrasi güçlerinin bütün barış çağrılarına karşın dünyanın yeniden paylaşımı peşindeki emperyalist güçler ve onların işbirlikçisi yerli gericiler kendi çıkarları uğruna milyonları yeni savaşlara ya da iç savaşlara sürüklemekten geri durmuyor” dedi.

    “KİRLİ SAVAŞIN TEMELİNDE YOK SAYILAN HALKLARA KARŞI DUYULAN DÜŞMANLIK VAR”

    Yaşadığımız ülkede yüzlerce yıldır sürdürülen kirli savaşın temelinde ise yok sayılan halklara karşı duyulan düşmanlık olduğunu belirten Yeşil, “Bugün, aktörleri tarafından daha açık şekilde itiraf edilen çeteleşmenin, mafyalaşmanın, hırsızlığın, yolsuzluğun, uyuşturucu ticaretinin, işlenen bireysel cinayetlerin, mala, mülke ve en önemlisi de insanların hayatına el koyup gasp etmenin temel nedeni Kürt halkına karşı onlarca yıldır yürütülen kirli savaştır. Son 30-40 yıllık deneyim bize gösterdi ki her kim savaşta ısrar eder, çözüm masasını devirir ve savaş konseptini devreye koyarsa işte orada ranta ve çıkara duyduğu ihtiyaç vardır” dedi.

    “YAKILAN ORMANLARIMIZ İÇİN SESİMİZİ DAHA DA YÜKSELTMELİYİZ”

    Dersim’deki devam eden orman yangınlarına vurguda bulunan Nurşat Yeşil, “Dünyamızı ve özellikle de coğrafyamızı sarıp sarmalayan savaşlara, çatışmalara, göç ve yerinden zorunlu edilmelere, gittikçe yükselen ırkçılığa, kadın, LGBTİ+ düşmanlığına ve ekolojik yıkıma, doğanın yağma ve talanına, ülkenin batısından güneyine ve son 15 gündür kentimizde yanan-yakılan ormanlarımız için içeride ve dışarıda her türlü antidemokratik ve barış karşıtı politikalara barış sesimizi daha da yükseltmeliyiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Suruç Katliamı Türkiye devrim hareketiyle Kürt halkının buluşmasını engellemeye yönelikti’-VİDEO

    ‘Suruç Katliamı Türkiye devrim hareketiyle Kürt halkının buluşmasını engellemeye yönelikti’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Suruç katliamının 6. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. Bu katliamcı zihniyet sadece Suruç’ta değil 38’den, Roboski’den, Ankara’dan ve İzmir’de ki Deniz Poyraz’ı katleden zihniyet halen iktidarda diyen HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “AKP-MHP iktidarını kaybetme korkusunun önüne geçmek için devletin bütün gücünü seferber etti ama bunun önüne geçemeyeceğini anlayınca insanlarımıza karşı düşmanlığı katliama varacak hale getirdi bunun ilk adımı da Suruç Katliamıydı” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Suruç katliamının 6. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında yerine kayyum atanan Peri Belediye Başkanı Çelebi ve HDP Milletvekili Alican Önlü konuşma yaptı. Suruç katliamının 6. yılında Dersim’de yapılan basın açıklamasında “Suruç için adalet, herkes için adalet” yazılı pankart açıldı.

    “HİÇBİR ZAMAN KATLİAM SİYASETE ALET EDİLEMEZ”

    6 yıl önce Kobane’de yaşanan insanlık vahşetine dur demek ve onların acılarına ortak olmak için Türkiye’nin dört bir yanından gelerek bir kardeşlik köprüsü inşa edeceklerdi diyen yerine kayyum atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, “IŞİD barbarlığı işbirlikçileri ile birlikte Amara Kültür Merkezindeki basın açıklamasına vahşice saldırarak 33 genç arkadaşımızı katlettiler. Yaşanan bu katliam ardından Ankara Gar Katliamı’nı getirdi ve bu katliam silsilesi peş peşe devam etti. Ankara Gar Katliamı’ndan sonra dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu iki puan oyumuz arttı demişti katliamdan beslenen iktidarlar bu tür olayları kendileri lehine çevirmeye çalışıyorlar. Ama hiçbir zaman bir katliam siyasete alet edilemez ve siyasetçiler bu durumu kendi lehine kullanamazlar” dedi.

    Bu katliamcı zihniyet sadece Suruç’ta değil 38’den, Roboski’den, Ankara’dan ve İzmir’de ki Deniz Poyraz’ı katleden zihniyet halen iktidarda diyen HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “IŞİD’in gelip gerçekleştirdiği bir katliam değil o dönemde Rojava’da, Ortadoğu’da insanlığın başına bela olmuş ama birçok güç tarafından yaratılmış başta Kürt halkı, Ortadoğu halkı ve Türkiye emekçileri başına bela edilmiş bir IŞİD belası vardı. İnsanlık adına, inanç adına, değerler adına ne varsa yok ediyordu ama buna karşı mücadele eden başta Kobane olmak üzere bütün devrimcilerin bu insanlık belasını bertaraf etmek için Kobane’de mücadele yürütüyordu. AKP-MHP iktidarını kaybetme korkusunu yaşarken bu korku 7 Haziran seçimiydi ve bunun önüne geçmek için devletin bütün gücünü seferber etti ama bunun önüne geçemeyeceğini anlayınca insanlarımıza karşı düşmanlığı katliama varacak hale getirdi. Bunun ilk adımı da Suruç Katliamı’ydı, bu katliamla Türkiye devrim hareketiyle Kürt halkının buluşmasını engellemeye yönelikti” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Sivas’ın ışığını söndürmeyeceğiz-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Sivas’ın ışığını söndürmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Madımak Katliamının 28. Yılına ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bundan tam 28 yıl önce Pirimiz Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden yüzlerce canımızdan 33 canımız gerici ve katil bir sürü tarafından vahşice katledildiler. Bu katliam, devlet güçlerinin göz yummaları ve ötesinde yönlendirmeleriyle, son derece planlı ve organize bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirildi” denildi.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’a gidildi. Aziz Nesin, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asım Bezirci ve Nesimi Çimen’in de aralarında bulunduğu 33’ü aydın, sanatçı, yazar, semah dönen gençler ve 2’si otel görevlisi 35 yurttaşın faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilmesinin üzerinden 28 yıl geçti. Geçen süre zarfında failler ve arkasındaki güçler cezalandırılmazken, yürütülen dava zamanaşımına uğradı, faillerin bazıları affedildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Madımak Katliamı’nın 28. Yılına ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya okudu.

    Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden yüzlerce insandan 33’ü gerici ve katil bir sürü tarafından vahşice katledildiğini belirten Kaya, “Bu katliam, devlet güçlerinin göz yummaları ve ötesinde yönlendirmeleriyle, son derece planlı ve organize bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirildi. Katliamın öncesinde gerici ve şeriatçı örgütler haftalarca nefret ve düşmanlık içeren bildiriler dağıtıp “kıyam” çağrılarıyla Sivas’a gelecek olan aydınlarımızı ve canlarımızı hedef gösterdiler” dedi.

    “KATLİAMIN OLDUĞU GÜN DEVLET SADECE İZLEDİ”

    Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce seyrettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti:

    “Bu insanlık düşmanı katiller kan ve intikam sloganlarıyla katliam için harekete geçerlerken hiçbir devlet gücü onlara değil müdahale etmek, herhangi bir hamlede dahi bulunmadı. Bu katiller planlı bir şekilde teşvik edilip yönlendirildiler. Katliamcı güruh önce etkinliğin yapıldığı kültür merkezine saldırdı. Ancak orada bulunan canların direnişiyle püskürtüldüler. Şeriatçı-yobaz katil sürüsü nefret saçarak, sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip güvenlik güçlerinin gözleri önünde bu barbarca katliamı gerçekleştirdiler. Açıkça görüldüğü gibi Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin organize ettiği ve katil güruhun tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı. Sonra bu katliamda yer alan gerici katil güruh içinden sadece çok küçük bir grup hakkında dava açıldı. Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğu ya hiç ceza almadılar ya da küçük cezalarla kurtuldular.”

    “SAYISINI DAHİ UNUTTUĞUMUZ BİRÇOK KATLİAM YAŞADIK”

    Madımak Katliamı’nın zamanaşımına uğratılmasına ”hayırlı olsun” diyenlerin iktidarında Roboski Katliamı, Ankara Gar Katliamı, Suruç Katliamına, Diyarbakır’dan Antep’e kadar sayısını dahi unuttuğumuz katliamları yaşadık diyen Ekber Kaya şunları söyledi:

    “Milyonlarca insanı açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden bu iktidar Covid-19 bahane ederek, insanların özel yaşam alanlarını kısıtlamıştır. Ülkede on binlerce esnaf iflas etmişken, insanlar intihar ederken AKP’nin derdi canlı müzik yasaklamaktır. AKP nefret ve kin, ötekileştirici ve inkârcı söylemleri yaşamın her alanında sürdürmektedir. Bu gün çok daha net görüyoruz ki o gün Madımak otelini kuşatan zihniyet, mafyalaşarak ülkeyi kuşatmış durumdadır. Bu nefret ve ötekileştirici söylemlerin bir sonucu olarak HDP İzmir İl Örgütüne yapılan saldırı sonucunda Deniz Poyraz katledilmiştir. Yine AKP iktidarı kadının özgürleşmesine karşı açık ve aleni bir tavır içindedir. Buna verilecek en somut ve belirgin örneklerden biri de, kamuoyunda ”İstanbul sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara yönelik şiddet ve Aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan Sözleşmesi’nden çekildi. Bu, zaten hayatın birçok alanında şiddete maruz kalan kadınların daha da savunmasız kalmaları anlamına geliyor. Şah Kalender’den Koray Kaya’ya Pir Sultan Abdal’dan Hasret Gültekin’e uzanan bu onurlu tarih bizimdir. Ve asla onların yolunu terk etmeyeceğiz. Sivas’ın ışığını söndürmeyeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Çete-mafya ve yolsuzluk düzenine karşı birleşelim, sesimizi yükseltelim’

    ‘Çete-mafya ve yolsuzluk düzenine karşı birleşelim, sesimizi yükseltelim’

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in videolarıyla gündeme gelen devlet-mafya-çete ilişkin yapılan açıklamada, “Mesele hangi organize suç örgütlerinin birbirleriyle çatıştığından veya hangi suç örgütü liderinin hangi siyasetçi tarafından korunup kollandığının çok ötesindedir” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in videolarıyla gündeme gelen devlet-mafya-çete ilişkisi üzerine Sanat Sokağı’nda basın açıklaması düzenledi. “Çete-mafya ve yolsuzluk düzenine karşı birleşelim, sesimizi yükseltelim” yazılı pankartın açıldığı açıklamada, Emek Demokrasi Güçleri adına Ergin Tekin konuştu.

    “DEVLETİN ÇÜRÜMÜŞ BİR MAFYA AYGITI OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖSTERMEKTEDİR”

    Tekin, Kürt halkına yönelik işlenen suçlarla ilgili itirafların ortaya çıktığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Bu itirafları görmezden gelen iktidar ve yargı, HDP’nin kapatılması ile ilgili ise olanca gücüyle kapatma davasına hazırlanıyor. Devlet, demokratik zeminden uzaklaştıkça daha girift bir mafyatik ilişkiler ağına dolanmaktadır. Kürt halkının demokratik mücadelesine yönelen bu saldırılar dün olduğu gibi bugün de devletin nasıl çürümüş bir mafya aygıtı olduğunu bir kez daha göstermektedir. Dolayısıyla mesele hangi organize suç örgütlerinin birbirleriyle çatıştığından veya hangi suç örgütü liderinin hangi siyasetçi tarafından korunup kollandığının çok ötesindedir. Mesele bu organize suç örgütlerinin kendilerini devletin sahibi ve bekasının savunucusu görecek kadar iç içe geçtikleri bu baskıcı-otoriter rejimden kurtulma meselesidir. Olup bitenlere seyirci kalmayacağız. 1990’lı yıllarda faili meçhul cinayetlerle ilgili adı geçenlerle beraber, bugün aynı politikaların sürdürücüsü olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun görevden alınıp yargılanması gerekiyor. Halklara karşı işlenen savaş suçlarıyla ilgili tüm sorumluların kamuoyu önünde halka hesap vermesi gerekiyor. Halkımızı bu çürümüş düzene karşı söz sahibi olduğu, halkın çıkarlarını savunan bir iktidar için mücadeleye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Beyazıt, Halepçe ve Gazi katliamları protesto edildi: Unutma, unutturma!-VİDEO

    Dersim’de Beyazıt, Halepçe ve Gazi katliamları protesto edildi: Unutma, unutturma!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri; Gazi, Beyazıt ve Halepçe katliamlarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Mart ayı, aynı zamanda bir katliamlar ayıdır da. 12 Mart 1995’te Gazi Katliamı, 16 Mart 1978’de Beyazıt Katliamı ve yine 16 Mart 1988’de Halepçe Katliamı yaşandı. Ancak bize dayatılan bu acılı tarihi değiştirecek güç, halkımızın demokrasi ve özgürlük mücadelesi olacaktır” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri; Gazi Katliamı, Beyazıt Katliamı ve Halepçe Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı EMEP İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Mart ayının katliamlar ayı olduğunu vurgulayan Tekin, “12 Mart 1995’te Gazi Katliamı, 16 Mart 1978’de Beyazıt Katliamı ve yine 16 Mart 1988’de Halepçe Katliamı yaşandı. Bu katliamlarda hayatını kaybedenleri bir kez daha saygı ile anıyoruz” dedi.

    “GAZİ KATLİAMI TÜRKİYE SİYASİ TARİHİNDE KARA BİR LEKEDİR”

    12 Mart 1995 yılında İstanbul’da Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen katliam Türkiye siyasi tarihinde kara bir gün olduğunu belirten Ergin Tekin, şunları belirtti:

    “Üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına karşın Gazi katliamının sorumluları açığa çıkartılarak hak ettikleri cezaya çarptırılmamıştır. Gazi Katliamı’nın Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılık tarafından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan ikinci iddianamede Ergenekon’la bağlantısı basın ve yayın organlarında yer almıştır. Öte yandan, Gazi Katliamı’nın Alevi inancından yurttaşları hedef alarak bir mezhep çatışmasını kışkırtmak amaçlı düzenlenmiş bir özel harekât operasyonu olduğu yine çeşitli defalar gündeme getirilmiştir. Halka karşı işlenmiş suçları soruşturmak üzere, yalnızca halka karşı sorumluluk taşıyan, gerek gördüğü her kişi ve kurumu sorgulama yetkisine sahip, parlamento dışından siyasi partilerden ve demokratik kurumlardan temsilcilerinde içinde yer alacağı, gerçekleri araştırma ve soruşturma komisyonu kurulması talebimizi bir kere daha yineliyoruz. Gazi katliamının aydınlatılması ve sorumluların yargılanarak hak ettikleri cezalara çarptırılması gerekiyor.”

    “BİZ DEVRİMCİLER YAŞADIKÇA BEYAZIT KATLİAMI DAVASI UNUTULMAYACAK”

    16 Mart 1978’de 7 öğrencinin hayatını kaybettiği Beyazıt Katliamı’nın 43 yıldır karanlıkta olduğunu vurgulayan Tekin, “Olayı ortaya çıkaracak devlet kurumlarından ciddi bir bilgi verilmedi, deliller gönderilmedi! O sıralarda Susurluk Olayı ortaya çıktı. Katliam sırasında bombacıyı yakalamak isteyen polisleri engelleyen Reşat Altay’ın Abdullah Çatlı ile fotoğrafları ortaya çıktı. Avukatların ve demokrasi kurumlarının Susurluk ve Ergenekon davaları ile 16 Mart Beyazıt Katliamı davalarının birleştirilmesi talepleri reddedilmiş olsa da, dava zaman aşımından düşse de 40 sene sonra bile olayın üzerine giden avukatlar tarafından katledilen kişilerin davaları canlandırıldı! Bir şekilde bu devran değiştiğinde bu katliamların failleri açığa çıkacaktır. Yaşıyorlarsa yargılanacaklar. Yaşamıyorlarsa bile faili oldukları ilan edilip lanetlenecektir. Biz devrimciler yaşadıkça bu davalar unutulmayacak” dedi.

    “HALEPÇE KATLİAMI İNSANLIK TARİHİNİN EN KARANLIK SAYFALARINDAN BİRİDİR”

    Halepçe Katliamı’nın, Kürt halkına karşı uygulanmış bir insanlık suçu, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olduğunu ifade eden Tekin, şunları kaydetti:

    “33 yıl önce Saddam diktatörlüğü, Irak’ta ki Kürt coğrafyasında ulusal özgürlük mücadelesini boğmak için 5 bini aşkın insanı kimyasal silahlarla katletmişti. Bugün Saddam diktatörlüğü olmasa da Kürtlere karşı katliamcı zihniyet farklı biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Halkımızın yıllardır devam eden geleceğini özgürce belirleme ve bölge halklarıyla barış içinde yaşamaya dayalı mücadelesi, emperyalizm ve işbirlikçi bölge gericilikleri tarafından boğulmaya çalışılmaktadır. Ancak bize dayatılan bu acılı tarihi değiştirecek güç, halkımızın demokrasi ve özgürlük mücadelesi olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim’de yasakları protesto etti-VİDEO

    Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim’de yasakları protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Emek ve Demokrasi Güçlerinin Dersim’de 8 aydır uygulanan eylem ve etkinlik yasaklarına ilişkin yapmak istediği basın açıklamasını polis engellemek istedi. Belediye İş Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Demokratik muhalefeti susturmak için yapılan bu yasaklara sessiz kalmayacağımızı belirtmek istiyoruz” denildi. 

    Dersim’de Emek ve Demokrasi Güçleri, 8 aydır Tunceli Valiliği’nin uyguladığı eylem ve etkinlik yasaklarına ilişkin Sanat Sokağı’nda yapmak istediği basın açıklamasını polis engelledi ve müdahale etti.

    Polis müdahalesinin ardından kitle “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarıyla karşılık verdi. Yaşanan arbedenin ardından kitle “Direne direne kazanacağız”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” slogan ve alkış eşliğinde yürüyüş yaparak Belediye İş Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

    Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı yapan Hıdır Yıldız, sözlerine Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve akademisyenlerinin, dayatılan uygulamalara boyun eğmeme eylemlerine devam ettiğini söyleyerek başladı. Gözaltına alınan ve tutuklanan öğrencilere polis sopasıyla boyun eğdirilmeye çalışıldığını belirten Yıldız, “İktidar ve banka havuzundan beslenen propaganda makinesine göre ‘güven huzuru sağlamaya yönelik demokratik tedbir’ olduğu söylenmektedir. Burjuva iktidar artık kendi hukukuna da uymamaktadır” dedi.

    “TOPLANTI VE YÜRÜYÜŞLER TEMEL HAK”

    Bununla birlikte Van ve Dersim’de tedbir adı altında OHAL uygulamalarının devam ettiğini söyleyen Yıldız, keyfi uygulamalarla kentte eylem ve etkinliklerin yasak olduğunu ifade etti. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 ve 11’inci maddesini hatırlatan Yıldız, şunları kaydetti.

    “İfade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile ilgili olarak birçok içtihadında, her kanun dışı durumun, toplantı ve gösteri özgürlüğüne müdahale gerekçesi olamayacağı ve bu müdahaleyi haklı göstermeyeceği, toplantı düzenleme özgürlüğünün, demokratik toplumlarda korunması gereken temel haklardan olduğunu belirtilmiştir. Toplanma ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik, koruyucu tedbir niteliğinde olan radikal önlemlerin demokrasiye zarar vermekte olduğu, hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik toplumlarda, barışçıl yöntemlerle toplanma özgürlüğünün uygulanmasının öneminin altını çizmiştir.”

    “HUKUKA AYKIRI İŞLEMLERİN KARŞISINDAYIZ”

    İktidarların ve yandaşlarının kendileri için yaptığı her türlü kongre, afiş, pankart ve etkinlik serbest olduğunu dile getiren Yıldız, “Demokratik muhalefeti susturmak için yapılan bu yasaklara sessiz kalmayacağımızı belirtmek istiyoruz. Biz aşağıda imzası bulunan kurumlar geçmişte olduğu gibi bugün de, hukuka aykırı tüm işlem ve eylemlerin karşısındayız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Roboski Katliamı’nın failleri yargılanmadan toplumsal huzur sağlanmayacaktır’-VİDEO

    ‘Roboski Katliamı’nın failleri yargılanmadan toplumsal huzur sağlanmayacaktır’-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 9. yılına dair Dersim ve Mersin’de yapılan açıklamalarda, hala adaletin yerini bulmadığı vurgulanarak, “Roboski Katliamı’nın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadan kalıcı, adil ve onarıcı bir toplumsal huzur sağlanamayacaktır” denildi.  

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi. Ailelerin verdiği hukuk mücadelesinde son olarak AİHM, 17 Mayıs 2018’de aileler adına başvuruyu reddetti.

    Roboski Katliamının 9. yılına dair bir çok kentte eş zamanlı açıklamalar yapıldı.

    DERSİM

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Roboski Katliamı’nın 9’uncu yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “ROBOSKİ’DE YAŞANAN KATLİAMIN UNUTTURULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Açıklamayı okuyan Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “9 yıl önce, devletin savaş uçakları, çoğu çocuk ve genç 34 insanı bombalayarak katletti. Roboski Katliamı’nın üzerinden dokuz yıl geçti, ancak sorumlular yargı önüne çıkarılmadı. Dönemin Başbakanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı’na bu harekat için teşekkür etti” dedi.

    Meclis’te kurulan komisyonun AKP’li çoğunluğunun da, katliamın üstünün örtülmesi için raporlar yazdığını hatırlatan Yeşil, şunları kaydetti:

    “O günden bugüne, başta Roboski’li aileler olmak üzere toplumdaki tüm vicdanlı bireylerin ve demokratik kurumların talebi, sorumluların yargı önüne çıkarılması oldu. Roboski’de öldürülen sivil yurttaşların hesabını vermeyen siyasi iktidar, bugün Van da Hakkari’de devlet eliyle işlenen suçlara da kayıtsız kalıyor. Roboski Katliamı’nın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadan kalıcı, adil ve onarıcı bir toplumsal huzur sağlanamayacaktır. Bizler Demokrasi ve insan haklarından yana olan güçler olarak Roboski’de yaşanan katliamın unutturulmasına müsaade etmeyeceğiz.”

    MERSİN

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi tarafından Roboski Katliamı’nın 9’uncu yılına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirildi. HDP İl Eş Başkanları, DKÖ ve STK temsilcilerinin katıldığı açıklamayı Şube Sekreteri Tahir Tüyben okudu.

    “ROBOSKİ AYDINLATILMADIKÇA DEMOKRATİKLEŞME SÖZ KONUSU OLMAYACAKTIR”

    19’u çocuk, 34 yurttaşın, 9 yıl önce sınır yerleşkesi Roboski’de, TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini hatırlatan Tüyben, şunları ifade etti:

    “Ne yaparsak yapalım, katledilen insanlarımızı geri getiremeyeceğiz elbet! Bugüne kadar, ne sorumlular açığa çıkarıldı, ne de katledilen bu köylülerin ailelerinden özür dilendi. Bırakalım devletin bunları yapmasını, aksine ölenlerin aileleri yargılandı ve para cezalarına çarptırıldı. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır. Adalet olmadan barışın mümkün olamayacağı, adaleti tesis edemeyen rejimlerin değişime direnerek, haritaların da yeniden çizileceği kanlı iç savaşlara ortam hazırladıkları açıkça görülmektedir. Roboski’nin üstü örtülerek, Roboski’de yaşanan insanlık dramı unutturularak, yeni demokratik bir anayasanın yapılamayacağını biliyoruz. Öncelikle, “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nun kurularak; sadece Roboski’yi değil bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • ‘Maraş Katliamı, Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı, Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim’de sanat sokağında bir araya gelerek Maraş Katliamı’nın 42. yılında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya Maraş Katliamı’nın basit bir Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldığını vurguladı. 

    Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler için Türkiye’nin pek çok yerinde anmalar devam ediyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim’de sanat sokağında bir araya gelerek Maraş Katliamı’nın 42. yılında basın açıklaması yaptı.

    Basın metnini Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya okudu. Katliamın, basit bir Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldığını belirten Kaya, noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı ve 7 gün süren katliama hiçbir müdahalede bulunulmadı” dedi.

    “SALDIRILAR FAİLİ MEÇHUL KALDIĞI SÜRECE YENİSİ EKLENMEYE DEVAM EDECEK”

    “Hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz” diyen Kaya, Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece yenisinin eklenmeye devam edeceğine dikkat çekti.

    Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyeceğinin altını çizen Kaya, “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek” dedi.

    “BARIŞ, ADALET VE EŞİTLİK GELENE KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşündüklerini söyleyen Ekber Kaya, şunları söyledi.

    “Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Yezid saldırısına karşı Hüseyince direneceğiz’-VİDEO

    ‘Yezid saldırısına karşı Hüseyince direneceğiz’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da ESP ve SGDF’ye yönelik gözaltılara Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri “Biz Yezid saldırısına karşı Hüseyince direneceğiz, bundan asla ve asla geri adım atmayacağız” diyerek tepki gösterdi.

    Haberin videosu;

    İstanbul’da ESP ve SGDF’ye yönelik başlatılan soruşturma kapsamında aralarında ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ve SGDF Eş Başkanı Alev Özkiraz’ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. İstanbul’da ESP ve SGDF’ye yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim Sanat Sokağı’nda basın açıklaması düzenledi.

    “TÜRKİYE DEMOKRASİSİNE BİRŞEY KATMAYACAKTIR”

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasında konuşan HDP Dersim İl Eşbaşkanı İbrahim Kasun, “Partimizin bileşeni olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) bir operasyon yapıldı. 21 arkadaşımız gözaltına alındı. Biz bunu kınamak için burada toplanmış bulunuyoruz. Az önce aldığımız habere göre Kars’ta Ayhan Bilgen’den sonra Kars belediyesi Eşbaşkanı Şevin Alaca da tutuklandı. Bunları kınıyoruz. Bu tutuklamalar, baskılar ve gözaltılar Türkiye demokrasisine bir şey katmayacaktır. Biz yezid saldırısına karşı Hüseyince direneceğiz bundan asla ve asla geri adım atmayacağız” dedi.

    “SUSMAK VE İKTİDARIN UYGULAMALARINA SESSİZ KALMAK MÜMKÜN DEĞİL “

    ESP Parti Meclis Üyesi Satiye Ok da şunları söyledi:

    “AKP-MHP İktidarının son yıllarda kendisine muhalif olan güçlere yönelik saldırıları artarak devam ediyor. Sandıkta yenemediği siyasi rakiplerini etkisiz hale getirmek için gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla sindirmeye ve tasviye etmeye çalışıyor. AKP-MHP iktidarı suskun, kendisine biat eden ve tüm hukuk dışı uygulamalarına sesiz kalan bir toplum istiyor. Milyonlarca insanın aç ve işsiz kaldığı, her gün sokak ortasında kadınların öldürüldüğü, bir ülkede susmak ve iktidarın uygulamalarına sesiz kalmak mümkün değil. Siyasal ve ekonomik olarak krize giren iktidar artık ülkeyi yönetemediğini tüm muhalefet güçlerine yönelik saldırılarıyla bir kez daha kanıtlamıştır. Kadını, işçisi, genci, ezilen ve sömürülen kesimleriyle, emek ve demokrasi mücadelesinde bütün baskılara ve saldırılara karşın geri adım atmayan halkımız bilmelidir ki tek adam rejiminin saldırıları boşunadır. Halkımızın birleşik mücadelesiyle birleşerek, çoğalarak faşizmi yıkacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas’ta katledilen canlar Dersim’de anıldı: Katliamı unutturmayacağız!-VİDEO

    Sivas’ta katledilen canlar Dersim’de anıldı: Katliamı unutturmayacağız!-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Dersim’de anıldı. Katliamın planlı olduğu belirtilen açıklamada, “Katliam sadece Alevilere karşı değil; ezilen, ötekileştirilen, dışlanan bütün toplumsal kesimlere  karşı yapılan bir katliamdır. O yüzden herkesi zulme karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin çağrısıyla bir araya gelen Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı.

    Merkez sanat sokağında bir araya gelen kitle basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “KATLİAM PLANLI VE ORGANİZE İDİ”

    Açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Reyhan Kumru okudu.

    Açıklamada “Bundan tam 27 yıl önce büyük halk önderi ve Alevi piri/ozanı Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden canlarımızdan, 33 canımız bütün devlet güçlerinin gözü önünde karanlık zihniyetli, gerici, nefret dolu, barbar, şeriatçı bir güruh tarafından katledildi. Bu korkunç katliam, son derece planlı ve organize bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirildi. Dönemin Sivas Belediyesi tarafından katliamdan birkaç gün önce şehrin içinde hiçbir yerde kaldırım çalışması gibi bir faaliyet yok iken, Madımak otelinin çevresine kamyonlar dolusu parke taşları bırakıldı. Dönemin belediye başkanı katliam sırasında “gazanız mübarek olsun” diyerek katliamda tahrik edici bir rol oynadı. Otelin önünde bulunan askerler ise katliamcı güruha herhangi bir müdahalede bulunmadan otelin önünden ayrılarak katliamın yolunu açtılar. Katliamın gerçekleştirildiği bölgeye bilerek hiçbir polis gücü de gönderilmedi. Göstermelik olarak gelen birkaç polis ise, ya olayları izledi ya da katliamcılarla kol kola hareket etti. Yandaş Medya ise işbirlikçi ve tetikçi zihniyetine uygun bir şekilde hareket ederek katilleri aklayıp neredeyse katledilen canlarımızı suçlu gösteren aşağılık yayınlar yaptılar. Gerici ve şeriatçı örgütler katliamdan haftalar önce bildiriler dağıtıp “kıyam” ve “katliam” çağrılarında bulundular” ifadelerini kullandı” denildi.

    Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce sadece izlediler, denilen açıklamada “Bu barbarlar kan ve intikam sloganlarıyla kan dökmek için harekete geçerlerken hiç kimse onlara müdahale etmedi. Müdahale etmek bir yana teşvik edilip yönlendirildiler. Katiller önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezine saldırdılar ancak buradan püskürtüldüler. Gerici katil güruh “kahrolsun laiklik, şeriat isteriz” , “şeriat gelecek zulüm bitecek” gibi sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip kolluk güçlerinin gözü önünde bu vahşi katliamı gerçekleştirdiler” ifadeleri kullanıldı.

    “KATİLLER CEZASIZ BIRAKILDI”

    Sivas Katliam’ında yaşamını yitirenleri anma etkinliğinde yapılan açıklama şöyle devam etti:

    “Açıkça görüldüğü gibi Sivas Madımak Katliamı egemenlerin bütün unsurlarıyla birlikte organize ettiği ve şeriatçı katil güruhun tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı. Katliamdan sonra gerici katil güruh içinden sadece küçük bir grup hakkında dava açıldı. Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğu ya hiç ceza almadılar ya da küçük cezalarla kurtuldular. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı ise hiç bulun(a)madı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Bir kısmı da arama kararlarına rağmen ellerini kollarını sallayarak yurtdışına çıktılar. Daha sonrasında devlet tarafından bulun(a)mayan bu katiller zamanaşımı kararıyla ceza almaktan kurtuldular. Dönemin başbakanı olan AKP Genel Başkanı ise bu karar için “hayırlı olsun” dedi. Halen yurtdışında yaşayan katillerin iadesi için hiçbir çaba gösterilmedi. Tam tersine bu katillerin iade edilmemeleri için bilerek yanıltıcı ve yanlış bilgiler verildi. Sivas katillerinin avukatları AKP tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak ödüllendirildiler. Sivas Katliamı’ndan bugüne kadar 27 yıl bu şekilde geçti.”

    “KATLİAMLAR GAZİ, GEZİ, ROBOSKİ, ANKARA GARI ŞEKLİNDE DEVAM ETTİ”

    DAD Genel Merkez yöneticisi Reyhan Kumru’nun okuduğu açıklamada devamla şöyle denildi:

    “Bugün ise AKP iktidarı sadece Alevilere değil diğer tüm ilerici-demokrat-muhalif toplum kesimlerine karşı da baskı ve sindirme politikalarını sürdürmektedir. Gezi direnişinden beri olağan bir şekilde iktidarını devam ettirme şansı kalmayan AKP, ülkeyi süreklileştirilmiş bir Olağanüstü Hal rejimiyle yönetmeye çalışmaktadır. Özellikle Gezi direnişi sürecinden ve 15 Temmuz bahanesiyle ilan edilen OHAL’den sonra baskı politikaları daha da ağırlaştırılmıştır. Bu süreçte çıkarılan KHK’larla yüz binlerce insan haksız yere işinden atılmış, muhalif basın yayın organları kapatılmış, binlerce insan hukuksuz kararlarla tutuklanmış, insanların malına mülküne keyfi bir biçimde el konulmuştur. Bu haksızlığa boyun eğmeyip direnen insanlar AKP iktidarının saldırgan politikalarından paylarını fazlasıyla almışlardır. AKP iktidarı Kürt sorununda demokratikleşmeyi değil güvenlik eksenli savaş politikalarını esas almaya devam etmektedir. Bu savaş politikaları nedeniyle birçok insan hayatını kaybetmiştir. Roboski’de sivil yurttaşlarımız uçaklardan atılan bombalarla acımasızca katledilmişlerdir. Savaş politikalarına karşı barışı savunmak isteyen 103 canımız Ankara Garı önünde gerçekleştirilen bombalı saldırıda katledilmişlerdir. Kürt yurttaşlarımızın yoğunlukla yaşadığı birçok yerde tarifsiz acılar yaşanmıştır. İnsanların evleri yıkılmış, birçok sivil yurttaş da hayatını kaybetmiştir. Yine Suruç’ta barışı ve kardeşliği savunmak isteyen 33 sosyalist genç hunharca gerçekleştirilen bir bombalı saldırıda hayatlarını kaybettiler. Diyarbakır, Antep başta olmak üzere onlarca insanımızı benzer şekillerde gerçekleştirilen bombalı saldırılarda yitirdik. Kürtlere dönük ötekileştirici ve ayrımcı politikalar artık bütün Kürtleri terörist ilan eden söylemlere kadar varmıştır.

    AKP iktidarının haksız, hukuksuz ve baskıcı politikalarına karşı adil yargılanma talep eden Mustafa Koçak ve sanatlarını hiçbir yasak olmadan özgürce icra etmek isteyen Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek ölüm oruçlarında hayatlarını kaybetmişlerdir. Acıları yüreğimizdedir. Yine haksız ve hukuksuz bir şekilde kendilerine verilen ağır cezalara karşı adil yargılanma talebiyle halen ölüm orucuna devam eden avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlıkları her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Daha fazla acı yaşanmaması için arkadaşlarımızın haklı ve meşru talepleri derhal kabul edilmelidir.”

    “AKP KENDİSİNDEN OLMAYAN HERKESİ DÜŞMAN İLAN EDİYOR”

    Açıklamada “AKP’nin kurduğu yeni düzen farklılıklara izin vermemektedir. Çoğulcu yapıyı yok etmeye çalışan tekçi bir anlayışla hareket edilmektedir. Yeni devlet tekçilik üzerine inşa edilmiştir. Bu çerçeveden AKP iktidarı kendisinden olmayan herkesi düşman kabul etmekte ve terörle ilişkilendirmeye çalışmaktadır” ifadeleri kullanılarak, “HDP eş genel başkanları, seçilmiş belediye başkanları da dahil halk iradesi ile seçilmiş siyasetçiler tutuklanırken, son olarak ikisi HDP biri CHP’li milletvekilinin vekillikleri düşürülmüştür. Siyasal İslamcı zihniyete sahip AKP iktidarının son icraatı ise TBB(Türkiye Barolar Birliği) üzerindeki tasfiye çabasıdır. Adaletin savunucusu avukatlar bile adalet talebi ile ülkenin dört bir yanından Ankara’ya yürümektedir. Toplum üzerinde inşa edilen bu tekçi iktidar ilişkisine karşı güçlü bir demokrasi mücadelesi verilmesi kaçınılmazdır. AKP iktidarı halk desteğini hızla kaybetmektedir. Bu gerçeği gören AKP iktidarı daha da saldırganlaşmaktadır. Bugün toplumun çeşitli görüşlerden muhalif kesimlerinin hiçbir can ve mal güvenliği kalmamıştır. Devletin tüm organlarını ”ele geçiren” AKP halkın bütün kesimlerini kontrolüne alamamıştır. AKP’nin kontrol altına alamadığı en önemli kesimlerden bir Alevilerdir” denildi.

    “AKP TOPLUMU SİNDİREREK İKTİDARINI SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Açıklama metninde “Belli bir yandaş kesimin zenginleştirilmesini esas alan rant ve talan politikalarından kaynaklı olarak büyüyen ekonomik kriz, işçi ve emekçiler başta olmak üzere geniş toplum kesimlerini her geçen gün daha da yoksullaştırmaktadır. İnsanlarımız yaşanan bu ekonomik krizin üstüne gelen  Covid-19 salgınıyla birlikte büyük bir yoksullukla yüz yüze kalmışlardır. Dünyanın birçok ülkesi salgından olumsuz olarak etkilenen vatandaşları için büyük yardım paketleri hazırlarken AKP iktidarı yardım etmek bir yana bir de üstüne yoksullaşan halkımızdan bağış istemiştir. Salgın fırsat bilinerek işçilerin ve emekçilerin başta kıdem tazminatı olmak üzere birçok kazanılmış hakkı gasp edilmeye çalışılmaktadır. Kamu kaynaklarının bir avuç yandaşın çıkarı doğrultusunda talan edilmesi için yasalar çıkarılmaktadır. Sonuçta halkın yaşadığı ağır kriz için hiçbir çözümü olmayan AKP iktidarı halk desteğini hızla yitirdiği için tehditle ve baskıyla toplumu sindirerek egemenliğini devam ettirmeye çalışmaktadır.

    Toplumsal ve siyasal yaşamın gericileştirilmesi süreci AKP iktidarı eliyle hızla devam ediyor. Devletin artık şeklen kalmış olan sınırlı laik niteliği bütünüyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Seküler yaşam tarzı iktidar tarafından sistematik olarak hedef alınıyor. Eğitimde akıl, bilim, eleştiri ve sorgulamanın yerine kör inançlara ve akıldışı dogmalara dayalı gerici bir anlayış getiriliyor. Çocuklarımız eğitimin çeşitli kademelerinde sürekli taciz ve tecavüzle anılan gerici vakıflara teslim ediliyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

    “ALEVİLERE DÖNÜK YOK SAYMA POLİTİKASI DEVAM EDİYOR”

    Açıklamada son olarak şunlar belirtildi:

    “Aleviler üzerindeki bin yıllık asimilasyon ve yok etme politikaları AKP iktidarı tarafından da hevesle devam ettirilmektedir. Kutsal mekânlarımız ya çeşitli şekillerde yok ediliyor ya da çeşitli gerekçelerle elimizden alınarak Siyasal İslamcı birtakım karanlık yapılara teslim ediliyor. Cemevlerimiz tanınmıyor. Alevi çocuklarına zorla din dersleri dayatılıyor. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarının üzeri devlet tarafından ısrarla örtülüyor. Alevi köylerine zorla Cami yapılıyor. Cami olmayan köylerimize hizmet götürülmüyor. Kamuda ayrımcılığa uğruyoruz. Gençlerimiz Alevi kimliklerinden dolayı işe alınmıyorlar.
    Birçok insanımız baskı ve ayrımcılıktan dolayı toplumsal yaşamda Alevi kimliğini gizlemek zorunda kalıyor.

    2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı özünde sadece Alevilere karşı değil; ezilen, ötekileştirilen, dışlanan, yok sayılan bütün toplumsal kesimlere  karşı yapılan bir katliamdır. O yüzden ezilen, ötekileştirilen, dışlanan ve yok sayılan herkesi zulme karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz. Gelin hep birlikte 2 Temmuz’da tek adam rejimine, faşizme, ırkçılığa, gericiliğe ve baskı politikalarına karşı laikliği, özgürlüğü, eşitliği, adaleti, barışı, demokrasiyi ve halkların kardeşliğini savunarak katliamda yitirdiğimiz canlarımızı analım. Gelin 2 Temmuz’da acılarımızı ortaklaştıralım. Acılarımızı paylaşarak azaltalım.   Gelin hep birlikte dayanışmayı ve mücadeleyi büyütelim. Büyütelim ki bize bu acıları yaşatanlardan hesap sorabilelim. Bütün halkımızı bir daha böyle acıları ve katliamları yaşamamak için Sivas Madımak Katliamında yitirdiğimiz canlarımızı Önderimiz Pir Sultan Abdal’ın “Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan” şiarıyla Madımak katliamı şehitlerimizi unutmadığımızı, unutturmayacağımızı bir kez daha haykıralım.”

    Açıklama, “Sivas Madımak Katliamını Unutmadık Unutturmayacağız!”, “Sivas’ın Işığı Sönmeyecek!”, “Madımak Utanç Müzesi Olacak!” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Talepleri kabul edilsin, ölümler son bulsun-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Talepleri kabul edilsin, ölümler son bulsun-VİDEO

    PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, ölüm orucunun 288’nci gününde hayatını kaybeden Helin Bölek’e ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, taleplerin acil kabul edilmesi, ölümlerin son bulması istendi. 

    Grup Yorum üyesi Helin Bölek, ölüm orucunun 288’nci gününde hayatını kaybetti.

    Bölek, İbrahim Gökçek ile birlikte, “Grup Yorum üyeleri Bakanlığın arananlar listelerinden çıkarılsın, yaklaşık 3 yıldır neredeyse tüm konserleri yasaklanan Grup Yorum üzerindeki konser yasakları kaldırılsın, Grup Yorum üyeleri haklarında açılan davalar düşürülsün, tutuklu Grup Yorum üyeleri serbest bırakılsın” taleplerinin kabul edilmesi için ölüm orucu direnişindeydi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, açıklama yaparak taleplerin derhal kabul edilmesi, ölümlerin son bulması için çağrı yaptı.

    Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklama yapan İnsan Hakları Derneği Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, İHD binasında yaptığı açıklamada, “Helin Bölek’in annesi Aygül Bilgi “Gece uyku uyuyamıyor, çünkü sinir uçları iltihaplandı, çok acı çektiği için uyku diye bir şey yok. Kızımın yeniden türkü söylemesini çok istiyorum. Çocuğumun ölmesini istemiyorum. O pırıl pırıl insanları sahnede görmek istemez misiniz? O yüzden rica ediyorum, konuşmamı duyan herkes bir şeyler yapsın ama hızlı yapsın” ifadelerini kullanmıştı. Helin Bölek’in ölüm haberini Grup Yorum sosyal medya hesabından duyurdu” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDARI VE KAMUOYUNU ACİLEN ADIM ATMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Solmaz, ölüm orucu direnişinde olan İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak’ın durumlarına da dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Taleplerin öncelikle insani ve hak temelli talepler olduğunu kamuoyuna bir kez daha ifade etmek isteriz. Bu taleplerin en temel haklardan olan sağlık ve yaşam hakkının korunması, adil yargılanma hakkının yerine getirilmesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtmeliyiz. Yaşam haklarının tehlike altında olduğu böylesi bir ortamda yukarıda özetlemeye çalıştığımız taleplerinin rahatlıkla yerine getirilebileceğini belirtiyor, yeni ölümlerin yaşanmaması için siyasi iktidarı ve kamuoyunu sorumlu davranmaya Grup Yorum üyelerinin taleplerinin kabul edilerek ölüm orucu ve açlık grevlerinin son bulması için acilen adım atmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi halkın direnişidir, yargılanamaz – VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi halkın direnişidir, yargılanamaz – VİDEO

    PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Gezi davasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Gezi Yargılanamaz! Gezi biziz ve sahipleniyoruz. Bu haksız hukuksuz yargılamanın bir an önce sonlandırılması, davanın düşürülmesini istiyoruz. Ancak bu şekilde yargı adına tarihe geçecek bir utancın önüne geçecektir” denildi. 

    Gezi Davası’nın altıncı duruşması bugün Silivri Cezaevi kampüsü içerisinde bulunan mahkeme salonunda görülüyor.

    Davanın tek tutuklusu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu ve Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi.

    Diğer 6 kişi için ise 20 yıla varan hapis cezaları isteniyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri, sanatçılar ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “2013 yılının Mayıs ayı sonunda Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine karşı başlayan, Türkiye geneline yayılan ve milyonlarca insanın katıldığı Gezi eylemlerinin üzerinden 7 yıl geçti. Gezi, halen İktidar sahiplerini rahatsız eden, onların sınıf kinlerine hedef olan, soruşturma, davalarla kirletilmeye çalıştıkları bir direniş. Gezi Parkı direnişinin polis şiddetiyle bastırılmak istenirken bir halk hareketine dönüştüğü 7. Yılında Geziye katılanların yargılanması bitmiyor. Gezi bir halk hareketiydi ve iktidarın otoriter, antidemokratik uygulamalarına kuvvetli bir itirazdı. Ondan bir darbe senaryosu çıkarmaya çalışanlar Gezi’nin itibarını zedelemeyi, meşruiyetini ortadan kaldırmayı ve Gezi’yi kriminal bir olay haline getirmeyi öncelikli bir iş olarak gördüler” ifadelerini kullandı.

    “BU YARGILANMA İLE TÜM HALK HEDEF ALINIYOR”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Bu yargılanma ile tüm halkın hedef alındığını biliyoruz. Daha önce Taksim Dayanışmasından 5, toplamda 26 kişi, Gezi eylemlerinde “Örgüt kurmak ve yönetmek” ile “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlamasıyla yargılanmış ve beraat etmişti. 2015’te kesinleşen bu karar gezi eylemlerinin anayasal ve demokratik hakkımız olduğunu söylüyordu.

    Hukukun ‘H’sini aradığımız günlerden geçiyoruz. Bu ülkede kurgu davalarla defalarca karşılaştık. Suç uydurmak ve Gezi’yi kirletmek için gizli tanıklarla komplolar yaratılıyor. Gezi Türkiye’de çok kapsamlı bir halk hareketiydi. Gezi, Türkiye’nin eşitlik, özgürlük ve adalet umudu oldu. 80 ilde Gezi eylemleri gerçekleşti, hepimiz oradaydık ve bizler hiçbir zaman bunu inkar etmedik. Gezi eylemlerine katılmakla onur duyduk. Gezi halkın vicdanında bir yer etti. Ortada, şiddet içeren bir eylemde yok. Esas şiddet uygulayan güvenlik güçleriydi, polisti; 8 tane gencimizi, çocuğumuzu kaybettik. Binlerce kişi sakatlandı.

    “GEZİ, BİR HALK HAREKETİDİR”

    Bir kez daha hatırlatırız; Gezi, hakkında hangi yalan söylenirse söylensin, hangi iddia ile karalanmaya çalışılırsa çalışılsın iktidarın zorbalıklarına karşı demokrasi talebinin ürünü, kendiliğinden gelişen, hiçbir kişi, örgüt veya kuruma mal edilemeyecek genişlikte ve zenginlikte bir halk hareketidir.
    Siyasi iktidar hala Gezi ruhundan korkuyor, dillerinden düşürmüyorlar. Korkmakta haklılar. Gördüler ki biz bir araya geldiğimizde karanlığa dur diyebiliyoruz. Gördüler ki, plastik mermiler, biber gazları, gözaltılar, tutuklamalar hiçbirimizi korkutamıyor. Gördüler ki, biz asla yılmıyoruz ve bir araya geldiğimizde, omuz omuza verdiğimizde düşlediğimiz o güzel hayatı kurabiliyoruz. Bizler, geleceğimiz için, çocuklarımız ve ülkemiz için tüm renklerimizle direniyoruz.
    İstanbul’daki gezi davası bir yargılama değil, topluma, yargılanan arkadaşlarımız üzerinden ders verilme, toplumun susturulma girişimidir. Topluma “Susun, haklarınızı aramayın, Kanal İstanbul’u, kent meselelerini, doğanın canına okunmasını bırakın. İnsan hakları meseleleri ile uğraşmayın, itaat edin, etmiyorsanız itiraz etmeyin” mesajı veriliyor. Amaç Gezi davasının üzerinden toplumu korkutmak, sindirmek. Çünkü gerek ekonomik kriz, gerek ekolojik olarak, gerekse demokratik haklar olarak durum ortada. İşçi ve emekçilerin durumu ortada, Bir suçlu aranıyorsa, Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit Gedik’in ve Ahmet Atakan’ın ölümünde aranmalıdır.

    “GEZİ’Yİ YARGILAMAK, HALKIN MÜCADELESİNİ YARGILAMAKTIR”

    Bu mesele sadece yargılanan arkadaşlarımızın meselesi değildir. AKP’nin bu davadan beklentisi muhalefeti sindirmek ve korkutmaktır. Hukuk da buna alet olmuştur. Gezi bu topraklarda ağaca, ormana, insan haklarına sahip çıkma iradesidir. Biz bu ülkenin yurttaşları olarak bu ülkede parkına, kentine, doğasına sahip çıktık, antidemokratik uygulamalara karşı tepkimizi gösterdik. Gezi’de yargılanması gerekenler arkadaşlarımızı aramızdan alanlar, sakat bırakanlardır. Gezi her zaman demokrasi tarihinde temiz bir sayfa olarak duracak. Gezi direnişinin suçla ilişkilendirilmesine izin vermeyeceğiz.

    Dersim Emek Demokrasi güçleri olarak; bugün, karar aşamasına gelen, Gezi davasının ikinci etap duruşması yapılacak. Gezi’yi, siyasi iktidarın “Dış Güçlerin” oyunu “Darbe Girişimi” olarak değerlendirmesi yaklaşımıyla sürdürülen yargılamaya karşı “Gezi yargılanamaz”, “Gezi’yi yargılamak, Gezi’yi karalamaktır, baskıcı, anti-demokratik politikalara karşı çıkan halkın mücadelesini yargılamaktır” diyoruz.

    “GEZİ BİZİZ SAHİPLENİYORUZ”

    Gezi, ilk yargılamadaki Taksim Dayanışması’nın 26 mensubu olmadığı gibi mesnetsiz gerekçelerle bu davada yargılanan 16 kişiden de ibaret değildir, Gezi milyonlardır. Dersim’ inde bunlardan birisi olduğu, işçisiyle, emekçisiyle genciyle, kadınıyla binlerce yurttaşın tıpkı diğer 80 kentte olduğu gibi ülkesinin, kentinin ve geleceğinin sahibi olduğunu hatırlatan; eşitlik, adalet, demokrasi, özgürlük talebiyle sokağa çıkan; iktidarın baskısına, hayat tarzına müdahalesine, kentleri ve doğayı hoyratça yağmalamasına itiraz eden milyonlardır.

    Gezi’nin milyonları olarak tekrar ediyoruz; Gezi Yargılanamaz! Gezi biziz ve sahipleniyoruz. Bu haksız hukuksuz yargılamanın bir an önce sonlandırılması, davanın düşürülmesini istiyoruz. Ancak bu şekilde yargı adına tarihe geçecek bir utancın önüne geçecektir.”

    Açıklama, ‘Mücadeleye devam’ sloganları ve alkışlar eşiliğinde son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de açıklama: Tecavüz, kadın katliamları yaşanırken neredeydiniz?-VİDEO

    Dersim’de açıklama: Tecavüz, kadın katliamları yaşanırken neredeydiniz?-VİDEO

    PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçlerinin yaptığı açıklamada konuşan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, polis kameralarını işaret ederek, “O kadar onursuzluk, tecavüz, kadın katliamları yaşanırken neredeydiniz? AKP’ye hizmet edenler çocukların tecavüzünde pay sahibidir” dedi.

    Haberin videosu

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, “Yozlaştırmaya geçit vermeyeceğiz. Kentimize, çocuklarımıza, geleceğimize, sahip çıkıyoruz” sloganıyla  günlerdir kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ve Pertek’te 15 çocuğun cinsel istismara uğramasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Seyit Rıza Meydanında yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Alican Önlü ve Mehmet Rüştü Tiryaki katıldı. “Jin jiyan azadî”, “Dersim uyuma Gülistan’a sahip çık” sloganlarının atıldığı açıklamada ilk olarak HDP İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil konuştu.

    “CAYDIRICI CEZAİ İŞLEMLER UYGULANMALI”

    Ovacık, Pertek ve Hozat ilçelerinde birbiri ardına çocuk istismarı vakalarının açığa çıktığını söyleyen Nurşat Yeşil, Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan ise günlerdir haber alınamadığını belirtti. Kadın, kız ve erkek çocuklarına yönelik özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların bu derecede artmış olmasının tesadüf olmadığını dile getiren Yeşil, şunları söyledi:

    “Tacize tecavüze istismara ve tehditlere karşı yetkili kurumlar üzerine düşeni yapmalıdır. Özellikle kamu görevleri ile ilgili taciz, istismar ve benzeri iddialarda şikayette bakılmaksızın gerekli soruşturmalar yapılmalıdır. Taciz, tecavüz ve istismar olaylarında caydırıcı cezai işlemler uygulanmalı, cezai indirimlere gidilmemelidir. Çocuk istismarcıların affı anlamına gelen yasa tasarısından vazgeçilmelidir. İlimizde çokça taciz, istismar kayıp haberlerinin ard arda geldiği bu günlerde, halkımızın istismarcılara, tacizcilere, tecavüzcülere karşı yükselttiği bu sesin yasaklarla bastırılmasını kabul etmiyoruz.”

    “ÇOCUKLARA TECAVÜZ EDİLİRKEN NEREDEYDİNİZ?”

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ise, gençlerin, kadınların ve halkın yürüttüğü mücadelenin bir onur mücadelesi olduğunu vurguladı. Bunun karşısında bir onursuzluk tavrı da olduğunu dile getiren Önlü, bu onur mücadelesine birinci derecede sorumluluk sahibi olan mülkü amirleri ve emniyet güçlerinin olduğunu ifade etti. Polis kameralarını işaret eden Önlü, “Burada o kadar onursuzluk, tecavüz, kadın katliamları yaşanırken bu kadar kamera neredeydi. İnsan biraz utanır. Bu kente çocuklara tecavüz edilirken güvenlik güçlerinin kamerası, bunları fişlerken, tecavüzcülerin haklarında istihbarat toplayamadı mı? Engelleyemedi mi? Valilikte değil artık. AKP- MHP iktidarının bu ildeki il başkanıdır. Artık mülki amirlik sıfatını kaybetmiştir. Bir vali değildir. Bu devletin valisi de değildir. Faşist iktidarın buradaki siyaset yürütenidir. Bu kentin huzurunu bozma, diyor. Kendi sorumluluğu altında kadınlar katledilirken, çocuklara tecavüz edilirken huzurluydu. Ne zaman ki öğrenciler, kadınlar ve halk bu onursuzluğa karşı bir onur mücadelesi verdiğinde bu kentin huzuru bozuluyormuş. Senin sorumluluğun altında bu kentin dokusu bozuluyor. Bu halk kin duymayacak mı?” dedi.

    “KENT GARNİZON KENTİNE ÇEVRİLDİ”

    Bir algı yaratılmaya çalışıldığını dile getiren Önlü, “Bu etkinliği yasaklayacağına bir an önce istifa etmeli ve bu kenti de terk etmelidir. Çok kullandığı bir söz var. Türkiye’de en huzurlu kent Dersimmiş. Çocuklara tecavüz ediliyor. Kent garnizon kentine çevrilmiş. Geçmişte Elâzığ, Dersim kara yoluna Elazığ, Tunceli yolu deniyordu. Dikkat edin isim değiştirildi. Türkiye’nin en güvenlikli yolu diye geçiyor. Üniversite ve kent arasında askeri bölge olan, her adımın izlendiği ve güvenlik yolu dediğiniz yer günlerdir barajlı araştırma yapılıyor. Ya söylediğini bu kent güvenlikli kenttir. Ya bu yalan, ya da orada göstermelik aramanız yalandır. Türkiye’nin en güvenli kenti Tunceli ama bir şeyi daha bize aşılamaya çalışıyorlar. Ama bu ülkede en mutsuz kent Dersimmiş. Neden? Eğer kimliğini, onurunu, dilini, inancını ret edip faşist iktidara biat edersen bu Tunceli kimliğidir işte. Ama nasıl ki günlerdir kadınların, öğrencilerin, halkımızın onur mücadelesi de Dersim kimliğidir” şeklinde konuştu.

    AKP yöneticilerinin Siirt’te polis ve uzmanların yüzlerce tecavüz ettiği kızlara yönelik sarf ettiği sözleri hatırlatan Önlü, şöyle devam etti:

    “Dağa çıkacağına, siyaset yapacağına fuhuş yapmaları en hayırlı iştir. İşte bu zihniyet tecavüzcü, kadın düşmanı zihniyettir. Bütün kenti kamera altında tutmanın, sorumluluğunuz altında çocuklara tecavüz edilmiştir. Kameralarınızı bizlere değil kendinize tutmalısınız. Bu saatten sonra kentte AKP’ye hizmet edenler çocukların tecavüzünde pay sahibidir. Bütün devrimci, demokrat, yurtsever, kadın, gençlik, emek güçleriyle ortak bir mücadeleyle ancak bu onursuz yaşamı bize dayatan iktidardan kurtulabiliriz. Bu onur mücadelesi Kürdistan’ın her yerine yayılmalıdır” şeklinde konuştu.

    Açıklama, ‘Jin jiyan azadi’ sloganları ve alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM