Etiket: dersim kadın

  • Muhtar adayı Kalsen: Kadınlar yönetimde olunca sorunlar daha rahat çözülecek -VİDEO

    Muhtar adayı Kalsen: Kadınlar yönetimde olunca sorunlar daha rahat çözülecek -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in en büyük ve en çok adayın yarıştığı Atatürk (Sihenk) Mahallesi muhtar adaylarından Sema Kalsen, mahalleye hakim olduğunu, sorunları gördüğünü ve bunun için oy istediğini belirtiyor. Kalsen, “Kadınlar yönetimlerde olsunlar. Kadınlar yönetimde olduğu sürece sorunlar daha güzel, daha rahat, daha kolay çözülecek” dedi.

    İşsizliğin ve ekonomik sıkıntıların yoğun yaşandığı Dersim’de, 31 Mart Yerel Seçimleri için en büyük yarış muhtar adayları arasında geçiyor. Kent merkezi ve ilçelerdeki mahallelerden köylere kadar sirayet eden bu yarış, belediye başkanlığı seçimlerini geride bırakacak noktada. Çünkü işsizliğin, ekonomik darboğazların ve buna bağlı olarak artan göçlerin tam merkezinde yer alan Dersim’de, muhtarlık makamı da en önemli istihdam alanlarından biri olarak görülüyor.

    DERSİM’İN EN BÜYÜK MAHALLESİ’NDE ONLARCA ADAY YARIŞIYOR

    Atatürk Mahallesi (Sihenk), Dersim’in en büyük mahallesi, en çok seçmenin yaşadığı bir yer, aynı zamanda Dersimli olmayan nüfusun da en çok yaşadığı bu mahallede çok sayıda muhtar adayı yarışıyor. Adayların çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Kent genelinde kadın muhtar adaylarına ilgi de oldukça yoğun.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Atatürk Mahallesi (Sihenk) kadın muhtar adaylarından Sema Kalsen’e mikrofon uzattık.

    “MAHALLEMİZİN BİRÇOK SORUNU VAR”

    Uzun süredir Atatürk Mahallesi’nde yaşadığını belirten Kalsen, “Halkıma hizmet etmek için özellikle mahallemin temiz bir mahalle olması için, sorunlarını çözmek için muhtar olmak istiyorum. Projelerim var, düşüncelerim var. Bunları yapmak için heyecanla bekliyorum” dedi.

    Mahallesinin çok sorunu olduğunu vurgulayan Kalsen, bu sorunları şöyle dile getirdi:

    “Sokak hayvanları sorunumuz var. Bunları iyileştirmek, daha iyi koşullarda yaşatmak, çok başıboş canlarımız var. Bunlara sağlıklı koşullarda barınaklar sağlamak, mama sağlamak, bakımlarını sağlamak istiyorum.

    “TOPLU TAŞIMA GÜZERGAHLARINI ARTTIRMAK İSTİYORUM”

    Artı, trafik sorunumuz var, ulaşım sorunu var. Belli güzergahlar var. Bunları biraz daha fazlalaştırmak ve toplu taşıma güzergahlarını biraz daha mahalleye yaymak istiyorum. Afetle ilgili planlarım, projelerim var. Yerel yönetimle koordineli bir şekilde çalışmak, toplantılar yapmak, mahalle sakinlerini bilgilendirmek, onlarla beraber sorunlarımızı çözmek istiyorum. Halkın sorunlarını halkımızla beraber, onların fikirlerini de alarak hep beraber, koordineli bir şekilde belediyelerle, valilikle kısacası kurumlarla beraber çözmek istiyorum.
    Çevre sorunu, çevre temizliği çok önemli. Hijyen çok önemli. Ben her kapıyı çaldığımda, her binaya gittiğimde gerçekten de mahalleyi çok temiz görmüyorum ve bunun acilen çözülmesi lazım.”

    “DERSİM’DE KADININ KİMLİĞİ ÇOK DAHA ÖN PLANDA”

    Halktan çok sıcak ve çok olumlu destekler aldığını, halkın özellikle kadın adayları desteklediğini ve kadın muhtar görmek istediklerini ifade eden Kalsen, “Dersim’de kadın kimliği çok daha ön planda. Kadınlar daha çok işin içindeler, yönetimdeler ve gerçekten sorunların üzerine gidiyorlar. Bu konuda deneyimliler diye düşünüyorum. Her yerde kadınlarımızı görmek istiyorum” diye belirtti.

    Kadınları daha çok ön planda tutacağını söyleyen Kalsen, “Mesela kapısını çaldığım bir kadın seçmenimiz, ‘ben evde bunalıyorum’ dedi. Kadınlara yönelik bir yer olsun. Benim de gidip oturup vakit geçirebileceğim yerler olsun. Gerçekten de bu biraz eksik. Kadınlara yönelik çok güzel spor alanları olabilir. Beraber daha güzel aktiviteler yapabiliriz. Bunları sağlayabilirim ve bunların yapmak için sabırsızlanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    “KADINLARIMIZ YÖNETİMLERDE OLSUNLAR”

    Göreve hazır olduğunu, mahalleye hakim ve her tarafını çok iyi bildiğini, sorunları gördüğünü ve bunun için oy istediğini vurgulayan Atatürk Mahallesi (Sihenk) kadın muhtar adaylarından Sema Kalsen, son olarak şunları kaydetti:

    “Kadınlar daha ön planda olsunlar. Bunu çok istiyorum. Kadınlarımız yönetimlerde olsunlar. Kadınlar yönetimde olduğu sürece sorunlar daha güzel çözülecek, daha rahat çözülecek, daha kolay çözülecek diye düşünüyorum. Kadınlar her tarafta olsunlar. Buradan tüm kadınların, emekçi kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

    Nuray ATMACA-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

     

  • Dersimli kadınlar, 9 Mart Kadın Mitingi’ne katılım çağrısı yaptı -VİDEO

    Dersimli kadınlar, 9 Mart Kadın Mitingi’ne katılım çağrısı yaptı -VİDEO

    PİRHA- Dersim’de ‘Yoksulluğa, eşitsizliğe, şiddete ve savaşa karşı örgütlü mücadeleye’ şiarıyla 9 Mart’ta miting yapılacak. PİRHA’ya konuşan kadınlar, mitinge tüm kadınları davet ettiler. 

    Dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 1857’de New Yorklu kadın dokuma işçilerinin direnişinin mücadele gününü kutlamaya hazırlanıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla mikrofon uzattığımız Dersimli kadınlar, ‘Yoksulluğa eşitsizliğe, şiddete ve savaşa karşı örgütlü mücadeleye’ şiarıyla 9 Mart’ta yapılacak kadın mitingine çağrı yaptı.

    “DERSİM’DEKİ KADINLARIN TALEBİ YAKICI BİR ŞEKİLDE SÜRÜYOR”

    Mikrofon uzattığımız kadınlar, şunları ifade ettiler:

    Elif Yıldırım: Bugünü kutluyorum, Bütün dünyaya selamlarımı yolluyorum, iyi ve güzel yasalar kurulsun. Bütün gençleri korusun, onlara bir şey olmasın.

    Fatoş Taşkale: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne doğru giderken Dersim’deki kadınların talebi yakıcı bir şekilde sürüyor. 22 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti en çok kadınlara savaş açmış durumda. Bizler de Dersim’deki kadınlar olarak işsizliğe, yoksulluğa, ranta, talana, kuşatılmışlığa karşı mücadelemizi alanlarda sürdüreceğiz. Bütün Dersimli kadınları da eşit ve özgür bir ülkede için yaşanılır bir ülke için alanlara bekliyoruz.

    “İŞSİZLİK, YOKSULLUK EN ÇOK KADINLARIN HAYATINDAN ÇALIYOR”

    Serpil Argın: İşsizliğin yoksulluğun her geçen gün artığı ve en çok kadınların hayatından çaldığı bir dönemden geçiyoruz. Doğamızın dilimizin, kültürün talan edildiği politikalarla karşı karşıyayız. O yüzden tün kadınların bunlara ses çıkarmak için 8 Mart etkinliği olan 9 Mart Cumartesi mitingine saat 12:30’da Sanat Sokağı’nda bir arada olmaya çağırıyoruz.

    Canan Ay: 8 Mart, sistematik olarak Türkiye koşullarında her gün katledilen kadınların, şiddete maruz kalan kadınların kadınların sesi olabilecek bir gün. Ve bu alanda da kadınların alanlarda kendilerini var etmeleri gerekiyor. Ne kadar baskı, zulüm, geri adım attırmaya yönelik çabalar harcansa da, tutuklamalar artsa da biz kadınlar olarak Dersimde 9 Mart’ta Sanat Sokağı’nda toplanacağız. Bu mücadeleyi alanlarda biz kadınların gücüyle, sesiyle, zılgıtlarıyla bir isyan niteliğiyle göstermemiz gerekiyor. Bu yüzden tüm kadınları 9 Mart’ta olan etkinliğimize bekliyorum.

    “KADINLARIN ARTIK HER YERDE SÖZ SAHİBİ OLMASINI İSTİYORUZ”

    Gülseren Gündüz: Bilindiği üzere önümüzde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü var. Dolayısıyla Dersim’de, Dersim’deki kadınlar olarak bizim etkinliğimiz 9 Mart günü olacak. Saat 12.00’de Sanat Sokağı’nda yürüyüş halinde başlayıp Seyit Rıza Meydanı’nda miting şeklinde devam edecek. Biz bütün Dersimin değerli kadınlarını emekçi kadınlarını bu etkinliğe davet ediyorum.

    Belkıs Örük: 8 Mart haftasındayız, Dersim merkezde 9 Mart’ta kutlanacak, Hozat’ta 7 Mart’ta ve Ovacık’ta 7 Mart’ta gerçekleştirilecek olan 8 Mart etkinliklerine katılımınızı bekliyoruz. Bizim için katılımınız çok önemli. Kadınların artık gerek siyasette, gerek işte, okulda her yerde söz sahibi olmasını istiyorum.

    “GÜN BİZİM GÜNÜMÜZDÜR”

    Hümeyra Tosun: 8 Mart’a güçlü girmek için çok fazla nedenimiz var. Özellikle ülkedeki genel siyasi baskı, kadınlara yönelik şiddete, tecrite her türlü baskıya, yoksulluğa karşı en güçlü şekilde orda olmamız gerekiyor. Dersim’deki miting 9 Mart Cumartesi günü, saat 13:00’te Seyit Rıza Meydanı’nda olacak. Dersim’deki tüm kadın arkadaşlarımızı mitingimize bekliyoruz.

    Esma Aslan: 8 Mart kadın günüdür, annelerimizin günüdür. 8 Mart biz bütün kadınlara kutlu olsun. 8 Mart’ta hep beraber bir araya gelelim. Gün bizim günümüzdür.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • “Topraklarımızda kadına yönelik şiddet düşkünlüktür”-VİDEO

    “Topraklarımızda kadına yönelik şiddet düşkünlüktür”-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de, “Erkek devlet şiddeti, haklarımız ve mücadele” konulu panel yapıldı. Panele konuşmacılarından HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 21 yılllık AKP-MHP iktidarı döneminde kadına şiddetin daha da arttığını ve bu sisteme karşı mücadele yürüttüklerini vurguladı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sosyalist Kadın Meclisleri’nin organize ettiği “Erkek devlet şiddeti, haklarımız ve mücadele” konulu panel yapıldı.

    Panele konuşmacı olarak Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile Demokratik Alevi Derneği (DAD) yöneticisi Fethiye Yıldırım katıldı. Panelin diğer iki konuşmacısından Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, Diyarbakır’da gözaltına alındığı ve hala gözaltında tutulduğu için katılamazken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bölge Temsilcisi Latife Ulutaş ise Malatya’da dün meydana gelen depremden dolayı katılamadı.

    Panelin açılışında kadın mücadelesinde yaşamını yitiren tüm kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “İNANÇ SİSTEMİMİZDE KADINA VERİLEN DEĞER YÜCEDİR”

    Panelde ilk sözü alan Demokratik Alevi Derneği (DAD) yöneticisi Fethiye Yıldırım, kadına yapılan şiddetin sadece kadına değil, doğa ile başlayan bir şiddet olduğunu ve bu şiddet sarmalının her yönden devam ettiğini, normalde bunun yasalarla önlenmesi gerektiğini ama yasaların yetmediğini, esas olarak zihniyetin değişmesi gerektiğini belirtti.

    Yaşamın en başta evde kadınla başladığını, doğanın da, doğumun da kadınla başladığını ifade eden Yıldırım, “Bir inanç sistemimiz var ki onun içinde kadına verilen değer çok yücedir. Çünkü kadının doğum yoluyla gelen bir Hakk ispatı vardır. Biz böyle bir toplum içinde büyürken nasıl olur da kadın bu kadar zulümle baş başa kalabilir. Raa Haq dediğimiz kendi inancımızda insana dokunmak, öldürmek yasaktır ama maalesef bu vahşi sistem inancımız içindeki bazı erkeklerin de düşkünlüğe düşmesine, eline silah almasına sebep olmuştur” dedi.

    “KADİM TOPLUMLARDA KADIN-ERKEK EŞİTTİR”

    Dersim’e bugün herkesin modern ve kültürel bir kent olarak baktığını ama Dersim’in kendi inancından uzaklaştıkça her şeyin dejenere olduğu gibi cinsiyetler arasındaki eşitliğin de bozulduğunu söyleyen DAD yöneticisi Fethiye Yıldırım ise, “Bizler kadim toplumların devamıyız ve kadim toplumlar içinde kadın erkek eşittir. Doğaya gösterdiğimiz saygının birazı da kadına gösterilse her şey daha iyi olacaktır. Ekolojik denge diyoruz ya ekoloji ile kadın birdir. Siz bir köye giden suyu kestiğinizde oradaki börtü böceğin, karıncanın, ağacın da suyunu kesiyorsunuz. Aynen kadına yapılan saldırı da birdir. Kadınla doğa birdir, nurdur, rahimdir” dedi.

    “KADINLARI KATLEDENLER YASALARLA KORUNUYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun, 1999 yılında 25 Kasım gününü, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan ettiğini hatırlatarak, “Biz bugünü Mirabal kardeşlerle anıyoruz. Onların mücadelesi sonucu bugün kutlanıyor. Onların şahsında bizi bugünlere getiren, bize yol gösteren, güç veren bütün kadın arkadaşları saygıyla anıyoruz” dedi.

    Mücadeleyi sadece bir güne sığdırmadıklarını, bu topraklarda Kürt kadınları başta olmak üzere, sosyalist muhalif kadınların bu mücadeleyi her gün yürüttüğünü, 21 yılllık AKP-MHP iktidarı döneminde kadına şiddetin daha da arttığını ve bu iktidar sistemine karşı da mücadele yürüttüklerini vurgulayan Kordu, şunları kaydetti:

    “Her gün kadınların katledildiğini, yasaların katledenleri koruduğunu, aflar çıkararak cezaevlerinden çıkardığını, haksız tahrik indirimi yaptığını biliyoruz. Oluşturulmuş erkek devlet kodları üzerinden haksız tahrik indirimi hukuki olarak da uygulanıyor.”

    “GÜLİSTAN DOKU NEREDE? ISRARLA SORUYORUZ”

    Şiddetin sosyal, siyasal, ekonomik her alanda yürütüldüğünü, erkek ve devlet şiddetinin beraber, yanyana yürüyen süreçler olduğunu ifade eden Kordu, “Gözaltına alındığımızda çıplak aramadan geçiriliyoruz. Erkek egemen bir kuşatmanın altındayız. Erkeğin kadın üzerinde tahakkümü var. Sokağa hak mücadelesi için çıktığımızda, karşımıza devlet ve onun polisi çıkıyor. Sonra içeri atılıyoruz bu defa da gardiyanlar çıkıyor karşımıza” ifadelerini kullandı.

    “Bizim topraklarımızda şiddet, özel savaş politikalarıyla derinleştiriliyor” diyen Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Gülistan Doku’yu hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Gülistan Doku nerede? Israrla sormaya devam ediyoruz, çünkü bu özel savaş politikasının bir sonucudur. Güvende değilsiniz demek istiyorlar. Doku’nun faillerini koruyorlar. Bu özel savaş politikalarıyla Munzur Üniversitesi’nde birçok kadın öğrenciye ajanlık dayatılıyor, düşürülme politikası izleniyor. Bu kentte uyuşturucu politikası var. Bu kentte insanların evlerine kadar izlendiği bir tecrit politikası uygulanıyor. Bu tecrit politikası en çok kadına karşı uygulanıyor.”

    “TOPRAKLARIMIZDA KADINA YÖNELİK ŞİDDET DÜŞKÜNLÜKTÜR”

    Dersim’de de kadına şiddete karşı mücadeleyi geliştirmek gerektiğinin altını çizen Kordu, “Topraklarımızda hem kimliğimiz, hem inancımıza karşı çok yönlü saldırılar var, özel savaş stratejisinin bir parçası olarak. Buna ilişkin çözüm yollarını daha güçlü oluşturmamız, daha fazla tartışmamız gerekiyor. Kendi itikadımız ve hakikatimizden yola çıkarsak şöyle diyebiliriz. Kadına yönelik şiddet düşkünlüktür topraklarımızda. Kendi inancımızın özü can üzerinde, birlik, eşitlik üzerine kurulmuştur ama bu çok tahrip edilmiştir. Kadın olduğumuz için zaten ayrımcılığa maruz kalıyoruz ama bir de Alevi ve Kürt olduğumuz için de ayrıca bir ayrımcılığa maruz kalıyoruz” dedi.

    “EŞ BAŞKANLIK SİSTEMİNİ GELİŞTİRECEĞİZ”

    HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, toplumu özgürleştirme politikalarını kadın üzerinden inşa eden bir anlayışa sahip olduklarını belirterek “Burada bir özgürleşme gelişmediği sürece eşitlik de mümkün değildir. Eş başkanlık politikasını bu amaçla geliştiriyoruz ama buna karşı da büyük bir saldırı var. Eş başkanlık sistemi politikada, yaşamın her alanında, kadının kendisini kadın bakış açısıyla inşa edeceği bir sistemdir. Sadece sembolik bir şey değildir. Eş başkanlık sistemimizi her alanda ısrarla geliştirmeye çalışacağız ve mücadelesini sürdüreceğiz” dedi.

    Konuşmacılardan sonra salonda bulunan kadınlara söz hakkı verildi. Panel, Hıdır Taş ve Sinan Taş’ın verdiği müzik dinletisiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Prof. Dr. Karatay: Kadın cinayetleri münferit değil, Türkiye şiddette birinci sırada -VİDEO

    Prof. Dr. Karatay: Kadın cinayetleri münferit değil, Türkiye şiddette birinci sırada -VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülnaz Karatay, kadın cinayetlerinin münferit olmadığını belirterek, “OECD ülkeleri arasında Türkiye şu anda şiddet sıralamasında birinci sırada yer alıyor” dedi. Karatay, Dersim’le ilgili olarak ise, “Kuşkusuz inanç alanından kaynaklı kadının hareket alanı biraz daha geniş ancak Dersim’de de tablonun çok parlak olmadığını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Munzur Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülnaz Karatay’la kadın mücadelesini, kadına yönelik şiddeti, Türkiye’de ve Dersim’de kadınların sorunlarını konuştuk.

    “KADINLARIN SAĞLIK, EĞİTİM, ÜREME, EKONOMİK HAKLARINI YETERİNCE TARTIŞAMIYORUZ”

    Toplumun katmanları arasında, örneğin cinsler arasında meydana gelen şiddetin genel barış ortamından ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizen Karatay, “Esasında kadınlara yönelik şiddet, bir yaşam hakkı ihlalidir. Anayasanın 17. ve 50. maddelerinde tanımlanmış olan doğal olmayan ölüme karşı insanları ayrıcalıksız, ayrımsız bir şekilde koruyan yasaların ihlali demektir kadına şiddet. Dolayısıyla toplumsal bir suç türü olarak tanımlanması gerekiyor. Biz bugün aslında kadına şiddeti konuşurken varlık yokluk sorununu konuşuyoruz. Oysa kadın mücadelesinin tarihine baktığımızda patlama noktasının emek mücadelesi olduğunu görüyoruz. O günlerden bugüne Clara Zetkin’lerden bugüne, daha geri bir noktadan tartışıyoruz meseleyi. Kadının yaşam hakkı üzerinden tartışıyoruz. Bunu tartıştığımız için de bugün kadının sağlık hakkını, eğitim hakkını ücretsiz ev işçisi olarak çalışan kadınların hakkını, üreme haklarını, ekonomik haklarını yeterince tartışamıyoruz, çünkü hala biz varlık noktasında sorunlar yaşıyoruz” dedi.

    “KADIN CİNAYETLERİ MÜNFERİT DEĞİL”

    Kadın cinayetlerinin aylık seyrine bakıldığında ayda 30, 40, 50 kadının öldürülmesinin aslında bir kadın kırımına işaret ettiğini, bunların münferit olmadığını, sistematik bir hal aldığını, son 10 yıldaki verilere göre yüzde 1400 artış olduğunu belirten Karatay, ihmal ve istismar meselesi konusunda da şunları dile getirdi:

    “Tabii ki cinayetler dışında bir de ihmal istismar meselesi var. Toplum gündemini çokça meşgul eden, kriz düzeyinde yaşanan bir şey. Artık evlerimiz, sokak, kampüsler, güvenli alan olmaktan her geçen gün uzaklaşıyor. Neredeyse kampüslerde her beş kadından biri ihmal, istismar kurbanı ve bu alanlarda üniversitelerin tutum belgeleri yok. Çok az üniversitede ihmali, istismarı, kadına şiddeti önleyen tutum belgesi var. Bunların da ne kadar kararlılıkla uygulandığı büyük bir sorun. Bu yüzden içinde bulunduğumuz koşullarda kadına şiddet çok yönetilemez bir hal aldı. Sözleşmeler işe yaramıyor. Örneğin Türkiye 1986 yılında kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesine dair CEDAW Sözleşmesi’ne imza atmış. Bunun dışında İLO sözleşmeleri var. İLO, kadının doğrudan ayrımcılığa uğramasını, ihmal istismarını önleyen bir sözleşme. Uluslararası sözleşmelerimiz var. Türk Medeni Kanunu var. Ceza hukuku var. Buna rağmen kadına şiddet tercihen önlenemez bir boyutta.”

    “TÜRKİYE, ŞİDDET SIRALAMASINDA BİRİNCİ SIRADA”

    Şiddetin öğrenilen bir şey olduğunu, öğrenilerek yaygınlaşan bir şeyin aynı zamanda önlenebilir de olduğuna vurgu yapan Karatay, “Buna rağmen neden önlenemiyor? Neden bu konuda herkeste stratejik bir sessizlik gözlemleniyor. Bu sorunun cevaplarını oluşturmadan bir çözüm için de adım atmakta zorlanıyoruz. Kadın mücadelesi ne yazık ki 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, cumhuriyetin ikinci yüzyılını kutladığımız bugünlerde hala kadının yaşam hakkı diyor. Bizim bugün modern demokrasilerde olduğu gibi kadının çok farklı düzeyde ikinci üçüncü kuşak haklarını konuşmamız gerekirken Türkiye’de ne yazık ki kadın haklarını çok geri bir noktadan tartışıyoruz. Toplumun yarısını oluşturan kadınlara siz haklarını ne kadar garanti edebiliyorsanız ne kadar teminat yaratabiliyorsanız ne kadar güvenli alan oluşturabiliyorsanız o kadar gelişmiş bir ülke olduğunuza ilişkin birtakım göstergeler ortaya koymuş oluyorsunuz. Ama OECD ülkeleri arasında Türkiye şu anda şiddet sıralamasında birinci sırada yer alıyor” dedi.

    “KURU KURUYA TEMSİLİN ANLAMI YOK”

    Prof. Dr. Gülnaz Karatay, bu şiddet sarmalından nasıl çıkılacağına dair ise şunları söyledi:

    “Bakanlık diyor ki bu, siyaset üstü bir alan. Bu, siyaset üstü bir alan olamaz. Kadına şiddetin önlenmesi için sözün bizzat siyaset üzerinden kurulması gerekli. Bu anlamda politik mücadele çok önemli. Politik mücadeleyi örerken de kesinlikle kadın perspektifinden görmek gerekiyor. Çünkü failden bu sorunun çözümünü beklemek çok akılcı bir yaklaşım değil. O yüzden kadınların muhakkak politik mücadele içerisinde daha fazla sandalye işgal etmeleri ve kendilerine alan açmaları gerekir. Temsili düzeyde değil gerçekten nüfusun yarısıyız.

    Tabii ki temsilin de bir anlamı var. Yani temsil ne üzerinden olmalı? Kadının her türlü alanda dışlanmışlığını ortadan kaldıracak, ekonomik, sosyal, kültürel haklarını ön plana çıkarabilecek, bu anlamda mevzuatların uygulanması yönünde baskı oluşturabilecek ya da yeni mevzuatlar oluşturabilecek, İstanbul Sözleşmesi’ne bir an önce dönülmesi için politik alanları etkili bir şekilde kullanacak bir temsilden bahsediyoruz. Kuru kuruya temsilin anlamı yok.”

    “KADIN HAREKETİ YÜKSELİŞTE AMA BİRLEŞİRSE DAHA ETKİLİ SONUÇ ALIR”

    Türkiye’de, tıpkı doğa hareketleri gibi kadın hareketiyle ilgili bir yükselişin olduğunu vurgulayan Karatay, “Kadınlar gerçekten çok ciddi inisiyatifler alıyorlar. Türkiye’deki kadın hareketinin belki de en önemli handikabı çok parçalı ve mikro ilerliyor olması. Bunların daha bütünlüklü, daha kapsamlı bir mücadeleye dönüşmesi gerekiyor. Örneğin Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu çok etkili veriler yayınlıyor. Her bir vakayı raporluyor ama bunlar daha bütünlüklü bir hal alırsa yani birleşebilirse bu örgütlerin gücünün daha etkili sonuç alacağını düşünüyorum” dedi.

    “DERSİM’DE DE KADIN AÇISINDAN TABLO O KADAR PARLAK DEĞİL”

    Kadın sorununu ve mücadelesini Dersim toplumu açısından da değerlendiren Munzur Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülnaz Karatay, konuyla ilgili şunları belirtti:

    “Dersim’de de tablonun çok da parlak olmadığını söyleyebiliriz. Kuşkusuz inanç alanından kaynaklı kadının hareket alanı biraz daha geniş. Kadına yönelik cinsiyetçi kodlar biraz daha gerilemiş durumda. Dersim’de kadın açısından yaşam biraz daha kolay ama sorunlarımız yok mudur? Elbette bu alanda da sorunlar var. Örneğin ekonomik sorunları var kadınlarımızın, istismar vakaları var. Kaynakları farklı farklı olan ihmal, istismar vakaları var. Kadının kendini ifade edebileceği alanlar sınırlı. Ev içinde yoksullukla bağlantılı bazı sorunlarımız artmaya başladı. Bütün bunlar tabii ki kadın üzerinde yük demek. Hatta bazı konularda örneğin ihmal, istismar konusunda toplum çok gerilimli bir hal almış durumda. Bunların bir an önce nedenlerinin doğru bir şekilde anlaşılması ve üzerine gidilmesi gerekiyor. Bu anlamda kentte de bir örgütlülük var. İş gören bir örgütlülük var. Bu çalışmalar iyi bir şekilde sürüyor diye düşünüyorum”

    Nuray ATMACA/DERSİM