Etiket: dersim milletvekili ayten kordu

  • Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA- Çorum Sungurlu’ya bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı başlatılan eylemi ziyaret eden Dersim Milletvekili Ayten Kordu, köyün ziyaretlerinin taş ocağı projesi içerisinde bırakılmasına tepki gösterdi. Kordu,, “Burası aynı zamanda bir Alevi köyü ve proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Dolayısıyla bu köyün sadece insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır dedi.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalarını devam ettiriyor.

    ÇED ve bilirkişi raporu beklenmeden makinelerin çalışmaya devam ettiği Karakaya köyünü ziyaret eden DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırdı.

    “BÖLGEYİ GÖÇE ZORLAYACAK”

    Ayten Kordu, taş ocağı projesi ile köyün göçe zorlanmak istendiğini ifade ederek, ”

    Burada dinamit patlatarak kırma yoluyla bir taş ocağı inşa edilmek isteniyor. Burada gerçekleştirilecek bir taş ocağı köyün toprağını ve suyunu kurutacak, hem de göçe zorlayacaktır. Karakaya köyü burada 7 aydır direniyor. Valinin kendi yetkisini kullanarak burada bir taş ocağına izin vermesi kabul edilemez. Köylülerin taş ocağına dair başka bir alan göstermesine rağmen şirket köyün hemen dibinden numuneler alarak kendisince köyün etrafında kurnazca dolaşıyor. Karakaya’da yurttaşlarımızın yanındayız. Taş ocağı, maden projeleriyle yaşamı yaşanmaz kılmak istiyorlar. ÇED raporlarının eskiden durdurulabilir bir özelliği vardı ama bugün bu raporlara rağmen makineler bu süreçte çalışmalarına devam ediyorlar. Hukuki sürecin nasıl işleyeceği konusunu takmıyorlar. Bilirkişi gelecek ama o gelene kadar buradaki çalışmayı durdurma kararı vermeleri dahi mahkemelerde gerçekleşemiyor. Oyalama taktiği ile kepçeler çalışmaya devam ediyor” dedi.

    “ZİYARETLERİ PROJE İÇERİSİNDE BIRAKMAK AYRIMCI POLİTİKADIR”

    Karakaya köyündeki ziyaretlerinin de proje alanı içerisine alınmasının Alevilik inancına yönelik ayrımcı bir politika olduğuna vurgu yapan Ayten Kordu, ”

    Burası aynı zamanda bir Alevi köyü. Proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Hükümete soruyoruz; siz bütün halkları ve inançları tanıdığınızı söylüyorsunuz. Nasıl tanımaktır bu? Dağın öbür yamacında bir ziyaret daha var. Bu köy Alevi inancıyla yaşayan bir köy. Dolayısıyla sadece köyüne, insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır. Köyü yaşam tehlikesine alan, dinamit usulü patlatma ile gerçekleştirilen bir taş ocağı projesinin yeri isabetli bir yer değildir. Çelikler Holding bu işi durdurmalıdır. Mücadeleye hem mecliste, hem hukuki yollarla devam edeceğiz. Çorum’daki ve çevre illerdeki bütün duyarlı yurttaşları Karakaya köylülerinin yanında mücadele etmeye davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/ÇORUM

  • ‘Özel savaş politikalarının en yoğunu Dersim’de yaşanıyor, örgütlenerek gençlerimizi korumalıyız’-VİDEO

    ‘Özel savaş politikalarının en yoğunu Dersim’de yaşanıyor, örgütlenerek gençlerimizi korumalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını eleştirerek, “Bugün Kültür Bakanlığı’na  bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açıldı. Alevi inancını, yok etmek istiyorlar” dedi. Uçar, ayrıca özel savaş politikalarının en yoğun yürütüldüğü yerlerden birinin Dersim olduğunu belirterek, savaş politikalarına karşı örgütlenerek gençlerin korunması gerektiğine işaret etti.

    Dersim Belediyesi ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından düzenlenen 22. Munzur Doğa ve Kültür Festivali Mameki Parkı’nda düzenlenen konser etkinliğiyle devam etti. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan, Cevdet Konak, kent vekili Ayten Kordu, DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütünün yanı sıra binlerce kişi katıldı.

    Konser öncesi kısa bir konuşma gerçekleştiren DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, 2000’l yıllarında Dersimlilerin birinci festivali gerçekleştirerek, yasakları deldiğini dile getirdi. O dönemlere inkar, asimilasyonunun olduğunu ve şimdide devam ettiğini dile getiren Bilir, “Munzur festivali devrimci bir festivaldir. Baskılara karşı gerçekleştirilen bir festivaldir. Festival doğanın talan edilmemesi için bir halk dayanışmasıydı. Festivallerin yapılmasını istemeyenlere çağrı yapıyoruz: Barajları yapmasınlar festivali yapmayacağız. Dilimizi, kültürümüzün üzerinde asimilasyon politikası yürütmesinler, halk istediği gibi dilini kullansın festival yapmayalar. İmha ve inkar politikası devam ettiği sürece, doğa talan edildikçe, sizden aldığımız güçle on binlerce festival yapacağız” şeklinde konuştu.

    EŞ BAŞKANLAR: BELEDİYE GASPINA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Bilir’in ardından sanatçılar Baran Saltık ve Mikail Aslan sahne aldı. Yurttaşlara keyifli anlar yaşatan sanatçıların performansı ardından, Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Dêrsim halkının verdiği tarihi büyük sorumlulukla kentin her bucağında çalışma yürüttüklerini belirten Orhan, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma işaret ederek, “Colemêrg Belediyesi gasp edildi ve yerine sömürge valisi atandı” dedi. Halkla birlikte “Colemêrg bizimdir, bizim kalacak” sloganı atan Orhan, “Belediyeler halkındır, gaspınıza izin vermeyeceğiz. Biz buradayız, kendimizi de kentimizi de hep birlikte yöneteceğiz” dedi.

    Ardından söz alan bir diğer eş başkan Cevdet Konak da, Munzur Festivali’nin 1999’da başladığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Dersim coğrafyasının yakıldığı, canlarımızın katledildiği o 90’lı yılların karanlık sonunda Dersimliler, bu coğrafyaya, kutsallarımıza, tarihsel değerlerimize, dilimize, kültürümüze, Aleviliğimize, Kürtlüğümüze saldıranlara karşı, ‘Bizim Dersim’de olmamız lazım’ dedi. Yüzünüzde onurlu barışı, demokrasiyi, Kürtlerin, Alevilerin demokratik taleplerinin sıcaklığını görüyoruz. Bizi 1923’te Lozan’da yok saydılar. 1924 Anayasa’sında yok saydılar. Cumhuriyetin yüz yılına baktığımızda bu halk büyük zulümler yaşamız ve halen inadına cumhuriyetin 2’nci yüzyılında şunu ifade ediyoruz; demokratik bir anayasa, cumhuriyet, Türkiye özlemiyle mücadelemizi devam ettireceğiz. Kürt halkının demokratik halkları tanımladır. Festivalin kendisi bu şiarın kendisidir. Bizi seçip vekalet verirken, ‘Dersim coğrafyası kutsaldır, yüz yıl zulüm yaşandı. 24 saat çalışacaksınız, halka açık olacaksınız, şeffaf olacaksınız, sokakta olacaksınız’ dediniz. Size sözümüzdür, yerel demokrasi mücadelesinde bedeli ne olursa olsun, canımız size feda olsun.”

    KORDU: MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da söz alarak, “İnancımıza, kimliğimize, dilimize ilişkin her saldırıya karşı göğüs gerdik. Bu topraklar büyük bedeller verdi. Biat etmedik, buradayız, bundan sonrada biat etmeyeceğiz. Bunun için yaşamını yitiren her yoldaşımızı her canlımızı, saygıyla, minnetle anıyorum. Doğa katliamına, kadın katliamlarına, ayrımcılığa, ırkçılığa, dinciliğe, cinsiyetçiliğe karşı mücadelemiz devam edecek. Kimse inancımızı, hakikatimizi tanımlayamaz. Bizim gerçeğimiz bu topraklardadır. Hakikat yolunda mücadelemizi sizlerle birlikte sürdüreceğiz. Bunun için daha fazla birlik olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    KILIÇGÜN UÇAR: 2. YÜZYILIN SAVAŞ YÜZYILI OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Sonrasında söz alan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, ülkenin savaşa sürüklendiğini söyledi. Savaş, tecrit ve kayyım politikalarıyla yeni bir rejim inşa etmek istendiğine dikkat çeken Uçar, “Bu rejimde kadınlara, gençlere, AKP’ye biat etmeyenlere yer yok. Savaş karşıtlığı öncelikli görevlerimizden biri. Kürtler karşısında Güney’de savaş yürütüyor. İşgal edilen bu topraklarda Misak-ı Milli kurulmak isteniyor. Kürt katliamı yüz yıldır bu ülkeye ne getirdi, ne kazandırdı? Alevi, Ermeni katliamı ne kazandırdı? Geçit vermeyelim. Ne kayyımın kendisine ne de özel savaş politikalarına geçit vermeyelim. 2’nci yüzyılın bir savaş yüzyılı olmasına izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    DERSİM’E YÖNELİK ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARI

    Özel savaş politikalarına dikkat çeken Uçar, bu politikaların en çok yürütüldüğü yerlerden birinin Dersim olduğunu belirtti. Dersim’de uyuşturucu yaşının 7’ye düştüğünü sözlerine ekleyen Uçar, “Gençlerimiz örgütlenmesin diye, kendi hakkını savunmasın diye uyuşturucu bağımlısı haline getiriliyor. Bu kadar uyuşturucunun Dersim’e nasıl girdiğini sormak zorundayız. Gençlerimizi bu savaş politikalarına karşı örgütlenerek korunmamız gerekiyor. Gençlerimiz ajanlaştırılmak isteniyor” dedi. Halay çektiği için, zafer işareti yaptığı için, gözaltına alınan, şiddete maruz kalan gençleri hatırlatan Uçar, “Gözaltına alınan arkadaşlarımızı için ‘Bijî berxwedana zindanı’ sloganı atalım, zafer işaretimizi yapalım. Ne mücadelemizden vazgeçeceğiz,  ne de yandaşları zengin eden, Kürt halkının ölümüyle iktidarın sağlamlaştıran iktidara geçit vermeyeceğiz. AKP-MHP faşizmine karşı bütün değerlerimiz için barış mücadelesi vermeye devam edeceğiz” vurgusunda bulundu.

    ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYON POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ

    Uçar, AKP-MHP ortaklığıyla kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştirerek şöyle devam etti:

    “Çorum’da, Maraş’ta, Madımak’ta halkımızı katlettiler. Bizde biliyoruz ki Madımak Katliamı sonuçlanmadı. Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açıldı. Alevilerin inancını, mezarlarımızı yok etmek istiyorlar. Direnişimiz, mücadelemiz devam ediyor. Nereye baksak Seyit Rıza, Alişer Zarife, Sakine ve Aysel Doğan’ı görüyoruz. 38’den sonra ne yaptılar. Katlettiler, sürgün ettiler. Durmadılar 90’larda köyleri boşalttılar, insanları sürgün ettiler. Doğamızı yok ettiler. Biz doğamıza, ağacımıza niyaz olmuşuz. Şu an da iktidara karşı mücadelemizi halkımızla birlikte sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz.”

    Festivalin 1. günü müzik dinletisiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kordu, Dersim adının iadesi için kanun teklifi verdi

    Kordu, Dersim adının iadesi için kanun teklifi verdi

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Tunceli olarak değiştirilen ‘Dersim’ adının iade edilmesine ilişkin bir kanun teklifi verdi. Kordu, “2 Ocak 1936’da yürürlüğe giren bir kanunla Dersim’in ismi, Dersim halkının iradesi yok sayılarak, tarihsel geçmişi ve kültürel bir değeri olmayan Tunceli olarak değiştirilmiştir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Tunceli olarak değiştirilen ‘Dersim’ adının iade edilmesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) bir kanun teklifi verdi.

    “DERSİM HALKININ İRADESİ YOK SAYILARAK TUNCELİ YAPILDI”

    Dersim’in, 1879 Tanzimat ile birlikte ‘Dersim’ adıyla vilayet olarak kurulduğunu, Cumhuriyet döneminde ise ‘Munzur Vilayeti Teşkilatı ve İdaresi Hakkında Kanun’ görüşmelerinin başladığı 7 Kasım 1935 tarihine kadar devletin tüm resmî belgelerinde Dersim olarak kabul edildiğini belirten Kordu, “Ancak bu süreçte görüşmeler devam ederken dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın teklifiyle Dersim isminin ‘Tunceli’ olarak değiştirilmesi kabul görmüştür. Bu kabul ile birlikte 25 Aralık 1935 yılında TBMM’de kabul edilen ve 2 Ocak 1936 Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren bir kanunla Dersim’in ismi, Dersim halkının iradesi yok sayılarak, tarihsel geçmişi ve kültürel bir değeri olmayan Tunceli olarak değiştirilmiştir” dedi.

    “TUNCELİ ADI KATLİAMLA ÖZDEŞLEŞMİŞTİR”

    Kordu, sonrasında Seyit Rıza ve arkadaşlarının, İstiklal Mahkemesi’nde göstermelik ve asılsız suçlamalarla yargılanarak 15 Kasım 1937 tarihinde Elâzığ Buğday Meydanı’nda idam edildiğini hatırlatarak şunları kaydetti:

    “Sonuç olarak, Dersim Katliamı’yla yüzleşmenin bir ayağını oluşturan ve halkın kendi arasında zaten hala kullanmaya devam ettiği ‘Dersim’ adının geri verilmesi gerekmektedir. Çünkü Tunceli ismi Dersim halkı tarafından 1938 yılında gerçekleşen katliamla özdeşleştirilmektedir. Dersim Katliamı’ndan sonra isminin değiştirilmesi, yani bölgenin kendi tarihinden kopartılarak katliamla birlikte aslında yeni bir resmi tarih yaratılmaya çalışılmıştır.

    Türkiye Cumhuriyet’inin kendi tarihiyle ve geçmişiyle yüzleşmesine dair Tunceli ilinin isminin tarihi geçmişi olan ve bir kültürü yansıtan ‘Dersim’ ismi ile değiştirilmesiyle başlanması anlamlı olacaktır. Bu amaçla ‘Tunceli İlinin Adının Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi’ hazırlanmıştır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Kordu: 2024 bütçesi çiftçinin değil tarım tüccarları ve baronların bütçesidir -VİDEO

    Kordu: 2024 bütçesi çiftçinin değil tarım tüccarları ve baronların bütçesidir -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, TBMM’de 2024 bütçesinden tarıma ayrılan paya dair konuştu. Borç içinde olan çiftçiye hiçbir vaat sunmayan iktidarın tarımı bitirme noktasına getirdiğini vurguladı. Kordu, “Bu bütçe çiftçinin değil, ithalat politikasıyla zenginleştirdiği tarım tüccarları ve baronların bütçesidir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2024 bütçesinden tarıma ayrılan paya dair konuştu.

    “ÇİFTÇİLERİN BORÇLARI HAZİNE TARAFINDAN KARŞILANMALIDIR”

    Öncelikle kırsalda, köylerde tarımsal üretim ve hayvancılık yapan çiftçilerin borçlarının hazine tarafından karşılanması, ikinci olarak ise çiftçinin ihtiyacına göre desteklenmesi politikasının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Kordu, “2006 yılında çıkardığınız tarım kanunu gereğince kısmen iyileştirme yapsaydınız bile çiftçinin küçük de olsa nefes alması mümkünken, çıkardığınız iyileştirme kanununu bile kağıt üzerinde bırakıp çiftçiyi kandırdınız. AKP tarafından çıkarılan tarım kanununun 20-21. maddesine göre milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz denmesine rağmen ancak her ne hikmetse çiftçiye yapılan doğrudan destekleme hiçbir zaman 0,6’yı geçmedi” dedi.

    “ÇİFTÇİNİN YAŞ ORTALAMASI 58”

    Bu şekilde 17 senede, o günkü kurlarla çiftçinin devletten 810 milyarın üzerinde alacağı biriktiğini hatırlatan Kordu, “Tarımsal üretimde yaşanan yapısal sorunlardan birisi de genç nüfusun her geçen gün azalmasıdır. Çiftçilerin yaş ortalamasının 58-60 arasında olması tarımın geldiği riskli noktayı ciddi anlamda göstermektedir” dedi.

    85-90 milyonluk bir ülkede tarımda çalışanların yaş ortalamasının 58 olmasının tarımın geleceğine dair konuşmayı neredeyse imkansız kıldığını ifade eden Ayten Kordu, şöyle devam etti:

    “AKP’nin uyguladığı bu tarım politikasından kaynaklı artan maliyetler ve borçlar nedeniyle çiftçiler, artık üretmekten vazgeçiyorlar. Çünkü çiftçinin ürettiği üründen kendisi değil bu iktidarın yani AKP’nin yandaş tüccarları kazanmaktadır. 2024 bütçesindeki çiftçinin payına düşen miktara bakıp şunu net söylemek gerekir. Bu bütçe çiftçiden yana bir bütçe değildir. İthalat politikasıyla zenginleştirdiği tarım tüccarları ve baronlarına göre düzenlenen bir bütçedir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ta Alevilere yapılan ayrımcılığı Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ta Alevilere yapılan ayrımcılığı Meclis’e taşıdı

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, depremde Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmanın başlamadığını ilgili bakanlara sorarak, “Maraş’ta Alevi halkına yapılan ayrımcılığı kabul etmiyoruz” dedi. 

    6 Şubat’ta meydana gelen, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, milyonlarca insanı etkileyen depremin üzerinden aylar geçmesine karşın sorunlar devam ediyor. Yeşil Sol Parti Milletvekili Ayten Kordu, Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmanın başlamadığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya konuyla ilişkili soru önergesi sundu.

    “ALEVİ KÖYLERİNİN BULUNDUĞU ALANLARA DÖKÜLEN MOLOZLAR TEHLİKE SAÇIYOR”

    Deprem sonrasında Pazarcık’ta bulunan Alevi köylerinin dışlandığının altını çizen Kordu,“6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen, büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Deprem felaketinin üzerinden 6 aydan fazla zaman geçmesine karşın, birçok yerde yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değildir. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar kaldırılmaya devam ediliyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanmaya devam ediliyor. Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Pazarcık’ta bulunan Alevi köyleri dışlanıyor, çalışmanın başlamadı” belirtti.

    “BU AYRIMCILIK DEPREMDE DAHA ÇOK HİSSEDİLİYOR”

    Soru önergesinin gerekçesinde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci‘nin PİRHA’da yer alan sözlerine şu şekilde yer verildi:

    “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama belediye başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevi’nin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz Biz oy aldığımız yere hizmet ederiz’ mantığı var ve ayrım yapılıyor. Bu ayrımcılık depremde daha çok hissediliyor. Cemevimiz şu anda konteynerde hizmet yürütüyor. Prefabrik alan içerisinde verdiğimiz hizmet yeterli kalmıyor. Hakk’a yürüme erkanları burada yapamıyoruz. Kaç zamandır suyumuz yok ve geldiği zamanda çok az geliyor. Yeni bir Cemevi yapılmadan cem yapacak imkanımız dahi yok.

    Konteynerlerde hizmet verdikleri cemevinin su ihtiyacının hala giderilmediğini ve belediyenin kendilerine cevap vermediğini ifade eden Değirmenci, “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama Belediye Başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevinin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” diyerek yapılan ayrımcılığa isyan etmektedir.”

    “ALEVİ TOPLUMUNA YAPILAN AYRIMCILIĞIN GÖSTERGESİ”

    “Alevilerin yaşadığı köy yollarının genel olarak bozuk ve toprak olması açıkça yapılan ayrımcılığın göstergesidir” diye belirten Kordu, soru önergesine şunları ekledi:

    “Depremden 6 ay geçmesine rağmen Maraş’ın Pazarcık ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nde halk hala çok ciddi su sıkıntısı çekmektedir. Deprem sonrasında özellikle enkazlar kaldırılırken enkaz yerinde suların patlamasından kaynaklanan nedenlerden dolayı su kesintileri ciddi bir boyuta ulaşmıştır. Bu nedenle Cengiz Topel Mahallesi’nde yaşayan halk, çok ciddi şekilde su sıkıntısı çekmeye devam etmektedir. Mahalle halkı ne banyo yapabildiklerini ne de çamaşır yıkayabildiklerini söyleyerek sorunun bir an önce çözülmesi için yetkililere çağrıda bulunmaktadırlar. Ancak yetkililer bırakın sorunun çözümüne yönelik adım atmayı mahallenin telefonlarına dahi cevap vermemektedir.
    Yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilen Evri, Beşçeşme, Aşağı Mülk, Karahüyük, Emiroğlu, Salmanlı, Yukarı Höcüklü, Ufacıklı, Karabıyık ve Mezere köylerinden hiçbirisinin Alevi köyü olmadığı iddia edilmektedir. Yine Alevi köyleri Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli örneğinde olduğu gibi Alevilerin yaşadığı köy yollarının genel olarak bozuk ve toprak olması açıkça yapılan ayrımcılığın göstergesidir.”

    “İNŞAATINA BAŞLANAN KÖYLERİN HİÇ BİRİSİNİN ALEVİ KÖYÜ OLMADIĞI İDDİASI DOĞRU MU?”

    Milletvekili Ayten Kordu, soru önergesinde konuyla ilgili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “*Pazarcık’ta depremde yıkılan ve inşaatına başlanan köylerin hiç birisinin Alevi köyü olmadığı iddiası doğru mudur? Doğru ise bunun gerekçesi nedir?

    *Alevi köylerinden Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları asfaltlanmamasının gerekçesi nedir?

    *Cemevi’nin su ve temizlik ihtiyacının giderilmemesinin gerekçesi nedir?

    *Depremden sonra 6 ay geçmesine rağmen Pazarcık ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nin su ihtiyacının karşılanmamasının gerekçesi nedir?

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, mazbatasını aldı

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, mazbatasını aldı

    PİRHA-28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde Yeşil Sol Parti’den Dersim milletvekili seçilen Ayten Kordu, mazbatasını aldı.

    28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde Yeşil Sol Parti’den Dersim milletvekili seçilen Ayten Kordu, mazbatasını aldı.

    Kordu, Tunceli Adliyesi’nde mazbatasını İl Seçim Kurulu Başkanı ve komisyon üyelerinden aldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Parti yöneticilerimiz ve yoldaşlarımızla birlikte 28. Dönem milletvekilliği mazbatamızı Tunceli Adliyesi’nden aldık. Kentimize ve halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Hep birlikte başardık, hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM