Etiket: dersim milletvekili

  • Ayten Kordu’dan Hakan Tosun önergesi: Soruşturma etkin biçimde yürütülsün!

    Ayten Kordu’dan Hakan Tosun önergesi: Soruşturma etkin biçimde yürütülsün!

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Hakan Tosun’un öldürülmesiyle ilgili Adalet Bakanı Gürlek’e soru sorarak, Tosun’un yaşamını yitirdiği olayda, soruşturmanın şeffaf, tarafsız ve etkin biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, gazeteci ve çevre aktivisti Hakan Tosun’un Esenyurt’ta uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi üzerine, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yazılı soru önergesi verdi.

    Kordu, önergesinde Hakan Tosun’un; maden sahaları, baraj projeleri, orman tahribatı ve çevre yıkımı üzerine hazırladığı belgesellerle tanınan, kamu yararını savunan ve bu nedenle rant projelerinin hedefi haline gelen bir gazeteci olduğunu hatırlatarak, 10 Ekim’de uğradığı saldırı sonucu 13 Ekim’de hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan hukuki sürecin ciddi soru işaretleri taşıdığını vurguladı.

    “AĞIR YARALAMA” DEĞERLENDİRMESİ VE TAHRİK İNDİRİMİ TARTIŞMASI

    Kordu, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı fezlekenin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiğini, ancak dosyanın “ağır yaralama” kapsamında ele alındığını belirtti. Fezlekede ayrıca katillerin eylemlerinin, “maktulün ilk haksız fiilinin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işlendiği” yönünde bir değerlendirme bulunduğunu ifade eden Kordu, bu yaklaşımın olası bir tahrik indirimi tartışmasını gündeme getirdiğine dikkat çekti.

    KAMERA KAYITLARI VE DELİL GÜVENLİĞİ

    Soru önergesinde, olayın gerçekleştiği bölgedeki en net kamera görüntülerinin şüpheli ailesi tarafından elde edildiği, bazı kayıtların silinmiş olabileceğine dair iddiaların ciddi olduğunu belirten Kordu, delillerin korunmasının ceza muhakemesinin temel ilkesi olduğunu vurguladı. Ayrıca müşteki avukatlarının, görüntülerin tamamına ulaşamadıklarını beyan ettiği aktarıldı.

    Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polislerin HTS kayıtlarının incelenmesi ve şüphelilerle olası iletişim bağının araştırılması talebinin reddedildiğine dikkat çeken Kordu, Hakan Tosun’un kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı ve ailesine 27 saat boyunca haber verilmediği iddialarının da kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.

    Kordu’nun Bakan Gürlek’e Yönelttiği Sorular:

    1. Hakan Tosun’un ölümüyle ilgili soruşturmada eylemin “ağır yaralama” kapsamında değerlendirilmesinin hukuki gerekçesi nedir? Olası kastla öldürme veya kasten öldürme suç tipleri yönünden değerlendirme yapılmış mıdır?
    2. Fezlekede yer aldığı belirtilen “haksız fiilin doğurduğu öfke” değerlendirmesi hangi somut delillere dayandırılmıştır?
    3. Olay anına ilişkin kamera görüntülerinin bir kısmının silindiği iddiası araştırılmış mıdır? Görüntülerin tamamına savcılık makamınca el konulmuş mudur?
    4. Şüpheli yakınlarının kamera kayıtlarına eriştiği iddiası doğru mudur? Delil güvenliği açısından bu konuda herhangi bir soruşturma yürütülmekte midir?
    5. Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polislerin şüphelilerle öncesinde görüşme yapıp yapmadıklarının anlaşılması için HTS kayıtlarının incelenmesi talebi neden reddedilmiştir? Şüpheliler ile kamu görevlileri arasında herhangi bir iletişim bağı araştırılmış mıdır?
    6. Maktulün kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı ve ailesine geç haber verildiği iddiaları hakkında idari veya adli inceleme başlatılmış mıdır?
    7. Müşteki avukatlarının soruşturma aşamasında sunduğu taleplerden kaç tanesi kabul edilmiş, kaç tanesi hangi gerekçeyle reddedilmiştir?
    8. Soruşturmanın tarafsız, bağımsız ve etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığınızca herhangi bir denetim veya teftiş mekanizması işletilmiş midir?

    Ayten Kordu, önergesinde, “Basın ve ifade özgürlüğü kapsamında faaliyet yürüten bir gazetecinin yaşamını yitirdiği bu olayda, soruşturmanın şeffaf, tarafsız ve etkin biçimde yürütülmesi, hem adil yargılanma hakkının hem de yaşam hakkının korunması bakımından zorunludur” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Kordu: Kaytan’ın durumuna dair İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu yerinde inceleme yapsın!

    Kordu: Kaytan’ın durumuna dair İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu yerinde inceleme yapsın!

    PİRHA- Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Hayati Deniz Kaytan’ın sağlık sorunlarına dikkat çeken DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Kaytan’ın durumunun bir önce incelenmesini ve tedavisinin yapılması için salıverilmesini istedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na, Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Hayati Deniz Kaytan’ın durumunun bir önce incelenmesini ve tedavisinin yapılması için salıverilmesini istedi.

    “BOLU’DAKİ MEVCUT SAĞLIK İMKÂNLARI BU TEDAVİNİN YAPILMASINA ELVERİŞLİ DEĞİLDİR”

    Ayten Kordu, Hayati Deniz Kaytan’ın yüzde 60 oranında engelli, beyin tümörü sonrası epilepsi hastalığıyla yaşamını sürdüren ve beyninde iki adet kist bulunan, birçok ciddi sağlık sorununa sahip bir hasta mahpus olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “2009 yılında Ankara’da beyin tümörü ameliyatı geçirmiş, ameliyat sonrası kalan tümör dokusu radyoterapiyle kurutulmuş ancak süreçte epilepsi hastalığı gelişmiştir. Son epileptik krizinde boynunda ciddi bir incinme meydana gelmiş, yapılan tetkiklerde boyun omurlarında fıtık tespit edilmiştir. Ayrıca sağ kulak altı ve çene arkası tükürük bezi içerisinde tümör bulunduğu, bu tümörün büyümesi halinde ameliyat edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Düzenli kontrol altında olması ve periyodik olarak hastanede takip edilmesi zorunludur.

    Kaytan, aynı zamanda sol ayağındaki ortopedik rahatsızlık nedeniyle uzun süredir ciddi ağrılar çekmekte ve kök hücre veya doku nakli tedavisi talebinde bulunmaktadır. 2024 yılı Ocak ayından bu yana sağlık kurulu raporu alarak çeşitli sevk başvurularında bulunmuş olmasına rağmen, sevk talepleri sürekli olarak reddedilmiştir. Bolu’daki mevcut sağlık imkânları bu tedavinin yapılmasına elverişli değildir.

    Bu durum, yalnızca bir idari eksiklik değil, yaşam hakkının ve insan onurunun ağır biçimde ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi uyarınca “hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye tabi tutulamaz.” Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi, yaşam hakkını ve maddi-manevi varlığın korunmasını güvence altına almaktadır. Devletin cezaevlerinde tutulan her bireyin yaşamını koruma ve sağlık hizmetine erişimini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.”

    “HEM HUKUKEN HEM VİCDANEN KABUL EDİLEMEZ BİR DURUMDUR”

    Hayati Deniz Kaytan’ın sağlık durumunun, mevcut cezaevi koşullarında yaşamını sürdürmesine elverişli olmadığını vurgulayan Kordu, “Gereken tıbbi müdahalelerin yapılamaması, hastalıklarının ilerlemesine ve geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açma riski taşımaktadır. Bu koşullarda cezaevinde bulunması hem hukuken hem vicdanen kabul edilemez bir durumdur” dedi.

    TAHLİYESİNİ İSTEDİ!

    Ayten Kordu, Hayati Deniz Kaytan’ın yaşam hakkının korunması, sağlık durumunun bağımsız sağlık heyetleri tarafından derhal incelenmesi, uygun tıbbi tedavisinin yapılabileceği tam teşekküllü bir hastaneye sevkinin acilen sağlanması ve bir hasta mahpus olarak tahliye edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Hayati Deniz Kaytan’ın durumuna dair TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun yerinde inceleme yaparak gerekli tedbirleri ivedilikle almasının önemli olduğunu dile getiren Kordu, “Hükümlü hasta mahpus Hayati Deniz Kaytan, tedavisi için kök hücre naklinin yapılacağı sağlık merkezlerinin yoğunlukla bulunduğu İzmir ilindeki Kırklar Ceza İnfaz Kurumu’na sevkinin sağlanmasını talep etmektedir. Bu anlamda alternatif ceza infaz kurumları da Ceza Tevfik evleri Genel Müdürlüğünün bilgisi dahilindedir” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Munzur Üniversitesi kampüsünün adliyeye tahsis edilmesi Meclis gündeminde!

    Munzur Üniversitesi kampüsünün adliyeye tahsis edilmesi Meclis gündeminde!

    PİRHA- Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesini Meclis gündemine taşıyarak, “Öğrencilerin güvenliğinin ve üniversite bütünlüğünün korunması için ne tür önlemler alınmaktadır?” diye sordu.

    Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan ve öğrenciler ile akademisyenler tarafından yoğun biçimde kullanılan kütüphane binasının, “depreme hazırlık” gerekçesiyle adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edileceği açıklandı.

    Konuyu Meclis gündemine taşıyan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, geçici tahsisin öğrencilerin günlük yaşamlarının ve kampüs bütünlüğünün bu süreçten etkilenmesi ihtimalinin tartışma konusu olduğunu belirtti.

    “MEKAN YETERSİZLİĞİNİNSOMUT GÖSTERGESİ”

    Kordu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından cevplanması istemiyle şu soruları yöneltti:           

    “Dersim’deki Munzur Üniversitesi Senatosu’nun aldığı karar doğrultusunda, üniversite kampüsü içinde yer alan kütüphane binası ile eski İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binasının Tunceli Adliyesi ve Valiliği’ne bağlı birimlere geçici olarak tahsis edilmesi planlanmıştır.

    Kütüphane binası, öğrenciler ve akademisyenler tarafından yoğun biçimde kullanılan, bilgiye erişim ve araştırma açısından kritik bir birimdir. Üniversite bileşenleri için temel bir eğitim ve araştırma alanı olan bu yapının bir kısmının farklı kurumlara tahsis edilmesi, öğrencilerin ve çalışanların kullanım alanlarının daralmasına yol açmıştır.

    Kararın ardından kütüphane binasında yer alan Lisansüstü Enstitüsü Mühendislik Fakültesi’ne taşınmış, kütüphane daire başkanlığı personeli ise giriş katına alınarak öğrencilerle aynı alanda çalışma durumunda bırakılmıştır. Personelin mevcut mekânlarından ayrılmaya zorlandığı, çalışma alanlarının da daha sınırlı ve kalabalık bir ortamda yeniden düzenlendiğine dair bilgiler kamuoyuna yansımıştır.

    Üniversite yönetiminin konu ile ilgili yaptığı açıklamada; yeterli mekân bulunduğu yönünde bir algı oluşturulsa da, mevcut durum üniversitenin birçok biriminde zaten yer sıkıntısı yaşandığını ortaya koymaktadır. Akademik ve idari birimlerin başka alanlara taşınmak zorunda kalması, mekân yetersizliğinin somut bir göstergesi olarak ortaya çıkmıştır.

    ÖĞRENCİLERİN GÜNLÜK YAŞAMININ ETKİLENMESİ İHTİMALİ

    Üniversite yönetimi bu kararı “gelen talepler” üzerine aldığını ifade etmektedir. Bu noktada taşınma sürecinin hangi talepler doğrultusunda gerçekleştiği, karar sürecine kimlerin dahil olduğu ve hangi ölçütlere göre uygulandığı konuları önem arz etmektedir.

    Kampüs alanına dışarıdan girişlerin ayrı kapılarla yapılacağı yönünde açıklamalar bulunsa da, bu durumun uygulamada çeşitli güçlükler doğurabileceği ifade edilmektedir. Öğrencilerin günlük yaşamlarının ve kampüs bütünlüğünün bu süreçten etkilenmesi ihtimali, üniversite ortamında tartışma konusu olmuştur.

    Sonuç olarak, üniversite mekânlarının başka kamu kurumlarının ihtiyaçları doğrultusunda tahsis edilmesi sürecinin nasıl yürütüldüğü, bu sürecin üniversite bileşenlerinin görüşleri alınarak mı şekillendiği ve ortaya çıkan yer değişikliklerinin öğrenciler ve akademisyenler üzerindeki etkileri belirsizliğini korumaktadır.

    Bu bağlamda;

    *Munzur Üniversitesi kütüphane binasının 2. ve. 3. katlarının Adliye ve Valiliğe bağlı birimlere tahsis edilmesine dair süreç nasıl gelişmiştir?

    *Bu taşınma kararı Valilik ve Adliyenin resmi talebiyle mi, yoksa doğrudan üniversite rektörlüğünün önerisiyle mi alınmıştır?

    *Türkiye genelinde bugüne kadar deprem nedeniyle hasar gören kamu kurumlarından kaç tanesi üniversite kampüslerine taşınmıştır?

    *Üniversite kütüphanesinin üst katındaki Lisansüstü Enstitü’nün Mühendislik Fakültesi’ne taşınmasının gerekçesi nedir?

    *Kütüphane daire başkanlığı personelinin giriş katında öğrencilerle aynı alana alınmasının nedeni nedir?

    *Üniversitede mevcut yer sıkıntısı varken, bu tahsisin akademik ve idari birimlerin faaliyetlerini olumsuz etkilemesi göz önünde bulundurulmuş mudur?

    *Öğrencilerin güvenliğinin ve üniversite bütünlüğünün korunması için ne tür önlemler alınmaktadır?

    *Bu karar alınırken öğrencilerin, akademisyenlerin ve çalışanların görüşlerine başvurulmuş mudur?

    *Milli Eğitim Bakanlığı, üniversitelerin asli işlevinin eğitim ve araştırma olduğunu gözeterek benzer durumların tekrar yaşanmaması için hangi adımları atmayı planlamaktadır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Bu da oldu; Üniversite kampüsünün ortasına adliye!

  • Dersim’in vekil sayısı yeniden 2 oldu

    Dersim’in vekil sayısı yeniden 2 oldu

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 31 Aralık 2023 nüfus verilerine göre illerin milletvekili sayılarını belirledi. İllerin milletvekili sayıları dağılım tablosuna göre Dersim’in milletvekili sayısı yeniden 2’ye çıktı.

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Türkiye İstatistik Kurumu’nun 31 Aralık 2023 tarihli nüfus istatistiklerine göre, illerin milletvekili sayılarını yeniden belirledi.

    İSTANBUL’UN VEKİL SAYISI 2 AZALDI

    Türkiye İstatistik Kurumu’nca en son 31 Aralık 2023 nüfus bilgilerinin açıklandığı aktarılan kararda, bu kapsamda 600 milletvekilinin il ve seçim bölgelerine göre dağılımları yer aldı.
    Önceki dönemle kıyaslandığında İstanbul’un milletvekili sayısı 2, Hatay ile Kütahya’nın ise 1’er azalırken; Bursa, Eskişehir, Dersim ve Bayburt’un milletvekili sayıları ise 1’er arttı.

    PİRHA/DERSİM