Etiket: dersim pülümür

  • Pülümür Vadisinde iki mevsim bir arada yaşanıyor -VİDEO

    Pülümür Vadisinde iki mevsim bir arada yaşanıyor -VİDEO

    PİRHA- Yüksek rakımlı dağların arasından Pülümür Çayı’nı takip ederek uzanan Pülümür Vadisinde, Şubat ayında iki mevsim bir arada yaşanıyor. Pülümür Vadisi, zengin florası, bakir doğası, biyolojik çeşitliliğiyle biliniyor. 

    Yüksek rakımlı dağların arasında yer alan ve Dersim-Erzincan karayolu boyunca uzanan Pülümür Vadisi, çok dik ve dar yüzeylerden oluşan Munzur Vadisi’ne göre daha geniş, daha oval ve iklim olarak da daha yumuşak. Vadinin temel yaşam kaynağı olan Pülümür Çayı, kent merkezinde Munzur Suyuyla birleşerek Keban Barajı’na doğru yol alır.

    AYNI ANDA İKİ MEVSİM YAŞANIYOR

    Dersim-Pülümür yolunun yaklaşık 20. Kilometresinde bulunan Nazimiye yol ayrımının karşı tarafında, Zel dağının eteklerine denk gelen bir bölgeden Pülümür Vadisini görüntüledik.

    İki mevsimin bir arada yaşadığı vadide, dağların zirvelerinde kar varken, alçak kısımlarda hava güneşli ve gayet sıcak.

    Nazimiye yol ayrımından Dersim merkeze doğru görüntülediğimiz vadide, Pülümür Çayı, karayoluna paralel olarak kent merkezine doğru yol alıyor. Çay üzerine kurulu kum tesisi de dikkatimizden kaçmadı.

    Yılın her mevsiminde göz alıcı güzellikler oluşturan Pülümür Vadisi, zengin florası, bakir doğası, biyolojik çeşitliliği ve görülecek yerleriyle, havaların sıcak olduğu aylarda, başta Dersim merkez ve Erzincan olmak üzere çevre illerden ve büyük kentlerden yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Siliç köyü yaz, kış demeden Munzur Vadisi’ni gözlüyor -VİDEO

     

  • Protesto edilen Pülümür RES bilgilendirme toplantısına kimse katılmadı -VİDEO

    Protesto edilen Pülümür RES bilgilendirme toplantısına kimse katılmadı -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı 6 köyün sınırları içerisinde yapılması planlanan ve 10 adet tribünden oluşan Rüzgar Enerji Santrali için bilgilendirme toplantısı yaptı. Salon önünde bir basın açıklamasıyla protesto edilen toplantıya hiç kimse katılmadı. Vatandaşlar ve kurum temsilcileri, santral projesinin iptalini istedi.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Seteriye (Dağyolu), Mezra Sılêmanu (Süleymanuşağı), Hacılı, Gocanage (Göcenek) Zımag (Közlüce) köyleri sınırları içerisinde 10 adet tribün 40 MWm/ 40 MWe kurulu güçte Mina Marble Mermer Maden Ticaret A.Ş. tarafından ‘Paşa Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali’ yapılması planlanmaktadır.

    Dün Pülümür’de, Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla, yapılması planlanan Rüzgar Enerjisi Santrali ((RES) projesiyle ilgili düzenlenen toplantıda, olası projenin uzun vadede doğaya, canlılara zarar vereceği ve Dersim halkına hiçbir yararının olmayacağı gerekçesiyle, kesinlikle yapılmaması kararı çıkmıştı.

    RES projesini yapacak olan firmanın bugün Pülümür Belediyesi Cemal Süreya Kültür ve Bellek Evi salonunda yaptığı resmi bilgilendirme toplantısı öncesi, bu toplantıya karşı Kent Koruma Kurulu, bölge halkı ve köy muhtarları salon önünde bir basın açıklaması yapıp toplantıyı protesto ettiler. Bunun sonucunda, resmi toplantıya hiç kimse katılmazken, dışarıda açıklama yapan heyetin temsilcileri toplantı salonuna girdiler ve burada firma ve bakanlık yetkililerine Dersim halkının kararını ilettiler.

    “BU TARZ PROJELER TERSİNE GÖÇÜN ÖNÜNÜ AÇABİLİR”

    Bölge halkı ve kurumlar adına, salon önünde yapılan protestoda basın metnini okuyan Gocanage (Göcenek) köyü muhtarı İsmail Tutan, adı geçen köylerin geçim kaynağının arıcılık ve hayvancılık olduğunu belirterek, RES projesinin yapılacağı alanların mera alanı olduğunu, Pertek ve Çemişkezek’te hayvancılık yapan üreticilerin de buraları kullandığını ve bu santralin hayvancılığı durdurma noktasına getireceğini ifade etti.

    Pülümür’de yaşayan hiç kimsenin bu projeyle ilgili olumlu bir görüşü bulunmadığının altını çizen Tutan, “İlçemize son zamanlarda geri dönüşler başlamış, metropollerde yaşayan hemşerilerimiz köylerine geri gelme planları yaparken, tarım, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin her geçen gün arttığı bariz olarak görülmekteyken, bu ve benzeri projelerin yaratacağı olumsuz etkilerden kaynaklı, bölgeden yeniden tersine göçün önü açılacaktır” dedi.

    “PROJE BÖLGE HALKINA BİRŞEY SAĞLAMIYOR”

    Yapılması planlanan RES’le ilgili PİRHA’ya konuşan Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Pülümür’ün arıyla, balla öne çıktığını ve bunun temel geçim kaynağı olduğunu vurgulayarak, “Yarın bu santrallerin kurulması durumunda hem hayvancılığı hem de arıcılığı ciddi şekilde sekteye uğratacaktır. 29 hanenin, 14 bin hayvanın barındığı bir alandan bahsediyoruz. Peki ne sağlıyor bize? Sadece ilgili firmanın yapacağı karın dışında bölge insanına bir katkısı yok, istihdam da yaratmıyor” dedi.

    PİRHA’ya konuşan ve rüzgar tribünlerinin arıcılık faaliyetini ortadan kaldırdığının, akademik çevrelerin bilimsel verilerle ortaya koyduğunun altını çizen Avukat Barış Yıldırım ise, “Sansa Vadisi, bu bölge önemli kuş türlerinin geçiş noktası. Proje, bu türlerin de yoğun şekilde tahribine sebebiyet verecek” diyerek, projenin bir an önce iptal edilmesini talep etti.

    “ANAYASA VE HUKUKA AYKIRI BİR PROJE”

    Salonun önünde basın açıklaması öncesi bir açıklama yapan Peri (Akpazar) eski belediye başkanı Orhan Çelebi, içeride şirket yetkililerin projeye meşruluk kazandırmak için buraya geldiğini ama halkın toplantıya katılmadığını belirterek, “Bizler Dersim ve Pülümür halkı olarak bu projenin yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz ve derhal iptal edilmesini istiyoruz” dedi.

    Toplantı salonu ziyareti ve iptal talebinin burada firma ve devlet yetkililerine iletilmesi sonrası dışarıda açıklamalarda bulunan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen ise, “Bundan sonraki süreçte Bakanlığın ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün inisiyatifi ile bir sürecin yürütülmesi söz konusu. Bizim amacımız anayasaya ve hukuka aykırı olan bu projenin bir an önce sonlandırılmasıdır” dedi.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Pülümür’de yapılan toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı -VİDEO

  • Pülümür’de yapılan toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı -VİDEO

    Pülümür’de yapılan toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı -VİDEO

    PİRHA- Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla, Pülümür’de yapılması planlanan RES (Rüzgar Enerjisi Santrali) projesinin iptal edilmesi için düzenlenen toplantıda, RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı. Olası projenin uzun vadede doğaya, canlılara zarar vereceği ve hem Dersim halkına hiçbir yararının olmayacağı hem de bir ihtiyaç olmadığı vurgulandı.

    Melborn Firması tarafından Dersim’in Pülümür ilçesinde yapılması planlanan RES (Rüzgar Enerjisi Santrali) projesinin iptal edilmesi için Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla Pülümür’de bölge halkı, köy muhtarları, kurum temsilcileri, Pülümür ve Akpazar Belediye başkanlarının katılımıyla bir toplantı yapıldı. Toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı. 21 Aralık’ta projeye dair ilgili firma tarafından yapılması planlanan bilgilendirme toplantısının engellenmesi için bölge halkına çağrı yapıldı.

    RES, DOĞAYA VE CANLILARA ZARAR VERECEK

    Olası projenin yapılması durumunda büyük bir doğa katliamı yaşanacak, bölgede yapılan küçükbaş hayvancılık ve arıcılık tamamen yok olacak, göçmen kuşlar katledilecek, bölgede bulunan insanlar ve canlılar uzun vadeli etkilenecek, davranış bozuklukları yaşanacak, su yatakları zarar görecek. RES’in Dersim halkına hiçbir yararı yok ve ihtiyaç değil. Yapılacak RES’in, başlatılmak istenen maden projelerine de vesile olacağı kaygısı duyuluyor.

    “BİR ARADA OLMAK VE ORTAK GÖRÜŞ OLUŞTURMAK İÇİN TOPLANTI YAPTIK”

    Toplantı da konuşan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, bu konuda daha önce bir toplantı yaptıklarını ancak projenin yapılacağı Dağyolu köylüleri ile Pülümür’deki yerel irade ve dinamiklerin bu sürece dahil edilmesi için ikinci bir toplantı yapmayı uygun gördüklerini belirterek şunları ifade etti:

    “Bir arada olmak, bu projeye dair ortak bir görüş oluşturmak, çevreye, insan sağlığına, doğal yaşama olası etkilerini kendi içimizde tartışıp şirket yetkililerine ve bakanlık yetkililerine bu noktadaki ortak görüşümüzü sunmak amacıyla biz bugün buraya gelmeyi uygun gördük.

    Belediye meclis üyeleri, yöre halkı ve belediye başkanımız ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin bu meseleye dair ortaya koydukları duyarlılık, hakikaten de ilerleyen süreç açısından son derece önemli.”

    “CİDDİ BİR MÜCADELE SÜRECİ BİZİ BEKLİYOR”

    Yarın yapılacak resmi toplantının sadece bu işin ön ayağı olacağını vurgulayan Kalsen, “Devamındaki çalışmalar aslında çok çok daha önemli. Süreç içerisinde elbette ki bizim kurumlar olarak bir arada olmaya, hatta iç içe olmaya ve doğamızı bu anlamda korumaya ihtiyacımız var. Bunun için de ciddi bir mücadele süreci bizi bekliyor olabilir” dedi.

    RES projesini yapacak olan firmanın düzenleyeceği resmi bilgilendirme toplantısı, 21 Aralık Perşembe günü saat 11:00’de Pülümür Cemal Süreyya Salonunda yapılacak. Bu toplantıya karşı Kent Koruma Kurulu, bölge halkı ve Köy muhtarları yarın saat 10:30’da salon önünde basın açıklaması yapacaklar.

    PİRHA/DERSİM

  • Doğa harikası, kutsal ziyaret yeri Buyer Dağı’na yol yapılıyor -VİDEO

    Doğa harikası, kutsal ziyaret yeri Buyer Dağı’na yol yapılıyor -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesinde 3000 metrelik rakımda bulunan ve hem yöre insanları tarafından kutsal sayılan bir ziyaret yeri hem de doğa harikası buzul göl olan Buyer Gölü, bugünlerde yol tehdidiyle karşı karşıya. Doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, “Bu yolların madencilik faaliyetleri için bir ön aşama olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yaylalarımıza, dağlarımıza doğru uzanan bu yol projelerinin mutlaka durdurulması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

    Dersim’in Pülümür ilçesinde yaklaşık 3 bin rakımlı Buyer Gölü hem yöre insanları tarafından kutsal sayılan ve kurban kesilmeye gidilen bir ziyaret yeri hem de kaynak suyu da olan doğa harikası bir buzul gölüdür. Dersim yaşlıları buraya Gola Buyerê ya da Buyer Baba diyorlar. Dersim’den bir buçuk saat uzaklıkta yer alan ve zirveye tırmanışı yaklaşık iki saat süren Buyer Gölü bugünlerde yol tehdidiyle karşı karşıya.

    “SON YILLARDA ULAŞILMASI GÜÇ NOKTALARA YOLLAR AÇIYORLAR”

    Yalmanlar köyünden başlayıp Buyer istikametine doğru bir yol projesinin olduğundan daha önce haberdar olduklarını belirten doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, “Şimdi bu yol projesinin Buyer Gölü’ne kadar varılmasının hedeflendiği konusunda bilgi edindik. Son yıllarda artık gerçekten ulaşılması en güç noktalara bile iş makinaları koyarak yollar açıyorlar. Bunları yaylacılar talep ediyor, orada hayvancılık yapan sürü sahipleri Şavaklar talep ediyor deniyor. Belki diyelim iyi niyetle yapılmış olsa bile, doğanın harikalarına böyle keyfi bir şekilde yol yapmak için kimlerden yasal izinler aldılar? Buraların yol projeleri var mı, yok mu? En güzel tabiat parçalarına iş makinalarıyla girmek ne kadar doğru?” diye sordu.

    “BUYER GÖLÜ MUTLAKA KORUNMASI GEREKEN BİR DOĞA HARİKASI”

    Buyer Gölü ya da diğer yaylaları, hepsinde hayvancılık yapıldığını ama oraların aynı zamanda birer tabiat harikası ve mutlaka korunması gereken alanlar arasında yer aldığını da unutmamak gerektiğini ifade eden Çetinkaya, “Buyer Gölü ve çevresi her yıl kutsal amaçla ziyaret edilen bir yer olduğu gibi doğa gezginleri de oraya hep trekingler yapıyorlar ama oraya yolun yapılması oranın belli bir zaman sonra tamamen ayaklar altında ezilmesi, belki Ayder Yaylası örneğinde olduğu gibi oranın zamanla turizm açısından çok farklı bir ‘cazibe’ merkezi haline getirilerek yapılaşması mümkün ve bu kabul edilecek bir olay değil. Oraya bırakalım yapılaşmayı, yolun bile yapılmasını kesinlikle kabul etmiyoruz ve doğru bulmuyoruz” dedi.

    “BU YOLLAR MADENCİLİK FAALİYETLERİ İÇİN Mİ YAPILIYOR”

    Bu yolun yaylacıların talepleriyle yapıldığının söylendiğini ama kimin yaptığını şu an için kestiremediklerini vurgulayan Çetinkaya, şunları söyledi:

    “Kimileri oradaki yerel kişilerin finansman sağladığını, kimileri de devlet vasıtasıyla yapıldığını söylüyor. Buna iki bakış açısıyla bakabiliriz. Birincisi doğa harikası bir yere bu şekilde müdahale edilmesi kabul edilemez. Buyer Gölü kesinlikle tabiat alanı ilan edilmeli. O kadar güzellikte ve o kadar büyük bir öneme sahip olan bir yer. İkinci bu yollar acaba niçin yapılıyor. Gerçekten çok masumane bir taleple yaylacılar için mi yapılıyor yoksa bunun arkasında başka bir niyet mi var? Çünkü son zamanlarda Dersim coğrafyası ne yazık ki maden istilası altında, madencilere parsellenmiş bir bölge haline geldi. Birçok bölgede de madencilik faaliyetleri başlatılmış ya da başlatılmak isteniyor. Bu yolların madencilik faaliyetleri için bir ön aşama olduğunu da düşünüyorum. Bu nedenle biz, yaylalarımıza, dağlarımıza doğru uzanan bu yol projelerinin mutlaka durdurulması gerektiğini düşünüyoruz.”

    “YAYLACILIĞIN YOLLARLA DEĞİL ATADAN KALMA ŞEKİLDE YAPILMASI GEREKİYOR”

    Yaylacıların yol talebi olsa bile yaylarının kurulduğu her yere, uçsuz bucaksız uzak mesafelere yol yapmayı düşünmemek gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, “Yaylacılığın geleneksel olduğunu ve bunun atadan kalan bir şekilde yürütülmesi gerektiğini yaylacıların bilmeleri lazım. Bu tabiat parçalarının, bu doğa güzelliklerinin korunması lazım” diye belirtti.

    “DOĞANIN HER ALANINA İŞ MAKİNALARIYLA KEYFİ BİR ŞEKİLDE GİRMEK SUÇTUR”

    Doğa aktivisti Haydar Çetinkaya son olarak şunları kayda geçirdi:

    “Ben burada Doğa Koruma ve Milli Parkları da göreve çağırmak istiyorum. Tunceli Doğa Koruma ve Milli Park var ve Buyer Gölü aynı zamanda buranın sorumluluk alanı içerisine giriyor. Bu yol projesi yasal bir yol projesi midir, bu yol projesi hakkında bir bilgi sahipleri midir, bu projeyi kim yapıyor, neden yapıyor? Doğanın her alanına iş makineleri ile keyfi bir şekilde gidilmesi suçtur. Aynı zamanda savcıları da göreve çağırıyorum. Bu yol projesini incelemeleri lazım. Bu proje hukuka aykırı bir şekilde yapılıyorsa, izinsiz yapılıyorsa, bu yolu yapanlar hakkında yasal işlemlerin başlatılması gerekiyor.

    O doğayı gezip fotoğraflayan, o doğa bizim ruhumuzdur, canımızdır, biz burada nefes alıyoruz diyen bütün doğaseverlere de çağrımız var. Lütfen ama lütfen kimse bu konulara duyarsız kalmasın. Bu projeye karşı dursunlar. Duyarlı herkesi bu yol projelerinin mutlaka karşısında durmaya davet ediyoruz.”

    Nuray ATMACA- Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Pülümür köylerinin sorunları, soru önergesiyle meclis gündemine taşındı

    Pülümür köylerinin sorunları, soru önergesiyle meclis gündemine taşındı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür köylerinin yol ve alt yapı sorunlarını bir soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdı. Kordu, “Kalekolların olduğu dağ zirvelerine yol yapılabilmesine karşın merkez ve ilçe köylerinin yollarının yapılmaması, söz konusu yollarının bilinçli bir şekilde yapılmadığını göstermektedir” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür köylerinin yol ve alt yapı sorunlarını bir soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdı. Her bir köyün yaşadığı sorunları ayrı ayrı maddeler halinde dile getiren Kordu, köylerdeki acı manzarayı gözler önüne serdi.

    “KÖYLERDE YAŞAM İMKANSIZ HALE GETİRİLİYOR”

    Dersim’de pek çok köy ve mezra yolunun asfalt olmaması ya da kapalı olması, suyun yetersizliği ve kanalizasyon alt yapısının olmaması, insanların kendi köylerinde sürekli bir yaşam inşa etmelerini imkansız hale getirmektedir. Özellikle 90’lı yıllarda boşaltılan birçok köy yolunun toprak veya kapalı olmasından dolayı köylere elektrik ve su gibi temel hizmetler götürülemediği için köylülerin yeniden yerleşiminde ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Bu nedenle birçok köye geri dönüş yapılamıyor. Ulaşımda sorunlar olduğu gibi yağışlarla birlikte yollar çamura dönüşmekte, araçlar kaza riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

    “İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKASI DEVAM EDİYOR”

    Tüm bu sorunları gündeme taşıyan Kordu, Dersim İl Özel İdaresi yetkililerinin, köy yollarının yapılacağı sözünü vermelerine karşın verilen sözleri yerine getirilmediğini belirterek, “Kalekolların olduğu dağ zirvelerinin en üst yerlerine yol yapılabilmesine karşın merkez ve ilçe köylerinin yollarının yapılmaması, söz konusu köy yollarının bilinçli bir şekilde yapılmadığını göstermektedir” dedi.

    Tüm bunların süregelen insansızlaştırma politikasının devam ettiğini gösterdiğini ifade eden Kordu, “İnsansızlaştırma politikasının bir uygulaması olarak dolaylı bir şekilde köylüler göçe zorlamakta, kendi doğup büyüdüğü topraklardan koparılıp başka şehirlere hatta başka ülkelere gitme yolları açılmaktadır. Oysa her bireyin kendi köyünde, kendi şehrinde yaşama koşullarının yaratılması devletin asli görev ve sorumluluğudur” dedi.

    Kordu’nun verdiği soru önergesinin detayları şöyle:

    PÜLÜMÜR KÖYLERİNİN SORUNLARI

    Dersim ili Pülümür ilçesine bağlı yol ve alt yapı sorunları olan köylerden bazıları örnek olarak aşağıda belirtilmektedir.

    Harşiye (Kovuklu) köyü;

    • Köy merasının plansız bir şekilde kiraya verilmesi, hem Dersim’e özgü endemik bitki örtüsünün yok olmasına neden olmakta hem de köylülerin mera kullanımına engel teşkil etmektedir.
    • Köyde yol ve alt yapı sorunu bulunmaktadır. Atık toplanan alanda yol ve çevresi düzgün olmadığı için oradan geçen araçlardaki toz, özellikle köydeki yaşlı hasta bireyleri ve çocukları olumsuz etkilemektedir.

    Zimek köyü;

    • Köy yoluna dökülen malzeme iyi olmadığı için taşımalı eğitim sistemle okula giden 24 öğrenci zamanında derslere yetiştirilmemekte veya akşamları eve geç gelmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte acil hastalara yerinde müdahale veya hastanın hastaneye zamanında yetişmesi gibi telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmaktadır.
    • Yine yayla bölgesinin kullanılması ile ilgili ciddi sıkıntılar bulunmaktadır. Yayladaki meraların aralıklarla dinlendirilmesi gerekiyor. Ancak bu yapılmadığı için mera alanları telafisi mümkün olmayacak şekilde aşınmaktadır. Bunula birlikte meraların kira bedeli çok yüksek olduğu için köylüler bedeli karşılayamıyor ve köy merası köy dışında gelenlere kiralanmaktadır.  Meralarda kapasitesinin çok üzerinde hayvan otlatıldığı için meralar ciddi oranda zarar görmektedir. Örneğin bin hayvan kapasiteye sahip merada en az iki bin 3 bin hayvan otlatılmaktadır. Bu durum yaylalarda sadece köyde yapılan hayvancılığı etkilememekte aynı zamanda Dersim’deki arıcılık için hayati öneme sahip endemik bitkilerin yok olmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla Dersim’de hayvancılık ile birlikte aracılık faaliyeti de ciddi risklere karşı karşıya kalmaktadır.

    Hacılı Köyü;

    • Köyün yol, elektrik, su ve kanalizasyon gibi alt yapısındaki yapısal sorunlar çözülmemektedir.

    Karaderbent (Bozağa) köyü ve Kemeri Şa (Karataş) mezrası;

    • Köyün geçim kaynağı hayvancılıktır. Köyde yol ve su (içme ve sulama suyu) sorunu olduğu için özellikle kışın hayvan yeminin taşınması esnasında ciddi sıkıntılara neden olmaktadır.
    • Köylülerin hem içme suyu hem sulama sorunun çözülmesi için talebi bulunmaktadır. İl Özel İdaresine iletilen taleplere yönelik sorunların çözülmesine dair bir adım atılmamaktadır. Örneğin köydeki su sorunun çözülmesi için 700 metre boru ve kazıcıya ihtiyaç var ama ilgili kurumlar bu ihtiyacın karşılanmasına yönelik talepleri cevapsız bırakmaktadırlar.

    Çağlayan mezrası;

    • Köyde yol sorununun olması nedeni ile köyde hayvancılık yapan köylüler kışın başka bir köye gitme zorunda kalmaktadırlar. Bu durum hem maliyeti artırmakta hem de köylülerin kendi köylerinde sürekli bir yaşam inşa etmesine engel teşkil etmektedir.

    Pergini (Kırklar) köyü;

    • Köyde yol ve alt yapı sorunu var. Hayvancılık yapan köylüler hayvan gübresini köyden akan dereye döktükleri için sağlık açısından riskler barındırmaktadır. Kanalizasyonun dereye akıyor, hayvan gübresini de köylüler tarafından dereye dökülmektedir. Dere suyunun bu şekilde kirletilmesi hem köy için hem de suyu akışının olduğu diğer köyler için sorun teşkil etmektedir. Ayrıca dere suyunun Pülümür çayına karıştığından dolayı Pülümür vadisi üzerindeki tesislerde yüzen yurttaşlar için de ciddi sağlık sorunu oluşturmaktadır.
    • İl Özel İdaresi tarafında çürük raporu verilen köyün şebeke suyu deposunun sağlıksız yapısından dolayı içme suyu sağlık açısından ciddi riskler barındırmakta, yetkili kurumlara bildirilmesine rağmen sorun giderilmemektedir.
    • Köyün yaylalarından köylüler faydalanmamaktadırlar. Köy meraları, kiraya veri verilirken %25 köy bütçesine ayrılarak köyün ihtiyaçlarını karşılamaması gerekiyor. Ancak bu bütçenin nasıl ve nerde kullandığı hakkında köylüler açıkça bilgilendirilmemektedir.
    • Yaylaların kapasitesinin üzerinde plansız bir şekilde kiralanması, hem Dersim’e özgü endemik bitki örtüsünün yok olmasına neden olmakta hem de köylülerin mera kullanımına engel teşkil olmaktadır.
    • 1994-1995 köylerinin boşaldığı 2001 de geri dönüş olan köy mezarlığı için yapılmak istenen aşevine elektrik saatinin verilmesi için FEDAŞ’a müracaat edilmiş ancak FEDAŞ tarafından elektrik aboneliği hane aboneliği değil ticari abone olarak verilmiştir. Köylülerin buna ilişkin itirazı kabul edilmemiştir.

    Hasangazi köyü;

    • Köy yaklaşık 100 ton yem bitkisinin yetiştirme kapasitesine sahip olmasına rağmen arazilere ulaşım sağlayacak yol olmadığı için köy arazileri ekilip biçilemiyor.
    • Köyün içinde ola köprü hasarlı olmasından dolayı onarım için İl özel idaresine, kaymakama dilekçelerin verilmesine rağmen yapılmamaktadır. Özellikle araç geçişleri için çok riskli olması ile birlikte yaşlı engelli ve çocuklar için akşamları tehlike arz etmektedir
    • Köyde 4 tane menfeze künk döşenmesine dair talepleri karşılanmamaktadır.

    Aşkirek (Kocatepe) köyü;

    • Köyün yol ve alt yapı sorunu bulunmaktadır. Cenazelerin kaldırılma yeri gibi köyün ortak yaşam alanının düzenlenmesine ilişkin talepleri bulunmaktadır.

    SORU ÖNERGESİNE KONU EDİLEN SORULAR

    Bu bağlamda;

    1-1990’lı yıllarda Pülümür ilçesinde kaç köy boşaltılmıştır? Boşaltılan köylerden kaçına geri dönüş sağlanmıştır? Köylerine geri dönüş yapmak için başvuruda bulunan köyler var mıdır?

    2- Yukarıda sorunları açıkça izah edilen Harşiye (Kovuklu) Köyü, Zimege (Zimek) Köyü, Hacılı Köyü; Karaderbent (Bozağa) Köyü, Kemeri Şa (Karataş) Mezrası, Çağlayan Mezrası, Pergini (Kırklar) Köyü, Hasangazi Köyü ve Askirik (Kocatepe) köylerinin sorunlarının çözülmesi ile ilgili bir planlamanız var mı?

    3-Pülümür ilçesinde kaç köyde elektrik ve şebeke suyu bulunmamaktadır? Bu sorunlarının çözümüne ilişkin kaç köyün Valiliğe müracaatı bulunmaktadır? Söz konusu sorunların çözümüne ilişkin kurumunuzun bir programı var mıdır?

    4-Pülümür’de kaç köyün yolları toprak yoldur, kaç köy yolu asfaltlanmıştır? Toprak olan yolların asfaltlanmasına ilişkin kurumunuzun bir programı var mıdır?

    5-Pülümür’de kaç köyün kanalizasyon alt yapısı yapılmıştır?  Kanalizasyon alt yapısı olmayan köylerde kanalizasyon alt yapısının yapılmasına ilişkin kurumunuzun bir programı var mıdır?

    6-Kiralanan meralarda kapasitesinden fazla hayvan otlatıldığı iddiası doğru mudur? Meraların aşırı otlatılmasından kaynaklı hayvancılık ve arıcılığa verilecek zararlara ilişkin hangi önlemler alınmaktadır?

    7-Kiralanan mera ücretinden köy bütçesine aktarılması gereken kısmın, ilgili köyün bütçesinin aktarılmadığı ve bütçenin nereye harcandığına ilişkin köylülere bilgi verilmediği iddiası doğru mudur?

    8-Pergini (Kırklar) köyündeki aş evinin elektrik aboneliğinin ticarethane statüsünde verildiği iddiası doğru mudur?

    PİRHA/DERSİM

  • Pülümür Vadisi’nde maden projesi iptal edildi

    Pülümür Vadisi’nde maden projesi iptal edildi

    Dersim’de yer alan Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesi

    Dersim’de yer alan Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesine karşı açılan davada mahkeme kararını verdi.

    Mahkeme, projeyi “çevre mevzuatına aykırı” olduğu gerekçesiyle iptal etti.

    İptal kararını Dersim Barosu Başkanı Barış Yıldırım, Twitter’dan duyurdu.

    Yıldırım, “Pülümür Vadisi Marçik restoran mevkiinde yürütülmek istenen madencilik projesine karşı açtığımız davada iptal kararı verildi. Yöre halkına hayırlı olsun” dedi.

    Baro Başkanı, kararla ilgili açıklamanın daha sonra yapılacağını da ifade etti.

  • Dersim Doğa Gönüllüleri: Karagöz krom madenine karşıyız, ama neden?

    Dersim Doğa Gönüllüleri: Karagöz krom madenine karşıyız, ama neden?

    PİRHA – Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri, yazılı bir açıklama yaparak, Pülümür Karagöz Yaylaları’na açılması planlanan krom madenine karşı çıktıklarını, bunun sebeplerinin doğal yaşama, yaban hayatına, zengin bitki çeşitliliğine zarar vereceğini belirtti. 

    Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri, geçtiğimiz günlerde Dersim’in Pülümür ilçesinde yer alan ve Hel dağlarının güneyini oluşturan Karagöz yaylasında 1900 hektar büyüklüğünde krom maden projesinin hayata geçirilmek istendiğini açıkladı. Konuya ilişkin sosyal medya aracılığıyla yazılı açıklama yapan Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri, açıklamada doğal yaşamın, yaban hayatının, zengin bitki çeşitliliğinin yok edileceğini belirtti.

    DERSİM COĞRAFYASI EN ÖNEMLİ BİTKİ VE YABAN HAYATI SAHASI

    2013-2014 yılında bakanlık projesi olan ve Tunceli Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü bünyesinde yapılan Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi sonuç raporunu vurgulayan Doğa Koruma Gönüllüleri, “ilimiz coğrafyası doğal güzelliklerinin yanında zengin bitki çeşitliliği ve barındırdığı yaban hayatı çeşitliliğiyle Anadolu’nun en önemli bitki ve yaban hayatı sahası konumunda diyebiliriz. İlimizde yapılan envanter çalışması kapsamında 1503 takson tespit edilmiş olup bunlardan 264’ünün endemik olduğu ortaya konmuştur. Yine bu çalışmalar sonucunda 204 adet kuş türünün varlığına rastlanmıştır. Bölgede yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlarda tespit edilen memeli türü sayısı ise 44’tür. 11 balık türü, 2 kaplumbağa, 7 kertenkele ve 12 yılan türü yine bölgede tespit edilmiş ve kayıt altına alınmıştır. Hatırlatmak isteriz ki Türkiye geneli bitki sayısı 12 bin olup, ilimiz bitkilerinin oranı %15 civarındadır. Vaşağı, su samuru, ayısı, kurdu, çakalı, ur kekliği, bezuvarı, şamuası, akbabası, kartalları ve ismini sayamadığımız yüzlerce memeli, sürüngen, kuş, balık türleriyle ilimiz yaban hayatı açısından oldukça zengindir” ifadelerini kullandı.

    BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ KORUMA ADINA ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER

    Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri, bu konuda her ne kadar önemli çalışmalar ortaya konmuş olsa da, bu önemli doğa, bitki ve yaban hayatı alanlarının yeteri kadar koruma altına alınmadığını oysa ki Türkiye’nin, Anayasa başta olmak üzere çeşitli çevre kanunları ve altına imza atmış olduğu çeşitli milletlerarası sözleşmelerde doğanın, yaban hayatı, bitki çeşitliliği ve yaşama ortamlarını yani bir bütün olarak biyolojik çeşitliliği koruma altına alacağını taahhüt etmiş olduğunu ifade ederek Türkiye’nin çeşitli tarihlerde altına imza atarak taraf olduğu öneme sahip bazı uluslararası sözleşmeleri şöyle sıraladı:

    “1. Avrupa yaban hayatı ve yaşam ortamlarının korunması sözleşmesi
    2. Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına dair sözleşme
    3. Nesli Tehlike altında olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin korunmasına dair sözleşme
    4. Biyolojik Çeşitlilik sözleşmesi
    Bu sözleşmelerin bütününden çıkarılacak olan şudur; Türkiye bu sözleşmelere dahil olarak yabani fauna ve flora ile doğal yaşam ortamlarını bilhassa nesli tehlike altında olan yaban hayatı türleri ile yine bitki türlerini ve yaşama ortamlarını korumayı, doğal yaşama zarar verecek her türlü zararlı faaliyetlere karşı gerekli tedbirleri almayı taahhüt etmiştir.”

    ÇEVRE KANUNLARI ve ANAYASA

    Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri açıklamada çevre kanunlarını da ortaya şöyle koymaktadır:

    “Anayasa Madde:56: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir”der.

    Çevre Kanunu Madde:1: Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.

    Çevre kanunu Madde:9: Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır.

    Hayvanları Koruma Kanunu: “Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması” esastır der ve yine “Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır” diyerek devam eder.

    Su kirliği kontrol yönetmeliği: su kaynaklarının korunmasını esas alır. Orman kanunu da yine ormanlarımızın korunmasına vurgu yapar.”

    KARAGÖZ YAYLALARINDA KROM MADENİNE KARŞIYIZ, AMA NEDEN?

    Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri Karagöz Yaylaları’nda açılması planlanan krom madenine neden karşı çıktıklarını madde madde sıraladı:

    “-Kes kopyala ve yapıştır mantığıyla hazırlanmış projelere ait ÇED dosyalarının büyük çoğunluğu gerçeklikten ve doğayı korumacı yaklaşımdan uzaktır, yazılıp çizilenlerde tek amaç sadece projeyi hayata geçirmeye yönelik bilgilerdir.
    -Madencilik şirketlerinin başvurduğu yöntemlerden biri de projeyi ÇED’den muaf tutmak için çalışma yapılacak alanı 25 hektarın altında göstermeleridir. Ki Karagöz, Dağbek, Sağlamtaş köylerinin bulunduğu bölgede yapılması planlanan krom madeni ocağı için faaliyet alanı 24,71 hektar gösterilerek ÇED gerekli değildir onayı alınmıştır. Oysa ki ruhsat alanı 1924 hektardır. Yani 19 milyon 246 bin metrekare. Yani on yıllara yayılacak zaman diliminde bu alan büyük ölçüde belki daha fazlası yok edilecektir.

    BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ, YABAN HAYATI, SU KAYNAKLARI

    Açıklamada krom madeni yapılması planlanan bölgenin zengin bitki çeşitliliğine sahip olduğuna, yaban hayatının geçiş sahası olarak nitelendirildiğine, su kaynaklarının yoğun olduğuna değinildi:

    “ÇED dosyasında ilin flora zenginliğine değinilmişse de proje alanında flora araştırmasına yeteri kadar yer verilmediği ve floranın zarar görmeyeceği belirtilmiştir. Oysa ki Karagöz-Dağbek-Hel dağları arasında kalan bu bölge yerinde somut olarak tespit ettiğimiz yüzlerce farklı bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bölge botanik açısından oldukça zengin veriler içermektedir. Kalan nakılı, Artos dağarcığı, Lilpar, mahçup lale, rüzgargülü, serhişing, unutmabeni, kazteresi, ve daha sayamadığımız birçok çiçek bu yaylaları ve dağları süsler.

    Projede bölgedeki yaban hayatı zenginliğinden ve bu türlerin ne şekilde etkileneceğinden gerçekçi manada yer verilmemiştir. Dersim coğrafyasında iki farklı dağ keçisi yaşar. Bunlardan biri yaban keçisi yani bezuvar, diğeri ise çengel boynuzlu dağ keçisi yani şamua. Bu her iki dağ keçisi türü BERN sözleşmesi ek-2 listesinde yer almaktadır ve bunların yaşam alanlarıyla birlikte korunması gerekmektedir. Planlanan maden ocağı sahası ve bu sahayı kuzey istikametinde çeviren Hel dağları bezuvarlarımızın ve şamualarımızın yaşama ve üreme ortamlarıdır. Hele hele şamuaların ilimiz coğrafyasında ender görüldüğü alanlardan biridir Hel Dağları ve Karagöz Yaylaları. Vaşağımız, ur kekliğimiz, boz ayımız, akbabamız da tehlike altındaki türler listesinde yer alan fauna zenginliğimizdir. Ayrıca bu alan yaban hayatı açısından önemli bir geçis sahasıdır. Doğu-batı, kuzey- güney de geçişi sağlayan önemli bir alandır bu saha.

    -Devamında bu madencilik şirketi bu alanda önemli su kaynaklarının bulunmadığını, yapılacak madencilik faaliyetinin su, toprak ve havaya ciddi zararlar vermeyeceğini iddia etmektedir. Oysaki durum böyle değildir. Bölge su kaynakları açısından oldukça zengindir. Topraktan süzülen bu sular, akar akar bölgede yer alan büyük derelere karışır. Bu dereler de bin yıllardır izlediği yolu takip ederek Pülümür çayıyla birleşir ve diğer bütün kaynaklarla gibi, içinde barındırdığı sucul hayvanlara, yaban hayatına, bitkilere, ağaçlara hayat verir. Doğada saf halde bulunan madenlerin zararları çok olmasa da bu madenlerin çıkarılması durumunda tam bir zehre dönüşür. Kromda zehirli ağır metaller bulunmaktadır ve bunlar hem çevre hem de insan sağlığı açısından oldukça zararlıdır bazen öldürücüdür. Hava kirlenir, toprak kirlenir, su kirlenir ve zehir olur adeta. Çevrede varsa tarım alanları verimsizleşir. Bitkiler ölür.

    -Krom madeninin hayat bulması durumunda bir bütünlük oluşturan doğa tahrip olur ve asla kapatılmayacak dev zehir çukurları oluşur. On yıllarca yıl sürecek çalışmalar neticesinde ağır buldozerlerin, kırıcıların, kamyonların ve bölgede kullanılacak patlayıcıların hiç bitmeyecek gürültüsü ses kirliliği yaratır, bölgede yaşam süren bütün yabani hayvanları ürkütür, yaşama ortamlarını terk etmesine neden olur.”

    HAYVANCILIK, ARICILIK VE DOĞA TURİZMİ

    Açıklamada proje bölgesinde ve yakınlarında Dağbek, Karagöz, Sağlamtaş köyleri bulunmakta olduğu ifade edilerek yaşamsal faaliyetlere dikkat çekildi:

    “Buralarda sürekli yaşayan ve mevsimsel gelip yerleşen köylüler bulunmaktadır. Bu yaylalar köylülere aittir. Bitki örtüsü bakımından zengin olan bu yaylalarda hayvancılık yapılmaktadır. Bölgede yaşayan halkın, bağ, bahçe ve ekip biçtikleri tarlaları bulunmaktadır. Arıcılık ekonomik anlamda bölge insanının uğraş verdiği önemli bir faaliyettir. ÇED dosyasında bu konuya neredeyse hiç değinilmemiştir. Sormak istiyoruz. Toprak kirlenecek, hava kirlenecek, su kirlenecek. Bir zehir olup çökecek üzerine yaşam olan ne varsa.

    Bölge hangi yönüyle ele alırsak alalım, oldukça zengin veriler içermektedir. Ulaşım olmasa da kışın ayrı bir güzellik sunan kış manzarasıyla, ilkbahar ve yaz dönemlerinde ise hep yemyeşil çayırlarıyla, bin bir çiçeğiyle, akarsularıyla, dağıyla, kanyonlarıyla insanı büyüleyen bir doğa güzelliğine sahiptir. Bölgede yer alan ve 7 basamaktan oluşan devasa Karagöz/Gurük şelalesi bu özelliği itibariyle görülmeye değer önemli yerlerden biridir. Bunun dışında da irili ufaklı başka şelalelerde göze çarpmaktadır. Bölge doğa turizmi açısından adeta bir mücevherdir.

    Karagöz krom madeni projesinin hayat bulması durumunda yaratacağı tahribat DİMİN madencilik şirketinin ÇED dosyasında belirttiğinin aksine onarılmayacak kadar ağır olacaktır. Bu proje için ÇED gerekli değildir kararı doğru bir karar olmadığı gibi, bu ve benzeri ağır sonuçlar doğuracak projeler için ÇED zorunlu tutulmalıdır. Saydığımız nedenlerden kaynaklı olarak, bu alanda yapılması planlan Karagöz krom madeni projenin yeniden değerlendirilmeye alınmasını ve iptal edilerek bu alanda yaratabileceği tahribatın önüne geçilmesini istiyoruz.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM