Etiket: dersim ziyareti

  • Dede Hüseyin Eriş: Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevine ziyareti samimi değil-VİDEO

    Dede Hüseyin Eriş: Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevine ziyareti samimi değil-VİDEO

    PİRHA-Tunceli Cemevi’ne Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından gerçekleştirilen ziyarete tepkiler gelmeye devam ediyor. Abdal Musa Dergâhı postnişini Hüseyin Eriş, “Seçimler yakın ve ‘biz Alevi canlardan oyları nasıl alırız’ gibi düşünceleri var. Bir defa iktidarın samimi olması gerekiyor. Hala cemevleri yasal statüye kavuşmadıysa, zorunlu din dersleri hala devam ediyorsa buradan samimiyet çıkmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim gezisi kapsamında Tunceli Cemevi’ni de ziyaretiyle ilgili olarak PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Cemevlerinin hala yasal statüye kavuşmadığını, iktidarın bu konuda hiçbir adım atmadığını hatırlatan Eriş, cemevlerine yapılan ziyaretleri samimi bulmadığını ifade etti.

    “SEÇİME YAKIN ‘ALEVİLERDEN NASIL OY ALIRIZ’ DİYE DÜŞÜNÜYORLAR”

    Seçim sürecine girildiğini hatırlatan Eriş, Alevilere yönelik girişimlerin arkasında siyasi çıkar beklentisi olduğunu söyledi. Eriş şöyle devam etti:

    “Son dönemde her toplumun üzerinde olduğu gibi Alevlerin üzerinde de devşirme olayı var. Seçimler yakın ve biz Alevi canlardan oyları nasıl alırız gibi düşünceleri var. Ama bu daha önce de vardı, özellikle Dersim’de. Biz 2018 yılında Dersim’e gittiğimizde de Munzur Üniversitesi ile orada bulunan Alevi yöneticileri ile yakın temaslar vardı. Üniversiteleriyle, bilim kurullarıyla, devletin kurumlarıyla Alevilerin bir yerde olması bunlar aslında güzel şeyler ama beklentiler farklı. Bir defa iktidarın samimi olması gerekiyor. Hala cemevleri yasal statüye kavuşmadıysa buna benzer zorunlu din dersleri hala baskılanıyorsa buradan samimiyet çıkmaz.”

    “ATILAN ADIMLAR SAMİMİ GELMİYOR”

    Eriş, her dönem devletin yanında olmalarına rağmen Alevilere dönük baskıların sona ermediğini belirterek, “Biz Aleviler her dönemde devletimizin, milletimizin yanında olduk. Hiçbir zaman olumsuz bir tavır içerisine girmedik. Ama bugünkü yapılan işlere baktığımızda Diyanet İşleri Başkanı’nın daha çok Atatürk’ü sevmeyenlere yakın olduğunu görebiliyoruz. Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli’ye gitmesi belki normal olabilir sonuçta Türkiye’nin bir kurumudur. Gider orada inançla alakalı meseleleri konuşur, söyler, anlatır ama bir tarafta sen hala cemevlerini yasal statüye kavuşturmayacaksın, öbür tarafta zorunlu din derslerini devam ettireceksin; öbür taraftan da “Ben Alevilerle yakın olacağım Alevilerin sorunlarını gidereceğim” diyeceksin. Çok samimi gelmiyor” ifadelerini kullandı.

    “HÜKÜMETİN TERCİHLERİNİ BİLİYORUZ ZATEN AMA NASIL DOST OLACAĞIZ?”

    Antalya Valisi ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, şunları kaydetti:

    “Antalya Valisi ile konuşmuştum. Bizim bir tane üst düzey bürokratımız, bir tane valimiz, bir tane genel müdürümüz yok. “Niye böyle oluyor?” dedim. “Bu hükümetin iktidarın tercihi” dedi. Biz o tercihleri biliyoruz zaten nasıl dost olacağız? Bir ciğercinin kedisi bir sokak kedisinin yanına gidiyor. Sokak kedisine “arkadaş olalım”, sokak kedisi ise “biz arkadaş olamayız” diyor. Bir zaman sonra yine ciğercinin kedisi, sokak kedisine “seninle arkadaş olalım” diye yanına gitmiş. Sokak kedisi “seninle nasıl arkadaş olalım, sen ciğercinin kedisi ben sokak kedisiyim. Senin karnın tok, keyfin güzel, ben de ekmek arıyorum yemek arıyorum nasıl arkadaş olacağız. Madem arkadaş olacaksak birlikte tüketelim, birlikte doyalım” demiş. Bu, buna benziyor. Bize arkadaş, dost olalım diyorlar ama bizim dertlerimizi sorunlarımızı göz ardı ediyorlar. Dolayısıyla niyet bellidir. Bugünkü iktidarın tercihi ile bugünkü yapılan işler ortadadır. Ne kadar samimi ne kadar değil biz bunu test ettik zaten.”

     Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

  • DTK ve DBP heyeti Dersim’de-VİDEO

    DTK ve DBP heyeti Dersim’de-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de yapacakları ziyaretlere ilişkin halkla bir araya gelen DTK ve DBP, “Haklı bir dava yürütüyoruz. Kürt halkı için tek değil, Türkiye coğrafyasında yaşayan tüm halkalar için eşit özgür bir şekilde yaşamak dışında bir şansımız yok” açıklamasında bulundu.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Dersim’de 18-24 Haziran tarihleri arasında yapacakları ziyaretlere ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü’nde basın toplantısı düzenledi.

    “HAKLI BİR DAVA YÜRÜTÜYORUZ”

    HDP’ye gerçekleştirilen saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ı anarak sözlerine başlayan DTK Eş Başkanı Öztürk, “Demokratikleşme için büyük fedakârlıklarla uzun yıllardır mücadele ettik. Kısa sürede saldırılar yoğunlaştırıldı ve ‘tasfiye edeceğiz, bitireceğiz’ denildi. Bugüne kadar bir sonuç alamadılar. Çünkü hHaklı bir dava yürütüyoruz. Tek Kürt halkı için değil, Türkiye coğrafyasında yaşayan tüm halklar için eşit özgür bir şekilde yaşamak dışında bir şansımız yok” dedi.

    Dersim’in, Seyit Rıza ve yoldaşlarının tarihe adını ve miras bıraktığı bir yer olduğunun altını çizen Öztürk, 6 günlük bir program çerçevesinde halkla bir araya geleceklerini ve halkın  görüşleri, önerileri doğrultusunda adın atacaklarını dile getirdi.

    “HERKES TECRİT ALTINDA”

    DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ise, “Biz HDP, BDP, TJA, DTK olarak uzun bir süredir Kürdistan ve Türkiye’de yaşayan siyasal süreci, baskı iklimini, tecrit politikalarını, katliam ve savaş politikalarını ve Türkiye’yi getirdiği aşamayı halkımızla buluşarak anlatıyoruz. Türkiye’de son 6 yıldır yaşananların sebebi Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit. Bu tecrit İmralı’daki işkence sistemiyle başlayıp, bütün cezaevlerine sonra da topluma yayıldı. Savaş politikasını, Türkiye’yi faşizmle kurumsallaştırmayı önlerine koyuyorlar. Sayın Abdullah Öcalan 22 yıldır tecrit altında fakat eşi benzeri olmayan bu tecride rağmen Öcalan’ın sesini bir şekilde toplumla buluşturduğunda, toplumsal barışın, umudun oluşacağını defalarca yaşadık. Sayın Abdullah Öcalan’ın önü açılırsa ‘bir haftada çözerim’ sözleri çok kıymetli ve önemlidir. Sayın Abdullah Öcalan Kürt sorunu çözümünde birinci aktördür. Tecride karşı Kürt ve Türkiye halkları olarak birlikte mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’li vekiller: Dersim garnizona dönüştürülüyor, asimilasyon hedefleniyor-VİDEO

    HDP’li vekiller: Dersim garnizona dönüştürülüyor, asimilasyon hedefleniyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki HDP heyetinde bulunan milletvekilleri Alican Önlü ve Kemal Bülbül, kentin garnizona çevrildiğini belirttiler. Milletvekilleri, kentte asimilasyon, yoksullaştırma ve ajanlaştırmanın dayatıldığına dikkat çektiler.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Herkes için Adalet” kampanyası kapsamında Dersim’e gerçekleştirdikleri ziyarete ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    İki hafta süren ziyarette halkın sorunlarını ve çözüm önerilerini dinlediklerini belirten HDP’li Önlü, iktidarın baskı, şiddet, gasp, tecrit ve KHK’lerle ülkeyi krizlere sürüklediğini söyledi. İktidarın bu uygulamalarından en çok etkilenen yerlerden birinin de Dersim coğrafyası olduğunu dile getiren Önlü, toplumun her alanında adaletsizlik yaşandığını ifade etti.

    “DÜŞMANLIK HUKUKU SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Dersim coğrafyasının uzun bir süredir yapılan kalekol, gözetleme kuleleri, arama noktaları ile garnizona büründüğüne dikkat çeken Önlü, “Kentte her şey vali tarafından tekçilik anlayışla yürütülmektedir. Atanan valiler bir kentin mülki amiri gibi değil, AKP ve MHP’nin kadrosu gibi davranmaktadır. İldeki kamu kuruluşları, halkın yararına değil, iktidarın yan kuruluşları gibi kullanılmakta. Partimize karşı da düşmanca bir şekilde yönetmektedir. Saray ittifakının düşmanlık hukukunun yereldeki sürdürücüsü konumundadır” diye konuştu.

    ‘ASİMİLASYON VE YOZLAŞTIRMA HEDEFLENİYOR’

    Cemaatlerin kamu kurumlarında kadrolaştığını söyleyen Önlü, Dersim’de asimilasyon ve yozlaştırma politikalarına değindi. Önlü, şunları söyledi:

    “Türkiye ve bölgede bu rejimin en fazla saldırdığı, en çok tahrip ettiği alan, kadın alanıdır. Dersim’de de aynı şekilde kayyum atandığında ilk gasp ettiği kadın kurumları oldu. Bir yılı aşkındır Gülistan Doku bulanamıyor. Neden? Kaybolmadı, kaybettirildi. Bunun üzerinden kadınlara mesaj verilmek isteniyor. Tüm bu antidemokratik uygulamalara karşı hiç bir hukuki araştırma, soruşturma açılmış değil. Bir ilçeyi tümüyle fişleme, kadın cinayetleri, tecavüz, çocuk istismarı, mera yasağı, yasaklı bölgeler, en demokratik hak olan eylem ve etkinlikler yasaklanması gibi birçok anti demokratik uygulama var. Yozlaştırma ve asimilasyona karşı dava açılmazken, demokratik tepkisini gösterenlere cezalar veriliyor.”

    ‘ÜRETİMDE BİLE AJANLAŞTIRMA KISTAS!’

    Mera yasakları ve usulsüz ihalelerle hayvancılık ve yerel ürünlerin üretilmesinin engellendiğini dile getiren Önlü, “Üretimde bile en temel kıstas ajanlaştırma oldu. Kendilerine biat ettirmek istiyorlar. 90 yıldır bu inanca karşı asimilasyon, yok sayan politikalar uygulanıyor. Bunun en bariz şekli de Alevi köylerine cami yapılması, çocukların zorla İmam Hatip liselerine gönderilmesi oldu. Son dönemde karakollardan Alevi köylerinde ezan okutuluyor. Bu hem Alevi inancına hem de İslamiyet’e saygısızlıktır. Dersim’de karşılaştığımız en temel sorunlardan biri de koruculaştırma. En çok kadınlara dayatılıyor” şeklinde konuştu.

    HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise Dersim’deki en büyük sorunlardan biri 1935 yılında çıkarılan Tunceli Kanunu’nun hala yürürlükte olması olduğunu söyledi. Bülbül, “Tunceli askeri harekatın adıdır. Kentin ve coğrafyanın adı Dersim’dir. Bu ad iade edilmelidir” dedi.

    ‘YEREL ÜRETİMİ YOK EDİYORLAR’

    Dersim’de güvenlik politikaları nedeniyle ekolojik bir yıkım yaşandığına değinen Bülbül, yapılan baraj ve HES’lerinde bu politikaların sonucu olduğunu kaydetti. Bülbül, “Dersim bir sanayi kenti değil. Çalışma alanları çok kısıtlı. Korucuların baskıları, mera yasakları, çatışmalar yerel üretimi yok etmeye getirmiştir. Esnaf geçinemez hale gelmiştir. Teşvikler yerel esnafa değil, dışarıdan gelen kimi çete başlarına peşkeş çekiliyor. Yol sorunu var. İlçelere, köylere, kutsal mekanlara giden yollar adete patika. Ama kalekollara giden yollan son derece güzel. Sistematik orman yangınları var Dersim’de. Bilerek ve isteyerek çıkarılıyor. Dağ keçilerine dönük bir katliam söz konusu” ifadelerini kullandı.

    ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

    Milletvekilleri, iki hafta boyunca yaptıkları ziyaretlerde açığa çıkan sorunlara dair çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

    Milletvekilleri, iki hafta boyunca yaptıkları ziyaretlerde açığa çıkan sorunlara dair yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

    “* Dersim’de yürütülen özel savaş politikaları bir an önce sonlandırılmalıdır.

    * Devlet dersim halkının dilini, inancını, kültürünü kabul etmelidir.

    * Mera yasakları sonlandırılmalı, koruculuk ve ajanlaştırma uygulamalarından vazgeçilmeli, üretime dayalı politikalara ağırlık verilmelidir.

    * Yerel esnafa, büyük şirketlerle yarışabileceği adil şartlar oluşturulmalıdır.

    * Yasaklı bölgeler kaldırılmalı, hayvancılık, arıcılık ve tarımla uğraşan köylüye yönelik destekleyici yeni politikalar geliştirilmelidir.

    * İnanç yerleriyle ilgili kararlar, inanç topluluklarının rızası alınarak gerçekleştirilmelidir.

    * Güvenlikçi politikalara aktarılan kaynaklar, Dersim halkına ayrılmalıdır.

    * Yerel yönetimlerimize de önemli bir sorumluluk düşmektedir. Geçmiş dönemde bu halkın dilini, kültürünü ve inancını tahrip eden kayyımın yarattığı tahribatlar ortadan kaldırmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cemevini yok sayanların ziyareti göz boyamadır-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cemevini yok sayanların ziyareti göz boyamadır-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancını yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim’de Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösteren Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Cemevine yasal statü tanımayanların ziyareti sadece göz boyamadır. Ziyaret, Türk-İslam anlayışının halka dayatılma projesidir” dedi. 

    Yıllardır Alevileri ve Alevi inancını yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim’de bulunan Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etmesine tepkiler devam ediyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş cemevinde yaptığı konuşmada, Alevileri kendilerinden ayırmadıklarını ve aynı inanç ve düşünceye sahip olduklarını söylemesi sert tepkilere neden oldu.

    Merkezi Dersim’de bulunan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “İNSAN AYRIMI, GAYIRIMI YOKTUR, AMA BİZ SİZİ YAKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Mustafa Kulu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın cemevine gelişinin manidar olduğunu belirterek şunları vurguladı:

    “Yılardır Dersim coğrafyasında bütün kutsallarımız bombalanıyor mezarlıklarımız yok ediliyor, ormanımız, içindeki bütün canlılarla yakılıyor. Tam da bu süreçte bu ülkeyi yöneten ve tek başına iktidarı elinde tutan cumhurbaşkanının bir sözü vardı: Cemevi cümbüş evidir, diye. Böyle bir noktad,  kendi atadığı Diyanet İşleri Başkanını da tam da yerel seçimlerin yaklaştığı bir süreçte Dersim’e göndermesi manidar.”

    Kulu, Erbaş’ın cemevi ziyareti sırasında ‘bizim insan ayrımı, gayrımı yoktur” sözlerine de sert tepki vererek, “Biz sizi yakmaya devam edeceğiz, sizi asimile etmeye devam edeceğiz’ demektir. Bu gelişin esas mihenk noktası burasıdır” dedi.

    “SELÇUKLUDAN BAŞLAYAN ALEVİ KATLİAMLARI HALA DEVAM EDİYOR

    “Osmanlı’dan hatta Selçuklu’dan başlayarak bugüne kadar devem eden Alevi katliamları yakın tarihte de devam etti” diyen Kulu, “En son Kenan Evren darbesi öncesinde yakılan Maraş, Çorum, Malatya var. Ama Kenan Evren’den sonra Türkiye Cumhuriyeti devletinin gözetimi ve denetiminde Sivas’ta insanlar ateşe verildi, Gazi’de, Gezi’de Alevi çocukları katledildi. İktidarı 16 yıldır elinde tutan zihniyetin bir vesile ile birçok Alevi çalıştayı yapıp sonunda bir hiçle toplumu karşı karşıya bırakan ama el altıdan da hem istihbaratı, hem Dışişleri hem İçişleri bakanını ve en sonda Diyanet İşleri Başkanını bir misyoner görevlisi olarak göndermesi toplumun gözünden kaçmıyor. Toplumun bir tepkisi olacak, ama bu kadar yüzsüzlük, bu kabule dayalı bir şey değildir” diye konuştu.

    “CEMEVLERİNE YASAL STATÜ TANIMAYANLARIN ZİYARETİ SADECE GÖZ BOYAMADIR”

    Hala cemevlerine statü tanınmadığı bir süreçte bu ziyaretin göz boyama olduğunu ifade eden Kulu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Henüz bu ülkede cemevlerinin bir statüsünün olmadığı, Alevi inancının ve Alevi camiasının hak ve hukukunun kabul görmediği bir dönemde böyle bir ziyaret aslında bir göz boyama, seçime bir yatırım. Okullarda hala zorunlu din dersinde Alevi çocuklarına Hanifi islam inancının öğretildiği bir yerde bu ziyaret inanıyorum ki Dersim halkı tarafından da kabul görmemiştir. Bizim nezdimizde de hiçbir karşılığı yok. Bu, asimilayon politikasının ve yok etme projesinin başka bir versiyonu. Bunun başka bir izahını da göremiyorum. Tabi ki bu girişimler yeni dönemde olan bir şey değildir. Geçmişte çok şey yaşanmış, hatta yeni bir şey değil. 1983-1984’te yaşanan bir durumdu.”

    “YAPILAN ZİYARET TÜRK İSLAM SENTEZİNİN HALKA GİYDİRİLME PROJESİDİR”

    “Türk İslam sentezi Türkiye halkına giydirilmeye çalışılıyor, bu yapının, bu zihniyetin asla Aleviler için bir getirisi olmayacağı herkes tarafından bilimeli” diyen Kulu, “Onların yüzüne her bir insanımızın, demokratın, aydının, Alevinin, hak yol insanının yüksek sesle söylemesi gereken kelime bu. Bin yıllardır katliamları sürüyor, inkâr ve imha sürüyor, asimilasyon devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Diyanet İşleri Başkanına ‘şimdi yeni bir başlangıç yapmak için mi geldiniz? Daha ne yapacaksınız’ diye bir soru sorulması gerekiyor. Belki de en çarpıcı soru bu olur diye düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA