Etiket: dersimli sanatçılar

  • Dersimli sanatçılardan Seyit Rıza Meydanı’ndan Gülistan Doku çağrısı- VİDEO

    Dersimli sanatçılardan Seyit Rıza Meydanı’ndan Gülistan Doku çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Dersimli aydın ve sanatçılar, Gülistan Doku soruşturmasının adaletli bir şekilde yürütülerek, “Gülistan Doku nerede?” sorusunun cevap bulunmasını istediler.

    Dersimli sanatçılar, yazarlar, tiyatrocular ve müzisyenler, Seyit Rıza Meydanı’nda buluşarak Gülistan Doku soruşturmasının adaletli bir şekilde yürütülmesi için çağrıda bulundular.

    ”Gülistan Doku için adalet, tüm kadınlar için yaşam istiyoruz! Kadın cinayetlerine, kayıplara, cezasızlığa ve erkek şiddetine karşı sesimizi yükseltiyoruz” diyen sanatçılar, Gülistan Doku’nun akıbetinin her ayrıntısıyla aydınlatılmasını talep ettiler.

    Sanatçı Kemal Kahraman, Hüseyin Çağlayan, Yılmazcan Şare, Rukiye Girgin’in yaptıkları konuşmaların ardından, katledilen tüm kadınların anısına, Seyit Rıza Meydanı’ndaki ağaca öldürülen kadınların fotoğrafları asıldı.

    “DEVLETİN İMKANLARI KULLANILARAK ÖRTBAS EDİLDİ”

    Burada ilk olarak söz alan Kemal Kahraman, Gülistan Doku, olayında 6 yıl boyunca bizzat devletin imkanlarını kullanarak şehrin mülki amirinin bu olayı örtbas etmek için uğraştığını dile getiren Kemal Kahraman, ”Herkes de biliyor ki özellikle Dêrsim hakkında konuşacaksak güvenlik anlamında en fazla devletin birimlerinin olduğu bir alandayız. Burada askerle, polisle, efendim istihbaratla Jandarmayla, gerçekten de devlet kameralarıyla, her şeyle burada fazlasıyla var. Bu olayın örtbas edilmesi hepimizin yüreğinde bir yara olmuştur. Bizler Dêrsimli sanatçılar olarak, müzisyenler, tiyatrocular, yazarlar, eğitim kurumları olarak burada bir kez daha sesleniyoruz. Gülistan Doku olayı 6 yıl boyunca devletin imkanları kullanılarak olay örtbas edildi. Bir hafta 10 gün içinde de devlet istediğinde bu olayları çözdü. Bütün kadın cinayetleri konusunda aynı duyarlılığı bekliyoruz, istiyoruz. Bu bir lütuf değildir. Adalet arayışıdır” dedi.

    “HERKESİN ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMASINI UMUT EDİYORUZ”

    Dersim Eğitim ve Yardımlaşma Derneği üyesi Ruziye Girgin Kandil, Gülistan Doku olayının, her ne olursa olsun hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi ilkeleri ışığında aydınlatılması ve faillerinin gün yüzüne çıkarılmasını istediklerini söyledi.

    Ruziye Girgin Kandil, “Bu olayda sorumluluğu olan herkes, konumuna, görevine bakılmaksızın adaletin önüne çıkarılmalıdır. Ki adalet tecelli edebilsin ve Gülistan’ın ailesi özelinde aynı kaderi paylaşmış olan herkesin vicdanı bir nebze de olsa rahat edebilsin. Fakat bizler aynı zamanda başka Gülistanların olmaması için de gereken her türlü önlemin alınarak, herkesin ve her kurumun üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini temenni etmekteyiz. Ki gelecekte bu ve benzer olaylar bir daha yaşanmasın ve Gülistan olayı buna vesile olarak, başka kadınlarımızın ve kızlarımızın canı yanmasın. Bugün burada toplanan bizler bu olayların gelecekte yaşanmaması için üzerimize düşen sorumluluğu seve seve yerine getireceğimizi kamuoyuna duyurmak istiyoruz” diye konuştu.

    “DAVANIN SONUÇA ULAŞACAĞI HALA BELİRSİZ”

    “Devlet kurumları, emniyet, istihbarat birimleri, vali ve diğer yetkililer Gülistan Doku’yu koruyamamış; aksine olayın üzerini örtmeye çalışmıştır” diyen Dersim Yazarlar Birliği’nden Hüseyin Çağlayan, “Ancak altı yıl sonra dava yeniden çözülmeye başlamış, ölümünde şüpheli görülen kişiler yakalanmıştır. Buna rağmen davanın nereye varacağı, ne kadarının açığa kavuşacağı hâlâ belirsizdir. Bundan 34 yıl önce de Ayten Öztürk kaçırılıp öldürülmüştü. Ayten’in babası Hıdır Öztürk o gün şöyle seslenmişti: “Ayten benim narin kızımdı. Kaçırılıp öldürüldü. Katilleri nerede?” Acılı babanın bu haykırışı ne yazık ki yıllardır cevapsız kalmaktadır. Hâlâ adalet aramaktadır” dedi.

    “UTANÇ DUVARININ YIKILMASINK İSTİYORUZ”

    Devletin, faili meçhul olayları örtbas etmek için devlet kurumlarının ördüğü bir duvar olduğunu dile getiren Çağlayan, “O duvardan suçluların tuğlaları çekilirse duvar yıkılır. Ancak yıkılmaması için harcını sürekli yenileyen, işini iyi bilen ustaların da bulunduğu açıktır. Bugün sorulan soru şudur: Ayten Öztürk ve Gülistan Doku’nun ve daha nice faili meçhulün davalarında örülen duvardaki tuğlalar birer birer yerinden sökülecek mi? Vatandaşın vergileriyle örülen liyakatsizlik ve utanç duvarı yıkılacak mı? Toplumun merak ettiği soru budur. Dersim Yazarlar Birliği olarak bu soruların peşinde olacağız. Utanç duvarının yıkılması için çaba harcayacağız. Yazarlar Birliği olarak adaletin sağlanmasını ve bu utanç duvarının yıkılmasını talep ediyoruz” şekline konuştu.

    Tiyatrocu Yılmaz Can Şare, Gülistan Doku’nun annesinin 6 yıldır bu coğrafyaya gelip bir pepuk kuşu gibi ağıt yakarak kızının akıbetini sorduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Toprağa sordu, “Gördün mü?” Toprak, “Ben görmedim” dedi. Gökyüzüne sordu, “Sen gördün mü?” Gökyüzü de “Ben görmedim” dedi. Ona, “Kızın kendini suya atmış” dediler. Ancak yaşlı anne buna inanmadı ve kızını aramaya devam etti. Onu öldürenlerin de çocukları yok mu? Eve gittiklerinde çocuklarının yüzüne nasıl baktılar? Aynaya baktıklarında kendi yüzlerine nasıl bakıyorlar? Bu soruların cevabı vicdandadır. Bazı insanların yüreği taştandır.Gülistan’ın annesi, “Kızımı öldürseniz de en azından bir mezarı olsun, gidip onu görmek istiyorum” dedi. Bugün sadece Gülistan Doku’nun değil, katledilen ve kaybedilen bütün kadınların akıbetini soruyoruz. Adaletin yerini bulmasını, gerçeğin ortaya çıkmasını istiyoruz.”

    Konuşmaların ardından Seyid Rıza Meydanı’nda bulunan bir ağaca katledilen ve kaybettirilen kadınların resimleri asıldı.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Dersimli sanatçılar Sılo Qız’ı anlattı-VİDEO

    Dersimli sanatçılar Sılo Qız’ı anlattı-VİDEO

    PİRHA-1938 Dersim Katliamı’nda tüm yakınlarını kaybeden Sılo Qız’ın Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti. Sılo Qız, Dersim’deki Alevi inancının ritüelleri ve 1938’de Dersim Katliamı’nda yaşanan acıları besteleyerek, ağıtlarını tüm bölgeye taşıyan kişi olarak biliniyor. Dersimli sanatçılar Sılo Qız’ın hem Dersim, hem de kendileri için önemli bir şahsiyet olduğunu anlattılar. 

    Dersim 38 Katliamı’nda tüm yakınlarını kaybeden ve keman çaldığı için “Bizi eğlendirir bunu öldürmeyelim” denilerek katledilmeyen Sılo Qız’ın bugün Hakk’a yürümesinin 2. yılı. Dersim’deki Alevi inancının ritüelleri ve 1938’de Dersim Katliamı’nda yaşanan acıları besteleyerek, ağıtlarını tüm bölgeye taşıyan kişi olarak biliniyor.

    Dersimli sanatçılar, Sılo Qız’ın hem Dersim için hem de kendileri için nasıl bir öneme sahip olduğunu anlattılar.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • DEDEF’in ‘Evdekal konserleri’ ve dayanışma kampanyası devam ediyor-VİDEO

    DEDEF’in ‘Evdekal konserleri’ ve dayanışma kampanyası devam ediyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), koronavirüs salgını sürecinde başladığı ‘Evdekal konserleri’ devam ediyor. Federasyon Genel Başkanı Ali Haydar Ben, etkinliğe çağrı yaparken, dayanışma kampanyalarının da sürdüğünü söyledi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu, dünyanın dört bir yanına yayılan ve binlerce can kaybına yol açan koronavirüs salgını sürecinde Dersimli ve duyarlı sanatçılarla her gün saat 21.00’de ‘Evdekal konserleri’ düzenliyor. Bu konserler kapsamında 25 Nisan Cumartesi günü Mikaîl Aslan ve Cemîl Qoçgîrî halkla birlikte olacak.

    Etkinliklerin halk tarafından yoğun bir şekilde takip edildiğini belirten DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, konser etkinliklerinin toplumsal ve kültürel amaçlı olduğunun altını çizerek etkinliklerin DEDEF’in ve sanatçıların sosyal medya hesaplarından takip edilebileceğini söyledi.

    “HALKIMIZLA DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    DEDEF ve bileşen derneklerle birlikte dayanışma kampanyaları kapsamında halkın yanında olduklarını belirten Ben, “Sürece dair çalışmalarımız sürüyor. Halkımızla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Dayanışma kapsamında ihtiyacı olanlara erzak ulaştırdıklarını belirten Ben, tüm demokrasi güçlerine dayanışma çağrısında bulunarak şunları ifade etti:

    “Birbirimizle dayanışmanın vaktidir. Koronavirüs salgını sürecinde halkımızla dayanışıyoruz. Bileşenlerimiz, bulundukları yerlerde yardımlarını ve dayanışma kampanyalarını sürdürüyor. Tüm dostlarımızın, arkadaşlarımızın bu süreçte dayanışması anlamlı ve önemlidir.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Halkların türkülerini yapanlar, yasaları yapanlardan daha güçlüdür’-VİDEO

    ‘Halkların türkülerini yapanlar, yasaları yapanlardan daha güçlüdür’-VİDEO

    PİRHA – Dersim Sanat İnisiyatifi, sanatçı Yılmaz Çelik’in tutuklanmasına ve sanatçılar üzerindeki baskıya tepki göstermek amacıyla açıklama yaptı. Açıklamada, “Unutulmamalıdır ki, halkların türkülerini yapanlar yasaları yapanlardan daha güçlüdür. Halk sanatçısının ve aydınının halkının haklarını savunması meşrudur” denildi.

    Dersim Sanat İnsiyatifi, Dersimli sanatçı Yılmaz Çelik’in tutuklanmasına ve Dersimli sanatçılar üzerindeki baskıyı protesto etmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İnsan Hakları Derneği’nde yapılan açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda sanatçı katıldı.

    “AYDINLAR VE SANATÇILAR, HER ZAMAN HAKLININ YANINDA SAF TUTMUŞTUR”

    Açıklamayı okuyan Dersim Sanat İnisiyatifi Sözcüsü Cem Vazo, “Yaşadığımız topraklarda halkların yaşadığı acılara her gün yenisi eklenmektedir. Gerek Ortadoğu’da gerek ülkemizde akıtılan kan ve gözyaşı dinmek bilmiyor. Hakların dillerine, inançlarına, etnik kimliklerine ve düşüncelerine tahammül edemeyen bu çağdışı zihniyetlere karşı demokratik hak ve özgürlük mücadelesi de elbette devam ediyor. Bu haklı mücadelede elbette ki çok ağır bedeller de ödendi, ödeniyor. Halkların aydınları ve sanatçıları da tarihin her döneminde her zaman halkının ve haklının yanında saf tutmuş, bunun bedelini de insani olmayan yol ve yöntemlerle ödemiştir. Boynuna urgan geçirilenler, derileri yüzülenler, çarmıha gerilenler, zindanlara atılanlar, işkence tezgahlarında can verenler ve sürgüne gönderilerek tarihe adını yazdıranlar hala hafızlarımızdadır. Unutmadık, unutmayacağız da” ifadelerini kullandı.

    SANATÇILARA YÖNELİK TUTUKLAMA VE SORUŞTURMALAR

    Dersimli sanatçıların gözaltına alınması, soruşturma açılması ve tutuklanmasına tepki gösteren Vazo, şunları belirtti:

    “Bugün yine Dersimli sanatçılara yönelik tutuklama ve soruşturmalara da tanık olmaktayız. Birçok aydın ve sanatçımızın evlerine yapılan tebligatlarla ifadelerine başvurulmaktadır. Kamuoyun yansıdığı gibi de Onur Yanardağ ile başlayıp, Ferhat Tunç’un sürgüne gitmesine neden olmasıyla devam etti. Ardından Mikail Aslan ifadeye çağrıldı, Çayan Demirel çektiği belgeselden dolayı ceza aldı, Kazım Öz’e soruşturma açıldı, Şenol Akdağ tutuklandı. 8 Aralık gecesinde ise sanatçı dostumuz Yılmaz Çelik Dersim’de gözaltına alındı. Bu antidemokratik uygulamalar 10 Aralık’ta Yılmaz Çelik’in tutuklanmasıyla devam etmektedir.”

    “TÜRKÜLERİ YAPANLAR, YASALARI YAPANLARDAN DAHA GÜÇLÜDÜR”

    “Biz Dersimli Aydın ve Sanatçılar; genelde ülkede, özelde Dersim’de kim ya da kimlere karşı yapılırsa yapılsın, sistemli hale gelen bu baskı ve sindirme politikalarını şiddetle protesto ediyoruz. Unutulmamalıdır ki, halkların türkülerini yapanlar yasaları yapanlardan daha güçlüdür. Halk sanatçısının ve aydınının halkının haklarını savunması meşrudur” diye konuşan Vazo, ​​​​​​​ şöyle devam etti:

    “Sanatçıların doğduğu, büyüdüğü toprakların dilini, kültürünü, inancını ve doğasını yaşatmaya çalışması suç değildir. Haklarında açılan davalara ve tutukluluk hallerine derhal son verilmelidir.”

    Açıklama, sanatçılar ve açıklamaya katılım sağlayan temsilcilerin Yılmaz Çelik’in ‘Biya Duri’ eserini okumasıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli sanatçılar, Nupelda ve Ayaz için buluştu-VİDEO

    Dersimli sanatçılar, Nupelda ve Ayaz için buluştu-VİDEO

    PİRHA – Dersimli sanatçılar, Seyit Rıza Meydanı’nda Nupelda ve Ayaz için etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlikte, bölgenin mayın ve silahlardan arındırılmasını istenerek çocuklar için göğe balonlar uçuruldu. 

    Dersim Sanat İnisiyatifi’nde yer alan sanatçılar, Seyit Rıza Meydanı’nda, Ovacık ilçesinde yaylada meydana gelen patlamada yaşamını yitiren Nupelda ve Ayaz kardeşler için ‘Dersim bütün silahlardan ve mayınlardan temizlensin’ şiarıyla etkinlik gerçekleştirdi.

    Etkinliğe katılımın yoğun olduğu gözlenirken etkinlikte ağıtlar yakıldı, türküler söylendi.

    Etkinlik, çocukların göğe balon ve uçurtmasıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli Sanatçılar: Dersim Dersim’dir !

    Dersimli Sanatçılar: Dersim Dersim’dir !

    PİRHA- “Tunceli Belediyesi” yerine “Dersim Belediyesi” yazılmasına bir destek de Dersimli sanatçılardan geldi. Kenttin isminin resmiyette de Dersim olarak değiştirilmesini isteyen sanatçılar, “Dersim Dersim’dir. Hakikattir. Yok saymalarına izin vermeyeceğiz” diyor. 

    Dersim Belediyesi meclis üyelerinin “Tunceli” isminin “Dersim” olarak değiştirilmesi kararının yankıları sürüyor. Daha önce Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetimi tarafından “Dersim Belediyesi” olarak asılan ve daha sonra iktidarın atadığı kayyum tarafından indirilerek, yerine “Tunceli Belediyesi” yazılan tabelanın tekrardan “Dersim” olmasını isteyen belediyeye bir destek de sanatçılardan geldi.

    Yeni Yaşam Gazetesi’ne konuşan Dersimli sanatçılar, halkın kararına saygı duyulmasını istedi.

    ÇAYAN DEMİREL: HAFIZAYI TABELAYLA SİLEMEZSİNİZ Kİ

    Çayan Demirel (Yönetmen): “Bir coğrafyada yaşayanların kendilerini bildikleri, tarihin onları kaydettiği zamandan beri yaşadıkları yere verdikleri adla kimin nasıl bir problemi olur, anlamakta zorlanıyorum. Biz kendimize Dersimli diyoruz, bu anadil gibi bir şey… 38 katliamını yapanlar için bile Dersim Dersim idi. Yaptıkları harekatın adı Dersim idi. Sonra ortaya çıkan kıyımı örtmek unutturmak için kanuna, tabelaya ‘Tunceli’ yazdılar. Ne değişti? Biz ‘Tuncelili’ olmadık ki… Hatta onlar tabelaya Tunceli yazdı, biz çocuklarımıza bile Dersim adını verdik, kitaplara, türkülere derneklere verdik. Tarihi, hafızayı tabelayla kanunla silemezsiniz ki…

    Dünya Ana ne diyordu ‘Biz de halkız biz de kardeşiz, halk halka ağlasın’. Bu bir kardeşlik, barış çağrısıydı aslında. Dünya Ana omuzlarında taşıdığı onca acıya rağmen kardeşlik derken, adına bile tahammül edemediğiniz, acılarını anlamadığınız bir toplumla nasıl bir arada yaşayacaksınız? Yaşadığı yerin adını kullanan torunlarının kapısına ‘Neden buraya Dersim diyorsunuz?’ diye dayanırsanız barış içinde bir gelecek inşa edemeyiz…”

    ÖZLEM GERÇEK: DERSİM’E DERSİM DİYORUM

    Özlem Gerçek (Müzisyen): “Dersim’e Dersim diyorum. Şimdiye kadar Tunceli ismini kullanmadık. Nenelerimiz Dedelerimiz, annelerimiz ve babalarımız hiç bir zaman Dersim’e Tunceli demedi. Mameki diyorlardı. Dersim isminin tarihsel politik bir karşılığı var. Esasında bu bir isim tartışması değil. Sadece isim üzerinden de tartışılmasını rahatsızlık olarak görüyorum kişisel olarak. Dersim’i Dersim yapan değerler var. Aynı zamanda bir var olma biçimi olarak bakıyoruz Dersim’e. Özellikle halen orada yaşamaya devam eden, oradaki kültürü devam ettiren, o kültürle yatıp kalkan insanların karar vereceği bir durum. Onun için bir yerden icazet alma yoluna gidilmemelidir.”

    TAHİR BOZKURT: DAĞ KEÇİSİNİN ADIDIR DERSİM!

    Tahir Bozkurt ( Fotoğrafçı): “‘Her zirvesinde bir ulu ardıç ağacı ve yılların gözü kulağı… Pepuk kuşun ötüşüyle kendi dillerinde hikayeler dinleyerek büyüyen çocukların… Saz çalınır akşamları cem olur…’ diyen şairin izinde… Karların eriyen yerinde ters laleleri ile ilkbaharı tutanların… Kimi mevsim çimen akan, kimi mevsim gökyüzü akan, kimi mevsim toprak akan Munzur’un… Hep yakıldığında tekrardan tekrardan göğe umutla yükselmeye kalkışan meşe ormanın… Rüzgarın börtü böceğin… Dağ keçisinin adıdır Dersim.”

    KAZIM ÖZ: HALKA KARŞI SAYGISIZLIKTIR

    Kazım Öz (Yönetmen): “Dersim isminin iade edilmesi için çok geç kalınmış ve yerinde bir karardır. Orada yaşayanların dışında, ne bir partinin ne bir siyasi hareketin, o isimi oraya, Dersim halkının iradesi dışında zorla asmalarına hakları yok. Bunun tartılması orada yaşayan halka karşı bir saygısızlık. İnsan hakları açısından, demokratikleşme açısından bir saldırı olarak görüyorum bu tartışmaların yapılmasını. Herkese düşen, halkların kendi yaşadığı şehir ile ilgili aldıkları bu karara saygı duymaktır. Buna saygı duymamakta şu anlama geliyor, Dersim’de 1938’de yaşanan soykırım dolaylı bir şekilde sahiplenilmiş oluyor. Dersim halkı 38 döneminin yöntemleri ile tehdit ediliyor bu tartışmalarla. Biz sanatçılar zaten az çok bu meseleyle ilgili iş üreten kişiler olarak ta belediye meclisinin aldığı bu kararın arkasında durması gerektiğini düşünüyoruz.”

    DOĞAN ÇELİK: DERSİM HALKININ KARARIDIR

    Doğan Çelik (Müzisyen): “Dersim demek; onur, hakikat, şeref demek. Dersim demek; haksızlığa karşı durmak, vicdan, gerçek eşitlik demektir. Dersim Pir Rıza, Ali Şêr, Zarife Ana demek. Dersim bu manalarda kimlik sahibidir. Dolayısıyla Dersim Belediyesi Meclisi’nin aldığı bu karar son derece doğrudur. Tereddütsüz Dersim tabelası belediyeye asılmalıdır. Bu değerlerimizi ilgilendiren bir durum. Dersim halkının kararıdır.”

    ROZERİN KAHRAMAN: TUNÇ ELİ DERSİM ÜZERİNDEN KALDIRILMALI

    Rozerin Kahraman (Müzisyen): “Duzgun babayıre şere kelexo bıbırnere bere/ Ra xo ra Xızıri dere/ Dersim ema wo wayır bere (wayır veciye), söz ve müziği bana ait olan bir eserimle başlamak istedim. Dersim 1937-38 katliamı halen içimizde kanayan yaraydı tekrar yaramızı deştiler! Türkiye’de insanlar geriye gidiyor. Kardeşlikten, demokrasiden bahsediliyorlar, fakat konu Dersim olunca dur diyorlar. Yeri değilmiş, sen mi karar vereceksin, sen kimsin! Dersim Halkı karar vermiştir bu kadar açık ve nettir. Dersim ismini sadece tabelada değil tümüyle resmiyete geri iade edilmesini istiyoruz. Devletin tunç elini Dersimin üzerinden kaldırmasını istiyoruz!”

    NURAY BALIK: ÜLKEMİZİ SİYAHA BOYAMAKTAN KURTARALIM

    Nuray Balık (Müzisyen): “Dersim hatta daha eski adları ile Mameki ve Kalan isimleri 1935’de Tunceli yasası ile bilinçli bir şekilde değiştirilmek istenmiştir çünkü değiştirilmek istenen sadece isim değildir o isim şahsında orada bir arada yaşayan kadim hakların, Ermenilerin, kızılbaşların, Zazaların ortak bir şekilde yarattığı karşılıklı hoşgörü ve paylaşım esasına dayanan toplumsal yaşayıştır. Hemen hemen her taşına, deresine ve dağına kutsaliyet atfedilen ibadet yeri sayılan bu yerlerde insanlar doğa ile canlı ve güçlü bir bağ kurarlar ve bu bağ onları canlı bir doğa inanışından kaynaklanmaktadır, bu anlayış doğal olarak beslediği hayvandan tutunda yaktıkları ateşe kadar saygı duyan bir insan topluluğu yaratmıştır ve bu da doğal olarak Dersim’de üretilen sanata da yansımıştır.

    Karlı ve çetin kışların, yüksek ve kutsal dağları anlatılan her direnişe ve aşka eşlik etmiştir. Türkiye deki mevcut şartlarda artık iktidar lehine en ufacık bir eleştirinin bırakın protesto vs. ağır suçlarla cezalandırıldığı bir atmosferde zihinler bu kadar zapturapt altına alınmaya çalışırken bizler sanatçılar olarak her dönem ve her zaman ezilenlerin haksızlığa uğrayanların yanında kendi enstrümanlarımızla olmayı nasıl başarırız sorusuna her cevap aradığımda ben de bir Dersimli olarak zihnimde atalarımdan ve geçmişimizden bize gelenek kalan mücadeleyi sürekli kendime hatırlatıyor hatta şuan o süreçten daha tehlikelisini yaşıyoruz.

    Mevcutta yaşanılan durum sadece Dersim’de bir tabela değiştirmekten daha ötede bir durumdur. Tüm Türkiye coğrafyası bir diktatörlük sistemi ile yönetilmek istenmekte ve fark edilmesi gereken bu sadece Kürtlere, kızılbaşlara karşı yapılmıyor planlı ve sistemli bir şekilde egemen ideoloji hiç bir rengi kabul etmiyor ve ülkeyi baştanbaşa siyaha boyamak istiyor işte asıl korkutucu olan budur. Bu süreçte bizler geçmişte yaşananlardan iyi dersler çıkarmalıyız özellikle tüm özgür ruhumuz ile tüm ötekileştirici dillerden ve anlayışlardan kendimizi kurtarıp sanatın birleştirici ve barıştırıcı gücü ile ülkemizi siyaha boyanmaktan kurtaralım.”

    EMİRALİ YAĞAN: MUARIZ KAFA DEĞİŞMEDİKÇE…

    Emirali Yağan (Şair): “Etrafta eğri çizen dağlar ve bu şekilsiz dağları dıştan saran taşkın ırmakların sınırladığı De(r)sim üzerinde hayat bulanlar, ortaçağ kalebentleri ve temerküz kamplarına sürülmeyi bekleyen Varşova Gettosunun Yahudileri ve Romanları kadar özgürdüler. Hapsoldukları sınırlar içinde sevişmeye, çoğalmaya ve doğurduklarıyla olacakları beklemeye tahammüllüydüler.

    Vaktiyle ‘dâhili koloni’ addediliyordu burası. Şimdiyse dünyanın hiçbir koloni düzeninde görülmeyen çoklukta garnizon, her tepeye kurulu kalekol, gözetleme kuleleri, tepegözler, metrisler, beton tabyalar ve güvenlik kapılarıyla örülü bir cendere içinde hayat sürmekte burada varlık gösterenler. Arada kolektif hafızamızdaki De(r)sim sayıklasa da makus gerçeğimiz bu. Son Büyük Tertele denen 1938 genel kırımıyla olanca varlığı darmaduman edilmiş, bir daha kendisi olamayacağı bir parçalanmaya uğramıştı De(r)sim. O tarihten beridir kendisinin yeniden var etmeye, yerini yurdunu bildiğince adlandırmaya çabalasa da, tekben, başeski, eskikafa egemen silsilenin sillesiyle yüz yüze yaşamakta. Azları azınlıklarıyla sorunlu bu muarız kafa değişmedikçe tabela değiştirmenin hükmü yok diye düşünüyorum.”

    MİKAİL ASLAN: DERSİM ADI DEĞİŞMEZ

    Mikail Aslan (Müzisyen): “Dersim, bin yıldır bu dağlarda yankılanan bir kılamın adıdır, değişmez. Bir halkın ruhuna, tarihine, varlığına açılan bir kapıdır, değişmez. Sanatçı dediğin bu kapının önünde durur, bu kapının ardını merak eder. Kendini kendisi olarak tarif eden insanları hizaya çekmez, herhangi bir güç bunu yaparsa o güce karşı çıkar, kabul etmez. Sanat, bizden önce, bizimle ya da bizden uzakta yaşayanların duygularına saygı duyar, acılarını ilk hisseden, dile döken olur ve bu yolla özgürlüğü, barışı ve insani olanı işaret eder. Dersim’in adı ‘Dersim”dir, çünkü sanat, yani kılam da, stran da, deyiş de, türkü de, şiir de böyle söyler, böyle seslenir.”

    METİN KAHRAMAN: DERSİM TABELASI ASILMALI

    Metin Kahraman (Müzisyen): “Asıl adı Desim’dir eski bilinen bir kültür coğrafyasının adıdır bu. Tunceli adı da 1935 yılında çıkarılan kanunun adıdır. Tunceli ismi bize her sabah kalktığımızda 38 katliamını ve travmayı hatırlatmaktadır. Bütün Dersimliler içinde öyledir. Dersim adının geri iade edilmesini, Dersim tabelasının tekrar asılmasını istiyoruz.”

    KEMAL KAHRAMAN: FAŞİZAN DURUŞUN TEZAHÜRÜDÜR 

    Kemal Kahraman (Müzisyen): “Türkiye toplumu ideolojik hafızası üzerine kuruludur. Yani otantik bir kültürel hafızası yoktur. Devletin Türklük adına kurup kurumsal olarak yaşattığı bir hafıza. Bu hafıza ya da hafızasızlık temelde unutmayı esas alır. Bizim annemiz, babamız, dedemizden öğrendiğimiz bir kültürel hafızamız var ve belki temel sorunumuz da unutamamaktır. Biz kendi kültürel değerlerimizi, hafızamızı, kim olduğumuzu, komşularımızın kim olduğunu unutamadığımız için belki de sürekli bu sorun çıkıyor. Bizden de unutmamızı bekliyor her şeyi. Anadolu’da binlerce köyün, dağın, taşın adı değiştirilmiş. Böyle bir hafızasızlık var bunu bize de dayatmak istiyorlar. Bugün Türkiye sol çevrelerinin de ‘yeri miydi, zamanı mıydı’ tartışmaları da aslında bu gayri meşruluğu meşrulaştırmaktan başka anlamda taşımaz. Hep ezilenden sabır, sebat bekleniyor. Kafamız hep güçlüden yana çalışıyor. Anormal bir durumu normalize etmeye ve anlayışla karşılamaya çalışmaktır bu. Türkiye’de böyle tuhaf bir durum da var. Böyle bir olay için bugün devletler özür diliyor, toplumlar utanıyor… Sonuçta bir soykırımdan söz ediyoruz. Ama bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin meclisinde bir milletvekili 81 sene önce olmuş bir soykırımı yeniden hatırlatıyor. Böyle bir cüreti göstere biliyor. Bu hatırlatma Türkiye sosyal, siyasal ortamının normalize ettiği, meşrulaştırdığı, sıradanlaştırdığı faşizan duruşun tezahürüdür.”

    ERDOĞAN EMİR: YÜZLEŞMEK GEREK

    Erdoğan Emir (Müzisyen): “Dersim tarihin bütün raflarında gezinen gerçekte burayı böyle tanımlar. Dersim ismi büyük bir varlık büyük bir kudret temsil eder. Dersim şehrini var eden o büyük manayı çözememiş olanlarım zaten çözebileceği bir mesele hiç değildir. Fakat gelin görün ki gerçek yıkıcıdır. Çünkü içinde derin bir hakikat barındırır. Üzerinde ısrar ettikleri ‘Tunceli’ adı resmi ideoloji açısından da dünden bugüne orda yaşanan acıları temsil eder. Bu büyük kabahatlerine yönelik ciddi sorumluluklar taşıması gerekirken bu devlet karara hukuki yaptırım uyguluyor! Oysa ki orda yaşayan toplumlara karşı oluşturulan bu şiddet hem de kültürel hem de inançsal istilayı temsil eder. O topraklarda bir arada yaşama kültürüne sahip bütün o toplumları yok sayıp kılıçtan geçiren 1937-38 operasyonun yürütücüsü zatı temsil eder.

    Dersim hakka hakikatle bağlı bir kenttir. O hakkaniyetli duruşun kendisi cehalete karşı yıkıcıdır. Derin bir felsefe taşır. Eğer bir devlet kendi yarattığı travmalarla yüzleşmek yerine Tunceli isminde ısrar ediyorsa bu demek oluyor ki geçmiş misyonunu bir bütün sahipleniyor demektir. Katliamlarla doğru yüzleşemezseniz, mevcuduna tabi olan o toplumun aydınları da bu ve benzer meseleler karşısında hem fikir olurlar. Bu da şovenizmden, statükodan bir türlü kopamayan, resmi ideolojinin yarattığı kafa karışıklığının ötesine gidemeyen şahsiyetler oluşturur. Yani bir fikir tartışılmaz ayrıcalıklarına tabi olunur. Bugün oluşan meselelerin açığa çıkardığı çelişkiler üzerinden taraf ya da ittifaklar oluşturuyoruz. Fakat bu isim tartışmaları yaşandığı esnasında kendini ilerici-devrimci bir duruşa sahip olduklarını ifade eden belli politik çevreler evrensel doğrulardan ne kadar yoksun olduklarını-kaldıklarını bu mesele özelinde tekrarladılar.

    Dünün zulüm ettiği bir meseleyle barışık kalabilme şansları yoktur devrimcilerin. Ama o büyük mesele yerinde duruyor ve her bir detayı önem arz ediyor insanlığa. Bu hakikatin kendisiyle yüzleşmek gerekir. Yüzleşmelerini de isterdik bütün aklıselimlerin. Fakat buradaki o aydın tavrı da mevcut siyasal iktidar ve onun yarattığı ayrıcalıktan bir türlü kendini arındıramadığı için bu gerçekle yüzleşemedi. Bu orada bu bugünden başlayarak yürütülen bir tartışma değil, bu tarihsel bir gerçekliktir. Toplumsal duyarlılığın ne kadar çöktüğünün bir göstergesidir sadece duruma yönelik temelsiz tartışmalar. Yüzleşmek gerçeğin açığa çıkması için değerlidir. Yüzleşmeye keşke buradan başlasaydık.”

    Dersim Dersim’dir diyebilmek asıl olandır. Çünkü orası hakikatinde Dersim’dir!”

    FERHAT TUNÇ: HAKİKATİ YOK SAYMALARINA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Ferhat Tunç (Müzisyen): “Gelişmeleri sürgünde kaygıyla ve büyük bir endişe için de takip ediyorum. Dersime yönelik son yılların en kapsamlı saldırısı yaşanıyor. Bu saldırının hedefinde kuşkusuz Dersim’in tarihsel kimliği var. Tarihsel değerlerimizi, kimliğimizi hedef alanlara, Dersimliyim diyen herkes açık bir duruş ortaya koymalı. Bu konuda öncelikle Dersimli aydın, sanatçı ve siyasetçilerin tavrı çok önemli. Kim ki susuyor ve kim ki ‘Yahu Dersim tabelasının sırası mı?’ diyorsa, kendine ve sahip olduğu değerlere büyük bir hıyanet içindedir. 1938 Katliamı yetmemiş olacak ki Dersim halkı açık bir şekilde 2. bir katliam tehdidiyle karşı karşıya bugün. MHP gibi ırkçı, soykırımcı bir zihniyetin öncülük ettiği bu saldırı furyasına, ulusalcı kesimlerin katıldıklarını görmek şaşırtmıyor. Bunun dışında kendisine ‘sol’ ve hatta ‘Komünist’ olarak gören bazı kesimlerin de direk olmasa da Dersim karşıtı bir tavır içinde olduklarını görmek utanç vericidir.

    Belediye Meclisimizin kararı, tüm Dersim halkının beklentisini karşılayan bir karar olmuştur. Bu karar alkışlanır sadece. Dersim halkının da bu kararı sahiplenmek gibi bir sorumluluğu var. Bunun için de Sayın Maçoğlu ve belediye meclisinin yalnız bırakılmaması önemlidir. Her kes bilmeli ki Dersim, Dersim’dir. Dersim yazılır ve Dersim olarak da okunur. ‘Tunç Eli’ ismi altında yapılan operasyonla on binlerce insanımız vahşice katledilmiştir. ‘Tunç Eli’ ismi yaşanmış bu büyük acının, travmanın adıdır. Bugün bu ismi dayatanlar, yaşanmış soykırımın bugünkü ortaklarıdır. Bu barbarlığa, Dersime daha güçlü sahip çıkarak dur demeliyiz. Tunceli belediyesine ‘Dersim’ tabelası takılması ve şehrin girişine ‘Dersim-Tunceli’ yazılması HDP belediyesi kararıyla uygulanmıştı daha önce. Dersim Belediyesine kayyım olarak atanan vali, halkın en büyük değeri olan ‘Dersim’ ismini kaldırmış, katliamı hatırlatan ‘Tunceli’ ismini dayatmıştır.

    Mevcut Valinin özel olarak Dersim’e asimilasyonu yeniden dayatmak için atandığı biliniyor. Dersim’i yarı açık cezaevine dönüştüren Vali olarak ünlendi. Kendisine selam vermeyeni gözaltına aldırarak cezalandırdı. Yandaş birilerini zengin etmek adına, kentin doğal dokusunu 20 metre aralıklı diktirdiği demir direklerle bozdu. Geçen yazın Operasyon bahanesiyle ormanlarımızın yakılmasını ‘hizmet’ gibi sunduğuna hep birlikte tanık olduk. Tunceli Valisi, Dersim’in ezeli düşmanı Bahçeli’nin kadrolu elemanı gibi çalışıyor desem yeridir. Dersimi tarihsel ve kültürel değerlerinden koparmak için her şeyi yaptı, yapmaya devam ediyor. İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun belediyeye yönelik soruşturma kararının, Mevcut Vali’nin talebiyle gerçekleştiğini düşünüyorum. Vali, Belediye zabıtlarını gözaltına aldırarak kamuoyunu rahatsız eden son vukuatı nedeniyle zor günler geçiriyor. Bu vesileyle kendini unutturmak istemiş olabilir. Son olarak belirtmeliyim ki, Dersim halkımızın onuru, haysiyeti ve şerefidir. Dünümüz olduğu kadar geleceğimizdir. Bu hakikati yok saymalarına asla izin vermeyeceğiz. Kirlenmiş ellerini, katliamcı zihniyetlerini Dersim’den uzak tutsunlar.

    Abidin Biter (Müzisyen): “Dersim isimi o şehrin hak ettiği isimdir. Normalde olması gereken isimken değiştirilmiştir. Dersim isminin kalması taraftarıyım.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersimli aydınlardan çağrı: Sandığa gidin, oylarınızı HDP’ye verin

    Dersimli aydınlardan çağrı: Sandığa gidin, oylarınızı HDP’ye verin

    PİRHA- Yerel seçimlere sayılı günler kala birçok Dersimli sanatçı, yazar, inanç önderi, araştırmacı,siyasetçi, gazeteci, kadın hakları aktivisti, yönetmen ve kurumlar ortak bir açıklama yayınladı. 

    Avrupa’da yaşayan Dersimliler, ‘Dersim Halkına Çağrımızdır’ başlığıyla ortak bir açıklama yaptı. HDP adaylarının desteklenmesinin gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, “Kayyum ile gasp edilen belediyemizi geri alarak kayyum atayanlara da ders verelim“ ifadeleri yer aldı.

    Yapılan açıklamada Dersim coğrafyası ile birlikte dilinin, kültürünün ve iradesinin ipotek altına alınmaya çalışıldığı belirtilerek, “Şimdi Dersim halkından alınanı, bizden çalınanı geri almanın zamanıdır. Bu inançla tüm Dersimliler’den; dilimiz, inancımız, kültürümüz, tarihimiz ve geleceğimiz için 31 Mart’ta sandık başına gitmelerini ve oylarını HDP adaylarına vermelerini talep ediyoruz” çağrısında bulunuldu.

    “DERSİM HALKININ İRADESİ YOK SAYILARAK KAYYIM ATANDI”

    “Sadece belediyeye başkan seçmeyeceğiz; kayyum atayarak sergiledikleri kirli oyunu da bozmuş olacağız” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bir seçim dönemine daha girdik. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaklaşık 57 milyon seçmen 31 Mart 2019 tarihinde yerel yöneticileri seçmek için sandık başına gidecek ve demokrasiyle zorbalık arasında bir tercihte bulunacak. Ankara’dan çok çekmiş bir coğrafyanın insanları olarak, elbet demokratik yöntemleri tercih ederek, böylesi dönemleri zalimle, zulümle hesaplaşmaya dönüştürmeli ve bir fırsata çevirmeliyiz.”

    “Kutsal kentimiz Dersim’de halkın iradesi yok sayılarak belediyeye kayyım atandı. Eş başkanları, yönetici ve çalışanları rehin alındı. Ecdadının devamcıları Dersim tabelasını söküp Tunceli tabelasını belediyemize asarak “Tunç” elleriyle coğrafyamızı talan etmeye, belediyemizi kalekola çevirmeye çalıştı. Pek çok insanımız KHK ile işinden edildi. Dersim’e yeniden dayatılan sürgün politikası ile bir o kadar insanımız da Dersim’i terk etmek zorunda kaldı. Ormanlarımız yakıldı, kutsal mekanlarımız bombalandı ve insanlarımız hayatını kaybetti.”

    “VARLIĞIMIZ VE  İRADEMİZİ İPOTEK ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    “Yerel seçimlere giderken ülke genelinde olduğu gibi Dersim’de de HDP listesiyle seçime giren Devrimci Güç Birliği (DGB) üzerinde sistematik baskı kuruldu. Devlet, HDP’den gasp edilen belediyeyi HDP’ye teslim etmemek için tüm organları ile görev başına geçti. Bize, ülkemize, kentimize kötülük yapanlar dün olduğu gibi, bugün de varlığımızı, dilimizi, kültürümüzü, irademizi ve nihayetinde geleceğimizi ipotek altına almak istiyor.”

    “Üç dönemdir, eksikleri olmakla birlikte çalmadan çırpmadan hizmet eden Devrimci Güç Birliği belediyeciliğinin hakkı teslim edilmelidir. Son 3 dönemde hükümetin ve devletin bütün baskılarına rağmen Dersim, yitirdiği birçok şeyi teker teker kazanmaya başladı. İnsan-ı kamillerimizin adıyla anılan meydanlarımız, parklarımız ve kendi diliyle anılan mekânlarımız oldu. Dersim, kasaba görümünden kurtarıldı, şehir kimliğine kavuşturuldu.”

    “GASPÇI, TALANCI ZİHNİYET NESİLDEN NESİLE TAKİPÇİLERİDİR”

    “Toplumsal ve Kadın belediyeciliği esas alınarak rantçı belediyeciliğe son verilip, hizmet dönemi başladı. Doğduğumuz topraklarda doymak ve bu topraklarda hayata veda etme umudu büyüdü. Hepimizin Dersim’de bir hanemiz olmalı duygusu ile coğrafyamıza dönme çabamızın güçlendiği günlerden, yeniden 38’i hatırladığımız günlere döndük. Bir kez daha Dersimi kabul etmeyenlerin Tunceli zorlaması ile karşı karşıya kaldık. Bunların her birinin adı ne olursa olsun, tümü Ankara’nın dokuduğu kumaşın bezleridir. Gaspçı, talancı zihniyetin nesilden nesile takipçileridir. Derdimiz kimseye düşmanlık etmek değil. Ancak bunların özellikle son yüz yıldır derdimize deva olmak bir yana, hep dert olduklarını da unutmamamız gerekiyor.”

    “31 MART’TA SANDIK BAŞINA GİDELİM VE OYUMUZU HDP’YE VERELİM”

    “Kimseyi kimseden ayırmadan, kıymetini tartmadan diyoruz ki: kentimize gözle görülür hizmet getiren HDP listelerindeki Devrimci Güç Birliği adaylarına, hizmetlerini tamamlamak ve devam ettirmek için bu seçim de hep beraber el verelim. Belediyenin eksiklerini tamamlamasına, halkın doğrudan katılımını sağlayan yeni yerel yönetim anlayışına şans verelim. En önemlisi ise kayyum ile gasp edilen belediyemizi geri alarak kayyum atayanlara da ders verelim.”

    “El verelim, şans tanıyalım ki; dilimiz, Alevi inancımız, kültürümüz ve tarihsel kimliğimiz yaşasın. Bize düşen; bu değerleri korumak ve kollamaktır. Sadece belediyeye başkan seçmeyeceğiz; kayyum atayarak sergiledikleri kirli oyunu da bozmuş olacağız. Biz aşağıda imzası bulunanlar Dersim’den uzak olsak da; kalbimiz, yüreğimiz ve aklımızla Dersim’de ve sizlerleyiz.”

    “Şimdi Dersim halkından alınanı, bizden çalınanı geri almanın zamanıdır. Bu inançla tüm Dersimliler’den; dilimiz, inancımız, kültürümüz, tarihimiz ve geleceğimiz için 31 Mart’ta sandık başına gitmelerini ve oylarını HDP adaylarına vermelerini talep ediyoruz.”

    Açıklamaya imza atanlar ise şöyle:

    Said Baksi (Sanatçı),  Ozan Zamani (Sanatçı), Haydar Işık (Yazar), Ozan Emekçi (Sanatçı), Songül Erol Abdil (Dersim Belediyesi Eski Başkanı), Hüseyin Tunç (Dersim Belediyesi Eski Eş Başkan Yardımcısı), Ferhat Tunç (Sanatçı), Hayri Ateş (Yazar), Düzgün Deniz (Gazeteci), Kazım Temürlenk (Gazeteci), İsmail Özen (Boksör), Erdal Er (Gazeteci), Güler Yıldız (Gazeteci), Ferda Çetin (Gazeteci), Alican Kaya (Yönetmen), Nazlı Kulu (Gazeteci), Ali Baran (Sanatçı), Çetin Oraner (Sanatçı), Aziz Nadi Bal (Grafik-Tasarımcı), Şiyar Munzur (Sanatçı), Hasan Sağlam (Sanatçı),  Ali Çatakçı (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Başkanı), Ayhan Yabatu (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Brüksel Temsilcisi), Şükrü Yıldız (Gazeteci), Beser Şahin (Sanatçı), Ozan Serdar (Sanatçı), Diyar (Sanatçı), Deniz Deman (Sanatçı), Cemo Doğan (Sanatçı), Birsel Ocak (Aveg-Kom Eş başkanı), Hakan Aday (Gazeteci), İlhami Erdoğan (Karikatürist), Şükrü Duman (Siyasetçi), Memli Güngör (Berlin Dersim Özgürlik İnisiyatifi),Mustafa Şen (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti YK Üyesi), Fadıl Öztürk (Şair), Can Kasapoğlu (Yazar), Burhani (Sanatçı), Kivrem Erdal (Sanatçı), Kamer Söylemez (Şair), Hülya Yer (Siyasetçi), İmam Canpolat (Barış Aktivisti), Veli Kaya (FEDA Eş Başkanı), Bedrana Yıldırım (FEDA Eş Başkanı), Pir Rıza Yağmur (FEDA Pirler Kurulu Başkanı), Hasan Taş (İş İnsanı), Ali Güler (TV spiker), Süleyman Ateş (Eğitmen), Dersim Dağdeviren (Doktor), Xemgin Birhat, (Sanatçı), Ali Dağdeviren (Yazar), Eylem Kahraman (Yazar), Cafer Tar (Yazar), Fadime Ergün (Aktivist), Şenol Şimşek (Muhasebeci), Nihat Kaygalak (Avukat), Erdoğan Yalgın  (Araştırmacı-Yazar), Umur Hozatlı (Yazar), Turan Tekin (Dersim Soykırım Karşıtı Derneği Eş Başkanı), Hüseyin Yamaç (Serbest Gazeteci), Filiz Deniz (Gazeteci), Serdar Karakoç (Gazeteci), Süleyman Sever (Kurdische Gemeinde Stuttgart e.V), Gülten Aydın (Sosyolog), Metin Cansız (Siyasetçi), Deniz Naki (Futbolcu), Lütfü Doğan (İş İnsanı), Sena Dersim (Sanatçı), Erdoğan Sürgeç (Gazeteci), Füsun Erdoğan (Gazeteci) Meral Küçük (TV Spikeri),  Hanife Çelik (Kadın Hakları Aktivisti), Haydar Munzur (Siyasetçi), Bıra Zordağ (Siyasetçi), Ava Neşe Kalp (Yazar), Abidin  Polat (Rejisör), Nursel Orhan (TV Spikeri), Ali Ekber Aslaner (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Yöneticisi), Çetin Gürer (Akademisyen), Ozan Cömert (Sanatçı), Tuncay Doğan (Gazeteci), Mehmet Taşkale (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi), Ercan Cengiz (Şair), Mete Kalman (Yazar), Zarife (Sanatçı), Ziya Ulusoy (Yazar), Ali Haydar Gürbüz (Şair), Birgül Rova (Serbest Gazeteci), Zabit İltemur (Siyasetçi), Mehmet Örnek (Siyasetçi), Selda Yer (İş Kadını), Rozerin (Sanatçı), Ezeli Doğanay (Sanatçı), Hamit Baldemir (Yazar), Hayri Argav (Yazar), Müslüm Polat (Sanatçı), Şengül Pak (Sanatçı), İnan Gezici (Rejisör), Hasan Ozan (Araştırmacı-Yazar), Münever İltemur (HDK Kadın Aktivisti), Pir Hüseyin Birlik (FEDA), Cemal Turan (Gazeteci), Mehmet Ali Doğan (Sosyolog), Mustafa Yıldırım (Siyasetçi), Süleyman Bal (İş İnsanı), Deniz Bilgin (Yazar), Meral Çoşkun (Sanatçı), İnan Özel (Gazeteci), Halil Ateş (Dersim Eski İl Genel Meclis Üyesi), Ayfer Kılıç (Dortmund DAKME Eş Başkanı), Kasım Karaca (Seyit Rıza’nın torunu), Ercan Ayboğa (Çevre Mühendisi), Hüseyin Yıldız (Açlık Grevi Eylemcisi), Şahin Küçük (Radio Sunucusu), Bayram Balcı (Yönetmen), Doğan Çelik (Siyasetçi), Dersim Soykırım Karşıtı Derneği,  Berlin Dersim Özgürlük İnisiyatifi, Basel Dersim Özgürlük İnisiyatifi, Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti.