Etiket: dersimli yurttaşlar

  • Dersimli yurttaşlar: 2026 Newrozu barışa vesile olsun!- VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: 2026 Newrozu barışa vesile olsun!- VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda Newrozu karşılayan yurttaşlar, Kürt halkının Newroz halkı olduğunu vurgulayarak, ‘Özgürlük ve Demokrasi’ şiyarıyla kutladıkları 2026 Newrozu’nun barışa vesile olmasını temenni ettiklerini söylediler.

    Newroz Bayramı birçok merkezde kutlanıyor. ‘Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’ şiyarıyla gerçekleştirilen 2026 Newrozu’nun kutlandığı merkezlerden biri de Dersim Seyit Rıza Meydanı oldu. 7’den 70’e coşkulu ve yoğun katılımın olduğu Dersim Newrozu’nda yurttaşlar, eşitlik, demokrasi ve özgürlük taleplerini ifade ettiler.

    Başta Kürt halkı olmak üzere tüm Ortadoğu ve Dünya halklarının Newrozu’nu kutlayan yurttaşlar, talep ve temennilerini PİRHA’ya anlattılar.

    “2026 NEWROZU ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİYE VESİLE OLSUN”

    Zeynep Züleyha Bakan: Newroz yeni bir başlangıç, yeni bir gün ve başarıdır bizim için. Biz Newrozu direniş olarak öğrendik ve tanıdık. Umut ediyoruz ki 2026 Newrozu ile beraber özgürlüğe ve demokrasiye ulaşalım.

    Görkem Özdal: 2026 Newrozu’nun tüm halklara ve Dersim halkına özgürlük getirmesini istiyoruz. Dünyada ve Ortadoğu’da adaletsizliğe karşı, emperyalizme karşı direnen tüm halkların mücadelelerini destekliyoruz. Newroz, Demirci Kawa’nın Dehaqlara karşı geliştirdiği bir direniştir. Bizler de Dersim halkı olarak, Newroz alanlarından Lübnan’da, Rojava’da, İran’da ve tüm Ortadoğu ve Dünya’da direnen bütün halkların yanında olduğumuzu söylüyoruz. Newroz ateşi direniştir. Bundan dolayıdır ki biz 7’den 70’e tüm Dersim halkı olarak Newroz ateşini bir kez daha yakıyoruz ve herkesin Newroz bayramını kutluyoruz.

    Gülistan Yıldız: Herkesin Newrozu’nu kutluyorum. Tüm insanlığın, dünyanın bu yeni günü kutluyorum. Bugün 17 Mart ve Dersim’ de Newroz ateşini yaktık. Biz istiyoruz ki kimse öldürülmesin, adaletsizlik olmasın. Suriye, İran ve Lübnan’da savaş var. Artık bu savaşlar olmasın, savaşlar dursun. Newroz, eşitliktir, özgürlüktür, adalettir. Herkes el ele versin, halaylarını tutsun ve bu temelde Newrozu kutlayarak barış içinde yaşasınlar.

    Ruken Acer: Bugün Dersim Newrozu’nda alanlardayız. 2026 Newrozu’nda renklerimizle, heyecanımızla ve coşkumuzla alanlardayız. Bu Newroz’un barış ve eşitliğe neden olmasını diliyoruz. Herkesin Newrozu kutlu olsun.

    Filiz Yıldırım: 2026 Newrozu kutlu olsun. Beraberinde barış ve özgürlük getirsin. Newroz bayramının bizim için anlamı çok büyük. Öyle ki her zaman bize yol gösteriyor. Hepiniz Newrozun direnişi ve güzelliğiyle kalın.

    Sabri Kaya: Bu senede Newroz geldi ve biz alanlardayız. Newrozun gelişiyle çok heyecanlıyız. Kürt halkı her alanda ve meydanda 2026 Newrozu’nu kutluyor. Bundan dolayı çok mutluyuz. Kürt halkı eşitlik ve özgürlük istiyor. Bu talep etrafında toplanmış ve bir olmuş vaziyette. Biz istiyoruz ki her yıl bu birlik ve beraberlik atmosferinde geçsin. Temenni ediyoruz ki Kürt halkının geleceği güzel olacak. Yaşasın Newroz, yaşasın özgürlük.

    DERSİM/PİRHA

     

  • Dersim’de sokaklar konuştu: Dilimiz Xızır’ın diliydi, evlerimizde susturduk!-VİDEO

    Dersim’de sokaklar konuştu: Dilimiz Xızır’ın diliydi, evlerimizde susturduk!-VİDEO

    PİRHA – 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde Dersim sokaklarında bu kez gündem siyasetin sıcak başlıkları değil, bir halkın hafızasıydı. PİRHA olarak mikrofonumuzu yurttaşlara uzattık; sorumuz basitti: “Kirmanckî yaşıyor mu?” Yanıtlar ise hem hüzünlü hem de umutlu bir tabloyu ortaya koydu.

    21 ŞUBAT: BİR GÜN DEĞİL, BİR HAFIZA

    Her yıl 21 Şubat’ta kutlanan Dünya Anadil Günü, yalnızca takvimdeki sembolik bir tarih değil. UNESCO tarafından 1999 yılında ilan edilen ve 2000’den bu yana dünya genelinde anılan bu gün, dil çeşitliliğinin korunmasını ve yok olma tehlikesi altındaki diller için farkındalık yaratılmasını amaçlıyor.

    Günün kökleri ise 1952 yılında, bugün Bangladeş sınırları içinde bulunan Dakka’da verilen dil mücadelesine dayanıyor. Resmi dil dayatmasına karşı anadilini savunan öğrencilerin yaşamını yitirmesi, dili yalnızca bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp bir direniş sembolüne dönüştürdü.

    Dersim’de ise bu tarih, başka bir soruyu beraberinde getiriyor: Kirmanckî gelecek kuşaklara kalacak mı?

    “KİRMANCKİ’Yİ KONUŞANLAR AZALIYOR”

    PİRHA’nın mikrofon uzattığı yurttaşlar değişimin farkında.

    “Eskiden köylerde herkes Kirmancki konuşurdu. Şimdi gençler Türkçe konuşuyor, Kirmancki’yi ise ya hiç bilmiyorlar ya da konuşmaktan çekiniyorlar. Bu gidişle dilimiz unutulacak.”

    Sözler sade ama ağır. Bir dilin geri çekilişini anlatıyor.

    Yurttaşlar çözümün adresini de net koyuyor: Evler.

    “Çocuklarımıza daha bebeklik dönemlerinden başlayarak anadilimizi konuşursak, onlarda öğrenir ve Kirmanckî aktarılmış olur.”

    Ardından gelen özeleştiri ise dikkat çekici:

    “Bizler geçmişte dilimizi çocuklarımızla konuşmayarak büyük hata yaptık. Çocuklarımızla Türkçe konuştuk ve şimdi onlar kendi dillerini bilmiyorlar. Ama bundan sonrası için konuşmaya başlarsak Kirmanckî unutulmaz, dilimiz güzeldir, dilimiz Xizir’ın dilidir, inancımız Xizir’ın inancıdır. Yolumuzun, itikatımızın devam etmesi için anadilimizi, Xizir’ın dilini konuşmaya devam etmeliyiz.”

    Bu sözlerde yalnızca bir dil değil; inanç, yol, itikat ve kolektif hafıza var. Kirmanckî burada kültürel bir unsur olmanın ötesinde, inançsal bir sürekliliğin taşıyıcısı olarak tanımlanıyor.

    Bir başka yurttaş ise kaygıyı daha yalın bir cümleyle ifade ediyor:

    “Anadilimiz bizim kimliğimizdir. Kirmancki’nin yaşaması için evde, sokakta, her yerde konuşmamız lazım. Çocuklarımıza bu dili öğretmezsek birkaç kuşağa kalmaz yok olur.”

    “DİL YAŞAYAN BİR ŞEYDİR”

    Dersimliler yalnızca bireysel sorumluluğa değil, kamusal sorumluluğa da işaret ediyor. Yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve eğitim kurumlarının anadil için daha fazla çalışma yürütmesi gerektiğini vurguluyorlar.

    Bir yurttaşın sözleri meseleyi çarpıcı biçimde özetliyor:

    “Dil yaşayan bir şeydir. Eğer biz konuşmazsak ölür. Kirmancki’yi yaşatmak için çaba göstermeliyiz.”

    Kirmanckî’nin Dersim’in kimliği olduğunu söyleyen yurttaşlar şu cümleyle noktayı koyuyor:

    “Anadilimiz bizim kimliğimizdir, unutursak kendimizi unuturuz, insanlığımızı unuturuz, müsayipliğimizi, itikatımızı unuturuz.”

    21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Dersim’de yükselen ses, nostaljik bir ağıt değil; geç kalınmış ama hâlâ mümkün olan bir hatırlatma. Kirmanckî’nin geleceği, yalnızca resmi politikalara değil, evlerin içinde kurulacak cümlelere bağlı.

    Bir dil konuşuldukça yaşar. Sustukça silinir. Dersim’de bugün sorulan soru basit ama hayati: Kirmanckî evlere geri dönecek mi?

    Cem EKİNCİ/PİRHA

  • Dersimli yurttaşlar: Madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulsun-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulsun-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uygulanmak istenen maden projelerine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Maden projelerinin Dersim’in doğasını tahrip etmek amacıyla uygulanmak isteniyor. Dersim’e lazım olan maden projeleri değil boşaltılmış köylerimizin yeniden inşa olmasıdır” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’de uygulanmak istenen maden projelerine ilişkin, Dersimli yurttaşlara mikrofon uzattık.

    “MADENCİLİK PROJELERİ UYGULANIRSA BÜTÜN CANLILAR YOK OLACAK”

    Dersim coğrafyasının maden projeleriyle bozulmasını istemediğini ifade eden Bedriye Akçiçek, “Dersim coğrafyasına herkes sahip çıksın. Burada genç kalmadı, bu da hiç güzel bir şey değil. Dersimli iş insanları coğrafyamıza sahip çıksın ve gençlerimiz yeniden topraklarına geri dönsün. Madenlere karşıyız çünkü topraklarımız ve sularımız kirlenecek” dedi.

    Maden projelerine karşı olduğunu belirten Kemal Yeşil, “Maden projeleri uygulanırsa kimyasal kullanacaklar ve artık Dersim’de kimse yaşayamayacak. Maden projeleri uygulanırsa dağlarımızda yaşayan bütün canlılar yok olacak” diye ifade etti.

    “SİYANÜR’ÜN VERDİĞİ ZARARI İLİÇ’TE GÖRDÜK”

    Hasan Yıldırım ise, “Maden projesi istemiyoruz çünkü doğayı yok ediyor. Maden projelerinin yapılmasını engellemek için elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız” diye konuştu.

    Köyleri geri dönüş yaparak üretim yapılırsa maden projelerinin geriletilebileceğini vurgulayan Musa Baki, “Eğer maden projeleri uygulanırsa canlı yaşamı yok olacak. Siyanürün verdiği zararı İliç’te gördük. Maden projelerine ilişkin büyük bir tepki ortaya koymak gerekiyor” diye belirtti.

    “MADEN PROJELERİNİN DERSİM HALKINA HİÇBİR FAYDASI YOKTUR”

    Maden projelerinin doğaya verdiği tahribata dikkat çeken İbrahim Kasun, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim’de uygulanacak maden projeleriyle doğanın dengesi bozulacak, bitki çeşitliliği yok olacak, hayvancılık ve arıcılık artık yapılamayacak. Onun için Dersim’deki maden faaliyetlerinin bir an önce durdurulması için tepkisel faaliyetlerimizi koyuyoruz ve bundan sonra koymaya devam edeceğiz.”

    Maden projelerinin Dersim’in doğasını tahrip etmek amacıyla uygulanmak istendiğini söyleyen Ali Haydar Aşkın, “Maden projelerinin Dersim halkına hiçbir faydası yoktur. Geyiksuyu’nda, Cevizlidre’de ve Sekasur’daki maden projeleri doğayı tahrip eden çalışmalardır. Dersimli bir yurttaş olarak maden projelerine karşıyım. Doğayı ve bizi rahat bıraksınlar başka bir şey istemiyoruz” dedi.

    “DOĞAMIZI VE CANLI YAŞAMINI KORUMAK İÇİN MADEN ÇALIŞMALARINA KARŞIYIZ”

    Maden projelerinin Dersim’i hiçbir zaman kalkındıran bir araç olmadığını belirten Ali Tunç, “Ülkemizdeki maden mantığı tamamen talancı bir mantık. Daha çok doğa tahrip edilerek çalışma yapılıyor o yüzden biz doğamızın tahrip olmaması için maden projelerine karşıyız. Dersim’e lazım olan maden projeleri değil boşaltılmış köylerimizin yeniden inşa olmasıdır” diye belirtti.

    Dersim denildiği zaman ilk olarak doğasının akla geldiğini vurgulayan Hasan Küçük, “Maden projeleri coğrafyamızdaki bitkilere, sulara, dağlarımıza ve canlı yaşamına önemli derecede zarar verebilecek türden çalışmalardır. Doğamızı ve canlı yaşamını korumak için maden çalışmalarına karşıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Cevdet Konak, halkın iradesiyle seçilmiştir, AKP’nin zulmüne boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Cevdet Konak, halkın iradesiyle seçilmiştir, AKP’nin zulmüne boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Halkın iradesine kayyım atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Halkın iradesiyle seçilen belediye başkanı sadece halkın iradesiyle gider” dedi.

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de aralarında olduğu 4 kişinin “örgüt üyeliği ” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Tunceli Adliyesi’nde dün görüldü. Duruşmada 4 kişiye de 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Dersimli yurttaşlara, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen hapis cezasını sorduk.

    “İRADE GASPINI KABUL ETMİYORUZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’ın halkın iradesiyle seçildiğini vurgulayan Ali Arslan, “Biz Dersimliler olarak kesinlikle irade gaspını kabul etmiyoruz. Biz AKP’nin zulmüne boyun eğmeyeceğiz” diye belirtti.

    Sefkan Kazan ise, “Halkın iradesine kayyım atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğer ülkede demokrasi varsa insanların belediyelerine kayyım atanmasını ve insanların verdikleri oyu hiçe sayarak hiçbir yere varılmaz” dedi.

    “KAYYIM İSTEMİYORUZ”

    Cevdet Konak’a verilen cezayı onaylamadığını dile getiren Kekil Akdağ, “Seçilmesine hiçbir engel yok ama seçildikten sonra davalar sonuçlanıyor. Kayyımı kabul etmiyorum, belediye başkanları halkın oyuyla seçilmiş. Halkın seçtiği kişiyi görevinden al kendi adamını onun yerine getir, olmaz” diye konuştu.

    Ali Kaya Gökalp, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Yüksek Seçim Kurulu onay vermeden bir kişi seçimlere giremez. Belediyelerimizi işgal etmek istiyorlar başka bir açıklaması yok bu durumun. Dersimli yurttaşlar, duyarlıdır mutlaka tepkilerini ortaya koyacaktır.”

    Kayyım istemediğini ifade eden Sakine Kaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Biz kayyım istemiyoruz, biz belediye başkanı olarak Cevdet Konak’ı seçmişiz. Hangi siyasi parti olursa olsun kayyıma karşıyım. Belediye başkanı seçilen kişi halkın iradesiyle geldiyse halkın iradesiyle gidecek. Bu ülke kayyımla bir yere varamaz. Sırayla her yere kayyım atanıyor. Biz belediyelere kayyım atanmasını istemiyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Konak’a ve Ovacık Belediye Başkanı Sarıgül’e 6 yıl hapis cezası
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Konak: Eğer yaptıklarımız suçsa bu suçu işlemeye devam edeceğiz-VİDEO
    -Dersim’de Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen hapis cezası protesto edildi-VİDEO
    -Dersim Belediye Eş Başkanları: Belediyeler halkındır, gaspınıza izin vermeyeceğiz-VİDEO
    -Dersim Belediyesi’nde nöbet eylemi başladı-VİDEO
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Konak’tan çağrı: Dersim’e ve belediyeye sahip çıkın!-VİDEO
    -Dersim’de Cevdet Konak’a verilen cezaya tepki: İktidar belediyeleri rant alanı olarak görüyor-VİDEO

  • Dersimli yurttaşlar: Kayyım, halkın iradesini gasp etmektir-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Kayyım, halkın iradesini gasp etmektir-VİDEO

    PİRHA-Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Kayyım sadece Kürtlerin sorunu değil, Türkiye’deki herkesin tepki göstermesi gerekiyor” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine Vali Ali Çelik kayyım olarak atandı.

    Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına dönük tepkiler devam ediyor. Dersimli yurttaşlara, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasını sorduk.

    “İKTİDAR, 31 MART’IN RÖVANŞINI ALIYOR”

    İktidarın 31 Mart yerel seçimlerde yenilgisinin rövanşını aldığını belirterek, “Halkın seçtiği kişiyi sadece halk indirir” mesajını verdi.

    Yurttaşlar tarafından verilen yanıtlar şu şekilde:

    -Bugün halkın iradesine saygısı olmayan bir iktidar, yarın halkın evlerine de kayyım atar.

    -Halkın seçtiği kişiyi sadece halk indirir.

    -Yapılan kesinlikle yanlıştır, birtakım kişiler ülkeyi karıştırmak istiyor.

    -İktidar, 31 Mart yerel seçim sonuçlarının rövanşını alıyor. Kayyıma, karşı muhalefetin tepki göstermesi gerekiyor.

    -Kayyım politikasını kabullenmemek gerekiyor yoksa her tarafa kayyım atarlar. Kayyım sadece Kürtlerin sorunu değil Türkiye’deki herkesin tepki göstermesi gerekiyor.

    -Kayyım iradesi doğru bir şey değil, halkın iradesini gasp etmektir.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Okullara imam atanmasını istemiyoruz-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Okullara imam atanmasını istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-AKP iktidarının okullara imam atama uygulamasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Okullarda imamların olmasını istemiyoruz. Okullara imam atanması kesinlikle kabul edilemez ve bir an önce bu uygulamanın iptal edilmesi lazım” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor.

    İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Okullara imam atanmasını Dersimli yurttaşlara sorduk.

    “VELİLERİN SOKAĞA ÇIKMASI LAZIM”

    Okullara imam atanmasını doğru bulmadığını söyleyen Ali Tekin, “İmam, öğrenciye nasıl bir eğitim verebilir. Bu duruma tepki göstermek için öğrenci velilerinin sokağa çıkması lazım” dedi.

    Bu uygulamayı yanlış buluyoruz diyen Ali Yolaşan, “Bizim kültürümüz ayrıdır, o yüzden biz bu uygulamayı kabul etmiyoruz” diye belirtti.

    “OKULLARDA İMAM İSTEMİYORUZ”

    Kararı uygun bulmadığını belirten Gülseren Yolaşan, ”Okullarda imamların olmasını istemiyorum. Çocuklar asimile olur, herkes kendi inancını nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın, kimseyi bir inanca mecbur kılmasınlar. Şimdiye kadar kimse tepki vermedi, sanki halkın üzerine ölü toprağı dökülmüş durumda” dedi.

    Okullara imam atayacaklarına çocuklara yabancı dil öğretsinler diyerek uygulamaya tepki gösteren Mehmet Yıldız, “Herkesin bir araya gelip okullara imam atanmasına tepki göstermesi lazım” dedi.

    Herkesin inancının kendisine olduğunu söyleyen ismini vermek istemeyen bir yurttaş, “Laik, demokratik bir eğitim sistemi olmalı. İnsanların inancı kişi ile inandığı arasındadır. Bu ülkede farklı inanca mensup insanlar var o yüzden bu uygulamayı kabul etmiyorum” dedi.

    “ÖĞRENCİLERİN BEYİNLERİNİ ERKEN YAŞTA YIKAMAK İSTİYORLAR”

    Hasan Erk, ise şunları söyledi, “Madem ki okullara imam atanıyorsa bizim okullara da dede atansın. Biz Alevi toplumuyuz o yüzden biz de dede istiyoruz.”

    Okullara imam atanmasının AKP iktidarının ülkedeki gericilik adına attığı adımlardan birisi olduğunu vurgulayan Doğan Halis, “Okullara imam atanması kesinlikle kabul edilemez ve bir an önce bu uygulamanın iptal edilmesi lazım. Öğrencilerin erken yaşta beyinlerini yıkamak istiyorlar. İmamın okulda ne işi var. Toplum olarak daha duyarlı olmamız lazım” diye konuştu.

    Cihan BERK-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Türkiye’de iktidar değişirse umutlarımız yeşerecek-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Türkiye’de iktidar değişirse umutlarımız yeşerecek-VİDEO

    PİRHA-14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde iktidarın değişmesi gerektiğini vurgulayan Dersimli yurttaşlar, “Eğer seçimlerde iktidar değişirse ülkede her şey çok güzel olacak. 2023 seçimleri çok önemli. Türkiye’nin Afganistan, Pakistan gibi olma yolunda ilerlemesini mi istiyoruz yoksa demokrasi ve adalet anlamında 2023 vizyonuna yakışır şekilde ilerlemesini mi istiyoruz? Biz bunun seçimini yapacağız” dedi.

    14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yapılacak. Dersimli yurttaşlara, seçimlerde iktidar değişirse yeni iktidardan beklentilerini sorduk.

    “İKTİDAR DEĞİŞSE BİLE ÜLKEDEKİ SORUNLAR HEMEN ÇÖZÜLMEZ”

    Seçimlerden sonra iktidar değişse bile ülkedeki sorunların hemen çözülemeyeceğini vurgulayan bir yurttaş, “İktidar değişirse millet biraz rahatlar ama sorunlar çözülmez. Ekonomi birkaç ayda düzelecek bir durumda değil. Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı olursa vatandaşlar biraz rahatlar” diye ifade etti.

    Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülkenin rahatlayacağını belirten Orhan Aktaş, “Ülke bitmiş halde, yapılacak bir şey yok, Kılıçdaroğlu gelirse belki bir şeyler yapar, düzelir ama bu da epeyce zaman alır” dedi.

    Sultan Ergün ise, “Öğrenciler hep boşta, insanlar işsiz. Kılıçdaroğlu başa gelirse seviniriz” diye belirtti.

    “İKTİDAR DEĞİŞİRSE ARTIK KARDEŞÇE YAŞAMAYA BAŞLARIZ”

    Millet İttifakı kazanırsa ülkenin daha da güzelleşeceğini söyleyen bir yurttaş da, “İktidar değişirse insanlar daha mutlu olur ve artık kardeşçe yaşamaya başlarız” dedi.

    Tek isteğinin Recep Tayyip Erdoğan’ın gitmesi olduğunu ifade eden Adil Arslan, “Hükümetten şikâyetimiz çok. İşsizlik diz boyunda, İzmir’den geliyorum, nereye gidersem gideyim gençler işsiz ama Recep Tayyip Erdoğan işsizlik düştü diyor. İşsizlik nerede düştü Türkiye’de işsizlik %50’yi buluyor, iktidar ise işsizlik %20’lerde diyor. Yalan söylüyorlar” diye ifade etti.

    Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa Türkiye’ye huzur ve adalet geleceğini söyleyen Suat Alan, “Türkiye’de ekonomik kriz var herkes işsiz. Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülke ekonomisi düzelir, şimdiki hükümet ülkeyi sattı, bitirdi” diye belirtti.

    Seçimlerde iktidar değişirse toplumun beklentisinin çok olacağını söyleyen Hasan Yılmaz, “Türkiye’de hayat pahalı, işsizlik çok, insanlar ekonomik krizden dolayı çarşıda hiçbir şey alamıyor. Eğer Kılıçdaroğlu sözünde durursa ülkede her şey çok güzel olacak. Ülkede iktidar değişirse her şey çok güzel olacak” diye konuştu.

    “İKTİDAR DEĞİŞİRSE UMUTLARIMIZ YEŞERECEK “

    Beklentilerinin iktidarın değişmesi olduğunu söyleyen Haydar Satoğlu da, “İktidar değişirse ülkede bazı şeyler mutlaka değişecektir, en azından umutlarımız yeşerecek” diye belirtti.

    21 yılını heba eden AKP iktidarının gitmesini canı gönülden istediğini belirten Ercan Çallı, “Millet İttifakı bileşenlerine baktığımda çok bir beklentim maalesef yok ama Kemal Kılıçdaroğlu faktörü bu anlamda çok önemli. Millet İttifakı’nda bulunan partilerin ne oldukları belli olduğu için bu partilerden pek bir umudum yok. O yüzden ben genel seçimlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın desteklenmesinden yanayım. Yeni gelecek iktidardan gençlerin önünün açılmasını, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını, KHK ile işten çıkarılanların işlerine geri dönmesini ve cezaevlerinde boş yere yatan on binlerce siyasi tutsağın bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını istiyorum. 2023 seçimleri çok önemli. Türkiye’nin Afganistan, Pakistan gibi olma yolunda ilerlemesini mi istiyoruz, yoksa demokrasi ve adalet anlamında 2023 vizyonuna yakışır şekilde ilerlemesini mi istiyoruz? Biz bunun seçimini yapacağız” dedi.

    “HALKIN SEÇTİĞİ YÖNETİME KAYYIM ATANMAMALI”

    Seçimlerde hükümetin değişmesi ümidinin olduğunu belirten Birsel Beltan, “Bir ülkede bir iktidar 20 yıl boyunca ülkeyi yönetmemeli. Halk ülkeyi yöneten hükümeti beğenmiyorsa o hükümetin değişmesi gerekiyor, devlet kimsenin tekelinde olmamalı. Seçimlerde halkın seçtiği yönetime kayyım atanmamalı, insanların yaptığı seçimlere saygı duyulmalı. İnsanlar Türkiye’de zor durumda, hükümeti eleştiren herkes cezaevine atılıyor. Ülkede insan kalmadı, herkes yurtdışına gitmek zorunda kalıyor. Deprem bölgesinde insanlar yardım istiyor ama devlet yardım etmiyor halk yardım ediyor. Eğer devlet yardım isteyen yurttaşlarına en son yardım ediyorsa o zaman o ülkede devlete ihtiyaç yoktur. Bırakın halk kendi kendini yönetsin. Ülkenin gidişatı hiç iyi değil, inşallah seçimlerde hükümet değişir, ümitle Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını bekliyoruz. Kim gelirse gelsin ama bu hükümetin ve bu sistemin değişmesi şart” dedi.

    Seçimde iktidar değişirse Aleviler ve Kürtlerle ilgili sorunların çözülmesi gerektiğini dile getiren Hasan Yıldız da, “İktidar değişirse yeni iktidardan beklentim şu: Siyasi tutsakların özgür bırakılması ve ülkede insan hakları konusunda adımlar atılması gerekiyor. Ekonomik anlamda insanlar çok zor durumda. Dersimde insanlar market market dolaşıp ucuz bir şeyler bulmak istiyor. Ülkede gelir dağılımı eşit bir şekilde olmuyor, zenginler ve fakirler kaldı, orta sınıf diye bir şey kalmadı” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimliler: Avcılık cinayettir, hayvanların öldürülmesini istemiyoruz-VİDEO

    Dersimliler: Avcılık cinayettir, hayvanların öldürülmesini istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim coğrafyasında avcılık faaliyetleri adı altında canlı yaşamı yok ediliyor. Avcılığa karşı olduklarını söyleyen Dersimli yurttaşlar, “Evrendeki bütün canlıların yaşama hakkı vardır. Biz hiçbir hayvanın öldürülmesini istemiyoruz” dediler.

    Dersim, yıllardır köy boşaltmaları, inanç merkezlerine yapılan saldırılar, barajlar ve HES’ler, maden projeleri, orman yangınları ve avcılık faaliyetleri adı altında çeşitli saldırılara maruz kalıyor.

    24 Ocak’ta Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, avcılar tarafından katledilmişti.

    Dersimliler, 27 Ocak’ta yaban hayvanlarını katletmek için Dersim’e gelen avcı grubunun kaldığı Atatürk Mahallesi’nde bulunan öğretmenevi önünde açıklama yaparak avcılara tepki göstermişti.

    Son dönemde avcıların Dersim’e gelerek “spor” adı altında hayvanları katletmesini Dersimli yurttaşlara sorduk.

    “AVCILIK CİNAYETTİR”

    Avcılığa karşı olduğunu söyleyen Mehmet Özel, “Avcılık bir cinayettir. Devlet önlemini alsın, avcılık yasaklansın” dedi.

    “Avcılara en büyük cezayı versinler” diyen İmam Erdem ise, “Hayvanları öldürmesinler, onların kimseye zararları yok” diye belirtti.

    Hayvanların öldürülmesine karşı olduğunu belirten Kamer Çatakçı, da “İnsanlar nasıl yaşatılması gerekiyorsa hayvanların da yaşatılması gerekiyor” diye ifade etti.

    Hayvanların öldürülmesinin çok üzücü olduğunu ifade eden Zerda Aslan, “Kimse hayvanların öldürülmesine önlem almıyor, sadece seyirci kalıyor. Bence Türkiye genelinde avcılıkla ilgili yeni bir yasa getirilmeli. Avcılığa karşı eylemler yapılmalı, yeterince kamuoyu oluşmuyor” diye konuştu.

    Efendi Cengizhan ise “Vurmasınlar yazıktır hayvanlara, bize bir zararı yok herkes duyarlı olsun” dedi.

    Avcıların dışarıdan geldiğini söyleyen Savaş Kaya, “Valiliğin avcılığı yasaklaması lazım başka çaresi yok” diye ifade etti.

    “BÜTÜN CANLILARIN YAŞAMA HAKKI VAR”

    Avcılığa karşıyım diyen Barış Akar, “Evrendeki bütün canlıların yaşama hakkı vardır” diye belirtti.

    Hayvanların avlanmasını istemiyorum diyen Veli Kasun, “Nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanlar var, geçen gün Pülümür’de dağ keçisini öldürdüler. Yaşam hakkı bütün canlıların hakkıdır, sadece insanların değil” diye konuştu.

    Hayvanları korumaları gerektiğini belirten Haydar Arslan, “Hayvanların öldürülmemesi için alınan önlemler yetersiz, ciddi para cezaları uygulanması lazım” dedi.

    Müslüm Yıldız da, Avcılığa karşı olduğunu belirterek,  “İnsanların avcıları şikayet etmesi lazım. Hayvan katletmek iyi bir şey değil” diye belirtti.

    Yapılanın avcılık değil katliam olduğunu söyleyen Murat Yalçın, “Hayvanı öldüren yarın insanı da öldürebilir, yapılanları kınıyorum” dedi.

    Hasan Doğan ise, “Hayvanların canlarını yakmasınlar günahtır, hayvanlara sahip çıkmamız lazım” diye konuştu.

    “HİÇBİR HAYVANIN ÖLDÜRÜLMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Avcılığa karşı olduğunu dile getiren Ülkiye Altıntaş, “Hayvanların kimseye bir zararı yok niye vuruyorlar onlar kendi doğasında yaşıyorlar kimseye zararları yok” dedi.

    Tekin Can, “Hayvanların vurulmaması lazım. Hayvanlara yazık” diye belirtti.

    Ali İlmer, “Avcılık iyi bir şey değil. Biz domuz veya dağ keçisi, hiçbir hayvanın öldürülmesini istemiyoruz” diye ifade etti.

    Hüseyin Güngörmüş, “Yazıktır hayvanlara, acıyorum onlara yapılanlara” diyerek, avcılığı kınadı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersimli yurttaşlardan memur ve emekli maaş zammına tepki: Devlet sadaka dağıttı-VİDEO

    Dersimli yurttaşlardan memur ve emekli maaş zammına tepki: Devlet sadaka dağıttı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de yurttaşlara AKP iktidarının memur ve emeklilere verdiği zammı sorduk. Yurttaşlar, “Ne zam mı? Milleti kandırıyorlar. Devlet bizi kandırmaya çalışıyor. Verilen zam yetersiz” diyerek tepki gösterdiler. 

    Ekonomik krizin her geçen gün daha da arttığı Türkiye’de AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında memur ve emeklilere müjde olarak %30 zam yaptığını açıkladı.

    Dersim’de yurttaşlara AKP iktidarının memur ve emeklilere verdiği zammı sorduk. Yurttaşlar verilen zammın müjde değil sadaka olduğu görüşünde.

    “VERİLEN ZAM YETERSİZ”

    Boşuna zam yapıldığını ifade eden Salim Çağ, “Çünkü yapılan zam bizi tatmin etmedi. Bu hükümetin bize bir faydası olmaz, yeni bir hükümet yeni bir düzenin oluşması gerekiyor. Bu hükümetten bize ekmek yok, o yüzden yeni gelecek hükümetten hizmet bekliyoruz” diye belirtti.

    Emekli maaşının 10 bin TL bile olsa yeterli olmayacağını söyleyen bir yurttaş da her gün zam var, onun için ülkede yaşamak çok zor” diye ifade etti.

    “Ne zammı milleti kandırıyorlar” diyerek emeklilere verilen zamma tepki gösteren Musa Yılmaz ise, “Nasıl bir çocuğa şeker verip kandırmaya çalışıyorsun ya devlet de bizi kandırmaya çalışıyor. İnsanlar çok kötü şartlarda yaşıyorlar, verilen zam yetersiz. İnsanlar mücadele versinler, başka çaremiz yok artık. İnsanlar hakkını aramadıkları zaman devleti yönetenler halkı aldatıyorlar. Devletin insanları düşünmesi gerekiyor, insanların durumu çok kötü” dedi.

    Hasan Tunç ise, “Devlet verdiğini geri aldı bir şey yok ki. Emeklilere iş olsun diye verdi, şimdi de geri aldı. Vatandaşı eziyorlar” diyerek verilen zamma tepki gösterdi.

    “EMEKLİ MAAŞIMIZI ALDIĞIMIZ GİBİ KREDİ BORÇLARINA GİDİYOR”

    Yapılan zammın günümüz şartlarında hiçbir şey olmadığını belirten Kamer Kılmaç, “Geçen sene 1.25 TL’ye aldığım ekmek, bu sene 4 TL. Ona göre düşünülmesi gerekiyor. 25 yıl çalıştım, şimdi de aldığım para 6 bin TL. Bu bizim emeğimize reva mıdır?” diye sordu.

    Devletin verilen zamla sadaka dağıttığını vurgulayan Cemal Demirpençe de,”Maaşları 1000 TL arttırmış, nasıl geçineceğiz bu şartlarda. Her şeye %100-150 zam yapılıyor ama TÜİK enflasyonu düşük gösteriyor ki maaşlarımız arttırılmasın. Verilen zamla geçim olmaz” dedi.

    “Verilen zam mıdır?” diye soru sorarak zamlara tepkisini dile getiren Hüseyin Aygül ise, “Bir de müjde olarak veriyorlar. Ben memur emeklisiyim. Zamla beraber 7.500 TL oldu, bu parayla bu ülkede geçinilir mi? Peynirin kilosu 200 TL, etin kilosu 200 TL olmuş. Bu şartlarda insanlar nasıl geçinecek?” diye belirtti.

    Hidayet Güntaş da, “Zamlar çok iyi, sabah alıyoruz öğleden sonra bitiyor. Emekli maaşını aldığımız gibi kredi borçlarına, elektrik ve doğalgaz faturalarına gidiyor” dedi.

    “HİÇ KİMSE VERİLEN ZAMDAN MEMNUN DEĞİL”

    Her şeyin zamlandığını ve devletin verdiği maaşla hiçbir şey alınmadığını söyleyen Haydar Sezgin, “Huzurumuz kalmadı buna bir çare bulunması gerekiyor. Suskunlukla hiçbir şey çözülmüyor” dedi.

    Haydar Aydoğdu ise, “Ülkenin ekonomisi batmış, halk sürünüyor. Hükümet değişirse belki durumumuz düzelir” dedi.

    Türkiye’de geçinmenin çok zor olduğunu belirten Sugra Kasımova Demir, “Eşimin emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz ama hayat çok pahalı. Ülkedeki hayat pahalılığıyla emeklilere verilen zam çok az ve hiç kimse verilen zamdan memnun değil” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlardan yeni yıl mesajı: Yeni yılda Xızır dünyaya barış getirsin-VİDEO

    Dersimli yurttaşlardan yeni yıl mesajı: Yeni yılda Xızır dünyaya barış getirsin-VİDEO

    PİRHA-2023 yılında dünyaya barışın gelmesini temenni eden Dersimli yurttaşlar, “Yeni yılda acılar yaşanmasın ve sevgi, barış, mutluluk olsun” diye belirttiler.

    2022 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu.

    Dersimli yurttaşlara, 2023 yılından beklentilerinin ne olduğunu sorduk?

    “YENİ YILDA SEVGİ, BARIŞ VE MUTLULUK OLSUN”

    Yeni yılda sevgi, barış ve mutluluk olmasını istediğini söyleyen 11 yaşındaki Amara Yücesoy, “Herkesin yeni yılı kutlu olsun” dedi.

    Yeni yılın herkese hayırlı olmasını dileyen Emine Çınar ise, “Yeni yılda Xızır ve Gola Çetu dünyaya barış getirsin” diye ifade etti.

    İnsanın yeni yılı kutlayabilmesi için ekonomik olarak durumunun iyi olması gerektiğini söyleyen Sakine Şeker, “Her şey pahalı hiçbir şey alınmıyor. Biz de yeni yıla kutlamak istiyoruz ama bu şartlarda kutlanmıyor yeni yıl” diye belirtti.

    Gaxan ayında eski yılın gittiğini ve yeni yılın geldiğini söyleyen Veli Yıldız, “Yeni yılda barış gelsin, kötülük uzak gitsin, Xızır bize yardımcı olsun. Ben herkesin kendi toprağına dönmesini istiyorum. Xızır’dan dileğim ilk önce taşa, ağaca, kurda kuşa, dünya aleme, komşuya fakire ver artan bir şey varsa da bize ver” dedi.

    “YENİ YILDA KİMSE AĞLAMASIN”

    Meneş Çetin ise, “Yeni yıl herkese hayırlı olsun. Yeni yılda iyilik ve güzellik olsun” diye ifade etti.

    Yeni yılda acıların yaşanmamasını dileyen Yemoş Atmaca, “Yeni yılda kimseler ağlamasın güzellikler olsun” şeklinde konuştu.

    Yeni yılın tüm insanlara hayırlı olmasını temenni eden Hanım Yeşil, “İyi bir yıl olsun. Herkesin muradı olsun ve sağlık gelsin. AKP iktidarı ortadan kalksın” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersimli yurttaşlar, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapılmasını istiyor-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapılmasını istiyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Meclisi’nde alınan karar gereği Munzur Kültür ve Doğa Festivali bu yıl 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanıyor. Dersimli yurttaşlar, festivalin yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

    1998 yılında “Tatilini Dersim’de geçir” kampanyasının ardından 1999 yılında ilk kez yapılmak istenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali çeşitli engellemeler nedeniyle ertelenmişti. Ancak 2000 yılına gelindiğinde ise bu kez Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapıldı. O tarihten bu yana geleneksel olarak yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali 2020 yılında pandemi nedeniyle yapılmamıştı. En son yapılan festival 2019 yılında gerçekleştirilmişti.

    2021 yılı için ise Munzur Kültür ve Doğa Festivali için belediye meclisinden “yapılsın” kararı çıktı. Emek Partili belediye meclis üyeleri ise pandemi nedeniyle festivalin yapılmaması gerektiğini savundu. Karar oy çocukluğuyla alınırken, festivalin bu yıl 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanıyor.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılmalı mı? diye sorduğumuz Dersimli yurttaşlar, festivalin yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

    “FESTİVAL YAPILIRSA ÇOK İYİ OLUR”

    Festivalin yapılması gerektiğini belirten Bülent Yüksel, “Festival yapılıyor, insanlar eğleniyor bunun nasıl bir olumsuz yanı var ki. İnsanlar kültürle, sanatla ve doğayla buluşuyor o yüzden bence festival yapılsın, insanlar doğal olarak eğlenmek istiyor” dedi.

    “Festival yapılırsa çok seviniriz, buranın insanları bu süreçte çok mağdur oldu o yüzden festivalin yapılmasını istiyoruz” diyen Senem Haçay, “Pandemiden dolayı çok sıkıntılar yaşadık. Esnaf bu süreçte dükkânlarını açamadı. Kirayı ödemekte sıkıntı yaşadık. Dersimlilerin o kadar çok eğlenmeye ihtiyacı var ki bir buçuk yıl içerisinde çok perişan durumdayız. Eve kapalı kaldık, özgüvenimiz yok oldu, psikolojimiz çok etkilendi o yüzden festival yapılırsa çok seviniriz” diye konuştu.

    “ESNAFLAR ZOR DURUMDA”

    Alişan Dönmez ise, “Bence yapılmalı, festival iyidir şenlik olur biz istiyoruz insanlar pandemi döneminde çok sıkıldı, esnaflarda bu dönemde çok zor durumda o yüzden festival çok iyi olur” dedi.

    Yaklaşık iki yıldır ülke pandemi hastalığıyla sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Cem Vazo, “Festival kesinlikle yapılmalı. çünkü zaten insanlar gelecek Dersim’e zaten şuanda da dışarıdan bir geliş var burada ki esnafın durumu ve insanların psikolojisi kötü durumda. Festival bu sene pandemi koşullarına uygun, insanların sosyal mesafeye dikkat ederek söyleşiler ve panellerle daha kapsamlı bir festivalin olmasından yanayım ama sadece konser ağırlıklı bir festival olacaksa olmasın. Esnaf iki senedir burada kan ağlıyor” ifadelerine yer verdi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersimlilerden katliamın 84. yılında çağrı: Geçmişle yüzleşin-VİDEO

    Dersimlilerden katliamın 84. yılında çağrı: Geçmişle yüzleşin-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yaşayan Dersimli yurttaşlar 84. yılında Dersim Katliamı’na dair düşüncelerini PİRHA’YA aktardı. Yurttaşlar, Dersim Katliamı’nın yıllarca hazırlığının ve planlarının yapıldığını belirterek, “Toplu katliamların gerçekleştirildiği bölgelerde bugün bile katliamın kalıcı izlerini görmek mümkündür. Bu sürecin hayatta kalanlar üzerindeki etkisi tahmin edilemez boyuttadır. Bu insani yıkım üzerine toplumsal bir travma doğmuştur” vurgusunda bulundular. 

    Dersim Katliamı’nın kararının verildiği ve on binlerce Dersimlinin yaşamını yitirip, kalanların da sürgün edildiği 4 Mayıs 1937’nin üzerinden 84 yıl geçti.

    84. yılında Dersim Katliamı’na dair düşüncelerini PİRHA‘ya aktaran Mersin’de yaşayan yurttaşlar, 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda Dersim’e bir harekat düzenlenmesi kararı alınması sonrasında gerçekleşen soykırımda katledilenleri anarak, katliamcıları lanetlediler.

    “ALEVİ FELSEFESİNİ, ALEVİ KÜLTÜRÜNÜ DOĞRU BİR ŞEKİLDE ANLATMAMIZ GEREKİR”

    1937’de büyük bir katliamın yaşandığını ve bu asimilasyonun bugüne kadar devam ettiğini ifade eden Dersimli yurttaş Hüsniye Çelik,  “Öldürülenler, sürgüne gönderilenler, geride kalanlar da asimile ediliyor ve eğitim adı altında ilk yatılı okullar Dersim’de açılıyor. Köylerden, kasabalardan, mezralardan çocuklar yatılı bölge okullarına dolduruluyor. O çocuklar ana dillerini unutuyorlar. Kürtçe konuşmak yasak, Türkçe öğrenilecek ve çocuklar her gün sabah ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’, ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ sloganlarıyla asimile edilerek yetiştiriliyorlar. Alevi felsefesini, Alevi kültürünü, doğru kanallardan, doğru bir şekilde evlatlarımıza, yakınlarımıza çevremize anlatmamız gerekir. Bu da bizim için bir mücadelenin olmazsa olmazlarından biri olmalı. Aleviliği, Sünni İslam içerisine almak isteyenlere karşı da mücadele etmeliyiz. Bu 1937’de katledilen canlarımıza bir vefa borcumuzdur. Bunu hayata geçirmemiz gerekir” dedi.

    “GEÇMİŞLE YÜZLEŞİN”

    Dersim Soykırımı’nın, kendiliğinden gelişmiş bir soykırım olmadığını ve yıllarca hazırlıklarının, planlarının yapıldığını belirten Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut ise şunları söyledi:

    “Yerler tespit edilmiştir, operasyonun nerelere yapılacağı tespit edilmiştir. Aşiret liderleriyle görüşülmüştür. Daha önceden 1936 yılında silahların büyük bölümü toplatılmıştır. Bu dönemde Dersim’in hem inancının hem kültürünün hem dilinin bir soykırıma uğratıldığı kanaatine varıyoruz. Bu kültürel, sosyal ve inançsal soykırımlar devam edip, günümüze kadar gelmiştir. Dersim Katliamı’ndan bu yana 84 yıl geçmesine rağmen gerek Dersim halkı gerek Dersim dostları gerek demokratik kamuoyu bu konuda yeterli bir hassasiyet göstermedi. Aksi takdirde maalesef bu katliamların sonu gelmeyecektir. Şu ana kadar sürdüğü gibi bundan sonra da sürmeye devam edecektir. Bundan sonra halkımızdan isteğimiz, geçmişte neler olup bitmiş gelecek kuşaklara anlatalım. Bunu bir intikam amacıyla değil, bir daha bu acıların yaşanmaması için yapalım. Bu konuda dilimizi, kültürümüzü ve inancımızı çocuklarımıza aktaralım. Yetkililere de buradan seslenmek istiyoruz; Dersimlilerin acıları üzerinden siyaset yapmayın, bu geçmişle yüzleşin.”

    “BU İNSANİ YIKIM ÜZERİNE, TOPLUMSAL BİR TRAVMA DOĞMUŞTUR”

    Dersim’de taş üzerinde taş, taş üzerinde baş bırakmayacak şekilde yapılan büyük bir katliamdan söz edilebileceğini vurgulayan Yazar Yusuf Baran Beyi de, “O coğrafya tamamıyla insansızlaştırılmış. Yakılmış, yıkılmış, harabeye dönmüş bir coğrafya geride bırakılmıştır. Bunun adına katliam mı dersiniz, büyük felaket mi dersiniz, ne derseniz deyin ama sonuç itibariyle Dersim’de böyle bir olayın yaşandığı bir gerçektir. Dersim’de sadece katliam yapılmamıştır, asimilasyon olayı devam etmiştir, dezenformasyon olayı devam etmiştir. Öldürülen insanlarımızı sevgiyle, saygıyla anıyorum” dedi.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkan Yardımcısı Nurşen Çığlık, ise “1937-38 soykırımı müdahale yöntemleri açısından Türkiye tarihinin en dramatik olaylarından biridir” diyerek şöyle devam etti:

    “Soykırım kelimesinin hala kabul görmemesi, 1937-38 yıllarında Dersim’de nedensizce katledilen her insana ihanettir. Politik, sosyal ve kültürel baskılar kurmak için üretilen politikalar, insanca  düşünme becerisini yok etmiş ve tarihte Dersim’e karşı kapanmayacak yaralar açılmasına neden olmuştur. Dersimli kadınlar, çocuklar ve erkekler, Türk ordusunun eylemleri ile toplu katliamlarla Dersim’de yok edilmiştir. Toplu katliamların gerçekleştirildiği bölgelerde bugün bile katliamın kalıcı izlerini görmek mümkündür. Bu sürecin hem zihinsel hem fiziksel olarak hayatta kalanlar üzerindeki etkisi tahmin edilemez boyuttadır. Bu insani yıkım üzerine toplumsal bir travma doğmuştur. Bu kara gün Dersim insanlarının ya da katliamın gerçekleştiğini kalbine yerleştiren herkesi etkilemeye devam edecektir. Bugün Dersimliler hala annesiz, babasız, kardeşsiz, komşusuz kaldığı zamanları hatırlarken suskundur.”

    Diren KESER-Diren SATI/MERSİN

     

     

  • Dersimli yurttaşlardan çağrı: Doğamıza ve kutsallarımıza hassasiyet gösterin-VİDEO

    Dersimli yurttaşlardan çağrı: Doğamıza ve kutsallarımıza hassasiyet gösterin-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de yoğunlaşan ziyaretçi akınına ilişkin PİRHA’ya konuşan yurttaşlar, kutsallara ve doğanın korunmasına yönelik hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirtirken, devletin ve yerel yönetimlerin de tedbir almasını istediler. 

    Doğa savunucusu Haydar Çetinkaya, Türkiye’de koronavirüs tedbirlerinin gevşetilmesiyle birlikte Dersim’e yoğun bir ziyaretçi akını olduğunu söyledi.

    “BU KADAR HOR KULLANILAN BİR MİLLİ PARK YOK”

    Çetinkaya, “Altyapısı olmayan ilimizde bu kadar ziyaretçinin gelmesi bir çok sakınca doğurmaktadır. Binlerce insan piknik yapmak için geliyor ve çöpünü bırakıp gidiyor. Hem Munzur Vadisi Milli Parkı’nda hem de Pülümür Vadisi’nde ciddi bir çevre sorunu yaşanıyor. Türkiye’de bu kadar hor kullanılan bir milli parkın olduğunu düşünmüyorum. Aynı zamanda koronavirüs riskini de göz önünde bulundurduğumuzda ilimizde sayı giderek artmaktadır. Yetkililerin bir an önce önlem alması gerekiyor” dedi.

    “DERSİM BU KADAR YOĞUN ZİYARETÇİ AKININI KALDIRMIYOR”

    Tüm dünyada çok ciddi bir pandemi süreci yaşandığını ifade eden Meral ise, şunları söyledi:

    “Dersim bu süreçten çok fazla etkilenmemişken yaz mevsiminden kaynaklı büyükşehirlerden gelenler sayının artmasına yol açtı. Bizler kentimize ziyaretçilerin gelmesine karşı değiliz ancak ilimiz bu kadar yoğun ziyaretçi akınını kaldırmıyor.”

    Seda adlı kadın da “Dersim’de yaşayan bir insan olarak bu yoğun insan akınına dur demek istiyorum. Bizler Munzur suyumuza, kutsalımıza dokunmazken, gelenlerin bu hassasiyetle yaklaşmamaları bizleri kırıyor” diye konuştu.

    “DÜZENSİZ GELİŞEN TURİZM SÜRECİ KAOSA DÖNÜŞÜYOR”

    Sonay ise pandemi sürecinde olunmasına rağmen gelenlerin bunu dikkate almadığını vurgulayarak, “Kendi yaşlımızı, çocuğumuzu aylarca dışarı çıkarmazken ve bütün tedbirleri alırken, şu an herkes risk altında. Aynı zamanda doğamız da büyük bir risk altında. Bizler kutsallarımıza kıyamazken, yerlere bir çöp bile atamazken, yığınla çöp bırakmalarını doğru bulmuyoruz” derken, Eyüp Hanoğlu ise “Bu yoğunluğun karşısında yetkililer hazırlıksız. Bazı zamanlar ekmek bile bulunamıyor. Plansız, müdahalesiz, düzensiz gelişen turizm süreci kaosa dönüşüyor. Bunun sonucu da çöp yığınları oluşuyor. Hal böyle olunca yöre halkının tepkisine yol açıyor. Munzur Gözeleri gibi kutsal alanlarda suya girilmesi, piknik yapılması tepkiyi daha da arttırıyor. En büyük sorumluluk bu duruma çözüm üretmeyen devlet mekanizması ve kamusal sorumluluğu olanlardır. Yoksa Dersim’e gelenler meymanımızdır” değerlendirmesinde bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Dersimliler: Ses çıkarmazsak her yere kayyım atanabilir-VİDEO

    Dersimliler: Ses çıkarmazsak her yere kayyım atanabilir-VİDEO

    PİRHA – HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanmasına tepki gösteren Dersimliler kayyım meselesinin bir parti meselesi olmadığını, ses çıkartılmazsa önceden yapıldığı gibi her yere kayyım atanabileceğini belirttiler. 

    Haberin videosu

    İçişleri Bakanlığının Diyarbakır, Van ve Mardin belediye eş başkanlarını görevden alarak, yerlerine valileri kayyım atamasına tepkiler artarak devam ediyor.

    Dersimli yurttaşlar da kayyım siyasetine tepki göstererek halkın iradesinin yok sayıldığını belirttiler. Halkın bu duruma karşı birlik içerisinde ses çıkartması gerektiğini savunan yurttaşlar, hiçbir belediyenin garantisi olmadığını, ses çıkartılmazsa her belediyenin kayyımla karşı karşıya kalacağını savundular.

    “KÜRTLERİN OYLARINA TAHAMMÜLSÜZLÜK VAR”

    Mazlum Tuğrul adlı yurttaş kayyımların yarattığı tahribata dikkat çekerek, “Hükümetin, sandık namustur, söylemi vardı. Namus olarak görülen sandığa gidip kayyımları süpürdük. Halkın iradesini kabul etmeyen ama namus olarak gören hükümet 4 ay bile dayanamadı ve kayyım atadı” şeklinde konuştu.

    Hükümetin baskıcı politikaları devam etmesi durumunda kendine zarar vereceğini kaydeden Tuğrul, “Kürtlerin oylarına olan bir tahammülsüzlük durumu var. Aslında bu bir asimilasyon politikasıdır. Seçim sürecinde Erdoğan’ın bir söylemi vardı. ‘Kazanmasak bile kayyum atarız’ tehdidi vardı. Bu kararlar da bu tehdidin bir devamı. Küçük bir çocuğa sorsan bile oda kayyumun sömürü için geldiğini söyler. Kendi seçtiğimiz kişilerin bize hizmet etmesini istemiyorlar. Çünkü onlarda talan ve hırsızlık yok onlarda hizmet var” dedi.

    “HUKUKSUZLUĞA KARŞI DURALIM”

    Toplumun protesto hakkını kullanmasına dahi saldırının gerçekleştiğini kaydeden kadın yurttaşlar da toplum tarafından gereken cevap verilmediği taktirde anti demokratik uygulamaların parti ayırt etmeksizin devam edeceğini belirterek, “Bugün ne Antalya’nın ne İzmir’in ne de İstanbul’un bir garantisi yok. Buralara da kayyım atanabilir. Kimsenin garantisi yok. O yüzden her birlikte bu hukuksuzluğa karşı duralım. Oyumuzu gasp etmelerinin önüne geçelim” diye konuştular.

    “KÜRT’ÜN MUHTAR OLARAK SEÇİLMESİNE TAHAMMÜL EDEMİYORLAR”

    Ali Yılmaz adlı yurttaş ise baskı ve zulmün artmasını yaşanan sessizliğe bağlayarak, “Demokrasi yok şu anda. Yani kim çıkıp demokrasi var diyebilir. Ahmet Türk bir belediye başkanı ama devlete göre bir “terörist”. Ve ona göre karar veriyor. İstediğini terörist ilan edip hakkında istediği kararı veriyor. Yani bu kabul edilecek bir durum değil. Kürt’ün iradesine karşı gösterilen bu tahammülsüzlük artık öyle bir aşamaya gelmiş bırakın belediye başkanlığını muhtar olarak seçilmesine tahammül edemiyorlar. Yeter artık” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Dersim 38 içimizde bir acıdır-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Dersim 38 içimizde bir acıdır-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de sürgün, göç ve katliamın karar belgesinin hazırlandığı gün 4 Mayıs 1937.  Aradan geçen 82 yılda yaşanan bu katliamın derin acılarını yaşayan Dersimliler, 1938’in baskı, göç ve tutuklamalarla devam ettiğini belirtiyor. 

    Dersim Katliamı’nda yaşanan baskıların, zulümlerin, günümüzde de farklı şekillerde devam ettiğini belirten Dersimli yurttaşlar, katliamda katledilen Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını, Dersim kayıp kızlarının kimlere verildiğinin söylenmesini, katliamla yüzleşilmesini, özür dilenmesini ve artık baskı politikalarına son verilerek barışın egemen kılınmasını istediler.

    Dersim Katliamı’nın 82’inci yılına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuşan Dersimli yurttaşlar, Dersim’de yapılacak olan anma etkinliğine vicdanı olan herkesin katılımı için çağrı yaptı.

    “38 HALA DEVAM EDİYOR”

    Herkesin göç ettirildiğini kimsenin kalmadığını şu an yaşananların 38’den daha kötü olduğunu kaydeden ve yaşanan baskılardan korktuğu için ismini vermeyen Dersimli bir yurttaş, “Gençler hep cezaevine atılıyor. 38 hala devam ediyor. Ülkemizde Dersim’le ilgili konuşmak sonuç vermiyor. O günkü baskılar bugün de devam ediyor. Baskılar günün şartlarına göre şekilleniyor. Sürekli göç veren bir yer Dersim. Köylerin yüzde doksanı boş. Gençlik işsiz olduğundan dolayı da terk ediyor. Bu da bir nevi 38 gibi bir şey; insansızlaştırma politikası devam ediyor. Geçmişte yok edildi her şey. Şimdi de göçe zorlanıyor. Toplumun duyarlı olması gerekiyor, anmalara, eylem ve etkinliklere katılım göstermesi gerekiyor” dedi.

    “UMUDUMUZ BASKI DEĞİL SAMİMİYETTİR”

    38’in acısını hala içlerinde yaşadıklarını söyleyen Mazlum Tuğrul isimli bir yurttaş da, “Dersim 38 katliamının  devlet tarafından telafi edilmesini bekliyoruz. Baskıların kalkmasını, buradaki insanların barış ve demokrasi içerisinde yaşamasını istiyoruz. Köylülerimizin geri dönüş yapmasını, yerleşim alanlarını yapmasını bekliyoruz. 38’den bugüne tazminatların geri ödenmesini istiyoruz. 38 kayıp kızlarının nereye götürüldüğü ile ilgili bilgi ve özür istiyoruz. Bu süreçte de demokratik alanın gelişmesi, var olan baskıların kalkması, bölgenin tüm sorunlarının çözülmesini istiyoruz. Umudumuz baskı değil samimiyettir.  Geçmişte yapılanların hatırlatılması için devletin bir çalışma yürütmesini bekliyoruz” diye konuştu.

    “BASKI FARKLI BOYUTLARDA DEVAM EDİYOR”

    Gençler olarak da bu katliamın hala etkilerini yaşadıklarını söyleyen Nesimi Ada ise, “Dersim 38 bizim toplumumuzun büyük bir sorunu. Hem devlet bazında hem de yerelde dile getirmemiz lazım. 38 katliamı toplumumuzun büyük bir kaybı ve acısıdır. Tarihimizi unutmamalıyız. Anmalar şov olmamalı, yaşamımızın her alanında bunu yaymamız lazım. Diğer illerde yaşadığım zaman Dersimli Alevi kimliğimden dolayı 38’i yaşıyorum. Bize isyancı ve kuyruğumuz var inancıyla bakıyorlar. Baskı farklı boyutlarda devam ediyor. Silahla değil de ekonomiyle, barajlarla baskıyı devam ettiriyorlar. İnsanlar göç etmeye zorlanıyor. Geçmişte yaşanan acılara saygı duyarak onları anmalıyız” şeklinde konuştu.

    “38 İÇİMİZDEKİ ACIDIR”

    42 yıldır yurt dışında yaşayan Dersimli yurttaş Gülizar Azizoğlu da “38 içimizdeki acıdır. Unutamayız. İçimizde hep yaşayacaktır. Çocuklarımız da biliyor. Bizim başımız hep diktir, kimseye boynumuzu bükmeyeceğiz. Bu acıları Kerbela’da da görmüşüz. Dersim’i dağıtmak için birçok şey yapıyorlar. Kendim Almanya’dayım ruhum buradadır. Gurbette kardeşten uzak, içimiz paramparça. Burada uygun koşullar olsaydı gitmezdik. Buradaki baskılara karşı birlik olmalıyız; genci, yaşlısı, çocuğu herkes” diye konuştu.

    Katliamların, sürgünlerin yaşandığını dile getiren Dersim Hozatlı bir Yurttaş ise, “Askerler mağaralarda insanları öldürdü. Onların acısı hala içimizde. Çok acılar yaşandı. Derviş Cemal insanlarımızın, gençlerimizin yardımcısı olsun” ifadelerini kullandı.

    “DEDELERİMİZ, ANALARIMIZ KATLİAMA UĞRADI”

    Dersim 38’de çok büyük bir katliamın yaşandığına dikkat çeken Dersimli yurttaş Ali Rıza Yeşilgöz ise, “Hiçbir şey açığa çıkmadı. Gün geçtikçe daha da kötü şeyler yaşanıyor. Bugün de Dersim’de 38’in etkileri devam ediyor. Dedelerimiz, analarımız katliama uğradı. Eskiden göçler daha çok yaşanıyordu. Daha katliamlar olmasın, eşit şekilde yaşamalıyız. Kutuplaştırmalar yapılmasın. Katliamda yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Coğrafyada daha çok katliamlar olmasın istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “ZULME KARŞI DİRENİŞİMİZ DEVAM EDİYOR”

    Kayıplar bulunmasını, arşivlerin açılmasını, mezar yerlerinin açıklanmasını talep eden Dersimli yurttaş Veli Çakmak da, “İnancımızdan, dilimizden, kültürümüzden dolayı katliamlar yaşandı. Zulme karşı direnişimiz devam ediyor. Bugün de baskılar devam ediyor. Tutuklamalar, baskılar sürüyor. İnsanlarımız her daim mücadele etti, ediyor. Basına konuşurken başımıza ne geleceği meçhuldür. Tertelenin 82. yıl dönümüdür. Biz hep birlikte katliamların olduğu bölgelere gidip anma yapmamız gerekir. Tarihimize, doğamıza sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM